Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbonsuzlaşma

Kapsül Haber Ajansı - Karbonsuzlaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbonsuzlaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AGORA INDUSTRY: Ulusal ETS ve SKDM Yılda 1.5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir! Haber

AGORA INDUSTRY: Ulusal ETS ve SKDM Yılda 1.5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir!

Sanayinin iklim nötr bir yapıya geçişi için stratejiler geliştiren düşünce kuruluşu Agora Industry’nin İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) desteği ile hazırladığı ‘Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası’ raporu, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantı, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler ve SEFiA Direktörü Bengisu Özenç’in açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından, Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey ve Agora Industry Tekno-Ekonomik Analisti Emir Çolak, raporu tanıttı. ULUSAL ETS ve SKDM KARBONSUZLAŞMANIN ÖNÜNÜ AÇABİLİR Raporda, Türkiye’nin çelik sektörünü düşük emisyonlu üretime dönüştürmesi için önümüzdeki 20 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,5 milyar euro yatırım yapması gerektiği öngörülüyor. Türkiye’nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi (Ulusal ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (Ulusal SKDM) uygulamasıyla yıllık 0,5-1,5 milyar euroluk gelir elde edilebilir ve sektörün karbonsuzlaşmasında, yeşil çeliğe geçişte kullanılabilir. Söz konusu rakam, 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırımın önemli bir bölümünü karşılayabilir. Türkiye, karbon gelirlerini sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yatırarak ve yerli hurda kullanımını artırarak hem yeni işler yaratabilir hem de küresel çelik pazarındaki yerini güçlendirebilir. Karbon fiyatının düşük kalması durumunda ise halihazırda dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi olan Türkiye’nin ithalata bağımlılığı artabilir. Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yayımlanan çalışma; Türkiye’nin, sıfıra yakın emisyonlu demir talebini yurt içi üretim ve ithalat arasında dengeli biçimde karşılaması gerektiğine dikkat çekiyor. Cevherden düşük emisyonlu çelik üretim kapasitesinin artırılması, katma değerin Türkiye’de kalmasına ve tedarik risklerinin azalmasına yardımcı olabilir. Böylece Türkiye, bugün ithal ettiği yüksek kaliteli yassı çeliğin daha fazlasını da üretebilir. Belirli alanlarda yapılacak düşük emisyonlu çelik ithalatı ise üretilebilecek çelik ürünlerinin çeşitliliğini artırabilir. Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey, şunları söyledi: “Türkiye, temiz çelik üretiminde öncü olmak için; zengin yenilenebilir enerji kaynakları, elektrikle çelik üretiminde kapsamlı deneyim, Avrupa, Orta Doğu, Asya ile güçlü ticari ilişkiler gibi en önemli gerekliliklere sahip. Erken yatırım yapanlar, istihdam ve rekabet gücü açısından avantaj elde edecek. Antalya’da düzenlenecek COP31, gerekli mesajları vermek ve bu alanda sonraki adımları atmak için ideal bir fırsat sunuyor.” KARBON FİYATI, DÖNÜŞÜMÜN İTİCİ GÜCÜ Çalışmada, 2050 yılına uzanan üç senaryo incelendi. Mevcut politikaların devam ettiği ilk senaryoda, kömüre dayalı üretim ağırlığını koruyor. Kademeli ve hızlandırılmış dönüşüm senaryoları ise sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yönelik yatırımların ve politika desteğinin artmasını öngörüyor. Rapora göre karbondioksitin ton fiyatı yaklaşık 100 euroya ulaştığında, Türkiye’de doğal gaz kullanılarak cevherden üretilen demirden elde edilen çeliğin maliyeti kömür bazlı çelikle eşitleniyor. Yeşil hidrojen bazlı çelik için bu eşik ton başına yaklaşık 140 euro. Türkiye’deki karbon fiyatı, sanayi ve elektrik üretimini kapsayan Avrupa Birliği’nin (AB) ETS’sini takip ederse bu seviyeye 2030’lu yılların sonunda ulaşılabilir. Bu fiyat düzeyi, şirketleri Türkiye’de sıfıra yakın emisyonlu demir üretimine yatırım yapmaya teşvik edebilir. Erken yatırım yapan şirketler, düşük emisyonlu çeliğe yönelik büyüyen talepten pay alabilir ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleri yapabilir. Ayrıca ihracatlarını AB’nin sınırda karbon düzenlemesinin etkilerinden koruyabilir. Yeşil çelik kullanımından kaynaklanan ilave maliyetin nihai kullanıcıya etkisinin de sınırlı olacağı öngörülüyor. Yeşil çelik kullanılan bir elektrikli otomobilin fiyatının yaklaşık 270 euro (yüzde 0,9), çamaşır makinesinin fiyatının 8 euro (yüzde 1,3), ev tipi bir klimanın fiyatının ise 9 euro (yüzde 0,8) artabileceği hesaplandı. Nihai ürün fiyatlarındaki bu sınırlı etki, zorunlu yeşil kamu alımları, asgari kullanım kotaları ve uzun vadeli alım anlaşmaları yoluyla düşük emisyonlu çelik talebini teşvik edebilir. HURDA ÇELİK İTHALATI ZORLAŞIYOR Karbon fiyatının düşük kalması, Türkiye’de yaratılabilecek ekonomik değerin önemli bir bölümünün yurt dışına kaymasına yol açabilir. Kademeli senaryoda karbon fiyatı, 2030’lu yılların başına kadar karbondioksit ton başına 50 euroyu aşmıyor. Bu noktadan sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan ithal edilen doğal gaz bazlı demir, Türkiye’de kömür kullanılarak üretilen demirden daha ucuz hale geliyor. Yerli doğal gaz ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimi ise ancak 100 ve 140 euro düzeyinde başa baş noktasına ulaşıyor. Hedefli politika desteği olmadan Türkiye’nin ithal demire bağımlılık riski artıyor. Bu senaryoda kömürden yine kademeli olarak çıkılıyor, ancak üretimde ortaya çıkan açık büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor. Kısa vadede daha ucuz olan bu yol, Türkiye’nin ithalata bağımlılığını artırıyor. Ayrıca hızlandırılmış dönüşümün sağlayabileceği katma değer ve istihdamın önemli bir bölümü yurt dışında kalıyor. Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı Türkiye için hurda giderek kıtlaşıyor ve pahalılaşıyor. AB başta olmak üzere, 50’ye yakın ülke hurda ihracatını kısıtlıyor. Bu durumda ham madde güvenliği için yurt içi hurda toplamanın 2050'ye kadar 10 milyon tondan 26 milyon tona çıkarılması ve ithal düşük emisyonlu demirle desteklenmesi gerekebilir. Rapor, güneş ve rüzgar enerjisi, elektrolizör üretimi ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimini kapsayan değer zincirlerinde yaklaşık 29 bin kişiye yeni iş imkanı doğacağı belirtiliyor. HIZLI DÖNÜŞÜM SENARYOSU, EMİSYONLARDA EN FAZLA DÜŞÜŞÜ SAĞLIYOR Çelik sektörü, Türkiye’nin sanayi kaynaklı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu. Bu nedenle sektörün dönüşümü, Türkiye’nin 2053 iklim nötr hedefi açısından büyük önem taşıyor. Erken yatırım ve güçlü politika desteğine dayanan hızlandırılmış karbonsuzlaşma senaryosunda, sektörün emisyonları 2050’ye kadar 2025 düzeyine göre yüzde 92 azalabiliyor. Bu, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşan tek senaryo. Rapora göre kalan emisyonların azaltılması için de kullanılabilecek yöntemler var. Bunlar arasında elektrik ark ocaklarında biyokömür kullanımı ve şebekeden veya elektrik satın alma anlaşmaları yoluyla tamamen yenilenebilir elektrik temin edilmesi bulunuyor. Geriye kalan emisyonlar için ise karbon yakalama ve depolamayla birlikte kullanılan biyoenerji veya doğrudan havadan karbon yakalama gibi yüksek kaliteli karbon giderme yöntemlerinden yararlanılabilir. 1,5 MİLYAR EURO TÜRKİYE’DE KALABİLİR Türkiye’de uygulanacak etkin bir ETS ve ithal ürünler için devreye alınacak SKDM benzeri bir karbon fiyatlama mekanizmasının etkili bir dönüşüm politikasının temelini oluşturabileceğine dikkat çekilen raporda, böylece karbon gelirlerinin Türkiye’de kalabileceğine dikkat çekiliyor. Çalışmaya göre Türkiye’deki karbon fiyatının AB’deki ETS fiyatıyla eşit olması durumunda, çelik ihracatına ilişkin yılda yaklaşık 1,5 milyar euroluk karbon geliri AB yerine Türkiye’de değerlendirilebilir. Kaynak, çelik sektörünün dönüşümünü desteklemek üzere kurulacak bir yeşil çelik fonuna aktarılarak sektörün karbonsuzlaşmasına yönelik önlemlerin finansmanında kullanılabilir. Hızlandırılmış senaryoya göre 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırıma katkı sağlayabilir. Karbon fark sözleşmeleri ve uygun koşullu finansman da yatırım risklerini ve sermaye maliyetlerini düşürerek karbon fiyatlandırmasını destekleyebilir. Yeşil kamu alımları, kotalar ve uzun vadeli satın alma anlaşmaları ise sıfıra yakın emisyonlu çelik için düzenli talep oluşturabilir. “TÜRKİYE TEMİZ ÇELİKTE ÖNCÜ OLABİLİR” Toplantıda sektör uzmanlarının katılımıyla bir panel düzenlendi. Kıdemli sanayi uzmanı Muammer Bilgiç’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde Türkiye Çelik Dönüşümü Ağı Koordinatörü Dursun Baş, SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Teknik İşler Direktörü Hasan Akbulut ve Borçelik Yönetim Sistemleri Direktörü Serkan Ürkmez, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye Çelik Dönüşüm Ağı (ÇEDA) Koordinatörü Dursun Baş, şunları söyledi: “Güçlü bir karbon fiyatı, düşük emisyonlu çelik üretiminin ekonomik olarak karşılık bulacağına dair net bir mesaj verir ve daha temiz üretim yapan üreticileri da ödüllendirir. Türkiye’nin şu anda pilot aşamada olan emisyon ticaret sisteminin de bu yönde tasarımının iyileştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin çelik ihracatındaki en büyük pazarı olan AB ile ticaret kuralları da aynı derecede belirleyici olacak. Bu kapsamda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi önem taşıyor. Elektrik ark ocaklarıyla çelik üretimindeki güçlü birikimi sayesinde Türkiye, dönüşüm fırsatını değerlendirmek için iyi bir konumda. Böylece temiz çelikte öncü ülkelerden biri olabilir ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlı kalmaktan kaçınabilir.” SEFiA Direktörü Bengisu Özenç ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Karbon fiyatlandırması, Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarının birçoğunda zaten uygulanıyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla pazarın bu uygulamaya geçmesi bekleniyor. Bu pazarlardaki fiyatlarla uyumlu, etkin bir ulusal karbon fiyatı, yatırım planlaması açısından önemli bir sinyaldir. Temiz demir-çelik üretiminin ekonomik karşılık bulacağını gösterir ve erken harekete geçenleri ödüllendirir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yatırımların, Türkiye’nin çelik üretimini on yıllar boyunca şekillendireceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Bugün harekete geçmek, ülkenin düşük emisyonlu çelik için büyüyen pazardan pay almasını ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlığını kırmasını sağlayabilir.” Etkinliğin kapanış konuşmasını ise İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Programı Koordinatörü Ümit Şahin yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve İtalya Arasında Enerjide Yeni İş Birliği Gündemde Haber

Türkiye ve İtalya Arasında Enerjide Yeni İş Birliği Gündemde

Bakan Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen İtalya-Türkiye Enerji Ortaklığı ve İş Eşleştirme Etkinliği’ne katıldı. Birbirimizi Tamamladığımız Alanlar Var Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile İtalya arasında önemli benzerlikler bulunduğuna işaret ederek, “Birbirimizi tamamladığımıza inandığımız alanlar var. Enerji ile madencilik alanlarındaki iş birliği hususunda büyük fırsatlar olduğuna inanıyorum.” dedi. İtalya ve Türkiye, İş Birliğinin Çok Olumlu Bir Örneği Siyasi düzeyde Türkiye ve İtalya’nın özellikle son birkaç yılda çok iyi bir ilişkiye sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin bu ilişkiyi oldukça olumlu bir yönde geliştirdiğini kaydetti. Bakan Bayraktar, “Günümüz dünyasının şartlarında karşılaştığımız sınamalar ve her geçen gün üst üste yaşadığımız krizler göz önüne alındığında, uluslar arasında çok daha geniş kapsamlı bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. İtalya ve Türkiye de bu iş birliğinin çok olumlu bir örneğini teşkil ediyor.” diye konuştu. Yeni Normal Bugün dünyanın modern tarihin gördüğü en büyük enerji krizine sahne olduğunu kaydeden Bakan Bayraktar, şoklar ve krizlerin yaşanmaya devam ettiğini belirterek, bu durumun artık "yeni normal" haline geldiğine işaret etti. Ekonomide Köklü Dönüşüm Türkiye’de enerji alanında artan talep, dışa bağımlılık ve karbonsuzlaşma konusunda mücadele sergilediklerini anlatan Bakan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, Türkiye 2053 yılında karbon nötr bir ekonomi olacak. Bu; sanayiden binalara, ulaştırmadan tarıma kadar tüm ekonomimizin tamamen değişmesini, köklü bir dönüşümü gerektiriyor.” dedi. Milli Enerji 2040 Gelecek hafta Milli Enerji 2040 Planı ile büyük bir duyuru yapacaklarını ifade eden Bakan Bayraktar, “Bu yeni stratejinin merkezinde elektrikleşme yer alıyor. Ekonomimizi elektrikleştireceğiz. Sanayiden binalara kadar tüm sektörlerde daha fazla elektrikleşme göreceğiz.” dedi. COP31’de Daha İddialı Hedefler Ekonominin tamamında elektrikleşmenin yanı sıra temiz elektrik kaynaklarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, “Türkiye’deki bir numaralı odak noktamız, yenilenebilir kaynaklarımızdan maksimum düzeyde yararlanmaktır. 2024’te Bakü’deki COP29’da 120 gigavatlık bir hedef duyurmuştuk; COP31’de ise Türkiye, yenilenebilir enerji tarafında çok daha büyük ve iddalı hedefler ilan edecek.” İfadelerini kullandı. ENI ile İş Birliği Mesajı Türkiye’nin arama ve üretim yatırımlarına aralıksız devam ettiğine ve dünyanın en büyük 4’üncü sondaj filosuna sahip ülkesi olduğuna vurgu yapan Bakan Bayraktar, “Petrol aramalarına da yatırım yapıyoruz. Bununla birlikte petrol şirketleriyle iş birliğini geliştirmeyi planlıyoruz; bunlardan biri de ENI. Umuyorum ki yakın zamanda ENI ile büyük bir duyuru yapacağız. Anlaşmanın detaylarını şu an açıklayamam, önce tamamlamamız gerekiyor ama büyük bir proje. Türkiye ve İtalya sadece kendi ülkelerinde değil, üçüncü ülkelerde ve farklı bölgelerde de ortaklıklar geliştirebilir. Afrika’dan Orta Doğu’ya, Orta Doğu’dan Orta Asya’ya kadar ortaklıklar kurabiliriz ve biz buna hazırız.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentlerin Geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da Konuşulacak Haber

Kentlerin Geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da Konuşulacak

Kentler krizlere nasıl hazırlanır, mahalleler dönüşümü nasıl başlatır, kent yönetimleri değişimi nasıl kalıcı hale getirir? Urban Future – The Better-Cities Event, bu sorularla İstanbul’a geliyor. 7–8 Nisan’da InterContinental İstanbul’da düzenlenecek ana konferans, belediye başkanlarını, mimarları, plancıları, akademisyenleri ve girişimcileri buluşturacak. 6 ve 9 Nisan’daki saha gezileri ise katılımcıları İstanbul’un mahallelerine ve kentsel projelerine taşıyacak. UF27 İstanbul’a 2.000’den fazla katılımcı, 250 konuşmacı, 150 belediye başkanı ve kent lideri ile 100 partnerin katılması bekleniyor. İstanbul Yalnızca Ev Sahibi Değil Urban Future, İstanbul’u yalnızca etkinliğin gerçekleşeceği kent olarak görmüyor. İki kıtayı buluşturan tarihsel katmanları, gündelik yaşamın çeşitliliği ve güncel kentsel meseleleriyle İstanbul, UF27 boyunca tartışmaların doğrudan parçası olacak. Büyümeyle mirasın korunması arasında nasıl denge kurulacağı, büyük bir kentin hareketliliğinin nasıl yönetileceği ve toplulukların değişime karşı nasıl güçlendirileceği bu tartışmalara eşlik edecek. Konferans programını tamamlayan saha gezileri, İstanbul’un kamusal alanlarını, mahallelerini ve kentsel projelerini yerinde tanıma fırsatı sunacak. Böylece kent, yalnızca üzerine konuşulan bir konu olmaktan çıkıp gözlemlenen, deneyimlenen ve tartışılan bir öğrenme ortamına dönüşecek. Urban Future CEO’su ve Kurucu Ortağı Gerald Babel-Sutter’ın da vurguladığı gibi “Kentler Urban Future’ın merkezinde yer almaya devam ediyor; onları şekillendiren insanlar ise çok farklı yerlerden geliyor. İstanbul için, güçlü yerel köklere, uluslararası bir bakış açısına ve tasarım, dirençlilik ve toplum odaklı kentsel gelişim alanlarında uygulamaya dönük deneyime sahip ortaklarla çalışmak istedik. Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı, UF27’ye kentlerin geleceğini yeni açılardan keşfetmek için güçlü bir temel sağlıyor.” Kentlerin Geleceğine Yön Veren İsimler İstanbul’da UF27’nin ilk açıklanan konuşmacıları, dünya kentlerinde denenen somut çözümleri İstanbul’a taşıyacak. Viyana’nın eski belediye başkan yardımcısı Maria Vassilakou (Avusturya), sürdürülebilir ulaşım, iklim politikaları ve katılımcı kentsel dönüşüm konusundaki deneyimiyle öne çıkıyor. Happy City ve The Trust Experiments kitaplarının yazarı Charles Montgomery (Kanada) ise kent tasarımı ile mutluluk, toplumsal güven ve insan ilişkileri arasındaki bağlantıları araştırıyor. Barcelona Activa’nın kentsel iletişim stratejisti Maite Peris Colom (İspanya), kentsel projelerde iletişimin toplumsal katılımı ve değişime duyulan güveni nasıl güçlendirdiğine odaklanıyor. Brüksel merkezli Communa’nın kurucu ortağı Maxime Zaït (Belçika), atıl binaları geçici konutlara ve ortak kullanım alanlarına dönüştürüyor; girişimin çalışmaları bugüne kadar 500’den fazla kişiye barınma olanağı sağladı. All Things Urban’ın kurucusu Anastasia Sukhoroslova (Almanya), 100 bini aşkın şehircilik profesyonelini buluşturan uluslararası ağın deneyimini paylaşacak. Nilüfer Belediyesi Planlama ve Kalkınma Ajansı (PLAKA) yöneticisi Mehmet Can Yılmaz (Türkiye) ise kent sağlığı, gıda güvenliği ve katılımcı yerel politikaları veri temelli yöntemlerle birleştiren çalışmalarını aktaracak. Konuşmacı listesi ilerleyen aylarda genişleyecek. UF27’nin Gündeminde Üç Ana Tema Var Urban Future 2027’nin ilk program çerçevesi, kentlerin karşı karşıya olduğu krizlere hazırlık, toplulukların değişimdeki rolü ve kentsel dönüşümün kalıcı hale getirilmesi üzerine üç ana tema etrafında şekilleniyor. “Ready Cities / Hazır Kentler” kapsamında düzenlenecek oturumlarda deprem, sel ve aşırı sıcaklar gibi krizlere hazırlık, kentsel dirençlilik ve toparlanma süreçleri ele alınacak. “People-Powered Cities / İnsanların Gücüyle Dönüşen Kentler” başlığı altında mahallelerin, sivil girişimlerin ve yerel toplulukların kentsel değişimdeki rolü tartışılacak. “Running Better Cities / Kentleri Daha İyi Yönetmek” teması ise kentsel dönüşümün birkaç kişinin olağanüstü çabalarına bağımlı kalmadan nasıl sürdürülebileceğine odaklanacak. Karbonsuzlaşma, iklim krizine uyum ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda kent yönetimlerinin doğru ekipleri, yetkinlikleri ve liderlik kültürünü geliştirerek değişimi kurumsal işleyişin kalıcı bir parçası haline getirmesinin yolları araştırılacak. Transformative Cities: Kentler İnsanları Nasıl Şekillendiriyor? UF27 programının yeni özel bölümlerinden Transformative Cities, kentlerin insan davranışları, ilişkileri ve gündelik yaşam pratikleri üzerindeki etkisini ele alacak. Josephine Yilan Liu’nun küratörlüğünde hazırlanan altı oturumluk program, mimari tasarımın ve kentsel kararların yalnızca fiziksel çevreyi değil, insanların kentte nasıl hareket ettiğini, karşılaştığını ve bir arada yaşadığını da nasıl biçimlendirdiğini sorguluyor. Program kapsamında “Cities as Cognitive-Behavioural Infrastructure” (Bilişsel-Davranışsal Altyapı Olarak Kentler) başlıklı bir masterclass da planlanıyor. İstanbul’da Yeni Bir Ev Sahipliği Modeli UF27, Urban Future için yeni bir ev sahipliği modeline de işaret ediyor. Önceki etkinliklerini çoğunlukla şehir yönetimleriyle birlikte gerçekleştiren platform, İstanbul’da ilk kez iki sivil kuruluşla ev sahibi ortak olarak çalışacak: Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı (TTV). Humane Urbanism, kentleri aşırı olaylara hazırlamayı ve sonrasında toparlanmayı destekleyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. 2016’dan bu yana faaliyet gösteren Türkiye Tasarım Vakfı ise tasarımı sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimin aracı olarak konumlandırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu ortaklık, uluslararası tartışmaları İstanbul’un yerel deneyimleriyle buluşturmayı hedefliyor. Genç Değişim Aktörleri İçin “Young Leaders Programme” 30 yaş ve altındaki genç değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme, 6 Nisan 2027’de İstanbul’da tam gün düzenlenecek. Program, uygulamalı atölyeler, deneyimli kent liderleriyle buluşmalar ve uluslararası ağ kurma fırsatları sunacak. Başvurular 20 Ekim’de başladı ve 10 Kasım 2026’da sona erecek. Ayrıntılar ve başvuru: urban-future.org/young-leaders/ Biletler 1 Aralık’ta Satışa Çıkıyor! UF27 biletleri 1 Aralık 2026’da satışa çıkacak. İlk gün düzenlenen Flash Sale kapsamında Early Bird biletlerinde %27 indirim sunulacak. İlk program 21 Ocak 2027’de, konuşmacıların oturumlarıyla eşleştirildiği tam program ise 2 Mart 2027’de açıklanacak. UF27’nin Parçası Olmak Mümkün... Urban Future, UF27 programının İstanbul’un ve Türkiye’nin güncel deneyimleriyle birlikte şekillenmesini istiyor. Bu nedenle etkinliğin parçası olabilecek konuşmacılar, projeler, kuruluşlar, mekânlar ve partnerler için öneriler alınmaya devam ediyor. Urban Future ekibi; yeni yaklaşımlar ortaya koyan kentsel girişimler, ilham veren yerel liderler, güçlü mahalle hikâyeleri, kamusal alan projeleri, mobilite fikirleri, tasarım yaklaşımları, afet sonrası toparlanma modelleri ve daha iyi kentlerin nasıl mümkün olabileceğini gösteren uygulanabilir çözümler arıyor. Çünkü daha iyi kentler, onları değiştirmeye cesaret eden insanlarla başlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti Haber

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti

Afrika’da sanayi yatırımlarının ve üretim kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaların hız kazanması, otomasyon, robotik, dijital üretim ve akıllı fabrika teknolojilerine olan talebi artırıyor. Bu dönüşümün sunduğu fırsatları uluslararası sanayi dünyasıyla buluşturmayı hedefleyen ITAF 2026, küresel teknoloji sağlayıcıları ile Afrika’nın gelişen sanayi pazarları arasında doğrudan iş bağlantıları kurulmasına olanak sağladı. Fuar kapsamında 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli alıcının katılımıyla gerçekleştirilen Hosted Buyer Programı ve B2B görüşmeleri, teknoloji sağlayıcıları ile satın alma karar vericilerini bir araya getirerek yeni ticari fırsatların değerlendirilmesine katkıda bulundu. Etkinliğin önemli bileşenlerinden biri olan Industrial Edge Summit Africa konferans programında ise 60’tan fazla konuşmacı; endüstriyel otomasyon, dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri ve Afrika sanayisinin dönüşümüne yönelik fırsatları ele aldı. Endüstriyel dönüşüme yön veren teknolojiler ITAF 2026’da buluştu ITAF 2026, üç gün boyunca endüstriyel üretimin geleceğini şekillendiren teknolojilere ve yenilikçi çözümlere ev sahipliği yaptı. Robotik sistemlerden endüstriyel otomasyona, yapay zekâ ve dijital üretim teknolojilerinden akıllı iç lojistik, güç aktarım sistemleri ve enerji verimliliği çözümlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuar, yeni teknolojilerin tanıtılmasının yanı sıra bu çözümlerin üretim süreçlerine sağlayabileceği somut katkıları da gündeme taşıdı. Türkiye’den katılan ve kendi alanlarında küresel ligde yer alan Esit Elektronik ve IHI Dalgakıran gibi öncü Türk üreticileri de fuarda geliştirdikleri son teknoloji çözümleri, akıllı tartım ve kompresör sistemlerini Afrika pazarıyla buluşturarak yoğun ilgi gördü. Verimlilik artışı, operasyonel maliyetlerin azaltılması, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve sürdürülebilir üretim gibi sanayinin öncelikli konuları, teknoloji sağlayıcıları ile sektör temsilcileri arasındaki görüşmelerin odağında yer aldı. Böylece ITAF, küresel teknolojik gelişmelerin Afrika sanayisinin dönüşüm ihtiyaçlarıyla buluştuğu bir platform olarak öne çıktı. ITAF 2026, uluslararası ticari iş birliklerine kapı açtı ITAF 2026, sergilenen teknolojilerin ötesinde, uluslararası satın almacılar ile sanayi ve teknoloji sağlayıcıları arasında yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform oldu. Fuar kapsamında düzenlenen Alım Heyeti Programı, Afrika ve Avrupa'daki 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli satın almacıyı Kazablanka'da bir araya getirdi. B2B eşleştirme görüşmeleri sayesinde katılımcı firmalar, yeni pazarlara açılma, potansiyel müşterilerle doğrudan temas kurma ve uzun vadeli ticari ortaklıklar geliştirme fırsatı yakaladı. Programın uluslararası boyutunu güçlendiren bir diğer önemli buluşma ise 9 Afrika ülkesinden 22 üst düzey temsilcinin katılımıyla gerçekleşti. Kamu kurumları, ticaret odaları ve iş dünyasından temsilcilerin yer aldığı heyet, bölgenin sanayi ve altyapı yatırımlarına yönelik ihtiyaçlarını uluslararası teknoloji sağlayıcılarıyla değerlendirdi. Makine ve otomasyondan enerji ve lojistiğe uzanan görüşmelerde, teknoloji transferi, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ön plana çıktı. Böylece ITAF, Afrika sanayisinin ihtiyaçları ile uluslararası teknoloji ve üretim çözümleri arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına katkı sağladı. Öncelikli hedef, sürdürülebilir katma değer yaratmak ITAF, ilk edisyonuyla etkinliğin ötesine geçerek yıl boyu aktif kalacak bir platformun ilk temellerini attı. ITAF ilk edisyonun ardından, Kazablanka’da kurulan iş birliklerini kalıcı kılmayı, saha deneyimlerini paylaşmayı, nitelikli iş gücünü ve yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlıyor. Bu sayede sanayi aktörlerine yenilikçi teknolojileri keşfetme aşamasından sahada uygulamaya kadar her adımda rehberlik eden sürdürülebilir bir ekosistem sunmayı hedefliyor. Bundan sonraki süreçte elde edilen ivmeyi büyüterek yerel ve uluslararası paydaşlar arasındaki köprülerin güçlendirilmesi, ayrıca Kazablanka’da kurulan bağlantıların yatırım, inovasyon ve endüstriyel iş birliği odaklı yeni fırsatlara dönüştürülmesi planlanıyor. Industrial Edge Summit Africa’da sanayinin geleceği ele alındı ITAF 2026 kapsamında düzenlenen Industrial Edge Summit Africa, 60’ı aşkın konuşmacının katılımıyla sanayinin dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne yönelik gelişmeleri gündeme taşıdı. Uluslararası iş dünyası temsilcilerini, teknoloji liderlerini ve sektör uzmanlarını buluşturan konferans programında; üretimde yapay zekâ uygulamaları, Endüstri 4.0, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), siber güvenlik, enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma gibi sanayinin öncelikli konuları ele alındı. Üç gün süren oturumlarda, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine entegrasyonu, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılması ve işletmelerin rekabet gücünün artırılması konuları öne çıktı. Afrika sanayisinin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji yatırımlarından nitelikli iş gücüne uzanan farklı başlıkların değerlendirildiği konferans, uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlayarak bölgenin endüstriyel dönüşümüne yönelik yeni perspektifler sundu. Geleceğe Güçlü Adım: ITAF 2027 İçin Hazırlıklar Başladı Başarılı ilk edisyonunun ardından 2026’da atılan temeller üzerine yükselecek fuar, Afrikalı sanayi paydaşlarını uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve iş ortaklarıyla buluşturan bir platform olarak konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Afrika’nın sanayi ve teknoloji sektörlerindeki önemli buluşmalarından biri olan Industrial Transformation Africa’nın (ITAF) bir sonraki edisyonu 26–28 Ekim 2027 tarihleri arasında OFEC/Kazablanka’da düzenlenecek. ITAF, Deutsche Messe ekosistemi bünyesindeki Hannover Fairs MENA tarafından, yerel organizatör Smart Expos & Events Morocco ile birlikte düzenleniyor. 2026 edisyonunun stratejik ortakları UNIDO, GMAI ve AMCA; sponsorları Turkish Machinery ve GSMA; resmi teknoloji ortakları CE3M Maroc, R&D Maroc ve TEAM Henri-Fabre; kurumsal ortakları AHK Maroc, GIZ, Fraunhofer-Gesellschaft ve KFW; destekleyici ortakları ise AMPF, FMIIP, Morocco Train Industry (MTI) ve WorldPTA oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma Haber

Türkiye’nin Temiz Sanayi Dönüşümüne Yönelik Yatırımların Önünü Açmak için Önemli Buluşma

Türkiye’de, derin karbonsuzlaştırılmış sanayi ürünlerinin üretimini hedefleyen, ticari ölçekli 13 temiz üretim projesinden oluşan yeni bir proje portföyü şekilleniyor. Bugün Ankara’da bir araya gelen üst düzey kamu, sanayi ve finans sektörü temsilcileri, uygun finansman ve politika koşullarının sağlanması halinde bu projelerin yatırım aşamasına ilerleyebileceği konusunda bilgilendirildi. Enerji yoğun sektörlerden, finans kuruluşlarından ve kamu kurumlarından 40’ı aşkın üst düzey temsilci, düşük karbonlu çelik, çimento, alüminyum ve gübre projelerinin nihai yatırım kararına (FID) ulaşabilmesi için gerekli koşulları değerlendirmek üzere Build Clean Now Türkiye Çalıştayı’nda bir araya geldi. Çalıştay, Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yakın koordinasyon içerisinde ve Boston Consulting Group’un (BCG) desteğiyle gerçekleştirildi. Bu dört sektör, yılda yaklaşık 110 milyon ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonuna neden oluyor. Bu miktar, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık altıda birine karşılık geliyor. Söz konusu sektörler aynı zamanda, Avrupa Birliği’ne ithal edilen ürünlerin içerdiği karbonu fiyatlandıran Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) kapsamında yer alıyor. Bu durum, söz konusu sektörlerin dönüşümünü Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü koruması açısından kritik hale getiriyor. Türkiye sanayisi için 71 milyar dolarlık yatırım fırsatı “Türkiye’nin Temiz Sanayi Fırsatı” başlıklı açılış konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinin temiz dönüşümü için yaklaşık 71 milyar ABD doları tutarında yatırım gerektiğini belirtti. “Yeşil dönüşümü bir maliyet olarak değil; yeni yatırımlar, teknoloji geliştirme, pazar çeşitlendirmesi ve sürdürülebilir büyüme için bir fırsat olarak görüyoruz” diyen Gönüllü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı arasında geliştirmeyi öngördüğümüz ITA Türkiye Programı’nı, sanayimizin rekabet gücünü koruyacak, yeni yatırım alanları açacak ve Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir iş birliği olarak değerlendiriyoruz. Amacımız yalnızca desteklenen proje sayısını artırmak değil, yatırım kararlarını kolaylaştıran ve özel sektörü harekete geçiren kalıcı sonuçlar elde etmektir.” Gönüllü, Türkiye Sanayide Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu’nun (TIDIP), 2030 yılına kadar 5 milyar avronun üzerinde yatırımı desteklemeyi ve yıllık sera gazı emisyonlarını 20 milyon ton CO₂ eşdeğeri azaltmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca ITA Türkiye Programı’nın mevcut politika ve finansman araçlarını tamamlayıcı nitelikte olacağını ifade etti. Temiz sanayi yatırımları gelişmekte olan ekonomilere yayılıyor Çalıştayın açılışında konuşan Mission Possible Partnership CEO’su ve Sanayi Dönüşümü Hızlandırıcısı (ITA) İcra Direktörü Faustine Delasalle, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısının ve yenilenebilir enerji potansiyelinin, temiz sanayi yatırımlarını çekme konusunda ülkeye önemli avantajlar sağladığını belirtti. Delasalle, dünya genelinde yaklaşık 1.000 temiz sanayi projesinin geliştirme aşamasında olduğunu, 160’tan fazla projenin ise nihai yatırım kararına (FID) ulaşarak faaliyete geçtiğini veya uygulama aşamasında bulunduğunu ifade etti. 2026 yılının ilk yarısında 19 ticari ölçekli projenin nihai yatırım kararına ulaştığını belirten Delasalle, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre iki katına çıktığını vurguladı. “Sanayide derin karbonsuzlaşma artık yalnızca bir hedef değil; dünya genelinde ticari ölçekte gerçekleşen ve gelişmekte olan ekonomilere yayılan bir dönüşüm” diyen Faustine Delasalle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye gibi güçlü sanayi temellerine ve önemli bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip ülkeler, enerji yoğun sanayi yatırımlarını çekme konusunda büyük rekabet avantajlarına sahip. Türkiye’de hâlihazırda sınırlı sayıda olan derin karbonsuzlaşma projelerinin, uygun yatırım koşullarının sağlanması halinde hızla artabileceğine inanıyoruz.” Delasalle, ITA’nın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve yerel uygulama ortağı Boston Consulting Group (BCG) ile başlattığı çalışmaların, önümüzdeki yıllarda temiz sanayi yatırımlarını hızlandırmaya yönelik ortak önceliklerin belirlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Talep, finansman, düzenlemeler ve altyapı bir araya gelmeli ITA ve BCG’nin sanayi sektörüyle birlikte yürüttüğü kapsamlı analiz, temiz sanayi projelerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli dört temel koşulu ortaya koydu. BCG Yönetici Direktörü ve Ortağı Batu Yiğit, “Temiz sanayi yatırımlarının hayata geçebilmesi için dört temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor: talep, uygun bir düzenleyici çerçeve, güçlü değer zincirleri ve altyapı” dedi. Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması, yatırımların ilerlemesini zorlaştırıyor. Özellikle ortak altyapı yatırımlarında kamu-özel sektör iş birliği kritik önem taşıyor.” BCG Proje Lideri Betül Çahan, ekibin karşılaşılan engelleri belirlemek amacıyla yaklaşık 20 şirketle görüşmeler gerçekleştirdiğini belirtti. Çahan, “Görüşmelerimiz, temiz sanayi yatırımlarının önündeki en önemli engellerden birinin düşük karbonlu ürünlere yönelik yeterli ve sürdürülebilir talebin bulunmaması olduğunu gösteriyor” dedi. Çahan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun vadeli alım garantileri, uygun finansman ve ortak altyapı çözümleri olmadan büyük ölçekli projeleri hayata geçirmek zorlaşıyor. Amacımız, sanayinin ihtiyaçlarından hareketle uygulanabilir çözümler geliştirmek.” Faustine Delasalle moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’de Nihai Yatırım Kararına Giden Yol Haritası” başlıklı üst düzey panelde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Metal Sanayi ve Kritik Malzemeler Dairesi Başkanı Ahmet Türkarslan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Ofisi Başkan Yardımcısı Mehmet Üvez ve Limak Çimento Grup Proses Direktörü Sabri Trabelsi bir araya geldi. Kapanış oturumunda ise ITA ve BCG, proje geliştiricilerinden elde edilen bulguları ve yatırımların hızlandırılmasına yönelik seçenekleri paylaştı. Türkiye’de giderek büyüyen proje portföyü ITA’nın sanayi şirketleri ve proje geliştiricileriyle yürüttüğü çalışmalar sonucunda aşağıdaki projeler tespit edildi: Ticari ölçekli üç temiz sanayi projesiİki pilot ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ölçeğinde projelerHayata geçirilme potansiyeli bulunan 10 ilave projeSanayi kaynaklı emisyonları kısmen azaltmak amacıyla olgunlaşmış ve ticari olarak kendini kanıtlamış teknolojileri kullanan 116 düşük karbonlu proje Öneriler Antalya'da düzenlenecek COP31'de sunulacak Çalıştaydan elde edilen bulgular, ITA ve BCG tarafından yürütülen araştırmalarla birleştirilerek Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında yayımlanması planlanan Türkiye Değerlendirme Bilgi Notu’nda (Türkiye Insights Briefing) ele alınacak. Söz konusu bilgi notunda, Türkiye’deki temiz sanayi projelerinin karşılaştığı engeller, projelerin ihtiyaç duyduğu finansman koşulları ve yatırımları hızlandırmaya yönelik somut adımlar ortaya konulacak. Türkiye, ITA’nın diğer ülkelerde edindiği deneyimlerden de yararlanacak. Brezilya’da ITA, düşük emisyonlu gübre üretimini desteklemeye yönelik politika tedbirlerinin geliştirilmesine katkı sağlarken, Hindistan’da hidrojen bazlı çelik ve e-metanol projeleri için yeni piyasa mekanizmaları geliştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle  Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü Haber

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü

Kaleseramik, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından düzenlenen COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde, “Finansman, Teknoloji ve Dönüşümü Hızlandıran Çözümler” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. COP31 öncesinde iş dünyasının sürdürülebilir dönüşüme yönelik uygulamalarını görünür kılmak amacıyla düzenlenen programa, 12 sektörden 102 kurum toplam 189 başvuruyla katıldı. Finale kalan 57 uygulamanın jüriye yüz yüze sunulduğu değerlendirme sürecinde; ölçülebilir etki, uygulanabilirlik, ölçeklenebilirlik ve kurumsal sahiplenme gibi kriterler dikkate alındı. Kaleseramik’in ortakları arasında bulunduğu INNOVATILE projesi kapsamında geliştirilen yarı yaş granülasyon teknolojisi, seramik karo üretiminin enerji ve kaynak yoğunluğunu azaltmaya yönelik yaklaşımıyla kategori birinciliği elde etti. Daha Az Enerji, Su ve Hammadde Kullanımı Hedefleniyor Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen INNOVATILE, porselen karo üretiminde yenilikçi yarı yaş granülasyon teknolojisinin geliştirilmesine, ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamasına odaklanıyor. Yaklaşık 2,8 milyon euro toplam bütçeye sahip projenin yaklaşık 2,49 milyon eurosu Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Alternatif bir hammadde hazırlama yöntemi olan yarı yaş granülasyon teknolojisiyle, üretimde enerji ihtiyacının ve sera gazı emisyonlarının %30–35, su ve hammadde tüketiminin ise %10–20 azaltılması hedefleniyor. Proje ayrıca yerel hammaddelerin, geri dönüştürülmüş ikincil hammaddelerin, endüstriyel atıkların ve yan ürünlerin üretimde kullanımını artırmayı amaçlıyor. Bu yaklaşımla kaynak verimliliğinin geliştirilmesi, döngüsel üretimin desteklenmesi ve ithal kritik hammaddelere bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Geliştirilecek teknolojinin doğrulama ve pilot uygulama çalışmalarıyla değerlendirilmesi, çevresel performansının ise geleneksel üretim yöntemleriyle karşılaştırılması planlanıyor. Akdeniz Ölçeğinde Teknoloji ve Deneyim Paylaşımı İspanya, Türkiye, İtalya, Kıbrıs, Tunus ve Mısır’dan kuruluşları bir araya getiren INNOVATILE, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin Akdeniz havzasında geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını destekliyor. Kaleseramik, proje kapsamındaki uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına da katılım sağlıyor. Şirket, 14 Mayıs 2026’da Kahire’de düzenlenen “Karo Üretiminde Döngüsel Ekonomi” çalıştayının ardından, Tunus’un Hammamet kentinde gerçekleştirilen sürdürülebilir seramik üretimi çalıştayında da yer aldı. Gafsa Üniversitesi’ne bağlı Gafsa Ulusal Mühendislik Okulu (ENIGA) ev sahipliğinde düzenlenen Tunus çalıştayında Kaleseramik’i, Ar-Ge Merkezi ve Teknoloji Geliştirme Direktörü Kağan Kayacı ile Ar-Ge Merkezi Projeler ve Fikri Haklar Müdürü Mehmet Uğur Taşkıran temsil etti. Araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve kamu kurumlarını buluşturan etkinlikte, sürdürülebilir karo üretimine yönelik hammadde seçenekleri ve sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyen yaklaşımlar ele alındı. Proje kapsamında oluşturulan HypocarbonTileTech ağı ise karo üreticileri, araştırmacılar, teknoloji sağlayıcıları ve politika yapıcılar arasında karbonsuzlaşma, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve kaynak verimliliği alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. INNOVATILE uygulamasına verilen birincilik ödülü, Kaleseramik’in seramik üretiminde enerji ve kaynak verimliliğini geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının görünürlüğünü güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Holding’e Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Çalışan Katılımı” Ödülü Haber

Borusan Holding’e Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Çalışan Katılımı” Ödülü

Dört yıldır devam eden “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında toplam 459 proje değerlendirildi; hayata geçirilen projelerle 168 bin tonun üzerinde karbon emisyonu önlendi, 83 bin ton atık azaltımı ve 24,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlandı. Program, dört yılda yaklaşık 17 milyon ABD doları ekonomik değer yarattı. Sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak gören Borusan Holding, iş dünyasının bu alandaki saygın platformlarından Sürdürülebilir İş Ödülleri töreninden önemli bir başarıyla döndü. Holding, 2022’den bu yana başarıyla yürüttüğü ve tüm Borusanlıların katılımına açık olan Geleceğe İlham Ödülleri Programı ile Çalışan Katılımı kategorisinde ödülün sahibi oldu. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Lideri Nursel Ölmez Ateş, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Borusan’da sürdürülebilirliğin en büyük gücü, çalışma arkadaşlarımızın bu alandaki katkısı ve sahiplenmesi. Geleceğe İlham Ödülleri ile ortaya çıkan her proje, işimizi daha sorumlu, daha verimli ve geleceğe daha hazırlıklı hale getiriyor. Bu ödül, geleceğe birlikte ilham veren tüm Borusanlıların ortak başarısının bir göstergesi.” Borusanlıların fikir ve projelerini somut faydaya dönüştürmek amacıyla hayata geçirilen Geleceğe İlham Ödülleri Programı; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarda yüksek etki yaratan Grup içi projeleri destekliyor. Tüm Borusan çalışanlarının katılımına açık olan program kapsamında projeler; Borusan’ın i³ yaklaşımı çerçevesinde İklim (karbonsuzlaşma, enerji yönetimi, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi), İnsan (yetenek yönetimi, kapsayıcılık ve çeşitlilik, iş sağlığı ve güvenliği) ve İnovasyon olmak üzere üç ana odak alanında belirlenen kriterlere göre değerlendiriliyor, alanında uzman değerlendirme kurulu üyelerinin değerlendirmesinden geçiyor. Program, başarılı uygulamaların Grup genelinde ölçeklenmesini teşvik ediyor. 4 yılda 459 proje, 17 milyon dolarlık ekonomik değer Sürdürülebilirliği bir kurum kültürü haline getiren Geleceğe İlham Ödülleri, ölçülebilir çıktılarıyla dikkat çekiyor. Program kapsamında bugüne kadar 459 proje titizlikle değerlendirildi. Hayata geçirilen projeler sayesinde: 168 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlandı.24,5 milyon kWh enerji tasarrufu elde edildi.2,2 milyon Sm³ doğal gaz tüketimi azaltıldı.95 bin ton su çekimi ve 83 bin ton atık azaltımı gerçekleştirildi.Çevresel kazanımların yanı sıra projelerle toplamda yaklaşık 17 milyon ABD doları ekonomik değer yaratıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası COP31’de  “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor Haber

Türkiye İş Bankası COP31’de “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor

Küresel iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliğinin ve somut adımların en üst düzeyde ele alındığı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31. oturumu (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. İş Bankası, COP31’in temel ilkeleri olan diyalog, uzlaşı ve aksiyon ekseninde, Türkiye’nin çevresel ve sosyal açıdan güçlü ve dayanıklı dönüşümüne sunduğu katkıyı COP 31’e taşıyacak. Banka, zirve boyunca paydaşlarının iklim geçiş yolculuklarına eşlik etme vizyonunu ve somut çalışmalarını katılımcılarla buluşturmayı hedefleyecek. Bu kapsamda enerji dönüşümü, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, denizler, gıda ve tarım gibi farklı temalarda önde gelen isimlerin katılımıyla tematik diyaloglar ve buluşmalar gerçekleştirilecek. “Somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve finansın dönüşümdeki rolüne odaklanacağız” İş Bankası’nın COP31’e katılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, iklim krizinin etkilerini azaltmak ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla atılan adımların önemini vurguladı. Özşuca, insanlığın karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan biri olan iklim değişikliğiyle mücadele için dünya genelinde hızla harekete geçilmesi, yenilikçi ve iş birliğine dayalı çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek; “İklim değişikliği, şirketlerin üretim süreçlerini, yatırım ihtiyaçlarını ve rekabet gücünü etkilerken, doğal kaynaklarımızın ve toplumsal refahın geleceğini de şekillendiriyor. Dayanıklı bir gelecek için bu alanları birlikte ele almak, farklı uzmanlıkları ve kaynakları ortak hedefler etrafında buluşturmak gerekiyor. Müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarını anlamak, projelerin uygulanabilir ve finanse edilebilir hale gelmesine katkı sağlamak ve ihtiyaç duyulan sermayeyi doğru yatırımlarla buluşturmak, bu yaklaşımın önemli bir parçası. İş Bankası olarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunarken Türkiye’nin üretim kapasitesine, rekabet gücüne ve uzun vadeli dayanıklılığına da katkı sağlamayı amaçlıyoruz. COP31, Türkiye’nin yeşil kalkınma hamlesini uluslararası alanda duyurmak ve ortak akıl üretmek için eşsiz bir zemin sunuyor. Yer alacağımız Yeşil Bölgede somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve reel ekonominin dönüşümünde finansın rolüne odaklanacağız. İkinci yüzyılımızda da her alanda geliştirdiğimiz iş birlikleriyle ve sunduğumuz finansman çözümleriyle Türkiye’nin güçlü ve dayanıklı geleceği için çalışmayı sürdürüyoruz.” dedi. Finans, bilim, sanat ve teknolojiyi COP31’de buluşturacak İş Bankası’nın COP31’de paylaşacağı deneyimin temelinde, farklı sektörlerde geliştirdiği finansman çözümleri ve uzun yıllara dayanan birikimi yer alıyor. Banka; yenilenebilir enerji finansmanından tarımda verimliliğin artırılmasına, kadın girişimciliğinin desteklenmesinden KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne kadar geniş bir yelpazede müşterilerinin dönüşümüne eşlik ediyor. Bu çalışmaları bilimsel araştırmalara, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, doğal ekosistemlerin onarılmasına ve yenilikçi teknolojilere sağladığı katkıyla güçlendiren İş Bankası, COP31’de finans, bilim, sanat ve teknolojiyi buluşturan projelerin dayanıklı bir geleceğin inşasındaki rolüne dikkat çekecek. Banka, zirvede kurulacak iş birliklerinin iklim eylemine kalıcı ve somut katkılar sunmasını amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LOGISTECH’te Geleceğin Yakıtları Konuşuldu Haber

LOGISTECH’te Geleceğin Yakıtları Konuşuldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda taşımacılık sektörünün sürdürülebilir dönüşümü ele alındı. Fuar kapsamındaki söyleşide biyoyakıtların kullanım alanları, Türkiye’nin üretim potansiyeli ve uluslararası düzenlemelerin sektöre etkileri konuşuldu. “Yeni Nesil Biyoyakıt Çözümleri” temasıyla düzenlenen DEKATHON 2026’da ise öğrenciler, girişimciler ve sektör temsilcileri biyoyakıt teknolojilerine yönelik yeni fikirler geliştirmek üzere bir araya geldi. İZFAŞ’ın katkıları, DB Tarımsal Enerji ve DEPARK iş birliğiyle gerçekleştirilen DEKATHON, geçen yıl ulaşımda karbonsuzlaşma temasıyla ilk kez düzenlendi. Bu yıl biyoyakıt çözümlerine odaklanan etkinlik kapsamında, DB Tarımsal Enerji standında fikir geliştirme çalışmaları yapıldı ve alandaki girişimlerin desteklenmesine yönelik adımlar ele alındı. Gençler ve sektör temsilcileri aynı platformda buluştu Programda; iş modeli geliştirme çalışmaları, uzman bilgilendirmeleri ve firma-öğrenci görüşmeleri yapıldı. Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi’nin katkısıyla Ar-Ge projeleri, patent veri tabanları, sınai mülkiyet hakları ve proje yönetimi konularında da bilgilendirme gerçekleştirildi. DEKATHON 2026’da takımlar; hammadde izlenebilirliğinden kaynak verimliliğine, biyoteknolojiden sürdürülebilir tarıma kadar yedi çalışma alanında çözüm geliştirecek. Fuarın ardından yapılacak ön elemede seçilecek 10 takım, çevrim içi mentörlük görüşmeleriyle finale hazırlanacak. 22 Ekim’de Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Yerleşkesi’ndeki DEPARK BAMBU Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilecek sekiz saatlik ideathon ve jüri değerlendirmesi sonunda ilk üç takım belirlenecek. DEKATHON 365 yaklaşımıyla proje takibi yarışma sonrasında da devam edecek. DEPARK, takımları uygun destek programlarına yönlendirirken projelerin prototip geliştirme ihtiyaçları DB Tarımsal Enerji ve ilgili firmalarla değerlendirilecek. Türkiye’nin rekabet gücü ele alındı Fuar kapsamında “Ulaşımda Karbonsuzlaşma ve Türkiye’nin Rekabet Gücü: Regülasyonlardan Fırsatlara” başlıklı söyleşi düzenlendi. Ege Üniversitesi Biyokütle Enerji Sistemleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Günnur Koçar’ın moderatörlüğündeki oturumda, Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu ve Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı konuşmacı olarak yer aldı. Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, denizcilik sektöründe yeşil enerji, metanol ve biyoyakıt gibi alternatif yakıtların kullanımının giderek arttığını belirterek, Türkiye’de biyoyakıt kullanan gemilerin bulunduğunu ifade etti. Altun, armatörlerin geçiş sürecindeki en önemli çekincelerinden birinin motor güvenliği olduğunu belirterek, “Gemi sahipleri en çok ‘Motoruma bir şey olur mu?’ diye soruyor. Bizim biyoyakıt kullanan gemilerimiz var ve bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadık” dedi. Biyoyakıt kullanımında teknik uygulamaların yanı sıra yakıtın üretiminden kullanımına kadar tüm emisyonların dikkate alınması gerektiğini belirten Altun, “Uluslararası sertifikasyon süreçlerinin güçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu. “Türkiye önemli bir yakıt ikmal merkezi olabilir” EPDK Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu, Avrupa Birliği düzenlemelerinin sürdürülebilir yakıtlara yönelik talebi artırdığını belirtti. Çelebioğlu, Türkiye’nin coğrafi konumunun da önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekerek, “Türkiye, özellikle Süveyş Kanalı üzerinden geçen gemiler için önemli bir yakıt ikmal merkezi olma potansiyeline sahip” dedi. Sürdürülebilir yakıt ekosisteminin hammadde, pazar, üretim, teknoloji ve sertifikasyon başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Çelebioğlu, “Türkiye’nin Avrupa Birliği 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda ortak bir yol haritasına ihtiyacı var, bu konuda sektörlerin ortak bir konuşma dili oluşturması gerekiyor” diye konuştu. “Enerjiyi verimli kullanmak da önemli” Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı ise biyoyakıtların ulaşım sektöründe dönüşüm sürecini hızlandırabileceğini belirterek, “Kara, hava ve deniz taşımacılığında mevcut motor teknolojileriyle kullanılabilen ‘drop-in’ yakıtlar, yeni yakıtlara geçişi kolaylaştırıyor. Türkiye’nin sahip olduğu atık ve biyokütle kaynakları da bu alanda önemli bir hammadde potansiyeli oluşturuyor” dedi. Biyoyakıt üretiminde atıkların da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Borovalı, biyorafineri yaklaşımının önemine dikkat çekerek, “Bir ürün üretirken ortaya çıkan atıkları da başka ürünlere dönüştürebildiğimiz çoklu bir üretim modeline geçiyoruz. Atığın kaynağında belirlenmesi, toplanması ve ayrıştırılması bu sistemin en önemli aşamalarından biri” derken sürdürülebilir üretimde su ve enerji verimliliğinin de önem taşıdığını ifade etti. Borovalı, “Artık yalnızca ne kadar enerji ürettiğimize değil ne kadar su ve enerji tükettiğimize de bakıyoruz. Enerjiyi daha fazla üretmek kadar mevcut enerjiyi korumak ve verimli kullanmak da önemli” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.