Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Emisyonu

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Emisyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Emisyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı’ya Stevie MENA'dan 4 Ödül Birden ​​​​​​​ Haber

Tosyalı’ya Stevie MENA'dan 4 Ödül Birden ​​​​​​​

Türkiye’nin küresel çelik üreticisi Tosyalı, ileri teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarından aldığı güçle küresel ölçekte başarılarını artırırken, bu vizyonunu uluslararası arenada kazandığı ödüllerle taçlandırmayı sürdürüyor. Tosyalı bu yıl 7’ncisi düzenlenen Stevie MENA Awards (Middle East & North Africa Stevie®️ Awards) kapsamında, sürdürülebilirlik, inovasyon ve liderlik odaklı projeleriyle önemli bir başarıya imza attı. Küresel iş ödülü programları düzenleyen Stevie Awards kapsamındaki Stevie MENA Awards, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin en prestijli iş dünyası ödül platformları arasında gösteriliyor. Şirketlerin inovasyon, sürdürülebilirlik, büyüme ve liderlik alanlarında ortaya koyduğu vizyoner çalışmaları uluslararası ölçekte ödüllendiriyor. Bölgenin en güçlü 18 şirketinin ve liderlerinin değerlendirildiği organizasyonda Tosyalı’nın dört farklı kategoride ödüle layık görülmesi, şirketin uluslararası başarısını bir kez daha tescillemiş oldu. Stevie MENA Awards kapsamında; “Yeşil Çelikte Vizyoner Büyüme” projesiyle “Büyümede İnovatif Başarı” kategorisinde Gümüş ödüle layık görülen Tosyalı, ayrıca Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı adına yapılan başvuruyla “Yılın Düşünce Lideri” kategorisinde de Gümüş ödül kazandı. Tosyalı, TOSYALI V-Green” ile “Yılın Sürdürülebilir Ürün/Hizmeti” kategorisinde ve Contemporary Istanbul ile Upcycling in Art – Sanatta İleri Dönüşüm İş Birliği” projesiyle “Sponsorluklarda İnovasyon” kategorisinde Bronz ödül elde ederek toplam dört ödülün sahibi oldu. Bugün 3 kıtada 50’ye yakın tesisi, 15 milyon ton/yıl sıvı çelik üretim kapasitesi ve 15.000 çalışanıyla küresel büyümesini sürdüren Tosyalı’nın kazandığı birçok uluslararası ödül, yaptığı güçlü sürdürülebilirlik yatırımlarının küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Fuat Tosyalı’ya “Yılın Düşünce Lideri” ödülü Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Yılın Düşünce Lideri” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü’ne layık görüldü. Uluslararası jüri değerlendirmelerinde, Tosyalı’nın düşük karbonlu çelik üretimine yönelik uzun vadeli vizyonu; yenilenebilir enerji yatırımları, hidrojen uyumlu üretim teknolojileri, yapay zekâ destekli operasyonel dönüşüm, Ar-Ge ve döngüsel üretim yatırımları ve sürdürülebilir sanayi dönüşümüne liderlik eden yaklaşımı öne çıkarıldı. Yeşil çelikte vizyoner büyüme Tosyalı Holding uzun yıllardır sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi haline getirerek yeşil çelik üretiminde küresel olarak vizyoner bir büyüme sergiliyor. “Yeşil Çelikte Vizyoner Büyüme” projesiyle “Büyümede İnovatif Başarı” kategorisinde kazanılan Gümüş ödül de bunun bir yansıması. Uluslararası jüri bu kapsamda yaptığı değerlendirmede, Tosyalı’nın yaklaşık 6 milyar dolarlık sürdürülebilirlik yatırımıyla çelik sektöründe küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Yılın sürdürülebilir ürünü “TOSYALI V-Green” Bronz ödüle layık görülen Tosyalı’nın düşük emisyonlu çelik markası Tosyalı V-Green, ürünlerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayan yapısı, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve CBAM kriterleriyle uyumu, çevresel ürün beyanlarıyla sunduğu şeffaflık ve ölçeklenebilir sürdürülebilir üretim modeliyle, jüri tarafından ‘iklim değişikliğiyle mücadelede somut etkiler yaratan umut verici bir adım’ olarak değerlendirildi. Tosyalı bugün ürünlerinde, CBAM kapsamında varsayılan değerler yerine doğrulanmış emisyon verilerini kullanıyor ve varsayılan değerlere göre yüzde 70’e varan düşük karbon salımı sağlıyor. Sanatta ileri dönüşümün gücü Kültür ve sanatı, sürdürülebilirlik konusunda bilinç oluşturmanın önemli bir parçası olarak konumlayan Tosyalı’nın Contemporary Istanbul iş birliğiyle hayata geçirdiği “Upcycling in Art-Sanatta İleri Dönüşüm” projesi endüstriyel dönüşümü sanat aracılığıyla toplumla buluşturan özgün yaklaşımıyla övgü topladı. Jüri değerlendirmelerinde, endüstriyel atıkların sanat eserlerine dönüştürülmesinin yeşil dönüşüm açısından duygusal farkındalık yaratan güçlü ve ilham verici bir örnek olduğunu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda Haber

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda

İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği “Akyapı Ticarethane” projeleriyle dikkat çeken Akyapı Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, AB ile ticaret yapan sanayicilerin artık enerji verimliliği yüksek, modern ve fonksiyonel üretim alanlarına ihtiyaç duyduğunu belirterek; girişimcilerden KOBİ’lere, esnaftan sanayicilere kadar farklı ölçeklerdeki işletmelerin aynı çatı altında buluştuğu yeni nesil ticarethane modelinin üretimde rekabet avantajı sağladığını söyledi. Gerçekleştirdiği pek çok konut, ofis, alışveriş, yaşam merkezi, üretim ve lojistik tesisi ile gayrimenkul sektörüne 28 yıldır yön veren Akyapı’nın İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği ve üreticilerin imalat, ofis, depolama ve üretim birimleri ile sosyal yaşam ünitelerini bir araya getirerek tüm ihtiyaçlarına tek merkezden cevap veren ‘Akyapı Ticarethane’ projeleri hızla ilerliyor. Akyapı; Ticarethane Metkap, Ticarethane Hadımköy ve Ticarethane Başakşehir projelerinin ardından yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) merkezindeki tek parselde Ticarethane Dudullu projesini satışa çıkardı. Şirketin en büyük ticarethane projesi olan Ticarethane Dudullu’da inşaat süreci devam ediyor. Ticarethane Başakşehir tamamlanma aşamasına gelirken, Ticarethane Hadımköy projesinde ise inşaat süreci hızla sürüyor. Dinçel: “Esnaftan girişimcilere geniş bir kesim, nitelikli ticari alan arayışında” ‘Ticarethane’ projelerinin bu yıl küçük esnaftan sanayici ve girişimcilere farklı kesimlerin ilgisiyle karşılaştığını kaydeden Akyapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, “Hadımköy’de iskan sürecini tamamladığımız Ticarethane Metkap projemizde üniteleri teslim ettik ve ticaret başladı. Diğer projelerimize gelen talep ise, İstanbul’da nitelikli ticari alan arayışında olan çok fazla üretici olduğunu gösteriyor. İstanbul’da iş hayatının yeni çekim merkezi ve ticari aksların en merkezi lokasyonlarındaki üreticileri bir araya getiren yeni bir iş ekosistemi olarak konumlanan yeni nesil ticarethaneler, üreticilere nitelikli üretim için gereken tüm ihtiyaçlarını tek bir yerden karşılama ve iş çevresi kurabilme imkanı veriyor. Bu sayede Akyapı Ticarethaneler, küçük ve orta ölçekli işletmelerden girişimcilere, sanayicilerden yazılım firmalarına kaliteli şartlarda üretim yapmak isteyen her şirkete hitap ediyor” dedi. Üreticilere AB’ye ihracat kolaylığı, iş büyütme ve iş çevresi yaratma fırsatı! Avrupa Birliği ile ticarette bu yıl gündemde olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Reach Tüzüğü gibi yasal zorunlulukların üretimin çevresel etkisi, karbon emisyonu, enerji verimliliği gibi pek çok alanda yeşil dönüşümü zorunlu kıldığını kaydeden Hüseyin Dinçel, “Sanayicilerin Avrupa Birliği ile olan ticaretlerinde enerji verimliliği yüksek tesislerde üretim yapmaları gerekiyor. Akyapı Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların ayrıca Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Girişimciler ‘son teknolojiye’, büyümek isteyen KOBİ’ler ‘alan kullanım esnekliğine’, esnaf ise güçlü bir ‘müşteri ve tedarik ağına’ ihtiyaç duyuyor. Bu talepleri tek başına karşılayan Akyapı Ticarethaneler, her kesimden işletmeyi aynı çatıda toplayarak yeni nesil iş yaşamına liderlik ediyor ve ayrıcalıklı mühendislik çözümleri ile sektörde fark yaratıyor” değerlendirmesini yaptı. “Depreme dayanıklı, yeşil bina altyapımız ile ticari hayata güven getirdik” Üreticilerin eski ticari yapılardan, depreme dayanıklı, modern ve çevreci üretim alanlarına geçiş yapmalarının önemli bir gereklilik olduğunu vurgulayan Hüseyin Dinçel, “Ülkemizde mevcut sanayi alanlarının en belirgin özelliği, binalarının 40- 50 yıl öncesinin ihtiyaçları gözetilerek yapılmış olmaları. Olası bir depremde can kaybının çoğalmaması, ticari hayatın felce uğramaması ve ekonomimizin olumsuz etkilenmemesi için bu alanda bir dönüşüm şart. Bu nedenle Akyapı Ticarethane projelerinde, mevzuata uygun olarak deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak sanayicilerimize güven veriyoruz. Ayrıca Yeşil Bina Sertifikası’na sahip projelerimizde yer alacak üreticilerimiz, düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajdan da yararlanabiliyor” diye konuştu. Ticari gayrimenkulde değeri sürekli artan, avantajlı bir yatırım modeli! Akyapı Ticarethaneler’in aynı zamanda yeni ve efektif bir yatırım aracı olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatan Dinçel, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Değeri sürekli artan ve düzenli olarak kazandıran ticari gayrimenkul yatırımı, en hızlı geri dönüş sağlayan yatırım araçlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra Akyapı Ticarethane yatırımlarında rayiç zaten belli olduğu ve işletmelerin her daim alan ihtiyacı olacağı için hem kiracı bulmak hem de kira bedelini aralıksız ve sorunsuz temin etmek oldukça kolay. Projelerin fonksiyonelliği ve merkezi olan lokasyonları ise yatırım değerini her gün daha fazla artıracaktır.” Esnek ve modüler ticari alan çözümü ile ofis ve imalathaneler aynı çatıda! Projelerde bölümlerin yatayda ve dikeyde ihtiyaca göre genişletilme imkanı sunan modüler alanlardan oluşmasının özellikle makine eklemek, işini büyütmek, lojistik yönünden zamanı daha iyi yönetmek ve iş verimini artırmak isteyen üreticiler için avantaj sağladığını vurgulayan Dinçel, “Böylece ticareti sırasında ek makine almak veya bulunduğu konumda büyümek isteyen sanayicilerin yer değiştirme veya ek kira ödeme sorunu ortadan kalkıyor. Ayrıca doğal ışık ve havalandırmanın sağlandığı projelerimizde iskanı alınmış asma katlar ile hem üretimin hem de ofislerin aynı mekanda planlanabilmesi de mümkün oluyor. Ofisini, atölyesini, deposunu ve imalathanesini aynı alana taşımak isteyen sanayicilerin işlerini kolaylaştırıyor” diye konuştu. 3 Ticarethane’de 1.700 ünite hayata geçiriliyor Merkezi konumları ile bağlantı yollarına, limanlara ve sanayi bölgelerine yakınlıkları ile her çeşit üretici için avantaj sağlayan Ticarethane Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu projeleri, toplamda yaklaşık 640 bin metrekarelik inşaat alanına sahip 1.169 adet üniteden oluşacak. Ticarethane Hadımköy’de 479, Ticarethane Başakşehir’de 135 ve Ticarethane Dudullu’da ise 555 adet ünite yer alıyor. 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her katına tır çıkışı olan binalar, geniş ve sürekli sirkülasyon alanlarına ve her imalathaneye özel yükleme- boşaltma alanlarına sahip olacak. Projelerde dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, yeme-içme alanları, fitness merkezi, banka, market ve mescidin yanı sıra imalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve her bağımsız bölüme özel otopark da var. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Yeşil Enerji Vizyonu Avrupalı Gençlere Anlatıldı Haber

 Yeşil Enerji Vizyonu Avrupalı Gençlere Anlatıldı

Nilüfer Belediyesi, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji konusundaki deneyimlerini Avrupalı öğrenciler ve öğretmenlerle paylaştı. Avrasya Yenilikçi Toplum Derneği koordinasyonunda yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa finanse edilen “ECO EXPLORERS: Power Up The Green Geniuses Empowering Kids to Change the World” Erasmus+ projesi kapsamında; Romanya, Portekiz, Avusturya, İspanya ve Çekya’dan gelen yaklaşık 25 kişilik heyet Nilüfer Belediyesi’ni ziyaret etti. YÜZDE 40 EMİSYON AZALTIM HEDEFİ Alaaddinbey Ek Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen ve Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş’in de katıldığı toplantıda, 2014 yılından bu yana süregelen enerji uygulamaları paylaşıldı. Uluslararası bir platform olan Başkanlar Sözleşmesi’ne de taraf olan Nilüfer Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını yapılan sunumda paylaştı. Daha önce yüzde 20 olan karbon emisyonu azaltım taahhüdünün yüzde 40’a çıkarıldığı vurgulanırken, Nilüfer ilçesinde kişi başı yıllık emisyon miktarının 3.3 ton karbon olarak ölçüldüğü bilgisi paylaşıldı. GÜNEŞTEN GELEN ENERJİDE HEDEF: 2.28 MW Yenilenebilir enerji yatırımları hakkında da bilgi verilen sunumda, enerji tesis kapasitesinin 2024’te 1.45 MW seviyesine ulaştığı ve bu tesislerden üretilen elektrik enerjisinin 2025 yılında 2.28 MW olduğu ifade edildi. Hem farkındalık yaratmak amacıyla mahalle aralarındaki binaların çatılarında hem de ana hizmet binalarının tüketimini karşılamak adına arazi tipi kurulan Güneş Enerji Santralleri (GES) katılımcıların büyük ilgisini çekti. Yapılan sunumun ardından öğrenciler ve öğretmenler, Nilüfer Belediyesi’nin sürdürülebilirlik uygulamalarını yerinde görmek amacıyla Güngören’de bulunan GES tesisini ziyaret etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu  Haber

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu 

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor” Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip” Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi. Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi” Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi. Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı Haber

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı

Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan 9 bin 697 kilometre şebekesiyle 49 ilçe ve beldede hizmet veren Aksa Çukurova Doğalgaz’ın abone sayısı 1,1 milyonu aştı. 2025 yılında altyapı ve genişleme çalışmalarını kesintisiz sürdüren Aksa Çukurova Doğalgaz, yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin detayları açıkladı. Aksa Çukurova Doğalgaz’dan yapılan açıklamada şu bilgiler aktarıldı: “2025 doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 2024 yılında 980 bin abonemizin doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştuğu bölgemizde 2025’te abone sayımız yüzde 12 artarak 1 milyon 100 bin oldu. Abonelerimize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz. 2025 yılında 1,1 milyon abonemizin karbon yoğun yakıtlar yerine doğal gazı tercih etmesiyle 2,31 milyon ton daha az karbon emisyonu gerçekleşmesine katkı sağladık.” Adana’da abone sayısı: 354 bin 2025 yılında Adana’da doğal gaz şebekesi 3 bin 174 kilometreye çıktı. Bugün itibarıyla 354 bin abone doğal gaz kullanıyor. Ayrıca, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımı tamamlanan ve devam eden deprem konutları için yapılan doğal gaz dağıtım şebekesiyle yeni 9 bin 925 konuta gaz arzı sağladı. Mersin’de abone sayısı: 294 bin Mersin’de lisans sınırları içerisinde bulunan Mezitli, Yenişehir, Toroslar, Akdeniz, Tarsus Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ilçelerinde genişleme çalışmaları devam etti. Öte yandan şehrin kalkınmasına ve istihdama destek sağlayan Tarsus Organize Sanayi Bölgesi doğal gaza kavuştu. Doğal gaz şebeke büyüklüğü 2 bin 546 kilometreye ulaştı. Mersin’de 294 binden fazla abone doğal gaz konforu ve ekonomisinin keyfini çıkarıyor. Hatay’da abone sayısı: 340 bin 2025 yılında Hatay’da doğal gaz şebekesi 2 bin 850 kilometreyi, abone sayısı 365 bini aştı. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çalışmalar Antakya, İskenderun, Defne, Dörtyol, Kırıkhan, Reyhanlı, Arsuz, Belen, Hassa, Payas, Altınözü, Yayladağı, Kumlu ilçelerinde aralıksız sürüyor. 2025 yılında 421 kilometre dağıtım şebekesi imalatı gerçekleşti, 103 bin daire doğal gaz konforuna ulaştı. TOKİ ile rezerv alanda yapımı tamamlanan 60 bin deprem konutuna da doğal gaz arzı sağlandı. Osmaniye abone sayısı: 114 bin Osmaniye’nin Hasanbeyli ve Sumbas ilçelerinin yanı sıra Yarbaşı ve Ellek beldeleri ilk defa doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştu. Osmaniye genelinde devam eden altyapı ve genişleme çalışmalarıyla şebeke büyüklüğü 1.162 kilometreye, abone sayısı 114 bine ulaştı. 2025 yılında 2.098 hat hasarı meydana geldi İzinsiz kazı çalışmaları kaynaklı hat hasarlarının can ve mal güvenliğini tehdit ettiğine dair önemli açıklamalarda bulunan Aksa Çukurova Doğalgaz, şu bilgileri paylaştı: “2024 yılında 4 ilimizde toplamda 959 hat hasarı meydana gelirken, 2025 yılında bu sayı yüzde 118 artarak 2.089’a ulaştı. Hat hasarı nedeniyle 78 bin abonemiz ortalama 1 saat 16 dakika gazsız kaldı. Aksa Doğalgaz’ın dağıtım bölgeleri arasında hat hasarının en çok yaşandığı şehirlerin ilk sırasında yer alan Hatay’da ise 1.345 hat hasarı meydana geldi. Doğal gaz hattı bulunan alanlarda yapılan izinsiz kazılar yüksek hasar riski taşır; kontrolsüz gaz çıkışları, yangın, patlama ve benzeri ağır sonuçlara sebebiyet verebilir. Can ve mal güvenliğinin korunması ve kesintisiz gaz arzının sağlanabilmesi için doğal gaz hattı bulunan mahallelerden sokaklara değin tüm lokasyonlarda yürütülecek altyapı çalışmaları Altyapı Koordinasyon Merkezi’nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yapılmalıdır. Kazı çalışması öncesinde 7/24 hizmet veren 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile iletişime geçilmeli; şüpheli durumlarda ise 187 Doğal Gaz Acil Hattımız aranmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı Haber

Çukurova’da 1,1 Milyon Aboneyle Hava Kalitesine Güçlü Katkı

“2025’te doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 1 milyon 100 bini aşan abonemize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz.” Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan 9 bin 697 kilometre şebekesiyle 49 ilçe ve beldede hizmet veren Aksa Çukurova Doğalgaz’ın abone sayısı 1,1 milyonu aştı. 2025 yılında altyapı ve genişleme çalışmalarını kesintisiz sürdüren Aksa Çukurova Doğalgaz, yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin detayları açıkladı. Aksa Çukurova Doğalgaz’dan yapılan açıklamada şu bilgiler aktarıldı: “2025 doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 2024 yılında 980 bin abonemizin doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştuğu bölgemizde 2025’te abone sayımız yüzde 12 artarak 1 milyon 100 bin oldu. Abonelerimize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz. 2025 yılında 1,1 milyon abonemizin karbon yoğun yakıtlar yerine doğal gazı tercih etmesiyle 2,31 milyon ton daha az karbon emisyonu gerçekleşmesine katkı sağladık.” Adana’da abone sayısı: 354 bin 2025 yılında Adana’da doğal gaz şebekesi 3 bin 174 kilometreye çıktı. Bugün itibarıyla 354 bin abone doğal gaz kullanıyor. Ayrıca, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımı tamamlanan ve devam eden deprem konutları için yapılan doğal gaz dağıtım şebekesiyle yeni 9 bin 925 konuta gaz arzı sağladı. Mersin’de abone sayısı: 294 bin Mersin’de lisans sınırları içerisinde bulunan Mezitli, Yenişehir, Toroslar, Akdeniz, Tarsus Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ilçelerinde genişleme çalışmaları devam etti. Öte yandan şehrin kalkınmasına ve istihdama destek sağlayan Tarsus Organize Sanayi Bölgesi doğal gaza kavuştu. Doğal gaz şebeke büyüklüğü 2 bin 546 kilometreye ulaştı. Mersin’de 294 binden fazla abone doğal gaz konforu ve ekonomisinin keyfini çıkarıyor. Hatay’da abone sayısı: 340 bin 2025 yılında Hatay’da doğal gaz şebekesi 2 bin 850 kilometreyi, abone sayısı 365 bini aştı. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çalışmalar Antakya, İskenderun, Defne, Dörtyol, Kırıkhan, Reyhanlı, Arsuz, Belen, Hassa, Payas, Altınözü, Yayladağı, Kumlu ilçelerinde aralıksız sürüyor. 2025 yılında 421 kilometre dağıtım şebekesi imalatı gerçekleşti, 103 bin daire doğal gaz konforuna ulaştı. TOKİ ile rezerv alanda yapımı tamamlanan 60 bin deprem konutuna da doğal gaz arzı sağlandı. Osmaniye abone sayısı: 114 bin Osmaniye’nin Hasanbeyli ve Sumbas ilçelerinin yanı sıra Yarbaşı ve Ellek beldeleri ilk defa doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştu. Osmaniye genelinde devam eden altyapı ve genişleme çalışmalarıyla şebeke büyüklüğü 1.162 kilometreye, abone sayısı 114 bine ulaştı. 2025 yılında 2.098 hat hasarı meydana geldi İzinsiz kazı çalışmaları kaynaklı hat hasarlarının can ve mal güvenliğini tehdit ettiğine dair önemli açıklamalarda bulunan Aksa Çukurova Doğalgaz, şu bilgileri paylaştı: “2024 yılında 4 ilimizde toplamda 959 hat hasarı meydana gelirken, 2025 yılında bu sayı yüzde 118 artarak 2.089’a ulaştı. Hat hasarı nedeniyle 78 bin abonemiz ortalama 1 saat 16 dakika gazsız kaldı. Aksa Doğalgaz’ın dağıtım bölgeleri arasında hat hasarının en çok yaşandığı şehirlerin ilk sırasında yer alan Hatay’da ise 1.345 hat hasarı meydana geldi. Doğal gaz hattı bulunan alanlarda yapılan izinsiz kazılar yüksek hasar riski taşır; kontrolsüz gaz çıkışları, yangın, patlama ve benzeri ağır sonuçlara sebebiyet verebilir. Can ve mal güvenliğinin korunması ve kesintisiz gaz arzının sağlanabilmesi için doğal gaz hattı bulunan mahallelerden sokaklara değin tüm lokasyonlarda yürütülecek altyapı çalışmaları Altyapı Koordinasyon Merkezi’nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yapılmalıdır. Kazı çalışması öncesinde 7/24 hizmet veren 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile iletişime geçilmeli; şüpheli durumlarda ise 187 Doğal Gaz Acil Hattımız aranmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.