Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Emisyonu

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Emisyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Emisyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor Haber

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor

Üzerinizdeki tişörtün ne kadar su tüketilerek üretildiğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde tekstil sektöründe sürdürülebilirlik yalnızca tasarımla değil, üretim süreçlerinde kullanılan su ve doğal kaynakların ne kadar verimli yönetildiğiyle de ölçülüyor. İklim değişikliği, kuraklık ve azalan su kaynakları, tekstil sektörünü üretim süreçlerini yeniden değerlendirmeye yönlendiriyor. Bu nedenle moda dünyasında artık yalnızca "ne giyelim?" değil, "nasıl üretildi?" sorusu önem kazanıyor. Kontrollü veya sertifikalı ağaç kaynaklarından[2] elde edilen TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları;kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri ve izlenebilirlik teknolojileriyle modanın geleceğine daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor. Su Ayak İzini Azaltan Elyaf Teknolojileri Doğal ağaç kaynaklarından elde edilen TENCEL™ Modal ve Lyocell ile LENZING™ ECOVERO™ viskon elyafları, kaynak verimliliğini merkeze alan üretim anlayışıyla geliştiriliyor. Bu elyaflar, jenerik (markasız) alternatiflerine kıyasla en az %50 daha düşük karbon emisyonu ve su tüketimiyle1 üretiliyor. Böylece tekstil ürünlerinin daha tasarım aşamasından itibaren çevresel etkilerinin azaltılmasına katkı sağlanıyor. Kapalı Döngü Üretimle Kaynak Verimliliği Su tasarrufu yalnızca kullanılan ham maddelerle sınırlı kalmıyor. Üretim teknolojileri de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. TENCEL™, Lyocell elyafları özelinde kaynak verimliliği sağlayan kapalı döngü üretim süreciyle üretiliyor. Üretim sırasında kullanılan çözücülerin yüzde 99.8’i geri kazanılarak yeniden sisteme kazandırılıyor. Böylece doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinin çevresel etkisi de azaltılıyor. Sürdürülebilirlik Bilinçli Seçimlerle Başlıyor Tekstil sektörünün geleceğini yalnızca yeni koleksiyonlar değil, bu koleksiyonlarda sürdürülebilirlik izlerini arayan bilinçli tüketiciler şekillendiriyor. Bir ürünün hangi ham maddeden üretildiği, üretim sırasında ne kadar kaynak kullanıldığı, çevresel etkisi satın alma kararlarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha düşük su tüketimi, daha düşük karbon emisyonu ve kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri[3], modanın sürdürülebilir dönüşümünün temelini oluşturuyor. TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları da hem doğal ham maddelerden elde edilmesi, hem sorumlu kaynak kullanımı hem de izlenebilirlik teknolojisi gibi geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle bu dönüşüme katkı sağlayarak, suyun değerini bilen yeni nesil tekstil anlayışına öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan’ın GES Yatırımı Elektrik İhtiyacının Yüzde 25’ini Karşılayacak Haber

Karsan’ın GES Yatırımı Elektrik İhtiyacının Yüzde 25’ini Karşılayacak

“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” olma vizyonuyla toplu ulaşımın dönüşümünde öncü rol üstlenen Karsan, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına üretim süreçlerinde de hız kesmeden devam ediyor. Elektrikli mobiliteyi yalnızca geliştirdiği ve ürettiği araçlarla değil, üretimde kullandığı enerji kaynaklarıyla da destekleyen Karsan, Bursa’daki üretim tesisinde 3,5 MW DC kurulu güce sahip Güneş Enerji Santrali’ni devreye aldı. Yıllık tüketimin yüzde 25’ini karşılayacak! Yıllık yaklaşık 4,6 milyon kWh yenilenebilir enerji üretim kapasitesine sahip tesis sayesinde Karsan’ın üretim tesisindeki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’i güneş enerjisinden karşılanacak. Yatırımla elde edilecek yenilenebilir enerji miktarı, her yıl yaklaşık 1.000 elektrikli aracın üretim süreçlerinde tüketilen elektriğin güneş enerjisinden karşılanmasına imkân sağlayacak. Böylece Karsan, sıfır emisyonlu mobilite yaklaşımını araçların kullanım aşamasının ötesine taşıyarak üretim süreçlerinin karbon ayak izini azaltma hedefini de güçlendirecek. Sürdürülebilir mobilite üretimden başlıyor! Güneş Enerji Santrali yatırımına ilişkin değerlendirmede yapan Karsan CEO’su Utku Ayyarkın, “Elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümlerimizle mobilitenin dönüşümüne öncülük ederken, sürdürülebilir mobilitenin daha üretim aşamasında başladığına inanıyoruz. Elektrikli araçların yalnızca kullanım sırasındaki çevresel etkilerini değil, üretim süreçlerinden kaynaklanan karbon ayak izini de azaltmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu doğrultuda devreye aldığımız 3,5 MW kurulu güce sahip Güneş Enerji Santralimiz, üretim tesisimizin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak. Üreteceğimiz enerjiyle her yıl yaklaşık 1.000 elektrikli aracın üretiminde tüketilen elektriği güneş enerjisinden sağlayabilecek olmamız, yatırımımızın çevresel etkisini çok somut biçimde ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını yalnızca çevresel sorumluluğumuzun bir parçası olarak değil, aynı zamanda Karsan’ın uzun vadeli büyüme, rekabetçilik ve enerji güvenliği stratejisinin önemli bir unsuru olarak görüyoruz. Bu yatırım, 2030 Net Sıfır Fabrika vizyonumuzun en önemli kilometre taşlarından birini oluşturuyor. Üretim süeçlerimizi daha verimli, dayanıklı ve düşük karbonlu hale getiren yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Yılda yaklaşık 2 bin ton karbon emisyonu önlenecek! Yaklaşık altı ay içerisinde tamamlanan proje kapsamında fizibilite, mühendislik, tedarik, saha uygulaması, test ve devreye alma süreçleri başarıyla yürütüldü. Projenin tüm aşamalarında Karsan’ın üretim operasyonlarının kesintiye uğramadan devam etmesi temel önceliklerden biri olarak ele alındı. Tesiste yüksek enerji verimliliği sağlamak amacıyla son teknoloji yerli üretim TopCon Bifacial 620 Wp güneş panelleri ile yüksek verimliliğe sahip invertörler kullanıldı. Çift yüzeyli yapıya sahip paneller, doğrudan güneş ışığının yanı sıra yüzeylerden yansıyan ışığı da enerji üretiminde değerlendirerek santralin toplam verimliliğine katkı sağlıyor. Yıllık yaklaşık 4,6 milyon kWh yenilenebilir enerji üretim kapasitesine sahip Güneş Enerji Santrali ile her yıl yaklaşık 2.000 ton CO₂ emisyonunun önlenmesi hedefleniyor. Elektrikli araçların toplam karbon ayak izinin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini oluşturabilen üretim kaynaklı emisyonların azaltılması da yatırımın temel motivasyonları arasında yer alıyor. Karsan böylece, elektrikli araçların kullanım aşamasında sunduğu sıfır emisyon avantajını üretim süreçlerinde kullanılan enerjinin dönüşümüyle tamamlamayı amaçlıyor. Karbon düzenlemelerine hazırlıkta stratejik adım! Karsan’ın Güneş Enerji Santrali yatırımı; enerji maliyetlerinin optimize edilmesi, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji arz güvenliğinin artırılması ve sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak. Proje aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve gelecek dönemde devreye alınması beklenen diğer karbon düzenlemelerine hazırlık açısından da stratejik önem taşıyor. Karsan, yenilenebilir enerji kullanım oranını artırarak gelecekte oluşabilecek karbon maliyetlerini ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların üretim süreçleri üzerindeki etkisini azaltmayı hedefliyor. Net Sıfır Fabrika! Güneş Enerji Santrali yatırımı, Karsan’ın üretim faaliyetlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlayan 2030 Net Sıfır Fabrika hedefinin önemli kilometre taşlarından biri olarak konumlanıyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, kaynakların etkin yönetimi ve düşük karbonlu üretim süreçleri üzerine çalışmalarını sürdüren Karsan, mevcut çatı kapasitesini de değerlendirerek ilerleyen dönemde ilave Güneş Enerji Santrali yatırımlarını gündemine almayı planlıyor. Elektrikli mobilite alanındaki öncü konumunu üretim altyapısında gerçekleştirdiği yatırımlarla destekleyen Karsan, daha temiz, verimli ve sürdürülebilir bir mobilite ekosisteminin oluşturulması için çalışmalarına devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimsa, CAC Kapasitesini Son 2 Yılda 3 Katına Çıkardı Haber

Çimsa, CAC Kapasitesini Son 2 Yılda 3 Katına Çıkardı

Türkiye’deki yatırımlarına kararlılıkla devam eden Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa, Mersin’deki yeni kalsiyum alüminat çimento (CAC) üretim hattı yatırımını tamamlayarak devreye aldı. 31,8 milyon dolarlık yatırımla hayata geçen ve yıllık 66 bin ton üretim kapasitesine sahip yeni hatla birlikte Çimsa’nın yıllık CAC klinkeri üretim kapasitesi 131 bin tondan 197 bin tona yükseldi. Dünya'nın en büyük üç CAC üretici arasında yer alan Çimsa, bu gelişmeyle birlikte küresel ölçekteki bu konumunu daha da güçlendirmiş oldu. Çimsa aynı zamanda bugün çimentodan yapı malzemelerine geçişte bir köprü görevi gören ve malzeme dönüşümünün sektördeki en önemli örneklerinden olan CAC’ta Türkiye’deki tek üretici olarak yer alıyor. İKİ ÜRETİM TESİSİ İÇİN YAKLAŞIK 75 MİLYON $’LIK YATIRIM Küresel ölçekte faaliyet gösteren bir yapı malzemeleri şirketine dönüşümünü başarıyla sürdüren Çimsa, 2024 yılında gerçekleştirdiği yatırım ile CAC üretim kapasitesini yıllık 65 bin tondan 131 bin tona çıkarılmıştı. Söz konusu yatırımın hemen ardından, CAC’ta yeni bir kapasite artırım kararı alınmıştı. Son yatırımla birlikte Çimsa’nın CAC kapasitesi son 2 yılda 3 katına çıkmış oldu. Mersin tesisinin, küresel yapı malzemeleri sektöründeki yerini de sağlamlaştıran bu iki tesis için yapılan yatırım miktarı 75 milyon doları aştı. “DÜNYADA ÇİN DIŞI TÜKETİMİN %20’SİNİ KARŞILAYABİLİYORUZ” Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, “Her fırsatta söylediğimiz gibi; dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiğimiz yatırımla küresel yetkinliklerimizi artırırken, Türkiye’deki yatırımlarımıza da kararlılıkla devam ediyoruz. Şubat 2024’te tamamladığımız ilk CAC kapasite artırımı yatırımından sadece 9 ay sonra, bu alandaki yeni yatırım kararımızı duyurmuştuk. Bugün 200 bin tona yaklaşan CAC üretim kapasitemizle, Çin hariç pazarlardaki küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sini tek başımıza karşılayabilir hale geldik. Bu yatırım, Çimsa’nın küresel yapı malzemeleri vizyonu için attığımız kritik adımlardan bir tanesi” dedi. “15 KATLIK KATMA DEĞER ARTIŞI SAĞLIYORUZ” CAC’ın sadece Çimsa için değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisi için de çok önemli bir ürün olduğunu sözlerine ekleyen Umut Zenar, “CAC bizim sektörümüzde, katma değeri en yüksek ürünlerden bir tanesi. Ülkemizin doğal kaynağını, Mersin tesisimizde gerçekleştirdiğimiz yüksek teknolojili üretim teknikleriyle CAC ürünlerine dönüştürerek, neredeyse 15 katlık bir katma değer artışı sağlıyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz. Diğer yandan bu yatırım, yüzünü tamamen ihracata dönmüş bir yatırım. CAC yatırımı ile Mersin’deki kapasitenin yaklaşık yüzde 90’ı dünya pazarlarına ihraç ediliyor. Tüm bunlar ülkemizin katma değerli ihracat seferberliğine yaptığımız katkının da çok net bir göstergesi” ifadelerini kullandı. “CAC, ‘GRİDEN YEŞİLE’ DÖNÜŞÜM STRATEJİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ BİR ÜRÜN” Çimsa’nın bir ‘yapı malzemeleri şirketi’ne dönüşümünde sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu belirten Umut Zenar, “Sürdürülebilirlik perspektifinde iki ayaklı düşünüyoruz. Bir yandan üretim teknolojilerimizi sürdürülebilirlik odaklı şekilde iyileştiriyor; diğer yandan da karbon emisyonu daha düşük ürünlerle portföyümüzü zenginleştiriyoruz. CAC ayrıca sürdürülebilirlik hedeflerimiz ve ‘griden yeşile’ dönüşüm stratejimiz için de çok değerli bir ürün” dedi. NERELERDE KULLANILIYOR? İleri malzeme teknolojilerinde Çimsa’nın öncü rolünü ortaya koyan CAC’ın en büyük özelliği, yüksek sıcaklığa direnç göstermesi ve çok hızlı dayanım kazanması.CAC genel olarak yapı kimyasalları sektöründe kuru karışım yöntemiyle üretilen teknik harçlarda, yüksek sıcaklıkta çalışan endüstriyel fırınların yapımında, dökümhanelerde metal eritme işlemlerinde, çelik ve demir üretiminde ve yangına dayanıklı yapı malzemeleri üretiminde, otoyol ve uçak pisti tamiratı gibi hızlı dayanım kazanımı gerektiren üstyapı projelerinde sıklıkla kullanılıyor.CAC ürünleri başta Kuzey Avrupa ülkeleri olmak üzere, Amerika ve Asya-Pasifik gibi pazarlarda katma değerli endüstriler tarafından kullanılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik Sürdürülebilirlikte Zirveyi Bırakmıyor Haber

Arçelik Sürdürülebilirlikte Zirveyi Bırakmıyor

Ev teknolojileri sektörünün öncü şirketi Arçelik, sürdürülebilirlik alanındaki performansıyla dünyanın saygın listelerinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. Dünyanın en köklü yayınlarından TIME Dergisi’nin önde gelen istatistik kuruluşu Statista iş birliğinde üçüncüsünü yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde bu yıl 750 şirket arasında 89’uncu olarak sıralanan Arçelik, endekste bu yıl da sektörünün lideri oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvedeki yerini korudu. TIME dergisi ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesi 43 ülkeden 5800’ü aşkın şirketin karbon emisyonu, sürdürülebilirlik hedef ve girişimlerine bağlılık, iş güvenliği, çalışan devir hızı, cinsiyet ücret farkı, yönetim kurulunda kadın oranı ve uluslararası raporlama standartlarına uyum gibi sürdürülebilirlik yönetimi ve şeffaflığına ilişkin 20'den fazla temel performans göstergesine göre 4 aşamalı bir süreç ile değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Endeks, şirketleri Karbon Saydamlık Projesi (CDP) puanları, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) onaylı yakın ve uzun vadeli hedefleri, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi, UN Global Compact, S&P Global Sürdürülebilirlik Yıllığı, UNFCCC Race to Zero ve MSCI ESG sıralamaları ile Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu (SASB) ve İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TCFD) ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) raporlama standartlarına uyum gibi göstergeleri de göz önüne alarak değerlendirdi. Liste, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarıyla fark yaratan ilk 750 şirketi sıraladı.  Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” Arçelik’in sürdürülebilirliği raporlama gerekliliklerinin ötesinde, şirketin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak ele aldığını belirten Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Sürdürülebilirliği, uzun vadeli büyüme stratejimizin ve küresel rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Değişen koşullar şirketlerin önceliklerini yeniden şekillendirirken, sürdürülebilirliği tüm değer zincirimizin merkezinde tutmaya devam ediyoruz. Ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden satış sonrası hizmetlere kadar her alanda kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan, çevik bir yapı inşa ediyoruz. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı yakın vadeli hedeflerimiz ve net sıfır yol haritamız doğrultusunda bu yaklaşımımızı ölçülebilir hedefler ve somut uygulamalarla destekliyoruz. Attığımız adımların TIME ve Statista gibi saygın kurumlar tarafından bir kez daha takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur. ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde üst üste üçüncü kez yer almak, sektörümüzdeki liderliğimizi ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasındaki birinciliğimizi korumak, sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumlayan uzun vadeli yaklaşımımızın uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık bulduğunu teyit ediyor. Bu başarının arkasında, dünyanın dört bir yanında aynı vizyonla çalışan ekiplerimizin emeği ve kararlılığı var. 2050 net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlerken, kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve insanı merkeze alan bir dönüşümü tüm değer zincirimizde yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik, sürdürülebilirlik performansıyla dünyanın en prestijli listelerinde üst sıralarda yer alıyor Arçelik, 2025 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 100 üzerinden 86 puan alarak yedinci kez üst üste DHP Dayanıklı Ev Aletleri Sektörü’nde en yüksek skoru elde eden şirket oldu. Corporate Knights’ın yayınladığı “Global 100 – Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesine art arda altıncı kez girme başarısını gösteren Arçelik, dünya genelinde 45’inci, sektöründe ve Türkiye'de 1’inci sırada yer aldı. Ayrıca, Corporate Knights’ın hazırladığı Clean200 listesine dördüncü kez girdi ve 2026 Europe 50 listesinde yer aldı. Real Leaders’ın “2025 Top Impact Companies” listesinde de 1’inci sırada konumlandı. Arçelik, 2026 yılında CDP tarafından hem “İklim Değişikliği” hem de “Su Güvenliği” alanlarında art arda ikinci kez “A” notu aldı. Şirket, LSEG ESG performansı ile BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksleri’nde yer aldı. Ayrıca çevre, çalışan-insan hakları ve sürdürülebilir tedarik alanlarında göstermiş olduğu performans ile 2025 EcoVadis Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 82 puan alarak değerlendiren şirketler arasında ilk %3’lük dilime girdi ve Altın EcoVadis madalyası ile ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik, TIME Dergisinin “En Sürdürülebilir Şirketler” Listesinde 3. Kez Sektörünün Zirvesinde Haber

Arçelik, TIME Dergisinin “En Sürdürülebilir Şirketler” Listesinde 3. Kez Sektörünün Zirvesinde

TIME dergisinin bu yıl üçüncüsünü yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde 89’uncu olarak sıralanan Arçelik, bu sonuçla üst üste üçüncü kez sektöründe 1’inci sırada yer aldı. Arçelik, bu yıl 5800’ü aşkın şirketin değerlendirildiği ve 750 şirketin sıralandığı çalışmada Türkiye’den listeye giren şirketler arasında da zirvedeki konumunu korudu. Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Attığımız somut adımların TIME ve Statista gibi saygın kurumlar tarafından bir kez daha takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur. ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde üst üste üçüncü kez yer almak, sektörümüzdeki liderliğimizi ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasındaki birinciliğimizi korumak, sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumlayan uzun vadeli yaklaşımımızın uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık bulduğunu teyit ediyor. Bu başarının arkasında, dünyanın dört bir yanında aynı vizyonla çalışan ekiplerimizin emeği ve kararlılığı var. 2050 net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlerken, kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve insanı merkeze alan bir dönüşümü tüm değer zincirimizde yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” dedi. Ev teknolojileri sektörünün öncü şirketi Arçelik, sürdürülebilirlik alanındaki performansıyla dünyanın saygın listelerinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. Dünyanın en köklü yayınlarından TIME Dergisi’nin önde gelen istatistik kuruluşu Statista iş birliğinde üçüncüsünü yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde bu yıl 750 şirket arasında 89’uncu olarak sıralanan Arçelik, endekste bu yıl da sektörünün lideri oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvedeki yerini korudu. TIME dergisi ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesi 43 ülkeden 5800’ü aşkın şirketin karbon emisyonu, sürdürülebilirlik hedef ve girişimlerine bağlılık, iş güvenliği, çalışan devir hızı, cinsiyet ücret farkı, yönetim kurulunda kadın oranı ve uluslararası raporlama standartlarına uyum gibi sürdürülebilirlik yönetimi ve şeffaflığına ilişkin 20'den fazla temel performans göstergesine göre 4 aşamalı bir süreç ile değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Endeks, şirketleri Karbon Saydamlık Projesi (CDP) puanları, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) onaylı yakın ve uzun vadeli hedefleri, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi, UN Global Compact, S&P Global Sürdürülebilirlik Yıllığı, UNFCCC Race to Zero ve MSCI ESG sıralamaları ile Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu (SASB) ve İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TCFD) ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) raporlama standartlarına uyum gibi göstergeleri de göz önüne alarak değerlendirdi. Liste, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarıyla fark yaratan ilk 750 şirketi sıraladı.  Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” Arçelik’in sürdürülebilirliği raporlama gerekliliklerinin ötesinde, şirketin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak ele aldığını belirten Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Sürdürülebilirliği, uzun vadeli büyüme stratejimizin ve küresel rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Değişen koşullar şirketlerin önceliklerini yeniden şekillendirirken, sürdürülebilirliği tüm değer zincirimizin merkezinde tutmaya devam ediyoruz. Ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden satış sonrası hizmetlere kadar her alanda kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan, çevik bir yapı inşa ediyoruz. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı yakın vadeli hedeflerimiz ve net sıfır yol haritamız doğrultusunda bu yaklaşımımızı ölçülebilir hedefler ve somut uygulamalarla destekliyoruz. Attığımız adımların TIME ve Statista gibi saygın kurumlar tarafından bir kez daha takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur. ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde üst üste üçüncü kez yer almak, sektörümüzdeki liderliğimizi ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasındaki birinciliğimizi korumak, sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumlayan uzun vadeli yaklaşımımızın uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık bulduğunu teyit ediyor. Bu başarının arkasında, dünyanın dört bir yanında aynı vizyonla çalışan ekiplerimizin emeği ve kararlılığı var. 2050 net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlerken, kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve insanı merkeze alan bir dönüşümü tüm değer zincirimizde yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik, sürdürülebilirlik performansıyla dünyanın en prestijli listelerinde üst sıralarda yer alıyor Arçelik, 2025 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 100 üzerinden 86 puan alarak yedinci kez üst üste DHP Dayanıklı Ev Aletleri Sektörü’nde en yüksek skoru elde eden şirket oldu. Corporate Knights’ın yayınladığı “Global 100 – Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesine art arda altıncı kez girme başarısını gösteren Arçelik, dünya genelinde 45’inci, sektöründe ve Türkiye'de 1’inci sırada yer aldı. Ayrıca, Corporate Knights’ın hazırladığı Clean200 listesine dördüncü kez girdi ve 2026 Europe 50 listesinde yer aldı. Real Leaders’ın “2025 Top Impact Companies” listesinde de 1’inci sırada konumlandı. Arçelik, 2026 yılında CDP tarafından hem “İklim Değişikliği” hem de “Su Güvenliği” alanlarında art arda ikinci kez “A” notu aldı. Şirket, LSEG ESG performansı ile BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksleri’nde yer aldı. Ayrıca çevre, çalışan-insan hakları ve sürdürülebilir tedarik alanlarında göstermiş olduğu performans ile 2025 EcoVadis Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 82 puan alarak değerlendiren şirketler arasında ilk %3’lük dilime girdi ve Altın EcoVadis madalyası ile ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı’ya Stevie MENA'dan 4 Ödül Birden ​​​​​​​ Haber

Tosyalı’ya Stevie MENA'dan 4 Ödül Birden ​​​​​​​

Türkiye’nin küresel çelik üreticisi Tosyalı, ileri teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarından aldığı güçle küresel ölçekte başarılarını artırırken, bu vizyonunu uluslararası arenada kazandığı ödüllerle taçlandırmayı sürdürüyor. Tosyalı bu yıl 7’ncisi düzenlenen Stevie MENA Awards (Middle East & North Africa Stevie®️ Awards) kapsamında, sürdürülebilirlik, inovasyon ve liderlik odaklı projeleriyle önemli bir başarıya imza attı. Küresel iş ödülü programları düzenleyen Stevie Awards kapsamındaki Stevie MENA Awards, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin en prestijli iş dünyası ödül platformları arasında gösteriliyor. Şirketlerin inovasyon, sürdürülebilirlik, büyüme ve liderlik alanlarında ortaya koyduğu vizyoner çalışmaları uluslararası ölçekte ödüllendiriyor. Bölgenin en güçlü 18 şirketinin ve liderlerinin değerlendirildiği organizasyonda Tosyalı’nın dört farklı kategoride ödüle layık görülmesi, şirketin uluslararası başarısını bir kez daha tescillemiş oldu. Stevie MENA Awards kapsamında; “Yeşil Çelikte Vizyoner Büyüme” projesiyle “Büyümede İnovatif Başarı” kategorisinde Gümüş ödüle layık görülen Tosyalı, ayrıca Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı adına yapılan başvuruyla “Yılın Düşünce Lideri” kategorisinde de Gümüş ödül kazandı. Tosyalı, TOSYALI V-Green” ile “Yılın Sürdürülebilir Ürün/Hizmeti” kategorisinde ve Contemporary Istanbul ile Upcycling in Art – Sanatta İleri Dönüşüm İş Birliği” projesiyle “Sponsorluklarda İnovasyon” kategorisinde Bronz ödül elde ederek toplam dört ödülün sahibi oldu. Bugün 3 kıtada 50’ye yakın tesisi, 15 milyon ton/yıl sıvı çelik üretim kapasitesi ve 15.000 çalışanıyla küresel büyümesini sürdüren Tosyalı’nın kazandığı birçok uluslararası ödül, yaptığı güçlü sürdürülebilirlik yatırımlarının küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Fuat Tosyalı’ya “Yılın Düşünce Lideri” ödülü Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Yılın Düşünce Lideri” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü’ne layık görüldü. Uluslararası jüri değerlendirmelerinde, Tosyalı’nın düşük karbonlu çelik üretimine yönelik uzun vadeli vizyonu; yenilenebilir enerji yatırımları, hidrojen uyumlu üretim teknolojileri, yapay zekâ destekli operasyonel dönüşüm, Ar-Ge ve döngüsel üretim yatırımları ve sürdürülebilir sanayi dönüşümüne liderlik eden yaklaşımı öne çıkarıldı. Yeşil çelikte vizyoner büyüme Tosyalı Holding uzun yıllardır sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi haline getirerek yeşil çelik üretiminde küresel olarak vizyoner bir büyüme sergiliyor. “Yeşil Çelikte Vizyoner Büyüme” projesiyle “Büyümede İnovatif Başarı” kategorisinde kazanılan Gümüş ödül de bunun bir yansıması. Uluslararası jüri bu kapsamda yaptığı değerlendirmede, Tosyalı’nın yaklaşık 6 milyar dolarlık sürdürülebilirlik yatırımıyla çelik sektöründe küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Yılın sürdürülebilir ürünü “TOSYALI V-Green” Bronz ödüle layık görülen Tosyalı’nın düşük emisyonlu çelik markası Tosyalı V-Green, ürünlerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayan yapısı, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve CBAM kriterleriyle uyumu, çevresel ürün beyanlarıyla sunduğu şeffaflık ve ölçeklenebilir sürdürülebilir üretim modeliyle, jüri tarafından ‘iklim değişikliğiyle mücadelede somut etkiler yaratan umut verici bir adım’ olarak değerlendirildi. Tosyalı bugün ürünlerinde, CBAM kapsamında varsayılan değerler yerine doğrulanmış emisyon verilerini kullanıyor ve varsayılan değerlere göre yüzde 70’e varan düşük karbon salımı sağlıyor. Sanatta ileri dönüşümün gücü Kültür ve sanatı, sürdürülebilirlik konusunda bilinç oluşturmanın önemli bir parçası olarak konumlayan Tosyalı’nın Contemporary Istanbul iş birliğiyle hayata geçirdiği “Upcycling in Art-Sanatta İleri Dönüşüm” projesi endüstriyel dönüşümü sanat aracılığıyla toplumla buluşturan özgün yaklaşımıyla övgü topladı. Jüri değerlendirmelerinde, endüstriyel atıkların sanat eserlerine dönüştürülmesinin yeşil dönüşüm açısından duygusal farkındalık yaratan güçlü ve ilham verici bir örnek olduğunu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda Haber

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda

İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği “Akyapı Ticarethane” projeleriyle dikkat çeken Akyapı Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, AB ile ticaret yapan sanayicilerin artık enerji verimliliği yüksek, modern ve fonksiyonel üretim alanlarına ihtiyaç duyduğunu belirterek; girişimcilerden KOBİ’lere, esnaftan sanayicilere kadar farklı ölçeklerdeki işletmelerin aynı çatı altında buluştuğu yeni nesil ticarethane modelinin üretimde rekabet avantajı sağladığını söyledi. Gerçekleştirdiği pek çok konut, ofis, alışveriş, yaşam merkezi, üretim ve lojistik tesisi ile gayrimenkul sektörüne 28 yıldır yön veren Akyapı’nın İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği ve üreticilerin imalat, ofis, depolama ve üretim birimleri ile sosyal yaşam ünitelerini bir araya getirerek tüm ihtiyaçlarına tek merkezden cevap veren ‘Akyapı Ticarethane’ projeleri hızla ilerliyor. Akyapı; Ticarethane Metkap, Ticarethane Hadımköy ve Ticarethane Başakşehir projelerinin ardından yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) merkezindeki tek parselde Ticarethane Dudullu projesini satışa çıkardı. Şirketin en büyük ticarethane projesi olan Ticarethane Dudullu’da inşaat süreci devam ediyor. Ticarethane Başakşehir tamamlanma aşamasına gelirken, Ticarethane Hadımköy projesinde ise inşaat süreci hızla sürüyor. Dinçel: “Esnaftan girişimcilere geniş bir kesim, nitelikli ticari alan arayışında” ‘Ticarethane’ projelerinin bu yıl küçük esnaftan sanayici ve girişimcilere farklı kesimlerin ilgisiyle karşılaştığını kaydeden Akyapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, “Hadımköy’de iskan sürecini tamamladığımız Ticarethane Metkap projemizde üniteleri teslim ettik ve ticaret başladı. Diğer projelerimize gelen talep ise, İstanbul’da nitelikli ticari alan arayışında olan çok fazla üretici olduğunu gösteriyor. İstanbul’da iş hayatının yeni çekim merkezi ve ticari aksların en merkezi lokasyonlarındaki üreticileri bir araya getiren yeni bir iş ekosistemi olarak konumlanan yeni nesil ticarethaneler, üreticilere nitelikli üretim için gereken tüm ihtiyaçlarını tek bir yerden karşılama ve iş çevresi kurabilme imkanı veriyor. Bu sayede Akyapı Ticarethaneler, küçük ve orta ölçekli işletmelerden girişimcilere, sanayicilerden yazılım firmalarına kaliteli şartlarda üretim yapmak isteyen her şirkete hitap ediyor” dedi. Üreticilere AB’ye ihracat kolaylığı, iş büyütme ve iş çevresi yaratma fırsatı! Avrupa Birliği ile ticarette bu yıl gündemde olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Reach Tüzüğü gibi yasal zorunlulukların üretimin çevresel etkisi, karbon emisyonu, enerji verimliliği gibi pek çok alanda yeşil dönüşümü zorunlu kıldığını kaydeden Hüseyin Dinçel, “Sanayicilerin Avrupa Birliği ile olan ticaretlerinde enerji verimliliği yüksek tesislerde üretim yapmaları gerekiyor. Akyapı Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların ayrıca Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Girişimciler ‘son teknolojiye’, büyümek isteyen KOBİ’ler ‘alan kullanım esnekliğine’, esnaf ise güçlü bir ‘müşteri ve tedarik ağına’ ihtiyaç duyuyor. Bu talepleri tek başına karşılayan Akyapı Ticarethaneler, her kesimden işletmeyi aynı çatıda toplayarak yeni nesil iş yaşamına liderlik ediyor ve ayrıcalıklı mühendislik çözümleri ile sektörde fark yaratıyor” değerlendirmesini yaptı. “Depreme dayanıklı, yeşil bina altyapımız ile ticari hayata güven getirdik” Üreticilerin eski ticari yapılardan, depreme dayanıklı, modern ve çevreci üretim alanlarına geçiş yapmalarının önemli bir gereklilik olduğunu vurgulayan Hüseyin Dinçel, “Ülkemizde mevcut sanayi alanlarının en belirgin özelliği, binalarının 40- 50 yıl öncesinin ihtiyaçları gözetilerek yapılmış olmaları. Olası bir depremde can kaybının çoğalmaması, ticari hayatın felce uğramaması ve ekonomimizin olumsuz etkilenmemesi için bu alanda bir dönüşüm şart. Bu nedenle Akyapı Ticarethane projelerinde, mevzuata uygun olarak deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak sanayicilerimize güven veriyoruz. Ayrıca Yeşil Bina Sertifikası’na sahip projelerimizde yer alacak üreticilerimiz, düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajdan da yararlanabiliyor” diye konuştu. Ticari gayrimenkulde değeri sürekli artan, avantajlı bir yatırım modeli! Akyapı Ticarethaneler’in aynı zamanda yeni ve efektif bir yatırım aracı olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatan Dinçel, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Değeri sürekli artan ve düzenli olarak kazandıran ticari gayrimenkul yatırımı, en hızlı geri dönüş sağlayan yatırım araçlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra Akyapı Ticarethane yatırımlarında rayiç zaten belli olduğu ve işletmelerin her daim alan ihtiyacı olacağı için hem kiracı bulmak hem de kira bedelini aralıksız ve sorunsuz temin etmek oldukça kolay. Projelerin fonksiyonelliği ve merkezi olan lokasyonları ise yatırım değerini her gün daha fazla artıracaktır.” Esnek ve modüler ticari alan çözümü ile ofis ve imalathaneler aynı çatıda! Projelerde bölümlerin yatayda ve dikeyde ihtiyaca göre genişletilme imkanı sunan modüler alanlardan oluşmasının özellikle makine eklemek, işini büyütmek, lojistik yönünden zamanı daha iyi yönetmek ve iş verimini artırmak isteyen üreticiler için avantaj sağladığını vurgulayan Dinçel, “Böylece ticareti sırasında ek makine almak veya bulunduğu konumda büyümek isteyen sanayicilerin yer değiştirme veya ek kira ödeme sorunu ortadan kalkıyor. Ayrıca doğal ışık ve havalandırmanın sağlandığı projelerimizde iskanı alınmış asma katlar ile hem üretimin hem de ofislerin aynı mekanda planlanabilmesi de mümkün oluyor. Ofisini, atölyesini, deposunu ve imalathanesini aynı alana taşımak isteyen sanayicilerin işlerini kolaylaştırıyor” diye konuştu. 3 Ticarethane’de 1.700 ünite hayata geçiriliyor Merkezi konumları ile bağlantı yollarına, limanlara ve sanayi bölgelerine yakınlıkları ile her çeşit üretici için avantaj sağlayan Ticarethane Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu projeleri, toplamda yaklaşık 640 bin metrekarelik inşaat alanına sahip 1.169 adet üniteden oluşacak. Ticarethane Hadımköy’de 479, Ticarethane Başakşehir’de 135 ve Ticarethane Dudullu’da ise 555 adet ünite yer alıyor. 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her katına tır çıkışı olan binalar, geniş ve sürekli sirkülasyon alanlarına ve her imalathaneye özel yükleme- boşaltma alanlarına sahip olacak. Projelerde dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, yeme-içme alanları, fitness merkezi, banka, market ve mescidin yanı sıra imalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve her bağımsız bölüme özel otopark da var. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.