Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katma Değer

Kapsül Haber Ajansı - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CW Enerji TOPCon High Efficiency Hücreleriyle Uzun Ömür ve Performans Sertifikası Kazandı Haber

CW Enerji TOPCon High Efficiency Hücreleriyle Uzun Ömür ve Performans Sertifikası Kazandı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, yerli üretim kabiliyetiyle geliştirdiği yüksek verimli TOPCon High Efficiency güneş hücreleri ile uluslararası düzeyde önemli bir başarıya daha imza attı. Firma, IEC 63209 sertifikasını almaya hak kazanarak, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliğini bir kez daha tescilledi. Sertifikasyon süreci kapsamında CW Enerji’nin yerli TOPCon High Efficiency hücreleri; yüksek sıcaklık, nem, mekanik yük, termal döngü ve UV gibi zorlu çevresel koşullara karşı uzun süreli dayanıklılık testlerinden başarıyla geçti. Daha önce IEC 61215 sertifikasını alan CW Enerji, IEC 63209 sertifikasıyla birlikte ürün dayanıklılığını ve saha performansını daha ileri seviyede kanıtlamış oldu. Tarık Sarvan: Bizim için büyük bir gurur kaynağı CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, alınan sertifikaya ilişkin değerlendirmesinde, bu başarıyla birlikte hem yerli üretim kapasitelerini güçlendirdiklerini hem de küresel pazarlarda rekabet üstünlüğünü geliştirdiklerini söyledi. Bu adımın CW Enerji’nin yüksek verimli yeni nesil hücre teknolojilerindeki yerlileşme hedefi, AR-GE gücü ve uzun ömürlü ürün üretme vizyonunun en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarvan, “Yerli ve milli üretim anlayışımız doğrultusunda hayata geçirdiğimiz TOPCon High Efficiency güneş hücresi yatırımlarımızın, uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından da tescillenmesi bizim için büyük bir gurur kaynağı. IEC 63209 Sertifikası, teknolojimizin yalnızca verimlilik açısından değil, uzun dönem güvenilirlik ve dayanıklılık açısından da dünya standartlarında olduğunu kanıtlıyor. Aldığımız her sertifika ile “Türkiye’nin teknoloji üretme gücünü bir üst seviyeye taşıyoruz” dedi. Teknoloji odaklı yerli üretim gücü uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi Güneş paneli ve hücrelerinin dayanıklılığını ve performansını doğrulayan uluslararası standartlardan IEC 61215 sertifikasının, uzun yıllardır sektörde ‘temel güvenilirlik standardı’ olarak kabul edildiğini ifade eden Savan, bu standartın sıcaklık döngüleri, nem-ısı dayanımı, mekanik yük testleri gibi temel çevresel zorlayıcı koşullarda ürünün performansını doğruladığını kaydetti. Sarvan, “IEC 63209 ise özellikle yüksek verimli yeni nesil hücre teknolojileri için güvenilirlik doğrulamasını daha ileri taşıyan bir yaklaşımdır. Bu standart kapsamında aynı testlerin bazıları daha uzun süre ve daha zorlu koşullarda uygulanarak, ürünün gerçek saha şartlarında daha uzun ömürlü performans göstermesi hedeflenir. IEC 63209 süreci, güneş hücrelerinin yalnızca laboratuvarda değil, uzun yıllar boyunca gerçek dış ortam etkilerine maruz kaldığında nasıl davranacağını daha iyi simüle etmeyi amaçlar. Bu sertifikayla birlikte CW Enerji’nin teknoloji odaklı yerli üretim gücünün uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledik” diye konuştu. Yerli ve milli üretim yaklaşımı Sürdürülebilir büyüme ve teknoloji odaklı üretim hedefiyle çalışmalarına kararlılıkla devam ettiklerini dile getiren Sarvan, “Bu başarıyı çalışma arkadaşlarımızın özverili katkıları ve Türkiye’ye değer katma vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz yatırımlar sayesinde elde ettik. Yerli ve milli üretim yaklaşımımızla, hem ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına katkı sağlamayı hem de küresel ölçekte rekabet gücü yüksek, inovatif ve katma değer üreten bir sanayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda AR-GE, teknolojik dönüşüm ve ileri üretim altyapısına yönelik yatırımlarımıza devam edeceğiz” dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Özdilek Üretim Kompleksi Tosab’da Yükseliyor Haber

Özdilek Üretim Kompleksi Tosab’da Yükseliyor

Toplam 120 milyon ABD doları yatırım bedeline sahip olan proje, Bursa’nın Nilüfer ilçesi Badırga mevkiinde hayata geçiriliyor. 90 bin metrekarelik arsa üzerinde yükselen kompleks, 60 bin metrekare inşaat oturum alanı ve 106 bin metrekare kapalı alanı ile modern ve entegre bir üretim tesisi olarak planlandı. Yeni üretim kompleksinde; havlu dokuma, boyahane ve konfeksiyon üretim süreçleri, son teknoloji makinelerle gerçekleştirilecek. Tesisin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte yıllık 6.600 ton havlu ve bornoz üretimi hedefleniyor. Sürdürülebilirlik odağıyla tasarlanan kompleksin çatısına kurulacak Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi sayesinde yıllık 8.877.600 kWh elektrik üretimi planlanıyor. Bu üretimle, kompleksin toplam elektrik tüketiminin %50’sinin, holding genelindeki toplam tüketimin ise %6’sının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması amaçlanıyor. Konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Özdilek Üretim Kompleksi’nin inşası Tosab’da hız kesmeden devam ediyor. Toplam 120 milyon ABD doları yatırım bedeli ile Bursa Nilüfer Badırga’da bulunan Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçirilen proje; 90.000 m² arsa üzerinde, 60.000 m² inşaat oturum alanı ile 106.000 m² kapalı alanda modern bir tesis olarak yükseliyor. Kompleksimizde; havlu dokuma, boyahane ve konfeksiyon üretim süreçleri son teknoloji makinelerle yapılarak yıllık 6.600 ton havlu ve bornoz üretim kapasitesine ulaşılacak. Ayrıca kompleksimizin çatısına kurulacak güneş enerjisi santrali (GES) projemiz ile yıllık 8.877.600 kWh elektrik üretmeyi ve kompleksimizin toplam tüketim ihtiyacının %50’sini, holdingimizin toplam tüketim ihtiyacınınsa %6’sını karşılamayı planlıyoruz. 50 yıllık Bursa Fabrikamızda görev alan 1.050 bireyimiz Nisan 2026’dan itibaren Özdilek Üretim Kompleksi’nde görevini sürdürecek ve hep birlikte ülke ekonomimize katma değer sağlayacağız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OAİB’nin 2025 yılı İhracatı 31,4 Milyar Dolar  Haber

OAİB’nin 2025 yılı İhracatı 31,4 Milyar Dolar 

Bünyesindeki 5’i sektörel, 3’ü bölgesel 8 ihracatçı birliğinde yaklaşık 45 bin üyesi bulunan OAİB, %13,2’lik payıyla Türkiye’nin toplam ihracatında üçüncü sırada yer aldı. İhracatçı firmaların sektör ve yatırım çeşitliliğine sahip sanayi yapısının 2025 sonuçlarına da yansıdığını belirten OAİB Koordinatör Başkanı Erdem Çenesiz, “OAİB ihracat performansı sınırlı sayıda sektöre değil, geniş bir sanayi tabanına dayanıyor. Birliklerimizin verileri, bölgemizin çok katmanlı bir üretim ve ihracat yapısına sahip olduğunu açık biçimde gösteriyor” dedi. “OAİB’deki 8 İhracatçı Birliğinden 5’i, sektörlerinde Türkiye’nin tek İhracatçı Birliği” OAİB Genel Sekreterliği'ne bağlı, Türkiye genelinde tek ihracatçı birliği olan sektörlerden savunma ve havacılık sanayinde toplam ihracat %48,8 artışla 10 milyar dolar olurken, iklimlendirme sanayiinin ihracatı %3,5 artışla 7,4 milyar dolar, çimento, cam, seramik ve toprak ürünlerinin ihracatı %4,4 artışla 4,7 milyar dolara, süs bitkileri ve mamulleri ihracatı ise %13,7 artışla 160 milyon dolara yükseldi. OAİB çatısı altındaki ihracatçı sektörlerin bilgi, teknoloji ve tasarım odağıyla büyüdüğüne dikkat çeken OAİB Koordinatör Başkanı Erdem Çenesiz şu ifadeleri kullandı: “Genel Sekreterliğimize bağlı bulunan Makine İhracatçıları Birliği, Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçı Birliği, Süs Bitkileri İhracatçıları Birliği ve İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği stratejik sektörlerdeki tek ihracatçı birlikleri olarak sadece Orta Anadolu’nun değil, tüm Türkiye’nin ihracatçı birliği görevlerini yürütüyor. Bu sektörlerin tek çatıdan koordinasyonunu sağlayan OAİB, aynı zamanda hububat, mobilya ve demir gibi yüksek üretim gücüne sahip sektörlerde iştigal eden, güçlü birlikleri de bünyesinde barındırıyor. Bu yapı, ihracatımızın bilgiye dayalı üretim, teknolojik yetkinlik ve tasarım kabiliyeti üzerinden güçlenmesini mümkün kılıyor. Finansman ve maliyet baskılarının arttığı, uluslararası alanda fiyat rekabetinin zorlaştığı dönemlerde katma değeri artırarak rekabet edebilme gücümüz, ihracatımızın sürdürülebilirliğini destekleyen temel unsurlardan biri. İhracatçıların değişen küresel koşullara uyum kapasitelerini artırabilmeleri, yüksek katma değerli ihracatı kalıcı hale getirecek çalışmalara kesintisiz devam etmeleri de en büyük hedefimiz... OAİB olarak, ihracat ekosistemini daha da güçlendirmeye, ihracatçıların küresel pazarlardaki konumunu geliştirecek koordinasyon çalışmalarını sürdürmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Pazar çeşitliliği açısından başarılı bir dönem geçirdiklerini ve %4,5 artan Türkiye ihracatının üzerinde bir büyümeyle yılı kapattıklarını belirten OAİB Koordinatör Başkanı Erdem Çenesiz şunları söyledi: “OAİB ihracatının 2,8 milyar dolara ulaştığı ABD’nin mevcut pazarlarımız arasında ilk sırada yer almaya devam etmesi, ihracatçılarımızın bu pazardaki kalıcılığını net bir şekilde ortaya koydu. Birleşik Krallık’a ihracatımızın %108,6 artışla 2 milyar doları geçtiği bu dönemde, Almanya’ya da 2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirildi. Bölgemizin küresel ticaretteki ağırlığını teyit eden önemli bir gösterge niteliği taşıyan bu verilerde, 17,5 milyar dolarlık hacmi ile Türkiye’nin toplam ihracatında 4. sırada bulunan Ankara’nın rolü büyük. Gelişmiş ülkelerdeki ticari payımızın artışından ve başta Ankara olmak üzere, yurt geneline yaygın üye firma ağımızın bizi 31,4 milyar dolar seviyesine taşımış olmasından memnunuz” dedi. OAİB Koordinatör Başkanı Erdem Çenesiz, 2025 yılı boyunca yürüttükleri çalışmalarla ihracatçıların uluslararası görünürlüğünü artırmaya odaklandıklarını belirterek, “Avrupa Birliği başta olmak üzere Uzak Doğu, ABD ve Türki Cumhuriyetlerini kapsayan geniş bir coğrafyada fuarlar, ticaret heyetleri, UR-GE projeleri ve tanıtım organizasyonlarıyla firmalarımızı uluslararası pazarlarla buluşturduk. Sürdürülebilirlik ve Yeşil Mutabakat başlıklarını çalışmalarımızın merkezine alırken, OAİB olarak bu alanda şube kuran ilk Genel Sekreterlik olduk. Yeni yılla birlikte başlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması sürecine ihracatçılarımızı hazırlamayı öncelikli görüyoruz. Önümüzdeki dönemde mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirirken yeni pazarlara açılmayı, yeni fuar ve heyet çalışmalarıyla ihracatçılarımızın işini kolaylaştırmayı hedefliyoruz” dedi. Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayii ihracatı 10 milyar dolar Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiinde teknoloji ve mühendislik kabiliyetinin ihracata doğrudan yansıdığını vurgulayan Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Dr. Mehmet Demiroğlu, ihracat verilerindeki yükselişe dikkat çekerek şunları söyledi: “Savunma ve havacılık sanayimiz, Türkiye genelinde 10 milyar dolarlık ihracat seviyesine ulaşarak tarihi rekora imza attı. 2025 sonunda geçen yıla göre %50’ye yakın artış anlamına gelen bu başarı, ülkemizin savunma ve havacılık sanayiinde yalnızca üretim kapasitesini değil, ileri teknolojiye dayalı sistem geliştirme, küresel pazarlarda güvenilir tedarikçi olma ve stratejik iş birlikleri kurma yetkinliğini de güçlü biçimde ortaya koyuyor. IDEF 2025’te dünya vitrinine taşıdığımız yüksek mühendislik kabiliyeti ve yenilikçi çözümler, Türkiye’nin bu alandaki dönüşümünün somut bir göstergesi oldu. Bugün gelinen nokta, Türk savunma ve havacılık sanayiinin ihracatta istikrarlı, teknoloji temelli ve küresel ölçekte iddialı bir konuma ulaştığını açık biçimde gösteriyor.” Türkiye'de yüksek ve orta-yüksek teknolojili ihracatın payı %43,5 Türkiye'de 2025 yılında yüksek teknolojili ürün ihracatının %12,7, orta-yüksek teknolojili ürün ihracatının ise %10,6 oranında arttığına, 112 milyar dolara ulaşan tutar ve %43,5 pay ile bu grupların genel ihracatı önemli ölçüde yukarı taşıdığına dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu şunları söyledi: “Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin en büyük 5 ticaret ortağından biri konumuna yükselmesinde, katma değerli ürün ihracatının arkasında yer alan müşterek Ar-Ge ve teknoloji ekosisteminin belirleyici bir rolü bulunuyor. Hava ve kara araçları, makine, elektrik-elektronik, savunma sistemleri ve yazılım gibi teknoloji yoğun sektörler; ortak mühendislik birikimi, üretim kabiliyeti ve teknolojik dönüşüm zemini üzerinde yükselerek küresel pazarlarda rekabet gücümüzü artırıyor. Güçlü sanayi altyapımız sektörler arası bilgi transferini, teknoloji sınıflarının yukarı taşınmasını ve tüm ihracat kompozisyonunun dönüşümünü mümkün kılıyor. Başta Ankara, Eskişehir, Çorum ve Konya olmak üzere Orta Anadolu’da yoğunlaşan üretim altyapısı da bu ekosistemin önemli bir parçası olarak, Türkiye’nin sanayiinin bütüncül biçimde ileriye taşınmasına önemli katkı sağlıyor. OAİB çatısı altındaki sektörel ve bölgesel birliklerimizin bu çok katmanlı yapıda; ihtisas alanlarındaki bilgi üretimi, stratejik yönlendirmeleri ve paylaştıkları tecrübeyle ihracat ekosisteminin geneline değer kattıklarına inanıyorum.” Türkiye’nin iklimlendirme sanayii ihracatı 7,4 milyar dolar İklimlendirme sektöründe rekabetin giderek daha fazla teknoloji ve enerji verimliliği ekseninde şekillendiğine dikkat çeken İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Şanal, küresel rekabet koşullarına rağmen sektörün yönünü koruduğunu ifade ederek şunları söyledi: “İklimlendirme sanayiinin Türkiye geneli ihracatı geçen yıla göre %3,5 artışla 7,4 milyar dolara ulaştı. Yine Avrupa bölgesi en büyük pazarımız konumunda. 2025 yılı, özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarında enerji verimliliği yüksek ve yenilenebilir enerjiyle uyumlu HVAC-R çözümlerine yönelik talebin belirgin biçimde arttığı bir dönem oldu. Küresel hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar ve lojistik maliyetlerindeki artış rekabeti zorlaştırsa da teknoloji odaklı ürünlerimiz bu süreçte sektörün ihracat performansını dengeleyen temel unsur haline geldi. Önümüzdeki dönemde dijital tanıtım faaliyetlerini güçlendirmeyi, küresel fuarlarda görünürlüğümüzü artırmayı, güçlü olduğumuz pazarlarda yerimizi sağlamlaştırırken yeni pazarlara firmalarımızı taşımayı, sektörümüzün ihracat kapasitesini ve sürdürülebilir büyüme potansiyelini daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.” Türkiye’nin çimento, cam, seramik ihracatı 4,7 milyar dolar OAİB Koordinatör Başkanlığı’nın yanı sıra Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı görevini de yürüten Erdem Çenesiz, sektörde 2025 yılı ihracat performansının istikrarlı bir seyir izlediğini belirterek şunları ifade etti: “Çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektörünün ihracatı 2025 yılı sonunda %4,5 artışla 4,7 milyar dolara ulaştı. Sektörlerimiz %80 den fazla yerli Katma Değer oranı ile ihracat yapıyor ve sanayi sektörleri arasında rekortmen konumda. Sektörlerimizin yaptığı 4,7 milyar dolarlık ihracat, 3,75 milyar dolarlık net döviz kazancı anlamına geliyor. Bizim kazandırdığımız net döviz miktarı bizden çok daha yüksek tutarda ihracat yapan sektörlerden daha fazla. Yerli kaynaklarla üretim yapan sektörlerimizin bu özel durumunu her fırsatta hatırlatmak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımları, dijitalleşme ve enerji verimliliğine yönelik adımların sektörlerimizde yeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getirmesini bekliyoruz. Bu dönüşümün, ihracatçılarımızın küresel rekabet gücünü daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz.” Türkiye’nin süs bitkileri ihracatı 160 milyon dolar Süs bitkileri sektöründe pazar çeşitliliği ve ihracat artışının belirleyici hale geldiğini vurgulayan Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yılmaz, sektörün uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirdiğini ifade ederek şunları söyledi: “2025 yılında Türkiye genelinde süs bitkileri sektörü ihracatı %15’e yakın artışla 160 milyon dolara ulaşarak tarihi bir başarıya imza attı. Bugün ihracatımız 75’in üzerinde ülkeye yayılmış durumda; özellikle Hollanda, Azerbaycan ve Almanya gibi stratejik pazarlarda kaydedilen artışlar sektörümüzün rekabet gücünü net biçimde ortaya koyuyor. Pazar çeşitliliğini artırma hedefiyle yürüttüğümüz UR-GE projesi kapsamında Katar, Dubai, Portekiz ve İspanya’yı hedef pazarlar olarak belirledik. 2026 yılı için ihracatta en az %12 oranında yeni bir artış öngörüyoruz; bu ivmeyi sürdürülebilir büyümeye dönüştürmeyi sektörümüz adına temel öncelik olarak görüyoruz.” OAİB’nin demir ve demir dışı metal ihracatı 2,5 milyar dolar Türkiye genelinde geçtiğimiz yıla göre %4 oranında artarak 29 milyar dolar değerine ulaşan metal sektörü ihracatında, küresel rekabetin ve talep dalgalanmalarının belirleyici hale geldiğini ifade eden Ankara Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı R. Kaan Maşlak, pazar çeşitliliği ve etkinliğin bu dönemde daha da önem kazandığını vurguladı; “Orta Anadolu’dan demir ve demir dışı metal ihracatının 2,5 milyar dolara ulaştığı 2025 yılı, küresel metal sektöründe üretim kapasitesinin arttığı, talep yapılarının hızlı değiştiği ve rekabet baskısının yoğunlaştığı bir dönem oldu. Bu ortamda hem mevcut pazarlardaki etkinliğimizi güçlendirmeye hem de yeni ülkelere açılarak pazar çeşitliliğimizi artırmaya odaklanıyoruz. Avrupa’da artan çelik ve metal tüketimi, Afrika’daki altyapı yatırımları ve Asya’nın üretim merkezi konumu, farklı ürün gruplarımızın çeşitli coğrafyalarda rekabet avantajı yakalamasını mümkün kılıyor. İhracatçılarımızın ileri üretim teknolojileri, kalite standartları ve teknik bilgi birikimi, ülkemizin küresel pazarlarda rekabet avantajını koruyabilmesinde kritik rol oynuyor. Geniş bir coğrafyaya yayılan sektörel ticaret heyetleri ve fuar organizasyonlarımız sayesinde, firmalarımızı hedef pazarlarda daha görünür kılmaya devam edeceğiz.” OAİB’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 1,4 milyar dolar Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatın bu yıl miktar ve değer dengesi üzerinden şekillendiğine dikkat çeken Orta Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Nihat Uysallı, pazar stratejilerinde veri ve tüketici odaklı çizginin öne çıktığını ifade ederek şunları söyledi: “Çikolata ve kakaolu ürünlerden ayçiçek yağına, bisküvi ve gofretten şekerleme çeşitlerine, makarna ve buğday ununa uzanan geniş bir ürün yelpazesine sahip sektörümüzün 2025 yılı Türkiye geneli toplam ihracatı %4 artarken Orta Anadolu bölgesinin ihracatı ise %6,5 artışla 1,4 milyar dolar olarak kaydedildi. Pazar stratejilerinde yalnızca hacim ve rakamlar değil; hedef ülkelerin kültürel yapıları, tüketim alışkanlıkları ve lojistik koşulları da belirleyicidir. Dünya genelinde hızlanan şehirleşme ile artan kaliteli gıda talebi ve çeşitlilik beklentisi üretime yön vermeye devam etti. Ürün formülasyonundan ambalaj tasarımına, raf ömrü beklentilerinden gramaj seçeneklerine kadar her aşamada yerel talep ve standartlara uyum sağlayan çözümler geliştirmeye, 'Türk malı' algısını güven ve lezzetle birlikte anılan bir noktaya taşımaya devam edeceğiz. OAİB’nin mobilya, kâğıt ve orman ürünleri ihracatı 1 milyar dolar Mobilya sektörünün küresel koşullara rağmen ihracatta dayanıklılığını koruduğunu belirten Orta Anadolu Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı A. Tahsin Ata, tasarım ve teknoloji odaklı üretimin bu tabloda belirleyici olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Sektörümüzün %1,2’lik artışla sınırlı da olsa bir önceki yılın üstünde seviyelerde tamamladığı 2025 yılında, Orta Anadolu bölgesinde 1 milyar dolar değerinde mobilya, kâğıt ve orman ürünü ihracatına ulaştık. Gümrük tarifelerinin ve maliyet baskılarının siparişleri zorladığı bir ortamda, orta ve üst segmentte tasarım odaklı ürünlere yönelmemiz bu dengeyi sağlamamızda etkili oldu. Ahşap, ofis, otel ve mutfak mobilyaları başta olmak üzere modüler, fonksiyonel ve lüks segmente yönelik ürünler ihracatımızda öne çıktı. Türk mobilya sektörünü farklılaştıran en önemli unsurlardan biri, kalite odaklı ve esnek üretim kabiliyetiyle birlikte endüstriyel tasarım, ergonomi ve dijital üretim teknolojilerini hızla devreye alabilmesi. Tasarım ve markalaşmaya yapılan yatırımlarla, sadece satış hacmini değil, kârlılığı ve yeni pazarlarda kalıcılığı da güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom, 5G'de Öncü Rolüyle Türkiye’yi Küresel Teknoloji Rekabetinde Daha Güçlü Konuma Getirmeyi Hedefliyor Haber

Türk Telekom, 5G'de Öncü Rolüyle Türkiye’yi Küresel Teknoloji Rekabetinde Daha Güçlü Konuma Getirmeyi Hedefliyor

Türk Telekom’un dijital geleceğin ve 5G ekosisteminin temelini oluşturan güçlü fiber altyapısı, 2025 yılı itibarıyla 535 bin kilometreye, fiber hane kapsaması 34,3 milyona ulaştı. 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonu oranı ise %58’e yükseldi. Uzun yıllardır yürüttüğü saha testleri, pilot uygulamaları ve Ar-Ge çalışmalarıyla 5G’de öncü rol üstlenen Türk Telekom, yerli ve milli teknoloji üretme vizyonu kapsamında iştirak şirketleri Argela ve Netsia ile 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltan yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, Türkiye’nin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl oldu. 81 ili uçtan uca kapsayan ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin en büyük gücünü oluşturuyor. Sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar hayata geçirdiğimiz 5G uygulamalarında kazandığımız deneyim ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı istasyon oranımızla iletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağının da öncüsüyüz. Türk Telekom olarak, 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı, Türkiye’yi küresel teknoloji rekabetinde daha güçlü konuma getirmeyi hedefliyoruz” dedi. Milli sorumluluk bilinciyle dijital dönüşümde liderliği üstlenen Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu; “Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" “Türk Telekom olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye'nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz.” “5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik” 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, “Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Türk Telekom olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz” dedi.

ABB Türkiye, 2026’ya Stratejik Yatırım Hedefleriyle Adım Atıyor Haber

ABB Türkiye, 2026’ya Stratejik Yatırım Hedefleriyle Adım Atıyor

İsviçre merkezli elektrifikasyon ve otomasyon teknolojileri lideri ABB; 2025 yılında, Türkiye’deki operasyonlarında güçlü finansal performansı, 100’den fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracat ve beklentilerine paralel gelişen genel performansı ile dikkat çekti. Şirket, 2026 yılını ise Türkiye için bir “yatırım yılı” olarak konumlandırıyor. Türkiye’de yaklaşık 900 çalışanıyla faaliyet gösteren ABB, elektrik altyapısının modernizasyonundan endüstriyel otomasyona, yenilenebilir enerji entegrasyonundan robotik uygulamalara kadar geniş bir alanda çözümler sunuyor. Ayrıca Dilovası, Tuzla, Bursa ve İzmir’deki tesislerinden yürüttüğü ihracat operasyonlarıyla ABB’nin global tedarik zincirinde önemli bir rol üstlenen ABB Türkiye, 2025 yılını beklentilere paralel bir performans ile geride bırakıyor. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural, 2025’in zorlu ama beklentileri doğrultusunda bir yıl olduğunu belirterek; “ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için 140 yılı aşkın tecrübesiyle 100’den fazla ülkede elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. Türkiye’de 42 yıldır yalnızca ürün sağlayan bir marka değil, sanayiye, altyapıya ve ekonomiye doğrudan katkı sunan müşterilerimiz için çarpan etkisi yaratan bir teknoloji ortağıyız. 2025 yılında da finansal olarak başarılı bir performans göstererek sektördeki konumumuzu güçlendirdik” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki hedeflerinin hiçbir zaman sadece kârlılık olmadığını, temel hedeflerinin katma değer sağlamak ve büyümek olduğunu belirten Vural, 2026 yılında Türkiye’de önemli yatırımlara imza atmayı planladılarını açıkladı: “Türkiye, ABB’nin global stratejisinde Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarları arasında stratejik bir köprü olarak konumlanıyor. De-globalizasyon döneminde dışa bağımlılığı düşük, ticarete elverişli ve fırsatlar barındıran bir ülke olarak öne çıkan Türkiye’de, 2026 yılında önemli yatırımları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yatırımlarımızla tesislerimizi büyütmeyi ve ihracat kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. Sadece Türkiye’ye değil, bölge ülkelerine ve global operasyonlara hizmet eden bir teknoloji üssü olma planımızı güçlendirecek bu yatırımlar ile aynı zamanda ülkemize kazandırdığımız ekonomik katma değeri de artıracağız.” Robotikten çıkış, stratejik bir büyüme hamlesi ABB açısından 2025 yılındaki en önemli gelişmelerden biri robotik iş kolunu devretme kararı oldu. Vural, bu kararın stratejik bir güçlenme adımı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Robotik alanında global pazar payımız güçlü olmasına rağmen, ABB için katma değerin elektrifikasyon, otomasyon, dijitalleşme ve endüstriyel yazılım gibi alanlarda çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. ABB, günün ve geleceğin gereklilikleri ile çevik kararlar alabilen bir şirket; geçmiş örneklerde de olduğu gibi, bugün de kaynaklarımızı uzmanı olduğumuz günümüzün ihtiyacı ve geleceğin büyüme alanlarına yönlendiriyoruz.” Öte yandan son dönemde global olarak tüm faaliyet alanlarında ulaştığı sürdürülebilir yüksek kârlılık ile yıllık Operasyonel EBITA marjı hedef aralığını yüzde 16–19’dan yüzde 18–22’ye yükselttiğini açıklayan ABB, robotik iş kolunun devir sürecinin 2026 yılında tamamlanmasının ardından elektrifikasyon, hareket, otomasyon olmak üzere üç ana iş kolunda faaliyetlerine yoğunlaşacağını duyurdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CarrefourSA’dan Yeni Yatırım: 60. Gurme Mağazasını Açtı Haber

CarrefourSA’dan Yeni Yatırım: 60. Gurme Mağazasını Açtı

Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, 2025 yılının son yatırım hamlesini gerçekleştirdi. CarrefourSA’nın premium gıda deneyimini merkezine alan Gurme CarrefourSA Mağazası, CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu ve icra kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen açılışla İstanbul Anadolu Yakası’nda hizmete girdi. Yatırımlarına devam eden CarrefourSA, 2025 sonu itibarıyla 77 ilde bayileri de dahil 1250’den fazla mağazaya ulaşarak çok kanallı ve segment bazlı büyüme stratejisini istikrarlı biçimde güçlendirdi. Bir evin tüm ihtiyaçlarını gurme kalitesiyle karşılıyor Toplam 650 metrekarelik alan üzerine kurulan yeni mağaza, modern marketçilik mimarisiyle tasarlandı. Mağaza, geniş ürün yelpazesinin yanı sıra hızlı ve pratik alışveriş imkânı sunan "Hızlı Kasa" noktalarıyla müşteri deneyimini en üst seviyeye taşıyor. Gurme konseptinin vazgeçilmezi olan taze ürün gruplarında; uzman kasapların hazırladığı et ve kasap reyonu, günlük balık, zengin şarküteri seçenekleri ile taze meyve-sebze bölümleri öne çıkıyor. Mağaza, tüm bunlara ek olarak sağlıklı yaşamı odağına alan, organik ve vegan beslenmeyi tercih eden tüketiciler için oluşturulan özel ürün seçkisiyle de fark yaratıyor. Mağaza içerisinde konumlanan kahve noktası ise dünya kahvelerinden yerel tatlara kadar uzanan geniş seçenekleri bir araya getiriyor. CarrefourSA’nın evcil hayvan odaklı yeni büyüme stratejisinin bir parçası olan "Petfood" alanı da mağazadaki yerini aldı. Gurme CarrefourSA; zengin içecek yelpazesi, kozmetik, deterjan ve kuru gıda reyonlarıyla bir evin tüm ihtiyaçlarını "gurme" kalitesiyle karşılıyor. “Katma değerli yatırımlara 2026 yılında da devam edeceğiz” Yılın son günlerine yaklaşırken premium segmentte önemli bir yatırıma imza atmanın gururunu yaşadıklarını belirten CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu; ”Gurme CarrefourSA, stratejik büyüme yolculuğumuzda önemli bir yatırım adımı. Değişen tüketici beklentilerini yakından takip ederek, katma değer yaratan konseptlere odaklanıyoruz. Seçkin ürün gamı, dünya mutfaklarından özel lezzetleri ve gastronomi odaklı alışveriş deneyimiyle öne çıkan Gurme CarrefourSA, misafirlerimize fark yaratan bir mağazacılık anlayışı sunuyor. Gurme mağazalarımızla hem premium segmentteki varlığımızı güçlendiriyor hem de kârlı ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi destekliyoruz. Bu noktada rahatlıkla söyleyebiliriz ki, 2025 yılı boyunca hayata geçirdiğimiz yatırımlar, uzun vadeli vizyonumuzun ve Türkiye perakende sektörüne duyduğumuz güvenin en somut göstergesi. Biz 32 yıldır olduğu gibi ‘Ne Lazımsa CarrefourSA” anlayışını rehber kabul ederek 2026 yılında da müşteri deneyimini odağımıza alacak, CarrefourSA farkını her noktaya taşımaya devam edeceğiz” dedi.

Vakıfbank, Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan 300 Milyon Dolarlık Fonlama Sağladı Haber

Vakıfbank, Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan 300 Milyon Dolarlık Fonlama Sağladı

Uluslararası fonlama işlemlerinde sektör öncüsü konumunda olan VakıfBank, 10 yıl vadeli 300 milyon dolar tutarındaki kredi ile sağladığı bu kaynağı, depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının yeniden inşasına ve KOBİ’lerin finansmanına yönlendirerek ülke ekonomisine katma değer sağlamayı hedefliyor. Uluslararası sermaye piyasalarında Türkiye’nin lider bankası VakıfBank, çeşitlendirilmiş fonlama stratejisi kapsamında ilklere imza atmaya ve ülkemize yurt dışından uygun maliyetli kaynak getirmeye devam ediyor. Türk bankacılık sektöründe çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla imzalanan en yüksek tutarlı kredi olma özelliği taşıyan ve 1,5 milyar Euro tutarındaki işlemin Dünya Bankası İcra Kurulu’nda onaylanmasının ardından, VakıfBank şimdi de Asya Altyapı Yatırım Bankası ile ilk iş birliğini hayata geçiriyor. İmzalanan kredi anlaşması ile 10 yıl vadeli 300 milyon dolar tutarındaki kaynak depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının inşası ile KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönlendirilerek bu alanlardaki finansman ihtiyacına uluslararası bir çözüm getiriyor. Asya Altyapı Yatırım Bankası ile gerçekleştirilen ilk fonlama işlemi Tarihi işlemle ilgili değerlendirmelerde bulunan VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, milli ekonominin hedefleri doğrultusunda üstlendikleri sorumluluğu yerine getirmek için adanmış bir şekilde faaliyet gösterdiklerine vurgu yaparak “Uluslararası fonların ülkemize kazandırılması için bütün enstrümanları etkin şekilde kullanıyoruz. VakıfBank ile Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) arasında gerçekleştirilen bu ilk fonlama işlemi, çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla iş birliklerimizi coğrafi olarak çeşitlendirdiğimiz ve derinleştirdiğimiz önemli bir adım niteliği taşıyor” dedi. Bu işlemin Türkiye ekonomisine duyulan güvenin yanı sıra VakıfBank’ın çok uluslu kalkınma kuruluşları nezdindeki güçlü konumunun açık bir göstergesi olduğunu belirten Üstünsalih, sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılının başından itibaren yurt dışı fonlama stratejimizde, çok uluslu kalkınma bankalarıyla ilişkilerimizi derinleştirmeyi ve yeni iş birlikleri geliştirmeyi önceliklendirdik. Mayıs ayında Çin Kalkınma Bankası ile gerçekleştirdiğimiz 4 milyar RMB (Yuan) tutarındaki kredi anlaşmasıyla, uzun bir aradan sonra iş birliği içerisinde bulunduğu tek Türk bankası olduk. Ardından Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) İcra Kurulu, 1,5 milyar Euro tutarında ve 10 yıl vadeli krediyi onayladı. Böylelikle Türk bankacılık sektöründe çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemi hayata geçiriyoruz.” Krediyi deprem bölgesine ve KOBİ’lerin gelişimine aktaracağız Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile gerçekleştirdiğimiz 300 milyon dolar tutarındaki bu yeni iş birliğiyle birlikte, çok uluslu kalkınma kuruluşlarından toplamda 3 milyar dolara yakın yeni kaynak temin ettiklerini belirten Üstünsalih, “Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan sağladığımız söz konusu fonlama ile bir yandan depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının yeniden inşasına katkı sağlayacak projeleri, diğer yandan da KOBİ’lerin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi gibi iklim dostu yatırımlarını desteklemeyi hedefliyoruz. Yurt dışından sağladığımız uygun maliyetli ve uzun vadeli kaynakları reel sektöre yönlendirirken, ilave döviz geliri üretme potansiyeli sunan verimlilik odaklı yatırım kredilerine öncelik vererek Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu Haber

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu

BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, BioScience Managers Yönetici Ortağı Jeremy Curnock Cook ve BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney ile girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katıldığı etkinlikle gerçekleştirildi. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, programın açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan fonun Türkiye’nin inovasyon yetkinliğine duyulan küresel güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, “Bu fon girişimcilik ekosistemi için olduğu kadar sağlık teknolojilerinde dönüştürücü çözümlerin geleceği için de önemli bir adım. Geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüğümüz fon ile ülkemizin teknolojide tüketici bir konumdan küresel alanda teknoloji üreten bir konuma ulaşması yolculuğuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz” dedi. Biyobilim, genetik ve dijital sağlık alanlarını kapsayan tıp alanındaki derin teknolojinin küresel ölçekte en kritik ve yüksek etkili sektörlerden biri olduğuna işaret eden Lüle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz BioScience Managers GSYF halihazırda güçlü bir sağlık altyapısına ve bu alanda önemli yeteneklere sahip olan ülkemizin tıptaki potansiyelini ortaya çıkarmak için tasarlandı. Aynı zamanda ülkemizin bilimsel bilgi birikimini küresel ölçekte rekabetçi, yüksek değerli varlıklara dönüştürerek ihracat profilimizin yeniden tanımlanmasına katkı sunacak. Yeni fonun en önemli kazanımlarından birinin de bilimsel mükemmellik için yeni bir çekim merkezi inşa etmesiyle Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi için önde gelen bir merkez haline getirmesi ve dünya standartlarında bir inovasyon kültürünü teşvik etmesi olacağına inanıyoruz.” BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney de sağlık ve biyobilim alanında köklü geçmişe sahip olan BioScience Managers’ın bugüne kadar 200’den fazla sağlık yatırımı gerçekleştirdiğini; 40’ı aşkın halka arz ve birleşme sürecine liderlik ettiğini belirtti. Kurdukları fonlarla yüzde 20’nin üzerinde yıllık net getiri başarısı yakaladıklarını kaydeden Güney, “Türkiye’nin sağlık alanındaki yüksek potansiyeline yatırım yapmak; inovasyon odaklı şirketleri ticari olarak sürdürülebilir küresel işletmelere dönüştürme vizyonuyla hareket ederek sağlık teknolojilerinin geleceğine yön vermek ve değer yaratmak için çalışacağız. Bu fonu Maxis ile hayata geçirerek Türkiye’de önemli bir kurumla iş birliği kurmanın mutluluğunu ve bu potansiyelle yola başlamanın heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel ise “Bugün ülkemiz girişimcilik ekosistemi için önemli bir kilometre taşına şahitlik ediyoruz. Global olarak sağlık ve yaşam bilimleri teknolojileri alanında büyük başarılara imza atmış bir grupla, Türk kuruculara sahip startup’lara finansman sağlamanın yanı sıra büyük bir know how transfer imkânı yaratacağımız için heyecanlıyız. İş Bankası Grubu’nun bu alana ihtisaslaşan iştiraki olarak bu yıl hem yatırımlarımız hem de hayata geçirdiğimiz fonlarla ekosisteme önemli bir katma değer yarattığımızı düşünüyoruz” dedi. Türk girişimcilere ve ekosisteme katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF sağlık teknolojileri başta olmak üzere, biyoteknoloji, genetik ve dijital sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Ülkemizin güçlü sağlık altyapısı ve nitelikli araştırma havuzu ile bu alanda global tecrübe ve yönetim uzmanlığı arasında köprü oluşturacak fon ile Türkiye’nin küresel ölçekte rekabetçi sağlık çözümleri geliştirmesi hedefleniyor. Ülkemiz girişimcilerine, yurt dışındaki Türk girişimcilere veya Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF için belirlenen hedef fon büyüklüğü 100 milyon dolar oldu. İlk yatırımlarda 5 ila 10 milyon dolar arasında yatırımlar hedefleyen fonun toplam 10-12 şirkete yatırım yapması öngörülüyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis bünyesinde kurulan fonun yönetiminden de Maxis sorumlu olacak. Kuruluşundan bu yana yönettiği 17 fon ve yaptığı 100’ün üzerinde yatırımla 500 milyon dolara yaklaşan yönetilen varlık büyüklüğü ile girişimcilik ekosistemine önemli destek sunan Maxis, bu alanın önde gelen yatırım şirketi olma konumunu sürdürüyor. Uluslararası alanda 20 yılı aşkın fon yönetim tecrübesine sahip BioScience Managers ise deneyimi ile stratejik yönlendirme desteği sağlayacak. BSM sağlık teknolojileri alanında yaptığı küresel yatırımları son 20 yılda yıllık yüzde 20’nin üzerinde iç verim oranı ile getiri elde etti.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.