Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kanama Riski

Kapsül Haber Ajansı - Kanama Riski haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanama Riski haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Burun Ameliyatında En Büyük Risk Güneş! Haber

Burun Ameliyatında En Büyük Risk Güneş!

İyileşme sürecinde en önemli riskin sıcak hava değil, güneş ışınları olduğuna dikkat çeken Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Eğer bu dönemde yoğun güneş ışığına maruz kalınırsa pigmentasyon dediğimiz renk değişiklikleri oluşabilir. Burun cildi ile yüzün diğer bölgeleri aynı şekilde güneş görmediği için renk farklılıkları gelişebilir. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 6 ay boyunca güneşten mümkün olduğunca korunmak gerekir.” dedi. Ağır çerçeveli gözlük kullanımının burun kemiğine baskı yapabileceğini ifade eden Rahimi, ameliyat sonrası kuruluk ve kabuklanmanın ise normal iyileşme sürecinin bir parçası olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, yaz aylarında yapılan burun estetiği veya burun ameliyatının ardından sıcak hava, güneş, deniz ve havuzun iyileşme sürecini nasıl etkileyeceği ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu. Gelişen teknoloji sayesinde yaz aylarında burun ameliyatları güvenle yapılabiliyor! Geçmiş yıllarda yaz aylarında burun ameliyatı yapmaktan çekinildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bunun en önemli nedenleri sıcak hava, yüksek nem ve o dönemde kullanılan eski tampon sistemleriydi. Eskiden yaz aylarında büyük burun ameliyatları çok tercih edilmezdi. Kanama riski daha yüksekti, kullanılan tamponlar hem ağrılıydı hem de hastalar için konforlu değildi. Ayrıca sıcak hava nedeniyle buruna uygulanan bantların çıkması gibi sorunlarla karşılaşılabiliyordu.” dedi. Günümüzde ise cerrahi tekniklerin ve ameliyat sonrası bakım imkanlarının önemli ölçüde geliştiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Artık teknoloji çok ilerledi. Klimalı yaşam alanları yaygınlaştı, kullanılan tamponlar çok daha konforlu hale geldi ve kanama riski oldukça azaldı. Bu nedenle yaz ya da kış olması, ameliyat açısından belirleyici bir fark oluşturmuyor.” şeklinde konuştu. Yaz aylarında en büyük risk güneş ışınları! Burun ameliyatı sonrasında asıl dikkat edilmesi gereken unsurun güneş ışınları olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, ameliyat sırasında burun derisinin kaldırılarak alttaki yapıların şekillendirildiğini ve daha sonra derinin yeniden yerine yerleştirildiğini anlattı. Bu süreçte cildin alt dokulara yeniden yapışması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, şunları söyledi: “Eğer bu dönemde yoğun güneş ışığına maruz kalınırsa pigmentasyon dediğimiz renk değişiklikleri oluşabilir. Burun cildi ile yüzün diğer bölgeleri aynı şekilde güneş görmediği için renk farklılıkları gelişebilir. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 6 ay boyunca güneşten mümkün olduğunca korunmak gerekir; doğrudan güneş ışığına maruz kalmayın, geniş siperlikli şapka kullanın, yüksek koruma faktörlü güneş kremi uygulayın, mümkün olduğunca gölgede kalmayı tercih edin. Hastalara genellikle ameliyatı takip eden yaz tatili için deniz tatilini çok düşünmemeleri önerilir. Burun cildini ilk 6 ay boyunca güneşten korumak, başarılı bir iyileşme için en önemli noktalardan biridir.” Burun estetiği sonrası gözlük kullanımından kaçınılmalı! Burun kemiklerinin ameliyat sonrası yeniden şekillendiğini ve iyileşme sürecinin dikkatle korunması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Özellikle ağır ve kalın çerçeveli gözlükler bu dönemde tercih edilmemeli. Kalın çerçeveli gözlükler burun kemiğine baskı yapabilir. Özellikle sert çerçeveli gözlükler küçük darbeleri doğrudan buruna iletir.” dedi. Güneş gözlükleri konusunda farklı bir noktaya da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Güneş gözlüğü burnun farklı bölgelerinin güneşe farklı oranlarda maruz kalmasına neden olabilir. Burnun üst kısmını gölgede bırakırken alt kısmı güneş alabilir. Bu da burunda renk farklılığı oluşturabilir. Bu nedenle iyileşme döneminde güneş gözlüğü kullanımını önerilmez. Numaralı gözlük kullanmak zorunda olan hastalara ise ameliyat öncesinde kontakt lens kullanımına alışmaları tavsiye edilir.” açıklamasını yaptı. Burun ameliyatı sonrası kuruluk ve kabuklanma normal! Burun ameliyatı sırasında burun içindeki mukozaya da müdahale edildiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, iyileşme sürecinde kuruluk ve kabuklanmanın doğal olduğuna değinerek sözlerini şöyle tamamladı: “Mukoza ameliyat sonrasında kendini yenilerken salgılar üretir. Bu salgıların düzenli temizlenmesi gerekir. Bu nedenle hastalara ilk iki hafta burun temizleme solüsyonları kullanmaları önerilir. Yaklaşık bir ay sonra da burun içi yeniden kontrol edilip temizlenir. İstanbul gibi nem oranı yüksek şehirlerde kuruluk daha az görülür. Daha kuru iklimlerde ise nemlendirici sprey ve kremlerin kullanılması iyileşmeyi destekler. Nemlendirici spreyler hem mukozayı korur hem de iyileşme sürecini hızlandırır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kan Sulandırıcı Kullanımında Bu Hatalar Tehlike Saçıyor! Haber

Kan Sulandırıcı Kullanımında Bu Hatalar Tehlike Saçıyor!

Bu nedenle genetik yatkınlığı ve aile öyküsü olanların yanı sıra, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin de kardiyolojik muayenelerini düzenli yaptırmaları, toplumda sık yapılan bazı hatalara düşmemeleri kritik önem taşıyor. Toplumda en sık yapılan hatalardan birini de kan sulandırıcı ilaç kullanımı oluşturuyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, “Halk arasında kan sulandırıcı olarak bilinen, asetilsalisilik asit içeren ilaçların kullanımına yönelik ne yazık ki toplumsal farkındalığın son derece yetersiz olduğunu görüyoruz. 50 yaşın üzerindeki herkesin kan sulandırıcı kullanması gerektiği düşüncesi yanlış olduğu gibi, gereksiz kan sulandırıcı kullanımı önemli tehlikelere de yol açabilmektedir” uyarısında bulunuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal kan sulandırıcı konusunda en çok yöneltilen 6 soruyu cevapladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. SORU: 50 yaş üzerindeki herkes kan sulandırıcı içmeli mi? CEVAP: ‘Belli bir yaştan sonra herkes kan sulandırıcı kullanmalıdır’ düşüncesi yanlıştır. Kan sulandırıcı kullanımının gerekliliği kişiden kişiye değişmektedir. Buna doktorunuz karar verebilir. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Kan sulandırıcı kullanımını, hastanın mevcut hastalıklarına, yaşına, cinsiyetine, yaşam alışkanlıklarına, yaşam tarzına ve risk faktörlerine göre değerlendirmeler yaparak veriyoruz. Ek ileri tetkikler ile karar vermek daha da kolaylaşabilir. Özellikle orta ve yüksek kardiyak riske sahip bireylerde boyun doppler ultrasonu (şah damarı ultrasonu) ve Koroner BT Anjiografi (sanal anjiografi) tetkikleri yaptırıyoruz. Bu tetkiklerde olası bir plak varlığında kan sulandırıcıları öneriyoruz” diyor. SORU: Kan sulandırıcıların faydaları nelerdir? CEVAP: Kan sulandırıcı kullanımı kalp krizlerine, beyine pıhtı atma olaylarına karşı kişileri korumaktadır. Gereksiz kullanımlarında kanama riskleri oluşturmaktadır ancak yüksek kardiyovasküler hastalık riskine sahip bireylerde ise yararı; zararına oranla çok daha fazla olacağından dolayı, bu bireylerin kan sulandırıcı kullanmaları daha doğru bir karar olacaktır. SORU: Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcı kullanımının zararları nelerdir? CEVAP: Doç. Dr. Emrah Erdal “Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcının zararı, kanama riski daha fazla olacaktır. Kar-zarar dengesini belirlemek çok önemlidir. Çünkü gereksiz kan sulandırıcı kullanan bireylerde mide kanaması, beyin kanaması gibi riskler daha da artmış olmaktadır. Bu nedenle kesinlikle kafanıza göre kan sulandırıcı ilaçları kullanmayın, bu kararı mutlaka doktorunuza bırakın” diyor. SORU: Kalp hastalığı olmayan ama risk faktörü olan bireylerde bugün hangi koruyucu yaklaşımlar öneriliyor? CEVAP: Sağlıklı yaşam kuralları herkes için çok önemlidir. Zararlı alışkanlıkların (sigara, alkol vb.) bırakılması, fazla kiloların diyet ve egzersizle verilmesi, tansiyon ve şeker (diyabet) hastası iseniz değerlerinizin normal sınırlarda tutulması çok önemlidir. Ayrıca yüksek riskli bireylerde Koroner BT Anjiografi, Karotis Doppler ultrasonu gibi ek testlerin yapılması da çok faydalı olacaktır. SORU: Kan sulandırıcı ilaçların besinlerle ya da diğer ilaçlarla etkileşimi oluyor mu? CEVAP: Bazı kan sulandırıcı ilaçlarda beslenme çok önemlidir çünkü ilaç, etkisini yeşil sebze, meyveler artırabilmekte veya azaltabilmektedir. Ama bazı kan sulandırıcı ilaçlarda ise bu ayrıntı çok önemli değildir, bunun yerine bu bireyler günlük yaşamda ağrı kesici ilaç kullanımına karşı dikkatli olmalılardır çünkü çok sayıda ağrı kesici kullanımı; bu tür kan sulandırıcılarla etkileşime girerek mide kanaması riskini belirgin olarak artırmaktadır. Bu nedenle kan sulandırıcı kullanımı gibi önemli bir konuda kesinlikle kafanıza göre hareket etmeyin, tedavi sürecinde mutlaka doktorunuzun önerilerine sıkı sıkıya uymaya özen gösterin. SORU: Kan sulandırıcı kullanımı konusunda toplumda en sık yapılan yanlış nedir? CEVAP: Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Doktora sormadan kan sulandırıcı kullananları çok sık görüyoruz ne yazık ki. Eş, dost, arkadaş çevresi ve sosyal medyadan, internetten edinilen görüşlerle, doktora sormadan kan sulandırıcı kullanmak hayati riskler doğurabileceğinden bu kararı mutlaka doktora bırakmak gerekir. Üstelik ‘kalp yaşı’ dediğimiz bir skorlama sistemi de var ki; cinsiyet, yaş, şeker ve tansiyon hastalığı varlığı, tansiyon durumunuz, kolesterol seviyeleriniz kardiyovasküler hastalık riskini belirlemede çok önemli faktörlerdir” diyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.