Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Ayak Izi

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Ayak Izi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Ayak Izi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şişecam, ZEvRA Projesinde Döngüsel Araç Prototipi İçin Tavan Camı Geliştirecek Haber

Şişecam, ZEvRA Projesinde Döngüsel Araç Prototipi İçin Tavan Camı Geliştirecek

Avrupa Birliği’nin 2035 yılına kadar sıfır karbon emisyonu hedefiyle uyumlu olarak hayata geçirilen “Uyumlaştırılmış Döngüsellikle Sağlanan Sıfır Emisyonlu Elektrikli Araçlar” (ZEvRA) projesinin partnerleri arasında yer alan Şişecam, elektrikli araçlar için özel cam çözümleri geliştirmeye devam ediyor. Fraunhofer Enstitüsü koordinatörlüğünde yürütülen proje; içinde dünyaca ünlü otomotiv markalarının da bulunduğu 28 partnerin katkısıyla gerçekleştiriliyor. ZEvRa projesi 2024’ün başında başlamış olup 2026 yılının sonuna kadar devam edecek. Proje kapsamında ortaklar, döngüsel araç prototipi üzerinde çalışacak. Şişecam da bu prototip için tavan camı üretecek. Özel olarak üretilecek bu güneş enerjisi camı araç bataryasına destek verecek. Bu yenilikçi ürün ile doğal kaynak ve kimyasal madde kullanımını minimize etmeyi amaçlayan Şişecam hem araç performansını artırmayı hem de ürün yaşam döngüsü boyunca karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Bu güneş camı teknolojisiyle Şişecam, otomotiv camlarının pasif bir bileşen olmaktan çıkarak araç verimliliğine ve çevrenin korunmasına aktif katkı sağlayan bir unsura dönüşebileceği iddiasını ortaya koyuyor. 2026 yılının ikinci yarısında tamamlanması öngörülen prototip aracın geliştirilmesi sürecinde Şişecam, katma değeri yüksek, karbon ayak izi düşük otomotiv camlarıyla elektrikli araçların döngüsellik ve sürdürülebilirlik hedeflerine doğrudan katkıda bulunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

INTERSPORT’tan Stratejik Hamle: İsveç’te Yeni Nesil Merkez Depo Faaliyete Geçiyor Haber

INTERSPORT’tan Stratejik Hamle: İsveç’te Yeni Nesil Merkez Depo Faaliyete Geçiyor

Spor perakendeciliğinin önde gelen markalarından INTERSPORT, lojistik operasyonlarında önemli bir dönüşüme imza atıyor. Şirket, Logistea ortaklığıyla İsveç’in Forserum (Nässjö) bölgesinde inşa edilen yeni ve ileri teknoloji merkez deposunun taşınma sürecini başlattı. Toplamda 31.100 metrekareden fazla alana sahip tesis, daha akıllı lojistik akışlar, yüksek verimlilik ve sürdürülebilir işletme modeliyle öne çıkıyor. INTERSPORT CEO’su Pontus Petersson, yeni merkezin şirket için stratejik önem taşıdığını belirterek, “Yeni merkez depomuzun hayata geçmesini görmek bizim için son derece heyecan verici. Bu yatırım, lojistik gücümüzü artırırken sürdürülebilirlik çalışmalarımızı da ileriye taşıyor ve müşterilerimizin beklentilerine daha hızlı yanıt vermemizi sağlıyor,” dedi. Yüksek Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Bir Arada INTERSPORT’un yeni merkez deposu, en yüksek çevresel sertifikasyon standartlarına göre inşa edildi. Tesiste güneş panelleri, modern sosyal alanlar, çalışanlar için spor ve antrenman alanları, bir spor salonu ve ilerleyen dönemde açılması planlanan bir Outlet mağazası da yer alacak. Ayrıca INTERSPORT, lojistik süreçlerini optimize etmek ve geleceğin hızlı tedarik zinciri ihtiyaçlarına cevap verebilmek için ileri düzey otomasyon sistemlerine yatırım yaptı. Bu sistemlerin, operasyonel verimliliği artırırken kaynak kullanımını da azaltması hedefleniyor. Logistea Gayrimenkul Direktörü Jonas Kennerhed ise projeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Zaman ve bütçe hedeflerini korurken aynı zamanda BREEAM ‘Outstanding’ seviyesinde bir tesis inşa etmek, hem teknik yeterliliğimizin hem de sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızın bir göstergesi,” ifadelerini kullandı. Karbon Ayak İzi Azalacak INTERSPORT, yeni merkez depo yatırımını aynı zamanda iklim etkisini azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Şirket yetkililerine göre modern otomasyon, daha verimli sevkiyat planlaması ve sürdürülebilir enerji kullanımı sayesinde, yalnızca şirket içi operasyonlarda değil, tüm tedarik zinciri boyunca emisyonların düşürülmesi hedefleniyor. INTERSPORT Tedarik Zinciri Direktörü Johan Cedergren, “Bu tesis, çalışanlarımız için daha iyi koşullar sunarken, değer zincirimiz genelinde daha düşük karbon salımı sağlıyor. Logistea ile yüksek sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz iş birliğinden memnuniyet duyuyoruz,” değerlendirmesinde bulundu. Yeni merkez depo ile birlikte INTERSPORT’un, hem müşteri deneyimini iyileştirmesi hem de uzun vadeli büyüme stratejisini daha güçlü bir lojistik altyapı ile desteklemesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fikirden Pazara Yeni Nesil Girişimcilik Modeli Haber

Fikirden Pazara Yeni Nesil Girişimcilik Modeli

Yeditepe Üniversitesi Ar-GE ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, üniversitelerde üretilen bilginin yalnızca akademik sınırlarda kalmamasını, gerçek hayatta karşılık bulan, insana ve topluma dokunan bir değere dönüşmesini önemsediklerini belirterek “Bu anlayışla, bir fikrin ortaya çıkışından ürüne dönüşmesine, şirketleşmesine, yatırım almasına ve uluslararası pazarlara açılmasına kadar uzanan, baştan sona düşünülmüş bir yapı oluşturduk; akademik bilgi ile girişimcilik kültürünü bir araya getirerek bilginin kalıcı ve somut bir faydaya dönüşmesini hedefliyoruz” dedi. Prof. Dr. Oğuz Bayat, Yeditepe Üniversitesi’nde kurulan, yeni nesil teknoloji ve girişimcilik modelini anlattı: İki Alanda Birlikte Çalışan Bütüncül Yapı Kurulan sistem, kampüs içindeki çalışma alanları ile Teknopark İstanbul bünyesinde yer alan Teknoloji Üssü olmak üzere iki ayrı fiziksel alanda birlikte çalışan, birbirini tamamlayan ve sürekli etkileşim içinde olan bir yapıdan oluşmaktadır. Kampüs içindeki alanlar fikir üretimi ve ön kuluçka sürecine odaklanırken, Teknopark İstanbul’daki merkezler ticarileşme, Ar-Ge ve ölçeklenme aşamalarını kapsamaktadır. Bu iki alan arasında doğal ve sürdürülebilir bir geçiş mekanizması oluşturulmuştur. Kampüste Fikirden Başlayan Süreç: IdeaLab Kampüs içindeki ilk aşamayı temsil eden IdeaLab, ön kuluçka sürecinin yürütüldüğü bir fikir laboratuvarı olarak konumlanmaktadır. Kampüsün girişinde yer alan bu alanda öğrenciler, akademisyenler ve dışarıdan gelen girişimciler birlikte çalışmakta; henüz şirketleşmemiş ancak potansiyel taşıyan fikirler burada olgunlaştırılmaktadır. IdeaLab’de amaç, fikri netleştirmek, ekipleri oluşturmak, ilk prototip ve iş modeli üzerinde çalışmak olup, şirketleşme süreci bir sonraki aşamada başlamaktadır. Teknoloji Üssü’nde Araştırma, Ticarileşme ve Ölçeklenme Fikirler olgunlaştıktan sonra projeler, Teknopark İstanbul’daki Teknoloji Üssü’ne taşınmakta ve gelişimlerini burada sürdürmektedir. Aynı katta yer alan üç farklı merkez ise, bu sürecin hem araştırma hem de ticarileşme boyutunu bir arada destekleyen bütünlüklü bir yapı oluşturmaktadır. AI for Industry Araştırma Merkezi AI for Industry Araştırma Merkezi, Fraunhofer Almanya ile ortak olarak faaliyet göstermekte ve endüstri için yapay zeka odaklı çalışmalar yürütmektedir. Akademi ve sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler aracılığıyla uluslararası iş birlikleri kurulmakta ve kurumsal Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Merkezimizin açılışı Mart ayında, uluslararası paydaşlarımızın ve üst düzey davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilecektir. Venture Studio: Şirket Çıkarma Modeli Teknoloji Üssü bünyesinde yer alan Venture Studio, klasik kuluçka modellerinden farklı olarak, dünyada yaygınlaşan şirket çıkarma merkezi yaklaşımıyla yapılandırılmıştır. Venture Studio çatısı altında öğrenciler, akademisyenler, sanayi temsilcileri ve yatırımcılar aynı yapı içinde bir araya gelmekte; fikirler şirketleşmekte, ürünler ticarileşmekte ve uluslararası pazarlara açılacak şekilde hazırlanmaktadır. Bu yapı yalnızca üniversite içinden değil, dış paydaşlara da açık olup, ortalama on iki ay süren süreç sonunda şirketler mezun edilmekte ve gelişimleri yakından takip edilmektedir. Sürdürülebilirlik Odaklı Çalışmalar: Dekarbonizasyon Merkezi Teknoloji Üssü’ndeki üçüncü yapı olan Dekarbonizasyon Merkezi, proje bazlı çalışmalar yürütmekte ve İSKA destekli bir TÜBİTAK projesi kapsamında faaliyet göstermektedir. Merkez, karbon ayak izi, enerji ve sanayi dönüşümü alanlarında sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi hedeflemektedir. 350 Aktif Proje ve Somut Çıktılar Kurulan bu yapı kapsamında bugün yaklaşık 350 aktif proje eş zamanlı olarak yürütülmektedir. Bu projeler; öğrenciler ve akademisyenler tarafından geliştirilen çalışmaların yanı sıra, dış paydaşlarla kurulan iş birliklerini de içermekte ve TÜBİTAK, Avrupa Birliği, özel sektör ile uluslararası fon kaynakları tarafından desteklenmektedir. Çoğu zaman küçük ölçekli fonlarla başlayan bu yolculuk, zamanla daha büyük yatırımlara ve ticarileşme aşamasına ulaşmaktadır. Süreç yalnızca potansiyel üretmekle sınırlı kalmamakta; Teknofest ve uluslararası yarışmalarda elde edilen başarılar, Take Off gibi ulusal ve uluslararası teknoloji fuarlarında tanıtılan ve yatırım alan girişimler gibi somut çıktılarla da kendini göstermektedir. TÜBİTAK BİGG Programı ile Ulusal Ölçekte Etki Ekosistemin önemli bileşenlerinden biri de TÜBİTAK BİGG Programı’dır. Yeditepe Üniversitesi, Medipol Üniversitesi ve Kültür Üniversitesi’nin yer aldığı konsorsiyum yapısı kapsamında yürütülen program aracılığıyla, Türkiye genelinden gelen girişimcilik projeleri değerlendirilmektedir. Uygun bulunan projelere 1 ila 1,5 milyon TL arasında fon sağlanmakta; fon alan girişimler kampüs içinde, Teknopark İstanbul’da veya Venture Studio bünyesinde çalışmalarını sürdürebilmektedir. Uzun Vadeli Hedef: Sürdürülebilir ve Uluslararası Etki Yeditepe Üniversitesi olarak vizyonumuz; üniversitede üretilen bilginin girişimcilik, teknoloji ve sanayiyle buluşarak sınırları aşan, kalıcı ve dönüştürücü bir etki yaratmasıdır. Gençlerin, akademisyenlerin ve girişimcilerin potansiyelini ortak bir gelecek hedefinde buluşturan bu yaklaşım; Türkiye’nin teknoloji yolculuğuna yön veren, ulusal ölçekte güç kazanan ve uluslararası alanda karşılık bulan sürdürülebilir bir model olarak kararlılıkla ilerlemektedir.

İzocam 2025’i Yüzde 55’lik Ciro Artışıyla Kapattı Haber

İzocam 2025’i Yüzde 55’lik Ciro Artışıyla Kapattı

Türkiye yalıtım sektörünün lider markası İzocam, 60. kuruluş yıldönümünü kutladığı 2025 yılını satış hacmi ve üretimde elde ettiği başarıların sonucu olarak, bir önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla geride bıraktı. Son aylarda elde ettikleri güçlü performansın, yıl boyunca sürdürdükleri stratejik çalışmaların sonuçlarını net biçimde ortaya koyduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Firmamız açısından satış hacmi ve üretim açısından oldukça verimli ve başarılı bir dönem olarak tamamladığımız 2025 yılını, önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla kapattık. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarımızda tonaj bazında rekor seviyelere ulaşmış bulunmaktayız. Tekiz sandviç panel ürün grubumuz, yılın ilk yarısında sanayi sektöründeki dalgalanmaların etkisiyle yıla zayıf başlamış olsa da ikinci yarıda önemli proje kazanımlarıyla kapasitesini doldurmuş ve yılsonu hedeflerimize ulaşmıştır. Özellikle taşyünü panel grubunda pazar liderliğimizi sürdürmekte, birçok büyük projede tercih edilmekteyiz. Mekanik izolasyon tarafında ise kauçuk izolasyon malzemeleri, camyünü ve taşyünü boru ürünlerinde pazar payımızı artırırken; XPS ve EPS ürün gruplarımızda da projelerdeki varlığımızı geçtiğimiz yıla göre yüzde 20’nin üzerinde artırmış bulunmaktayız. 2025 yılı aynı zamanda şantiye ve projelere daha fazla odaklandığımız bir yıl olmuştur. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmalarıyla birlikte, sanayi ve bina inşaat projelerini yakından takip etmekteyiz” diye konuştu. İzocam olarak 2025 yılında iç pazardaki güçlü performanslarına paralel olarak, ihracat pazarlarında da önemli bir ivme yakaladıkların? ? açıklayan Murat Savcı, “2024 yılına göre dolar bazında yaklaşık yüzde 30’luk bir ihracat artışı sağlamış bulunmaktayız. Bu artışta özellikle camyünü ve sandviç panel ürün gruplarımız öne çıkmaktadır. Ortadoğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gelişmeler bazı bölgelerde satışlarımızı etkilese de Avrupa’da yeni pazarlara girişlerimiz ihracattaki başarımızı olumlu şekilde desteklemiştir” dedi. 2026’da Kapasite Artışı, Dijitalleşme ve İhracatta Güçlü Hedefler 2026 yılına yönelik hedeflerinin; kapasite büyümesi, ihracat artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında yakaladıkları güçlü ivmeyi devam ettirmek olduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Hem ülkemizin enerji verimliliği hedeflerine hem de yeşil dönüşüm politikalarına katkı sunmayı, çevreye duyarlı üretim yaklaşımımızı güçlendirmeyi ve sektörümüzdeki liderliğimizi daha da ileri ta şımaya kararlıyız. Enerji verimliliği yüksek binaların Türkiye’nin geleceğinde kritik rol oynayacağına olan inancımızla; ülkemizin sürdürülebilir yarınları için değer üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Kayseri’de kurulu bulunan yeni üretim tesislerinin tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte üretim maliyetlerinin azalmasını, kârlılığın artmasını ve ihracatın güçlenmesini beklediklerini vurgulayan Murat Savcı, “Kayseri tesisimizden İzocam ürün portföyünün tamamını sevk ederek lojistik verimliliğimizi artırmayı hedeflemekteyiz. Tarsus camyünü tesisimizde ise ürün portföyümüzü iyileştirme ve yeni ürün geliştirme çalışmalarımız sürdürülmektedir. XPS ürün grubunda yapılacak geliştirmelerle de perakende pazarında ve proje bazlı kullanımlarda rekabet gücümüzü daha da yükseltmeyi amaçlamaktayız. Aynı zamanda 2026 yılında ‘Kazandıran İzocam’ sadakat programımızı daha da yayg? ?nlaştırmayı, tali bayilerimize yönelik yeni yazılım altyapımızı devreye almayı ve dağıtım kanalı etkinliğimizi artırmayı planlamaktayız” şeklinde konuştu. İkiz Dönüşüm Stratejisi: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Bir Arada Sürdürülebilir gelecek için inovasyon ve çevre odaklı yatırımlarının da kararlılıkla devam ettiğini ifade eden Murat Savcı, “Yapay zekâ uygulamalarımız iş süreçlerimizi hızlandırarak verimliliğimizi artırmakta; sıfır atık projelerimiz sürdürülebilir kalkınmanın güçlü halkalarından biri hâline gelmektedir. Dijitalleşme ve çevresel sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak kapsayan ’ikiz dönüşüm’ vizyonumuz ile hem sektörümüzün rekabetçiliğini artıran hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlayan bütünsel bir yaklaşım sergilemekteyiz” dedi. Dijitalleşmenin, tüm sektörlerde olduğu gibi yalıtım sektöründe de h ızlı bir dönüşüme etki ettiğini belirten Murat Savcı, “İzocam olarak, bu kapsamda 2020 yılında en modern ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemine geçerek altyapımızı yeniledik, iş süreçlerimizi daha verimli ve entegre bir yapıya taşıdık. 2021’de devreye aldığımız veri analitiği çözümleriyle karar süreçlerimizi güçlendirdik ve aynı dönemde başlattığımız RPA (robotik süreç otomasyonu) projeleriyle birçok süreci otomatize ederek verimliliğimizi artırdık. 2022’de hayata geçirilen yapay zekâ tabanlı satış ve maliyet tahminleri ile fiyat önerileri sunan projemiz ise sektörde öncü bir adım olmuştur. 2023’te müşteri ilişkileri yönetimimizi daha güçlü bir zemine taşırken, 2024’te başlattığımız projelerle üretim ve enerji verilerinin anlık takibini sağlamaya başladık. Dijitalleşme yatırımlarımızın önemli bir parçası olarak, 2024 yılından bu yana tüm İzocam tesislerinde kullanılan ‘Endüstri yel e-Tools App’ ile manuel kontrol süreçlerini tamamen dijital ortama taşıdık. Arıza analizi, iş güvenliği gözlemleri, geliştirme projeleri ve risk analizleri gibi kritik bilgiler artık anlık olarak mobil cihazlardan sisteme aktarılabilmektedir. Bu sayede hem kâğıt tüketimi azalmış hem de sahadan bilgi akışı hızlanarak ortak veri depolama süreçleri daha etkin hale gelmiştir” diye konuştu. Bu çerçevede 2025 yılında da teknoloji yatırımlarını artırarak, operasyonel mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetini dijital dönüşümle birleştirdiklerini belirten Murat Savcı, “Tarsus camyünü üretim tesisimizde devreye aldığımız Metriks Üretim Yönetim Sistemi ile üretim hattındaki tüm kritik proses parametrelerini (sıcaklık, basınç, enerji tüketimi, devir vb.) otomatik olarak toplayıp analiz etmeye başladık. Operatörlere anlık yönlendirme sağlayan bu dijital platform, kalite ve verimliliği artıran önemli bir adım o lmuş; Tarsus’taki başarılı uygulamanın önümüzdeki dönemde tüm tesislere yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Gebkim tesisimizde hayata geçirilen XPS Tartım Otomasyonu ise hammadde verimliliğinde önemli bir adım olmuştur. Dijital tartım sistemi sayesinde ürünlerimiz paketleme öncesi online ölçülmekte ve reçetesinde yer alan oranlarda hammadde kullanılarak ürünlerin istenilen standartta üretimi sağlanmaktadır” dedi. Enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izi konularında elde ettikleri tüm bu kazanımların, attıkları dijitalleşme adımlarının olumlu sonuçlarını somut bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen Murat Savcı, orta vadede, yapay zeka uygulamalarını tüm iş süreçlerine entegre etmeyi, fabrikalarında dijitalleşmeyi artırmayı ve siber güvenlik altyapılarını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Odaklı Üretim ve Geleceğe Yatırım Yapay zeka proje leriyle iş süreçlerini dönüştürürken, çevreye duyarlı yaklaşımlarıyla da sektöre örnek olduklarını dile getiren İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “İzocam ürünlerimiz en az yüzde 30 oranında geri dönüştürülmüş malzeme içerirken, camyünü ürünlerinde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. Döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ederek her bir ürünümüzde çevre dostu ve sağlıklı çözümler sunmayı, karbon ayak izimizi azaltmayı hedeflemekteyiz. Bu hedef doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri, 2023 yılı sonunda hayata geçirdiğimiz ‘Zero Waste to Landfill’ (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesi olmuştur. Türkiye’de yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen başlattığımız bu proje ile proses hurdalarının enerji üretiminde kullanılmasına, geri dönüştürülebilir atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına ve geri dönüştürülemeyen atıkların alternatif sektörlerde enerji kaynağı olarak değerlendirilmesine odaklanmaktayız. Ayrıca 2022’den bu yana uyguladığımız WCM (World Class Manufacturing) vizyonu ile tesislerimizde çevresel etkiyi en aza indiren, enerji tüketimini azaltan ve CO₂ salımını düşüren projeler hayata geçirmekteyiz. Sürdürülebilirlik vizyonumuz tesis yatırımlarımızla da güçlenmektedir. Tarsus tesisimizde elyaf makinelerinde kompresör verimliliği ve hurda geri kazanım projeleri devam etmektedir. 2024’te başlattığımız ürün tipi ve proses bazlı enerji tüketim hesaplamaları ile de enerji tüketimimizi daha etkin yöneterek; her aşamada izlenebilir ve sürdürülebilir bir enerji yönetimi sağlamaktayız. Ayrıca hatlarımızda yaptığımız modernizasyonlar ile kapasite artışları sağlanmış; dijital operasyon izleme ve yönetim sistemi devreye alınmıştır. Bu dijital operasyon izleme ve yönetim sisteminin önüm üzdeki dönemde diğer tesislere de aktarılması planlanmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HEKTAŞ’tan sürdürülebilirlikte tarihi başarı Haber

HEKTAŞ’tan sürdürülebilirlikte tarihi başarı

Yenilikçi çözümler sunma vizyonu doğrultusunda yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de tarım sektöründe öncü rol üstlenen HEKTAŞ, sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da fark yaratan bir performans sergiliyor. Çevreye duyarlı, yenilikçi ve sorumlu üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren HEKTAŞ, Londra Borsası Grubu (LSEG) tarafından gerçekleştirilen ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) sürdürülebilirlik derecelendirmesinde tarım kimyasalları sektöründe dünyada ikinci sırada yer aldı. Söz konusu başarısıyla Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giriş için gerekli kriterleri yerine getiren HEKTAŞ, sektöründe endekse dâhil olan ilk şirket oldu. Tarım sektöründe sürdürülebilirliğin öncüsü olma vizyonuyla hareket ettiklerini vurgulayan HEKTAŞ Genel Müdürü Enis Emre Terzi, “Güçlü bir sürdürülebilirlik kültürüne sahip olan HEKTAŞ olarak; kaynaklarımızı verimli kullanıyor, düşük karbon ayak izi bırakıyor ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Bu yaklaşımı yalnızca bir hedef olarak değil, aynı zamanda kurumsal kimliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” diye konuştu. Dünya devlerini geride bıraktı Günümüzde yatırımcıların bir şirkete yatırım kararı vermeden önce sürdürülebilirlik düzeyini, uluslararası kabul görmüş ESG sürdürülebilirlik endekslerindeki performans ve skorlar üzerinden değerlendirdiğini dile getiren Terzi, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Londra Borsası Grubu tarafından gerçekleştirilen ESG sürdürülebilirlik derecelendirmesinde, tarım kimyasalları kategorisinde 78 puan ile ikinci sırada yer alarak çok değerli bir başarı elde ettik. Sektörümüzün uluslararası arenadaki en güçlü oyuncularını geride bıraktığımız bu derece; şirketimizin çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini en üst düzeyde yerine getirdiğini, uluslararası yatırımcılar ve paydaşlar nezdinde güvenilir bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor. Doğaya duyduğumuz saygının, sürdürülebilir üretim için gösterdiğimiz yenilikçi çabaların ve tüm ekibimizin ortak vizyonla hareket etmesinin yansıması olan bu başarıyı, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda yeni bir dönüm noktası olarak görüyoruz.” Sektöründe bir ilke imza attı LSEG tarafından gerçekleştirilen ESG sürdürülebilirlik derecelendirmesinde elde ettikleri yüksek puanlarla Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giriş için gerekli tüm kriterleri fazlasıyla karşıladıklarını söyleyen Terzi, “Puanlarımızın açıklanmasının ardından Borsa İstanbul ile iletişime geçerek, İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giriş sürecini başlattık. Borsa İstanbul tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından tarım kimya sektöründe Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giren ilk şirket olduk” dedi. Sürdürülebilirliği işinin merkezine alıyor Sürdürülebilirlik alanında önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Enis Emre Terzi, “2026 yılı sonrası için ürün gruplarımızın karbon salınım miktarlarını hesaplayarak ürünlerimizin karbon ayak izini hesaplamayı, çiftçilerimizin atık yönetimi konusunda farkındalıklarını artırmayı, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi konusunda iyileştirmeler yapmayı planlıyoruz. HEKTAŞ olarak, sürdürülebilirliği işimizin merkezine alarak ülkemiz ve sektörümüz için değer yaratmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dicle Elektrik’ten Yenilikçi Sürdürülebilir Projeler Haber

Dicle Elektrik’ten Yenilikçi Sürdürülebilir Projeler

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, Enerji Verimliliği Haftası’nı uzun vadeli bir dönüşümün önemli bir parçası olarak görüyor. Şirketin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projeleri sayesinde bugüne kadar çevrenin korunmasına önemli katkılar sağlandı. Abonelik süreçleri, dijital fatura uygulamaları ve diğer sürdürülebilirlik çalışmalarıyla birlikte 33 milyon adet kağıt tasarrufu sağlanırken, 8 bin 473 ağacın kesilmesi önlendi ve 3 bin 800 ton karbon salımının önüne geçildi. Ayrıca, LED aydınlatma dönüşümü, yüksek verimli iklimlendirme sistemleri ve hizmet binalarında uygulanan enerji verimliliği önlemleri sayesinde toplamda 520 bin hanenin bir günlük kullanımına denk gelen 14 milyon kW enerji tasarrufu elde edildi. 5 ilde 12 bin öğrenciyle buluştu Çocuklara erken yaşta tasarruf bilinci kazandırmayı da hedefleyen Dicle Elektrik, tamamında gönüllü çalışanlarının rol aldığı “Dicle’nin Rüyası” tiyatro oyunu ile enerji verimliliği ve tasarruf konularını sahneye taşıyor. Çocuklara özel sahnelenen oyun, bugüne kadar Batman, Diyarbakır, İstanbul, Şanlıurfa ve Siirt’te yaklaşık 12 bin öğrenciyle buluştu. Eğlenceli anlatımıyla çocuklara enerji israfının etkilerini aktaran tiyatro oyununun, önümüzdeki dönemde Mardin ve Şırnak başta olmak üzere farklı illerde de sahnelenmesi planlanıyor. Farkındalık sınıf ortamında kalıcı hale geliyor Dicle Elektrik, çocuklara yönelik çalışmalarını yalnızca sahneyle sınırlı tutmayarak Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları projesiyle sınıflara da taşıyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerine enerji, su ve gıda israfı konularında farkındalık kazandırılması hedefleniyor. Öğretmenler için düzenlenen Doğa Dostu Öğretmen Atölyeleri ile de bu bilginin sınıf içinde sürdürülebilir hale gelmesi sağlanıyor. Müfredatla birebir uyumlu eğitim materyalleriyle desteklenen proje sayesinde 2025 yıl sonu itibarıyla 150 öğretmen ve yaklaşık 3 bin 150 öğrenciye ulaşıldı. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir tarım birlikte ele alınıyor Enerji verimliliğini tarımsal üretimin ayrılmaz bir parçası olarak gören Dicle Elektrik, çiftçilere yönelik projeleriyle de dikkat çekiyor. Batman Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen “Bir Destek Bin Bereket” Çiftçi Eğitim Programı kapsamında, tarımda enerji ve su verimliliği odağında eğitimler düzenleniyor. İlk etapta Diyarbakır’da başlayan ve bugüne kadar 1.000 çiftçiye eğitim verilen programın, Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi iş birliğiyle devam etmesi planlanıyor. Özellikle genç çiftçileri desteklemeyi amaçlayan proje ile bölgeden toplam 10 bin çiftçiye ulaşılması hedefleniyor. Enerji verimliliğinde Ar-Ge gücüyle öncü yaklaşım Türkiye’de elektrik dağıtım sektörünün ilk Ar-Ge merkezine sahip olan Dicle Elektrik, enerji verimliliğini altyapı ve bakım süreçlerinde de bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen Makaralı Aydınlatma Direği Projesi ile iş kazalarının önlenmesi, bakım sürelerinin kısaltılması ve saha ekiplerinin iş yükünün azaltılması hedefleniyor. Şirketin söz konusu Ar-Ge projesi kapsamında yapılan hesaplamalara göre, her 100 kilometrede yaklaşık %30 oranında karbon ayak izi azaltımı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATF25'te Turizmde Maliyet Yönetimi Konuşuldu Haber

ATF25'te Turizmde Maliyet Yönetimi Konuşuldu

Toplantının oturum başkanlığını Ali Kızıldağ üstlendi, konuşmacılar ise Ercan Çek, Erdoğan Turan ve Önder Beyhan oldu. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirildi. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğinde düzenlenen ATF25, bu yıl sektördeki ekonomik yönetim stratejileri ve maliyet kontrolüne dair önemli bir oturuma ev sahipliği yaptı. ATF26, 26–27–28 Ekim 2026’da! Ali Kızıldağ: “Maliyet yönetimi her şeyin temelidir” Oturum başkanı Ali Kızıldağ, konuşmasına turizm sektöründe maliyet yönetiminin ekonomik sağlığın en temel bileşeni olduğunu vurgulayarak başladı. Konuşmasında turizmin sürdürülebilirliğinin ancak doğru maliyet yönetimiyle sağlanabileceğini ifade etti: “Maliyet yönetimi, her şeyin temeli. Ekonomi olmadan hiçbir kurum sağlıklı işlemez. İyi bir ekonomi, işletmeyi ayakta tutar. O yüzden otelcilik sektöründe de maliyetler, sektörün geleceği için hayati önem taşır.” Ayrıca, günümüzde yalnızca satış ve pazarlama değil, maliyet optimizasyonu ve işletme verimliliği üzerine de çok fazla düşünülmesi gerektiğini belirtti. Ercan Çek: “Veri, maliyet tasarrufu için önemli bir araçtır” Ercan Çek, verinin sektörde nasıl tasarruf sağlayabileceği hakkında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Veri çok önemli bir konu. Özellikle teknoloji bu kadar gelişmişken, veriyi doğru kullanmak zorundayız. Otelcilik sektöründe verileri sadece satış ve pazarlama için kullanmıyoruz. Artık personel planlamasında, maliyet kontrolünde de veriler büyük bir rol oynuyor.” Çek, verinin doğru depolanması ve analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle operasyonel maliyetlerde büyük tasarruflar sağlanabileceğini belirtti: “Veriyi sadece satış ve pazarlama için değil, personel planlamasında, gıda maliyetlerinde de kullanabiliriz. Mesela, açık büfelerde kullanılan ürünler ile ilgili veriler elde ederek, fazla ürünlerin israfını engelleyebiliriz.” Açık büfe kullanımına dair Oracle sisteminin açık büfelerdeki yemek tüketimi analizlerini nasıl optimize ettiğini anlatan Çek, sistemin yemek israfını azaltma noktasındaki etkinliğine de dikkat çekti: “Oracle’ın sistemi, hangi ürünlerin daha çok tüketildiğini, hangilerinin israf olduğunu belirliyor. Bu tür verileri kullanarak menü planlaması yapabiliyoruz. Bu da maliyet tasarrufu sağlıyor.” Erdoğan Turan: “Yatırımcıyı uzun vadeli düşünmeye ikna etmeliyiz” Erdoğan Turan, sektördeki yatırımcıların uzun vadeli stratejiler benimsemesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında yatırım maliyetlerinin ve doğru malzeme seçimlerinin ne kadar önemli olduğuna değindi: “Yatırımcılar her zaman maliyeti düşük olanı seçmeye çalışıyorlar. Ancak bu düşük maliyetli seçimler uzun vadede otellerin verimliliğini olumsuz etkiliyor. Malzeme seçiminde kalıcılığı düşünmek zorundayız. Yatırımcıları uzun ömürlü ve kaliteli malzeme kullanmaya ikna edebilmeliyiz.” Turan, otel projelerinde yapılan yatırımın sadece kısa vadeli kâr odaklı değil, sürdürülebilir ve verimli olmasına yönelik planlar yapılması gerektiğini söyledi. Bu bağlamda, yerel malzeme kullanımı ve yeşil yatırımların önemini de şu şekilde aktardı: “Yatırım yapılırken, bölgenin coğrafyasına uygun malzeme kullanılmalıdır. Örneğin, mermer, taş gibi ürünleri yerel tedarikçilerden temin etmek, lojistik maliyetlerini ve çevre üzerindeki etkilerini de azaltacaktır.” Turan, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik konularının artık yatırımcılar için en önemli karar kriterlerinden biri haline geldiğini belirtti. Önder Beyhan: “Bürokrasi, otelcilikteki gizli maliyetlerden biridir” Önder Beyhan, bürokratik engellerin otelcilikte yarattığı gizli maliyetlere dikkat çekti. Otelcilik sektöründeki karar verme süreçlerinde yaşanan yavaşlık ve burokratik işlemlerin misafir deneyimine etkisini şöyle açıkladı: “Misafirin şikâyeti geldiğinde, arka planda yapılan bürokratik süreçler aslında sizin itibarınızı zedeler. Misafirin talebi hemen çözülemediği zaman, güven kaybı yaşanır ve bu da doğrudan otelinizin değerini düşürür.” Beyhan, sektördeki bürokratik engelleri aşabilmek için daha hızlı ve görünür karar mekanizmalarının gerektiğini belirtti. Misafirle olan etkileşim anlarında hız ve güvenin ne kadar kritik olduğunu vurguladı: “İyi bir otel, misafirin talebini anında çözebilen oteldir. Bürokratik engelleri kaldırıp, yöneticilere daha fazla yetki vererek bu süreci hızlandırmalıyız.” Ayrıca, karbon ayak izi ve çevresel etkiler üzerine yapılan yatırımların, uzun vadede sürdürülebilirlik adına daha verimli olacağını belirtti: “Hangi malzemeyi kullanırsak kullanın, enerji verimli, doğaya zarar vermeyen seçenekler tercih edilmelidir. Bu, yalnızca otelin maliyetini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda çevreye de katkı sağlar.” Teknoloji, Eğitim ve Verimli Maliyet Yönetimi Panelin sonunda konuşmacılar, maliyet yönetimi, veri kullanımı, personel eğitimi ve uzun vadeli yatırımlar konusunda ortak görüş belirleyerek şu noktaları vurguladı. Veri analizi, sadece gelir artırma değil, maliyet optimizasyonu sağlamak için de kritik bir araç haline geldi. Bürokrasi, sektörde gizli maliyetler yaratıyor ve bu engellerin ortadan kaldırılması için hız ve görünürlük ön plana çıkmalı. Eğitimli personel ve rekabetçi ücretler, sürdürülebilir hizmet kalitesini sağlamak için temel faktörler. Yatırımcılar, uzun vadeli sürdürülebilir projelere yönlendirilmelidir. Enerji tasarrufu, çevre dostu malzeme kullanımı ve yerel tedarik, sektörde sürdürülebilirliği sağlayacak unsurlar arasında yer alıyor. ATF25’in bu paneli, maliyet yönetimi ve sürdürülebilirlik hakkında katılımcılara yol gösterici bilgiler sundu ve turizm sektöründeki yöneticilere önemli tavsiyelerde bulundu. Yatırımcıların yüksek kaliteli, uzun ömürlü malzeme seçimlerinin ve dijitalleşmenin doğru uygulanması gerektiği vurgulandı. Panel, yenilikçi, verimli ve çevreye duyarlı turizm anlayışını benimsemek isteyen yöneticiler için değerli bir kaynak oluşturdu.

Saya Holding, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Saya Holding, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, sürdürülebilirliğin holding yapısındaki yerini aktarırken, stratejik önemine dikkat çekti. Mengi, “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratımının temeli olarak görüyoruz” dedi. Saya Holding’te Folkart’ın yeşil yapı uygulamalarından Humanis’in düşük karbonlu üretimine, Volt Teknoloji’nin dijital üretim altyapısına kadar; iştirakler sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağladı. Elektrik tüketimini yüzde 17, su tüketimini yüzde 53 azaltan Saya Holding, 2030’da operasyonlarını tamamen sürdürülebilir standartlara taşımayı planlıyor. Sağlık, sanayi, teknoloji ve gayrimenkul alanlarında faaliyet gösteren Folkart, Humanis, Volt Teknoloji’yi bünyesinde bulunduran Saya Holding 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi imzacısı olan Saya Holding, bu yıl enerji verimliliği, su yönetimi, döngüsel ekonomi, dijitalleşme ve eşitlik alanlarında elde edilen sonuçları kamuoyu ile paylaştı. Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, sürdürülebilirliğin holding yapılanmasındaki stratejik önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Tüm iştiraklerimizde sürdürülebilirlik çalışmalarının etkin ve uyumlu şekilde ilerlemesini merkezi bir yaklaşımla koordine ediyoruz. Yatırımlarımızın her aşamasında yerel ve küresel regülasyonları, sektör rehberlerini ve uluslararası standartları esas alarak çevresel, toplumsal ve yönetişim odaklı uygulamaları titizlikle entegre ediyoruz. Sürdürülebilirliği sadece bir uyum gerekliliği olarak değil, uzun vadeli değer yaratımının temel stratejik yol haritası olarak görüyor; tüm şirketlerimizin büyüme perspektifini bu anlayışla şekillendiriyoruz. Ayrıca Eşitlik ve Etik yönetimi alanında çok duyarlıyız.” Cem Mengi, Saya Holding bünyesinde sürdürülebilirlik süreçlerini yöneten, vizyon geliştiren Strateji İş Geliştirme Direktörlüğü’nün bu alanda yoğun emek verdiğini belirterek, Saya Holding Strateji İş Geliştirme Direktörü Caner Özsaran ve ekibine teşekkür etti. Folkart: Yeşil Dönüşüm İzmir’in kentsel kimliğini dönüştüren projelere imza atan holdingin lokomotif markası Folkart, 2024 yılında sürdürülebilir yapı yaklaşımını güçlendiren uygulamaları devreye aldı. Nova Projesi’nde yüzde 17 enerji tasarrufu sağlanırken; şantiyelerde kurulan ayrıştırma sistemleri sayesinde 2.000 kg tehlikeli ve 4.400 kg tehlikesiz atık geri kazanıma yönlendirildi. Yağmur suyu toplama ve gri su sistemlerinin yaygınlaştırılmasıyla su yönetimi iyileştirilirken, dijital kalite kontrol uygulamaları kâğıt tüketimini azaltarak çevresel etkiyi düşürdü. Folkart Nature uygulamalarıyla şirketin karbon ayak izi yıl içinde yüzde 16,48 azaltıldı. Akıllı bina otomasyon sistemleri ve enerji verimliliği yüksek malzemeler, holdingin yeşil dönüşüm yaklaşımını somutlaştırdı. Folkart’ın da diğer iştirakler gibi WEP’s imzacısı olarak, kadının güçlendirilmesi ilkelerinin arkasında durduğu belirtildi. Düşük Karbon Üretim Türkiye’nin önde gelen yerli ilaç üreticilerinden Humanis, 2024’te enerji ve su yönetiminde güçlü bir performans sergiledi. Yenilenebilir enerji kullanım oranı yüzde 19,98’den yüzde 22,05’e yükseldi; doğalgaz tüketimi 15.448.150 kWh’den 14.055.295 kWh’ye geriledi. Kasım ayında devreye alınan arazi GES yatırımı, karbon azaltım hedefine stratejik katkı sağladı. Su tüketimi yüzde 15 düşerek 108.351 m³’ten 92.149 m³’e indi. Geri dönüşüm oranının yıl içinde yüzde 37 artması ve ambalaj optimizasyonu sayesinde atığın kaynağında azalması, Humanis’i döngüsel ekonomi uygulamalarında öne çıkardı. Enerji verimliliği yatırımlarıyla Humanis, Turkish Time’ın EN-VERİM 100 listesine giren tek ilaç şirketi oldu. Volt Teknoloji: Dijital Üretim Savunma, havacılık ve ileri mühendislik alanlarında faaliyet gösteren Volt Teknoloji, 2024’te üretim ve proje yönetimini tamamen dijital tabana taşıdı. Redmine tabanlı proje yönetim sisteminin devreye alınması operasyonel hız sağlarken, SAP iyileştirmeleri ve RPA uygulamaları doküman akışını dijitalleştirerek kâğıt tüketimini düşürdü. Jeneratör kontrol ünitelerinde yapılan teknik iyileştirmeler enerji optimizasyonuna katkı sunarken, tedarik zincirinde kurulan yeni teknoloji iş birlikleri sürdürülebilir üretim kapasitesini güçlendirdi. Saya Holding Merkezi: Kaynak Tasarrufu Holding merkezinin Link Plaza’ya taşınması, operasyonel sürdürülebilirlik performansına doğrudan yansıdı. 2024 yılında elektrik tüketimi yüzde 17, su tüketimi ise yüzde 53 oranında azaltıldı. Kâğıt, plastik ve ambalaj kullanımında kaydedilen düşüş, ofis operasyonlarının karbon etkisini önemli ölçüde azalttı. Ayrıca yıl boyunca 1,2 ton elektronik atık geri kazanıma yönlendirildi. Saya Holding, 2025 yılında Link Plaza için Sıfır Atık Belgesi başvurusunda bulunacağını açıkladı. Eşitlik ve Etik Yönetimi Saya Holding, 2024’te eşitlik ve etik yönetimi alanlarında önemli ilerlemeler kaydetti. WEP’s imzacısı olarak 2030 Toplum ve Eşitlik Hedeflerimizi belirledik ve kamuoyu ile paylaşmak üzere raporumuzda yer verdik. Eşit işe eşit ücret politikası tüm iştiraklerde standart hale getirilirken, etik bildirim hattı yenilenerek zorunlu eğitimler tüm çalışanların erişimine açıldı. 2024’te düzenlenen “Etik Farkındalık Günü”, ortak etik kültürünün güçlenmesine katkı sağladı. Etik Farkındalık Günü’nü her yıl kutlayacağız. Ar-Ge ve İnovasyon Saya Holding, 2024’te Ar-Ge ve inovasyonu sürdürülebilir büyümenin temel bileşeni olarak konumlandırdı. Humanis’in biyoteknolojik ilaç geliştirme projeleri TÜSEB ve TÜBİTAK destekleriyle ilerlerken, Volt Teknoloji’de dijital tabanlı proje yönetimi ve ileri mühendislik uygulamaları tedarik zincirinde hız ve enerji verimliliği sağladı. Folkart’ın akıllı bina teknolojileri ve dijital ikiz uygulamaları enerji tasarrufu yüksek projelerin geliştirilmesine imkan verdi. Holdingin Sayanova Kurum İçi İnovasyon Programı, çalışan fikirlerinin sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı projelere dönüşmesini sağlayarak yenilikçiliği kurumsal kültürün parçası haline getirdi. SAYA’NIN 2030 Sürdürülebilirlik Vizyonu Saya Holding, 2030 stratejisinde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, su yönetimi ve döngüsel ekonomiyi temel alan ortak bir sürdürülebilirlik modeli oluşturmayı hedefliyor. Holding, tüm iştiraklerde çevresel ve toplumsal etkiyi uluslararası standartlarla ölçen bir yönetişim yapısına geçeceğini raporda duyurdu.

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti Haber

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti

İkinci el pazar etkisi yalnızca çevresel kazanımlarla sınırlı kalmayarak, su tasarrufu, tekstil atığının azaltılması ve ekonomik-sosyal fayda alanlarında da somut kazanımlar ortaya koyuyor. Kullanıcılar arasında güvenli, pratik ve sürdürülebilir bir alışveriş köprüsü kurarak ikinci el alışverişi erişilebilir bir modele dönüştüren Dolap, Döngüsel Etki Raporu’nun ikincisini yayınladı. Dolap üzerinden geçtiğimiz yıl 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırılırken, her bir satış yeni üretim ihtiyacını azaltarak doğal kaynak kullanımı, enerji tüketimi ve karbon salımı üzerinde pozitif etki yarattı. Dolap’ta gerçekleşen her alışveriş, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatarak kullan–at anlayışına alternatif tüketim kültürünü güçlendiriyor. Rapor, ikinci el alışverişin daha adil, erişilebilir ve sürdürülebilir bir tüketim modeline geçişte kritik bir rol oynadığını ortaya koyarken, kullanıcılarıyla birlikte oluşturulan bu döngünün gezegen yararına kalıcı bir dönüşüm yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor. İkinci El Alışverişle Ölçülebilir Çevresel Etki Raporda yer alan veriler, ikinci el alışverişin bireysel bir tercih olmanın ötesinde, iklim kriziyle mücadelede anlamlı bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Tek bir giysinin ikinci el dolaşımına sokulması ortalama 25–30 kg karbondioksit salımını engellerken, yeniden kullanım geri dönüşüme kıyasla yüzde 90’a varan enerji tasarrufu sağlıyor ve binlerce litre su kullanımının önüne geçiyor. 2024 yılı boyunca Dolap üzerinden gerçekleşen satışlar sayesinde önlenen 307 bin 340 ton karbon salımı, 80 bin 456 benzinli aracın bir yıl boyunca trafikten çekilmesine, 71 bin 882 evin yıllık elektrik tüketimine veya 177 milyon litre dizel kullanımına eşdeğer bir kazanca karşılık geliyor. Bu sonuçlar, ikinci el alışverişin ölçülebilir etkilerini net olarak ortaya koyuyor. Karbon ayak izi azaltımında en yüksek katkı; Kadın ve Erkek, Elektronik, Ev ve Yaşam ile Bebek ve Çocuk kategorilerinde gerçekleşti. Satış verileri baz alınarak 2024 yılında karbon salımının en fazla önlendiği ürünler arasında pantolon, kahve makinesi, bebek arabası ve puset gibi ürün grupları öne çıktı. 2024’te Satılan 8 Milyon Giyim Ürünüyle 307 Bin Ton Karbon Eşdeğeri ve 35,7 Ton Tekstil Atığı Önlendi 2024 yılında Dolap üzerinden satılan 8 milyona yakın giyim ürünü sayesinde 446 milyon litre su kullanımının, 35,7 ton tekstil atığının ve 307 bin 340 ton CO₂e karbon ayak izinin oluşması önlendi. Genel giyim sektörü ortalamaları esas alınarak yapılan hesaplamalar, Dolap’ta yeniden satışa sunulan tekstil ürünleri sayesinde 3 bin 245 kişinin bir yılda oluşturacağı toplam tekstil atığının sistem dışına çıkmasının önlendiğini ortaya koyuyor. İkinci El Satış, Birinci El Fayda Dolap’ın yarattığı etki yalnızca çevresel boyutla sınırlı kalmıyor. Kullanmadıkları ürünleri ikinci el olarak satarak gelir elde eden binlerce kadın, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem döngüsel ekonomiyi destekliyor. Bu döngü, ekonomik tasarrufla birlikte toplumsal dayanışmayı da destekleyen bir etki alanı oluşturuyor. Dolap, döngüsel ekonomi yaklaşımını sosyal etki projeleriyle desteklemeyi sürdürüyor. Depremden etkilenen kadınlara yönelik hayata geçirilen “Hayallerime Giden Yol” programı kapsamında satış ve dijital mağazacılık eğitimleri verilerek, katılımcıların sürdürülebilir gelir elde etmeleri destekleniyor. Platform ayrıca, “Giy, Sat, Bağışla” yaklaşımıyla kullanıcıların satış gelirlerinden sivil toplum kuruluşlarına bağış yapabilmesine imkan tanıyor. İkinci El Z Kuşağında Yeni Tüketim Normuna Dönüşüyor Raporda yer alan küresel veriler, ikinci el alışverişin özellikle genç nesilde hızla yaygınlaştığını gösteriyor. Z kuşağının önemli bir bölümü ikinci el giyimi yeni bir tüketim normu olarak görürken, küresel ikinci el pazarının önümüzdeki yıllarda hızla büyümesi bekleniyor. Dolap, dijitalleşme ile döngüsel ekonomiyi buluşturan yapısıyla, bu dönüşümün Türkiye’deki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İl bazında yapılan hesaplamalar, Dolap üzerinden gerçekleşen ikinci el satışların Türkiye’nin dört bir yanındaki illerde yalnızca bireysel değil, bölgesel ölçekte de karbon salımını azalttığını ortaya koyuyor. Satışların çevresel etkisi, il düzeyinde ortalama ürün başına düşen karbon ayak izi verileriyle hesaplanarak, döngüsel ekonominin yaygınlaştıkça çevresel faydayı ülke geneline yayılan somut bir etkiye dönüştürebildiğini gösteriyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.