Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kanada

Kapsül Haber Ajansı - Kanada haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanada haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâyla Büyüyen  Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı Haber

Yapay Zekâyla Büyüyen Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı

Eğitimlere katılan her üç kadından ikisi yapay zekayı iş süreçlerine dahil etmeye başladı. Programın yeni döneminde, seçilen 25 girişimci KAGİDER ile 6 aylık bir mentörlük yolculuğuna başlıyor. Türkiye'nin öncü e-ticaret platformu Hepsiburada ile Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle hayata geçirilen "Yol Arkadaşın Burada" programı, kısa sürede gösterdiği başarıyla özel sektör-sivil toplum dayanışmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Girişimci kadınları, e-ticarette başarılı olmak için gerekli olan yetkinliklerle donatmayı amaçlayan “Yol Arkadaşın Burada” programı kapsamında eğitim oturumları tamamlanırken, programın ara dönem sonuçları da kamuoyuyla paylaşıldı. TÜRKİYE DAHİL 5 ÜLKEDEN GİRİŞİMCİLER KATILDI 23 farklı alanda gerçekleştirilen ve toplam süresi 52 saati bulan eğitimlere 1.000’in üzerinde kişi katıldı. İstanbul’dan Ordu’ya, İzmir’den Şanlıurfa’ya, Kırşehir’den Diyarbakır’a toplam 30 şehirden girişimci kadın programa dahil olurken, eğitimlere ilgi Türkiye sınırlarını da aştı. Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya'dan da girişimci kadınların dahil olduğu programda, 25-45 yaş arasında olanların payı yüzde 70’i buldu. Program, katılımcılarda yalnızca teknik beceri değil, iş yapma biçiminde de köklü bir değişim yarattı. Eğitimlerin ardından katılımcıların üçte ikisi yapay zekâ araçlarını iş süreçlerine entegre etmeye başlarken, yüzde 50’sinden fazlası da ürün görsellerini profesyonel çekim teknikleriyle yeniledi. Müşterileriyle daha güçlü bir bağ kurmak için video içeriği üretmeye başlayanların oranı ise yüzde 46’ya ulaştı. Bu değişimin kısa sürede iş sonuçlarına yansıdığı da görüldü. Katılımcıların eğitimlere başladıkları döneme kıyasla sipariş sayılarında yüzde 70’e yakın artış gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 83’ü işlerini büyütme konusundaki özgüvenlerinin arttığını ifade ederken, programın genel memnuniyet oranı yüzde 90’nın üzerinde gerçekleşti. 25 BAŞARILI GİRİŞİMCİ, MENTÖRLERİYLE BİR ARAYA GELDİ Eğitim döneminin sonuçlanmasıyla birlikte programın yeni fazı da hayata geçirildi. Programa katılan girişimci kadınlar arasından seçilen 25 başarılı isim, KAGİDER’in mentör ağında yer alan deneyimli ve başarılı girişimci kadınlardan 6 ay süreyle mentörlük alacak. Programın yeni dönemi, Hepsiburada ve KAGİDER yönetiminin de katılımıyla düzenlenen özel bir etkinlikle başlatılırken, 25 girişimci kadın mentörleriyle ilk kez söz konusu etkinlikte bir araya geldi. Mentörlük sürecinin tamamlanmasının ardından, programın yeni fazı devreye alınacak. Bu kapsamda girişimciler, yatırımcı önüne çıkmaya yönelik özel bir eğitim programına dahil olacak. ÖZEL SEKTÖR-SİVİL TOPLUM DAYANIŞMASI PERSPEKTİFİNDE ÖRNEK İŞ BİRLİĞİ Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Hepsiburada Kurumsal İletişim, Sosyal Etki ve Sürdürülebilirlik Direktörü Canan Binal Yılmaz, "Bu programın asıl amacı girişimci kadınlara gerçek anlamda bir rekabet avantajı sağlayabilmek. Girişimcilerin ihtiyaçlarına, günümüz gerçeklerine uygun, gerçekçi, etkili destek mekanizmalarıyla yanıt vermek. Bugün bizi en çok mutlu eden, ortaya çıkan bu sonuçların ‘Yol Arkadaşın Burada’ programımızın var oluş amacıyla da son derece uyumlu olması. Yeni dönem modülümüz kapsamında, mentörleriyle ilk kez bir araya gelen 25 kadın girişimcimize başarılar diliyoruz. Hepsiburada-KAGİDER birlikteliği sadece bu iş birliği özelinde ortaya koyduğu çıktıların çok ötesinde bir etki gücüne sahip. Bu iş birliği Türkiye’de özel sektör-sivil toplum dayanışması perspektifinde de örnek bir ortaklık. Bu programın hayata geçmesinde emeği olan tüm KAGİDER ekiplerine çok teşekkür ediyoruz. Bu gibi örneklerin artması, Türkiye’de kadınların ekonomik hayata katılımına da çok büyük destek sunacaktır.” ifadelerini kullandı. Neşecan Çekici: “Kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyümesini destekliyoruz” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Neşecan Çekici, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadın girişimciliğini güçlendirmek yalnızca bireysel başarı hikâyelerini artırmak değil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik dönüşümün de kapısını aralamaktır. ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı bu anlamda çok kıymetli bir model sunuyor. Eğitim sürecinde edinilen bilgi ve yetkinliklerin mentörlükle desteklenmesi, girişimcilerin işlerini büyütme yolculuğunda somut ve kalıcı bir etki yaratıyor. KAGİDER olarak güçlü mentör ağımızla girişimci kadınların yanında olmaya devam ediyoruz. Bu program sayesinde kadınların dijitalleşme, pazarlama ve iş geliştirme alanlarında hızla ilerlediğini görmek bizler için son derece umut verici. Amacımız, daha fazla kadının kendi markasını büyüten, istihdam yaratan ve uluslararası pazarlarda söz sahibi olan güçlü girişimcilere dönüşmesini sağlamak.” Zeynephan Gemicioğlu: “Doğru rehberlik, kadın girişimciliğinde sürdürülebilir büyümenin anahtarı” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Av. Zeynephan Gemicioğlu ise mentorluk mekanizmasının girişimcilik ekosistemindeki kritik rolüne dikkat çekerek şunları ifade etti: “Kadın girişimciliğinin sürdürülebilir şekilde güçlenmesinde en belirleyici unsurlardan biri, doğru zamanda doğru rehberliğe erişimdir. Bu ihtiyaç doğrultusunda KAGİDER olarak üyelerimizden oluşan Mentor Hub yapımızla mentorluk süreçlerini daha sistematik, erişilebilir ve etkili bir yapıya kavuşturuyoruz. Hepsiburada iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı, girişimci kadınların yalnızca bilgiye değil; aynı zamanda deneyime, stratejik bakış açısına ve güçlü bir destek ağına erişmesini sağlıyor. Bu kapsamda mentorluk desteği alacak girişimcilerin, işlerini büyütme, markalaşma ve yatırım süreçlerine hazırlanma yolculuklarında önemli bir ivme kazanacaklarına inanıyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Frankofon Film Festivali Başladı Haber

Frankofon Film Festivali Başladı

Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde, Institut Français, Fransa, Belçika, Kanada, Lüksemburg ve İsviçre büyükelçilikleri ile Alliance Française Bursa ve Türk-Fransız Kültür Derneği iş birliğiyle düzenlenen Frankofon Film Festivali’nin açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Açılışa, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Akın Uludağ, Kültür Etkinlikleri ve İşbirliği Müsteşarı ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland, Fransız Kültür Ataşesi Valentin Rodriguez, Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül, Fransa Fahri Konsolosu Nuri Cem Erbak ve çok sayıda sinemasever katıldı. KADIN HİKAYELERİ Nilüfer Belediye Başkanı Akın Uludağ yaptığı konuşmada, festivalin kentin kültür sanat hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. 2 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde devam edecek festivalin ana temasının kadın hikayeleri olduğunu dile getiren Uludağ, “Fransızca konuşulan ülkelerden seçilmiş filmlerde güçlü kadın karakterleri izleyeceğiz. Onların dünyasına, farklı bakış açılarına şahit olacağız. Toplam 19 gösterimle sizlerle buluşacağız” diye konuştu. 9 UZUN 4 KISA METRAJ Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland ise, festival kapsamında 9 uzun, 4 kısa metraj filmin gösterileceğini belirterek, birçoğunun Türkiye’de ilk kez izleyici ile buluşacak ödüllü filmler olduğunu söyledi. Filmlerin neredeyse yarısının kadın yönetmenler tarafından çekildiğini anlatan Roulland, “Hikayelerin büyük kısmı da kadın karakter etrafında şekilleniyor. Bu, Frankofoni’nin savunduğu diyalog, eşitlik ve açıklık değerlerine sadık kalınarak yapılmış bilinçli bir tercihtir” dedi. Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül de, iki ülke arasındaki ortak değerlere dikkat çekti. Açılış töreninin ardından geçen yıl Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterilen “Bir Gün Bırakıp Gitmek” filmi izleyici ile buluştu. 2 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde devam edecek festivalin biletleri https://bilet.nilufer.bel.tr adresinden alınabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları Haber

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları

Endeks, önde gelen küresel ekonomilere erişim sağlayan oturum ve vatandaşlık haklarının, üst düzey eğitimin uzun vadeli değerini nasıl katladığını ortaya koyuyor. Henley Education Report 2026 kapsamında yayımlanan ve her yıl güncellenen endeks; kazanç potansiyeli, kariyer gelişimi, üst düzey istihdam olanakları, kaliteli eğitim, ekonomik hareketlilik ve yaşam kalitesi olmak üzere altı temel kriter üzerinden ülkeleri analiz ediyor. Bu kapsamlı yaklaşım, akademik başarının sürdürülebilir kariyer ve ekonomik avantajlara dönüştüğü en güçlü ekosistemleri ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, dünya standartlarında bir diploma tek başına güçlü bir avantaj sunarken, bu diplomanın gerçek getirisi büyük ölçüde mezunların hangi ülkelerde yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna bağlı olarak şekilleniyor. Henley Opportunity Index, yatırım ve liyakat temelli en etkili oturum ve vatandaşlık yollarını değerlendirerek, bireylere sadece kaliteli eğitim değil; aynı zamanda güçlü ekonomi, kariyer fırsatları ve küresel mobilite sunan ülkeleri sıralıyor. 2026’nın En Güçlü Fırsat Ekosistemleri 2026 sıralamasına göre, yatırım veya liyakat yoluyla oturum ya da vatandaşlık hakkının en verimli şekilde elde edilebildiği ve bu hakların yaşam fırsatlarını en güçlü biçimde artırdığı ilk 15 ülke açıklandı. İsviçre, 86 puanla listenin zirvesinde yer alırken; 81 puanla Singapur ikinci, 80 puanla Avustralya ise üçüncü sırada yer alıyor. Birleşik Krallık ve ABD 79 puanla dördüncü sırayı paylaşırken, Kanada ise beşinci sırada yer alıyor. Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Yeni Zelanda, Hong Kong, İtalya, Letonya, Malta, Portekiz ve Yunanistan ise listede yer alan diğer ülkeler arasında bulunuyor. Henley & Partners Özel Müşteriler Grup Başkanı Dominic Volek, endeksin küresel ölçekte hareketli aileler için kritik bir gerçeğe işaret ettiğini belirtiyor: “Eğitim ve vatandaşlık artık birbirinden bağımsız değil; birlikte değer üreten, nesiller boyunca büyüyen stratejik varlıklar haline geldi. Aynı diploma, bulunduğu ekosisteme bağlı olarak tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önemli olan yalnızca eğitim değil, o eğitimin hangi fırsat ortamında değerlendirileceğidir.” Eğitimde Getiri, Ekosistemle Belirleniyor Endekste ilk sırada yer alan İsviçre; güçlü ekonomik yapısı, dünya çapındaki eğitim kurumları ve Zürih ile Cenevre gibi finans ve araştırma merkezleri sayesinde öne çıkıyor. Singapur, Asya ile küresel ekonomi arasında köprü görevi gören stratejik konumuyla yüksek kazanç potansiyeli sunarken; Avustralya ise güçlü üniversiteleri ve yaşam kalitesi ile dikkat çekiyor. Birleşik Krallık ve ABD, dünyanın en prestijli üniversiteleri ve inovasyon merkezleri ile öne çıkarken, Kanada ise uluslararası iş gücü piyasası ve eğitim sistemiyle güçlü bir alternatif oluşturuyor. Çoklu Ülke Erişimi: Yeni Nesil Stratejik Avantaj Henley & Partners Türkiye Yönetici Ortağı Burak Demirel’e göre, günümüzde vatandaşlık yalnızca hukuki bir statü değil, aynı zamanda stratejik bir ekonomik araç niteliği taşıyor: “Birden fazla ülkeye erişim sağlayabilen bireyler, eğitim, kariyer ve yatırım fırsatlarını farklı coğrafyalarda değerlendirme esnekliğine sahip oluyor. Bu da uzun vadeli başarı ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.” Ailelerin genellikle çocuklarını en iyi üniversitelere yerleştirmeye odaklandığını paylaşan Burak Demirel “Oysa asıl fark yaratan, mezuniyet sonrası o ülkede kalıp kariyer inşa edebilme imkânıdır. Eğitim, doğru vatandaşlık veya oturum stratejisiyle birleştiğinde gerçek değerini ortaya koyar.” diyerek konunun stratejik boyutuna da dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Hidrojendeki İddiasını 20 Milyon Kilometreyle Taçlandırdı Haber

Hyundai Hidrojendeki İddiasını 20 Milyon Kilometreyle Taçlandırdı

Hyundai, XCIENT Fuel Cell Class-8 ağır ticari kamyon filosunun Avrupa genelinde 20 milyon kilometrelik sürüş mesafesine ulaştığını duyurdu. İsviçre, Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya’da faaliyet gösteren toplam 165 araçla beş yılda elde edilen bu başarı, hidrojen yakıt hücreli elektrikli araçların (FCEV) ticari taşımacılıkta içten yanmalı motorların (ICE) yerini alma potansiyelini gözler önüne seriyor. Chul Youn Park, Hyundai Küresel Ticari ve Hafif Ticari Araçlar İş Birimi Başkanı konuyla ilgili “Hyundai, lojistik, dağıtım ve kentsel kamu hizmetleri gibi çeşitli alanlarda hidrojen yakıt hücreli kamyonları devreye almak için küresel iş ortaklarıyla birlikte çalışarak egzoz kaynaklı karbon emisyonlarını azaltıyor. İsviçre’de başlattığımız ilk operasyonların ardından Avrupa’nın farklı bölgelerine genişledik ve Kuzey Amerika’da da somut ilerleme kaydettik. Hidrojenli ticari araçlarımız, daha gelişmiş bir gelecek için mobilite çözümleri sunarak hidrojen ekosisteminin oluşmasına katkı sağlıyor ve küresel etkisini büyütmeye devam ediyor” dedi. Avrupa’da Genişleme: Hidrojen Mobilitesi ile Daha Temiz Lojistik İlk olarak Ekim 2020’de İsviçre’de kullanıma sunulan XCIENT Fuel Cell kamyonları, Haziran 2024 itibarıyla yalnızca bu ülkede 10 milyon kilometrelik toplam sürüş mesafesine ulaşmıştı. Araçların istikrarlı performansı, yeni bölgelere ve farklı kullanım alanlarına genişlemenin önünü açtı. Bugün gıda ve içecek lojistiği, süpermarket dağıtımı ve çöp kamyonu ile vinçli araç gibi özel uygulamalar da bu kapsamda yer alıyor. Öne çıkan operasyonel kullanım alanları: İsviçre: Gıda, içecek ve tekstil lojistiğiAlmanya: Süpermarket zincirleri, tekstil firmaları ve büyük filo operatörleri için lojistik çözümleriFransa: Büyük perakende zincirlerine yönelik lojistik faaliyetleri ile elektrikli güç çıkışlı (ePTO) çöp ve vinçli araç uygulamalarıHollanda: İnşaat malzemeleri dağıtıcısı için brandalı kamyon kullanımıAvusturya: Bir süpermarket zincirinin operasyonlarına entegre edilen soğutmalı kamyon Geleneksel dizel kamyon filolarıyla karşılaştırıldığında, XCIENT Fuel Cell araçlar egzozdan kaynaklanan karbon emisyonlarında önemli ölçüde azalma sağlıyor. Hyundai, inovasyon çalışmalarını sürdürerek 2025 yılında geliştirilmiş hidrojen yakıt hücresi sistemine sahip yeni XCIENT Fuel Cell kamyonunu tanıttı. Araç, 2021’den bu yana farklı iklim ve kullanım koşullarında kapsamlı testlerden geçirilerek liman taşımacılığı ve orta mesafe lojistik dahil olmak üzere çeşitli müşteri ihtiyaçlarına uygunluğu doğrulandı. Filo operatörleriyle sürdürülen yakın iş birliği sayesinde model, farklı sürüş gereksinimlerine başarıyla uyum sağlıyor. Kuzey Amerika’da XCIENT Fuel Cell Kamyonları XCIENT Fuel Cell kamyonları, Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika’da da Hyundai’nin hidrojen mobilitesindeki teknolojik liderliğini ortaya koymaya devam ediyor.Bölgede şu anda toplam 63 XCIENT Fuel Cell kamyonu aktif olarak çalışıyor ve 2023’teki lansmandan bu yana yaklaşık 1,6 milyon kilometrelik toplam sürüş mesafesine ulaştı. Araçların faaliyet gösterdiği başlıca noktalar: Kaliforniya, ABD – NorCAL ZERO Projesi: Kuzey Amerika’daki en büyük hidrojen kamyonu konuşlandırması kapsamında Oakland Limanı’nda 30 XCIENT Fuel Cell kamyonu hizmet veriyor. Georgia, ABD – HTWO Logistics: Hyundai Metaplant America’da GLOVIS America iş birliğiyle yürütülen HTWO Logistics girişimi kapsamında 21 XCIENT Fuel Cell kamyonu lojistik operasyonları destekliyor. British Columbia, Kanada – BC Hydrogen Ports Projesi: Eyaletin denizcilik ve taşımacılık sektörlerinde hidrojen ve yakıt hücresi teknolojilerini benimsemeye yönelik ilk büyük girişimi. XCIENT Fuel Cell kamyonlarının farklı lojistik ortamlarında kanıtlanmış performansı, gerçek dünya ticari kullanım kabiliyetini ortaya koyarken Hyundai’nin küresel hidrojen enerjisi dönüşümüne öncülük eden liderliğini de pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2025 Yılı Dördüncü Çeyreğinde Yüzde 4 Düştü Haber

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2025 Yılı Dördüncü Çeyreğinde Yüzde 4 Düştü

Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, ‘Küresel Sigorta Piyasası Endeksi’nin 2025 yılı son çeyrek sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, küresel ticari sigorta fiyatları yüzde 4 düşüş gösterdi. Sigorta sektöründe artan rekabet, avantajlı hasar prim oranları ve reasürans düşüşün başlıca nedeni olarak öne çıkıyor. 2025’in dördüncü çeyreğinde; ABD hariç tüm bölgelerde yıllık ortalama sigorta fiyatlarında düşüş kaydedildi. En sert gerilemeler yüzde 12 ile Pasifik ile Hindistan, yüzde 10 ile Orta Doğu ve Afrika (IMEA) bölgelerinde görüldü. Latin Amerika ve Karayipler (LAC), Birleşik Krallık ve Kanada’da fiyatlar yüzde 7 oranında düşerken; Avrupa’da bu oran yüzde 6, Asya’da ise yüzde 5 olarak gerçekleşti. ABD’de ise 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 1 gerileyen ortalama fiyatlar, dördüncü çeyrekte sabit kaldı. 2021’in ilk çeyreğinde başlayan ılımlı fiyat seyri, 2025’in son çeyreğinde de devam etti. Böylece küresel sigorta fiyatlarında üst üste altıncı çeyrek düşüş yaşandı. Raporda öne çıkan diğer bulgular ise şöyle; Sabit kıymet sigortaları: Üçüncü çeyrekteki yüzde 8’lik gerilemenin ardından, dördüncü çeyrekte küresel ölçekte yüzde 9 düşüş kaydedildi. Dört bölgede çift haneli gerilemeler yaşandı. Pasifik’te yüzde 14, Latin Amerika ve Karayipler – LAC’de yüzde 12, Hindistan, Orta Doğu ve Afrika – IMEA’da yüzde 11 ile Birleşik Krallık’ta yüzde 10. ABD, Kanada ve Avrupa’da düşüş yüzde 8, Asya’da ise yüzde 5 oldu. Sorumluluk sigortaları: Fiyatlar, üçüncü çeyrekteki yüzde 3’lük artışın ardından yüzde 4 yükseldi. Bu artışta, özellikle ABD’de görülen yüzde 9’luk yükseliş etkili oldu. Sigortacıların, artan hasar frekansı ve hasar tutarlarına yönelik endişelerinin sürmesi bu artışta belirleyici olurken, yüksek tazminatlarla sonuçlanan jüri kararları (nükleer kararlar) da önemli rol oynadı. Finansal sigortalar ve mesleki sorumluluk sigortaları: Üçüncü çeyrekte yüzde 5 düşen fiyatlar, dördüncü çeyrekte yüzde 4 geriledi. ABD hariç çoğu bölgede düşüş yaşanırken; IMEA’da yüzde 11, Birleşik Krallık ve Kanada’da ise yüzde 5 oranında gerileme kaydedildi. ABD’de ise üçüncü çeyrekteki yüzde 2’lik düşüşün ardından fiyatlar sabit kaldı. Siber sigortalar: Küresel ölçekte fiyatlar yüzde 7 oranında düştü. En belirgin gerileme LAC’ta yüzde 14 olurken, ABD’de düşüş yüzde 3 seviyesinde gerçekleşti. Rapor sonuçlarını değerlendiren Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Küresel sigorta piyasasında son altı çeyrektir, birçok bölge ve sigorta branşında kapasite fazlası gözlemliyoruz. Ani ve beklenmedik gelişmeler yaşanmadığı sürece, bu eğilimin 2026 yılı boyunca da devam etmesini öngörüyoruz. 2025 yılı, müşterilerimizin karmaşıklaşan risklerine yönelik sigorta çözümlerinde hem fiyat pazarlığı yapabilecekleri hem de teminat kapsamlarını genişletebilecekleri olumlu bir dönem olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli Haber

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli

Denetimsiz algoritmaların hak ihlallerine yol açabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir” dedi. Yapay zekâ destekli sistemler, dünya genelinde göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize değerlendirmelerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda aktif olarak kullanılıyor. Ancak bu teknolojilerin yeterli şeffaflık ve denetimden yoksun şekilde uygulanması, ayrımcılıktan veri ihlallerine kadar ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi. Türkiye ve dünyada yaygın kullanım Dr. Öğr. Üyesi Kaya’ya göre yapay zekâ, bugün göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında yer alıyor. Türkiye’de GöçNet sistemi 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın YİMER 157 çağrı merkezi ise yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin biyometrik alandaki kapasitesine de dikkat çeken Kaya, “Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde Türkiye, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren dünyadaki yedinci ülke konumunda” dedi. Uluslararası alanda ise Avrupa Birliği’nin Frontex ajansının drone’larla göçmen geçişlerini izlediğini, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma sistemleri kullandığını hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Kaya şöyle konuştu: “Suriye'de iç savaş öncesi nüfus kayıt oranı yüzde yüze yakınken, çatışmalarla birlikte birçok nüfus müdürlüğü kısmen veya tamamen tahrip oldu. BM verilerine göre Suriyeli mültecilerin yüzde 70'i temel kimlik belgelerinden yoksun. Türkiye, belge şartı aramaksızın milyonlarca Suriyeliye kapılarını açtı; bu insani yaklaşım, aynı zamanda kayıt sistemlerinin öz beyana dayalı verilerle kurulması anlamına geldi. Biyometrik sistemler kişinin daha önce kayıt yaptıran kişiyle aynı olduğunu doğrulayabiliyor, ancak ilk kayıttaki bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyor. Bu konular, İstinye Üniversitesi'nin UNESCO ile birlikte Temmuz 2025'te düzenlediği ‘Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı’ okulunda ve Göç İdaresi Başkanlığı'nın 23 Ekim 2025'te Ankara'da düzenlediği etkinlikte ele alındı. Kanada'da yapay zekâ destekli sistemle Afrikalı öğrencilerin vize red oranı yüzde 75'e ulaşırken Çinli öğrencilerin yüzde 90'ı kabul alıyor. Yüz tanıma algoritmalarında koyu tenli yüzleri yanlış tanıma oranı açık tenli yüzlere göre 100 kata kadar daha yüksek. Güvenilir yapay zekâ için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerekiyor; ancak bu standartlar göç sistemlerinde henüz yeterince sağlanmıyor.” “Algoritmalar tarafsız değil” Yapay zekânın en büyük risklerinden birinin algoritmik ayrımcılık olduğunu vurgulayan Kaya, yüz tanıma sistemlerinin koyu tenli bireylerde hata oranının açık tenlilere göre 100 kata kadar çıkabildiğini söyledi. “ABD’de yüz tanıma hataları nedeniyle yapılan hatalı tutuklamaların tamamının Siyahi bireyleri kapsaması tesadüf değil,” diyen Kaya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de belirli ülke vatandaşlarının otomatik olarak daha ‘riskli’ sınıflandırıldığını belirtti. Kaya’ya göre sorun, sistemlerin açıkça ırk ya da etnik köken sorması değil; posta kodu, ülke, lehçe gibi ‘tarafsız’ görünen değişkenlerin dolaylı ayrımcılık aracı haline gelmesi. Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Türkiye'de Milli Biyometrik Sistemi yüzde 99,42 hassasiyet ve yüzde 99,995 doğruluk oranı açıklıyor. Ancak bu rakamların bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biyometrik sistemlerin temel sınırlılığı şu: kayıt anında beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyorlar, yalnızca aynı kişinin tekrar geldiğini doğrulayabiliyorlar” dedi. Biyometrik veriler geri döndürülemez riskler taşıyor Göç yönetiminde tutulan biyometrik verilerin siber güvenlik açısından son derece hassas olduğuna dikkat çeken Kaya, “Şifre değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında, bu veriler kişinin hayatı boyunca risk yaratır” ifadelerini kullandı. Göçmenlere ait biyometrik ve kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesinin, siber güvenlik açısından yarattığı tehlikelerle ilgili örnek de veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “2022'de Amerika Göçmenlik Dairesi'nin sitesindeki bir hata yüzünden 6 bin 252 sığınmacının bilgileri herkese açık hale geldi. İçlerinden 103 Kübalı sığınmacının verileri yanlışlıkla Küba hükümetine gönderildi. Federal mahkeme bu sızıntının ‘işkence veya zulüm riskini artırdığını’ kabul etti” dedi. ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntılarını hatırlatan Kaya, bu tür ihlallerin sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerde kalan ailelerini de tehlikeye atabileceğini söyledi. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmaların, saldırı yüzeyini daha da genişlettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti: “Göç sistemlerindeki güvenlik açıklarının önemli bir kaynağı, bağımsız denetimden geçmeyen taşeron firmalar ve merkezi veri depolama yapıları. Amerika'nın 290 milyon kişinin biyometrik verisini saklayan HART sistemi, kamu denetim raporlarına göre gerekli 12 gizlilik korumasından yalnızca 5'ini karşılıyor. Beş Göz İstihbarat İşbirliği anlaşmasıyla ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki göçmen verisi paylaşımı son yıllarda 100 kat arttı; yılda 8 milyon veri sorgusu yapılıyor. En trajik örnek ise BM Mülteciler Örgütü'nün 830.000 Rohingya mültecisinin parmak izi ve fotoğraflarını Myanmar hükümetiyle paylaşması; mültecilerin büyük çoğunluğu verilerinin bu şekilde kullanılacağından habersizdi. Veri egemenliği ve yerel kontrol, bu alanda giderek daha kritik hale geliyor. Güvenilir yapay zekâ sistemleri şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerektirir. Oysa göç veri tabanları çoğu zaman taşeron firmalarının ihmaline ve devletlerarası gizli anlaşmalara dayanıyor.” Uluslararası hukukla gerilim Yapay zekâ destekli göç sistemlerinin uluslararası hukuk ve insan hakları normlarıyla tam uyumlu olmadığını belirten Kaya, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak sınıflandırmasına rağmen, sığınmacılar için bazı yasaklı teknolojilere hâlâ izin verildiğine dikkat çekti. “Vatandaşlar üzerinde kullanılsaydı sıkı denetime tabi tutulacak sistemler, en savunmasız gruplar olan sığınmacılar üzerinde daha gevşek kurallarla uygulanıyor,” diyen Kaya, geri göndermeme ilkesinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini hatırlattı. Gelecekte neler öne çıkacak Önümüzdeki yıllarda göç politikalarını en çok etkileyecek gelişmeler arasında yapay zekâ destekli sahte belge üretimi, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanılması ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması yer alıyor. Kaya, deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgelerin artık insan gözüyle ayırt edilemez hale geldiğini, buna karşı denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğini ifade etti. Avrupa’da ve Türkiye’deki çalışmalarla ilgili de bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şunları söyledi: “Avrupa Birliği'nin 2030'a kadar tamamlayacağı ‘Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi’ altı büyük veri tabanını birbirine bağlayarak dünyanın en büyük biyometrik deposunu oluşturacak; 6 yaşındaki çocukların bile yüz tanıma verileri bu sisteme girecek. Aralık 2025'te kurulan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye'de İstanbul Havalimanı tamamen kağıtsız ve temassız seyahat deneyimi için biyometrik sistemler test ediyor; THY Boston ve Miami'de yüz tanıma ile uçuşa kabul süresini yüzde 50'ye kadar kısalttı. Milli Biyometrik Sistemi'ne gelecekte yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonu planlanıyor. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 kapsamında 50 bin yapay zekâ uzmanı ve 1.000 girişim hedefleniyor.” “Asıl soru hukuk mekanizmalarının bu hıza nasıl yetişeceği” Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir. Asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil; bu hıza denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl yetişeceğidir.”

Zeytinyağı İhracatı Üretici Olmayan Ülkelere Yapılan İhracatla Ayakta Kaldı  Haber

Zeytinyağı İhracatı Üretici Olmayan Ülkelere Yapılan İhracatla Ayakta Kaldı 

Zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 28 gerilerken, dünya genelinde zeytinyağı fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ihracattan elde edilen döviz getirisi yüzde 50’lik kayıpla 505 milyon dolardan 252 milyon dolara indi. Zeytincilik sektörü, 2024/25 sezonunda sofralık zeytinde 255 milyon dolarlık döviz getirisiyle rekor kırarken, zeytinyağı ihracatında 252 milyon dolarla beklentilerin uzağında kaldı ve 4 sezon sonra sofralık zeytin ihracatının gerisine düştü. Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelerde tutundu Türk zeytinyağı sektörünün üretici olmayan ülkelerdeki pazar payını koruması, sektörel ticaret heyetleri yaptığı ülkelerde ise önemli ihracat artışları yakalaması kayıplarla geçen 2024/25 sezonunun tesellisi oldu. Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelerde 2023/24 sezonunda 46 bin 670 ton iken, 2024/25 sezonunda 45 bin 501 ton oldu. Bu ülkelerdeki kayıp yüzde 3’le sınırlı kaldı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin sektörel ticaret heyetleri düzenlediği Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne zeytinyağı ihracatımız yüzde 17’lik artışla 21 bin 460 tondan 25 bin 202 tona yükseldi. Prina ihracatı yüzde 9 arttı Türkiye’nin 2024/25 sezonunda prina yağı ihracatı ise yüzde 9’luk artışla 48 milyon dolardan 52,3 milyon dolara yükseldi. Türk zeytincilik sektörü 2023/24 sezonunda zeytinyağı, sofralık zeytin ve prina yağı ihracatından 763,5 milyon dolar ihracat geliri karnesine yazarken, 2024/25 sezonunda yüzde 27’lik kayıpla 559,6 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırabildi. Uygun: “Yanlış kararlar yarayı derinleştirdi” İhracat verilerini değerlendiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Türkiye’nin zeytinyağı sektöründe dünyadaki gelişmeleri doğru okuyamadığını, Ticaret Bakanlığınca 22 Mart 2021 tarihinde dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen kısıtlamayla başlayan, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında zeytinyağı ihracatına getirilen fon, yasak ve kısıtlamaların dünya fiyatlarındaki gerilemeyle birleşmesi sonucunda zeytinyağı ihracatındaki yararın derinleştiğini dile getirdi. Uygun, “Fon ve yasak kararları Türkiye’yi dünyada spotçu konumuna düşürdü. Bu süreçte Türkiye yüz milyonlarca dolar ihracattan oldu ve prestij kaybı yaşadı. Günümüzde de bu yanlış kararların uzantılarıyla mücadele ediyoruz” şeklinde konuştu. Ticaret heyeti yaptığımız ülkelere ihracatımız arttı Zeytinyağında kan kaybını minimize etmek için Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında zeytinyağı tüketicisi ülkelere yoğunlaştıkları bilgisini veren Uygun şöyle devam etti: “Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne sektörel ticaret heyetleri gerçekleştirdik. Zeytinyağı ihracatımız totalde miktar bazında yüzde 28 azalırken bu ülkelere ihracatımız yüzde 17’lik artışla 21 bin 460 tondan 25 bin 202 tona yükseldi.” Zeytinyağının yüzde 46’sı ABD’ye ihraç edildi Türkiye, 2024/25 sezonunda 128 ülke ve gümrüklü bölgeye altın sıvı ihraç ederken zirvede 20 bin 938 tonla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. ABD’ye yapılan altın sıvı ihracatının döviz getirisi 94 milyon 327 bin dolar oldu. Zeytinyağı ihracatında ABD miktar bazında yüzde 46’ya ulaştı. Zeytinyağı ihracatında ikinci sıranın sahibi 22 milyon 511 bin dolarla Japonya olurken, Kanada 14 milyon 257 bin dolarlık taleple ismini üçüncü sıraya yazdırdı. Türk zeytinyağı sektörünün geleneksel ihraç pazarlarından Suudi Arabistan’a 2024/25 sezonunda 10,8 milyon dolarlık altın sıvı gönderildi.

Doğuracağınız Çocuğa Vatandaşlık Veren 7 Ülke Haber

Doğuracağınız Çocuğa Vatandaşlık Veren 7 Ülke

Aralarında Türkiye’den birçok ünlü ismin de bulunduğu kadınlar, çocuğunu doğurmak için ilk sırada ABD’yi tercih ediyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın, otomatik vatandaşlık uygulamasına karşı kararname çıkarması bu ülkeye yönelik doğum turizmini olumsuz etkiledi. Trump'ın emri, ABD'de yasadışı yollarla veya geçici vizeyle bulunan kişilerin çocuklarına vatandaşlık verilmemesini amaçlıyor. Bu yeni durum, çocuğuna iyi bir gelecek arayan doğum turistlerini başka ülkelere yöneltti. Avukat Özge Özmen Korkut, doğum yapmak ve çocuğuna vatandaşlık almak için ailelerin en çok tercih ettiği 7 ülkenin şartları hakkında şu bilgileri verdi: “Pasaportu güçlü, ekonomik refah düzeyi yüksek Kanada, Portekiz, Meksika, Antigua ve Barbuda, Kosta Rika, Brezilya ve Arjantin; ülke, topraklarında doğan çocuklara vatandaşlık veriyor. Ancak anne ve babanın, normal göçmenlik yoluyla vatandaş olmak için başvurması ve süreçleri takip etmesi gerekiyor. 1. KANADA Kanada, topraklarında doğan her çocuğa tam Kanada vatandaşlığı hakkı tanıyarak, doğumla vatandaşlık imkânı sunmaktadır. Bu da Kanada’yı dünya çapında doğum turizmi için en çok rağbet gören destinasyonlardan biri haline getirmektedir. 2. PORTEKİZ Doğum turizmi, Portekiz vatandaşlığı arayan aileler için yeni fırsatlar sunuyor. Doğum turistleri ve göçmenler Portekiz'in ekonomik canlanmasında merkezi bir rol oynuyor. Ülke, yaşlanan nüfus ve azalan doğum oranları gibi demografik zorluklarla karşı karşıya olduğundan, göçmenler ve yabancı aileler iş gücü ve emeklilik sisteminin desteklenmesi için vazgeçilmez hale geldi. 3. MEKSİKA Meksika’da doğan bir çocuk vatandaşlık kazanıyor. Bu, Latin Amerika'da bağ kurmayı hedefleyen aileler için kolay bir yol açıyor. 4. ANTIGUA VE BARBUDA Antigua ve Barbuda, ülkede doğan her çocuğa vatandaşlık hakkı tanıyor ve bu da Karayipler'de doğum turizmi düşünen aileler için burayı tercih edilebilir bir seçenek haline getiriyor. Antigua ve Barbuda pasaportu, İngiltere, Avrupa dahil 146 ülkeye vizesiz erişim de dahil olmak üzere güçlü seyahat avantajları sunuyor. 5. KOSTA RIKA Kosta Rika, topraklarında doğanlara vatandaşlık hakkı tanıyor ve bu da onu Orta Amerika'da doğum turizmi için popüler bir tercih haline getiriyor. 6. BREZİLYA Brezilya, ülkede doğan çocuklara vatandaşlık hakkı tanıyor ve onlara doğumdan itibaren tüm hakları sağlıyor. 7. ARJANTİN Arjantin, doğumla vatandaşlık sağlıyor ve bu da aileler için çocuklarının geleceği adına iyi bir seçenek.” Her ülkenin şartlarının farklılık gösterebildiğini belirten Avukat Özge Özmen Korkut, doğum turizmi için harekete geçmeden önce gidilecek ülkeyle ilgili detaylı hukuki bilgi alınmasını tavsiye ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.