Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbonsuzlaşma

Kapsül Haber Ajansı - Karbonsuzlaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbonsuzlaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi Haber

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi

Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi. Bu önemli adım, şirketin 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile beraber şirketin Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri fabrikalarının tamamı karbon nötr hale gelmiş oldu. GEBKİM Fabrikası’nın yanı sıra Hindistan’daki Kurkumbh Tesisi’nin de karbon nötr olmasıyla birlikte, Henkel’in Hindistan, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki en büyük iki tesisi karbon nötr üretimle faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Henkel, GEBKİM Fabrikası’nda doğal gazla çalışan kazan sisteminin yüksek verimli elektrikli kazan sistemiyle tamamen değiştirilmesini sağlayan önemli bir elektrifikasyon projesini hayata geçirdi. Bu dönüşüm sayesinde, tesisteki doğrudan fosil yakıt kullanımı tamamen ortadan kaldırılırken, Kapsam 1 emisyonları sıfıra indirildi ve yıllık yaklaşık 956 ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyon azaltımı sağlandı. Ayrıca tesis bünyesinde üretilen güneş enerjisi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC) kombinasyonu sayesinde %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçildi. Böylece Kapsam 2 emisyonları da sıfırlanırken, yeni sistemin sağladığı yüksek verimlilik sayesinde toplam enerji tüketimi azaltılarak üretim kapasitesinin korunması mümkün oldu. Böylece GEBKİM Fabrikası, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlayarak Henkel’in fosil yakıtsız üretimde küresel ölçekteki öncü tesislerinden biri haline geldi. Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri IMEA Bölgesi Operasyonlar ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Ulmann, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel olarak, Türkiye’deki GEBKİM Fabrika’mızla birlikte Hindistan’daki Kurkumbh Tesislerimizde de karbon nötr üretime geçtik. IMEA bölgesindeki iki önemli tesisimizde karbon nötr üretime ulaşmamız, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri’nin küresel sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirme yolunda önemli bir adım. Hedefimiz çok net: Tüm operasyonlarımızdaki fosil yakıtları sistematik olarak ortadan kaldırıyor ve bunları yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli süreçlerle değiştiriyoruz. GEBKİM ve Kurkumbh Fabrikalarımızda elde ettiğimiz bu üretim başarısı, stratejimizi tesis düzeyinde somut sonuçlara dönüştürebildiğimizi gösteriyor ve net sıfır operasyonlara ulaşma yolculuğumuzu hızlandırıyor." Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Operasyonlar Direktörü Mehmet Yılmaz ise, “GEBKİM Fabrika’mızın karbon nötr hale gelmesi, Henkel’in 2045 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda attığı kararlı adımlarda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önce de Tuzla Fabrika’mızda karbon nötr üretimi hayata geçirerek sürdürülebilirlik hedeflerimiz çerçevesinde önemli bir adım atmıştık. Böylece Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri tesislerimizin tamamında karbon nötr üretime geçmiş olduk. GEBKİM Fabrika’mızdaki bu dönüşüm, elektrifikasyonun endüstriyel operasyonları temelden nasıl dönüştürebileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Elektrikli sistemler ve yenilenebilir enerji kullanımına geçerek fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırdık. Bu başarı, inovasyon, teknoloji, güçlü ekip çalışması ve kararlılığın birlikte neler başarabileceğini de ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Henkel, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak küresel üretim ağında karbonsuzlaşma dönüşümünü hızlandırıyor. Bu adımlar, şirketin operasyonları ve değer zincirindeki karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen net sıfır emisyon vizyonuna ulaşmasında kritik rol oynarken, müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlıyor. Bu kilometre taşı, Henkel’in sürdürülebilir sanayi dönüşümüne öncülük etme kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, fosil yakıtsız üretimin farklı bölgelerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir olduğunu da kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya! Haber

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya!

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. Dünya liderleri, bilim insanları, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümler masaya yatırılacak. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 5-11 Haziran Çevre Koruma Haftası kapsamında iklim krizi ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini değerlendirdi. İklim krizi geleceğin değil bugünün en büyük sorunu Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına hatta ekonomiye kadar pek çok farklı alan yer alıyor. Tarımda kuraklığın verimlilik düşüşüne neden olduğunu biliyoruz. Bunun yanında pek çok tarımsal üründe iklim değişikliği etkisiyle hastalıkların daha sık ortaya çıktığı ve hastalıklara karşı direncin de düştüğü görülüyor. Ayrıca tarımsal üretim sonucunda elde edilen ürünlerde besin içeriğinin de olumsuz etkilendiği pek çok çalışma ile kanıtlanmış durumda. Son olarak pek çok ürün bölgesel iklim özelliklerinin değişmesiyle gelecekte bulundukları bölgelerde yetiştirilemeyebilir. Bu durumların tamamı doğrudan gıda güvenliğini olumsuz etkilemekte ve gelecekte karşılaşılabilecek olumsuz senaryolar konusunda bizi uyarmaktadır.” dedi. Su krizi halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit ediyor Su kaynaklarının da iklim değişikliğinden en çok etkilenen doğal kaynaklardan biri olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde pek çok bölgede su kaynakları iklim değişikliğinin su döngüsünü bozmasıyla risk altındadır. Su kaynaklarının miktar ve kalitesinin bozulması ise doğrudan hijyen koşullarını bozarak halk sağlığını küresel ölçekte risk altına almaktadır. Bununla beraber kuraklık pek çok salgın hastalığın yayılması hızını artırmaktadır. Tarımsal üretimden gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına kadar bahsi geçen tüm etkilerin ortaya çıkardığı bir de ekonomik faktörler yer almaktadır. Günümüzde pek çok ülkenin her yıl iklim değişikliği ile mücadele için ve iklim değişikliğinden etkilenen sektörlerin desteklenmesi için büyük fonlar kullandığı bilinmektedir.” diye konuştu. Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri Ülkemizin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden sayılan Akdeniz Havzası içerisinde yer aldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İklim değişikliği konusunda hazırlanan bilimsel raporlarda Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu durum özellikle son yıllarda kendini su kaynaklarında azalma, yağış rejimlerinde değişim, geniş alanlarda meydana gelen orman yangınları, güney ve iç bölgelerimizde meydana gelen şiddeti kuraklık ve özellikle Karadeniz kıyılarında daha sık gerçekleşen sel felaketleri ile kendini göstermektedir. Bu göstergeler ülkemizin hem kuraklık hem de afetler açısından ne denli riskler taşıdığını ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Küresel ısınma iklim sistemini nasıl değiştiriyor? Küresel Isınma ve İklim Değişikliği konusunun birbirine bağlı iki kavram olduğunu söyleyen Adiller, şunları anlattı: “Günümüzde karbon emisyonları olarak ile sıkça dile getirilen kavram aslında havada bulunan ve havanın ısınmasına yardım eden gazların miktarlarını ifade ediyor. Sanayi devrimi ve nüfus artışı ile havadaki miktarları artan bu gazlar havanın eskisine göre daha sıcak kalmasına sebep oluyor ve bu durum küresel hava sıcaklığı ortalamasının yükselmesi şeklinde kendini gösteriyor. Bu duruma biz Küresel Isınma adını veriyoruz. Sıcaklığın artışıyla diğer koşullarda da değişiklikler meydana geliyor. Buharlaşma, rüzgar, nem ve yağış gibi hava olayları da sıcaklığa bağlı olarak değişiyor. Örneğin sıcaklığın artmasıyla yeryüzünden buharlaşan su miktarı artıyor. Bununla beraber hava ısındıkça havanın nem tutma kapasitesi de artıyor. Yani hem yeryüzündeki su havaya geçiyor, hem de hava daha sıcak olduğu için havada nem olarak bulunan suyun yağış olarak yeryüzüne dönmesi gecikiyor. Bunun sonucunda yağışın daha uzun aralıklarla yağmasıyla kuraklığın şiddeti artıyor, hem de yağmur düştüğünde hava daha fazla nem tuttuğu için bazı durumlarda anlık çok şiddetli yağışlar oluyor. İşte iklim sisteminde gerçekleşen bu tür değişikliklerin tümüne de İklim Değişikliği adını veriyoruz. Maalesef iklimdeki bu değişiklik de deniz seviyesinin yükselmesini, yağış rejimlerinin değişmesini, okyanus asitlenmesini ve fırtına, hortum, sel gibi aşırı hava olaylarının daha sık gerçekleşmesi gibi sonuçlar doğuruyor.” Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapması neden önemli? Bu yıl ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapıyor olmasının, bu alanla ilgilenen tüm çevrelerin gözünün Türkiye’de olacağı anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye’nin böyle bir ortamda dönem başkanlığını üstlenmesi, bu alanda gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği faaliyetleri dünyaya duyurması açısından ve küresel iklim politikalarında karar verici bir aktör olma potansiyelini ortaya koyma açısından büyük bir fırsat yaratmaktadır. Günümüzde iklim değişikliği sadece bir çevresel kavram değildir. Dünyada pek çok ülke, kurum ve kuruluş ekonomi politikalarını ve yatırımlarını genellikle iklim değişikliği gibi çevresel kavramları dikkate alarak belirlemektedir. Bu yüzden de bu tür etkinlikler genellikle finans ve iş dünyası açısından da oldukça önemlidir. Zirve sırasında oluşacak bu ortam, yerel girişimcilerin ve yerli teknolojilerin dünya ile buluşması açısından da bulunmaz bir fırsat yaratacaktır.” dedi. COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil Bunların yanında, ülkemizin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul gören “Sıfır Atık” Projesi’nin bu ortamda dünyanın tüm ülkelerine uygulanabilir bir model olarak sunulma imkânı yakalayacağını da dile getiren Adiller, “COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine giden yolda kendini gösterdiği, küresel yatırımları üzerine çektiği ve iklim krizine karşı çözüm üreten bir öncü olma yolunda kendini kanıtlaması için tarihi bir şanstır.” ifadesinde bulundu. COP31’de Türkiye’nin vitrini; Sıfır Atık ve dirençli şehirler COP31’de Türkiye’nin odak noktasının kesinlikle markalaşma süreci içerisinde olan Sıfır Atık Projesi olması gerektiğini kaydeden Adiller, “2017 yılında başlatılan ve küresel olarak da bilinirliği son yıllarda artan proje hem döngüsel ekonomi hem de atıklara bağlı emisyonların azaltılması konusunda iklim değişikliği süreçleri ile oldukça uyumludur. Bunun yanında Türkiye’nin vizyonunun da doğru anlatılması noktasında önemli bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca Hatay’ın yeniden yapılandırılması süreciyle birlikte gündeme getirilen Dirençli Şehirler kavramı ve şehirlerin iklim krizine uyumlu hale getirilmesi önemli gündem maddeleri olacaktır. Bunların yanı sıra, yeşil enerji ve sanayide karbonsuzlaşma, iklim finansmanı ve teknolojik altyapılar önemli gündem maddeleri oluşturarak ülkemize olumlu geri bildirimler getirebilir.” şeklinde görüşlerini ifade etti. Ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi prestij konusu COP süreçlerinin aslında bağlayıcılık konusunda tartışılan kavramlar olsa da, ülkelerin duruma karşı aldıkları duruşun küresel ölçekte dolaylı etkiler yaratabildiğini belirten Adiller, “Her ne kadar İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ya da Paris Anlaşması ülkelerin iklim değişikliği konusundaki eylem ya da eylemsizliklerine karşı caydırıcı yaptırımlara sahip olmamasına rağmen, önceden de belirttiğimiz gibi iklim değişikliği kavramı başlı başına yatırımcıların ya da finans kuruluşlarının yakından takip ettiği süreçlerden biri. Bu yüzden de ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi ya da yerel politikada ve hukukta bu süreçlere ne kadar yer verdikleri ülkelere bu anlamda prestij kazandırmakta ve belli çevrelerde yatırım yapılabilirlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.” dedi. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında İklim değişikliğinin hem kuraklık süreçlerini uzatması hem de şiddetli yağışlara sebep olmasının ülkemizdeki su kaynaklarını olumsuz etkilediğini anlatan Adiller, şunları kaydetti: “Yağışın yüksek şiddette yağması toprak tarafından emilen ve yeraltı suyuna katılan su oranını düşürürken, sel ve taşkın gibi süreçleri tetikliyor. Bu süreçler sonucunda da düzenli aralıklarla yağması durumunda toprağı yer altı suyunu ve dereleri beslemesi gereken yağış maalesef büyük oranda. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2000 yılında 1 652 m3, 2009 yılında 1 544 m3, 2020 yılında ise 1 346 m3 olmuştur. Günümüzdeki sahip olduğumuz bu değer ülkemizi Su Stresi Yaşayan ülkeler durumuna sokuyor. Bu azalma hızının aynı koşullarda devam etmesi durumunda ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarının 2050’li yıllarda su fakiri olma sınırı olan 1000 m3’ün altına düşeceğini söyleyebiliriz. Bu senaryo bile başlı başına korkutucu iken uydu görüntüleri ile yapılan incelemeler ülkemizdeki pek çok gölün son 40 yıllık süreçte ciddi su kaybına uğradığını ve bazılarının tamamen kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Burada tek sebep tabii ki iklim değişikliği değil, yanlış tarımsal uygulamaların da maalesef süreci hızlandırmış olduğu gerçeğini vurgulamalıyız.” İklim değişikliği konusunda yol ayrımına ulaşmak üzereyiz Bugün iklim değişikliği konusunda bir yol ayrımına ulaşmak üzere olduğumuza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Radikal adımlar atıp, içinde bulunduğumuz durumu değiştirmek ve iklim değişikliğine adapte olmak için hala geç değil. Ama eylemsizlikle geçen her yıl riski arttırmakta. 10 yıl iklim değişikliği konusunda çarpıcı etkileri görmemiz açısından çok kısa sayılacak bir zaman dilimi ama hiçbir adım atmadan ya da önlem almadan geçirilecek 30 ila 50 yıllık bir süreç sonrasında ülkemizi su ve gıda kıtlığı, ciddi ekolojik kayıplar (bazı ekosistemlerin yok olmanın eşiğine gelmesi) ve iç göçlerin çok yoğun gerçekleştiği ve özellikle bazı bölgelerde ciddi altyapı sorunlarının yaşandığı durumlarla karşı karşıya kalınabilir.” diye konuştu. Günümüzde gerçekleştirilen pek çok anketin insanların iklim değişikliğine karşı mücadeleye olan inançlarını kaybettiklerini gösterdiğini dile getiren Adiller, “Özellikle anketlere katılan pek çok kişi ülkelerin üzerine düşen görevi yerine getirmediği yönünde. Bence bu konuda da haksız sayılmazlar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna savaşa yaptıkları yatırımı yaşama yapsa da dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliğine sağlayabilsek.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havacılığın Yeşil Geleceğine Güç Veren Yatırım Haber

Havacılığın Yeşil Geleceğine Güç Veren Yatırım

Kuruluşundan bu yana sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte örnek uygulamalara imza atan İGA İstanbul Havalimanı, 240 megavat (MW) toplam kurulu güce sahip Eskişehir Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla ‘Tüm Elektrik İhtiyacını Güneş Enerjisinden Karşılayan Dünyanın İlk Mega Havalimanı’ oldu. Yaklaşık 3 milyon metrekarelik alanda 220 milyon euro yatırımla faaliyete geçen proje sayesinde İGA İstanbul Havalimanı, operasyonlarında kullandığı elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak hem dünya havacılık sektöründe önemli bir ilke imza attı hem de 2050 Net Sıfır Emisyon hedefleri doğrultusunda kritik bir eşiği geride bıraktı. Küresel havacılık sektörünün en büyük yenilenebilir enerji yatırımlarından Eskişehir GES’in resmî açılışı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen “2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni” kapsamında yapıldı. 2026 yılı itibarıyla operasyonlarını tamamen yeşil enerjiyle sürdüren ve 2050 Net Sıfır Emisyon yol haritasının yüzde 30-40 önünde ilerleyerek küresel sürdürülebilirlik standartlarını yeniden tanımlayan İGA İstanbul Havalimanı, Eskişehir GES yatırımı ile enerji dönüşümü ve karbonsuzlaşma yolculuğunun en stratejik adımlarından birini hayata geçirmiş oldu. “Her yıl 212 bin 800 ton karbondioksit emisyonunu önlüyoruz” İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, konuya ilişkin değerlendirmesinde, sürdürülebilirliği; operasyonlarının yan unsuru değil, temel yapı taşı olarak konumlandırdıklarını belirterek, şunları kaydetti: “2025 yılında devreye aldığımız Eskişehir Güneş Enerji Santralimiz, sürdürülebilirliği merkeze alan anlayışımızın en güçlü yansıması. GES ile sadece 5 ay içinde, yıllık toplam elektrik tüketimimizin yüzde 54’üne karşılık gelen enerjiyi ürettik. 2026’da ise sorumluluk alanlarımızdaki elektrik tüketimimizin tamamını güneşten karşılar hâle geldik. Bu, dünyanın en büyük havalimanlarından birinin tüm elektrik ihtiyacını yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle karşıladığı anlamına geliyor. Bu, havacılık tarihinde bir ilk.” Bu başarının, rakamların ötesinde anlam taşıdığını ifade eden Bilgen, GES yatırımıyla her yıl 212 bin 800 ton karbondioksit emisyonunu önlediklerini bildirdi. Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2019 baz yılına kıyasla yüzde 27,8 oranında azalttıklarını ve 2050 Net Sıfır Emisyon hedeflerine giden yol haritalarının yüzde 30-40 ilerisinde olduklarını ifade eden Bilgen, şu değerlendirmelerde bulundu: “Avrupa havalimanlarının öngördüğü dönüşüm hızının çok üzerindeyiz. Bu, bizim için bir gurur kaynağı ve daha büyük adımlar atmak için güçlü bir motivasyon. Eskişehir GES, sadece İGA için değil, enerji yoğun çalışan tüm sektörler için bir referans noktası hâline geldi. Havalimanı ölçeğinde bu dönüşümü gerçekleştiren ilk kurum olarak şuna inanıyoruz; büyümek ile gezegenimizi korumak arasında seçim yapmak zorunda değiliz. Doğru vizyon, doğru teknoloji ve kararlı bir iradeyle ikisi birlikte mümkün. Daha temiz bir gelecek ulaşılmaz bir ideal değil, bugün hayata geçirdiğimiz bir gerçektir.” Büyüme ve sürdürülebilirliği aynı hedefte buluşturuyor Büyümesini; çevresel etkilerini azaltan ve doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayan yatırımlarla destekleyen İGA İstanbul Havalimanı, ‘Dünyayı koruma’ stratejisi kapsamında, Eskişehir GES yatırımı ile her yıl yaklaşık 212 bin 800 ton karbondioksit emisyonunun önüne geçmeyi hedefliyor. Engellenen bu emisyon miktarı, santralin 25 yıllık ekonomik ömrü boyunca yaklaşık 517 milyon kızılçam ağacının karbon tutma kapasitesine eş değer bir çevresel fayda sağlayacak. Temiz enerjisini tesis sınırları dışından sağlıyor İGA İstanbul Havalimanı, 2050 Net Sıfır Emisyon taahhüdü doğrultusunda ilerlerken, daha önce yüzde 50 olarak belirlediği 2030 yenilenebilir enerji hedefini de yüzde 90’a yükseltti. Terminal binasının özgün mimari yapısını ve estetik bütünlüğünü korumak amacıyla güneş panellerini terminal çatısı yerine Eskişehir’deki santral sahasında konumlandıran İGA İstanbul Havalimanı, Türkiye’nin uzaktan yenilenebilir enerji kullanımına izin veren ileri düzey enerji mevzuatı sayesinde tesis sınırları dışında yer alan bir santralden sağlanan yüzde 100 temiz enerjiyle faaliyetlerini sürdüren dünyadaki ilk mega havalimanı unvanı kazandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zorlu Enerji’nin Sürdürülebilirlik ve Dijital Deneyim Alanındaki Başarılarına 6 Ödül Birden Haber

Zorlu Enerji’nin Sürdürülebilirlik ve Dijital Deneyim Alanındaki Başarılarına 6 Ödül Birden

Sürdürülebilirlik stratejisi, finans ve dijital iletişim alanındaki yenilikçi projeleriyle uluslararası arenada başarılarını sürdüren Zorlu Enerji, altı önemli ödüle layık görüldü. Şirket, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde inovatif projeleri desteklemeyi amaçlayan Stevie Awards kapsamında Net Zero Roadmap stratejisiyle “Yılın Sürdürülebilir Ürünü/Hizmeti (Sustainable Product / Service of the Year)” kategorisinde Altın ödül kazandı. Zorlu Enerji, ABD merkezli Uluslararası Pazarlama ve İletişim Profesyonelleri Derneği (AMCP) tarafından düzenlenen Hermes Creative Awards’ta da iki ayrı ödülün sahibi oldu. Şirket, “3D Interaktif Sürdürülebilirlik Haritası (3D Interactive Sustainability Map)” projesiyle “Etkileşimli Web Özelliği (Interactive Web Feature)” kategorisinde Platinum, “Yatırımcı İlişkileri Web Sitesi (Investor Relations Website)” projesiyle ise “Kullanıcı Deneyimi / Kullanıcı Arayüzü Tasarımı (UX / UI Design)” kategorisinde Altın ödüle layık görüldü. Ayrıca Zorlu Enerji, International Finance Awards 2025 kapsamında “Türkiye’nin En İyi Sürdürülebilir Tahvil İhracı (Best Sustainable Bond Issuance – Türkiye)” ve “Türkiye’nin En Yenilikçi Entegre Enerji Şirketi (Most Innovative Integrated Energy Company – Türkiye)” kategorilerinde iki ödül kazandı. “Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme stratejimiz uluslararası ölçekte karşılık buluyor” Alınan ödüllerin Zorlu Enerji’nin uzun soluklu sürdürülebilirlik ve dijitalleşme stratejisinin bir yansıması olduğunu ifade eden Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, “Zorlu Enerji olarak sürdürülebilirliği uçtan uca bir iş yapış biçimi olarak ele alıyor, tüm faaliyetlerimizi bu doğrultuda gerçekleştiriyoruz. Enerji üretiminden satış ve pazarlamaya, inovasyondan finansmana kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik prensiplerine uygun şekilde yönetiyoruz. Ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarını bütünsel değerlendirerek sürdürülebilir değer yaratmak için çalışıyoruz. Dijitalleşmeyi bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor, değişen ve dönüşen dünyanın ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirirken kullanıcı deneyimini ve operasyonel verimliliğimizi güçlendiriyoruz. Bu yaklaşımımızın yansıması olan projelerimizin farklı platformlarda ödüllendirilmesi bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Sürdürülebilirlik stratejimiz çerçevesinde geliştirdiğimiz çalışmalarla yarattığımız etkiyi büyütmeye devam edeceğiz” dedi Net Zero Roadmap’e Yılın Sürdürülebilir Ürünü Ödülü Zorlu Enerji’nin değer zinciri genelinde karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik kapsamlı dönüşüm yaklaşımını ortaya koyan Net Zero Roadmap stratejisi, Stevie MENA Awards kapsamında “Yılın Sürdürülebilir Ürünü/Hizmeti (Sustainable Product / Service of the Year)” kategorisinde Altın ödüle layık görüldü. Zorlu Enerji bu yol haritası kapsamında Scope 1 (doğrudan emisyonlar), Scope 2 (dolaylı enerji kaynaklı emisyonlar) ve Scope 3 (değer zinciri kaynaklı diğer dolaylı emisyonlar) sera gazı emisyonlarını analiz ederek başlıca emisyon kaynaklarını belirledi ve buna uygun karbonsuzlaşma hedefleri oluşturdu. Belirlenen hedefler, küresel ölçekte kabul gören ‘‘Bilim Temelli Hedefler Girişimi – SBTi (Science Based Targets initiative)’’ da onaylandı. Zorlu Enerji, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından düzenlenen İTÜ Yönetim Ödülleri’nde de bir ödüle layık görüldü. Enerji ve Çevre kategorisinde ödül alan şirket, sürdürülebilirlik ve çevre alanındaki başarılı uygulamaları sayesinde bu ödülü kazandı. Hermes Creative Awards’tan dijital iletişim projelerine iki ödül Hermes Creative Awards’tan Dijital İletişim Projelerine iki ödül alan Zorlu Enerji, Türkiye enerji sektöründe bir ilk olan 3D Interaktif Sürdürülebilirlik Haritası ile enerji portföyünü ve sürdürülebilirlik çalışmalarını etkileşimli bir platformda sunuyor. Kullanıcılar bu platform sayesinde santralleri inceleyip biyolojik çeşitlilik, döngüsel ekonomi, karbonsuzlaşma ve sosyal projelere dair bilgilere erişebiliyor. “Yatırımcı İlişkileri Web Sitesi” projesi ise finansal ve kurumsal bilgileri kullanıcı dostu bir tasarım ve geliştirilmiş navigasyonla yatırımcılara sade bir şekilde sunuyor. Zorlu Enerji finansman yaklaşımı ile International Finance Awards’ta ödüllendirildi Yenilikçi ve entegre enerji yaklaşımı küresel ölçekte karşılık bulan Zorlu Enerji, uluslararası finans dünyasının saygın ödül programlarından biri olan International Finance Awards’ta sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarıyla “Türkiye’nin En İyi Sürdürülebilir Tahvil İhracı”, yenilikçi ve entegre yapısıyla ise “Türkiye’nin En Yenilikçi Entegre Enerji Şirketi” ödüllerine layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Dönüşümünün Geleceği ve Finansman Modelleri Bu Etkinlikte Konuşuldu Haber

İklim Dönüşümünün Geleceği ve Finansman Modelleri Bu Etkinlikte Konuşuldu

Etkinlikte, COP31’e giden süreçte iklim dönüşümünün yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı değil; sanayi, finans, enerji, teknoloji ve tedarik zincirlerini doğrudan etkileyen stratejik bir dönüşüm başlığı olduğu vurgulandı. Kamu–özel sektör iş birliklerinin önemi, kurumların uyum süreçlerinde karşılaştığı yapısal ve operasyonel zorluklar ile sürdürülebilir finansman modelleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Program, Platin Yaka Kurucusu Mehtap Yıldız’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından gerçekleştirilen “Fireside Chat — COP31 Vizyonu” oturumunda, STRAVISION Kurucusu, DeepTech, AI and Growth Strategist Platin Yaka Verda Emiroğlu moderatörlüğünde, Deloitte Türkiye Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Murat Günaydın ile COP31 vizyonu, Türkiye iş dünyasının dönüşüm sürecindeki konumu ve iklim politikalarının ekonomik etkileri ele alındı. Etkinliğin ilk paneli olan “Kurumların İklim Dönüşüm Haritası ve Karşılaştıkları Zorluklar” oturumunda; Plutarion Kurucu ve CEO’su Platin Yaka Yeliz Erinçkan moderatörlüğünde, Akkök Holding Kurumsal Sürdürülebilirlik Müdürü Çiğdem Arpat Koçak, Eczacıbaşı Topluluğu İnovasyon Yöneticisi ve TTGV İklim Öncüsü Tuğba Uçar Demir ile Sabancı Holding Sürdürülebilirlik Direktörü Derya Özet Yalgı yer aldı. Panelde, özel sektörün iklim dönüşümü yolculuğunda karşılaştığı yapısal, stratejik ve operasyonel zorluklar değerlendirildi. İkinci panel olan “İklim Dönüşüm Finansmanı ve Yatırım Araçları” oturumunda ise Energy Shift Capital Kurucu ve CEO’su Platin Yaka İlkay Demirdağ moderatörlüğünde; DenizBank Finansal Kurumlar ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü Beril Oğuz, QNB Finansbank Uluslararası Bankacılık ve Hazine Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök ile Yapı Kredi Leasing Perakende Kanalı ve Koç Holding Topluluğu Satış, İş Geliştirme Müdürü ve Sürdürülebilirlik Komitesi Üyesi Özcan Aydoğan konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, iklim dönüşümünün finansmanı, yatırım araçları, sürdürülebilir finansman modelleri ve kurumların bu alandaki ihtiyaçları masaya yatırıldı. Programın son bölümünde “Platin Yaka İyi Uygulama Örnekleri” kapsamında, So4aDvicE Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Kurucusu Platin Yaka Selime Öztürk, “Yapı Sektöründe Endüstriyel Simbiyoz: Karbonsuzlaşma, Kaynak Verimliliği ve Yeni Değer Zincirleri” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Perita Analitik Kurucusu Platin Yaka Cem Yılmaz ise “Sürdürülebilirlik Raporlaması Sürecinde Dijital Mentörlük Platformu” başlıklı sunumuyla dijitalleşme ve sürdürülebilirlik raporlaması alanındaki iyi uygulama örneklerini paylaştı. Etkinlik, COP31’e giden süreçte iş dünyası, finans sektörü, teknoloji girişimleri ve farklı sektör temsilcileri arasında ortak bir farkındalık ve iş birliği zemini oluşturmayı hedefledi. Platin Yaka, iklim dönüşümünü kurumların ihtiyaçlarını görünür kılan, iyi uygulamaları yaygınlaştıran ve sürdürülebilir finansman ile teknoloji çözümlerini buluşturan önemli bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyor. Platin Yaka, COP31’e uzanan süreçte iklim dönüşümünü iş dünyası için ortak akıl, somut eylem ve sürdürülebilir değer üretimi ekseninde ele almaya; farklı sektörleri aynı dönüşüm vizyonu etrafında buluşturmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Shell & Turcas’tan Elektrikli Mobilitede Çevre Dostu İnovasyon Haber

Shell & Turcas’tan Elektrikli Mobilitede Çevre Dostu İnovasyon

Shell & Turcas, elektrikli araç şarj istasyonları için geliştirdiği kablosuz acil durum butonu uygulaması ile 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “Düşük Karbon Kahramanı” ödülüne layık görüldü. Shell Recharge markası ile ve anlaşmalı olduğu Trugo elektrikli araç şarj noktalarıyla önemli bir ekosisteme hizmet veren Shell&Turcas, uygulama kapsamında yürütülen çalışmalarla toplamda yaklaşık 866 ton karbondioksit eşdeğeri (CO₂e) emisyonun önüne geçti. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin desteğiyle 11 yıldır düzenlenen zirve bu yıl, “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temasıyla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Kazı ihtiyacını azaltan uygulama Kablosuz Acil Durum Butonu (ASB) uygulaması, elektrikli araç şarj cihazlarının acil durdurma sistemlerine kablosuz olarak entegre edilmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, geleneksel yöntemlerde ihtiyaç duyulan kablolama altyapısı için yapılan saha çalışmalarını azaltıyor. Uygulama ile 180 istasyonda yaklaşık 9.000 metre kazının ve buna bağlı olarak 2.880 metreküp beton ve çimento kullanımının önüne geçildi. Ayrıca beton kırımı için iş makinesi kullanımına ihtiyaç duyulmazken, saha uygulamaları ortalama 48 saatlik bir montaj süresi ile tamamlandı. 866 ton karbon azaltımı Yapılan hesaplamalara göre, beton ve çimento kullanımının önlenmesiyle yaklaşık 864 ton karbondioksit eşdeğeri (CO₂e), iş makinesi kullanımının ortadan kaldırılmasıyla yaklaşık 2 ton CO₂’e ve personel ulaşımına bağlı olarak yaklaşık 0,1 ton CO₂e emisyonun önüne geçildi. Böylece toplamda yaklaşık 866 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlandı. Mehmet Ünal: “Hedefimiz net sıfır emisyonlu bir gelecek” Shell & Turcas Yatırımlar, Operasyon ve Yeni Enerjiler Direktörü Mehmet Ünal, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Shell olarak global stratejimizi, 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlu bir enerji şirketi olma hedefimiz doğrultusunda; daha az emisyonla daha fazla değer yaratmak üzerine kuruyoruz. Bu kapsamda, müşterilerimizle, kamu kurumlarıyla ve farklı sektörlerle birlikte çalışarak daha düşük karbonlu enerji çözümlerinin yaygınlaşmasını destekliyoruz. Elektrikli araç şarj altyapısı da bu dönüşümde önemli bir rol oynuyor. Kablosuz ASB uygulamamız, sahadaki kurulum süreçlerini sadeleştirirken emisyonları azaltmayı sağladığımız somut örneklerden biri. Geçmişte birçok kez kazandığımız bu ödülü geçen yıl da, Derince’deki Madeni Yağ ve Gres Üretimi Tesisimizde hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi projesiyle, kendi operasyonlarımızdan kaynaklanan emisyonları yıllık 500 ton azaltan bir projeyle kazanmıştık. Projelerimizi uygulamayı sürdürürken, önümüzdeki dönemde de operasyonlarımızda verimliliği artıran, emisyonları azaltan ve müşterilerimize daha düşük karbonlu enerji seçenekleri sunan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu  Haber

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu 

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor” Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip” Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi. Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi” Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi. Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, İstanbul Karbon Zirvesi’nde Sürdürülebilirliği Duyularla Buluşturdu Haber

MG International Fragrance Company, İstanbul Karbon Zirvesi’nde Sürdürülebilirliği Duyularla Buluşturdu

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından düzenlenen 11. İKZ İstanbul Karbon Zirvesi, 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. “Karbonsuzlaşma Yolunda Sürdürülebilir Çözümler ve Yeşil Akçenin Gücü” temasıyla düzenlenen zirve; iş dünyası, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerini sürdürülebilir gelecek hedefi etrafında bir araya getirdi. Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company zirvede “Koku Deneyim Sponsoru” olarak yer aldı. Karbon yönetiminden sürdürülebilir üretime kadar pek çok başlığın ele alındığı zirvede, farklı sektörlerden şirketler sürdürülebilirlik alanındaki yenilikçi çözümlerini paylaşırken, MG International Fragrance Company de tekstil ve esans teknolojilerinin geleceğine yönelik yaklaşımıyla dikkat çekti. Zirvede konuşmacı olarak yer alan MG International Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, tekstil sektörü, karbon yönetimi ve tüketici beklentilerinin dönüşümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konca, sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; inovasyonu, ürün geliştirmeyi ve tüketici deneyimini şekillendiren stratejik bir dönüşüm alanı olduğunu vurguladı. Türk tüketicisinin tekstil ürünlerinde en çok temizlik, ferahlık ve uzun süre kalıcı koku beklentisine önem verdiğini belirten Konca, güven veren, ferahlatıcı ve iyi hissettiren kokuların tüketiciyle güçlü bir bağ kurduğunu ifade etti. Tekstil ve esans dünyasının artık birbirini tamamlayan iki önemli alan haline geldiğini belirten Konca, kokunun tekstil ürünlerinde yalnızca bir tamamlayıcı değil, deneyimi güçlendiren önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Tekstil ve esansın kesişiminde gelişen yeni nesil inovasyonlara da değinen Konca, gelişmiş koku teknolojileri sayesinde tekstil ürünlerinin yalnızca temizlik değil, gün boyu devam eden duyusal bir deneyim sunduğunu belirtti. Kumaşlarla etkileşime giren yenilikçi sistemlerin uzun süre kalıcı etki yarattığını ifade eden Konca, tekstil dünyasında kokunun artık performans ve deneyimi bir araya getiren önemli bir unsur haline geldiğini aktardı Konca, şirketlerin geleceğe değer katabilmesi için inovasyon, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında bütüncül bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçlerinde değil, tüketicinin ürünle kurduğu duygusal bağda da ele almak gerektiğinin altını çizdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.