Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbon Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Karbon Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbon Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOCAR Türkiye ve İTÜ’den “Sürdürülebilirlik Sertifika Programı” İş Birliği Haber

SOCAR Türkiye ve İTÜ’den “Sürdürülebilirlik Sertifika Programı” İş Birliği

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye, enerji sektöründe hız kazanan dönüşüm sürecinin gerektirdiği yeni yetkinliklerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdi. İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi koordinasyonuyla düzenlenen programı başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından takdim edildi. Sürdürülebilirlik Sertifika Programı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, SOCAR Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü vurgulayarak şunları söyledi: “Enerji sektörü, sürdürülebilirlik hedefleri, teknolojik gelişmeler ve değişen küresel ihtiyaçlar doğrultusunda çok boyutlu bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün başarıya ulaşmasında en önemli unsurlardan birinin, değişimi anlayan ve yönetebilen nitelikli insan kaynağı olduğuna inanıyoruz. İTÜ ile hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilirlik Sertifika Programı ile akademinin bilgi birikimini sektörün deneyimiyle bir araya getirerek, profesyonellerin geleceğin ihtiyaçlarına yönelik yetkinliklerini geliştirmeyi hedefledik. Programı başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan tüm katılımcılarımızı tebrik ediyor, edindikleri bilgi ve deneyimlerle sürdürülebilirlik dönüşümüne değerli katkılar sunacaklarına inanıyoruz” dedi. Enerji sektörü ve akademi aynı platformda Program kapsamında İTÜ öğretim üyeleri tarafından yürütülen akademik oturumların yanı sıra SOCAR Türkiye yöneticileri ve sektör profesyonellerinin katkı sunduğu endüstri oturumları da yer aldı. Böylece katılımcılar, güncel akademik yaklaşımları sektör uygulamalarıyla birlikte değerlendirme fırsatı buldu. Çevrimiçi formatta yürütülen programın açılış ve kapanış panelleri ise yüz yüze gerçekleştirildi. Sürdürülebilirlik alanında uzmanlaşmaya katkı 4-10 yıl arası deneyime sahip, orta ve üst düzey profesyonellere yönelik tasarlanan program; enerji dönüşümü, karbon yönetimi, yeşil finans, raporlama standartları, sürdürülebilirlik yönetişimi gibi alanları içeren 9 modülden oluştu. Eğitim ve değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar, SOCAR Türkiye ve İstanbul Teknik Üniversitesi imzalı başarı sertifikası almaya hak kazandı. Sertifika töreninin ardından “Liman Gelir Hesapları” kitabı tanıtıldı Sertifika töreninin devamında, SOCAR Terminal CFO’su Kutlu Vardar ve SOCAR Terminal Ticari Alacaklar Müdürü Mehmet Dağduran tarafından kaleme alınan “Liman Gelir Hesapları” kitabının lansmanı da gerçekleştirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi öğretim üyelerinin katkılarıyla hazırlanan eser, liman süreçlerinde rol alan tüm paydaşlar için rehber niteliğinde bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. Teorik bilgilerin yanı sıra sahada karşılaşılan gerçek uygulamalara, sık yapılan hatalara ve yönetilmesi gereken risklere de yer veren kitap hem akademik hem de uygulamaya dönük yaklaşımıyla liman ve denizcilik sektörüne farklı bir perspektif sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu "Sürdürülebilir İlerleme" Temasıyla Yayımladı Haber

Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu "Sürdürülebilir İlerleme" Temasıyla Yayımladı

Bölgenin en büyük poliüretan sistem evi Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu paydaşlarıyla buluşturdu. Kimpur, raporun "Sürdürülebilir İlerleme" temasını; ilerlemeyi yalnızca büyümeyle değil, faaliyetlerinin çevresel, toplumsal ve operasyonel etkilerini gözeterek ele alan yaklaşımının bir yansıması olarak belirledi. Bu doğrultuda Kimpur, 2025 yılı boyunca faaliyetlerinin etkilerini daha iyi anlamaya, kaynak kullanımını iyileştirmeye ve süreçlerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttü. Şirket, sürdürülebilirliği; düzenli olarak gözden geçirilen, sürekli gelişim ve kalıcı iyileştirmelerle güçlenen bir ilerleme süreci olarak ele alıyor. Sürdürülebilirlik öncelikleri yeniden değerlendirildi Kimpur, 2025 yılında sürdürülebilirlik önceliklerini değişen küresel koşullar ve iş modelinin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirdi. Öncelikli konular; İklim Krizi ve Karbon Yönetimi, Sürdürülebilir Büyüme, Sürdürülebilir Ürün Yönetimi, Bilgi Güvenliği ve Siber Riskler, Çalışan Hakları ile Risk Analizi ve Mevzuatlara Uyum başlıkları altında yapılandırıldı. Bu güncellemeyle Kimpur, sürdürülebilirlik konularıyla kurumsal stratejisi ve iş modeli arasındaki ilişkiyi daha belirgin hale getirirken; dijitalleşme, siber riskler ve kimya sektöründe giderek artan regülasyon ve uyum gereklilikleri gibi gelişmeleri de önceliklendirme yaklaşımına dahil etti. Karbon yönetiminde 2030 hedefine doğru ilerleme İklim Krizi ve Karbon Yönetimi'ni öncelikli konularından biri olarak ele alan Kimpur, 2025 yılında Kapsam 1 ve 2 emisyon yoğunluğunu baz yıl olan 2022'ye kıyasla %16 oranında azaltarak, birim üretim başına düşen karbon ayak izini 0,061 tCO₂e/ton seviyesinde korudu. Bu performans, şirketin 2030 yılı emisyon azaltım hedefi doğrultusundaki ilerlemesini ortaya koydu. Kimpur'un Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyon verileri, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) kapsamında bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanıyor. Şirket, karbon yönetiminin yanı sıra enerji, atık ve kaynak verimliliğinin artırılması ve üretimde çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Aktif ürün portföyünün %97'sinin karbon ayak izi hesaplandı Sürdürülebilir ürün yönetimini ürün geliştirme ve portföy yönetimi süreçlerine entegre eden Kimpur'un biyo içerikli, geri dönüştürülmüş içerikli, malzeme optimizasyonu sağlayan ve düşük karbon ayak izli ürünlerden oluşan sürdürülebilir ürün grubunun toplam satışlar içerisindeki payı 2025 yılında %21 seviyesinde gerçekleşti. Ürün yaşam döngüsü analizi (LCA) ve ürün karbon ayak izi (PCF) çalışmaları kapsamında aktif ürün portföyünün %97'sinin karbon ayak izi hesaplamaları tamamlandı. Döngüsel ekonomi çalışmalarını da sürdüren Kimpur, Düzce tesisinde PET polyester üretimini devreye alırken; düşük GWP'li teknolojiler, biyo içerikli sistemler, malzeme optimizasyonu ve düşük emisyonlu ürünlere yönelik Ar-Ge çalışmalarına devam etti. Ar-Ge'de 147 proje 2017 yılından bu yana T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescilli Ar-Ge Merkezi ile faaliyet gösteren Kimpur, 2025 yılı boyunca 147 Ar-Ge projesi yürüttü. Projelerin %80'i müşteri ihtiyaçlarına yönelik endüstriyel uygulamalara dönüştü. Kimpur ayrıca Eurostars, TÜBİTAK 1832 ve Interreg NEXT MED proje başvurularında yer alarak uluslararası proje ekosistemindeki çalışmalarını sürdürdü. Sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, düşük karbon dönüşümü ve güvenli malzeme geliştirme odaklı çalışmalar sonucunda şirket, 2030 yılı için belirlediği Avrupa Birliği proje hedeflerine planlanandan önce ulaştı. Çalışan deneyimi ve kadın temsilinde gelişim Çalışan haklarını sürdürülebilirlik öncelikleri arasında ele alan Kimpur, çalışan deneyimi, bağlılığı ve eşitliği destekleyen çalışmalarını 2025 yılında da sürdürdü. Happy Place to Work değerlendirmesinde çalışan memnuniyeti ve bağlılığı puanı 2024 yılındaki 83 seviyesinden 2025 yılında 85'e yükselirken, ankete katılım oranı %95 olarak gerçekleşti. Kimpur, çalışan deneyimine yönelik uygulamalarıyla üçüncü kez üst üste "Mutlu İşyeri" unvanını almaya hak kazandı. Toplumsal cinsiyet eşitliğini yönetim yapısında da destekleyen Kimpur, 2025 yılı için belirlediği %28 kadın üye oranı hedefini aşarak Yönetim Kurulundaki kadın temsilini %40'a yükseltti. Bu gelişme, şirketin karar alma mekanizmalarında kadın temsilini güçlendirme ve üst yönetimde toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme yaklaşımının önemli bir göstergesi oldu. Şirket; eşitlik, gelişim, açık iletişim, çalışan sağlığı ve güvenliği odağındaki uygulamalarıyla sürdürülebilir ilerlemenin toplumsal boyutunu çalışma kültürü ve yönetim yaklaşımının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Sürdürülebilirlik performansına EcoVadis Gold Madalya Kimpur'un çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası değerlendirmelerde de karşılık buldu. Şirket, 2025 yılında EcoVadis sürdürülebilirlik değerlendirmesinde Gold Madalya almaya hak kazandı. Değerlendirme; çevre, iş gücü ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıklarında Kimpur'un sürdürülebilirlik performansını bütüncül olarak ele aldı. Kimpur, "Sürdürülebilir İlerleme" yaklaşımı doğrultusunda; çevresel, toplumsal ve operasyonel etkilerini gözeterek gelişim alanlarını düzenli olarak değerlendirmeyi ve sürdürülebilirlik performansını sürekli iyileştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır? Haber

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır?

Bir şirketin dönüşüm ilan etmesi kolaydır; piyasada karşılık bulan bir dönüşüm hikayesi yazması ise zordur. Çünkü kurumsal dönüşüm hikayeleri, yalnızca yeni bir yazılım yatırımı ya da organizasyon şeması değişikliğiyle oluşmaz. Asıl belirleyici olan, kurumun neden değiştiği, bu değişimi nasıl yönettiği ve sonuçlarını hangi göstergelerle ortaya koyabildiğidir. İş dünyasında dönüşüm artık dönemsel bir proje başlığı değil, yönetim pratiğinin kalıcı bir parçası. Enerjiden lojistiğe, savunmadan tarım teknolojilerine kadar birçok sektörde şirketler aynı anda birkaç baskıyla karşı karşıya kalıyor: maliyet disiplini, dijitalleşme ihtiyacı, regülasyon yükü, yetenek savaşı ve sürdürülebilirlik beklentisi. Bu nedenle iyi kurgulanmış dönüşüm hikayeleri, sadece kurumsal iletişim malzemesi değil; yatırımcı ilişkileri, işveren markası, tedarik zinciri güveni ve pazar konumlandırması açısından da stratejik değer taşıyor. Kurumsal dönüşüm hikayeleri neden bu kadar kritik? Kurumsal anlatılar uzun süre başarıyı ciro, kapasite ve büyüme grafikleri üzerinden kurdu. Oysa bugünün karar vericileri daha farklı sorular soruyor. Şirket değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlıyor? Teknolojiyi süreçlerine nasıl entegre ediyor? Yönetim ekibi sadece hedef açıklıyor mu, yoksa organizasyonu yeni döneme hazırlayabiliyor mu? Tam bu noktada dönüşüm hikayeleri bir güven testi haline geliyor. Çünkü paydaşlar artık sonuç kadar süreci de görmek istiyor. Bir fabrikanın enerji verimliliği yatırımı, bir bankanın yapay zeka destekli müşteri deneyimi hamlesi ya da bir lojistik şirketinin uçtan uca veri görünürlüğü sağlaması tek başına haber değeri taşır. Ancak bu hamlelerin kuruma nasıl bir operasyonel esneklik, yeni gelir alanı veya rekabet avantajı sağladığı anlatılmadığında etki sınırlı kalır. İyi bir dönüşüm hikayesi, kurumun bugünden yarına geçtiğini söylemez. O geçişin hangi kırılmalarla, hangi dirençlerle ve hangi karar kalitesiyle gerçekleştiğini gösterir. Bu da hikayeyi daha inandırıcı hale getirir. Başarılı bir kurumsal dönüşüm hikayesinin omurgası Dönüşüm anlatılarında en sık görülen sorun, değişimin fazla steril sunulmasıdır. Sanki tüm adımlar önceden planlanmış, tüm ekipler ilk günden uyum göstermiş ve yatırımın geri dönüşü hızla alınmış gibi bir dil kurulur. Oysa profesyonel okur bu dili hemen ayırt eder. Gerçek dönüşümde gecikmeler, revizyonlar, öncelik değişimleri ve kültürel sürtünmeler vardır. Bu nedenle güçlü bir kurumsal hikaye üç düzlemde kurulmalıdır. İlk düzlem, iş gerekçesidir. Şirket neden dönüşmek zorunda kaldı? Maliyet baskısı mı arttı, müşteri beklentisi mi değişti, regülasyon mu sertleşti, yoksa yeni rakipler mi dengeyi bozdu? İkinci düzlem, uygulamadır. Hangi süreçler yeniden tasarlandı, hangi teknoloji devreye alındı, liderlik hangi noktada rol üstlendi? Üçüncü düzlem ise sonuçtur. Verimlilik, hız, hata oranı, çalışan bağlılığı, ihracat kabiliyeti ya da karbon yoğunluğu gibi göstergelerde ne değişti? Burada kritik olan nokta, hikayeyi yalnızca teknolojiye yaslamamaktır. Dönüşüm çoğu zaman teknoloji yatırımıyla görünür hale gelir, ancak asıl kalıcılığı kurum kültürü belirler. ERP kurmak, veri platformu kurmak veya yapay zeka destekli analiz sistemleri kullanmak önemli adımlardır. Fakat karar alma alışkanlıkları değişmiyorsa, ekipler yeni modele güvenmiyorsa ve orta kademe yönetim sahiplenmiyorsa, hikaye kısa sürede bir sunum dosyasına dönüşür. Teknoloji var ama dönüşüm yok olabilir Son yıllarda birçok kurum dijitalleşme başlığı altında önemli bütçeler ayırdı. Buna rağmen her yatırım dönüşüm üretmedi. Nedeni basit: teknoloji, stratejinin yerine geçtiğinde etkisi zayıflıyor. Şirketin temel sorunu müşteri kaybıysa sadece iç sistemleri yenilemek yeterli olmayabilir. Üretim verimsizliği öne çıkıyorsa pazarlama otomasyonu tek başına çözüm sunmaz. Bu yüzden dönüşüm hikayeleri, teknoloji satın alımını değil, iş modelindeki değişimi anlatmalıdır. Örneğin sanayide sensörleşme, sadece makineleri izlemek için değil; plansız duruşları azaltmak, bakım maliyetini düşürmek ve tedarik taahhütlerini güçlendirmek için anlamlıdır. Finans tarafında veri analitiği, sadece raporlama hızı için değil; risk görünürlüğünü artırmak ve daha isabetli tahminleme yapmak için değer üretir. Liderlik anlatının merkezindedir Kurumsal dönüşümde liderlik çoğu zaman iki uç arasında anlatılır: ya tek bir vizyoner isme aşırı yük bindirilir ya da yönetim rolü tamamen görünmez kılınır. Oysa profesyonel okur için asıl mesele, liderliğin karar kalitesi ve yönetişim becerisidir. Başarılı örneklerde üst yönetim dönüşümü sahiplenir, fakat uygulamayı yalnızca tepeden yönetmez. Hedefleri netleştirir, ara kilometre taşları belirler ve ölçülebilir sonuç üretmeyen alanlarda rota düzeltir. Daha da önemlisi, dönüşümün kurum içinde neden gerekli olduğunu açık bir dille anlatır. Bu netlik olmadığında çalışan tarafında sessiz direnç büyür. Kurumsal iletişim ekipleri için de burada kritik bir görev vardır. Dönüşüm hikayesini yalnızca CEO söylemlerine dayandırmak yerine, operasyon, insan kaynakları, teknoloji ve saha tarafındaki değişimi birlikte göstermek gerekir. Çünkü paydaş güveni, tek sesli anlatıdan değil, tutarlı kurumsal kanıttan beslenir. Sektörlere göre kurumsal dönüşüm hikayeleri nasıl farklılaşır? Her sektör aynı hızda ve aynı önceliklerle dönüşmez. Bu nedenle kurumsal dönüşüm hikayeleri standart kalıplarla yazıldığında yüzeysel kalır. Sanayide dönüşüm çoğunlukla üretim verimliliği, enerji maliyeti, kalite standardizasyonu ve ihracat rekabeti etrafında şekillenir. Burada hikayenin ağırlık merkezi, yatırımın operasyonel etkisidir. Örneğin otomasyon ya da kestirimci bakım uygulamaları, doğrudan üretim sürekliliğine bağlandığında daha güçlü bir anlatı ortaya çıkar. Lojistikte dönüşüm daha çok görünürlük, hız, rota optimizasyonu ve müşteri taahhüdü üzerinden değerlendirilir. Depo süreçlerinin dijitalleşmesi ya da filo verisinin merkezi olarak izlenmesi, sadece teknoloji haberi değildir; teslimat doğruluğu ve maliyet kontrolü açısından stratejik bir gelişmedir. Enerji sektöründe ise dönüşümün çerçevesi farklıdır. Yenilenebilir kaynaklara geçiş, şebeke esnekliği, depolama çözümleri ve karbon yönetimi gibi başlıklar birlikte ele alınır. Burada anlatının ikna gücü, finansal rasyonelle sürdürülebilirlik hedefini aynı zeminde buluşturabilmesine bağlıdır. Savunma ve ileri teknoloji alanlarında dönüşüm daha hassas bir dil gerektirir. Yerli üretim kapasitesi, tedarik bağımsızlığı, Ar-Ge derinliği ve yetkin insan kaynağı gibi unsurlar öne çıkar. Bu alanlarda dönüşüm yalnızca şirket performansı değil, ekosistem gücü ve stratejik kapasite açısından da değerlendirilir. İyi hikaye ile kurumsal propaganda arasındaki fark İş dünyasında herkes başarı anlatmak ister. Ancak profesyonel kitleler, fazla parlatılmış metinlere karşı giderek daha temkinli. Bu nedenle inandırıcı dönüşüm hikayeleri, sadece olumlu sonuçları değil, yönetilen zorlukları da içerir. Örneğin bir şirketin dijital dönüşüm sürecinde ilk aşamada beklenen verimi alamaması, çalışan eğitimine yeniden yatırım yapması veya süreç tasarımını ikinci kez ele alması zayıflık göstergesi değildir. Aksine, dönüşümün gerçek yönetim pratiği içinde ele alındığını gösterir. Kurumsal anlatının güvenilirliği tam da burada oluşur. Veri kullanımı da belirleyicidir. “Daha hızlı olduk”, “müşteri memnuniyeti arttı” ya da “çevik yapıya geçtik” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Eğer mümkünse teslimat süresi, hata oranı, enerji tüketimi, çalışan devir oranı ya da üretim kapasitesi gibi ölçütlerle desteklenen bir çerçeve kurulmalıdır. Sayı verilemeyen durumlarda bile somut sonuç dili kullanılabilir. Bu yaklaşım, haber değeri açısından da daha güçlüdür. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın çizgisine sahip platformlarda öne çıkan kurumsal gelişmeler, tam da bu nedenle sonuç, etki ve sektör bağlamı üzerinden anlam kazanır. Kurumlar bu hikayeleri nasıl daha etkili kurabilir? Öncelikle dönüşüm iletişimi ile dönüşüm yönetimi birbirinden kopuk ilerlememeli. İletişim ekipleri çoğu zaman süreç tamamlandıktan sonra devreye alınıyor. Oysa en güçlü anlatılar, dönüşüm sürerken oluşur. Hangi eşiklerin aşıldığı, hangi ekiplerin rol aldığı, hangi hedeflerin revize edildiği zamanında kayda geçirilirse ortaya daha sahici bir kurumsal hafıza çıkar. İkinci olarak, şirketler dönüşümü tek bir büyük proje gibi sunmaktan kaçınmalı. Pek çok başarılı örnekte değişim, birbirini besleyen küçük ama kritik hamlelerle ilerler. Tedarik zinciri görünürlüğünü artıran bir veri altyapısı, bunu destekleyen yetenek programı ve karar süreçlerini hızlandıran yönetişim modeli birlikte ele alındığında daha anlamlı bir tablo oluşur. Üçüncü nokta, paydaş perspektifidir. Yatırımcı, çalışan, müşteri, bayi, tedarikçi ve kamu otoritesi aynı dönüşüme farklı yerlerden bakar. Bu nedenle tek katmanlı bir mesaj çoğu zaman yetersiz kalır. Kurumun anlatısı ortak bir omurga taşımalı, ancak etkisini hedef kitleye göre derinleştirmelidir. Son olarak, dönüşüm hikayesi geçmiş başarıları yüceltmek için değil, gelecekteki kapasiteyi göstermek için kurulmalıdır. Piyasa artık “ne yaptınız” sorusunun yanında “yarının rekabetinde neredesiniz” sorusunu da soruyor. Kurumsal dünyada dikkat çeken hikayeler, değişimi ilan edenler değil; değişimi ölçen, yöneten ve açıklıkla anlatanlar tarafından yazılıyor. Bu yüzden iyi bir dönüşüm hikayesi, şirketin vitrini değil, stratejik ciddiyetinin en görünür kanıtıdır.

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü Haber

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü

Enerji sektöründe yeşil dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefleyen CK Enerji, sanayi ve ticarethane müşterilerinin yenilenebilir enerji kullanımını uluslararası geçerliliğe sahip Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirerek sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2021 yılından Haziran 2026 tarihine kadar toplam 11 bin 488 şirketin I-REC almasına aracılık eden CK Enerji, 3 milyar 785 milyon kWh elektrik tüketiminin yeşilin enerji kaynaklarından karşılandığını belgelendirdi. Böylece 1.600 ton CO₂ eşdeğeri Kapsam 2 emisyonunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirilmesine ve yönetilmesine katkı sağlandı. JEOTERMAL VE HİDROELEKTRİK EN BÜYÜK PAYA SAHİP CK Enerji'nin sertifikalandırdığı yaklaşık 3,8 milyar kWh’lik elektrik tüketiminin kaynak bazlı dağılımında jeotermal ve hidroelektrik öne çıkıyor. CK Enerji verilerine göre bugüne kadar sertifikalandırılan yenilenebilir enerji tüketiminin; 1 milyar 347 milyon kWh'ı jeotermal, 1 milyar 339 milyon kWh'ı hidroelektrik, 491,3 milyon kWh'ı rüzgâr, 452,3 milyon kWh'ı güneş, 154,6 milyon kWh'ı ise biyokütle kaynaklarından sağlandı. 2026 ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI CK Enerji’den yapılan açıklamada 2026 yılının Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret edilerek, “SKDM'nin geçiş dönemi 31 Aralık 2025 itibarıyla sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülüklerin uygulanacağı döneme geçildi. Bu kapsamda Avrupa Birliği'ne ihracat yapan şirketlerin ürünlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını daha yakından takip etmeleri ve raporlamaları büyük önem taşımakta. Yenilenebilir enerji sertifikaları ise şirketlerin elektrik tüketimlerinden kaynaklanan emisyonlarını uluslararası standartlara uygun şekilde yönetmelerine ve raporlamalarına katkı sağlayan önemli araçlardan biri. Artık emisyonlarını etkin şekilde yönetebilen ve azaltım çalışmalarını belgeleyebilen şirketler rekabet avantajı elde ediyor. Bu nedenle çevresel performansın belgelenmesi tedarik zincirinde önemli bir kriter haline gelmiş durumda. Aynı zamanda bankalar ve finans kuruluşları ESG kriterlerini kredi değerlendirme süreçlerine giderek daha fazla entegre ediyor. Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendiren şirketler finansman süreçlerinde avantaj sağlayabiliyor” denildi. İHRACATÇI SANAYİ KURULUŞLARI ÖNE ÇIKIYOR I-REC sertifikalarına yönelik talebin, sürdürülebilirlik hedefleri, karbon ayak izi yönetimi ve uluslararası ticaret gereklilikleri doğrultusunda birçok sektörde hızla arttığı belirtilen açıklamada öne çıkan sektörler şöyle sıralandı: İhracatçı sanayi kuruluşları (Demir-çelik, çimento, alüminyum, kimya ve plastik),Tekstil ve hazır giyim,Otomotiv ve yan sanayi,Teknoloji şirketleri ve veri merkezleri,Bankacılık ve finans sektörü,Perakende, gıda ve hızlı tüketim sektörü. I-REC NEDİR? I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası), tüketilen elektriğin güneş, rüzgâr veya hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen bir sertifika sistemi olarak tanımlanıyor. Elektrik şebekesinde farklı kaynaklardan üretilen enerjiler fiziksel olarak birbirinden ayrılamadığı için, yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için uluslararası sistemde benzersiz bir sertifika oluşturulur. Bu sertifikalar sayesinde şirketler, elektrik tüketimlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirildiğini şeffaf ve doğrulanabilir şekilde belgeleyebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EİB’de Üst Düzey Atama  Haber

EİB’de Üst Düzey Atama 

Yusuf Gabay, EİB bünyesinde Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık’tan sonra Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörlüğü görevini yürütecek ikinci isim olacak. Gabay, sürdürülebilirlik çalışmalarını daha ileri taşımak için çalışacaklarını söyledi. EİB sürdürülebilirlikte öncü kurumlar arasında yer alıyor Sürdürülebilirliğin küresel ticaretin geleceğini belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini ifade eden Yusuf Gabay, Ege İhracatçı Birlikleri'nin bu alanda uzun yıllardır öncü çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Gabay, "Dünya ticaretinin kuralları değişiyor. Artık rekabet karbon ayak izi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, izlenebilirlik ve sosyal sorumluluk kriterleriyle de şekilleniyor. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ihracatçılarımız için yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu dönüşüm sürecinde üyelerimizin yanında yer alıyor, sürdürülebilirliği ihracatımızın geleceğini şekillendiren stratejik bir alan olarak görüyoruz." dedi. Global Compact'a üye olan ilk ihracatçı birliği EİB'nin sürdürülebilirlik alanında Türkiye'de birçok ilke imza attığını belirten Başkan Gabay, "Ege İhracatçı Birlikleri, dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne (UN Global Compact) üye olan ilk ihracatçı birliği olmuştur. 2021 yılında sorumluluk bildirim raporumuzu sunarak bu küresel inisiyatifin bir parçası olduk. Düzenli olarak yayımladığımız İlerleme ve Sorumluluk Bildirim Raporlarımızla sürdürülebilirlik alanındaki performansımızı şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz." diye konuştu. 8 bin ihracatçı firmanın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyor EİB bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu'nun 12 ihracatçı birliğinin temsilcilerinden oluştuğunu ifade eden Gabay, sürdürülebilir ihracat, dijital dönüşüm, temiz teknolojiler, iklim değişikliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi alanlarında kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. "Bugün 8 bini aşkın ihracatçı firmamızın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyoruz." diyen Yusuf Gabay, şöyle devam etti: "Firmalarımıza karbon ayak izi hesaplama ve yönetimi, sürdürülebilir ihracat stratejileri, döngüsel ekonomi uygulamaları, AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi konularda eğitimler ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Aynı zamanda yeşil finansman kaynaklarına erişim, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası mevzuatlara uyum süreçlerinde de üyelerimize destek oluyoruz. Amacımız ihracatçılarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü korurken yeni ticaret düzenine en hızlı şekilde uyum sağlamalarını desteklemek." 2025 yılında 66 eğitimle 2 bin 500 katılımcıya ulaşıldı Sürdürülebilirliğin bilgi ve farkındalıkla güçleneceğini belirten Gabay, EİB'nin son yıllarda eğitim faaliyetlerine önemli kaynak ayırdığını söyleyerek, "2025 yılı boyunca sürdürülebilirlik temalı 66 eğitim, webinar, panel ve çalıştay düzenledik. Yaklaşık 2 bin 500 katılımcıya ulaştık. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), tekstilde sürdürülebilir çözümler, karbonsuzlaşma uygulamaları, AB mevzuatları, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim konularında sektörlerimize yönelik çok sayıda program gerçekleştirdik. Bunun yanında kadınlar, gençler, üreticiler ve ihracatçılarımıza yönelik farkındalık projeleriyle sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutunu da destekledik." diye konuştu. Devlet desteklerinde en kapsamlı hizmeti EİB sunuyor Başkan Gabay, “Devlet destekleri konusunda EİB olarak ihracatçı firmalarımıza en kapsamlı rehberlik hizmeti sunan kurumların başında geliyoruz. Yurt dışı fuarlar, Turquality, UR-GE, marka, tasarım, e-ihracat, pazara giriş belgeleri ve Responsible destekleri başta olmak üzere birçok alanda firmalara danışmanlık sağlıyoruz. Bu çalışmalar sayesinde firmalarımızın küresel pazarlarda daha güçlü markalar haline gelmesini destekliyoruz." dedi. Sürdürülebilirlik ödülleri Sektörlerin sürdürülebilir dönüşümünü destekleyen projelere büyük önem verdiklerini dile getiren Gabay, sürdürülebilirlik kriterlerinin EİB'nin UR-GE projelerinde temel öncelikler arasında yer aldığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Tarım sektörlerinde sürdürülebilir üretim ve izlenebilirlik uygulamaları, sanayi sektörlerinde enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim teknolojileri, madencilik sektöründe çevre dostu üretim ve kaynak verimliliği gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Geçen sene ABD, İspanya, Avusturya ve Çin’in de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin aday olduğu yarışmada, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz, İspanya’da düzenlenen 42. Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nden (INC) anlamlı bir ödülle döndü. Birliğimizin gıda güvenliği çalışmaları çerçevesinde geliştirdiği “Aflatoksinli Kuru İncirlerin Sürdürülebilir Yönetimi Projesi”, Palma de Mallorca’daki kongrede, “Sürdürülebilirlik Ödülü”ne değer görüldü. Türkiye’nin projeyle ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım, INC tarafından “küresel ölçekte model” olarak değerlendirildi. Aynı zamanda geçtiğimiz günlerde tekstil sektöründe gerçekleştirilen Yaşam Döngüsü Analizi Danışmanlığı faaliyetimizin Ticaret Bakanlığımız tarafından 'İyi Uygulama Örneği' ödülüne layık görülmesi sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın başarısını ortaya koymuştur." EİB'nin yalnızca üyelerine değil, kendi kurumsal yapısında da sürdürülebilirlik uygulamalarını hayata geçirdiğini belirten Yusuf Gabay, "ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve Sıfır Atık Belgesi kapsamında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijitalleşme ve kağıtsız ofis uygulamalarıyla kaynak kullanımını azaltıyor, sera gazı emisyonlarımızı uluslararası standartlara uygun şekilde ölçüyor ve çevresel performansımızı düzenli olarak raporluyoruz. Kurum olarak örnek olmayı önemsiyoruz.” dedi. Yeni dönemde odak noktası: Karbon yönetimi ve yapay zeka Yeni dönemde ihracatçıların yeşil dönüşüm sürecine daha güçlü destek vermeyi hedeflediklerini söyleyen Gabay, "Önümüzdeki dönemde firmalarımızın karbon yönetimi ve iklim riskleri konusunda kapasitelerini artırmaya, SKDM ve sürdürülebilirlik raporlaması süreçlerine uyumlarını hızlandırmaya, döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve enerji verimliliği projelerini desteklemeye odaklanacağız. Bunun yanında uluslararası fonlardan daha fazla yararlanılması, Avrupa Birliği projelerinde etkinliğin artırılması ve yapay zeka ile dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik çalışmalarına entegrasyonu da önceliklerimiz arasında yer alacak. Hedefimiz, sektörlerimizin sürdürülebilirlik yol haritalarını güçlendirerek Türk ihracatının küresel rekabetçiliğine katkı sunmak." diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi 10. Yılında Yeni Başarı Hikayeleri Yarattı Haber

ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi 10. Yılında Yeni Başarı Hikayeleri Yarattı

Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren For Physician birincilik ödülünü alırken, şirketlerle serbest çalışanları buluşturan yetenek platformu Jobtogo ikincilik, sürdürülebilir üretim teknolojileri geliştiren Factory of Us ise üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetlerini azaltmaya yönelik sosyal etki modeli geliştiren Odi ise Jüri Özel Etki Ödülü'ne layık görüldü. Program kapsamında birinci olan girişime ÜNLÜ & Co tarafından 50 bin dolar yatırım yapılacak. Türkiye’nin öncü yatırım hizmetleri ve varlık yönetimi gruplarından ÜNLÜ & Co; kadınların teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde daha güçlü temsil edilmesini desteklemek amacıyla Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) iş birliğiyle yürüttüğü ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi ile girişimcilere eğitim, mentorluk, yatırımcı erişimi ve büyüme desteği sunmaya devam ediyor. 2016 yılından bu yana sürdürülen Akademi, bugün 300’e yakın kadın girişimcinin mezun olduğu, 165’ten fazla girişimin gelişimine katkı sunduğu ve mezun girişimlerin toplamda 100 milyon doların üzerinde yatırım etkisi yarattığı güçlü bir girişimcilik platformuna dönüştü. ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi, 10 yılda Türkiye’nin en güçlü kadın teknoloji girişimciliği platformlarından biri haline geldi. Akademi mezunu girişimlerin yaklaşık dörtte üçü aktif olarak faaliyetlerini sürdürürken, üçte birinden fazlası yatırım alarak büyüme yolculuğuna devam ediyor. Akademi mezunları arasında bugün milyonlarca dolar yatırım alan, global pazarlara açılan ve satın alma süreçleri yaşayan teknoloji girişimleri bulunuyor. Bu yıl programa 33 şehir ve 9 ülkeden 100’ün üzerinde girişim başvururken; yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık teknolojileri, biyoteknoloji, mobilite, finansal teknolojiler ve sosyal etki gibi dönüşüm alanlarında faaliyet gösteren 19 girişim programa kabul edildi. Programı başarıyla tamamlayan 16 girişim mezun olmaya hak kazandı. Program kapsamında girişimciler; hukuk, finans, şirket değerlemesi, yapay zekâ, marka yönetimi, dijital pazarlama ve sunum teknikleri gibi farklı alanlarda ileri seviye eğitimlere katılırken, yatırımcı buluşmaları, networking etkinlikleri, ilham sohbetleri ve birebir mentorluk desteğiyle girişimlerini geliştirme imkânı buldu. Program Bu Yıl Yatırım ve Ölçeklenme Odağını Güçlendirdi ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi, 10. yılında yalnızca bir eğitim programı olmanın ötesine geçerek kadın teknoloji girişimcilerinin yatırım, büyüme ve ölçeklenme yolculuklarına eşlik eden kapsamlı bir gelişim platformu olarak konumlandı. Program kapsamında bu yıl ilk kez yatırım desteği modeli devreye alınırken, birinci olan girişime 50 bin dolar yatırım yapılması hedefleniyor. Ayrıca her girişime ÜNLÜ & Co liderlerinden oluşan iç mentorlar atanarak girişimlerin gelişim süreçleri daha yakından takip edildi. Uzman dış mentor ağıyla desteklenen programda girişimcilerle kurulan temas sayısı önceki döneme kıyasla iki katın üzerinde arttı. Akademinin 2025-2026 döneminde öne çıkan girişimler; karbon yönetimi, döngüsel üretim, sağlık teknolojileri, klinik iş birlikleri ve sosyal etki alanlarında geliştirdikleri yenilikçi çözümlerle dikkat çekti. Özellikle yapay zekâ destekli SaaS platformları, sürdürülebilir üretim teknolojileri ve toplumsal fayda odaklı dijital çözümler yeni nesil girişimcilik anlayışının öne çıkan örnekleri arasında yer aldı. Yedi Finalist Arasından Üç Girişim Ödüllendirildi Girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinden oluşan jüri değerlendirmesi sonucunda finale kalan yedi girişim arasından dereceye giren projeler belirlendi. Birincilik ödülünü, sağlık alanında uzmanlar arası bilgi paylaşımını güçlendiren klinik iş birliği ağı For Physician alırken, yeni nesil çalışma modellerini destekleyen yetenek platformu Jobtogo ikinci, sürdürülebilir malzemeler ve 3D baskı teknolojisiyle döngüsel üretim gerçekleştiren Factory of Us ise üçüncü oldu. Üniversite öğrencilerine yönelik sosyal etki odaklı çözümüyle dikkat çeken Odi de Jüri Özel Etki Ödülü'nün sahibi oldu. Program kapsamında birinci olan girişim için yatırım komitesi değerlendirmeleri doğrultusunda 50 bin dolar yatırım yapılacak. Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü: “Akademimiz bugün güçlü bir dönüşüm ekosistemine dönüştü” ÜNLÜ & Co Yönetim Kurulu Üyesi Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü, mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “ÜNLÜ & Co olarak bugün hem girişimciliğe değer katan 30 yıllık yolculuğumuzu hem de kadınların teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde daha güçlü yer alması için attığımız adımların 10 yıllık etkisini kutluyoruz. Dört girişimcinin hayaliyle başlayan yolculuğumuzun bugün yüzlerce kadın girişimcinin hikâyesine dokunan güçlü bir platforma dönüşmesi bizim için büyük bir gurur kaynağı. Kadın girişimcilerin önündeki en büyük engelin potansiyel eksikliği değil, fırsatlara erişimde yaşanan eşitsizlik olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi’ni yalnızca eğitim veren bir yapı olarak değil; kadın girişimcileri yatırımcılarla, mentorlarla, doğru networklerle ve büyüme fırsatlarıyla buluşturan güçlü bir gelişim ekosistemi olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl programımızı girişimcilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirdik. Mentorluk yapımızı güçlendirdik, eğitim içeriklerimizi daha uygulama odaklı hale getirdik ve yatırım desteği modelimizi devreye aldık. Girişimcilerimizle kurduğumuz temas geçen yıla göre iki katın üzerine çıktı. Kadın teknoloji girişimcilerinin yalnızca fikir üretmesini değil; yatırım almasını, ölçeklenmesini ve global başarı hikâyelerine dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz.” Sina Afra: “Kadın girişimcilerin önündeki mesele potansiyel eksikliği değil; potansiyelin doğru destek mekanizmalarıyla buluşabilmesi.” Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, “ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi’ni hayata geçirirken, kadınların teknoloji girişimciliğinde daha fazla yer almasının yalnızca bir temsil meselesi olmadığını; Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin daha kapsayıcı, daha güçlü ve daha sürdürülebilir büyümesi için kritik bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorduk. O günden bu yana Akademi ile kadın teknoloji girişimcilerinin doğru kaynaklara, mentorlara, yatırımcılara ve networklere erişimini destekliyoruz. Çünkü girişimcilikte farkı çoğu zaman yalnızca iyi bir fikir değil; o fikrin doğru zamanda doğru insanlarla buluşması yaratıyor. Bugün Akademi’nin 10. yılında, mezunlarımız arasında yatırım alan, global pazarlara açılan, ekiplerini büyüten ve kendi alanlarında etki yaratan girişimler var. Bu tablo bize kadın girişimcilerin önündeki meselenin potansiyel eksikliği değil, potansiyelin doğru destek mekanizmalarıyla buluşabilmesi olduğunu gösteriyor. ÜNLÜ & Co ile yıllardır sürdürdüğümüz bu iş birliğinin kadın teknoloji girişimciliği ekosisteminde kalıcı bir etki yaratmasından büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimko’dan Sürdürülebilir Gelecek İçin 37 Milyon TL’lik Yatırım Haber

Çimko’dan Sürdürülebilir Gelecek İçin 37 Milyon TL’lik Yatırım

SANKO Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki lider şirketi Çimko, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını, stratejik önceliklerini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaştığı “Bizimle güçlenir” temalı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak ve Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları’na uygun olarak hazırlanan raporda, Çimko’nun karbon yönetimi, enerji dönüşümü, dijital üretim teknolojileri, sosyal sorumluluk projeleri, iş sağlığı ve güvenliği gibi başlıklarda yürüttüğü somut uygulamalara, performans göstergelerine ve gelecek hedeflerine yer verildi. “Sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü artıran stratejik bir unsur olarak konumlandırıyoruz” Çimento sektörünün yüksek enerji ihtiyacı ve karbon yoğun üretim yapısına dikkat çeken Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca, “2025 yılı, sürdürülebilirlik alanında attığımız adımları daha sistematik, ölçülebilir ve entegre bir yapıya kavuşturduğumuz bir dönem oldu. Hayata geçirdiğimiz uygulamalarla üretim süreçlerimizde fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltırken alternatif yakıt kullanımını artırdık. Atık ısı geri kazanım sistemlerimiz sayesinde üretimden açığa çıkan enerjinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağladık. Küresel ölçekte değişen regülasyonlar ve özellikle sınırda karbon düzenlemeleri doğrultusunda, iş modelimizi değişen gerekliliklere uyumlu hale getirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği, rekabet gücümüzü ve operasyonel dayanıklılığımızı destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz” dedi. Alternatif yakıt ısıl ikame oranı 5 yılda %63 arttı Üretim süreçlerinde kaynak verimliliğini artırmak ve karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla alternatif hammadde ve yakıt kullanımını geliştirmeye yönelik çalışmaların sonuçlarını almaya devam eden Çimko, 2025 itibarıyla 130 bin tona yakın alternatif yakıt ve 70 bin tona yakın alternatif hammadde kullandı. Alternatif yakıt tedarikinde biyokütle içeriğine sahip atıklarla birlikte yüksek kalorifik değere sahip atıkları öncelikli olarak tercih eden Çimko’nun, 2025 yılında fabrikalara ait ağırlıklı ortalama alternatif yakıt ısıl ikame oranı yüzde 17,2 seviyesine ulaşırken, bu oran 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 63 artış gösterdi. Aynı dönemde biyokütleye dayalı ısıl ikame oranında ise 2020 baz yılına kıyasla yaklaşık yüzde 174 artış kaydedildi. Enerji dönüşümü tarafındaki yatırımlarına hız veren Çimko, toplam 49 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi kapasitesi ve yenilenebilir enerji projeleriyle portföyünü güçlendirdi. Tesislerde kurulu olan Atık Isı Geri Kazanım Sistemleri (WHR) ile yıllık 69 bin MWh enerji tasarrufu sağlayan Çimko, toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 25’ini yenilenebilir enerji yatırımları ile karşıladı ve bu sayede 65 bin ton CO2 emisyonunun önüne geçildi.” Hazır beton tesislerinde kullanılan suyun %63’ü geri kazanıldı 2021 yılından bu yana su ayak izini düzenli olarak hesaplayan Çimko, üretim süreçlerinde oluşan atık suyun geri kazanımına yönelik projeleri hayata geçirirken, 2025 yılında çimento fabrikalarında yaklaşık 190 bin m3 su geri kazanarak üretim süreçlerinde yeniden kullanıma kazandırdı. Bu miktar, fabrikalarda kullanılan toplam suyun yaklaşık %14’üne karşılık geliyor. Hazır beton tesislerinde ise kullanılan suyun %63’ü geri kazanılarak yeniden değerlendirildi. Çimko raporlanan uygulama ve performans sonuçları doğrultusunda, ilk raporlama yılında CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programlarında A Listesi’nde yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Toplumsal yatırımlara 37 milyon TL kaynak ayrıldı Çimko, sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca çevresel performansla sınırlamayıp, insan ve toplum boyutunu da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Bu kapsamda Çimko, 2025 yılında toplumsal yatırım alanına 37 milyon TL kaynak ayırarak faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal fayda odaklı projelere destek verdi. Bu yaklaşımın en önemli unsurlarından birini, uluslararası iş birlikleriyle hayata geçirilen eğitim projeleri oluşturdu. Çimko’nun UNICEF ile birlikte yürüttüğü MakerUp programı, çocukların ve gençlerin 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayan çalışmalar arasında yer aldı. Program kapsamında katılımcıların yaratıcı düşünme, problem çözme, dijital okuryazarlık ve üretim odaklı becerileri geliştirilirken, aynı zamanda uygulamalı öğrenme modeliyle çocukların potansiyellerini keşfetmeleri desteklendi. MakerUp programı, Gaziantep ve Adıyaman’da açılan merkezler aracılığıyla eğitime erişim ve beceri gelişimine katkı sunmayı hedefleyen uygulamalar kapsamında Çimko’nun toplumsal etki yaklaşımının önemli bir parçası oldu. Eğitim alanındaki bir diğer önemli çalışma ise SosyalBen Vakfı iş birliğiyle Hatay ve Adıyaman’da hayata geçirilen Beceri ve Yetenek Merkezleri (BEYEM) oldu. Bu merkezler aracılığıyla 2.800 öğrenciye ulaşılırken, çocukların bilim, teknoloji ve üretim odaklı becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalı eğitimler desteklendi. Çimko, bu projelerle çocukların ve gençlerin gelişimine katkı sağlamayı ve faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal gelişimi desteklemeyi amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) imzacılığıyla ise sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerini uluslararası ilkeler doğrultusunda desteklemeyi sürdürdü.

Türk Telekom’dan, Sürdürülebilir Geleceğe Katkı! Haber

Türk Telekom’dan, Sürdürülebilir Geleceğe Katkı!

Sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş süreçlerine entegre ederek, ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar pek çok alanda çevre dostu çözümler sunan Türk Telekom, yeni nesil çevreci iletişim teknolojileri ile güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştiriyor. İklim değişikliğiyle mücadelede ve su yönetiminde öncü adımlar atmaya devam eden Türk Telekom, Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) İklim Değişikliği Programı’nda en yüksek seviye olan “A” notunu 2025 yılında da korurken, Su Güvenliği Programı’ndaki ilk raporlamasında “A-” notunu elde ederek Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedeflerine de katkı sunmaya devam ediyor. Sivas’ta inşa ettiği GES, yıllık 128 MWp enerji üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji tesislerinden biri olarak enerji üretimine başlayan Türk Telekom, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve karbon yönetimi alanlarındaki çalışmalarla, 2030 yılına kadar emisyonlarını %45 azaltmayı ve 2050 yılında "Net Sıfır"a ulaşmayı hedefliyor. Sıfır Atık Vakfı tarafından, sıfır atık dünyası yönünde somut adımlar atmak amacıyla, düzenlenen Sıfır Atık Festivali ve Sıfır Atık Forumu’nun destekçileri arasında yer alan Türk Telekom; çevre dostu teknolojileri ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunuyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak görüyoruz. Çevresel sorumluluğu tüm faaliyetlerimizin merkezine alırken enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve çevre dostu teknolojiler alanında çalışmalar yürütüyor, enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir bir gelecek yolunda ülkemiz için önemli adımlar atmaya devam ediyoruz. Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde düzenlenen Sıfır Atık Forumu ve Sıfır Atık Festivali’nin sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sunacağına inanıyorum. Bu yıl ‘Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık’ temasıyla düzenlenen forumun, ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde önemli bir farkındalık zemini oluşturduğuna inanıyoruz. COP31’in ülkemizde gerçekleştirilecek olması Türkiye için küresel ölçekte önemli bir adım niteliği taşırken, Türk Telekom olarak sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımız ve teknoloji odaklı çözümlerimiz ile COP31’de yer almaya hazırlanıyoruz. Doğal kaynakların korunmasını odağına alan anlayışımızla çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyor, teknolojiyi sürdürülebilirlik hedeflerimize entegre ederek hem bugüne hem de gelecek nesillere değer katmaya devam ediyoruz” dedi. Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, teknolojiyi iyiliğe ve faydaya dönüştürmeye devam ediyor. Türk Telekom, sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş süreçlerine entegre ederek iklim değişikliği ile mücadele kapsamında enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve karbon yönetimi alanlarında çalışmalar yürütüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar pek çok alanda çevre dostu çözümler sunan Türk Telekom, akıllı şehircilik uygulamaları, akıllı aydınlatma projeleri ve akıllı kavşak çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor. Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran tarihlerinde düzenlenen Sıfır Atık Forumu’nun destekçileri arasında yer alarak sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor. Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde düzenlenen Sıfır Atık Festivali ve Sıfır Atık Forumu; sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması, döngüsel ekonomi yaklaşımının desteklenmesi ve çevre konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiriyor. Türk Telekom da teknoloji ve inovasyon gücüyle daha sürdürülebilir bir gelecek hedefini destekliyor. “Doğal kaynakların korunmasını odağına alan bir anlayışla hareket ediyoruz” 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak görüyoruz. Çevresel sorumluluğu tüm faaliyetlerimizin merkezine alırken; enerji verimliliğinden yenilenebilir enerji yatırımlarına, akıllı şehircilik uygulamalarından çevre dostu teknolojilere kadar birçok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Bu anlayışla, Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde düzenlenen Sıfır Atık Forumu ve Sıfır Atık Festivali’nin sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sunacağına inanıyorum. Sayın Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık yaklaşımı, yalnızca bir çevre politikası olmanın ötesinde; yaşam biçimlerimizi dönüştüren kapsamlı ve vizyoner bir adım. Bu yıl ‘Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık’ temasıyla düzenlenen forumun, ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde sürdürülebilirlik ve iklim eylemi alanında ortak bir farkındalık ve iş birliği zemini oluşturduğuna inanıyoruz. COP31’in ülkemizde gerçekleştirilecek olması, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede üstlendiği sorumluluğun ve uluslararası alandaki etkin rolünün önemli bir göstergesidir. Türk Telekom olarak biz de sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı ve teknoloji odaklı çözümlerimizi bu önemli platforma taşımaya, dijitalleşmenin iklim hedeflerine katkısını ortaya koymaya hazırlanıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda doğal kaynakların korunmasını odağına alan bir anlayışla hareket ediyor; geri dönüşümü destekleyen uygulamalarımızla atık oluşumunu azaltmayı, operasyonel süreçlerimizde çevreyle uyumlu yaklaşımları yaygınlaştırmayı, önümüzdeki 2-3 yılın içerisinde GES yatırımlarımızı da tamamlayarak çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Teknolojiyi sürdürülebilirlik hedeflerimize entegre ederek hem bugüne hem de gelecek nesillere değer katmaya devam ediyoruz” dedi. Geleceği sürdürülebilir teknolojilerle inşa ediyor Yeni nesil çevreci iletişim teknolojileri ile güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştiren Türk Telekom, Güneş Enerjisi Santralleri’ne (GES) yönelik yatırımlarla enerji tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya odaklanırken, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedeflerine de katkı sunuyor. Türk Telekom’un 1.300 dönümlük arazi üzerine Sivas’ta inşa ettiği GES, yıllık 128 MWp enerji üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji tesislerinden biri olarak enerji üretimine başladı. Sadece Sivas’taki bu yatırım mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık %15’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayabilecek büyüklükte. GES yatırımlarını Malatya ve Ağrı’da sürdürecek olan Türk Telekom, toplam 6 bin dönüm arazi üzerinde 530 MWp seviyesinde kurulu güce sahip üç adet GES’i önümüzdeki yıllarda devreye alarak tam kapasite üretim yapmayı hedefliyor. Üç şehirde yapacağı yatırımlarla yıllık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefleyen Türk Telekom, yıllık 350 bin ton seviyesinde karbon salımını engelleyecek. Hedef 2050'de Net Sıfır Sürdürülebilir teknolojileri günlük yaşamda da erişilebilir kılmayı amaçlayan Türk Telekom, girişim sermayesi şirketi TT Ventures ile E4 Şarj – Elektrikli Araç Şarj Ağı projesini hayata geçirdi. Türkiye’nin dört bir yanında şarj istasyonları kuran Türk Telekom, elektrikli araç kullanıcılarına her anlamda güvenli, çevreci ve kesintisiz bir şarj hizmeti sunuyor. Mobil baz istasyonlarında karbon emisyonlarını düşüren yeni nesil yeşil şebeke teknolojilerini yaygınlaştıran Türk Telekom, veri merkezlerine en yeni çevreci sistemleri entegre ederek enerji verimliliğini artırmaya devam ediyor. Veri yönetişimi ve finansal analizlerle güçlenen stratejisi kapsamında, iklim değişikliğinin iş üzerindeki potansiyel etkilerini sayısallaştırarak risk-fırsat analizlerini finansal tablolara yansıtan Türk Telekom, kurumsal karar alma süreçlerini bu verilerle şekillendiriyor. Türk Telekom, 2030 yılına kadar emisyonlarını %45 azaltmayı ve 2050 yılında "Net Sıfır"a ulaşmayı hedefliyor. Çevresel performansıyla küresel liderler arasında İklim değişikliğiyle mücadelede ve su yönetiminde de öncü adımlar atan Türk Telekom, Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) İklim Değişikliği Programı’nda en yüksek seviye olan “A” notunu 2025 yılında da korurken, Su Güvenliği Programı’ndaki ilk raporlamasında “A-” notunu elde ederek bu alanda da küresel liderler arasında yer aldı. "COP31'e Doğru: Raporlama İvmesi" temasıyla düzenlenen CDP Türkiye 16. İklim & Doğa Konferansı ve Ödül Töreni’nde ödüle layık görülen Türk Telekom, şeffaf raporlama anlayışını, veri odaklı yönetim stratejisini ve Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişindeki öncü vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.