Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Nötr

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Nötr haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Nötr haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alarko Holding Yeşil Dönüşümün Liderlerini Yetiştiriyor Haber

Alarko Holding Yeşil Dönüşümün Liderlerini Yetiştiriyor

İklim krizi riskleri, doğal kaynakların sorumlu kullanılması gerekliliği, artan regülasyonlar, teknolojik dönüşümün sunduğu fırsatlar ve değişen toplumsal beklentiler iş dünyasının önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Bu değişime yön verecek insan kaynağının sürdürülebilirlik alanındaki bilgi ve yetkinlik seviyesinin güçlenmesi ise büyük önem taşıyor. Alarko Holding’in üç yıl önce bu anlayışla hayata geçirdiği Pozitif Etki Programı, yeşil yaka yetkinliklerinin gelişimine yatırım yaparken Topluluk şirketleri arasında ortak bir sürdürülebilirlik perspektifinin ve kolektif öğrenme kültürünün güçlenmesine katkı sağlıyor. Alarko’da sürdürülebilir dönüşümün merkezinde insan var Bugüne kadar 93 Alarko’lunun mezun olduğu Pozitif Etki Programı, Alarko’nun sürdürülebilirlik yolculuğunu destekleyen; farklı Topluluk şirketlerinden çalışanları bir araya getirerek disiplinler arası etkileşimi güçlendiren, karar alma mekanizmalarını besleyen ve iş yapış biçimlerini şekillendiren bir gelişim platformu olarak konumlanıyor. Program, sürdürülebilirlik gündeminin hızla değişen dinamiklerini çalışanlarla buluştururken, bu alanı yalnızca belirli uzmanlık ekiplerinin sorumluluğunda yürüyen bir çalışma başlığı olmaktan çıkarıp organizasyon genelinde paylaşılan bir yetkinlik alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Program içeriği geleceğin gündemine odaklanıyor Pozitif Etki Programı'nın bu yılki içeriği, sürdürülebilirlik gündeminin güncel ve kritik başlıklarını bir araya getiriyor. “Sürdürülebilir İnsan İlişkileri” modülüyle başlayan program, kurumsal raporlama standartlarından döngüsel ekonomiye, sorumlu iletişimden yeşil teknolojilere uzanan içeriğiyle katılımcılara bütüncül bir bakış açısı sunacak. Yıl boyunca devam edecek webinarlar ve etkileşimli etkinliklerle küresel eğilimleri değerlendirme ve farklı sektörlerdeki uygulamaları inceleme imkânı da sağlayacak. Güçlü iş birlikleriyle beslenen karbon nötr bir öğrenme platformu Pozitif Etki Programı, farklı uzmanlık alanlarından kurumların bilgi ve deneyimlerini bir araya getiren çok paydaşlı yapısıyla dikkat çekiyor. Yenibirlider Derneği başta olmak üzere alanında önemli kurum ve akademisyenlerin katkılarıyla zenginleşiyor. Bu iş birlikleri sayesinde katılımcılar, sürdürülebilirlik alanındaki akademik birikime, iş dünyasının güncel uygulamalarına ve farklı disiplinlerin sunduğu bakış açılarına erişme fırsatı buluyor. Böylece program düşünsel etkileşimi ve yeni fikirlerin gelişimini destekleyen bir öğrenme ekosistemine dönüşüyor. Sürdürülebilirlik alanında sorumluluk alan ve değişime öncülük eden yeşil yaka ekosisteminin gelişimini destekleyen Pozitif Etki Programı, her yıl karbon nötr olarak gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Projeleri Haberleri Neyi Gösteriyor? Haber

Sürdürülebilirlik Projeleri Haberleri Neyi Gösteriyor?

Bir şirketin çatılarına güneş paneli kurması, elektrikli araç filosuna geçmesi ya da atık azaltım hedefi açıklaması tek başına dönüşüm anlamına gelmiyor. Sürdürülebilirlik projeleri haberleri, artık kurumların çevresel iddialarını değil; yatırım kararlarını, operasyonel yetkinliklerini ve uzun vadeli rekabet gücünü okumak için başvurulan stratejik bir veri alanına dönüşüyor. İş dünyasında sürdürülebilirlik gündemi, iletişim departmanlarının yıllık rapor başlığından çıktı. Enerji maliyetleri, karbon düzenlemeleri, tedarik zincirindeki kırılganlıklar, finansmana erişim koşulları ve müşteri beklentileri; çevresel ve sosyal performansı doğrudan şirket değerine bağlıyor. Bu nedenle haber değeri taşıyan proje, yalnızca iyi niyet beyanı sunan değil, ölçülebilir etki ve iş modeli karşılığı ortaya koyan projedir. Sürdürülebilirlik projeleri haberleri neden stratejik veri haline geldi? Sürdürülebilirlik yatırımları şirketlerin hangi riskleri önceliklendirdiğini gösterir. Bir üreticinin su geri kazanım sistemine yatırım yapması, faaliyet gösterdiği havzadaki su stresini yönetmeye çalıştığını anlatır. Bir lojistik şirketinin alternatif yakıt pilotu ise yalnızca emisyon azaltımını değil, gelecekteki yakıt maliyetleri ve düzenleme baskısı karşısındaki hazırlığını da işaret eder. Bu haberler yatırımcılar, tedarikçiler ve kamu kurumları açısından farklı sorulara yanıt verir. Yatırımcı, şirketin sermaye harcamasını nereye yönlendirdiğine bakar. Tedarikçi, yeni standartların kendisi için hangi uyum maliyetlerini doğuracağını değerlendirmek ister. Kamu tarafı ise projenin bölgesel kalkınma, enerji verimliliği, istihdam ve kaynak yönetimi üzerindeki etkisini izler. Kurumsal iletişim ekipleri açısından da çıta yükseldi. Kamuoyu artık “karbon nötr olma yolunda” gibi genel ifadelerden çok, baz yılını, hedef tarihini, yatırım büyüklüğünü, doğrulama yöntemini ve gerçekleşen sonucu görmek istiyor. Haber metninde bu unsurların bulunması, projenin kurumsal itibara katkısını güçlendirirken yeşil aklama riskini de azaltıyor. Proje haberi ile kurumsal vaat arasındaki fark Sürdürülebilirlik alanında her açıklama aynı ağırlığa sahip değildir. Bir farkındalık kampanyası, çalışan katılımı ve marka bilinirliği için değerli olabilir. Ancak enerji yoğun bir tesisin verimlilik dönüşümüyle aynı stratejik etkiyi taşımaz. Haberleştirme sürecinde projenin ölçeği, etki alanı ve doğrulanabilirliği açık biçimde ayrıştırılmalıdır. Güçlü bir kurumsal proje haberinde, sorunun ne olduğu ilk anda anlaşılır. Ardından çözümün kapsamı, uygulama takvimi, iş ortakları ve ölçüm yöntemi yer alır. En kritik bölüm ise sonuçtur: Kaç ton emisyon azaltıldı, ne kadar su geri kazanıldı, hangi oranda enerji tasarrufu sağlandı, kaç üretici ya da çalışan bu dönüşümden etkilendi? Burada “itibar değeri” ile “operasyonel değer” arasındaki denge belirleyicidir. Bazı projeler kısa vadede ölçülebilir finansal getiri üretmeyebilir. Biyolojik çeşitlilik, toplumsal cinsiyet eşitliği veya yerel kalkınma projelerinde etki daha uzun zaman içinde ortaya çıkabilir. Buna rağmen kurumun hedefi, kaynak tahsisi ve sonuç takibi netse proje kamuoyu açısından anlamlı bir referans oluşturur. Ölçülebilirlik neden güven yaratır? Ölçülebilirlik, sürdürülebilirlik iletişiminin en güçlü güven unsurudur. Örneğin “plastik kullanımını azaltıyoruz” ifadesi yerine, belirli bir ambalaj hattında birincil plastik kullanımının yüzde kaç azaltıldığı ve bu değişikliğin ürün güvenliği ile maliyet yapısına etkisi verilmelidir. Ancak rakam vermek de tek başına yeterli değildir. Verinin hangi dönemi kapsadığı, hangi operasyonları içerdiği ve önceki dönemle karşılaştırılabilir olup olmadığı belirtilmelidir. Bir tesisin emisyonundaki düşüş, üretim hacminin gerilemesinden kaynaklanıyorsa bunu verimlilik başarısı olarak sunmak yanıltıcı olur. Nitelikli haber dili, kazanımı aktarırken bu ayrımları korur. Sektörler projeleri farklı önceliklerle yürütüyor Enerji sektöründe yenilenebilir kapasite, depolama, şebeke esnekliği ve enerji verimliliği öne çıkıyor. Sanayide düşük karbonlu üretim, atık ısı geri kazanımı, elektrifikasyon ve döngüsel hammadde kullanımı daha belirleyici. Tarımda sulama verimliliği, rejeneratif uygulamalar, toprak sağlığı ve izlenebilirlik başlıkları öne çıkarken; lojistikte rota optimizasyonu, filo dönüşümü ve intermodal taşımacılık gündem yaratıyor. Bu farklılık, sürdürülebilirlik projeleri haberleri hazırlanırken sektör dilinin önemini artırıyor. Her kurum için aynı başarı göstergesi kullanılamaz. Bir teknoloji şirketi için veri merkezlerinin enerji verimliliği kritik olabilirken, gıda üreticisinde su ayak izi ve tedarikçi çiftçilerin dayanıklılığı daha merkezi bir rol üstlenebilir. Savunma, ağır sanayi ve madencilik gibi enerji yoğun alanlarda dönüşümün hızı daha sınırlı olabilir. Bu durum, şirketlerin hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Ancak bu sektörlerde açıklanan hedeflerin teknik uygulanabilirlik, yatırım ihtiyacı ve güvenlik koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Hızlı sonuç beklentisi yerine, somut ara hedefler ve teknolojik yol haritaları daha gerçekçi bir çerçeve sunar. Tedarik zinciri haberin merkezine yerleşiyor Kurumsal emisyonların ve sosyal risklerin önemli bölümü, şirketin doğrudan operasyonlarının dışında oluşuyor. Bu nedenle ana firmanın kendi tesisindeki iyileştirmeyi anlatması yeterli değil. Satın alma kriterleri, tedarikçi eğitimleri, insan hakları denetimleri, izlenebilirlik altyapısı ve küçük işletmelerin dönüşüm kapasitesi de haberde yer bulmalı. Tedarik zincirine ilişkin projelerde hassas bir denge bulunuyor. Büyük şirketlerin yeni standartları, daha düşük çevresel etki sağlayabilir; fakat küçük ve orta ölçekli tedarikçiler için ek maliyet ve teknik uyum baskısı yaratabilir. Başarılı modeller, sadece koşul koyan değil, finansman, eğitim, ortak veri altyapısı veya uzun vadeli alım garantisiyle tedarikçiyi dönüşüme dahil eden modellerdir. Haber değeri taşıyan projeler nasıl ayırt edilir? Editoryal açıdan bakıldığında, sürdürülebilirlik açıklamasının güncel bir gelişmeye dayanması gerekir. Yeni devreye alınan tesis, tamamlanan yatırım, bağımsız doğrulama sonucu, uluslararası iş birliği, mevzuata uyum adımı ya da genişletilen pilot uygulama haber için güçlü çıkış noktalarıdır. Sadece hedef açıklamaları ise bağlam gerektirir. Hedefin önceki performansla ilişkisi, ayrılan bütçe, yönetim kurulunun sorumluluğu ve uygulama planı verilmeden yapılan açıklamalar sınırlı bilgi taşır. Özellikle uzun vadeli net sıfır hedeflerinde, 2030 veya 2035 ara hedefleri ile bu hedeflere ulaşmayı sağlayacak teknolojilerin açıklanması gerekir. Haberin görsel ve veri altyapısı da önemlidir. Tesis görüntüleri, proje sahasından fotoğraflar, üretim hattındaki dönüşüm, çalışan veya üretici görüşleri; soyut kavramları somutlaştırır. Buna karşın yalnızca imza töreni fotoğrafları projenin etkisini anlatmaya yetmez. Okur, kararın değil uygulamanın izini görmek ister. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel içerik akışı sağlayan yayın platformları için bu yaklaşım, sürdürülebilirlik haberini tekil bir kurumsal duyuru olmaktan çıkarır. Enerji, sanayi, tarım, lojistik ve teknoloji başlıklarını bir araya getiren düzenli yayıncılık, kurumların aynı dönüşüme farklı açılardan nasıl yanıt verdiğini görünür kılar. İletişimde güveni koruyan yaklaşım Sürdürülebilirlik projelerinin haberleştirilmesinde en doğru yaklaşım, başarı kadar eksikleri de yönetebilmektir. Henüz hedefe ulaşılamadıysa nedenleri ve düzeltici adımları açıklamak, gerçekçi olmayan başarı anlatısından daha yüksek güven yaratabilir. Özellikle büyük ölçekli dönüşümlerde proje takvimlerinin uzaması, teknoloji maliyetlerinin değişmesi veya izin süreçlerinin gecikmesi mümkündür. Şirketlerin bu süreçte kaçınması gereken temel hata, küçük ölçekli bir uygulamayı tüm kurumun çevresel performansını temsil ediyormuş gibi sunmaktır. Bir pilot proje değerli olabilir; fakat pilotun kapsamı, yaygınlaşma planı ve sınırlılıkları açıkça yazılmalıdır. Şeffaflık, kurumsal iddianın etkisini azaltmaz; aksine onu savunulabilir hale getirir. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik gündeminde en çok öne çıkacak haberler, hedef açıklayanlardan çok hedefini işletme modeline yerleştiren şirketlerden gelecek. Okurun ve piyasanın aradığı şey de açık: Dönüşümün niyeti değil, sahadaki kanıtı.

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği Haber

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği

Dünya, baştan sona bir dönüşüm hikayesidir. Doğada hiçbir şey olduğu gibi kalmaz; taş aşınır toprak olur, ağaç yaşlanır toprağa karışır, su buhara dönüşür, mevsimler birbirinin içinden geçerek yeni başlangıçlara kapı aralar. İnsan eliyle üretilen nesneler de bu döngünün dışında değildir. Kimi zaman kırılır, yırtılır, eskir ya da işlevini yitirir. Oysa her son, yeni bir başlangıcın ihtimalini içinde taşır. Çünkü gerçek dönüşüm, bir nesnenin yalnızca biçimini değil, ona yüklenen anlamı da yeniden yaratabilmektir. Bu hikayenin başlangıcı da doğanın küçük ama beklenmedik bir dokunuşuyla oldu. Bir karganın düşürdüğü taş nedeniyle zarar gören ve enerji üretme işlevini kaybeden güneş paneli, Avrasya Tüneli tarafından atığa dönüştürülmek yerine yeniden değerlendirilmek üzere sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk’la buluşturuldu. Sürecin merkezinde yalnızca panelin dönüşümü değil, çalışanların da bu dönüşümün bir parçası olması yer aldı. Işıl Eğrikavuk’un çalışanlarla gerçekleştirdiği atölyede, eserin taşıyacağı ortak niyetler ve yerleştirmede kullanılacak bitkiler birlikte belirlendi. Böylece panel, bu kez güneşten aldığı ışığı enerjiye dönüştürmek için değil; sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve döngüsel yaşam fikrine ilham vermek için bir sanatçının elinde yeniden hayat buldu. Eğrikavuk: Bu yerleştirme birlikte düşünmenin yaşayan bir daveti Esere, “Birlikte: Diyalog Çemberi” adını veren Işıl Eğrikavuk, eseri şöyle anlatıyor: “Eser, Avrasya Tüneli çalışanlarıyla birlikte gerçekleştirilen bir sürecin sonucunda ortaya çıkan, yaşayan bir katılımcı sanat yerleştirmesidir. Proje, kullanım ömrünü tamamlamış bir güneş panelini yeniden işlevlendirerek sohbeti, karşılaşmayı ve birlikte düşünmeyi teşvik eden ortak bir buluşma alanına dönüştürür. Yerleştirmede bulunan bitkiler ve toprakta yer alan kelimeler, çalışanlarla gerçekleştirilen atölyede birlikte üretilen değerleri ve ortak niyetleri temsil ediyor. Bu eser zamanla değişir, büyür ve onu kullanan insanların hikayeleriyle yaşamaya devam eder. Bu yerleştirme, birlikte düşünmenin ve bakım vermenin yaşayan bir davetidir.” Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener: Kullanım ömrünü tamamlayan malzemeye yeni bir değer kazandırdık Eserin, 28 Temmuz 2026, Salı gerçekleştirilen açılışında Avrasya Tüneli çalışanları birlikte eserin etrafına tohum ekti. Böylece ‘Birlikte: Diyalog Çemberi’ zamanla büyüyen, değişen ve Avrasya Tüneli çalışanlarının katkısıyla yaşamaya devam eden bir bahçe ve diyalog alanına dönüşecek. Avrasya Tüneli’nin sürdürülebilirlik çalışmalarını ve bu çalışmaların güneş panelinin dönüşüm hikayesine nasıl ilham verdiğini anlatan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, süreçle ilgili şunları söylüyor: "Avrasya Tüneli, tasarımdan inşaata ve işletme sürecine kadar her aşaması sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınan bir proje. Bu anlayış, yatırımcılarımız Yapı Merkezi ve SK ecoplant'ın kurumsal kültürünü ve uzun vadeli vizyonunu da yansıtıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini odağına alan bu yaklaşım, bugün gerçekleştirdiğimiz her uygulamaya yön veriyor. İşletme binamız LEED Gold Sertifikası alacak şekilde tasarlandı ve inşa edildi. Elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirildik. Ayrıca 2021 yılından bu yana sera gazı emisyonlarımızı ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileriyle dengeleyerek karbon nötr proje statümüzü koruyoruz. Bu yıl aldığımız ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumumuzu güçlendirdik. Ancak sürdürülebilirlik bizim için yalnızca enerji verimliliği, karbon yönetimi ya da çevresel performans göstergelerinden ibaret değil. Aynı zamanda kaynakların yaşam döngüsünü yeniden düşünmek, kullanım ömrünü tamamlayan malzemeleri farklı bir değerle yeniden hayata kazandırmak ve bu süreçte insanı merkeze alan çözümler üretmek anlamına da geliyor. Bu yaklaşımla, zarar gören güneş panelini bir atık olarak değil, yeni bir hikayenin başlangıcı olarak gördük. Bir zamanlar temiz enerji üretimine katkı sağlayan bir panelin bugün çalışanları bir araya getiren, birlikte düşünmeyi teşvik eden yaşayan bir bahçe ve diyalog alanına dönüşmesi, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik çözümlerden değil, aynı zamanda yaratıcılık, iş birliği ve ilham veren fikirlerden beslendiğini gösteriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş HERMES Projesi ile Temiz Hidrojen Teknolojisini Sahada Test Edecek Haber

Tüpraş HERMES Projesi ile Temiz Hidrojen Teknolojisini Sahada Test Edecek

Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında düşük karbonlu ve yenilenebilir enerji çözümlerine odaklanan Tüpraş, temiz hidrojen teknolojileri alanında yenilikçi projelere öncülük ediyor. Tüpraş’ın proje ortakları arasında yer aldığı Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa Programı kapsamındaki HERMES projesinde endüstriyel gaz akışlarından elde edilen hidrojenin verimli şekilde ayrıştırılması, saflaştırılması ve yeniden üretim süreçlerinde kullanılması amacıyla geliştirilen yenilikçi membran teknolojileri sahada test edilecek. Proje ile enerji verimliliğinin artırılmasına ve emisyonların azaltılmasına yönelik teknolojik çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. “Enerjimiz Geleceğe” yaklaşımı doğrultusunda, Türkiye’nin lider enerji şirketi olarak 2050 karbon nötr hedefine ilerleyen Tüpraş, düşük karbonlu enerji dönüşümü teknolojileri alanında uluslararası ölçekte çalışmalarını sürdürüyor. Tüpraş Ar-Ge Merkezi’nin bu kapsamda yürüttüğü çalışmalar arasında Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa Temiz Hidrojen Ortaklığı tarafından desteklenen HERMES (Hydrogen Efficient Purification Using Membranes in Industrial Gas Streams) Projesi de yer alıyor. Dört ülkeden 7 paydaşın katılımıyla 2025 yılında başlayan HERMES projesinde; yenilikçi membran teknolojileri kullanılarak endüstriyel gaz akışlarından hidrojenin verimli şekilde ayrıştırılması ve saflaştırılması hedefleniyor. HERMES Projesi ile geliştirilecek çözümler, hidrojenin yeniden süreçlere kazandırılmasını sağlayarak kaynak ve enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sunacak; aynı zamanda, hidrojen saflaştırma teknolojilerinin endüstriyel ölçekte kullanım potansiyelini ortaya koyacak. Proje kapsamında geliştirilen yenilikçi membran sistemleri (filtreleme yoluyla saflaştırma), İtalya ve Türkiye’de kurulacak iki ayrı prototipte test edilecek. Tüpraş, İzmit Rafinerisi’nde gerçekleştireceği pilot uygulamalarla geliştirilen teknolojilerin saha performansını test ederken, rafineri süreçlerinde ortaya çıkan karışım gazlardan hidrojenin ayrıştırılarak saflaştırılması ve yeniden kullanımına yönelik önemli veriler elde edecek. Stratejik Dönüşüm Planı’nın destekleyen adımları kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayan Tüpraş Teknik Genel Müdür Yardımcısı Murat Şimşek, projeye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Stratejik Dönüşüm Planımız kapsamında yürüttüğümüz Ar-Ge projeleriyle yeni teknolojiler geliştirirken, enerji sektörünün geleceği için değer yaratma hedefiyle çalışıyoruz. İzmit Rafinerimizde testlerini gerçekleştireceğimiz HERMES Projesi ile yenilikçi hidrojen saflaştırma çözümleriyle ilgili teknik bilgi birikimimizi güçlendirmeyi ve ileri teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Böylece sanayinin karbonsuzlaşmasında ve enerji verimliliğinin artırılmasında öncü bir teknoloji olan temiz hidrojenin sektörümüzde yaygınlaştırılmasına liderlik edeceğiz.” HERMES projesinin pilot uygulamaları sonucunda operasyonel performans, hidrojen geri kazanım verimi, enerji dengesi ve saha ihtiyaçları açısından olumlu sonuçlar elde edilmesi halinde, geliştirilen sistemlerin Tüpraş’ın operasyonlarında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı Haber

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı

İstanbul'un iki yakasını deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birbirine bağlayan Avrasya Tüneli, yayımladığı 2024–2025 Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim alanlarında sağladığı somut katkıları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’den Yapı Merkezi ve Güney Kore’den SK Ecoplant tarafından Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilen tünel, dokuz yıllık işletme döneminde 180 milyonun üzerinde yolculuk için güvenli ve kesintisiz hizmet sağladı. Tünel, bu dönemde zaman tasarrufu, yakıt tüketiminin azaltılması, emisyonların ve kaza maliyetlerinin düşürülmesiyle şehir içi mobilitenin iyileştirilmesi sayesinde Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar ABD doları katkı sağladı. Rapora göre, Avrasya Tüneli'nden 2025 yılında günlük ortalama 77 bin araç geçti. Bu rakam garanti edilen trafik miktarının yüzde 8 üzerinde gerçekleşirken, garanti üzerindeki her geçiş için kamu ile yüzde 30 gelir paylaşımı yapıldı. Öte yandan, Avrasya Tüneli, açıldığı günden bu yana toplam 180 milyon araç geçişine de güvenle ev sahipliği yaptı. Tünel, dokuz yıllık işletme sürecinde kullanıcılarına her bir geçiş için 77 dakika olmak üzere toplam 250 milyon saat zaman kazandırdı. Mesafeyi kısalttığı için 304 bin ton yakıt tasarrufu sağladı, 139 bin ton emisyon azaltıldı ve toplam 687 milyon araç kilometre azalımı ile kaza maliyetleri düşürüldü. Bütün bu kazanımlar birlikte değerlendirildiğinde, Avrasya Tüneli'nin ulaşımı kolaylaştıran bir proje olmanın yanı sıra, ülke ekonomisine ve şehir yaşamına değer üreten stratejik bir altyapı yatırımı olduğu görülüyor. Karbon nötr işletme anlayışı sürüyor Avrasya Tüneli, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) alan Avrasya Tüneli, sera gazı emisyonlarını ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileri ile dengeleyerek karbon nötr proje statüsünü 2024 – 2025 döneminde de devam ettirdi. Dokuz yılda gerçekleştirdiği sistem iyileştirmeleri sayesinde yıllık elektrik tüketimini yüzde 80 azaltarak 6,5 milyon kWh seviyesine düşüren tünel, çatı güneş enerjisi santrali ile de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağladı. Tünel, bu yıl aldığı ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumunu güçlendirdi. Patentli hareketli aydınlatma sistemi ani hız değişimlerini yüzde 69 azalttı Sürdürülebilir şehir mobilitesini destekleyen yenilikçi uygulamalardan biri olan ve kurum içinde geliştirilen Türk patentli Pacemaker (Hız Düzenleyici Hareketli Aydınlatma Sistemi), tünel içerisindeki ani hız düşüşü kaynaklı trafik sıkışıklıklarını yüzde 69, egzoz salımlarını ise yüzde 12'ye kadar azalttı. Trafik verimliliğini yüzde 8,5 artıran bu yenilikçi çalışma, geçtiğimiz yıl UNECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu) tarafından Özel Övgü ödülüne layık görüldü. İstanbul'un sürdürülebilir geleceğine katkı İnşaat ve işletme dönemleri boyunca tüm faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkeleri doğrultusunda yürüten Avrasya Tüneli, bu yaklaşımı sonucunda kaliteli ve sürdürülebilir altyapı yatırımlarını teşvik eden Blue Dot Network (Mavi Nokta Ağı) Sertifikasını almaya hak kazanan dünyanın ilk projesi oldu. Avrasya Tüneli Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, tünelin iki kıtayı birbirine bağlayan bir altyapı yatırımı olmanın ötesinde; düşük karbonlu ulaşımı destekleyen, şehir içi erişilebilirliği artıran, afetlere karşı dirençli altyapısıyla İstanbul’un sürdürülebilir geleceğine katkı sağlayan stratejik bir şehircilik yatırımı olduğunu ifade etti. Gücüyener, şöyle devam etti: “INRIX Küresel Trafik Raporu’na göre İstanbul, dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri. Avrasya Tüneli ise, her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Tünel, milyonlarca kullanıcı için öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz. Özetle, Avrasya Tüneli 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü oldu. Dokuz yıldır olduğu gibi bundan sonra da sorumluluk ve güvenle kıtaları geleceğe bağlamaya devam edeceğiz.” İnsan odaklı kurum kültürü dünyaya örnek Avrasya Tüneli’nde finansal sürdürülebilirliği, çevresel, sosyal ve yönetişim unsurlarıyla birlikte yönettiklerine işaret eden Avrasya Tüneli Finans Genel Müdür Yardımcısı Sidem Yavrucu ise, 1,2 milyar ABD doları yatırım maliyetiyle hayata geçirilen tünelin dokuz yıllık işletme sürecinde ülke ekonomine 2,6 milyar ABD doları seviyesinde katkı sağladığını vurguladı. Yavrucu, “2023 yılı son çeyreğinde başlayan; 2024 ve 2025 yıllarında da devam eden gelir paylaşımı aşamasına geçmemiz, kamunun doğrudan fayda elde ettiği sürdürülebilir iş modeline dönüştüğümüzü gösteriyor” dedi. Sürdürülebilir başarının temelinde güçlü kurum kültürünün bulunduğuna da işaret eden Yavrucu, çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurumsal yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Yavrucu, bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalarla 2025 yılında Great Place to Work® Sertifikası’nı almaya hak kazandıklarını hatırlattı. Üst yönetimde yüzde 33, yönetici seviyesinde ise yüzde 50 kadın temsil oranıyla sadece ulusal değil uluslararası alanda da örnek kurum olarak gösterildiklerine değinen Yavrucu, “Tünelin faaliyet döneminde hiçbir etik ihlalin yaşanmamış olması da şirketin şeffaflık ve yönetişim yaklaşımını net olarak ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tatil Yolculuğuna Çıkmadan Önce Bu Kontrolü Atlamayın! Haber

Tatil Yolculuğuna Çıkmadan Önce Bu Kontrolü Atlamayın!

Yaz tatili döneminin başlamasıyla birlikte milyonlarca sürücü uzun yol hazırlıklarını tamamlıyor. Ancak araç sahiplerinin büyük bölümü motor yağı, lastik ve fren sistemlerini kontrol ettirirken, sürüş güvenliğinin temel unsurlarından biri olan amortisör sistemini çoğu zaman göz ardı ediyor. Oysa uzmanlara göre sağlıklı çalışan amortisörler yalnızca sürüş konforunu artırmıyor; aracın yol tutuşundan fren performansına, viraj dengesinden acil manevra kabiliyetine kadar birçok kritik güvenlik unsurunu doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, özellikle yaz aylarında artan uzun yolculuklar öncesinde sürücüleri araçlarının amortisör sistemlerini kontrol ettirmeleri konusunda uyarıyor. Şirket, düzenli bakımın hem sürüş güvenliği hem de aracın uzun ömürlü kullanımı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Maysan Mando, güvenli sürüş performansının korunması ve olası aşınmaların erken tespit edilebilmesi ve konforlu bir sürüş için her periyodik bakımda amortisör kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzun Yol Öncesi Amortisör Kontrolü Neden Önemli? Araçların süspansiyon sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan amortisörler, tekerleklerin yol ile sürekli temas halinde kalmasını sağlayarak aracın kontrolünü destekliyor. Özellikle yüksek hızlarda yapılan ani frenlemeler, viraj geçişleri ve bozuk zeminler amortisörlerin performansını ve güvenliğini doğrudan etkiliyor. Performansını kaybetmiş amortisörler ise aracın fren mesafesinin uzamasına, yol tutuşunun azalmasına ve aracın dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Bu durum yalnızca sürüş konforunu düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda olası kaza riskini de artırıyor. Yoğun yaz trafiği, yüksek sıcaklıklar ve kilometreler süren yolculuklar düşünüldüğünde, uzun yola çıkmadan önce yapılacak amortisör kontrolü, güvenli bir seyahatin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Amortisörlerde Bu Belirtilere Dikkat Edilmeli Uzmanlar, amortisörlerin zaman içinde doğal olarak performans kaybına uğrayabileceğini belirtiyor. Özellikle gövdede görülen yağ kaçakları, amortisörün sönümleme kabiliyetinin azaldığını gösteren en önemli işaretlerden biri olarak kabul ediliyor. Bunun yanında amortisör bağlantılarında bulunan takoz, rot ve burçlarda oluşabilecek gevşeme veya deformasyonlar da sistemin verimli çalışmasını engelleyebiliyor. Gövde veya amortisör milinde oluşan paslanma, darbe izi ya da eğilmeler ise yapısal hasarın habercisi olabiliyor. Sürüş sırasında aracın frenleme anında normalden fazla öne eğilmesi, virajlarda dengesizlik hissedilmesi veya aracın gereğinden fazla salınım yapması da amortisörlerin kontrol edilmesi gerektiğini gösteren önemli belirtiler arasında yer alıyor. Amortisörün Ömrünü Kısaltan Kullanım Hataları Sürüş alışkanlıkları da amortisörlerin kullanım ömrünü doğrudan etkiliyor. Aracın taşıma kapasitesinin üzerinde yüklenmesi, bozuk yollarda yüksek hızla ilerlenmesi, yıpranmış süspansiyon parçalarının zamanında değiştirilmemesi ve hatalı montaj uygulamaları amortisörlerin beklenenden çok daha erken performans kaybetmesine neden olabiliyor. Uzmanlara göre bu tür kullanım alışkanlıklarından kaçınılması, amortisör sisteminin daha uzun süre ilk günkü performansını korumasına katkı sağlıyor. Düzenli periyodik kontroller ise olası arızaların büyümeden tespit edilmesine imkân veriyor. Orijinal Amortisör Kullanımı Güvenliği Destekliyor Araç bakımında tercih edilen yedek parçaların kalitesi de güvenlik açısından büyük önem taşıyor. OEM standartlarında üretilen orijinal amortisörler; dayanıklılık, performans ve uzun kullanım ömrü açısından önemli avantajlar sunuyor. Maysan Mando tarafından üretilen garanti belgeli orijinal amortisörler, farklı araç segmentlerine yönelik geliştirilen ürün gruplarıyla güvenli ve konforlu sürüşü desteklerken, aracın fabrika çıkışındaki sürüş karakteristiğinin korunmasına da katkı sağlıyor. Şirket, üretim süreçlerinde uyguladığı yüksek kalite standartlarına duyduğu güven doğrultusunda amortisörlerinde garanti süresini 2 yıldan 3 yıla çıkararak ürün kalitesine olan güvenini de ortaya koyuyor. Güvenli Yolculuk, Doğru Bakımla Başlıyor Trafik güvenliğinde sürücünün dikkatli olması kadar aracın mekanik olarak güvenli durumda bulunması da büyük önem taşıyor. Tatil planlarının keyifli anılarla tamamlanabilmesi için araçların yalnızca motor ve lastik bakımlarının değil, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen amortisör sistemlerinin de uzman ekipler tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Yaklaşan tatil sezonunda yapılacak kapsamlı araç kontrolleri; sürücülere daha güvenli, daha konforlu ve daha kontrollü bir yolculuk sunarken, olası mekanik sorunların da yolculuk başlamadan önce önüne geçilmesini sağlıyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.