Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kardiyovasküler Sistem

Kapsül Haber Ajansı - Kardiyovasküler Sistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kardiyovasküler Sistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dijital Sağlıkta Güven ve Sorumluluk Dönemi Haber

Dijital Sağlıkta Güven ve Sorumluluk Dönemi

Özellikle açık hava aktivitelerinin, sporun ve seyahatlerin zirveye ulaştığı, hareket ve sağlık takibi ihtiyacının en çok arttığı Temmuz ayı ve yaz döneminde, bu teknolojilerin sunduğu rehberlik hayati bir önem kazanıyor. Huawei; küresel Ar-Ge yatırımları, tıp dünyasıyla gerçekleştirdiği bilimsel iş birlikleri ve uluslararası düzeyde tescillenmiş medikal sertifikasyonlarıyla dijital sağlıkta yeni bir güven ve sorumluluk dönemine öncülük ediyor. Günümüz dünyasında dijital sağlık, bireylerin kendi yaşam kalitelerini yönetme biçimini kökten değiştiriyor. Teknoloji ile sağlık arasındaki bu kesişim noktası, kullanıcıları sadece veri tüketen pasif izleyiciler olmaktan çıkarıp, kendi sağlıklarının aktif yöneticileri haline getiriyor. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve faydalı olabilmesi, giyilebilir teknolojilerin güven, doğruluk ve sorumluluk temelleri üzerine inşa edilmesini zorunlu kılıyor. Yaz Dinamizmi ve Mevsimsel Sağlık Takibi Yaz aylarının gelişiyle birlikte artan sıcaklıklar ve nem, açık havada yapılan antrenmanlarda kardiyovasküler sistem üzerinde ek bir yük oluşturabiliyor. İnsanlar sağlıklı yaşam ilkelerini ve yazın alınması gereken önlemleri teoride çok iyi bilseler de bu bilgileri günlük alışkanlıklarına dönüştürmekte, yani eyleme geçmekte sıklıkla zorlanıyor. Sıcak havalarda vücudun sıvı dengesini korumak, kalp hızını kontrol altında tutmak ve uyku kalitesini optimize etmek, teorik bilgi ile pratik yaşam arasındaki boşluğu daha da derinleştiriyor. Giyilebilir teknolojilerin asıl sorumluluğu tam bu noktada, yani mevsimsel değişimlerin getirdiği fiziksel zorluklarda başlıyor. Akıllı cihazlar, karmaşık biyolojik verileri herkesin anlayabileceği basit, tutarlı ve proaktif geri bildirimlere dönüştürerek bu açığı kapatıyor. Kullanıcıya sıcak yaz günlerinde sadece kaç adım attığını söylemek yerine, uykusunun kalitesini analiz ederek yaşam tarzını nasıl iyileştirebileceğine dair bilimsel tavsiyeler sunan bir asistan, dijital sağlıkta gerçek bir davranışsal dönüşümü tetikliyor. Sıcak Havalarda Klinik Düzeyde Doğruluk ve Standartlar Sıcak havalarda damarların genişlemesiyle birlikte tansiyon seviyelerinde yaşanan dalgalanmalar, giyilebilir cihazların sunduğu verilerin doğruluğunu her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Teknolojinin sunduğu sağlık verilerinin hayatı iyileştirebilmesi, bu verilerin doğruluğuna ve arkasındaki bilimsel temele bağlıdır. Huawei, bu doğruluğu sağlamak adına Çin ve Avrupa’daki son teknoloji sağlık laboratuvarlarında çok disiplinli bir Ar-Ge ağı yönetiyor. Bu çalışmaların en somut kanıtı olan HUAWEI WATCH D2, sunduğu gelişmiş ölçüm teknolojileriyle yaz aylarında güvenli egzersiz yapmayı kolaylaştırıyor. Geleneksel PPG tabanlı tahmini ölçüm metotlarından ayrılan bu teknoloji, saat kayışına entegre edilen Ultra Dar Mekanik Hava Yastığı sayesinde osilometrik ölçüm metodunu temel alarak doğrudan ve kesin sonuçlar sunuyor. Cihazın kan basıncı izleme, elektrokardiyogram ve yirmi dört saatlik ayaktan kan basıncı izleme özellikleri, Avrupa Birliği'nin en sıkı medikal yazılım yönetmeliği olan CE MDR standartlarına göre belgelendirilmiş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı (TİTCK) onaylı bir medikal cihaz olarak güvenilirliğini ortaya koyan bu ekosistem, evrensel AAMI, ESH (Avrupa Hipertansiyon Cemiyeti) ve ISO standartları ile tam uyumlu olarak tasarlanıp test ediliyor. Avrupa'nın yanı sıra Çin'de NMPA ve Malezya'da MDA onaylarını da alan teknoloji, dijital sağlıkta güven sınırlarını küresel ölçekte tescilliyor. Herkes İçin Güvenli Yaz Aktivitesi Huawei'in dijital sağlık vizyonu, teknolojiyi klinik araştırmaların ve toplumsal faydanın bir parçası haline getirerek her mevsim güvenli aktiviteyi teşvik etmeyi hedefliyor. Yapay zekâ ve kardiyovasküler hastalıklar alanındaki en iddialı Avrupa Birliği girişimlerinden biri olan iCARE4CVD programına katılan tek giyilebilir cihaz üreticisi olan şirket, akıllı cihazların sürekli ölçüm yeteneğini kronik hastalık yönetiminde doktorların hizmetine sunmayı amaçlıyor. Geliştirilen yeni ekosistem özellikleri sayesinde kullanıcılar, sıcak havalarda daha da kritik hale gelen EKG ve tansiyon gibi hassas verilerini Sağlık Topluluğu aracılığıyla aile üyeleri ve hekimleriyle güvenle paylaşabiliyor. Bununla birlikte, dijital sağlığın kapsayıcı olması gerektiği inancıyla hareket eden şirket, tekerlekli sandalye kullanıcıları gibi engelli bireylerin sıcak yaz günlerinde hareket ve aktivite takibini doğru yapabilmek için özel algoritmalar geliştiriyor. Standart modellerin dışındaki ihtiyaçları anlayarak her bireye adil bir sağlık takibi sunmak, teknolojinin toplumsal sorumluluğunun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Sıcak Yaz Günlerinde Tavizsiz Veri Güvenliği Sağlık verileri, özellikle seyahatlerin ve dış mekan aktivitelerinin arttığı bu hareketli dönemde bir bireyin sahip olduğu en hassas ve kişisel bilgilerdir. Bu nedenle dijital sağlıkta güven, veri güvenliğiyle eş anlamlıdır. Huawei, giyilebilir cihazlarında topladığı tüm biyometrik verileri cihaz içinde uçtan uca şifreleyerek güvence altına alıyor. Bulut aktarımları ve üçüncü taraf veri paylaşımları, yalnızca kullanıcının açık ve bilinçli onayıyla gerçekleştiriliyor. Kullanıcı, verilerinin nerede depolandığını, kimlerle paylaşıldığını ve nasıl kullanıldığını tam olarak kontrol etme hakkına sahip oluyor. Giyilebilir teknoloji, şık bir aksesuar olmanın çok ötesine geçerek yaşam kalitemizi proaktif olarak koruyan, eyleme dökülebilir tavsiyeler sunan ve en önemlisi mahremiyetimize saygı duyan güvenilir bir yaşam asistanına dönüşüyor. Huawei, bilimsel araştırmalara ve uluslararası tıp standartlarına dayanan bu yeni dönemi, teknolojinin insanlığa hizmet etme sorumluluğunun bir gereği olarak görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor! Haber

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, bu iki durumun belirtilerinin doğru ayırt edilmesinin erken müdahale açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, soğuk hava koşullarına ve hipoterminin zamanında fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Hipotermi nedir? Hipoterminin vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesiyle meydana gelen tehlikeli bir durum olduğunu dile getiren Prof. Dr. Deniz Demirci, “Normal vücut sıcaklığı genellikle 36.5°C ile 37.5°C arasında olup, bu aralık vücudun optimal işlevlerini sürdürebilmesi için gereklidir. Vücut ısısı 35°C’nin altına düştüğünde, vücut normal işlevlerini yerine getiremez ve hayati tehlike söz konusu olabilir. Hipotermi genellikle aşırı soğuk havalarda, suda uzun süre kalma, yeterince giyinmemek, yorgunluk veya açlık gibi durumlarla ilişkilidir. Bunun yanı sıra, alkol ve bazı ilaçlar da vücutta ısının kaybını hızlandırabilir.” dedi. Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geliyor Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipoterminin etkileri, vücut sıcaklığının ne kadar düştüğüne ve ne kadar süreyle bu düşük sıcaklığın etkisi altında kalındığına bağlı olarak değişebilir.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Demirci, vücut sıcaklığı düştükçe birçok hayati sistemin olumsuz etkilendiğini belirterek, dolaşım sistemiyle ilgili olarak şunları kaydetti: “Vücut ısısının düşmesiyle birlikte, kan damarları daralır (vazokonstriksiyon). Bu, kanın vücut yüzeyinden iç organlara yönlendirilmesine ve böylece hayati organların korunmasına yardımcı olur. Ancak, bu durum ciltte solukluk, soğukluk ve mavi renge (siyanoz) yol açabilir. Uzun süreli hipotermi, kan basıncında düşüşe neden olabilir, bu da organlara yeterli kanın ulaşamamasına yol açar ve organ fonksiyonlarını bozabilir.” Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlıyor Sinir sistemi üzerindeki etkilerinin de hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, sinir sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlar. Başlangıçta titreme, konuşma bozukluğu ve koordinasyon kaybı gibi belirtiler görülür. Sıcaklık daha da düşerse, bilinç kaybı, koma ve sonunda ölüm riski artar. Beyin, vücut ısısının kontrolünü sağlamak için daha fazla enerji harcar ve bu durum, zihinsel işlevlerde bozulmalara yol açabilir. Hipotermi sırasında kaslarda titreme başlar. Titreme, vücutta ısının korunmasını sağlamak için kasların kasılmasından kaynaklanır ve bu, vücudun ısınmasını sağlayan bir tepkidir. Ancak, vücut sıcaklığı iyice düştüğünde, titreme durur ve kaslar zayıflar.” diye konuştu. Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlıyor Hipoterminin metabolizma üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, “Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlar. Hipotermi, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Karaciğer ve böbrek gibi organlar, ısı üretmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, ancak bu süreçler verimsizleşir. Ayrıca, kan şekerinin düşmesi ve diğer metabolik dengesizlikler görülebilir.” şeklinde konuştu. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabiliyor Solunum sistemi üzerindeki etkilerini de anlatan Prof. Dr. Demirci, “Solunum hızı, vücut ısısının düşmesiyle birlikte azalır ve bu da oksijenin vücutta daha verimli bir şekilde taşınmasını zorlaştırır. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabilir. Ayrıca, soğuk hava solumak, solunum yollarında kuruluk ve tahrişe neden olabilir.” dedi. Prof. Dr. Demirci, kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri de vurgu yaparak, “Hipotermi, kalp atışlarını etkileyebilir. Vücut sıcaklığı düştükçe, kalp atış hızı yavaşlar ve düzensizleşebilir. Şiddetli hipotermi durumunda, kalp durması riski ortaya çıkabilir. Kalp atışlarındaki düzensizlikler (aritmi) hayati tehlike oluşturabilir.” ifadesinde bulundu. Soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmeli Hipotermiden korunmak için soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmesi, aşırı soğuk ortamlarda uzun süre kalmaktan kaçınılması ve vücut ısısının düşmesini engellemek için önlemler alınmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipotermi tedavisinde, kişinin ısısını yavaşça artırmak gerekir. Bu, sıcak içecekler, ısınma battaniyeleri veya ısınma cihazları kullanılarak yapılabilir. Ancak, tedavi hızlı ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır, çünkü aşırı hızlı ısınma, vücuttaki kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.” dedi. Donma ve hipotermi arasındaki farklar neler? Donma ve hipoterminin, her ikisinin de soğukla ilgili tehlikeli sağlık durumlar olduğunu ancak farklı mekanizmalarla vücutta etkiler oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesi durumudur. Vücut, soğuk ortamda ısısını kaybeder ve bu durum organ fonksiyonlarını bozarak hayati tehlike yaratabilir. Hipotermide tüm vücut etkilenir. Donma, vücut dokularının (genellikle eller, ayaklar, burun, kulaklar gibi vücut uç bölgeleri) aşırı soğuk nedeniyle donmasıdır. Donma, dondurucu soğukta uzun süre kalma sonucu, özellikle kan damarlarının tıkanmasıyla doku hasarına yol açar. Bu, lokal bir durumdur ve genellikle vücudun uç bölgelerinde görülür.” diye konuştu. Donmada dokularda nekroz yaşanabiliyor Hipotermide, vücut ısısının genel olarak düştüğünü ve bu durum bütün organları etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Kalp, solunum ve merkezi sinir sistemi en fazla etkilenen bölgeler arasındadır. Hipotermide kaslar titrer, solunum yavaşlar, kalp hızı düşer, düşünme ve koordinasyon bozulur. Donma, sadece vücudun bazı bölümlerinde meydana gelir. Doku, aşırı soğuk nedeniyle donarak hasar görür. Başlangıçta cilt soluklaşır ve uyuşur, sonra dokular buz gibi sertleşebilir. Ciddi vakalarda, dokular nekroz yaşayabilir.” şeklinde konuştu. Hipotermi vücudun tamamını etkiliyor Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Donma ve hipoterminin belirtileri nasıl ayırt edilir? Prof. Dr. Deniz Demirci, hipotermi belirtilerini şöyle sıraladı: “Başlangıçta, titreme, yorgunluk, uyuşma, baş dönmesi, konuşmada bozulma, kas zayıflığı, koordinasyon kaybı olur. Orta düzey hipotermi de titreme durur, bilinç kaybı, hızla düşünme ve karar verme zorluğu, nefes almanın zorlaşması, kalp atışlarının yavaşlaması meydana gelir. İleri düzey hipotermi de ise bilinç kaybı (komaya girme), vücut ısısının 30°C’nin altına düşmesi, kalp durması riski oluşur.” Donma belirtilerini de sıralayan Prof. Dr. Demirci, şöyle devam etti: “Başlangıçta, cilt soğur ve beyazlaşır, uyuşukluk ve karıncalanma hissi olur. İleri aşamada ise cilt sertleşir, morarma, buz gibi bir hissiyat, ağrı veya yanma hissi olur. Vücut kısmı hareket ettirilemez hale gelebilir. Şiddetli donmada ise cilt ve doku tamamen donar, şişlik ve kabuklanma oluşur, doku ölümü (nekroz) gelişebilir. Tedavi edilmezse, etkilenen doku kaybolabilir.” Vücudu yavaşça ısıtmak gerekiyor Hipotermi tedavisinde vücudu yavaşça ısıtmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Öncelikle sıcak, kuru bir ortamda kişiyi ısıtmak, sıcak içecekler vermek, ısınma battaniyeleri kullanmak önemlidir. Ağızdan ısıtma yapılabilir, ancak hızlı ısıtma, vücudun şok yaşamasına yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Donma tedavisinde ise donmuş bölgeyi ılık suyla ısıtmak, donmuş dokuyu tekrar soğuğa maruz bırakmamak gerekir. Donmuş bölgeye doğrudan ısı uygulamaktan kaçınılmalıdır. Şiddetli donma durumlarında, etkilenen doku nekrozu gelişebileceği için cerrahi müdahale gerekebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.