Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kalp Krizi

Kapsül Haber Ajansı - Kalp Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalp Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kötü Kolesterol Kalp Krizine Neden Olabilir!  Haber

Kötü Kolesterol Kalp Krizine Neden Olabilir! 

Vücudumuzun temel yapı taşları olan yağlar iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) olmak üzere ikiye ayrılıyor. Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, kolesterolde yüksek olması istenilen tek değerin iyi kolesterol (HDL) olduğunu hatırlatarak, “İyi kolesterolde ideal olan, değerin 50-55’in üzerinde olmasıdır. Kötü kolesterol (LDL) ise kanda ihtiyaç duyulandan daha fazla olursa, atar damar duvarlarında birikerek; kalbe giden kan akışını engelleyen koroner arter hastalığı, kollara ve bacaklara giden kan akışının bozulmasıyla ortaya çıkan periferik damar hastalığı ve beyne giden kan akımını bozan karotid arter hastalığına yol açabilmektedir. Bu hastalıklar da kalp krizi ve felç ile sonuçlanabilmektedir. Dolayısıyla, kötü kolesterolün kandaki seviyesi 130'un altında olmalı ve 190'ın üzerine çıkmasına kesinlikle izin verilmemelidir” uyarısında bulunuyor. Erken tanı için 20 yaşından itibaren… Kötü kolesterol (LDL) çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, bu nedenle kolesterol seviyelerinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına vurgu yapıyor. Kolesterolde yaş ve cinsiyet, takip sıklığının önemli etkenlerini oluşturuyor. Erken tanı için kolesterole erkeklerde 20-44 yaş arasında 5 yılda bir, 45-60 arasında yılda bir veya 2 yılda bir, 65 yaş sonrasında her yıl bakılması öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz dönemine kadar 5 yılda bir, menopoz sonrasında östrojenin damar sağlığını koruyucu etkisi kaybolduğundan yılda bir bakılması tavsiye ediliyor. Yaş ve cinsiyetin dışında diğer risk faktörlerinin de takip sıklığını belirlemede önem taşıdığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, “Ailede kalp, inme veya felç gibi damar hastalığı öyküsü ya da diyabet gibi damar sağlığını tehdit eden bir başka hastalık varsa, hasta obeziteli bir bireyse veya sigara içiyorsa, hekim daha sıkı takip isteyebilmektedir” diye konuşuyor. Beslenme alışkanlıkları ve egzersiz önemli! Kolesterol değerlerinizi bilmek kalp hastalığı riskinizi anlamanıza yardımcı olsa da bu rakamlar tablonun sadece bir parçasını oluşturuyor. Dolayısıyla hekimler, kolesterol dışında genel sağlık durumunuzu da değerlendirerek risk analizi yapıyorlar. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, kötü kolesterolün tedavisinde, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurulabildiğini belirterek, “Vücutta oluşan kötü kolesterol miktarını azaltmak için hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve yakılan kolesterol miktarını artırmak için daha fazla egzersiz yapılması gerekmektedir. İhtiyaç halinde önerilen ilaçlar da karaciğerde üretilen kolesterol miktarını azaltmaktadır. Bu ilaçlar çok etkili ve kalp-damar hastalıklarının taşıdıkları risklerle karşılaştırıldığında son derece güvenlidir” bilgisini veriyor.

Panik Atak Fizyolojik Bir Yanıt Ve Kontrol Altına Alınabilir! Haber

Panik Atak Fizyolojik Bir Yanıt Ve Kontrol Altına Alınabilir!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, panik bozukluğun ortaya çıkma mekanizması ve tehlikeli bir durum olup olmadığı hakkında açıklamalarda bulundu. Vücutta olanlar, hayatta kalmaya yönelik fizyolojik tepkiler! Panik bozukluğun halk arasında panik atak olarak da bilinen bir anksiyete krizi olduğunu dile getiren Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Sebebi de kafamızda dolaşan olumsuz otomatik düşünceler, tehlike algısı gibi birtakım nedenlerdir.” dedi. Vücutta, bir tehlike ile karşılaşıldığında böbrek üstü bezlerinden adrenalin adı verilen bir hormon salgılandığını aktaran Dr. Zorbozan, “Doğada bir yırtıcı ile karşılaştığınızı düşünün, o yırtıcıdan kaçmanız gerekecek. Böbrek üstü bezlerinizden adrenalin salgılanıyor. Yırtıcıdan kaçmak için ne olması gerekiyor? Hızlı koşmanız gerekiyor. Öncelikle kollarınıza ve bacaklarınıza yoğun bir kan pompalanması gerekiyor. Bu kanı pompalayan organımız da kalbimiz. Kanı temizleyen organımız da akciğerlerimizdir. Dolayısıyla kalbinizde ciddi bir çarpıntı başlıyor. Sonrasında kanı temizlemek için sık nefes alıp vermeye başlıyorsunuz. Etrafı daha iyi görebilmek için gözbebekleriniz büyüyor. Kanın gittiği yerlerde, kollarda, bacaklarda uyuşma, karıncalanma, titreme gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Bütün bunlar adrenalin etkisiyle olan, hayatta kalmak için oluşturduğumuz bir fizyolojik mekanizmadır.” açıklamasını yaptı. Panik bozukluktan kimse ölmez! Doğadaki süreçte bunlar yaşanırken, panik atakta da tam olarak aynı şeylerin yaşandığını ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Zihnimizi bir deniz gibi düşünebiliriz; bu denizin içinde pek çok düşünce yüzüp durur. Ancak ‘burada kalp krizi geçirip öleceğim’, ‘başıma bir iş gelecek’ ya da ‘sevdiklerime bir şey olacak’ gibi otomatik ve olumsuz bir düşünce, bilinçli zihin tarafından yakalanır. Bu düşüncenin ardından böbreküstü bezlerinden adrenalin salgılanır ve kişi, tıpkı doğada bir yırtıcıdan kaçıyormuşçasına tepkiler vermeye başlar.” dedi. Panik bozuklukla ilgili bazı önemli noktalara değinen Dr. Zorbozan, “Birinci söyleyeceğim şey şu, adrenalinin ömrü iki dakikadır. Yani iki dakika sonra vücuttan parçalanıp gidecek bir şey. Bir diğeri, adrenalin hayatta kalma hormonudur. Dolayısıyla panik bozukluktan kimse ölmez. Hatta biz kalbi duranlara, ölümle burun buruna gelen insanlara adrenalin yapıyoruz. Adrenalin tam aksine sizi hayatta tutmak için salgılanan bir hormon. Panik bozukluktan ötürü vücudumuzda gerçekleşen her şey sağlıklı tepkilerdir. Sağlığınıza herhangi bir zarar vermesi mümkün değil.” şeklinde konuştu. Panik atak tek başına bir hastalık değil, bir belirti! Panik bozuklukla nasıl baş edileceği konusunda önerilerde bulunan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Öncelikle bunun fizyolojik bir yanıt olduğunu bileceğiz ve panik bozukluktan ötürü kalp krizi geçirmeyeceğimizi, ölmeyeceğimizi, bayılmayacağımızı kabul edeceğiz.” dedi. Doğada bir yırtıcıdan kaçarken bayılmanın olası bir durum olmadığının altını çizen Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilinç kaybı, delirme gibi semptomların olması mümkün değil. Öncelikle bu bilinci oturtacağız. Sonrasında da derin nefes alarak adrenalin yanıtını baskılamamız gerekiyor. 3-6-3 kuralı bu gibi durumlarda uygulanabilir. 3 saniye boyunca derin bir nefes alıp, 6 saniye boyunca nefesinizi tutuyorsunuz, sonrasında bu nefesi 3 saniyede veriyorsunuz. Bunu birkaç kez tekrarladığınızda vücuttaki parasempatik sinir sistemi aktive olur ve adrenalin yanıtı baskılanır. Panik nöbetlerle bireysel olarak baş etmekte zorlanıyorsanız ilaç tedavisi de panik nöbetin tedavisinde kullanılabilir. Panik atak tek başına bir hastalık değil, aslında bir belirtidir. Yaygın anksiyete bozukluğunda, depresyonda, obsesif kompulsif bozukluklarda, başka bir takım ruhsal hastalıklarda da görülebilir.”

Genç Yaşta Kalp Krizinin 8 Önemli Nedeni!   Haber

Genç Yaşta Kalp Krizinin 8 Önemli Nedeni!  

Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. Gizli risk faktörlerine dikkat! Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek, “Bunlara ek olarak, özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor. Dr. Redwan Seid Busery, bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! Sigara ve tütün ürünleri Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor. Ne yapmalı? Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor. Ailevi hiperkolesterolomi Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol) genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor. Ne yapmalı? Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı. Obezite, insülin direnci ve diyabet Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor. Ne yapmalı? Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor. Düşük fiziksel aktivite Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış. Ne yapmalı? Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı. Erken yaş hipertansiyonu Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor. Ne yapmalı? Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor. Viral enfeksiyonlar ve miyokardit Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor. Ne yapmalı? Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor. Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor. Ne yapmalı? Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor. Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor. Ne yapmalı? Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.

Gençlerde Kalp Krizi Riskine Dikkat! Haber

Gençlerde Kalp Krizi Riskine Dikkat!

Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar, obezite ve diyabet sorunu yaşayan gençler daha fazla risk altında bulunuyor. Bu kişilerde çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi belirtiler daha erken yaşta ortaya çıkabiliyor. “Gençlerde kalp krizi bazen göğüs ağrısı olmadan, yalnızca halsizlik, mide bulantısı ve ani çarpıntı ile de başlayabilir. Bu yüzden gençlerin bu tür belirtileri göz ardı etmemesi önemlidir,” diyen Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, erken tanının hayat kurtardığını vurguluyor. Yaşam Tarzı Faktörlerinin Etkisi Göz Ardı Edilmemeli Gençlerdeki kalp krizi artışının temelinde, kontrol altına alınamayan risk faktörleri yatmaktadır. Hareketsiz yaşam, uzun ekran süreleri, fast-food ağırlıklı beslenme ve uyku düzensizliği gençlerde kalp-damar sistemini olumsuz etkiliyor. Bu durum damar sertliğini hızlandırarak erken yaşta kalp krizi riskini artırabiliyor. Obezite, diyabet ve yüksek kolesterol gibi metabolik sorunların genç yaşta ortaya çıkması, damar tıkanıklığı sürecini hızlandırıyor. Kalp Sağlığını Korumak İçin Alınması Gereken Önlemler Kalp damar hastalıklarının genç yaşlarda da artış göstermesi, yaşam tarzı düzenlemelerinin ve düzenli sağlık kontrollerinin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor. Günlük rutine düzenli egzersiz eklemek, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak kalp damarlarının korunmasına yardımcı oluyor. Beslenmede sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağların ağırlıkta olduğu dengeli bir program tercih edilmeli. Fast-food ve aşırı şekerli gıdaların sık tüketilmesi, damar sertliği sürecini hızlandırarak erken yaşta risk oluşturabiliyor. Aynı zamanda yeterli uyku ve stres yönetimi de kalp ritminin korunmasında önemli bir role sahip. Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan veya sigara, obezite, diyabet gibi risk faktörlerine sahip kişilerin 20’li yaşlardan itibaren kalp kontrollerine başlaması gerekiyor. Risk faktörü bulunmayan kişilerde ise 30 yaşından sonra düzenli kalp sağlığı taramaları yaptırmak önemli. Bu kontroller kapsamında tansiyon, kolesterol ve kan şekeri ölçümleri yapılırken, gerektiğinde EKG ve efor testi ile kalp fonksiyonları değerlendirilebilir. Erken dönemde saptanan küçük değişiklikler, ileride yaşanabilecek ciddi kalp krizlerinin önüne geçebiliyor. “Genç bireyler, düzenli sağlık kontrolleri ile tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerini takip etmeli. Bu değerlerde görülen küçük değişiklikler bile gelecekteki ciddi kalp sorunlarının habercisi olabilir. Kendini sağlıklı hissetmek kontrolleri ertelemek için gerekçe olmamalı. Erken önlem almak, ileride yaşanabilecek kalp krizlerini büyük ölçüde engeller,” diyen Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, düzenli takip ve bilinçli davranışlarla birçok komplikasyonun önlenebileceğini vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalp Krizi Riski Gece Saatlerinde Artıyor  Haber

Kalp Krizi Riski Gece Saatlerinde Artıyor 

İlk bakışta bu durum bir tesadüf gibi görünse de aslında gerçek farklıdır. Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “03.00-07.00 saatleri arasında kalp krizi veya ritim bozukluğu tehlikesi artar. Bunun temel nedeni vücudumuzun uyku düzenini ayarlayan biyolojik saatimiz sirkadiyen ritmin etkileridir. Bedenimiz, uyanmamızı kolaylaştırmak ve günün stresini kaldırabilmemiz için sabaha karşı kortizol ve katekolamin isimli adrenalin benzeri hormonlar salgılar. Bu hormonlar da tansiyonu, nabzı ve pıhtılaşmayı artırır, damarları daraltır. Dolayısıyla özellikle bu saatlerde damar tıkanıklığı problemi olan hastalarda kalp krizi tehlikesi artar” dedi. Sirkadiyen ritim yani vücudun doğal biyolojik saatinin bozulması, kalp damar sistemi üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle gece vardiyasında çalışanlar ve farklı zaman dilimlerine seyahat ederek sıklıkla jet lag yaşayanlar çoğunlukla uykusuz kalır, düzensiz beslenir dolaysıyla da stres hormonları yükselir. Vücut saatinin sürekli bozulmasının, uzun vadede kalp hastalıkları riskini artıracağına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörlerini en aza indirerek sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp sağlığını korumalıyız” dedi. Erken müdahale hayat kurtarıyor Kalp krizinde müdahale zamanlamasının çok kritik olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, “Yalnızca hayata tutunmak için değil kriz sonrasında kalp yetmezliği yaşamamak için de zamanlama çok önemli. Özellikle gece saatlerinde gelişen semptomlarda hastaların zaman kaybetmeden hızlıca bir sağlık merkezine başvurmaları şart. Bu belirtiler; göğüste sıkışma, baskı, yanma tarzında ağrı, ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı, bilinç değişikliği veya panik hissi olarak sıralanabilir. Hastaların ambulans arandıktan sonra efor sarfetmemeleri gerekir. Sarf edilen efor kalbi daha fazla çalıştıracağı için durumu kötüleştirebilir. Ayrıca fenalaşan ve ambulansı çağıran kişinin, tek başına yaşıyorsa müdahalenin gecikmemesi için dış kapıyı açık bırakması önerilir” dedi. Tedavi edilmeyen uyku apnesi de kalp krizine zemin hazırlıyor Gece saatlerinde meydana gelen kalp krizinin bir başka sorumlusunun uyku apnesi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Alagiç, “Gece boyunca tekrarlayan üst hava yolu tıkanıklıklarıyla, ara ara nefesin belli sürelerde duraksamasına yol açan uyku apnesi, kalp rahatsızlıklarını tetikleyebilir. Bu yüzden uyku apnesi, kalp damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturur ve mutlaka tanı alıp tedavi edilmeli” dedi. Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için 6 öneri paylaştı. Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı. İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.

Bu Hatalar Kalp Krizi Riskini Artırıyor! Haber

Bu Hatalar Kalp Krizi Riskini Artırıyor!

Terleme ile birlikte vücudun susuz kalması ve tansiyon dengesizlikleri kalbi zorlarken, yapılan bazı hatalı davranışlar da tehlikeyi artıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, 20 derecenin üzerindeki her 1 derece sıcaklığın, kalp krizi riskini yüzde 2 daha fazla artırdığını belirterek “Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli beslenme alışkanlığı, hareketsizlik, sigara ve stres derken kalp hastalıkları ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Yazın mevsimsel özellikleri ve bazı hatalı davranışlar da günümüzde çocuk yaşlara inen kalp krizine kolaylıkla zemin hazırlıyor. Oysa alınacak bazı basit önlemlerle yazın kalp krizi riskini azaltmak ve kalp sağlığını korumak mümkün” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz yazın kalp krizi riskini azaltmak için alınabilecek basit ama etkili 7 hayati önlemi ve kaçınılması gereken hataları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Günde 2,5 litre su için Ülkemizde yaz aylarında kalp krizi görülme sıklığının artmasının önemli nedenlerinden biri, yetersiz su tüketimidir. Sıcak havalarda yetersiz sıvı tüketimi, kanın yoğunlaşmasına yol açarak pıhtı oluşumu ve kalp damar sistemi üzerinde daha fazla yük meydana getirir. Bu nedenle yazın her gün mutlaka 2,5 litre su için. Kafeinli ve alkollü içecekler vücuttan su atımını artırabildiğinden bu içecekleri sınırlayın. Gölgede durun Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Güneşin en yakıcı olduğu saatlerde mümkünse dışarı çıkmayın. Yüksek sıcaklıkta kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır, damarlar genişler, vücut sıvı kaybeder, kan yoğunlaşır ve pıhtılaşma riski artar. 20 derecenin üzerindeki her 1 derece sıcaklık artışı, kalp krizi riskini yüzde 2 artırır. Özellikle 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, hamileler ve küçük çocuklar çok daha dikkatli olmalıdır. Hafif, pamuklu ve açık renkli giysiler giyilmelidir” diyor. Yoğun aktivitelerden uzak durun Aşırı sıcak havada alışık olunmayan fiziksel hareketlilik, tempolu yürüyüş ve spor kalbi zorlar. Vücudun sıvı dengesi bozulur, su kaybı kalbin daha fazla çalışmasına, dolaşımın zorlanmasına ve kanın yoğunlaşmasına neden olarak kalp krizine zemin hazırlar. Bu nedenle dışarıda mümkün olduğunca gölgede kalmaya, aşırı efordan kaçınmaya ve egzersizi sabah sıcak bastırmadan ya da akşam serinliğinde yapmaya özen gösterin. Sağlıklı beslenin Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Özellikle aşırı tuzlu, yağlı, kızartılmış yiyecekler, fast-food tarzı besinler, işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler ve alkolden uzak durun. Bu tür sağlıksız besinler kalp üzerindeki yükü artırır. Yaz sebzeleri ve meyveleriyle, hafif ve sağlıklı beslenmeye dikkat edin. Enerji içecekleri ve yüksek kafein içeren içecekler de kalp ritmini bozabilir ve özellikle kalp hastalarında ani ölümlere yol açabilir” diyor. İlaçlarınızı iyi saklayın Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Bazı tansiyon ilaçlarının etkisi sıcak havada değişebilir, bu da kalp ritmini etkileyebilir. Kalp hastalığı, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları olanların ilaçlarını düzenli almaları, yaz aylarında doktor kontrollerini aksatmamaları ve ilaçlarını serin yerde muhafaza etmeleri, araç içi ya da doğrudan güneş alan yerlerde bırakmamaları önemlidir” diyor. Stresinizi yönetmeyi öğrenin Tatil döneminde özellikle de aşırı sıcaklarda uyku düzeni bozulur, bu da kronik yorgunluk ve stres hormonlarının artmasına neden olarak kalp üzerinde yük oluşturabilir. Bu nedenle stres seviyenizi düşük tutmaya özen gösterin, gerekirse stres yönetimi konusunda uzmana danışın. Uyku kalitenizin artması için uyuduğunuz odanın karanlık ve serin, gürültüsüz olmasına, çok geç yatıp, çok geç kalkmamaya dikkat edin. Dinlenmeye ve rahatlamaya çalışın. Sigaradan uzak durun Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Yapılan sayısız çalışmada; sigara ve tütün ürünlerinin kalbin en büyük düşmanlarından biri olduğu ortaya konulmuştur. Yaz aylarında sosyal ortamlarda sigara, elektronik sigara veya farklı maddelerle tanışma olasılığı artabiliyor. Bu maddeler damarları daraltır, kalp ritmini bozar ve kalp krizi riskini artırır. Bu nedenle sigara, elektronik sigara ve benzeri zararlı maddeleri kullanmayın” diyor.

Kalp masajını herkes yapamaz! Haber

Kalp masajını herkes yapamaz!

En hayati adımın 112’yi aramak olduğunu vurgulayan Baltalı, uzman olmayan kişilerin müdahale etmemesi gerektiği, kalp masajının bilinçsizce yapılmasının, çalışan kalbi durdurabileceği uyarısında bulundu. Kalp krizi geçiren kişinin sırt üstü yatırılarak hareket ettirilmemesi gerektiğini ifade eden Baltalı, nefes almayı engelleyen mekanik durumların kontrol edilmesinin yeterli olacağını kaydetti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, 14-20 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında kalp krizi geçiren bir kişiye ilk müdahalenin nasıl yapılması gerektiğine dair açıklamalarda bulundu. En önemli adım hemen ambulansı aramak… Kalp krizi geçiren kişiye ilk müdahalenin hayati öneme sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Yapılacak ilk şey istirahat almaktır. En önemli şey ise 112 acil ambulansı aramak ve ambulansı çağırmaktır.” dedi.  Kalp krizi geçiren birine müdahalenin herhangi biri tarafından yapılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Baltalı, “Müdahaleyi alanında uzman kişiler yapmalı. Kalp krizi geçiren insan sırt üstü yatırılmalı ve hareket ettirilmemeli. Ambulansın gelmesi beklenmeli.” şeklinde konuştu. Kişinin nefes almasını engelleyecek mekanik sorunlar düzeltilmeye çalışılmalı Kişiye mümkün olduğunca hızlı bir şekilde müdahale edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Ani ölüm, yani kalbin çalışmaması, kalp krizi geçirildikten 1-2 saat sonra gerçekleşen ölümlerdir. Kişiye mümkün olduğu kadar hızlı müdahale edilmesi gerekir. Bu müdahaleyi alanında uzman kişiler yapmalıdır. İlk dikkat edilmesi gereken şey ise kişinin nefes alıp almadığını ve kalbinin atıp atmadığını kontrol etmektir. Mümkün olduğu kadar ağızın açık tutulması, nefes almayı engelleyecek mekanik şeylerin ortadan kalkması yeterlidir. Uzman kişilerce yapılmayan her müdahale faydadan çok zarar getirir.” uyarısında bulundu. Yanlış kalp masajı, çalışan kalbi durdurabilir! Kalp masajının bilmeyen bir kişi tarafından asla yapılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Kalp masajının yanlış yapılması, kalp çalışırken kalbin durmasına neden olur. 112 ambulans çağırılmalı ve ambulansın gelmesi beklenmeli. Kalbi atan birinin kalp sesleri de duyulmayabilir. Bilmeyen birinin kalp krizi geçiren birine müdahalesi sağlıklı sonuçlanamaz. Kalp masajını doktor, acil tıp teknisyenleri, hemşireler yapabilirler. Kalp krizi geçiren hastanın soluyup solumadığını tespit edilmesi ve nabzın atıp atmadığının kontrol edilmesi gerekir.” dedi. Kalbin durduğunu uzmanlar anlayabilir Kalp krizi geçiren kişinin kalbinin durduğunu uzman olmayan birinin anlamasının pek mümkün olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Kalp krizi geçiren birine sağlık çalışanı dışında müdahale etmek uygun değildir. Ancak kişinin nefes almadığından şüpheleniliyorsa nefes almayı engelleyecek mekanik bir durum olup olmadığı kontrol edilmeli. Bunun dışında bilmeyen insanların kalp krizi geçiren bir hastaya müdahale etmesi doğru değildir.” uyarısında bulundu. Araç kullanırken kalp krizi geçirilirse… Kalp krizi geçiren bir kişinin tek başına ve araç kullanıyorsa mutlaka aracını kenara çekmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Kişi 112 acil servisi aramalıdır. Yatar pozisyona geçmelidir. Çok sıkıntılı ise yardım isteyebilir. Yardım eden kişinin de alanında uzman olması gerekir.” Diyerek sözlerini tamamladı. 

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.