Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Emisyonu

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Emisyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Emisyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması Haber

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması

Ziyaret marjında toplamda 3 anlaşma imzalanırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından “Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” paylaşımı yaptı. Bakan Bayraktar Eşlik Etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore ziyareti kapsamında Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile bir araya geldi. Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, iki liderin başkanlığındaki heyetler arası görüşmeye katıldı. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile Güney Kore arasındaki köklü dostluk ve stratejik ortaklığın, özellikle enerji alanında teknoloji paylaşımını, iş birliğini ve karşılıklı yatırımları artıracak yeni adımlarla daha da güçleneceğine inanıyoruz.” dedi. 3 Anlaşma İmzalandı Görüşmelerin ardından iki ülke arasında enerji ve madencilik bağlamında üç anlaşma imzalandı. ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’na Bakan Bayraktar ile Kore İklim, Enerji ve Çevre Bakanı Sungwhan KIM imza koydu. Bu mutabakat zaptıyla iki ülke; temiz enerji politikaları ve karbon emisyonu azaltımı, nükleer enerji ve nükleer santral inşa projeleri, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği uygulamaları ile akıllı şebekeler ve yeni enerji teknolojileri alanlarında iş birliği yapacak. Enerji Dönüşümü Forumu Mutabakat zaptının sahadaki uygulamalarını doğrudan takip etmek ve sürdürülebilir bir diyalog zemini kurmak amacıyla “Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu” kurulacak. Yılda bir kez dönüşümlü olarak Türkiye ve Güney Kore’de toplanacak olan forum; nükleer santral yatırımları, teknoloji entegrasyonu, finansman modelleri ve ortak girişim fırsatlarının masaya yatırılacağı en üst düzey yürütücü mekanizma olarak görev yapacak. Kritik Mineraller ve Madencilik Bakan Bayraktar, Kore Ticaret, Sanayi ve Kaynaklar Bakanı Jung-Kwan KIM ile ‘Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı da imzaladı. Bu anlaşma ile doğal kaynaklar ve madencilik sektörlerindeki ikili iş birliğini artırmak için; başta nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve mıknatıslar olmak üzere söz konusu madenlerin tespiti, işlenmesi, rafine edilmesi ve geri dönüştürülmesi ve bunlara ilişkin ortak Ar-Ge projeleri yürütülmesini amaçlıyor. İki ülke ayrıca otonom madencilik, yapay zekâ entegrasyonu ve çevre dostu madencilik uygulamalarında da tecrübe ve deneyim paylaşımında bulunacak. Düzenli Bilgi Alışverişi Ziyaret kapsamında TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’ da imzalandı. Anlaşmaya TÜNAŞ adına Genel Müdür Necati Yamaç ile KEXIM adına Başkan ve Genel Müdür Hwang Kiyeon imza attı. Buna göre; TÜNAŞ marifetiyle yapılacak tüm nükleer güç santrali projeleri kapsamında potansiyel finansman çözümlerine ilişkin iş birliği çerçevesi oluşturulacak. KEXIM ve TÜNAŞ; finansal modelleme ve analiz ile finansman yapıları konusunda iş birliği geliştirecek. Düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunmak ve gelecekteki olası iş birliği fırsatlarını araştırmak üzere çalışma grubu kurulacak. Ülkelerimizin Birikimini Ortak Projelere Taşıyacak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, imzalanan mutabakat zabıtlarına ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, açıklamasında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Güney Kore Devlet Başkanı Sayın Lee Jae Myung başkanlığındaki heyetler arası görüşmenin ardından, liderlerimizin huzurunda enerji ve madencilik alanlarındaki iş birliğimize kapsamlı bir çerçeve kazandıran iki mutabakat zaptını imzaladık. Kore Cumhuriyeti İklim, Enerji ve Çevre Bakanlığı ile ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’nı; Ticaret, Sanayi ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile de “Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imza altına aldık. Bu anlaşmalarla nükleer enerji ve temiz enerji teknolojileri başta olmak üzere enerjinin tüm alanlarında ortak çalışmalar geliştirecek; kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinde kaynak potansiyelimizi teknoloji, yatırım ve yüksek katma değerli üretimle buluşturacak iş birliklerini ilerleteceğiz. Yılda bir kez dönüşümlü olarak düzenlenecek Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu ile de bu çalışmaların uygulamaya yansımasını yakından takip edecek, üst düzey diyaloğumuza süreklilik kazandıracağız. Ayrıca liderlerin huzurunda TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’yla da TÜNAŞ’ın ülkemizde geliştireceği nükleer güç santrali projelerine yönelik potansiyel finansman imkânlarının değerlendirilmesi için bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu. Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. İkili Görüşmeler Bakan Bayraktar, temasları çerçevesinde Güney Kore’nin en büyük kamu elektrik dağıtım şirketi KEPCO’nun üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, ayrıca Güney Koreli kalıcı mıknatıs üreticisi JS Link’in üst düzey yöneticileri ile de görüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı Haber

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, 1944’ten bu yana iş yapışının merkezindeki israfsız şirket kültürünü, bilim temelli hedefler ve saha uygulamalarıyla geleceğe taşıyor. 2025’te, değer zinciri boyunca somut sonuçlar elde eden ve karbon salımını önemli ölçüde azaltan şirket, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, onarıcı tarım, sürdürülebilir ham madde tedariki ve lojistik uygulamalarıyla hedeflerine ilerliyor. İklim kriziyle mücadelede tarımsal üretimin gücü Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı- COP31’e ev sahipliğinin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak sorumlulukların ve somut uygulamaların önemini vurguladığını belirterek şunları söyledi: “COP31 ile dünyanın iklim odağı Türkiye’ye çevrilirken, bu topraklardan doğan global bir şirket olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Küresel iklim kriziyle mücadelede çözümün anahtarı, vaatleri aşarak yerel değerleri korumak ve ülkemizin tarımsal üretim gücünü geleceğe taşımaktır. İsrafsız şirket kültürümüzü 2050 Net Sıfır vizyonumuzla birleştiriyor; çiftçilerimiz ve iş ortaklarımızla değer zincirimizde dönüşümü destekliyoruz. Uzun vadeli hedeflerimizi paylaşırken, bu hedefleri mümkün kılacak adımları bugünden atmaya önem veriyoruz.” Karbon emisyonu ve kaynak kullanımı azaltılıyor Ülker, 2025’te Türkiye’deki son ürün ve ham madde fabrikalarında I-REC sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanarak elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı ve 97 bin 193 ton karbon emisyonunu önledi. Enerji ve su verimliliği projeleriyle yaklaşık 634 evin yıllık toplam enerji kullanımına eşdeğer 12 bin 11 megavatsaat enerji ve 53,5 milyon yarım litrelik şişe suya eşdeğer 26 bin 759 metreküp su tasarrufu sağladı. İsrafsız şirket kültürüyle ambalajlarda plastik kullanımı 96 ton, kâğıt kullanımı 25,2 ton azaltan Ülker tüketicilerine sunduğu ürünlerde ambalaj kaynaklı çevresel etkileri azaltmak amacıyla geri dönüştürülebilirliği artıran malzeme dönüşümleri gerçekleştiriyor. Ambalajlarda tek tip ham madde kullanımını yaygınlaştırarak plastik kullanımını azaltırken geri dönüşüm süreçlerine uyumu da güçlendiriyor. Ülker, bu çalışmaların sonucunda plastik ambalajların tamamında kompozit yapılardan çıktı. Onarıcı tarımla verimlilik artıyor Ülker’in buğday üretiminde yürüttüğü Onarıcı Tarım Projesi 2025’te 101 çiftçiyle 6 bin 860 dekarlık alanda devam ettirildi. Toprak analizleri, uydu görüntüleri ve sensör verilerini çiftçilerin bilgi ve deneyimiyle birleştiren projede, örtü ve çit bitkisi, azaltılmış işleme, gübre ve sulama optimizasyonu gibi onarıcı tarım pratikleriyle önceki sezona göre kuru tarım alanlarında verim yüzde 22 arttı, gübre kaynaklı karbon emisyonları yüzde 10 azaldı. Sulanan alanlarda ise verim yüzde 21 artarken sulama kaynaklı enerji emisyonları yüzde 32 düştü. Proje kapsamında Kırıkkale’de yürütülen Yağmurdan Hasada sosyal sorumluk projesiyle dört okulda yağmur suyu hasadı sistemleri, damla sulama sistemi ve bostanlar kuruldu. Öğrencileri üretime dahil eden çalışmayla, su verimliliği, sürdürülebilir tarım ve çevre bilincinin uygulamalı olarak geliştirilmesi hedefleniyor. Fındık ve kakaoda sürdürülebilir üretim Ülker, 2023 yılında başlattığı Fındıktan Fazlası Projesiyle 2025’te 100’ü kadın 200 çiftçiye toprak analizi, gübreleme, budama ve zararlılarla mücadele konularında eğitim ve saha desteği sağladı. Biyolojik mücadele için 9 bin samuray arısını doğaya saldı. Proje, 2026’da 175’i kadın 350 çiftçiye ve 4 bin 356 dekara ulaştı. Şirketin bu rakamı daha yukarılara taşıyacak yol haritaları bulunuyor. Ülker üreticileriyle birlikte modern ve verimli tarımı yaygınlaştırarak toprağın bereketini korumaya, Türkiye’nin fındık üretimindeki liderliğini sürdürmesine destek olmak için çalışmalarına devam ediyor. Ülker’in 2020’de bu yana devam ettirdiği Kakaodan Fazlası projesi, Fildişi Sahili’ndeki grup iştiraki Fildisi Cocoa Industry, Earthworm Foundation ve Topkapı’daki kakao işleme tesisi aracılığıyla, çiftçilerle ve kooperatiflerle doğrudan bir bağ kurarak hayata geçiriliyor. Proje kapsamında tarımsal ormancılık pilot projesi 2025’te iki kooperatife genişletildi. DAKUA kooperatifinde 196 çiftçiye ait 387 hektar haritalandı, altı farklı bölgeye 16 bin 266 orman ve meyve ağacı dikildi. Kakao ağaçlarının farklı ağaç türleriyle birlikte yetiştirilmesini destekleyen proje, toprağı korunmayı, biyoçeşitliliği geliştirmeyi ve çiftçi ailelerinin yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Ürünlerde dengeli beslenme hedefleri Ülker, mevcut ve yeni ürünlerini tüketici beklentileri ve yükselen bütünsel iyilik ve dengeli yaşam trendi doğrultusunda geliştiriyor. pladis’in global beslenme modeli kapsamında ürünlerinde şeker, tuz ve doymuş yağı azaltmayı, lif ve proteini artırmayı, tüm ürün kategorilerinde 2030 yılına kadar 50 ton tuz, 1.000 ton yağ ve 3.000 ton şeker azaltmayı hedefliyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerle kaynak verimliliği Ülker, yapay zekayı ve dijital teknolojileri çevresel, sosyal, yönetişim (ÇSY) hedeflerine ulaşmada etkin bir araç olarak konumlandırıyor; çevresel verimlilik, risk yönetimi, raporlama süreçleri ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında bunlardan yararlanıyor. Kaynak verimliliğini artırmak, çevresel etkileri azaltmak, riskleri daha etkin yönetmek ve karar alma süreçlerini güçlendirmek amacıyla üretimden lojistiğe, tarımdan kalite yönetimine kadar birçok alanda dijital çözümlerden yararlanıyor. Yıl içinde uygulamaya alınan yapay zekâ çözümleriyle Türkiye’deki fabrikalarda yıllık 200 milyon TL’nin üzerinde tasarruf sağlandı. Üretimde makine verileri anlık izlenerek olası arızalar önceden tespit ediliyor, enerji tüketimi daha etkin yönetiliyor ve kalite kontrolü geliştiriliyor. Yapay zekâ destekli rota optimizasyonuyla lojistik kaynaklı karbon salımını 2014’ten bu yana yüzde 70’e varan oranda azaltan Ülker, 2025’te 100 milyon TL tasarruf sağladı ve lojistik maliyetlerini bir önceki yıla göre yüzde 4 düşürdü. Tarım alanında ise uydu görüntüleri, sensörler ve dijital analiz araçları kullanılarak toprağın ihtiyaçları, bitki gelişimi ve sulama zamanlaması daha hassas biçimde takip ediliyor. Böylece su, gübre ve diğer tarımsal girdilerin daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, sürdürülebilir üretim uygulamaları da destekleniyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda takdir Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları bağımsız değerlendirmelerde takdir görüyor. LSEG’in (London Stock Exchange Group) değerlendirmesinde dünya genelindeki 427 gıda şirketi arasında en yüksek puanı alarak üst üste üçüncü kez kategori lideri oldu. S&P Global’in The Sustainability Yearbook listesinde yer almayı sürdürerek gıda ürünleri kategorisindeki 26 şirket arasında tek Türk şirketi olma başarısını gösterdi. Ülker 2015’ten bu yana yer aldığı Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nin yanı sıra, 2025’te BIST Sürdürülebilirlik 25 endeksine de girdi. Ülker 2030 ara hedeflerine ilerliyor Ülker, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) ile uyumlu taahhütleri doğrultusunda 2030’a kadar, 2023’e kıyasla Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 30, tarım ve arazi kullanımıyla ilişkili FLAG emisyonlarını ise yüzde 30,3 azaltmayı hedefliyor. Sözleşmeli buğday üreticileriyle onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekara taşımak da 2030 hedefleri arasında yer alıyor. Şirket ayrıca fabrika ve depolarında elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı, birim üretim başına su kullanımını 2014’e göre yüzde 45 azaltmayı ve üretim kaynaklı net ham madde kayıplarını yüzde 0,5’in altına indirmeyi hedefliyor. Kakao ve bitkisel yağ hariç yerli tarımsal ham madde kullanımını yüzde 90’a çıkarma hedefiyle yerel üretimi ve tedarik zincirinin dayanıklılığını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Holding’e Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Çalışan Katılımı” Ödülü Haber

Borusan Holding’e Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Çalışan Katılımı” Ödülü

Dört yıldır devam eden “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında toplam 459 proje değerlendirildi; hayata geçirilen projelerle 168 bin tonun üzerinde karbon emisyonu önlendi, 83 bin ton atık azaltımı ve 24,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlandı. Program, dört yılda yaklaşık 17 milyon ABD doları ekonomik değer yarattı. Sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak gören Borusan Holding, iş dünyasının bu alandaki saygın platformlarından Sürdürülebilir İş Ödülleri töreninden önemli bir başarıyla döndü. Holding, 2022’den bu yana başarıyla yürüttüğü ve tüm Borusanlıların katılımına açık olan Geleceğe İlham Ödülleri Programı ile Çalışan Katılımı kategorisinde ödülün sahibi oldu. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Lideri Nursel Ölmez Ateş, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Borusan’da sürdürülebilirliğin en büyük gücü, çalışma arkadaşlarımızın bu alandaki katkısı ve sahiplenmesi. Geleceğe İlham Ödülleri ile ortaya çıkan her proje, işimizi daha sorumlu, daha verimli ve geleceğe daha hazırlıklı hale getiriyor. Bu ödül, geleceğe birlikte ilham veren tüm Borusanlıların ortak başarısının bir göstergesi.” Borusanlıların fikir ve projelerini somut faydaya dönüştürmek amacıyla hayata geçirilen Geleceğe İlham Ödülleri Programı; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarda yüksek etki yaratan Grup içi projeleri destekliyor. Tüm Borusan çalışanlarının katılımına açık olan program kapsamında projeler; Borusan’ın i³ yaklaşımı çerçevesinde İklim (karbonsuzlaşma, enerji yönetimi, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi), İnsan (yetenek yönetimi, kapsayıcılık ve çeşitlilik, iş sağlığı ve güvenliği) ve İnovasyon olmak üzere üç ana odak alanında belirlenen kriterlere göre değerlendiriliyor, alanında uzman değerlendirme kurulu üyelerinin değerlendirmesinden geçiyor. Program, başarılı uygulamaların Grup genelinde ölçeklenmesini teşvik ediyor. 4 yılda 459 proje, 17 milyon dolarlık ekonomik değer Sürdürülebilirliği bir kurum kültürü haline getiren Geleceğe İlham Ödülleri, ölçülebilir çıktılarıyla dikkat çekiyor. Program kapsamında bugüne kadar 459 proje titizlikle değerlendirildi. Hayata geçirilen projeler sayesinde: 168 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlandı.24,5 milyon kWh enerji tasarrufu elde edildi.2,2 milyon Sm³ doğal gaz tüketimi azaltıldı.95 bin ton su çekimi ve 83 bin ton atık azaltımı gerçekleştirildi.Çevresel kazanımların yanı sıra projelerle toplamda yaklaşık 17 milyon ABD doları ekonomik değer yaratıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Yapay Zekâ Destekli Binalar Enerji Tüketimini Yüzde 22’ye Kadar Azaltabiliyor Haber

Yapay Zekâ Destekli Binalar Enerji Tüketimini Yüzde 22’ye Kadar Azaltabiliyor

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, yapay zekâ destekli binaların geleneksel kontrol sistemlerine kıyasla bina genelindeki enerji tüketimini yüzde 22’ye kadar azaltabildiğini ortaya koyan yeni araştırmasını Climate Week NYC 2026’da yayımladı. Araştırma, mevcut ticari enerji tarifeleriyle bina başına yıllık 13.600 ila 49.300 ABD doları tasarruf sağlanabildiğini gösteriyor. Kuruluşların işletme maliyetlerini her yıl azaltmasına yardımcı olan bu yaklaşım, daha geniş bina portföylerinde de uygulanma potansiyeli taşıyor. Araştırmaya göre önlenen karbon emisyonlarının miktarı, yapay zekâ sisteminin kendi karbon ayak izinin 100 katından fazla. Yapay zekânın çevresel etkilerine ilişkin endişeler artarken binalar, enerji kaynaklı küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 37’sini oluşturarak dünyanın en büyük emisyon kaynakları arasında yer almaya devam ediyor. Schneider Electric’in “İklim için Yapay Zekâ: Bina Optimizasyonunun Enerji ve Karbon Etkisinin Ölçülmesi” başlıklı yeni araştırması, akıllı bina yönetim sistemi üzerinden uygulanan yapay zekâ destekli ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) optimizasyonunun bina genelinde yüzde 7,2 ila yüzde 12,7 oranında ek enerji tasarrufu sağlayabildiğini ortaya koydu. Bu bulgu, yapay zekânın enerjiyi daha akıllı biçimde yöneterek bina sistemleri ve elektrik şebekesi üzerindeki yükü nasıl hafiflettiğini gösteriyor. Araştırmanın diğer önemli bulguları şöyle: Bina başına yılda 60 tona kadar karbon emisyonu (59.869 kg CO₂ eşdeğeri) önlenebiliyor. Bu miktar, 2.700 yetişkin ağaç dikilmesinin sağladığı çevresel faydaya denk geliyor.Bazı bina senaryolarında yılda 200 MWh’ın üzerinde enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu miktar, ortalama tüketim düzeyindeki onlarca evin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya yeterli.Yapay zekâ, yalnızca akıllı bina kontrol sistemleriyle elde edilen enerji tasarrufunu iki katından fazlasına çıkarabiliyor.Hem bulut hem de uç bilişim tabanlı yapay zekâ uygulamaları, enerji tasarrufu ve karbon emisyonlarının azaltılması açısından önemli faydalar sağlayabiliyor. Schneider Electric Yazılım ve Hizmetlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı (EVP) Pankaj Sharma, “Bina yönetiminin geleceğini, kuruluşların daha önce birbirinden kopuk sistemlerde bulunan verileri ne kadar etkili biçimde bir araya getirdiği ve bağlamlarıyla birlikte değerlendirdiği belirleyecek. Mevcut iş sistemlerine eklenen bir yapay zekâ katmanı, karmaşık verilerden anlamlı içgörüler elde edilmesini ve bu içgörülerin eyleme dönüştürülmesini sağlayarak emisyonları azaltabilir, maliyetleri düşürebilir ve performansı aynı anda iyileştirebilir. Enerji talebi artmaya devam ederken kuruluşları bu sonuçlar arasında seçim yapmak zorunda bırakmadan hepsini birlikte sağlayabilmek, hem iş hedeflerine hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıyacak” dedi. Araştırma, Avustralya, Hindistan ve ABD’deki farklı bina senaryolarında yapay zekâ destekli HVAC kontrolünün enerji tüketimi, karbon emisyonları ve işletme maliyetleri üzerindeki etkisini değerlendirmek için gerçek koşullarda yürütülen pilot uygulamalarla doğrulanmış bina enerji modellemesini kullanıyor. Çalışma, dijital bina yönetim sistemlerine eklenen bir yapay zekâ katmanının daha önce birbirinden kopuk olan veri kaynaklarını nasıl birbirine bağlayabildiğini, bina koşullarını sürekli analiz ederek HVAC optimizasyonunu gerçek zamanlı olarak nasıl otomatikleştirebildiğini inceledi. Yapay zekâ, binaların hangi zamanlarda ve ne yoğunlukta kullanıldığına, hava durumu tahminlerine, ekipman performansına ve diğer operasyonel girdilere ilişkin verilerden yararlanarak binaların daha verimli çalışmasını sağlayabiliyor. Aynı zamanda tesis yönetimi ekiplerinin iş yükünü azaltabiliyor. Araştırma ayrıca alanı 100.000 fit karenin (yaklaşık 9.290 metrekare) altında olan küçük ve orta ölçekli binaların yapay zekâ destekli optimizasyondan önemli ölçüde yararlanabileceğini ortaya koydu. Enerji yönetim sistemleri, bu alanda uzman personele erişimin çoğunlukla sınırlı olduğu daha küçük tesisler için uzun süredir fazla karmaşık veya maliyetli kabul ediliyor. Yapay zekâ, optimizasyonu otomatikleştirmeye ve sadeleştirmeye yardımcı olarak gelişmiş bina yönetimini daha erişilebilir hale getirebiliyor. Böylece daha küçük binaların enerji tüketimini, işletme maliyetlerini ve emisyonlarını azaltmasını sağlayabiliyor. Sharma, “Yapay zekâ, enerji verilerinden yararlanma gücünü daha küçük binaların sahiplerine ve işletmecilerine de sunuyor. Bir zamanlar ciddi uzmanlık ve yatırım gerektiren uygulamalar artık daha kolay ve daha geniş ölçekte hayata geçirilebiliyor. Bu da kuruluşların enerji israfını azaltmasına, maliyetlerini düşürmesine, performansını iyileştirmesine ve güvenle daha akıllı kararlar almasına yardımcı oluyor” diye ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi Haber

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi

IC Holding, 1 Ocak 2024–31 Aralık 2025 dönemindeki sürdürülebilirlik performansını ve gelecek dönem hedeflerini ortaya koyan 2024-2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Etkimiz, İzimiz, Geleceğimiz” başlığıyla hazırlanan rapor; Holding’in inşaat, altyapı, enerji, turizm, sanayi ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Raporda, çifte önemlilik analizi sonucunda belirlenen öncelikli konulardaki çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağlanan katkılar ve UN Global Compact’ın 10 ilkesine yönelik ilerlemeler de paylaşılıyor. GRI Standartları’na uygun hazırlanan rapordaki seçilmiş çevresel ve sosyal göstergeler ile çifte önemlilik analizi bağımsız sınırlı güvence denetiminden geçti. “Dönüşümün bir parçası olmaya ve kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” IC Holding CEO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Can Çaka, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği; yatırımlarımızı, risklerimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı şekillendiren bir yönetim alanı olarak görüyoruz. İnşaattan enerjiye, altyapıdan turizme uzanan çok sektörlü bir yapımız olduğundan, sürdürülebilirlik konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmemiz ve her sektörün kendi dinamiklerine uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine, biyoçeşitlilikten sosyal etkiye kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz somut sonuçları daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği, uzun vadeli değer yaratma ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre etmeye devam ederken paydaşlarımızın da katılımını artıracağız.” Enerji verimliliğinde yılda 8,7 milyon kWh tasarruf Rapor döneminde IC Holding grup şirketlerinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında hayata geçirilen uygulamalarda ölçülebilir sonuçlar elde edildi. IC Enterra’nın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 1,07 milyar kWh, 2025 yılında ise yaklaşık 1,25 milyar kWh olarak gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen LED dönüşümüyle yıllık yaklaşık 8,7 milyon kWh enerji tasarrufu sağlanırken, 8 bin 248 armatür ve aydınlatma ekipmanı geri dönüştürüldü. Grup şirketlerinin veri merkezlerinin tek merkezde birleştirilmesi kapsamında ise 10 şirketteki 40 fiziksel sunucu devreden çıkarıldı. Bu dönüşümle yıllık yaklaşık 221 bin 600 kWh elektrik tasarrufu ve 96 ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı. İlk çifte önemlilik analizi bağımsız güvence denetiminden geçti IC Holding, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusundaki ilk çifte önemlilik analizini 2025 yılında gerçekleştirdi. Bu çalışmada hem Holding’in faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkileri hem de iklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması gibi gelişmelerin Holding’in işlerini nasıl etkileyebileceği incelendi. Böylece hangi sürdürülebilirlik konularına öncelik verilmesi gerektiği yalnızca çevresel ve toplumsal etkiler açısından değil, şirketin karşılaşabileceği riskler ve yatırım fırsatları açısından da belirlendi. Çalışmada 146 etki, 120 risk ve 61 fırsat değerlendirilirken; yönetim, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, kamu kurumları, iş ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 285 iç ve dış paydaşın görüşü alındı. Analizin metodolojisi, süreçleri ve sonuçları bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Enerji altyapısı ve biyoçeşitlilik birlikte yönetiliyor Biyoçeşitlilik alanında enerji altyapısının kuşlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar ölçeklendirildi. Trakya’da 2020’den bu yana 1.000 leylek yuva platformu kuruldu; 2021-2025 döneminde 29.895 metre iletken izolasyonu gerçekleştirildi. 2025’te izleme çalışmaları genişletilerek 47 leylek ve 11 şah kartal halkalandı. Önümüzdeki beş yılda 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması, en az 20 kuşa GPS verici takılması hedefleniyor. DENK ile çeşitlilik ve kapsayıcılık grup genelinde yaygınlaştırılıyor IC Holding, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımını DENK programıyla kurum genelinde yaygınlaştırıyor. 2025 yılında genişletilen DENK ÇEK Rehberi; İnsan Hakları Politikası, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Politikası ile Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’nı ortak bir yapıda buluştururken, DENK Dil Kılavuzu da önyargılardan arındırılmış ve kapsayıcı bir iletişim dilinin kullanılmasına rehberlik ediyor. Program kapsamında 2025 yılı boyunca Tuz Gölü ve Kilyos Tünel projeleri, IC Altyapı, Karasu Limanı, TREDAŞ, TREPAŞ ve IC Hotels operasyonlarında toplam 13 sınıf eğitimi ve 10 odak grup çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarının sahadaki karşılığı değerlendirilerek gelişim alanları belirlendi. Sosyal etki yatırımları iki yılda 871 milyon TL’ye ulaştı IC Holding ve grup şirketlerinin toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği sosyal etki yatırımlarının toplam büyüklüğü 2024-2025 döneminde 871 milyon TL’ye ulaştı. Holding, İbrahim Çeçen Vakfı ile yürüttüğü çalışmalarda finansal desteğin ötesine geçerek grup şirketlerinin teknik kapasitesini, çalışan uzmanlığını ve kurumsal işbirliklerini sosyal etki programlarına dahil ediyor. Bu kapsamda İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğiyle yürütülen IC Kariyer Köprüsü programı bugüne kadar 2.000 öğrenciye ulaştı; 105 öğrenci grup şirketlerinde staj olanağı elde etti. Deprem bölgesinde kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını destekleyen Yaşam Atölyeleri’nden ise 500’den fazla kadın doğrudan yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Xiaomi Türkiye Eski Cihazlar İçin E-Atık Programı’nı Başlattı Haber

Xiaomi Türkiye Eski Cihazlar İçin E-Atık Programı’nı Başlattı

Xiaomi, kullanılmayan elektronik cihazları geri dönüşüme kazandırmak için E-Atık Programı’nı hayata geçirdi. Programa katılan kullanıcılar, Xiaomi Türkiye Online Platformu’nda geçerli indirim kuponları kazanma fırsatı yakalıyor. Xiaomi Türkiye, elektronik atıkların geri dönüşüme kazandırılmasına destek olmak ve kaynakların sürdürülebilir kullanımına katkıda bulunmak amacıyla Xiaomi E-Atık Programı’nı hayata geçirdi. Tüm marka ve modellerde elektrikli ve elektronik cihazları kapsayan program sayesinde kullanılmayan, çalışmayan veya kullanım ömrünü tamamlamış cihazlar, geri dönüşüm sürecine dahil ediliyor. 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli olacak E-Atık Programı, bu alanda yenilikçi bir platform olan Mol-e ile gerçekleştiriliyor. Programa katılmak isteyen kullanıcıların “xiaomi.mol-e.co” adresi üzerinden kayıt yaptırarak elektronik atıklarının fotoğraflarını yüklemeleri gerekiyor. Kayıt işleminin ardından cihazlar, Mol-e tarafından yönlendirilen yetkilendirilmiş kuruluşlarca adreslerden teslim alınıyor. Eski Cihazını Teslim Edene Xiaomi'den İndirim Kuponu Xiaomi E-Atık Programı'na katılan müşteriler, programa dahil ettikleri her bir cihaz için E-Atık Puanı üzerinden Xiaomi Türkiye’nin resmi internet sitesinde kullanabilecekleri indirim kuponları kazanıyor. Kupon değerleri şu şekilde belirlendi: 15 E-Atık Puanı: 100 TL indirim kuponu 30 E-Atık Puanı: 250 TL indirim kuponu 55 E-Atık Puanı: 500 TL indirim kuponu Kazanılan kuponlar yalnızca Xiaomi Türkiye’nin resmi internet sitesi üzerinden gerçekleştirilecek alışverişlerde kullanılabiliyor. Kuponların oluşturulduktan sonra 30 gün içerisinde kullanılması gerekiyor. Sınırlı sayıdaki kuponlar için birleştirme işlemi yapılamıyor. “Hedefimiz, Kullanılmayan Cihazlara Yeniden Değer Kazandırmak” Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Leo Dou, hedeflerinin yalnızca elektronik atıkların geri dönüşümünü desteklemek olmadığını, kullanılmayan cihazların yeniden değer kazanabileceğine dair farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Leo, “E-Atık Programımızı, tüketicilerimizin ellerindeki eski cihazları kolay ve ücretsiz bir şekilde geri dönüşüme kazandırabilmeleri için hayata geçirdik. Her bir cihazın doğru şekilde değerlendirilmesi, kaynakların korunmasına ve daha sürdürülebilir bir teknoloji ekosisteminin oluşmasına katkı sağlıyor. Xiaomi Türkiye olarak bu dönüşümün bir parçası olmaktan ve tüketicilerimizi de bu sürece dahil etmekten mutluluk duyuyoruz.” dedi. Xiaomi Türkiye, her yıl gerçekleştirdiği e-atık toplama ve geri dönüşüm faaliyetleri sayesinde e-atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasını desteklerken, doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunuyor. Yeşil Enerji Tedariki 40 Milyon kWh’yi Aştı Uluslararası alanda da Xiaomi, azaltma, yeniden kullanım ve geri dönüşümden oluşan ‘3R prensipleri’ doğrultusunda kaynak verimliliği ve çevresel etki yönetimini benimsiyor. 2025’te 40 milyon kWh'den fazla yeşil elektrik tedarik eden Xiaomi’nin bu adımı, bir önceki yıla göre 10 katın üzerinde artışa tekabül ediyor. Geri Dönüşüm ve Karbon Emisyonunu Azaltmada Önemli Adımlar Şirketin hava taşımacılığından deniz ve demir yolu taşımacılığına geçiş stratejisiyle 2025'te yaklaşık 2 bin 471 ton karbon emisyonu azaltıldı. Ayrıca, yıl içinde 2 milyondan fazla kullanılmış akıllı telefon takas programları aracılığıyla geri dönüştürüldü. Geçen yıl 14 yeni pazarda daha hayata geçirilen program, dünya genelinde 24 ülke ve bölgeye ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği Haber

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği

Migros, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile sürdürülebilir tüketimi teşvik etmek için önemli bir iş birliğine imza attı. İmzalanan "Çevre Etiketine Sahip Ürünlerin Tanıtımına İlişkin İkili İş Birliği Protokolü" kapsamında Türkiye Çevre Etiketi ve Avrupa Birliği Ecolabel sertifikasına sahip ürünler, seçili Migros ve Macrocenter mağazalarında özel alanlarda sergilenecek, Migros Sanal Market'te ise ayrı bir görünürlükle tüketicilerle buluşacak. Türkiye Çevre Etiketi Sistemi’nin kullanımın yaygınlaşması ve sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi amacıyla Migros tedarikçilerine yönelik online eğitimler düzenlenecek. Yapılan teknik inceleme ve denetimler sonucunda Çevre Etiketi logosu kullanmaya hak kazanan Migros markalı 3 sıvı sabun ürünü de yakında raflarda yerini alacak. Perakende sektörüne öncülük eden bir uygulamayı daha hayata geçiren Migros, bu çalışmayla çevre performansı bağımsız kriterlerle doğrulanmış ürünleri daha görünür hale getirerek tüketicilerin bilinçli alışveriş kararlarını desteklemeyi ve sürdürülebilir tüketim konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyor. Çevre etiketli ürünlere ulaşmak artık daha kolay Çevre Etiketi; ürünlerin hammadde temininden üretimine, kullanımından bertarafına kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini değerlendiren, bilimsel kriterlere dayalı gönüllü bir belgelendirme sistemi olarak öne çıkıyor. Düşük karbon emisyonu, su tasarrufu, enerji verimliliği, atık oluşumunun azaltılması ve zararlı kimyasalların kullanımının sınırlandırılması gibi çevresel kriterleri karşılayan ürünler bu etiketle belgelendiriliyor. “Bakanlık olarak hedefimiz sürdürülebilir üretimi teşvik ederken tüketiciler için güvenilir bir rehber oluşturmak” Türkiye Çevre Etiketi Sistemi ile ürünlerin çevresel etkilerini hammadde temininden kullanım ömrünün sonuna kadar bilimsel kriterlerle değerlendirdiklerini ifade eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Ömer Albayrak, “Bakanlık olarak hedefimiz üreticilerimizi daha temiz üretim yöntemlerine yönlendirmek ve sürdürülebilir tüketimi yaygınlaştırmak. Bugüne kadar 21 ürün ve hizmet grubunda kriterler yayımladık, 600'ün üzerinde ürünü Çevre Etiketi ile belgelendirdik. Migros ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, çevre etiketi sertifikalı ürünlerin tüketiciler tarafından daha kolay fark edilmesini sağlayacak ve çevresel performansı yüksek ürünlere yönelik talebi güçlendirecektir. Tüketiciler güvenilir çevresel kriterlere uyan ürünlere daha kolay ulaşabilecek, üreticiler ise çevresel performanslarını geliştirme konusunda teşvik edilmiş olacaktır. Kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine daha hızlı ulaşacağına inanıyoruz.” dedi. “Sürdürülebilir tercihleri günlük alışverişin bir parçası haline getiriyoruz” Sürdürülebilirliğin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesinin doğru bilgiye erişim ve kolay ulaşılabilir seçeneklerle mümkün olduğunu belirten Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur, “Çevresel sorunların çözümünde üretim kadar tüketim alışkanlıkları da kritik önem taşıyor. Günlük alışverişlerde yapılan bilinçli tercihler birçok alanda çevre üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. Bu nedenle çevre etiketleri, tüketicilerin güvenilir bilgiye dayalı karar verebilmeleri açısından önemli bir rehber niteliği taşıyor. Türkiye Çevre Etiketi sahibi ürünleri hem mağazalarımızda hem de dijital kanallarımızda ön plana çıkararak sürdürülebilir tüketim bilincini geliştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda üreticilerimizin çevre etiketi sistemine yönelik ilgisinin ve katılımının artmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. İyi Gelecek Planımız doğrultusunda, kamu, üretici ve tüketiciyi ortak bir gaye etrafında buluşturan bu projenin, sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasında güçlü bir rol oynayacağına inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor Haber

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor

Üzerinizdeki tişörtün ne kadar su tüketilerek üretildiğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde tekstil sektöründe sürdürülebilirlik yalnızca tasarımla değil, üretim süreçlerinde kullanılan su ve doğal kaynakların ne kadar verimli yönetildiğiyle de ölçülüyor. İklim değişikliği, kuraklık ve azalan su kaynakları, tekstil sektörünü üretim süreçlerini yeniden değerlendirmeye yönlendiriyor. Bu nedenle moda dünyasında artık yalnızca "ne giyelim?" değil, "nasıl üretildi?" sorusu önem kazanıyor. Kontrollü veya sertifikalı ağaç kaynaklarından[2] elde edilen TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları;kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri ve izlenebilirlik teknolojileriyle modanın geleceğine daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor. Su Ayak İzini Azaltan Elyaf Teknolojileri Doğal ağaç kaynaklarından elde edilen TENCEL™ Modal ve Lyocell ile LENZING™ ECOVERO™ viskon elyafları, kaynak verimliliğini merkeze alan üretim anlayışıyla geliştiriliyor. Bu elyaflar, jenerik (markasız) alternatiflerine kıyasla en az %50 daha düşük karbon emisyonu ve su tüketimiyle1 üretiliyor. Böylece tekstil ürünlerinin daha tasarım aşamasından itibaren çevresel etkilerinin azaltılmasına katkı sağlanıyor. Kapalı Döngü Üretimle Kaynak Verimliliği Su tasarrufu yalnızca kullanılan ham maddelerle sınırlı kalmıyor. Üretim teknolojileri de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. TENCEL™, Lyocell elyafları özelinde kaynak verimliliği sağlayan kapalı döngü üretim süreciyle üretiliyor. Üretim sırasında kullanılan çözücülerin yüzde 99.8’i geri kazanılarak yeniden sisteme kazandırılıyor. Böylece doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinin çevresel etkisi de azaltılıyor. Sürdürülebilirlik Bilinçli Seçimlerle Başlıyor Tekstil sektörünün geleceğini yalnızca yeni koleksiyonlar değil, bu koleksiyonlarda sürdürülebilirlik izlerini arayan bilinçli tüketiciler şekillendiriyor. Bir ürünün hangi ham maddeden üretildiği, üretim sırasında ne kadar kaynak kullanıldığı, çevresel etkisi satın alma kararlarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha düşük su tüketimi, daha düşük karbon emisyonu ve kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri[3], modanın sürdürülebilir dönüşümünün temelini oluşturuyor. TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları da hem doğal ham maddelerden elde edilmesi, hem sorumlu kaynak kullanımı hem de izlenebilirlik teknolojisi gibi geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle bu dönüşüme katkı sağlayarak, suyun değerini bilen yeni nesil tekstil anlayışına öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan’ın GES Yatırımı Elektrik İhtiyacının Yüzde 25’ini Karşılayacak Haber

Karsan’ın GES Yatırımı Elektrik İhtiyacının Yüzde 25’ini Karşılayacak

“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” olma vizyonuyla toplu ulaşımın dönüşümünde öncü rol üstlenen Karsan, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına üretim süreçlerinde de hız kesmeden devam ediyor. Elektrikli mobiliteyi yalnızca geliştirdiği ve ürettiği araçlarla değil, üretimde kullandığı enerji kaynaklarıyla da destekleyen Karsan, Bursa’daki üretim tesisinde 3,5 MW DC kurulu güce sahip Güneş Enerji Santrali’ni devreye aldı. Yıllık tüketimin yüzde 25’ini karşılayacak! Yıllık yaklaşık 4,6 milyon kWh yenilenebilir enerji üretim kapasitesine sahip tesis sayesinde Karsan’ın üretim tesisindeki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’i güneş enerjisinden karşılanacak. Yatırımla elde edilecek yenilenebilir enerji miktarı, her yıl yaklaşık 1.000 elektrikli aracın üretim süreçlerinde tüketilen elektriğin güneş enerjisinden karşılanmasına imkân sağlayacak. Böylece Karsan, sıfır emisyonlu mobilite yaklaşımını araçların kullanım aşamasının ötesine taşıyarak üretim süreçlerinin karbon ayak izini azaltma hedefini de güçlendirecek. Sürdürülebilir mobilite üretimden başlıyor! Güneş Enerji Santrali yatırımına ilişkin değerlendirmede yapan Karsan CEO’su Utku Ayyarkın, “Elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümlerimizle mobilitenin dönüşümüne öncülük ederken, sürdürülebilir mobilitenin daha üretim aşamasında başladığına inanıyoruz. Elektrikli araçların yalnızca kullanım sırasındaki çevresel etkilerini değil, üretim süreçlerinden kaynaklanan karbon ayak izini de azaltmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu doğrultuda devreye aldığımız 3,5 MW kurulu güce sahip Güneş Enerji Santralimiz, üretim tesisimizin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak. Üreteceğimiz enerjiyle her yıl yaklaşık 1.000 elektrikli aracın üretiminde tüketilen elektriği güneş enerjisinden sağlayabilecek olmamız, yatırımımızın çevresel etkisini çok somut biçimde ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını yalnızca çevresel sorumluluğumuzun bir parçası olarak değil, aynı zamanda Karsan’ın uzun vadeli büyüme, rekabetçilik ve enerji güvenliği stratejisinin önemli bir unsuru olarak görüyoruz. Bu yatırım, 2030 Net Sıfır Fabrika vizyonumuzun en önemli kilometre taşlarından birini oluşturuyor. Üretim süeçlerimizi daha verimli, dayanıklı ve düşük karbonlu hale getiren yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Yılda yaklaşık 2 bin ton karbon emisyonu önlenecek! Yaklaşık altı ay içerisinde tamamlanan proje kapsamında fizibilite, mühendislik, tedarik, saha uygulaması, test ve devreye alma süreçleri başarıyla yürütüldü. Projenin tüm aşamalarında Karsan’ın üretim operasyonlarının kesintiye uğramadan devam etmesi temel önceliklerden biri olarak ele alındı. Tesiste yüksek enerji verimliliği sağlamak amacıyla son teknoloji yerli üretim TopCon Bifacial 620 Wp güneş panelleri ile yüksek verimliliğe sahip invertörler kullanıldı. Çift yüzeyli yapıya sahip paneller, doğrudan güneş ışığının yanı sıra yüzeylerden yansıyan ışığı da enerji üretiminde değerlendirerek santralin toplam verimliliğine katkı sağlıyor. Yıllık yaklaşık 4,6 milyon kWh yenilenebilir enerji üretim kapasitesine sahip Güneş Enerji Santrali ile her yıl yaklaşık 2.000 ton CO₂ emisyonunun önlenmesi hedefleniyor. Elektrikli araçların toplam karbon ayak izinin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini oluşturabilen üretim kaynaklı emisyonların azaltılması da yatırımın temel motivasyonları arasında yer alıyor. Karsan böylece, elektrikli araçların kullanım aşamasında sunduğu sıfır emisyon avantajını üretim süreçlerinde kullanılan enerjinin dönüşümüyle tamamlamayı amaçlıyor. Karbon düzenlemelerine hazırlıkta stratejik adım! Karsan’ın Güneş Enerji Santrali yatırımı; enerji maliyetlerinin optimize edilmesi, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji arz güvenliğinin artırılması ve sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak. Proje aynı zamanda Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve gelecek dönemde devreye alınması beklenen diğer karbon düzenlemelerine hazırlık açısından da stratejik önem taşıyor. Karsan, yenilenebilir enerji kullanım oranını artırarak gelecekte oluşabilecek karbon maliyetlerini ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların üretim süreçleri üzerindeki etkisini azaltmayı hedefliyor. Net Sıfır Fabrika! Güneş Enerji Santrali yatırımı, Karsan’ın üretim faaliyetlerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlayan 2030 Net Sıfır Fabrika hedefinin önemli kilometre taşlarından biri olarak konumlanıyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, kaynakların etkin yönetimi ve düşük karbonlu üretim süreçleri üzerine çalışmalarını sürdüren Karsan, mevcut çatı kapasitesini de değerlendirerek ilerleyen dönemde ilave Güneş Enerji Santrali yatırımlarını gündemine almayı planlıyor. Elektrikli mobilite alanındaki öncü konumunu üretim altyapısında gerçekleştirdiği yatırımlarla destekleyen Karsan, daha temiz, verimli ve sürdürülebilir bir mobilite ekosisteminin oluşturulması için çalışmalarına devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.