Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karar Alma

Kapsül Haber Ajansı - Karar Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karar Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Acer EMEA’dan Yapay Zeka Destekli Yeşil Lojistik Hamlesi Haber

Acer EMEA’dan Yapay Zeka Destekli Yeşil Lojistik Hamlesi

Acer EMEA, küresel tedarik zincirinin dijital dönüşümünü yapay zeka destekli ve kendini kanıtlamış bir lojistik çözümüyle hızlandırıyor. Şirket, gecikmeleri, yoğunlukları ve tedarik zinciri genelindeki olası aksaklıkları önceden tahmin etmeyi sağlayan yenilikçi bir sistemle lojistik yönetimini dönüştürmeyi hedefliyor. Bu sayede daha hızlı ve etkili operasyonel kararlar alınması desteklenirken, her sevkiyatın CO2 emisyonlarının izlenmesi de sağlanarak tedarik zincirinin sürdürülebilirliği ve çevresel optimizasyonu güçlendiriliyor. Bu ortaklık sayesinde Acer, artık deniz, hava, kara ve demiryoluyla yapılan uluslararası sevkiyatları uçtan uca izleyebiliyor; taşıyıcılardan, kurumsal ERP sistemlerinden, lojistik platformlarından ve bağımsız uydu kaynaklarından gelen verileri, tüm tedarik zinciri için tek, merkezi ve güvenilir bir bilgi kaynağında birleştirebiliyor. Yeni sistem, Acer’ın Doğu Asya ile Batı Avrupa arasındaki rotalarda varıştan on gün öncesine kadar tahmini varış sürelerinde (ETA) daha yüksek doğruluk elde etmesini, gecikmeleri azaltmasını, maliyet tasarrufu sağlamasını ve güvenlik stokunda azalma elde etmesini sağladı. Geleneksel takip sisteminden öngörücü ve yapay zeka destekli bu lojistik modeline geçiş, tedarik zinciri ekiplerinin yalnızca gerçekten kritik sevkiyatlara odaklanmasını sağlayarak, karar alma süreçlerini hızlandıran ve envanter seviyelerinin optimize edilmesi ve sevkiyatların ürün kodu (SKU) düzeyine kadar takip edilmesi de dahil olmak üzere operasyonel verilerin güncellenmesi ve düzeltilmesiyle ilgili manuel görevleri önemli ölçüde azaltan “istisnai” bir yönetim yaklaşımını benimsiyor. Projenin başarılı lansmanının ardından Acer ve Wakeo, Barselona’da düzenlenen Gartner Supply Chain Symposium’da çözümün sağladığı temel faydaları birlikte tanıtıyor. Acer EMEA’nın Asya’dan EMEA bölgesine uzanan ve birden fazla taşıma modeline sahip karmaşık lojistik akışları göz önüne alındığında, farklı taşıma yöntemlerini kullanan her türlü akış ve kombine sevkiyatı tam olarak kapsayabilecek bir çözüm bulmak çok önemliydi. Artık Acer, en karmaşık taşıma operasyonlarında dahi doğru ve bağımsız veri takibi sağlayabilen, aynı zamanda CO2 emisyonlarını izleyebilen dijital bir çözüm kullanıyor. Acer EMEA Tedarik Zinciri Kıdemli Direktörü Riccardo Bernasconi konuyla ilgili “Yeni öngörücü sistem, ekibimizin daha doğru verilere erişmesini ve daha hızlı kararlar almasını sağlıyor. Giderek daha değişken hale gelen iş ortamında, güvenilir ve güncel sevkiyat verilerine erişim, tedarik zincirinin çevikliğini artırmanın yanı sıra müşteriler ve son kullanıcılar için hizmet sürekliliğini sağlamada kritik rol oynuyor. Bu projenin değeri yalnızca operasyonel görünürlüğü artırmasıyla ortaya çıkmıyor; aynı zamanda en karmaşık senaryolarda bile işi destekleyebilecek daha akıllı bir karar alma modeline doğru dönüşüm fırsatında kendini gösteriyor.” dedi. “Bu yolculukta Acer ekibini desteklemekten gurur duyuyoruz.” diyen Wakeo CEO’su ve Kurucu Ortağı Julien Cote, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu ortaklık, küresel ölçekte ve tüm taşıma modlarında operasyon yönetme yetkinliğimizin güçlü bir göstergesi. Günümüzde tedarik zinciri dayanıklılığı yalnızca daha hızlı tepki verebilmek değil, aynı zamanda bir adım sonrasını öngörebilmek anlamına geliyor. Yapay zeka, gerçek zamanlı öneriler ve Wakeo’nun piyasa kıyaslamalarıyla desteklenen, kriz yönetimi modelinden proaktif bir modele geçişi mümkün kılıyor. Acer’ın dayanıklılık ve sürdürülebilirlik performansını güçlendirmeyi sürdürmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Goodyear'da Üst Yönetim Değişikliği: Mahmut Sarıoğlu Genel Müdürlük Görevini de Üstlenecek Haber

Goodyear'da Üst Yönetim Değişikliği: Mahmut Sarıoğlu Genel Müdürlük Görevini de Üstlenecek

Goodyear Lastikleri T.A.Ş. (BIST: GOODY), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada üst yönetimde önemli bir görev değişikliğine gidildiğini duyurdu. Şirket Yönetim Kurulu’nun 20 Mayıs 2026 tarihli kararı doğrultusunda, mevcut Genel Müdür Octavian Grigore Velcan’ın görevinden ayrılması kabul edilirken, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sarıoğlu’nun 1 Haziran 2026 tarihinden itibaren Genel Müdür olarak atanmasına karar verildi. Böylece Mahmut Sarıoğlu, Goodyear Lastikleri’nde hem Yönetim Kurulu Başkanlığı hem de Genel Müdürlük görevlerini birlikte yürütecek. Mahmut Sarıoğlu Çift Görev Üstlenecek Şirket tarafından yapılan açıklamada, aynı kişinin hem Yönetim Kurulu Başkanı hem de Genel Müdür olarak görev yapmasının temel nedenleri detaylı şekilde paylaşıldı. KAP açıklamasına göre Mahmut Sarıoğlu’nun İstanbul’da yerleşik olması sayesinde: karar alma süreçlerinde operasyonel hızın artırılması, yönetim etkinliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güçlü odaklanılması, gelir ve kârlılık hedeflerinin desteklenmesi, amaçlanıyor. Şirket ayrıca bu yönetim yapısının Goodyear markasının değerini daha da güçlendirmesinin hedeflendiğini belirtti. Goodyear Lastikleri’nde Yeni Dönem Başlıyor Türkiye lastik sektörünün önemli oyuncularından biri olan Goodyear Lastikleri T.A.Ş., yeni yönetim yapısıyla birlikte operasyonel verimlilik ve stratejik büyüme hedeflerine odaklanmayı sürdürüyor. Özellikle otomotiv sektöründeki dönüşüm, elektrikli araç teknolojileri ve global rekabet ortamı göz önünde bulundurulduğunda, şirketlerin daha hızlı karar alma süreçlerine yöneldiği dikkat çekiyor. Goodyear Lastikleri’nin aldığı bu kararın da şirketin yönetim süreçlerinde çeviklik ve etkinliği artırmayı hedeflediği değerlendiriliyor. KAP Açıklamasında Dikkat Çeken Mesaj Şirketin açıklamasında özellikle “operasyonel hız” ve “sürdürülebilir büyüme” vurgusu öne çıktı. Uzmanlara göre şirketlerin üst yönetim yapılanmalarında son dönemde: daha hızlı karar alma, lokal yönetim gücü, operasyonel çeviklik, maliyet optimizasyonu, stratejik koordinasyon, gibi başlıklara daha fazla önem verdiği görülüyor. Goodyear Lastikleri’nin yeni yönetim modelinin de bu dönüşüm yaklaşımının bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Goodyear Lastikleri Hisseleri ve Yatırımcı Gündemi GOODY hisseleri yatırımcılar tarafından yakından takip edilirken, üst yönetimde gerçekleşen değişikliklerin şirket stratejilerine olası etkileri de piyasa açısından önem taşıyor. Şirketin önümüzdeki dönemde: büyüme stratejileri, operasyonel performansı, kârlılık hedefleri, yatırım planları, yakından izlenecek başlıklar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmirli Gençlere İklim Projeleri İçin 5 Bin Dolarlık Hibe Desteği Haber

İzmirli Gençlere İklim Projeleri İçin 5 Bin Dolarlık Hibe Desteği

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü, gençlerin iklim krizi karşısında geliştireceği yenilikçi çözümleri desteklemek amacıyla önemli bir uluslararası programa dâhil oldu. Bloomberg Philanthropies öncülüğünde yürütülen ve dünyanın 6 kıtasından 300 kenti bir araya getiren Youth Climate Action Fund (Gençlik İklim Eylemi Fonu) programına seçilen İzmir Büyükşehir Belediyesi, gençlerin yerel iklim eylemine doğrudan katılımını güçlendirecek çalışmalar yürütecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın gençlerin karar alma süreçlerine katılımını önemseyen, sürdürülebilir ve iklim dirençli bir kent yaratma vizyonu doğrultusunda yürütülecek program, gençleri yalnızca fikir üreten bireyler olarak değil, kentin geleceğine yön veren aktif paydaşlar olarak sürece dâhil edecek. Gençlerin projelerine mikro hibe desteği Program kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne 50 bin ABD doları hibe desteği sağlanacak. Bu kaynak doğrultusunda 15-24 yaş arası gençlerin geliştireceği iklim ve çevre odaklı projelere 1.000 ila 5.000 ABD doları arasında mikro hibeler verilecek. İzmir’de gençlerin öncülüğünde geliştirilecek projelerin; sürdürülebilir ulaşım, geri dönüşüm ve atık yönetimi, kent bostanları ve kentsel tarım, iklim farkındalığı çalışmaları, su kaynaklarının korunması, aşırı sıcaklarla mücadele, çevre eğitimi ve yeşil altyapı gibi alanlarda yoğunlaşması bekleniyor. Gençler çözümün doğrudan parçası olacak Gençlik İklim Eylemi Fonu, gençlerin yerel yönetimlerle birlikte çözüm geliştiren aktif paydaşlar olarak iklim eylemine katılmasını amaçlıyor. Program çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gençlere yönelik açık çağrılar yapılacak, ortak tasarım ve fikir geliştirme atölyeleri düzenlenecek. Seçilen projeler ise belediyenin desteğiyle uygulamaya geçirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Yönetim Kurullarının Önceliği Finansal ve Operasyonel Süreçler Haber

Türkiye’de Yönetim Kurullarının Önceliği Finansal ve Operasyonel Süreçler

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY ve Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) iş birliğiyle çoğunlukla halka açık ve aile şirketlerinde görev alan yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yöneticiler ve bağımsız yönetim kurulu profesyonellerinin katılımıyla gerçekleştirilen Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi araştırmasının sonuçları açıklandı. Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen araştırmanın bulguları, yönetim kurulu gündemlerinde kısa vadeli finansal ve operasyonel konuların ağırlıkta olduğunu gösterirken, daha uzun vadeli risk ve dönüşüm başlıklarının ise henüz yeterince ele alınmadığını ortaya koyuyor. Bu yıl özellikle “kurumsal risk yönetimi” ve “yönetim kurulu kompozisyonu” temalarını odağına alan araştırma, küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler, siber güvenlik ve mevzuata uyum gibi önemli başlıklar için ayrılan zamanın görece sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Türkiye Yönetim Kurulu Etkinlik Skoru Araştırma kapsamında 1-5 aralığında yapılan değerlendirme sonucunda, Türkiye’deki Yönetim Kurulu Etkinlik Skoru 3,67 olarak belirlendi. Bu durum, skorun en son 2023 yılında gerçekleştirilen çalışma ile benzer seviyelerde kaldığına işaret ediyor. 2023 yılında gerçekleştirilen çalışmaya kıyasla 2025 yılında “değer yaratma” skorunun 4 seviyesinden 3.92 seviyesine geldiği, “yönetim kurulu yapısı” skorunun 4,1 seviyesinden 3,9 seviyesine geldiği, “yapılanma ve süreçler” skorunun 3,9 seviyesinden 3,86 seviyesine geldiği, “liderlik ve kültür” skorunun 3,7 seviyesinden 3,4 seviyesine geldiği ve “performans” skorunun 2,8 seviyesinden 3,1 seviyesine ulaştığı gözlemleniyor. ‘Finansal ve operasyonel performans’ yönetim kurullarının gündeminde ilk sırada yer alıyor Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi kapsamında katılımcıların en çok vakit ayırdıkları konu başlıkları sırasıyla “finansal ve operasyonel performans” (%93), “şirket misyon, vizyon ve stratejisi” (%75) ve “katma değerli projelerin ilerleyişi” (%70) olarak yer alıyor. Bu başlıkların, 2023 yılında gerçekleştirilen çalışmada olduğu gibi ilk üç sıradaki yerlerini korudukları görülüyor. Yönetim kurullarının en az vakit ayırdığı konular ise “siber güvenlik” (%25), “kriz yönetimi” (%34) ve “hissedar/yatırımcı ilişkileri” (%34) olarak sıralanıyor. 2023 yılında ise bu başlıkların sırasıyla “Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Karbon Vergisi” ve “yönetim kurulu çeşitliliği” olduğu görülüyor. Ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler yönetim kurullarının odak noktasında yer alıyor Bu yıl kurumsal risk yönetimi temasına odaklanan araştırmanın sonucuna göre, en önemli riskler arasında, ilk 3 sırada “ekonomik risk”, “jeopolitik risk” ve “politik risk” yer alıyor. Bu risklerin 2023 yılında gerçekleştirilen çalışmada ilk üç sırada yer alan “iklim krizi ve sosyal riskler”, “finansman ve nakit yönetimi” ve “sektörel ve politik belirsizlikler” risklerine kıyasla farklılaştığı açıkça görülüyor. Yönetim kurullarının yetkinlikleri ise genel olarak güçlü görünürken, özellikle halefiyet planlaması, uzun vadeli vizyon oluşturma ve ölçülebilir performans hedefleri belirleme gibi alanlarda belirgin gelişim ihtiyaçları bulunduğu vurgulanıyor. Öte yandan katılımcıların %50’sinden fazlası, çalıştıkları kurumlarda yönetim kurulu seviyesinde risk yönetimine ayırdıkları sürelerin aylık 1 ila 10 saat arasında olduğunu ifade ediyor. Yönetim kurullarının sürdürülebilir başarıya ulaşmak için önceliklendirmesi gereken adımlar Araştırmaya göre, yönetim kurullarının sürdürülebilir başarıya ulaşması adına öneriler; yönetim kurulu kompozisyonu, şirketleri bekleyen riskler, yönetim kurulu gündemine yönelik olmak üzere 3 başlık etrafında şekilleniyor. Gerçekleştirilen anketin bulgularına göre; yönetim kurulu kompozisyonunun genel olarak olgun olarak değerlendirildiği, ancak bağımsız üye yapısının ve yetkinlik çeşitliliğin güçlendirilmesine, halefiyet planlamasının yapılmasına, orta ve uzun vadeli stratejik vizyonun netleştirilmesine, stratejinin daha ölçülebilir hale getirilmesine ilişkin gelişim alanları olduğu öne çıkıyor.Risk yönetiminin stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmesi, risk ve performans metrikleri için gerçek zamanlı izleme ve değerlendirme kabiliyeti geliştirilerek, kurum genelinde veri odaklı ve proaktif bir risk kültürü oluşturulması bir diğer önemli başlık olarak ön plana çıkıyor.Mevcut durumda yönetim kurulu gündeminde kısa vadeli finansal ve operasyonel performans odaklı yapısının, uzun vadeli riskler ve dönüşüm başlıkları ile daha dengeli hale getirilmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, jeopolitik ve teknolojik risklere yönelik senaryo çalışmaları, düzenli risk değerlendirmeleri ve kriz/siber tatbikatları ile daha proaktif bir yaklaşım geliştirilmesi gerekiyor. Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) Başkanı Mehmet Sami şunları aktardı: “YÜD, bir kurumun kaderini belirleme yetkisine sahip yönetim kurullarının; kompozisyonu, gündemi, komite oluşturma ve çalıştırma yetkisi, risk veya fırsatları değerlendirme kapasitesi, hesap verebilmesi ve sürdürülebilir büyümesi için önemli başlıkları belirlemektedir. Bu kapsamda bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi bizim için yalnızca bir araştırma değil; yönetim kurullarının hangi riskleri gördüğünü, hangi alanlarda geride kaldığını ve nerede dönüşmesi gerektiğini gösteren bir yol haritasıdır. Türkiye’yi Global Network of Director Institutes’ta temsil eden tek sivil toplum kuruluşu olarak, bu araştırmayla yönetim kurullarının yeni risk gündemine ilişkin yol gösterici bir çerçeve sunuyoruz. Ülkemizdeki yönetim standartlarını yükseltmek, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını yerleştirmek için çalışmalarımıza ve projelerimize kararlılıkla devam edeceğiz.” Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) Başkan Yardımcısı Özlem Özyiğit ise şunları aktardı: “Barometre, yönetim kurullarının finansal performansa güçlü biçimde odaklandığını (%93); ancak siber güvenlik (%25), kriz yönetimi (%34) ve halefiyet planlaması (%43) gibi başlıklarda daha güçlü ve sistematik bir yönetişim ihtiyacı bulunduğunu açıkça gösteriyor. Raporda yer alan bir diğer önemli başlık olan sürdürülebilirliği bir imaj çalışmasından öteye taşıyarak ‘yönetişim’ maddesi haline getirmeliyiz. Karbon yönetişimi farkındalığının 3,61 seviyesine çıkması sevindirici; şimdi bu bilinci somut iş sonuçlarına dönüştürme vaktidir. Modern yönetişimde yönetim kurulları, sadece kararların onaylandığı yerler değil, farklı seslerin titizlikle değerlendirildiği birer strateji merkezi olmalıdır. Çeşitliliğin ve çok sesliliğin desteklenmesi, kurumlarımızı daha dirençli hale getirecektir. Anketi her yıl gerçekleştirerek yönetim kurullarının yapısının ve gündeminin gelişimini etkinlik skoruyla ölçümlemeye ve bunu baz alarak yol haritaları geliştirmeye devam edeceğiz.” EY Türkiye Şirket Ortağı ve Risk Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Emre Beşli şu değerlendirmelerde bulundu: “Jeopolitik dalgalanmalar ve siber tehditlerin sıkça gündeme geldiği bu dönemde yönetim kurullarının çevik hareket edebilmesi ve dayanıklılıklarını güçlendirmeleri kritik önem taşıyor. Bu noktada, yönetim kurulu kompozisyonunun günümüz ihtiyaçlarına göre yetkinliklerle donatılması gerekiyor. Araştırmamızın bulgularına göre, yönetim kurullarında risk yönetimine ayrılan süre ya da payın arttırılması açısından önemli bir gelişim alanı bulunduğu söylenebilir. Araştırmada yer alan öne çıkan riskler arasından iklim değişikliği ve doğa, sürdürülebilirlik, yetenek yönetimi gibi alanlar, yönetim kurullarının uygulanan risk stratejilerine olan güveni açısından görece olarak bir miktar daha düşük değerlendirilmiş durumda. Ancak risk kategorilerinin tamamı için doğru ve yeterli risk stratejilerine olan ihtiyaç da vurgulanmış bulunuyor. Tüm bu değerlendirmeler, risk yönetiminin stratejik bir bakış açısıyla tekrar ele alınması, aynı zamanda risk yönetimi çalışmalarını simülasyon, senaryo planlama, stres testleri ve benzeri yaklaşımlarla desteklemesinin önemine işaret ediyor. Söz konusu risk dönüşümünün gerçekleşmesi açısından araştırmada ele alınan bir diğer konu olan yönetim kurulu kompozisyonu da oldukça önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Serhat Akmeşe ise şunları belirtti: “Günümüzün hızla değişen iş dünyasında yönetim kurullarının karar alma süreçleri; küresel jeopolitik gelişmeler, ekonomik belirsizlikler, artan regülasyon baskısı, dönüşen risk ortamı ve teknolojik ilerlemelerin etkisiyle giderek daha karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya evriliyor. Bu dinamik tablo, yönetim kurulu kompozisyonunun; yetkinlik çeşitliliği, güçlü bir bağımsız üye yapısı, stratejiyle entegre ve daha sistematik halefiyet planlaması, teknoloji, regülasyon ve jeopolitik alanlarında derin uzmanlık, veri temelli karar alma kabiliyeti ve yapay zekânın karar süreçlerine etkin entegrasyonu gibi başlıklar odağında yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Tüm bu gerekliliklerden yola çıkarak EY Türkiye olarak YÜD iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu araştırma, yönetim kurullarının öncelikli gündem maddelerine ışık tutmayı ve stratejik odak alanlarına ilişkin yol gösterici içgörüler sunmayı amaçlıyor. Bu raporun, yönetim kurullarının daha güçlü, çevik ve geleceğe hazır bir yönetişim modeli oluşturmasına katkı sağlayan değerli bir başvuru kaynağı olmasını umuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli Haber

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli

Avrupa Birliği destekli Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) projesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve İhtiyaç Haritası iş birliği ile hayata geçirilen “UNICEF-İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Haritası” girişimi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortakları Mert Fırat, Dr. Ali Ercan Özgür, UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Sorumlusu Dr. Görkem Güner, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. İhtiyaç haritası tanıtıldı Çocukların ihtiyaçlarının belirlendiği dijital platform olan İhtiyaç Haritası’nın (https://ihtiyacharitasi.org/) tanıtıldığı toplantıda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen çocuk ihtiyaç analizlerinin sonuçları da paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca özel sektörün çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik katkı alanları ele alınırken, farklı paydaşlar arasında geliştirilebilecek yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Proje kapsamında her pilot belediyede görev yapacak 30’ar gönüllü ihtiyaç elçisinin desteklenmesi amacıyla gençlerin veri analizi, saha çalışmaları ve çocuk hakları alanındaki farkındalık çalışmalarına aktif katılımı teşvik edildi. “Anlamlı çalışma” Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak projeye farklı alanlarda katkı sunmaya çalışıyor, bu katkıyı giderek artırmayı hedefliyoruz. Farklı toplumlar çocuklara farklı bakış açılarıyla yaklaşabilir. İzmir, Ankara ve Gaziantep’te yapılan değerlendirmelerin, bu farklılıklar göz önünde bulundurularak ele alınması ve verilerin buna göre yorumlanması gerekiyor. Yapılan tüm çalışmaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek ve takip etmek büyük önem taşıyor” diye konuştu. Hedef, en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt vermek UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner, dijital bir platform tanıtımının ötesinde çocuk hakları alanında yerelde önceliklerin nasıl belirlendiğini ve çözümlerin nasıl geliştirildiğini yeniden şekillendiren önemli bir adım attıklarını söyledi. Çocukların ihtiyaçlarının çoğu zaman görünmez kaldığını ve sistematik biçimde ortaya konulamadığını belirten Güner, UNICEF Çocuk Haritası girişiminin bu soruna çözüm sunduğunu ifade etti. Girişimin, çocukların ihtiyaçlarını veriyle görünür kılarak kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini ve yerel düzeyde çocuk odaklı politika ile hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguladı. Güner, haritanın veriye dayalı hizmetler ve güçlü iş birlikleriyle en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt verilmesini hedeflediğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin stratejik desteği; İzmir, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin yerel sahiplenme ve uygulamadaki liderliği, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün çözüm üretme süreçlerinde sunduğu katkılar bu başarının temelini oluşturacak.” “Projenin İzmir’den başlaması çok değerli” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından oyuncu Mert Fırat, projenin İzmir’den başlamasının kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, Çocuk İhtiyaç Haritası’nın aslında uzun süredir bir hayal olduğunu söyledi. İhtiyaçların iller bazında şeffaf biçimde görülebilmesinin projenin çıkış noktası olduğunu ifade eden Fırat, destekçilerin harita üzerinden Türkiye’deki ihtiyaçları hızlı şekilde okuyabilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir’in bu konudaki hassasiyeti ve geri dönüş hızının da süreci güçlendirdiğini belirten Fırat, İzmir’e, UNICEF’e ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “Belediyenin çok güzel bir yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından Dr. Ali Ercan Özgür ise “İhtiyaç sahipleriyle destekçileri bir dijital sistemde buluşturma amacıyla 12 yıl önce bir hayalle yola çıktık. Hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında ihtiyaçların görünür kılınmasını amaçladık. Bu yolculuk, yoksulluk haritası, afet haritası gibi bizi yaklaşık 30 harita üretmeye sevk etti ve bir anlamda sosyal teknoloji kurumuna dönüştük. Kendimizi bir anda birçok projenin içinde bulduk” dedi. İzmir’de yapılan toplantıdaki katılım yoğunluğuna değinen Özgür, “İzmir’in çocuğa duyduğu güven, verdiği katkı çok güzel. İzmir’den başlayan bir çocuk ihtiyaçları haritamız var, belediyemizin çok güzel yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var. Bunun yanı sıra bu masanın etrafında özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vakıflar gibi birçok katkı sağlayıcı var. Çocuklarımız için bu masayı birlikte canlı kılmak için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi. 10 bin çocuğa ulaşılacak Çocuk Haritası girişimi; çocukların eğitim, sağlık ve koruma alanlarındaki ihtiyaçlarını veri temelli bir yaklaşımla belirlemeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Girişim aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Ankara, Gaziantep ve İzmir’in pilot il olarak yer aldığı proje kapsamında en az 10 bin çocuğa ulaşılması planlanıyor. Neler yapıldı? 29 Ağustos-15 Eylül 2025 tarihleri arasında toplam bin 24 hanede 2 bin 48 görüşme yapıldı. Süreç içinde paydaşlarla çocuk danışma kurulları gerçekleştirildi. Çocukların en belirgin ihtiyaçları arasında “Güvenli alan ve katılım”, “Eğitimde fırsat eşitliği” ve “Katılım hakkı” başlıkları öne çıktı. Dijital erişim, dijital okuryazarlık, dijital platformlarda güvenlik, kaliteli eğitim materyallerine ve öğrenme araçlarına erişim, akademik destek, okullarda güvenli, sağlıklı, kapsayıcı koşullar, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme imkânı, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, engelli ve kronik hastalığı bulunan çocuklar için sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, oyun, spor ve güvenli oyun alanları, temel yaşam standartları ve ekonomik güvenlik gibi alanlar önemli ihtiyaçlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Business, Perakendede Dijitalleşmeyi 5G ile Hızlandırıyor Haber

Vodafone Business, Perakendede Dijitalleşmeyi 5G ile Hızlandırıyor

Vodafone Business, Türkiye’nin önde gelen perakende markalarıyla hayata geçirdiği iş birlikleriyle mağazaları veriyle yönetilen, müşteri deneyimini odağına alan dijital yapılara dönüştürüyor. 5G destekli bağlantı altyapısı, IoT çözümleri ve veri analitiğini bir araya getiren Vodafone Business, Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile gerçekleştirdiği projelerle perakende sektöründe dönüşümün hız kazanmasına katkı sağlıyor. Perakende sektörünün yalnızca satışın gerçekleştiği bir alan değil; verinin üretildiği, müşteri deneyiminin anlık olarak yönetildiği, deneyimin uçtan uca yönetildiği ve kararların gerçek zamanlı alındığı bir yapıya dönüştüğünü belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, “5G, IoT ve veri analitiğinin birlikte kullanımı sayesinde mağazalar; veriye dayalı karar alma süreçlerinin merkezine yerleşirken, operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyetinde de önemli artışlar sağlanıyor. E-ticaret hacmindeki büyümeye rağmen satışların büyük bölümü hâlâ fiziksel mağazalarda gerçekleşiyor. Bu da mağazaların rolünü ortadan kaldırmak yerine yeniden tanımlıyor: mağazalar artık veri üreten ve deneyim yöneten merkezlere dönüşüyor.” dedi. Vodafone Business’ın bu dönüşümü üç temel katmanda ele aldığını ifade eden Kestioğlu, açıklamasına şöyle devam etti: “Dönüşümü güçlü ve kesintisiz bağlantı altyapısı, bu altyapı üzerinde çalışan IoT ve dijital çözümler ve tüm süreci kapsayan uçtan uca servis modeli yaklaşımımızla gerçekleştiriyoruz. Bu sayede işletmeler yalnızca teknolojiye değil, doğrudan iş sonuçlarına odaklanan bir dönüşüm sürecine dahil oluyor. Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile hayata geçirdiğimiz projeler, mağazaların veriyle yönetilen, bağlantıyla güçlenen ve müşteri deneyimini merkeze alan yapılara dönüştüğünü somut olarak ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde fiziksel mağazaların rolü daha da güçlenecek. Ancak bu mağazalar artık yalnızca satış noktaları değil, aynı zamanda veri üreten ve deneyim yöneten merkezler olacak. Biz de Vodafone Business olarak, iş ortaklarımızla birlikte bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz.” Ipekyol: Kesintisiz bağlantı ile operasyonel verimlilik arttı Ipekyol mağazalarında kurulan güçlü bağlantı altyapısı sayesinde mağaza içindeki tüm dijital sistemlerin kesintisiz çalışması sağlandı. Stok yönetiminden kasa süreçlerine, müşteri etkileşiminden kampanya yönetimine kadar tüm operasyonlarda veri akışı sürekli ve güvenilir hale getirildi. Bu yapı, mağaza performansının artırılmasına ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesine doğrudan katkı sağladı. Vodafone Business iş birliğiyle hayata geçirilen 5G ve IoT tabanlı altyapının, mağazalarda operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırdığına dikkat çeken Ipekyol Group IT Direktörü Tarık Zengin şunları söyledi: “Perakende sektöründe teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir unsur değil, aynı zamanda müşteri deneyimini yeniden tanımlayan stratejik bir kaldıraç haline geldi. Gerçek zamanlı stok takibi, kesintisiz bağlantı sayesinde sorunsuz kasa süreçleri ve veriye dayalı karar alma mekanizmaları, hem maliyetlerimizi optimize etmemizi hem de tedarik zincirimizi daha etkin yönetmemizi sağlıyor. Bu dönüşüm, müşterilerimize daha hızlı ve kesintisiz bir alışveriş deneyimi sunarken, Ipekyol Group olarak perakende sektöründe veri odaklı ve sürdürülebilir büyümenin öncülerinden biri olmamıza katkı sağlıyor.” Penti: Enerji yönetimi dijitalleşmenin parçası oldu Penti ile gerçekleştirilen iş birliğinde, bağlantı altyapısının ötesine geçilerek enerji yönetimi de dönüşümün bir parçası haline getirildi. Vodafone Business’ın 5G destekli altyapısı ve Red Enerji çözümü ile mağazaların enerji tüketimi anlık olarak izlenebilir ve yönetilebilir hale geldi. Bu sayede enerji verimliliği sağlanırken maliyetler optimize edildi ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunuldu. Penti CHRO & COO’su Selim Arda Üçer ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Penti’de bizim için mağazacılık, ürünlerimizi misafirlerimizle buluşturduğumuz alanlar olmasının yanı sıra aynı zamanda iyi hissettiren bir deneyim alanını da ifade ediyor. Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde 5G destekli altyapı ve akıllı çözümlerle mağazalarımızı daha verimli, sürdürülebilir ve müşteri deneyimini odağına alan yapılara dönüştürüyoruz.” Yargıcı: Mağaza içi deneyim veriye dönüştü Vodafone Business ile hayata geçirilen proje kapsamında Yargıcı mağazaları, müşteri davranışlarının anlık olarak analiz edilebildiği yapılara dönüştürüldü. 5G destekli bağlantı ve IoT çözümleri sayesinde mağaza içi yoğunluk, müşteri akışı ve ziyaretçi davranışları ölçülebilir hale geldi. Bu sayede mağaza içi yerleşimden operasyonel planlamaya kadar birçok alanda veriye dayalı karar alma mümkün hale geldi. Yargıcı Pazarlama ve E-ticaret Direktörü Erdem Aklan ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Perakendede bugüne kadar ağırlıklı olarak satış verisi üzerinden karar alıyorduk. Ancak satış verisi, müşterinin mağaza içindeki yolculuğunu ve gerçek ilgisini anlamak için tek başına yeterli değil. Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde, artık satış verisinden davranış verisine geçiş yapıyoruz. Müşterinin mağazada nerede vakit geçirdiğini, hangi ürünlere ilgi gösterdiğini ve nasıl bir etkileşim kurduğunu ürün ve reyon bazında ölçümleyebiliyoruz. Bu da bize yalnızca neyin satıldığını değil, neden satıldığını anlama imkânı sunuyor. Bu iş birliğini Yargıcı mağazacılık dönüşümü için bir adım olarak görüyoruz. Vodafone Business’ın güçlü bağlantı altyapısı ve çözüm ortaklığı sayesinde mağazalarımızı gerçek zamanlı içgörü üreten yapılara dönüştürüyoruz. Bu yaklaşımın, müşteri deneyimini sürekli geliştirme vizyonumuzda önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz.” Perakende sektöründe veriyle çalışan mağaza dönemi Vodafone Business’ın hayata geçirdiği bu projeler, fiziksel mağazaların yalnızca satış noktası olmaktan çıkarak, veriyle çalışan ve müşteri deneyimini merkeze alan yapılara dönüştüğünü ortaya koyuyor. 5G ile birlikte daha fazla verinin, daha hızlı ve güvenli bir şekilde yönetilebildiği bu yeni dönemde, perakende sektörü de teknolojiyle birlikte yeniden şekilleniyor. Vodafone Business, iş ortaklarıyla birlikte bu dönüşümü hızlandırmaya ve perakende sektöründe yeni nesil iş modellerinin yaygınlaşmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir Girişimcilik Ekosistemini Antalya’da Buluşturdu Haber

Büyükşehir Girişimcilik Ekosistemini Antalya’da Buluşturdu

Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Antalya’nın girişimcilik vizyonunu geliştirmek amacıyla genç girişimcileri destekleyen proje ve eğitimlerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi “Antalya Girişimcilik ve Mentorluk Kampı” ile İstanbul Ticaret Odası’nın iştiraki Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM TEKMER) ve ZindeZihin iş birliğiyle girişimcilik dünyasını Antalya’da buluşturdu. ABB Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte genç girişimciler alanında uzman mentorlar ile buluştu. Başvurusu onaylanan yerel girişimciler üç gün süren yoğun bir gelişim kampına katıldı. Sınırlı kontenjanla gerçekleştirilen kampa katılan girişimciler belirsizlikte yol alma, kriz anında liderlik ve mentor yönetimi gibi kritik konularda Sami Bugay, Tufan Çetiner ve Murat Ünver gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı. ANTALYA’DA GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİNİ GELİŞTİRECEĞİZ Büyükşehir Belediyesi Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü Hayat Ekici, Büyükşehir Belediyesi olarak genç girişimcilere yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, “İş kurma ve planlardan bahsederken bir girişimcinin mental sağlığı ile ilgili çalışmalardan bahsedilmiyor. Bu kampımızda girişimcilik ve mentorluk alanına ağırlık verdik. İstanbul’dan Antalya’ya bir köprü kurarak hem girişimcilik ekosistemine katkı sağladı, hem de girişimcilik networkünü geliştirmelerine imkân sağladı. Üç günlük kamp programında keyifli fikirler ortaya çıktı” dedi. YENİ GİRİŞİMCİLERE ALAN AÇILMASI ÇOK ÖNEMLİ Eğitmenlerden Sami Bugay ise “Büyükşehir Belediyesi’nin burada gençlere, girişimciliğe sahip çıkıyor olması çok değerli. Geleceğimizi inşa edecek bu gençlerimize alan açıyor olması kadar kıymetli bir şey yok. Ancak bu şekilde biz birlikte daha ileriye doğru gidebilir yükselebiliriz” diyerek Büyükşehir Belediyesi genç girişimcilere verdiği destekten dolayı teşekkür etti. FARKLI BAKIŞ AÇILARI KAZANDIM Kampa Antalya’dan katılan girişimci Melisa Karaca da, “Bu programa Antalya Büyükşehir Belediyemizin ilanlarından görerek projemle birlikte başvuruda bulundum. Daha önceden Antalya’da bu kapsamda gençlere yönelik bir girişimcilik programı görmemiştim. Eğitimler çok güzel ve oldukça verimli geçti. Farklı illerden birçok girişimci arkadaşlarla tanışma fırsatı buldum. Kişisel gelişim olarak farklı bakış açıları kazandım, vizyonumun geliştiğine inanıyorum. Büyükşehir Belediyemize girişimcilere verdiği bu güzel fırsat için çok teşekkür ederim” diye konuştu. KRİZ YÖNETİMİ VE KARAR ALMA EĞİTİMLERİ VERİLDİ Atölyelere katılan girişimciler, yoğun iş temposunda zihinsel berraklık kazanma tekniklerini, kriz yönetimi ve girişimcilerin karar alma mekanizmalarını güçlendirecek eğitimler aldı. Eğitim ve atölye çalışmalarının yanı sıra kamp ateşi sohbetleriyle network ağını genişleten katılımcılar, programın son gününde Antalya’nın tarihi mirası Kaleiçi ve Yat Limanı’nın da düzenlenen kültürel turla kampı tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.