Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karar Alma

Kapsül Haber Ajansı - Karar Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karar Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilkom, Kadın Yönetici Oranında Küresel Ortalamanın İki Katını Aştı Haber

Bilkom, Kadın Yönetici Oranında Küresel Ortalamanın İki Katını Aştı

Küresel teknoloji sektörü, kadın temsiliyetinde kritik bir dönemeçten geçiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu, STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanlarında kadın istihdamının %29,2 ile sınırlı kaldığını gösteriyor. Yönetim kademesine çıkıldığında bu oran daha da düşüyor. Deloitte verilerine göre, büyük teknoloji şirketlerinde kadın liderlerin oranı küresel ölçekte yaklaşık %25 seviyesinde seyrediyor. Teknik uzmanlık gerektiren alanlarda eşitsizlik daha da derinleşiyor. WEF verileri, yapay zeka ve yazılım mühendisliği gibi kritik rollerde kadın temsilinin %12’ye kadar gerilediğini ortaya koyarken, Eurostat Avrupa’daki ICT uzmanları arasında kadın oranının %19,4 olduğunu bildiriyor. Türkiye’deki tablo ise yüksek bir potansiyele rağmen benzer bir duruma işaret ediyor. TÜBİSAD ve Deloitte iş birliğiyle hazırlanan Teknoloji Sektöründe Kadın Raporu, teknoloji odaklı kadın istihdamının yaklaşık %30 seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranının %68,9 olduğunu gösteren TÜİK’in İstatistiklerle Kadın araştırması ise değerlendirilmeyi bekleyen önemli bir nitelikli iş gücü potansiyeline dikkat çekiyor. Sektör Ortalamalarının Ötesine Geçen Bir Temsiliyet Modeli Bilkom, bu küresel ve yerel tablo içinde ortalamaları belirgin biçimde aşan bir yaklaşım sergiliyor. Şirkette kadın çalışan oranı %58 seviyesine ulaşırken, yönetim kademesindeki %62’lik kadın temsili teknoloji sektöründe nadir görülen bir tabloya işaret ediyor. Bu oran, küresel teknoloji şirketlerindeki yaklaşık %25’lik liderlik ortalamasının iki katından fazlasına karşılık geliyor ve stratejik karar alma süreçlerinde kadınlara güçlü bir temsiliyet zemini oluşturuyor. Kurumsal kültürün etkisi çalışan deneyimine de yansıyor. Bilkomlu kadın profesyonellerin %80’i kariyer yolunun açık olduğunu ve ilerlemek için önünde bir engel olmadığını düşünüyor. Bu veri, şirketin eşitlikçi yaklaşımının istatistiklerin ötesinde eşitlik algısı düzeyinde de karşılık bulduğunu gösteriyor. Sürdürülebilir Eşitlik İçin Sistematik İnsan Kaynakları Yaklaşımı Bilkom’un ulaştığı yüksek temsiliyet oranları, kurumsal ölçekte tasarlanmış bir insan kaynakları yaklaşımının sonucu. Koç Holding liderliğinde yürütülen “Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” programıyla uyumlu hareket eden Bilkom, eşitliği kültürel bir değer olmanın ötesine taşıyarak operasyonel bir prensip haline getiriyor. Liderlik rollerine yönelik yedekleme planlarında kadın adayların bulunmasını zorunlu kılan Bilkom, işe alım ve yönetici atamalarında çeşitliliği stratejik bir performans göstergesi olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, temsiliyetin yalnızca mevcut tabloyu değil, gelecekteki organizasyon yapısını da şekillendirmesini sağlıyor. Bilkom, 2026 vizyonu kapsamında teknoloji ekosistemindeki öncü konumunu korumayı ve kadınların liderlikteki rolünü daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Eşitlikçi temsiliyetin rekabet gücü ve sürdürülebilir kurumsal başarı açısından kritik olduğunu vurgulayan Bilkom İnsan Kaynakları Direktörü Gamze Yücel Genç, şu değerlendirmede bulundu: “Bilkom için kurumsal performansın ayrılmaz bir parçası olan çeşitliliğin karar alma süreçlerini zenginleştirdiğine ve sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Bilkom’da kapsayıcı liderliği bir hedeften ziyade organizasyonumuzun işleyiş biçimi olarak konumlandırıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması Haber

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması

Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF) Türkiye ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) iş birliğinde düzenlenen ‘Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik’ etkinliği, Antalya’da geniş katılımla başarıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, koçluk yaklaşımının liderlik yetkinliklerine, öz farkındalığa, etkili iletişime ve sağlıklı karar alma süreçlerine katkısı kapsamlı oturumlarla ele alındı. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği programa; Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü İlhan Çolakoğlu, ATSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, sektör temsilcileri, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” Programın birinci oturumunda konuşan ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” başlıklı sunumunda modern liderlik anlayışının dönüşümüne dikkat çekti. Balcı, günümüz liderliğinin artık yalnızca karar alan ve yön gösteren bir modelden ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Gerçek liderlik, insanların potansiyelini ortaya çıkarabilecek alanı açabilmektir. Koçluk yaklaşımı; öz farkındalık, güçlü soru sorma, etkin dinleme ve sorumluluk bilinciyle bireyin kendi çözümünü üretmesini destekler. Bu da sürdürülebilir başarıyı mümkün kılar. Koçluk yaklaşımı iş dünyasında; hedef belirleme süreçlerini netleştirir, karar alma kalitesini artırır, iletişim kültürünü güçlendirir, kurumlarda güven ve sorumluluk bilincini yaygınlaştırır. Liderliğin geleceği ‘farkındalık temelli’ bir anlayışla şekillenecek.” Farkındalık, kurumsal gelişim ve deneyim paylaşımları ele alındı! Etkinlikte Dr. Murat Kaplan, farkındalık temalı sunumuyla katılımcılara yeni ve derinlikli perspektifler kazandırdı. Antalya OSB Eğitim Müdürü Sehel Türk ise gelişim süreçlerinde koçluğun rolü ve kurumlara sağladığı katkılar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI) Antalya Şubesi üyeleri de koçluğun profesyonel yaşamlarına etkisini deneyimsel paylaşımlarla aktararak programa uygulama odaklı bir boyut kazandırdı. Meslek Liselerinde Koçluk ve Mentorluk Modeli Etkinliğin ikinci bölümünde ise “Rol Modelden Yol Arkadaşlığına – ATSO Meslek Liseleri Koçluk & Mentorluk Projesi” ele alındı. Oturumun moderatörlüğünü Anda Eğitim ve Koçluk Kurucusu, ICF Üyesi Profesyonel Koç Melike Yayla üstlendi. Sektör temsilcileri, mentorlar, öğretmenler ve öğrenciler; meslek liselerinde yürütülen koçluk ve mentorluk çalışmalarının gençlerin kariyer farkındalığı, özgüveni ve gelecek vizyonu üzerindeki etkilerini paylaştı. Program, koçluğun yalnızca iş dünyasında değil, eğitim alanında da güçlü bir gelişim aracı olduğunu ortaya koydu. “Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik” etkinliği, ICF Türkiye’nin koçluk kültürünü farklı paydaşlarla buluşturma ve liderlik anlayışını dönüştürme vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emlakjet ve Endeksa Güçlerini Birleştirdi Haber

Emlakjet ve Endeksa Güçlerini Birleştirdi

Analitik içgörü ile güçlü pazar deneyimini aynı yapıda buluşturan bu adım, Türkiye’nin en kapsamlı gayrimenkul teknoloji ekosistemini hayata geçiriyor. Yeni dönemde organizasyonun CEO’luk görevini Görkem Öğüt üstlenecek. Türkiye’nin lider emlak portalı Emlakjet ile yapay zekâ destekli gayrimenkul değerleme ve piyasa analizinde sektörün referans noktası olan Endeksa tek bir organizasyon yapısı altında birleşiyor. iLab grup şirketlerinden olan iki şirket, bu birleşmeyle teknoloji ve veri yetkinliklerini bir araya getirerek gayrimenkul sektöründe büyümeyi hızlandırmayı; profesyoneller ve bireysel kullanıcılar için daha bütünleşmiş, akıllı ve kesintisiz bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Verinin Gücü, Pazar Yerinin Erişimiyle Buluşuyor Her iki şirketi daha da güçlendirecek bu birleşme; emlak profesyonelleri, yatırımcılar ve bireysel kullanıcılar için gayrimenkul işlemlerinde analizden alım-satım kararına kadar uzanan süreçte daha şeffaf ve bütünleşik bir yapı ortaya koyuyor. Endeksa’nın yapay zekâ destekli değerleme ve piyasa analizi yetkinlikleri; Emlakjet’in yüksek kullanıcı hacmi ve yaygın emlak profesyoneli ağıyla entegre ediliyor. Böylece gayrimenkul arama, değerleme ve yatırım karar süreçleri tek bir yapı altında yeniden tanımlanıyor. Birleşme sonrası organizasyonun CEO’luk görevine Endeksa Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü, başarılı girişimci Görkem Öğüt atandı. Sürece ilişkin değerlendirmesinde Öğüt şunları söyledi: “Bu adımı, Türkiye’de gayrimenkul teknolojilerinin ölçeğini ve standardını yukarı taşıyan önemli bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Amacımız net: Endeksa’nın analitik zekasını, Emlakjet’in kullanıcı ölçeğiyle birleştirerek sektörde veri temelli karar alma kültürünü güçlendirmek. Gayrimenkul arama, değerleme ve karar alma süreçlerini daha öngörülebilir ve daha güvenilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de gayrimenkul kararlarının veriyle şekillendiği bir dönem başlatacağız.” Stratejik Değer ve Uzun Vadeli Yaklaşım Emlakjet ve Endeksa, iLab çatısı altında marka kimliklerini koruyarak faaliyetlerini sürdürecek. İnternet ve teknolojiyi odağına alan; kolay erişilebilir, güvenilir ve şeffaf dijital platformlar geliştirme vizyonuyla hareket eden iLab, bu birlikteliği tüm paydaşları için uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratma stratejisinin doğal bir uzantısı olarak değerlendiriyor. iLab Strateji Direktörü Arda Ayvaz ise birleşmeye ilişkin olarak şunları belirtti: “Bu birliktelik, yalnızca ölçek büyüten bir adım değil; veri ile pazar gücünün aynı yapıda buluştuğu güçlü bir konumlanma. iLab olarak bu birleşmeyle hedefimiz, Türkiye’de gayrimenkul teknolojileri alanında daha yenilikçi ve ölçeklenebilir çözümler geliştirerek sektördeki konumumuzu daha da güçlendirmek. Her iki markamızı da ileriye taşıyacak bu sinerji sayesinde, kullanıcılarımıza Türkiye’nin en gelişmiş ve en kapsamlı emlak arama deneyimini sunacak yeni ürün ve hizmetleri de hayata geçireceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek

Yapay zekanın iş dünyasında hızla yaygınlaştığı bir dönemde yayımlanan “Artırılmış Liderlik: Yeni Nesil Zeka Çağında Liderlik” başlıklı rapor, üretken yapay zeka araçlarının verimlilik ve yaratıcılığı artırma potansiyeline sahip olduğunu kabul ederken, bu araçlara aşırı bağımlılığın işverenlerin en çok değer verdiği yetkinlikleri zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Rapora göre yapay zeka, bir “otopilot” değil; teknolojinin insan içgörüsünü güçlendiren bir “yardımcı pilot” olarak konumlandırılması gerektiği aktarılıyor. Rapor, Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in kurumsal ve akademik partnerleri konumundaki çok uluslu şirketler ile önde gelen uluslararası üniversitelerin üst düzey temsilcilerinin katkılarıyla hazırlandı. Çalışma, yapay zekanın hakim olduğu bir dünyada liderlik anlayışının nasıl dönüşmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uzmanlar, artık “Yapay zeka işimi elimden alacak mı?” sorusu yerine, “Yapay zeka işimi daha iyi yapmama nasıl katkı sağlar?” sorusunun sorulması gerektiğini vurguluyor. Geleceğin liderleri için en büyük risk: Aşırı bağımlılık uyarısı Raporda, yapay zekanın bir ekip arkadaşı ya da meslektaş olmadığı ve insan muhakemesinin yerini alamayacağı vurgulanıyor. Geleceğin liderleri için asıl riskin, teknolojik rehavet ve yapay zekaya aşırı bağımlılık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, düşünme ve karar alma süreçlerini tamamen yapay zekaya devretmek, uzun vadede bireysel yetkinliklerin aşınmasına yol açabilir. Liderler, eğitimciler ve genç profesyoneller için yol haritası: “Önce düşün, sonra prompt (yönerge) yaz” CEMS raporu, iş dünyası ve eğitim ekosistemi için net bir yol haritası sunuyor. Buna göre liderlerin, yapay zeka araçlarını yalnızca kullanmakla kalmayıp bu teknolojilerin nasıl çalıştığını ve hangi sınırlara sahip olduğunu da anlaması gerekiyor. Karar alma süreçlerinde insan muhakemesini merkeze almak, yapay zekadan alınan çıktıları eleştirel bir süzgeçten geçirmek ve düşünceyi önce yapılandırmak, etkili liderliğin temel unsurları arasında yer alıyor. Eğitimciler açısından rapor, öğrencilerin önce kendi fikirlerini geliştirmelerini; üretken yapay zekayı ise bu fikirleri sorgulamak ve derinleştirmek için kullanmalarını öneriyor. Kariyerinin başındaki profesyoneller için ise yapay zekanın sunduğu yanıtları sorgulamak, farklı bakış açılarını karşılaştırmak ve soruları yeniden çerçevelemek önem taşıyor. CEMS’in bu çerçevede öne çıkardığı yaklaşım net: Yapay zeka çağında fark yaratmanın anahtarı, önce düşünmek, sonra prompt yazmak. “İşletme eğitiminin rolü yeniden tanımlanıyor” Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS Uluslararası Yönetim Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy, araştırmanın bulgularını yorumladı: “Yapay zeka iş dünyasını hızla dönüştürürken, liderlik becerilerini de yeniden tanımlıyor. Bu dönemde en kritik ihtiyaç, teknolojiyi sorgulayan, yönlendiren ve etik bir çerçevede kullanan bir bakış açısı geliştirmek. CEMS raporu, yapay zekanın insan muhakemesinin yerini alamayacağını; doğru kullanıldığında eleştirel düşünme ve karar alma becerilerini güçlendirebileceğini ortaya koyuyor. Koç Üniversitesi olarak amacımız, öğrencilerimizi yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu eleştirel ve sorumlu biçimde değerlendirebilen liderler olarak yetiştirmek” dedi. CEMS İcra Direktörü Nicole de Fontaines, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: Yapay zeka sorumlu biçimde kullanıldığında insan potansiyelini ve yaratıcılığı güçlendirebilir. Ancak aşırı bağımlılık, kopukluk ve amaç duygusunun zayıflaması gibi riskler barındırıyor. Bu nedenle CEMS olarak mezun profilimizi, dijital yetkinliğin yanı sıra etik muhakeme ve öz liderliği merkeze alacak şekilde yeniden tanımladık. Amacımız, mezunlarımızın teknolojiyi eleştirel bir bakışla kullanarak insan odaklı ve sorumlu liderler olarak öne çıkmasını sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Veri Mühendisliği, Gelecek 10 Yılın En Yüksek Gelirli Meslekleri Arasında İlk Sıralarda Yer Alacak Haber

Veri Mühendisliği, Gelecek 10 Yılın En Yüksek Gelirli Meslekleri Arasında İlk Sıralarda Yer Alacak

İstinye Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Alper Tunga, veri mühendisliğinin önümüzdeki 10 yılın en gözde ve en yüksek gelirli meslekleri arasında olacağını vurguluyor. Yapay zekâyı besleyen bu alan, gençler için sınırsız bir kariyer ve istihdam fırsatı sunuyor. Veri biliminin giderek artan önemi veri mühendisliğini de popüler ve çok kazandıran bir meslek haline dönüştürüyor. İstinye Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Alper Tunga, veri mühendisliğinin gelecek 10 yılın en gözde ve en yüksek gelirli meslekleri arasında ilk sıralarda yer alacağını söyledi. Tunga, günümüzde verinin neden şirketlerin en kritik stratejik varlığı hâline geldiğini, ise “Veri, dijital dünyanın ‘yeni pusulasıdır’. Eskiden şirketler kararlarını tecrübelere dayanarak alırken, bugün milyonlarca veriyi analiz ederek en doğru adımı atıyorlar. Bu sayede şirketler, hangi ürünün sevileceğini veya gelecekte neye ihtiyaç duyulacağını önceden bilerek rakiplerinin önüne geçiyor” diyerek açıkladı. “Kişiye özel hizmet sunma gibi dev fırsatlar kapısı aralanıyor” Veri miktarındaki hızlı artışın işletmeler için yarattığı riskler ve fırsatlarla ilgili de konuşan Prof. Dr. Tunga, şunları söyledi: “Elimizdeki veri miktarının katlanarak artışını doğru değerlendirdiğimizde kişiye özel hizmet sunma gibi dev fırsatlar kapısı aralanıyor. Ancak bu devasa yığını yönetemeyen şirketler, bilgi kirliliği içinde boğulma ve yanlış kararlar alma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Genç mühendis adaylarımız için bu durum, çözülmeyi bekleyen dev bir bulmaca ve uçsuz bucaksız bir istihdam alanı anlamına geliyor.” Yapay zekayı besleyen devasa sistemlerin mimarlığı Veri mühendisliğinin basit bir "veri depolama" işinden, yapay zekayı besleyen devasa sistemlerin mimarlığına dönüştüğünün altını çizen Tunga, “Artık veri sadece bir yerden bir yere taşınmıyor; verinin bulut sistemlerde anlık olarak işlendiği, kendi kendine öğrenen akıllı altyapılar kuruluyor. Bu disiplin, yazılım ve bilgisayar mühendisliğinin en hızlı büyüyen ve en çok aranan uzmanlık alanlarından biri haline geldi” dedi. Bir veri mühendisinin en kritik sorumluluklarına dair ise “Bir veri mühendisi, dijital dünyanın ‘altyapı mimarıdır’. En büyük sorumluluğu; milyarlarca verinin akacağı güvenli, hızlı ve temiz boru hatlarını inşa etmektir. Veri bilimcilerin analiz yapabilmesi için ham veriyi işlenebilir ve anlamlı bir hale getirmek, sistemlerin verimli çalışmasını sağlamak modern bir veri mühendisinin temel görevidir” yorumunu yaptı. “Size anında öneri sunulması bu teknoloji sayesindedir” Gerçek zamanlı veri işlemenin hangi sektörlerde kritik hale geldiğini de belirten Tunga, şöyle konuştu: “Bankacılıkta bir kredi kartı işleminin saniyeler içinde onaylanması, sahtekarlık işlemlerinin hızlıca tespit edilerek önlenmesi veya e-ticaret sitelerinde size anında öneri sunulması bu teknoloji sayesindedir. Sürücüsüz araçların anlık yol analizleri yapması veya fabrikalardaki robotların hata payını sıfıra indirmesi için verinin "ışık hızında" işlenmesi gerekir. Bu nedenle finans, sağlık, oyun ve otomotiv gibi pek çok sektörde veri mühendisliği vazgeçilmezdir. Çalışanların siber güvenlik bilincinin düşük olması sızıntılara davetiye çıkarıyor Veri mahremiyeti ve güvenliğiyle ilgili de konuşan Prof. Dr. Tunga, şunları söyledi: “Şirketlerin en büyük hatası, veri güvenliğini sadece teknik bir kilit olarak görüp işin insani boyutunu ihmal etmeleridir. Verilere kimlerin erişebileceği konusunda sıkı politikalar uygulanmaması ve çalışanların siber güvenlik bilincinin düşük olması sızıntılara davetiye çıkarıyor. Güvenlik, sadece bir yazılım değil, bir kurum kültürü olarak benimsenmelidir. Dijital dünyada yüzde 100 ‘Hiçbir şey olmaz’ demek zordur, ancak modern koruma yöntemleriyle hırsızlığı neredeyse imkânsız hale getirmek mümkündür. Veriyi en başından şifrelemek, en gelişmiş yapay zekâ koruma kalkanlarını kullanmak ve sistemleri sürekli test etmek savunmayı güçlendirir. Mühendislik fakültelerimizde yetiştirdiğimiz uzmanlar, bu saldırıları daha gerçekleşmeden fark edecek donanıma sahip olmaktadır.” “Veri okuryazarlığı çalışanlar için temel yetenek hâline gelecek” Veri okuryazarlığının çalışanlar için zorunlu temel yetenek hâline geleceğine dikkat çeken Profesör, “Gelecekte veri okuryazarı olmayan bir çalışan, okuma yazma bilmeyen biri kadar zorlanacaktır. Sadece mühendislerin değil; doktorların, avukatların, pazarlamacıların, öğretmenlerin, tüm meslek kollarının verileri doğru yorumlayabilmesi gerekecek. Veriyi okuyabilen bireyler, iş hayatında daha doğru tahminlerde bulunacak ve daha başarılı olacaktır” dedi. Şirketlerin karar alma mekanizmalarının tam merkezinde Veri mühendisliğinin geleceğiyle ilgili öngörüleri de paylaşan Prof. Dr. Tunga, “Veri mühendisliği, önümüzdeki 10 yılın en gözde ve en yüksek gelirli meslekleri arasında ilk sıralarda yer alacaktır. Şirketlerin karar alma mekanizmalarının tam merkezinde yer alacakları için bu uzmanlar, sadece teknik eleman değil, aynı zamanda yönetici adayı olarak görülecektir. Üniversite adayı gençlerimize, bu heyecan verici ve geleceği parlak alana yönelmelerini gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Gelecekte veri mühendisliği, yapay zekayı sadece kullanan değil, onu ‘eğiten ve yöneten’ bir konuma gelecek. Rutin ve sıkıcı işlerin birçoğunu yapay zekâ üstlenirken, mühendisler sistemin etik tasarımı ve yaratıcı çözümler ile karmaşık mimariler üzerine kafa yoracak. Bu meslek, statik bir işten ziyade, sürekli yenilenen ve dijital dünyanın kalbinde yer alan bir ‘strateji merkezine’ dönüşecek.” Veri bilimci ile veri mühendisi arasındaki fark Prof. Dr. Mehmet Alper Tunga, veri mühendisliği ile veri bilimi arasındaki farkı ise şöyle açıklıyor: “Bu iki alanı bir restoranın işleyişine benzetebiliriz: Veri mühendisi, mutfağın altyapısını kuran, malzemelerin taze ve kesintisiz bir şekilde depodan tezgâha gelmesini sağlayan kişidir; yani sistemin mimarıdır. Veri bilimci ise o malzemeleri kullanarak harika yemekler yapan, veriden geleceğe dair tahminler ve anlamlı sonuçlar çıkaran şeftir. Kısacası; veri mühendisi verinin güvenli ve ulaşılabilir ‘yolculuğunu’ tasarlarken, veri bilimci o yolculuğun sonunda elde edilen veriden ‘stratejik anlamlar’ çıkarır. Biri olmadan diğerinin başarılı olması mümkün değildir; bu yüzden her iki alan da dijital dönüşümün ayrılmaz iki parçasıdır.” “Öğrencilerimizi yarının teknolojilerine de hazırlıyoruz” Adaylara ve ailelerine seslenen Tunga, şöyle devam etti: “Veri mühendisliği, ‘inşa etmeyi, sistem kurmayı ve kodlamayı’ sevenlere; Veri bilimi ise, ‘istatistiği, modelleme yapmayı ve analiz etmeyi’ sevenlere hitap eder. Buradan hem adaylarımıza hem de kıymetli ailelerine seslenmek isterim: Mühendislik sadece teknoloji üretmek değil, dünyayı daha iyi ve güvenli bir yer haline getirmektir. Fakültemizde öğrencilerimizi sadece bugünün değil, yarının teknolojilerine de hazırlıyoruz. Veri mühendisliği gibi vizyoner alanları seçen gençlerimiz, sadece bir meslek sahibi olmayacak, geleceğin mimarları arasına isimlerini yazdıracaklardır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında Haber

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında

Vatansever, istihdam rakamları korunurken görevlerin ve yetkinliklerin algoritmalara devredildiği bu sürecin, klasik işsizlik tartışmalarının ötesinde, mesleklerin içeriden dönüşümü perspektifiyle ele alınması gerektiğini vurguladı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre yapay zekâ, küresel ölçekte istihdamın yaklaşık yüzde 40’ını etkileyebilir. IMF, gelişmiş ekonomilerde bu oranın yüzde 60’a kadar çıkabileceğini belirtirken, söz konusu etkinin büyük ölçüde doğrudan iş kaybı değil, işlerin içeriğinde ve görev dağılımında dönüşüm şeklinde gerçekleşeceğine dikkat çekiyor. Bu tablo, istihdam rakamları korunurken mesleklerin içinin kademeli olarak boşalabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda sessiz dijital işsizlik, bireyin istihdamda kalmasına rağmen karar alma, üretim ve mesleki katkı kapasitesinin yapay zekâ destekli sistemler tarafından aşamalı biçimde devre dışı bırakılması sürecini ifade ediyor. Sorun, insanların işsiz kalması değil; çalışmaya devam ederken mesleki değerlerinin görünmez biçimde aşınması olarak tanımlanıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verileri, küresel ortalamada istihdamın yaklaşık yüzde 28’inin yüksek otomasyon riski altında bulunduğunu ortaya koyuyor. OECD, bu riskin kısa vadede kitlesel işten çıkarmalardan ziyade rol ve görev dönüşümü yoluyla ortaya çıkabileceğini vurguluyor. Bu durum, çalışanların karar verici pozisyonlardan daha sınırlı uygulayıcı rollere kaymasına neden olabiliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile NASK tarafından hazırlanan küresel endeks ise dünya genelinde işlerin yaklaşık dörtte birinin (yüzde 25) generatif yapay zekâ tarafından dönüşüm riski taşıdığını gösteriyor. ILO, bu dönüşümün çoğu durumda işlerin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini; ancak işin içeriğinin, gereken becerilerin ve çalışma biçimlerinin köklü biçimde değiştiğini belirtiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Future of Jobs 2025 raporu da benzer bir eğilime işaret ediyor. Raporda, yapay zekânın yalnızca bazı iş rollerini azaltmakla kalmayacağı; aynı zamanda meslek tanımlarını, beceri gereksinimlerini ve kariyer yollarını yeniden şekillendireceği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, iş kaybı tartışmalarından çok iş dönüşümü kavramını öne çıkarıyor. Günlük iş pratiklerinde bu dönüşüm, birçok kurumda somut biçimde hissediliyor. Analist, muhasebeci, editör veya idari uzman gibi unvanlar korunurken; raporlama, veri sınıflandırma, içerik üretimi ve ön analiz gibi görevlerin giderek yapay zekâ destekli sistemler tarafından üstlenildiği görülüyor. Çalışanlar istihdamda kalmaya devam etse de mesleğin karar ve üretim merkezinden uzaklaşma riski artıyor. Klasik otomasyon çoğu zaman işten çıkarma odaklı bir tehdit olarak ele alınırken, sessiz dijital işsizlik yerinde tutarak dönüştürme pratiğiyle ilerliyor. Bu nedenle etkileri daha yavaş, daha görünmez ve ölçülmesi daha zor; ancak uzun vadede kurumsal verimlilik, mesleki kimlik ve karar alma kapasitesi üzerinde daha derin sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye açısından bakıldığında, beyaz yaka istihdam oranının görece yüksek olması ve yapay zekâ yatırımlarının hız kazanması bu eğilimi daha kritik hâle getiriyor. Uzmanlar, sürecin yalnızca ekonomik değil; motivasyon kaybı, aidiyet zayıflaması ve mesleki kimlik erozyonu gibi psikososyal etkiler de ürettiğine dikkat çekiyor. Bu tabloya ilişkin değerlendirmelerde, mesleklerin yapay zekâ karşısındaki kırılganlığını ortaya koyan göstergelerin, farklı ülkelerden gelen verilerin ortak bir analitik çerçevede birlikte okunmasıyla anlam kazandığı belirtiliyor. Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkilerini tekil raporlar üzerinden değil, görev, yetkinlik ve karar alma süreçlerindeki yapısal değişimi birlikte ele alan bir yaklaşımla değerlendirmek gerektiği vurgulanıyor. Vatansever Platformu ve Dijital Biz editoryal ekipleri tarafından, IMF, OECD, WEF ve ILO başta olmak üzere uluslararası kurumların güncel rapor ve verileri esas alınarak derlenen bu değerlendirmede, istihdam göstergeleri korunurken mesleklerin içeriden dönüştüğü ve “sessiz dijital işsizlik” olarak tanımlanan risk alanının orta ve uzun vadede belirleyici bir yapısal mesele hâline geldiği vurgulanıyor. İstihdam rakamları ayakta kalırken mesleklerin içi boşalıyorsa sorun hâlâ görünmezdir. “Sorun işsiz kalmak değil, çalışırken mesleğini kaybetmek.” Bu yaklaşım, sessiz dijital işsizliğin bir kriz söyleminden ziyade istatistiklerin henüz yakalayamadığı bir dönüşüme dair erken uyarı kavramı olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Tartışmanın önümüzdeki dönemde hangi mesleklerin değil, hangi yetkinliklerin ayakta kalacağı sorusu etrafında derinleşmesi bekleniyor.

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği Haber

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği

Redington Türkiye, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber güvenlik alanında global ölçekte öne çıkan Cyble ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda, Redington Türkiye, Cyble'ın gelişmiş siber tehdit istihbaratı çözümlerini Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki kurumlarla buluşturacak. Yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ile proaktif güvenlik Cyble, AI-native mimarisiyle kurumların dijital varlıklarını proaktif şek ilde korumalarını sağlayan yeni nesil tehdit istihbaratı çözümleri sunuyor. Dark web ve deep web izleme, yapay zeka destekli marka takibi, saldırı yüzeyi yönetimi (Attack Surface Management), tehdit aktörü analizi ve gerçek zamanlı risk tespiti gibi yetkinlikler, kurumların yalnızca tehditlere yanıt vermesini değil, tehditler oluşmadan önce aksiyon almasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye ve Cyble iş birliği, özellikle finans, telekomünikasyon, kamu, perakende ve kritik altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren kurumların, siber riskleri daha bütüncül ve öngörülebilir bir yaklaşımla yönetmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Cyble, tehdit istihbaratını yalnızca veri sağlayan bir yapıdan çıkararak, operasyonel olarak kullanılabilir içgörülere dönüştüren bütünleşik bir platform sunuyor. Agentic AI yaklaşımıyla desteklenen çözümler; bulut, uç nokta ve dijital varlıklar genelinde sürekli görünürlük s ağlarken, kurumların güvenlik ekiplerinin karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, Cyble'ı geleneksel tehdit istihbaratı çözümlerinden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bora İncir: "Proaktif siber savunma yaklaşımını güçlendiriyoruz" Redington Türkiye, güçlü partner ekosistemi ve bölgesel uzmanlığı sayesinde Cyble çözümlerinin pazarda daha hızlı konumlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda iş ortaklarına yönelik enablement programları, teknik eğitimler ve sektörel etkinliklerle Cyble çözümlerinin yaygınlaştırılması planlanıyor. İş birliği modeli, Redington'un katma değerli dağıtım yaklaşımıyla uyumlu şekilde, kurumların operasyonel ihtiyaçlarına göre esnek çözümler sunulmasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye & Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Bora İncir, iş birliğiyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Siber güvenlik a rtık yalnızca tehditlere karşı savunma yapmak değil, riskleri önceden öngörebilmek anlamına geliyor. Cyble ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, Redington Türkiye olarak müşterilerimize yapay zekâ destekli, proaktif ve operasyonel değeri yüksek tehdit istihbaratı çözümleri sunacağız. Güçlü partner ekosistemimizle birlikte, bölgedeki kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyoruz." Cyble CEO ve Kurucu Ortağı Beenu Arora: "Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar siber tehditlerin hem hacim hem de karmaşıklık açısından hızla arttığı stratejik pazarları temsil ediyor. Redington Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı çözümlerimizi bölgedeki kurumlara daha etkin şekilde ulaştırmayı hedefliyoruz. Redington'ın güçlü iş ortağı ekosistemi ve derin yerel pazar uzmanlığı, Cyble'ın proaktif siber savunma yaklaşımının yayg ınlaşmasında kritik bir rol oynuyor." Redington Türkiye Hakkında 1993 yılında kurulan Redington Grup, bugün 37'den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 450'nin üzerinde global markanın dağıtımını üstlenen lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. Grup, yıllık 11,8 milyar doları aşan gelir hacmiyle; siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, analitik ve 5G gibi alanlarda uçtan uca dijital çözümler sunmaktadır.Türkiye operasyonlarını 1995 yılında LinkPlus adıyla başlatan şirket, 2015'te Redington Grup bünyesine katılmış, 2021 itibarıyla Redington Türkiye adını almıştır. Bugün Redington Türkiye; global tecrübesi, güçlü iş ortakları ağı ve temsil ettiği 50'nin üzerinde markalarla, bölgesel dijital dönüşümün öncülerinden biri konumundadır.Cyble Hakkında Cyble, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber ris k analizi alanında faaliyet gösteren global bir teknoloji şirketidir. Dark web, deep web ve açık kaynaklardan elde ettiği verileri AI-native platformu üzerinden analiz eden Cyble; kurumlara gerçek zamanlı tehdit görünürlüğü, saldırı yüzeyi yönetimi ve risk önceliklendirme imkânı sunar. Dünya genelinde birçok kurum tarafından tercih edilen Cyble, siber güvenlikte proaktif savunma yaklaşımının öncülerinden biri olarak konumlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Doğalgaz Yapay Zeka Destekli Müşteri Deneyimi Projesi İle Ödüle Değer Görüldü Haber

Aksa Doğalgaz Yapay Zeka Destekli Müşteri Deneyimi Projesi İle Ödüle Değer Görüldü

Bilgi teknolojisi, telekomünikasyon ve küresel pazarlara yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri gerçekleştiren ABD merkezli şirket IDC’nin her yıl başarılı dijital dönüşüm, müşteri deneyimi ve inovasyon çalışmalarını ödüllendirmek amacıyla düzenlediği IDC Future Enterprise Awards’ın bu yılki kazananları açıklandı. 29 il, 349 ilçe ve beldede 7,7 abonesine doğal gaz dağıtım hizmeti veren Aksa Doğalgaz, mükemmel müşteri deneyimi vizyonuyla yürüttüğü Yapay Zeka Destekli Müşteri Deneyimi Yönetimi Projesi ile IDC Future Enterprise Awards’ta “Müşteri Deneyimi” kategorisinde üçüncülük ödülünün sahibi oldu. 1,1 milyonun üzerinde anket gönderildi Aksa Doğalgaz, müşteri memnuniyeti ve operasyonel verimliliğini sürekli artırmak amacıyla devreye aldığı “Yapay Zeka Destekli Müşteri Deneyimi Yönetimi Projesi” ile tüm temas noktalarındaki müşteri deneyimini kesintisiz biçimde ölçümleyerek hizmet kalitesini artırıyor, operasyonel süreçlerinin etkinliğine katkıda bulunuyor. Proje kapsamında kullanılan yapay zeka analitiği, müşterilerden gelen yorum ve geri bildirimlerde duygu analizi ve konu sınıflandırması yaparak süreçlerdeki geliştirme alanlarının belirlenmesini sağladı. Faaliyet gösterdiği bölgelerde daimi olarak hizmet kalitesini artıran ve veriye dayalı karar alma kültürünü güçlendiren Aksa Doğalgaz’ın projesinde; abonelere 2025 yılı boyunca 15 farklı konu başlığında 1,1 milyonun üzerinde anket gönderildi ve 77 bini aşkın geri bildirim alındı. Uluslararası müşteri memnuniyeti ölçüm standartları olan CSAT (Genel Memnuniyet) metrikleriyle değerlendirilen anketlerde, 5 üzerinden 4,3 oranında genel memnuniyet skoruna ulaşan Aksa Doğalgaz’ın her 10 abonesinden 9’u deneyiminden memnun olduğunu ifade etti. Bu çalışma, Aksa Doğalgaz’ın müşteri yolculuğunu daha rafine hâle getirirken, iş süreçlerini de veriye dayalı biçimde yeniden şekillendirdi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.