Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalkınma

Kapsül Haber Ajansı - Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek Haber

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek

VakıfBank, üretimi güçlendiren, istihdamı destekleyen ve işletmelerin rekabet gücünü artıran Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı kapsamında Geleceğe Değer Paketi’ni tanıttı. COP31 öncesinde kamuoyuyla paylaşılan paket, KOBİ’ler başta olmak üzere ticari ve kurumsal işletmelerin dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman ürünüyle yanıt veriyor. Geleceğe Değer; işletmelerin enerji ve kaynak kullanımını iyileştiren, üretim süreçlerini dijitalleştiren, ihracatta dönüşüme hazırlığını destekleyen ve yatırımlarını çevresel risklere karşı güçlendiren çözümleri aynı çatı altında bir araya getiriyor. İşletmelere yatırımın niteliğine göre yatırım kredisi, proje kredisi ve tamamlayıcı işletme ihtiyaç kredisi seçenekleri sunuluyor. “Kalkınma hedeflerini işletmelerin yatırımlarıyla buluşturuyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Geleceğe Değer’in Bankanın kalkınma yaklaşımının yeni bir adımı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla, ülkemizin kalkınma yolculuğunda fark oluşturan her alanda yer almayı ve bu yolla ülkemize değer katmayı vizyon edindik. İmalatçının, üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, kadın ve genç girişimcilerin ana bankası olma hedefiyle çalışıyoruz. Bu anlayışla finansmanı; üretime, istihdama, verimliliğe ve rekabet gücüne katkısıyla birlikte ele alıyoruz. Geleceğe Değer ile işletmelerimizin bugünkü yatırım ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin üretim ve ticaret koşullarına hazırlanmalarını destekliyoruz.” Arslan, paketin hedefini ve uygulama yaklaşımını ise şöyle açıkladı: “Geleceğe Değer Paketi kapsamında ülke ekonomimize 50 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Uluslararası kaynaklarla finansman gücümüzü artırıyor, iş birliklerimizle dönüşümün farklı aşamalarında işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Farkındalık oluşturmak, ihtiyacı ölçmek, yol göstermek, uygun yatırımı finanse etmek ve etkiyi izlemek, Geleceğe Değer yaklaşımımızın birbirini tamamlayan adımlarını oluşturuyor. KGF kefaleti de KOBİ’lerimizin teminat ihtiyacının karşılanmasına destek olarak bu yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Geleceğe bugünden değer katıyor; yeşil dönüşümü üretime, üretimi kalkınmaya, kalkınmayı ülkemiz için kalıcı değere dönüştürüyoruz.” “VakıfBank’ın Attığı Bu İkinci Adım Son Derece Kıymetli” 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm halini aldığını dile getiren Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise, “Yola çıktığımızda yüzde 13 olan geri kazanım oranımız bugün yüzde 40'lara ulaştı. Dokuz yılda 90 milyon ton atığı ekonomimize kazandırdık. Bu dönüşümün ekonomimize katkısı 2025 yılı itibarıyla 365 milyar lirayı buldu. Ayrıca 180 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçtik. Türkiye'nin girişimiyle 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi de bu başarının küresel ölçekteki karşılığıdır. Ancak önümüzde hâlâ önemli bir fırsat var. Atık tesislerine ulaşan her 10 ton atığın 7'si geri kazanılmadan bertaraf ediliyor. Oysa sanayimiz hammaddeye ihtiyaç duyarken kendi kaynaklarımızı ekonomiye kazandıramamak önemli bir kayıptır. Bu nedenle sıfır atık, aynı zamanda hammadde ve arz güvenliği meselesidir. Sanayimizin gelecekteki hammadde güvencesi, şehirlerimizin atıklarında saklıdır” ifadelerini kullandı. Hedeflerin hayata geçmesi için yanıtlanması gereken sorunun “Kim finanse edecek?” olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Bugün tanıtılan ve imzalanacak olan yeni finansman paketi, bu soruya Türkiye'den verilen güçlü bir cevaptır. Geçtiğimiz Eylül ayında Sıfır Atık Vakfımız ile VakıfBank iş birliğinde hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, bu dönüşümün finansman ayağında önemli bir başlangıç oldu. VakıfBank'ın COP31'e günler kala attığı bu ikinci adım, sıfır atığı sosyal sorumluluk başlığının ötesine taşıyarak bankacılığın ve kalkınmanın ana gündemine yerleştirmesi bakımından son derece kıymetlidir. Öncü adımları için VakıfBank Genel Müdürü Sayın Osman Arslan'a ve VakıfBank ailesine, destekleri için Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdoğan Özegen'e, sanayimizin dönüşüm iradesini bugün burada temsil eden MESS Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Özgür Burak Akkol'a teşekkür ediyorum.” “Maliyetleri azaltarak rekabet gücünü artıracağız” “Türkiye’nin üretimdeki gücünü geleceğe taşımak için KOBİ’lerimizin yeşil dönüşümünü desteklemeliyiz” diyen Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise, “İşletmelerimizin daha az enerjiyle, kaynaklarını daha verimli kullanarak üretmesi, hem maliyetlerini azaltacak hem de rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu nedenle yeşil dönüşümü, üretimimizin ve ihracatımızın geleceği açısından önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz” şeklinde konuşan Özegen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Finansman imkânlarını üreticimizin ihtiyaçlarıyla buluşturabildiğimiz ölçüde, iklim hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürebiliriz. KGF olarak sorumluluğumuzun, işletmelerimizin bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken yarına hazırlanmasına da katkı sunmak olduğuna inanıyoruz. VakıfBank ile güç birliğimizi bu anlayışla sürdürüyor, daha verimli üreten, daha güçlü rekabet eden ve sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye için çalışıyoruz.” KUTU… Mevcut kaynaklardan COP31’de yeni anlaşmalara VakıfBank’ın Dünya Bankası kaynağıyla hayata geçirdiği Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı Paketi kapsamında, mayıs ayından bu yana yaklaşık 15 bin kadın ve genç girişimciye 1 milyar dolar finansman sağlandı. Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan temin edilen 300 milyon dolarlık, 10 yıl vadeli kaynak ise deprem bölgesinin yeniden inşasına ve KOBİ’lerin yeşil yatırımlarına yönlendiriliyor. Yıl başından bu yana uluslararası piyasalardan temin ettiği 9 milyar dolarlık kaynağın 7 milyar dolarını ülkemizin sürdürülebilir kalkınma önceliklerine yönlendiren VakıfBank, bu alandaki iş birliklerini genişletiyor. Banka, COP31 kapsamında dört farklı uluslararası finans kuruluşuyla sürdürülebilirlik temalı yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerini gerçekleştirecek. Böylece uluslararası finansman imkânlarının işletmelerin somut dönüşüm yatırımlarına aktarılması için kaynak kapasitesi güçlendirilecek. Farkındalıktan ölçüme ve finansmana uzanan iş birliği Geleceğe Değer’in uygulama yaklaşımında her iş birliği, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı bir ihtiyaca karşılık veriyor. Sıfır Atık Vakfı ile yürütülen iş birliği; kaynakların sorumlu kullanımı ve döngüsel ekonomi konusunda farkındalığın artırılmasını, Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi’nin tanıtılarak daha fazla işletmeye ulaştırılmasını destekliyor. Böylece bilinçlendirme çalışmalarıyla yatırım ihtiyaçlarının finansman çözümleriyle buluşturulması amaçlanıyor. MEXT Teknoloji Merkezi ile ilgili ürünler kapsamında yürütülen çalışmalar ise işletmelerin mevcut durumlarının ölçülmesine, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesine ve işletmeye özel yol haritalarının hazırlanmasına katkı sağlıyor. VakıfBank, bu yol haritalarındaki uygun yatırımları finansmanla buluşturuyor. Ölçümle başlayan bu yaklaşım, yatırımların hedeflenen dönüşümle ilişkilendirilmesine ve sağlanan etkinin izlenmesine zemin oluşturuyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) ile iş birliği kapsamında, KGF kefaletiyle teminat imkânları güçlendirilerek KOBİ’lerin dönüşüm yatırımlarına erişimi kolaylaştırılıyor. Böylece dönüşüm yatırımı yapmak isteyen işletmelerin finansmana erişimi kolaylaştırılarak belirlenen ihtiyaçların somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlanacak. İşletmelerin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman çözümü Geleceğe Değer, 11 finansman ürününü Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile aynı çatı altında buluşturuyor. Her ürün, işletmelerin faaliyet alanına ve yatırım ihtiyacına göre farklı bir dönüşüm alanına odaklanıyor. Üretimde Verimlilik, makine ve ekipman yenilemesiyle üretim ve enerji verimliliğini artıran yatırımları destekliyor. Enerjim Doğadan, güneş santralleri dâhil yenilenebilir enerji üretimi ve depolama yatırımlarına finansman sağlıyor. Bu çözümler, işletmelerin üretim altyapılarını ve enerji kullanımını birlikte ele almalarına imkân tanıyor. Dijital Dönüşüm Destek, kurumsal kaynak planlamadan yapay zekâya, bulut bilişimden siber güvenliğe uzanan teknoloji yatırımlarını finanse ederek işletmelerin süreçlerini geliştirmelerini destekliyor. Kadına Değer, kadın girişimcilerin yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına odaklanarak dönüşüm finansmanına erişimlerini güçlendiriyor. İhracatçılara Özel Yeşil Vize, MEXT iş birliğiyle karbon emisyonunun hesaplanmasını, dekarbonizasyon yol haritasının hazırlanmasını ve bu yol haritasındaki emisyon azaltım yatırımlarının finansmanını bir araya getiriyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Uyum Kredisi (ESG) ise işletmeye özel hazırlanan uyum yol haritasındaki yatırımlara finansman sağlıyor. Bu iki üründe ölçüm ve yol haritası, yatırım kararının temelini oluşturuyor. Mavi Finans, su ve deniz kaynaklarını koruyan yatırımları; Orman Koruma ise ormanların korunmasına katkı sunan yeşil dönüşüm yatırımlarını destekliyor. İklime Dayanıklı Şehirler / Afet Dirençli Yapılar, tesisleri deprem, sel ve yangın gibi risklere karşı güçlendiren önleyici yatırımları kapsıyor. Yeşil Bina ve Sürdürülebilir Yapılar, enerji performansı yüksek ticari binaların edinilmesine ve binalardaki yenilenebilir enerji ile şarj altyapısı yatırımlarına finansman sağlıyor. Vinov Green, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini benimseyen tedarikçileri dijital tahsilat ve finansman çözümleriyle destekleyerek dönüşümü tedarik zincirine taşıyor. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ise sorumlu hammadde kullanımı, sürdürülebilir üretim, toplama ve ayrıştırma, geri kazanım ve yeniden işleme, yeniden üretim ve değer kazanımı ile sorumlu kullanım ve dağıtım alanlarındaki yatırımları kapsıyor. Böylece finansman desteği, üretimin ve kaynak kullanımının farklı aşamalarına yayılıyor. Döngüsel ekonomide somut sonuçlar 15 Eylül’de Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, döngüsel ekonominin 6 temel alanında 93 farklı yatırım türünü kapsıyor. Bu pakete yönelik 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle güçlendirilen finansman modeli kapsamında, yaklaşık bir buçuk ayda 300’den fazla işletmeye 600 milyon TL’nin üzerinde finansman sağlandı. VakıfBank, Geleceğe Değer ile uluslararası kaynak temininden işletmelerin yatırım ihtiyaçlarına, farkındalık çalışmalarından teknik ölçüme ve teminat desteğine uzanan yaklaşımını genişletiyor. Banka, COP31’de yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerinin yanı sıra tematik panel ve etkinliklerle de yer alarak işletmelerin dönüşümüne ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine katkı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kosova’da Priştine–Mitroviça yoluna 16 milyon dolarlık kredi desteği Haber

Kosova’da Priştine–Mitroviça yoluna 16 milyon dolarlık kredi desteği

Priştine ile Mitroviça arasındaki ulaşım bağlantısını geliştiren projede 9,87 kilometrelik yol bölümü iyileştirildi. Suudi Kalkınma Fonu’nun krediyle desteklediği çalışmanın, yolcu ulaşımını ve ticari taşımacılığı kolaylaştırması bekleniyor. Kosova’nın başkenti Priştine’yi ülkenin kuzeyindeki Mitroviça’ya bağlayan güzergâhta 9,87 kilometrelik yol bölümünün iyileştirilmesi tamamlandı. Suudi Kalkınma Fonu’nun (SFD) 29 Eylül tarihli açıklamasına göre proje, fonun sağladığı 16 milyon ABD doları tutarındaki imtiyazlı krediyle desteklendi. OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu’nun da ortak finansmanına katıldığı çalışma, başkent ile kuzey belediyeleri arasındaki ulaşım bağlantılarının geliştirilmesini amaçlıyor. Açıklanan 16 milyon dolar, SFD’nin kredi katkısını ifade ediyor; toplam proje maliyeti olarak verilmiyor. Ticari taşımacılık ve pazarlara erişim hedefleniyor SFD, iyileştirilen güzergâhın özellikle Priştine, Mitroviça ve Vushtrri’de yaşayanlar olmak üzere yaklaşık 600 bin kişiye fayda sağlamasını bekliyor. Bu sayı, ölçülmüş günlük yolcu veya araç trafiğini değil, projeden yararlanması öngörülen nüfusu ifade ediyor. Çalışmayla seyahat sürelerinin kısaltılması, yol güvenliğinin artırılması ve mal taşımacılığının kolaylaştırılması hedefleniyor. Ancak açıklamada zaman tasarrufu, trafik kapasitesi veya taşıma maliyetlerindeki olası değişime ilişkin sayısal veri paylaşılmadı. Kosova Maliye Bakanı Hekuran Murati, projenin istihdam, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yanı sıra pazarlara erişimi de desteklemesini beklediklerini belirtti. SFD’nin Kosova’da tamamlanan ilk projesi Fonun açıklamasına göre çalışma, SFD’nin Kosova’da tamamlanan ilk projesi oldu. İyileştirilen yol bölümünün açılışına SFD İcra Kurulu Başkanı Sultan bin Abdulrahman Al-Marshad katıldı. Al-Marshad, ziyaret kapsamında Kosovalı yetkililerle kalkınma projeleri ve finansman ortaklığı üzerine görüşmeler de gerçekleştirdi. Sağlanan kredinin faiz oranı, vadesi ve geri ödeme koşulları ise açıklamada yer almadı.

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi Haber

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi

Gün boyunca gerçekleşen panel, söyleşi ve konuşmalarda şehirlerden kültürel mirasa, bilimin yeni sorularından edebiyatın geleceğine, teknoloji ile insan arasındaki değişen ilişkiye kadar pek çok konu tartışıldı. Gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini destekleyen Askıda Bilet uygulamasıyla üç yüz üniversite öğrencisi LİBERİST’26’ya ücretsiz katıldı. Kültür-sanat alanında disiplinlerarası buluşmalara alan açan Liber Kültür Sanat Derneği’nin yıllık zirvesi LİBERİST, ikinci yılında “Yeniden Düşünmek” temasıyla İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Akademisyenleri, sanatçıları, yazarları ve düşünürleri aynı sahnede buluşturan zirve, bir gün boyunca farklı disiplinlerin bugünün dünyasına yönelttiği sorulara alan açtı. Ana etkinlik moderasyonunu Erhan Ali Yılmaz’ın üstlendiği LİBERİST’26’da “Yeniden Düşünmek” teması, gün boyunca farklı disiplinlerin kendi soruları üzerinden ele alındı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel’in açılış konuşmasıyla başlayan program, piyanist Beril Eren ve kemancı Aras Sulanç’ın müzik dinletisinin ardından Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’nin konuşmasıyla devam etti. Geleceğe iz bırakmak ve yeniden düşünmek üzerine konuşan Bali, “Yeniden düşünmeyi teklif etmek, zekâ ve cesaretin ötesinde aslında bir haysiyet meselesidir” diyerek kültür ve sanatın yerleşik fikirlerin üzerindeki örtüyü kaldırma gücüne dikkat çekti ve “Ya gelecek için her şeyi yeniden düşünmek zorundaysak?” sorusunu gündeme taşıdı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel ile Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun gerçekleştirdiği Liberist Özel Söyleşisi’nde, Dellaloğlu’nun Poetik ve Politik kitabından hareketle kültür, kalkınma ve ortak düşünce zemini konuşuldu. “Yeniden düşünmek için önceden düşünmüş olmak gerekir” diyen Dellaloğlu, kalkınmanın yalnızca sayısal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğine ve birlikte düşünebilmek için ortak bir dil ve zihniyete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Özlem Gürses moderatörlüğündeki “Kimin Şehri? Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek” başlıklı sanat panelinde Murat Germen ve Emre Zeytinoğlu, sanatın kamusal alandaki yeri üzerinden günümüz kentlerini tartıştı. Kamusal alanda sanata erişimden farklı sınıf ve kimliklerin bir arada var olmasına uzanan panelde; çoğulluk, iktidar, aidiyet ve toplumun kamusal alanı sahiplenme biçimleri ele alındı. Nilay Örnek moderatörlüğündeki Kültürel Miras Panel’inde ise Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, bir toplumun kendi hafızasını yaratmasının önemine dikkat çekerek kültürel miras, toplumsal bellek ve aidiyet arasındaki ilişkiyi ve Baksı Müzesi’nin hikâyesini anlattı. Prof. Dr. Veysi Erkcan Özcan moderatörlüğündeki bilim panelinde Prof. Dr. Çiğdem Gündüz Demir ve Doç. Dr. Özlem Beyarslan, yapay zekânın bilimsel düşünme ve öğrenme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Yapay zekânın sağladığı hızın insanın düşünme ve sezgi geliştirme süreçlerine etkisi ele alınırken, “Yapay zekânın sezgisi olabilir mi?” sorusu üzerinden insan sezgisi ile yapay zekânın ürettiği sonuçlara duyulan güven de sorgulandı. Prof. Dr. Zekiye Antakyalıoğlu moderatörlüğündeki edebiyat panelinde Yalın Alpay ve Cem Alpan, çağımızın edebiyatının bugünü ve geleceği nasıl yeniden düşündüğünü ele aldı. Bireyselleşmenin ve daralan kamusal alanın edebiyattaki karşılığı özkurmaca üzerinden tartışılırken; iklim krizi ve toplumsal travmalar gibi çağın meselelerinin yeni ve melez anlatı biçimlerini nasıl ortaya çıkardığı değerlendirildi. “Teknoloji ve İnsanı Yeniden Düşünmek” başlıklı felsefe panelinde ise Prof. Dr. Kaan Harun Ökten, Prof. Dr. Emre Şan ve Pelin Dilara Çolak, teknolojinin insanın dünyayı görme ve deneyimleme biçimleri üzerindeki etkisini tartıştı. “Teknoloji dünyanın tek ve baskın görme biçimi olma yolunda mı?” sorusunun gündeme geldiği panelde, teknolojinin zaman algısından bilme biçimlerimize, düşünme ve analiz yetilerimizden bireyleşme süreçlerimize kadar uzanan etkileri ele alındı. Teknolojik araçların maneviyat gibi farklı alanları da dönüştürdüğüne dikkat çekilirken, teknolojinin yarattığı değişimde felsefenin rolü tartışıldı. Günün “Yapay Zeka Çağında Satır Araları” başlıklı kapanış panelinde ise Prof. Dr. Itır Erhart ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca çalışma hayatını değil, insan ilişkilerini de dönüştürdüğüne dikkat çekti. Farklı alanlardan yola çıkan konuşmaların ortak noktasında, değişen dünyayı anlamak için yalnızca yeni cevaplar aramanın değil, bugüne kadar doğru kabul edilen soruları ve düşünme biçimlerini de yeniden ele almanın gerekliliği öne çıktı. Askıda Bilet ile üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveye katıldı LİBERİST’in gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini desteklemek amacıyla sürdürdüğü Askıda Bilet uygulaması, zirvenin ikinci yılında daha fazla üniversite öğrencisine ulaştı. 2025 yılında “Merak” temasıyla gerçekleştirilen ilk LİBERİST, altı yüz katılımcıyı aynı çatı altında buluştururken, Askıda Bilet sayesinde doksan dört üniversite öğrencisi etkinliğe ücretsiz katılmıştı. Bu yıl yaklaşık sekiz yüz katılımcıyla gerçekleşen LİBERİST’26’da ise Askıda Bilet desteğiyle üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveyi ücretsiz takip etti. Ferah Türel: “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz” Liber Kültür Sanat Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel, LİBERİST’26’nın ardından yaptığı değerlendirmede zirvenin ikinci yılında sekiz yüz katılımcıya ulaşmasının ve üç yüz üniversite öğrencisinin Askıda Bilet desteğiyle etkinliğe katılmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Türel, “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz. Bizim için asıl değerli olan, burada ortaya çıkan soruların ve fikirlerin bu salonun dışına taşması. Bu yıl ‘Yeniden Düşünmek’ derken insanları bildiklerinden vazgeçmeye değil, bildiklerine başka bir yerden bakmaya davet ettik. Sanattan bilime, edebiyattan felsefeye çok farklı alanlardan insanların aynı gün içinde birbirinin düşüncesine temas ettiğini görmek bizim için çok kıymetli. Özellikle Askıda Bilet sayesinde üç yüz üniversite öğrencisinin bu buluşmanın parçası olması, LİBERİST’in yaratmak istediği düşünce alanının daha fazla gence ulaşması açısından bizi ayrıca mutlu ediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanı daha da büyütmek, daha fazla insanı soru sormaya, tartışmaya ve birlikte düşünmeye davet etmek istiyoruz” dedi. Kitap kulübünden disiplinlerarası bir düşünce alanına 2019 yılında bir kitap kulübü olarak başlayan Liber, 2023 yılında otuz sekiz kadın kurucu üyenin öncülüğünde dernekleşti. Bugün dokuz yüz yirmi kişilik kitap kulübü ağı ve seksen üç aktif üyesiyle çalışmalarını sürdüren Liber Kültür Sanat Derneği; okuma kültürünü yaygınlaştırmayı, sanatı ve sanatçıyı desteklemeyi, bilimsel düşünceyi teşvik etmeyi ve kültürel mirası evrensel bir yaklaşımla geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlki 2025 yılında “Merak”, ikincisi ise “Yeniden Düşünmek” temasıyla gerçekleştirilen LİBERİST Kültür ve Sanat Zirvesi de derneğin farklı disiplinler ve farklı bakış açıları arasında diyalog kurma yaklaşımının en geniş buluşma alanlarından birini oluşturuyor. Bir gün boyunca farklı disiplinlerin sorularını aynı sahnede buluşturan LİBERİST’26, ikinci yılını tek bir cevaba ulaşmaya çalışmak yerine yeni sorulara alan açarak tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Holding, “COP31 Elektrifikasyon Partneri” Oldu Haber

Sabancı Holding, “COP31 Elektrifikasyon Partneri” Oldu

Sabancı Holding, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Elektrifikasyon Partneri oldu. Sabancı Holding, bu stratejik iş birliğiyle iklim hedeflerine ulaşılmasında elektrifikasyonun rolüne dikkat çekerken; elektrifikasyonun enerji güvenliği, ekonomik rekabetçilik, sanayi dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı önemin küresel ölçekte gündeme taşınmasına katkı sağlayacak. ELEKTRİĞİN MERKEZDE OLDUĞU YENİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ COP31 Başkanlığı Eylem Gündemi kapsamında, bugün yüzde 20’nin biraz üzerinde olan elektriğin küresel nihai enerji talebindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor. COP31 Başkanlığı tarafından ortaya konulan “35by35” küresel hedefi, ulaşım, sanayi ve binalar başta olmak üzere bugün büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanan alanlarda enerji güvenliği, uygun maliyetli enerjiye erişim ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda elektriğe geçişi hızlandırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda ülkelerin yanı sıra şirketler, finans kuruluşları ve diğer paydaşların da bu dönüşümün hızlandırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Elektrifikasyonun önümüzdeki dönemin en önemli küresel dönüşümlerinden biri olacağını belirten Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin lider elektrifikasyon oyuncusu Sabancı Holding olarak, COP31 Elektrifikasyon Partneri olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünya enerjide yeni bir döneme giriyor. Elektriğin hayatımızdaki rolü her geçen gün büyüyor. Artık elektriği yalnızca evlerimizi aydınlatmak veya fabrikalarımızdaki makineleri çalıştırmak için kullanmıyoruz. Otomobillerimiz elektrikli hale geliyor; ısınmadan ulaşıma, sanayiden günlük yaşama kadar daha fazla alanda elektrik kullanıyoruz. Yapay zekâ, veri merkezleri, robotlar ve geleceğin teknolojileri de elektriğe ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle elektrifikasyon yalnızca bir enerji veya iklim konusu değil. Ekonominin, sanayinin ve teknolojinin geleceğini şekillendirecek kapsamlı bir dönüşümden söz ediyoruz. Doğru şekilde yönetilecek bir elektrifikasyon dönüşümü, Türkiye için uzun vadeli bir kalkınma, sanayileşme ve teknolojik gelişim ve dönüşüm fırsatı yaratabilir.” “TÜRKİYE’NİN YENİ BAŞARI HİKÂYESİ ELEKTRİFİKASYON OLABİLİR” Enerji dünyasının uzun yıllardır çözmeye çalıştığı temel konunun enerji güvenliği, uygun maliyetli enerjiye erişim ve sürdürülebilirliğe aynı anda ulaşmak olduğunu belirten Zaimler, elektrifikasyonun bu denklemi değiştirebilecek en önemli araçlardan biri olduğunu söyledi. Zaimler sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye bu dönüşüm açısından çok güçlü bir potansiyele sahip. Güneş ve rüzgâr kaynaklarımızın yanı sıra güçlü bir sanayimiz, gelişmiş bir enerji altyapımız, yatırım yapabilen dinamik bir özel sektörümüz, güçlü finans kuruluşlarımız ve yetişmiş insan kaynağımız var. Jeopolitik konumumuz da önemli bir avantaj sağlıyor. Geçmişte enerji güvenliği denildiğinde petrol ve doğal gaz boru hatları öne çıkıyordu. Gelecekte ise temiz elektriğin ülkeler arasında taşınmasını sağlayan yeşil enerji koridorları daha önemli hale gelecek.” “ELEKTRİFİKASYON VE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ ÇALIŞMA GRUBU’NUN EŞ BAŞKANLIĞINI ÜSTLENİYORUZ” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesinin, ülkenin bu küresel dönüşümde deneyimlerini ve çözüm önerilerini paylaşması açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Zaimler, TOBB liderliğinde oluşturulan COP31 Business Forum’un kamu, özel sektör, finans dünyası ve uluslararası kuruluşları bir araya getirmesi açısından önemli bir platform olduğunu belirtti. Zaimler şöyle konuştu: “Sabancı Holding olarak biz de bu yapı kapsamında Elektrifikasyon ve Enerji Dönüşümü Çalışma Grubu’nun eş başkanlığını üstleniyoruz. Böylece kamu ve özel sektör arasındaki diyaloğu güçlendirirken, uygulanabilir ve ölçeklenebilir modelleri uluslararası paydaşlarla paylaşacağız.” Sabancı Holding’in COP31’de üstlendiği Elektrifikasyon Partneri rolünün, Topluluğun uzun vadeli stratejisiyle doğrudan örtüştüğünü belirten Zaimler, Sabancı’nın bu alandaki çalışmalarının uzun yıllara dayandığını vurguladı: “Sabancı olarak bizim farkımız, elektrifikasyonu yalnızca desteklememiz değil; bu dönüşümü doğrudan sahada hayata geçiriyor olmamız. Bu, uzun yıllardır yatırım yaptığımız ve bugün Topluluğumuzun farklı yetkinliklerini aynı hedef etrafında buluşturan stratejik bir büyüme ve dönüşüm alanı. Türkiye’nin en büyük enerji portföyüyle enerji üretimi, dağıtımı ve şebeke altyapısında güçlü bir konuma sahibiz. Enerjisa Üretim ile temiz elektrik üretiyoruz, Enerjisa Enerji ile enerji dağıtım ve şebeke altyapısında rol alıyoruz, Eşarj ve Temsa ile mobilitenin elektrifikasyonuna katkı sağlıyoruz. Çimsa, Brisa ve Kordsa gibi şirketlerimizle sanayinin dönüşümünü destekliyoruz. Akbank ile dönüşümü finanse ederken, Aksigorta ile yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, şarj altyapısı ve yeni teknolojilere yönelik sigorta çözümleri sunuyoruz. SabancıDx ile teknoloji geliştiriyoruz, Sabancı Climate Technologies ile iklim teknolojilerini ölçeklendiriyoruz. Sabancı Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ile de geleceğin enerji sistemleri üzerine bilgi üretiyoruz. Kısacası, elektrifikasyonun üretimden dağıtıma, mobiliteden sanayiye, teknolojiden finansmana kadar farklı alanlarında lider olarak faaliyet gösteriyoruz. Bu yetkinliklerimizi bir araya getirerek Türkiye’nin elektrifikasyon dönüşümüne her işimizde katkı sağlıyoruz. Başlayan bu yeni elektrik çağında, hedefimiz, ülkemizi dünyadaki merkez ülkelerden biri olma yolculuğunda tüm gücümüzle desteklemek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATO ve Lokman Hekim Üniversitesi’nden İş Birliği Haber

ATO ve Lokman Hekim Üniversitesi’nden İş Birliği

Ankara Ticaret Odası (ATO) ile Lokman Hekim Üniversitesi arasında; eğitimden araştırmaya, sağlıktan nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine, bilimsel çalışmalardan toplumsal farkındalığın artırılmasına kadar geniş bir alanda ortak çalışmalar yürütülmesini öngören iş birliği protokolü imzalandı. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, üniversitelerin ürettiği bilimsel bilgi ve akademik birikimin, iş dünyasının tecrübesi, üretim gücü ve sahadaki ihtiyaçlarıyla buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, "Bilginin ekonomiye, bilimin üretime, gençlerin istihdama daha güçlü bağlarla bağlandığı bir Ankara hedefliyoruz" dedi. ATO Başkanlık Makamı'nda gerçekleşen protokol imza töreninde, protokole Ankara Ticaret Odası adına Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Lokman Hekim Üniversitesi adına ise Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mehmet Altuğ imza koydu. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, imza töreninde yaptığı konuşmada, protokolün iki kurum arasında geniş kapsamlı bir iş birliğinin temelini oluşturacağını belirterek, "Bu protokolle, üniversitemizin ürettiği bilimsel bilgi ve akademik birikimi iş dünyamızın tecrübesi, üretim gücü ve sahadaki ihtiyaçlarıyla buluşturmayı, bu birliktelikten somut projeler, yeni fikirler ve katma değer üreten çalışmalar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. -ANKARA'NIN GELECEĞİNE YATIRIM ATO Başkanı Baran, üniversitelerle kurdukları iş birliklerini Ankara'nın geleceğine yapılan bir yatırım olarak gördüklerini belirterek, "Bilginin ekonomiye, bilimin üretime, gençlerin istihdama daha güçlü bağlarla bağlandığı bir Ankara hedefliyoruz. Bugün attığımız imzanın da kağıt üzerinde kalan bir protokol değil ortak projelere, eğitimlere, araştırmalara, girişimlere ve toplumsal faydaya dönüşen yaşayan bir iş birliği olmasını arzu ediyoruz. Lokman Hekim Üniversitemizin akademik birikimi ile Ankara Ticaret Odamızın iş dünyası tecrübesi ve güçlü üye ağı bir araya geldiğinde, Ankara'mız ve ülkemiz adına güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyorum" dedi. -İŞ DÜNYASI İLE ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞİ KALKINMANIN DA İTİCİ GÜCÜ- Günümüzde ülkelerin kalkınma gücünün yalnızca sermayeleri veya doğal kaynaklarıyla olduğu kadar, bilgiyi üretme, onu teknolojiye, ürüne ve katma değere dönüştürme kapasiteleri ve sahip oldukları nitelikli insan kaynağıyla da ölçüldüğünü kaydeden Baran, "Bu noktada üniversiteler ile iş dünyası arasındaki iş birliği kalkınmanın itici güçlerinden biri haline geldi. Bu iş birlikleri ayrıca üniversitelerimizin bilimsel çalışmalarının karşılığını sahada görebilmeleri, çalışma hayatının ihtiyaçlarına göre öğrencilerini yetiştirebilmeleri ve araştırmalarını ekonomik ve toplumsal değere dönüştürebilmeleri açısından da kıymetli" diye konuştu. -"SAĞLIK, STRATEJİK BİR SEKTÖR"- Ankara'nın üniversiteleri, araştırma merkezleri, sağlık kuruluşları, teknoparkları, gelişmiş sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla bilim, sağlık ve teknoloji alanlarında büyük potansiyel taşıdığını belirten Baran, Lokman Hekim Üniversitesi'nin de önemli bir marka haline geldiğini ifade etti. Baran, sağlık sektörünün ülkeler açısından önemine dikkat çekerek, "Özellikle sağlık insan hayatını doğrudan ilgilendirmesinin yanı sıra bilim, teknoloji, girişimcilik, üretim ve ihracat açısından da stratejik bir sektör. Bu önemli sektörde gelişmenin yolu bilimsel çalışmalarla üretim gücümüzü bir araya getirmekten geçiyor. Sağlık teknolojilerinden biyoteknolojiye, medikal cihazlardan ilaca kadar her alanda ilerlememizin en verimli yolu bu" dedi. Ankara Ticaret Odası olarak üniversitelerin laboratuvarlarında üretilen bilginin reel sektörde karşılık bulmasını önemsediklerini kaydeden Baran, "Ankara Ticaret Odası olarak, üniversitelerimizin laboratuvarlarında üretilen bilginin reel sektör cephesinde karşılık bulması, girişimlere dönüşmesi, yeni ürünlerin ve teknolojilerin önünü açmasını çok önemsiyoruz" diye konuştu. ATO Başkanı Baran, imzalanan protokolle birlikte ATO'nun Meslek Komiteleri ve Lokman Hekim Üniversitesi'nin ilgili akademik birimleri arasındaki iş birliğinin güçleneceğini de ifade etti. Törene, ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran ile Lokman Hekim Üniversitesi Genel Sekreteri Ahmet Rıza Balım ve Av. Cansu İnaltun Yıldız da katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nın  Yeni Dönem Başvuruları Başladı Haber

Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nın Yeni Dönem Başvuruları Başladı

Konuyla ilgili açıklama yapan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Kadın girişimcilerimizin üretmeye, büyümeye ve Türkiye ekonomisine katma değer oluşturmaya devam etmeleri için tüm imkânlarımızla yanlarında olmayı sürdüreceğiz” dedi. Türkiye’nin duyarlı ve yenilikçi bankası Halkbank, kadın girişimciliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarına devam ediyor. ‘Üreten Kadının Bankası’ vizyonuyla 2021 yılında hayata geçirilen Üreten Kadınlar Yarışması’nın 6’ncı dönemi başladı. Başvurular 24 Ağustos-1 Kasım 2026 tarihleri arasında Halkbank'ın resmi internet sitesi üzerinden gerçekleştirilecek. Başvuru sürecinin ardından değerlendirme süreci başlayacak. Master Class Marka Eğitim Programı ve Jüri aşamalarının tamamlanmasıyla birlikte kazananlar 26 Mart 2027 tarihinde düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak. Yarışmada bu yıl; “Yılın Üreten Kadın Girişimcisi”, “İnovasyon, Teknoloji ve Yapay Zekâ”, “Yükselen Yıldız”, “Sürdürülebilirlik”, “Kadın Kooperatifi” ve “Sosyal Girişimci” kategorilerinde dereceye giren kadın girişimciler ödüllendirilecek. Nakdi ödüllere ek olarak girişimcilerin büyüme yolculuklarına katkı sağlayacak ayni destekler de sunulacak. Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil: “Kadın girişimcilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz” Finansmanın yanı sıra eğitim, mentorluk, iş geliştirme programları ve iş birlikleriyle kadın girişimcilerin büyümesine destek olmayı hedeflediklerini belirten Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Üreten Kadınlar Yarışması ile yalnızca başarılı girişimcileri ödüllendirmiyoruz; aynı zamanda onların hikâyelerini görünür kılıyor, cesaretlerini ve üretim azimlerini daha geniş kitlelerle buluşturuyoruz. Teknolojiden sürdürülebilirliğe, ihracattan yerel kalkınmaya kadar pek çok alanda fark oluşturan kadın girişimcilerimizin, yeni girişimcilere ilham vermesini önemsiyoruz” dedi. Halkbank’ın kuruluşundan itibaren üretimin, girişimciliğin ve kalkınmanın en güçlü destekçilerinden biri olduğunu söyleyen Recep Süleyman Özdil, “2021 yılından bu yana yaklaşık 280 bin kadın girişimciye 142 milyar TL finansman desteği sağladık. Bundan sonra da kadın girişimcilerimizin üretmeye, büyümeye ve Türkiye ekonomisine katma değer oluşturmaya devam etmeleri için tüm imkânlarımızla yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki üreten kadın; güçlü aile, güçlü ekonomi ve güçlü Türkiye demektir. Türkiye Yüzyılı vizyonunda kadın girişimcilerimizin ortaya koyduğu her başarı, Ülkemizin kalkınma yolculuğuna değer katmaktadır” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat Haber

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat

Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların makroekonomik göstergelerde olumlu sinyaller verdiğini belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sürdürülebilir büyümenin ancak üretim odaklı politikalarla mümkün olacağını söyledi. Sanayinin büyüme, ihracat ve istihdamın temel taşı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, "Enflasyonla mücadele elbette önemlidir. Ancak üretim gücünü koruyamayan ekonomiler kalıcı refah oluşturamaz. Türkiye'nin yeni büyüme hikayesi üretim ve sanayiyle yazılmalıdır" dedi. Son dönemde açıklanan ekonomik verilerin dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedildiğini gösterdiğini ifade eden Karadeniz, buna karşın yüksek finansman maliyetleri, yatırım iştahındaki zayıflama ve imalat sanayindeki daralmanın reel sektör açısından önemli riskler oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. Üretimin yalnızca ekonomik büyüklük değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, ihracat, istihdam ve küresel rekabet gücünün de temel belirleyicisi olduğunu dile getiren Karadeniz, sanayinin desteklenmesinin Türkiye'nin orta ve uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. "Sanayi güçlenmeden büyüme kalıcı olmaz" İlk çeyrek büyüme verilerinde sanayinin ekonominin gerisinde kaldığını hatırlatan Karadeniz, üretim kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik adımların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Karadeniz, "Ekonomide dengelenme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için üretim tarafının da aynı ölçüde desteklenmesi gerekiyor. Sanayi yatırımlarını artıracak, ihracatı teşvik edecek ve katma değerli üretimi büyütecek politikalar öncelikli hale gelmeli. Tüketimle desteklenen büyüme kısa vadede rakamlara olumlu yansıyabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın yolu üretimden geçiyor" ifadelerini kullandı. İkinci çeyrek büyümesinde gözler sanayide Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verilerinin ekonomideki toparlanmanın yönünü ortaya koyacağını belirten Karadeniz, "Öncü göstergeler, sanayide istenilen düzeyde güçlü bir toparlanmaya henüz işaret etmiyor. Bu nedenle ikinci çeyrek büyüme verilerinde üretimin ekonomiye katkısı yakından takip edilecek. Büyümenin hızı kadar niteliği de önemli. Üretim ve ihracatın büyümeye daha güçlü katkı verdiği bir tablo, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından çok daha değerli. Sanayinin yeniden büyümenin lokomotifi olduğu bir ekonomi; sürdürülebilir kalkınmanın, kalıcı refahın ve küresel rekabet gücünün temelini oluşturacak" dedi. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Karadeniz, mevcut potansiyelin doğru politikalar ve üretimi teşvik eden uygulamalarla çok daha yüksek katma değere dönüştürülebileceğini söyledi. "Rekabet gücümüz korunmalı" Küresel pazarlarda rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını belirten Karadeniz, Türkiye'nin üretim maliyetleri, finansman giderleri ve döviz kuru arasındaki dengenin ihracatçı açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Türk sanayisinin son yıllarda önemli ihracat başarıları elde ettiğini hatırlatan Karadeniz, bu başarının sürdürülebilir olması için üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Türk sanayisinin bugüne kadar tüm zorluklara rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasının yolunun üretimden, teknolojiden ve sanayiden geçtiğine dikkat çeken Karadeniz, “Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca sanayiciyi değil, ihracatı, istihdamı ve ülkemizin küresel rekabet gücünü de güçlendirecek. Üreten, yatırım yapan ve katma değer oluşturan bir ekonomi, Türkiye'nin yeni büyüme döneminin en sağlam temeli olacak" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, Sürdürülebilirlik Performansındaki   Güçlü İvmesini Korudu Haber

Akbank, Sürdürülebilirlik Performansındaki Güçlü İvmesini Korudu

Akbank, 2026 yılının ilk yarısında sürdürülebilir finansman, uluslararası fonlama ve çevresel performans alanlarında kaydettiği gelişmeleri kamuoyuyla paylaştı. Banka, 2030 için belirlediği sürdürülebilir finansman hedefini aşarken, uluslararası iş birlikleriyle sağladığı kaynakları Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönlendirmeye devam etti ve güçlü performansını uluslararası platformlarda aldığı ödüllerle pekiştirdi. “Dönüşümün en güçlü paydaşlarından biri olmayı sürdüreceğiz” Akbank’ın 2026 yılı ilk yarısındaki sürdürülebilirlik performansı üzerine değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Kaan Gür şunları paylaştı: “2026, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin şekilleneceği önemli bir yıl olacak. Akbank olarak bu dönemi, sürdürülebilir finansmandaki deneyimimizi daha geniş iş birlikleriyle büyütmek ve Türkiye’nin dönüşümüne daha güçlü katkı sunmak için değerli bir fırsat olarak görüyoruz. COP31’in yaratacağı fırsatları kalıcı etkiye dönüştürmek için, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen yenilikçi finansman modellerimiz ve iş birliklerimizle, dönüşümün en güçlü paydaşlarından biri olmayı sürdüreceğiz.” “Sürdürülebilir finansman hedefimizi şimdiden aşmak, dönüşüme sağladığımız katkının en somut göstergelerinden biri” “2026’nın ilk yarısında sağladığımız 161 milyar TL sürdürülebilir finansmanla, 2021’den bu yana ekonomiye kazandırdığımız toplam sürdürülebilir finansman tutarını 841 milyar TL’ye çıkardık. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bu anlamlı yılda, 2030 için açıkladığımız 800 milyar TL hedefi şimdiden geride bırakmış olmak, dönüşüme sağladığımız katkının en somut göstergelerinden biri oldu. Bu ivme bize daha büyük sorumluluklar da yüklüyor. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma yolculuğuna daha güçlü katkı sunacak yeni hedefimizi açıklayarak bu etkiyi daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz.” “Uluslararası kaynakları da Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönlendiriyoruz” 2026’nın ilk yarısında yurt dışı borçlanmamızın %33,6’sını sürdürülebilir kaynaklar oluşturdu. Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde hem fonlama yapımızı çeşitlendirdik hem de uluslararası kaynakları Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönlendirmeyi sürdürdük. Bu kapsamda IFC ile 5 yıl vadeli 4,4 milyar TL tutarında, kurumun 2017’den bu yana Türkiye’deki ilk ipotek teminatlı menkul kıymet yatırımını hayata geçirdik. Bu kaynağı kadınların sahip olduğu konutların, yeşil konutların ve deprem bölgesindeki konut finansmanının desteklenmesinde kullandık. Öte yandan, Kadın KOBİ’lere yönelik 285 milyon ABD doları tutarında uluslararası kaynak sağlarken, 2022’den bu yana bu segmentte aktif müşteri sayımızı iki katın üzerine, kredi portföyümüzü ise 12 katına çıkardık. Ayrıca ADB’den sağladığımız 50 milyon ABD doları kaynağı kapsayıcı büyüme ve deprem bölgesindeki KOBİ’ler için kullandık. Sürdürülebilir finansman alanındaki öncü uygulamalarımızı da yeni iş birlikleriyle güçlendirdik ve Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki ilk finansal partneri olduk. Hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelerin enerji verimli ve düşük karbonlu ısıtma, soğutma ve iklimlendirme teknolojilerine geçişini desteklemeye başladık.” “Sürdürülebilir Finansmanda Türkiye’nin ve Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Bankası seçildik” "Sürdürülebilirliği iş stratejimizin ve kurum kültürümüzün merkezinde konumlandırıyoruz. Bu yaklaşımı kendi yönetim anlayışımız ve operasyonlarımızla da hayata geçiriyoruz. Yönetim Kurulumuzdaki kadın temsilini %40’a çıkararak 2027 hedefimizi şimdiden aşmamız, operasyonel emisyonlarımızı 2019 baz yılına göre %79 azaltmamız ve 2023’ten bu yana kullandığımız elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlamamız bu kararlılığın somut göstergeleri. Sürdürülebilirlik performansımızı uluslararası standartlar doğrultusunda geliştirmeyi de sürdürüyoruz. Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi değerlendirmesindeki puanımızı yükselterek S&P Global Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda ikinci kez yer aldık. Ayrıca Euromoney Mükemmellik Ödülleri 2026’da “Sürdürülebilir Finansmanda Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Bankası” ile “Sürdürülebilir Finansmanda Türkiye’nin En İyi Bankası” ödüllerine layık görüldük. Önümüzdeki dönemde de uzmanlığımızı, finansal gücümüzü ve teknolojimizi Türkiye’nin yeşil ve kapsayıcı dönüşümünü hızlandıracak şekilde kullanarak sürdürülebilir kalkınmaya öncülük etmeyi sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.