Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karbonsuzlaştırma

Kapsül Haber Ajansı - Karbonsuzlaştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karbonsuzlaştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch, Bugün ve Yarın Yük Taşımacılığını Nasıl Şekillendiriyor? Haber

Bosch, Bugün ve Yarın Yük Taşımacılığını Nasıl Şekillendiriyor?

Almanya – Bosch, güç aktarma sistemleri, termal kontrol, şasi, otomasyon, bağlantı ve dijital hizmetler için geniş bir teknoloji portföyüyle yazılım tanımlı ticari araçlara geçişi şekillendiriyor. Şirketin en son yenilikleri, araç üreticilerinin ve filo operatörlerinin karbonsuzlaştırma ve trafik güvenliğinden modern ticari araçlardaki yazılım ve sistemlerin artan karmaşıklığına kadar sektörün en acil sorunlarıyla başa çıkmalarına yardımcı oluyor. Bosch, sistem ortağı olarak, yazılım ve yapay zeka aracılığıyla hem araçtaki donanımı hem de dijital kontrol sistemini kapsayan özel çözümler sunuyor. Mayıs 2026'da Bosch, TSF Grubu'nun iki iştiraki olan Brakes India Private Limited (BIPL) ve Wheels India Limited (WIL) ile yıl sonuna kadar yeni bir ortak girişim kurma planlarını açıkladı. Yeni şirketin kurulması için resmi onaylar beklenmektedir. Bosch, bu yeni ortak girişim aracılığıyla portföyünü basınçlı hava üretimi, basınçlı hava arıtma, havalı süspansiyon ve park frenleri için akıllı aktüatörleri içerecek şekilde genişletmeyi hedefliyor. Bosch burada, şirketin ticari araç segmentindeki konumunu güçlendirmeyi ve yazılım tanımlı ticari araçların ve bağlantılı ulaşım çözümlerinin geliştirilmesini ilerletmeyi amaçlıyor. Bosch'un küresel pazarlar için güç aktarma sistemleri teknolojileri Elektrikli güç aktarma sistemi: Bosch, tek komponentlerden komple sistem çözümlerine kadar hem hafif hem de ağır ticari araçları elektrikli hale getiriyor. Yeni rigid e-axle, elektrik motoru ve şanzıman gibi elektrikli güç aktarma sisteminin temel bileşenlerini 18 ila 49 metrik ton ağırlığındaki ticari araçlar için bir çözüme entegre ediyor. Aks, aracın ağırlığını azaltırken aynı zamanda geleneksel elektrikli merkez tahrik sistemine göre daha verimli çalışıyor. %99'a varan verimliliğe sahip silisyum karbür invertörlerle birleştirildiğinde, rigid e-axle yük taşımacılığında işletme maliyetlerini önemli ölçüde düşürüyor. Küresel üretim ve tedarik ağı da tüm ilgili pazarlardaki tesislere güvenilir teslimatı doğrudan sağlıyor. Yüksek voltajlı motor tahrikli fan: Verimli termal kontrol, elektrikli ticari araçların menzili ve performansı için çok önemlidir. Bu amaçla Bosch, özellikle elektrikli ticari araçlar ve arazi uygulamaları için geliştirdiği 800 voltluk mimariler için yeni bir yüksek voltajlı fan modülü sunuyor. Çözüm, önemli araç komponentleri için isteğe bağlı soğutma sağlayarak enerji tüketimini azaltıyor ve böylece menzili ve verimliliği artırmaya yardımcı oluyor. Otobüsler ve kamyonlar için yakıt hücresi sistemleri: Ticari araçlar için yerel olarak sıfır emisyonlu bir güç aktarma sistemi çözümü olan yakıt hücreleri, su ve elektrik üretmek için hidrojen ve oksijen kullanır. Tamamen bataryalı elektrikli bir güç aktarma sistemine kıyasla, bu teknoloji daha düşük sistem ağırlığı, daha uzun menzil ve hızlı yakıt ikmal süreleri gibi avantajlar sunar. Bosch'un kompakt, yüksek entegrasyonlu yakıt hücresi sistemleri portföyü 100 ila 300 kilovat arasında bir güç yelpazesini kapsar. Bu, şehir içi otobüslerin, uzun yol kamyonlarının ve sabit uygulamaların çalışmasını mümkün kılar. Alternatif güç aktarım sistemi olarak hidrojen motorları: Bosch, 2025 yılından bu yana dünya çapında çeşitli test araçlarına ve filolarına, hem doğrudan ve emme manifoldu enjeksiyonu için enjektörler, kontrol üniteleri ve sensörler hem de hidrojen tankı sistemleri için bileşenler tedarik etmektedir. Bu güç aktarım sistemi çözümü, yerleşik mimarilere dayandığı için otomobil üreticileri mevcut geliştirme ve üretim hatlarını kullanmaya devam edebilirler. Ayrıca, hidrojen motoru nadir toprak elementleri veya değerli metaller gibi temin edilmesi zor olan hammaddelere neredeyse hiç ihtiyaç duymadığı için kaynak tasarrufu sağlar. Bosch ayrıca, genellikle belirli bölgeler veya uygulamalar için geliştirilmiş olan doğal gaz/metan, etanol ve metanol gibi diğer alternatif yakıtlar için de çözümler sunmaktadır. Bosch'un dijital karbon sertifikası: Organik ve elektrik bazlı sentetik yakıtlar, elektriklendirilmesi zor olan mevcut filo ve ticari araçlardan kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltır. Bosch, hidrojene bitkisel yağ (HVO) gibi yenilenebilir sentetik yakıtlar kullanan filo operatörlerine dijital bir yakıt ikizi sunar. Bu bulut tabanlı yazılım işlevi, alternatif yakıtların kullanımını otomatik olarak izler ve ortaya çıkan emisyon azalmasını belgeler. Kamyonlarda daha fazla güvenlik için sensörler ve bağlantı teknolojisi. Yan aynaya entegre edilmiş uyku hali tespiti: 2026 yılının ortalarından itibaren AB, yeni tescil edilen tüm kamyonların dikkatsizlik veya yorgunluktan kaynaklanan kazaları önlemek için sensör tabanlı sürücü uyarı sistemleriyle donatılmasını zorunlu kılıyor. Bosch, AB yönetmeliğini özellikle verimli bir şekilde uyguluyor: Bosch'un dijital yan aynasının sol ekranına entegre edilmiş bir kamera, sürücünün dikkatini izliyor ve üreticilerin ayrı bir ünite kurma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İki Avrupa kamyon üreticisi araçlarını bu çözümle standart olarak donatıyor. Görüntü verilerini işlemek için ayrı bir kontrol ünitesine hala ihtiyaç duyuluyor, ancak gelecekte bu görevi merkezi bir kontrolcü üstlenecek. Sensör verilerinin doğrudan kamerada birleştirilmesi: Modern kamyonlar, çevrelerini izlemek için zaten çok sayıda video ve radar sensörü kullanıyor. Bosch'un MPC4 çok amaçlı kamerası, kameranın çok sayıda çevresel sensöründen veri birleştirme olanağı sağlayan ilk kamera olma özelliğini taşıyor. Önceki modele kıyasla, Bosch işlem gücünü yirmi kat artırdı ve şerit değiştirme uyarısı ve acil fren desteği gibi yardımcı sistemleri geliştirmek için yapay zeka kullanıyor. Ticari araç ortamı için özel olarak tasarlanan sistem, 2027 yılında üretime geçecek. Kendi çip mimarisine sahip radar teknolojisi: Bosch, kameranın yanı sıra 2027 yılında yedinci nesil yeni radar sensörünü de tanıtacak. Sensör, dalga kılavuzu anten teknolojisini ve şirket içinde üretilen bir işlemci çipini (çip üzerinde sistem, SoC) kullanırken, yapay zeka algoritmaları sinyal kalitesini optimize ediyor. Teknoloji, geleneksel alan kontrol ünitelerinden geleceğin yazılım tanımlı kamyonunu tanımlayacak yüksek performanslı bilgisayarlara kadar çeşitli elektrik elektronik mimarilere esnek bir şekilde uyum sağlıyor. Tahmine dayalı sürüş ve basitleştirilmiş erişim: Ticari araçların buluta bağlanması, yeni güvenlik ve kolaylık fonksiyonları sağlıyor. Örneğin, Bosch'un bağlantılı harita hizmetleri, kazalar, ters yönde giden sürücüler ve suda kayma gibi durumlara ilişkin gerçek zamanlı verileri analiz ederek sürücü destek sistemlerini proaktif olarak kontrol ediyor. Filo yönetiminin genişletilmiş erişim sistemi ise fiziksel bir anahtar ve akıllı telefon uygulaması kullanarak araç erişimini kontrol ediyor. Dijital anahtar filo yöneticileri için filo planlamasını basitleştiriyor. Yüksek performanslı araç bilgisayarları ve yazılım çözümleri Yazılım tanımlı ticari araçlar için araç bilgisayarları: Modern kamyonların artan karmaşıklığını yönetmek için Bosch, güçlü ve ölçeklenebilir araç bilgisayarlarına sahip merkezi elektrik elektronik mimarileri geliştiriyor. Örneğin, kokpit entegrasyon platformu, bilgi-eğlence sisteminin çalıştırılmasından diğer kokpit uygulamalarına kadar sürücü etkileşimi için tüm işlevleri bir araya getiriyor. Alanlar arası işlevler için Bosch, hareket, enerji ve gövde alanlarındaki işlevleri merkezi bir bilgi işlem platformunda birleştiren araç entegrasyon platformu gibi ek çözümler sunuyor. Bu yüksek performanslı bilgisayarlar, hızlı kablosuz yazılım güncellemelerini ve güvenli ağ geçitleri ve diğer isteğe bağlı özellikler gibi gelişmiş özellikleri destekleyerek yazılım tanımlı ticari araçlara geçişi mümkün kılıyor. ETAS yazılım platformu, yazılım tanımlı ticari araçlar için geliştirilmiştir: Bosch'un alt kuruluşu ETAS, ölçeklenebilir araç mimarisinin verimli geliştirilmesi ve yönetimi için istikrarlı ve güvenli bir temel sağlayan bir araç yazılım platformu paketi sunmaktadır. Açık kaynak girişimi Eclipse S-CORE'a dayanan bu paket, klasik kontrol ünitelerinden güçlü bilgisayarlara ve destekli ve otonom sürüş platformlarına kadar tüm modern araç mimarilerini desteklemektedir. Müşteriler, bu paketi kullanarak en son teknolojiye sahip araç platformlarını verimli bir şekilde oluşturabilir ve daha hızlı bir şekilde pazarlayabilirler. ETAS'tan Teşhis Çözümü: Bosch'un bağlı kuruluşu/alt kuruluşu ETAS, ASAM SOVD standardına dayalı, servis odaklı bir teşhis yaklaşımı olan yeni nesil araç sağlığı ve onarımı sunuyor. Bu sistem, yazılım tanımlı ticari araçlardaki karmaşık arızaları hızlı bir şekilde belirlemek için araç verilerini, teşhis fonksiyonlarını ve servis bilgilerini bir araya getiriyor. Bu sayede atölyeler, onarımları daha etkili bir şekilde planlayıp hazırlayabiliyor, arıza sürelerini azaltabiliyor ve ilk seferde onarım oranını artırabiliyor; yani onarımlar müşterinin atölyeye ilk ziyaretinde başarıyla tamamlanabiliyor. Aynı zamanda, toplanan teşhis verileri doğrudan geliştirme ve kalite güvencesine geri beslenerek araçların sürekli iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Ticari araçlar için direksiyon ve yolcu koruma sistemleri ServoE – tamamen elektrikli direksiyon sistemi: Bosch'un ServoE elektromekanik sistemi, ağır ticari araçları yalnızca elektrik gücü kullanarak yönlendirir ve yağ gerektirmez, bu da fabrika kurulumunu basitleştirir. İhtiyaca göre güç sağlama fonksiyonu, aracın çalışma sırasında enerji tüketimini azaltır. Yedekli tasarımı ve siber güvenli yazılım mimarisi sayesinde sistem, otomatik sürüşe kadar uzanan destekli direksiyon fonksiyonlarını mümkün kılar. Ayrıca ServoE , direksiyon ile tekerlekler arasında mekanik bağlantı olmadan gelecekteki kablolu direksiyon teknolojilerinin önünü açmaktadır. Servotwin – elektrohidrolik direksiyon sistemi: Ağır ticari araçlar için geliştirilen Servotwin elektrohidrolik direksiyon sistemi, hidrolik Servocom direksiyon sistemini ölçeklenebilir elektrikli servo üniteleriyle birleştirir. Siber güvenli yazılım mimarisi, SAE Seviye 2 direksiyon desteği ve sürücü destek fonksiyonlarını güvenilir bir şekilde kontrol eder. Bu sayede Bosch, uzun yolculuklarda sürüş konforunu ve güvenliğini önemli ölçüde artırır. Daha küçük dönüş yarıçapı için arka aks yönlendirme sistemi: Bosch'un elektrohidrolik arka aks yönlendirme sistemi, bağımsız bir güç talep sistemi olarak, üç veya daha fazla öndeki veya arkadaki ağır kamyon aksını yönlendirebilir. Ek aks yönlendirmesi, dönüş yarıçapını azaltır ve lastiklerin erken aşınmasını önlemeye yardımcı olur. Kompakt tasarımı sayesinde sistem, tüm standart güç aktarma sistemlerine ve treyler uygulamalarına uyum sağlar. Kompakt, düşük sürtünmeli direksiyon mili: Modüler direksiyon mili, otobüslerde ve orta ve ağır hizmet tipi ticari araçlarda direksiyon mekanizmasını direksiyon kolonuna bağlar. Mekanik bileşen, sürüş sırasında direksiyon davranışını etkilemeden kabin ve şasi arasındaki göreceli hareketleri tamamen telafi eder. Ayrıca, ağırlık optimizasyonlu bu bileşen, son derece kompakt bir tasarıma ve minimum iç sürtünmeye sahiptir. Gelişmiş yolcu güvenliği için hava yastığı kontrol üniteleri: Bosch, bu pazar segmentine özel olarak tasarlanmış bir hava yastığı sistemiyle ağır vasıtaların yolcularını çarpışma anında korur. Elektrikli ticari araçlarda ise 24 voltluk sistem, kaza anında yüksek voltajlı akünün aracın elektrik sisteminden otomatik olarak ayrılmasını sağlar. Bu, yolcuları ve acil müdahale ekiplerini elektrik çarpması veya yangın gibi tehlikelerden korur. Kontrol ünitesi ayrıca kaza verilerini entegre olay veri kaydedicisine kaydeder ve kaza bilgilerini J1939 protokolü aracılığıyla gerçek zamanlı olarak aracın iç ağına iletir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Raben Group, Emisyonlarını %41 Azalttı Haber

Raben Group, Emisyonlarını %41 Azalttı

Filosunun yüzde 99'unu EURO VI emisyon standardına sahip araçlardan oluşturan şirket, operasyonlarında kullandığı yeşil elektrik oranını yüzde 96,3'e çıkardı. Yeşil lojistik uygulamaları ve çevre dostu taşımacılık çözümleriyle öne çıkan Raben Group, 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Türkiye ve İsviçre yatırımlarıyla geçen yıl lojistik ağını 17 ülkeye, cirosunu da 2,3 milyar euroya çıkaran Raben Group, iklim hedefleriyle uyumlu karbonsuzlaştırma stratejisini hızlandırdı. Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2020 baz yılına göre yüzde 41,1 oranında azaltmayı başaran Raben Group, yeşil elektrik kullanım oranını yüzde 96,3 gibi çok yüksek bir seviyeye çıkardı. Raben Group Bölge Direktörü Bartlomiej Lapinski, lojistikte fosil yakıt kullanımını minimize edecek, oyun kurucu hamleler geliştirdiklerini belirterek, “Lojistik sektöründe rekabet artık ‘en hızlı’ değil, ‘en düşük karbonlu’ olanlar arasında yaşanıyor.” dedi. “Taşımacılık kaynaklı emisyon maliyetlerini azaltmaya yardımcı oluyoruz” Avrupa Komisyonu strateji belgesine göre yük taşımacılığı faaliyetinin, baz alınan 2015'e kıyasla 2050'ye kadar yüzde 50 artacağını vurgulayan Lapinski, “Emisyonlar da hızla yükseleceği için yeşil lojistik artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Raben Group olarak filomuzun bir bölümünde halihazırda biyoyakıt kullanıyoruz. Özellikle Almanya ve Polonya başta olmak üzere Avrupa operasyonlarımızda HVO100 kullanımını artırıyor ve elektrikli çekici sayımızı genişletiyoruz. Bu sayede müşterilerimizin değer zincirlerindeki taşımacılık kaynaklı emisyonları azaltmalarına ve giderek artan iklim raporlama gerekliliklerine hazırlanmalarına destek oluyoruz.” diye konuştu. Lapinski, karbonsuzlaştırmayı finansal bir kaldıraç olarak da kullandıklarını, lojistik sektörünün ilk Sürdürülebilirlik Bağlantılı Kredisi’ni (SLL) hayata geçirerek, yeşil dönüşümü finansal performansla ilişkilendirdiklerini dile getirdi. “Filomuzun yüzde 99’u EURO VI emisyon standardında” Küresel lojistik ihalelerinde artık şeffaf emisyon verisinin ön şart haline geldiğinin altını çizen Lapinski, şunları kaydetti: “Müşterilerimiz myRaben platformu üzerinden sevkiyat bazlı karbon ayak izini görebiliyor. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa genelindeki 2,1 milyon metrekarelik 180 depomuzda ısı pompaları ve güneş panelleriyle emisyon değerlerimizi büyük oranda düşürdük. Filomuzun yüzde 99’u EURO VI emisyon standardını karşılayan araçlardan oluşuyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir dönüşümü yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyor; tedarikçilerimizin de emisyonlarını ölçmelerine ve kendi karbonsuzlaştırma yol haritalarını oluşturmalarına destek oluyoruz.” “Sera gazı yönetim sistemiyle ‘lider’ seviyeye yükseldi” Lapinski, Raben Group’un, dünyanın en prestijli kurumsal sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından biri olan EcoVadis tarafından bir kez daha ödüllendirildiğini belirterek, “EcoVadis Sürdürülebilirlik Derecelendirmesinde Gümüş Madalya kazandık. Genel puanımızı 77’ye çıkararak, ‘Kara Yolu Taşımacılığı’ alanında küresel ölçekte en iyi yüzde 1’lik dilime girdik. Sera Gazı (GHG) yönetim sisteminde sergilediğimiz performansla ‘lider’ seviyeye yükseldik.” bilgilerini de paylaştı. Raben Group 95 yıllık lojistik deneyimi, her gün yollara çıkan 10 binden fazla tırı, 12.400’ü aşkın profesyonel çalışanı ve son teknoloji ile donatılmış altyapısı sayesinde, sürdürülebilir çözümleriyle müşterilerine hizmet veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanmar ve Saam Towage, 16. Çekici Geminin Teslimatıyla Ortaklıklarını Güçlendirdi Haber

Sanmar ve Saam Towage, 16. Çekici Geminin Teslimatıyla Ortaklıklarını Güçlendirdi

Yeni adı SAAM HUNABKU olan römorkör, uluslararası alanda tanınmış Kanadalı gemi mimarları Robert Allan Ltd. tarafından SANMAR için özel olarak geliştirilen, kendini kanıtlamış RAmparts 2400SX-MKII tasarımına dayanmaktadır. 14 Temmuz 2026'da Sanmar Tersanelerinde teslim edildikten sonra, gemi Guatemala'nın Puerto Quetzal limanında faaliyetlerine başlayacaktır . SAAM HUNABKU'nun satışının kapanışı, Sanmar Tersanelerinde tamamlandı; burada Sanmar Tersaneleri Ticari Direktörü Rüçhan Çıvgın, SAAM Towage Guatemala Direktörü Harry Nadle ve SAAM Towage İnovasyon ve Yeni İnşa Direktörü Pablo Cáceres ile bir araya geldi. Son teslimat, SAAM Towage'ın Amerika kıtasındaki devam eden filo yenileme programını desteklerken, 2018'den beri istikrarlı bir şekilde gelişen ortaklığın sürekli büyümesini de yansıtıyor. Operasyonel mükemmelliğe, inovasyona ve çevreye duyarlı römorkör çözümlerine olan ortak bağlılık üzerine kurulu SANMAR ve SAAM Towage, modern liman operasyonlarının taleplerine göre uyarlanmış gelişmiş römorkör çözümleri sunmaya devam ediyor. Zorlu liman operasyonları için tasarlanan SAAM HUNABKU , kanıtlanmış performansı, olağanüstü manevra kabiliyetini ve gelişmiş çevre dostu özelliklerini bir araya getiriyor. Her biri 2.350 kW güç üreten ve IMO Tier III emisyon standartlarına tamamen uygun iki adet CAT 3516E ana motorla çalışan römorkör, 80 tondan fazla çekme kuvveti ve 12,5 knot serbest seyir hızı sunarak okyanus gemileri için verimli ve güvenilir gemi elleçleme hizmetleri sağlıyor. SANMAR'ın en çok satan Boğaçay Sınıfı'nın bir parçası olan SAAM HUNABKU , kompakt boyutları sağlam ve yüksek performanslı özelliklerle birleştiriyor. Son derece manevra kabiliyetine sahip, çift Z tahrikli römorkör, 24,4 metre toplam uzunluğa, 12,0 metre kalıp genişliğine, 4,5 metre en düşük kalıp derinliğine ve 5,45 metre seyir draftına sahiptir. Zorlu liman operasyonları sırasında çok yönlülük ve mürettebat konforunu sağlamak için gemi, FiFi-1 yangın söndürme sistemi ile tam donanımlıdır ve altı kişilik mürettebat için tasarlanmış konforlu konaklama birimlerinin yanı sıra bir ek yatak da sunmaktadır. Sanmar Tersaneleri Ticari Direktörü Rüçhan Çıvgın, teslimatla ilgili olarak şunları söyledi: "SAAM Towage'ın Amerika kıtasındaki filosunu modernize etme ve genişletme çalışmalarına destek vermeye devam etmekten mutluluk duyuyoruz. Teslim ettiğimiz her gemi, inovasyona, operasyonel mükemmelliğe ve sürdürülebilirliğe olan ortak bağlılığımızı yansıtıyor. SAAM HUNABKU, gelecekteki kullanımının özel operasyonel gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlandı ve dünyanın önde gelen römorkör operatörlerinden biriyle ortaklığımızı daha da güçlendirmekten gurur duyuyoruz." SAAM Towage'ın İnovasyon ve Yeni Gemi İnşa Direktörü Pablo Caceres, “Müşterilerimizin beklentilerinin ötesinde çözümler sunmaya kararlı olan SAAM HUNABKU, Guatemala'daki ilk IMO TIER III römorkörü olarak Puerto Quetzal'da daha çevre dostu operasyonlar gerçekleştirecek. Bu gerçek bizi gururlandırıyor ve karbonsuzlaştırma stratejimizde doğru yolda olduğumuza ikna ediyor. Bununla birlikte, SANMAR ile geliştirdiğimiz ortaklığın hedeflerimize ulaşmada etkili bir kaldıraç olduğuna da eminiz.” dedi. Son teslimat, SANMAR'ın kanıtlanmış tasarımları, ileri teknolojiyi ve sürdürülebilir performansı bir araya getiren, özel olarak tasarlanmış römorkör çözümleri sunma yeteneğini bir kez daha göstererek, dünya çapındaki römorkör operatörleri için güvenilir bir ortak olarak konumunu güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BDR Thermea, G.I. Holding'i Satın Alarak Ticari İklimlendirme Alanındaki Gücünü Artırdı Haber

BDR Thermea, G.I. Holding'i Satın Alarak Ticari İklimlendirme Alanındaki Gücünü Artırdı

Akıllı iklimlendirme çözümlerinin önde gelen uluslararası üreticilerinden BDR Thermea, ticari ve endüstriyel uygulamalara yönelik HVAC (Isıtma, Havalandırma ve İklimlendirme) çözümlerinde uzmanlaşmış İtalya merkezli G.I. Holding'in yüzde 100 hissesinin satın alımını tamamladığını duyurdu. Satın alma işlemi, BDR Thermea'nın 2023 yılında G.I. Holding'in yüzde 25 hissesini devralmasıyla başlayan stratejik ortaklığın devamı niteliği taşıyor. Tam sahiplikle birlikte iki şirket arasındaki stratejik ve operasyonel uyum daha da güçlenirken, BDR Thermea'nın 2030 büyüme hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan BDR Thermea CEO'su Tjarko Bouman, "Bu satın alma bizim için önemli bir dönüm noktası. G.I. Holding'in yüksek kapasiteli ürün portföyü, mühendislik uzmanlığı ve ticari yetkinlikleri sayesinde müşterilerimize daha kapsamlı ve entegre karbonsuzlaştırma çözümleri sunabileceğiz. Ticari HVAC alanındaki yetkinliklerimizi önemli ölçüde genişleterek konut projelerinden otellere, veri merkezlerinden eğitim kurumlarına kadar çok geniş bir alana hizmet verebileceğiz" dedi. G.I. Holding'in eski CEO'su Paolo Baldissin ise, "Yıllar önce başlayan iş birliğimiz bugün çok daha güçlü bir yapıya dönüşüyor. BDR Thermea'nın uzun vadeli vizyonu ve güçlü endüstriyel yaklaşımı sayesinde G.I. Holding'in büyümesini sürdürerek müşterilerimiz için yeni fırsatlar yaratacağına inanıyoruz" diye konuştu. Ticari HVAC Çözümlerinde Kapsamlı Portföy Söz konusu satın alma ile birlikte G.I. Holding bünyesindeki CLINT, KTK KLIMATECHNIK, NOVAIR Ve MONTAIR markaları da BDR Thermea ailesine katıldı. Bu markalar sayesinde BDR Thermea'nın ticari portföyü; ısı pompaları ve chiller sistemleri (CLINT), proses soğutma çözümleri (KTK KLIMATECHNIK), iç hava kalitesi çözümleri (NOVAIR) ve veri merkezi soğutma sistemleri (MONTAIR) alanlarında güçleniyor. G.I. Holding ayrıca mühendislik, sistem entegrasyonu, ürün yönetimi, eğitim ve satış sonrası hizmetler alanlarında sahip olduğu uzmanlığıyla BDR Thermea'nın çözüm odaklı büyüme stratejisini destekleyecek. 2030 Stratejisinin Önemli Bir Parçası Satın alma, BDR Thermea'nın uzun vadeli dönüşüm yol haritasını oluşturan "Strategy 2030: Focus. Transform. Perform." stratejisinin önemli yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Şirket, bu strateji kapsamında konut ve ticari pazarlardaki konumunu güçlendirmeyi, bağlantılı ısıtma ve soğutma çözümlerini yaygınlaştırmayı ve satış sonrası hizmetlerini büyütmeyi hedefliyor. G.I. Holding'in bünyeye katılmasıyla birlikte BDR Thermea'nın ürün odaklı yaklaşımdan entegre çözüm sağlayıcısına kadar dönüşüm süreci de hız kazanacak İtalya'daki Üretim Gücü Artıyor Satın alma kapsamında G.I. Holding'in İtalya'nın Friuli Venezia Giulia bölgesindeki Latisana, Ronchis ve Rivignano'da bulunan üretim tesisleri de BDR Thermea ağına dahil oluyor. Bu tesisler, BAXI'nin Bassano del Grappa'daki üretim operasyonlarıyla birlikte faaliyet gösterecek. İtalya, Macaristan, Malezya ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde görev yapan yaklaşık 300 G.I. Holding çalışanı da 50'den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 6.500'den fazla kişiyi istihdam eden BDR Thermea organizasyonuna katılacak. Satın alma işleminin tamamlanmasının ardından Alberto Favero, mevcut BDR Thermea İtalya Genel Müdürü görevine ek olarak G.I. Holding Genel Müdürü olarak atandı. BDR Thermea Hakkında: BDR Thermea, konut ve ticari kullanıma yönelik akıllı iklimlendirme çözümleri geliştiren küresel bir üreticidir. Yaklaşık 6.500 çalışanı bulunan şirket, dünya genelinde faaliyet göstermektedir. Şirket, 2025 yılında 1,9 milyar avro ciroya ulaşmıştır. BDR Thermea; Baxi, De Dietrich, Remeha, Brötje, Chappée ve Baymak gibi sektörün önde gelen markalarını bünyesinde bulundurmaktadır. Şirketin genel merkezi Hollanda'nın Apeldoorn kentindedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimko Sürdürülebilir Yatırımlar İçin Uluslararası Kalkınma Finansmanı Devleriyle Güçlerini Birleştirdi Haber

Çimko Sürdürülebilir Yatırımlar İçin Uluslararası Kalkınma Finansmanı Devleriyle Güçlerini Birleştirdi

Sanko Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki lider şirketi Çimko, sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte tescillemeye devam ediyor. Şirket, uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirdiği başarılı tahvil ihraçlarının ardından, Almanya merkezli kalkınma finansmanı kuruluşu DEG ve Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki olan Fransız kalkınma finansmanı kuruluşu Proparco ile stratejik bir iş birliği protokolüne imza attı. Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, DEG CEO’su Roland Siller ve Proparco Üretim, Tarım ve Hizmet Sektörleri Küresel Başkanı Reza Hassam Daya’nın katılımıyla düzenlenen törenle resmiyet kazanan bu anlaşma, Çimko’nun küresel piyasalardaki finansal disiplininin ve sürdürülebilir büyüme stratejisinin yeni bir kilometre taşını oluşturuyor. Uluslararası Piyasalarda Güven ve Ödüllü Finansman Başarısı Daha önce gerçekleştirdiği 300 milyon ABD doları tutarındaki ilk tahvil ihracıyla finans dünyasının saygın organizasyonlarından “Global Banking & Markets Awards: CEE, Central Asia & Türkiye 2025” kapsamında “Yılın En Başarılı Yüksek Getirili Tahvil İhracı” ödülüne layık görülen Çimko, küresel finans çevrelerinin odağında yer almayı sürdürüyor. Bu başarının ardından gerçekleştirilen ilave ihraçlarla birlikte 2030 vadeli tahvilinin toplam nominal tutarını 389,9 milyon ABD dolarına yükselten şirket, uluslararası standartlardaki kurumsal yönetim kalitesini bir kez daha kanıtlamış oldu. DEG ve Proparco tarafından satın alınan ilave tahvillerle sağlanan güçlü kaynak, şirketin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik yatırımlarına doğrudan katkı sağlayacak. Sürdürülebilir Geleceğe ve Yurt Dışı Yatırımlarına Küresel Fon Stratejik iş birliği kapsamında elde edilen finansman, Çimko’nun düşük karbonlu ekonomi geçiş planlarını ve çevre dostu teknoloji yatırımlarını desteklemek amacıyla kullanılırken, Çimko, söz konusu finansman ile karbon azaltım stratejileri, ön kalsinasyon yatırımları, enerji verimliliğinin artırılması ve emisyonların minimize edilmesi gibi kritik sürdürülebilirlik projelerine hız verecek. Bu hamle, Çimko'nun küresel standartlarda üretim yapma kabiliyetini artırırken, uluslararası pazarlardaki rekabetçi gücünü ve yurt dışı yatırım fırsatlarına olan açık duruşunu da pekiştirecek. Anlaşmanın önemine ve Çimko’nun gelecek vizyonuna değinen Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, iş birliğine dair şunları söyledi: "Çimko olarak, uluslararası sermaye piyasalarında elde ettiğimiz başarıları, küresel finansın saygın kuruluşları olan DEG ve Proparco ile imzaladığımız bu stratejik iş birliği anlaşmasıyla bir adım daha ileriye taşımanın gururunu yaşıyoruz. Tahvil ihraçlarımıza gösterilen bu küresel ilgi, şirketimizin finansal disiplinine, kurumsal yönetim standartlarına ve en önemlisi sürdürülebilir büyüme stratejimize duyulan güveni gösteriyor. Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak benimsiyor, bu doğrultuda karbon azaltımı ve enerji verimliliği yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. DEG ve Proparco ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, sadece çevre dostu projelerimize güçlü bir kaynak yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda uluslararası yatırımcı tabanımızı çeşitlendirerek küresel pazarlardaki varlığımızı daha da derinleştirecektir. Çimko olarak, küresel finansal ekosistemle kurduğumuz bu güçlü bağlar sayesinde, yurt dışı yatırımlarına ve küresel ölçekteki yeni büyüme fırsatlarına her zaman açık bir vizyonla ilerlemeyi sürdüreceğiz." DEG CEO'su Roland Siller konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “DEG olarak, Çimko’nun ESG ve düşük karbonlu sürdürülebilirlik yolculuğunu destekleme konusunda stratejik bir ortak olarak hareket etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu işlemle, sadece sermaye sağlamanın çok ötesine geçen kararlılığımızı bir kez daha teyit ederken; Çimko’nun karbon azaltım yol haritasının uygulanmasını, raporlama ve yönetişim standartlarının güçlendirilmesini destekliyoruz. Özel sektörün deneyimli bir iş ortağı olarak, bu iş birliği sürdürülebilir iş modellerinin yatırım yapılabilirliğine yönelik güçlü bir mesaj niteliği taşımaktadır.” Proparco Üretim, Tarım ve Hizmet Sektörleri Küresel Başkanı Reza Hassam Daya şunları kaydetti: “Ortağımız DEG ile birlikte, Çimko’ya yönelik bu stratejik yatırım aracılığıyla Sanko Grubu ile olan ortaklığımızı güçlendirmekten memnuniyet duyuyoruz. Çimento gibi karbon azaltım dönüşümünde kritik öneme sahip sektörlerin karbonsuzlaştırma sürecini desteklemek, ekonomik büyümeyi sürdürürken iklim hedefleriyle uyumlu dönüşümü mümkün kılmak Proparco’nun öncelikleri arasında yer almaktadır. Endüstriyel liderliği sürdürülebilirlik konusundaki güçlü bağlılığıyla birleştiren bir grubu desteklemekten gurur duyuyor; iklim, toplum ve Türkiye ekonomisi için pozitif değer yaratmak adına Sanko Grubu ile iş birliğimizin devamını diliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç Haber

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç

Şirketin sürdürülebilirlik alanındaki köklü liderliği üzerine inşa edilen Impact 2030; küresel elektrifikasyona öncülük etmek, endüstriyi yeniden şekillendirmek, insan potansiyelini açığa çıkarmak ve yerel toplulukları güçlendirmek olarak belirlenen dört stratejik sütun etrafında şekilleniyor. Bu yeni döngünün ilk çeyreğinde Impact skoru, 2026 yıl sonu için belirlenen 4,20/10 hedefi yolunda güçlü bir başlangıç yaparak 3,40/10 olarak gerçekleşti. Bu skor, hem Schneider Electric’in kendi operasyonlarındaki verimliliği hem de müşterileri, tedarikçileri ve topluluklar için sunduğu ölçülebilir sonuçları yansıtıyor. Schneider Electric, operasyonlarını karbonsuzlaştırmaya devam ederek Kapsam 1 ve 2 CO₂ emisyonlarını 2017’ye göre %82,5 oranında azalttı. Şirket, enerji yönetimi, otomasyon ve dijital çözümleriyle bu çeyrekte müşterilerinin 47,5 milyon MWh enerji tasarrufu yapmasını veya enerjiyi elektrikleştirmesini sağladı. Bu çalışmalar, toplamda 20 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına ve önlenmesine katkıda bulundu. Büyük ölçekli ilerleme sağlamak için ürünlerin tasarım ve üretim süreçleri de yeniden ele alınıyor. Schneider Electric, ilk çeyrekte yeni Future-designed çerçevesini uygulamaya devam etti. Bu kapsamda, tasarım aşamasındaki başlıca ürün ve çözümlerinin %14’ü şimdiden döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladığını kanıtladı. Şirket, tedarik zinciri genelinde tedarikçilerini sürece dahil eden Zero Carbon Pathway girişimini hızlandırdı. İlk çeyrekte 1.100’den fazla tedarikçinin katılım süreçleri başlatıldı. Bu tedarikçilerin çoğu, karbonsuzlaştırma çalışmalarını ilerletmek için pratik araçlar ve teknik bilgi sunan eğitim programlarına katıldı. Fırsat eşitliğini teşvik etmek de şirketin odak noktalarından biri olmayı sürdürüyor. İlk çeyrekte Schneider Electric destekli topluluk odaklı çözümler sayesinde 2,8 milyondan fazla kişi sürdürülebilir elektriğe erişim sağladı. Aynı dönemde 113.000 kişi enerji, elektrifikasyon ve otomasyon konularında teknik becerilerini geliştirecek eğitimler aldı. Böylece 2009’dan bu yana eğitim verilen toplam kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Müdürü (CSO) Esther Finidori, konuyla ilgili olarak “Impact 2030, herkesi kapsayan geniş ve sistemsel bir dönüşümü tetiklemek için gerekli çerçeveyi sunuyor. Hedeflerimizin somut, tutarlı ve ölçülebilir bir ilerlemeye dönüşmesiyle, olumlu sonuçların her çeyrekte hızlanarak artmasını bekliyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN Elektrikli Araçlarıyla 2025’te Rekor Satışlara Ulaştı Haber

MAN Elektrikli Araçlarıyla 2025’te Rekor Satışlara Ulaştı

MAN Truck & Bus, 2025 yılına ilişkin satış rakamlarını açıkladı. Satış başarısında özellikle elektrikli kamyon ve şehir içi otobüs satışlarının önemli bir payı oldu. MAN, 2025’te toplamda yaklaşık 101.600 yeni araç teslim ederek, bir önceki yıla göre satış adedini yüzde 6 civarında artırdı. Bu başarı, Avrupa kamyon pazarında pandeminin yol açtığı zorlu koşulların devam etmesine rağmen elde edildi. Satışlardaki artışının en önemli itici gücünü ise kamyon ve otobüs segmentinde dinamik bir gelişme kaydeden batarya elektrikli araçlar (BEV) oldu. MAN Truck & Bus Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi Friedrich Baumann, satış başarısına ilişkin şunları söyledi: "Bataryalı elektrikli araçlardaki güçlü büyümemiz ve kamyonet segmentindeki başarılı performansımız, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Talebin zayıf olduğu zorlu bir pazar ortamına rağmen toplam satışlarımızı artırabildik. Ayrıca, batarya elektrikli portföyümüzü genişletmeye devam ediyoruz. MAN eTGL'nin seri üretiminin başlaması ve eCoach'un ilk teslimatlarıyla, 2026’da ürün yelpazemizi tamamlayacak ve sürdürülebilir mobilite için net bir sinyal vereceğiz." Elektrikli kamyonlarla güçlü performans sergiledi Kamyon satışları zorlu piyasa koşullarına rağmen neredeyse sabit kaldı. Yaklaşık 63.300 adetlik satış, bir önceki yılın sadece %0,6 altında gerçekleşti. Buna karşın, 2025'te seri üretime geçen elektrikli kamyon yüksek talep gördü ve 620'den fazla adet satıldı. Ağır hizmet tipi elektrikli kamyonlar için 2026 yılı sipariş defterleri şimdiden dolduran MAN, kamyonda elektrikli portföyünü tamamlayacak yeni MAN eTGL 12 tonluk kamyonun seri üretimine ise bu yılın sonuna doğru başlamayı planlıyor. eTGL, MAN’ın araç yelpazesini karbonsuzlaştırma yolundaki bir diğer önemli adım olacak. MAN otobüsleri 2025’te güçlü toparlanma gösterdi MAN'ın otobüs faaliyetleri 2025 yılında önemli bir toparlanma göstererek, yaklaşık %49’luk artışla 7.000 adedi aştı. Bataryalı şehir içi otobüsler, bu segmentteki satışları artıran en önemli faktör oldu. Şehir içi elektrikli otobüs satışları %118'in üzerinde artışla 1.300 adedin üzerine çıkarak yeni bir rekor kırdı. Bu rakam, 2026’nın sonunda Avrupa pazarındaki ilk müşterilere teslim edilmesi planlanan MAN Lion's Coach E’yi kapsamıyor. MAN, HTA segmentinde rekor satışlara ulaştı MAN, hafif ticari araç segmentinde bir önceki yıla kıyasla %13’ün üzerinde artış yakalayarak 31.300’ün üzerinde satış gerçekleştirip yeni bir rekor kırdı. Bu artışta, MAN TGE’nin başarılı uluslararasılaşma stratejisi önemli rol oynadı; özellikle Arap Yarımadası’ndaki yeni pazar girişleri satışları destekledi. MAN, 2026’da uluslararasılaşma stratejisini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. MAN motor ve bileşen işinde dengeli başarı ortaya koydu MAN, motor satışlarında ise özellikle tarım sektöründeki talep zayıflığı nedeniyle 9.400 adetle bir önceki yılın biraz altında kaldı. Buna karşın, denizcilik pazarındaki güçlü gelişme ve aks ile bileşen işindeki hacim artışı, bu düşüşü telafi etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO’dan Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşmasına Güçlü Adım Haber

TÜRKÇİMENTO’dan Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşmasına Güçlü Adım

Türkiye çimento sektörünün sıfıra yakın emisyonlu üretime geçişini hızlandırmayı hedefleyen program, sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyecek teknik yardım ve finansman mekanizmalarını bir araya getirdi. Guidehouse Germany liderliğinde yürütülen programda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) finansman mekanizmasından sorumlu olurken, UNIDO, UNDP ve TÜRKÇİMENTO program ortağı olarak yer aldı. Program, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından destekleniyor. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine somut katkı sağlaması hedeflenen programın hazırlık aşaması 2025–2026 yıllarında başladı. 2026–2031 döneminde uygulanması planlanan program kapsamında, düzenleyici çerçevenin desteklenmesi, projeye özgü teknik yardım sağlanması, tekrarlanabilir bir finansman mekanizmasının oluşturulması ve yenilikçi karbonsuzlaştırma projelerinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Toplantıda, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Ümit Yasin Güven, İngiltere Konsolosluğu Ekonomi ve Refah Birimi Başkanı Carl Spychal, UNDP Türkiye Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, UNIDO Türkiye Temsilcisi & Bölgesel İşbirliği Merkezi Direktörü Süleyman Yılmaz, EBRD Sürdürülebilir İş, Sanayi, Tarım İşletmeleri ve Ticaret Direktörü Dimitri Koufos açılış konuşmacısı olarak yer aldı. Tanıtım toplantısında bir diğer açılış konuşmacısı olan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, çimento sektörünün yeşil dönüşüm yolculuğuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “TÜRKÇİMENTO olarak, çimento sektörünün ülkemizin kalkınmasında stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Yeşil kalkınma modeli doğrultusunda, sektörümüz için kısa, orta ve uzun vadeli düşük karbonlu üretim yol haritamızı belirledik. Alternatif yakıt ve hammadde kullanımı ile yeşil çimento uygulamalarını artırarak karbon salımını azaltmak için kararlılıkla çalışıyoruz. “Türkiye Çimento Sektörünün Karbonsuzlaştırılmasının İlerletilmesi” programı kapsamında sağlanacak teknik yardım ve kurulacak finansal mekanizma, sektörümüzün 2053 net sıfır hedeflerine birlikte ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.” Program kapsamında ayrıca; çimento sektöründe karbonsuzlaştırma projelerine yönelik finansman mekanizmasının detayları, karma imtiyazlı finansman uygulamaları ve Türk çimento üreticilerinin programa katılım koşulları paylaşıldı. Sektör paydaşlarına yönelik kapasite geliştirme, eğitim ve bilgi paylaşımı faaliyetlerinin de programın önemli bileşenleri arasında yer aldığı vurgulandı. Türkiye çimento sektörünün yaklaşık yüzde 95’ini temsil eden TÜRKÇİMENTO, sahip olduğu Ar-Ge altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle sektörün sürdürülebilir, rekabetçi ve iklime dirençli bir yapıya kavuşması için çalışmalarını sürdürüyor.

Türk-Fransız Firmaları ‘Yeşil Enerji Forumu’da Bir Araya Geldi Haber

Türk-Fransız Firmaları ‘Yeşil Enerji Forumu’da Bir Araya Geldi

Türkiye ve Fransa arasındaki ekonomik ilişkileri yeşil dönüşüm odağında derinleştirmeyi amaçlayan Türk-Fransız Ticaret Derneği, kuruluşunun 140’ıncı yılı kapsamında Türk-Fransız Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Enerji Forumu’nu İstanbul’da gerçekleştirdi.Saint-Gobain’in sponsorları arasında yer aldığı etkinlik, iki ülkenin sektör liderlerini, politika yapıcılarını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Forumda, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve uluslararası ortaklıklar gündeme alındı. Türk-Fransız Ticaret Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, Türk-Fransız Ticaret Derneği Başkanı Franck Mereyde, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan’ın katılımıyla gerçekleşti. Aydoğan: Daha düşük karbonlu bir yapılaşma modeline geçmek zorundayız. Forumun açılışında konuşan Saint-Gobain Türkiye CEO’su Aykut Aydoğan, Sürdürülebilir ve hafif inşaat alannda dünya lideri olarak Saint-Gobain’in karbonsuz üretim ve sürdürülebi lirlik alanında attığı adımları paylaştı. Aydoğan konuşmasında, “Karbonsuzlaşma artık yalnızca çevresel bir hedef değil; ekonomik rekabet gücünün ve toplumsal sorumluluğun da temel şartıdır. İklim krizinin giderek sertleşen etkileri karşısında, sanayi ve inşaat sektörleri başta olmak üzere tüm paydaşların düşük karbonlu üretim modellerine yönelmesi kaçınılmazdır. Daha verimli şehirler, daha dayanıklı yapılar ve döngüsel çözümler, sürdürülebilir bir gelecek için vazgeçilmezdir. Sürdürülebilirlik ise yalnızca kaynakların korunması değil, aynı zamanda gelecek nesillere güvenli ve sağlıklı yaşam alanları bırakma iradesidir. Bu yolculukta kurumların net sıfır taahhütleri, yenilikçi teknolojiler ve geri dönüştürülebilir malzemeler kritik rol oynamaktadır. İşte bu dönüşümde Saint-Gobain, hafif ve sürdürülebilir inşaat vizyonunun en güçlü savunucularından biri olarak öne ç? ?kmaktadır. Net sıfır karbon hedefiyle, enerji verimliliği sağlayan çözümler, geri dönüştürülmüş malzemeler ve düşük karbonlu üretim modelleriyle sektöre öncülük eden Saint-Gobain, daha iyi binalar ve daha sağlıklı yaşam alanlarıyla varoluş amacına hizmet etmektedir.” ifadelerini kullandı. Panellerde karbonsuz gelecek için iş birlikleri konuşuldu Forum kapsamında iki önemli panel düzenlendi. “Enerjinin Geleceği: Karbonsuzlaştırma, Verimlilik ve Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk panelde sanayi ve teknoloji liderleri, enerji verimliliği ve dijitalleşmenin enerji yönetimindeki rolünü ele alındı. “Yeşil Finansman: Karbonsuzlaştırma ve Temiz Enerji Geçişini Hızlandırma” başlıklı ikinci panelde ise bankacılık ve kalkınma finansmanı temsilcileri, uluslararası ortaklıkların finansal boyutunu tartışıldı. Forum, Türkiye ve Fransa arasınd a yeşil enerji ve karbonsuzlaştırma alanında daha fazla ortak proje, teknoloji paylaşımı ve yatırım fırsatları yaratma hedefiyle sona erdi. 140 yıllık iş birliği gala ile taçlandı Forumun ardından Türk-Fransız Ticaret Derneği, Türkiye’deki 140’ıncı kuruluş yıldönümünü özel bir gala etkinliğiyle kutladı. Etkinlikte, Türkiye’deki Fransız ekonomik varlığının gelişimine katkı sağlayan kurumlara yönelik ödül töreni düzenlendi. Gecede, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren ve sürdürülebilir büyümeye katkı sunan şirketler onurlandırıldı. Saint-Gobain, inovasyon ve sürdürülebilirlik alanındaki öncü çalışmalarıyla “En İnovatif Şirket” ödülüne layık görüldü. Ödül, Türk-Fransız Ticaret Derneği Başkanı Mr. Franck Mereyde ve Türkiye Cumuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay tarafından Saint-Gobain Tür kiye CEO’su Aykut Aydoğan’a takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.