Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kamuoyu

Kapsül Haber Ajansı - Kamuoyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamuoyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın Geleceği Bilimin Işığında Şekilleniyor Haber

Bursa’nın Geleceği Bilimin Işığında Şekilleniyor

2050 vizyonlu 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planıyla şekillenecek ‘Kent Anayasası’nın oluşturulması, kentli hakları ile kent kimliğinin ortaya konulması, sürdürülebilir kentleşme ve yaşanabilir ‘Yeşil Bursa’ hedefiyle Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey öncülüğünde kurulan Bursa Planlama Ajansı’nın 8. Danışma Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki toplantıya, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Planlama Ajansı’nın Danışma Kurulu Başkanlığını yürüten Halk Sağlığı Uzmanı, CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Hasan Öztürk, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Nazlı Yazgan ve Mehmet Yıldız, Çevre Düzeni Planı Proje Yürütücü Koordinatörü Prof. Dr. Fatih Terzi, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, akademik odaların temsilcileri ve bilim insanları katıldı. ÇEVRE DÜZENİ PLANI ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR Bursa Planlama Ajansı adına konuşan Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan, çalışmalar kapsamında 11 bin 363 kişiyle temas kurulduğunu, 9 bin 368 anket ve mülakat gerçekleştirildiğini söyledi. Sanayi sektöründe ilk kez ekonomik bakış açısıyla kapsamlı analizler yapıldığını dile getiren Yazgan, planda doğal alanların ve tarım topraklarının korunduğunu, Bursa’nın gelişim ihtiyacına yönelik kararların bilimsel kriterlerle şekillendirildiğini belirtti. Türkiye’de ilk kez bir Çevre Düzeni Planı için Stratejik Çevresel Değerlendirme sürecinin eş zamanlı yürütüldüğünü açıklayan Yazgan, Bursa Planlama Ajansı hakkında katılımcılara bilgi verdi. Prof. Dr. Fatih Terzi de sunum yaparak Çevre Düzeni Planı’nda gelinen son aşama hakkında katılımcıları bilgilendirdi. “BURSA ADINA BİR FARKINDALIK ORTAYA KOYDUK” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, tüm Danışma Kurulu üyelerine Bursa için sundukları katkılardan dolayı teşekkür etti. Bursa’nın çok kıymetli bir şehir olduğunu söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “8500 yıllık tarihi birikimi bulunan, yer altı ve yer üstü zenginlikleri olan bir şehrin nasıl bu hale getirildiğini sorgulamalıyız. Bu kent, binlerce yıllık tarihi birikimini mimari anlamda, sürdürülebilir anlamda ortaya koymalıdır. 2050 vizyonlu plan bunun ilk adımıdır. Bizler kenti bir bütün olarak düşünüyoruz. Yöneticiler olarak kentin geleceğini yönlendiren, kötü gidişat varsa önüne geçen bir anlayışta olmalıyız. Çevre Düzeni Planı’nda da hep birlikte güç olduk. Bursa adına bir farkındalık ortaya koyduk. Bursa bir değişim ve dönüşüm sürecini yaşadı” diye konuştu. BURSALILARIN PLANI, HAZİRAN AYINDA MECLİS’TE Hazırlanan Çevre Düzeni Planı’nın tüm Bursalıların planı olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, tüm kesimlerin katkısının bulunduğu bir planın oluşturulduğunu ifade etti. Danışma Kurulu’nun çalışmalarını önemsediğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Akademik Danışma Kurulu, bundan sonraki plan süreçlerinin tamamında etkin, yönlendirici, bilgilerini aktarıcı ve denetleyici olacaktır. Bursa’nın geleceğini etkileyecek projeler, kurulda tartışılacak ve ardından kamuoyuyla paylaşılacak. Akademik Kurul, destekleri ve yönlendirmeleriyle Bursa’nın geleceğine imza koyacaktır” dedi. Çevre Düzeni Planı belirlendikten sonra kamuoyu ile paylaşılacağını açıklayan Başkan Mustafa Bozbey, daha sonra Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sunulacağını dile getirdi. Haziran ayında planlama sürecini tamamlamayı hedeflediklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, sürece katkı sunan herkese teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yalanlama Geldi: GÜBRETAŞ'TA "Hisse Satışı" Depremi! Haber

Yalanlama Geldi: GÜBRETAŞ'TA "Hisse Satışı" Depremi!

Gübre Fabrikaları Türk A.Ş. (Gübretaş), bazı medya organlarında çıkan "Razi hisselerinin satışının tamamlandığı" yönündeki haberleri yalanlayarak sert bir açıklama yaptı. Şirket, bu asılsız iddiaların kasıtlı olarak çıkarıldığını ve borsa yatırımcısını zarara uğratabileceği uyarısında bulundu. Gübretaş tarafından yapılan kamuoyu duyurusunda, söz konusu haber ve yorumların "yanıltıcı ve gerçekle bağdaşmayacak nitelikte" olduğu vurgulandı. Şirket, bu iddiaların gerçek bir haber niteliği dahi taşımadığını belirterek, şu çarpıcı ifadeyi kullandı: "Şirketimizin itibarını zedelemeye ve maddi zarar oluşturmaya yönelik maksatlı bir algı oluşturma çabası taşımaktadır." Yatırımcıya ve Kamuoyuna Önemli Çağrı Türk çiftçisinin daimî destekçisi olan bir kurum olduklarını ve tüm faaliyetlerini şeffaflıkla sürdürdüklerini belirten Gübretaş yönetimi, temel amaçlarının şirket karlılığını ve pay sahiplerinin menfaatini korumak olduğunun altını çizdi. Asılsız içeriklerin Şirket'in ve borsa yatırımcısının zarara uğramasına yol açabileceğini ifade eden Gübretaş, kamuoyunu ve iş ortaklarını yalnızca şirketin resmi açıklamalarını dikkate almaya çağırdı. Şirket, mesnetsiz haberlere ilişkin yasal tüm haklarını saklı tuttuklarını da ekleyerek, bu tür spekülatif yayınlara karşı hukuki mücadele başlatılacağının sinyalini verdi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.