Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kamulaştırma

Kapsül Haber Ajansı - Kamulaştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamulaştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ARI-ES Enerji Rüzgâr ve Güneşte 352 Projeyle Enerji Dönüşümüne Katkı Sağlıyor Haber

ARI-ES Enerji Rüzgâr ve Güneşte 352 Projeyle Enerji Dönüşümüne Katkı Sağlıyor

Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreç, saha seçimiyle birlikte proje geliştirme aşamasında başlıyor; bu aşamada atılan adımlar yatırımın en kritik belirleyicilerinden birini oluşturuyor. Kurum görüşlerinin alınması, imar planlarının hazırlanması, halihazır haritaların oluşturulması, ÇED ve ESIA süreçlerinin yürütülmesi, kamulaştırma işlemleri, yol projeleri ile orman izinlerinin tamamlanması; yatırımın zamanında başlayabilmesi açısından büyük önem taşıyor. İzmir merkezli ARI-ES Enerji, yaklaşık 40 kişilik uzman kadrosuyla ARI-ES Planlama, HNS Harita ve Orman birimleri altında şehir planlama, harita mühendisliği, çevre ve orman mühendisliği disiplinlerini tek çatı altında buluşturuyor; bu disiplinlerin her birinde mesleki yeterlik belgesi ve büro tesciline sahip. Şirket, yatırımlara proje geliştirme aşamasından itibaren eşlik ediyor; önlisanslı, üretim lisanslı ve lisanssız projelerin tamamında hizmet veriyor. Kurum görüşlerinin alınmasından imar planlarının hazırlanmasına, halihazır harita üretiminden yol projelerine, mülkiyet edinimi ve kamulaştırmadan orman ön izinleri, kesin izinler ile ÇED ve ESIA süreçlerine kadar yatırımın ihtiyaç duyduğu jeolojik ve jeoteknik etütler dışındaki tüm aşamaları, proje geliştirmeden inşaata başlanmasına kadar kendi bünyesinde (in-house) yürütüyor. Geliştirdiği proje takip sistemiyle de her yatırımın izin ve ruhsat takvimini anlık izleyerek süreçlerin koordinasyonunu tek merkezden sağlıyor. 30 YILA YAKLAŞAN MÜHENDİSLİK BİRİKİMİ Kökleri 1998 yılına dayanan ARI-ES Enerji, 2004 yılında yenilenebilir enerji alanına yönelmiş, 2005 yılında bu alana odaklanan yapısıyla yeniden kurulmuş ve o tarihten bu yana yalnızca yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteriyor. Bugün şehir planlama, harita mühendisliği, çevre mühendisliği ve orman mühendisliği disiplinlerini aynı yapı altında buluşturan şirket; lisanslı ve önlisanslı rüzgâr ile güneş enerjisi projelerinin yanı sıra hibrit, lisanssız, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle yatırımlarında da hizmet veriyor. Şirketin en güçlü olduğu alanlardan biri, arazi projeleri ile lisanssız rüzgâr ve güneş projelerinin geliştirme aşamasından itibaren yürütülmesi: proje geliştirme aşamasında 68 rüzgâr projesinde 5.313,58 MW'lık çalışma yürüten şirket, 52 lisanssız rüzgâr ve güneş projesi (352,16 MW) ile rüzgâr santrallerine bütünleşik 19 hibrit güneş projesinde de görev aldı. Bugüne kadar görev aldığı 352 proje ve 16.211,29 MW'lık referans portföyü, şirketi sektörün önemli proje geliştirme ve mühendislik kuruluşlarından biri haline getiriyor. HER YATIRIM, FARKLI DİSİPLİNLERİN AYNI HEDEF İÇİN ÇALIŞMASINI GEREKTİRİYOR Yenilenebilir enerji yatırımlarında başarının yalnızca üretim kapasitesiyle değil, yatırımın her aşamasının doğru planlanmasıyla mümkün olduğuna dikkat çeken ARI-ES Enerji Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ebru Arıcı: "Enerji dönüşümünün görünür yüzünü rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri oluşturuyor. Ancak bu yatırımların arkasında uzun bir planlama, mühendislik ve izin süreci bulunuyor. Sürdürülebilir enerji yatırımlarının zamanında hayata geçirilebilmesi için teknik uzmanlık kadar disiplinler arası koordinasyon da büyük önem taşıyor. ARI-ES Enerji olarak yaklaşık otuz yıla dayanan mühendislik birikimimizle yatırımın fikir aşamasından inşaat başlangıcına kadar tüm süreçleri bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz" açıklamalarında bulundu. ARI-ES Enerji Hakkında Kökleri 1998 yılına dayanan ARI-ES Enerji, 2004 yılında yenilenebilir enerji alanına yönelmiş, 2005 yılında yalnızca bu alana odaklanan yapısıyla kurulmuştur. İzmir merkezli şirket; ARI-ES Planlama, HNS Harita ve Orman birimleriyle şehir planlama, harita mühendisliği, çevre ve orman mühendisliği, ÇED / ESIA, yol projeleri ve kamulaştırma alanlarında, ilgili mesleki yeterlik belgeleri ve büro tescilleriyle entegre hizmet vermektedir. Yaklaşık kırk kişilik ekibiyle proje geliştirmeden inşaat aşamasına kadar jeolojik-jeoteknik etütler dışındaki tüm süreçleri kendi bünyesinde yürüten şirket, gelişmiş proje takip sistemleriyle takvim yönetimini kontrol altında tutmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İki Başkandan Geleceğe Yeşil İmza Haber

İki Başkandan Geleceğe Yeşil İmza

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi, çevre koruma ve kırsal kalkınmayı ortak bir hedefte buluşturan örnek bir iş birliğine imza attı. İZSU Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan Gördes Barajı çevresindeki koruma alanları etaplar halinde ağaçlandırılarak yaklaşık 2 bin dönümlük geniş bir ormana dönüştürülecek. Böylece hem İzmir'in içme suyu kaynakları güvence altına alınacak hem de bölgede arıcılık desteklenerek kırsal kalkınmaya katkı sağlanacak. Gördes Baraı Tampon Bölge Protokolü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın ev sahipliğinde düzenlenen törende imzalandı. İzmir Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen törene Başkan Dr. Cemil Tugay'ın yanı sıra Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke ve belediye bürokratları katıldı. İmzalanan protokolle, ağaçlandırma çalışmalarının yanı sıra su kaynaklarının korunması, iklim değişikliğine karşı doğal direncin artırılması ve kırsal ekonominin güçlendirilmesini hedefleyen kapsamlı bir çevre yatırımı hayata geçirilecek. “Gördes için çok doğru, bizim de çok içimize sinen bir fikir” İmza töreninin ardından konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Manisa ile İzmir'in ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguladı. Gördes Barajı çevresinde yaklaşık yarım milyon ağacın dikileceği proje için bir araya geldiklerini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “İzmir'in bu projede yer almasının nedeni, Gördes Barajı ve çevresiyle ilgili kamulaştırma çalışmalarının, yıllar önce Devlet Su İşleri tarafından alınan karar doğrultusunda İZSU tarafından yürütülmüş olmasıdır. Buradaki su, İzmir için de hayati öneme sahip. Bu nedenle su kaynaklarının korunması gerekiyor. Baraj çevresindeki alanın korunmasına ilişkin yetki de İZSU'ya verilmiş durumda. İbrahim Başkan'a gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. Gördes için çok doğru, bizim de çok içimize sinen bir fikir ortaya koydu. Bölgede şu anda tarım yapılamayan ve kullanılmayan alanların, yöre halkının arıcılık yapmasını teşvik edecek bir bal ormanına dönüştürülmesini önerdi. Arıcılığı destekleyecek bitkilendirme çalışmalarının yapılması fikrini de büyük bir memnuniyetle karşıladık.” “Gördes'in iyiliği, Manisa'nın iyiliği bizim de iyiliğimiz” Konuşmasının devamında projenin hem çevre hem de bölge halkı açısından önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Bu projeyi desteklemek adına üzerimize düşen ne varsa yapabileceğimizi söyledik. Gördes Barajı'nın çevresinde arıcılığı destekleyecek ağaçlandırma ve bitkilendirme çalışmaları gerçekleştirilecek. Ortaya çok hayırlı ve çok değerli bir iş çıktı. Gördes'in iyiliği, Manisa'nın iyiliği bizim de iyiliğimiz. Oradaki insanlarımızın refahı ve mutluluğu, bizi de mutlu edecek. Bu çalışmanın hayata geçirilmesine öncülük eden Gördes Belediye Başkanımıza, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu güzel iş birliğinin her iki ilimizde de yeni projelerle güçlenerek devam etmesini diliyorum” dedi. Başkan Dutlulu: Hem ormanımız olacak hem ekonomimize katkı sağlayacak Konuşmasına projenin hayata geçirilmesine katkı sunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke'ye teşekkür ederek başlayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Bu proje, yıllar önce Gördes Barajı nedeniyle kamulaştırılan ve uzun süredir atıl durumda bulunan alanların yaklaşık 400 bin fidanla ağaçlandırılarak bal ormanına dönüştürülmesini, böylece de arıcılık faaliyetlerinin desteklenmesini amaçlıyor. Kamulaştırmalar nedeniyle vatandaşlarımız mağdur olmuş, tarım arazileri önemli ölçüde azalmıştı. Bu projeyle hem vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermeye katkı sağlayacağız hem havzayı daha güvenli ve daha yeşil bir yapıya kavuşturacağız hem de arıcılığı destekleyerek ülke ekonomisine önemli katkı sunacağız. Çok yönlü ve son derece değerli bir proje. İZSU Genel Müdürlüğümüze ve Cemil Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Onların iyi niyeti ve iş birliği olmasaydı bu proje hayata geçirilemezdi. Gördes halkına da hayırlı olmasını diliyorum. Hem güzel bir ormanımız olacak hem de ekonomimize önemli katkılar sağlayacak. İnşallah bundan sonra da İzmir Büyükşehir Belediyemiz ile Manisa Büyükşehir Belediyemiz, bu anlayışla birçok ortak projeye imza atacak” diye konuştu. Başkan Büke: Yıllardır savunduğumuz proje hayata geçiyor Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke de projenin, uzun yıllardır dile getirdikleri bir hedefin hayata geçirilmesini sağlayacağını belirterek, iş birliğine katkı sunan her iki belediye başkanına teşekkür etti. Büke, “ Biz bu fikri Gördes'te yıllardır savunuyorduk. Hem su kaynakları korunsun hem de doğa, tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından bu alanlar sürdürülebilir bir şekilde değerlendirilebilsin istiyorduk. Bu protokolle birlikte Gördes'te çok güzel bir bal ormanı oluşturulacak. Uzun süredir atıl durumda bulunan çok geniş bir alan ekonomiye kazandırılacak. Aynı zamanda İzmir'in su güvenliği ve su kalitesi korunurken, yöre halkının ekonomik kalkınmasına da önemli katkı sağlanacak. Koruma ve kalkınma dengesinin en iyi şekilde kurulacağına inanıyoruz. Gördesliler adına emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. İzmir'in ikinci büyük içme suyu kaynağı korunacak İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Güzin Özbaş, Gördes Barajı'nın Tahtalı Barajı'nın ardından İzmir'in en büyük ikinci içme suyu kaynağı olduğunu belirterek, baraj havzasının korunmasının doğrudan İZSU'nun sorumluluğunda olduğunu söyledi. Özbaş, “Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2017 yılında yürürlüğe konulan özel hükümler doğrultusunda, barajın maksimum su kotundan itibaren 300 metrelik alan 'mutlak koruma alanı-tampon bölge' olarak tanımlandı. Bu kapsamda Karayakup ve Çağlayan mahallelerinde bulunan 264 parsel, yaklaşık 195 hektarlık alan kamulaştırılarak İZSU mülkiyetine kazandırıldı. Şimdi bu alanlar ağaçlandırılarak doğal bir tampon bölge oluşturulacak. Böylece hem erozyon önlenecek hem de baraj çevresinde yeşil bir kuşak oluşturulacak” ifadelerini kullandı. Tahtalı'daki model Gördes'te uygulanacak İZSU'nun benzer bir çalışmayı daha önce Tahtalı Barajı Havzası'nda başarıyla hayata geçirdiğini hatırlatan Özbaş, “Tahtalı Havzası'nda kamulaştırılan 655 hektarlık alanda 1 milyonun üzerinde fidan toprakla buluşturuldu ve bugün bu alan orman niteliğine ulaştı. Aynı kararlılıkla Gördes'te de çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız suyun hem miktarını hem de kalitesini gelecek nesiller için korumak. Oluşturulacak yeşil tampon bölge sayesinde erozyon azalacak, göle sediment taşınması önlenecek ve su kaynağı doğal yöntemlerle korunacak. Protokol kapsamında kullanılacak bitki türleri uzman ekipler tarafından birlikte belirlenecek. Arazi hazırlığı, dikim ve bakım çalışmalarının büyük bölümünü Manisa Büyükşehir Belediyesi üstlenirken, İZSU ise süreci teknik açıdan denetleyerek koruma hükümlerinin uygulanmasını sağlayacak” şeklinde konuştu. 34 farklı tür yer alacak Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, projenin çevre koruma ile kırsal kalkınmayı bir araya getiren örnek bir çalışma olduğunu belirterek, ilk etapta 580 dönümlük alanda 411 bin bitkinin toprakla buluşturulacağını söyledi. Usta, lavanta, kekik, adaçayı, ıhlamur, akasya, kızılçam ve fıstık çamı gibi 34 farklı türün kullanılacağını, bitki deseninin yıl boyunca arılar için nektar ve polen sağlayacak şekilde planlandığını ifade etti. Projenin erozyonu azaltarak Gördes Barajı'nın su kalitesini ve kullanım ömrünü koruyacağını vurgulayan Usta, aynı zamanda arıcılığı destekleyerek özellikle baraj çevresindeki üreticiler, kadınlar ve gençler için sürdürülebilir bir gelir kaynağı oluşturacağını söyledi. Kadınlar ve gençlere arıcılık eğitimi verilecek Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, belediyenin arıcılık alanındaki deneyimini Gördes'e taşıyacaklarını belirterek, kadınlar ve genç üreticilere uygulamalı arıcılık eğitimleri verileceğini söyledi. Bitkilerin çiçeklenmesinin ardından kontrollü şekilde gezici arıcıların da alandan faydalanabileceğini ifade eden Usta, dikim çalışmalarına sonbaharda başlanacağını, 2029 yılına kadar etaplar hâlinde sürdürülecek proje kapsamında yaklaşık 2 bin dönümü aşan alanın ormana dönüştürüleceğini ve böylece hem İzmir'in içme suyu kaynaklarının korunacağını hem de kırsal kalkınmanın destekleneceğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RES Projelerinde Tarım ve Enerjiyi Buluşturan Yeni Model Haber

RES Projelerinde Tarım ve Enerjiyi Buluşturan Yeni Model

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün 81 il müdürlüğüne gönderdiği talimatla resmileşen uygulama kapsamında, türbin kanatlarının izdüşümünde kalan alanlar “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan (TNKA)” olarak planlanacak ve tarımsal üretime açık kalacak. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı liderliğinde uzun yıllardır yürütülen proje geliştirme, arazi planlama ve izin süreçleri çalışmalarında da savunulan bu yaklaşımın hayata geçirilmesini sektör adına önemli bir gelişme olarak değerlendiren Arıcı, düzenlemenin doğru arazi planlaması ve sürdürülebilir proje geliştirme anlayışı açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından RES projelerinde tarım arazilerinin kullanımına ilişkin uygulamada yapılan değişiklikle, türbinlerin dönen kanatlarının kapsadığı izdüşüm alanları artık tarım dışı kullanım kapsamında değerlendirilmeyecek. Yeni modelde yalnızca türbinlerin kurulduğu platform alanları ile ulaşım yolları için tarım dışı kullanım izni verilecek ve TAD portal girişi bu alanlarla sınırlı tutulacak; kanat izdüşüm (süpürme) alanları ise TNKA olarak planlanarak kamulaştırma sonrasında tarımsal üretime devam edilebilecek. YENİ DÜZENLEMEYLE TARIM ARAZİLERİNDE GEREKSİZ KAYIP ÖNLENECEK Uygulamanın sahadaki etkisi tekil proje düzeyinde dahi belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Örnek bir RES projesinde 18 türbinin toplam süpürme alanı yaklaşık 463 bin metrekareyi bulurken, fiilen inşaata konu olan platform alanı bu alanın yalnızca %29'unu oluşturuyor. Geriye kalan yaklaşık %71'lik kısım — yani yaklaşık 33 hektar tarım arazisi — mevcut uygulamada gereksiz yere tarım dışı bırakılırken, yeni modelle bu alanlar üretimde kalabilecek. Uygulama ülke geneline yaygınlaştığında korunacak tarım arazisi miktarının çok daha yüksek olacağı öngörülüyor. Enerji yatırımları ile tarımsal üretimin doğru planlama sayesinde birlikte sürdürülebileceğini belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yenilenebilir enerji yatırımları ile tarımsal üretimi birbirinin alternatifi olarak görmek doğru değil. Doğru planlanan projelerde her iki alanın birlikte değer üretmesi mümkün. Yeni düzenleme de bu anlayışı destekleyen önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor. Tarım arazilerinin korunması, yatırım süreçlerinin daha verimli yönetilmesi ve gereksiz arazi kayıplarının önlenmesi açısından sektör adına değerli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. DOĞRU PLANLAMA HEM YATIRIMI HEM ÜRETİMİ GÜÇLENDİRİYOR ARI-ES Enerji olarak proje geliştirme süreçlerinde arazi seçiminden izin süreçlerine kadar tüm aşamalarda tarımsal üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve yatırım ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Arıcı, bu yaklaşımın uzun yıllardır yürüttükleri çalışmaların temelini oluşturduğunu söyledi. “Her proje bulunduğu bölgenin çevresel, teknik ve sosyoekonomik koşulları dikkate alınarak planlanmalı. Doğru mühendislik yaklaşımıyla hem yenilenebilir enerji yatırımları hız kazanabilir hem de verimli tarım arazileri korunabilir. Yeni düzenleme ile birlikte RES yatırımlarında gereksiz tarım dışı kullanım izinlerinin azaltılması, tarım arazilerinin üretimde kalmaya devam etmesi, kamulaştırma ve TAD portal süreçlerine ilişkin işlem yükünün hafifletilmesi ve yatırım süreçlerinin daha etkin yönetilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin enerji dönüşümünde sürdürülebilir arazi planlaması bundan sonraki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RES Yatırımlarında Tarımı Koruyan Yeni Model Haber

RES Yatırımlarında Tarımı Koruyan Yeni Model

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından RES projelerinde tarım arazilerinin kullanımına ilişkin uygulamada yapılan değişiklikle, türbinlerin dönen kanatlarının kapsadığı izdüşüm alanları artık tarım dışı kullanım kapsamında değerlendirilmeyecek. Yeni modelde yalnızca türbinlerin kurulduğu platform alanları ile ulaşım yolları için tarım dışı kullanım izni verilecek ve TAD portal girişi bu alanlarla sınırlı tutulacak; kanat izdüşüm (süpürme) alanları ise TNKA olarak planlanarak kamulaştırma sonrasında tarımsal üretime devam edilebilecek. YENİ DÜZENLEMEYLE TARIM ARAZİLERİNDE GEREKSİZ KAYIP ÖNLENECEK Uygulamanın sahadaki etkisi tekil proje düzeyinde dahi belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Örnek bir RES projesinde 18 türbinin toplam süpürme alanı yaklaşık 463 bin metrekareyi bulurken, fiilen inşaata konu olan platform alanı bu alanın yalnızca %29'unu oluşturuyor. Geriye kalan yaklaşık %71'lik kısım — yani yaklaşık 33 hektar tarım arazisi — mevcut uygulamada gereksiz yere tarım dışı bırakılırken, yeni modelle bu alanlar üretimde kalabilecek. Uygulama ülke geneline yaygınlaştığında korunacak tarım arazisi miktarının çok daha yüksek olacağı öngörülüyor. Enerji yatırımları ile tarımsal üretimin doğru planlama sayesinde birlikte sürdürülebileceğini belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yenilenebilir enerji yatırımları ile tarımsal üretimi birbirinin alternatifi olarak görmek doğru değil. Doğru planlanan projelerde her iki alanın birlikte değer üretmesi mümkün. Yeni düzenleme de bu anlayışı destekleyen önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor. Tarım arazilerinin korunması, yatırım süreçlerinin daha verimli yönetilmesi ve gereksiz arazi kayıplarının önlenmesi açısından sektör adına değerli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. DOĞRU PLANLAMA HEM YATIRIMI HEM ÜRETİMİ GÜÇLENDİRİYOR ARI-ES Enerji olarak proje geliştirme süreçlerinde arazi seçiminden izin süreçlerine kadar tüm aşamalarda tarımsal üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve yatırım ihtiyaçlarını birlikte değerlendirdiklerini belirten Arıcı, bu yaklaşımın uzun yıllardır yürüttükleri çalışmaların temelini oluşturduğunu söyledi. “Her proje bulunduğu bölgenin çevresel, teknik ve sosyoekonomik koşulları dikkate alınarak planlanmalı. Doğru mühendislik yaklaşımıyla hem yenilenebilir enerji yatırımları hız kazanabilir hem de verimli tarım arazileri korunabilir. Yeni düzenleme ile birlikte RES yatırımlarında gereksiz tarım dışı kullanım izinlerinin azaltılması, tarım arazilerinin üretimde kalmaya devam etmesi, kamulaştırma ve TAD portal süreçlerine ilişkin işlem yükünün hafifletilmesi ve yatırım süreçlerinin daha etkin yönetilmesi hedefleniyor. Türkiye'nin enerji dönüşümünde sürdürülebilir arazi planlaması bundan sonraki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MASKİ'den Kuluncak'a Hayat Veren Yatırım Haber

MASKİ'den Kuluncak'a Hayat Veren Yatırım

Yaklaşık 7 bin kişilik eşdeğer nüfusun kesintisiz ve sağlıklı içme suyuna erişimini hedefleyen proje kapsamında, Sivas Sarıca Havzası'ndan ilçeye yeni içme suyu iletim hattı döşenirken, akıllı şebeke mimarisi ve SCADA entegrasyonu sayesinde su kayıplarının önlenmesi amaçlandı. Çalışmalar kapsamında altyapı nedeniyle bozulan yollar da eş zamanlı olarak yenilenerek vatandaşların hizmetine sunuldu. AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Boyraz: “Kuluncak Temiz Suya Kavuştu” Çalışmalardan memnuniyetini belirten AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Boyraz: “Sarıca'dan Kuluncak’a su getiren başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Sayın Devlet Bahçeli’ye, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er’e, milletvekillerimiz, il başkanımıza, MASKİ Genel Müdürümüz Sinan Çeçen'e, Daire Başkanlarına ve geçmişten bugüne tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Hepsinden Allah razı olsun. Sağ olun.” dedi. Kuluncak Belediye Başkanı Erhan Cengiz “Asırlardır Bu Sorunu Yaşıyorduk” İlçedeki su sorununa ve projenin detayları hakkında bilgi veren Kuluncak Belediye Başkanı Erhan Cengiz : “İlçemizin asırlardır süregelen bir içme suyu sorunu vardı. Hamdolsun, bu sorunun çözümü bizim dönemimize nasip oldu. Bu süreçte Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Sami Er ile MASKİ Genel Müdürümüz Sayın Sinan Çeçen'in önemli katkıları oldu. Elbette en büyük destek ise Sayın Cumhurbaşkanımızdan geldi. Kendileri, acele kamulaştırma kararını bizzat imzalayarak sürecin hızlanmasını sağladı ve projenin hayata geçirilmesi için gerekli bütçenin ayrılmasına destek verdi. Bu katkılar sayesinde ilçemiz için çok önemli bir yatırım hayata geçirilmiş oldu. MASKİ Genel Müdürlüğü hummalı bir çalışma yürüterek 400 milyon TL değerinde 41 kilometrelik isale hattı ile Sivas Sarıca’dan Kuluncak’a temiz suyu getirdi. Ve ilçemizin gelecekteki, gelecek nesillerin içme suyu sorunu da çözülmüş oldu. Bu projeyle çok şükür yeni su kaynağına ulaşıyoruz. Proje de son rötuşları yapılıyor. İnşallah iki haftaya kadar da Kuluncak halkı olarak yeni su kaynağımızdan suyumuzu içebileceğiz Bugüne kadar emeği geçen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e, MASKİ Genel Müdürüme ve daire başkanlarımıza, emeği geçen her herkese teşekkür ediyorum” dedi. MASKİ Genel Müdürü Sinan Çeçen: “Kritik Bir Projeydi, Bitirildi” Projenin arka planı ve finansmanına ilişkin açıklamada bulunan MASKİ Genel Müdürü Sinan Çeçen: “Kuluncak'ta bizim için çok kritik bir projemiz devam ediyordu. Bu proje çok uzun vadeli bir projeydi. Çok ciddi kişilerin emekleri var. Eski yöneticilerin, arkadaşların da, yeni yönetimdeki arkadaşların da emekleri var. Deprem döneminde uluslararası finans desteğiyle bu proje hayata geçirildi. Sivas'tan bir 41 kilometrelik bir ishale hattıyla yeni şebekeyi yaptık. Ve şehir ilçe merkezimizdeki 6 tane depo yaparak buradaki şebekenin sadece ishale hattını yenilemek değil işletme açısından da yönetebilir hale getirerek alt bölge sistemini çalıştırdık. Buradaki su arzı ile ilgili işletmesini SCADA entegrasyonunda izleme yaparak biz sağlıklı bir su temini ve kesintisiz su arzı ilkesiyle buranın işletmesini yapmayı planlıyoruz. Son final aşamasındayız. Yakın zamanda işletmeyi alacağız. Bu konuda tesisimizi vatandaşların su arzını sağlamış olacağız. Bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen, ilçe başkanlarımıza, belediye başkanımıza, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Sami Er'e ve hükümetimizin sağladığı desteklere teşekkür ediyorum. Ayrıca, sürecin her aşamasında özveriyle çalışan ekip arkadaşlarıma da emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.”dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Offshore’da Yeni Dönem Türkiye İlk 1.000 Mw İçin Yatırım Çerçevesini Çizdi Haber

 Offshore’da Yeni Dönem Türkiye İlk 1.000 Mw İçin Yatırım Çerçevesini Çizdi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından görüşe açılan YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımlarının çerçevesini ilk kez bu ölçekte somutlaştırdı. Toplam 1.000 MW kapasiteli deniz üstü rüzgâr santraline ilişkin bağlantı kapasitesi tahsisini ve ilgili YEKA kullanım hakkını düzenleyen taslak, yalnızca yeni bir ihale sürecini değil; Türkiye’nin offshore rüzgârda nasıl bir yatırım modeli kurmak istediğini de ortaya koyuyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, taslağın Türkiye açısından önemli bir başlangıç olduğunu ancak offshore’da asıl belirleyici unsurun, açıklanan modelin yatırımcı açısından sürdürülebilir ve uygulanabilir hale gelmesi olacağını söyledi. TÜRKİYE’NİN DENİZÜSTÜ POTANSİYELİ, BİRÇOK AVRUPA ÜLKESİNİN ÜZERİNDE Dünya Bankası’nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü “Offshore Wind Roadmap for Türkiye” çalışmasına göre, Türkiye’nin karasularındaki teknik denizüstü rüzgâr potansiyeli yaklaşık 75 GW seviyesinde bulunuyor. Bu potansiyelin büyük bölümü başta Ege ve Marmara olmak üzere belirlenen ana bölgelerde yoğunlaşıyor. Aynı yol haritası, Türkiye’nin 2035’e kadar yaklaşık 5 GW denizüstü rüzgâr kapasitesine ulaşabileceği bir gelişim senaryosu öngörüyor. Türkiye’nin denizüstü rüzgâr potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinin üzerinde olduğunu vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yaklaşık 75 GW’lık teknik potansiyel, Türkiye açısından offshore’un bir ‘olur mu’ sorusu değil, bir zamanlama ve model sorusu olduğunu gösteriyor. 1.000 MW’lık ilk yarışma, bu potansiyelin yalnızca küçük bir bölümüne karşılık geliyor; ancak doğru kurgulandığında arkasından gelecek çok daha büyük kapasitenin de yolunu açacak bir pilot işlevi görüyor. Kara rüzgârında Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’nin sanayi birikimi, gemi inşa geleneği ve liman altyapısı, bu potansiyeli yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda bir tedarik zinciri ve ihracat fırsatı olarak değerlendirme imkânı sunuyor” dedi. TASLAK, GELİŞTİRME RİSKİNİ KISMEN TANIMLIYOR Taslağa göre yarışmayı kazanan yatırımcının, sözleşme imzasından itibaren en geç 1 yıl içinde ölçümlere başlaması ve en az 12 aylık meteorolojik/oşinografik ölçüm yapması gerekiyor. Ölçümler sonucunda kapasite faktörünün yüzde 40’ın altında çıkması halinde ise yatırımcı, gerekçe raporu sunarak sözleşmenin feshini talep edebiliyor. Benzer şekilde deniz tabanı araştırmaları sonrasında kapasitenin yüzde 50’sine kadar tadil edilmesi veya sözleşmeden çekilme imkânı da tanımlanıyor. Bu hakların ilk 4 yıl içinde kullanılabilmesi öngörülüyor. Şartname taslağında yatırımcı açısından en dikkat çekici başlıklardan birinin, ölçüm ve fizibilite sonuçlarına bağlı olarak tanımlanan çıkış mekanizmaları olduğunu belirten Arıcı: “YEKA DÜRES-2026 taslağı bu anlamda önemli; çünkü ilk kez offshore tarafında yalnızca potansiyel değil, ihalenin ekonomik, teknik ve operasyonel çerçevesi de tarif ediliyor. Ancak offshore gibi sermaye yoğun ve geliştirme süresi uzun bir alanda asıl mesele ihaleyi açmak değil; yatırımcının riskini doğru tarif eden, finansmanı mümkün kılan ve sahada uygulanabilir bir model kurabilmek. Bu yaklaşım önemli çünkü offshore projeler masa başında değil, sahada netleşen çok sayıda teknik veriye bağlı. Rüzgâr rejimi, deniz tabanı, temel tasarımı, kablo güzergâhı, liman lojistiği gibi değişkenler yatırımın nihai fizibilitesini ciddi biçimde etkiliyor. Taslağın bu belirsizlikleri yok saymak yerine belli ölçüde tanımlaması, yatırımcı açısından olumlu bir sinyal” diye konuştu. YERLİLİK YAKLAŞIMI DEĞERLİ, ANCAK OFFSHORE’UN GERÇEK MALİYET YAPISIYLA BİRLİKTE ELE ALINMALI Taslakta yer alan asgari yüzde 25 yerlilik zorunluluğunun ve bu oranın altında kalınması halinde eksik her yüzde 1’lik dilim için 5 milyon ABD doları ceza öngörülmesinin, Bakanlığın offshore’u yalnızca bir elektrik üretim yatırımı olarak değil, aynı zamanda sanayi politikası aracı olarak da kurguladığını gösterdiğini belirten Arıcı, “Türkiye’nin rüzgâr sanayisinde ciddi bir birikimi var; ancak offshore, karasal rüzgârdan çok daha farklı bir tedarik zinciri gerektiriyor. Burada yalnızca türbin ekipmanı değil; deniz üstü temel yapıları, denizaltı kablolama, liman altyapısı, kurulum ekipmanları, servis yapısı ve uzman insan kaynağı da devreye giriyor. Dolayısıyla yerlilik hedefi değerli olmakla birlikte, bu hedefin sektörün bugünkü kapasitesi ve offshore’un gerçek maliyet yapısı ile uyumlu bir geçiş planı içinde değerlendirilmesi kritik” dedi. Taslak yerlilikte yalnızca yaptırım değil, teşvik de tanımlıyor. Asgari %25 yerlilik oranının sağlanması kaydıyla, Ek-1’de listelenen aksamın Yerli Malı Belgeli kullanılması durumunda Nihai Alım Fiyatının uygulanmaya başladığı ilk 5 yıl boyunca fiyata ek bedel ekleniyor: jeneratör ve dişli kutusu/doğrudan tahrikli jeneratör için 0,60; kanat için 0,30; temel yapısı ve denizaltı kablolar için 0,20’şer; kule için 0,10 ABD Doları-cent/kWh. En yüksek katsayının jeneratör ve kanatta belirlenmesi, Bakanlığın yerlileştirmede hangi tedarik kalemlerini önceliklendirdiğini de ortaya koyuyor. FİYAT MEKANİZMASI YATIRIMCI İŞTAHI KADAR FİNANSMAN TARAFI İÇİN DE BELİRLEYİCİ OLACAK YEKA DÜRES-2026 taslağında yarışma için 11,00 ABD Doları-cent/kWh tavan fiyat ve 7,00 ABD Doları-cent/kWh taban fiyat belirlendiğini hatırlatan Arıcı, kapalı zarf tekliflerin ardından en düşük teklif sahipleri arasında açık eksiltme yapılacak olmasının, fiyat rekabetini artıracağını ancak offshore projelerde yalnızca yarışma fiyatına odaklanmanın eksik kalacağını ifade etti. Arıcı, “Taslağa göre ilk kabulün sözleşme imza tarihinden itibaren ilk 7 yıl içinde yapılması halinde, bu ilk 7 yıl boyunca üretilen elektrik için 12,00 ABD Doları-cent/kWh fiyat uygulanacak. İlk kabul sonrası dördüncü yılın bitiminden itibaren ise kapasite faktörü performansına bağlı nihai alım fiyatı devreye girecek. Erken devreye alma için getirilen 12 cent’lik mekanizma önemli bir teşvik unsuru. Ancak offshore projelerde finansman kuruluşlarının bakacağı başlık yalnızca ilk fiyat değil; izin süreçleri, inşaat takvimi, tedarik güvenliği, deniz operasyonlarının yönetimi ve sözleşme çerçevesinin öngörülebilirliği olacak. Dolayısıyla bu modelin gerçek gücü, sadece ihale günündeki rekabetten değil, finansman tarafında ne kadar bankable bulunduğundan anlaşılacak” değerlendirmesinde bulundu. Taslak, fiyatı üretim performansına da bağlıyor: ekonomik açıdan en avantajlı teklif %43 kapasite faktörüne göre verilmiş sayılıyor (Sözleşme Fiyatı) ve kapasite faktöründeki her bir birimlik düşüş için alım fiyatı %2,5 artırılıyor; faktörün %40’ın altına inmesi halinde %40 seviyesine karşılık gelen fiyat geçerli oluyor. Santral için Lisans süresi 49 yıl, elektrik alım süresi ise 27 yıl olarak tanımlanıyor. Bu kademelendirme, üretim performansı ile gelir arasındaki ilişkiyi finansman kuruluşları açısından öngörülebilir kılması bakımından önem taşıyor. TEMİNAT BÜYÜKLÜĞÜ VE TAKVİM, GÜÇLÜ YATIRIMCIYI ÇAĞIRIYOR AMA HATA PAYINI DARALTIYOR Taslakta başvuru aşamasında 50 milyon ABD doları, sözleşme öncesinde ise 200 milyon ABD doları tutarında teminat mektubu öngörülmesinin, Bakanlığın projeyi güçlü sermaye yapısına sahip yatırımcılarla ilerletmek istediğini gösterdiğini belirten Arıcı, “Şartnameye göre DÜRES için önlisans süresi azami 36 ay, lisans sonrası inşaat süresi de azami 36 ay olarak belirlenirken, belirli koşullarda inşaat süresine 12 aya kadar ek uzatma imkânı tanımlanıyor. Offshore projelerde takvim yalnızca yatırımcının performansına bağlı ilerlemez; deniz koşulları, tedarik takvimi, liman hazırlıkları, izin süreçleri ve şebeke bağlantısı gibi çok katmanlı unsurlar devreye girer. Bu nedenle belirlenen takvimin gerçekçi saha koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi, hem yatırımcı iştahı hem de projenin başarıyla tamamlanması açısından kritik” dedi. YEKA MODELİNİN ASIL AVANTAJI, İZİN VE ALTYAPI SÜREÇLERİNDE KAMUYU SÜRECİN İÇİNE ALMASI Taslağın yatırımcı açısından en güçlü yanlarından birinin, projeyi salt bir lisans tahsisi olmaktan çıkarıp kamuyu sürecin tarafı haline getirmesi olduğunu belirten Arıcı, “YEKA modelinin offshore’daki asıl katkısı, yatırımcıyı izin ve altyapı süreçlerinde yalnız bırakmaması. Taslakta Bakanlık; YEKA’nın yatırıma hazırlanması ve kamu kurumlarından alınması gereken izin ve onayların süresinde tamamlanması için iyi niyetle hareket etmeyi, iletim tesisleri ve nakil hatlarında koordinasyonu sağlamayı, alanın verimliliğini olumsuz etkileyecek imar düzenlemelerine karşı önlem almayı ve gerektiğinde şalt sahası ile enerji nakil hattı için acele kamulaştırma yapılabilmesini taahhüt ediyor. Bağlantı kapasitesinin baştan tahsis edilmiş olması, sahanın Resmî Gazete’de YEKA olarak ilan edilmesi ve 49 yıllık kullanım hakkı; izin ve arazi riskinin yüksek olduğu offshore’da yatırımcıya ciddi bir öngörülebilirlik sağlıyor. Buna YEKDEM kapsamındaki döviz bazlı ve uzun süreli alım garantisi eklendiğinde, model finansman tarafında güçlü bir zemin kazanıyor” dedi. Modelin sağladığı mali avantajlar da bununla sınırlı değil. Taslağa göre üretilen elektrik için TEİAŞ’a ödenen iletim tarifesi bedelleri 27 yıl boyunca YEKDEM kapsamında yatırımcıya geri ödeniyor; yatırımcı tarafından yapılan enerji nakil hattı bedelinin TEİAŞ tarafından geri ödenmesinde ise süre 1 yıl olarak uygulanıyor. Sistem işletmecisinden kaynaklanan kısıt talimatları nedeniyle oluşan gelir kayıplarının da alım süresi boyunca telafi edilmesi, yatırımcının operasyonel riskini kamu tarafıyla paylaşan bir çerçeve ortaya koyuyor. TÜRKİYE İÇİN ASIL SORU, OFFSHORE’UN BAŞLAYIP BAŞLAMAYACAĞI DEĞİL; NASIL BİR EKOSİSTEMLE BAŞLAYACAĞI Türkiye’nin deniz üstü rüzgârda sahip olduğu potansiyelin artık yalnızca enerji üretimi açısından değil; sanayi, teknoloji, mühendislik ve tedarik zinciri perspektifiyle de ele alınması gerektiğini vurgulayan Arıcı, “Bugün Türkiye açısından asıl soru offshore’a geçilip geçilmeyeceği değil; bunun nasıl bir yatırım ekosistemiyle yapılacağı. Eğer ilk proje, yatırımcıyı, tedarikçiyi, finansmanı ve kamu tarafını aynı zeminde buluşturan dengeli bir modelle ilerlerse, bu yalnızca 1.000 MW’lık bir proje olmaz; Türkiye’nin offshore rüzgâr yolculuğunun referans çerçevesine dönüşür. Bu nedenle YEKA DÜRES-2026 taslağını, ilk saha tahsisinden çok daha büyük bir yapısal başlangıç olarak okumak gerekiyor” diye konuştu. YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından görüşe açılmış olup; taslağa ilişkin görüş ve öneriler en geç 17 Ağustos 2026 tarihine kadar resmi yazıyla veya yeka@enerji.gov.tr adresine e-posta yoluyla Bakanlığa iletilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi Haber

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi

Özellikle RES yatırımlarında yılları bulabilen izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, süreçlerin paralel ilerlemesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi; sektörün büyüme hızı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen TÜREK 2026 kapsamında gerçekleştirilen "Süper İzin Sonrası: Rüzgar Yatırımlarında Yeni İzin Rejimi" oturumunda; kamu kurumları ve sektör temsilcileri yeni dönemde izin süreçlerinde hayata geçirilen düzenlemeleri değerlendirdi. TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile EPDK'dan üst düzey temsilciler, izin süreçlerinde hayata geçirilen yeni düzenlemeleri, kurumların süreç içerisindeki yeni rol dağılımlarını ve uygulamadaki yansımaları ele aldı. Panel kapsamında; izin süreçlerinin paralelleştirilmesiyle birlikte oluşan yeni yapı, yatırım süreçlerinde karşılaşılan kritik başlıklar, mevcut darboğazlar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri değerlendirildi. İŞLETMEYE GEÇMEYEN 64 GW'LIK KAPASİTE YENİ İZİN REJİMİNİN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU Paylaşılan verilere göre, Türkiye'de hâlihazırda işletmeye geçmemiş toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bu rakamın 30,6 GW'lık kısmını GES, 24 GW'lık kısmını ise RES projeleri oluşturuyor; RES tarafındaki 24 GW'ın yaklaşık 19,7 GW'lık bölümü ise önlisans aşamasında bulunan projelerden kaynaklanıyor. Bu tablo, izin süreçlerinin hızlandırılmasını yatırımcılar ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından doğrudan belirleyici bir başlık haline getiriyor. DEPOLAMALI YATIRIMLARDA REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ Depolamalı projelerdeki yoğun yatırım talebi panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Buna göre depolamalı RES projelerinde önlisans aşamasındaki kurulu güç 248 proje ile 17.368 MW'ı aşarken, depolamalı GES projelerinde 354 proje ile 12.726 MW seviyesine ulaşıldı. İki kalemin toplamı, depolamalı önlisans portföyünü 30 bin MW'a yaklaştırıyor. İzin süreçlerindeki ilerlemeye bakıldığında, depolamalı RES'lerde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı, 169 proje için kamulaştırma başvurusunda bulunulduğu ve 61 projenin orman iznini aldığı; depolamalı GES'lerde ise 227 projede "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı ve 310 projenin kamulaştırma başvurusu yaptığı görüldü. Sektörde oluşan yüksek yatırım talebi, izin süreçlerinin hızlandırılmasını enerji yatırımları açısından kritik bir başlık haline getirirken; mevcut durumda geçen yıldan beri yapılan iyileştirmelerle RES projelerinde yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise yaklaşık 30 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin kalan Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte 24 aya düşürülmesinin hedeflendiği aktarıldı. Panelde ayrıca, depolamalı yatırımları doğrudan etkileyebilecek ikincil mevzuat çalışmaları kapsamında veriş ve çekişte sistem kullanım bedeli sabitinin tek olması, kısmi kabul yapılabilmesine ilişkin düzenleme ve toleransların gözden geçirilmesi başlıklarının da gündemde olduğu paylaşıldı. "SÜREÇLERİN HIZLANMASI YATIRIM İŞTAHINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR" Yenilenebilir enerji yatırımlarında yalnızca finansman ve teknoloji değil, süreç yönetim hızının da belirleyici hale geldiğini belirten TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; "Türkiye bugün rüzgar enerjisinde çok güçlü bir yatırım potansiyeline sahip. Ancak yatırımların sahaya dönüşebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, koordineli ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte süreçlerin sadeleşmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlenmesi sektör açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Özellikle depolamalı yatırımlarda 30 bin MW'a yaklaşan kapasite talebi, yatırımcı iştahının ne kadar güçlü olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. ÇED süreçleri, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok başlıkta hayata geçirilen yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını düşünüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi veren düzenlemenin kısa süre içinde tamamlanması ve mevcut düzenlemelerin birkaç kritik noktada revize edilmesiyle birlikte, RES projelerinde 33 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin 24 aya indirilmesi; sahaya dönüşmeyi bekleyen büyük kapasitenin önündeki en kritik adımlardan biri olacak. Yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Süreçlerin daha koordineli ve öngörülebilir ilerlemesi; hem yatırımcı güveni hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından kritik önem taşıyor," ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.