Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalite Standardı

Kapsül Haber Ajansı - Kalite Standardı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite Standardı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Membran Üretim Kapasitesini İkiye Katladı, İhracatta Vites Artırdı Haber

Membran Üretim Kapasitesini İkiye Katladı, İhracatta Vites Artırdı

Bugün 65 yıllık tarihi ile 40’tan fazla ülkede, 350’yi aşkın üretim tesisiyle pek çok farklı iş kolunda faaliyet gösteren küresel oyuncu Ravago, inşaat sektöründeki gelenekselleşen Strateji ve Ödül Buluşması kapsamında iş ortaklarıyla Kıbrıs’ta bir araya geldi. Concorde Luxury Resort’te düzenlenen etkinlik, şirketin yeni dönem stratejilerinin paylaşılmasının yanı sıra önemli bir yatırım duyurusuna da sahne oldu. ‘Ezber Bozan Dönüşüm’ mottosuyla gerçekleştirilen buluşmada şirket, Kartepe’deki üretim tesisinde hayata geçirilen yeni fabrika hattı yatırımını iş ortaklarıyla paylaştı. Bu yıl yine bir ilk olarak EPS hammadde tarafında belirli bir hacim üstü alım yapan üretici müşterilerini de ağırlayan Ravago, etkinlik kapsamında aynı zamanda yıl boyunca üstün performans gösteren bayilerini Bölge Ödülleri, Ticari Ödüller ve Ürün Özel Ödülleri kategorilerinde ödüllendirdi. Ayrıca Ravago Türkiye’nin EPS ham madde iş kolunda birlikte yol aldığı firmalara teşekkür plaketi takdim edilen etkinliğin açış konuşmasını, Ravago Türkiye CEO’su Sami Amira gerçekleştirdi. Ardından Ravago Türkiye Mali İşler Direktörü Aslı Perçin, ‘Finansal Bakış’ başlıklı sunumunu paylaştı. Ravago Bina Çözümleri XPS & Bitümlü Örtüler İş Birim Direktörü Nükhet Tercan Yıldırım’ın yeni yatırım hakkında detaylı bilgiler aktardığı etkinlik, Ravago EPS ve Mineral Yün İş Birim Direktörü Özge Müçek’in mineral yünü ve EPS ürünleri hakkındaki sunumuyla devam etti. Ravago Bina Çözümleri Ticari Ürünler Ürün ve Satış Müdürü Emre Arslan’nın ürün gruplarındaki yenilikleri paylaştığı buluşmanın kapanış konuşmasını ise Ravago Bina Çözümleri Türkiye Direktörü Alper Doğruer gerçekleştirdi. Ezber bozan dönüşümle küresel pazarlarda güçlü adımlar Etkinliğin mottosu olan ‘Ezber Bozan Dönüşüm’ yaklaşımının şirketin tüm faaliyet alanlarına yön verdiğini vurgulayan Ravago Bina Çözümleri Türkiye Direktörü Alper Doğruer, “Sektörümüzde başarıya giden yol, alışılmış yaklaşımları sorgulayan ve yeni değerler ortaya koyan bir bakış açısından geçiyor. ‘İnşaatın kalbindeki çözüm ortağı’ olma misyonuyla 30 yılı aşkın süredir faaliyetlerini sürdüren bir şirket olarak iş ortaklarımızla kurduğumuz ilişkilerden AR-GE çalışmalarımıza, üretim teknolojilerimizden müşteri deneyimine kadar tüm alanlarda yenilikçi bir yaklaşım benimsiyoruz. Bugün geldiğimiz noktada geniş ürün portföyümüz, güçlü üretim altyapımız ve küresel ihracat ağımız sayesinde sektörün önemli oyuncularının başında geliyoruz. Üretimimizin önemli bir bölümünü dünyanın dört bir yanındaki projelere ulaştırırken aynı zamanda Türkiye’de yalıtım sektörünün kalite standartlarını da yukarı taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde de yenilikçi çözümlerimiz ve güçlü iş ortaklarımızla birlikte sektörümüzde ezber bozan dönüşümlere imza atmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir büyüme yolculuğunda kritik adım Ravago Bina Çözümleri XPS & Bitümlü Örtüler İş Birim Direktörü Nükhet Tercan Yıldırım ise etkinlik kapsamında lansmanı gerçekleştirilen yeni hat yatırımının detaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yeni fabrika hattı yatırımıyla yıllık 20 milyon metrekare olan membran üretim kapasitelerini ikiye katlayarak 40 milyon metrekare seviyesine çıkardıklarını söyleyen Nükhet Tercan Yıldırım, “Bu yatırım, şirketimizin üretim gücünü büyütmenin ötesinde, sektördeki konumunu yeniden tanımlayan stratejik bir adım niteliği taşıyor. Membran üretiminde ulaştığımız bu kapasite ile Türkiye’de en yüksek kurulu üretim gücüne sahip şirket olarak konumumuzu daha da pekiştiriyoruz. Artan kapasitemiz sayesinde hem iç pazardaki talebe daha hızlı ve güçlü yanıt verecek hem de global pazarlardaki etkinliğimizi daha ileri taşıyacağız. Özellikle ihracat tarafında büyüme ivmemizi destekleyecek bu adım, şirketimizin sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından da kritik bir rol üstleniyor” dedi. Membranda daha verimli bir üretim sürecinin başlangıcı Yeni üretim hattının kapasite artışı sağlayan bir yatırımın çok daha ötesinde katma değer sunduğunu ifade eden Nükhet Tercan Yıldırım, “Yeni hattımız uçtan uca bir teknolojik dönüşümü ifade ediyor. Karışım sürecinden başlayarak üretimin tüm aşamalarını kapsayan bu modernizasyon sayesinde daha yüksek kalite standardı, daha stabil ürün performansı ve daha verimli üretim süreçleri elde ediyoruz. Bununla birlikte bu yatırım kapsamında Türkiye’de ilk kez, özellikle Avrupa pazarında talep gören niş membran ürünlerinin üretimini gerçekleştirecek altyapıyı da devreye aldık. Ayrıca yeni hattımızın çift komponentli üretim yapabilme kabiliyeti sayesinde farklı kullanım alanlarına ve proje ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirme kabiliyetimizi artırırken, pazardaki rekabet gücümüzü de önemli ölçüde yukarı taşıyacağız. Ezber Bozan Dönüşüm yaklaşımımız doğrultusunda attığımız bu adım, geleceğin yapı teknolojilerine de yanıt veren bir üretim vizyonunun en somut göstergelerinden biri” şeklinde konuştu. Başarıların taçlandırıldığı ödül töreni Strateji ve Ödül Buluşması’nın ilk gününde bayilerle bir araya gelen Yılmaz Vural ve Mehmet Arslan’ın katılımıyla gerçekleşen “Ezber Bozan Yılmaz Vural Hocadan Taktikler” söyleşisinin keyifli anlara sahne olduğu etkinlikte, en dikkat çekici bölümlerinden biri de yıl boyunca yüksek performans gösteren iş ortaklarının ödüllendirildiği tören oldu. Ravago Bina Çözümleri, bayilerini Bölge Ödülleri, Ticari Ödüller ve Ürün Özel Ödülleri olmak üzere üç ana kategoride ödüllendirerek sektördeki başarılarını taçlandırdı. Ayrıca Ravago Türkiye’nin EPS ham madde iş kolundaki iş ortakları da yıl içindeki üstün başarılarından dolayı teşekkür plaketi ile onurlandırıldı. Ödül töreni, Ravago Türkiye’nin iş ortaklarıyla kurduğu güçlü iş birliğinin ve birlikte büyüme anlayışının önemli bir göstergesi olarak öne çıktı. Bilgi paylaşımı, stratejik değerlendirmeler ve sektör sohbetleriyle geçen üç günlük buluşma, Pamela ve Ümit Besen’in sahne aldığı gala gecesiyle tamamlandı. Ravago Türkiye’nin iş ortaklarıyla aynı vizyon etrafında buluştuğu Strateji ve Ödül Buluşması, şirketin ‘Ezber Bozan Dönüşüm’ yaklaşımını sektörle paylaştığı güçlü bir platform olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarımda Verimlilik Teknolojileri Neyi Değiştiriyor? Haber

Tarımda Verimlilik Teknolojileri Neyi Değiştiriyor?

Bir tarlada alınan yanlış sulama kararı artık sadece su kaybı anlamına gelmiyor. Gübre maliyetinin yükseldiği, iklim dalgalanmalarının sıklaştığı ve iş gücü planlamasının zorlaştığı bir dönemde, tek bir hatalı uygulama sezon karlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle tarımda verimlilik teknolojileri artık yenilik merakının değil, operasyonel zorunluluğun konusu haline gelmiş durumda. Tarım sektörü uzun yıllar deneyim, gözlem ve yerel bilgiyle ilerledi. Bu yapı bugün hâlâ değerini koruyor. Ancak sahadaki kararların yalnızca tecrübeye bırakılması, özellikle ölçek büyüdükçe yetersiz kalabiliyor. Sensörlerden uydu görüntülerine, otomatik sulama altyapılarından yapay zeka destekli tahmin sistemlerine kadar uzanan yeni araçlar, üreticinin sezgisel bilgisini veriyle destekleyerek daha ölçülebilir bir işletme modeli kuruyor. Tarımda verimlilik teknolojileri neden gündemin merkezinde? Konu yalnızca daha fazla ürün almak değil. Asıl mesele, birim su, birim enerji, birim gübre ve birim iş gücü başına daha yüksek çıktı üretebilmek. Tarımsal işletmeler için verimlilik, artık doğrudan finansal dayanıklılık anlamına geliyor. Girdi fiyatları yükselirken satış fiyatlarının aynı hızda öngörülebilir olmaması, çiftçiyi ve tarım şirketlerini daha hassas planlama yapmaya zorluyor. Buna iklim baskısı da ekleniyor. Aynı bölgede bir yıl kuraklık, bir sonraki yıl ani yağış görülebiliyor. Hastalık ve zararlı riski de buna paralel değişiyor. Bu oynaklık içinde veriye dayalı üretim, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da yönetilebilir hale getiriyor. Özellikle büyük ölçekli işletmeler, kooperatifler, sözleşmeli üretim yapan firmalar ve tarım teknolojisi yatırımcıları için bu dönüşüm artık stratejik bir başlık. Verimliliği artıran ana teknoloji katmanları Sahada en görünür dönüşüm, hassas tarım uygulamalarında yaşanıyor. Toprak nem sensörleri, hava istasyonları, yaprak ıslaklığı ölçümleri ve uzaktan izleme sistemleri sayesinde üretici, tüm araziyi tek tip kabul etmek yerine farklı bölgeleri ayrı ayrı yönetebiliyor. Bunun pratik sonucu, gereğinden fazla sulama veya gübreleme yapılmaması oluyor. Uydu görüntüleri ve drone tabanlı analizler de benzer şekilde önemli. Bitki gelişimindeki stres, insan gözüyle fark edilmeden önce görüntü işleme araçlarıyla tespit edilebiliyor. Bu sayede sorun tüm tarlaya yayılmadan müdahale imkanı doğuyor. Özellikle yüksek değerli ürünlerde bu erken uyarı sistemi ciddi ekonomik karşılık üretiyor. Otomasyon tarafında ise sulama sistemleri öne çıkıyor. Belirli eşik değerlere göre çalışan akıllı sulama altyapıları, suyun zamanlamasını ve miktarını optimize ediyor. Seracılıkta iklim kontrolü, açık alanda değişken oranlı uygulama makineleri ve süt hayvancılığında otomatik sağım sistemleri de aynı mantıkla çalışıyor. Amaç, insan emeğini tamamen devre dışı bırakmak değil; karar ve uygulama kalitesini standardize etmek. Yapay zeka destekli tarımsal yazılımlar ise verinin üst katmanını oluşturuyor. Bu sistemler hava durumu, geçmiş verim kayıtları, toprak analizleri ve sahadan gelen anlık verileri bir araya getirerek öneri sunabiliyor. Hangi parsele ne zaman müdahale edileceği, hangi ürün deseninin daha rasyonel olduğu ya da hastalık riskinin ne zaman yükseldiği daha net görülebiliyor. Her teknoloji aynı etkiyi yaratmıyor Burada kritik nokta, teknoloji alımının tek başına verimlilik getirmemesi. Sahada sık görülen hata, çözümden önce ekipman satın alınması. Örneğin sensör kurmak, veri üretir; fakat o veriyi okuyacak ekip, karar mekanizması ve uygulama disiplini yoksa yatırım atıl kalabilir. Benzer biçimde drone görüntüsü almak ile o görüntüye dayalı agronomik karar üretmek aynı şey değil. Bu yüzden tarımda verimlilik teknolojileri değerlendirilirken üç soru öne çıkıyor: Sorun gerçekten ne, bu teknoloji o sorunu ölçülebilir şekilde çözüyor mu, yatırımın geri dönüşü hangi zaman aralığında alınacak? İşletme büyüklüğü, ürün tipi, su erişimi, mekanizasyon seviyesi ve teknik kadro kapasitesi bu yanıtları doğrudan değiştiriyor. Küçük aile işletmeleri için bazen en yüksek verim artışı ileri seviye yazılımlardan değil, basit sulama otomasyonu ve doğru gübre planlamasından gelebiliyor. Büyük entegre işletmelerde ise fayda, veri entegrasyonu ve çoklu saha yönetiminden doğuyor. Yani teknoloji seçimi, modaya değil iş modeline göre yapılmalı. Maliyet baskısı altında yatırım kararı nasıl şekilleniyor? Tarım teknolojilerinde yatırım iştahı artıyor, ancak finansman gerçekliği hâlâ belirleyici. Donanım maliyetleri, bakım giderleri, yazılım abonelikleri ve eğitim ihtiyaçları birlikte düşünüldüğünde birçok üretici için ilk adım temkinli atılıyor. Özellikle döviz bazlı ekipmanlarda geri dönüş hesabı daha hassas yapılıyor. Buna rağmen tablo tamamen ihtiyat yönünde değil. Çünkü teknoloji yatırımı çoğu zaman yalnızca verim artışıyla değil, kayıp azaltımıyla değer yaratıyor. Bir üretici için yüzde 10 daha fazla verim almak kadar, yüzde 15 su tasarrufu sağlamak veya hastalık nedeniyle oluşacak kaybı erkenden önlemek de kritik olabilir. İşletmeler tam da bu nedenle yatırım kararını sezonluk değil, birkaç yıllık performans perspektifiyle ele alıyor. Kamu destekleri, kalkınma programları ve özel sektör iş birlikleri de bu alanda belirleyici olabilir. Ancak teşvikle alınan her ekipmanın etkin kullanıldığı varsayımı doğru değil. Eğitim, servis altyapısı ve veri okuryazarlığı eksikse, destekli yatırımın etkisi sınırlı kalabiliyor. Verinin değeri arttıkça yeni rekabet alanları doğuyor Tarım artık yalnızca tohum, gübre ve makine rekabetiyle tanımlanmıyor. Veri yönetimi de yeni rekabet eksenlerinden biri haline geliyor. Hangi işletmenin üretim geçmişini daha iyi kaydettiği, hangi kurumun saha verisini daha iyi analiz ettiği ve hangi tedarikçinin karar destek sistemini daha güvenilir sunduğu önem kazanıyor. Bu durum, tarım şirketleri kadar medya ve içerik ekosistemi için de dikkat çekici. Çünkü sektördeki dönüşüm sadece sahada değil, bilgi dolaşımında da yaşanıyor. Karar vericiler artık ürün tanıtımı değil, ölçülebilir sonuç ve uygulanabilir vaka arıyor. Bu nedenle sektör haberciliğinde teknoloji başlığının daha analitik, daha karşılaştırmalı ve daha iş odaklı ele alınması gerekiyor. Tarımda verimlilik teknolojileri için Türkiye’nin fırsat alanı Türkiye açısından en büyük avantaj, farklı iklim ve ürün desenlerine sahip geniş bir uygulama sahasının bulunması. Bu çeşitlilik, yerli tarım teknolojileri geliştiren girişimler için ciddi bir test ortamı yaratıyor. Sulama, sera otomasyonu, görüntü analizi, tarımsal ERP çözümleri ve makine entegrasyonu gibi alanlarda oluşan yerel kapasite, önümüzdeki dönemde daha görünür hale gelebilir. Ancak fırsat kadar yapısal sınırlar da var. Parçalı arazi yapısı, dijital altyapı eşitsizliği, eğitim ihtiyacı ve teknolojinin farklı ölçeklerde farklı sonuç üretmesi, yaygınlaşmanın önündeki temel başlıklar arasında. Ayrıca teknoloji tedarikçilerinin sahaya ürün satmakla yetinmeyip danışmanlık ve ölçümleme kapasitesi de sunması gerekiyor. Aksi halde beklenti ile sonuç arasındaki fark büyüyor. Kurumsal alıcılar açısından burada yeni bir iş alanı da oluşuyor. Gıda sanayi şirketleri, ihracatçılar, perakende zincirleri ve finans kuruluşları, tedarik ağındaki üreticilerin verimlilik düzeyini yakından izlemek istiyor. Çünkü tarımsal verimlilik artık sadece çiftçinin meselesi değil; tedarik güvenliği, kalite standardı ve maliyet istikrarı açısından tüm değer zincirini etkileyen bir değişken. Önümüzdeki dönem neye işaret ediyor? Gelecek birkaç yılda en hızlı büyümenin, tekil cihaz satışından çok entegre çözümlerde görülmesi beklenebilir. Sensör, yazılım, uzaktan izleme ve saha danışmanlığını birlikte sunan modeller daha fazla karşılık bulacak. Çünkü üretici giderek daha net bir soru soruyor: Bu teknoloji bana hangi kararı daha doğru aldıracak? Aynı şekilde yapay zeka uygulamalarının etkisi de, gösterişli demolarla değil, sahadaki isabet oranıyla ölçülecek. Hastalık tahmini, sulama optimizasyonu, verim projeksiyonu ve girdi planlamasında somut fayda üreten sistemler öne çıkacak. Diğerleri ise kısa süreli ilginin ötesine geçemeyecek. Tarımda teknoloji konuşurken en sağlıklı yaklaşım, ne aşırı iyimserlik ne de refleks halinde kuşkuculuk. Her işletme için tek reçete yok. Ama açık olan şu: Veriye dayalı üretim yapısı kurmayan tarımsal işletmeler, önümüzdeki dönemde maliyet, kalite ve rekabet baskısını daha sert hissedecek. Sektörün asıl meselesi teknolojiye sahip olmak değil, teknolojiyi sahada sonuç üreten bir yönetişim modeline dönüştürmek. Bu dönüşümü erken okuyanlar, yalnızca daha çok üretmeyecek; daha öngörülebilir, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir bir iş yapısı kuracak.

Atlas Copco, Smart Integrated Assembly ile Üretimde Kesintisiz Operasyon ve Dijital Dönüşüm Sağlıyor Haber

Atlas Copco, Smart Integrated Assembly ile Üretimde Kesintisiz Operasyon ve Dijital Dönüşüm Sağlıyor

Smart Integrated Assembly ile üretim hatlarındaki plansız duruşlar %50’ye kadar azalırken, fabrikalara kesintisiz operasyon ve yüksek verimlilik sağlanıyor. Donanım, yazılım ve servis bileşenlerini tek bir entegre çözümde birleştiren bu yaklaşım, fabrikaların rekabet gücünü artıran kesintisiz operasyon, yüksek kalite güvencesi ve sürdürülebilir verimlilik sunuyor. Günümüz üretim ekonomisinin en kritik sorunu olan plansız duruşlar, işletmelere hem yüksek maliyet hem de kayıp kapasite olarak geri dönüyor. Uluslararası sektör raporları, öngörücü bakım uygulamalarının plansız duruşları %20–50 azaltabildiğini ortaya koyuyor. Atlas Copco’nun Smart Integrated Assembly yaklaşımı, bu kazanımı fabrikalara somut olarak taşıyor. Akıllı sıkma ekipmanları, gelişmiş proses kontrol yazılımları ve entegre veri analitiği platformları birlikte çalışarak potansiyel arızaları erken aşamada tespit ediyor; böylece hatların durma ihtimali minimum seviyeye iniyor. Atlas Copco’nun global araştırmalarına göre, üretim hatlarında yaşanan her bir dakikalık duruş ciddi mali kayıplara yol açabiliyor. Smart Integrated Assembly, bu kayıpların önüne geçmek için veri odaklı bir ekosistem sunuyor ve üreticilerin dayanıklılık seviyesini önemli ölçüde artırıyor. Bu yaklaşım sadece kaliteyi değil, esneklik ve çevikliğin kritik önem taşıdığı yeni endüstri çağında üretim hatlarının adaptasyon kabiliyetini de artırıyor. Smart Integrated Assembly, işletmelerin yüksek verimlilik ve düşük karbon ayak izi hedeflerine daha hızlı ulaşmasına da katkı sağlıyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik’in Türkiye Otomotiv Bölüm Müdürü Aras Kabakcı, Smart Integrated Assembly’nin önemini vurgulayarak şunları ifade ediyor: “Üretimde kesintisizlik, kalite güvencesi ve sürdürülebilirlik artık sadece rekabet avantajı değil; uzun vadeli başarı için zorunlu hale geldi. Smart Integrated Assembly yaklaşımımız, müşterilerimize bu üç alanda da güçlü bir çözüm sunuyor. Donanım ve yazılımı tek çatı altında birleştirerek üretimin bütününü daha akıllı ve daha güvenilir bir yapıya taşıyoruz.” Atlas Copco Endüstriyel Teknik, Smart Integrated Assembly ile Türkiye’deki üreticilere küresel standartlarda bir dönüşüm fırsatı sunuyor. Yerel servis yapılanmasıyla işletmelere 7/24 kesintisiz destek sağlayan Atlas Copco, üretim hatlarını modernize etmek isteyen işletmelerin hem bugün hem de geleceğe yatırım yapmasını mümkün kılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.