Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Emisyonları

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Emisyonları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Emisyonları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çimento Sektöründe Hidrojenin Rolü Değerlendirildi Haber

Çimento Sektöründe Hidrojenin Rolü Değerlendirildi

Düzenlenen webinarda çimento sektörünün karbon emisyonları içindeki payı ve bu emisyonların azaltılmasına yönelik geliştirilen alternatif çözümler bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildi. Etkinlikte, enerji verimliliği uygulamaları, karbon yakalama ve depolama teknolojileri ile hidrojen kullanımı gibi başlıklar öne çıktı. HyVise adına konuşmacı olarak katılan Tuğba Onur Dalgöğüsoğlu’nun bilgi ve deneyimlerini paylaştığı webinarın moderatörlüğünü ise Limak Çimento CTO’su Ebru Sipahioğlu üstlendi. Program kapsamında yapılan değerlendirmelerde, çimento üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonların azaltılmasında özellikle yakıt kaynaklı emisyonlar için hidrojenin önemli bir alternatif sunduğu vurgulandı. Bu doğrultuda hidrojenin sektördeki potansiyel kullanım alanları ve dönüşüm sürecine katkısı detaylı şekilde paylaşıldı. Ayrıca hidrojenin yakıt olarak kullanılmasının yanı sıra karbon yakalama sonrasında karbonun başka ürünlere dönüştürülmesi için de kritik bir öneme sahip olacağının vurgusu yapıldı. Webinarda ayrıca, karbon yakalama, kullanım ve depolama (CCUS) teknolojilerinin emisyon azaltımında yüksek potansiyel sunduğu, ancak yatırım maliyetlerinin önemli bir değerlendirme başlığı olmaya devam ettiği ifade edildi. Gerçekleştirilen webinar, çimento sektöründe karbonsuzlaşma yolculuğunda hidrojenin rolüne dair farkındalığı artırırken, sektör paydaşları arasında bilgi paylaşımı güçlendiren önemli bir platform oldu. Dekarbonizasyonu odağına alan TÜRKÇİMENTO hidrojen konulu webinarlarına Nisan ve Mayıs ayında yapacağı oturumlarla devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı Haber

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı

Etkinlikte özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında ele alınırken, gıda sistemlerinde doğru bilginin önemine dikkat çekildi. Gıda bileşenleri ve üretim süreçlerine dair tartışmaların bilimsel verilere dayanması, sektörün geleceği için kritik önem taşıyor. Bu vizyondan yola çıkarak 16 Mart 2026 tarihinde Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen “Bilimsel ve Teknolojik Bilginin Önemi: Güvenilir ve Sürdürülebilir Bir Gıda Endüstrisi İçin Yanlış Bilgilendirmeyle Mücadele” başlıklı etkinlikte; başta palm yağı olmak üzere bitkisel yağlar hakkındaki yanlış algılar bilimsel verilerle ele alındı. Akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getiren etkinlikte, gıda üretiminde yağların rolü, palm yağının beslenme ve sürdürülebilirlik açısından önemi ile gıda konusundaki bilgi kirliliğinin etkileri tartışıldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Yağlar, gıdaların çok işlevli ve kritik bileşenleridir.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Rafine bitkisel yağlar gıdaların temel bileşenlerindendir. Proteinler, karbonhidratlar ve mineraller gibi diğer bileşenlerin yanı sıra yağlar gıdalarda çok işlevli roller üstlenir. Yağlar beslenmede enerji sağlayıcı olarak işlev görür ve lezzetli gıda için öneme sahiptir. Ayrıca atıştırmalık ürünlerde çıtırlık, sürülebilir çikolata kremalarında kıvam, fırıncılık ürünlerinde yapı ve gözeneklilik, şekerleme ürünlerinde ağız hissi gibi özelliklerden sorumludurlar. Bu nedenle yağlar, gıda üretiminde kritik ve çok yönlü bileşenlerdir.” Konuşmasında kentleşme ve küreselleşmenin gıda üretim sistemlerinde önemli dönüşümlere yol açtığını belirten Yemişçioğlu, şöyle devam etti: “Kentleşme, gıdanın endüstrileşmesinin başlıca nedenlerinden biri haline gelmiş durumda. Günümüzde küresel dünyada tüketiciler ile hammaddeler arasındaki mesafe giderek açıldığı için üretimde tedarik zinciri kritik bir rol oynuyor. Bu durum, gıda güvenliği ve gıda kalitesi açısından en iyi kalite standartlarına uygun ve uygun fiyatlı ürünler sunabilmek için profesyonelleşmeyi beraberinde getiriyor. Tüketiciler bir yandan sürdürülebilir ve besleyici gıdalara odaklanırken, diğer yandan pratik ve hazır tüketilebilen ürünlere, atıştırmalıklara ve hazır yemek ürünlerine yöneliyor. Bu durum bir ikilem olarak görülse de gıda endüstrisi tüm beklentileri karşılamak durumunda.” Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte gıda ve beslenme konularında doğru bilgiye ulaşmanın öneminin daha da arttığını vurgulayan Yemişçioğlu, “Sosyal medyanın gelişmesi ve gıdaya olan ilginin artması, gıda, sağlık, beslenme ve sürdürülebilirlik konularına ilişkin haberlerin de çoğalmasına yol açıyor. Tüketiciler artık gıdalar konusunda daha meraklı ve bilinçli. Bu durum etiketlerin sorgulandığı, karar vericilerin kim olduğunun araştırıldığı ve gıdaya ilişkin daha fazla haberin takip edildiği bir kültürün oluşmasına yol açıyor. Olumlu bir gelişme olmakla birlikte bu, gıda endüstrisine ilişkin yanlış bilgilendirme ve yanlış anlaşılma riskini beraberinde getiriyor” dedi. Trans yağ asitleriyle mücadelede palm yağı öne çıkıyor Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin şu bilgileri de paylaştı: “Bitkisel yağlar başlıca iki kaynaktan elde edilir: tohumlar ve meyveler. Ticari olarak kullanılan tohum yağları arasında soya, kanola, ayçiçeği, mısır ve pamuk tohumu yağları yer alır. İyi bilinen iki yağlı meyve ise zeytin ve palmdir. Palm yağı, palm meyvesinden elde edilen yağdır. Palm ve palm yağı için iki önemli özellik bulunmaktadır: Meyvenin hem etli kısmında hem de çekirdeğinde yağ bulunur; ancak bunların özellikleri tamamen farklıdır. Palm yağı ve palm çekirdeği yağı, doymuş ve doymamış yağ asitleri açısından dengeli bir yapıya sahiptir.” Toksikoloji bilimindeki ilerlemelerin, trans yağ asitlerinin sağlıksız olduğunu gösterdiğini ve bu nedenle günlük beslenmeden çıkarılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Yemişçioğlu şöyle devam etti: “Bu hedef günümüzde büyük ölçüde palm yağı ve onun fraksiyonları sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Trans yağların gıdalardan uzaklaştırılmasına yardımcı olan palm yağının kullanımı artış göstermektedir. Bugün palm yağı, en çok üretilen bitkisel yağ olarak ilk sırada yer almaktadır. Bu durum aynı zamanda palm yağının eleştirilere ve yanlış bilgilendirmelere hedef olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle gıdalarla ilgili yanlış bilgilendirme ile mücadele günümüzde çok daha önemli bir konu haline gelmiştir.” Palm Yağının Sürdürülebilir Gıda Sistemlerindeki Rolü Etkinlikte konuşan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel ise, sürdürülebilirliğin tarım ve gıda sistemlerinin geleceği açısından kritik bir başlık olduğunu vurgulayarak, gıda güvenliğinin giderek daha stratejik bir önem kazandığına dikkat çekti. Hızla artan nüfus ve çok fonksiyonlu gıdalara yönelik yükselen talebin, gıda sistemlerinin bütüncül bir yaklaşımla ve özellikle tedarik zinciri perspektifinden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirten Uzel; “Günümüzde artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları, gıda sistemlerinin tedarik zinciri odağında yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Talebin hızla arttığı ancak doğal kaynakların sınırlı olduğu günümüz koşullarında; bireylerin ihtiyaç duydukları gıdaya güvenli erişiminin sağlanmasının yanı sıra karbon emisyonları ve su ayak izi gibi çevresel etkilerin de göz önünde bulundurulması büyük önem taşıyor’’ dedi. Sürdürülebilir gıda sistemlerinde palm yağının rolüne de değinen Uzel ayrıca, “Kaynakların verimli kullanımı sürdürülebilir tedarik zincirlerinin temelini oluşturur. Palm yağı, birim alan başına yüksek verimliliği ile öne çıkan bitkisel yağ kaynaklarından biridir ve bu özelliğiyle küresel gıda sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Palm yağının alternatifi olduğu düşünülen bitkisel rafine tohum yağlarıyla ikame edilmesi daha fazla tarım arazisi kullanımına ihtiyaç doğuracaktır., Bu da karbon emisyonları ile su tüketiminde artış gibi çevresel etkileri beraberinde getirecektir. ’’ dedi. Malezya hükümeti tarafından geliştirilen Malezya Sürdürülebilir Palm Yağı (MSPO) 2.0 sertifikasyon sistemine de dikkat çeken Uzel, sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılmasının önemine işaret ederek “(MSPO) 2.0 sertifikasyonuna sahip palm yağının sağlıklı ve sürdürülebilir bitkisel bir yağ olarak konumlandırılmasına yönelik farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Sanayide Enerji ve Isıtma Sistemlerini Mercek Altına Aldı

Üretim süreçlerinin yanı sıra tesis genelinde kullanılan enerji altyapılarının da denetim kapsamına alınmasıyla birlikte, dolaylı emisyonların önemli bir bölümünü oluşturan ısıtma sistemleri, sanayideki dönüşüm sürecinin merkezine yerleşti. Sanayi tesisleri, ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya Avrupa Birliği'nin 'Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması' (SKDM), 1 Ocak itibarıyla tam olarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile birlikte demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ve AB'ye ihracat yapan sanayi tesisleri, karbon bazlı ürünlerin üretiminde ortaya çıkan karbon emisyonları için ek mali yükümlülüklerle karşı karşıya kaldı. Sanayinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatıyor SKDM'ye uyum sağlayamayan sanayi tesislerinde karbon maliyetleri, ürün fiyatlarına yansıyor. Bu durum, Avrupa pazarında rekabet gücünü zayıflatırken alıcıların daha düşük karbon ayak izine sahip alternatiflere yönelmesine neden oluyor. Bu tablo, sanayi tesisleri için doğrudan sipariş kaybı anlamına geliyor. Yatırım ve modernizasyon baskısı oluşturuyor Öte yandan SKDM, sanayi kuruluşları üzerinde ciddi bir yatırım ve modernizasyon baskısı da oluşturuyor. Firmalar enerji tüketimini azaltmaya, verimsiz sistemleri yenilemeye ve düşük emisyonlu teknolojilere geçmeye zorlanıyor. Bu süreçte yalnızca üretim hatları değil; ısıtma sistemleri, elektrik altyapısı ve üretim prosesleri de denetim kapsamına giriyor. Türkiye'de sanayide tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 50'sinin verimsiz ısıtma ve soğutma sistemlerinde harcandığı düşünüldüğünde, enerji verimliliği yüksek çözümler artık kaçınılmaz hale geliyor. Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın sanayi tesisleri için kapsamlı bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: Doğrudan emisyonlar ve dolaylı emisyonlar ayrı ayrı hesaplanıyor "SKDM kapsamında denetimler, klasik tesis kontrollerinden ziyade veriye dayalı raporlama ve doğrulama sistemi üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği, AB'ye ihracat yapan firmalardan ürünlerin üretimi sırasında oluşan karbon emisyonlarını ürün bazında hesaplamalarını ve bu verileri düzenli olarak bildirmelerini talep ediyor. Bu kapsamda firmalar, her bir ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan doğrudan emisyonları (yakıt kullanımı ve proses kaynaklı emisyonlar) ile dolaylı emisyonları (elektrik ve ısı tüketiminden kaynaklanan emisyonlar) ayrı ayrı hesaplıyor. Hesaplamalarda üretim hattı, kullanılan enerji miktarı ve üretim süresi temel kriterler olarak esas alınıyor. Sanayide GES yatırımları da hızla artıyor Ayrıca üretimde ve tesis genelinde kullanılan enerjinin kaynağı, miktarı ve hangi proseslerde kullanıldığına ilişkin detaylı raporlama isteniyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde güneş enerjisi (GES) yatırımları da hızla artıyor. Elektrikli ısıtıcı pazarında ciddi bir talep artışı yaşanıyor Sanayide GES yatırımlarındaki hızlı büyüme, elektrifikasyon eğilimini güçlendirirken elektrikli ısıtıcı pazarında da ciddi bir talep artışını beraberinde getiriyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ısıtma sistemlerinde daha etkin kullanılabilmesi, hem emisyon azaltımı hem de karbon maliyetlerinin kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıyor. Yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor Çukurova Isı olarak, bu dönüşüm sürecine Goldsun Vega elektrikli ısıtıcı ürünümüz ile katkı sağlıyoruz. Goldsun Vega, özel reflektör teknolojisi sayesinde ampulden çıkan ışınların tamamını cisimlere yönlendirerek ısıtma verimini yüzde 28 oranında artırıyor. Yüksek yoğunluklu halojen ampul teknolojisi ise standart rezistanslı ısıtıcılara kıyasla yüzde 40 daha yüksek verim sağlıyor. Bu donanımsal özellikler sayesinde Goldsun Vega, endüstriyel tesislerde enerji tüketimini optimize ederken karbon emisyonlarını ve buna bağlı karbon maliyetlerini de önemli ölçüde azaltıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi’nden Sürdürülebilir Asfalt Projesi Haber

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi’nden Sürdürülebilir Asfalt Projesi

Türkiye’nin öncü otoyol işletmecilerinden IC Altyapı Grubu bünyesinde yer alan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, hayata geçirdiği “Yüksek Oranda Asfalt Geri Kazanım Projesi” ile çevre dostu ve yenilikçi bir projeyi daha hayata geçirdi. Proje sayesinde asfaltın yeniden kullanımı sağlanırken doğal kaynak tüketimi azalıyor, karbon emisyonları düşüyor ve ekonomik fayda elde ediliyor. Projenin ilk uygulaması, Türkiye’nin ilk ekolojik köprüsü özelliğini taşıyan Ekolojik Köprü’nün yer aldığı otoyol güzergahında hayata geçirildi. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çarpıcı bir şekilde hissedilmesi, ekonomik değeri yüksek olan ve otoyollardan kazınan kaplamaların yeniden kullanılabilirliğinin araştırılmasını zorunlu hale getirdi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, bu konuda 2024 yılında araştırma ve geliştirme başlattığı çalışmaları, IRF İstanbul Dünya Kongresi’nde sektör ile paylaşmıştı. Bu kapsamda taş mastik asfalt sıcak geri dönüşümü ve sonucunda geri kazanımı alanında önemli ilerlemeler kaydedildi. Geri Dönüşüm Ekonomisine Destek Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, iklim değişikliğiyle mücadele, döngüsel ekonomi ve sanayide yenilikçilik hedefleri doğrultusunda çevreye duyarlı projeleri iş planlarının merkezine alıyor. Bu proje ile yüksek oranda asfalt geri dönüşümünü saha koşullarında başarıyla uygulayarak sektör için örnek bir model ortaya koydu. Bu yeni proje ile alanda taş mastik asfalt RAP (Reclaimed Asphalt Pavement) saha uygulamasını gerçek saha koşullarında başarıyla gerçekleştirildi. Uygulamada yüksek oranda SMA (taş mastik asfalt) geri kazanımın, kullanılan kazınmış asfaltın yaşlanma etkilerini giderici, çevre dostu gençleştirici ve bağlı özgün tasarım ile üretilmesi sonucunda orijinal ürün özelliklerine kavuşması öngörüldü. Uzun dönem performans sonuçları takibi, laboratuvar sonuçlarının saha performansıyla kıyaslanması çerçevesinde daha geniş kesitlerde farklı tasarımlar ile saha uygulamasına geçiş hedefleniyor. Sektöre Öncü Çevre Dostu Proje Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Genel Müdürü Alper Akar, “Günümüzde ekonomik değeri yüksek olan otoyollardan kazınan kaplamaların sıcak asfalt karışımlarda yeniden kullanılabilmesi zorunlu hale geldi. Laboratuvardaki çalışmalarımızı alanında uzman profesyoneller yürütürken ilk defa bu öncü projeyi, IRF İstanbul Dünya Kongresinde sektör ile paylaştık. Ardından sahada uygulanabilecek aşamaya gelince pilot bölgemizi belirleyip laboratuvardaki başarımızı teyit etmiş olduk. Bu proje ile asfalt geri dönüşümünü yalnızca teknik bir kazanım olarak değil, çevreye ve ekonomiye katkı sağlayan sürdürülebilir bir dönüşüm modeli olarak ele aldık. Taş mastik asfaltın yeniden kullanımı sayesinde hem doğal kaynak tüketimini hem de karbon salımını azalttık. Laboratuvarda geliştirdiğimiz özgün tasarımı başarıyla uygulayarak Türkiye’de yol alt yapısında yeni dönemin kapısını araladık.” dedi. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin tüm dünyada hissedildiğine dikkat çeken Akar, “Doğa dostu ve sürdürülebilir asfalt uygulaması hem çevresel etkileri azaltıyor hem de ekonomik verimliliği sağlıyor. Geri dönüşüm ekonomisini iş planlarımızın odağına yerleştirerek bu alanda öncü olmayı sürdüreceğiz’’ dedi. Proje BM’nin SKA Amaçlarına da Hizmet Ediyor IC Altyapı Grubu’nun önemli iştiraklerinden Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu, bu projesiyle SKA-9 (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı), SKA-12 (Sorumlu Üretim ve Tüketim), SKA-13 (İklim Eylemi) ve SKA-17 (Amaçlar için Ortaklıklar) hedeflerine katkı sağlayan somut adımlar atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Kredisini Uçtan Uca Dijitalleştirdi Haber

Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Kredisini Uçtan Uca Dijitalleştirdi

Tüzel ve şahıs firmaları bundan böyle sürdürülebilir yatırımları için ihtiyaç duydukları krediyi şubeye gitmeden, dijital kanallardan kolaylıkla ve hızlı biçimde kullanabilecek. Garanti BBVA, teknolojik gücü sayesinde geçmişte yalnızca şubeden yapılabilen pek çok işlemi dijitale taşımaya devam ediyor. Banka şubelerinden gerçekleştirilebilen Sürdürülebilirlik Kredisi başvuru ve kullanım süreçleri dijitalleştirildi. Bundan böyle Garanti BBVA’nın tüzel müşterileri, şubeye gitmeden, Garanti BBVA Mobil veya İnternet Bankacılığı aracılığıyla sürdürülebilirlik odaklı yatırımları için hızlı ve kolay bir şekilde kredi kullanabilecek. Çevreye ve iş süreçlerine katkı Garanti BBVA, dijitalleşme yatırımları sayesinde müşterilerinin iş süreçlerini basitleştirirken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlamayı hedefliyor. Böylece şirketler, karbon salımlarını azaltma, enerji verimliliğini artırma ve çevresel dönüşüm yatırımlarını hayata geçirme süreçlerinde ihtiyaç duydukları kaynağa çok daha hızlı erişebilecek. Kredi sürecinin dijitalleşmesi, zamandan ve operasyonel maliyetlerden tasarruf sağlarken, kâğıt kullanımını azaltarak çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sunacak. Cemal Onaran: “Sürdürülebilirlik yolculuğunda ilk adımdan itibaren müşterimize eşlik ediyoruz.” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, konuya ilişkin şunları söyledi: “Garanti BBVA olarak uzun yıllardır sürdürülebilir finansman alanında öncü adımlar atıyoruz. Sürdürülebilirlik yolculuğunda ilk adımdan itibaren müşterilerimize eşlik ediyoruz. Yeşil/sosyal kredilerden çevreci taşıt kredilerine, sürdürülebilir tahvillerden, çevresel ve sosyal yatırımlarda aktif danışmanlık hizmetlerine ve su verimliliğiyle ilgili projelere yönelik ‘mavi finans’ araçlarına kadar pek çok sürdürülebilir finansman ürünü sunuyoruz. Müşterilerimizin karbon emisyonlarını azaltmalarına, enerji verimliliği yatırımlarına ve çevresel dönüşümlerine finansman sağlamak önceliklerimizden biri. Şimdi Sürdürülebilirlik Kredisi’ni dijital kanallarımıza taşıyarak hem erişimi kolaylaştırıyor hem de hız ve verimlilik sağlıyoruz. Hedefimiz, müşterilerimizin iş süreçlerini basitleştirirken onların sürdürülebilirlik yolculuklarına destek olmak. ‘Birlikte Yaparız’ anlayışımızla, Türkiye’nin düşük karbonlu ve kapsayıcı bir geleceğe geçişinde sektörümüzde öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz.” Sürdürülebilir yatırımlar için avantajlı faiz oranları Garanti BBVA’nın Sürdürülebilirlik Kredisi, müşterilerin sürdürülebilir yatırımlarını desteklemek üzere avantajlı faiz oranlarıyla sunuluyor. İşletmeler, iklim değişikliğiyle mücadele, doğal sermayenin korunması, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve su verimliliği yatırımları ile sosyal altyapıların geliştirilmesi, toplumsal eşitliğin ve finansal kapsayıcılığın artırılması alanındaki projelerinde bu kaynaktan faydalanabiliyor. Krediden yararlanmak isteyen tüzel ve şahıs firmalarının, sürdürülebilirlik yatırımlarına ilişkin harcamalarını fatura karşılığında belgelemesi gerekiyor. Böylece sağlanan finansmanın gerçekten sürdürülebilir projelere yönlendirildiği güvence altına alınmış oluyor. Kredi tutarı, alacaklının değil doğrudan krediyi kullanan müşterinin hesabına yatırılıyor. 2029 sonuna kadar 3,1 trilyon TL yeni kaynak Bankacılık sektöründe sürdürülebilir dönüşümün öncüsü Garanti BBVA, 2018–2025 dönemi için belirlediği 400 milyar TL’lik sürdürülebilir finansman hedefini, 2025’in ilk yarısında tamamladı. Bu başarının ardından banka, 2018–2029 yıllarını kapsayan yeni hedefini 3,5 trilyon TL olarak açıkladı. Böylece 2025’in ikinci yarısından 2029 sonuna kadar yaklaşık 3,1 trilyon TL’lik yeni kaynak sürdürülebilir yatırımlara yönlendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.