Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karıncalanma

Kapsül Haber Ajansı - Karıncalanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karıncalanma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Boyun Fıtığında Nörolojik Belirtiler Önem Taşıyor!  Haber

Boyun Fıtığında Nörolojik Belirtiler Önem Taşıyor! 

Eşyaları elden düşürme, düğme ilikleme veya yazı yazmada zorlanma gibi günlük yaşamda ortaya çıkan küçük değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, “Kas gücünde belirgin veya ilerleyici kayıp varsa ‘bekleyelim, belki geçer’ yaklaşımı doğru değildir. Sinir dokusunun ne ölçüde etkilendiğinin değerlendirilmesi gerekir.” dedi. Omurilik basısında ise yürüme, denge ve koordinasyon sorunlarının görülebileceğini kaydeden Op. Dr. Kaya, MR görüntüsünde fıtık görülmesinin tek başına ameliyat anlamına gelmediğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, boyun fıtığı belirtileri ile tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu. Boyun fıtığının ilk sinyali sadece boyun ağrısı olmayabilir Boyun omurları arasında bulunan disklerin çeşitli nedenlerle yapısının bozulması ve çevredeki sinir yapılarını etkilemesi sonucu farklı yakınmaların ortaya çıkabileceğini ifade eden Op. Dr. Ercan Kaya, “Hastaların yalnızca boyun bölgesindeki ağrıya odaklanmaması gerekir. Boyun fıtığında ağrı boyunda başlayıp omuza, kola ve ele doğru yayılabilir.” dedi. Buna uyuşma, karıncalanma veya güç kaybının eşlik edebileceğini kaydeden Op. Dr. Kaya, “Hangi sinirin etkilendiğine bağlı olarak şikayetlerin görüldüğü bölge ve şiddeti değişebilir. Dolayısıyla kişinin ‘boynum çok ağrımıyor, önemli değildir’ diye düşünmesi doğru olmayabilir.” şeklinde konuştu. Kola yayılan ağrı ve uyuşmayı ciddiye alın Boyundaki bir sinir kökünün baskı veya irritasyona uğraması durumunda kol ve elde belirtiler ortaya çıkabileceğini dile getiren Op. Dr. Kaya, “Özellikle tek kola yayılan ağrı, parmaklarda uyuşma, karıncalanma ve kas gücünde azalma gibi yakınmaların değerlendirilmesi gerekir.” dedi. Bazı hastaların önce omuz ağrısı nedeniyle doktora başvurduğuna değinen Op. Dr. Kaya, “Bazıları ise parmaklarında uyuşma olduğunu söylüyor. Boyun kaynaklı sinir etkilenmesinde şikayet her zaman yalnızca boyunda hissedilmez. Omuzdan kola ve parmaklara kadar uzanan bir tablo ortaya çıkabilir.” ifadelerini kullandı. Bardak, telefon veya anahtar elinizden düşmeye başladıysa dikkat! Boyun fıtığında üzerinde özellikle durulması gereken belirtilerden birinin ilerleyici güç ve beceri kaybı olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Ercan Kaya, şunları söyledi: “Kişinin günlük yaşamındaki küçük değişiklikler önemli ipuçları verebilir. Hasta ‘Son zamanlarda elimden sürekli bir şeyler düşüyor’ diyebilir. Telefonu veya bardağı kavramakta zorlanabilir. Daha önce rahatlıkla yaptığı düğme ilikleme, fermuar çekme, anahtar kullanma veya yazı yazma gibi ince el hareketlerinde zorlanmaya başlayabilir. Bu tür değişiklikler yalnızca ağrıdan daha önemli nörolojik sinyaller olabilir.” İlerleyici güç kaybında ‘bekleyelim’ yaklaşımı doğru değil! Boyun ağrılarının önemli bölümünün cerrahi müdahale gerektirmediğini aktaran Op. Dr. Kaya, “Buna karşın ilerleyen nörolojik kaybın farklı değerlendirilmesi gerekir.” dedi. Ağrının zaman içerisinde azalabileceğini ve birçok hastanın cerrahi dışı yöntemlerle takip edilebileceğini belirten Op. Dr. Kaya, “Ancak kas gücünde belirgin veya ilerleyici kayıp varsa ‘biraz daha bekleyelim, belki geçer’ yaklaşımı doğru değildir. Sinir dokusunun ne ölçüde etkilendiğinin değerlendirilmesi gerekir.” diye konuştu. El becerisi, yürüme ve denge bozuluyorsa omurilik etkilenmesi araştırılmalı! Boyun bölgesinde omuriliğin de bulunduğunu hatırlatan Op. Dr. Ercan Kaya, “Ciddi bası yalnızca kol ve ellerde değil, bacaklarda da belirtilere neden olabilir.” dedi. Omurilik basısı geliştiğinde yürümede değişiklik, dengesizlik, koordinasyon bozukluğu, bacaklarda sertlik, ağırlık veya güçsüzlük görülebileceğini ifade eden Kaya, şöyle devam etti: “Boyun problemi olan bir hastanın yürüyüşü bozulmaya, dengesi değişmeye veya düşmeleri artmaya başladıysa bunu yalnızca yaşa ya da yorgunluğa bağlamamak gerekir. Özellikle el becerilerindeki bozulmayla yürüme ve denge problemlerinin birlikte görülmesi omurilik etkilenmesi açısından önemli olabilir. Yürürken eskisine göre daha güvensiz hissetme, sık tökezleme, merdiven kullanımında zorlanma veya bacaklarda güçsüzlük hissinin de değerlendirilmesi gerekir. Bazen hasta çok belirgin bir felç tablosuyla gelmez. ‘Yürürken eskisi kadar dengeli değilim’, ‘Ayaklarım birbirine dolaşıyor’, ‘Merdivende zorlanmaya başladım’ gibi ifadeler kullanabilir. Bu küçük değişikliklerin altında omurilik basısı olup olmadığı araştırılmalı.” MR bulguları tek başına ameliyat gerektirmiyor! MR görüntülemede disk taşması veya fıtık görülmesinin tek başına ameliyat kararı anlamına gelmediğini dile getiren Op. Dr. Kaya, “Görüntüleme bulguları, hastanın yakınmaları ve nörolojik muayenesiyle birlikte değerlendirilmeli.” dedi. MR görüntüsünün değil, hastanın tedavi edildiğini vurgulayan Op. Dr. Kaya, “Görüntülemede belirgin değişiklikler olmasına rağmen ciddi şikayeti bulunmayan kişiler olabileceği gibi, nörolojik bulguları nedeniyle daha yakından değerlendirilmesi gereken hastalar da olabilir. Tedavi kararı muayene, şikayetler ve görüntüleme bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle verilir. Boyun ağrısının çok farklı nedenleri olabilir. Özellikle travma sonrası başlayan ağrı, ateşle birlikte görülen boyun ağrısı, giderek şiddetlenen veya gece belirginleşen ağrı ve açıklanamayan kilo kaybı gibi durumlar da hekim tarafından değerlendirilmeli. Boyun ağrısını otomatik olarak fıtığa bağlamak da yanlış. Enfeksiyondan travmaya kadar farklı nedenler söz konusu olabilir. Bu nedenle özellikle alışılmışın dışında seyreden veya başka belirtilerin eşlik ettiği ağrılarda nedenin ortaya konulması gerekir.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MS Kadınlarda Daha Erken Yaşta Başlıyor Haber

MS Kadınlarda Daha Erken Yaşta Başlıyor

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında MS hastalığının nedenleri, belirtileri, risk faktörleri, genetik ve çevresel etkileri ile tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu. MS, bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırmasıyla oluşuyor! Multiple Skleroz’un (MS), bağışıklık ya da bedenimizin savunma sisteminin sinir sistemini (beyin, omurilik) zedelemesi ve onu yabancı kabul ederek saldırması ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Normalde sinir sitemimiz, bağışıklık sisteminden uzakta, adeta saklı bir ortamdadır. Ancak, sebebini tam olarak anlayamadığımız nedenlerle, baştan ve kontrolden çıkan bağışıklık sistemimiz, kendi sinir sistemine saldırır ve hasarlar oluşturur.” dedi. Hasarların yerleşimine göre şikâyet ve bulguların da değişken olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarlacı, “Hastalığın en sık başlangıç belirtisi duyusal-hisle ilgili şikâyetlerdir. Genellikle, eli ayağı hissetmeme şeklinde değil de uyuşma-karıncalanma-keçelenme tarzında olur. Duyusal belirtiler, anlık izlenen belirtiler olarak hastaların yüzde 50-70’inde ortaya çıkar.” şeklinde konuştu. MS’te görülen en sık belirtiler duyusal şikâyetler, güç kaybı ve görme sorunları! Duyusal belirtilere açıklık getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi: “Uyuşma, karıncalanma, iğnelenme, his azalması, gerilme, uyuşturulmuşluk hissi, kum üzerinde yürüme hissi, kaşınma, yanma, elektriklenme, yüze ani vuran elektrik çarpması, boyundan sırta ve ayaklara ani elektrik çarpması şeklinde olabilir. Duyusal şikâyetlerin ardından en sık, güç (motor) kayıpları ile kendini gösterir. Kuvvet ya da güç sorunları ile ilgili belirtiler, başlangıçta hastaların yüzde 32-40’ında görülmesine karşın, yıllar içerisinde hastaların yüzde 60 kadarı değişik ağırlıklarda güç kayıplarına maruz kalır. Bu doğrudan bir uzuvda kuvvet kaybı şeklinde olabileceği gibi, ‘ağırlaşma’, ‘sertleşme’, ‘direnç gösterme’ veya ‘ağrı’ şeklinde de olabilir. Bu tür belirtiler sıklıkla bacaklarda başlar. Üçüncü sırada ise, görme kayıpları ya da bozuklukları gelir. Bu durum, hastaların yüzde 15-20’sinde başlangıç belirtisidir.” MS genellikle 29–32 yaşlarında başlar ve kadınlarda daha sık görülür! Pek çok çalışmada MS’in başlangıç yaşının 29-32 arası olduğunun görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Kadınlarda, en sık ortaya çıktığı yaş erkeklere göre 5 yıl daha erkendir.” dedi. Birincil ilerleyen tipte ise başlangıç yaşının 35-39 yaş aralığı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, “Hastaların yüzde 5’inde ise başlangıç yaşı 8 yaşın altında ve 70 yaş üzerindedir. Genelde, bağışıklık sisteminden kaynaklanan tüm hastalıklar kadınlarda daha sık izlenir. MS’de de aynı durum söz konusudur. Kadın erkek oranı 1.77/1.00 kadardır. Yaklaşık kadınlarda 2 kat daha yüksek izlenir. MS köylü kadın ve erkeklerde daha nadirken, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek kişilerde daha sıklıkla izlenir. Bu hem yerel olarak şehirlerde hem de dünya coğrafyasına bakıldığında aynı şekildedir.” açıklamasını yaptı. MS ile virüsler arasında kesin bir neden-sonuç ilişkisi kanıtlanamadı! Bir çok virüs enfeksiyonunun MS’e neden olduğu öne sürülmesine karşın, doğrudan bir enfeksiyon ardından ortaya çıkacağının kesinliği olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Uzun yıllardır bu tartışma var ve devam da edecek. Enfeksiyon, taramalar, otopsi sonuçları ve diğer araştırmalar birbiri ile çelişkili sonuçlar vermekte. Virüslerin bağışıklık sistemini baştan çıkarıp, yanlış hedefe saldırıya neden oldukları kabul edilir.” dedi. Söz konusu virüslerin neler olabileceğini açıklayan Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti: “Virüsler içerisinde, kuduz, uçuk virüsü olan herpes simpleks, Epstein Barr virüsü sayılabilir. Son zamanlarda, insan herpes virüs-6, Epstein Barr virüsü ve Chlamidya pnömonia MS’e neden olabilecek olası tetikleyiciler olarak ilgi çeker oldu. Ancak, MS ile ilgili mikrop enfeksiyonu etkisi konusunda son söz henüz söylenmedi. Bir araştırma sonucuna göre, 17 yaşından önce sigaraya başlamak MS gelişim riskini arttırıyor.” Tek yumurta ikizlerinde MS’in daha sık görülmesi bir kanıt, ancak MS yalnızca genetik değil! Tek yumurta ikizlerinde belirgin olarak yüksek oranda MS ortaya çıkmasının genetik etkinin en açık kanıtı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Tek yumurta ikizlerinin 100’ünün 24 eş ikizde MS ortaya çıkarken, farklı yumurtalardan doğan ikizlerin ise yüzde 2,4’ünde MS tespit edilmiştir. Bu şu anlama gelir, tek yumurta ikizlerinde MS, 10 kat daha yüksek sıklıkta ortaya çıkar. Hiçbir yakınması olmayan ikiz kardeşlerde yapılan beyin görüntülemelerinde ya da diğer inceleme yöntemlerinde, MS’de ortaya çıkabilecek bozukluklar tespit edilebilir. Genel olarak bakıldığında, MS hastalarının birinci derece akrabalarının birinde MS tespit edilmesi ya da ortaya çıkma olasılığı yüzde 20’dir. Ancak, MS sadece genetik bir hastalık değildir.” ifadelerini kullandı. MS, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle merkezi sinir sisteminde bozulmaya yol açıyor! MS sıklığının Dünya üzerinde, yaşanılan bölgeye göre değişmekle birlikte 100 binde 2 ile 150 kişide ortaya çıktığı bilgisini veren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Yüksek sıklıkta ortaya çıktığı bölgeler (100 bin kişide 100’ün üzerinde) Avrupa (Rusya dâhil), güney Kanada, Kuzey Amerika, Yeni Zelanda ve Güney Avustralya’dır. Orta sıklıkta görüldüğü yerler ise Avustralya’nın büyük bölümü, Amerika’nın güneyi, Akdeniz kıyısı (İtalya hariç), Sovyetler Birliğinin Asya kesimi, güney Amerika’nın bazı bölgeleridir. Düşük riskli alanlar Güney Amerika, Meksika, Asya’nın çoğu bölgeleri ve tüm Afrika’dır. Bu tabloya bakıldığında, muhtemel bir enlem ve boylamla hastalık sıklığı ilişkisi dikkat çekici şekilde göze çarpmaktadır. Ancak, bunun bazı istisnaları da vardır. Japonya, hastalığın sık izlendiği Avrupa ile aynı enlemde olmasına rağmen sıklığı azdır.” dedi. MS’de genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de etkisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “Bu hastalıkta merkezi sinir sistemi, yani beyin ve omurilik etkilenir. Sinir hücrelerinin uzantılarını, adeta bir kablo telinin etrafındaki plastik gibi saran miyelin (yağ kılıfı) yapısında bozulma ve zedelenme oluşur. Bunun ardından da şikâyetler ortaya çıkar.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.