Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kârlılık

Kapsül Haber Ajansı - Kârlılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kârlılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASELSAN’dan Rekor Sipariş Hacmi: Kasadaki İş 23,2 Milyar Dolara Ulaştı Haber

ASELSAN’dan Rekor Sipariş Hacmi: Kasadaki İş 23,2 Milyar Dolara Ulaştı

ASELSAN, 2026 yılının ilk yarısında gelirini reel olarak yüzde 25 artırırken yeni sözleşmelerde tarihî bir seviyeye ulaştı. Şirketin bakiye siparişleri 23,2 milyar dolara, ilk altı ayda imzaladığı yeni sözleşmeler ise 4,9 milyar dolara yükseldi. Üretim yatırımlarındaki yüzde 195’lik artış ve Oğulbey Teknoloji Üssü’nde üretimin yaklaşması dikkat çekti. Türkiye’nin savunma elektroniği alanındaki önde gelen şirketlerinden ASELSAN, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Enflasyon muhasebesi uygulanarak hazırlanan sonuçlara göre şirket; satışlar, yeni sözleşmeler, bakiye siparişler ve teknoloji yatırımlarında güçlü büyüme kaydetti. ASELSAN’ın yılın ilk altı ayındaki hasılatı, geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 25 artarak 88,5 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin dolar bazındaki gelir büyümesi ise yüzde 37 olarak gerçekleşti. Büyümenin arkasında hava savunma, radar, elektronik harp, deniz sistemleri, elektro-optik, güdümlü mühimmat ve yapay zekâ destekli kent güvenliği çözümlerine yönelik talep etkili oldu. ASELSAN’ın bakiye siparişleri 23,2 milyar dolar oldu Finansal sonuçların en dikkat çekici kalemlerinden biri, şirketin gelecekte teslim edilmek üzere aldığı siparişlerin toplamını gösteren bakiye sipariş büyüklüğü oldu. ASELSAN’ın bakiye siparişleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 45 artarak 23,2 milyar dolara çıktı. Şirket böylece 2025 yılında ilk kez aştığı 20 milyar dolarlık eşiğin üzerine yeni bir büyüme katmanı ekledi. Yılın ilk yarısında imzalanan yeni sözleşmelerin toplam değeri de yüzde 72 artışla 4,9 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ASELSAN tarihindeki ilk altı aylık dönemler açısından en yüksek sözleşme hacmi olarak kayıtlara geçti. Şirketin alınan işlerin satışlara oranını gösteren göstergesi 2,5 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, ASELSAN’ın teslim ettiği işlerin üzerinde yeni sipariş aldığına ve mevcut sipariş havuzunu büyütmeye devam ettiğine işaret ediyor. Gelirde hava savunma ve elektronik harp etkisi ASELSAN’ın 2026’nın ilk yarısındaki gelir artışında yüksek teknoloji içeren savunma sistemleri belirleyici rol oynadı. Şirketin açıkladığı verilere göre gelir büyümesini destekleyen başlıca faaliyet alanları şöyle sıralandı: Hava savunma sistemleri Radar teknolojileri Elektronik harp çözümleri Yapay zekâ destekli kent güvenliği sistemleri Deniz sistemleri Elektro-optik sistemler Güdümlü mühimmat teknolojileri Özellikle NATO ülkelerinin entegre hava savunma, radar ve elektronik harp yatırımlarına daha fazla ağırlık vermesi, ASELSAN’ın ürün portföyü açısından yeni ihracat fırsatları oluşturabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Üretim yatırımları yüzde 195 arttı ASELSAN, artan sipariş hacmini karşılayabilmek amacıyla üretim kapasitesine yönelik yatırımlarını hızlandırdı. Şirketin seri üretim, kapasite genişlemesi ve yüksek teknoloji altyapısına ayırdığı kaynak, yılın ilk yarısında yüzde 195 artarak 323 milyon dolara yükseldi. Bu dönemde 40 milyon dolarlık yatırımla tamamlanan ve toplam 17 bin 360 metrekare kapalı alana sahip yeni üretim ve test merkezleri faaliyete geçti. Tesislerde akıllı mühimmat, hava savunma ve su altı sistemlerine yönelik çalışmalar yürütülecek. Hava ve deniz savunma sistemlerinin üretiminde kullanılan otomasyon altyapısı da genişletildi. ASELSAN, yalnızca altı ay içinde 19 yeni robotik otomasyon hattını üretim süreçlerine dahil etti. Yeni tesis ve hatlarla şirketin teslimat kapasitesinin artırılması, üretim sürelerinin kısaltılması ve kalite süreçlerinin daha ileri seviyeye taşınması hedefleniyor. Oğulbey Teknoloji Üssü’nde üretim başlıyor ASELSAN’ın büyüme planındaki en önemli projelerden biri olan Oğulbey Teknoloji Üssü yatırımında da kritik aşamaya gelindi. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferde gerçekleştirilen en büyük savunma sanayisi yatırımı olarak açıklanan teknoloji üssünün ilk fazının, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanıyor. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Oğulbey’de ilk üretim faaliyetlerinin yakın zamanda başlayacağını belirterek projenin şirket açısından yılın en önemli gelişmelerinden biri olacağını ifade etti. Tesisin tam kapasiteye ulaşmasıyla ASELSAN’ın özellikle hava savunma, radar, elektronik harp ve gelişmiş mühimmat sistemlerindeki üretim kabiliyetinin güçlenmesi bekleniyor. AR-GE harcamaları 804 milyon dolara çıktı ASELSAN, yalnızca mevcut siparişleri karşılayacak üretim yatırımlarına değil, geleceğin teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına da kaynak ayırdı. Şirketin AR-GE harcamaları, 2026 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artarak 804 milyon dolara ulaştı. Yatırımların yoğunlaştığı teknoloji alanları arasında alçak yörünge uydu sistemleri, kuantum hesaplama, su altı teknolojileri, itki sistemleri, mikroelektronik, lazer çözümleri ve uzun menzilli güdümlü mühimmat sistemleri bulunuyor. Bu alanların yüksek giriş maliyeti ve ileri mühendislik yetkinliği gerektirmesi, yapılan harcamaların şirketin uzun vadeli küresel rekabet gücü açısından taşıdığı önemi artırıyor. Kârlılık marjında iyileşme sağlandı ASELSAN, yüksek yatırım harcamalarına rağmen operasyonel kârlılığını da artırdı. Şirketin faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı yüzde 31 büyüyerek 23,2 milyar TL’ye çıktı. FAVÖK marjı ise 120 baz puanlık artışla yüzde 25,1’den yüzde 26,3’e yükseldi. Net borcun FAVÖK’e oranı, yoğun yatırım dönemine rağmen 0,57’den 0,55’e geriledi. Şirketin yılın ilk yarısındaki operasyonel nakit akışı 15,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Finansal borçların aktifler içindeki payı yüzde 13,3 olurken öz kaynak oranı yüzde 56 seviyesinde korundu. Aynı dönemde öz kaynak kârlılığı yüzde 11,9’dan yüzde 15,5’e yükseldi. Ticari borçlar ise 2025 yıl sonuna göre yüzde 17 azaldı. Bin kişiye yeni istihdam sağlandı ASELSAN, üretim kapasitesindeki artışa paralel olarak insan kaynağını da genişletti. Şirket, 2026 yılının ilk altı ayında 1.000’den fazla kişiyi istihdam etti. Yeni çalışanların yaklaşık yüzde 15’inin yurt dışından Türkiye’ye gelen uzmanlardan oluşması dikkat çekti. Bu gelişme, savunma sanayisinde tersine beyin göçü açısından önemli bir gösterge olarak değerlendirildi. Savunmanın yanında sivil teknolojiler de büyüyor Şirket, savunma teknolojilerinin yanı sıra ulaşım ve sağlık alanındaki projelerini de sürdürüyor. ASELSAN’ın sinyalizasyon teknolojilerinin kullanıldığı Halkalı–İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın yeni etabı hizmete alınırken şirketin geliştirdiği Lifeline Kalp-Akciğer Makinesi de ilk kez bir açık kalp ameliyatında kullanıldı. Bu projeler, ASELSAN’ın savunma teknolojilerinde kazandığı mühendislik yetkinliğini sivil alanlara taşıma stratejisinin yeni örnekleri olarak öne çıktı. ASELSAN’ın yeni hedefi 30 milyar dolarlık sipariş ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, 2025 yılında yakalanan güçlü finansal performansın 2026’nın ilk yarısında daha ileri taşındığını belirtti. Yeni sözleşmeler, artan üretim kapasitesi ve teknoloji yatırımlarının şirketin uzun vadeli büyümesini desteklediğini ifade eden Akyol, bakiye siparişlerde gelecek yıldan itibaren 30 milyar dolar seviyelerinin görülebileceğini söyledi. ASELSAN’ın Forbes Global 2000 listesine ilk kez girmesi de şirketin yılın ilk yarısındaki önemli gelişmeleri arasında yer aldı. ASELSAN, açıklamaya göre listeye girmeyi başaran tek Türk savunma sanayisi şirketi oldu. Açıklanan rakamlar, şirketin büyümesinin yalnızca dönemsel satış artışından kaynaklanmadığını; yeni siparişler, üretim kapasitesi, AR-GE harcamaları ve ihracat potansiyeliyle desteklenen daha geniş bir dönüşüm sürecine dayandığını gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Naturelgaz'ın İlk Yarı Satış Hacmi Rekor Kırdı, Net Kârı 686,9 Milyon TL Oldu Haber

Naturelgaz'ın İlk Yarı Satış Hacmi Rekor Kırdı, Net Kârı 686,9 Milyon TL Oldu

Naturelgaz, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, dönem içinde satış hacmini 204,1 milyon Sm³’e, FAVÖK’ünü 1,3 milyar TL’ye, esas faaliyet kârını 1,1 milyar TL’ye ve net kârını 686,9 milyon TL’ye yükseltti. Enflasyon düzeltmesi sonrası rakamlar, şirketin büyüme ivmesinin kârlılığa da yansıdığını ortaya koydu. Bir önceki yılın aynı dönemine göre enflasyon muhasebesi uygulanmış hali ile FAVÖK yüzde 21,4, net kâr ise yüzde 21,2 arttı. Yılın ilk iki ayında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesine rağmen ilk altı aydaki satış hacmi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,6 büyüdü. Naturelgaz, bu dönemde hayata geçirdiği maliyet optimizasyonu ve etkin operasyonel yönetim uygulamaları sayesinde kârlılık marjını da artırarak yalnızca hacimsel büyüme değil, verimlilik odaklı sürdürülebilir bir finansal performans ortaya koydu. ‘Küresel büyüme fırsatlarını değerlendiriyoruz’ Şirket’in 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal ve operasyonel performansını değerlendiren Naturelgaz Genel Müdürü Hasan Tahsin Turan şunları söyledi: “Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde ilk iki ay yaşanan mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklara rağmen 2026 yılının ilk yarısını satış hacminde büyüme ve güçlü finansal sonuçlarla kapatmış bulunuyoruz. Lojistik becerilerimiz, tesislerimizi verimli kullanmamız ve maliyet kontrolündeki başarılı uygulamalarımız sayesinde operasyonel ve finansal hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Ayrıca belirtmek isterim ki; bu dönemde Güney Afrika’daki yatırımımız, planlarımız doğrultusunda ilerlerken, yeni yurt dışı büyüme fırsatlarına yönelik çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Şirketimizin bu başarılı finansal sonuçlara ulaşmasına katkı sunan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Yatırım Holding, Net Kârını Yüzde 38 Artışla 46.5 Milyon Dolar’a Yükseltti Haber

Global Yatırım Holding, Net Kârını Yüzde 38 Artışla 46.5 Milyon Dolar’a Yükseltti

Enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal sonuçlara göre konsolide gelirler 14,8 milyar TL, FAVÖK 6,3 milyar TL olarak gerçekleşirken, net kâr yüzde 22 artışla 2,2 milyar TL’ye ulaştı. ABD doları bazında konsolide gelirler yüzde 18, FAVÖK yüzde 21 ve net kâr yüzde 38 arttı. Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, 2026’nın ilk yarısında ana iş kollarının katkısıyla güçlü büyüme ve artan kârlılık kaydettiklerini belirterek, “Küresel belirsizliklere rağmen çeşitlendirilmiş portföyümüz, disiplinli yönetim yaklaşımımız ve dayanıklı iş modelimiz sayesinde güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettik. Liman iş kolumuzda yolcu hareketleri artarken yüksek doluluk seviyeleri korundu; gaz iş kolumuzda ise etkin maliyet yönetimi güçlü kârlılığı destekledi” dedi. GYH Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise, “Enflasyon muhasebesi hariç gelirlerimiz yüzde 37, FAVÖK’ümüz yüzde 39 büyüdü. ABD doları bazında gelirlerimiz yüzde 18, FAVÖK’ümüz yüzde 21 ve net kârımız yüzde 38 yükseldi. Bu sonuçlar, operasyonel gücümüzü ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor” diye konuştu. Çeşitli iş kollarındaki yatırımlarıyla 4 kıta ve 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren Global Yatırım Holding (GYH), 2026 yılının ilk yarısında ana iş kollarından gelen katkılarla güçlü finansal ve operasyonel performansını sürdürdü. Global Yatırım Holding’in konsolide gelirleri yılın ilk yarısında (IFRIC 12 hariç) 14,8 milyar TL, konsolide FAVÖK’ü 6,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Holding’in net kârı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 2,2 milyar TL’ye yükseldi. Enflasyon muhasebesi hariç tutulduğunda konsolide gelirler yüzde 37 artışla 13,8 milyar TL’ye, FAVÖK ise yüzde 39 artışla 5,9 milyar TL’ye ulaştı. ABD doları bazında konsolide gelirler yüzde 18 artışla 318,3 milyon dolara, FAVÖK yüzde 21 artışla 136 milyon dolara ve konsolide net kâr yüzde 38 artışla 46,5 milyon dolara yükseldi. Finansal performans, başta liman ve gaz iş kolları olmak üzere ana faaliyet alanlarının katkısı ve etkin maliyet yönetimiyle desteklendi. “2026’nın ilk yarısında güçlü büyümemizi ve artan kârlılığımızı sürdürdük” 2026 yılının ilk yarı sonuçlarını değerlendiren Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, şunları söyledi: “Global Yatırım Holding olarak 2026’nın ilk yarısında, ana iş kollarımızdan gelen katkıyla güçlü büyümemizi ve artan kârlılığımızı sürdürdük. Süregelen makroekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen çeşitlendirilmiş portföy yapımız, disiplinli yönetim anlayışımız ve dayanıklı iş modelimiz güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde etmemizi sağladı. Liman iş kolumuzda küresel kruvaziyer sektöründeki güçlü ivme devam etti. Konsolide limanlarımızda gemi sayısı yüzde 8, yolcu hareketleri yüzde 10 artarken, doluluk oranları yılın ilk yarısında yüzde 105-107 aralığında seyretti. Ferrol Yolcu Limanı için 30 yıllık imtiyaz hakkı elde ettik, St. Vincent ve Grenadinler Yolcu Limanı için ön anlaşma imzaladık ve Ege Port’taki payımızı yüzde 99,99’a yükselttik. Gaz iş kolumuzda etkin maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilik güçlü kârlılığı desteklerken, Güney Afrika yatırımımızla uluslararası büyüme stratejimiz kapsamında önemli bir adım attık.” Karaköy’deki otelin 2026 son çeyreğinde faaliyete geçmesi hedefleniyor Grup şirketlerinin finansal gerçekleşmeleri hakkında açıklamalarını sürdüren Kutman, “Elektrik üretimi iş kolumuzun ilk yarı performansı, hava koşulları ve özellikle ikinci çeyrekte düşük seyreden piyasa elektrik fiyatlarının etkisiyle sınırlı kaldı. Buna karşın, 2027’nin ilk yarısında devreye alınması planlanan Bahamalar projemiz başta olmak üzere uzun vadeli stratejik yatırımlarımıza devam ediyoruz. Madencilik iş kolunda Avrupa pazarındaki talep daralması ihracat hacmini sınırlarken; enflasyonun kur artışının üzerinde seyretmesi karlılığı etkiledi. Gayrimenkul iş kolumuz ise istikrarlı nakit akışı ve FAVÖK katkısını sürdürdü. Rıhtım 51 Otel projesini tamamladık ve otelin 2026 son çeyreğinde faaliyet geçmesini planlıyoruz. Yılın geri kalanında da disiplinli sermaye tahsisi, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilir büyüme odağımızı korumaya devam edeceğiz” dedi. “Güçlü büyümeyi, artan kârlılık ve finansal disiplinle destekliyoruz” Global Yatırım Holding Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise şöyle konuştu: “2026’nın ilk yarısında enflasyonist baskılar ve küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen gelir ve kârlılıkta güçlü büyüme kaydettik. Enflasyon muhasebesi hariç konsolide gelirlerimiz yüzde 37 artışla 13,8 milyar TL’ye, FAVÖK’ümüz yüzde 39 artışla 5,9 milyar TL’ye yükseldi. ABD doları bazında konsolide gelirlerimiz yüzde 18, FAVÖK’ümüz yüzde 21 ve konsolide net kârımız yüzde 38 arttı. Enflasyon muhasebesi uygulanmış sonuçlara göre ise net kârımız yüzde 22 artışla 2,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu sonuçlar, güçlü operasyonel performansımızı, çeşitlendirilmiş portföyümüzün dayanıklılığını ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor. Konsolide brüt borcumuz yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunurken, borç portföyümüzün yüzde 61’i 15 yıldan uzun vadeli ve grup kefaleti olmaksızın sağlanan finansmanlardan oluşuyor. Uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman yapımız, finansal esnekliğimizi ve sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye devam ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı Haber

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı

İSO İkinci 500 araştırması, her yıl olduğu gibi bu yıl da söz konusu kuruluşların karşı karşıya kaldığı ekonomik ve finansal koşulların yanı sıra ihracat, AR-GE ve teknoloji faaliyetleri açısından performanslarına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu. Hiç kuşkusuz bu sonuçları değerlendirirken dezenflasyon süreci ve zorlu küresel koşulların sanayi kuruluşlarımıza etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zira 2025, sanayi firmalarının artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştıkları bir yıl olarak tarihe geçti. İSO İkinci 500’ün sıralama kriteri olan üretimden satışlar, 2024 yılında 1 trilyon 393 milyar lira iken 2025’te yüzde 25,7 artışla 1 trilyon 750 milyar liraya yükseldi. Söz konusu artış; 2020 sonrasındaki en düşük oran olarak dikkat çekti. Buna karşılık 2025’te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında; üretimden satışların reel olarak binde 2 ile çok sınırlı bir artış kaydettiği görülüyor. Böylece 2022’de yüzde 10,4; 2023’te yüzde 5,2 ve 2024’te binde 1 olan üretimden satışlardaki reel düşüş eğilimi, İSO 500’de olduğu gibi İSO ikinci 500’de de üç yılın ardından çok ılımlı düzeyde de olsa artışa dönmüş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün en büyük üç şirketi Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre Teksan Jeneratör 5 milyar 317 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 5 milyar 308 milyon TL ile Norm Salihli Vida ve Cıvata takip ederken, Biska Tekstil 5 milyar 306 milyon TL ile üçüncü oldu. 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına üretimden satışları 5 milyar 317 milyon TL ile 2 milyar 220 milyon TL arasında kalan şirketler girebildi. İSO İkinci 500’ün 2024 yılı listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları 4 milyar 186 milyon TL ile 1 milyar 821 milyon TL bandında gerçekleşmişti. 2025 yılında 69 yeni kuruluş İSO İkinci 500 sıralamasında yer alma başarısı gösterdi. 26 kuruluş, 2024 araştırmasında İSO 500’de iken 2025’te İSO İkinci 500’e geriledi. 405 kuruluş ise son iki yılda da İSO İkinci 500 sıralamasında yer aldı. Zorlu küresel talep koşullarına rağmen Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,4 artışla 273,2 milyar dolara yükselmiş; sanayi malları ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 263,4 milyar dolara ulaşmıştı. 2025 yılında İSO 500’ün ihracatı yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara çıkarken, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0,3 düşüş gösterdi ve 15,9 milyar dolar bandını aşamadı. Bu durum, İSO İkinci 500’ün yoğunlaşan küresel rekabet ortamında pazar payını korumakta ve genişletmekte zorlandığına işaret etti. Bu gelişmeler sonucunda İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2025 yılında 0,3 puan azalarak yüzde 6’ya geriledi. 2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken, yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, karlılık göstergelerini sınırlamaya devam etti. Buna karşılık, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, karlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında etkili oldu. İSO 500’e benzer şekilde İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025’te güçlü nominal artışlar kaydetti. Ancak bu iyileşmede, 2024 yılı karlılık büyüklüklerinin oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmesinin yarattığı baz etkisi belirleyici oldu. Bununla birlikte, 2025 yılında tüm karlılık rasyoları 2015-2024 ortalamasının altında kaldı. 2024’ten 2025’e İSO İkinci 500’ün faaliyet karı yüzde 35,4 oranında artarak 118 milyar liradan 160 milyar liraya yükseldi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 7,3’ten yüzde 7,7’ye çıktı. Yine de söz konusu oran, son 10 yıl ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında kaldı. Aynı dönemde İSO İkinci 500’ün vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 34 artışla 34 milyar liradan 46 milyar liraya çıktı. Vergi öncesi dönem karlılığı yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çok sınırlı bir artış gösterirken, bu oran da 2015-2024 ortalaması olan yüzde 6,6’ya göre çok daha düşük gerçekleşti. Bir diğer önemli karlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar toplamı ise yüzde 28,8’lik artışla 205 milyar liradan 264 milyar liraya yükseldi. Buna karşılık FAVÖK karlılığı oranı 0,1 puan artışla yüzde 12,7’den yüzde 12,8’e yatay seyretti. Söz konusu oran da son 10 yıl ortalaması olan yüzde 14’ün altında seyretti. 2025’te karlardaki güçlü nominal artışlara rağmen İSO 500’de olduğu gibi İSO İkinci 500’de de zarar eden kuruluş sayısı yüksek kalmaya devam etti. İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem karı/zararı büyüklüğüne göre; 2024’te 159 ile rekor seviyesine ulaşan zarar eden kuruluş sayısı, 2025’te ılımlı bir düşüşle 155’e geriledi. Ancak yine de bu sayı, 2008 küresel kriz yılından bu yana ikinci en yüksek değer olarak dikkat çekti. Diğer taraftan, operasyonel karlılığı gösteren faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar büyüklüğünde ise zarar eden firma sayısı 3 adet azalarak 27’ye indi. Ancak bu rakam da 2013 sonrasındaki dönemin en yüksek ikinci seviyesinde gerçekleşti. İSO İkinci 500’de karlılığın üretim faaliyeti dışı gelir ve giderlerden nasıl etkilendiğini yansıtan bu tablo incelendiğinde; 2023 ve 2024’ün ardından 2025 yılında da net kambiyo zararının oluştuğu görüldü. Net kambiyo zararı geçen yıla göre 4 kat artarak 26 milyar TL’ye yükselirken, kambiyo zararı dışındaki diğer faaliyetlerden elde edilen net kar 55 milyar TL düzeyine çıktı. Sonuçta 28 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı net gelir elde edilirken, bu rakamın net satışlara oranı da yüzde 0,9’dan yüzde 1,4’e yükseldi. Üretim faaliyeti dışı gelir ve giderler içerisinde faiz, temettü, iştirak gelirleri, menkul kıymet ve duran varlık satışları, komisyon vb. gibi birçok kalem yer alıyor. Finansman giderleri geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025’te de hem İSO 500’de hem de İSO İkinci 500’de sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürdü. İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,2 oranında artarak 138 milyar TL’ye yükseldi. Aynı yılda faaliyet karı ise yüzde 35,4 artışla 160 milyar TL’ye yaklaştı. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 5,8 puan daha artarak yüzde 86,7’ye yükseldi. Bu oranın 2015-2024 ortalamasının yüzde 47,3 olduğu düşünüldüğünde, yıllardan beri hep işaret edildiği üzere sanayiciler ana faaliyetlerinden elde ettiği karın çok büyük bir bölümünü finansman giderlerin ayırma gerçeğinden uzaklaşamadı. Bilindiği üzere, yaklaşık 20 yıl aradan sonra uygulanan enflasyon muhasebesi nedeniyle 2023 yılında özkaynaklar ve aktifler başta olmak üzere bilanço göstergeleri önemli artışlar kaydederken, 2024 yılında bu etki çok daha sınırlı gerçekleşmişti. 2025’te ise karlılığın düşük seyrini koruması ve enflasyon muhasebesinin uygulanmamasının da etkisiyle özkaynaklardaki artışın sınırlı kaldığı görülüyor. Verilere bakıldığında; İSO İkinci 500’de aktif tarafta dönen varlıklar yüzde 36,8; duran varlıklar yüzde 22,6 oranında büyüdü. Böylece aktif toplamındaki artış yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Pasif tarafta ise özkaynaklar yüzde 13,3 ile sınırlı bir artış gösterirken, toplam borçlardaki artış yüzde 50,2 ile çok daha yüksek seyretti. İSO İkinci 500 borç ve özkaynakların dağılımı açısından da çarpıcı veriler sunuyor. Hatırlatmak gerekirse, 2023’te uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO İkinci 500’ün kaynak yapısını esas itibarıyla özkaynaklar üzerinden etkilemiş ve kaynak dağılımını iyileştirici rol oynamıştı. 2024’te de özkaynakların payı hafif bir artış göstermişti. 2025’te ise durum tersine dönmüş ve borçların aktifler içindeki payı 7 puanlık artışla yüzde 51,8’e yükselirken, özkaynakların payı yüzde 48,2’ye gerilemiş bulunuyor. Zayıf seyreden karlılık performansı özkaynak artışını sınırlarken, hızlı borçlanma eğiliminin sürmesi nedeniyle kaynak yapısı yeniden hafif borç ağırlıklı hale gelmiş gözüküyor. İSO İkinci 500’de 2024 yılında yüzde 32,2 artan toplam borçlar, 2025’te yüzde 50,2 ile daha hızlı büyüdü. Alt kalemler incelendiğinde; 2024 yılında yüzde 45,1 olan mali borçlardaki artış, 2025 yılında yüzde 52,1’e yükseldi. Diğer borçlar ise 2024 yılındaki yüzde 20,6’lık sınırlı artışın ardından 2025’te yüzde 48,2 ile daha hızlı bir artış gösterdi. Böylece 2021-2023 döneminin aksine, 2024 ve 2025 yıllarında mali borçlar diğer borçların üzerinde büyüdü. 2025’te tüm borçlanma türlerinde artışın hızlanması, kredi maliyetlerindeki yükselişe rağmen nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığına işaret etti. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise uzun vadeli mali borçların kısa vadelilere göre daha hızlı artmasının etkisiyle kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı üst üste üçüncü yıl azalarak 2025’te yüzde 54’e geriledi. Buna rağmen, İSO İkinci 500’ün borç stoku kısa vade ağırlıklı yapısını korudu ve kısa vadeli mali borçların payı 2022 öncesine göre yüksek kalmaya devam etti. Sanayicilerin uzun yıllardır dile getirdiği ve makul bir çözüm bulunması noktasında çeşitli öneriler sunduğu devreden KDV alacakları sorunu, gerek İSO 500’de gerekse İSO İkinci 500’de hala devam ediyor. Hatırlanacağı üzere devreden KDV yükü, İSO 500 için 2025 yılında yüzde 42,1 artışla 120 milyar TL’nin üzerine çıkmıştı. İSO İkinci 500’de de devreden KDV bir önceki yıla göre yüzde 25,2 oranında artarak 22 milyar TL’ye yaklaşmış durumda. Sanayiciler bu döngüyü uzun zamandır devlete sıfır faiz ve sonsuz vade ile borç verilmesi olarak nitelendiriyor. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayiciler açısından önemli bir kaynağın devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam ettiği görülüyor. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek ve işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların hayata geçirilmesi gerekiyor. İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımı. Bu verilere bakıldığında, 2013’ten bu yana olduğu gibi 2025 yılında da yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payın yüzde 40,8 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilere ait olduğu görülüyor. Ancak bu grubun payı geçen yıla göre 0,2 puan düşüş gösterdi. Aynı yılda orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 0,6 puan azalışla yüzde 27,1’e; orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 0,8 puan azalışla yüzde 27,2’ye gerilemiş durumda. Buna karşılık yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise yüzde 3,3’ten yüzde 4,9’a çıkmış ve 2015 sonrasındaki en yüksek düzeyine ulaşmış bulunuyor. Bu veriler, özellikle orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payının 2024’te yüzde 31,3 iken, 2025’te 0,8 puan daha artarak yüzde 32,1 ile rekor seviyesine çıktığına işaret ediyor. Öte yandan, küresel rekabetin geleceğine dijitalleşme ve yeşil dönüşümün damga vuracağı gerçeği göz önüne alındığında, ulaşılan noktanın yeterli olmadığı ve sanayi sektörünün bu alana daha fazla odaklanması gerektiği görülüyor. Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati önemini korusa da İSO İkinci 500’de 2024’teki yükselişin ardından 2025’te AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 238’den 229’a gerilemiş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün 2024 yılında 8,6 milyar TL olan toplam AR-GE harcamalarının ise 2025’te yüzde 16’lık sınırlı bir artışla 10 milyar TL’ye yükseldiği görülüyor. Buna paralel olarak, AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,62’den yüzde 0,57’ye gerileyerek hafif bir ivme kaybına işaret ediyor. Söz konusu veriler, İSO İkinci 500’ün bu alana kaynak ayırmakta zorlandığını gösteriyor. Bu durum, üretim kapasitesini korumanın tek başına yeterli olmadığını, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracak, verimliliği yükseltecek ve yüksek katma değer yaratacak dönüşüm adımlarının desteklenmesinin önemini bir kez daha teyit ediyor. 2025 yılında İSO İkinci 500 istihdamının yüzde 2,2 düşüşle 285 bin kişiye gerilediği görülüyor. İstihdamdaki düşüş, hem özel hem de kamu kuruluşlarında gerçekleşmiş bulunuyor. Aynı yılda tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretler yüzde 37,3 oranında artarken, bu artış yüzde 2,2’lik istihdam düşüşü ile birlikte değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen brüt maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 40,4’e çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor Haber

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor

Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin en büyük bölümünü oluşturan yem giderleri, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalar ve ithalata bağımlı hammaddeler nedeniyle sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yem maliyetlerinin birçok hayvansal üretim modelinde toplam üretim giderlerinin yüzde 60 ila 70'ine ulaştığını ortaya koyuyor. Bu tablo, sektörde verimlilik odaklı besleme çözümlerini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Trouw Nutrition Türkiye Ülke Müdürü Gonca Altıntaş, sürdürülebilir büyümenin anahtarının kaliteli besleme ve yemden maksimum fayda sağlayan teknolojiler olduğunu vurguluyor. Hammadde baskısına karşı verim odaklı üretimin önemi artıyor Yem sektöründe asıl rekabetin hammadde fiyatlarının yanında o hammaddeden elde edilen verimde yaşandığına dikkat çeken Gonca Altıntaş, “Türkiye'de karma yem üretimi her yıl yüksek hacmini korurken, üretimde kullanılan mısır, soya küspesi ve yağlı tohum türevlerinde ithalata olan bağımlılık devam ediyor. TÜRKİYEM-BİR ve TÜİK verileri de sektörün hammadde tarafında dışa bağımlılığın maliyetler üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu gösteriyor. Bu nedenle aynı miktardaki yemle daha yüksek canlı ağırlık artışı, daha iyi süt verimi ve daha yüksek yem dönüşüm oranı elde etmek üreticinin rekabet gücünü doğrudan artırıyor. Küresel piyasalarda yaşanan belirsizlikler de alternatif hammadde kullanımını destekleyen bilimsel besleme yaklaşımlarının önemini daha da artırıyor. Trouw Nutrition olarak geliştirdiğimiz besleme programları, premiks ve yem katkısı çözümleriyle üreticilerimizin maliyet baskısını daha etkin yönetmelerine ve değişen piyasa koşullarına daha güçlü uyum sağlamalarına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde Hayvancılıkta sürdürülebilirliğin en önemli göstergelerinden birinin yemden yararlanma verimi olduğunu söyleyen Altıntaş, “Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde seyrediyor. Ancak kullanılan her kilogram yemin daha etkin değerlendirilmesi, üretim maliyetlerini aşağı çekerken doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını da sağlıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün sürdürülebilir hayvancılık çalışmalarında da yem verimliliğinin, sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından en önemli başlıklardan biri olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşım karbon ayak izinin azaltılmasına ve atık miktarının düşürülmesine de katkı veriyor. Biz de Trouw Nutrition olarak kaliteyi laboratuvar analizlerinin ötesinde ele alıyoruz. Hayvan performansı, hammadde optimizasyonu, sindirilebilirlik ve üreticiye sağlanan ekonomik katkıyı birlikte değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Trouw Nutrition’ın global bilgi birikimi yerel ihtiyaçlarla buluşuyor Türkiye yem sektörünün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdüreceğine dikkat çeken Altıntaş, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu büyümenin temelinde kaliteli besleme uygulamaları yer alacak. Veri odaklı karar alma süreçleri, alternatif hammadde stratejileri, doğru premiks çözümleri ve bilimsel besleme uygulamaları üreticilerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Tam da bu noktada Trouw Nutrition Türkiye olarak global bilgi birikimimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturuyoruz. Her işletmenin üretim koşullarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Hedefimiz, üreticilerimizin uzun vadeli verimlilik, kârlılık ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak sektörün geleceğine değer katmak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayide Tasarruf Garantisi Sunan Sistem İle Globalin Yolu Açılıyor Haber

Sanayide Tasarruf Garantisi Sunan Sistem İle Globalin Yolu Açılıyor

Plansız duruşlar, gereksiz beklemeler, hatalı malzeme akışı, yüksek stok seviyeleri ve standart dışı uygulamalar işletmelerin fark etmeden kapasite kaybetmesine ve büyük verimsizliklere neden oluyor. Kontrol edemediğimiz ekonomik değişkenleri beklemek yerine, kontrol edebileceğimiz süreçleri iyileştirmenin uzun vadede çok daha güçlü sonuçlar doğuracağının altını çizen ERASYS Kurucusu ve Yönetici Ortağı Hakan Cengiz, Türkiye’deki sanayi kuruluşlarında Yalın Üretim ve Kaizen tekniklerini kullanarak “uygulayıcı” olarak hayata geçirdiği Uygulamalı Verimlilik Çalışmaları ile üretici firmalara tasarruf garantisi sunarak globalde rekabet edebilmenin yolunu açıyor… Verimlilik; yalnızca maliyetleri azaltan bir yaklaşım değil, işletmelerin büyümesini, rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini destekleyen stratejik bir yönetim anlayışını ifade ediyor. Sanayide sürdürülebilirlik anlayışı da bu doğrultuda değişiyor. Yeni dönemde işletmeler için sürdürülebilir dönüşüm yalnızca yeni makine veya yenilenebilir enerji yatırımlarıyla değil; mevcut üretim süreçlerinde oluşan kayıpların azaltılması, enerji ve hammadde kullanımının optimize edilmesi ve mevcut kapasitenin ve kaynakların daha verimli kullanılmasıyla mümkün görülüyor. 2009 yılından bu yana üretim tesislerine süreç geliştirme, yalın üretim, fabrika ve üretim hattı tasarımı, otomasyon, depo ve lojistik optimizasyonu alanlarında mühendislik ve danışmanlık hizmeti sunan ERASYS, bugüne kadar 60’ın üzerinde üretim tesisinde verimlilik odaklı büyük dönüşüm projeleri gerçekleştirdi. Şirket, yürüttüğü çalışmalarda işletmelerde %20’den %115’e varan verimlilik artışı, %15’den %80’e varan kapasite kullanım artışı ve de bunlara bağlı olarak büyük karlılık artışı sağlanabildiğini belirtiyor. ÜRETİMDE REKABETİN ANAHTARI YENİ YATIRIM DEĞİL, DOĞRU SÜREÇ YÖNETİMİ Üretim tesislerinde yaşanan verim kayıplarının önemli bir bölümünün makine kapasitesinin yetersizliğinden değil, süreçlerdeki aksaklıklardan kaynaklandığını belirten ERASYS Kurucusu ve Yönetici Ortağı Hakan Cengiz: "Bugün birçok işletme rekabet gücünü artırmak için ilk çözüm olarak yeni yatırım yapmayı düşünüyor. Oysa üretim tesislerinde önemli bir verimlilik potansiyeli mevcut süreçlerin içinde bulunuyor. Plansız duruşlar, gereksiz beklemeler, hatalı malzeme akışı, yüksek stok seviyeleri ve standart dışı uygulamalar işletmelerin fark etmeden kapasite kaybetmesine neden oluyor. Doğru analiz edilen ve iyileştirilen süreçlerle, aynı makine parkı ve aynı insan kaynağıyla çok daha yüksek üretim seviyelerine ulaşmak mümkün" açıklamalarında bulundu. DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNCE SAHADA BAŞLIYOR Dijital dönüşüm yatırımlarının ancak doğru süreçlerle birlikte başarıya ulaşabileceğini ifade eden Cengiz: "Sanayide dijitalleşme yatırımları hız kazanıyor ancak teknoloji tek başına verimlilik sağlamıyor. Üretim süreçleri standartlaştırılmadan ve yalın üretim prensipleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmadan yapılan dijital yatırımlar beklenen faydayı sağlayamayabiliyor. Önce süreçleri doğru yönetmek, ardından teknolojiyi bu yapının üzerine inşa etmek gerekiyor. Gerçek dönüşüm, süreç yönetimi ile teknolojinin birlikte ele alınmasıyla mümkün oluyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü Haber

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, kurumsal yönetim alanındaki güçlü ve bütüncül yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Şirket, İngiltere merkezli World Finance dergisi tarafından düzenlenen “Corporate Governance” (Kurumsal Yönetim) 2026 Ödülleri kapsamında Türkiye’nin en iyisi ödülüne layık görüldü. Söz konusu ödüller; güçlü yönetişim modelleri geliştiren, daha iyi bir toplumun oluşmasına katkı sağlayan ve sorumlu karar alma anlayışını tüm faaliyetlerine başarıyla entegre eden kurumları onurlandırıyor. Şişecam, kurumsal yönetimi sürdürülebilir büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyor. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve sorumlu bir yaklaşımla hareket eden Şişecam, kurumsal yönetim ilkelerini günlük operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Şirketin entegre iş modeli de bu yaklaşımı destekliyor. Cam ve kimyasallar iş kolları arasındaki bilgi ve inovasyon akışını destekleyerek sürdürülebilir ve katma değer yaratan çözümler geliştirmesine imkân tanıyor. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel söz konusu ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şişecam’da kurumsal yönetim; yalnızca bir ilke seti değil, tüm faaliyetlerimizin temelini oluşturan bir iş yapış biçimi. Şeffaflık ve hesap verebilirliği, paydaşlarımızla kurduğumuz güven ilişkisini güçlendiren en önemli unsurlar olarak görüyoruz. Müşterilerimizden çalışanlarımıza, iş ortaklarımızdan hissedarlarımıza kadar tüm paydaşlarımız için kalıcı değer yaratmanın ancak hak ve menfaatlerin dengeli bir şekilde gözetildiği, adil ve sorumlu bir yönetim anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve dijitalleşmeden güç alan yönetişim modelimizle, küresel ölçekte güçlü ve güvenilir konumumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.” Şişecam, güçlü yönetişim yapısı ve etik değerlere bağlı iş anlayışıyla; kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerini tüm paydaşları için sürdürülebilir değer yaratma vizyonuyla birlikte hayata geçirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam Tarsus Cam Üretim Üssünü 25 Milyon Euroluk Yeni Kaplamalı Cam Hattı ile Zenginleştiriyor Haber

Şişecam Tarsus Cam Üretim Üssünü 25 Milyon Euroluk Yeni Kaplamalı Cam Hattı ile Zenginleştiriyor

Son 6 ay içinde Tarsus’ta yıllık brüt 432 bin ton kapasiteli düz cam ve yıllık 47 milyon metrekare kapasiteli enerji camı hatlarını devreye alan Şişecam, aynı tesiste yıllık 7 milyon metrekare üretim kapasitesine sahip yeni kaplamalı cam hattı yatırımını tamamladı. Toplam 25 milyon Euro yatırım ile kurulan yeni hat, Şişecam’ın katma değerli ürün portföyünü genişletirken, global pazarlardaki rekabet gücünü de ileriye taşıyacak önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Yeni hat ile üretilecek ürünler yalnızca iç pazara değil; Ortadoğu - Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Güney Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya ihraç edilecek. Şişecam stratejik bir konumda yer alan bu üretim kompleksi ile düz cam üretiminde katma değerli ürünlerin payını artırmayı, tedarik zinciri esnekliğini güçlendirmeyi ve operasyonel verimliliğini daha da ileri taşımayı hedefliyor. “Küresel rekabet gücümüzü pekiştiriyoruz” Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yatırımla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kaplamalı cam alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bulgaristan ve İtalya’daki yatırımlarımızın ardından Tarsus hattımızı da devreye almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Kaplamalı cam yatırımlarımız; Türkiye’deki lider konumumuzu güçlendirirken, küresel rekabet gücümüzü de pekiştiriyor. Katma değerli ürünlerin üretimimiz içindeki payını artırmaya yönelik bu adımlar, sürdürülebilir kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerimize doğrudan katkı sağlıyor.” Yücel ayrıca, yatırımın orta ve uzun vadede şirketin kârlılığına ve nakit yaratma kapasitesine olumlu katkı sağlamasının beklendiğini vurguladı. Şişecam, 2026 yılı başından bu yana kaplamalı cam yatırımlarını küresel ölçekte hızlandırdı. 30 Ocak 2026’da Bulgaristan’daki düz cam tesisinde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli yeni hattını tamamlayan şirket, şubat ayında ise İtalya’nın San Giorgio di Nogaro tesisinde yeni hattını devreye almıştı. Tarsus yatırımının da faaliyete geçmesiyle birlikte Şişecam’ın dünya genelindeki kaplamalı cam hattı sayısı yediye, toplam kaplamalı cam üretim kapasitesi ise 48,1 milyon metrekareye ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Martı’nın Güçlü İlk Çeyrek Sonuçları Analist Beklentilerini Yukarı Taşıdı Haber

Martı’nın Güçlü İlk Çeyrek Sonuçları Analist Beklentilerini Yukarı Taşıdı

New York Borsası’na (NYSE) kote Türkiye’nin tek teknoloji şirketi Martı, 2026 ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıklamasının ardından analist güncellemelerini almaya başladı. Şirketi takip eden beş analistten üçü raporlarını revize ederken, yapılan tüm güncellemeler yukarı yönlü gerçekleşti. Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, ilk çeyrekte gelirlerini yüzde 156 artırarak 15,4 milyon dolara çıkardıklarını belirtti. Öktem, “Ölçeklenebilir iş modelimiz ve verimlilik odaklı yaklaşımımız sayesinde büyümemizi sürdürürken, kullanıcılarımız ve hissedarlarımız için uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi. Martı aynı zamanda raporlama sıklığını artırdığını açıkladı. Şirket bundan böyle finansal sonuçlarını altı aylık dönemler yerine her çeyrek sonunda kamuoyuyla paylaşacak. Litchfield Hills Research 6 dolarlık hedef fiyatını korudu 6 dolarlık hedef fiyat ve “Al” tavsiyesi korundu. Raporda Martı hisselerinin benzer büyüme profiline sahip teknoloji şirketlerine kıyasla %90’ın üzerinde, benzer şirketlere göre ise yaklaşık %36 iskontolu işlem gördüğü vurgulandı. Benchmark güçlü marj ve büyüme potansiyeline dikkat çekerek 5 dolarlık hedef fiyat belirtti 5 dolarlık hedef fiyat ve “Al” tavsiyesi korundu. Raporda Martı’nın Türkiye’deki ölçeklenmiş tek mobilite platformu olduğu belirtilirken, yüzde 70–80 sürdürülebilir brüt kâr marjı potansiyeline dikkat çekildi. Şirketin marj yapısının küresel benzerlerine göre Türkiye'deki yapısal nedenlerin etkisiyle daha güçlü olduğu belirtildi. Cantor Fitzgerald hedef fiyatını yukarı revize etti Hedef fiyat 2,15 dolardan 2,40 dolara yükseltildi. 2027 düzeltilmiş FAVÖK beklentisi 5 milyon dolar artırılarak 21,5 milyon dolara çıkarılırken, 2027 gelir tahmini de 123,6 milyon dolardan 124,4 milyon dolara yükseltildi. Güncellenen raporlar, Martı’nın güçlü gelir büyümesini sürdürdüğüne, platform ekonomisinin marjları hızla iyileştirdiğine ve Şirket’in pozitif düzeltilmiş FAVÖK hedefine yaklaştığına işaret etti. Analistlerin ilk kez 2027 projeksiyonlarını paylaşmaya başlaması ise şirketin uzun vadeli kârlılık görünümünün giderek netleştiğini ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.