Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Nötr

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Nötr haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Nötr haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu Haber

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu

Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi. Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi. Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.” İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60'tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155'ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95'inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı. Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi. Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Karbon Nötr Hedefine Güçlü Destek Haber

CW Enerji’den Karbon Nötr Hedefine Güçlü Destek

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Şirket, bir firma için 9.868,5 kWp kurulu güce sahip arazi tipi güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu başarıyla tamamladı. Proje, temiz enerji üretimiyle hem karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sunuyor hem de enerji maliyetlerinde sürdürülebilir bir çözüm oluşturuyor. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, projeye ilişkin değerlendirmesinde, yüksek verimlilik ve dayanıklılık standartlarına sahip güneş panelleriyle fark yaratmaya devam ettiklerini söyledi. Yılmaz, “Geliştirdiğimiz ileri teknolojiye sahip panellerimiz, zorlu saha koşullarında dahi maksimum performans sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Uzun ömürlü ve yüksek verimli ürünlerimizle yatırımcılarımıza güvenilir çözümler sunarken, çevreye duyarlı üretim anlayışımızdan da taviz vermiyoruz. AR-GE çalışmalarımıza yaptığımız yatırımlarla ürün kalitemizi sürekli geliştiriyor, sektördeki rekabet gücümüzü artırıyoruz. Aynı zamanda yenilenebilir enerji çözümlerimizle ülke ekonomisine ve sürdürülebilir geleceğe katkı sağlamayı sürdürüyoruz” dedi. Yeşil dönüşüme katkı sağlanıyor CW Enerji olarak yalnızca enerji üretimine değil aynı zamanda doğanın korunmasına da katkı sağlamayı öncelik olarak gördüklerine dikkat çeken Yılmaz, bu doğrultuda hayata geçirilen her projenin çevresel etkilerini titizlikle değerlendirdiklerini kaydetti. Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir rol üstlendiğini dile getirerek, “Temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda hem yurt içinde hem de yurt dışında gerçekleştirdiğimiz projelerle yeşil dönüşüme katkı sağlamayı hedefliyoruz. Enerji sektöründe teknolojik çözümler geliştirerek daha verimli ve çevre dostu sistemleri hayata geçirmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Firmaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında güçlü iş ortağı Firmaları güneş panelleri ile donatmaya devam ettiklerini ifade eden Yılmaz, bir firma için 5.890,56 kWp kurulu güce sahip arazi tipi güneş enerji santralinin kurulumunu tamamladıklarını belirterek, “Söz konusu proje ile yılda yaklaşık 692 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 4.585.730 kg karbondioksit salınımını önlenecek. Karbon nötr hedefleri doğrultusunda attığımız bu adımlar, şirketlerin çevresel sürdürülebilirlik performanslarını güçlendirmelerine de katkı sunuyor. Yenilenebilir enerji çözümlerimizle iş dünyasının sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında güçlü bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz” dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

sahibinden.com 2025 Yılı Sürdürülebilirlik Verilerini Açıkladı Haber

sahibinden.com 2025 Yılı Sürdürülebilirlik Verilerini Açıkladı

2025 yılında platform üzerinden gerçekleşen ikinci el alışverişler yaklaşık 12,8 milyon ton CO₂ eşdeğeri emisyon tasarrufu sağladı. Bir önceki yılın 11,6 milyon tonluk seviyesini geride bırakan bu rekor seviye, ikinci el alışverişin Türkiye’de giderek yaygınlaştığını gösterdi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan sahibinden.com, 2025 yılı faaliyetleri kapsamında hem kurumsal operasyonel hedeflerindeki ilerlemeyi hem de kullanıcı ekosisteminin yarattığı çevresel faydayı açıkladı. İsveç Çevre Araştırmaları Enstitüsü’nün (IVL) bilimsel metodolojisi ve veri tabanları kullanılarak 24 ana kategori ve 209 alt kategori üzerinden gerçekleştirilen analizlere göre, platformda el değiştiren ikinci el ürünler yaklaşık 12,8 milyon ton CO₂ eşdeğeri emisyonun önüne geçti. Bilimsel hesaplamalarını IVL metodolojisine dayandıran şirket, kullanıcı tabanındaki bu dönüşümün yanı sıra kendi operasyonel emisyonlarını nötrleme kararlılığını da sürdürdü. Bir önceki yılın 11,6 milyon tonluk eşiğini aşan bu rakam, raporun yayımlandığı altı yılın en yüksek değeri olarak tarihe geçti. Ölçümlenen etki, bir hibrit aracın dünya etrafında 3,3 milyon tur atmasına ya da 75 milyon dizüstü bilgisayar üretiminin yarattığı karbon yüküne eşdeğer olarak hesaplandı. TASARRUFTA REKOR YIL Rapor karbon tasarrufunun yanı sıra hammadde koruma verilerini de ortaya koyuyor. 2025 yılında ikinci el ürünlerin yeniden kullanıma girmesiyle yaklaşık 207 bin ton plastik, 739 bin ton çelik ve 138 bin ton alüminyum korundu. 207 bin ton plastik 8,8 milyar plastik şişeye, 739 bin ton çelik 750 bin otomobile, 138 bin ton alüminyum ise 14,6 milyar içecek kutusuna karşılık geliyor. BİREYSEL KARARIN KOLEKTİF GÜCÜ Raporun bu yılki çıktılarını değerlendiren sahibinden.com CEO'su Burak Ertaş, "Bu yıl ulaşılan 12,8 milyon ton CO₂ eşdeğeri tasarruf, ikinci el ekonomisinin çevresel etkisini açık biçimde ortaya koyuyor. Platformumuz üzerinden gerçekleşen milyonlarca işlem sayesinde ürünlerin kullanım ömrü uzarken, doğal kaynakların korunmasına da katkı sağlanıyor. Kullanıcılarımızın tercihleriyle büyüyen bu etki, ikinci el ekonomisinin sürdürülebilir gelecekte üstleneceği rolü her geçen yıl daha da güçlendiriyor. Bu tablo, bireysel tercihlerle başlayan değişimin toplumsal ölçekte anlamlı bir dönüşüm yaratabildiğini gösteriyor" dedi. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN YENİ KÜLTÜRÜ Döngüsel ekonominin toplumsal değerine vurgu yapan sahibinden.com İnsan ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Güntulu Peker ise şöyle konuştu: "2025 verileri, ikinci el alışverişin çevresel etkisinin yanı sıra toplumsal karşılığının da giderek güçlendiğini gösteriyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, ürünlerin yeniden ekonomiye kazandırılması ve bilinçli tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşması, sürdürülebilir yaşam kültürünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Korunan her kaynak ve yeniden kullanıma kazandırılan her ürün, döngüsel ekonominin büyümesine katkı sağlıyor. İkinci el alışverişin giderek daha fazla kişi tarafından benimsenmesini, sürdürülebilir bir gelecek adına son derece değerli buluyoruz." SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORUNUN İZİNDE GRI standartlarına uygun şekilde hazırladığı Sürdürülebilirlik Raporu'nun üçüncüsünü yakın zamanda yayınlayan şirket, Türkiye'nin ilk karbon nötr e-ticaret platformu unvanını taşıyor.* sahibinden.com, 2030 yılına kadar toplam karbon emisyonunu yüzde 20 azaltma hedefini de bu raporda ortaya koyuyor. Şirket, 2024 yılında imza attığı Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi çerçevesinde, karbon ayak izinden döngüsel ekonomiye uzanan tüm çevresel performansını yıllık olarak kamuoyuyla paylaşıyor. IVL'DEN BAĞIMSIZ BİLİMSEL ONAY Bu yıl yayımlanan altıncı raporun bulgularını değerlendiren IVL Kıdemli Araştırmacısı Tomas Rydberg, "sahibinden.com'un 2025 yılındaki ikinci el ürün satışları, ikinci el ürünlerin güçlü bir alternatif olduğunu bir kez daha ortaya koyarken çevre üzerindeki olumlu etkilerinin de artmasına katkı sağlamaktadır" açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko Holding Yeşil Dönüşümün Liderlerini Yetiştiriyor Haber

Alarko Holding Yeşil Dönüşümün Liderlerini Yetiştiriyor

İklim krizi riskleri, doğal kaynakların sorumlu kullanılması gerekliliği, artan regülasyonlar, teknolojik dönüşümün sunduğu fırsatlar ve değişen toplumsal beklentiler iş dünyasının önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Bu değişime yön verecek insan kaynağının sürdürülebilirlik alanındaki bilgi ve yetkinlik seviyesinin güçlenmesi ise büyük önem taşıyor. Alarko Holding’in üç yıl önce bu anlayışla hayata geçirdiği Pozitif Etki Programı, yeşil yaka yetkinliklerinin gelişimine yatırım yaparken Topluluk şirketleri arasında ortak bir sürdürülebilirlik perspektifinin ve kolektif öğrenme kültürünün güçlenmesine katkı sağlıyor. Alarko’da sürdürülebilir dönüşümün merkezinde insan var Bugüne kadar 93 Alarko’lunun mezun olduğu Pozitif Etki Programı, Alarko’nun sürdürülebilirlik yolculuğunu destekleyen; farklı Topluluk şirketlerinden çalışanları bir araya getirerek disiplinler arası etkileşimi güçlendiren, karar alma mekanizmalarını besleyen ve iş yapış biçimlerini şekillendiren bir gelişim platformu olarak konumlanıyor. Program, sürdürülebilirlik gündeminin hızla değişen dinamiklerini çalışanlarla buluştururken, bu alanı yalnızca belirli uzmanlık ekiplerinin sorumluluğunda yürüyen bir çalışma başlığı olmaktan çıkarıp organizasyon genelinde paylaşılan bir yetkinlik alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Program içeriği geleceğin gündemine odaklanıyor Pozitif Etki Programı'nın bu yılki içeriği, sürdürülebilirlik gündeminin güncel ve kritik başlıklarını bir araya getiriyor. “Sürdürülebilir İnsan İlişkileri” modülüyle başlayan program, kurumsal raporlama standartlarından döngüsel ekonomiye, sorumlu iletişimden yeşil teknolojilere uzanan içeriğiyle katılımcılara bütüncül bir bakış açısı sunacak. Yıl boyunca devam edecek webinarlar ve etkileşimli etkinliklerle küresel eğilimleri değerlendirme ve farklı sektörlerdeki uygulamaları inceleme imkânı da sağlayacak. Güçlü iş birlikleriyle beslenen karbon nötr bir öğrenme platformu Pozitif Etki Programı, farklı uzmanlık alanlarından kurumların bilgi ve deneyimlerini bir araya getiren çok paydaşlı yapısıyla dikkat çekiyor. Yenibirlider Derneği başta olmak üzere alanında önemli kurum ve akademisyenlerin katkılarıyla zenginleşiyor. Bu iş birlikleri sayesinde katılımcılar, sürdürülebilirlik alanındaki akademik birikime, iş dünyasının güncel uygulamalarına ve farklı disiplinlerin sunduğu bakış açılarına erişme fırsatı buluyor. Böylece program düşünsel etkileşimi ve yeni fikirlerin gelişimini destekleyen bir öğrenme ekosistemine dönüşüyor. Sürdürülebilirlik alanında sorumluluk alan ve değişime öncülük eden yeşil yaka ekosisteminin gelişimini destekleyen Pozitif Etki Programı, her yıl karbon nötr olarak gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Projeleri Haberleri Neyi Gösteriyor? Haber

Sürdürülebilirlik Projeleri Haberleri Neyi Gösteriyor?

Bir şirketin çatılarına güneş paneli kurması, elektrikli araç filosuna geçmesi ya da atık azaltım hedefi açıklaması tek başına dönüşüm anlamına gelmiyor. Sürdürülebilirlik projeleri haberleri, artık kurumların çevresel iddialarını değil; yatırım kararlarını, operasyonel yetkinliklerini ve uzun vadeli rekabet gücünü okumak için başvurulan stratejik bir veri alanına dönüşüyor. İş dünyasında sürdürülebilirlik gündemi, iletişim departmanlarının yıllık rapor başlığından çıktı. Enerji maliyetleri, karbon düzenlemeleri, tedarik zincirindeki kırılganlıklar, finansmana erişim koşulları ve müşteri beklentileri; çevresel ve sosyal performansı doğrudan şirket değerine bağlıyor. Bu nedenle haber değeri taşıyan proje, yalnızca iyi niyet beyanı sunan değil, ölçülebilir etki ve iş modeli karşılığı ortaya koyan projedir. Sürdürülebilirlik projeleri haberleri neden stratejik veri haline geldi? Sürdürülebilirlik yatırımları şirketlerin hangi riskleri önceliklendirdiğini gösterir. Bir üreticinin su geri kazanım sistemine yatırım yapması, faaliyet gösterdiği havzadaki su stresini yönetmeye çalıştığını anlatır. Bir lojistik şirketinin alternatif yakıt pilotu ise yalnızca emisyon azaltımını değil, gelecekteki yakıt maliyetleri ve düzenleme baskısı karşısındaki hazırlığını da işaret eder. Bu haberler yatırımcılar, tedarikçiler ve kamu kurumları açısından farklı sorulara yanıt verir. Yatırımcı, şirketin sermaye harcamasını nereye yönlendirdiğine bakar. Tedarikçi, yeni standartların kendisi için hangi uyum maliyetlerini doğuracağını değerlendirmek ister. Kamu tarafı ise projenin bölgesel kalkınma, enerji verimliliği, istihdam ve kaynak yönetimi üzerindeki etkisini izler. Kurumsal iletişim ekipleri açısından da çıta yükseldi. Kamuoyu artık “karbon nötr olma yolunda” gibi genel ifadelerden çok, baz yılını, hedef tarihini, yatırım büyüklüğünü, doğrulama yöntemini ve gerçekleşen sonucu görmek istiyor. Haber metninde bu unsurların bulunması, projenin kurumsal itibara katkısını güçlendirirken yeşil aklama riskini de azaltıyor. Proje haberi ile kurumsal vaat arasındaki fark Sürdürülebilirlik alanında her açıklama aynı ağırlığa sahip değildir. Bir farkındalık kampanyası, çalışan katılımı ve marka bilinirliği için değerli olabilir. Ancak enerji yoğun bir tesisin verimlilik dönüşümüyle aynı stratejik etkiyi taşımaz. Haberleştirme sürecinde projenin ölçeği, etki alanı ve doğrulanabilirliği açık biçimde ayrıştırılmalıdır. Güçlü bir kurumsal proje haberinde, sorunun ne olduğu ilk anda anlaşılır. Ardından çözümün kapsamı, uygulama takvimi, iş ortakları ve ölçüm yöntemi yer alır. En kritik bölüm ise sonuçtur: Kaç ton emisyon azaltıldı, ne kadar su geri kazanıldı, hangi oranda enerji tasarrufu sağlandı, kaç üretici ya da çalışan bu dönüşümden etkilendi? Burada “itibar değeri” ile “operasyonel değer” arasındaki denge belirleyicidir. Bazı projeler kısa vadede ölçülebilir finansal getiri üretmeyebilir. Biyolojik çeşitlilik, toplumsal cinsiyet eşitliği veya yerel kalkınma projelerinde etki daha uzun zaman içinde ortaya çıkabilir. Buna rağmen kurumun hedefi, kaynak tahsisi ve sonuç takibi netse proje kamuoyu açısından anlamlı bir referans oluşturur. Ölçülebilirlik neden güven yaratır? Ölçülebilirlik, sürdürülebilirlik iletişiminin en güçlü güven unsurudur. Örneğin “plastik kullanımını azaltıyoruz” ifadesi yerine, belirli bir ambalaj hattında birincil plastik kullanımının yüzde kaç azaltıldığı ve bu değişikliğin ürün güvenliği ile maliyet yapısına etkisi verilmelidir. Ancak rakam vermek de tek başına yeterli değildir. Verinin hangi dönemi kapsadığı, hangi operasyonları içerdiği ve önceki dönemle karşılaştırılabilir olup olmadığı belirtilmelidir. Bir tesisin emisyonundaki düşüş, üretim hacminin gerilemesinden kaynaklanıyorsa bunu verimlilik başarısı olarak sunmak yanıltıcı olur. Nitelikli haber dili, kazanımı aktarırken bu ayrımları korur. Sektörler projeleri farklı önceliklerle yürütüyor Enerji sektöründe yenilenebilir kapasite, depolama, şebeke esnekliği ve enerji verimliliği öne çıkıyor. Sanayide düşük karbonlu üretim, atık ısı geri kazanımı, elektrifikasyon ve döngüsel hammadde kullanımı daha belirleyici. Tarımda sulama verimliliği, rejeneratif uygulamalar, toprak sağlığı ve izlenebilirlik başlıkları öne çıkarken; lojistikte rota optimizasyonu, filo dönüşümü ve intermodal taşımacılık gündem yaratıyor. Bu farklılık, sürdürülebilirlik projeleri haberleri hazırlanırken sektör dilinin önemini artırıyor. Her kurum için aynı başarı göstergesi kullanılamaz. Bir teknoloji şirketi için veri merkezlerinin enerji verimliliği kritik olabilirken, gıda üreticisinde su ayak izi ve tedarikçi çiftçilerin dayanıklılığı daha merkezi bir rol üstlenebilir. Savunma, ağır sanayi ve madencilik gibi enerji yoğun alanlarda dönüşümün hızı daha sınırlı olabilir. Bu durum, şirketlerin hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Ancak bu sektörlerde açıklanan hedeflerin teknik uygulanabilirlik, yatırım ihtiyacı ve güvenlik koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Hızlı sonuç beklentisi yerine, somut ara hedefler ve teknolojik yol haritaları daha gerçekçi bir çerçeve sunar. Tedarik zinciri haberin merkezine yerleşiyor Kurumsal emisyonların ve sosyal risklerin önemli bölümü, şirketin doğrudan operasyonlarının dışında oluşuyor. Bu nedenle ana firmanın kendi tesisindeki iyileştirmeyi anlatması yeterli değil. Satın alma kriterleri, tedarikçi eğitimleri, insan hakları denetimleri, izlenebilirlik altyapısı ve küçük işletmelerin dönüşüm kapasitesi de haberde yer bulmalı. Tedarik zincirine ilişkin projelerde hassas bir denge bulunuyor. Büyük şirketlerin yeni standartları, daha düşük çevresel etki sağlayabilir; fakat küçük ve orta ölçekli tedarikçiler için ek maliyet ve teknik uyum baskısı yaratabilir. Başarılı modeller, sadece koşul koyan değil, finansman, eğitim, ortak veri altyapısı veya uzun vadeli alım garantisiyle tedarikçiyi dönüşüme dahil eden modellerdir. Haber değeri taşıyan projeler nasıl ayırt edilir? Editoryal açıdan bakıldığında, sürdürülebilirlik açıklamasının güncel bir gelişmeye dayanması gerekir. Yeni devreye alınan tesis, tamamlanan yatırım, bağımsız doğrulama sonucu, uluslararası iş birliği, mevzuata uyum adımı ya da genişletilen pilot uygulama haber için güçlü çıkış noktalarıdır. Sadece hedef açıklamaları ise bağlam gerektirir. Hedefin önceki performansla ilişkisi, ayrılan bütçe, yönetim kurulunun sorumluluğu ve uygulama planı verilmeden yapılan açıklamalar sınırlı bilgi taşır. Özellikle uzun vadeli net sıfır hedeflerinde, 2030 veya 2035 ara hedefleri ile bu hedeflere ulaşmayı sağlayacak teknolojilerin açıklanması gerekir. Haberin görsel ve veri altyapısı da önemlidir. Tesis görüntüleri, proje sahasından fotoğraflar, üretim hattındaki dönüşüm, çalışan veya üretici görüşleri; soyut kavramları somutlaştırır. Buna karşın yalnızca imza töreni fotoğrafları projenin etkisini anlatmaya yetmez. Okur, kararın değil uygulamanın izini görmek ister. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel içerik akışı sağlayan yayın platformları için bu yaklaşım, sürdürülebilirlik haberini tekil bir kurumsal duyuru olmaktan çıkarır. Enerji, sanayi, tarım, lojistik ve teknoloji başlıklarını bir araya getiren düzenli yayıncılık, kurumların aynı dönüşüme farklı açılardan nasıl yanıt verdiğini görünür kılar. İletişimde güveni koruyan yaklaşım Sürdürülebilirlik projelerinin haberleştirilmesinde en doğru yaklaşım, başarı kadar eksikleri de yönetebilmektir. Henüz hedefe ulaşılamadıysa nedenleri ve düzeltici adımları açıklamak, gerçekçi olmayan başarı anlatısından daha yüksek güven yaratabilir. Özellikle büyük ölçekli dönüşümlerde proje takvimlerinin uzaması, teknoloji maliyetlerinin değişmesi veya izin süreçlerinin gecikmesi mümkündür. Şirketlerin bu süreçte kaçınması gereken temel hata, küçük ölçekli bir uygulamayı tüm kurumun çevresel performansını temsil ediyormuş gibi sunmaktır. Bir pilot proje değerli olabilir; fakat pilotun kapsamı, yaygınlaşma planı ve sınırlılıkları açıkça yazılmalıdır. Şeffaflık, kurumsal iddianın etkisini azaltmaz; aksine onu savunulabilir hale getirir. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik gündeminde en çok öne çıkacak haberler, hedef açıklayanlardan çok hedefini işletme modeline yerleştiren şirketlerden gelecek. Okurun ve piyasanın aradığı şey de açık: Dönüşümün niyeti değil, sahadaki kanıtı.

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği Haber

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği

Dünya, baştan sona bir dönüşüm hikayesidir. Doğada hiçbir şey olduğu gibi kalmaz; taş aşınır toprak olur, ağaç yaşlanır toprağa karışır, su buhara dönüşür, mevsimler birbirinin içinden geçerek yeni başlangıçlara kapı aralar. İnsan eliyle üretilen nesneler de bu döngünün dışında değildir. Kimi zaman kırılır, yırtılır, eskir ya da işlevini yitirir. Oysa her son, yeni bir başlangıcın ihtimalini içinde taşır. Çünkü gerçek dönüşüm, bir nesnenin yalnızca biçimini değil, ona yüklenen anlamı da yeniden yaratabilmektir. Bu hikayenin başlangıcı da doğanın küçük ama beklenmedik bir dokunuşuyla oldu. Bir karganın düşürdüğü taş nedeniyle zarar gören ve enerji üretme işlevini kaybeden güneş paneli, Avrasya Tüneli tarafından atığa dönüştürülmek yerine yeniden değerlendirilmek üzere sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk’la buluşturuldu. Sürecin merkezinde yalnızca panelin dönüşümü değil, çalışanların da bu dönüşümün bir parçası olması yer aldı. Işıl Eğrikavuk’un çalışanlarla gerçekleştirdiği atölyede, eserin taşıyacağı ortak niyetler ve yerleştirmede kullanılacak bitkiler birlikte belirlendi. Böylece panel, bu kez güneşten aldığı ışığı enerjiye dönüştürmek için değil; sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve döngüsel yaşam fikrine ilham vermek için bir sanatçının elinde yeniden hayat buldu. Eğrikavuk: Bu yerleştirme birlikte düşünmenin yaşayan bir daveti Esere, “Birlikte: Diyalog Çemberi” adını veren Işıl Eğrikavuk, eseri şöyle anlatıyor: “Eser, Avrasya Tüneli çalışanlarıyla birlikte gerçekleştirilen bir sürecin sonucunda ortaya çıkan, yaşayan bir katılımcı sanat yerleştirmesidir. Proje, kullanım ömrünü tamamlamış bir güneş panelini yeniden işlevlendirerek sohbeti, karşılaşmayı ve birlikte düşünmeyi teşvik eden ortak bir buluşma alanına dönüştürür. Yerleştirmede bulunan bitkiler ve toprakta yer alan kelimeler, çalışanlarla gerçekleştirilen atölyede birlikte üretilen değerleri ve ortak niyetleri temsil ediyor. Bu eser zamanla değişir, büyür ve onu kullanan insanların hikayeleriyle yaşamaya devam eder. Bu yerleştirme, birlikte düşünmenin ve bakım vermenin yaşayan bir davetidir.” Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener: Kullanım ömrünü tamamlayan malzemeye yeni bir değer kazandırdık Eserin, 28 Temmuz 2026, Salı gerçekleştirilen açılışında Avrasya Tüneli çalışanları birlikte eserin etrafına tohum ekti. Böylece ‘Birlikte: Diyalog Çemberi’ zamanla büyüyen, değişen ve Avrasya Tüneli çalışanlarının katkısıyla yaşamaya devam eden bir bahçe ve diyalog alanına dönüşecek. Avrasya Tüneli’nin sürdürülebilirlik çalışmalarını ve bu çalışmaların güneş panelinin dönüşüm hikayesine nasıl ilham verdiğini anlatan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, süreçle ilgili şunları söylüyor: "Avrasya Tüneli, tasarımdan inşaata ve işletme sürecine kadar her aşaması sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınan bir proje. Bu anlayış, yatırımcılarımız Yapı Merkezi ve SK ecoplant'ın kurumsal kültürünü ve uzun vadeli vizyonunu da yansıtıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini odağına alan bu yaklaşım, bugün gerçekleştirdiğimiz her uygulamaya yön veriyor. İşletme binamız LEED Gold Sertifikası alacak şekilde tasarlandı ve inşa edildi. Elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirildik. Ayrıca 2021 yılından bu yana sera gazı emisyonlarımızı ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileriyle dengeleyerek karbon nötr proje statümüzü koruyoruz. Bu yıl aldığımız ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumumuzu güçlendirdik. Ancak sürdürülebilirlik bizim için yalnızca enerji verimliliği, karbon yönetimi ya da çevresel performans göstergelerinden ibaret değil. Aynı zamanda kaynakların yaşam döngüsünü yeniden düşünmek, kullanım ömrünü tamamlayan malzemeleri farklı bir değerle yeniden hayata kazandırmak ve bu süreçte insanı merkeze alan çözümler üretmek anlamına da geliyor. Bu yaklaşımla, zarar gören güneş panelini bir atık olarak değil, yeni bir hikayenin başlangıcı olarak gördük. Bir zamanlar temiz enerji üretimine katkı sağlayan bir panelin bugün çalışanları bir araya getiren, birlikte düşünmeyi teşvik eden yaşayan bir bahçe ve diyalog alanına dönüşmesi, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik çözümlerden değil, aynı zamanda yaratıcılık, iş birliği ve ilham veren fikirlerden beslendiğini gösteriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş HERMES Projesi ile Temiz Hidrojen Teknolojisini Sahada Test Edecek Haber

Tüpraş HERMES Projesi ile Temiz Hidrojen Teknolojisini Sahada Test Edecek

Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında düşük karbonlu ve yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanan Tüpraş, temiz hidrojen teknolojileri alanında yenilikçi projelere öncülük ediyor. Tüpraş’ın proje ortakları arasında yer aldığı Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa Programı kapsamındaki HERMES projesinde endüstriyel gaz akışlarından elde edilen hidrojenin verimli şekilde ayrıştırılması, saflaştırılması ve yeniden üretim süreçlerinde kullanılması amacıyla geliştirilen yenilikçi membran teknolojileri sahada test edilecek. Proje ile enerji verimliliğinin artırılmasına ve emisyonların azaltılmasına yönelik teknolojik çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. “Enerjimiz Geleceğe” yaklaşımı doğrultusunda, Türkiye’nin lider enerji şirketi olarak 2050 karbon nötr hedefine ilerleyen Tüpraş, düşük karbonlu enerji dönüşümü teknolojileri alanında uluslararası ölçekte çalışmalarını sürdürüyor. Tüpraş Ar-Ge Merkezi’nin bu kapsamda yürüttüğü çalışmalar arasında Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa Temiz Hidrojen Ortaklığı tarafından desteklenen HERMES (Hydrogen Efficient Purification Using Membranes in Industrial Gas Streams) Projesi de yer alıyor. Dört ülkeden 7 paydaşın katılımıyla 2025 yılında başlayan HERMES projesinde; yenilikçi membran teknolojileri kullanılarak endüstriyel gaz akışlarından hidrojenin verimli şekilde ayrıştırılması ve saflaştırılması hedefleniyor. HERMES Projesi ile geliştirilecek çözümler, hidrojenin yeniden süreçlere kazandırılmasını sağlayarak kaynak ve enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sunacak; aynı zamanda, hidrojen saflaştırma teknolojilerinin endüstriyel ölçekte kullanım potansiyelini ortaya koyacak. Proje kapsamında geliştirilen yenilikçi membran sistemleri (filtreleme yoluyla saflaştırma), İtalya ve Türkiye’de kurulacak iki ayrı prototipte test edilecek. Tüpraş, İzmit Rafinerisi’nde gerçekleştireceği pilot uygulamalarla geliştirilen teknolojilerin saha performansını test ederken, rafineri süreçlerinde ortaya çıkan karışım gazlardan hidrojenin ayrıştırılarak saflaştırılması ve yeniden kullanımına yönelik önemli veriler elde edecek. Stratejik Dönüşüm Planı’nın destekleyen adımları kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayan Tüpraş Teknik Genel Müdür Yardımcısı Murat Şimşek, projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Stratejik Dönüşüm Planımız kapsamında yürüttüğümüz Ar-Ge projeleriyle yeni teknolojiler geliştirirken, enerji sektörünün geleceği için değer yaratma hedefiyle çalışıyoruz. İzmit Rafinerimizde testlerini gerçekleştireceğimiz HERMES Projesi ile yenilikçi hidrojen saflaştırma çözümleriyle ilgili teknik bilgi birikimimizi güçlendirmeyi ve ileri teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Böylece sanayinin karbonsuzlaşmasında ve enerji verimliliğinin artırılmasında öncü bir teknoloji olan temiz hidrojenin sektörümüzde yaygınlaştırılmasına liderlik edeceğiz.” HERMES projesinin pilot uygulamaları sonucunda operasyonel performans, hidrojen geri kazanım verimi, enerji dengesi ve saha ihtiyaçları açısından olumlu sonuçlar elde edilmesi halinde, geliştirilen sistemlerin Tüpraş’ın operasyonlarında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.