Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kamu Kurumları

Kapsül Haber Ajansı - Kamu Kurumları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Kurumları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayer Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bayer Türkiye’de Üst Düzey Atama

André Santiago Silva, 1 Eylül 2026 itibarıyla Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı olarak atandı. André Santiago Silva, 2023 yılından bu yana Bayer Türkiye’nin İlaç bölümüne liderlik eden ve Bayer’deki başarılı kariyerinin ardından emekliye ayrılacak olan Colin Tyrer’dan görevi devralıyor. Silva, yeni görevinde Bayer’in Türkiye’deki ilaç faaliyetlerine liderlik edecek; şirketin bilim ve inovasyon odağı doğrultusunda hastalar ve sağlık ekosistemi için değer yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Bu kapsamda Bayer ekiplerinin yanı sıra sağlık mesleği mensupları, ilgili kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla yürütülen ilişkilerin ve iş birliklerinin güçlendirilmesine odaklanacak. Silva ayrıca Bayer’in İran’daki ilaç operasyonlarını da yönetecek. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Lizbon Üniversitesi’nde eczacılık alanında tamamlayan ve sağlık sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olan André Santiago Silva; Portekiz, Almanya ve Nordik ülkelerini kapsayan güçlü bir uluslararası liderlik geçmişine sahip. Silva son olarak Bayer Danimarka ve Norveç Ülke Müdürü olarak görev yaptı. Bu görevinde, organizasyona önemli bir dönüşüm sürecinde liderlik ederken sağlık ekosistemindeki güçlü iş birlikleri aracılığıyla hastaların yenilikçi tedavilere erişiminin artırılmasına katkıda bulundu. Silva, bu görevinden önce Bayer’de Global Marka Direktörü olarak çalıştı ve önemli markaların küresel stratejilerinin oluşturulmasında rol aldı. André Santiago Silva atamasına ilişkin şunları söyledi: “Bayer Türkiye’ye katıldığım ve deneyimli ekiplerimizle birlikte çalışma fırsatı bulduğum için büyük memnuniyet duyuyorum. Türkiye, güçlü bilimsel birikimi ve gelişmiş sağlık ekosistemiyle Bayer açısından önemli bir ülke. Önümüzdeki dönemde, bugüne kadar elde edilen başarıları ve oluşturulan güçlü temeli daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Sağlık mesleği mensupları, kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla uzun yıllara dayanan ilişkilerimizi ve iş birliklerimizi güçlendirerek sürdürmeye; bilim ve inovasyon odağımız doğrultusunda hastalar ve sağlık sistemi için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu süreçte Bayer Türkiye’nin köklü deneyiminden ve ekiplerimizin uzmanlığından güç alarak ülkemizde sağlık alanındaki gelişime katkı sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum.” Bayer Hakkında Bayer, sağlık ve beslenme ile ilgili yaşam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış küresel bir şirkettir. "Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık" misyonu doğrultusunda, artan ve yaşlanan küresel nüfus nedeniyle çağımızın önemli sorunlarına ürün ve hizmetleriyle çözüm sunmaya katkıda bulunarak insanlara ve yaşadığımız gezegene destek olmayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan şirket, faaliyet gösterdiği alanlarda olumlu etki yaratma konusunda kararlıdır. Bayer Grup, aynı zamanda inovasyon ve büyüme yoluyla değer yaratmayı ve kâr etme gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bayer markası tüm dünyada güveni, kaliteyi ve güvenilirliği temsil etmektedir. 2025 mali yılı itibarıyla yaklaşık 88 bin çalışana ve 45,6 milyar Avro satış cirosuna sahip olan Bayer’in Ar-Ge harcaması ise 5,8 milyar Avro düzeyindedir. Daha fazla bilgiye www.bayer.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumları Yapay Zekaya Taşıyacak Millî Platform Göreve Hazır Haber

Kurumları Yapay Zekaya Taşıyacak Millî Platform Göreve Hazır

Türk savunma sanayisinde yazılım tabanlı çözümler geliştiren HAVELSAN, yapay zeka odaklı ürünlerine bir yenisini ekledi. ORION, kurumların dağınık verilerini tek bir platformda bir araya getiren, veriyi güvenli biçimde yöneten, analiz ve raporlama süreçlerini hızlandıran ve yapay zeka çalışmalarına hazır hale getiren yerli ve ölçeklenebilir bir büyük veri yönetim platformu olarak tasarlandı. Platform, kurumların farklı sistemlerde bulunan büyük miktardaki verilerini tek bir platform üzerinden toplamasını, saklamasını, işlemesini ve analiz etmesini sağlıyor. Kurumların sahip olduğu hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış veriyi daha erişilebilir, yönetilebilir, kullanılabilir ve üzerinde analiz yapılmasına hazır hale getirerek veriye dayalı karar alma süreçlerini etkin şekilde artırmayı hedefliyor. Açık kaynak bileşenler üzerine kurulan ORION, kurumların bütün büyük veri süreçlerini tek bir platformdan yönetmeyi amaçlıyor. Dağınık veriler ortaklaşıyor, süreçler hızlanıyor Kurumların veri kaynaklarında veri tabanları, kurumsal uygulamalar, belgeler, sensörler, güvenlik ekipmanları, üretim makinaları ve benzeri onlarca farklı dijital sistem üzerinden farklı format ve yapılarda sürekli olarak veri üretiliyor. Ancak bu veriler çoğu zaman birbirinden bağımsız ortamlarda tutulduğu için bütüncül biçimde kullanılamıyor, analiz ve raporlama süreçleri uzun sürebiliyor. ORION, farklı kaynaklarda bulunan bu verileri ortak bir yapı altında bir araya getirerek kurumların veriden daha hızlı ve etkili biçimde yararlanmasını sağlıyor. Platform, verinin yalnızca saklanmasına değil, kullanım için hazırlanmasına da odaklanıyor. Farklı kaynaklardan alınan veriler ORION üzerinde düzenlenebilir, işlenebilir, aranabilir ve analiz edilebilir hale getiriliyor. Böylece kullanıcılar ihtiyaç duydukları bilgiye daha kısa sürede ulaşabiliyor, raporlama, araştırma, analiz ve karar destek süreçlerini daha verimli biçimde yürütebiliyor. ORION, yüksek miktarda veri üreten veya farklı sistemlerdeki verilerini ortak bir yapıda yönetmek isteyen kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları tarafından kullanılabilecek. Kamu, savunma, finans, enerji, telekomünikasyon, ulaşım, sağlık, sanayi ve araştırma gibi farklı alanlarda katkı sağlayacak platform, kurumların ihtiyaçlarına, veri hacmine ve kullanıcı sayısına göre ölçeklenebilecek şekilde yapılandırılabiliyor. Bu sayede yatayda ve dikeyde genişleme imkanı bulunuyor. Yurt dışı bağımlılığa karşı veri egemenliği ORION’un öne çıkan özelliklerinden birini kurumların mevcut sistemleriyle birlikte çalışabilmesi oluşturuyor. Platform, kurumların halihazırda kullandığı veri kaynakları ve uygulamalarla entegre edilerek mevcut yatırımların korunmasına yardımcı oluyor. Bu da platforma geçişi kolaylaştıran önemli bir etken olarak dikkati çekiyor. Platform, kurumların kendi veri merkezlerinde ve kapalı ağlarında çalıştırılabiliyor. Bu sayede verilerin kurum sınırları içinde tutulması, erişim yetkilerinin kontrol edilmesi ve kritik veriler üzerindeki kurumsal sahipliğin korunması destekleniyor. Büyük veri alanında benzer hizmetler sunan platformların (yaygın olanların neredeyse tamamı yabancı firmalardan oluşmaktadır) genel yaklaşımı, verileri kurumun kendi sunucu altyapısında değil, üçüncü parti bulut ortamlarında tutulmak şeklinde kendisini gösteriyor. Bu durum da veri egemenliğini riske atan bir sonuç olarak değerlendiriliyor. ORION "on-premises first/ önce kurum içi" yaklaşımıyla bu noktada farklılık sağlıyor. Yapay zeka çalışmalarına altyapı ORION, yapay zeka ve ileri analitik çalışmalarına temel oluşturuyor. Yapay zeka uygulamalarının sağlıklı sonuçlar üretebilmesi için verilerin düzenli, erişilebilir ve işlenebilir olması gerekiyor. Bu noktada verinin yapay zeka katmanına düzenlenmiş, doğru ve güncel akmasını sağlamak üzere ORION devreye giriyor. Açık kaynak teknolojilerden yararlanan ORION, bu teknolojileri kurumların ayrı ayrı yönetmek zorunda kalmayacağı bütünleşik bir platform altında ve kullanımı kolay bir şekilde sunuyor. Bu yaklaşım sayesinde kurumların belirli bir üreticiye bağımlılığının azaltılması, lisans maliyetlerinin düşürülmesi, ihtiyaçlara göre uyarlanabilen, sürdürülebilir ve esnek bir veri altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Bu mimari, Kamuda Açık Kaynak Kodlu Yazılım Kullanımı Genelgesi'ni de destekliyor. İlk görevi Türkçe için olacak ORION, Türkçenin geçmişten bugüne tüm yazılı, sözlü ve görsel birikimini dijital ortama taşımak ve yapay zeka ile analiz etmek amacıyla Türk Dil Kurumu ile HAVELSAN arasında yürütülecek dijitalleşme projesinde de kullanılacak. Bu sayede Türk dilinin doğuşundan bu yana ortaya konan tüm metinler ve sözlü kaynaklar veri tabanına aktarılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul, L’Étape Türkiye By Tour De France İçin Hazır Haber

İstanbul, L’Étape Türkiye By Tour De France İçin Hazır

Yarış öncesi Koordinasyon Toplantısı, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Seyda Dursun ve Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu katıldı. Toplantıda, organizasyon hazırlıkları ve İstanbul parkurunun yanı sıra Tour de France ile Türk bisikleti arasında gelişen yeni iş birlikleri de değerlendirildi. Tour de France’ın resmi amatör serisi L’Étape Türkiye by Tour de France’ın 20 Eylül’de üçüncü kez gerçekleştirilecek İstanbul yarışı öncesindeki hazırlıklar, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen Koordinasyon Toplantısı’nda ele alındı. İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün Ataköy’deki merkezinde gerçekleştirilen toplantıya; İstanbul Valiliği başta olmak üzere kamu kurumları, yerel yönetimler, Türkiye Bisiklet Federasyonu ve organizasyon paydaşları katıldı. Toplantıda yarış İstanbul parkuru, trafik ve yol güvenliği önlemleri, sağlık ve acil müdahale planı, sporcu ve seyirci güvenliği, gönüllü organizasyonu, lojistik süreçler ve kurumların sorumluluk alanları değerlendirildi. Organizasyonun güvenli ve koordineli şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla 19 kuruma toplam 97 farklı görev ve sorumluluk tevdi edilirken, yarış sürecinde 2 binin üzerinde personelin görev yapması planlandı. Yarışın güvenli ve kesintisiz biçimde gerçekleştirilmesi amacıyla kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, saha ekiplerinin görev ve sorumluluklarının netleştirilmesi ve parkur üzerindeki operasyonel hazırlıkların ortak takvim doğrultusunda sürdürülmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Toplantıda ayrıca parkur üzerindeki trafik akışı, yol kapatma ve açma planları, güvenlik noktaları, ambulans ve sağlık ekiplerinin konumlandırılması, sporcuların parkur boyunca takibi, yönlendirme sistemleri, gönüllülerin görev dağılımı ve olası acil durumlarda uygulanacak müdahale süreçleri ele alındı. “Bu organizasyonlar şehrimizin spor organizasyonları alanındaki gücünü ortaya koyuyor” İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, L’Étape Türkiye by Tour de France’ın İstanbul’un uluslararası spor organizasyonları konusundaki deneyimini güçlendiren önemli bir organizasyon olduğunu belirterek, “L’Étape Türkiye by Tour de France gibi uluslararası ölçekte bir organizasyonun İstanbul’da gerçekleştiriliyor olması, şehrimizin spor organizasyonları alanındaki gücünü ortaya koyuyor. Sporun gelişimi açısından da büyük önem taşıyan bu organizasyona katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Organizasyonun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için kurumlarımız arasındaki iş birliği ve koordinasyonun büyük önem taşıdığına inanıyorum” dedi. “30’u aşkın ülkeden sporcuların İstanbul’da mücadele edecek olması bizler için son derece değerli” İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Seyda Dursun, L’Étape Türkiye by Tour de France’ın İstanbul’un uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini göstermesi açısından önemli bir organizasyon olduğunu belirterek, “Gençlik ve Spor Bakanlığımızın destekleri ve federasyonlarımızın iş birliğiyle İstanbul’da birçok ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapıyoruz. L’Étape Türkiye by Tour de France da marka değeri yüksek, önemli uluslararası organizasyonlardan biri. Üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz organizasyonda 30’u aşkın ülkeden sporcuların İstanbul’da mücadele edecek olması bizler için son derece değerli” dedi. “Bisikletle değer üretiyor, geleceğe taşıyoruz” Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, L’Étape Türkiye by Tour de France’ın profesyonel bisiklet dünyası ile amatör sporcular arasında güçlü bir bağ kurduğunu belirterek şunları söyledi: “L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek profesyonel bisiklet dünyası ile amatör sporcular arasında güçlü bir bağ kuran önemli bir platform hâline gelmiştir. İstanbul’un iki kıtayı birleştiren eşsiz yapısında hayat bulan bu organizasyon, bisiklet sporunun birleştirici gücünü yansıtırken Türkiye’nin uluslararası bisiklet takvimindeki konumunu da her geçen yıl daha da güçlendirmektedir. Federasyon olarak, ülkemizde düzenlediğimiz uluslararası yarışlarla bisikleti şehirlerimizin merkezine taşımayı ve spor turizmine katkı sağlamayı önemsiyoruz. Bununla birlikte amatör sporculara yönelik bu tür organizasyonların bisiklet kültürünün yaygınlaşmasında kritik bir rol oynadığına inanıyoruz. 2026 yılında Marmaris etabının da programa dâhil edilmesiyle birlikte hedefimiz; organizasyonu sürdürülebilir bir şekilde büyütmek, uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve Türkiye’yi bisiklet dünyasında daha güçlü bir konuma taşımaktır. Sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri bir araya getirmeye devam edeceğiz.” “Spor; rekabetten öte, kültürlerin evrensel dili” 78 Event Genel Müdürü ve L’Étape Türkiye by Tour de France Genel Direktörü Ömer Kafkas ise organizasyonun Türkiye’nin spor turizmi vizyonuna sağladığı katkıya dikkat çekerek şöyle konuştu: “L’Étape Türkiye, üçüncü yılında yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin spor turizmi vizyonuna katkı sağlayan önemli bir platform hâline gelmiştir. İstanbul’un eşsiz coğrafyasında uluslararası katılımcıları bir araya getiren bu organizasyon, Türkiye’nin küresel bisiklet takvimindeki konumunu güçlendirmektedir. 2026 yılında Marmaris etabının da eklenmesiyle birlikte hedefimiz, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası iş birlikleriyle organizasyonu daha ileri taşımaktır. Sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri buluşturmaya devam edeceğiz.” Tour de France ruhu 20 Eylül’de İstanbul’da Visa ve Maximiles Black isim sponsorluğunda, 78 Event organizasyonuyla üçüncü kez gerçekleştirilecek L’Étape Türkiye by Tour de France, 20 Eylül Pazar günü saat 08.00’de Beykoz Spor Ormanı’ndan başlayacak. Tour de France standartlarında yarışma deneyimi sunacak organizasyona 50 farklı ülkeden yaklaşık 2.500 sporcunun katılması bekleniyor. Katılımcılar, İstanbul’un doğal güzellikleri ve Boğaz manzarasıyla şekillenen 105 kilometrelik uzun parkur ile 52,4 kilometrelik kısa parkurda mücadele edecek. İstanbul’da Yarış Günü İçin Trafik Akışı Planlandı Visa Maximiles L’Étape Türkiye by Tour de France kapsamında, 20 Eylül 2026 Pazar günü 07.30-12.30 saatleri arasında Beykoz’da gerçekleştirilecek yarışta, 105 kilometrelik uzun parkur, 52,4 kilometrelik kısa parkur ve 31,4 kilometrelik kıtalararası geçiş parkurunda kullanılan güzergâhlar, yarış süresince kontrollü olarak trafiğe kapatılacaktır. Yarış kapsamında kullanılacak güzergâhlar; Beykoz Spor Ormanı, Küçüksu Caddesi, O-2 Çevreyolu, Kavacık Kavşağı, Yeni Riva Yolu, Şehit Sinan Eroğlu Caddesi, Cumhuriyet Caddesi, Fatih Sultan Mehmet Caddesi, Polonezköy Yolu, Fatih Sultan Caddesi, Kazım Karabekir Caddesi, Şehit Cengiz Caddesi, Şehit Aziz Caddesi, Beykoz Caddesi, Polonez Caddesi, Öğümce Yolu, Erguvan Sokak, Köyiçi Caddesi, Aşağı Mahalle Caddesi, Şile Caddesi, Karakiraz Yolu, Kömürlük Yolu, Alemdağ-Şile Yolu, Ömerli Caddesi, Sırapınar-Ömerli Yolu, Sırapınar-Hüseyinli Yolu, Ayazma-Hüseyinli Yolu, Ayazma Caddesi, Çengeldere Caddesi ve Mehmet Akif Ersoy Caddesi üzerinden ilerleyecektir. Trafik tedbirleri, “aç-kapa” sistemi ile uygulanacaktır. Bu kapsamda yollar, yarış kafilesinin geçişi sırasında kontrollü olarak trafiğe kapatılacak; son sporcunun geçişinin ardından güzergâhlar mümkün olan en kısa sürede yeniden trafiğe açılacaktır. Bu uygulamayla parkurun yaklaşık yüzde 90’ında yolların yarışın başlangıcından sonuna kadar kesintisiz şekilde kapalı tutulması yerine, sporcuların geçişlerine bağlı olarak kontrollü ve kısa süreli trafik düzenlemeleri yapılacaktır. Tour de France ile Türk bisikleti arasındaki bağ güçleniyor Tour de France ruhunu amatör bisikletçilerle buluşturan L’Étape Series, 2026 yılında Avrupa, Amerika ve Asya’da 24 ülkede düzenlenen 35 organizasyondan oluşan küresel takvimiyle dünyanın farklı coğrafyalarına ulaşıyor. Türkiye ise İstanbul ve Marmaris ile serinin iki ayrı organizasyonuna ev sahipliği yapan ülkeler arasında yer alıyor. Tour de France’ın organizatörü Amaury Sport Organisation (A.S.O.) ile Türkiye’de L’Étape organizasyonunu hayata geçiren 78 Event arasındaki iş birliği, Türk bisikleti ile uluslararası bisiklet dünyası arasındaki bağları güçlendiriyor. Bu kapsamda Tour de France’da şampiyonluk yaşamış dünyaca ünlü bisikletçilerin Türkiye’ye gelmesi planlanıyor. Kayıtlar 13 Eylül’e kadar devam edecek L’Étape Türkiye by Tour de France’a katılmak isteyen bisikletçiler, 13 Eylül’e kadar kayıt yaptırabilecek. Organizasyon, parkurlar ve kayıt işlemleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye letapeturkiye.com ve hadikaydol.com adreslerinden ulaşılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Ülkeden Üst Düzey Katılımla Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Perspektifleri Forumu Ankara'da Gerçekleştirildi Haber

6 Ülkeden Üst Düzey Katılımla Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Perspektifleri Forumu Ankara'da Gerçekleştirildi

“Suriye’ye Güvenli ve Sürdürülebilir Dönüş Perspektifleri” temasıyla düzenlenen foruma Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve Mısır’dan kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Üç gün süren programda güvenli ve gönüllü geri dönüş, uluslararası hukuk, bölgesel koordinasyon, yeniden imar, toplumsal uyum, sınır yönetimi, insani yardım, kalkınma ve kurumsal işbirliği başlıkları ele alındı. Katılımcılar, ülkelerindeki uygulamaları ve sahada karşılaşılan sorunları farklı oturumlarda değerlendirdi. AÇILIŞTA GÜÇLÜ MESAJLAR VERİLDİ Forumun açılış konuşmalarını Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir yaptı. Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar, Suriye'de yeni bir dönemin başladığını belirterek, geri dönüş süreçlerinin yalnızca insani değil aynı zamanda bölgesel sahiplenme ve ortak sorumluluk anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Seyyar, geri dönüş politikalarının ancak ilgili tüm ülkelerin ve özellikle Suriyeli aktörlerin karar alma süreçlerine aktif katılımıyla başarıya ulaşabileceğini vurguladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, Türkiye'nin tarih boyunca kitlesel göç hareketlerine insan odaklı bir anlayışla yaklaştığını belirterek, Orta Doğu'da kalıcı barış ve istikrarın ancak bölgesel işbirliği, ortak kalkınma ve uluslararası hukuk temelinde kurulacak yeni bir güvenlik mimarisiyle mümkün olacağını ifade etti. İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir ise Suriye krizinin göç yönetiminin uluslararası koordinasyon gerektiren çok boyutlu bir alan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Türkiye'nin krizin ilk gününden itibaren meseleyi insani sorumluluk anlayışıyla ele aldığını ve atılan her adımın merkezinde insan onurunun yer aldığını vurguladı. 1. Oturum: ÜST DÜZEYLİ PANELDE BÖLGESEL KOORDİNASYON ELE ALINDI Forumun “Bölgesel Göç Hareketlerinin Geleceği, Bölgesel İstikrar ve Gönüllü Geri Dönüşte Bölgesel Koordinasyon: Ortak Sorumluluk Modelleri” başlıklı ilk oturumu, Göç ve Diaspora Vakfı Başkanı Recep Seyyar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Türkiye Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, Suriye Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzez, Lübnan Sosyal İşler ve Aile Bakanı Hanin Esseyyid, Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Kerim Nuri ile Dışişleri Bakanlığı Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdür Vekili Reyhan Özgür değerlendirmelerde bulundu. Oturumda güvenli ve onurlu geri dönüş sürecinde devletler arası siyasi mutabakatın güçlendirilmesi, bölgesel sahiplenmenin artırılması ve kriz yönetiminde ortak bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. 2. Oturum: SINIR ÖTESİ YÖNETİŞİM VE KURUMLAR ARASI İLETİŞİM ELE ALINDI Forumun ikinci oturumu, “Sınır Ötesi Yönetişim ve Bölgesel Göçün Yönetiminde Güvenlik Algısı” başlığıyla, Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde Irak Nehreyn Araştırmalar Merkezi Danışmanlar Kurulu Başkanı Dr. Ali Faris, Ürdün Haşimiye Komisyonu Başkanı Dr. Hüseyin Muhammed Şibli, Mısır El Hayr Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Süheyr Awad ve Suriye Milletvekili Dr. Husam Hamdan görüşlerini paylaştı. Oturumda bölge ülkeleri arasında veri paylaşımının geliştirilmesi, kayıt sistemlerinin uyumlu hâle getirilmesi, sınır geçişlerindeki lojistik süreçlerin kolaylaştırılması ve kriz dönemlerinde kurumlar arasında doğrudan iletişim sağlayacak mekanizmaların oluşturulması ele alındı. ALTI ÜLKEDEN ÜST DÜZEY KATILIM Forum, yalnızca akademik ve sivil toplum çevrelerini değil, karar verici kamu otoritelerini de aynı masa etrafında buluşturdu. Katılımcılar arasında; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir Türkiye Göç İdaresi Başkanı Muhammet Selami Yazıcı Türkiye AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen Türkiye Milletvekilleri Dr. Abdurrahman Babacan, Dr. Ravza Kavakçı Kan Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdür V. Reyhan Özgür Suriye Acil Durum ve Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzayez Suriye Dışişleri Bakanlığı Türkiye İkili İlişkiler Genel Müdürü Inas Al Najjar Lübnan Sosyal İşler Bakanı Dr. Hanin Sayyed Lübnan Arap Merkezi Müdürü Nasser Yassine Khaled Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Karim al - Nouri Suriye Milletvekilleri Dr. Husam Hamdan, Azzam Hancı Lübnan Başbakan Yardımcısı Danışmanı Sohaib Jawhar Mısır Eğitim ve Kalkınma Kurulu Başkanı Dr. Süheyr Awad Ürdün Haşimiye Komisyonu Başkanı Dr. Hüseyin Muhammed Şibli UNHCR Türkiye Temsilci Yardımcısı Daniela Carmela Cicchella Bölge Ülkelerinin Stratejik Araştırma Merkezleri Başkanları Üniversite Rektörleri Akademisyenler ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri yer aldı. Bu üst düzey katılım, forumun bölgesel diplomasi ve göç politikaları açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu. ALTI ANA PANELDE ORTAK ÇÖZÜM ARAYIŞLARI Forum kapsamında düzenlenen altı ana oturumda, bölgesel göç yönetiminin siyasi, hukuki, idari, ekonomik ve sosyal boyutları kapsamlı biçimde değerlendirildi. İlk gün gerçekleştirilen Protokol ve Yüksek Düzeyli Panel'de Türkiye, Suriye, Irak ve Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerinin üst düzey temsilcileri; güvenli ve gönüllü geri dönüş, ortak sorumluluk modelleri ve bölgesel koordinasyon mekanizmalarını ele aldı. Ardından düzenlenen Bakanlıklar ve Bürokrasi Paneli'nde sınır ötesi yönetişim, kayıt sistemlerinin entegrasyonu, veri paylaşımı, kriz yönetimi ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları değerlendirildi. Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübesi oturumlarında ise Türkiye, Ürdün, Irak, Lübnan ve Suriye'den kamu temsilcileri ile araştırma merkezi yöneticileri, ülkelerindeki saha deneyimlerini ve başarılı uygulama örneklerini paylaştı. Forumun ikinci gününde gerçekleştirilen Stratejik Panel'de yeniden imar, güvenli yaşam alanlarının oluşturulması, konut, sağlık ve eğitim altyapısının güçlendirilmesi ile uluslararası finansman mekanizmaları üzerinde duruldu. Devam eden oturumlarda AFAD, UNHCR ve bölge ülkelerinin kamu kurumları ile üniversitelerinden temsilciler; göç yönetiminde kurumsal kapasitenin artırılması, insani yardım mekanizmaları ve ortak politika geliştirme süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BEŞ YUVARLAK MASA ÇALIŞTAYI DÜZENLENDİ Forum süresince gerçekleştirilen beş ayrı yuvarlak masa çalıştayında; Hukuki ve lojistik engeller, Yeniden imar, Toplumsal uyum, Kamu-sivil toplum iş birliği, Bölgesel göç hareketlerinin geleceği başlıklarında politika önerileri geliştirildi. Araştırma merkezleri, düşünce kuruluşları ve uzmanların katkılarıyla hazırlanan öneriler, forumun sonuç bildirgesine temel oluşturdu. İKİLİ GÖRÜŞMELER VE KURUMLAR ARASI TEMASLAR Forum kapsamında ülkelerden gelen heyetler ile kamu kurumları, araştırma merkezleri, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri arasında ikili görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmelerde kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi, ortak çalışma alanlarının geliştirilmesi ve bölgenin refahına katkı sağlayacak iş birliği imkânları ele alındı. Heyetler, göç yönetimi, gönüllü geri dönüş, yeniden imar, insani yardım ve kalkınma başlıklarında karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek ortak çalışmalar üzerine değerlendirmeler yaptı. ANKARA'DAN İNSAN ONURU VE GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU Forum boyunca yapılan değerlendirmelerde; güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüş süreçlerinin ancak uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda, bölgesel sahiplenme anlayışıyla ve ülkeler arasında güçlü koordinasyon mekanizmaları kurularak sürdürülebileceği ortak görüşü öne çıktı. Katılımcılar ayrıca göçün yalnızca güvenlik boyutuyla değil; insani, sosyal ve kalkınma boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Forum, 23 Temmuz 2026’da tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakanlık, 81 İlde 23 Bin 150 Muhtara Sosyal Hizmet Modellerini Anlattı Haber

Bakanlık, 81 İlde 23 Bin 150 Muhtara Sosyal Hizmet Modellerini Anlattı

Bu faaliyetler kapsamında toplam 23 bin 150 muhtara ulaşıldı. Bakanlık, Sosyal Risk Haritaları ve Aile Rehberi Sistemi kapsamında sosyal hizmet ve desteğe ihtiyaç duyan bireylerin erken dönemde tespit edilmesi, yaşadıkları çevrede kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir destek mekanizmalarına yönlendirilmesi amacıyla yerel paydaşlarla iş birliğini güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, dış paydaşlar arasında yer alan muhtarların Bakanlığın sosyal hizmet modelleri hakkında kurumsal olarak bilgilendirilmesi amacıyla İl Müdürlükleri koordinasyonunda Muhtarlara Yönelik Bilgilendirme Toplantıları düzenlendi. Toplantılarda muhtarlara, Bakanlığın sunduğu sosyal hizmet modelleri, sosyal yardım mekanizmaları ve Sosyal Hizmet Merkezlerinde yürütülen hizmetler hakkında kapsamlı bilgi verildi. Diğer taraftan, Aile Rehberi Sistemi kapsamında kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen Aile ve Toplum Temelli Sosyal Destek Çalışmaları kapsamında da meslek personeli tarafından mahalle ziyaretleri gerçekleştirildi. Bu ziyaretlerde muhtarlarla birebir görüşmeler yapılarak Bakanlığın sosyal hizmet modelleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Söz konusu ziyaretlerle sosyal hizmet ihtiyacı bulunan vatandaşların daha erken tespit edilmesi ve gerekli destek mekanizmalarının etkin ve hızlı bir şekilde devreye alınması hedefleniyor. Bakanlık tarafından yürütülen bilgilendirme toplantıları ve saha ziyaretleriyle kamu kurumları ile mahalle düzeyindeki iş birliğinin güçlendirilmesi, sosyal risklerin erken dönemde tespit edilmesi ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara zamanında, etkili ve bütüncül sosyal destek hizmetlerinin ulaştırılması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi Haber

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi

Özellikle RES yatırımlarında yılları bulabilen izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, süreçlerin paralel ilerlemesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi; sektörün büyüme hızı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen TÜREK 2026 kapsamında gerçekleştirilen "Süper İzin Sonrası: Rüzgar Yatırımlarında Yeni İzin Rejimi" oturumunda; kamu kurumları ve sektör temsilcileri yeni dönemde izin süreçlerinde hayata geçirilen düzenlemeleri değerlendirdi. TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile EPDK'dan üst düzey temsilciler, izin süreçlerinde hayata geçirilen yeni düzenlemeleri, kurumların süreç içerisindeki yeni rol dağılımlarını ve uygulamadaki yansımaları ele aldı. Panel kapsamında; izin süreçlerinin paralelleştirilmesiyle birlikte oluşan yeni yapı, yatırım süreçlerinde karşılaşılan kritik başlıklar, mevcut darboğazlar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri değerlendirildi. İŞLETMEYE GEÇMEYEN 64 GW'LIK KAPASİTE YENİ İZİN REJİMİNİN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU Paylaşılan verilere göre, Türkiye'de hâlihazırda işletmeye geçmemiş toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bu rakamın 30,6 GW'lık kısmını GES, 24 GW'lık kısmını ise RES projeleri oluşturuyor; RES tarafındaki 24 GW'ın yaklaşık 19,7 GW'lık bölümü ise önlisans aşamasında bulunan projelerden kaynaklanıyor. Bu tablo, izin süreçlerinin hızlandırılmasını yatırımcılar ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından doğrudan belirleyici bir başlık haline getiriyor. DEPOLAMALI YATIRIMLARDA REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ Depolamalı projelerdeki yoğun yatırım talebi panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Buna göre depolamalı RES projelerinde önlisans aşamasındaki kurulu güç 248 proje ile 17.368 MW'ı aşarken, depolamalı GES projelerinde 354 proje ile 12.726 MW seviyesine ulaşıldı. İki kalemin toplamı, depolamalı önlisans portföyünü 30 bin MW'a yaklaştırıyor. İzin süreçlerindeki ilerlemeye bakıldığında, depolamalı RES'lerde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı, 169 proje için kamulaştırma başvurusunda bulunulduğu ve 61 projenin orman iznini aldığı; depolamalı GES'lerde ise 227 projede "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı ve 310 projenin kamulaştırma başvurusu yaptığı görüldü. Sektörde oluşan yüksek yatırım talebi, izin süreçlerinin hızlandırılmasını enerji yatırımları açısından kritik bir başlık haline getirirken; mevcut durumda geçen yıldan beri yapılan iyileştirmelerle RES projelerinde yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise yaklaşık 30 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin kalan Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte 24 aya düşürülmesinin hedeflendiği aktarıldı. Panelde ayrıca, depolamalı yatırımları doğrudan etkileyebilecek ikincil mevzuat çalışmaları kapsamında veriş ve çekişte sistem kullanım bedeli sabitinin tek olması, kısmi kabul yapılabilmesine ilişkin düzenleme ve toleransların gözden geçirilmesi başlıklarının da gündemde olduğu paylaşıldı. "SÜREÇLERİN HIZLANMASI YATIRIM İŞTAHINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR" Yenilenebilir enerji yatırımlarında yalnızca finansman ve teknoloji değil, süreç yönetim hızının da belirleyici hale geldiğini belirten TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; "Türkiye bugün rüzgar enerjisinde çok güçlü bir yatırım potansiyeline sahip. Ancak yatırımların sahaya dönüşebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, koordineli ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte süreçlerin sadeleşmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlenmesi sektör açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Özellikle depolamalı yatırımlarda 30 bin MW'a yaklaşan kapasite talebi, yatırımcı iştahının ne kadar güçlü olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. ÇED süreçleri, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok başlıkta hayata geçirilen yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını düşünüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi veren düzenlemenin kısa süre içinde tamamlanması ve mevcut düzenlemelerin birkaç kritik noktada revize edilmesiyle birlikte, RES projelerinde 33 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin 24 aya indirilmesi; sahaya dönüşmeyi bekleyen büyük kapasitenin önündeki en kritik adımlardan biri olacak. Yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Süreçlerin daha koordineli ve öngörülebilir ilerlemesi; hem yatırımcı güveni hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından kritik önem taşıyor," ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.