Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kanama

Kapsül Haber Ajansı - Kanama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, İnmede Erken Müdahalenin Önemine Dikkat Çekiyor Haber

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, İnmede Erken Müdahalenin Önemine Dikkat Çekiyor

Dünya genelinde ölüm ve kalıcı engellilik nedenleri arasında ilk sıralarda yer alan inme, erken müdahalenin hayati önem taşıdığı ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya İnme Örgütü verilerine göre, 25 yaş üzerindeki her dört kişiden biri yaşamı boyunca inme geçirme riskiyle karşı karşıya kalırken, dünyada her yıl yaklaşık 12 milyon yeni inme vakası meydana geliyor.[1] Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, “İnmede Çare Erken Müdahale” mesajıyla, 29 Ekim Dünya İnme Günü’nde inme belirtilerinin zamanında fark edilmesi ve hızlı müdahalenin önemi konusunda toplumsal bilinci artırmayı amaçlıyor. İnmede Her Dakika Hayati Önem Taşıyor Halk arasında beyin felci olarak da bilinen inme, beyne giden kan akışının bir damar tıkanıklığı veya kanama nedeniyle bozulması sonucu meydana geliyor. Beynin yeterli oksijen ve besine ulaşamaması, kısa sürede beyin dokusunda hasara yol açabiliyor. Yüzde ani kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, ani görme kaybı ve denge sorunları inmenin başlıca belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin aniden ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması, hastanın doğru tedaviye zamanında ulaşabilmesi açısından kritik önem taşıyor. İnme belirtilerini bilmenin yanı sıra bu belirtiler karşısında hızlı hareket etmenin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Giray, “İnme söz konusu olduğunda zaman, tedavinin başarısını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Beyne giden kan akışının bozulduğu her dakika, beyin dokusunda geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilir. Ancak uygun hastalarda zamanında gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler sayesinde kalıcı hasar riskini azaltmak mümkün olabiliyor. Bu nedenle toplumda yalnızca inme belirtilerinin bilinmesini değil, bu belirtiler karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiğinin de öğrenilmesini önemsiyoruz. Yüzde kayma, kol veya bacakta güç kaybı ya da konuşmada ani bozulma gibi belirtiler fark edildiğinde geçmesini beklemeden 112 aranmalı. Çünkü inmede kaybedilen zaman, sağlıklı bir geleceği de etkileyebilir” dedi. İnme Her Yaşta Görülebiliyor Toplumda sıklıkla ileri yaşlarla ilişkilendirilen inme, genç ve orta yaş grubundaki bireyleri de etkileyebiliyor. Dünya İnme Örgütü verilerine göre, her yıl meydana gelen inmelerin yaklaşık %63’ü 70 yaşın altındaki kişilerde görülüyor.[2] Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalar da inmenin yalnızca ileri yaş gruplarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 125 bin yeni inme vakası meydana gelirken, inme geçiren kişilerin %17,4’ünü 50 yaşın altındaki bireyler oluşturuyor.[3] Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, kalp ritim bozuklukları, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik, inme riskini artıran başlıca faktörler arasında bulunuyor. Düzenli sağlık kontrolleri, mevcut hastalıkların kontrol altında tutulması, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları ise inme riskinin azaltılmasında önemli rol oynuyor. İnme riskinin azaltılmasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Semih Giray, “İnme riskini artıran faktörlerin önemli bir bölümü, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ve düzenli sağlık kontrolleriyle kontrol altına alınabilir. Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve kalp ritim bozuklukları inme riskini artıran başlıca sağlık sorunları arasında yer alırken; sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik de bu riski artırabiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sigaradan uzak durmak ve mevcut hastalıkları hekim kontrolünde takip etmek büyük önem taşıyor. İnme konusunda farkındalığın yalnızca belirtileri tanımakla sınırlı kalmaması, hastalık ortaya çıkmadan önce alınabilecek önlemleri de kapsaması gerektiğine inanıyoruz. Unutmamalıyız ki inme riskini azaltmak için bugün atacağımız adımlar, gelecekte sağlığımızı korumamızda önemli bir fark yaratabilir” dedi. İnme Farkındalığını Güçlendirmek İçin Anlamlı İş Birliği İnmenin yalnızca bireylerin sağlığını değil, ailelerini ve sosyal yaşamlarını da derinden etkileyebilen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyasıyla erken müdahale bilincinin toplumun her kesimine yayılmasını hedefliyor. Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü & İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Boehringer Ingelheim Türkiye olarak, insanların yaşamlarını olumlu yönde değiştirme hedefimiz doğrultusunda, yenilikçi tedavilerin geliştirilmesine katkı sunmanın yanı sıra toplumsal sağlık bilincinin güçlendirilmesini de önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. İnme gibi erken müdahalenin hayati önem taşıdığı sağlık sorunlarında, doğru bilginin insanlara ulaşmasının büyük bir fark yaratabileceğine inanıyoruz. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ile yürüttüğümüz bu değerli iş birliği kapsamında, inme belirtilerine yönelik farkındalığı artırmayı ve toplumda hızlı müdahale bilincini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. ‘İnmede Çare Erken Müdahale’ mesajımızla, herkesin hem kendisi hem de sevdikleri için belirtileri tanımasının ve doğru zamanda harekete geçmesinin önemini vurguluyoruz. Toplum sağlığına katkı sunan farkındalık çalışmalarını desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. İnmede Çare Erken Müdahale İnme konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması ve erken müdahale bilincinin güçlendirilmesi amacıyla sürdürülen “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyası, Dünya İnme Günü kapsamında farkındalık mesajlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle inme belirtilerinin tanınması, risk faktörlerine yönelik bilinç oluşturulması ve erken müdahalenin öneminin anlatılması için çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hemoroid Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir? Haber

Hemoroid Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?

Her hemoroid hastasının ameliyat edilmesi gerekmese de bazı durumlarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek haline geliyor. Özellikle ileri dereceli hemoroidler, sürekli tekrarlayan şikâyetler ve diğer tedavi yöntemlerinden yeterli sonuç alınamaması, ameliyat ihtiyacının değerlendirilmesine neden olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid ameliyatı kararının yalnızca hastalığın derecesine göre verilmemesi gerektiğini belirtiyor. Hastanın kanama sıklığı, ağrısı, hemoroid dokusunun dışarı sarkma durumu ve yaşam kalitesindeki etkilenmenin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Cerrahi tedavinin uygun hastalarda etkili sonuçlar sağlayabildiğini ancak tüm hastalar için ilk seçenek olmadığını vurguluyor. Hemoroid Hastalığının Dereceleri Ameliyat Kararını Nasıl Etkiler? Hemoroid hastalığı, iç hemoroidlerin dışarı sarkma özelliklerine göre dört dereceye ayrılabilir. Bu sınıflandırma, tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde önemli bir rehberdir. Birinci derece hemoroidlerde dışarı sarkma görülmez. Hastalar çoğunlukla kanama, dolgunluk veya hafif rahatsızlık gibi belirtilerle başvurabilir. Bu aşamada genellikle beslenme düzenlemeleri ve uygun cerrahi dışı yaklaşımlar ön plandadır. İkinci derece hemoroidlerde dışkılama sırasında dışarı sarkma oluşabilir ancak hemoroid dokusu kendiliğinden içeri döner. Bu hastalarda da cerrahi dışı tedaviler sıklıkla değerlendirilebilir. Üçüncü derece hemoroidlerde dışarı çıkan dokunun elle içeri itilmesi gerekebilir. Hastanın şikâyetlerine ve önceki tedavilere verdiği yanıta göre girişimsel ya da cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Dördüncü derece hemoroidlerde ise dışarı sarkan hemoroid dokusu genellikle içeri gönderilemez. Bu durum, özellikle belirgin şikâyetlere neden olduğunda cerrahi tedaviyi daha önemli hale getirebilir. Bununla birlikte hastalığın derecesi, tek başına kesin ameliyat kararı anlamına gelmez. Hastanın genel sağlık durumu ve tedaviden beklentileri de değerlendirilmelidir. Hangi Belirtiler Hemoroid Ameliyatını Gündeme Getirir? Hemoroid ameliyatı gerekliliği değerlendirilirken öncelikle hastanın şikâyetlerinin süresi ve şiddeti dikkate alınır. Tekrarlayan veya sürekli devam eden kanamalar, hastaların günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle uzun süreli kanamaya bağlı kansızlık gelişmesi, daha kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir. Ancak kanamanın gerçekten hemoroidlerden kaynaklandığı doğrulanmalıdır. Çünkü bağırsak polipleri, anal fissür ve kolorektal hastalıklar da benzer belirtiler oluşturabilir. Makattan dışarı sarkan ve içeri gönderilemeyen hemoroid dokusu, hastalarda hijyen sorunlarına, akıntıya, tahrişe ve günlük aktivitelerde güçlüğe neden olabilir. Ayrıca sık tekrarlayan şişlik, rahatsızlık ve ağrı şikâyetleri de tedavi planının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hastalığın kişinin sosyal yaşamını, çalışma düzenini ve genel konforunu ne ölçüde etkilediğinin tedavi seçiminde önemli olduğunu belirtiyor. Özellikle uzun süre ilaç veya bölgesel uygulama kullanılmasına rağmen yakınmaların devam etmesi, daha etkili tedavi seçeneklerinin görüşülmesini gerekli kılabilir. Ameliyatsız Tedaviler Hangi Durumlarda Yetersiz Kalabilir? Hemoroid hastalığında tedavinin ilk basamaklarından biri, bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesidir. Liften zengin beslenmek, yeterli sıvı tüketmek ve kabızlığı önlemek, birçok hastada şikâyetlerin azalmasına katkı sağlayabilir. Bunun yanında uygun hastalarda lastik bant ligasyonu, skleroterapi veya kızılötesi koagülasyon gibi muayenehane temelli işlemler uygulanabilir. Ancak ileri dereceli sarkmanın bulunduğu, büyük dış hemoroidlerin eşlik ettiği veya tekrarlayan belirtilerin devam ettiği hastalarda bu yöntemler yeterli olmayabilir. Özellikle hem iç hem de dış hemoroid dokularının belirgin şekilde büyüdüğü durumlarda cerrahi yöntemler daha etkili bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir. Bazı hastalarda başlangıçta uygulanan cerrahi dışı tedavilerle geçici rahatlama sağlansa da şikâyetler zaman içerisinde tekrar ortaya çıkabilir. Bu durumda önceki tedavilerin sonuçları ve mevcut muayene bulguları yeniden gözden geçirilmelidir. Her hastada aynı yöntemin tekrarlanması yerine, tedavi stratejisinin hastalığın güncel durumuna göre değiştirilmesi daha doğru olabilir. Hemoroid tedavisinde amaç yalnızca kısa süreli rahatlama sağlamak değil, hastanın şikâyetlerini sürdürülebilir şekilde kontrol altına almaktır. Hemoroid Ameliyatında Hangi Cerrahi Yöntemler Kullanılır? Hemoroid ameliyatında kullanılabilecek farklı cerrahi teknikler bulunmaktadır. Hangi yöntemin seçileceği, hemoroidin derecesine, dokuların özelliklerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Geleneksel hemoroidektomi, uygun hastalarda iç ve dış hemoroid dokularının cerrahi olarak çıkarılmasını sağlayan yöntemlerden biridir. Bu teknik, özellikle ileri dereceli ve belirgin dış komponenti bulunan hemoroidlerde etkili bir seçenek olabilir. Bununla birlikte ameliyat sonrası ağrı ve iyileşme süreci açısından hastanın bilgilendirilmesi gerekir. Seçilmiş hastalarda hemoroidal arter ligasyonu veya stapler kullanılan yöntemler de gündeme gelebilir. Ancak bu tekniklerin her biri farklı avantajlara, sınırlılıklara ve tekrarlama risklerine sahiptir. Örneğin stapler hemoroidopeksi her hasta için uygun değildir ve bazı cerrahi yöntemlere kıyasla uzun dönem tekrar veya farklı komplikasyon riskleri taşıyabilir. Bu nedenle yalnızca ameliyatın daha az ağrılı olduğu iddiasına dayanarak yöntem seçilmesi doğru değildir. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, hemoroid cerrahisinde uygulanacak tekniğin hastaya özel belirlenmesinin ve ameliyat öncesinde olası sonuçların ayrıntılı şekilde değerlendirilmesinin önemini vurguluyor. Tromboze Hemoroidlerde Acil Ameliyat Gerekir mi? Tromboze dış hemoroid, makat çevresindeki dış hemoroid damarlarında pıhtı oluşması sonucunda gelişen ağrılı bir durumdur. Genellikle ani başlayan şiddetli ağrı ve hassas şişlikle kendisini gösterir. Bu hastaların tümünde acil ameliyat gerektiği söylenemez. Ağrının başlangıç zamanı, şiddeti, muayene bulguları ve hastanın genel durumu tedavi kararında önemlidir. Yakınmaları yeni başlamış ve şiddetli ağrısı bulunan seçilmiş hastalarda cerrahi olarak pıhtılaşmış dokunun çıkarılması düşünülebilir. Buna karşılık şikâyetlerin azalmaya başladığı veya cerrahi girişimin uygun olmadığı hastalarda ağrı kontrolü ve dışkılama düzeninin sağlanması gibi konservatif yaklaşımlar tercih edilebilir. Özellikle makat çevresindeki her ağrılı şişliğin tromboze hemoroid olmadığı unutulmamalıdır. Anal apse gibi acil müdahale gerektirebilen hastalıkların ayırt edilmesi önemlidir. Ateş, giderek artan ağrı, yaygın kızarıklık ve genel durum bozukluğu bulunan kişilerin hızlı şekilde değerlendirilmesi gerekir. Hemoroid Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Hemoroid ameliyatından sonra iyileşme süresi, kullanılan yönteme ve hastanın özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Özellikle klasik hemoroidektomi sonrasında ilk günlerde ağrı ve dışkılama sırasında hassasiyet görülebilir. Hekim tarafından önerilen ağrı kontrolü ve yara bakımı uygulamaları bu dönemde önem taşır. Dışkının yumuşak tutulması, ameliyat bölgesinin zorlanmasını azaltabilir. Bu nedenle yeterli sıvı tüketimi, lifli beslenme ve gerekli görüldüğünde dışkı yumuşatıcı ilaçlar önerilebilir. Ilık oturma banyoları bazı hastalarda rahatlama sağlayabilir. Ancak uygulamanın sıklığı ve şekli ameliyatı gerçekleştiren cerrahın önerilerine göre belirlenmelidir. Ameliyat sonrasında hafif kanama veya akıntı görülebilse de yoğun kanama, yüksek ateş, idrar yapamama veya kontrol edilemeyen ağrı durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. İşe dönüş süresi hastanın mesleğine ve cerrahi yönteme bağlıdır. Masa başında çalışan kişiler daha erken dönebilirken yoğun fiziksel aktivite gerektiren işlerde daha uzun süre gerekebilir. Ameliyat Kararı Neden Kişiye Özel Verilmelidir? Hemoroid ameliyatı kararı, hastalığın yalnızca görüntüsüne veya şikâyetlerin tek bir özelliğine dayanarak verilmemelidir. Hastanın yaşı, gebelik durumu, kullandığı kan sulandırıcı ilaçlar, bağırsak alışkanlıkları ve daha önce uygulanan tedaviler birlikte değerlendirilmelidir. Cerrahi tedavi sonrasında da kabızlık, uzun süre ıkınma ve tuvalette gereğinden fazla vakit geçirme gibi alışkanlıkların devam etmesi, yeni hemoroid şikâyetlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle ameliyat, hemoroid hastalığının yönetiminde tek başına yeterli bir yaklaşım olarak görülmemelidir. Uzun dönem başarının desteklenmesi için bağırsak sağlığına yönelik önlemlerin sürdürülmesi önemlidir. Sonuç olarak hemoroid ameliyatı, özellikle ileri dereceli sarkma, belirgin iç ve dış hemoroidler, tekrarlayan kanama ve diğer tedavilerle kontrol altına alınamayan şikâyetler söz konusu olduğunda gündeme gelir. Doğru tanı, uygun cerrahi yöntem ve kişiye özel iyileşme planı, tedavi sürecinde hastanın yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural Haber

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural

Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir: Yeterli Su Tüketimi: Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller. Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek: İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır. Düzenli Taramalar: Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Kan Şekeri Kontrolü: Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır. Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması: Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır. Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır. Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak: Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır. Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak: Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar. Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü: Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.