Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Emisyonu

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Emisyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Emisyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı Haber

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı

Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan 9 bin 697 kilometre şebekesiyle 49 ilçe ve beldede hizmet veren Aksa Çukurova Doğalgaz’ın abone sayısı 1,1 milyonu aştı. 2025 yılında altyapı ve genişleme çalışmalarını kesintisiz sürdüren Aksa Çukurova Doğalgaz, yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin detayları açıkladı. Aksa Çukurova Doğalgaz’dan yapılan açıklamada şu bilgiler aktarıldı: “2025 doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 2024 yılında 980 bin abonemizin doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştuğu bölgemizde 2025’te abone sayımız yüzde 12 artarak 1 milyon 100 bin oldu. Abonelerimize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz. 2025 yılında 1,1 milyon abonemizin karbon yoğun yakıtlar yerine doğal gazı tercih etmesiyle 2,31 milyon ton daha az karbon emisyonu gerçekleşmesine katkı sağladık.” Adana’da abone sayısı: 354 bin 2025 yılında Adana’da doğal gaz şebekesi 3 bin 174 kilometreye çıktı. Bugün itibarıyla 354 bin abone doğal gaz kullanıyor. Ayrıca, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımı tamamlanan ve devam eden deprem konutları için yapılan doğal gaz dağıtım şebekesiyle yeni 9 bin 925 konuta gaz arzı sağladı. Mersin’de abone sayısı: 294 bin Mersin’de lisans sınırları içerisinde bulunan Mezitli, Yenişehir, Toroslar, Akdeniz, Tarsus Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ilçelerinde genişleme çalışmaları devam etti. Öte yandan şehrin kalkınmasına ve istihdama destek sağlayan Tarsus Organize Sanayi Bölgesi doğal gaza kavuştu. Doğal gaz şebeke büyüklüğü 2 bin 546 kilometreye ulaştı. Mersin’de 294 binden fazla abone doğal gaz konforu ve ekonomisinin keyfini çıkarıyor. Hatay’da abone sayısı: 340 bin 2025 yılında Hatay’da doğal gaz şebekesi 2 bin 850 kilometreyi, abone sayısı 365 bini aştı. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çalışmalar Antakya, İskenderun, Defne, Dörtyol, Kırıkhan, Reyhanlı, Arsuz, Belen, Hassa, Payas, Altınözü, Yayladağı, Kumlu ilçelerinde aralıksız sürüyor. 2025 yılında 421 kilometre dağıtım şebekesi imalatı gerçekleşti, 103 bin daire doğal gaz konforuna ulaştı. TOKİ ile rezerv alanda yapımı tamamlanan 60 bin deprem konutuna da doğal gaz arzı sağlandı. Osmaniye abone sayısı: 114 bin Osmaniye’nin Hasanbeyli ve Sumbas ilçelerinin yanı sıra Yarbaşı ve Ellek beldeleri ilk defa doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştu. Osmaniye genelinde devam eden altyapı ve genişleme çalışmalarıyla şebeke büyüklüğü 1.162 kilometreye, abone sayısı 114 bine ulaştı. 2025 yılında 2.098 hat hasarı meydana geldi İzinsiz kazı çalışmaları kaynaklı hat hasarlarının can ve mal güvenliğini tehdit ettiğine dair önemli açıklamalarda bulunan Aksa Çukurova Doğalgaz, şu bilgileri paylaştı: “2024 yılında 4 ilimizde toplamda 959 hat hasarı meydana gelirken, 2025 yılında bu sayı yüzde 118 artarak 2.089’a ulaştı. Hat hasarı nedeniyle 78 bin abonemiz ortalama 1 saat 16 dakika gazsız kaldı. Aksa Doğalgaz’ın dağıtım bölgeleri arasında hat hasarının en çok yaşandığı şehirlerin ilk sırasında yer alan Hatay’da ise 1.345 hat hasarı meydana geldi. Doğal gaz hattı bulunan alanlarda yapılan izinsiz kazılar yüksek hasar riski taşır; kontrolsüz gaz çıkışları, yangın, patlama ve benzeri ağır sonuçlara sebebiyet verebilir. Can ve mal güvenliğinin korunması ve kesintisiz gaz arzının sağlanabilmesi için doğal gaz hattı bulunan mahallelerden sokaklara değin tüm lokasyonlarda yürütülecek altyapı çalışmaları Altyapı Koordinasyon Merkezi’nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yapılmalıdır. Kazı çalışması öncesinde 7/24 hizmet veren 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile iletişime geçilmeli; şüpheli durumlarda ise 187 Doğal Gaz Acil Hattımız aranmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı Haber

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı

“2025’te doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 1 milyon 100 bini aşan abonemize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz.” Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan 9 bin 697 kilometre şebekesiyle 49 ilçe ve beldede hizmet veren Aksa Çukurova Doğalgaz’ın abone sayısı 1,1 milyonu aştı. 2025 yılında altyapı ve genişleme çalışmalarını kesintisiz sürdüren Aksa Çukurova Doğalgaz, yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin detayları açıkladı. Aksa Çukurova Doğalgaz’dan yapılan açıklamada şu bilgiler aktarıldı: “2025 doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 2024 yılında 980 bin abonemizin doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştuğu bölgemizde 2025’te abone sayımız yüzde 12 artarak 1 milyon 100 bin oldu. Abonelerimize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz. 2025 yılında 1,1 milyon abonemizin karbon yoğun yakıtlar yerine doğal gazı tercih etmesiyle 2,31 milyon ton daha az karbon emisyonu gerçekleşmesine katkı sağladık.” Adana’da abone sayısı: 354 bin 2025 yılında Adana’da doğal gaz şebekesi 3 bin 174 kilometreye çıktı. Bugün itibarıyla 354 bin abone doğal gaz kullanıyor. Ayrıca, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımı tamamlanan ve devam eden deprem konutları için yapılan doğal gaz dağıtım şebekesiyle yeni 9 bin 925 konuta gaz arzı sağladı. Mersin’de abone sayısı: 294 bin Mersin’de lisans sınırları içerisinde bulunan Mezitli, Yenişehir, Toroslar, Akdeniz, Tarsus Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ilçelerinde genişleme çalışmaları devam etti. Öte yandan şehrin kalkınmasına ve istihdama destek sağlayan Tarsus Organize Sanayi Bölgesi doğal gaza kavuştu. Doğal gaz şebeke büyüklüğü 2 bin 546 kilometreye ulaştı. Mersin’de 294 binden fazla abone doğal gaz konforu ve ekonomisinin keyfini çıkarıyor. Hatay’da abone sayısı: 340 bin 2025 yılında Hatay’da doğal gaz şebekesi 2 bin 850 kilometreyi, abone sayısı 365 bini aştı. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çalışmalar Antakya, İskenderun, Defne, Dörtyol, Kırıkhan, Reyhanlı, Arsuz, Belen, Hassa, Payas, Altınözü, Yayladağı, Kumlu ilçelerinde aralıksız sürüyor. 2025 yılında 421 kilometre dağıtım şebekesi imalatı gerçekleşti, 103 bin daire doğal gaz konforuna ulaştı. TOKİ ile rezerv alanda yapımı tamamlanan 60 bin deprem konutuna da doğal gaz arzı sağlandı. Osmaniye abone sayısı: 114 bin Osmaniye’nin Hasanbeyli ve Sumbas ilçelerinin yanı sıra Yarbaşı ve Ellek beldeleri ilk defa doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştu. Osmaniye genelinde devam eden altyapı ve genişleme çalışmalarıyla şebeke büyüklüğü 1.162 kilometreye, abone sayısı 114 bine ulaştı. 2025 yılında 2.098 hat hasarı meydana geldi İzinsiz kazı çalışmaları kaynaklı hat hasarlarının can ve mal güvenliğini tehdit ettiğine dair önemli açıklamalarda bulunan Aksa Çukurova Doğalgaz, şu bilgileri paylaştı: “2024 yılında 4 ilimizde toplamda 959 hat hasarı meydana gelirken, 2025 yılında bu sayı yüzde 118 artarak 2.089’a ulaştı. Hat hasarı nedeniyle 78 bin abonemiz ortalama 1 saat 16 dakika gazsız kaldı. Aksa Doğalgaz’ın dağıtım bölgeleri arasında hat hasarının en çok yaşandığı şehirlerin ilk sırasında yer alan Hatay’da ise 1.345 hat hasarı meydana geldi. Doğal gaz hattı bulunan alanlarda yapılan izinsiz kazılar yüksek hasar riski taşır; kontrolsüz gaz çıkışları, yangın, patlama ve benzeri ağır sonuçlara sebebiyet verebilir. Can ve mal güvenliğinin korunması ve kesintisiz gaz arzının sağlanabilmesi için doğal gaz hattı bulunan mahallelerden sokaklara değin tüm lokasyonlarda yürütülecek altyapı çalışmaları Altyapı Koordinasyon Merkezi’nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yapılmalıdır. Kazı çalışması öncesinde 7/24 hizmet veren 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile iletişime geçilmeli; şüpheli durumlarda ise 187 Doğal Gaz Acil Hattımız aranmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor Haber

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii] Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor. ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor. Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor. ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. ABB, Sasbach'ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor. Mission to Zero™ programı Mission to Zero™ programı, ABB'nin Almanya'daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yanmar’dan Düşük Karbonlu Denizcilik İçin Dev Yatırım: Hidrojen Motor Fabrikası 2029’da Açılıyor Haber

Yanmar’dan Düşük Karbonlu Denizcilik İçin Dev Yatırım: Hidrojen Motor Fabrikası 2029’da Açılıyor

Şirket, hidrojen yakıtlı deniz motorları başta olmak üzere yeni nesil yakıt uyumlu motorların geliştirilmesi amacıyla Hyogo Eyaleti’ne bağlı Amagasaki kentindeki Phoenix sanayi bölgesinde arazi satın aldı. Yeni yatırım kapsamında inşa edilecek fabrika, özellikle denizcilik sektörüne yönelik hidrojen motorlarının test operasyonları için kullanılacak. Tesisin Mart 2029 civarında faaliyete geçmesi planlanıyor. Karbon Nötr Hedefi İçin Stratejik Hamle Denizcilik sektöründe 2050 yılına kadar karbon nötr hedefi doğrultusunda karbonsuzlaşma teknolojilerine yönelik çalışmalar hız kazanırken, Yanmar Power Solutions da motor geliştirme ve üretim alanındaki uzmanlığını bu dönüşüme yönlendiriyor. Şirket, yalnızca hidrojen değil; aynı zamanda metanol ve amonyak gibi alternatif yakıtlarla uyumlu güç aktarma sistemleri (powertrain) geliştirmeye de odaklanıyor. Yeni fabrika yatırımı, artması beklenen deniz ve kara tipi motor üretim talebine yanıt vermeyi ve mevcut üretim sistemlerini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Amagasaki Kıyı Fabrikası 2029’da Hizmete Girecek Geçici olarak “Amagasaki Kıyı Fabrikası” adı verilen yeni tesis, yaklaşık 33.898 metrekarelik (3,4 hektar) bir alan üzerine kurulacak. Planlanan toplam kapalı alan ise yaklaşık 8.000 metrekare olacak. Yeni Fabrika Hakkında Bilgiler: Fabrika Adı: (Geçici) Amagasaki Kıyı Fabrikası Konum: 28-2 Funade, Amagasaki City, Hyogo Prefecture (B-1 Blok ve bitişik 7 parsel) Arsa Alanı: 33.898,27 m² (yaklaşık 3,4 hektar) Planlanan Toplam Kapalı Alan: Yaklaşık 8.000 m² Ana Faaliyet Alanı: Hidrojen yakıtlı deniz motorlarının test operasyonları Planlanan Açılış Tarihi: Mart 2029 civarı Bu yatırım, Yanmar’ın sürdürülebilir denizcilik, alternatif yakıt teknolojileri ve düşük karbonlu motor üretimi alanındaki küresel vizyonunu güçlendirirken, Japonya’nın yeşil dönüşüm hedeflerine de katkı sağlamayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla  Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de Haber

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Şirket, EcoVadis’ten Platin Madalya alırken, CDP’nin (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinde A notu elde ederek 2025 yılı A Listesine girmeyi başardı. Dünyaca kabul gören, güvenilir ve bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen bu değerlendirmeler, ABB’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine yerleştirerek somut ve ölçülebilir adımlar attığını bir kez daha ortaya koydu. ABB, EcoVadis’in gerçekleştirdiği değerlendirmede 100 üzerinden 84 puan alarak Platin Madalya’ya layık görüldü. Bu sonuçla ABB, dünya genelinde değerlendirilen 130 bin şirket arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Şirket, bir önceki yıla göre puanını 9 puan artırarak sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını da ortaya koydu. EcoVadis değerlendirmeleri; çevre, çalışma ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıkları altında, yalnızca ölçülebilir ve sahada karşılığı olan uygulamaları esas alıyor. CDP’den iklim ve su alanlarında tam not ABB, sürdürülebilirlikteki başarısını, çevre alanında küresel bir referans kabul edilen CDP’nin 2025 derecelendirmeleriyle de taçlandırdı. Şirket, iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinin her ikisinde de A notu alarak CDP’nin 2025 A Listesi’ne girdi. Böylece ABB, 22 bin 100 şirket arasında çift A notu alan ilk yüzde 1’lik grup içinde yer aldı. Ayrıca ABB, su yönetimi alanında ilk kez A Listesi’ne girerek bu alandaki ilerlemesini de tescillemiş oldu. Su güvenliğinde somut ve ölçülebilir adımlar Su güvenliği, ABB’nin sürdürülebilirlik stratejisinin temel odak alanları arasında yer alıyor. Şirket, su güvenliği puanını 2023’te B seviyesinden 2024’te A- seviyesine, 2025 itibarıyla ise A seviyesine yükseltti. ABB, dünya genelindeki 320 tesisinde suya bağlı riskleri düzenli olarak değerlendiriyor; özellikle su stresi yaşanan bölgelerde önleyici uygulamalara öncelik veriyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Hindistan’daki Nelamangala tesisi, AWS (Alliance for Water Stewardship) Altın Seviye Sertifikası alan ilk ABB tesisi oldu. Tesiste hayata geçirilen geri kazanım ve yağmur suyu hasadı projeleri sayesinde, son üç yılda yerel yeraltı suyu seviyelerinde 30 metrenin üzerinde artış sağlandı. “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel bir unsuru olarak konumlandırıyoruz” ABB Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Anke Hampel, elde edilen başarılar ile ilgili yaptığı açıklamada, “EcoVadis derecelendirmeleri, şirketlerin tedarikçileri hakkında bilinçli kararlar almasını sağlayarak riskleri azaltıyor, iyileştirmeleri teşvik ediyor ve etkiyi hızlandırıyor. EcoVadis tarafından Platin Madalya ile ödüllendirilmemiz de sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığımızın ve kaydettiğimiz ilerlemenin güçlü bir göstergesidir. CDP’nin hem iklim hem de su alanındaki A Listesi’nde yer almamız ise sürdürülebilirlik alanındaki performansımız ve kurumsal şeffaflığımız açısından önemli bir başarıdır. Suya bağlı risklere maruziyetin yönetimi, suyun sorumlu kullanımı, yönetişim süreçleri ve tedarikçilerimizin su riskleri konusundaki katılımını güçlendirmeye yönelik artan odağımız su alanında ilk kez A notu almamızı sağladı” ifadelerini kullandı. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural ise konuyla ilgili, “ABB’nin EcoVadis ve CDP gibi küresel ölçekte referans kabul edilen platformlarda elde ettiği bu başarılar, sürdürülebilirlik hedeflerimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdiğimizin somut göstergesidir. Bu küresel yaklaşımı Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme odağındaki çözümlerimizle sanayiden altyapıya kadar geniş bir alanda düşük karbonlu dönüşümü destekliyoruz. ABB Türkiye olarak, global sürdürülebilirlik hedeflerimizi yerel ihtiyaçlar ve önceliklerle buluşturarak, ülkemizin yeşil dönüşümüne uzun vadeli ve ölçülebilir katkı sağlamayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. ABB, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 80, 2050 yılına kadar ise yüzde 100 azaltmayı hedefliyor. Şirket, TIME dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 14’üncü sırada yer alırken, İsviçre’de tüm sektörler arasında en sürdürülebilir üçüncü şirket olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Electronics'ten Bir İlk​​​​​​​ Haber

Samsung Electronics'ten Bir İlk​​​​​​​

Samsung'un AI (Yapay Zekâ) Enerji Modu'nun DUCD tarafından yayımlanan spesifikasyonlar çerçevesinde doğrulanması, şirketin çamaşır makinelerinin karbon emisyonunu azalttığını teyit ediyor. Samsung Electronics, belirli çamaşır makinelerindeki AI Enerji Modu’nun sunduğu karbon azaltma etkisinin, DUCD (Decarbonizing the Use-Phase of Connected Devices) spesifikasyonuna göre Carbon Trust Assurance tarafından doğrulandığını duyurdu. Böylece ilk kez Samsung’un bir ürün veya özelliği, DUCD spesifikasyonu kullanılarak doğrulanmış oldu. Kullanım aşamasında AI Enerji Modu ile azalan sera gazı (GHG) etkisinin, üçüncü bir taraf tarafından doğrulanması sektör için büyük önem taşıyor. Samsung Electronics Başkan Yardımcısı ve Dijital Ev Aletleri İş Birimi Ar-Ge Ekibi Başkanı Jeong Seung Moon, “Samsung olarak çevre faktörlerini göz önünde bulundurarak ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Çabalarımızın önemli bir göstergesi olan AI Enerji Modu’yla elde ettiğimiz doğrulama, bu özelliğin ne kadar etkili olduğunu gösterdi. Ürünlerimizin, özelliklerimizin ve hizmetlerimizin gerçek anlamda sunduğu faydaları daha da iyileştirmek için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. Samsung’un uzun soluklu çabaları Samsung, uzun bir zamandır ev aletlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını değerlendirmek ve yönetmek için objektif ve sistematik göstergeler oluşturmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu çabaların bir parçası olarak şirket, Eylül 2022'de DUCD girişimine Sekreter üye olarak katıldı. DUCD girişimi, olumlu iklim eylemlerini teşvik etmek için şirketlerle, hükümetlerle ve finans kurumlarıyla iş birliği yapan global iklim danışmanlığı kuruluşu Carbon Trust tarafından yönetiliyor. Diğer sektör liderleriyle iş birliği yaparak bağlı cihazların enerji kullanımını ve sağladığı tasarrufu ölçülme şeklini standartlaştırmayı hedefleyen DUCD, Wi-Fi bağlantılı cihazların karbon tasarrufunu hesaplamak için global metodolojiler oluşturulmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Kasım 2024'te DUCD, bağlı cihazlar için birleşik ölçüm kriterleri ve azaltma metodolojileri belirleyen global bir spesifikasyon yayımladı. Bu yaklaşım, tüketicilerin gerçek kullanımında meydana gelen karbon emisyonlarındaki azalmayı ölçüyor ve geleneksel olarak kullanılan “üretim sürecindeki” karbon emisyonlarının ölçümünden veya azaltımından ayrışıyor. AI Enerji Modunun karbon emisyonunu azalttığı doğrulandı Carbon Trust'ın bağımsız güvence kolu Carbon Trust Assurance Ltd, ilgili kılavuzu kullanarak Samsung'un dünya çapında kullanılan çamaşır makinesi serisi üzerinde pilot bir değerlendirme testi yaptı. AI Enerji Modu'nun azaltım etkisi, Temmuz 2024 ile Haziran 2025 arasında bu mod kullanıldığında ve kullanılmadığında salınan karbon miktarları karşılaştırarak doğrulandı. Samsung'un enerji verimliliği yüksek seçili çamaşır makineleri, SmartThings Platformu kullanılarak çalıştırıldı ve harcanan toplam enerji tüketimi bu süre zarfında 12,28 GWh olarak doğrulandı. DUCD Bölüm 1: Spesifikasyon ve Kılavuz doğrultusunda Carbon Trust Assurance Ltd tarafından hesaplanan karbon emisyonu 5.266 tCO2e olarak kaydedildi. Doğrulanan 5,02 GWh enerji tasarrufu ve 2.084 tCO2e sera gazı emisyonu tasarrufu, AI Enerji Modu'nun etkinleştirilmesiyle ilişkilendirildi. Bu miktardaki enerji tasarrufu, ABD’deki ortalama bir konutun günlük yaklaşık 29,54 kWh enerji kullandığı göz önüne alındığında, yaklaşık 169.000 hanenin bir günde kullanabileceği elektrik miktarına denk geliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.