Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Kredileri

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Kredileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Kredileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1 Katrilyon Dolara Yaklaşan Ödeme Hacmi Dijital Finans Dönüşümünü Hızlandırıyor Haber

1 Katrilyon Dolara Yaklaşan Ödeme Hacmi Dijital Finans Dönüşümünü Hızlandırıyor

Uluslararası kurumlar ve küresel piyasalardan gelen verilerin, dijital finans alanındaki dönüşümün deneysel bir teknoloji evresini geride bırakarak ödeme sistemlerinden sınır ötesi para akışlarına, sermaye piyasalarından finansal güvenliğe uzanan bütüncül bir yeniden yapılanmaya dönüştüğünü ortaya koyduğunu belirten Vatansever, bu sürecin finansal altyapını çalışma mantığını yeniden tanımladığını vurguladı. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) değerlendirmeleri ve küresel piyasa verilerine göre, kripto varlıkların toplam piyasa değeri 2025 yılı itibarıyla 3,5 trilyon dolar seviyesini aşmış durumda bulunuyor. IMF, kripto varlık faaliyetlerinin artık yalnızca bireysel yatırımcıların değil; bankalar, ödeme kuruluşları, varlık yönetim şirketleri ve büyük ölçekli finansal kurumların bilanço yapıları, risk yönetimi süreçleri ve uzun vadeli stratejilerinin de bir parçası hâline geldiğine dikkat çekiyor. Bu tablo, kripto varlıkların finansal sistemin çevresinden merkezine doğru ilerlediğine işaret ediyor. Bu dönüşümün merkezinde sabit değerli kripto varlıklar yer alıyor. Reuters ve Bloomberg tarafından yayımlanan piyasa verilerine göre, bu varlıkların toplam piyasa değeri 2025 ortası itibarıyla 250 milyar dolar eşiğini aşarken, günlük işlem ve dolaşım hacimleri bazı dönemlerde 70–100 milyar dolar bandına ulaştı. IMF hesaplamaları, sabit değerli kripto varlıkların yıllık işlem hacminin 2024 yılında yaklaşık 23 trilyon dolar seviyesine çıktığını gösteriyor. Bu büyüklük, küresel ödeme altyapılarının neden yeniden ele alındığını da açık biçimde ortaya koyuyor. IMF’nin SWIFT verilerine dayanan analizleri ile Avrupa Merkez Bankası (ECB) değerlendirmeleri, toptan ve perakende işlemleri kapsayan küresel sınır ötesi ödeme hacminin 1 katrilyon dolar ölçeğine yaklaştığını ortaya koyuyor. Bu ölçek, mevcut ödeme sistemlerinin hız, maliyet ve şeffaflık açısından neden yapısal bir baskı altında bulunduğunu gösteriyor. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), sabit değerli kripto varlıklara ilişkin analizlerinde bu dönüşümün parasal boyutuna dikkat çekiyor. BIS’e göre bu varlıkların yüzde 99’dan fazlası ABD doları referanslı yapılardan oluşuyor. Finansal İstikrar Kurulu (FSB) ise sabit değerli kripto varlıkların büyümesinin ancak güçlü rezerv yapıları, şeffaf raporlama, düzenli denetim ve etkin düzenleyici gözetimle birlikte finansal istikrara katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Sabit değerli kripto varlıklarla birlikte gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu da dijital finans dönüşümünün kritik başlıkları arasında yer alıyor. Dünya Ekonomik Forumu, Citi, Standard Chartered ve Bloomberg Intelligence gibi küresel kurumların analizleri; tahvil, fon, emtia, gayrimenkul ve karbon kredileri gibi varlıkların blokzincir altyapıları üzerinde dijital varlık birimleri hâline getirilmesinin piyasalarda erişimi genişletme, likiditeyi artırma ve işlem maliyetlerini düşürme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor. Reuters’ın aktardığı projeksiyonlara göre, tokenlaştırılmış gerçek dünya varlıklarının toplam piyasa büyüklüğünün orta vadede trilyon dolar ölçeğine ulaşması öngörülüyor. Bu dönüşümün kamusal boyutunu merkez bankası dijital paraları oluşturuyor. Uluslararası takip çalışmalarına göre, dünya genelinde 130’dan fazla ülke merkez bankası dijital paralarına yönelik çalışmalar yürütüyor ve bu ülkeler küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 98’ini temsil ediyor. Halihazırda bazı ülkelerde merkez bankası dijital paraları sınırlı veya kontrollü biçimde kullanılırken, çok sayıda ülkede pilot uygulamalar devam ediyor. Dijital finans dönüşümünün ayrılmaz bir diğer boyutu ise dijital güvenlik ve siber riskler olarak öne çıkıyor. Uluslararası güvenlik kurumları ve düzenleyici otoritelerin raporları, kripto varlıklar ve dijital ödemelerle bağlantılı dolandırıcılık yöntemlerinde son yıllarda kayda değer artışlar yaşandığına işaret ediyor. Yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemleri ve sentetik kimlikler, küresel ölçekte düzenleyici uyum ve veri paylaşımını daha kritik hâle getiriyor. Yapay zekâ, yalnızca risk alanında değil, finansal verimlilik tarafında da belirleyici bir rol üstleniyor. McKinsey, BIS ve küresel danışmanlık kuruluşlarının analizlerine göre, yapay zekâ destekli finansal otomasyon çözümleri operasyonel maliyetlerde yüzde 30–40 bandında düşüş potansiyeli sunuyor. Vatansever, kripto varlıklar, sabit değerli kripto varlıklar, merkez bankası dijital paraları ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonunun artık geçici trendler olmadığını belirterek, uluslararası kurumlar ve küresel piyasalar tarafından ortaya konan verilerin dijital finans altyapısının kalıcı biçimde yeniden şekillendiğini gösterdiğini ifade etti. Vatansever Platformu ve Dijital Biz editoryal ekibi tarafından, IMF, BIS, FSB, ECB ve SWIFT verileri ile Reuters ve Bloomberg gibi uluslararası kaynakların rapor ve analizleri esas alınarak derlenen bu değerlendirmede, 2026 ve sonrasında dijital finans dönüşümünde belirleyici unsurun hızdan ziyade güven, düzenleyici uyum ve gerçek ekonomik değer üretimi olacağı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, “2050 Net Sıfır” Hedefine Emin Adımlarla İlerliyor     Haber

Ülker, “2050 Net Sıfır” Hedefine Emin Adımlarla İlerliyor   

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, sürdürülebilirlik vizyonu kapsamında yürüttüğü çevresel, ekonomik ve sosyal dönüşüme katkı sunan çalışmalarıyla “2050 Net Sıfır” hedefine kararlılıkla ilerliyor. Sürdürülebilirliğin dünyanın geleceğine yön veren, ülkemizin kalkınmasını ve toplumun refahını doğrudan etkileyen kritik bir konu olduğunu belirten Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, bu alanda başarının ortak sorumluluk almakla mümkün olduğunu söyledi. Kaynakları koruyarak, israfı önleyerek, uzun vadeli düşünerek büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Kölükfakı, “2050, yalnızca bir tarih değil; çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın şekilleneceği kritik bir eşik. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2050’de artan nüfus ve iklim olayları nedeniyle gıda üretiminin %70 artırılması gerekiyor. İklim kriziyle mücadelede gıda sektörünün; sahip olduğu önemli değişim ve uyum potansiyeline rağmen, bundan en çok etkilenecek sektörler arasında yer aldığının farkındayız. Bu tablo da sürdürülebilirliğin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı temel alıyoruz” “Kurucumuz Sabri Ülker’den miras kalan unun gramını, suyun damlasını, emeğin değerini koruyan ‘İsrafsız Şirket’ kültürü, 1944’ten bu yana DNA’mızda yer alıyor” diyen Özgür Kölükfakı, sürdürülebilirlik çalışmalarının izlenebilir ve denetlenebilir olması için Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını (SKA) temel aldıklarını vurguladı. Kölükfakı, “Çalışmalarımızla bu 17 amaçtan 11’ine hizmet ediyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimizi Dünyamız, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum başlıkları altında topladık. Uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerimizi açıkladığımız 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyüyen, birim başına su tüketimimizi yüzde 42,2 azaltmış, ham maddelerin yüzde 99,5’ini bitmiş ürüne dönüştüren bir şirketiz” değerlendirmesinde bulundu. Plastik ambalajlarımız yıl sonunda %100 geri dönüştürülebilir olacak Bugün itibarıyla plastik ambalajlarının %99’undan fazlasını geri dönüştürülebilir, tekrar kullanılabilir veya kompostlanabilir hale getirdiklerini kaydeden Özgür Kölükfakı, “ Hedefimiz %100’dü. Sene sonunda bunu yakalayacağız. Bu sayede ambalaj kullanımı kaynaklı emisyonlarımızı düşüreceğiz. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaja, inovasyondan dijital dönüşüme kadar her alanda sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyoruz. İşimizin devamlılığını sağlamak ve iklim değişikliğinin operasyonlarımız üzerindeki etkisini azaltmak için hayata geçirdiğimiz onarıcı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarında teknolojiyi etkin kullanıyoruz. Bu projelerle çevresel ve sosyal etkimizi bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor, çiftçilerimizin refahını artırmak, teknoloji ve yeni metotlarla ilgili bilgi seviyesini yukarı taşımak için birlikte çalışıyoruz” diye konuştu. “Çalışmalarımızla uluslararası seviyede takdir görüyoruz” Ülker’in çalışmalarının uluslararası platformlarda da takdir gördüğünü dile getiren Kölükfakı sözlerine şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik çatısı altında yaptıklarımızla Standard&Poor’s Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde üst üste 5 kez yer almamız, London Stock Exchange Group (LSEG) sürdürülebilirlik endeksinde kategorimizde dünya birincisi* olmamız doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Sürdürülebilirlik her zaman işimizin merkezinde olacak. İsrafsız şirket kültürümüzle, çevreye ve insana saygılı üretim anlayışımızla, her lokmada mutluluk vererek, daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz. Toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz. Hedefimiz 2050 Net Sıfır şirket olmak. “Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz” Ülker Operasyonel Mükemmellik, ISG, Kalite ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Süheyl Aybar da 2014’te koydukları uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ilerlerken öncü uygulamalara imza attıklarını söyledi. Aybar, buğday, fındık, kakao gibi tarımsal ham maddelerin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak projeler geliştirdiklerine işaret ederek, şu bilgileri aktardı: “Sürdürülebilir buğday tarımına destek olmak için Onarıcı Tarım, yeni buğday türleri ıslahı ve buğdayın tarlada mineraller bakımında zenginleştirilmesini sağlayan Biyofortifikasyon projelerini sürdürüyoruz. “Fındıktan Fazlası” projemize fındıkta iyi tarım uygulamaları eğitimleri, toprak analizleri, mikrobiyal gübre ve fidan temini, zararlılarla mücadeleyi kapsayacak şekilde devam ediyoruz. Kakaodan Fazlası projesiyle ise kakao tedarik zincirinde iklim değişikliğinin oluşturduğu çevresel etkileri azaltmaya ve projenin, iş birliği içinde olduğumuz çiftçiler üzerindeki sosyal etkisini artırmaya odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için bütüncül bir bakış açısı. Bu bakış açısıyla 2014’te açıkladığımız sürdürülebilirlik hedeflerimizde önemli sonuçlar elde ettik: 2024’te Türkiye fabrikalarımızda elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir** kaynaklardan sağladık. Böylece 101 bin ton sera gazı salımını engelledik. Plastik kullanımını 140 ton, kâğıt kullanımını 220 ton düşürdük; lojistikte Yeşil Rota projemizle 4.849 ton karbon salımını önledik.” “Orta vade hedefimiz 2030” 2030’a kadar tüm fabrikalarında olduğu gibi depolarında da elektrik tüketiminin %100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedeflediklerine dikkat çeken Süheyl Aybar, konuşmasına şöyle devam etti: ”Lojistik kaynaklı karbon salımını 2019’a kıyasla %30 azaltmak, birim su tüketimini 2014’e kıyasla %45 düşürerek 250 bin metreküp su ve atık suyu geri kazanmak, gıdadaki net kayıpları %0,5’in altına düşürmek, 2030’a kadar onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekar alana çıkarmak gibi hedeflerimiz var.2050 yolunda ise elektrikli fırın dönüşümleri, yeşil enerji yatırımları, karbon yakalama teknolojileri ve ürünlerimizin nakliyesinde kullandığımız elektrikli araçlar gibi yenilikçi çözümler üzerinde çalışıyoruz. 2050 Net Sıfır hedefimize ulaşmak için, %90’lık emisyon azaltımına ulaştıktan sonra, kalan zorunlu emisyonları dengelemek için karbon kredileri ve yenilikçi teknolojilere yatırım yapacağız. Sürdürülebilirliği işimizin merkezinde tutarak daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.