Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kamulaştırma

Kapsül Haber Ajansı - Kamulaştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamulaştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi Haber

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi

Özellikle RES yatırımlarında yılları bulabilen izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, süreçlerin paralel ilerlemesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi; sektörün büyüme hızı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen TÜREK 2026 kapsamında gerçekleştirilen "Süper İzin Sonrası: Rüzgar Yatırımlarında Yeni İzin Rejimi" oturumunda; kamu kurumları ve sektör temsilcileri yeni dönemde izin süreçlerinde hayata geçirilen düzenlemeleri değerlendirdi. TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile EPDK'dan üst düzey temsilciler, izin süreçlerinde hayata geçirilen yeni düzenlemeleri, kurumların süreç içerisindeki yeni rol dağılımlarını ve uygulamadaki yansımaları ele aldı. Panel kapsamında; izin süreçlerinin paralelleştirilmesiyle birlikte oluşan yeni yapı, yatırım süreçlerinde karşılaşılan kritik başlıklar, mevcut darboğazlar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri değerlendirildi. İŞLETMEYE GEÇMEYEN 64 GW'LIK KAPASİTE YENİ İZİN REJİMİNİN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU Paylaşılan verilere göre, Türkiye'de hâlihazırda işletmeye geçmemiş toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bu rakamın 30,6 GW'lık kısmını GES, 24 GW'lık kısmını ise RES projeleri oluşturuyor; RES tarafındaki 24 GW'ın yaklaşık 19,7 GW'lık bölümü ise önlisans aşamasında bulunan projelerden kaynaklanıyor. Bu tablo, izin süreçlerinin hızlandırılmasını yatırımcılar ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından doğrudan belirleyici bir başlık haline getiriyor. DEPOLAMALI YATIRIMLARDA REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ Depolamalı projelerdeki yoğun yatırım talebi panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Buna göre depolamalı RES projelerinde önlisans aşamasındaki kurulu güç 248 proje ile 17.368 MW'ı aşarken, depolamalı GES projelerinde 354 proje ile 12.726 MW seviyesine ulaşıldı. İki kalemin toplamı, depolamalı önlisans portföyünü 30 bin MW'a yaklaştırıyor. İzin süreçlerindeki ilerlemeye bakıldığında, depolamalı RES'lerde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı, 169 proje için kamulaştırma başvurusunda bulunulduğu ve 61 projenin orman iznini aldığı; depolamalı GES'lerde ise 227 projede "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı ve 310 projenin kamulaştırma başvurusu yaptığı görüldü. Sektörde oluşan yüksek yatırım talebi, izin süreçlerinin hızlandırılmasını enerji yatırımları açısından kritik bir başlık haline getirirken; mevcut durumda geçen yıldan beri yapılan iyileştirmelerle RES projelerinde yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise yaklaşık 30 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin kalan Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte 24 aya düşürülmesinin hedeflendiği aktarıldı. Panelde ayrıca, depolamalı yatırımları doğrudan etkileyebilecek ikincil mevzuat çalışmaları kapsamında veriş ve çekişte sistem kullanım bedeli sabitinin tek olması, kısmi kabul yapılabilmesine ilişkin düzenleme ve toleransların gözden geçirilmesi başlıklarının da gündemde olduğu paylaşıldı. "SÜREÇLERİN HIZLANMASI YATIRIM İŞTAHINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR" Yenilenebilir enerji yatırımlarında yalnızca finansman ve teknoloji değil, süreç yönetim hızının da belirleyici hale geldiğini belirten TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; "Türkiye bugün rüzgar enerjisinde çok güçlü bir yatırım potansiyeline sahip. Ancak yatırımların sahaya dönüşebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, koordineli ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte süreçlerin sadeleşmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlenmesi sektör açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Özellikle depolamalı yatırımlarda 30 bin MW'a yaklaşan kapasite talebi, yatırımcı iştahının ne kadar güçlü olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. ÇED süreçleri, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok başlıkta hayata geçirilen yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını düşünüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi veren düzenlemenin kısa süre içinde tamamlanması ve mevcut düzenlemelerin birkaç kritik noktada revize edilmesiyle birlikte, RES projelerinde 33 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin 24 aya indirilmesi; sahaya dönüşmeyi bekleyen büyük kapasitenin önündeki en kritik adımlardan biri olacak. Yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Süreçlerin daha koordineli ve öngörülebilir ilerlemesi; hem yatırımcı güveni hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından kritik önem taşıyor," ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Rüzgar Enerjisi Yatırımlarında İzin Süreçleri Hızlanıyor Haber

Türkiye’de Rüzgar Enerjisi Yatırımlarında İzin Süreçleri Hızlanıyor

Panel kapsamında; izin süreçlerinin paralelleştirilmesiyle birlikte oluşan yeni yapı, yatırım süreçlerinde karşılaşılan kritik başlıklar, mevcut darboğazlar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri değerlendirildi. İŞLETMEYE GEÇMEYEN 64 GW'LIK KAPASİTE YENİ İZİN REJİMİNİN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU Paylaşılan verilere göre, Türkiye'de hâlihazırda işletmeye geçmemiş toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bu rakamın 30,6 GW'lık kısmını GES, 24 GW'lık kısmını ise RES projeleri oluşturuyor; RES tarafındaki 24 GW'ın yaklaşık 19,7 GW'lık bölümü ise önlisans aşamasında bulunan projelerden kaynaklanıyor. Bu tablo, izin süreçlerinin hızlandırılmasını yatırımcılar ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından doğrudan belirleyici bir başlık haline getiriyor. DEPOLAMALI YATIRIMLARDA REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ Depolamalı projelerdeki yoğun yatırım talebi panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Buna göre depolamalı RES projelerinde önlisans aşamasındaki kurulu güç 248 proje ile 17.368 MW'ı aşarken, depolamalı GES projelerinde 354 proje ile 12.726 MW seviyesine ulaşıldı. İki kalemin toplamı, depolamalı önlisans portföyünü 30 bin MW'a yaklaştırıyor. İzin süreçlerindeki ilerlemeye bakıldığında, depolamalı RES'lerde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı, 169 proje için kamulaştırma başvurusunda bulunulduğu ve 61 projenin orman iznini aldığı; depolamalı GES'lerde ise 227 projede "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı ve 310 projenin kamulaştırma başvurusu yaptığı görüldü. Sektörde oluşan yüksek yatırım talebi, izin süreçlerinin hızlandırılmasını enerji yatırımları açısından kritik bir başlık haline getirirken; mevcut durumda geçen yıldan beri yapılan iyileştirmelerle RES projelerinde yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise yaklaşık 30 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin kalan Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte 24 aya düşürülmesinin hedeflendiği aktarıldı. Panelde ayrıca, depolamalı yatırımları doğrudan etkileyebilecek ikincil mevzuat çalışmaları kapsamında veriş ve çekişte sistem kullanım bedeli sabitinin tek olması, kısmi kabul yapılabilmesine ilişkin düzenleme ve toleransların gözden geçirilmesi başlıklarının da gündemde olduğu paylaşıldı. "SÜREÇLERİN HIZLANMASI YATIRIM İŞTAHINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR" Yenilenebilir enerji yatırımlarında yalnızca finansman ve teknoloji değil, süreç yönetim hızının da belirleyici hale geldiğini belirten TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; "Türkiye bugün rüzgar enerjisinde çok güçlü bir yatırım potansiyeline sahip. Ancak yatırımların sahaya dönüşebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, koordineli ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte süreçlerin sadeleşmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlenmesi sektör açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Özellikle depolamalı yatırımlarda 30 bin MW'a yaklaşan kapasite talebi, yatırımcı iştahının ne kadar güçlü olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. ÇED süreçleri, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok başlıkta hayata geçirilen yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını düşünüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi veren düzenlemenin kısa süre içinde tamamlanması ve mevcut düzenlemelerin birkaç kritik noktada revize edilmesiyle birlikte, RES projelerinde 33 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin 24 aya indirilmesi; sahaya dönüşmeyi bekleyen büyük kapasitenin önündeki en kritik adımlardan biri olacak. Yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Süreçlerin daha koordineli ve öngörülebilir ilerlemesi; hem yatırımcı güveni hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından kritik önem taşıyor," ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor Haber

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor

Türkiye’nin 2035 yılı için ortaya koyduğu 120 GW rüzgâr ve güneş kurulu güç hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünün yalnızca yeni santral yatırımlarıyla değil, yatırım ekosisteminin tamamının yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olacağı vurgulanırken, artan elektrikleşme talebinin enerji altyapısını mevcut reflekslerle yönetilemeyecek yeni bir ölçeğe taşıdığına dikkat çekiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı, yıllık 8–9 GW seviyesindeki kurulum temposunun 15 GW düzeyine çıkarılabileceğine yönelik mesajlar ise sektörde yeni bir ölçeğe geçileceğine işaret ediyor. HEDEFLERE ULAŞMAK İÇİN SİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE KURGULANAN YATIRIM MODELLERİ Yeni dönemde enerji yatırımlarının yalnızca üretim tesisi bazlı ele alınamayacağını belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Sayın Bakan’ın özellikle elektrikleşmeyi enerji dönüşümünün temel sürükleyicilerinden biri olarak vurgulaması kritik önemdedir; ulaşım, sanayi, ısıtma-soğutma ve dijitalleşme kaynaklı elektrik talep artışı, yenilenebilir kurulu güç artışını artık yalnız iklim hedeflerinin değil, büyüyen sistem talebinin de zorunlu bileşeni haline getiriyor. Trafo merkezleri, iletim koridorları, depolama sistemleri ve hibrit altyapıları kapsayan ağ temelli bir planlama anlayışı öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde enerji dönüşümünde yeni dönemi tanımlayan ana unsur, üretim artışından ziyade sistem bütünlüğü içinde kurgulanan yatırım modelleri olacak. Bu dönüşümün; paralel ve entegre işleyen reform mimarisi, üretim ve iletim altyapısını birlikte optimize eden grid-aware proje geliştirme yaklaşımı ve depolama ile hibritleşme destekli yeni nesil mekânsal enerji planlama modeli ekseninde şekilleneceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşımı yalnızca yeni kapasite tahsisiyle değil, bu alanların birlikte dönüşümüyle mümkün olacaktır" dedi. ARI-ES Enerji Hakkında: ARI-ES Enerji; farklı kaynaklardaki yenilenebilir enerji yatırımlarında lisanslama, imar planları, ÇED ve uluslararası ESIA süreçleri, kamulaştırma, yol projeleri, lisanssız üretim izinleri ile teknik ve idari analiz hizmetleri sunmaktadır. Saha geliştirme süreçlerinden başlayarak inşaat aşamasına kadar istisnasız her adımı kapsayan güçlü bir proje yönetimi yaklaşımı ile çalışmaktadır. Şirket, rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında yatırım süreçlerinin sağlıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem! Haber

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem!

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi de yatırımcıların önceki dönemlerde daha çok pazar büyüklüğü, işgücü maliyeti ve regülasyona bakarken; bugün yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme-transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarın da aynı masada değerlendirildiğine dikkat çekti. Kırılganlığın artık sadece savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirten Murat Çiftçi, “Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyası yatırımcılar açısından daha hassas görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu da 2025-2026 risk raporlarında özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı. Dolaylı etkiler de teminat tasarımının merkezine taşınıyor Klasik poliçelerin artık tek başına yeterli görülmediğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Piyasada artık siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi (Contingent business interruption), ticaretin aksaması ve kesintiye uğraması (trade disruption) ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapılar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle çok uluslu şirketlerde, bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkilemesi daha görünür hale geldiği için, sigorta da bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük şekilde gelişiyor. Lloyd’s ve uluslararası broker raporları, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösteriyor” dedi. Siyasi risk sigortası kapsamındaki temel başlıklar Murat Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans/izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda kritik hale geldiğini belirterek “Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımları bu açıdan öne çıkıyor. Kapsam tarafında en temel başlıklar; kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi gibi riskler. Dünya Bankası Grubu’na bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) da siyasi risk sigortasını tam olarak bu eksende tanımlıyor ve başlıca teminatları transfer döviz transfer kısıtları ve yerel paranın dövize çevrilememesi, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıralıyor” diye konuştu. Reasürans, daha seçici, veri odaklı ve şartlı davranıyor Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; reasürans tarafında tablo tamamen “iştah kaybı” şeklinde değil; daha seçici, daha veri odaklı ve daha şartlı bir iştah olarak görülüyor. Yani kapasite bazı alanlarda hâlâ güçlü, ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetimi çok daha hassas hale geldi. Murat Çiftçi şöyle devam etti: “Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde underwriting daha ayrıntılı yapılıyor. Buna karşılık bazı specialty alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin devam ettiğini de görüyoruz. 2025-2026 piyasa raporları, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösteriyor.” Yatırım kararında ülke gündemi tek başına belirleyici değil “Artık yatırım kararı verilirken sadece ülkenin bugünkü görünümüne değil, şoklara ne kadar dayanıklı olduğuna bakılıyor” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş riskleri bulunuyor. Sektöre göre ağırlık değişiyor: enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide veri-egemenliği ve ihracat kısıtları daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.” Uluslararası alanda en çok tercih edilen stratejiler Murat Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı en çok tercih edilen koruma stratejileri de şu şekilde sıraladı: “En çok tercih edilen strateji, tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak. Bunun içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet/terör, savaş riski, contingent business interruption, trade credit, marine war ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümler yer alabiliyor. Şirketler ayrıca programlarını bölge bazlı ayırıyor, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritalıyor ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ediyor. Piyasadaki eğilim, korumayı “hasar sonrası ödeme” mantığından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği mantığına taşımak yönünde. Lloyd’s raporları da bu senaryo-temelli yaklaşımın giderek standartlaştığını gösteriyor.” Jeopolitik riskte sigorta tek çözüm olmayacaktır Şirketlerin, jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında kullandıkları önleyici mekanizmalar ile ilgili bilgi veren Murat Çiftçi, “Burada en etkili yaklaşım, sigortayı tek çözüm olarak görmemek. Şirketlerin, ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleri ile eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme plan oluşturması ve operasyonel esneklikleri artırması da gerekiyor. Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve doğru sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı. Tek ülke, tek tedarikçi, tek rota bağımlılığı azaltılmalı. Paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmaları yapılmalı” dedi. 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendler Murat Çiftçi, 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendlerin, sigorta sektörüne etkilerine yönelik, “2026 ve sonrasında sigorta ürünleri daha modüler, daha parametrik ve daha senaryo odaklı hale gelecek. Çünkü önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimi birlikte çalışacak gibi görünüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha kompleks bir risk evrenine işaret ediyor. Sigorta sektörü de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özdemir’den Acele Kamulaştırma Değerlendirmesi Haber

Özdemir’den Acele Kamulaştırma Değerlendirmesi

Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Bursa’daki Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesi kapsamında Nilüfer ve Osmangazi ilçelerindeki bazı taşınmazlar için alınan ‘acele kamulaştırma’ kararının ardından açıklamalarda bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sürecin teknik açıdan belediye planlarıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Trenin geçtiği noktalarda imarlı alanlarımız bulunmuyor dolayısıyla mevcut planlarımıza dokunan bir durum yok. Daha önce Büyükşehir Belediyesi tarafından görüş sorulduğunda da uygunluk görüşümüzü vermiştik” dedi. YHT gar binası erişim yolları için alınan kamulaştırma kararının teknik detaylarına değinerek, özellikle Balat Kent Ormanı hakkındaki endişeleri gideren Başkan Şadi Özdemir, 300 bin metrekarelik devasa orman alanının tamamının değil, sadece ağaçlandırma yapılmamış 250 metrekarelik (2549 ada 1 parsel) çok kısıtlı bir alanın projeye dahil edildiğini belirtti. KAMU YARARI ÖNCELİĞİMİZ Kamulaştırma kararının projenin tamamlanması adına ‘kamu yararı’ taşıdığını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, projenin bölge halkı için taşıdığı öneme dikkat çekti. Önemli olanın vatandaşın ulaşmak istediği yere sağlıklı bir şekilde erişmesi olduğunu aktaran Başkan Şadi Özdemir, “Bu hizmetin bir an önce hayata geçirilmesinde büyük fayda var” diye konuştu. BURSA İÇİN GECİKMİŞ BİR YATIRIM Sanayi kenti Bursa’nın raylı sistemle buluşmasının bugüne kadar gecikmiş olmasını eleştiren Başkan Şadi Özdemir, “Bursa gibi sanayinin yoğun olduğu bir kentte raylı ulaşımın bugüne kadar gerçekleşmemiş olması büyük bir eksiklik. Proje süreç içerisinde ‘yüksek hızdan’, ‘yüksek standarda’ evrildi. Geçmişte bazı yanlış kararlar ve gecikmeler yaşandı. Ancak bugün gelinen noktada, projenin hızlanması adına alınan bu kararda bir sakınca görmüyor ve destekliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dev Ulaşım Projeleri Tamamlanıyor Haber

Dev Ulaşım Projeleri Tamamlanıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda zorlu ekonomik koşullara rağmen, kent genelindeki ulaşım yatırımlarında önemli bir ilerleme kaydetti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve başladığı 2024 yılı nisan ayında Buca Metrosu’nda yüzde 2 olan ilerleme seviyesi yüzde 47’ye ulaşırken tünel kazıları tamamlandı, hattın Fuar İzmir’e uzatılması için çalışmalar başladı. Kentin 2040 yılına kadar olan ulaşım vizyonunu şekillendirmek amacıyla İzmir Ulaşım Ana Planı çalışmaları başlatıldı. Ulaşımı daha konforlu, güvenli, sürdürülebilir ve akıcı hale getirecek pek çok yatırım tamamlanırken onlarca dev yatırımın da startı verildi. İzmir’de raylı sistem atağı İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda raylı sistem yatırımlarında önemli bir ivme yakaladı. Büyükşehir’in öz kaynaklarıyla yürütülen 765 milyon Euro bütçeli Buca Metrosu’nda ilerleme yüzde 50’ye ulaştı. 13,5 kilometrelik Çamlıkule-Üçyol hattının tünel kazıları tamamlandı. Hat tamamlandığında Üçyol’da metroya, Şirinyer’de İZBAN’a entegre olacak ve Buca’dan kent merkezine ulaşım ciddi şekilde hızlanacak. Buca Metrosu Gaziemir’e uzatılıyor Buca Metro hattı yeni düzenlemeyle 17,8 kilometreye uzatılarak Fuar İzmir’e kadar ulaşacak ve toplam 14 istasyonla hizmet verecek. Buca Metrosu için 108 araçlık 18 setlik sürücüsüz metro filosu planlanıyor; hat tamamlandığında günde 400 binden fazla yolcu taşınması bekleniyor. Ayrıca İzmir’de İZBAN’a iki yeni istasyon (Konak Gürçeşme ve Çiğli Katip Çelebi Üniversitesi) inşa ediliyor. Şehirde raylı sistem ağını güçlendirmek için 22 yeni elektrikli tramvay aracı alınacak ve tramvay filosu 60 araca çıkacak. Karabağlar–Gaziemir metro hattı ise 32,5 kilometre uzunluğunda ve 24 istasyondan oluşacak şekilde planlanıyor. Hat, Menderes’ten Halkapınar’a kadar uzanacak ve İZBAN, mevcut metro, tramvay ve otobüs ağlarıyla entegre olacak. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na 2026 yılı yatırım programına alınması için başvuru yapıldı. Ulaşımda büyük adımlar Toplu ulaşımda, bin 700’den fazla otobüsle hizmet veren ESHOT bünyesine 125 yeni araç eklendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesi ile birlikte 90 dakika ücretsiz aktarma sistemi yeniden uygulamaya alındı. 45 yeni hat açılarak ulaşım ağı büyüdü. Körfez içi ulaşımı güçlendirmek için deniz taksi projesi başlatıldı. 3 deniz dolmuşu temin edildi. Yeni yanaşma noktaları oluşturuluyor. İzmir’in bisiklet paylaşım sistemi BİSİM tamamen yenilenerek yeni nesil modele geçti. 500 elektrikli ve 500 manuel olmak üzere toplam 1000 bisiklet kent genelinde hizmete sunuldu. İstasyon zorunluluğu kaldırıldı, QR kod ile saniyeler içinde kiralama mümkün hale geldi. Sistem İzmirim Kart mobil uygulaması ile entegre edildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir ulaşım hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği BİSİCAB sistemiyle, elektrik destekli üç tekerlekli bisikletler Konak ve Alsancak’ta hizmet vermeye hazırlanıyor. Hem ulaşım amacıyla hem turistik geziler için kullanılacak sistem, karbon salımını azaltırken üniversite öğrencilerine de part-time iş imkânı sunacak. Hem yayalar hem trafik rahatladı Gaziemir Hava Eğitim Yolu Taşıt Üst Geçidi, Karabağlar Dostluk Bulvarı Bağlantı Yolu, Güzelbahçe 75. Yıl Cumhuriyet Bulvarı birinci etap projesi, Bayraklı Akın Kıvanç Köprüsü gibi kent trafiğine çözüm üretecek yatırımlar tamamlandı. Altındağ ve Karataş üst geçitleri ile yaya güvenliği sağlandı. Trafik sıkışıklığını azaltacak Gıda Çarşısı ile Mürselpaşa Bulvarı’nı bağlayacak karayolu alt geçidi, Mavişehir trafiğine nefes aldıracak Şemikler Taşıt Köprüsü, çevreyolu ve Ataşehir trafiğini rahatlatacak Çiğli Kipa Taşıt Köprüsü inşaatlarına başlandı. Yeni Girne Üst Geçidi’nde çalışmalar devam ederken Ozan Abay Yaya Üst Geçidi, Gaziemir Optimum Yaya Üst Geçidi ve Latife Hanım Mahallesi yaya köprüsü imalatlarının bu yıl başlanacağı belirtildi. Asfalt seferberliği Kent merkezi ve kırsal mahallerde İzmir-Yozgat arası mesafeye denk gelecek kadar 802 kilometrelik yol yapımı tamamlandı. Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı’nın koordinesinde İZBETON ekipleri, 375 kilometrelik yola denk gelecek 735 bin ton asfalt çalışması gerçekleştirdi. İzmir’in 30 ilçesinde çok sayıda cadde yenilenirken hasarlı yollarda ise 25 kişilik asfalt yama ekipleriyle tamir çalışması yapıldı. Kırsal mahallelerde ise 427 kilometre uzunluğa denk gelecek 2 milyon 132 bin metrekare sathi kaplama çalışmasıyla üretim yolları yeniledi. Yol çalışmalarının yanı sıra İzmir genelinde yaklaşık 600 araçlık otopark alanı oluşturuldu. Buca – Bornova arası 10 dakikaya düşecek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapılan ve tamamlandığında Türkiye’nin belediye kaynaklarıyla inşa edilen en uzun karayolu tüneli olacak Buca Onat Tüneli’nde ilk tünel tamamlandı. Bağlantı yollarında çalışmalar yüzde 96 seviyesine ulaştı. Tünel sayesinde Buca ile Bornova arası 10 dakikaya inecek, Konak, Balçova, Çeşme ve Urla gibi ilçelerden şehir trafiğine girmeden Bornova ve Karşıyaka ile İstanbul ve Ankara yollarına bağlanmak mümkün olacak. Kent merkezindeki trafik ise Yeşildere ve Ankara Caddesi ile Şehitler Caddesi ve Kamil Tunca hattında büyük ölçüde rahatlayacak. İzmirliler, Konak Tüneli ve Homeros Bulvarı üzerinden Buca Onat Tüneli’ne bağlanarak otogar ve Bornova’ya kısa sürede ulaşabilecek. Mürselpaşa Karayolu Alt Geçidi yolu yarıladı Kent merkezindeki trafiği rahatlatacak dev ulaşım projelerinin ilk etabı olan Mürselpaşa Karayolu Alt Geçidi imalatında yüzde 50 seviyesine ulaşıldı. Alta geçit Halkapınar bölgesini Mürselpaşa Bulvarı üzerinden Gıda Çarşısı’na bağlayacak. Karşıyaka’da kesintisiz ulaşım için yoğun tempo İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka’da Kemal Baysak Bulvarı’nı İZBAN hattı üzerinden Şemikler Mahallesi’ne, Anadolu Caddesi’ne ve Çevreyolu’na bağlayacak taşıt üst geçidi ile yeni imar yolu çalışmalarını sürdürüyor. Çevreyolu bağlantısını sağlamak amacıyla Cumhuriyet Mahallesi’nde kamulaştırma ve yıkım çalışmaları başlatıldı. Projenin tamamlanmasıyla Karşıyaka trafiği önemli ölçüde rahatlayacak. Çiğli’deki trafik yükü azalacak Çiğli Ataşehir ile Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ni birbirine bağlayacak Çiğli Kipa Taşıt Köprüsü’nün yapımına başladı. Köprü tamamlandığında çevre yolundaki trafik yükü azalacak. Üç kilometrelik güzergâh 100 metreye düşecek; hastane ve fabrikaların yoğun olduğu bölgede ulaşım süresi 15 dakikadan 1 dakikaya inecek. Böylece acil müdahale araçlarının bölgeye erişimi de önemli ölçüde hızlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa'da 40 Yıllık Trafik Sorununa Neşter  Haber

Şanlıurfa'da 40 Yıllık Trafik Sorununa Neşter 

Onlarca yıldır çözüm bekleyen caddede ilk kepçe vurulurken, 49 yapının kamulaştırılmasıyla yol 17 metreye çıkarılıyor. Böylece yıllardır süren trafik çilesi sona erecek, bölge rahat bir nefes alacak. Şanlıurfa genelinde yaşanan trafik sorununu azaltmaya yönelik çalışmalarını aralıksız sürdüren Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, uzun yıllardır yoğunluk ve sıkışıklık nedeniyle çözüm bekleyen Eyyübiye ilçesi Akabe Mahallesi’ndeki SSK Caddesi’nde yol genişletme çalışmalarını başlattı. İpekyol Bulvarı’nı (Gaziantep Karayolu) Kondu Caddesi’ne bağlayan ve aynı zamanda Balıklıgöl Devlet Hastanesi önünden geçen SSK Caddesi, araç ve yaya trafiğinin yoğunluğu nedeniyle sık sık tıkanarak bölge ulaşımını adeta kilitliyordu. 49 YAPI KAMULAŞTIRILIYOR, YOL 17 METREYE ÇIKIYOR Proje kapsamında yol güzergâhında bulunan yaklaşık 49 yapının kamulaştırılması ve istimlak edilmesine karar verildi. Şu ana kadar 20 yapı ile uzlaşma sağlanarak bu iş yeri ve konutların tahliyeleri tamamlandı. Bugün itibarıyla söz konusu yapıların yıkım çalışmalarına başlandı. Kamulaştırma ve uzlaşma süreçlerinin tamamlanmasının ardından, bölgede 17 metre genişliğinde modern bir yol Şanlıurfa’ya kazandırılacak. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, kentin önemli arterlerinden biri olan ve yıllardır “kangren haline gelmiş” olarak nitelendirilen trafik sorununun kalıcı şekilde çözüme kavuşturulması hedefleniyor. Yıkım çalışmalarının başlaması dolayısıyla düzenlenen programa; Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Aksoy, Genel Sekreter Mithat Can Kutluca, Eyyübiye Belediye Başkan Yardımcısı Necmeddin Sağlam, genel sekreter yardımcıları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. BAŞKAN VEKİLİ AKSOY: “40 YILLIK SORUN ÇÖZÜME KAVUŞUYOR” Yıkım çalışmalarını inceleyen Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Aksoy, yaptığı açıklamada, “Bölgede vatandaşlarımızın yaklaşık 40 yıldır dile getirdiği, adeta kangrene dönüşmüş ciddi bir trafik sorunu vardı. Bu sorunun çözümü amacıyla 49 yapının kamulaştırılması süreci başlatıldı ve bu kapsamda 20 konut uzlaşma yoluyla kamulaştırıldı. Halkımızın 40 yıldır beklediği bu özlem, kepçelerimizin sahaya girmesiyle mutlu bir sona doğru ilerliyor. Yapılan çalışmanın Şanlıurfa’mıza hayırlı olmasını diliyoruz” dedi. MUHTARLARDAN BAŞKAN GÜLPINAR’A TEŞEKKÜR Şanlıurfa Muhtarlar Dernek Başkanı ve Eyyübiye ilçesi 15 Temmuz Mahalle Muhtarı Nevzat Aksoy ise yaptığı açıklamada, Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederek, “Bölge ve çevre muhtarları olarak, yıllardır çözülemeyen bu sorunu Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Kasım Gülpınar’a ilettik. Sağ olsunlar, çağrımıza kulak verdiler ve hızlı bir şekilde müdahale ederek SSK Caddesi’nin genişletilmesi sürecini başlattılar. Bu önemli hizmet için başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyoruz” diye ifade etti. ESNAF VE VATANDAŞLAR RAHAT NEFES ALACAK Akabe Mahalle Muhtarı Ahmet Karademir, mahalle sakinleri ve bölge esnafı adına duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Yaklaşık 40 yılı aşkın süredir çözüm bekleyen SSK Caddesi’nin genişletilmesi Sayın Mehmet Kasım Gülpınar ve ekibine nasip oldu. Mahalle sakinleri ve esnafımız adına büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyoruz. Yolun genişlemesiyle birlikte bölgede trafik rahatlayacak, esnafımız ve vatandaşlarımız nefes alacak. Daha önce iki aracın karşılaştığında büyük sıkıntı yaşanan bu güzergâh, artık daha güvenli ve konforlu hale gelecek. Mahallemize hayırlı ve uğurlu olsun” şeklinde konuştu. Esnaf ve vatandaşlar ise, yıllardır yaşanan trafik sıkıntısının çözülecek olmasından duyulan memnuniyeti dile getirilerek, “Bu önemli hizmetin hayata geçirilmesinde emeği geçen Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Kasım Gülpınar’a teşekkür ediyor, çalışmaların kentimize hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerine yer verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.