Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaliteli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Kaliteli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaliteli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğuş Çay, Mayıs Ayı İlk Çay Hasadına Başladı Haber

Doğuş Çay, Mayıs Ayı İlk Çay Hasadına Başladı

Yıllardır çay üretiminde kaliteyi ve sürdürülebilirliği odağına alan marka, yeni sezonda da doğaya, üreticiye ve geleceğe değer katan çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Doğuş Çay, 2026 yılının ilk çay hasat sezonunu Karadeniz’de büyük bir heyecanla karşıladı. Karadeniz’in bereketli topraklarında başlayan yeni hasat dönemiyle birlikte Doğuş Çay, kaliteli üretim anlayışını sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla buluşturarak geleceğe yatırım yapmayı sürdürüyor. Tema Vakfı’yla birlikte 10’uncu yılına giren “Her Dem Toprak İçin” projesinde kalite ve sürdürülebilirlik odağı ön planda Doğuş Çay, yalnızca bugünün değil geleceğin çayını üretme vizyonuyla hareket ederek toprağın korunmasını, verimli tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasını ve sürdürülebilir üretim anlayışını destekleyen çalışmalarına da devam ediyor. Bu kapsamda, Tema Vakfı’yla yürüttüğü “Her Dem Toprak İçin” projesi de bu yıl 10’uncu yılına ulaştı. Proje kapsamında, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla çayın sağlıklı topraklarda aynı kalitede ve lezzette yetiştirilmesi hedeflenirken, verim ve kaliteyi artırmaya yönelik yeni uygulamalar da devreye alınacak. Karadeniz’in eşsiz doğasından aldığı ilhamla üreticiyi destekleyen, toprağa değer veren ve sürdürülebilir geleceğe katkı sağlayan projeleriyle sektörüne öncülük etmeyi sürdüren marka, 2026 yılının ilk hasadıyla birlikte çay severlerin sofralarına aynı kalite ve lezzeti ulaştırmaya devam edecek. Karakan: “Yeni hasat döneminde daha fazla üreticiyi bilinçlendireceğiz” Çayın sağlıklı topraklarda, aynı lezzet ve kalitede yetiştirilmesini sağlamak amacıyla harekete geçtikleri projenin bu yılki mottosunun ‘Her Dem Toprak, Her Dem Gelecek’ olduğunu kaydeden Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan, “Projemizin 10’uncu yılına girdiği bu yıl, binlerce üreticiye ulaşma, toprağın korunmasına katkı sağlama ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma motivasyonumuz daha yüksek. Çünkü en iyi tarım uygulamaları konusunda 10 yıllık emeği, birikimi ve deneyimi bu yıla aktaracak olmanın güvenini taşıyoruz. Bu yıl daha fazla üreticiye ulaşmayı, daha fazla toprağı korumayı ve bu bilinci toplumun her kesimine yaymayı hedefliyoruz. Hasat kapsamında çay üreticileriyle bir araya gelerek doğru hasat teknikleri, verimli üretim yöntemleri ve doğal kaynakların korunmasına yönelik uygulamalar konusunda daha çok yol alacağız” değerlendirmesini yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar Enflasyonla Doğru Orantılı Kur İstiyor Haber

Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar Enflasyonla Doğru Orantılı Kur İstiyor

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2018–2025 değerlendirmesi; ihracat fiyatlarındaki değişimi, enflasyon-kur baskısı, artan maliyetleri ve küresel rekabetin boyutlarını ortaya koydu. Başkan Zandar, ayakkabı sektörünün son yıllardaki seyrine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “2018 yılında 64 milyon dolar olan ayakkabı ihracatı, 2020’ye kadar 112 milyon dolarla iki katına çıktı. 2024–2025 döneminde ise 91 milyon dolara geriledi. 2018’de 336 olan ihracatçı sayımız, 2022’de 456’ya yükseldi. Birliğimize yaklaşık 100 yeni ihracatçı kazandırdık. Bu artışta özellikle İtalya’da düzenlenen Expo Riva Schuh Fuarı milli katılım organizasyonumuzun çok önemli katkısı oldu. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen fuar dört gün sürdü ve katılımcı firmalar organizasyondan son derece memnun ayrıldı.” Deri sektörünün beklentisi enflasyonla doğru orantılı kur Erkan Zandar, “Kilogram ihracat fiyatı mamulde yükselmiş olsa da hammaddede düştü. Döviz kurunun enflasyondaki artışın gerisinde kalması nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat tutturmakta zorlanıyoruz. Çünkü Türkiye’de üretim maliyetlerinin ana kalemini enflasyona bağlı işçilik giderleri ve genel üretim maliyetleri oluşturuyor. 2018’de ayakkabıda ortalama kg ihraç fiyatımız 27,5 dolar seviyesindeydi. 2021–2022 döneminde bu rakam 20 dolara kadar geriledi. Bu süreçte kur artışı, iç maliyetlerdeki yükselişi kısmen dengeleyebiliyordu. Ancak sonraki dönemde kur ile enflasyon arasındaki bağ tamamen koptu. 2023’te önce 26 doları, ardından 24 doları gördük ancak ihracat geriye gitti. Ortalama 21 dolar seviyesindeyken yüksek hacimli satış yapabiliyorduk. Çünkü bu seviyede kur, maliyet artışlarını karşılayabiliyor; üreticiye rekabet gücü sağlayabiliyordu. Bugün 4 dolarlık fark bile sektörün tüm dengesini anlatıyor. İhracatçının en temel beklentisi; enflasyonla doğru orantılı, öngörülebilir bir kur politikasıdır. Bugün fiyat açısından pahalı bir ülke konumundayız.” dedi. Saraciye ve deri konfeksiyonda katma değer avantajı Saraciyenin halen sektörün en yüksek katma değerli alanlarından biri olduğunu belirten Zandar, “Kilogram fiyatı 21 dolardan 18 dolara geriledi, buna rağmen ihracatta ciddi bir düşüş yaşanmadı. Ancak Türkiye’de kapasitesi yüksek firma sayısının sınırlı. Saraciyede 250 bin dolar üzeri ihracat yapan firma sayımız sadece 7. Güçlü ve ölçekli firma sayısını artırmamız gerekiyor. Deri konfeksiyon sektöründe ise üretim zorlukları var. Katma değerli bir alan ancak nitelikli eleman bulmak zor, üretim maliyetleri yüksek ve ihracat fiyatını tutturmak her geçen gün daha güç hale geliyor.” diye konuştu. Ham deri ve kürk ihracatında kilogram fiyatlarının 8 dolardan 5 dolara kadar gerilediğini belirten Erkan Zandar, bunun temel nedeninin dünya genelinde deri fiyatlarındaki düşüş olduğunu ifade etti. Sektörde konsolidasyon süreci geliyor Başkan Zandar, önümüzdeki 5 yıllık perspektife ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Sektörümüzde ciddi bir konsolidasyon süreci yaşanacak. Sadece güçlü markalar ayakta kalacak. Tüketiciye ulaşabilen, fiyatı erişilebilir, üretim gücü olan markalar yoluna devam edecek; diğerleri ya dönüşecek ya da piyasadan çekilecek. Tüketici davranışları köklü biçimde değişiyor. Hibrit alışveriş modellerinin yaygınlaşıyor, yapay zekâ ve otomasyon yatırımları sektörün geleceğini belirliyor. Çin başta olmak üzere dünya otomasyon yatırımlarını hızla artırdı. Biz uzun yıllar ucuz iş gücüne güvendik. Bu oyunun dışında kaldık. Ayakta kalmak için teknoloji ve otomasyon yatırımlarını mutlaka yapmak zorundayız.” dedi. Türkiye’nin şansı butik ve katma değerli üretim Zandar, Türkiye’nin Mısır gibi düşük maliyetli ülkelere kıyasla farklı bir kulvarda rekabet edebileceğini vurgulayarak: “Bizim şansımız; butik üretim, saraciye, deri konfeksiyon ve ayakkabıda tasarım gücümüzdür. Ancak firmalarımızın fiziki altyapıları ve sertifikasyon süreçleri halen yetersiz. Bu alanlarda yoğun çalışmamız gerekiyor.” diye konuştu. Uzak Doğu rekabet gücümüzü zayıflatıyor Başkan Zandar, “Hammadde maliyetlerimiz özellikle Uzak Doğu’dan gelen girdiler karşısında rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Özellikle Çin’den temin edilen hammaddelerde ciddi bir fiyat rekabeti söz konusu. Bu durum üretim maliyetlerimizi artırırken, lojistik giderlerindeki yüksek seyir de ihracatçımızın yükünü ağırlaştırıyor. Bugün geldiğimiz noktada fiyat rekabetinde geride kalıyoruz. Bu nedenle yalnızca üretmek değil, aynı zamanda etkili bir PR ve tanıtım stratejisi yürütmek zorundayız. Türk deri ve moda ürünlerinin uluslararası pazarlarda doğru anlatılması büyük önem taşıyor.” dedi. Hammaddeye erişim sektörün en can yakıcı sorunu Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, “Hepinizin sahada birebir yaşadığı, bizlerin de Yönetim Kurulu olarak her platformda dile getirdiği en can yakıcı sorundan başlamak istiyorum: Hammadde ve ara maddeye erişim. Biz ihracatçılar olarak Avrupa pazarında yıllarca "kaliteli üretim ve uygun fiyat" dengesiyle var olduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu avantajımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Neden mi? Çünkü Türkiye’de üretimi dahi olmayan ara maddelere uygulanan yüksek ithalat vergileri ve gümrük koruyucu önlemler belimizi büküyor. Soruyorum sizlere; Türkiye’de üretilmeyen bir malzemenin ithalatına vergi koyarak kimi koruyoruz? Bu durum yerli üreticiyi korumuyor aksine ihracatçıyı rekabet edemez hale getiriyor.” dedi. Hem maliyette pahalıyız hem ürün kalitemiz dezavantajlı Gündoğdu, Avrupa’daki rakibin aynı ara maddeyi gümrüksüz, sadece vergisini ödeyip alırken; Türkiye’nin gümrük duvarlarına takıldığını söyledi. “Bu durum bizi hem maliyette pahalı kılıyor hem de kaliteli hammaddeye ulaşamadığımız için ürün kalitemizde dezavantaj yaratıyor. Bizim, "Bu ürün Türkiye'de yoksa, ihracatçı bunu dünya fiyatlarından alabilmeli" tezini Bakanlık nezdinde sonuna kadar savunacağız. Çözüm odaklıyız, takipçisiyiz. Sadece sorunları değil, çözümleri de masaya yatırıyoruz.” Finansmana erişimde taleplerimiz var Bakanlık ile kurdukları temaslarda ihracatçıların finansmana erişimdeki zorluklarıyla ilgili iki temel talepleri olduğunu açıklayan Halil Gündoğdu şu sözlerle devam etti: “Birincisi fuar katılımlarında firmalarımıza prefinansman (ön finansman) sağlanması, ikincisi hak edilen devlet teşviklerinin ödeme sürelerinin 1 ay gibi makul bir süreye indirilmesi. İhracatçı parasını yıllarca beklememeli, hemen üretime ve yeni pazarlara döndürmeli. Milli katılım organizasyonlarımızda, İtalya Expo Riva Schuh fuarında yakaladığımız o yüksek memnuniyeti ve başarıyı biliyorsunuz. Avrupa bizim kalemiz, buradaki faaliyetlerimizi artırarak sürdüreceğiz.” Hedef ABD pazarından yüzde 1 pay almak Gündoğdu, “ABD pazarında artık düşünce aşamasından aksiyon aşamasına geçmek zorundayız. Rakamlar ortada; ABD'nin deri ithalatından Türkiye'nin aldığı pay sadece %0,26. Daha da vahimi, Ege Bölgesi olarak bizim aldığımız pay %0,029. Yani binde bir bile değil! Hedefimiz yüzde 1 pay almak. Bu tabloyu değiştirmek boynumuzun borcudur. Ayrıca, deri konfeksiyon ürünlerimizin kıymetini bilen Kuzey Avrupa ülkeleri de önümüzdeki dönemde agresif pazarlama yapacağımız yeni rotalarımız olacak.” diye konuştu. İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı Halil Gündoğdu, “Bugün sektörümüze baktığımızda; Deri Mamulleri özelinde bir OSB yer almamakta. Türkiye’nin en büyük 3. ili olan İzmir’imizde ise bu eksiklik artık daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörümüzün kümelenememiş olması, dağınık yapıda kalması ne yazık ki sektörümüzü olumsuz etkilemektedir. Emek yoğun bir sektörüz; yan sanayinin gelişmesi, nitelikli ara eleman devamlılığının sağlanması ve istihdamın artırılması ancak sektörün bir arada, omuz omuza hareket etmesiyle mümkündür.” dedi. Bölgeden gerçekleşen deri ve deri mamulleri ihracatının yarısının, 300 aktif firmanın içerisinden sadece 40 firmanın sırtladığını açıklayan Gündoğdu, “Bu sürdürülebilir değildir. Sektörümüzün kümelenmesi ve güçlenmesi, ihracatın tabana yayılmasını sağlayacak, geriye kalan firmalarımızı da oyunun içine daha güçlü bir şekilde dahil edecektir. Bu noktada hedefimiz nettir: İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması. Önümüzdeki yeni dönemde başkan adaylığımı da açıklamak istiyorum.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.