Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kârlılık

Kapsül Haber Ajansı - Kârlılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kârlılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 2025 Değerlendirmesi: “Bu Yıl Büyüme Değil, Dayanıklılık Yılıydı”  Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 2025 Değerlendirmesi: “Bu Yıl Büyüme Değil, Dayanıklılık Yılıydı” 

Küresel belirsizliklere rağmen 18,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2026 için “bekleme değil, üretim ve ihracat zamanı” mesajı verdi. 2025 yılında ihracat rakamları geçtiğimiz seneki seviyeyi korurken, sahadaki gerçekliğin çok daha zorlu olduğuna işaret eden Ege İhracatçı Birlikleri, Sektörel Değerlendirme Toplantısında ihracatçının karşı karşıya kaldığı maliyet baskısını, kârlılık erozyonunu ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntıları masaya yatırdı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025’te dünya ekonomisinin, “ılımlı ama kırılgan büyüme” ve yüksek jeopolitik/finansal risklerin birlikte seyrettiği bir yıl görünümünde olduğunu söyledi. “Ne sert bir resesyon ne de güçlü bir sıçrama ekonomik büyümede yaşandı. Büyüme oranları tarihsel ortalamaların altında kalırken, enflasyonun çoğu büyük ekonomide kademeli olarak gerilediğini gördük, fakat bu durum hala tamamen çözülmüş değil. Faizlerdeki kademeli düşüş, özellikle 2024’te baskılanan özel talep ve yatırımlar için kısmi destek sağlarken, borçlanma maliyetleri hâlâ pandemi öncesine göre yüksek kalıyor. Artan korumacılık ve ticaret bariyerleri, küresel ticaret hacmini baskılıyor; 2025 ve sonrasında ticaret politikası belirsizliğinin yüksek seyretmesi bekleniyor.” Emek yoğun sektörlerdeki ihracatçılarımız Mısır gibi ülkelere üretimlerini taşıdı Euro bölgesine ihracat yapan sektörlerde artış görülürken, USD cinsi ihracat yapan sektörlerini daha zorlandığı bir yıl olduğunun altını çizen Eskinazi sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı, ihracatçılarımız açısından şirket kârlılığının azaldığı bir yıl oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki maliyet sorunları nedeniyle birçok firmamızın 2025 yılında da yurtdışı borçlanmaya devam ettiğini gördük. Bu da olası döviz şoklarında ciddi finansal risk ve kırılganlık oluşturmaktadır. 2025 yılı, tekstil ve hazır giyim bazı emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın; Mısır gibi enerji ve işgücü maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere üretimlerini taşımaya devam ettikleri bir yıl oldu. Hazır giyim ve tekstil sektörü, 2025 yılında ciddi istihdam kaybı yaşadı.” İthalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferidir Başkan Eskinazi, Türkiye'nin ihracatının yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemekte olduğuna değindi. “Özellikle imalat sanayinde ara malların %60-70'i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği aynı anda ortaya koymaktadır: Birincisi Türkiye’de ana sanayinin üretim hacmi ve çeşitliliğinin arttığı, İkincisi bu üretimi besleyen yerli tedarik zincirinin aynı hızda güçlenemediği gerçeğidir. Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi anlamına gelir.” Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Sahadaki üretim ve ithalat verilerinin bu hedeflerle uygulama arasındaki gerilimin açıkça ortada olduğunu vurgulayan Jak Eskinazi şu değerlendirmelerde bulundu: Bu tablo, sanayi ve tarımda teknolojik yenilenmenin ve verimlilik yatırımlarının daha da ötelenmesi anlamına gelmektedir. Yatırım yapılmayan her yıl, rekabet gücünde kalıcı kayıp riskini artırmaktadır. Ancak burada altını çizmek isterim ki: Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur.” Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı Başkan Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı ihracatının 18 milyar 505 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı. “Artış gösteren sektörlerimiz: Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar, Demir ve Demir Dışı Metaller, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Tütün, Maden. Bazı sektörler maliyet baskısına rağmen üretimi sürdürmüş, bazı sektörler ise kârlılığı korumak adına bilinçli daralma yaşamıştır. Yıllık bazda parite artışı ortalama % 6 olmuştur. İhracatımızın yaklaşık %45’nin Euro bölgesine olduğunu düşünürsek, 2025 yılındaki ihracatımızın 2024 yılına göre fazla olmasında artışın yaklaşık %2,7’si parite etkisinden kaynaklanmaktadır. EİB’nin 2025 yılı toplam ihracatı 2024 yılına göre %1 oranında artmasına karşın, bunu parite etkisinden arındırdığımızda aslında ihracatımız 2025 yılında 2024 yılına göre %1,7 oranında azalmıştır. Parite etkisi olmasaydı, muhtemelen EİB ihracatı 2024’e göre daha düşük olacaktı.” Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz 2022–2025 dönemindeki konkordato rakamlarının reel sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koyduğunu söyleyen Başkan Eskinazi, “2022’de yaklaşık 1.587, 2023’te 1.516 olan konkordato başvuru sayısı, 2024’te 3.497’ye çıkarak bir yılda yaklaşık %130 artış göstermiştir; 2025’te ise henüz yıl tamamlanmadan, sadece ilk 9 ayda 4.424 dosya açılarak 2024’ün tamamı aşılmıştır. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krize doğru ilerliyoruz. Bu krizi kalıcı hale getirmemeliyiz. Tekstil sektörümüzü de değerlendirdiğimde 2025 yılında tekstil ve hammaddeleri ihracatı 9,4 milyar dolar olurken, bölgemiz 452 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir.” dedi. 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir Jak Eskinazi, Türkiye’nin en büyük sorununun öngörülebilirliğin zayıflaması olduğunu ve öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamayacağını, yatırımın erteleneceğini, riskin alınamayacağına değindi. “2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkün ve gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir. İhracatçının 2026 yılında kurdan dolayı yurtdışı satış gelirlerinde enflasyon üzerinde bir artış beklemiyoruz. Karlılık için, üretim maliyetlerini düşürmek yine burada tek seçenek olarak kalıyor. Makro ihtiyati tedbirlerde bir gevşemeyi henüz görmemekle birlikte, kredi kanallarında bir rahatlama da beklemiyoruz. USD bazında kredi kullanımının 2026 yılında da devam edeceğini düşünüyoruz. Emek yoğun sektörlerdeki sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz. Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak; Sorunları görmezden gelen değil, sahadaki gerçekleri dile getiren bir duruşu benimsiyoruz. İhracatçımız bugüne kadar büyük fedakârlıklar yaptı. Ancak bu fedakârlığın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi artık zorunludur.” 2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Yüksek enerji maliyetleri ve diğer girdilerin olumsuzlukları sebebiyle Uzakdoğu’daki çelik üreticileriyle Avrupa pazarlarında boy ölçüşemez hale geldik. Avrupa'daki yüzde 45 olan pazar payımız yüzde 31'lere kadar geriledi. Her ne kadar yoğun çaba sarf etsek de 2023 yılı bizim için çok zorlu, sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Başlıca rakiplerimiz Çin, Vietnam, Güney Kore, Malezya, Endonezya gibi ülkeler bizi Avrupa pazarlarında ve diğer pazarlarda rekabetçilik açısından çok sıkıntılı bir sürece soktular. 2025 yılında geçtiğimiz 3 yıla nispeten daha iyi bir yıl geçirdik. 2024 yılında 2 milyar 351 milyon dolarlık ihracat yapmıştık. 2025 yılında da 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat yaptık. İki yıl arasındaki geçen yılla bu yıl arasındaki ihracat artışımız %10'lara tekabül ediyor. Türkiye genelinde de 16,5 milyar doları çelik, 13,3 milyar doları demir ve demir dışı mamuller olmak üzere 29,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik.” dedi. Başkan Ertan, “Türkiye dünyanın 7. büyük demir çelik üreticisi. Avrupa'nın da en büyük demir çelik üreticisi. Bizden sonra Almanya geliyor Avrupa'da. Başlıca ihracat pazarlarımız Almanya, Fas, İtalya, Birleşik Krallık, Mısır, Bulgaristan, Fransa, İspanya, Romanya, Yemen, Yunanistan, Hollanda gibi ülkeler. Bunun yanı sıra Rusya, Ukrayna, Kuzey Afrika, Mısır, Fas, Güney Amerika'ya yoğun ihracat yapmaktayız. Şimdi biz geçen yıl 2025 yılında yaptığımız ihracat tonaj olarak hala 2021 yılındaki çelik ürünleri tonajını üretimini yakalayabilmiş değiliz. Bizim kapasite kullanımı oranımız %73-yüzde 74'lerden 2023 yılında %51'lere kadar düştü. Şu andaki kapasite kullanım oranımız %62. Dünya konjonktürü sürekli bir değişim içerisinde ve belirsizlikler çok fazla. Bütün rakip ülkeler, çeşitli kotalar, ek vergilerle korumacılık önlemleri alıyorlar. Sınırda karbon vergisinin kapsamı belli olunca rakiplerimizden olan bir nebze olsun daha avantajlı durumda olacağız.” diye konuştu. 2025 yılı sonunda ihracatımızı 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “2025 yılı sektörümüz için zorlu, olumsuz etkilerinin derinden hissettiğimiz ve tekrarını yaşamak istemediğimiz bir yıl olarak tarihe geçti. 2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşadığımız zirai don olayları ile kiraz, elma, şeftali ve kayısı ürünlerimiz başta olmak üzere birçok üründe büyük kayıplar yaşadık. Dünyanın en büyük üreticisi olmakla gurur duyduğumuz kiraz üretiminde %90lara varan hasat kayıpları yaşandı. 2025 yılı sonunda ihracatımızı küçük bir kayıpla 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık. 2025 yılında toplamda 128 ülkeye ihracat yaptığımız taze ve işlenmiş meyve sebze ürünlerinde, en fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Almanya, ABD, İngiltere, Rusya ve İtalya olarak gerçekleşti. Moldova, Avusturya, Irak, Çekya ve Kanada ülkeleri ihracatımızı önemli ölçüde artırdığımız ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi. 2026 yılı 2025'ten farklı olmayacak ihracatımız daha da düşecek Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, “Deri ve deri mamulleri sektörü olarak bu sene, %10'a yakın bir ihracat kaybı yaşasak da genelde %60'lık bir kapasite kaybı yaşadı. %9'luk düşüş sadece Ege'de. Türkiye genelinde %5,5. Kümülatife baktığınız zaman son 2 yıl içinde Türkiye genelinde %2, Ege Bölgesi genelinde %17,5 düştü. Sadece ihracatımız 34 yıl önce ihraç fazlası veren bir sektörken şu anda ithalatımız, ihracatımızın üzerine çıktı. Deri ve deri mamulleri sektörü maalesef oyunu kaybetti. 2018'den bu yana çok iyi bir ivmeyle artan bir sektörümüz maalesef 2 yıl içinde hiç göze alınmayacak noktalara geldi. 2026 yılı 2025'ten farklı olmayacak ki bence daha da düşecek. İhracatımızı artırmaya yönelik hiçbir gelişme görmüyoruz. %40'lık kapasitemizin de %10'unu tekrar yitireceğimizi düşünüyorum.” dedi. Ege Bölgesi hazır giyim ihracatı, %8 azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine geriledi Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, “Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en güçlü ihracat kalemlerinden biri olmuştur. Ancak içinde bulunduğumuz yıl itibarıyla, en fazla ihracat yapan sektörler sıralamasında üçüncülükten dördüncülüğe gerilemiştir. Yıl sonu itibarıyla Türkiye hazır giyim ihracatı, bir önceki yıla göre %6 düşüşle 16,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ege Bölgesi özelinde ise hazır giyim ihracatı, %8 oranında azalarak 1 milyar 268 milyon dolar seviyesine gerilemiştir. Birliğimizin En Büyük 5 İhracat Pazarı; İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere, İtalya. Bugün ülkemizin en katma değerli sektörleri arasında yer almamızda tasarıma yaptığımız yatırımın büyük rolü var. Türkiye geneli ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar. Türkiye hazırgiyim ortalama ihraç birim fiyatı 16,21 dolar, EHKİB ortalama ihraç birim fiyatı: 21,19 dolar.” dedi. 2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı, Muhammet Öztürk, “2025 yılı hem Birliğimiz hem de sektörümüz açısından büyümenin yeniden başladığı, güçlü bir toparlanma yılı oldu. Sektör genelinde Türkiye çapında ihracat %4 artışla 12 milyar 366 milyon dolar ihracat ile tarım ve gıda ihracatında en önemli paya sahip sektör oldu. Tarım sektöründe yapılan ihracatın %34’ü Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektörü ihracatı olarak dikkat çekmektedir. Birliğimiz özelinde ise çok daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında %23 artışla 1 milyar 185 milyon doları ihracat rakamını yakalamış bulunuyoruz. En çok ihracat yaptığımız ülkeler ağırlıkla Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olarak öne çıkmaktadır. Birlik olarak hedeflerimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda 2026 yılı için ihracat hedefimizi 1,4 milyar dolar olarak belirledik.” diye konuştu. Kuru meyve sektörü 1,7 milyar dolarlık döviz girdisi sağladı EİB Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, "Türkiye’nin en stratejik sektörlerinden biri olan kuru meyve sektörü; güçlü üretim altyapısı ve küresel pazarlardaki konumuyla ülkemize 1,74 milyar dolarlık net döviz girdisi sağlamıştır. 2024 yılına göre ihracatımızda yaşanan yüzde 6’lık düşüşe rağmen, mevcut zorlukları yöneterek sektörümüzün rekabet gücünü korumayı ve sürdürülebilir üretim ve ihracat artışı sağlamayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, toplam kuru meyve ihracatının %60’ına karşılık gelen 1,05 milyar ABD dolarlık ihracat Birliğimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlıca ihracat kalemlerinden, çekirdeksiz kuru üzümde 496 milyon dolar, kuru incirde 316 milyon dolar, kuru kayısıdan ise 140 milyon dolarlık ihracat geliri elde edilmiştir. 2026 yılında da, sürdürülebilir üretim, iklim değişikliğine uyum, gıda güvenliği ve markalaşma sektörümüzün temel öncelikleri arasında yer almaktadır.” diye konuştu. EMİB’in ihracatı %6 artış göstererek 2025 yılında 1,3 milyar dolar oldu Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Maden sektörü olarak 2025 yılında 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Böylece, 2024 yılında 6 milyar dolar olan ihracatımız 2025 yılında %3’e yükselmiş oldu. İhracatımızın yaklaşık üçte birine denk gelen 2 milyar dolarlık bölümü doğal taş ihracatı olarak gerçekleşti. Türkiye geneli maden ihracatımıza paralel olarak Birliğimizin ihracatı da %6 artış göstererek 2025 yılında 1,38 milyar dolar oldu. Birliğimizin en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk üç ülke ise geçen yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya oldu. Çin ve ABD’ye ihracatımız 2024 yılına kıyasla sırasıyla %12 ve %7 artarken İspanya’ya ihracatımız %3 düşüş gösterdi. Birliğimizin doğal taş özelinde ihracat gerçekleştirdiği ilk 3 ülke ise sırasıyla ABD, Çin ve Fransa oldu. 2024 yılına kıyasla bu ülkelere ihracatımız sırasıyla %8, %29 ve %7 artış gösterdi.” diye konuştu. Mobilya kâğıt ve orman ürünleri ihracatı 914 milyon dolar Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, “Ülke genelinde üç sektörümüzün ihracatı 2024 yılında 7,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş, 2025 yılında ise yaklaşık 8 milyar dolar bandında kalmıştır. Ege Bölgesi özelinde baktığımızda; 2024’te 946 milyon dolar olan ihracatımız, 2025’te 914 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Alt sektörler bazında; Kâğıt mamulleri ihracatımız 558 milyon dolar, Odun dışı orman ürünleri ihracatımız ise %3 artışla 122 milyon dolar seviyesindedir. Bu alanda Türkiye ihracatının %68’i Ege Bölgesi’nden yapılmaktadır. Mobilya sektöründe ise Birliğimiz üzerinden gerçekleşen ihracat, 2025 yılında 203 milyon dolar olmuştur. 2025 yılı; döviz kurundaki sınırlı artışa karşılık, hammadde, enerji ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle ihracatçılarımız açısından zor bir yıl olmuştur. Odun dışı orman ürünlerinde ABD, Almanya ve Japonya; Kâğıt sektöründe İran, Mısır ve İngiltere; Mobilya sektöründe ise Almanya, Hollanda ve Fransa öne çıkan pazarlarımız olmuştur. 2026 yılında Birliğimiz ihracatını 1 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründen yüzde 7 artış Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “2025’te güçlü bir ihracat performansı sergileyerek; Türkiye geneli su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız %4,5 artışla 4 milyar doları aşarak zorlu koşullara rağmen uluslararası rekabetçiliğimizi koruduğumuzu göstermiştir. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz yüzde 7 artışla 1 milyar 840 milyon dolar ihracat yaparak güçlü performansını sürdürdü. 2025 yılında su ürünleri sektörü ihracatımızın lokomotifi olmaya devam etmiş; levrek ve çipurada istikrarlı artış sürerken Türk somonunun güçlü büyümesi ürün çeşitliliği ve pazar derinleşmesi açısından önemli bir kazanım sağlamıştır. 2025’te ihracat ivmesini taşıyan su ürünleri başta olmak üzere, tüm alt sektörlerde rekabet gücünü artıran yatırım ve dönüşüm adımları, 2026 performansımızı belirleyecektir.” dedi. Tütün ihracatçıları 2025 yılını yüzde 8,4’lük artışla kapatmayı başardı Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, “Tütün ve Tütün Mamulleri sektörümüzün Türkiye geneli ihracatını 2025 yılında %8,4’lük artışla 1 milyar 60 milyon dolar ile kapatmayı başardık. Toplam 112 ülkeye tütün ve tütün mamulleri ihracatı gerçekleştirdiğimiz 2025 yılında en fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke sırasıyla Irak, ABD, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Önemli ihraç pazarlarımızdan ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya’ya ihracatımızı önemli ölçüde artırmayı başardık. 2025 yılı boyunca Türkiye’de tarımsal üretim, iklim krizinin giderek derinleşen olumsuz etkileri nedeniyle ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu zorlu yılda sektör olarak, kilogram başı 9 doların üzerinde ortalama ihraç fiyatı ve yıllık 1 milyar dolarlık ihracat ile ülkemiz tarım sektörüne önemli bir katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Ege Tütün İhracatçıları Birliği olarak, tarımsal üretimdeki risklerin farkındayız ve bu nedenle sürdürülebilirliği her zaman çalışmalarımızın merkezine alıyoruz.” diye konuştu. Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, “2024-25 hasat yılında, Türk zeytincisi, Tarım Bakanlığı verilerine göre, 750 bin ton Sofralık Zeytin ve 475 bin tonluk zeytinyağı üretti. Dünya üretiminde İspanya’nın ardından ikinci sırada oldu. Ama dünya zeytinyağı ticaretinden aldığımız pay sadece yüzde 7. 2024/2025 sezonu bize şunu net biçimde gösterdi: Türkiye zeytinyağında üretimde dünya ikincisi olabilir; ama istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün hiçbir anlamı yoktur. 2025 yılında, Zeytinyağı ihracatımız, dünya fiyatlarındaki düşüşle birlikte değer bazında yaklaşık yüzde 65 gerileyerek 189 milyon dolar seviyesine indi. Bu gerilemenin nedeni; belirsizliktir, öngörülemezliktir ve sık değişen uygulamalardır. Buna karşılık sofralık zeytinde rekor kırdık. 258 milyon dolarlık ihracatla tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Bu tablo bize çok net bir mesaj veriyor: Piyasa kuralları net olduğunda, ihracatçı işini yapıyor. Üreticinin, ihracatçının ve markalaşmanın aynı anda ayakta kalabildiği bir yapı istiyoruz. UZZK’nın Ekim 2025’te paylaştığı rekolte tahminine göre 2025/26 sezonunda toplam zeytin üretiminin 2 milyon 450 bin ton, bunun 740 bin tonunun sofralık, kalan kısmın ise yaklaşık 310 bin ton zeytinyağı üretimine karşılık geleceği öngörülüyor. Ancak sahadan gelen değerlendirmeler; don ve kuraklık etkisi başta olmak üzere bölgesel riskler nedeniyle bu tahminlerin aşağı yönlü revize edilmesi gerektiğini gösteriyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Operasyonel Körlük Şirketlere Her Yıl 12,9 Milyon Dolara Mal Oluyor Haber

Operasyonel Körlük Şirketlere Her Yıl 12,9 Milyon Dolara Mal Oluyor

Ancak asıl tehlike, bilançolarda açıkça görülmeyen ve operasyonel süreçlerin derinliklerinde gizlenen verimsizliklerde yatıyor. Gartner’a göre, entegre olmayan sistemlerin ve düşük veri kalitesinin organizasyonlara yıllık maliyeti ortalama 12,9 milyon doları buluyor. Uzmanlar, bu kârlılık sızıntılarını durdurmanın yolunun finans departmanlarını operasyonu anlık izleme ve geleceği öngörme kabiliyetleriyle donatmaktan geçtiğini belirtiyor. Günümüz iş dünyasında hala birçok finans yöneticisi kararlarını ay sonlarında önlerine gelen finansal tablolara bakarak veriyor. Bu tablolar çoğu zaman sadece sonuçları gösterirken, bu sonuçları doğuran nedenleri ortaya koymakta yetersiz kalabiliyor. Bir üretim bandındaki beklenmedik enerji artışı, lojistik rotasındaki verimsizlik veya depolardaki yüksek fire oranı, finansal raporlara yansıdığında genellikle iş işten geçmiş oluyor. Operasyonel ve finansal veriler arasındaki bu kopukluk, şirketlerin milyonlarca dolarlık kârlılık sızıntıları yaşamasına neden oluyor. Operasyon ve finans arasındaki duvarları yıkmak Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), geliştirdiği bütünsel çözümlerle finans ve operasyon dünyaları arasındaki bu duvarı yıkıyor. IAS, finans departmanlarını yalnızca geçmişi raporlayan birimler olmaktan çıkarıp, tüm organizasyonun röntgenini gerçek zamanlı çeken stratejik karar merkezlerine dönüştürüyor. Şirketlerin görünmez maliyetleri yönetebilmesi için bütünsel bir dijital altyapının sağladığı görünürlüğün şart olduğunu vurgulayan IAS Yetkinlik Merkezi Müdürü Engin Murat Bölükbaşı, bu kabiliyetin iş yapma şekillerini nasıl değiştirdiğini şöyle açıkladı: “Birçok şirkette finans departmanı ve üretim sahası farklı dilleri konuşur. Biri ‘kâr-zarar’ derken, diğeri ‘adet-fire’ der. Biz Canias ERP ile bu iki dünyayı tek bir dilde, gerçek zamanlı olarak konuşturuyoruz. Böylece şirketler finansal check-up’larını yaparak sızıntı noktalarını tespit edebiliyor. Bir ürünün maliyetinin neden arttığını, hangi makinenin enerji tüketiminin saptığını veya hangi tedarikçinin risk yarattığını anlık olarak görebilen bir finans yönetimi, kriz anlarında reaktif değil, proaktif kararlar alabilir.” Reaktif raporlamadan proaktif öngörüye Canias ERP’nin entegre yapısı, finansal yönetimi olanı izleyen reaktif bir pratikten, geleceği kurgulayan proaktiviteye taşıyor. Finans modüllerinin üretim, satış ve tedarik zinciriyle entegre çalışması sayesinde şirketler, senaryoları karşılaştırarak olası risk ve fırsatları daha operasyon gerçekleşmeden analiz edebiliyor. Bütçe üzerinde yapılacak farklı senaryo çalışmaları ile kur dalgalanmaları, hammadde fiyat artışları veya talep değişiklikleri gibi olasılıkların nakit akışına ve kârlılığa etkisi hesaplanabiliyor. Canias ERP’nin şirketlere kazandırdığı stratejik çevikliğin altını çizen Bölükbaşı, sözlerini şöyle noktaladı: “Bugün şirketler veri eksikliğinden ziyade veriyi zamanında değerlendirememekten kaybediyor. Günümüzde sürdürülebilir kârlılığın yolu, veriyi işlevsel içgörü ve öngörüye dönüştürmekten geçiyor. Geçmişin bilançosuna bakan geleneksel finans yönetimi, bu nedenle günümüzün proaktif ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Canias ERP ile sağladığımız entegre yapı ise Kurumsal Karne Yönetimi modülü alt yapısı ile farklı perspektifler üzerinden ileriye dönük mevcut durumun yorumu yapılarak stratejik değişiklikler yapmayı ve geleceğin haritalanmasını mümkün kılıyor.”

Horoz Lojistik Dev Gıda Firmasıyla El Sıkıştı: Beklenti 450 Milyon TL Haber

Horoz Lojistik Dev Gıda Firmasıyla El Sıkıştı: Beklenti 450 Milyon TL

Türkiye'nin köklü lojistik ve kargo şirketlerinden HOROZ LOJİSTİK KARGO HİZMETLERİ VE TİCARET A.Ş. (HOROZ), büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir adım atarak dev bir gıda firmasıyla 3 yıllık depolama anlaşması imzaladığını Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirdi. Şirketin yurt içi dağıtım ve depolama faaliyetleri, Türkiye genelindeki 98 farklı lokasyonda devam ederken, HOROZ, 2026 yılına bu alanda büyük bir hızla girmeyi planlıyor. 2026’ya Dev Kapasite Takviyesi HOROZ, 2025 yılı boyunca mevcut tesislerine yaklaşık 70.000 m² kapalı alan kapasitesi eklemeyi hedefliyor. Bu genişleme, şirketin depolama sektöründeki rekabet gücünü artıracak. Stratejik Anlaşmanın Detayları Görüşmeleri tamamlanan yeni anlaşma, sert şekerleme, çikolata, bisküvi ve bar tipi ürünler üreten gıda sektörünün öncü bir şirketi ile yapıldı. 3 yıl sürecek olan bu anlaşma ile HOROZ LOJİSTİK: Hizmet: Depoculuk faaliyetleri ve katma değerli hizmetler sunacak. Depolama Hacmi: Toplam 25.480 palet ürünün depolamasını gerçekleştirecek. Beklenen Ciro: Anlaşma kapsamındaki işin, bugünün değerleriyle, 3 yıl içerisinde şirkete yaklaşık 450.000.000 TL (450 Milyon TL) tutarında ciro katkısı sağlaması öngörülüyor. HOROZ Lojistik, bu yeni anlaşma ile birlikte, depoculuk faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde şirketin genel ciro ve kârlılık kalemlerine önemli ölçüde katkı sağlamasını beklediğini ifade etti. Bu stratejik adım, özellikle perakende ve gıda lojistiği alanında şirketin pazar payını güçlendirdiğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çalışana Yapılan Wellbeing Yatırımları, Şirketlere %23 Oranında Kârlılık Olarak Dönüyor Haber

Çalışana Yapılan Wellbeing Yatırımları, Şirketlere %23 Oranında Kârlılık Olarak Dönüyor

Liderler, sürdürülebilir başarının ve kârlılığın artık finansal tablolardan çok, doğrudan “insana” yapılan yatırıma bağlı olduğunu fark ediyor. Bu, kârlılığı doğrudan etkileyen, kritik bir stratejik zorunluk olarak öne çıkıyor. Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, son dönemde yapılan global araştırmaların, çalışanları için wellbeing’e odaklanan şirketlerin, finansal performanslarında gözle görülür bir artış yaşadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor. Şirketler artık wellbeing yatırımlarına bir “maliyet” kalemi yerine, doğrudan kârlılığı besleyen bir “yatırım” gözüyle bakıyor. Yapılan analizler, wellbeing’e ayrılan bütçenin, kuruma sağladığı faydanın harcanan tutardan çok daha fazla olduğunu kanıtlıyor. Zihinsel ve fiziksel olarak desteklenen çalışanların sağlık sorunlarına bağlı işe devamsızlık oranları düşüyor. Bu durum, iş gücü kaybını ve projelerdeki gecikmeleri engelleyerek doğrudan bir maliyet avantajı yaratıyor. Aynı zamanda, kendilerini daha az stresli hisseden ve kurumları tarafından değerli görüldüklerini bilen çalışanların işlerine olan bağlılığı da yükseliyor. Bu yüksek motivasyon, doğrudan işin kalitesine yansıyor. Daha yaratıcı çözümler, daha az hata oranı ve daha proaktif bir çalışma anlayışı getiriyor. Global iş gücü araştırmaları, çalışan memnuniyeti ile müşteri memnuniyeti arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu sürekli olarak teyit ediyor. Mutlu ve bağlı çalışanlar, müşterilere çok daha iyi bir hizmet sunuyor. Artan müşteri memnuniyeti ve sadakati ise doğrudan satış rakamlarına ve şirketin pazar payına pozitif olarak yansıyor. Yetenek Kaybının Yüksek Maliyeti Kârlılığı Tehdit Ediyor Bu yatırımların kârlılığa olan kritik etkisi, yetenek kaybı maliyetlerini durdurmasında yatıyor. Global iş gücü üzerine yapılan en kapsamlı araştırmalardan biri olan Gallup’un “State of the Global Workplace” Raporu, bu bağı net olarak çiziyor. Çalışan bağlılığı ve iyi oluşu yüksek olan ekipler, düşük olanlara göre %23 daha fazla kârlılık gösteriyor. Kârlılıktaki asıl fark ise bu ekiplerin işten ayrılma oranlarının %40'lara varan oranda daha düşük olmasından kaynaklanıyor. SHRM (Society for Human Resource Management) gibi kuruluşlar, bir çalışanı kaybetmenin ve yerine yenisini koymanın maliyetinin, o çalışanın yıllık maaşının 1.5 ile 2 katına ulaşabildiğini hesaplıyor. Bu durum, doğrudan kârlılığı eriten devasa bir gizli maliyet anlamına geliyor. 1.000 Kişilik Bir Şirkette Wellbeing Yatırımı 8 Katına Kadar Geri Dönebiliyor Meditopia’nın kurumlara özel geliştirdiği ROI (Return on Investment) hesaplama modeli de wellbeing yatırımlarının finansal etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Deloitte ve benzeri global danışmanlık şirketlerinin metodolojilerinden beslenen bu model, farklı sektörlerdeki iş gücü verimliliği, devamsızlık oranları ve çalışan bağlılığı gibi parametreleri analiz ederek şirketlere kapsamlı bir geri dönüş projeksiyonu sunuyor. Meditopia’nın hesaplama aracından elde edilen verilere göre, 1.000 çalışanı olan bir şirkette wellbeing alanına yapılan yatırımlar, 8 kata kadar geri dönüş sağlayabiliyor. Bu sonuç, çalışan iyi oluşuna yönelik programların kültürel bir tercihin ötesine geçerek güçlü bir finansal strateji niteliği taşıdığını net biçimde ortaya koyuyor. “Gerçek Başarı, İnsana Yatırım Yapmakla Mümkün Oluyor” Rakamların ve raporların tek bir gerçeği gösterdiğini dile getiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Günümüzün değişken ve zorlu iş ortamında, çalışan sağlığı İK girişimi olmanın ötesinde, şirketlerin ayakta kalma ve rekabet avantajı elde etme stratejisinin merkezine oturuyor. İnsana yatırım yapmayı bir ‘maliyet’ olarak gören, ekiplerinin zihinsel dayanıklılığını ve fiziksel sağlığını ihmal eden şirketler, kaçınılmaz olarak yetenek kaybı, düşük verimlilik ve eriyen kârlılık gibi ağır bedeller ödüyor. Biz Meditopia olarak, sağlıklı bir zihne ve bedene erişimin evrensel ve temel bir hak olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle geliştirdiğimiz kapsamlı wellbeing çözümleriyle, kurumların bu stratejik dönüşümü sağlamasına öncülük ediyoruz. Sürdürülebilir büyüme, yüksek müşteri memnuniyeti ve pazar liderliği ancak kendini değerli hisseden, desteklenmiş ve mutlu ekiplerle inşa edilebilir. Şirketlerin, kârlılığın sadece finansal tablolarda değil, çalışanlarının refah düzeyinde başladığını kabul etmesi oldukça önemli.” açıklamalarında bulundu.

Vakıf Faktoring A.Ş. 12-13-14 Kasım Tarihlerinde Halka Arz Oluyor Haber

Vakıf Faktoring A.Ş. 12-13-14 Kasım Tarihlerinde Halka Arz Oluyor

Çeyrek asırdan uzun bir süredir yalnızca finansal performansıyla değil Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına yaptığı önemli katkılarla da öne çıkan Vakıf Faktoring A.Ş 12-13-14 Kasım tarihlerinde halka arz oluyor. VakıfBank Finans Grubu şirketlerinden Vakıf Faktoring A.Ş., Kurumsal, Ticari ve KOBİ firmalarına verdiği finansman desteğiyle kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin toplam ticaret hacminin gelişmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Güçlü sermaye yapısı, uzman kadrosu ve müşteri odaklı çalışma prensibi ile istikrarlı büyümesini sürdüren, faktoring sektörünün öncü şirketlerinden Vakıf Faktoring A.Ş. şimdi de gerçekleştireceği halk arz ile ürettiği değeri yeni yatırımcılarla paylaşmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda Vakıf Faktoring A.Ş.’nin yaptığı halka arz başvurusu Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından onaylandı. Halka arz sürecinde talep toplama; Vakıf Yatırım Menkul Değerler A.Ş. liderliğinde oluşturulan konsorsiyum tarafından “Sabit Fiyat ile Talep Toplama” ve “En İyi Gayret Aracılığı” yöntemiyle, 12-13-14 Kasım tarihlerinde 14,20 TL sabit fiyatla gerçekleştirilecek. Sermaye artırımı ve ortaklık pay satışı yoluyla halka arz olacak Vakıf Faktoring’in mevcut çıkarılmış sermayesinin 850.000.000-TL’den 900.000.000-TL’ye yükseltilmesi planlanıyor. 225.000.000 adet nominal değerli payların satışında, %60’ı yurt içi bireysel yatırımcıya ve %40’ı ise yurt içi kurumsal yatırımcıya tahsis edilecek. Halka arzın 3.195.000.000-TL büyüklükte olması hedeflenirken, halka arz sonrası halka açıklık oranının da %25 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. “Sürdürülebilir Değer Üreterek Sektördeki Öncü Konumumuzu Güçlendiriyoruz” Halka arz süreci hakkında değerlendirmelerde bulunan Vakıf Faktoring A.Ş. Genel Müdürü Bülent Atılgan, “Vakıf Faktoring olarak, çeyrek asrı aşan tecrübemizle müşterilerimize hızlı ve etkili çözümler sunuyoruz. Uzun vadede sürdürülebilir değer üreterek, sektörümüzdeki öncü konumumuzu her geçen gün güçlendiriyoruz. Şimdi de oluşturduğumuz bu değeri daha da ileriye taşımak için şirketimizin hisselerini halka arz ediyoruz. Bu halka arzla, sürdürülebilir kurumsal yapımızı güçlendirip, faktoring sektöründeki rekabet gücümüzü daha da artırarak pazar payımızı ve karlılığımızı istikrarlı bir şekilde büyütmeyi amaçlıyoruz. Gerçekleştireceğimiz halk arzda yeni yatırımcılarımızdan alacağımız güçle, sürdürülebilir bir büyüme yolunda daha da emin adımlarla yürüyerek; ülkemiz, sektörümüz ve tüm paydaşlarımız için değer sağlamaya devam edeceğiz” dedi. “Sektörde Çeyrek Asrı Aşan Tecrübeye Sahip Öncü Şirketlerden Biri” Vakıf Faktoring A.Ş., 28 Ocak 1998 tarihinde, yurt içi ve yurt dışı ticari işlemlere yönelik faktoring hizmetleri sunmak amacıyla T. Vakıflar Bankası T.A.O.’nun öncülüğünde kurulmuştur. Yurt içi ve yurt dışında faktoring hizmetleri sunan şirket, faaliyetlerini 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yürütüyor. Vakıf Faktoring, aynı zamanda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) denetim ve gözetiminde faaliyetlerini sürdürüyor. Uluslararası alanda da aktif olan Vakıf Faktoring, Factors Chain International (FCI) ve Finansal Kurumlar Birliği’nin asil üyesi olarak sektörde önemli bir yere sahip. “Aktif Büyüklük ve Karlılıkta İstikrarın Simgesi” Türkiye’nin aktif büyüklükte en büyük ikinci bankası VakıfBank’ın bağlı ortaklığı olan Vakıf Faktoring A.Ş., ağırlıklı olarak kredi değerliliği yüksek ticari ve kurumsal müşterilere faktoring hizmeti sunmaktadır. Bunun yanı sıra, portföyündeki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) payını artırmak için pazarlama faaliyetlerine de önem vermektedir. Faktoring sektörüne ilişkin yayınlanan Finansal Kurumlar Birliği ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu verilerine göre, Vakıf Faktoring A.Ş. 2020-2023 yılları arasında dört dönem üst üste aktif büyüklük, faktoring alacakları büyüklüğü ve en yüksek net kar elde eden faktoring şirketi sıralamasında birinci olarak sektördeki konumunu sağlamlaştırdı. Böylece sadece finansal büyüme hedeflerini gerçekleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir karlılık konusundaki kararlığını da ortaya koydu. Vakıf Faktoring, 2024 yılında 105,2 milyar TL işlem hacmi, 32,9 milyar TL aktif büyüklük, 1,7 milyar TL net kara sahip olurken, 2025 yılının ilk 6 ayında da başarılı finansal sonuçlara imza atarak 45,8 milyar TL işlem hacmi, 32,4 milyar TL aktif büyüklük, 881 milyon TL net kara ulaştı. Böylece 2025 yılında da sektöründeki en büyük aktif büyüklüğe ve en yüksek net kara sahip şirketlerden birisi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini gösterdi. Şirket, aktif kalitesinin en büyük göstergelerinden biri olan ve sektör ortalamasının çok altında gerçekleşen bir takibe dönüşüm oranı (NPL) ile sürdürülebilir karlılığın korunması konusundaki başarılı performansını 2025 yılının ilk yarısında da devam ettirdi. Sektörünün takibe dönüşüm oranı %2,03 olarak gerçekleşirken, Şirket’in takibe dönüşüm oranı %0,31 olarak gerçekleşti.

WatchGuard’ın Yeni CEO’su Joe Smolarski Oldu Haber

WatchGuard’ın Yeni CEO’su Joe Smolarski Oldu

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard, Joe Smolarski'nin CEO olarak atandığını duyurdu. Mayıs 2025’ten bu yana Vats Srivatsan liderliğinde gelişim gösteren WatchGuard, inovasyona yeni bir enerji kazandırdı. Şirket, operasyonel uygulamalarını güçlendirdi, yapay zeka kullanımını hızlandırdı ve iş ortakları için donanım ile yazılım dağıtım modelini modernize etti. Ağ güvenliği portföyünde kapsamlı bir yenilenme başlatan WatchGuard, performans ve büyüme açısından rekor bir üçüncü çeyrek elde etti. Bu çalışmalar, şirketin ciro ve kârlılık artışını hızlandırırken küresel pazar payını büyüttü ve Unified Security Platform® ile MSP odaklı iş modelinde güçlü bir ivme yarattı. 25 Yıllık Deneyimiyle Smolarski, WatchGuard’ın Geleceğine Yön Verecek Joe Smolarski, teknoloji, operasyonlar ve strateji alanlarında 25 yılı aşkın liderlik deneyimine sahip. Sonuç odaklı ve ortak merkezli bir yönetici olarak tanınan Smolarski, küresel kuruluşları dönüşüm, büyüme ve entegrasyon dönemlerinde başarıyla yönetti. Kaseya’nın hiper büyüme sürecinde önemli bir rol üstlenen Smolarski, şirketin kapsamlı BT yönetimi için MSP platformunu kurdu ve bir düzineden fazla satın almayı, ortaklar, çalışanlar ve yatırımcılar için daha güçlü sonuçlar sağlayan uyumlu, ölçeklenebilir bir ekosisteme entegre etti. Ekipleri, teknolojileri ve iş ortaklarını tek bir müşteri odaklı platform vizyonu etrafında birleştirerek Kaseya’nın gelirinin on kat artmasına ve milyarlarca dolarlık değer artışına katkı sağladı. Bu deneyim, WatchGuard’ın siber güvenlik misyonuyla doğrudan örtüşüyor. Şirketin Unified Security Platform® çözümü, gelişmiş koruma teknolojilerini, otomasyonu ve sadeleştirilmiş yönetimi bir araya getirerek MSP’lere kurumsal düzeyde güvenliği büyük ölçekte sağlama gücü sunuyor. Joe’nun karmaşıklığı netliğe, platformları ise büyüme motorlarına dönüştürme konusundaki kanıtlanmış yeteneği, WatchGuard’ın bir sonraki inovasyon ve ortak başarı dönemini hızlandırması için onu ideal bir konuma getiriyor. Smolarski, WatchGuard’ın üst yönetim ekibi ve Yönetim Kurulu ile yakın iş birliği içinde çalışarak şirketin stratejik girişimlerini, operasyonel mükemmelliğini ve küresel iş ortaklarının başarısını sürdürmeye devam edecek. ‘’Joe, Watchguard'ı Bir Sonraki Büyüme Aşamasına Taşımak İçin Doğru Bir Lider Tercihi’’ Vats Srivatsan’ın Yönetim Kurulu Üyesi olarak gelecekteki büyüme ve stratejiyi yönlendirmeye devam edecek olmasından dolayı mutlu olduğunu vurgulayan Vector Capital'in Kurucu Ortağı ve WatchGuard'ın Yönetim Kurulu Başkanı Alex Slusky “Vats'a geçici CEO olarak göreve gelip bu kadar kısa sürede bu kadar hızlı bir performans artışı sağlamasından dolayı teşekkür etmek istiyorum. Joe ise WatchGuard'ı bir sonraki büyüme aşamasına taşımak ve bu ivmeyi sürdürmek için doğru bir lider tercihi. Joe; organik, birleşme ve satın alma yatırımları yoluyla MSP odaklı teknoloji kuruluşlarında olağanüstü bir büyüme sağlama konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip. Joe'nun, ortakların başarısına odaklanmaya devam ederken ekipleri ve teknolojileri büyük ölçekte entegre etme becerisi, onu WatchGuard'ın operasyonel ve inovasyon momentumunu hızlandırmak için eşsiz bir nitelikle donatmaktadır.’’ açıklamasında bulundu. ‘’Watchguard’ı Siber Güvenlik Tedarikçisi Haline Getirmek İçin Sabırsızlanıyorum’’ WatchGuard’ın sağlam bir temele, dünya standartlarında bir teknoloji platformuna, MSP odaklı bir iş modeline ve pazarda öne çıkan bir güven itibarına sahip olduğunu vurgulayan WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, "Siber güvenlik, her MSP'nin büyüme stratejisinin merkezinde yer almaktadır ve WatchGuard, bu dönüşümü liderlik etmek için mükemmel bir konumdadır. Şirketin güçlü gidişatını daha da ileriye taşımak ve WatchGuard'ı MSP topluluğunun siber güvenlik tedarikçisi haline getirmek için sabırsızlanıyorum." ifadelerini kullandı. WatchGuard, Küresel Değerlendirmelerde Liderliğini Sürdürüyor Sektör Analistleri Tarafından Tanınan, BT Uzmanları Tarafından Güvenilen WatchGuard, siber güvenlik alanındaki yenilikçiliği ve liderliği ile önde gelen sektör analistleri, bağımsız test kuruluşları ve meslektaş değerlendirme platformları tarafından sürekli olarak ödüllendirilmektedir. Son zamanlarda öne çıkan başarıları arasında Gartner® Magic Quadrant™'ın Hibrit Mesh Güvenlik Duvarı kategorisinde tanınması, Canalys Siber Güvenlik Liderlik Matrisi'nde Şampiyon olması ve IDC MarketScape'in Hibrit Güvenlik Duvarı kategorisinde Önemli Oyuncu seçilmesi yer alıyor. WatchGuard ayrıca GigaOm Radar Raporu'nda EDR kategorisinde Lider ve Üstün Performans Gösteren Şirket, SPARK Matrisi'nde ise NDR kategorisinde Lider seçildi. MITRE Engenuity ATT&CK® Değerlendirmeleri ve diğer testler aracılığıyla yapılan bağımsız doğrulama, WatchGuard'ın gelişmiş tehdit algılama ve önleme yeteneklerinin gücünü daha da ortaya koyuyor. TrustRadius ve Gartner Peer Insights'taki müşteriler, WatchGuard'ı dağıtım kolaylığı, güvenilirliği ve olağanüstü desteği nedeniyle sürekli olarak övüyor ve dünya çapında erişilebilir ve güvenilir kurumsal düzeyde güvenlik sağlama taahhüdünü pekiştiriyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.