Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kapsül Haber Ajansı

Kapsül Haber Ajansı - Kapsül Haber Ajansı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kapsül Haber Ajansı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin İlk Saat Festivali İstanbul Watch Festival Kapılarını Açıyor Haber

Türkiye’nin İlk Saat Festivali İstanbul Watch Festival Kapılarını Açıyor

Türk Saat Kulübü tarafından düzenlenecek festival; 30’u aşkın saat markasını, koleksiyonerleri, ustaları, sektör profesyonellerini ve saat meraklılarını ilk kez büyük bir ölçekte bir araya getirecek. Atölyelerden panellere, canlı zanaat gösterilerinden yeni model tanıtımlarına uzanan programıyla festival iki gün sürecek. Türkiye’nin saat kültürü, ilk kez kendine ait kapsamlı bir festivalde buluşmaya hazırlanıyor. Saatçilik mirasını görünür kılmak ve bu alanda giderek büyüyen topluluğu bir araya getirmek amacıyla kurulan Türk Saat Kulübü, ilk büyük etkinliği olan İstanbul Watch Festival’i 10–11 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyecek. QNB Terminal Kadıköy Platform'da yaklaşık 1.000 metrekarelik alanda gerçekleştirilecek festival, saatlere ilgi duyan herkese açık ve erişilebilir bir buluşma noktası oluşturacak. Türkiye’de saat alanında ilk kez hayata geçirilecek İstanbul Watch Festival, saatçiliği yalnızca ürün ve markalar üzerinden değil; zanaat, tasarım, mühendislik, koleksiyon kültürü ve topluluk ekseninde ele alacak. Festival, saat dünyasını uzun süredir takip eden koleksiyonerlerin yanı sıra bu kültürle yeni tanışan ziyaretçilere de farklı deneyimler sunacak. Fuarın ötesinde, yaşayan bir saat kültürü İstanbul Watch Festival, yalnızca markaların ürünlerini sergilediği bir fuar olmanın ötesinde, saat kültürünün farklı yönleriyle deneyimlenebileceği canlı bir festival olarak kurgulandı. Etkinlik; saatlere duyulan merakı artırmayı, bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmeyi ve saat dünyasına ilk adımını atanlar için ulaşılabilir bir başlangıç noktası oluşturmayı amaçlıyor. İki gün boyunca devam edecek program; “Atölyeler ve Eğitim”, “Paneller ve Söyleşiler”, “Eğlence ve Kültür” ile “Marka Deneyim Alanları” olmak üzere dört ana başlık altında gerçekleştirilecek. Ustalarla birebir çalışmaların, mekanizma eğitimlerinin ve başlangıç derslerinin yer alacağı atölyelerde ziyaretçiler, saatçiliğin teknik dünyasını yakından tanıyacak. Panel ve söyleşilerde ise koleksiyonerler, saat ustaları, tasarımcılar, marka kurucuları ve global saat dünyasının önde gelen isimleri bilgi ve deneyimlerini paylaşacak. Yarışmalar, sergiler, ödül oylaması ve Dünya Saatçilik Günü kutlaması festivalin kültür ve eğlence programını oluştururken, marka deneyim alanları da ziyaretçilere yeni modelleri keşfetme ve farklı saatleri bileklerinde deneme fırsatı sunacak. Saatçilik zanaatı canlı gösterimlerle keşfedilecek İstanbul Watch Festival’i farklılaştıran başlıklardan biri de gün boyunca ziyaret edilebilecek canlı zanaat ve kültür alanları olacak. Saat bakım atölyesi, otomatik mekanizma çalışmaları ve mikro indeks boyama gösterimi, saat üretiminin hassasiyet ve ustalık gerektiren aşamalarını ziyaretçilere yakından gösterecek. Festivalde ayrıca hiper gerçekçi saat çizimleriyle tanınan Macar hiperralist sanatçı Tamás Fehér, iki gün boyunca canlı performans gerçekleştirecek. Böylece saatçilik; teknik yönünün yanı sıra tasarım, estetik ve sanatla kurduğu ilişki üzerinden de ele alınacak. Global saat dünyasının temsilcileri İstanbul’a gelecek Türkiye’nin ilk saat festivali, yerel saat topluluğunu bir araya getirmenin yanı sıra İstanbul’u uluslararası saat dünyasının buluşma noktalarından birine dönüştürmeyi hedefliyor. Uluslararası saat medyasının temsilcileri, global içerik üreticileri ve sektörün fikir liderleri festivalin davetlileri arasında yer alacak. Program kapsamında global saat medyasının temsilcilerini aynı sahnede buluşturacak özel bir panel de gerçekleştirilecek. Panelde saat yayıncılığındaki yeni yaklaşımlar, değişen koleksiyoner profili ve dünya genelinde gelişen saat kültürü farklı perspektiflerle değerlendirilecek. Giriş ve orta segmentte yer alan 30’u aşkın saat markası, festival kapsamında kuracağı deneyim alanlarıyla ziyaretçilerle buluşacak. Markalar, mevcut koleksiyonlarının yanı sıra yeni modellerini ve festival dönemine özel yeniliklerini de saat meraklılarının beğenisine sunacak. Ücretsiz olarak düzenlenecek festivale katılmak isteyen ziyaretçiler, etkinliğin internet sitesi üzerinden dijital davetiye oluşturarak giriş yapabilirler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşim Kozanlı İmzalı “XO Cape Arnna”  WAF Interiors Awards 2026’da Finalist Oldu! Haber

Yeşim Kozanlı İmzalı “XO Cape Arnna” WAF Interiors Awards 2026’da Finalist Oldu!

Proje, doğa, tarih ve duyusal deneyimi bir araya getiren özgün tasarım yaklaşımıyla uluslararası jüri tarafından değerlendirmeye layık bulundu. Akredite olduğu uluslararası otel zincirleri için 25 seneyi aşkın deneyimi ile dünyanın çok farklı destinasyonlarında konaklama mekanları tasarlayan Yeşim Kozanlı Mimarlık, tasarım anlayışını uluslararası arenada bir kez daha başarıyla temsil ediyor. Ofisin Fethiye’de hayata geçirdiği XO Cape Arnna projesi, dünyanın en saygın mimarlık etkinliklerinden World Architecture Festival (WAF) kapsamında düzenlenen Interiors 2026 ödüllerinin Interiors – Hotels kategorisinde shortlist’e seçildi. Fethiye’nin benzersiz doğasında, Arnna Burnu’nun en uç noktasında konumlanan XO Cape Arnna, yalnızca bir otel değil; doğa, tarih ve duyular arasında kurulan çok katmanlı bir deneyim dünyası olarak tasarlandı. Projenin ilham kaynağını, Anadolu’nun kadim uygarlıklarından Luviler’in ışıkla kurduğu simgesel ilişki oluştururken, geçmişin bilgeliği çağdaş estetik anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Yeşim Kozanlı Mimarlık’ın geliştirdiği "orchestrated design" yaklaşımı doğrultusunda kurgulanan proje, mimariyi adeta yaşayan bir sahneye dönüştürüyor. Görme, işitme, dokunma, koklama ve tat alma duyularını harekete geçiren mekanlar, bir senfoninin farklı enstrümanları gibi birbirini tamamlıyor. Bu yaklaşım sayesinde XO Cape Arnna, konuklarına yalnızca konforlu bir konaklama değil, bütüncül ve unutulmaz bir deneyim sunuyor. Doğal ışıkla şekillenen lobi alanı, mekansal yolculuğun ilk adımını oluştururken; otelin ana omurgası niteliğindeki "Kral Yolu" aksı, gastronomi alanlarından spa deneyimine, sosyal mekanlardan odalara kadar uzanan ritmik bir akış sunuyor. Ana restoranda yer alan zeytin ağacı, antik Arnna medeniyetine gönderme yapan güçlü bir simge olarak mekanın hikayesini desteklerken; doğal malzemeler, pastel tonlar ve ışık oyunlarıyla tasarlanan odalar ise dinginliği ve huzuru mimari bir dile dönüştürüyor. İsmini yıllanmışlık ve deneyimi ifade eden "XO" kavramından alan proje, 35 yıllık otelcilik birikimini çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturarak geçmiş ile geleceği, doğa ile insanı ve mimari ile deneyimi aynı potada eritiyor. Zamansız tasarım yaklaşımıyla öne çıkan XO Cape Arnna'nın Interiors 2026’daki finalistlik başarısı, Yeşim Kozanlı Mimarlık'ın uluslararası ölçekte özgün ve nitelikli konaklama mekanları üretme vizyonunun önemli bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Kıtalararası Tek Triatlonu Yarın Beykoz’da Yapılacak Haber

Dünyanın Kıtalararası Tek Triatlonu Yarın Beykoz’da Yapılacak

Gençlik ve Spor Bakanlığı himayesinde, Türkiye Triatlon Federasyonu organizasyonuyla ve Oral-B’nin ana sponsorluğunda düzenlenen 2026 Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu, yarın gerçekleştirilecek. Herkesi ‘Şampiyon Gibi Fırçalamaya’ davet eden Oral-B’nin destekleriyle büyük ilgi gören yarış, 6. kez sporseverleri bir araya getirecek. Yerli ve yabancı yaklaşık bin sporcunun katılması beklenen dünyanın kıtalararası ilk ve tek triatlon organizasyonunda triatletler; 2,2 kilometre yüzme, 40 kilometre bisiklet ve 10 kilometre koşudan oluşan çetin parkurda kıtalararası bir mücadele verecek. Sporcular, Kanlıca ile Küçüksu arasında gerçekleştirilecek yüzme etabının ardından Asya'dan Avrupa'ya uzanan 40 kilometrelik bisiklet parkurunda pedal çevirecek. Bu etap kapsamında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yarış süresince araç trafiğine tek yönlü olarak kapatılacak. Küçüksu ile Çubuklu arasında koşulacak 10 kilometrelik etapla yarış tamamlanacak. 2026 Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu, gün doğumuyla birlikte P&G Türkiye, Kafkasya & Orta Asya Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonları ve Pazarlama Başkanı Özge Erdem ve Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya tarafından başlama komutu verilecek. Her yıl merakla beklenen dev organizasyon bu yıl anlamlı bir dayanışmaya da ev sahipliği yapıyor. Oral-B ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğiyle hayata geçirilen projede, zorlu parkuru tamamlayıp bitiş çizgisine ulaşan her sporcu çocukların sağlıklı gülümsemelerine katkıda bulunacak. Erdem: Çok değerli bir yolculuğa çıktık Yarışa dair yaptığı açıklamada P&G’nin spora verdiği desteği vurgulayan P&G Türkiye & Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem, “Oral-B markamızla ülkemizde daha fazla çocuğun sağlıklı ağız ve diş bakım alışkanlığı kazanmasını desteklemek amacıyla, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğinde çok değerli bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuk, ‘Gücüne Güç Kat’ diyerek başlattığımız 2026 Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu ile daha da güçlenecek. Zorlu parkuru tamamlayan her sporcumuzla birlikte geleceğe sağlıklı ve mutlu bir gülümsemeyle bakacak çocuk sayı da artacak. Böylece Boğaz’da göğüslenen her bitiş çizgisi, AÇEV aracılığıyla bir çocuğumuzun sağlıklı gülümsemesine dönüşecek” dedi. Yalçınkaya: Triatlon Ruhunu Yaşamaya Davet Ediyorum Türkiye Triatlon Federasyonu Başkanı Bayram Yalçınkaya ise, “Dünyanın tarih ve kültür başkenti İstanbul’a yakışır, uluslararası spor otoritelerinin de takdirini kazanmış, etki gücü yüksek bir organizasyonun bir parçası olmaktan dolayı gururluyuz. Her yıl büyüyen bir ilgi ile yol alıyoruz. Oral-B İstanbul Boğaziçi Triatlonu ile ülkemizin spor turizminde önemli eşiği geçtiğine inanıyorum. Üç disiplini bir arada sunan, gerçek anlamda bir dayanıklılık sporu olan triatlonun ruhunu yaşamak üzere tüm İstanbulluları, keyifli bir pazar günü için Beykoz’a davet ediyorum.” Diye konuştu. Parkurda Aquatlon Heyecanı da Yaşanacak Büyük mücadeleye sahne olacak organizasyon kapsamında bu yıl triatlon disiplininin yanı sıra sadece yüzme ve koşu etabından oluşan Aquatlon yarışı da düzenlenecek. Bu kategoriyi tercih eden katılımcılar, 2,2 kilometre yüzme ve 10 kilometre koşudan oluşan Aquatlon parkurunda dayanıklılıklarını sergileyecek. Yarışma Programı: 16 Ağustos 2026 Pazar 05.00 Değişim Alanı Kullanımı ve Çip Dağıtım (Triatlon ve Aquatlon) 06.20 Triatlon ve Aquatlon Başlangıç (Dalga Sistemi) 06.30 Takımlar Başlangıç 07.40 Yüzme Parkuru Zaman Barajı 09.40 Bisiklet Parkuru Zaman Barajı 11.00 Koşu Parkuru Zaman Barajı 11.00 Ödül Töreni / Küçüksu Millet Parkı Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Şadi Özdemir, Esentepeliler’i dinledi Haber

Başkan Şadi Özdemir, Esentepeliler’i dinledi

Esentepe Mahallesi sakinleri ile bir araya gelen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’i ortak akılla yönetme kararlılığında olduklarını söyledi. Başkan Şadi Özdemir, bütçeyi verimli kullanarak, sorunların üstesinden gelmeye çalıştıklarını vurguladı. Nilüfer Belediyesi tarafından mahallelerin ihtiyaçlarını yerinde tespit edip, çözüm oluşturmak amacıyla başlatılan “Şadi Başkan’la Akşam Çayı” buluşmaları, sıcak havaya rağmen vatandaşların yoğun ilgisiyle sürüyor. Daha önce Odunluk, İhsaniye ve Beşevler’de yapılan etkinliğin son durağı Esentepe Mahallesi oldu. Eğridere Parkı’ndaki programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri ve Esentepe Mahalle Muhtarı Nermin Sütoğlu katıldı. Etkinlik alanında kurulan stantları ve atölye çalışmalarını ziyaret eden Başkan Şadi Özdemir, vatandaşlarla da sohbet etti. Programın başlangıcında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sorunların yerinden çözümü için mahalle ziyaretlerinin önemine değindi. Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’i ortak akılla yönetme kararlılığını taşıdıklarını belirtti. YERLERİ TEMİZLEYEREK, TEMİZ KALAMAYIZ Bütçeyi verimli kullanmak için daha az maliyetle daha çok iş üretmek durumunda olduklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in sosyoekonomik gelişmişlik açısından Türkiye’nin 5’inci sırada geldiğini hatırlattı. Bu kadar gelişmiş bir ilçede çevre konusunda duyarlı olunması gerektiğinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, “Yeri kirletmeyi Nilüferlilere yakıştıramıyorum. Yerleri temizleyerek, temiz kalamayız. Nilüferli doğaya, çevreye, insana, hayvana saygılıdır. Hepinizden rica ediyorum, diğer komşularımızla da bunu paylaşın. Kirlettiğinizin parasını siz ödüyorsunuz. Benim cebimden hiçbir şey çıkmıyor. O çalışanların maaşını da ben vermiyorum, siz veriyorsunuz. O yüzden hepimiz aynı bilinçte, aynı kültürde olacağız” diye konuştu. Programda vatandaşların talep ve önerilerini dinleyen Başkan Şadi Özdemir, sorunların çözümüne yönelik, çalışmalar başlattı. Programın sonunda Esentepe Mahalle Muhtarı Nermin Sütoğlu’na teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir, günün anısına çekilen fotoğraf ile program sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş Yelken Takımı’ndan Tarihi Şampiyonluk Haber

Tüpraş Yelken Takımı’ndan Tarihi Şampiyonluk

55 yıldır şampiyondan şampiyona devredilen ve üzerine her yıl yeni kazananın adı işlenen tek ve aynı kupa olma özelliğini taşıyan Büyük Kupa'ya (Deniz Kuvvetleri Kupası) bu yıl Tüpraş'ın adı kazındı. Profesyonel ve büyük teknelerin karşısında, Tüpraş Yelken Takımı amatör bir kadro ve Türk üretimi tekne ile en zorlu koşullarda elde ettiği bu şampiyonlukla, ülkemizin yelkencilik tarihine kalıcı bir katkı sundu. Bu yılki mücadele, İstanbul Boğazı'ndan verilen startla İstanbul–Bozcaada ve Bozcaada–Çeşme etaplarında, yaklaşık 265 deniz mili uzunluğundaki parkurda düzenlendi. IRC 0-1-2-3 sınıflarında, 7'si yabancı bayraklı olmak üzere toplam 32 tekne yarıştı. Bu yılki yarış, uzun rüzgârsız periyotlarıyla son yılların en zorlu meteorolojik koşullarına sahne oldu. Böyle koşullarda sonucu belirleyen şeyin ham hız değil doğru taktik, isabetli rota tercihi ve rüzgârı doğru okuma becerisi olduğunu yarış boyunca ortaya koyan Tüpraş Yelken Takımı, iki etaplı bu parkuru toplamda yaklaşık 39 saatte Çeşme'de tamamlayarak Overall Grup (IRC 0-1-2) birinciliğini elde etti. Tüpraş Yelken Takımı sadece 7 kişilik kadrosuyla (Burak Can, Efe Güzelmeriç, Damla Kahveci, Ezgi Deniz Uz, Natalia Atilla, Safa Duran, Caner Altunbüker) yarışa büyük tekneleri ve ortalama 14-16 kişiden oluşan kalabalık ekipleriyle katılan rakip takımlara karşı mücadele etti. Geride bırakılan üst sınıf teknelerin yelken alanları, Tüpraş Yelken Takımı’nın teknesinin 2–3 katı büyüklüğündeydi. Takım; 35 fitin altında, eski jenerasyon, simetrik spinaker donanımlı ve kendi modifikasyonlarıyla optimize ettiği Türk yapımı bir tekne ile zafer kazandı; 55 yıllık tarihte bu kupayı bu boyutta bir tekneyle kazanan birkaç örnekten biri olarak kayıtlara geçti. Büyük Kupa’nın ardındaki takım ruhu Tamamı Tüpraş çalışanlarından oluşan amatör bir ekibin, profesyonel rakiplerini geride bırakarak Deniz Kuvvetleri Kupası'nda genel klasman birinciliğine ulaşması, bu zaferi daha da anlamlı kıldı. 20 kişilik takım havuzunun %50'sinin kadın sporculardan oluşması ise açık deniz yelkenciliği gibi zorlu bir alanda fırsat eşitliğinin ve gerçek ekip ruhunun somut bir göstergesi olarak öne çıktı. Tüpraş Yelken Takımı'nda yer alan Tüpraş Tedarik Zinciri Yöneticisi Efe Güzelmeriç, Tüpraş Yelken Takımı'yla tanışmasının 14 yıl önce, şirkette göreve başlamasının hemen ardından gerçekleştiğini belirterek bu büyük şampiyonluğa giden yolu şöyle anlattı: “Bu süre boyunca kendi sınıfımızda birçok kez şampiyonluk ve dereceler elde ettik ancak bu yıl, tüm sınıfları kapsayan genel klasmanda, yani Büyük Kupa'da ilk kez zirveye çıkmak bambaşka bir duyguydu. Yıllar içinde her hafta sonu antrenman yaparak, koşullardan şikâyet etmek yerine onlara göre kendimizi ayarlamayı öğrenerek bu birikimi oluşturduk. İşte bu genel klasman zaferi de o birikimin ve istikrarın üzerine konan en değerli taç oldu. Bu süreçte Tüpraş beni her zaman teşvik etti, takımımıza sahip çıktı ve destekledi. Bir çalışanının işe başladığı gün denizle tanışıp, yıllar sonra ülkemizin en prestijli kupasını bu şirketin adıyla kaldırabilmesi, bence şirketimizin çalışanlarına verdiği değerin ve sunduğu fırsatların en güzel kanıtı.” Tüpraş Vergi, Teşvik ve Uygulama bölümünde görev yapan Damla Kahveci, yarışa hazırlanırken en çok mental dayanıklılığın belirleyici olduğunu vurguladı: “Bu benim Deniz Kuvvetleri Kupası'na ikinci katılışımdı. Ekipte bu yarışa daha önce birçok kez katılmış arkadaşlar vardı; onların tecrübeleriyle kendi deneyimimi birleştirince şunu fark ettim: Aslında benim için en önemli hazırlık süreci mental olandı. Denizde her an bir şeyler değişebiliyor; rüzgâr dönüyor, plan bozuluyor, beklenmedik bir şey oluyor. İşte o anlarda sakin kalabilmek, panik yapmadan doğru kararı verebilmek çok önemli. Bir de tabii takıma güven. Herkesin kendi işini yapacağını bilmek, odağını dağıtmadan kendi görevine konsantre olabilmek insanı çok rahatlatıyor. Buna bir de yeme-içme rutinime dikkat etmeyi ekleyince, kendimi yarışa gerçekten hazır hissettim.” Tüpraş İş Geliştirme ve Teknoloji Bölümü Lideri Burak Can ise yarış deneyimiyle ilgili şunları söyledi: “Yarış boyunca karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri, zaman zaman rüzgârın tamamen kesilmesi ve yüksek sıcaklıklardı. Bu tür anlarda fiziksel dayanıklılık kadar mental dayanıklılık da ön plana çıkıyor. Aklımda en çok yer eden anlardan biri ise Çanakkale Boğazı’nda parkurdaki benzer performans seviyesindeki bir rakibimizle yaşadığımız strateji mücadelesiydi. Birbirimizi sürekli gözlemleyerek doğru hamleleri yapmaya çalıştığımız bu süreç, yarışın rekabetçi ruhunu en yoğun şekilde hissettiğimiz anlardan biri oldu. Bu mücadele sırasında ekip olarak sergilediğimiz kararlılık, uyum ve mücadele azmi, yarışın benim için en unutulmaz kazanımlarından biri olarak hafızamda yer etti. Deniz Kuvvetleri Kupası, yalnızca bir yarış değil; dayanıklılığın, ekip ruhunun ve stratejik düşüncenin sınandığı eşsiz bir deneyim. Bu başarıda emeği geçen tüm takım arkadaşlarımla aynı hedef doğrultusunda mücadele etmek benim için büyük bir gurur kaynağı oldu.” Tüpraş Yelken Takımı 14 yıldır denizlerde Tüpraş Yelken Takımı'nın 14 yıllık süre zarfında imza attığı başarılar şu şekilde: 2013'ten bu yana İYK ve TAYK Trofe şampiyonlukları; 2015 Türkiye Yat Şampiyonluğu; 2016 Mustafa V. Koç Türkiye Yat Şampiyonası Şampiyonluğu; 2016–2022 döneminde TAYK ve İYK Trofe dereceleri; 2023 Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları — Cumhuriyet 100. Yıl Kupası şampiyonlukları (genel klasman ve Tüpraş Kadın Yelken Takımı ile kadın kupası); 2024–2025 sezonlarında TAYK, İYK ve Cumhurbaşkanlığı Yat Yarışları dereceleri. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Yayıncılar İçin Telifsiz İçerik Rehberi Haber

Dijital Yayıncılar İçin Telifsiz İçerik Rehberi

Bir dijital haber sitesinin en pahalı kaynağı her zaman bütçesi değildir. Çoğu zaman asıl maliyet, gündemi kaçırmamak için harcanan editoryal zaman, doğrulama yükü ve sürekli içerik üretme baskısıdır. Dijital yayıncılar için telifsiz içerik, bu baskıyı azaltırken haber akışını düzenli, güvenilir ve ölçeklenebilir hale getiren stratejik bir yayıncılık aracıdır. Ancak telifsiz içerik, her metnin her biçimde ve hiçbir kontrol yapılmadan kullanılabileceği anlamına gelmez. Yayın hakkının kapsamı, kaynak güvenilirliği, görsel kullanım koşulları ve editoryal doğrulama; içerik hacmi kadar önem taşır. Doğru model kurulduğunda telifsiz haberler yalnızca sayfa sayısını artırmaz, yayın organının sektörel uzmanlık iddiasını da güçlendirir. Dijital yayıncılar için telifsiz içerik neden stratejik? Dijital yayıncılıkta hız tek başına rekabet avantajı değildir. Okur, özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma, lojistik ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda hızlı olduğu kadar güvenilir bilgi de bekler. Editörler ise bu beklentiyi, sınırlı ekiplerle ve gün boyu değişen bir haber gündeminde karşılamak zorundadır. Telifsiz kullanım izniyle sunulan profesyonel içerikler, yayıncıya bu noktada operasyonel kapasite sağlar. Haber merkezi, sıfırdan her konu için kaynak aramak, kurum açıklamalarını yeniden kurgulamak veya her gelişme için ayrı muhabir görevlendirmek yerine doğrulanmış ve yayıma hazır içerik akışından yararlanabilir. Böylece ekip, kendi özgün dosyalarına, yerel haberlere, analizlere ve özel röportajlara daha fazla zaman ayırabilir. Bu modelin değeri özellikle dikey yayıncılıkta belirginleşir. Sanayi yatırımları, yeni nesil teknolojiler, ihracat, yapay zeka politikaları veya savunma sanayii projeleri gibi başlıklar, genel gündem haberciliğine göre daha fazla terminoloji, arka plan bilgisi ve kurumsal kaynak disiplini gerektirir. Sektörel odağı olan telifsiz haber akışı, yayıncıların uzmanlık alanlarını daha tutarlı biçimde büyütmesine yardımcı olur. Telifsiz içerik, ücretsiz içerik değildir Yayıncılıkta sık yapılan hata, “telifsiz” ifadesini sınırsız ve koşulsuz kullanım hakkıyla eş tutmaktır. Oysa içerik sağlayıcının verdiği izin; haber metnini yayımlama, başlık değiştirme, kısaltma, sosyal medya hesabında paylaşma, görselle birlikte kullanma veya başka bir dile çevirme gibi farklı hakları ayrı ayrı kapsayabilir. Bu nedenle bir içerik akışını yayına almadan önce kullanım koşulları editoryal süreçlerin parçası haline getirilmelidir. İçeriğin kaynak gösterme zorunluluğu bulunup bulunmadığı, metinde düzenleme yapılıp yapılamayacağı, fotoğraf ve video varlıklarının aynı izin kapsamına girip girmediği net olmalıdır. Özellikle ajans fotoğrafları, kurumların basın görselleri ve üçüncü taraf videoları için metinden farklı lisans şartları uygulanabilir. Bir diğer kritik başlık güncelliktir. Haber ilk yayımlandığı anda doğru olabilir; fakat gelişen bir soruşturma, değişen finansal veri ya da revize edilen kurum açıklaması metnin bağlamını kısa sürede değiştirebilir. Telifsiz içerik, editoryal sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yayıncı, içeriği kendi yayınında kullanırken başlığın doğruluğundan, güncelliğinden ve kamuoyunu yanıltmayacak biçimde sunulmasından sorumludur. Sağlıklı bir içerik tedarik modeli nasıl kurulur? İyi bir içerik ortaklığı, yalnızca günlük haber adedine bakılarak seçilmez. Asıl soru şudur: Bu akış, yayın organının hedef kitlesine her gün anlamlı bir değer üretiyor mu? Bir ekonomi portalı için şirket açıklamaları, yatırımlar ve piyasa etkisi taşıyan gelişmeler öncelikliyken; bölgesel bir yayın için tarım, lojistik, istihdam ve yerel sanayi haberleri daha yüksek karşılık bulabilir. İçerik sağlayıcının konu çeşitliliği de önemlidir. Tek tip basın bültenlerinden oluşan bir havuz, kısa sürede tekrar hissi yaratır. Haber, röportaj, uzman görüşü, fotoğraf galerisi, video ve çok dilli içerik formatlarının birlikte sunulması; yayıncının farklı okuma alışkanlıklarına cevap vermesini kolaylaştırır. Buna karşılık her içeriğin aynı değerde olduğunu varsaymak da doğru değildir. Editoryal seçki, markanın çizgisini koruyan temel filtredir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı içerik akışları, özellikle karar verici okura hitap eden yayınlar için bu seçkiyi destekleyebilir. Enerji dönüşümünden yapay zekaya, savunma sanayiinden kurumsal liderliğe uzanan alanlarda düzenli haber üretimi; yayın organının gündem takibini daha sistemli hale getirir. Editoryal kontrol için üç aşamalı yaklaşım Telifsiz içeriğin yayın sürecine girmesi için karmaşık bir sistem gerekmez, ancak sorumluluk noktaları açık olmalıdır. İlk aşamada içerik, yayın politikasına ve okur ilgisine göre seçilir. Her gün gelen tüm metinleri kullanmak yerine, hedef sektörlerle doğrudan ilişkili gelişmeler önceliklendirilmelidir. İkinci aşama doğrulama ve bağlam kontrolüdür. Kurum adı, yönetici unvanı, tarih, yatırım tutarı, pazar verisi ve teknik iddia gibi unsurlar gözden geçirilmelidir. Özellikle sayısal verilerde eski tarihli açıklamaların yeniden dolaşıma girmesi, yanlış algı yaratabilir. Başlık da metnin söylediğinden daha iddialı olmamalıdır. Üçüncü aşama ise yayın biçimidir. Metin, sitenin yazım dili ve kategori yapısına uygun şekilde düzenlenebilir. Ancak düzenleme, haberdeki anlamı değiştirmemeli; kaynakta yer almayan yorumlar haberin içine eklenmemelidir. Bu denge, hem içerik sağlayıcının emeğine hem de yayıncının itibarına hizmet eder. Hız ile özgünlük arasındaki denge Bazı yayıncılar telifsiz içerik kullanımının özgünlük algısını zayıflatacağından endişe eder. Bu risk, içerik yalnızca kopyala-yapıştır mantığıyla kullanıldığında gerçektir. Aynı haberin çok sayıda sitede aynı başlık, aynı görsel ve aynı metinle yer alması; hem okur açısından fark yaratmayı zorlaştırır hem de yayın markasının editoryal karakterini görünmez kılar. Çözüm, telifsiz haberi temel akışın yerine değil, editoryal yapının verimli bir bileşeni olarak konumlandırmaktır. Örneğin bir enerji yatırımı haberi yayımlandıktan sonra editör, yatırımın bölgesel etkisini açıklayan kısa bir analiz, ilgili sektörün önceki verileri veya yerel iş dünyasının değerlendirmesini ekleyebilir. Böylece haber güncel kalırken yayın organı kendine ait bir katman oluşturur. Bu yaklaşım arama görünürlüğü açısından da daha sağlıklıdır. Arama motorları için içerik üretmenin ötesinde, okuyucunun aynı haberi neden sizin yayınınızdan takip etmesi gerektiği sorusuna cevap vermek gerekir. Özgün başlık seçimi, doğru kategori yerleşimi, tutarlı etiketleme ve bağlam sunan editoryal notlar bu farkı yaratır. Görsel, video ve çok dilli içerikte dikkat edilmesi gerekenler Haber metninin kullanım hakkı açık olsa bile fotoğraf ve video tarafında aynı rahatlıkla hareket edilmemelidir. Görselin telifsiz kullanım kapsamı, kişi hakları, marka görünürlüğü ve üçüncü taraf materyaller mutlaka kontrol edilmelidir. Bir etkinlik fotoğrafı haber için uygun olabilir; fakat reklam amaçlı kullanım için ayrıca izin gerekebilir. Video içeriklerinde de benzer bir ayrım vardır. Yayına gömülen videonun sesi, müziği, konuşmacı izinleri ve platform kuralları değerlendirilmelidir. Kurumsal açıklama videoları çoğu zaman haber değeri taşır; ancak kesilerek farklı bir bağlamda kullanılması, yanlış anlaşılma riski yaratabilir. Çok dilli yayın yapan kuruluşlar için çeviri yetkisi ayrıca önemlidir. Metni başka bir dile aktarmak yalnızca sözcükleri çevirmek değildir; finansal terimler, kurum isimleri ve teknik ifadeler hedef dilde doğru karşılık bulmalıdır. Özellikle uluslararası yatırımcıya veya ihracat pazarlarına seslenen yayınlarda, hızlı ama denetimsiz çeviri kurumsal güveni zedeleyebilir. Ölçülmesi gereken şey yalnızca trafik değil Telifsiz içerik stratejisinin başarısı, yayımlanan haber sayısıyla ölçülmemelidir. Elbette görüntülenme, sayfada kalma süresi ve organik erişim değerlidir. Fakat B2B odaklı yayınlarda kategori bazlı okur sadakati, bülten aboneliği, sektörel içeriklerin tekrar okunması ve kurumsal paylaşımlar daha anlamlı göstergeler olabilir. Editörler aylık değerlendirmelerde hangi sektörlerin istikrarlı ilgi gördüğünü, hangi içerik türlerinin abonelik veya geri dönüş ürettiğini ve hangi başlıkların yüzeysel trafik sağladığını ayırmalıdır. Böylece içerik tedariki nicelik üzerinden değil, yayın hedefleri üzerinden yönetilir. Telifsiz içerik, doğru kaynaktan geldiğinde dijital yayıncının sesini azaltan değil, o sesi daha düzenli duyurmasını sağlayan bir altyapıdır. Asıl farkı ise haber akışını hızlandırırken her metne aynı soruyu sormaya devam eden yayınlar yaratır: Bu bilgi, okurun kararını, perspektifini veya gündem takibini gerçekten geliştirecek mi?

Dijital Yayıncılar İçin Haber Neden Fark Yaratır? Haber

Dijital Yayıncılar İçin Haber Neden Fark Yaratır?

Bir dijital yayın için en kritik an, ana sayfada boşluk oluştuğu an değildir. Asıl kritik an, o boşluğu neyle doldurduğunuzdur. Çünkü dijital yayıncılar için haber artık yalnızca sayfa güncelleyen bir içerik türü değil; trafik kalitesini, marka güvenini, reklam değerini ve okur sadakatini aynı anda etkileyen stratejik bir varlıktır. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik ve sürdürülebilirlik gibi karar etkisi yüksek alanlarda yayın yapan mecralar için haber seçimi, editoryal bir tercih olmanın ötesine geçti. Hangi başlığın yayına alınacağı, hangi kaynağın kullanılacağı ve içeriğin ne kadar hızlı dönüştürülebileceği, doğrudan yayın performansını belirliyor. Bu nedenle dijital yayıncılar için haber akışı, nicelikten çok kullanılabilirlik ve güvenilirlik üzerinden değerlendirilmeli. Dijital yayıncılar için haber neden stratejik bir konu? Dijital medyada rekabet artık sadece ilk veren olmak üzerinden yürümüyor. Aynı gelişmeyi onlarca site birkaç dakika içinde yayımlayabiliyor. Farkı yaratan unsur, haberin işlenme biçimi, sektörel bağlamı ve tekrar kullanılabilir editoryal kalitesidir. Bir yayıncı için haberin değeri üç katmanda ortaya çıkar. İlk katman hızdır. Gündemi kaçırmamak gerekir. İkinci katman doğruluktur. Yanlış veya eksik bilgi, kısa vadede trafik getirse bile uzun vadede yayın markasını zedeler. Üçüncü katman ise bağlamdır. Özellikle profesyonel okur, yalnızca ne olduğunu değil, bunun neden önemli olduğunu da görmek ister. Bu çerçevede haber, sadece okunacak bir metin değil; arama görünürlüğünü besleyen, sosyal paylaşımı tetikleyen, kategori derinliği oluşturan ve yayın çizgisini netleştiren bir üretim modelidir. Kurumsal okur için bu yaklaşım daha da önemlidir. Çünkü yatırımcı, yönetici, iletişim profesyoneli veya sektör temsilcisi, içerikten eğlence değil karar desteği bekler. Hız tek başına yetmiyor Dijital yayıncılığın ilk dönemlerinde güncel olmak çoğu zaman yeterliydi. Şimdi ise hız, giriş bileti gibi çalışıyor. Yayında kalmak için gerekli ama tek başına ayırt edici değil. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, haber dolaşımı çok hızlandı. Ajanslar, sosyal platformlar, kurumsal açıklamalar ve sektör kaynakları aynı anda içerik üretiyor. İkincisi, okur daha seçici hale geldi. Başlığı görüp geçmek yerine, haberi hangi yayın verdi, ne kadar güvenilir aktardı ve hangi uzmanlık alanına oturttu sorularını daha sık soruyor. Bu yüzden dijital yayıncıların haber stratejisinde yalnızca son dakika mantığıyla hareket etmesi sürdürülebilir değil. Bazı alanlarda hız belirleyicidir. Örneğin regülasyon değişiklikleri, savunma sanayi gelişmeleri, piyasa etkisi yaratabilecek şirket kararları veya enerji yatırımları anlık değer taşır. Ancak bazı başlıklarda asıl değer, açıklayıcı ve sektörel çerçevesi güçlü içerikte oluşur. Her haberi aynı tempoda ve aynı formatta sunmak, yayın kimliğini zayıflatabilir. Hangi haber gerçekten işe yarar? İşe yarayan haber, editör için kolay işlenebilir, okur için güvenilir, yayın için ölçeklenebilir olandır. Burada ölçeklenebilirlik kritik bir kavramdır. Çünkü dijital yayıncıların önemli bir kısmı sınırlı ekiplerle yüksek frekansta içerik üretmek zorunda kalıyor. Bu noktada iyi haber içeriği şu özellikleri taşır: net başlık yapısı, doğrulanmış bilgi, yayınlanabilir dil, kategoriye uygun çerçeve ve gerekirse görsel ya da video ile desteklenebilir kurgu. Dağınık, yoruma açık veya aşırı tanıtım kokan metinler editoryal yük yaratır. Buna karşılık temiz kurgulanmış haberler, yayına alma süresini kısaltır ve hata riskini azaltır. Sektörel uzmanlık, genel trafikten daha değerli olabilir Yüksek trafik her zaman yüksek etki anlamına gelmez. Özellikle B2B odaklı veya profesyonel okura seslenen yayınlarda, az ama doğru kitlenin ilgisini çeken haberler daha büyük değer üretir. Örneğin tarım teknolojileri, savunma ihracatı, yapay zeka yatırımları, enerji dönüşümü veya lojistik altyapı projeleri, genel okuyucu için niş görünebilir. Ancak bu başlıklar ilgili sektörlerde çalışan karar vericiler için doğrudan iş değeri taşır. Böyle içerikler daha uzun okunur, daha fazla referans alınır ve kurumsal çevrelerde daha sık paylaşılır. Bu da dijital yayıncının sadece sayfa görüntülenmesi değil, yayın itibarı açısından da güçlenmesini sağlar. Çünkü uzmanlık hissi tesadüfen oluşmaz. Aynı kategorilerde düzenli, nitelikli ve güvenilir içerik sunulduğunda oluşur. Yayıncı burada bir haber vitrini olmaktan çıkıp bilgi altyapısı sunan bir aktöre dönüşür. Dijital yayıncılar için haber kaynağı seçimi neden kritik? Birçok yayıncı için asıl sorun içerik eksikliği değil, kullanılabilir içerik eksikliğidir. Gün içinde yüzlerce metin dolaşıma girer ama bunların büyük bölümü ya yeniden yazım gerektirir ya da editoryal standartları karşılamaz. Kaynak seçimi bu nedenle sadece operasyonel bir tercih değildir. Aynı zamanda hukuki risk, marka güveni ve editoryal verimlilik meselesidir. Telif durumu belirsiz içerikler, kopya riskini artırır. Yetersiz doğrulanmış metinler, hatalı yayın riskini büyütür. Aşırı reklam dili taşıyan metinler ise okur güvenini aşındırır. Güçlü bir haber kaynağı, yayıncıya sadece metin sağlamaz. Zaman kazandırır, tekrar kullanım kolaylığı sunar ve kategori sürekliliği oluşturur. Özellikle düzenli haber akışına ihtiyaç duyan internet gazeteleri, sektörel portallar ve kurumsal içerik platformları için bu fark doğrudan operasyonel verime yansır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz kullanım modeli sunan yapılar, dijital yayıncılar açısından pratik bir avantaja dönüşebilir. Çünkü mesele yalnızca habere erişmek değil; onu hızlı, güvenli ve yayın standardına uygun şekilde kullanabilmektir. Arama görünürlüğü için haber nasıl düşünülmeli? Arama motoru performansı söz konusu olduğunda haber içeriği çoğu zaman yanlış ele alınıyor. Sadece yüksek hacimli kelimelere odaklanan yaklaşım, haberin gerçek doğasını kaçırabiliyor. Oysa nitelikli haber, kısa ömürlü trafik ile uzun vadeli kategori otoritesi arasında denge kurar. Bir haber metni arama görünürlüğüne üç şekilde katkı sunar. İlk olarak güncel sorguları yakalar. İkinci olarak belirli sektörlerde yayın derinliği oluşturur. Üçüncü olarak ilgili alt konular arasında semantik bağ kurar. Yani tek bir haber, doğru işlendiğinde hem anlık görünürlük hem de orta vadeli editoryal güç sağlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, haberi sırf anahtar kelime yerleştirmek için mekanik hale getirmemektir. Profesyonel okur bunu hızlı fark eder. Başlık net olmalı, giriş paragrafı haber değerini açık vermeli ve metin gereksiz dolgu taşımamalıdır. Arama için yazılmış gibi görünen değil, yayın için yazılmış ama aramada da güçlü çalışan içerik daha kalıcı sonuç üretir. Haber ile kategori stratejisi aynı şey değildir Her haber tek başına performans göstergesi olmayabilir. Bazı içerikler anlık sıçrama yaratır, bazıları ise kategori bütünlüğünü güçlendirir. Akıllı yayıncı, ikisini karşı karşıya koymaz. Örneğin bir şirket ataması haberi sınırlı trafik getirebilir ama yönetici hareketleri kategorisini besler. Bir fabrika yatırımı haberi, belirli bölgelerde ve sektör aramalarında görünürlük oluşturabilir. Bir görüş yazısı veya röportaj ise habere derinlik katarak yayın markasının uzmanlık algısını yükseltebilir. Başarılı dijital yayıncılık, yalnızca yüksek tıklanan başlıkları kovalamak değil; farklı haber türlerini ortak bir yayın hedefinde buluşturmaktır. Yayıncı için doğru içerik akışı nasıl görünür? Doğru akış, her saatte çok içerik gelmesi anlamına gelmez. Editoryal önceliklere uyumlu, dengeli ve sürdürülebilir içerik gelmesi anlamına gelir. Bunun için haber havuzunun birkaç özelliğe sahip olması gerekir. İlk olarak kategori dağılımı dengeli olmalıdır. Sadece genel gündem değil, uzmanlık alanlarını besleyen başlıklar da düzenli gelmelidir. İkinci olarak içerikler farklı yayın formatlarına uygun olmalıdır. Kısa haber, analiz, röportaj, foto galeri veya video destekli akış bu yüzden değerlidir. Üçüncü olarak haber dili yeniden yazım yükünü azaltmalıdır. Editörün bütün günü metin toparlamakla geçiyorsa, büyüme sınırlanır. Ayrıca çok önemli bir denge daha var. Fazla kurumsal ve steril içerik akışı, yayını cansız gösterebilir. Sadece sansasyon odaklı başlıklar ise kurumsal güveni zedeler. İyi haber akışı bu iki uç arasında çalışır. Hem güncel olur hem itibarlı görünür. Gelecek dönemde dijital yayıncıları ne bekliyor? Önümüzdeki dönemde içerik bolluğu daha da artacak. Yapay zeka destekli metin üretimi, otomatik özetleme ve hızlı dağıtım sistemleri nedeniyle benzer haberler daha fazla çoğalacak. Bu durumda asıl rekabet, kimin daha çok içerik yayımladığı değil, kimin daha güvenilir ve daha işe yarar içerik sunduğu üzerinden şekillenecek. Bu değişim, özellikle sektörel yayıncılar için fırsat yaratıyor. Çünkü genel haber alanında benzeşme arttıkça, niş uzmanlık daha görünür hale geliyor. Enerji politikası, savunma tedarik zinciri, tarım verimliliği, yapay zeka regülasyonu veya lojistik altyapı yatırımları gibi alanlarda güvenilir yayıncılık yapan mecralar, daha sadık ve daha nitelikli bir kitle oluşturabilir. Burada belirleyici soru şudur: Yayınınız haber yayımlıyor mu, yoksa karar süreçlerinde kullanılan bilgi akışı mı üretiyor? Aradaki fark küçük görünür ama sonuçları büyüktür. Çünkü ikinci yaklaşım, yayıncılığı günlük içerik operasyonundan çıkarıp stratejik medya pozisyonuna taşır. Dijital yayıncılıkta kalıcı fark, en çok habere sahip olmakla değil, doğru haberi doğru bağlamla sunmakla oluşur. Okurun zamanı dar, dikkat eşiği düşük, beklentisi ise her zamankinden yüksek. Bu yüzden iyi haber, yalnızca hızlı ulaşan içerik değil; güven veren, yayınlanabilir ve iş değeri taşıyan içeriktir. Böyle bir akış kurulduğunda yayın büyür, kategori güçlenir ve marka daha güçlü bir editoryal zemine oturur.

Anadolu Hayat Emeklilik’in aktif büyüklüğü 481 milyar TL oldu Haber

Anadolu Hayat Emeklilik’in aktif büyüklüğü 481 milyar TL oldu

Şirketin gönüllü BES ve otomatik katılım kapsamındaki toplam fon büyüklüğü 407 milyar TL’ye, net dönem kârı ise 3,5 milyar TL’ye ulaştı. Anadolu Hayat Emeklilik, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Bireysel emeklilik ve hayat sigortası alanlarında büyümesini sürdüren şirket, özellikle fon büyüklüğü, katılımcı sayısı ve hayat sigortası prim üretimindeki artışla dikkati çekti. Açıklanan verilere göre Anadolu Hayat Emeklilik’in aktif büyüklüğü yıllık bazda yüzde 49 artarak 481 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin öz kaynakları 13 milyar TL, 2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla net dönem kârı ise 3,5 milyar TL olarak gerçekleşti. BES fon büyüklüğü 407 milyar TL’ye ulaştı Finansal sonuçları değerlendiren Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Serkan Uğraş Kaygalak, şirketin gönüllü BES ve otomatik katılım kapsamındaki toplam fon büyüklüğünün 407 milyar TL’ye ulaştığını bildirdi. Toplam katılımcı sayısının ise 3,4 milyonu aştığını belirtti. Şirketin gönüllü BES katılımcı sayısında özel sermayeli emeklilik şirketleri arasındaki güçlü konumunu koruduğunu ifade eden Kaygalak, 18 yaş altı katılımcı grubundaki liderliğin de devam ettiğini söyledi. Anadolu Hayat Emeklilik’in çocuklara yönelik bireysel emeklilik ürünlerinde ulaştığı katılımcı sayısı 397 bin oldu. Şirket, bu sonuçla 18 yaş altı müşteri grubunda yüzde 23,1 pazar payına erişti. Hayat sigortası prim üretimi yüzde 32 arttı Şirketin hayat sigortası alanındaki performansı da ikinci çeyrek sonuçlarına olumlu yansıdı. Anadolu Hayat Emeklilik’in hayat sigortası prim üretimi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32 artarak 11,8 milyar TL’yi aştı. Kaygalak, elde edilen sonuçların şirketin istikrarlı büyüme yaklaşımını ve farklı müşteri gruplarına yönelik ürün stratejisini desteklediğini ifade etti. TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporu yayımlandı Anadolu Hayat Emeklilik, finansal sonuçlarının yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına ilişkin gelişmeleri de paylaştı. Şirket, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na uyumlu şekilde hazırladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuna sundu. Rapor kapsamında şirketin değer zinciri, uzun vadeli değer yaratma modeli ve iklim değişikliğiyle bağlantılı risk ve fırsatları ele alındı. Çalışmada şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilirliğin iş modeline nasıl entegre edildiğine de yer verildi. Kaygalak, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nun ardından yayımlanan sürdürülebilirlik raporunun, şirketin paydaşları için uzun vadeli değer oluşturma hedefini daha ileri taşımayı amaçladığını belirtti. “İyi Gelecek Üyeliği” kampanyasına dört ödül Anadolu Hayat Emeklilik’in “İyi Gelecek Üyeliği” isimli reklam kampanyası, pazarlama ve iletişim dünyasının önemli organizasyonlarında toplam dört ödüle layık görüldü. Kampanya, 38. Kristal Elma Ödülleri’nde “Film – TV & Sinema / Banka, Sigorta ve Finansal Hizmetler” kategorisinde Kristal Elma kazandı. “Entegre Kampanyalar / Banka, Sigorta ve Finansal Hizmetler” kategorisinde ise Gümüş Ödül’ün sahibi oldu. Brandverse Awards 2026 kapsamında da iki ödül alan kampanya, “Film-Finans” kategorisinde Gümüş, “Medya-Entegre Kampanya” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Üç yeni emeklilik yatırım fonu kuruldu Şirket, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bireysel emeklilik katılımcılarının farklı yatırım araçlarına erişimini artırmak amacıyla üç yeni fonu yatırımcılarla buluşturdu. Nisan ayında kullanıma sunulan Katılım Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu ile Kira Sertifikaları Katılım Emeklilik Yatırım Fonu, katılım finans ilkelerine uygun yatırım seçeneklerine yönelen katılımcılar için hazırlandı. Şirketin yıl içinde kurduğu üçüncü fon olan Emlak Sektörü Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu ise mayıs ayında halka arz edildi. Yeni fonla birlikte emlak sektörüne yatırım yapmak isteyen BES katılımcılarına hisse senedi fonları içerisinde farklı bir alternatif sunuldu. Anadolu Hayat Emeklilik 36’ncı yılını kutladı 2026’nın ikinci çeyreğinde 36’ncı kuruluş yıl dönümünü kutlayan Anadolu Hayat Emeklilik, gelecek dönemde de finansal sürdürülebilirliği destekleyen ürün ve hizmetlere odaklanacağını açıkladı. Serkan Uğraş Kaygalak, şirketin 36 yıllık deneyimini yenilikçi ürünler ve toplumsal değer oluşturan çalışmalarla geleceğe taşımayı hedeflediğini belirterek, müşterilere ve diğer paydaşlara sunulan güveni güçlendirecek adımların devam edeceğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polifarma’da Ar-Ge ve İnsan Odaklı Büyüme: Geleceğin Sağlık Liderlerine Tam Destek Haber

Polifarma’da Ar-Ge ve İnsan Odaklı Büyüme: Geleceğin Sağlık Liderlerine Tam Destek

İlaç sektöründe teknolojinin, biyoteknoloji yatırımlarının ve kişiselleştirilmiş tedavilerin yeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğini ifade eden Polifarma CEO’su Dr. Ecz. Başbuğ Öke, bu dönüşümün sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı profillerini de değiştirdiğini vurguladı. Üniversite tercih ve mezuniyet döneminde gençlerin kariyer planlamalarının kritik önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Ecz. Başbuğ Öke, “Geleceğin sağlık çözümlerini bugünün genç araştırmacıları geliştirecek. Türkiye'nin sağlıkta tam bağımsızlık yolculuğu, güçlü bir bilim ve Ar-Ge ekosistemiyle mümkün. Bu ekosistemin en temel taşı ise yetişmiş, nitelikli insan kaynağımızdır” değerlendirmesinde bulundu. “İlaç sektörü çok disiplinli bir bilim ve teknoloji ekosistemi” İlaç geliştirmenin artık yalnızca laboratuvar çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını; yapay zekâ destekli araştırmalardan ileri üretim teknolojilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirten Öke, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörümüz eczacılar, kimyagerler, kimya mühendisleri, biyologlar, moleküler biyoloji ve genetik uzmanları, biyomühendisler, hekimler ve biyoteknoloji araştırmacıları için çok yönlü kariyer fırsatları sunuyor. Eczacılarımız Ar-Ge'den üretime, kaliteden ruhsatlandırmaya ve medikal süreçlere kadar zincirin her halkasında kritik rol üstleniyor. Sağlıkta tam bağımsızlık hedefimiz için bu alanlarda görev alacak yetkin eczacı ve araştırmacı sayısının artması büyük önem taşıyor.” Ar-Ge yatırımları ve POLAr-Ge ile yeni kariyer alanları İleri teknoloji odaklı yatırımlarla yeni uzmanlık alanlarının öne çıktığını belirten Öke, POLAr-Ge Merkezi’nde yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Etkin madde geliştirme, antisens oligonükleotid, mRNA teknolojileri ve özellikle nadir hastalıklara yönelik yenilikçi tedavilerin geleceğin ilaç teknolojilerine yön verdiğini kaydeden Öke, “Bu stratejik alanlarda başarıya ulaşmak; güçlü bir laboratuvar altyapısının yanı sıra, bu projeleri omuzlayacak nitelikli araştırmacıları yetiştirmekten geçiyor. En önemli yetkinlikler ise bilimsel merak, sürekli öğrenme isteği, dijital teknolojileri etkin kullanma ve disiplinler arası bakış açısıdır” dedi. “Genç yeteneklere yatırım, geleceğe yatırımdır” Polifarma olarak gençlere sadece bir iş tecrübesi değil, kendilerini geliştirebilecekleri uçtan uca bir gelişim ekosistemi sunduklarını ifade eden Dr. Ecz. Başbuğ Öke, kurum kültürünü ve fırsat eşitliği vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Kurucumuzun mirasını yaşatan Ecz. Necdet Nuri Kumrulu Burs Fonu ile eğitimde fırsat eşitliğini destekliyor, gençlerin geleceğe daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Yeni Mezun Geliştirme Programımız ve üniversite-sanayi iş birliklerimiz sayesinde gençlerimizi henüz öğrenciyken gerçek projelerle buluşturuyoruz.” İnsan odaklı kurum kültürü ve psikolojik güven alanı Sadece mesleki eğitime değil, çalışanların yaşam kalitesine ve psikolojik güvenine dokunan projelere de büyük önem verdiklerini belirten Öke, hayata geçirdikleri Anne ve Bebek Akademisi’nin yanı sıra; İlaç Gibi Kitap Kulübü, English Speaking Club, Politempo Müzik Kulübü, Yeşil Yakalılar ve Polipatiseverler gibi gönüllülük esasına dayalı kulüplerle yaşayan, esenliği (well-being) merkeze alan bir kurum kültürü inşa ettiklerini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.