Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kardiyoloji

Kapsül Haber Ajansı - Kardiyoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kardiyoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp Sağlığı Masaya Yatırıldı Haber

Kalp Sağlığı Masaya Yatırıldı

Nilüfer Belediyesi, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı etkinlikleri kapsamında “Nilüfer’de Kalbiniz Bize Emanet” başlıklı bir söyleşi düzenledi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe alanında uzman isimler katılarak, toplumda her geçen gün artan kalp hastalıklarına, tetikleyici risk faktörlerine ve hastalıklardan korunma yollarına dikkat çekti. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu’nun moderatörlüğünü üstlendiği etkinlikte, kalbin böbrek veya akciğer gibi diğer organların aksine bir “rezervi” olmadığı hatırlatıldı. Türkiye’de her üç kişiden birinin kalp hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Uncu, bu kişilerin büyük bir kısmının durumun farkında olmadığını, teşhis konulanların ise tedavilerini genellikle aksattığını ifade etti. “OBEZİTE BİR PANDEMİ, ÖNLEM ÇOCUKLUKTA BAŞLAMALI” Söyleşide çocuklarda kalp sağlığına odaklanan BUÜ Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahrettin Uysal, erişkin dönemde ortaya çıkan kalp hastalıklarının temelinin aslında çocuklukta atıldığının altını çizdi. Türkiye’de her üç çocuktan birinin fazla kilolu olduğuna ve bu durumun yetişkinlikte de devam ettiğine dikkat çeken Uysal, “Obezite gerçekten bir halk sağlığı sorunu, bir pandemi. Hastalıkları önlemenin en iyi yolu çocukluk çağından geçiyor. Paketli gıdaları ve fast-food tarzı beslenmeyi hayatımızdan tamamen çıkarmak zor olsa da mutlaka minimuma indirmeliyiz. Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa çocukta da risk vardır ancak genetik değiştirilebilir. İyi beslenme ve doğru alışkanlıklarla bu riski yönetmek bizim elimizde” dedi. KALBİ TEHDİT EDEN RİSK FAKTÖRLERİ Yetişkinlerde kalp-damar hastalıkları ile ilgili açıklamalarda bulunan BUÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alparslan Birdane ise, Türkiye’de her yıl yaklaşık 200 bin kişinin bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlattı. Yaş ve cinsiyetin değiştirilemez risk faktörleri olduğunu belirten Birdane; hipertansiyon, diyabet, tütün kullanımı, yüksek kolestrol, hareketsizlik, obezite ve stresin en büyük tetikleyiciler olduğunu söyledi. Birdane, diyabetin tek başına bir koroner artar hastalığı riski taşıdığını belirterek, “Bir genetik miras bizlere aktarılarak ilerliyor. Fakat bu mirasın ne zaman ortaya çıkacağını yaşam tarzımı belirliyor. Kaderimiz genetiğimiz ile yaşamdaki risk faktörleri arasındaki o yapbozda gizli. Almış olduğumuz genetik mirası, sağlıklı yaşam tercihlerimizle değiştirebilir, hastalıkların önüne geçebiliriz” diye konuştu. Katılımcıların ilgiyle takip ettiği söyleşi, uzmanların vatandaşlardan gelen soruları yanıtlamasıyla sona erdi. Etkinliğin sonunda günün anısına konuklara hediye takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aracı Ailesi’nden Çocuklar İçin Hayati Destek  Haber

Aracı Ailesi’nden Çocuklar İçin Hayati Destek 

Daha önce Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi ile başlayan sağlık destekleri; ameliyathane, ileri psikiyatrik tedavi ünitesi, 3 boyutlu TEE laboratuvarı ve çeşitli donanımlarla devam ederek hastanenin altyapısını güçlendirdi. Türkiye’nin en gelişmiş çocuk yoğun bakım üniteleri arasında gösterilen yeni merkez, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımıyla Dünya Sağlık Günü’nde hizmete alındı. Açılışta Ersin Tatar ve Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, projeye övgüde bulundu. Yeni ünite, çocuk hastalar için kritik bir ihtiyaca yanıt vererek hastanenin sağlık hizmeti kapasitesini ileri taşıyacak. Aracı Ailesi’nin katkılarıyla Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne kazandırılan tam donanımlı Ambulans ve Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi açılış töreni KOÜ Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen törene; KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Başhekim Prof. Dr. M. Görkem Aksu ile Aracı Ailesi üyeleri Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Başkan Vekili Şükrü Kemal Aracı, Zümran Aracı, Ayşe Aracı ve Aracı Ailesi’nin diğer fertlerinin yanı sıra il protokolü, hastane yöneticileri, çalışanları ve akademisyenler katıldı. Törende ayrıca sağlık yöneticileri, akademisyenler ve çok sayıda davetli yer aldı. Kocaeli’de Sağlığa Yön Veren Yatırımlar “Geçmişe Vefa, Geleceğe Umut” ilkesi ile Kocaeli’ye eğitim, sağlık ve sosyal sorumluluk alanında pek çok önemli eser kazandıran Aracı Ailesi, daha önce rahmetli anneleri Semahat Aracı adına Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi’nde Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’ni yaptırmıştı. Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’nde, kanser hastalarının yanı sıra Alzheimer, Demans (Bunama), Parkinson hastalarına da hizmet veriliyor. Onkoloji, Fizik Tedavi ve Palyatif bakım servislerinin yer aldığı merkezin 84 oda ve 135 yatak kapasitesi bulunuyor. Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nin teşhis ve tedavi olanaklarını daha ileri bir noktaya taşımak amacıyla desteklerini sürdüren Aracı Ailesi’nin katkılarıyla; Zümran Aracı Ameliyathanesi, Zümran Aracı İleri Psikiyatrik Tedavi Ünitesi, kardiyoloji alanında ileri tetkik imkanı sunan Vefa İbrahim Aracı 3 Boyutlu TEE Laboratuvarı, 10 özel hasta odası ile İşitme Kabini ve Odyometri Cihazı düzenlenen açılış töreniyle geçmiş dönemde Kocaeli halkının hizmetine sunulmuştu. Bu yatırımlar, sağlık hizmetlerinin niteliğini güçlendirirken aynı zamanda üniversite bünyesinde eğitim gören öğrenciler için de daha donanımlı bir uygulama ortamı oluşturuyor. Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi Önemli Bir İhtiyaca Karşılık Verecek Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne kazandırılan Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi, şehirde uzun süredir ihtiyaç duyulan kritik bir alanı tamamlayacak. Ünitenin inşaat sürecinden tam donanımlı hale getirilmesine ve ileri teknoloji tıbbi cihazlarla donatılmasına kadar tüm aşamalar Aracı Ailesi’nin katkılarıyla hayata geçirildi. İleri düzey yoğun bakım standartlarına uygun şekilde hizmete alınan bu ünite, çocuk hastalar için güvenli ve kapsamlı bir tedavi süreci sunacak. Bu yatırım sayesinde aileler, tedavi için farklı şehirlere gitmek zorunda kalmadan süreçlerini kendi şehirlerinde sürdürebilecek. Bağışlanan ambulans ile birlikte acil müdahale süreçlerinde hız kazanılması ve hastaların sağlık hizmetine daha kısa sürede ulaşması hedefleniyor. Vefa İbrahim Aracı: “Bir çocuğun hayatına dokunmak, geleceğe dokunmaktır” Bugün burada yalnızca bir sağlık yatırımının açılışını yapmıyoruz, aynı zamanda bu şehre duyduğumuz sorumluluğun da bir gereğini yerine getiriyoruz diyen Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı açılış töreninde yaptığı konuşmada, ‘‘Açılışımızı 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde gerçekleştiriyor olmamız da bu yatırımı daha anlamlı kılıyor. Bu özel günde bizleri teşrifleriyle onurlandıran Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’a ve kıymetli il protokolümüze teşekkür ediyorum. Koruma Şirketler Grubu ve Aracı Ailesi olarak, doğduğumuz, büyüdüğümüz ve hayatımızı sürdürdüğümüz bu şehre karşı sorumluluk hissediyoruz. Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımızla birlikte Kocaeli’nin ihtiyaçlarını istişare ediyor, ‘Bu şehir için daha ne yapabiliriz?’ sorusuna ortak akılla cevap arıyoruz. Çünkü yaşadığımız yere katkı sunmadan ondan beklenti içinde olmanın doğru olmadığına inanıyoruz. Bu anlayışla sağlık alanındaki yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Kocaeli Üniversitesi ile yürüttüğümüz iş birliği sayesinde sağlık alanında kalıcı eserler ortaya koymayı ve bu katkıları sürdürülebilir kılmayı önemsiyoruz. Bugün hizmete açtığımız çocuk yoğun bakım ünitesi ise bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü sağlıklı nesiller, güçlü bir toplumun temelidir. Geleceğe güvenle bakabilmenin yolu, çocukların sağlıkla büyümesinden geçer. Biz de bu bilinçle, onların hayatına dokunan her çalışmayı yarınlara yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Çünkü bir çocuğun hayatına dokunmak, geleceğe dokunmaktır. Buradan bir söz daha vermek isterim; mevcut projelerimizin ardından ailemiz adına Kocaeli’ye yeni bir okul daha kazandırmak için çalışacağız. Çünkü bu şehrin daha büyük, daha güçlü ve ses getiren projeleri hak ettiğine inanıyoruz. Bu kıymetli yatırımın ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. “Her Çocuk İçin Yeni Bir Şans” Açılışta konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Babaoğlu, ünitenin taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, yapılan katkının sadece bir bağış olmadığını vurguladı. Babaoğlu, “Sizler sadece bir bağış yapmadınız, hayata dokundunuz. Bu ünitede tedavi görecek her çocuk için yeni bir şans doğdu. Bu destek, doğrudan insan hayatına dokunan çok kıymetli bir katkıdır” ifadelerini kullandı. Başhekim Prof. Dr. M. Görkem Aksu ise konuşmasında, Aracı Ailesi’nin katkılarıyla hayata geçirilen çocuk yoğun bakım ünitesinin ileri teknoloji altyapısı ve donanımıyla Türkiye’nin sayılı merkezleri arasında yer aldığını belirtti. Aksu, ünitenin yalnızca fiziki bir katkı olmadığını, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin niteliğini yükselten stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, “Bu merkez sayesinde çocuk hastalarımıza daha hızlı, daha güvenli ve daha etkin tedavi imkânı sunacağız. Bu katkı, Kocaeli’de sağlık hizmetlerinin kalitesini önemli ölçüde ileri taşıyacaktır” dedi. “Bu Katkı Geleceğe Yapıldı” KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, törende yaptığı konuşmada özel sektörün toplumsal sorumluluğuna dikkat çekerek, bu tür katkıların yalnızca bugünü değil geleceği de şekillendirdiğini ifade etti. Tatar, “Bugün burada sadece bir sağlık hizmetinin açılışını yapmıyoruz; aynı zamanda vefa, dayanışma ve toplumsal sorumluluğun en güzel örneklerinden birine tanıklık ediyoruz. Çocuklara yapılan her katkı, ülkenin geleceğine yapılan bir katkıdır” dedi. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ise konuşmasında, hayata geçirilen ünitenin yalnızca Kocaeli için değil bölge için de önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, hayırseverlik kültürünün toplumda yaygınlaşmasının önemine vurgu yaptı. Aktaş, bu tür katkıların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran ve doğrudan hayatlara dokunan çok değerli adımlar olduğunu ifade etti. Kamu-Özel Sektör İş Birliği Vurgusu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, konuşmasında kalkınmanın temelinde kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesinin yattığını belirterek, “Bugün burada bunun en güzel örneklerinden birine tanıklık ediyoruz. Bu tür iş birlikleri, şehirlerin ve ülkelerin gelişiminde belirleyici rol oynar. Aracı Ailesi’ne şehrimize kattıkları bu kıymetli değer için teşekkür ediyorum. Sizlere minnettarız. İyi ki varsınız, iyi ki bu şehre değer katıyorsunuz.” dedi. Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ise Aracı Ailesi’nin katkılarının yalnızca bir destek değil, aynı zamanda topluma örnek teşkil eden bir model olduğunu ifade etti. Cantürk, sağlık ve eğitime yapılan her katkının büyüyerek topluma yayılan bir iyilik hareketine dönüştüğünü belirterek, hayırseverlik kültürünün yaygınlaşması gerektiğini vurguladı. Plaket Takdim Edildi, Ünite Gezildi Program kapsamında Aracı Ailesi üyeleri Zümran Aracı, Ayşe Aracı, Şükrü Kemal Aracı ve Vefa İbrahim Aracı’ya teşekkür plaketi takdim edildi. Tören, açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından protokol üyelerinin çocuk yoğun bakım ünitesini gezmesiyle sona erdi. Heyet, sağlık personelinden ünitenin teknik kapasitesi ve yürütülecek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Program öncesinde ise Aracı Ailesi tarafından kazandırılan Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi ziyaret edilerek, merkezde yürütülen çalışmalar ve sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BGC ve NEV Sağlık Grubu İş Birliğini Yeniledi! Haber

BGC ve NEV Sağlık Grubu İş Birliğini Yeniledi!

Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) ile NEV Sağlık Grubu arasındaki yaklaşık 7 yıllık kurumsal iş birliği anlaşması yenilendi ve kapsamı genişletildi. BGC Merkezi'nde düzenlenen imza törenine, BGC Başkanı Nuri Kolaylı ve NEV Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ergin Kopal katıldı. Yeni protokole göre, cemiyet üyeleri ve birinci derece yakınları NEV Sağlık Grubu'ndan yüzde 20 ile yüzde 50 arasında değişen indirimlerle sağlık hizmeti alabilecek. BGC Başkanı Nuri Kolaylı, uzun yıllardır üyelerin NEV Sağlık Grubu'ndan hizmet aldığını belirterek, iş birliğinin devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve Dr. Ergin Kopal'a teşekkür etti. NEV Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ergin Kopal ise basın mensuplarına destek olmayı öncelikleri arasında gördüklerini ifade ederek, toplumun kaliteli sağlık hizmetine ekonomik koşullarla ulaşabilmesini hedeflediklerini vurguladı. Törende ayrıca, yeni hizmete giren NEV Ataevler Hastanesi hakkında da bilgiler paylaşıldı. Kopal, hastanenin toplam 10 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu, 55 hasta odası, iki ayrı erişkin yoğun bakım ünitesi ve 17 gözlem odası ile 6 modern ameliyathaneye sahip olduğunu belirtti. Hastanede tomografi, MR, mamografi, röntgen ve ultrasonografi gibi ileri teknolojiye sahip görüntüleme hizmetlerinin sunulduğunu kaydeden Kopal, alanında uzman hekim kadrosu ve deneyimli sağlık personeli ile genel cerrahi, kardiyoloji, nöroloji, fizik tedavi ve daha birçok branşta hizmet verildiğini aktardı. Bunun yanı sıra, endoskopi, odyometri, efor testi, holter, EEG, EMG, solunum fonksiyon testi ve göz ünitesi gibi ileri tanı ve tetkik hizmetlerinin de mevcut olduğu hastanede, psikolog ve acil servis birimleriyle birlikte 7 gün 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Sağlık Trendleri Belli Oldu Haber

2026 Sağlık Trendleri Belli Oldu

HOP Health CEO'su Eyüp Kartal, 2026 yılında sağlık turizminde teknolojik entegrasyonun, uzmanlaşmış tedavilerin, kişiselleştirilmiş tıbbın ve sağlıklı yaşam odaklı seyahatlerin ön plana çıkacağını vurguluyor. 2025 yılında, Türkiye'yi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı TUİK verilerine göre 2,5 milyona ulaşırken, Uluslararası Sağlık Hizmetleri A. Ş.'nin (USHAŞ) resmi kayıtlarına yansıyan doğrudan tedavi odaklı hasta sayısı 1,4 milyon olarak gerçekleşti ve elde edilen sağlık turizmi geliri ise 3 milyonu aştı. Bu rakamların, Türkiye'nin sağlık turizminde güçlü büyümesini ve Avrupa'nın önde gelen sağlık merkezlerinden biri olarak konumunu pekiştirdiğini gösterdiğini söyleyen HOP Health CEO'su Eyüp Kartal, "Türkiye'nin plastik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavilerinde küresel bir merkez olduğu artık dünya genelinde biliniyor. Bunun yanı sıra kardiyoloji, onkoloji ve tüp bebek tedavisi de yoğun talep gören alanlar arasında. Estetik dışındaki sağlıklı yaşam tedavileri ve ileri düzey tıbbi tedaviler de Türkiye'de sağlık turizminin sürekliliğini ve gelişim potansiyelini ortaya koyuyor" diyor. Yapay zeka, uluslararası hasta sürecini kolaylaştıracak Sağlık turizmi ekosistemine yönelik 2026 beklentilerini paylaşan Kartal, hastaların artık sadece 'tedavi' değil, gelişmiş teknoloji, uygun fiyat ve üst düzey deneyimin kusursuz bir karışımını aradıklarını söylüyor. 2026'da sınır ötesi sağlık hizmetlerinin gidişatını etkileyecek birkaç önemli trendin ortaya çıkacağını belirten ve teknolojik gelişmelerin hastaların tıbbi yolculuğunun ilk aşamalarında uzaktan uzman görüşü ve hasta takibi sağlayan sanal hastane modellerine imkan verdiğini belirten Kartal, "Yapay zeka sağlık turizmini dönüştürmeye, tanı koymayı geliştirmeye ve sınır ötesi triyaj ve randevu planlamasından laboratuvar sonuç analizine ve ameliyat sonrası bakım yönetimine kadar tüm uluslararası hasta sürecini kolaylaştırmaya, bakım kalitesini iyileştirmeye hazırlanıyor. Bu noktada HOP Health ile sağlık turizmini yenilikçi çözümler ile buluşturuyoruz ve yapay zeka entegrasyonu ile hasta yönetimini dijitalleşen dünyanın hızına adapte ediyoruz" diyor. Kişiselleştirilmiş tıp hizmetleri hayati önem kazanıyor Kişiselleştirilmiş tıp hizmetlerinin genel tedavi yaklaşımlarının ötesine geçtiğini vurgulayan Kartal, genetik testlerin ve kişiye özel AI analizlerinin entegrasyonu sayesinde; cerrahi veya farmakolojik müdahalelere verilecek yanıtların önceden tahmin edilebildiğini belirtiyor. Kartal, bu teknolojik yeteneğin iyileşme sürelerini hızlandıran ve yan etkileri minimize eden 'Kişisel AI Destekli' özel bakım planlarının oluşturulmasını sağladığını ifade ediyor. Kartal, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: "Amacımız, hasta yolculuğunu şeffaf, hatasız ve tamamen kişiye özel bir standartta sunmak. Yapay zeka destekli sistemimizle hem tedavi kalitesini artırıyor hem de süreci dijitalleşen dünyanın hızına adapte ediyoruz." Bu yenilikçi çözüm; dünyanın dört bir yanından gelen başvuruları analiz ederek hastaları anında doğru tedavi grubuna yönlendiriyor. İletişim sürecinde sadece onaylı veri kütüphanesini kullanarak en doğru bilgi akışını sağlayan sistem, tedaviye özel ön değerlendirme soruları ve belge toplama süreçlerini de otomatiğe bağlıyor. Böylece 7/24 kesintisiz, hızlı ve tutarlı bir iletişim köprüsü kurarken, operasyonel bağımlılığı azaltıp hasta deneyimini dijitalleşen dünyanın hızına adapte ediyor. "Türkiye'nin güçlü konumunu daha da ileriye taşımak için çalışıyoruz" Dünyanın her yerinden doktorlar ile hastaları bir araya getiren yeni nesil sağlık platformu HOP Health olarak uzmanlıklarını dünya çapında kanıtlamış hekim kadrosu, ileri teknolojik altyapıya sahip hastane ve klinikleri, Türkiye'nin kültürel zenginlikleri ve danışanlara özel kişiselleştirilmiş hizmetleri ile dünyanın her köşesinden hastalara güvenle hizmet sunduklarını belirten Kartal, sözlerine şöyle devam ediyor: "HOP Health olarak amacımız, danışanlarımızın 'sağlık yolculuklarını' şeffaf, anlaşılır ve yüksek kalite standartlarında geçirmelerini sağlamak. Yalnızca yetki belgesine sahip, akredite edilmiş klinikler ve alanında uzman doktorlarla çalışıyoruz; hasta ile doktor arasındaki engellerin ortadan kalkmasına yardımcı oluyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı Haber

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı

Bu değişiklik erişim ve yönlendirme sorunlarını artırırken, MHRS şikayetlerinde de sert bir yükselişe yol açtı. Şikayetvar verilerine göre MHRS şikayetleri 1 haftada yüzde 545 oranında artış gösterdi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) son güncelleme sonrası yaşanan teknik aksaklıklar, kimlik doğrulama adımlarının uzaması ve uygulama içi yönlendirme problemleri kullanıcı deneyimini doğrudan etkiledi. Veriler, randevu bulma güçlüğüne ek olarak sisteme erişim sürecinin zorlaşmasının da şikayet artışında belirleyici olduğunu gösteriyor. Böylece erişim sorunları ve kontenjan yetersizliği yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre. 2025 yılı boyunca haftalık ortalama 15–35 bandında seyreden şikayet sayısı, 2026 Şubat ayının ilk haftasında 245’e çıkarak bir önceki haftaya kıyasla yüzde 545 yükseldi. Aylık bazda incelendiğinde yükselişin geçici olmadığı görülüyor. Ocak ayında 153 olan MHRS şikayet sayısı Şubat ayının ilk haftasında 321’e ulaşarak yüzde 110’luk artış gösterdi. Bu tablo, güncelleme sonrası ortaya çıkan kullanıcı deneyimi sorunlarının yaygınlaştığına işaret ediyor. Platformda yer alan MHRS şikayetlerinden bazılarıysa şöyle: MHRS sistemine yapılan son güncellemeden sonra randevu alma süreci benim için çok zorlaştı. Özellikle e-Devlet üzerinden iki aşamalı giriş ve e-Nabız zorunluluğu getirilmesi, hem benim hem de dijital işlemlere hâkim olmayan yakınlarım için ciddi mağduriyet oluşturuyor. MHRS üzerinden randevu alırken e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğunun kaldırılmasını, eskiye benzer daha pratik ve herkesin kullanabileceği bir sistemin yeniden düzenlenmesini talep ediyorum. MHRS Android uygulaması üzerinden hastane randevusu almaya çalışırken, sistem sürekli olarak beni e-Nabız ve e-Devlet’e yönlendiriyor ve bu yönlendirmelerden sonra bir türlü tekrar MHRS ekranına dönüp randevu oluşturamıyorum. Bu nedenle şu an hiçbir şekilde randevu alamıyorum. Geçen hafta aynı cihaz ve uygulama üzerinden sorunsuz şekilde randevu alabiliyordum, sorun sanıyorum bu hafta yapılan güncellemeden sonra başladı. Önceden gayet iyi işleyen bir sistemi, e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğu ekleyerek kullanılamaz hale getirmiş olmanızdan dolayı ciddi anlamda mağdur oldum. Kasım 2025’ten beri Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları için MHRS üzerinden defalarca randevu almaya çalışıyorum ancak sistem yalnızca talep oluşturuyor, hiç uygun saat göstermiyor. Aylarca denememe rağmen randevu alamadım ve bu süreçte gözümdeki bulanıklık artarak görme kaybına dönüşmeye başladı. MHRS sisteminin son güncellemesiyle birlikte e-Devlet girişlerinde getirilen iki aşamalı doğrulama sebebiyle ciddi mağduriyet yaşıyorum. Anneme kardiyoloji randevusu almaya çalıştığımda, annemin e-Devlet hesabına bağlı telefon numarasına SMS onayı gidiyor. Annem benden uzakta oturduğu ve telefon da onda olduğu için bu onayı veremiyor, dolayısıyla ben de onun adına sisteme giriş yapamıyor ve randevu alamıyorum. Yaklaşık iki haftadır bu durum devam ediyor ve bu sebeple annemin randevu işlemlerini takip edemiyorum. Özellikle yaşlı, dijital okuryazarlığı sınırlı olan veya çocukları tarafından işlemleri takip edilen hastalar için bu yeni sistem işleri kolaylaştırmak yerine ciddi biçimde zorlaştırıyor. MHRS’deki iki aşamalı doğrulama nedeniyle hem kendi telefonumdan hem de 70 yaş üzerindeki annem ve babamın telefonlarından giriş yapmak zorlaştı. Daha önce sorunsuz alınan randevular yaklaşık bir haftadır aksıyor. Yeni sistem özellikle yaşlı ve teknolojiye hâkim olmayan kişiler için ciddi engel oluşturdu. Randevu alma sürecinin sadeleştirilmesi veya daha kolay bir giriş yöntemi sunulmasını talep ediyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

25 Yıl İçinde 746 Milyon Çocuk Obez Olabilir! Haber

25 Yıl İçinde 746 Milyon Çocuk Obez Olabilir!

2050 yılında 5-19 yaş arasındaki çocuklarda obezite rakamlarının dünyada 746 milyona, ülkemizde ise en az 3.39 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor. Önlenebilen ölüm nedenleri arasında sigaranın ardından ikinci sırada yer alan obezitenin kalıcı tedavisi, multidisipliner yaklaşımlarla gerçekleştiriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Obezite Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. M. Celal Kızılkaya, çocukluk çağı obezitesi ve tedavi süreci ile ilgili önemli detaylar hakkında bilgi verdi. Teknolojik gelişmeler obeziteyi tetikliyor Dünyada 5–19 yaş arası çocuklarda obezite prevalansı 1975 yılında %4 iken, 2022 yılında bu oran %20’ye ulaşmıştır. Obez çocuk sayısı 1975 yılında yaklaşık 11 milyon iken, 2022’de 65 milyon kız ve 94 milyon erkek olmak üzere toplam yaklaşık 159 milyona yükselmiştir. 2050 yılında dünya genelinde 746 milyon çocuk ve gencin aşırı kilolu/obez olacağı öngörülmektedir. Çocukluk çağı obezitesinde; çocukların akademik hayatta başarılı olma kaygısı, yaşanılan çevrenin güvenli olmaması, çocukların evde daha çok ekran karşısında vakit geçirmelerine ve fiziksel aktivitelerinin azalmasına neden olmaktadır. Diyetteki artmış yağ oranı, fazla karbonhidrat tüketimi ve şekerli içeceklerden zengin beslenme obeziteye yol açmaktadır. Bu şekilde beslenen çocukların çeşitli vitamin ve mineral yetersizlikleri açısından da risk altında oldukları bilinmelidir. Düzenli ve dengeli beslenme obezite gelişimini engelleyici bir faktördür. Öğün atlanmasının, özellikle de çocuklarda kahvaltı alışkanlığının olmamasının doğrudan obeziteye yatkınlığa yol açtığı çalışmalar ile gösterilmiştir. Ebeveynlerin her ikisi de obez ise çocukta şişmanlık riskinin belirgin olarak arttığı da kanıtlanmıştır. Çocuklarda obezite yatkınlığı, erişkinlerden farklı hesaplanıyor Çocuklarda obezite tanısında sıklıkla boy ve vücut ağırlığı değerleri kullanılmaktadır. İki yaşından küçük çocuklarda boya göre ağırlık değerlerine göre tanı konulmaktadır. Daha büyük çocuklarda ise vücut ağırlığı, boyun metre cinsinden karesine bölünerek vücut kitle indeksleri hesaplanmaktadır. Ancak erişkindekinden farklı olarak sabit bir değere göre karar verilmemektedir. Yaş ve cinsiyete göre oluşturulmuş eğrilerde vücut kitle indeksi yüzde değerleri %85 ile %95 arasına denk gelen çocuklar fazla tartılı, %95 ve üzerinde olanlar ise şişman olarak kabul edilmektedir. Yine bu çocuklarda bel çevresi değerleri de organ yağlanması ve metabolik risklerin ortaya konulmasında yardımcı olmaktadır. Çocukların obeziteden korunması için aktif yaşam şart! Genetik yatkınlığın haricinde erken yaşta şişmanlığa neden olan ya da ek bulguların eşlik ettiği nadir genetik hastalıklar da mevcuttur. Bu genetik hastalıkların ya da hormonal bozuklukların şüphe edildiği çocuklar, çocuk endokrinoloji hekimleri tarafından görülmeli ve izlenmelidir. Basit obezitenin söz konusu olduğu durumlarda ise tedavinin en önemli bileşeni yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, uyku saatlerinin düzenlenmesi ve ekran (bilgisayar, televizyon, akıllı telefonlar vb.) başında geçirilen sürenin azaltılması önerilen yaşam tarzı değişiklikleri arasındadır. Bazı durumlarda ilaç tedavileri gündeme gelebilir, ancak bu yaşam değişiklikleri uygulanmadığı zaman ilaç tedavisinin de etkinliği sınırlı kalmaktadır. Erişkin dönemde uygulanan bariatrik cerrahi, çocukluk çağında öncelikli tedavi yöntemlerinden biri değildir ve bu konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir. Bu yöntem gelişimini büyük oranda tamamlamış, diğer tedaviler ile gelişme kaydedilemeyen, seçilmiş olgularda gündeme gelebilir ancak çocuk, bu konuda deneyimli, çocuk endokrinoloji dahil gerekli tüm branşların bulunduğu merkezlerce değerlendirilmelidir. Birçok sağlık profesyoneli bu takımın bir parçası Birçok faktörün etkilediği bir problemi ortadan kaldırmanın yolu probleme farklı açılardan bakabilme kabiliyetine sahip olmaktan geçmektedir. Dolayısıyla obezitenin kalıcı tedavisi ancak multidisipliner bir yaklaşımla mümkündür. Multidisipliner yaklaşım derken obeziteye neden olan faktörleri irdeleyen bilim dalları ile kollektif bir çalışma kastedilmektedir. Obezitenin tedavisinde ekipte yer alması gereken kişiler; obezite cerrahisi (genel cerrah), endokrinoloji, gastroenteroloji, psikiyatri, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, beslenme ve diyet, psikoloji, fizyoterapi gibi alanlarda uzmanlar olarak sayılabilmektedir. Ayrıca ihtiyaç doğrultusunda diğer branşlar hasta bazlı olarak ekibe dahil olabilmektedir. Bu branşların hepsi ayrı ayrı hastayı değerlendirmekle birlikte, haftalık toplantılarla bir araya gelerek hasta için bütüncül bir yaklaşım ile en uygun tedavi şemasını belirlemektedir. Böylece hastaya özgü ve sağlık durumuna ve mevcut hastalıklarına göre uygun tedavi protokolü belirlenmiş olur. Bu şekilde izlenen hastalarda ömür boyu korunan tedavi başarısı şansı oldukça yüksektir. Multidisipliner ekip ile tedavi edilemeyen ve kontrollerine uymayan hastalarda eski yaşam tarzına dönüşler ve geri kilo alımları çok sık gözlenmektedir. Öyle ki geri kilo alımı 10 yılda neredeyse yarı yarıya gibi yüksek bir orana ulaşmaktadır. Geri kilo alımı demek aynı zamanda kronik hastalıkların tekrar ortaya çıkması ya da kötüleşmesi demektir. Bu minvalde değerlendirerek obezitenin kronik bir hastalık olduğunu kabullenip, multidisipliner tedavinin önemini anlayarak tedaviye başlamak kilolardan şikayetçi her bireyin başlangıç noktası olmalıdır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.