Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Ayak Izi

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Ayak Izi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Ayak Izi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türk kuru meyve sektörü 2026 yılının ilk yarısında, 752 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyarken bu ihracatın yüzde 62’sine denk gelen 465 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirdi. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde dünya lideri olan Türkiye, 2026 yılı sonunda 2 milyar dolar kuru meyve ve mamulleri ihracatı hedefliyor. Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıda Türkiye'nin, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik alanındaki birikimiyle de küresel pazarlarda güvenilir tedarikçi olduğunun altını çizdi. Avrupa Birliği başta olmak üzere ihracat pazarlarında karbon ayak izi, pestisit kalıntısı, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterlerinin her geçen gün daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Gabay, "Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli olmuyor. Üretimin çevresel sorumluluk, gıda güvenliği ve izlenebilirlik ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin temel unsuru haline geldi. Türk kuru meyve sektörü bu dönüşüme Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticiler, ihracatçılar, tüccarlar, üniversiteler ve araştırma enstitüleriyle ortaklaşa uzun yıllardır yaptığı yatırımlarla hazır konumda. Dünya’nın her tarafında Türk kuru meyveleri gönül rahatlığıyla tüketiliyor" dedi. TURQUALITY Projesiyle Hindistan’da Türk kuru meyveleri tanıtılıyor Türk kuru meyvesinin küresel marka değerini artırmaya yönelik tanıtım çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Gabay, Hindistan'a yönelik sürdürdükleri TURQUALITY Projesiyle Hindistan pazarında büyümeyi hedeflediklerini vurguladı. Gabay şöyle devam etti: “Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri geleneksel pazarımız. AB pazarında güçlü konumumuzu korurken Uzak Doğu ve Güney Asya'da büyümeyi hedefliyoruz. Türk kuru meyvelerinde aflatoksin ve okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği içinde üreticilere yönelik eğitimler düzenlediklerini, ekipman destekleriyle güvenilir üretimin yaygınlaştırılmasına katkı sunduklarını paylaşan EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, “Kalite zincirinin her halkası aynı sorumluluğu taşımalı. Sektörün bugünkü başarısının altında ihracatçıların yıllardır kalite ve gıda güvenliği alanında yaptığı yatırımlar yatıyor. Üreticiden ihracatçıya, kamu kurumlarından tüm paydaşlara kadar değer zincirinin tamamının ortak hareket etmesiyle başarılı olabiliriz” ifadelerini kullandı. Üniversiteler ve TÜBİTAK’la iklim değişikliğine uyum projeleri yürütülüyor Üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitüleriyle iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir üretim alanlarında ortak projeler yürüttüklerini aktaran Gabay, bilim ve teknoloji temelli üretimin önümüzdeki dönemde sektörün rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsur olacağını ifade etti. Kuru kayısıyı don vurdu, kuru incir ihracatı kuru kayısıyı geçti 2026 yılı ocak – haziran dönemi ihracat verilerini aktaran Başkan Gabay, “Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız 215 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Kuru incir ihracatımız 136 milyon dolar olurken, geçtiğimiz yıllarda ikinci sırada yer alan kuru kayısı ihracatımız bu yıl yaşadığımız don olayı sonrasında 60 milyon dolarda kaldı ve kuru incirin gerisine düştü” ifadelerini kullandı. Kuru meyve sektörü 2026 yıl sonunda 2 milyar dolar ihracat hedefliyor 2026 yılının ikinci yarısında çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde rekolte artışlarıyla ihracatta toparlanma beklediklerinin altını çizen Gabay, kuru meyve sektörünün Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde de 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşmasını beklediklerini sözlerine ekledi. Kuru meyve ihracatında İngiltere zirvede Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılının ilk yarısında 94 ülkeye 465 milyon dolarlık ihracat yaparken, İngiltere 81 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korudu. Almanya 55,2 milyon dolarlık ihracatla Amerika Birleşik Devletleri’ni geçerek ikinci sıraya yükselirken, ABD 54,8 milyon dolarlık Türk kuru meyveleri talebiyle zirvenin üçüncü basamağına tutundu. EKMİB üyeleri Fransa’ya 40,7 milyon dolarlık, İtalya’ya 30,5 milyon dolarlık kuru meyve ürünleri ihraç etti. EKMİB ilk beş ülkeye 262 milyon dolarlık kuru meyve ihraç ederken bu ülkeler toplam ihracattan yüzde 56 pay aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor?  Haber

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor? 

Üretim şirketleri için enerji maliyeti, uzun yıllar boyunca ay sonunda gelen fatura üzerinden görülen ve genel üretim giderleri içinde dağıtılan bir kalem olarak değerlendirildi. Ancak enerji talebinin arttığı, maliyet baskısının sürdüğü ve karbon düzenlemelerinin üretim kararlarını daha fazla etkilediği yeni dönemde bu yaklaşım şirketlere yeterli bir öngörü sağlamıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Electricity 2026 raporuna göre küresel elektrik talebinin 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 artması bekleniyor. Bu tablo, sanayi şirketleri için enerji yönetiminin dönemsel bir maliyet takibi olmaktan çıkıp operasyonel karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Bugün üreticiler açısından kritik soru “Bu ay ne kadar enerji faturası ödedik?” değil. Asıl ihtiyaç hangi ürünün, hattın, siparişin ve üretim koşulunun bu maliyeti yarattığını görebilmek. Üretim hattındaki bir makinenin beklenenden fazla enerji tüketmesi, plansız duruşlar, verimsiz çalışma süreleri ya da sipariş bazlı kapasite kullanımı, ürün kârlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Ancak operasyonel veri ile finansal veri birbirinden kopuk ilerlediğinde, bu etki çoğu zaman dönem sonunda fark ediliyor. Enerji verisi üretim maliyetiyle birlikte okunmalı Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), enerji maliyetinin üretim süreçlerinden bağımsız bir gider kalemi olarak değil, ürün ve sipariş bazlı maliyet analizinin izlenebilir bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Canias ERP’nin siparişe göre gerçek birim maliyet takibi, malzeme izlenebilirliği, kapasite planlaması ve operasyonel kalite kontrol gibi kabiliyetleri; enerji tüketimi verisinin de üretim performansı ve maliyet analiziyle aynı zeminde değerlendirilmesine imkan tanıyor. Canias IoT altyapısı ise üretim sahasından gelen verilerin ERP süreçleriyle bütünleşmesini destekliyor. Canias IoT Gateway; ERP sunucuları ile kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlar arasında iki yönlü bağlantı kurarak kaynak tüketimi ve çevresel değerler gibi verilerin gerçek zamanlı izlenmesini, analiz edilmesini ve görselleştirilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış kurallara bağlı olaylarda izlenen veriler otomatik olarak ERP çözümüne aktarılabiliyor. Böylece enerji tüketimi, sahadan gelen ayrı bir teknik veri olarak kalmıyor; üretim emri, makine durumu, hat performansı, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte yönetilebiliyor. Bu veri akışı, Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülüyle birlikte ele alındığında enerji tüketiminin maliyet analizinin yanı sıra karbon hesaplaması ve sürdürülebilirlik raporlamasında da kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu sayede sahadan gelen enerji verisi; üretim emri, makine durumu, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte karbon ayak izi hesaplamasını besleyen izlenebilir bir veri katmanına dönüşüyor. Ay sonu faturası yerine anlık karar verisi IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji tüketiminin ERP ve IoT entegrasyonuyla birlikte üretim şirketleri için daha yönetilebilir bir karar verisine dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Enerji yönetimi artık üretimden ayrı takip edilen bir maliyet başlığı olarak ele alınamaz. Şirketler hangi ürünün, hattın ya da siparişin ne kadar enerji tükettiğini görebildiğinde, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik aynı veri zemini üzerinde yönetilebilir hale geliyor. Canias, ERP ve IoT entegrasyonuyla üretim, enerji ve süreç verilerini gerçek zamanlı olarak birbirine bağlıyor. Böylece enerji tüketimi yalnızca dönem sonunda raporlanan bir gider değil; üretim planlamasını, fiyatlandırmayı, kârlılık analizini ve karbon hesaplamasını besleyen operasyonel bir karar verisine dönüşüyor.” Bu yaklaşım, özellikle dar marjlarla çalışan üretim şirketleri açısından kritik önem taşıyor. Enerji maliyetinin doğru ürünle, doğru hatla ve doğru siparişle ilişkilendirilememesi, kârlılık analizlerinde görünmeyen sapmalara yol açabiliyor. Ürün bazında enerji tüketimini izleyebilen şirketler, hangi üretim koşullarının maliyeti artırdığını daha hızlı görebiliyor; verimsiz çalışan hatları, yüksek tüketim yaratan makineleri veya planlama kaynaklı sapmaları daha erken tespit edebiliyor. Karbon düzenlemeleri enerji verisinin değerini artırıyor Enerji tüketiminin üretim verisiyle ilişkilendirilmesi, yalnızca maliyet yönetimi açısından değil, karbon raporlaması ve ihracat rekabeti açısından da önem kazanıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda geçiş dönemi 2023-2025 arasında tamamlandı; mekanizmanın mali sonuçlar doğuran yeni uygulama dönemi ise 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Bu yeni dönem, enerji ve emisyon verilerinin izlenebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir biçimde yönetilmesini özellikle ihracatçı üreticiler açısından daha kritik hale getiriyor. Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, sürdürülebilirlik verilerinin manuel tablolar üzerinden toplanması yerine üretim, satın alma ve finans süreçleriyle bağlantılı biçimde yönetilmesini destekliyor. ESM’nin Fatura Kontrol modülüyle entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturaları üzerinden hesaplanmasına olanak tanırken; Temel Veriler entegrasyonu karbon tüketim değerlerinin malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklanmasını sağlıyor. Bu yapı, şirketlerin enerji tüketimini ve karbon verisini daha güvenilir, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir biçimde yönetmesine yardımcı oluyor. Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerindeki tüketimlerin ayrı ayrı raporlanabilmesi; karbon ayak izinin daha sağlıklı hesaplanmasına, sürdürülebilirlik performansının daha şeffaf izlenmesine ve ihracat süreçlerinde gerekli veri altyapısının güçlenmesine zemin hazırlıyor. IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji maliyeti ve sürdürülebilirlik yönetiminin artık aynı operasyonel çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji tüketimi, CO₂ emisyonları ve kaynak kullanımı artık üretimden bağımsız izlenebilecek başlıklar değil. Bu veriler üretim süreçleriyle birlikte okunduğunda şirketler hem maliyetlerini hem de sürdürülebilirlik performanslarını daha doğru yönetebiliyor. Canias ERP, IoT ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle sahadan gelen veriyi üretim planlaması, maliyet optimizasyonu ve karbon hesaplamasıyla aynı zeminde buluşturarak bu dönüşümü destekliyor.” Enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik aynı dijital omurgada buluşuyor IAS’ın Almanya’da Factory Innovation Awards’ta “Sürdürülebilir Akıllı Fabrika” kategorisinde Altın Ödül’e layık görülmesi de Canias’ın sürdürülebilirliği üretim süreçlerinde ölçülebilir ve yönetilebilir bir performans alanına dönüştüren yaklaşımının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösterdi. Canias’ın bütünleşik yapısı, şirketlerin enerji tüketimini yalnızca maliyet kontrolü için değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından da yönetmesini mümkün kılıyor. Üretim sahasından gelen veriler ERP içinde işlendiğinde ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle karbon hesaplamalarına bağlandığında, enerji artık ay sonunda dağıtılan görünmez bir gider olmaktan çıkıyor; üretim planlamasını, ürün kârlılığını, fiyatlandırmayı ve karbon yönetimini etkileyen stratejik bir veri katmanına dönüşüyor. IAS, Canias ERP, IoT ve ESM çözümleriyle üretim şirketlerinin enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik verilerini aynı dijital omurga üzerinde yönetmesine katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım Ekonomisi Haberleri Neden Kritik? Haber

Tarım Ekonomisi Haberleri Neden Kritik?

Bir ürünün tarladaki fiyatı ile market rafındaki etiketi arasındaki fark büyüdüğünde, mesele yalnızca gıda enflasyonu değildir. O anda konuşulan şey, üreticinin finansmana erişiminden sulama altyapısına, lojistik maliyetlerinden ihracat pazarlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik zincirdir. Bu nedenle tarım ekonomisi haberleri, sadece çiftçinin değil; yatırımcının, sanayicinin, perakendecinin, ihracatçının ve kamu kurumlarının aynı anda takip etmesi gereken stratejik bir veri alanına dönüşmüş durumda. Tarım, uzun süre kamuoyunda mevsimsel gelişmeler veya rekolte haberleriyle sınırlı görüldü. Oysa bugün tablo çok daha karmaşık. Girdi fiyatlarındaki değişim, kur hareketleri, enerji maliyetleri, iklim kaynaklı verim dalgalanmaları ve dış ticaret kararları, tarımı doğrudan bir makroekonomi başlığı haline getiriyor. Bu yüzden sektöre ilişkin haber akışını okumak, yalnızca “ne oldu” sorusuna değil, “hangi etkiler zinciri oluşacak” sorusuna da yanıt aramayı gerektiriyor. Tarım ekonomisi haberleri neyi gerçekten anlatır? Tarım ekonomisi haberleri denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak hal fiyatları, destekleme ödemeleri veya hasat dönemleri gelir. Ancak profesyonel okur için esas değer, bu başlıkların arkasındaki ekonomik sinyallerdedir. Bir gübre fiyat artışı haberi, bir sonraki sezonda ekim deseninin değişebileceğini gösterir. Bir sulama yatırımı haberi, belirli bölgelerde üretim kapasitesinin yeniden şekillenebileceğine işaret eder. İhracat kısıtlaması ya da teşvik kararı ise yalnızca dış satımı değil, iç piyasa fiyat dengesini ve sanayi tedarikini de etkiler. Bu nedenle iyi bir haber akışı, tarımı yalnızca üretim faaliyeti olarak değil; finans, ticaret, enerji, lojistik ve kamu politikası ile birlikte ele almalıdır. Kurumsal karar vericiler açısından asıl fark burada ortaya çıkar. Çünkü tarımda görünen gelişme ile iş dünyasına yansıyan sonuç her zaman aynı anda ortaya çıkmaz. Bazen bir düzenlemenin etkisi aylar sonra hissedilir, bazen de iklim kaynaklı bir risk fiyatlamaya günler içinde yansır. Fiyat, maliyet ve marj üçgeni Sektörün haber değerini belirleyen en temel eksenlerden biri fiyat, maliyet ve marj ilişkisidir. Üretici fiyatları yükselirken tüketici fiyatları daha hızlı artıyorsa, aradaki zincirde ayrı bir verimsizlik veya maliyet baskısı aranır. Tersine, tüketici fiyatları görece durağan kalırken üretici gelirleri geriliyorsa, bu kez üretim sürdürülebilirliği tartışması öne çıkar. Tarım ekonomisinde tek başına fiyat artışı ya da düşüşü çoğu zaman yeterli bir gösterge değildir. Mazot, yem, gübre, elektrik, işçilik ve finansman maliyetleri birlikte okunmadığında haber eksik kalır. Özellikle sözleşmeli üretim, tarımsal sanayi entegrasyonu ve büyük alım zincirleri söz konusu olduğunda, marjın hangi halkada sıkıştığını görmek stratejik önem taşır. İş dünyası için bu alanın önemi daha da büyüktür. Gıda üreticileri, perakende şirketleri, lojistik firmaları ve tarım teknolojisi girişimleri için maliyet baskısının yönü, yatırım planlarını doğrudan etkiler. Bu yüzden sektörel haberlerde yüzeysel fiyat bilgisi yerine, maliyet yapısının bileşenlerini ve beklenti etkisini görmek gerekir. Politika kararları neden piyasadan daha hızlı okunmalı? Tarım sektörü, serbest piyasa dinamikleri kadar kamu politikalarıyla da şekillenir. Destekleme modelleri, ithalat vergileri, ihracat izinleri, kredi koşulları, sigorta düzenlemeleri ve su kullanımıyla ilgili kararlar, çoğu zaman fiyat hareketlerinden daha belirleyici olabilir. Bu nedenle tarım ekonomisi haberleri içinde mevzuat ve kamu açıklamaları ayrı bir ağırlık taşır. Buradaki kritik nokta, haberin sadece karar metnini aktarması değil, kararın olası etkilerini sınıflandırabilmesidir. Örneğin kısa vadede tüketici fiyatlarını dengelemek için alınan bir ithalat kararı, orta vadede yerli üretim motivasyonunu zayıflatabilir. Benzer şekilde yüksek destek açıklamaları ilk bakışta pozitif görünse de, ödeme takvimi ve erişim koşulları sorunluysa sahadaki etkisi sınırlı kalabilir. Profesyonel okur açısından değerli olan haber, bu tür trade-off'ları görünür kılan haberdir. Çünkü tarımda her politika hamlesi aynı anda tüm paydaşlar için kazanç yaratmaz. Bir kesim için rahatlatıcı olan gelişme, başka bir kesim için yeni baskı unsuru üretebilir. İklim, su ve verimlilik artık ekonomi haberi Kuraklık, ani don, sel, sıcak hava dalgaları veya su stresi uzun süredir çevre başlığı altında ele alınıyordu. Bugün ise bunlar doğrudan ekonomik göstergelere dönüşmüş durumda. Verim kaybı, ürün deseninde değişim, sigorta hasarları, fiyat dalgalanması ve ithalat ihtiyacı gibi sonuçlar, iklim olaylarını finansal etki başlığına taşıyor. Özellikle su yönetimiyle ilgili haberler artık daha dikkatli okunmalı. Baraj doluluk oranları, yeraltı suyu kullanımı, modern sulama yatırımları ve bölgesel su tahsis kararları, gelecek dönem üretiminin erken sinyalleri arasında yer alıyor. Tarımsal üretimde su verimliliği düşük kalırsa, maliyet artışı yalnızca çiftçiyi değil, işleme sanayisini ve ihracat performansını da baskılar. Burada teknoloji haberleri de devreye giriyor. Hassas tarım uygulamaları, veri tabanlı sulama, uydu takibi, yapay zeka destekli verim tahmini ve tarımsal otomasyon çözümleri artık yan başlık değil. Bunlar, tarım ekonomisinin gelecekteki rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasında. Tarım ekonomisi haberleri kimler için karar desteği üretir? Bu haber akışının hedef kitlesi yalnızca sahadaki üretici değildir. Gıda sanayi şirketleri hammadde riskini, bankalar kredi geri dönüş kapasitesini, yatırımcılar şirket değerlemelerini, kamu kurumları ise arz güvenliğini bu başlıklar üzerinden okur. Dijital yayıncılar ve sektör medyası açısından da tarım ekonomisi haberleri, yüksek tekrar kullanılabilirlik taşıyan, veri temelli ve geniş etkili bir içerik kategorisidir. Kurumsal iletişim ekipleri için de bu alan kritik hale gelmiştir. Çünkü şirketlerin sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği, yerli üretim, su verimliliği ve karbon ayak izi gibi başlıklardaki konumlanması, tarım ekonomisine temas eden haberlerle birlikte daha görünür olur. Bu nedenle sektörel haber akışı, itibarı ve piyasa algısını etkileyen bir araç haline gelir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odaklı yayın yaklaşımına sahip platformlar açısından bu alanın değeri açıktır. Tarım başlığını yalnızca dönemsel fiyat haberi olarak değil, ekonomi, sanayi, lojistik ve sürdürülebilirlik eksenleriyle birlikte ele almak; haberin hem kurumsal hem editoryal değerini yükseltir. İyi bir tarım haberiyle zayıf bir tarım haberini ayıran çizgi Tarım haberlerinde en sık görülen sorunlardan biri, tek bir veriyi bağlamından kopararak sunmaktır. Örneğin sadece “fiyat arttı” demek, okura eksik bilgi verir. Hangi bölgede arttı, hangi ürün grubunda etkili oldu, maliyet kaynaklı mı yoksa arz daralmasından mı doğdu, sanayiye ve perakendeye etkisi ne olacak - bu sorular yanıtlanmadığında haber, stratejik değer üretmez. Güçlü haber ise veriyi bağlama oturtur. Bölgesel farkları gösterir, sezon etkisini ayırır, politika bağlantısını kurar ve mümkünse ileriye dönük riskleri işaret eder. Ayrıca sadece üretici ya da tüketici bakışına sıkışmaz; zincirin tamamını görür. Bu yaklaşım özellikle B2B medya kullanıcıları için belirleyicidir. Çünkü yeniden yayınlanabilir ve karar destekli içerik ihtiyacı, yüzeysel haberlerle karşılanamaz. Bir başka kritik fark da hız ile doğruluk arasındaki dengedir. Tarım piyasaları söylentiye açıktır. Rekolte, ithalat izni, destekleme miktarı veya alım fiyatı gibi başlıklarda teyitsiz bilgi hızla yayılabilir. Bu nedenle güvenilir tarım haberciliği, hızlı olmanın yanında kurum açıklamalarını, saha verisini ve sektör temsilcilerinin beyanlarını dikkatle karşılaştırmak zorundadır. Önümüzdeki dönemde hangi başlıklar öne çıkacak? Yakın dönemde tarım ekonomisini belirleyecek haber başlıkları daha çok verimlilik, su, finansman ve ihracat rekabeti etrafında yoğunlaşacak görünüyor. Özellikle iklim baskısının arttığı bir dönemde, sadece üretim miktarı değil, üretimin hangi maliyetle ve hangi teknoloji seviyesiyle sürdürüleceği daha fazla tartışılacak. Ayrıca tarımın enerji ile ilişkisi de güçleniyor. Sera üretiminde enerji maliyetleri, sulamada elektrik kullanımı, biyogaz ve yenilenebilir enerji yatırımları gibi alanlar, haber dilinde daha görünür hale gelecek. Bunun yanında tarım sigortaları, erken uyarı sistemleri, veri bazlı kredi modelleri ve sözleşmeli üretim yapıları da finans piyasalarıyla tarım arasındaki bağı daha net ortaya koyacak. İhracat tarafında ise kalite standardı, izlenebilirlik ve pestisit uyumu gibi başlıklar öne çıkacak. Bu alanlarda gelen her haber, yalnızca dış ticaret performansını değil, iç üretim modelinin dönüşüm ihtiyacını da gösterecek. Dolayısıyla tarım ekonomisi haberleri artık sadece günlük bilgi ihtiyacını karşılayan bir kategori değil; kurumların risk yönetimi, yatırım planlaması ve stratejik konumlanması için temel bir izleme alanıdır. Tarımda haber akışını doğru okuyan kurumlar, yalnızca bugünün fiyatını değil yarının dengelerini de daha erken görür. Böyle bir dönemde asıl avantaj, daha çok haber tüketmekten değil, doğru haberi doğru bağlamla ayırt edebilmekten geçiyor.

Serenity Queen Otel, I-REC ile Elektriğini “Yeşil Enerji”den Karşılayacak Haber

Serenity Queen Otel, I-REC ile Elektriğini “Yeşil Enerji”den Karşılayacak

Sürdürülebilir bir geleceğe katkı sunmak, karbon salımını sıfırlamak için harekete geçen City Line İnşaat Emlak Turizm, Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’da hizmet veren Serenity Queen Otel’in elektrik tüketimini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşıladığını yeşil enerji sertifikasıyla belgeledi. CK Enerji Akdeniz Elektrik aracılığı ile Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) alan otel, 3 milyon 500 bin kWh elektrik tüketimini temiz enerji kaynaklarından karşılayacak. 68 BİN YETİŞKİN AĞAÇ DİKİLMESİNE BEDEL Antalya’nın gözde turizm destinasyonlarında Alanya’da faaliyet gösteren Serenity Queen Otel, I-REC alarak toplam 1.505 ton CO₂ emisyonunu engellerken, bu emisyonların çevreye olan etkisini de nötrledi. Böylece 68 bin yetişkin ağaç dikilmesine eş değer bir karbon emisyonu sıfırlanırken, şehir merkezinde 320 otomobilin bir yıl boyunca trafikten çekilmesine denk bir çevresel fayda sağlandı. Beş yıldızlı otelin Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası, Serenity Queen Otel’de gerçekleştirilen törenle CK Enerji Akdeniz Elektrik Genel Müdürü Fahrettin Tunç tarafından Serenity Queen Otel Müdürü Murat Merdan’a takdim edildi. “KONAKLAMA TERCİHLERİNDE ETKİLİ” Turizm alanında çevre dostu adımları atmasının sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıdığına işaret eden CK Enerji Akdeniz Elektrik Genel Müdürü Fahrettin Tunç, “Çevreye karşı artan duyarlılık konaklama sektöründeki tercihlere de yansıyor. Yerli ve yabancı turistler, kaldıkları tesislerin çevreye duyarlı uygulamalar benimseyen, sürdürülebilirlik ilkelerine uygun hareket eden ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik adımlar atan işletmeler olmasına giderek daha fazla önem veriyor. Bu doğrultuda enerji verimliliği sağlayan, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen ve doğal kaynakları koruma bilinciyle hareket eden tesisler, rekabette de önemli bir avantaj elde ediyor. Sürdürülebilir turizm anlayışını benimseyen işletmelerin sayısının artması, sektörün geleceği ve çevresel etkilerin azaltılması açısından büyük değer taşıyor. Bu bakımdan City Line Grubu tarafından atılan bu adımın çok sektörde iyi örnekleri çoğaltması açısından çok değerli olduğunu düşünüyorum” dedi. “SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM ANLAYIŞI ÖNCELİĞİMİZ” Serenity Queen Otel Müdürü Murat Merdan da, “Sürdürülebilir Turizm anlayışı her zaman ilk hedeflerimizden biri oldu. Bu anlayış ile yola çıktığımızdan dolayı otelimiz içindeki tüm uygulamalarda hedefimiz doğaya zarar vermeyen, çevre dostu uygulamaları ve ürünleri kullanmak oluyor. Otel çevre eylem planımıza da uyarak faaliyetlerimizde su tasarrufu, enerji tasarrufu, atık azaltımı, karbon ayak izi takibini de yapmayı hedeflemekteyiz. Enerji kaynaklarını yenilenebilir kaynaklardan sağlamak Serenity Queen ailesi için büyük bir mutluluk.” diye konuştu. YENİLENEBİLİR ENERJİ SERTİFİKASI NEDİR? Son yıllarda giderek yaygınlaşan I-REC (Yenilebilir Enerjisi Sertifikası), RECs International tarafından geliştirilen elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini belgeleyen uluslararası sertifikasyon sistemi. Uluslararası bağımsız bir kuruluş olan IREC Foundation tarafından verilen ve denetlenen bu sistemde, yenilenebilir enerji tesislerinde (güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal ve biokütle) üretilen her 1 MWh elektrik karşılığında bir sertifika oluşturuluyor. Yetkili enerji şirketleri de bu sertifikayı talep eden müşterilerinin elektrik enerjilerini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasına destek veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fibasigorta ve cOmmited Bankasürans Zirvesi’nin Karbon Ayak İzini Dengeledi Haber

Fibasigorta ve cOmmited Bankasürans Zirvesi’nin Karbon Ayak İzini Dengeledi

Yaklaşık 400 katılımcının bir araya geldiği zirvenin 12,64 tCO₂e emisyonu, Gold Standard sertifikalı karbon kredileriyle dengelendi. Etkinliğin karbon ayak izi, uluslararası alanda kabul gören GHG Protocol Kurumsal Standartları (Scope 1, 2, 3) ve BP Target Neutral Events Calculator (v9) metodolojisiyle ölçüldü. Hesaplamada hava yolu ulaşımı, kara ulaşımı, toplu taşıma, konaklama, yiyecek-içecek hizmetleri, mekan enerji tüketimi ve malzeme-atık yönetimi olmak üzere 7 emisyon kalemi değerlendirildi. Yaklaşık 250 dolarlık offset maliyetiyle gerçekleştirilen dengeleme süreci, etkinliği resmi olarak karbon nötr statüsüne taşıdı. Kişi başı 31,6 kg CO₂e olarak hesaplanan emisyon değeri, yaklaşık 63.200 km araç yolculuğuna ya da 8 uçuş saatine eşdeğer bir karbon yüküne karşılık geliyor. Sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden iş birliklerine kadar tüm iş modellerinin merkezine konumlandırdıklarını belirten Fibasigorta Genel Müdür Yardımcısı Buket Erşan, “cOmmited ile bu ilk iş birliğimiz değil; daha önce birlikte geliştirdiğimiz ‘Sürdürülebilir Gelecek Ferdi Kaza Sigortası’ ile sigortacılık ürünlerinin içine karbon dengeleme mekanizmalarını entegre ederek sektörde öncü bir model ortaya koyduk ve kısa sürede binlerce ton karbon emisyonunun dengelenmesine katkı sağladık. Öte yandan döngüsel ekonomiyi destekleyen iş birlikleri de geliştiriyoruz. Hem sıfır hem de yenilenmiş elektronik cihazları sigortalıyor, bu cihazların daha uzun süre kullanımını teşvik eden iş modelleriyle elektronik atıkların azaltılmasına katkı sağlarken sorumlu tüketim alışkanlıklarını destekliyoruz. Bugün cOmmited iş birliğiyle Banksürans Zirvesi’nin karbon ayak izini dengelemek, bu bütünsel yaklaşımımızın bir devamı. Amacımız sigortacılığın dönüştürücü gücüyle daha sürdürülebilir bir geleceğe somut katkı sağlamak” dedi. cOmmited Genel Müdürü Levent Köseoğlu ise şunları söyledi: “Fibasigorta ile yürüttüğümüz iş birliği, sürdürülebilirliğin yalnızca kurumsal raporlarda kalan bir taahhüt olmadığını, her etkinlikte, her üründe ve her iş kararında somutlaşabileceğini gösteriyor. Bankasürans Zirvesi'nin karbon ayak izini GHG Protocol standartlarıyla ölçüp Gold Standard sertifikalı kredilerle dengelemek, şeffaflığı ve hesap verebilirliği aynı anda hayata geçirmek demek. cOmmited olarak amacımız, bu tür uygulamaların olağan hale geldiği bir iş dünyası inşa etmek; Fibasigorta gibi sektöre yön veren iş ortaklarıyla attığımız her adım bizi o hedefe biraz daha yaklaştırıyor." Karbon nötr etkinlik kimliğinin kamuoyuyla ve katılımcılarla şeffaf biçimde paylaşılması adına çeşitli mekanizmalar devreye alındı. Zirvede kahve molası alanlarındaki ana ekranlara yansıtılan emisyon raporu hem etkinlik verilerini hem de dengeleme sürecini tüm katılımcılarla anlık olarak paylaştı. QR kod aracılığıyla ulaşılan commitedevents.app sayfası üzerinden katılımcılar emisyon raporu ile gönüllü karbon azaltım sertifikasına doğrudan erişebildi. Bu uygulama, Türkiye'deki etkinlik sektöründe şeffaflık ve sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mars Logistics, 2025’i Büyük Ölçekli Yatırımlar ve 633,9 Milyon Euro Ciro ile Kapattı Haber

Mars Logistics, 2025’i Büyük Ölçekli Yatırımlar ve 633,9 Milyon Euro Ciro ile Kapattı

Mars Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Garip Sahillioğlu, 2025 yılı performansına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılı, Mars Logistics için yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, aynı zamanda geleceğe yaptığımız stratejik yatırımlarla öne çıkan bir yıl oldu. Operasyonel gücümüzü artırırken sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan odaklı dönüşüm alanlarında attığımız adımlarla sektörümüzde fark yaratmaya devam ettik. Bu yaklaşımımızla önümüzdeki dönemde de istikrarlı büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.” Operasyonel Gücü Artıran Yatırımlar Mars Logistics, 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği yüksek hacimli araç ve ekipman yatırımlarıyla operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Şirket, filosuna kattığı 308 adet çekici ve 850 treyler ile hem yurtiçi hem de uluslararası taşımacılık operasyonlarında verimlilik ve esneklik sağladı. Bu yatırımlar, Mars Logistics’in büyüyen müşteri portföyü ve iş hacmine daha hızlı yanıt verebilmesini sağlarken, aynı zamanda uzun vadeli stratejik iş birliklerini de güçlendirdi. Sahillioğlu, konuya ilişkin olarak: “Filo yatırımlarımızı yalnızca kapasite artışı olarak değil, hizmet kalitemizi ve operasyonel esnekliğimizi ileriye taşıyan stratejik bir kaldıraç olarak görüyoruz. Güçlü iş ortaklıklarımızla birlikte müşterilerimize daha rekabetçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyoruz.” dedi. Avrupa’da Büyüme Sürüyor Şirket, Avrupa’daki yapılanmasını güçlendirme hedefi doğrultusunda İspanya’daki varlığını genişleterek Tarragona’da yeni bir şube açtı. Bu yatırım, Mars Logistics’in Avrupa içi taşımacılık operasyonlarında koordinasyonu artırırken, bölgesel uzmanlık gerektiren taşımalara daha etkin çözümler sunmasını sağladı. Sahillioğlu, Avrupa yapılanmasına ilişkin olarak: “Avrupa, büyüme stratejimizin en önemli odak noktalarından biri. Yerinde yapılanma modelimiz sayesinde müşterilerimize daha hızlı, daha entegre ve daha katma değerli hizmetler sunuyoruz.” açıklamasında bulundu. Depo Yatırımları Devam Ediyor Türkiye genelinde gerçekleştirdiği depo yatırımlarıyla da dikkat çeken, Bursa’da İzinli Gönderici Yetkili depo ve Erzurum, Trabzon ve Van’da açtığı yeni lojistik merkezleri ile şirket, hem ihracat süreçlerini hızlandırdı hem de bölgesel dağıtım kabiliyetini güçlendirdi. Bu yatırımlar, Mars Logistics’in müşterilerine sunduğu uçtan uca lojistik çözümleri daha entegre ve verimli hale getirirken, aynı zamanda operasyonel hız ve esneklik avantajı sağladı. “Sürdürülebilirlik, sektörün geleceğini belirleyen temel bir gereklilik” Intermodal çözümlerini sürekli geliştiren ve genişleten Mars Logistics, haftalık yüksek frekanslı tren seferleriyle hem operasyonel verimlilik hem de düşük karbon ayak izi avantajı sağladı. “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sektörün geleceğini belirleyen temel bir gereklilik” diyen Sahillioğlu, “Demiryolu ve intermodal yatırımlarımızla hem olumsuz çevresel etkilerimizi azaltıyor hem de müşterilerimize daha verimli ve güvenilir çözümler sunuyoruz” diyerek, yeşil lojistik çalışmalarından bahsetti. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını 2025 yılında daha da ileri taşıyan, enerji verimliliği, sıfır atık uygulamaları, yağmur suyu geri kazanımı ve dijitalleşme projeleriyle karbon ayak izini azaltan Mars Logistics, “Dünyaya Değer” yaklaşımıyla sektörde örnek uygulamalara imza attı. I-REC sertifikasyon kapsamını genişleterek yenilenebilir enerji kullanımını artıran ve karbon ayak izini azaltma yönündeki kararlılığını sürdüren Mars Logistics, her sene yayınlanan Türkiye’nin yeşil izlenebilirlik raporu Sürdürülebilir 500 Şirket (S-500) listesinde bu sene de yerini korudu. Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık Manifestosu Yayınlandı “Başarının temelinde güçlü bir kurum kültürü ve mutlu çalışanlar yer alıyor. Farklılıkların değer yarattığı bir çalışma ortamı oluşturarak sürdürülebilir başarının önünü açıyoruz” diyen Sahillioğlu, 2025 yılında yayımladığı Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Manifestosu ile insan odaklı kurumsal yaklaşımını daha da güçlendirdiklerini belirterek, kapsayıcı bir iş ortamı oluşturmayı stratejik öncelik olarak gördüklerini belirtti. İkinci Kez Hizmet İhracatı Şampiyonu Mars Logistics, hizmet ihracatındaki başarısını 2025 yılında da sürdürerek, Hizmet İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği “Hizmet İhracatının Şampiyonları Ödülleri”nde Yük Taşımacılığı ve Lojistik Hizmetleri kategorisinde bu sene ikinci kez şampiyon oldu. Firmaların ülkeye kazandırdıkları döviz tutarına göre belirlenen sıralamadaki başarı, Mars Logistics’in global pazarlardaki güçlü konumunu pekiştirdi. Yatırımlar Devam Edecek 2026 yılına 70 milyon Euro’yu aşan yatırım programı ile girdiklerini söyleyen Sahillioğlu, yeni tren hatları, artan filo kapasitesi ve genişleyen depo ağı ile entegre lojistik çözümlerini daha da ileri taşımayı planladıklarını belirtti ve sözlerini şu şekilde tamamladı: “Mars Logistics olarak hedefimiz; teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve insan odaklı yaklaşımı merkeze alarak lojistik sektörünün geleceğini şekillendiren global bir oyuncu olmaktır. Bugüne kadar elde ettiğimiz başarıyı daha ileriye taşımaya kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saytek’ten Tekirdağ Hayrabolu’ya Yeni Geri Dönüşüm Yatırımı Haber

Saytek’ten Tekirdağ Hayrabolu’ya Yeni Geri Dönüşüm Yatırımı

Kaptan Holding bünyesindeki üretim tesisinin satın alma sürecini tamamlayarak yatırımını büyüten Saytek, üretim kapasitesini artırma ve Avrupa odaklı büyüme stratejisini güçlendirme hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor. İlk etapta yıllık 20.000 ton üretim kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlanan fabrikanın, yaklaşık 100 kişiye ek istihdam sağlaması öngörülüyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, “Bu yatırım, Saytek’in üretim gücünü ve Avrupa odaklı büyüme stratejisini güçlendiren kritik bir adımdır” dedi. Saytek Medikal ve Plastik A.Ş., stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikasını bünyesine kattı. Şirket, Cebi Ailesi yönetimindeki Kaptan Holding’e ait Tekirdağ Hayrabolu’daki rPET (geri dönüştürülmüş PET) üretim tesisinin satın alma sürecini tamamlayarak operasyonel kapasitesini genişletti. 35 bin metrekare açık alan içinde 13.000 m² kapalı alana kurulu yeni fabrika ile üretim kapasitesini artırmayı ve özellikle gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğini büyütmeyi hedefleyen şirket, bu yatırımla birlikte faaliyet alanını daha da güçlendirdi. Söz konusu yatırımın, Saytek’in hem Türkiye’de hem de ihracat pazarlarında rekabet gücünü artırması bekleniyor. “Ölçek büyüttüğümüz yeni bir dönemin başlangıcı” Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikanın büyüme stratejisinde kritik bir adım olduğunu belirterek, “Tekirdağ Hayrabolu’da hayata geçirdiğimiz yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım. Bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Biz de bu yatırımla Türkiye’de döngüsel ekonominin gelişimine daha güçlü katkı sunmayı hedefliyoruz” dedi. “2025 yılında 8,98 milyar TL ciro elde ettik” Bu yatırımı aynı zamanda şirketin büyüme ivmesini kalıcı hale getirecek bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade eden Yıldırım, “2025 yılında hasılatımızı bir önceki yıla göre %242,5 artırarak 8,98 milyar TL seviyesine yükselttik. Bu büyüme, Saytek’in çok sektörlü yapısının ve genişleyen operasyonlarının bir sonucu. Bugün Avusturya, Romanya, Fransa, Portekiz ve İtalya’nın da aralarında bulunduğu 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Tekirdağ’daki yeni fabrikamız da hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında bu büyümeyi destekleyecek güçlü bir üretim altyapısı oluşturacak” diye konuştu. “Avrupa pazarı için güvenilir bir tedarikçi olmayı hedefliyoruz” Avrupa pazarındaki beklentilerin hızla değiştiğine dikkat çeken Yıldırım, “Avrupa Birliği başta olmak üzere küresel pazarlarda geri dönüştürülmüş hammaddelere yönelik regülasyonlar giderek sıkılaşıyor. Karbon ayak izi, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterleri artık yalnızca çevresel değil, doğrudan ticari bir rekabet unsuru haline geldi. Saytek olarak hedefimiz, ihracat yaptığımız ülkelerde pazar payımızı büyütürken aynı zamanda Avrupa’da uzun vadeli ve kalıcı bir tedarikçi olarak konumlanmak. Tekirdağ yatırımımız, bu stratejiyi destekleyen en önemli üretim adımlarımızdan biri” ifadelerini kullandı. “Konya Kulu yatırımımızla kapasite ve ürün portföyü büyüyor” Saytek’in büyüme planlarının yalnızca Tekirdağ yatırımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yıldırım şöyle konuştu: “Geri dönüşümdeki büyüme stratejimizi yeni yatırımlarla desteklemeye devam ediyoruz. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.” “Sürdürülebilir büyümenin temelinde entegre yapı var” Şirketin faaliyet alanlarının birbirini tamamlayan bir yapı oluşturduğunu belirten Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: “Saytek bugün geri dönüşüm, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre bir iş modeliyle faaliyet gösteriyor. Sağlık tarafında implant ve medikal ürünler, Ankara’daki tesisimizde maske üretimi ve farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmalarla üretim kabiliyetimizi çeşitlendiriyoruz. Enerji tarafında ise LPG ithalatı ve lisanslı satış faaliyetlerimizle enerji tedarik zincirinde daha etkin bir rol üstleniyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik odağımızı da güçlendiriyoruz. Karbon azaltım projelerimizi uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirerek yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi oluşturuyoruz. Attığımız her adımda hem çevresel etkimizi azaltmayı hem de Türkiye’nin üretim ve ihracat gücüne uzun vadeli katkı sağlamayı öncelikli görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan: 5G ile Dijital Dönüşüm Hızlanacak Haber

Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan: 5G ile Dijital Dönüşüm Hızlanacak

Link, bulut tabanlı kurumsal çözümler, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm platformları ve güvenlik teknolojileri alanındaki ürün portföyüyle öne çıkarken, 5G’nin özellikle KOBİ’ler ve orta ölçekli işletmeler için kritik bir rekabet avantajı yaratacağına dikkat çekti. “5G, hız değil iş yapış biçimini değiştiriyor” Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan, 5G’nin iş dünyası açısından bir kırılma noktası olduğunu belirterek şunları söyledi: “5G’yi yalnızca iletişim hızını artıran bir teknoloji olarak değil, iş dünyasında yeni bir iş yapış biçimini mümkün kılan kritik bir dönüşüm altyapısı olarak görüyoruz. Düşük gecikme süresi ve yüksek veri kapasitesi sayesinde işletmeler artık üretimden tedarik zincirine, saha operasyonlarından finans yönetimine kadar tüm süreçlerini gerçek zamanlı yönetebilecek. Bu da verimlilik ve rekabet gücünde doğrudan bir sıçrama anlamına geliyor.” Bulut ERP ve mobil operasyonlarda hızlanma “Bu dönüşümün en güçlü etkilerinden birini bulut tabanlı kurumsal sistemlerde göreceğiz. 5G ile birlikte işletmelerin bulut ERP altyapılarına geçişi hızlanacak, mobil iş süreçleri çok daha etkin hale gelecek. Özellikle saha ekipleri, üretim ve tedarik zinciri operasyonları, mobil ERP çözümleri üzerinden kesintisiz ve anlık olarak yönetilebilecek.” Yapay zekâ ile anlık karar alma dönemi Pekmezyan, yapay zekâ destekli sistemlerin 5G ile birlikte çok daha güçlü hale geleceğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Gerçek zamanlı veri akışının artmasıyla birlikte işletmeler artık geçmiş veriye değil, anlık veriye göre hareket edecek. Bu sayede üretim planlamasından saha operasyonlarına kadar birçok süreçte daha hızlı ve isabetli kararlar alınabilecek. Yapay zekâ destekli platformlar verimlilik artışı, maliyet kontrolü ve süreç optimizasyonunda şirketlere ciddi bir rekabet avantajı sağlayacak.” Kritik altyapılar ve güvenlikte yeni standart “5G’nin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme şehir güvenliği, kritik tesislerin korunması ve entegre güvenlik altyapıları açısından yeni bir standart oluşturuyor. Bu alanda yürüttüğümüz projeler ve stratejik iş birlikleriyle, özellikle kamu ve savunma tarafında güçlü bir yetkinlik geliştirmiş durumdayız.” Sürdürülebilirlikte veri temelli yönetim Pekmezyan, 5G’nin sürdürülebilirlik ve ESG süreçlerinde de dönüşüm yaratacağını da ifade ederek, “Karbon ayak izi hesaplaması, ESG performans ölçümü ve regülasyon uyumu gibi alanlarda veri toplama ve analiz süreçleri ciddi şekilde hızlanacak. Devreye almayı planladığımız yapay zekâ destekli ESG Score Card Platformu ile kurumların sürdürülebilirlik performanslarını ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi. “KOBİ’ler için dijitalleşme artık seçenek değil” Link’in dönüşüm sürecine hazır olduğunu vurgulayan Pekmezyan, sözlerini şöyle tamamladı: “Son yıllarda klasik bir yazılım şirketinden bulut, yapay zekâ, güvenlik ve sürdürülebilirlik platformları geliştiren çok katmanlı bir teknoloji yapısına dönüştük. 5G’nin yaygınlaşmasıyla birlikte çözümlerimizin işletmeler için çok daha stratejik bir değer üreteceğine inanıyoruz. Özellikle KOBİ’ler açısından dijitalleşme artık bir tercih değil, büyümenin ve rekabetin temel koşulu.” İhracat odağı güçleniyor Link, 5G’nin küresel pazarlarda teknoloji rekabetini artıracağını ve şirketin ihracat odaklı büyüme stratejisine katkı sağlayacağını belirtiyor. 2026 itibarıyla yazılım ve teknoloji ürünlerini uluslararası pazarlara taşımayı hedefleyen şirket, bulut ERP, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik çözümleriyle özellikle Avrupa Birliği ve yakın coğrafyada önemli bir potansiyel görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Otomotiv Sektörü, 2025 Yılını 41,5 Milyar Dolarlık İhracatla Kapattı  Haber

Türkiye Otomotiv Sektörü, 2025 Yılını 41,5 Milyar Dolarlık İhracatla Kapattı 

Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, firmaların bu dönüşüme uyumunu desteklediklerini vurgularken, Automechanika Istanbul’un 25 yıllık deneyimiyle Türkiye’yi satış sonrası alanında bölgesel merkez haline getirdiğini ve küresel rekabet gücünü artıran en önemli platform olduğunu belirtti. Türkiye otomotiv sektörü, küresel ekonomideki dalgalanmalara rağmen ihracattaki güçlü performansını sürdürüyor. 2025 yılını bir önceki yıla göre yüzde 11,6 büyüyerek 41,5 milyar dolar ihracat hacmiyle tamamlayan sektör, 550 bini aşkın kişiye sağladığı istihdamla küresel değer zincirinin kritik halkalarından biri olmaya devam ediyor. 2026 yılında, rakamsal büyümenin dışında nitelikli büyümeyi hedeflediklerini ifade eden Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Avrupa’daki büyüme yavaşlamasına ve jeopolitik risklere rağmen yılı büyümeyle kapatmanın, sektörün dayanıklılığını gösterdiğini söyledi. 2025 yılının ikinci yarısında tedarik zincirindeki normalleşme, model yenilemeleri ve alternatif pazarlardaki artışın bu performansı desteklediğini söyleyen Çelik, aralık ayında elde edilen 3 milyar 761 milyon dolarlık ihracatla, yılı güçlü bir şekilde kapattıklarını belirtti. Önümüzdeki dönemde rekabetin daha da sertleşeceğine dikkat çeken Çelik, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri ve dijital dönüşüm süreci sektörümüz risk oluştururken, fırsatlar da sunuyor. OİB olarak, firmaların bu dönüşüme uyum sağlaması için UR-GE projeleri, sürdürülebilirlik eğitimleri ve uluslararası iş birlikleri yürütüyoruz” dedi. “2025 yılında ihracatının yüzde 72,5’i AB ülkelerine gerçekleşti” Ürün gruplarına bakıldığında en büyük payı 16 milyar dolarla tedarik endüstrisinin aldığını belirten Çelik, “Bunu 13 milyar dolarla binek otomobiller, 7 milyar dolarla eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, 3,3 milyar dolarla otobüs minibüs midibüsler ve 1,9 milyar dolarla çekiciler takip etti. Tedarik sanayimizin güçlü yapısı, Türkiye’yi küresel otomotiv üretim zincirinin kritik bir halkası haline getiriyor. 2025 yılında ihracatımızın yüzde 72.5’ini Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirdik. AB ülkelerine yaptığımız ihracat 30.1 milyar dolara ulaştı. Almanya, yüzde 36’lık artışla 6.6 milyar dolarlık ihracat hacmiyle sektörün en büyük pazarı olmaya devam etti. Fransa’ya 5.1 milyar dolar, Birleşik Krallık’a 4.2 milyar dolar, İspanya’ya 3.4 milyar dolar ve İtalya’ya 3.3 milyar dolar seviyelerinde ihracat gerçekleştirdik. AB ana pazarımız olmaya devam edecek. Ancak tek pazara bağımlı bir yapının riskleri de beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu nedenle, 2026 yılı stratejimizde pazar çeşitlendirmesine büyük bir pay ayırdık ve rakamsal olarak büyümenin dışında nitelikli büyümeyi de hedefliyoruz. ABD pazarı hem ana sanayi hem satış sonrası ürünlerde ciddi bir potansiyel barındırıyor. MENA bölgesi, Orta Asya ve Latin Amerika’da da hem ticaret heyetleri hem sektörel fuar katılımlarıyla daha görünür olmayı planlıyoruz. Özellikle ABD, Meksika ve Kanada’yı kapsayan Kuzey Amerika hattı ile Körfez ülkeleri, önümüzdeki dönemin büyüme alanları olacak. Çin pazarında ise daha çok elektrikli araç komponentleri ve tedarik sanayi ürünleri üzerinden iş birliklerini artırmayı hedefliyoruz. Elektrikli araç komponentleri, batarya sistemleri, hafif malzeme teknolojileri ve yazılım destekli otomotiv çözümlerinde ihracat payımızı artırmak istiyoruz. Aynı zamanda karbon ayak izini azaltan üretim süreçlerine geçişi hızlandırarak Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesindeki yükümlülüklere tam uyum sağlamayı öncelikli görüyoruz. 2026’yı, yüksek katma değerli dönüşüm yılı olarak konumlandırıyoruz” dedi. “Automechanika Istanbul, Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelmesinde önemli bir rol oynuyor” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, otomotiv satış sonrası sektörünün en önemli küresel buluşma noktalarından biri olan Automechanika Istanbul’un sektör açısından stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Uluslararası platformların sektörün küresel rekabet gücünü artırdığını belirten Çelik, “Bu yıl 25’inci yılını kutlayan Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık tecrübesiyle distribütörlük anlaşmalarının yapılmasına, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve firmalarımızın uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurabilmesine imkân sağlayan güçlü bir ticaret platformu haline geldi. 2025 yılında düzenlenen fuara 40 ülkeden yaklaşık 1.500 firma katıldı. Bunların 676’sını Türk firmalar oluşturdu. Bu da sektörümüzün fuara verdiği önemi gözler önüne seriyor. Bugün Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden binlerce profesyonel İstanbul’da buluşuyor. Bu da Türkiye’nin üretim kapasitesini ve lojistik avantajını doğrudan görünür kılıyor. Automechanika Istanbul sayesinde Türkiye hem üretim gerçekleştiren hem de ticaretin ve dağıtım ağının merkezinde yer alan bir ülke konumunda yer alıyor. Bu nedenle 19–22 Mayıs tarihleri arasında Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ‘Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik’ mottosuyla düzenlenecek Automechanika Istanbul 2026’nın sektörümüzün gelişimine ve uluslararası tanınırlığına önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum” dedi. “Sektörün gündeminde elektrikli mobilite ve dijitalleşme var” Fuara katılacak sektör temsilcilerinin bu yılki odak noktaları arasında elektrikli ve hibrit araçlara yönelik yedek parça ve servis çözümleri, batarya bakım teknolojileri, alternatif yakıt sistemleri ve dijital servis platformlarının yer aldığını ifade eden Çelik, “Satış sonrası sektörü artık sadece mekanik parça üretiminden ibaret değil. Yazılım, veri analitiği ve uzaktan teşhis çözümleri de önemli bir rekabet alanı haline geldi. Bunun yanında karbon ayak izi düşük üretim, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve sınırda karbon düzenleme mekanizmasına uyum süreçleri de firmalarımızın gündeminde. Böylece ürün satmanın yanında, teknoloji üreten ve çözüm sunan bir otomotiv ekosistemi inşa etmeyi amaçlıyoruz. Otomotiv satış sonrası ekosistemini bir araya getirecek olan Automechanika Istanbul 2026’nın, sektörümüzün rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.