Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Nötr

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Nötr haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Nötr haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı Haber

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, sektör arenasındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. Maysan Mando, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesine adını yazdırarak, Türkiye’nin sanayi devleri arasında yerini aldı. Türkiye ekonomisinin en önemli referans çalışmalarından biri olarak kabul edilen İSO 500 araştırması, şirketleri net satışlar, üretimden satışlar, ihracat, brüt katma değer ve faaliyet performansları gibi birçok kriter doğrultusunda değerlendiriyor. Maysan Mando’nun bu prestijli listede yer alması, yalnızca üretim gücünün değil, aynı zamanda uzun vadeli büyüme vizyonunun da bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek Katma Değerli Üretim Stratejisi Sonuç Veriyor Son yıllarda odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiren Maysan Mando, otomotiv sektöründeki dönüşüme paralel olarak teknoloji yatırımlarını ve ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırıyor. Özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında yürütülen çalışmalar, şirketin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Katma değeri yüksek ürünlere yönelik stratejik dönüşüm, şirketin sadece üretim hacmini değil, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliklerini de ileri taşıyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tunçmatik, Yeşil Teknoloji ve E-Mobilite Çözümleriyle Münih'te Haber

Tunçmatik, Yeşil Teknoloji ve E-Mobilite Çözümleriyle Münih'te

Türkiye'nin enerji çözümleri ve e-mobilite alanındaki köklü ve öncü markalarından Tunçmatik, elektrikli araç ekosisteminin küresel ölçekteki en prestijli buluşma noktalarından biri olan Power2Drive Europe 2026 Fuarı'na katılıyor. 23-25 Haziran 2026 tarihleri arasında Almanya'nın Münih kentinde düzenlenecek olan fuarda Tunçmatik, Hall C6, Stant 150'de uluslararası arenadaki yerini alacak. Sürdürülebilir ulaşım altyapılarına yönelik yenilikçi yatırımlarıyla dikkat çeken şirket; hem bireysel kullanıcılar hem de ticari işletmeler, filolar ve kamusal alanlar için özel olarak geliştirilmiş yeni nesil akıllı alternatif akım şarj (AC) ve yüksek hızlı doğru akım (DC) şarj istasyonlarını küresel pazara sergileyecek. Fuar boyunca, enerji verimliliği odaklı donanımlar ve bu donanımlarla entegre çalışan akıllı şarj çözümleri dünya genelinden gelecek sektör profesyonellerine tanıtılacak. Yarım asrı aşan enerji tecrübesini e-mobilite alanına aktaran Tunçmatik, geliştirdiği yüksek güvenlik standartlarına sahip altyapı çözümleriyle Avrupa'nın karbon nötr hedeflerine güçlü bir katkı sunmayı amaçlıyor. Özellikle yüksek verimlilik ve kesintisiz operasyon kabiliyeti sunan ticari DC şarj çözümleri, lojistik ve filo yönetiminde maliyetleri optimize eden yapısıyla fuarın öne çıkan teknolojileri arasında yer alacak. "Geleceğin Akıllı Şehir Altyapılarına Yön Vermeyi Hedefliyoruz" Fuar katılımına ve şirketin gelecek vizyonuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, şöyle konuştu: "Enerji teknolojilerindeki köklü vizyonumuzu, bugün küresel otomotiv ve enerji sektörünün yönünü tayin eden e-mobilite alanına taşımaktan gurur duyuyoruz. Power2Drive Europe, Tunçmatik'in mühendislik gücünü ve yenilikçi şarj çözümlerini uluslararası yatırımcılarla buluşturmak için stratejik bir öneme sahip. Münih'te sergileyeceğimiz teknolojilerle yalnızca bugünün değil, geleceğin akıllı şehir altyapılarına da yön vermeyi hedefliyoruz." Tunçmatik, karbon nötr bir gelecek için geliştirdiği yerli ve inovatif teknolojileri Avrupa pazarının beğenisine sunarak, küresel e-mobilite pazarındaki payını artırmayı ve yeni stratejik ortaklıkların temelini atmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş Ventures’tan Enerji Dönüşüm Teknolojilerine Yeni Yatırımlar Haber

Tüpraş Ventures’tan Enerji Dönüşüm Teknolojilerine Yeni Yatırımlar

Tüpraş, Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında 2050 yılında karbon nötr lider enerji şirketi olma hedefini destekleyecek yeni yatırımlar yaptı. Tüpraş’ın girişim sermayesi iştiraki Tüpraş Ventures, geçtiğimiz 6 ayda stratejik dönüşüm yol haritasıyla uyumlu 3 girişimi daha portföyüne kattı. Tüpraş Ventures’ın yatırım yaptığı ABD Teksas merkezli Syzygy Plasmonics geliştirdiği yenilikçi reaktör teknolojisiyle biyogaz gibi yenilebilir kaynaklardan sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üretimine imkân sağlıyor. Farklı hammaddelerle üretim esnekliği sunan teknoloji, SAF üretim maliyetlerinin düşürülmesinde etkin bir çözüm sunuyor. ABD Massachusetts merkezli Via Separations ise, sıvı ayırma teknolojisi sayesinde üretim süreçlerinde enerji tüketiminin düşürülmesine ve operasyonların daha verimli hale gelmesine katkı sağlıyor. Via Separations, kâğıt-selüloz sektöründe başarıyla uygulanan bu teknolojiyi rafinaj ve kimya sektörlerinde de yaygınlaştırmayı hedefliyor. Tüpraş Ventures’ın portföyüne eklediği Norveç merkezli Aqualung Carbon Capture da gaz fazındaki bileşenleri seçici olarak ayıran membran bazlı teknolojiyle karbon emisyonlarını kaynağında, düşük maliyetli ve kompakt sistemlerle yakalıyor. Bu teknoloji, karbon tutma alanında benzer çözümlere kıyasla maliyet avantajı sunarak düşük karbon çözümlerine geçişi destekliyor. Tüpraş’ın 2022 yılında faaliyete geçen girişim sermayesi şirketi Tüpraş Ventures, farklı coğrafyalarda yaptığı yatırımlarla yeni teknolojilere hızlı erişim imkânı sağlayarak şirketin Stratejik Dönüşüm hedeflerini destekliyor. Bugüne dek, sürdürülebilir rafinajdan karbon yakalama teknolojilerine, enerji depolamadan sürdürülebilir havacılık yakıtı üretimine kadar geniş dönüşüm alanını kapsayan bir portföyü bulunuyor. Tüpraş Ventures; başta ABD, Kanada, Avrupa ve Türkiye’den doğrudan 7 ve fonlar üzerinden 51 olmak üzere toplam 58 start-up’a yatırım yaptı. Tüpraş Ventures’ın doğrudan yatırımları arasında Kaliforniya merkezli yeşil hidrojen elektrolizör geliştiricisi Verdagy, Vancouver merkezli hidrojen ve yakıt hücresi uygulamalarına yönelik membran ve polimer çözümleri sunan Ionomr, Ankara merkezli robotik teknolojiler firması AISField ve Massachusetts merkezli termal enerji depolama çözümleri geliştiren Electrified Thermal Solutions yer alıyor. Tüpraş Ventures; doğrudan girişim yatırımlarının yanı sıra, İsviçre merkezli endüstriyel inovasyon fonu Emerald Technology Ventures ve Kuzey Amerika merkezli enerji dönüşümü teknolojilerine odaklı fon yatırımları aracılığıyla da küresel yatırım fırsatlarına erişim sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi Haber

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi

Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi. Bu önemli adım, şirketin 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile beraber şirketin Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri fabrikalarının tamamı karbon nötr hale gelmiş oldu. GEBKİM Fabrikası’nın yanı sıra Hindistan’daki Kurkumbh Tesisi’nin de karbon nötr olmasıyla birlikte, Henkel’in Hindistan, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki en büyük iki tesisi karbon nötr üretimle faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Henkel, GEBKİM Fabrikası’nda doğal gazla çalışan kazan sisteminin yüksek verimli elektrikli kazan sistemiyle tamamen değiştirilmesini sağlayan önemli bir elektrifikasyon projesini hayata geçirdi. Bu dönüşüm sayesinde, tesisteki doğrudan fosil yakıt kullanımı tamamen ortadan kaldırılırken, Kapsam 1 emisyonları sıfıra indirildi ve yıllık yaklaşık 956 ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyon azaltımı sağlandı. Ayrıca tesis bünyesinde üretilen güneş enerjisi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC) kombinasyonu sayesinde %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçildi. Böylece Kapsam 2 emisyonları da sıfırlanırken, yeni sistemin sağladığı yüksek verimlilik sayesinde toplam enerji tüketimi azaltılarak üretim kapasitesinin korunması mümkün oldu. Böylece GEBKİM Fabrikası, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlayarak Henkel’in fosil yakıtsız üretimde küresel ölçekteki öncü tesislerinden biri haline geldi. Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri IMEA Bölgesi Operasyonlar ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Ulmann, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel olarak, Türkiye’deki GEBKİM Fabrika’mızla birlikte Hindistan’daki Kurkumbh Tesislerimizde de karbon nötr üretime geçtik. IMEA bölgesindeki iki önemli tesisimizde karbon nötr üretime ulaşmamız, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri’nin küresel sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirme yolunda önemli bir adım. Hedefimiz çok net: Tüm operasyonlarımızdaki fosil yakıtları sistematik olarak ortadan kaldırıyor ve bunları yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli süreçlerle değiştiriyoruz. GEBKİM ve Kurkumbh Fabrikalarımızda elde ettiğimiz bu üretim başarısı, stratejimizi tesis düzeyinde somut sonuçlara dönüştürebildiğimizi gösteriyor ve net sıfır operasyonlara ulaşma yolculuğumuzu hızlandırıyor." Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Operasyonlar Direktörü Mehmet Yılmaz ise, “GEBKİM Fabrika’mızın karbon nötr hale gelmesi, Henkel’in 2045 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda attığı kararlı adımlarda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önce de Tuzla Fabrika’mızda karbon nötr üretimi hayata geçirerek sürdürülebilirlik hedeflerimiz çerçevesinde önemli bir adım atmıştık. Böylece Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri tesislerimizin tamamında karbon nötr üretime geçmiş olduk. GEBKİM Fabrika’mızdaki bu dönüşüm, elektrifikasyonun endüstriyel operasyonları temelden nasıl dönüştürebileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Elektrikli sistemler ve yenilenebilir enerji kullanımına geçerek fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırdık. Bu başarı, inovasyon, teknoloji, güçlü ekip çalışması ve kararlılığın birlikte neler başarabileceğini de ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Henkel, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak küresel üretim ağında karbonsuzlaşma dönüşümünü hızlandırıyor. Bu adımlar, şirketin operasyonları ve değer zincirindeki karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen net sıfır emisyon vizyonuna ulaşmasında kritik rol oynarken, müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlıyor. Bu kilometre taşı, Henkel’in sürdürülebilir sanayi dönüşümüne öncülük etme kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, fosil yakıtsız üretimin farklı bölgelerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir olduğunu da kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı Haber

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı

2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaşan şirket; aynı dönemde 8 tonu aşkın atığı ayrıştırarak geri dönüşüm ve uygun bertaraf süreçlerine kazandırdı. Mapfre Sigorta, Mapfre Grup’un küresel sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda Türkiye’de çevresel etkisini azaltmaya, kaynak verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilir iş yapış biçimlerini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Şirket, “Biz Buradayız” yaklaşımıyla hayata geçirdiği 2022-2026 Stratejik Sürdürülebilirlik Planı kapsamında çevre, toplum, kurumsal yönetim ve iş alanlarında belirlenen hedeflerini somut sonuçlara dönüştürüyor. 2025 yılı sonuna kadar karbon ayak izini yüzde 40, 2030 yılına kadar ise yüzde 48 azaltmayı hedefleyen Mapfre Sigorta, 2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaştı. Şirket ayrıca MAPFRE Grup içinde elektrik tüketiminin azaltılmasına yüzde 6 oranında katkı sağlarken, binalar ve araç filosuna ilişkin enerji tüketiminin yüzde 2 oranında azaltılmasında da önemli rol oynadı. MAPFRE Sigorta Genel Müdürü Erdinç Yurtseven, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Mapfre Sigorta olarak sürdürülebilirliği, karar alma süreçlerimizin, risk yönetimi yaklaşımımızın ve değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Grubumuzun küresel sürdürülebilirlik vizyonunu Türkiye’de güçlü ve somut adımlarla temsil etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerimizi ölçülebilir hedeflerle destekliyor; iklim sorumluluğundan kapsayıcılığa, müşteri deneyiminden etik ve şeffaf yönetime kadar tüm alanlarda yarattığımız etkiyi görünür kılmaya önem veriyoruz. 2025 yılında toplam karbon ayak izimizi yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerimize şimdiden ulaşmamız, bu kararlılığın somut bir sonucu. Bununla birlikte karbon dengeleme alanında da doğa temelli projelere destek veriyoruz. 2025 yılında biri Türkiye’de, diğeri Meksika’da olmak üzere iki projeye katkı sağlayarak yıllık karbon ayak izimizi tamamen nötrledik. 2025’te Kayseri Molu Atık Gazlardan Enerji Üretimi Projesi ile 484 ton, Meksika’daki Tarahumar projesi ile de 153 ton karbon salınımı nötrledik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve toplum için uzun vadeli değer üretirken, sürdürülebilirlik taahhütlerimizi somut sonuçlara dönüştürme kararlılığımızı sürdüreceğiz.” Mapfre, Küresel Sürdürülebilirlik Yolculuğunu Güçlendiriyor! Sürdürülebilirliği küresel stratejisinin merkezinde konumlandıran Mapfre Grup, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve operasyonel dönüşüm alanındaki çalışmalarını sürdürüyor. Grup, 2025 yılı için belirlenen yüzde 16’lık enerji tüketimi azaltım hedefini aşarak elektrik, doğalgaz ve benzin gibi fosil yakıt alımlarında yüzde 27 oranında düşüş sağladı. Yenilenebilir enerji kullanımındaki artışın da etkisiyle ofislerdeki enerji tüketimine bağlı karbon ayak izini yüzde 65’e kadar azaltan Mapfre Grup, faaliyet gösterdiği 25 ülkedeki binalarında elektrik faturalarında yüzde 32 oranında tasarruf elde etti. Yeşil Bina Dönüşümü Hız Kazanıyor Mapfre Grup, enerji verimliliği çalışmalarını sürdürülebilir bina dönüşümüyle de destekliyor. 2025 yılı itibarıyla LEED, BREEAM veya Energy Star sertifikasına sahip 25 bina, grubun idari bina alanının yüzde 59’unu temsil eder hale geldi. Bu dönüşüm; su ve enerji kullanımının daha verimli yönetilmesi, emisyonların azaltılması ve çevresel etkisi düşük malzemelerin tercih edilmesi gibi uygulamalarla Mapfre’nin operasyonel sürdürülebilirlik yaklaşımına güç kattı. Mapfre’nin Sürdürülebilirlik Performansı Küresel Endekslerde Tescillendi S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde dokuz puanlık artışla 81 puana ulaşan MAPFRE, dünya çapında ilk 10 sigorta şirketi arasında yer aldı. Grup, Sustainability Yearbook 2025’e üst üste altıncı kez dahil edilirken, FTSE4Good Index’te sektör ortalamasının üzerinde 3,9 puan elde etti. Mapfre Grup aynı zamanda Karbon Saydamlık Projesi’nde de “Liderlik” seviyesi olan A- derecesinin sahibi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAV Havalimanları’ndan Karbon Yönetiminde Önemli Başarı Haber

TAV Havalimanları’ndan Karbon Yönetiminde Önemli Başarı

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları’nın işlettiği tüm havalimanları, ACI EUROPE tarafından yürütülen Havalimanı Karbon Akreditasyonu (ACA) programına dahil oldu. Program kapsamında Ohrid Havalimanı Seviye 2, Almatı Havalimanı ise Seviye 1 sertifikası aldı. Daha önce Seviye 2 sertifikasına sahip Tiflis ve Üsküp havalimanları ile Seviye 1 düzeyindeki Milas-Bodrum ve Batum havalimanları, gerekli kriterleri tamamlayarak Seviye 3'e yükseldi. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan “İşlettiğimiz tüm havalimanlarını 2030’a kadar karbon nötr, en geç 2050’de ise net sıfır emisyon hedefine ulaştırma hedefimiz doğrultusunda kararlılıkla çalışıyoruz. Almatı ve Ohrid havalimanlarımızın da programa dahil olmasıyla, portföyümüzdeki tüm havalimanları karbon emisyonlarının yönetimi ve azaltımını bağımsız olarak değerlendiren Havalimanı Karbon Akreditasyonu (ACA) programı kapsamında sertifikalandırılmış oldu. Çevresel sorumluluğu operasyonel mükemmeliyet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Dört havalimanımız halihazırda karbon nötr seviyesinde bulunurken, yenilenebilir enerji kullanımı ve enerji verimliliğine yönelik yatırımlarımızla bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz. Paydaşlarımızla birlikte çalışarak havacılık sektörünün iklim değişikliğiyle mücadelesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.” dedi. TAV Havalimanları portföyündeki havalimanlarının ACA programındaki mevcut seviyeleri şöyle: Seviye 4+: Ankara EsenboğaSeviye 4: Enfidha-HammametSeviye 3+: İzmir Adnan Menderes, AntalyaSeviye 3: Milas Bodrum, Tiflis, Batum, Üsküp, Seviye 2: Gazipaşa, Monastir, Medine, OhridSeviye 1: Almatı Havalimanı Karbon Akreditasyonu (ACA) havalimanlarının karbon emisyonlarını yönetme ve azaltma çalışmalarını bağımsız olarak değerlendiren, 7 seviyeden oluşan küresel bir sertifikasyon programıdır. 2009 yılında ACI Europe tarafından başlatılan program, bugün 91 ülkede 590 havalimanını kapsamaktadır. TAV Havalimanları hakkında Havalimanı finansmanı, geliştirme ve işletmeciliğinde küresel bir marka olan TAV Havalimanları, 2025’te 113 milyon yolcuya hizmet verdi. Şirket Türkiye, Kuzey Makedonya, Gürcistan, Kazakistan, Tunus, Letonya, Suudi Arabistan ve Hırvatistan’da toplam 15 havalimanında faaliyet gösteriyor. TAV Havalimanları, iştirakleriyle gümrüksüz mağazacılık, yiyecek-içecek, yer hizmetleri, bilişim, özel güvenlik ve ticari işler olmak üzere havalimanı operasyonlarının her adımında entegre hizmet sunuyor. Şirket hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görüyor ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. TAV Havalimanları, 2050’de net sıfır emisyon hedefiyle hareket ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın Enerji Dönüşümünde Önemli Adım Haber

Şişecam’ın Enerji Dönüşümünde Önemli Adım

Türkiye İş Bankası iştiraklerinden İş Enerji tarafından Şişecam için tesis edilen Manisa Güneş Enerji Santrali (GES) yatırımı başarı ile devreye alındı. Öz tüketime yönelik, 20 MW kurulu güce sahip olan bu santral ile Şişecam’ın GES kurulu gücü iki katına çıkarak 45 MW’a ulaştı. Türkiye’nin global şirketlerinden ve başta gelen küresel cam üreticilerinden biri olan Şişecam, enerji dönüşümüne yönelik yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, daha önce 7 farklı tesisinde devreye aldığı toplam 25 MW kurulu güce sahip öz tüketim amaçlı GES yatırımlarına, İş Enerji iş birliğiyle Manisa’da hayata geçirdiği 20 MW kapasiteli yeni santrali ekledi. Bu yatırımın tamamlanmasıyla Şişecam’ın toplam GES kurulu gücü yaklaşık 2 katına çıkarak 45 MW’a ulaştı. Şişecam’ın enerji dönüşüm stratejisinin parçası olarak, farklı lokasyonlarda İş Enerji iş birliği ile hayata geçirilecek ilave rüzgâr ve güneş enerji santralleriyle yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin, 2027 yılına kadar devreye alınacak 100 MW’ı aşan ek kapasite ile desteklenmesi hedefleniyor. Enerji dönüşümünde kesintisiz ilerleme Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, GES yatırımlarının şirketin enerji dönüşümündeki stratejik önemini şu sözlerle değerlendirdi: “GES projelerimiz, enerji dönüşüm stratejimizin temel unsurları arasında yer alıyor. İş Enerji ile birlikte hayata geçirdiğimiz Manisa GES projesi de sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yolculuğumuzda attığımız güçlü adımlardan biri. Küresel jeopolitiğin ortaya çıkardığı güncel gelişmeler de bu santrallerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Şişecam olarak üretimde elektrifikasyon oranını artırmayı, karbon emisyonlarımızı azaltmayı ve bu amaçla yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Yeşil dönüşümde hız kesmeyerek, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bu alandaki yatırımlarımızın kapsamı ve çeşitliliği artarak devam edecek.” Yücel, ulusal ve uluslararası enerji politikalarının da bu dönüşümü desteklediğini vurgulayarak şunları söyledi: “Türkiye’de hayata geçirilmesi planlanan Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ve AB’nin kar8bon düzenlemeleri, şirketlerin enerji dönüşümünü hızlandıran temel araçlar arasında yer alıyor. Müşterilerimizin sürdürülebilir ürünler ve düşük karbonlu üretim süreçlerine yönelik beklentilerinin hızla artması da bu alandaki yatırımlarımızı yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ticari ve stratejik bir gereklilik haline getiriyor. Sürdürülebilirlik, değer zincirinin tamamında rekabetçiliği belirleyen temel unsurlardan biri durumunda. Şişecam olarak değişen müşteri beklentilerine yanıt vermek ve regülasyonlara proaktif şekilde uyum sağlamak adına enerji dönüşümünde aktif rol almaya, İş Enerji gibi güçlü iş ortaklarıyla projelerimizi hayata geçirmeye ve doğal kaynaklardan enerji üretimine odaklanmaya devam edeceğiz.” İş Enerji Genel Müdürü Kayahan Karadaş ise konu ile alakalı olarak şunlara değindi: “Türkiye’nin sanayi dönüşümünde yenilenebilir enerji yatırımlarının kritik bir rol üstlendiğine inanıyoruz. Bu vizyon ile Manisa’da hayata geçirdiğimiz öz tüketim güneş enerjisi santrali projesi, temiz enerji üretiminin yanı sıra sanayimizin rekabet gücünü ve enerji bağımsızlığını destekleyen önemli bir adım niteliğinde. İş Enerji olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli ekonomik değer yaratmanın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. İş Bankası Grubu’nun sürdürülebilir kalkınma vizyonuyla uyumlu şekilde, Türkiye’nin enerji dönüşümünü hızlandıracak, karbon ayak izini azaltacak ve reel sektörün yeşil dönüşümünü destekleyecek projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Şişecam ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yenilenebilir enerjinin sanayide daha yaygın kullanımına yönelik güçlü bir örnek oluştururken, ülkemizin düşük karbonlu geleceğine katkı sunma hedefimizin de somut bir yansımasıdır.” Karbon salımını yılda 28 bin ton azaltma hedefi Şişecam’ın 2025 yılında öz tüketim tesislerinden ürettiği elektriğin toplam küresel tüketimi içindeki oranı yüzde 51’e ulaştı. Mevcut GES yatırımlarına Manisa’da devreye aldığı yeni kapasiteyi de ekleyerek yıllık yaklaşık 66 GWh yenilenebilir enerji üretmeyi hedefleyen Şişecam bu üretimle, global elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 2’sini karşılayarak yıllık yaklaşık 28 bin ton karbon salımının önüne geçecek. Şişecam’ın GES yatırımları, karbon nötr üretim yolculuğunun temel yapı taşları arasında yer alırken; şirketin enerji maliyetlerini daha etkin yönetmesine ve konjonktürün de belirginleştirdiği riskleri azaltmasına önemli katkı sağlıyor. Sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uzun yıllardır istikrarlı şekilde sürdüren Şişecam, bu yaklaşımının bir yansıması olarak 2016 yılından bu yana BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Automechanika İstanbul’da Yüksek Teknolojili Ürünleriyle İlgi Odağı Oldu Haber

Maysan Mando, Automechanika İstanbul’da Yüksek Teknolojili Ürünleriyle İlgi Odağı Oldu

Şirket, dört gün boyunca dünyanın farklı ülkelerinden gelen sektör profesyonellerini standında ağırlarken, gerçekleştirdiği iş görüşmeleri ve yeni bağlantılarla fuarı verimli bir şekilde tamamladı. 19-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ve bu yıl 25’inci yılını kutlayan Automechanika İstanbul, otomotiv satış sonrası sektörünün küresel oyuncularını İstanbul’da bir araya getirdi. Maysan Mando, Salon 8 A165 numaralı standında sergilediği ileri teknoloji ürünleriyle fuarın yoğun ilgi gören markaları arasında yer aldı. Yüksek katma değerli ürünler yoğun ilgi gördü Maysan Mando’nun fuarda öne çıkan en önemli başlıklarından biri, yüksek katma değerli ürünlere yönelik stratejik dönüşümü oldu. Şirketin özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında geliştirdiği ürünler, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Otomotiv sektöründe değişen ihtiyaçlara paralel olarak Ar-Ge yatırımlarını güçlendiren Maysan Mando, üretim altyapısını da ileri mühendislik çözümlerine göre şekillendiriyor. Fuarda sergilenen teknolojiler, şirketin sadece üretim kapasitesiyle değil, mühendislik gücü ve inovasyon yaklaşımıyla da sektörde güçlü bir konumda bulunduğunu ortaya koydu. Automechanika İstanbul’da küresel iş birlikleri öne çıktı Fuar süresince Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya başta olmak üzere dünyanın birçok farklı bölgesinden sektör temsilcileriyle temas kuran Maysan Mando, yeni iş birlikleri açısından önemli görüşmelere imza attı. Mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendiren şirket, uluslararası pazarlardaki büyüme hedefleri doğrultusunda yeni bağlantılar geliştirme fırsatı da yakaladı. OEM ve aftermarket alanındaki güçlü üretim yetkinliğiyle dikkat çeken Maysan Mando, küresel otomotiv sektörünün dönüşümüne uyum sağlayan ürün gamıyla fuarın en yoğun ziyaret edilen stantlarından biri oldu. Ar-Ge ve ileri teknoloji odağı güçleniyor Maysan Mando, son dönemde özellikle ileri amortisör teknolojileri, valf sistemleri ve modül çözümleri alanındaki yatırımlarını artırarak yüksek teknolojili üretime odaklanıyor. Şirketin Ar-Ge merkezinde yürütülen çalışmalar, sürüş konforu, dayanıklılık, güvenlik ve performans kriterlerini aynı anda geliştiren yeni nesil ürünlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Fuarda sergilenen çözümler, Maysan Mando’nun sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin mobilite beklentilerine yönelik çalışmalar yürüttüğünü de ortaya koydu. Yenilikçi yaklaşımıyla dikkat çeken şirket, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda teknoloji yatırımlarını artırmaya devam ediyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel, 2045 Yılına Kadar Net Sıfır Emisyonlara Ulaşmayı Hedefliyor Haber

Henkel, 2045 Yılına Kadar Net Sıfır Emisyonlara Ulaşmayı Hedefliyor

Şirket, sürdürülebilirlik dönüşümünde stratejik bir eşik olarak, Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021'e kıyasla) yüzde 42, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi planlıyor. Yeni sürdürülebilirlik hedefleri, şirketin değer zinciri boyunca yarattığı etkiyi daha da hızlandırmaya yönelik stratejik bir kararı yansıtıyor. İklim odaklı çalışmaları, eşitliği ve sürdürülebilir tedarik zincirlerini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımla Henkel, yeni bir döngünün başlangıcına işaret ediyor. Henkel CEO’su Carsten Knobel görüşlerini şu sözlerle ifade etti: “Henkel, 150 yıldır sorumlu iş uygulamalarının güçlü iş performansıyla paralel ilerlediğini ortaya koymaktadır. Günümüzün zorlu ve değişken ortamında, sürdürülebilir bir geleceği şekillendirme konusunda net ve tutarlı bir duruş sergilemek her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Amaca yönelik büyüme gündemimiz doğrultusunda, şimdi yeni ve iddialı, aynı zamanda somut sürdürülebilirlik hedefleriyle bir sonraki adımı atıyoruz.” Net sıfıra ve döngüsel ekonomiye giden yolda ivme kazanmak Henkel, 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma kararlılığı doğrultusunda 2024 yılında Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi – Science Based Targets Initiative) tarafından onaylanan kapsamlı bir yol haritası belirlemiştir. Şirket, bir yandan enerji verimliliğini artırırken bir yandan da yenilenebilir enerji ve daha sürdürülebilir yakıtların kullanımını yaygınlaştırarak değer zinciri boyunca emisyonları önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Henkel, bu yolda önemli bir kilometre taşı olarak Mutlak Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar (2021'e kıyasla) yüzde 42 oranında azaltmayı, Mutlak Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 30 oranında düşürmeyi hedefliyor. Kapsam 1 ve 2 emisyonları, faaliyetlerimizden kaynaklanan doğrudan ve dolaylı emisyonları, Kapsam 3 emisyonları ise değer zincirinin yukarı ve aşağı yönlü aşamalarından kaynaklanan emisyonları ifade etmektedir. Bugüne kadar kaydedilen ilerleme, Henkel'in doğru yolda olduğunu gösteriyor: 2025 yılına kadar şirket, 2021 baz yılına kıyasla Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarda yüzde 29'luk bir azalma sağlamış ve dünya çapında 37 tesiste karbon-nötr üretime geçmiştir. Bu bağlamda Henkel, dünya genelindeki faaliyetlerinde yenilenebilir elektriğin payını önemli ölçüde artırarak yüzde 97'ye çıkarmıştır. Bu sonuçlar, hem operasyonel iyileştirmelerin hem de tedarikçiler ve iş ortaklarıyla güçlenen iş birliğinin bir yansımasıdır. Henkel’in çevre koruma konusundaki çalışmalarının bir diğer önemli unsuru, döngüsel ekonomiyi destekleme konusundaki kararlılığıdır. Şirket, hem tüketici ürünleri ambalajlarında geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanım oranı hem de geri dönüşüme uygun olarak tasarlanan ambalajların payı için net hedefler belirlemiştir. 2030 yılına kadar, geri dönüştürülmüş malzemelerin payının mevcut yüzde 28 seviyesinden en az yüzde 35'e ulaşması planlanmaktadır. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar ambalajlarının yüzde 100’ünü geri dönüşüme uygun olarak tasarlamayı hedefliyor. Bu oran bugün yüzde 88 seviyesindedir. Global ölçekte çalışan eşitliğinin geliştirilmesi Henkel fırsat eşitliği, kapsayıcı bir iş yeri ortamı ve adil ücret konusundaki taahhüdünü bir kez daha teyit etmektedir. Şirket, 2030 yılına kadar tüm yönetim kademelerinde her iki cinsiyetin de yüzde 45'in üzerinde bir oranda temsil edilmesiyle, yönetimde global cinsiyet dengesini sağlamayı hedefliyor. 2025 yılı sonu itibarıyla, yönetim kademelerindeki kadın çalışan oranının yüzde 43'ün üzerine çıkmasıyla önemli bir kilometre taşına ulaşılmış ve somut bir etki elde edilmiştir. Buna ek olarak Henkel, 2030 yılına kadar global ölçekte ücret eşitliğine ulaşmayı* da hedefliyor. Her iki hedef de, yerel yasalara uyumlu ve bölgesel olarak uyarlanmış yaklaşımlar doğrultusunda hayata geçirilmektedir. Henkel'in kaydettiği ilerleme, uluslararası ölçekte kabul görmüş sürdürülebilirlik derecelendirmeleriyle de teyit ediliyor. 2025 CDP değerlendirmesinde Henkel, iklim kategorisinde ilk kez “A” notunu aldı. Henkel ayrıca, son EcoVadis derecelendirmesinde performansını daha da iyileştirerek bir kez daha Altın Madalya ile ödüllendirilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.