Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaspersky

Kapsül Haber Ajansı - Kaspersky haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaspersky haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siber Saldırganların Yeni Hedefi Tatilciler Haber

Siber Saldırganların Yeni Hedefi Tatilciler

Türkiye, Güney Afrika ve Mısır da dâhil olmak üzere 20’den fazla ülkede bulunan Kaspersky çalışanları; kendi ülkelerinde mutlaka görülmesi gereken yerleri ve deneyimleri aktarırken, gezginlerin bu destinasyonlarda karşılaşabileceği dijital risklere dair ilk elden kritik değerlendirmeler sunuyor. En Çok Hedef Alınan Sektör: Ulaşım ve Biletleme Platformları Günümüzde bir seyahat planlamak; araç paylaşım uygulamaları, hava yolu şirketleri ve çevrim içi seyahat acenteleri arasında mekik dokumak anlamına geliyor. Bu süreç genellikle çok sayıda sekme ve cihaz üzerinden, üstelik avantajlı teklifleri kaçırmama telaşıyla yürütülüyor. İşte bu aciliyet hissi, tanıdık markalara duyulan güven ve platformlar arası yoğun trafik; meşru ulaşım ve seyahat hizmetlerini taklit ederek oltalama sayfaları, sahte uygulamalar ve dolandırıcılık odaklı teklifler sunan siber korsanlar için biçilmiş kaftan oluşturuyor. Kaspersky araştırmacıları, önde gelen ulaşım markalarının* adı kullanılarak yayılan siber tehditleri mercek altına aldı. Q2 2025 ile Q1 2026 tarihleri arasında Kaspersky çözümleri, bu markalarla ilişkilendirilen 262.663 engelleme kaydetti. Emirates markası taklit edilerek yapılan saldırılar, ulaşım kategorisindeki tüm tespitlerin %61’ini oluşturarak ilk sırada yer alırken; bunu %37 ile Uber takip etti. Bu kategoride gözlemlenen hareketliliğin ezici bir çoğunluğunun sektör lideri iki marka üzerinden yürütülmesi, saldırganların çabalarını geniş kitlelere ve yüksek ödeme trafiğine sahip tanınmış hizmetler üzerinde yoğunlaştırdığını gösteriyor. Ulaşım markalarıyla ilişkilendirilen dosya ve nesneler arasında en yaygın tespit edilen tehdit türü %30,5 ile Truva atları (Trojan) olurken, bunu %22,5 ile Bankacılık Truva Atları (Trojan-Banker) izledi. Bu kötü amaçlı yazılımlar doğrudan banka giriş bilgilerini ve ödeme verilerini çalmak üzere tasarlanıyor. Bir başka deyişle, ulaşım markalarını taklit eden siber suçlular yalnızca rezervasyon detaylarının peşinde değil; vakaların büyük çoğunluğunda doğrudan kullanıcının banka hesabını hedef alıyor. İrlanda hava yolu şirketi Ryanair’i taklit eden bir kimlik avı sayfası örneği Kaspersky araştırmacılarının tespit ettiği dolandırıcılık yöntemlerinden biri, Ryanair’i taklit eden ve mağdurlara“tazminat almaya hak kazandıklarını” söyleyen klasik bir dolandırıcılık senaryosu. Mağdurlara, uçuşları nedeniyle tazminat ödemesi almaya hak kazandıklarını belirten bir mesaj gönderiliyor. Ardından hesap bilgilerini girmeleri veya paranın ödenmesi için küçük bir “işlem ücreti” ödemeleri isteniyor. Dolandırıcılık, kurbanları harekete geçmeye zorlamak için yoğun bir aciliyet duygusu yaratıyor ve sözde teklifin sona ermesine yalnızca birkaç saniye kaldığı izlenimini veriyor. Bu tür aşırı zaman baskısı önemli bir uyarı işareti. Meşru tazminat talepleri, kişileri saniyeler içinde karar vermeye zorlayacak şekilde süreyle sınırlandırılmaz ve hava yolu şirketleri geri ödeme işlemi için önceden ücret talep etmez. Rezervasyon platformları ve seyahat hizmetleri: Küçük ama ciddi bir risk Kaspersky, ulaşım markalarının yanı sıra seyahat ve konaklama hizmetlerini taklit eden tehditleri de inceledi.** Q2 2025 ile Q1 2026 arasında bu markalarla ilişkili 5.414 saldırı girişimi tespit edildi. Bu hizmetlerin adı altında en sık dağıtılan tehditler ise %54,6 ile yine Truva atları oldu. Seyahat hizmeti hesapları; ödeme bilgilerini, kişisel verileri, geçmiş rezervasyonları ve konaklama/etkinlik sağlayıcılarıyla yapılan yazışmaları içerdiğinden siber suçlular için cazip birer hedef haline geliyor. Güvenilir platformları taklit eden kötü amaçlı dosyalar veya sayfalar; kimlik bilgilerini çalmak, ödeme verilerini ele geçirmek, cihaza ek kötü amaçlı yazılımlar yüklemek veya kurbanın cihazına doğrudan erişim sağlamak amacıyla tasarlanabiliyor. Booking.com’u taklit eden bir kimlik avı sayfası örneği Booking.com’u taklit eden başka bir dolandırıcılık yönteminde ise mağdurlar, gerçek bir rezervasyon sayfasını andıran sahte bir sayfaya yönlendiriliyor ve rezervasyonu tamamlamak amacıyla kişisel ve ödeme bilgilerini girmeleri isteniyor. Ancak işlem tamamlandığında gerçekte herhangi bir rezervasyon oluşturulmuyor ve para doğrudan dolandırıcılara aktarılıyor. Sahte sayfa, gerçek Booking.com ödeme adımlarını o kadar yakından taklit ediyor ki kurbanlar çoğu zaman durumun farkına ancak seyahat ettikleri destinasyona ulaştıklarında ve adlarına herhangi bir rezervasyon bulunmadığını öğrendiklerinde varıyor. Kaspersky Baş Güvenlik Araştırmacısı Evgeny Kuskov konuyla ilgili şunları söyledi: “Seyahat markaları; güven, aciliyet ve ödeme işlemlerinin kesiştiği benzersiz bir noktada bulunuyor. Bu da onları, meşru görünerek kullanıcıları kandırmaya çalışan siber suçlular için son derece cazip hedefler haline getiriyor. İnsanlar uçuş veya araç rezervasyonu yaparken çoğu zaman hızlı hareket ediyor, birden fazla sekmede fiyat karşılaştırıyor ve iyi bir fırsat ya da hesaplarıyla ilgili bir sorun gibi görünen herhangi bir şeye tıklamaya daha yatkın oluyor. Ulaşım markalarına ilişkin verilerimizde dikkat çeken noktalardan biri, en çok hedef alınan markaların araç çağırma hizmetlerinden tam kapsamlı hava yolu şirketlerine kadar birbirinden tamamen farklı hizmetleri kapsaması. Bu da saldırganların tek bir alana odaklanmak yerine geniş bir ağ attığını gösteriyor.” Seyahat ilhamı almak ve detaylara ulaşmak için Kaspersky çalışanlarının kendi ülkelerindeki görülmeye değer yerleri, lezzetleri ve deneyimleri paylaştığı Kaspersky Güvenli Seyahat İpuçları platformunu ziyaret edebilirsiniz. Proje aynı zamanda seyahat odaklı oltalama ve ödeme dolandırıcılıklarından güvenli olmayan halka açık Wi-Fi ağlarına kadar gezginlerin karşılaşabileceği dijital tehditlere dikkat çekiyor; seyahat planlama, rezervasyon ve tatil sürecinde korunmaya yönelik pratik tavsiyeler sunuyor. Kaspersky’den seyahat dolandırıcılıklarına karşı korunmak için öneriler: Doğrudan resmi web siteleri veya uygulamalar üzerinden rezervasyon yapın: E-posta, mesaj veya sosyal medya üzerinden gelen "rezervasyonunuz" ya da fırsat bağlantılarına tıklamaktan kaçının; bunun yerine doğrudan ilgili hava yolu, araç paylaşım veya rezervasyon platformunun resmi adresine gidin.Ödeme bilgilerini girmeden önce URL’yi iki kez kontrol edin: Hava yolu, ulaşım veya rezervasyon sitelerini taklit eden oltalama sayfaları, ilk bakışta fark edilmesi zor sahte (lookalike) alan adları kullanır."Gerçek olamayacak kadar iyi" tekliflere şüpheyle yaklaşın: Özellikle acil eylem gerektiren veya banka transferi, hediye kartı gibi alışılmadık ödeme yöntemleri talep eden tekliflere karşı dikkatli olun.Güçlü ve benzersiz parolalar kullanın: Seyahat ve ulaşım hesaplarınız için karmaşık şifreler belirleyin ve sunulan tüm platformlarda çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) etkinleştirin.Uygulamaları yalnızca resmi mağazalardan indirin: Ulaşım ve seyahat uygulamalarını indirmeden önce kullanıcı yorumlarını ve istenen izinleri mutlaka inceleyin.Hesap hareketlerinizi düzenli kontrol edin: Seyahat rezervasyonlarının ardından banka ve kredi kartı ekstrelerinizi takip edin, şüpheli işlemleri vakit kaybetmeden bankanıza bildirin.Sadece güvenilir QR kodları taratın: İşlem yapmadan önce web adresi ve ödeme detaylarını dikkatlice doğrulayın; meşruiyeti onaylanmamış QR kod bağlantılarından dosya veya uygulama indirmekten kaçının. Kaspersky Premium bünyesindeki Güvenli QR Tarayıcı özelliği, kod içerisindeki bağlantıları denetleyerek zararlı veya oltalama amaçlı bir site tespit edildiğinde sizi anında uyarır.Yapay zekâ destekli korumadan yararlanın: Kaspersky Premium, hassas verilerinizi paylaşmadan önce oltalama sitelerini ve sahte ödeme sayfalarını tespit etmek için makine öğrenimi, gerçek zamanlı izleme ve kimlik hırsızlığı kontrollerini bir arada sunar.Halka açık Wi-Fi ağlarında VPN kullanın: Bağlantınızı şifreleyen Kaspersky Premium VPN, ortak ağlarda seyahat servislerine, e-postalarınıza veya çevrim içi hesaplarınıza erişirken ekstra bir güvenlik katmanı sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mobil Veri Satın Alırken Dikkat Haber

Mobil Veri Satın Alırken Dikkat

Turizm sezonunun en yoğun döneminde iletişim ve mobil internet hizmetlerine yönelik talep önemli ölçüde artıyor. Kaspersky güvenlik uzmanları, dünyanın farklı bölgelerinde mobil bağlantı veya SIM kart satın alan kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık girişimlerini ortaya çıkardı. Siber suçlular, büyük yerel ve uluslararası telekom operatörlerinin internet sitelerini taklit eden sahte web sayfaları oluşturarak kullanıcıların telefon numaralarını, kişisel bilgilerini ve banka bilgilerini ele geçirmeyi amaçlıyor. Kaspersky, meşru telekom operatörlerinin giriş sayfalarını taklit eden bu sahte sitelerden çeşitli örnekleri paylaşıyor ve kullanıcıların bu tuzaklara karşı nasıl korunabileceklerine ilişkin öneriler sunuyor. İlk örnekte dolandırıcılar, Asya, Afrika ve Avrupa'da faaliyet gösteren uluslararası bir telekomünikasyon şirketinin marka kimliğini kötüye kullanıyor. Hazırlanan sahte giriş sayfalarında kullanıcılardan telefon numaraları ve hesap giriş bilgileri isteniyor. İlk sahte sayfa tasarım açısından orijinalinden farklılık gösterirken, ikinci örnek gerçek giriş sayfasını neredeyse birebir taklit ediyor. Bu da kullanıcıların sahte siteyi ayırt etmesini son derece zorlaştırıyor. Bu tür dolandırıcılık sitelerine hesap doğrulama bilgileri veya ödeme bilgileri girilmesi, maddi kayıpların yanı sıra kişisel verilerin ele geçirilmesine ve sonrasında istenmeyen reklam aramaları ile dolandırıcılık amaçlı aramaların artmasına yol açabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Çevresel Ve Sosyal Etkisini Güçlendirmeyi Sürdürüyor Haber

Kaspersky, Çevresel Ve Sosyal Etkisini Güçlendirmeyi Sürdürüyor

Kaspersky için dijital dünyada güven inşa etmek, sadece teknolojinin kendisine odaklanmanın ötesine geçmek anlamına geliyor. Bu vizyon; şirketin çözümlerini geliştiren ve destekleyen insan kaynağına yatırım yapmayı, şirketin çevresel ayak izini azaltmayı, ortaklarına ve paydaşlarına ise teknolojilerinin nasıl geliştirilip denetlendiği teknolojilerinin nasıl geliştirildiği ve denetlendiği konusunda ortakları ve paydaşlarına daha fazla şeffaflık sunmayı hedefliyor. 2024–2025 döneminde çalışan eğitimlerine 2,23 milyon dolar yatırım yapan Kaspersky'nin doğrudan sosyal sorumluluk ve yardım harcamaları 760 bin dolara ulaştı; şirketin Küresel Şeffaflık Girişimi (GTI) kapsamındaki yapılandırması ise dünya genelinde 13 Şeffaflık Merkezine ulaştı. Çalışanlara ve geleceğin yeteneklerine yatırım Her siber güvenlik teknolojisinin arkasında insan vardır: Her gün milyonlarca kullanıcıyı ve kuruluşu korumaya yardımcı olan araştırmacılar, mühendisler, analistler, eğitimciler ve ekipler... Son raporlama döneminde Kaspersky, bu güçlü insan kaynağını desteklemeyi kararlılıkla sürdürdü. Şirketin küresel çalışan sayısı, 2024 yılına kıyasla 2025'te %11,3'lük bir büyüme kaydederek yaklaşık 5.700'e ulaştı; küresel ölçekte ortalama maaşlar ise %7 oranında arttı. Aynı dönemde personel devir hızı %15'ten %10'a gerilerken, çalışanların %18'inin şirketteki çalışma süresinin 10 yılı aşması, rekabetin son derece yüksek olduğu teknoloji sektöründe uzun vadeli çalışan bağlılığının güçlü bir göstergesi. Raporlama döneminde uluslararası düzeyde birçok bölgede ekiplerini güçlendirmeye devam eden Kaspersky, b yerel uzmanlığını ve dünya genelinde siber dayanıklılığı destekleme kapasitesi pekiştirdi. En belirgin büyüme, işe alımların 2023 yılına kıyasla %60 oranında arttığı Asya-Pasifik bölgesinde kaydedildi. Latin Amerika ile Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgelerinde de ekiplerin genişletilmesi, şirketin bölgesel yetkinliklere yönelik yatırımlarının kesintisiz sürdüğünü ortaya koydu. Şirket, kapsayıcılığı ve fırsat eşitliğini hem kendi bünyesinde hem de daha geniş teknoloji ekosisteminde desteklemeye devam etti. Kadınlar bugün Kaspersky çalışanlarının %25'ini, yönetici pozisyonlarının ise %26'sını oluşturuyor. Kaspersky, şirket içindeki uygulamalarının yanı sıra Empower Women gibi girişimleri desteklemeyi sürdürürken, genç kızlar için siber güvenlik alanını daha erişilebilir, kapsayıcı ve cazip hale getirmeyi amaçlayan Future You in Tech programını da hayata geçirdi. Böylece sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı yetenek havuzunun genişletilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Kaspersky'nin sosyal katkıları eğitim ve hayırseverlik alanlarında da devam etti. Raporlama döneminde şirket, doğrudan hayırseverlik faaliyetlerine 760 bin dolar ayırırken, sivil toplum kuruluşlarına 13.500 siber güvenlik lisansı bağışladı. Bu rakam, önceki raporlama döneminde sağlanan 5 binden fazla lisansa kıyasla yaklaşık 2,7 katlık bir artışa işaret ediyor. Eğitim, şirketin uzun vadeli dayanıklılık oluşturma stratejisinin temel unsurlarından biri olmayı sürdürdü. Kaspersky Academy, bugün 42 ülkede yaklaşık 200 üniversiteyle iş birliği yürütüyor. İki yıllık dönemde yaklaşık 50 yeni üniversite, Kaspersky Academy Alliance programına katılarak 2023'teki toplam sayının iki katından fazla büyüme sağladı. Üniversitelere yönelik özel bir iş birliği programı olan Kaspersky Academy Alliance, kurumların Kaspersky'nin bilgi birikimini ve güncel siber güvenlik uzmanlığını eğitim süreçlerine entegre etmelerine destek oluyor. Kaspersky, akademik kurumlarla yaptığı iş birlikleri sayesinde siber güvenlik sektörü için daha güçlü ve donanımlı bir yetenek havuzunun oluşmasına katkı sağlıyor. Çevresel sürdürülebilirlik için yatırımlar Kaspersky’nin çevre ajandası, siber güvenliğin dolaylı çevresel faydasını gözetmeye ve şirketin kendi operasyonel ayak izini azaltmaya odaklanıyor. Raporlama döneminde çevre odaklı girişimlere yaklaşık 43 bin olar yatırım yapan şirket, 420 kg elektronik ekipmanı geri dönüştürdü ve üç tondan fazla eşyayı bağışladı ya da çevreye duyarlı bir şekilde bertaraf etti. Ayrıca Kaspersky, bu süreçte çevresel mevzuata uyumsuzluktan kaynaklanan herhangi bir ceza veya yaptırımla karşılaşmadı. Kaspersky teknolojileri, gizli dijital atıkların azaltılmasına da katkı sağlıyor. Bunun en somut örneklerinden biri, kurbanların cihazlarını ve altyapılarını gizlice kullanarak kripto para madenciliği yapan zararlı yazılımlara karşı koruma sağlayan çözümlerdir. Kaspersky çözümleri, bu yasa dışı madencilik faaliyetlerini tespit edip engelleyerek yetkisiz enerji tüketiminin önüne geçiyor ve şirketin tahminlerine göre yıllık CO₂ eşdeğeri (CO₂-eq) emisyonunu 3.000 tona kadar azaltıyor. Bağımsız denetim ve şeffaflık ön planda Kaspersky’nin Küresel Şeffaflık Girişimi (GTI); İstanbul, Bogota ve Seul’deki yeni merkezlerin de eklenmesiyle dünya genelinde 13 Şeffaflık Merkezine ulaştı. Girişimin hayata geçirilmesinden bu yana GTI'a 9,4 milyon dolardan fazla yatırım yapan Kaspersky, Şeffaflık Merkezlerinde bugüne kadar 67 ziyaret ve 7 ürün incelemesi gerçekleştirdi. Güvenilir iş ortaklarının şirketin kaynak kodlarını, yazılım güncellemelerini ve tehdit tespit kurallarını incelemesine olanak tanıyan bu merkezler, Kaspersky teknolojilerinin bütünlüğü ve güvenilirliği konusunda ek bir güvence sunulmasına yardımcı oluyor. Bağımsız denetimler ve dış doğrulama süreçleri, şirketin şeffaflık yaklaşımının bir diğer kritik unsuru olmayı sürdürdü. Raporlama döneminde Kaspersky, SOC 2 ve ISO 27001 olmak üzere iki bağımsız yıllık denetimi başarıyla tamamladı. Ayrıca şirketin Bug Bounty (Hata Ödül Programı) programı kapsamında, onaylanan 18 zafiyet bildirimi için 15 bin doların üzerinde ödül dağıtıldı. Bu önlemler, şirket içi hesap verebilirliği bağımsız denetimler ve sorumlu zafiyet bildirimi süreçleriyle birleştirerek güven ortamını pekiştiriyor. Kaspersky ESG ve Sürdürülebilirlik Başkanı Maria Losyukova konuyla ilgili şunları söyledi: "Sürdürülebilirlik sadece bertaraf ettiğimiz tehditlerle ilgili değildir; nasıl bir şirket olmayı seçtiğimizle de ilgilidir. Bu dönemde bir yandan ekibimizi büyütürken bir yandan da personel devir hızımızı düşürdük, sosyal sorumluluk ve eğitim programlarımızı genişlettik, çevresel ayak izimizi hafiflettik ve süreçlerimizi dış denetimlere daha da açık hale getirdik. Bizim için insana ve topluma yatırım yapmak, şeffaf bir operasyon yürütmek, dijital dünyada güven inşa etmenin ayrılmaz bir parçasıdır.", Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Seyahat İçin Yapay Zeka Kullananların %82'si Veri Güvenliğinden Endişeli Haber

Türkiye’de Seyahat İçin Yapay Zeka Kullananların %82'si Veri Güvenliğinden Endişeli

Kaspersky tarafından gerçekleştirilen araştırma* aktif yapay zeka kullanıcılarını seyahat planlaması gibi önemli bir süreci sohbet robotlarına ve yapay zeka destekli araçlara emanet etmeye iten motivasyonları ve bu hizmetlerin güvenliğini nasıl değerlendirdiklerini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, Türkiye’deki kullanıcıların seyahat planlamasında yapay zekâya yönelmesindeki en önemli neden, zamandan tasarruf etmek ve hazırlık sürecini kolaylaştırmak; nitekim katılımcıların %70'i bu avantajları öne çıkarıyor. Bunun yanı sıra, katılımcıların %66'sı tercih ettikleri destinasyondaki başlıca turistik noktalar hakkında bilgi edinmek amacıyla yapay zekâdan yararlanırken, %67'si kişisel tercihlerine uygun özelleştirilmiş öneriler almayı hedefliyor. Ayrıca Türkiye'deki katılımcıların %73'ü en avantajlı fırsatları bulmak amacıyla yapay zekâyı kullanırken, %64'ü ise başka yollarla ulaşılması zor bilgileri keşfetme konusunda bu araçlara güveniyor. Günümüzde yapay zeka yardımıyla, bir gezginin tüm taleplerine ve bütçesine uygun kişiselleştirilmiş bir seyahat rotası sadece birkaç tıklamayla oluşturulabiliyor. Ancak sohbet robotları tarafından sağlanan bilgilerin her zaman doğrulanması gerekiyor. Geçmişte, yapay zekaya fazla güvenip kendi araştırmasını yapmadığı için seyahatlerinde sorun yaşayan turistlerin siber basına yansıyan pek çok örneği bulunuyor. Üstelik sadece bilgilerin değil, yapay zekanın paylaştığı bağlantıların (linklerin) da kontrol edilmesi şart; zira bu bağlantılar arasında kötü amaçlı veya oltalama (phishing) içerikli linkler yer alabiliyor. Yapay zeka sohbet robotundan gelen bir bağlantıya tıklamadan önce, bu bağlantının oltalama korumasına sahip Kaspersky Premium gibi güvenilir bir siber güvenlik çözümüyle taranması öneriliyor. Yapay zekâ kullanımında veri güvenliği öne çıkıyor Yapay zekâ, seyahat planlamasında rota oluşturma ve bilgi aramanın yanı sıra, birçok durumda otel ve ulaşım rezervasyonlarının yapılmasında da kullanılıyor. Bu da kaçınılmaz olarak kişisel verilerin paylaşılmasını gerektiriyor. Ancak Kaspersky'nin araştırması, tüm kullanıcıların kişisel bilgilerini yapay zekâ sistemlerine emanet etmeye hazır olmadığını gösteriyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı (%43), yapay zekâ kullanımının güvenlik riskleri barındırdığını düşünüyor ve bu nedenle hassas verilerini bu sistemlerle paylaşmamaya özen gösteriyor. Yapay zekâ konusunda ciddi güvenlik kaygısı taşımamakla birlikte dikkatli davranmayı tercih eden %39'luk kesim de eklendiğinde, seyahat planlamasında yapay zekâ kullananların %82'sinin bu araçları kullanırken veri güvenliğini dikkate aldığı görülüyor. Buna karşılık, katılımcıların yalnızca %18'i yapay zekâ ile her türlü verinin güvenle paylaşılabileceğine inanıyor. Kaspersky Yapay Zeka Teknolojileri Araştırma Merkezi Grup Müdürü Vladislav Tushkanov, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor: "Araştırma, yapay zeka kullanarak seyahat planı yapanlar arasında kayda değer düzeyde bir temkinlilik olduğunu gösteriyor ki bu çok umut verici bir işaret. Özellikle kişisel veri paylaşımının söz konusu olduğu her türlü çevrimiçi etkileşimde rasyonel bir yaklaşım sergilemek kritik önem taşır. Günün sonunda, yapay zekayla yaptığınız 'özel' sohbetler siber tehditlere maruz kalabilir veya bir sohbet robotunun bulduğu cazip bir teklif aslında bir dolandırıcılıktan ibaret olabilir. Bu durum, söz konusu dijital araçları tamamen hayatınızdan çıkarmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Bunun yerine siber farkındalığı elden bırakmamalı, kişisel bilgileri aşırı paylaşmaktan kaçınmalı ve yapay zekaya hangi görevleri devredeceğinizi dikkatlice seçmelisiniz. Bu sayede yapay zeka destekli hizmetler, birçok zorluğun güvenli ve etkili bir şekilde üstesinden gelmenize yardımcı olan güvenilir asistanlara dönüşebilir." Kaspersky, yapay zekâ ile etkileşim kurarken güvende kalabilmek için şu önerilerde bulunuyor: Kimlik bilgileri, adres, parola ve benzeri hassas kişisel verilerinizi yapay zekâ asistanlarıyla paylaşmaktan kaçının. Bu tür bilgileri yüklediğiniz platformları dikkatle seçin.E-posta gönderme, satın alma işlemleri ve rezervasyon gibi önemli kararları ve işlemleri kendiniz gerçekleştirin. Yapay zekâ asistanlarını daha çok rutin görevlerde kullanın.Yapay zekânın paylaştığı bağlantıları ve e-postaları mutlaka doğrulayın. URL'leri kontrol eden, şüpheli kaynakları engelleyen ve çevrim içi ödemelerinizi koruyan etkili bir güvenlik çözümü kullanın.Seyahat planlamasında temel yardımcınız olarak yapay zekâyı kullanmayı tercih ediyorsanız, yurt dışındayken kesintisiz internet bağlantısına sahip olduğunuzdan emin olun. Sürekli mobil veri erişimi için bir eSIM kullanmayı değerlendirin.Gizli veya hassas bilgiler içeren ana hesaplarınızı sohbet botlarına ya da diğer yapay zekâ destekli hizmetlere bağlamayın. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’deki Ailelerin Sadece %34’ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor Haber

Türkiye’deki Ailelerin Sadece %34’ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor

Çevrimiçi tehditlerin evrimi ve her neslin dijital dünyaya dahil olmasıyla birlikte, siber güvenlik alışkanlıkları artık her aile için yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Genellikle her ailede; abonelikleri yöneten, yeni cihazların kurulumunu yapan veya siber koruma süreçlerini planlayan bir ya da iki kişi "Aile Dijital Yöneticisi" rolünü üstleniyor. Kaspersky, modern ailelerin dijital dünyada güvende kalmak için ne gibi önlemler aldığını mercek altına alan kapsamlı bir anket gerçekleştirdi. Kaspersky verilerine göre Türkiye’deki katılımcıların önemli bir bölümü, aile içinde siber güvenlik konusunda eğitici ve yönlendirici bir yaklaşım benimsiyor: Katılımcıların %35’i yaşlı aile bireyleri ve çocuklara düzenli olarak güvenli internet kullanımı konusunda rehberlik ediyor.%45’i aile üyelerine parola yöneticisi çözümleri kullanmalarını tavsiye ediyor.%54’ü çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanımını teşvik ediyor.%45’i ise hem aile bireylerinin kullandığı cihazlarda hem de kritik çevrim içi hesaplarda gizlilik ayarlarını aktif olarak gözden geçirip düzenliyor. Aile odaklı proaktif dijital korumanın önemine yönelik farkındalık artış gösterse de, güvenlik çözümlerinin uygulanması konusunda tablo aynı ölçüde güçlü görünmüyor. Katılımcıların %8’i aile bireylerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtiyor. Ebeveyn kontrolü uygulamalarına bakıldığında ise, 18 yaş altı çocuğu bulunan ailelerin %57’si çocuklarının çevrim içi aktivitelerini takip etmek ve güvence altına almak amacıyla bu çözümleri kullanıyor. Kaspersky Safe Kids gibi ebeveyn kontrolü çözümleri; çocukların uygunsuz içeriklere erişimini sınırlandırmanın yanı sıra belirli web siteleri ve uygulamalara erişimi kontrol etmeye, ekran sürelerini yönetmeye ve hatta konum takibi sayesinde fiziksel güvenliklerini artırmaya yardımcı oluyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise katılımcıların %34’ünün (yaklaşık her 3 kişiden biri) tüm aile üyelerinin cihazlarına güvenlik yazılımı yüklemiş olması. Kaspersky uzmanları, güncel tehdit ekosisteminde siber suçluların hedefi haline gelen mobil cihazların, tabletlerin ve bilgisayarların istisnasız kapsamlı bir siber koruma gerektirdiğinin altını çiziyor. Kaspersky verilerine göre katılımcıların yalnızca %24’ü aile bireyleri adına yeni cihaz kurulumu gerçekleştiriyor. Oysa yeni cihaz kurulumu çoğu zaman siber güvenliğe katkı sağlayan bir adım olarak görülmese de, cihaz kullanılmaya başlanmadan önce alınacak bazı önlemler güvenliği önemli ölçüde artırabiliyor. Uzmanlar, örneğin yeni bir cihazın ilk kullanımından önce güvenlik çözümü yüklenmesini öneriyor. Böylece cihaz gizli tehditlere karşı taranabiliyor ve ilk internet kullanımı anından itibaren daha güvenli bir deneyim sağlanabiliyor. Bunun yanı sıra, gizlilik ayarlarının gözden geçirilmesi de kişisel verilerin uygulamalar ve hizmetlerle gereksiz şekilde paylaşılmasının önüne geçebiliyor. Global ölçekte elde edilen bulgular ayrıca ileri yaş grubunun aile içi dijital güvenlik alışkanlıklarına daha sınırlı ölçüde dahil olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde 55 yaş ve üzerindeki katılımcıların yaklaşık beşte biri (yüzde 21) ailelerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtirken, yalnızca yüzde 24’ü aile bireylerinin cihazlarına güvenlik çözümü kuruyor. Bu yaş grubunda en yaygın güvenlik uygulaması ise parola yöneticileri olarak öne çıkıyor; katılımcıların yüzde 40’ı aile üyelerine parola yöneticisi kullanmalarını öneriyor Kaspersky Teknik Uzmanı Brandon Muller konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Günümüzde çok sayıda cihaz ve dijital servis kullanıyoruz. Çevrimiçi geçirilen her ek saat ve eklenen her yeni cihaz, siber suçlular için potansiyel birer giriş kapısı oluşturarak bizi daha geniş bir tehdit yelpazesine maruz bırakıyor. Ancak, her nesil bu hızlı değişimlere aynı kolaylıkla uyum sağlayamıyor. Bu nedenle, ailede birinin ‘Aile Dijital Yöneticisi’ rolünü üstlenmesi; özellikle çocukların ve yaşlıların siber tehditlerden korunması ve güvenilir çözümlerin kullanımı konusunda rehberlik edilmesi açısından kritik önem taşıyor.” *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere 15 ülkeden toplam 3.000 kişi araştırmaya katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor Haber

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor

Teletıp, artık yalnızca bir kolaylık unsuru olmaktan çıkarak sağlık hizmet sunumunun temel bileşenlerinden biri haline geldi. Ancak bu hızlı benimsenme, güvenlik modellerinin aynı hızda gelişmesini sağlayamadı ve ortaya çıkan riskler teorik olmaktan çok uzak. Nitekim yakın geçmişte yaşanan olaylar bu risklerin ne kadar somut olduğunu ortaya koyuyor. 2023 yılında, özellikle ruh sağlığı hizmetlerine odaklanan büyük bir teletıp sağlayıcısı olan Cerebral’ın; ruh sağlığı değerlendirmeleri, hasta kabul bilgileri ve kişisel tanımlayıcı veriler dahil olmak üzere hassas hasta verilerini sosyal medya ve reklam ağları gibi üçüncü taraf platformlarla paylaştığı ortaya çıktı. Bu durumdan milyonlarca kullanıcının yıllar boyunca etkilendiği bildirildi. Daha geniş çerçevede ise 2025 yılında yaşanan olaylar, farklı ancak aynı derecede kritik bir riske işaret ediyor: dijital sağlık altyapılarında büyük ölçekli kesintiler. ManageMyHealth hasta portalına yönelik veri ihlali, 120 binden fazla hastanın hassas tıbbi verilerinin açığa çıkmasına neden olurken; SimonMed Imaging’e yönelik saldırı bir milyondan fazla kaydın tehlikeye girmesine ve fidye yazılımı taleplerine yol açtı. Bu vakalar, hem teletıp platformlarının hem de daha geniş dijital sağlık ekosisteminin siber saldırganlar için giderek daha cazip hedefler haline geldiğini gösteriyor. Buna paralel olarak, sağlık temalı dolandırıcılık kampanyaları da giderek daha sofistike hale geliyor. Kullanıcılar, kontrol randevusu veya takip muayenesi daveti gibi görünen içeriklerle hedef alınıyor. Bu tür sahte “sağlık hizmeti” sitelerinin alan adlarının çoğu yalnızca birkaç hafta önce oluşturulmuş oluyor; sayfalardaki sosyal medya bağlantıları çalışmıyor ve Kullanım Koşulları ile Gizlilik Politikası gibi temel içerikler bulunmuyor. Buna karşın bu siteler, telefon numarası, adres, sigorta bilgileri, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta ilgili vücut bölgelerine ait fotoğraflar gibi son derece hassas bilgileri talep ediyor. Sahte marka unsurları, uydurma doktor profilleri ve aciliyet hissi yaratan çağrılarla kullanıcılar ikna edilmeye çalışılıyor. Bu tür durumlarda paylaşılan veriler, dark web’de satılabiliyor, kimlik hırsızlığında kullanılabiliyor ya da ilerleyen süreçte daha hedefli ve gelişmiş saldırılar için istismar edilebiliyor. Hassas verilerin korunması için, kötü amaçlı bağlantılara tıklanmasını engelleyen yapay zekâ destekli kimlik avı (anti-phishing) özelliklerine sahip güvenlik çözümlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. Telefon numarası, adres, sigorta numarası, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta kişisel fotoğraflar gibi bilgileri talep eden “teletıp hizmeti” dolandırıcılığı örnekleri Kaspersky Web İçeriği ve Gizlilik Analizi Uzmanı Anna Larkina konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Dijital sağlık deneyimi, sağlık hizmetlerine erişimi dönüştürürken, birçok kullanıcının farkında olmadığından daha geniş bir saldırı yüzeyi de yaratıyor. Tıbbi veriler son derece değerli ve dark web’de aktif olarak alınıp satılıyor; bu da hastaları dolandırıcılık ve hedefli kimlik avı saldırıları için öncelikli hedef haline getiriyor. Aynı zamanda sağlık temalı dolandırıcılıklar, aciliyet ve güven duygusunu istismar ederek sahte danışmanlıklar veya indirimli teklifler üzerinden kullanıcıları hassas bilgilerini paylaşmaya yönlendiriyor. Kullanıcıların dijital sağlık hizmetlerine, finansal hizmetlerde olduğu gibi temkinli yaklaşması; hizmet sağlayıcıları doğrulaması, istenmeyen bağlantılardan kaçınması ve verilerinin nasıl kullanıldığını anlaması gerekiyor. Güvenlik ve gizlilik, dijital sağlık deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmeli.” Kaspersky, kullanıcıların güvende kalabilmesi için şu önerilerde bulunuyor: Özellikle aciliyet hissi yaratan veya hassas bilgi talep eden sağlık danışmanlığı kampanyalarına şüpheyle yaklaşın.Randevu oluştururken yalnızca resmi web sitelerini ve uygulamaları kullanın.Sağlık hizmeti sağlayıcılarını doğrulayın; e-posta veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden gelen rastgele bağlantılar aracılığıyla hizmetlere erişmekten kaçının.Cihazlarınızda dolandırıcılık girişimlerine karşı sizi uyaracak güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Kaspersky Türkiye’de Üst Düzey Atama

Akın’ın öncelikli hedefleri arasında kurumsal segmentteki büyüme ivmesini sürdürmek, KOBİ sektöründeki gelişimi ileriye taşımak, Kaspersky’nin kanal ekosistemini güçlendirmek ve B2B portföyü genelinde yeni iş ortakları ile müşteri ağını genişletmeye yönelik stratejiler geliştirmek yer alıyor. ‘’Geçtiğimiz yıl Türkiye pazarında B2B satışlarda yüzde 64 büyüme elde ederek güçlü sonuçlara imza attık. Genel Müdür olarak önceliğim, pazardaki varlığımızı daha da pekiştirmek ve iş ortaklarımızla birlikte tek ve güçlü bir siber güvenlik ekosistemi olarak kapsama alanımızı genişletmek olacak. EDR ve XDR alanlarındaki büyümemizi hızlandırırken, Container Security ve OT Security kategorilerindeki liderliğimizi de ileri taşımayı sürdüreceğiz. En önemlisi, en iyi ürünleri ve en yüksek hizmet seviyesini sunma kararlılığımızdan ödün vermeyeceğiz. Hedefimiz; her bir kişisel cihazın, her KOBİ’nin ve her kurumsal işletmenin daha güvenli bir dijital dünyada faaliyet göstermesini sağlamak. Güvenliğin inovasyonu yavaşlatan değil, aksine destekleyen bir güç olduğuna inanıyoruz,” diyen Zafer Akın sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijital dünyayı daha güvenli hâle getirme misyonuyla küresel siber güvenliğin ön saflarında yer alan Kaspersky ailesine katılmaktan gurur duyuyorum’’ Zafer Akın, teknoloji şirketlerini büyütme ve geliştirme konusunda kapsamlı bir deneyime sahip. Kariyeri boyunca Hewlett Packard, SAS ve SAP gibi global teknoloji sağlayıcılarında görev alan Akın, son olarak OpenText’te bölgesel liderlik pozisyonunda bulundu. Kaspersky Türkiye Genel Müdürü olarak İstanbul merkezli görev yapacak olan Akın, Akın çalışmalarını, doğrudan Kaspersky Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Bölgesi Genel Müdürü Toufic Derbass’a bağlı olarak sürdürecek. Atama hakkında görüşlerini paylaşan Toufic Derbass ise şu ifadeleri kullandı: “Kaspersky olarak küresel siber güvenlik uzmanlığımızı; ödüllü çözümlerimiz, gelişmiş tehdit istihbaratı hizmetlerimiz ve ‘Siber Bağışıklık’ (Cyber Immunity) yaklaşımımızda vücut bulan ileri görüşlü vizyonumuzla birleştiriyoruz. Zafer Akın’ın bölge pazarına dair derin hakimiyeti ve yerel ortaklarla kuracağı yakın iş birliği sayesinde, bu teknolojileri ve hizmetleri daha geniş bir müşteri kitlesine ulaştıracağımıza ve Türkiye’nin güvenli dijital geleceğine katkıda bulunacağımıza inanıyoruz.” Kaspersky, son yıllarda ürün ve hizmet portföyünü önemli ölçüde genişletti; özellikle kurumsal güvenlik çözümleri tarafında, güçlü tehdit istihbaratına dayalı çözümlerle müşterilerine daha kapsamlı bir koruma sunmayı hedefliyor. Şirketin amiral gemisi ürün ailesi Kaspersky Next, güçlü uç nokta korumasını, EDR (Endpoint Detection and Response) çözümlerinin sağladığı şeffaflık ve hız ile XDR (Extended Detection and Response) platformlarının sunduğu görünürlük ve gelişmiş araç setiyle bir araya getiriyor. Bu yapı, şirketin B2B ekosistem satışlarına da önemli bir ivme kazandırıyor. Daha önce Kaspersky Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan İlkem Özar ise kariyerine Kaspersky bünyesinde Global Sales Network departmanında yeni bir rolle devam ediyor. Türkiye’deki iş hacminin büyümesine ve operasyonların gelişimine önemli katkılar sağlayan başarılı liderlik döneminin ardından İlkem Özar, şirketin uluslararası kurumsal satış kabiliyetlerini ve kârlılığını daha da güçlendirmeye odaklanacak. Toufic Derbass, İlkem Özar’a teşekkür ederek şunları söyledi: “İlkem’e Türkiye pazarındaki liderliği, özverisi ve yarattığı etki için içtenlikle teşekkür ediyor; yeni global görevinde başarılar diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka-SOC Paradoksu: Yüksek Beklentiler Uygulama Zorluklarıyla Karşı Karşıya Haber

Yapay Zeka-SOC Paradoksu: Yüksek Beklentiler Uygulama Zorluklarıyla Karşı Karşıya

Yüksek kaliteli eğitim verisi eksikliği, YZ yetkinliğine sahip uzman açığı, yüksek entegrasyon maliyetleri ve YZ kaynaklı yeni tehditler bu zorlukların başında geliyor. Şirketlerin SOC süreçlerini nasıl inşa ettiğini ve sürdürdüğünü inceleyen Kaspersky, YZ’nin SOC performansını artırmadaki rolüne dair öncelikleri, beklentileri ve zorlukları mercek altına alan kapsamlı bir küresel araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçları, katılımcıların %99 gibi ezici bir çoğunluğunun güvenlik operasyonlarına yapay zekayı dahil etmeyi planladığını gösteriyor. Türkiye özelindeki verilere bakıldığında; katılımcıların %71'i yapay zekayı operasyonlarına "muhtemelen" dahil edeceğini söylerken, %29'u "kesinlikle" dahil edeceğini belirtiyor. Bu tablo, yapay zekanın tehdit tespitini güçlendirme, inceleme süreçlerini hızlandırma ve SOC verimliliğini artırmadaki rolünün yaygın biçimde kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Pratik kullanım senaryolarına bakıldığında kurumlar, yapay zekadan öncelikle veri analizi süreçlerini otomatikleştirerek anormallikleri ve şüpheli faaliyetleri tespit etme kapasitesini güçlendirmesini (%57) ve önceden tanımlanmış olay müdahale senaryolarını hızlı şekilde devreye almayı mümkün kılan yanıt otomasyonunu desteklemesini (%50) bekliyor. Bu beklentiler, SOC’lerde yapay zekayı benimsemesini yönlendiren temel motivasyonlarla da örtüşüyor: genel tehdit tespit etkinliğini artırmak (%51), rutin görevleri otomatikleştirmek (%42) ve yanlış pozitifleri azaltarak doğruluğu yükseltmek (%43). Büyük ölçekli işletmelerin ise yapay zekayı SOC fonksiyonlarının daha geniş bir yelpazesinde ve daha iddialı kullanım senaryolarıyla konumlandırdığı görülüyor. Bununla birlikte, yapay zekanın uygulanması aşamasında belirgin bir yürütme açığı ortaya çıkıyor. En temel engel olarak kurumların %25’i, YZ modellerinin doğruluğunu ve bağlamsal uygunluğunu sınırlayan yüksek kaliteli eğitim verisi eksikliğine işaret ediyor. Buna ek olarak; kurum içi ekiplerde nitelikli yapay zeka uzmanı bulunmaması (%35), YZ kullanımına bağlı yeni tehdit ve zafiyetlerin ortaya çıkması (%24) ve YZ tabanlı çözümlerin geliştirilmesi ile sürdürülebilirliğine ilişkin yüksek maliyetler (%19) kritik risk başlıkları arasında yer alıyor. Tüm bu unsurlar, YZ stratejilerinin operasyonel başarıya dönüşmesini zorlaştırırken, daha yapılandırılmış ve güçlü şekilde desteklenen bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koyuyor. Kaspersky CTO’su Anton Ivanov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Kuruluşlar yapay zekanın SOC’lere sağlayabileceği değerin farkında. Ancak deneme aşamasından gerçek operasyonel etkiye geçiş hâlâ zorlu bir süreç. Siber güvenlik alanında yaşanan yetenek açığına ek olarak YZ uzmanlığının da sınırlı olması, SOC bünyesinde kurum içi YZ kabiliyetleri geliştirmeyi arzu edilen ancak ulaşılması güç bir hedef haline getiriyor. Bu nedenle siber güvenlik şirketleri, amiral gemisi ürünlerine YZ destekli özellikler entegre etmeye yatırım yapıyor. Kaspersky olarak geçtiğimiz yıl boyunca B2B portföyümüz genelinde kapsamlı bir YZ destekli çözümler setini devreye aldık. Amacımız, daha gelişmiş tehditlere karşı zamanında tespit kapasitesini artırmak ve çözümlerimizi daha verimli ve kullanıcı dostu hale getirmek.” Başarılı ve güvenilir bir SOC kurmak ve işletmek için Kaspersky şu önerilerde bulunuyor: SOC kurulumunun ilk aşamasında ya da mevcut güvenlik operasyonlarınızı geliştirme sürecinde Kaspersky SOC Consulting hizmetlerinden yararlanın. Kapsamlı danışmanlık hizmetlerimiz, sağlam bir SOC mimarisi oluşturmanıza ve süreçlerinizi optimize etmenize yardımcı olur.Gelişmiş YZ kabiliyetleriyle güçlendirilen Kaspersky SIEM çözümüyle güvenlik performansınızı artırın. Bu çözüm, BT altyapınız genelindeki log verilerini merkezi olarak toplar, analiz eder ve saklar; bağlamsal zenginleştirme ve aksiyona dönüştürülebilir tehdit istihbaratı içgörüleri sunar. Çözüm yakın zamanda, dinamik bağlantı kütüphanesi (DLL) hijacking belirtilerini tespit edebilen YZ yeteneğiyle daha da güçlendirilmiştir.Her ölçekten ve sektörden kuruma yönelik, gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü ile YZ destekli EDR ve XDR araştırma ve yanıt kabiliyetleri sunan Kaspersky Next ürün ailesiyle şirketinizi geniş bir tehdit yelpazesine karşı koruyun.Siber güvenlik ekibinizi, kuruluşunuzu hedef alan tehditlere ilişkin derinlemesine görünürlükle donatın Kaspersky Threat Intelligence’ın en güncel versiyonu, olay yönetimi döngüsünün tamamında zengin ve bağlamsal içgörüler sunarak siber risklerin zamanında tespit edilmesini sağlar. Çözüm, yakın zamanda YZ destekli açık kaynak istihbaratı (OSINT) arama yetenekleriyle güçlendirilerek yeni ve gelişen tehditlerin daha hassas biçimde ortaya çıkarılmasına katkı sağlamıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.