Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katma Değer

Kapsül Haber Ajansı - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Penta Teknoloji ve Autodesk’ten Güçlü İş Birliği Mesajı Haber

Penta Teknoloji ve Autodesk’ten Güçlü İş Birliği Mesajı

Türkiye’nin öncü katma değerli teknoloji dağıtım şirketi Penta Teknoloji; mimarlık, mühendislik, inşaat, ürün tasarımı, üretim, medya ve eğlence sektörlerine yönelik çözümler sunan Autodesk ile “FY27 Kick-Off” etkinliğini düzenledi. Yaklaşık 180 katılımcıya ev sahipliği yapan organizasyon, Penta Teknoloji ile Autodesk’in Türkiye ve global ekiplerini, Türkiye’nin dört bir yanından gelen iş ortaklarıyla bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında, geçmiş döneme ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra hedefler, stratejik öncelikler, sektörel dönüşüm alanları, ortak büyüme ve potansiyel iş birliği fırsatları ele alındı. Programın teknik oturum ve interaktif atölye çalışmalarında; yapay zekâ uygulamaları, müşteri odaklı kampanya kurgularının güncel teknolojilerle verimliliğinin artırılması ve iş ortaklarının sahada daha etkin konumlanmasına yönelik başlıklar paylaşıldı. Sektör odaklı içerikler kapsamında ise; mimarlık, mühendislik, inşaat ve üretim alanlarına yönelik çözüm modelleri, gerçek iş senaryoları ve uygulama örnekleri üzerinden katılımcılara aktarıldı. Fatih Erünsal: “İş ortaklarımızın değer üreten bir rol üstlenmesine katkı sağlıyoruz” Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, sektörde sürdürülebilir başarının güvene dayalı, güçlü iş birlikleri ve müşteri ihtiyaçlarına yönelik doğru çözümler geliştirmekten geçtiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Autodesk ile yürüttüğümüz iş birliği, kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde iş ortaklarımızın daha etkin ve katma değer yaratan bir rol üstlenmelerine katkı sağlıyor. Günümüzde sektörlerin gelişim yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alan yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı çözümlerin; müşterilerin iş süreçleriyle doğru şekilde entegre edildiğinde gerçek değer ürettiğine inanıyor, çalışmalarımızı bu odakla yürütüyoruz. Geçtiğimiz dönemi değerlendirme ve gelecek döneme dair stratejik hedefleri önceliklendirme fırsatı bulduğumuz FY27 Kick-Off etkinliğimizin, sektörün geleceğine yönelik ortak başarı anlayışını güçlendiren önemli bir zemin oluşturduğunu düşünüyorum. Penta Teknoloji olarak veriye dayalı ve yapay zekâ destekli çalışma modellerini uçtan uca çözümlerle bir araya getirerek; iş ortaklarımızın ölçülebilir başarılarla büyümesine, pazardaki rekabetçi konumlarını pekiştirmelerine ve Türkiye’deki bilişim ekosisteminin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Penta Teknoloji Hakkında Temelleri 1990 yılında atılan Penta Teknoloji, bugün en gelişmiş küresel ve yerel teknoloji ürünlerinin dağıtımını hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştiren, Türkiye’nin lider katma değerli teknoloji dağıtıcısı şirketlerindendir. Acer, Adobe, ASUS, Autodesk, Canon, Dell Technologies, HP, Huawei, IBM, Intel, Lenovo, Logitech, Microsoft, MSI, OKI, ViewSonic ve Xerox da dahil olmak üzere, 40’tan fazla öncü teknoloji markasının dağıtıcılığını yapan Penta Teknoloji, katma değerli yatırımlarıyla öne çıkıyor. 2011 yılında teknoloji dağıtımında önde gelen isimlerden Mersa Sistem ile stratejik ortaklık yaparak Yıldız Holding bünyesine katılan Penta Teknoloji, 2012 yılı sonunda Mersa Sistem ile Penta Teknoloji adı altında birleşti. Penta Teknoloji, sektör liderliği hedefi ve katma değerli dağıtıcılık stratejisi doğrultusunda, 2013-2017 yılları arasında, Medyasoft, Ekip Elektronik, Beyaz İletişim ve Sayısal Grafik’i bünyesine kattı. Yıldız Holding bünyesinde faaliyetlerine devam eden Penta Teknoloji Mayıs 2021’de halka arz oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch’tan Profesyonellere Dijital Çözüm Haber

Bosch’tan Profesyonellere Dijital Çözüm

Teknoloji ve servis alanlarında dünyanın önde gelen tedarikçilerinden Bosch, profesyonel elektrikli el aletleri kullanıcılarına yönelik geliştirdiği dijital hizmet platformu PRO360’ı yeni özelliklerle güçlendirmeye devam ediyor. Bayiler, fabrikalar ve inşaat firmaları gibi endüstriyel müşteriler ile profesyonel son kullanıcıların ihtiyaçlarına özel geliştirilen yapısıyla öne çıkan PRO360 sayesinde kullanıcılar, Bosch Professional ürünlerinin yanı sıra farklı markalara ait ekipmanlarını da tek bir dijital çatı altında toplayarak merkezi bir şekilde yönetebiliyor. Bu bütüncül yapı, ekipman takibini kolaylaştırırken profesyonellerin zamanlarını daha verimli kullanmalarına ve işlerine odaklanmalarına imkân tanıyor. “PRO360 ile profesyoneller için değeri büyütüyoruz” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Bosch Türkiye, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya Bölge Başkan Yardımcısı Ali Fahri Özcan, “Dijitalleşmenin sahadaki profesyoneller için yarattığı değeri her geçen gün daha ileriye taşıyoruz. PRO360, ilk günden bu yana kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını merkeze alarak geliştirdiğimiz bir platform. Bugün Pro Deals modülü ile bu deneyimi yeni bir boyuta taşıyor, kullanıcılarımıza yönetim kolaylığının yanı sıra aynı zamanda somut avantajlar sunuyoruz. PRO360 artık profesyoneller için iş süreçlerine değer katan bütünsel bir platform. 2026 yılının ilk yarısında platforma eklediğimiz yeni kampanya modülüyle PRO360’ı daha da zenginleştirerek profesyoneller için güçlü bir dijital iş ortağı olmasını sağlamaya devam ediyoruz.” dedi. PRO360 Yeni Modüllerle Kapsamını Genişletiyor Geçtiğimiz yıl Türkiye’de kullanıma sunulan PRO360, ürün yönetimi, garanti uzatma süreçlerini tek noktadan yönetme imkânı sunarken, bugün yeni eklenen Pro Deals kampanya modülü ile kullanıcılarına daha kapsamlı bir deneyim sunuyor. Platforma entegre edilen bu yeni modül sayesinde PRO360, yalnızca bir ürün yönetim aracı olmanın ötesine geçerek profesyoneller için avantaj ve fırsatların da sunulduğu bütünsel bir dijital platforma dönüşüyor. PRO360 ile ürün yönetiminden avantaj dünyasına PRO360, lansmanından bu yana kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilerek güncellenen kullanıcı arayüzü ve yeni modüllerle kapsamını genişletiyor. Platforma eklenen Keşfet modülü ile birlikte kullanıcılar artık yalnızca ürünlerini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda belirli dönemlerde sunulan kampanyalara da kolayca erişebiliyor. Yeni Pro Deals modülü ile kullanıcılar, online, bayi ya da yapı market fark etmeksizin gerçekleştirdikleri alışverişleri sisteme tanımlayarak kampanyalara katılabiliyor. Kullanıcılar, PRO360 uygulaması üzerinden faturalarını ve satın aldıkları ürün bilgilerini yükleyerek başvurularını hızlı ve kolay bir şekilde tamamlayabiliyor. Alışverişten kazanca dönüşen yeni deneyim Pro Deals ile kullanıcılar, belirli alışveriş tutarlarına karşılık gelen farklı hediyeler kazanma fırsatı elde ediyor. İlk kampanya ile birlikte belirlenen alışveriş baremlerine ulaşanlar çeşitli ödüller kazanabiliyor. Farklı satış kanallarından gerçekleştirilen alışverişlerin PRO360 üzerinden kolayca tanımlanabildiği bu yapı, satın alma sürecini doğrudan avantaja dönüştürürken Pro Deals modülü, belirli periyodlarda hayata geçirilecek yeni kampanyalarla kullanıcılarına düzenli olarak farklı fırsatlar sunmaya devam edecek. Bu yaklaşım sayesinde satın alma süreci bir ihtiyaç yönetimi olmaktan çıkarak katma değer yaratan bir deneyime dönüşüyor. PRO360, kullanıcıların sahadaki operasyonlarını kolaylaştırırken aynı zamanda onlara somut faydalar sunan bir platform olarak konumlanıyor. PRO360 uygulaması, App Store ve Google Play Store'dan ücretsiz olarak indirilebiliyor veya web sitesi üzerinden anında kullanılabiliyor.

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı Haber

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı

Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti. Yüksek kaliteli girdi ihtiyacı, uzun üretim süreçleri ve küresel moda trendlerine hızlı uyum zorunluluğunun işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını belirten Gündoğdu, sektörün küresel rekabette ayakta kalabilmesi için finansman kanallarının açık tutulmasının hayati önemde olduğunu söyledi. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal baskının azaltılması amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine yükseltilmesi ve uygulamanın süresinin yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Onay: “Türkiye, dünya devlerinin en tedarik alternatifi haline geldi” 2026 yılı itibariyle Körfez bölgesi merkezli tedarik zincirindeki kırılmalar ve artan küresel lojistik maliyetler, coğrafi yakınlığı ve esnek üretim modeli sayesinde Türkiye’nin dünya devleri için yeniden en güçlü alternatif konumuna geldiği bilgisini veren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay, bu potansiyelin fiili bir ihracat rekoruna dönüşebilmesi için özellikle ayakkabı yan sanayisindeki yapısal maliyet kemerlerinin gevşetilmesi gereğine vurgu yaptı. “Taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi temel yan sanayi bileşenleri üzerinde yük oluşturan ek korumacı vergiler ve katı gümrük barajları, nihai ürünün küresel piyasadaki rekabet gücünü doğrudan baltalamaktadır” diyen Onay; “Türkiye'nin bu fırsatı kaçırmamak adına acilen yapması gereken yerli üretimi bulunmayan ya da yetersiz kalan yan sanayi girdilerindeki gümrük duvarlarını esnetmek, üreticinin hammaddeye dünya fiyatlarıyla erişmesini sağlamak ve ihracatçıyı baskılanan döviz kuru sarmalından kurtaracak dinamik teşvik mekanizmalarını devreye almaktır. Maliyet yapımızdaki bu kamusal iyileştirmeler hızla hayata geçirilmediği takdirde, siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. Bozkurt; “Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık” Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65 gibi büyük bir kısmının Avrupa Birliği pazarına yapıldığını, kilogram başına ihracat değerinde de öncü bir rol üstlendiklerini, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla, Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı. Ege Bölgesi’nin ayakkabı ihraç fiyatında yakaladığı seviyeyi Ege Bölgesi’nin kaliteli ve katma değerli üretim gücünün en somut kanıtı olarak tanımlayan Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı; “Tam da bu yüzden, rotamızı alım gücü ve refah seviyesi yüksek olan müreffeh pazarlara daha güçlü bir şekilde çevirmek istiyoruz. Mevcut pazarlarımızı korurken küresel dalgalanmalardan etkilenmemek adına İskandinav ülkeleri, ABD ve Kanada gibi özel pazarlarda pazar çeşitliliğine gitmemiz artık bir zorunluluk halini aldı. Bu coğrafyalarda yapılacak etkinliklerde Ege’den çok aktif bir katılım sağlamayı hedefliyoruz. Bu bölgelerdeki prestijli fuarları yakından takip etmeyi, aynı zamanda düzenlenecek heyet organizasyonlarıyla ticari bağlarımızı güçlendirmeyi ve Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri sektörleri özelinde yüzde 70 pay ile lokomotif sektörümüz olan ayakkabıdaki ihracat başarısını çok daha yukarıya taşımayı amaçlıyoruz.” Gürkan: “Çalışmalarımızın odağına sürdürülebilirliği alıyoruz” Türkiye’nin; dünyanın geleceğe dair sürdürülebilirlik politikalarıyla, kendi küresel geçiş yönelimi karşısındaki tutumunu karşılaştırması ve realist adımlar atması gerektiğini dillendiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan, ihracatçılarımızın küresel ticarette güçlü bir yer edinmeleri amacıyla adil, şeffaf ve dünyamızın geleceğine karşı sorumluluk hisseden iş modellerine sahip olmaları için tüm çalışmalarının odağına sürdürülebilirliği aldıklarını aktardı. Uzun zamandır derinin çevreyi kirleten bir materyal olduğu düşüncesi sektörümüz karşısında bir önyargı olduğunun altını çizen Gürkan; Bugün gerek değişen tüketim alışkanlıkları ile nihai tüketiciler gerekse büyük markalar, satın almacılar sürdürülebilir ürünleri tercih ediyor. Bu taleplere karşılık verebilmek ve satış kanalları yaratarak yeni pazar fırsatları yaratabilmek için de sürdürülebilir olmanın gerektiğini düşünüyoruz. Sektörümüzde Leather Working Group sertifikalarına sahip başarı hikayesi olarak nitelendirebileceğimiz birçok firmamız mevcut. Deri sektöründeki teknolojik altyapının ve insan gücü kaynağının yeşil dönüşümü gerçekleştirebilecek adımları atabileceğini öngörüyoruz. Günümüzde yurt dışı fuarlara katılımda dahi sosyal uygunluk sertifikalarının şart koşulduğu bir durum göz önüne alındığında firmalarımızın gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak kurumsal ve çevresel dönüşümü sağlamada hızlı bir yol kat etmesinin sektörümüzün sürdürülebilirliğinde geleceğe ışık tuttuğunu düşünüyoruz. Bu amaç doğrultusunda bu dönemde de üye firmalarımızın farkındalığını artıracak adımları atmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; “İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor” dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GTech’in Afrika Açılımı Ödül İle Taçlandı Haber

GTech’in Afrika Açılımı Ödül İle Taçlandı

Finansal teknolojiler, veri yönetimi ve yapay zekâ alanlarındaki uzmanlığıyla, 10’dan fazla ülkede kurumların dijital dönüşümlerine yön veren GTech; global büyüme yolculuğuna harcadığı eforun büyük bir kısmını, finans sektörünün hızla geliştiği Doğu Afrika’ya ayırıyor. GTech’i bölgede 10 kat büyümeye taşıyan strateji, Business Honors Awards 2026’da “Pazar Genişletme ve Yeni Pazarlar Stratejileri” kategorisinde ödüle layık görüldü. Başta Kenya, Ruanda, Uganda, Etiyopya ve Tanzanya ülkelerinde faaliyet gösteren kurumlarla yapılan stratejik iş birlikleri ve Symphony Banking ürün ailesiyle; modern ana bankacılık sistemlerine ve veri altyapılarına geçiş hızlandırılıyor, operasyonel verimlilik artırılıyor ve yeni nesil dijital bankacılık yetkinliklerinin sürdürülebilir şekilde devreye alınmasına olanak sağlanıyor. Doğu Afrika’da rekabetin son derece yüksek olduğu, 8 milyar dolar büyüklüğündeki finansal teknolojiler pazarında önümüzdeki 5 yıldaki hedefini 50 milyon dolar olarak açıklayan GTech, güçlü partner ağı, yerel pazara uyumlu ürün stratejisi ve veri, yapay zekâ odaklı çözümleriyle Türkiye’nin finansal teknolojilerdeki yetkinliğinin küresel bazdaki temsilcisi olmayı sürdürecek. GTech CEO’su Mine Taşkaya ve GTech Yönetici Ortağı Gürhan Taşkaya; iş dünyasında güçlü etkiler yaratan, sektörlerine yön veren, yenilikçi ve sürdürülebilir markaları ödüllendiren Business Honor Awards’un 12 Mayıs’da düzenlenen törenine katılarak başarılarını taçlandıran ödülü aldılar. Kazandıkları bu anlamlı ödül hakkında görüşlerini dile getiren Gürhan Taşkaya; “2 yıl önce girdiğimiz Afrika pazarının finansal alt yapısını geliştirmekten çok mutluyuz. Bank of Kigali gibi güçlü referanslarla yerel ekosistemle kurduğumuz stratejik bağlar bizi bölgenin en hızlı büyüyen teknoloji aktörlerinden biri yapıyor. Önümüzdeki 5 yılda da bölgede faaliyetlerimizi sürdürerek Afrika’nın dijital dönüşüm yolculuğunda daha çok katma değer yaratmayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da Dövme Ve Ekstrüzyon Çözümlerini Sergiledi Haber

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da Dövme Ve Ekstrüzyon Çözümlerini Sergiledi

Küresel savunma ve havacılık sanayisinin en prestijli buluşmalarından biri olarak kabul edilen Saha Expo 2026, sektörün global ölçekte en önemli buluşma noktaları arasında yer alıyor. Üreticileri, mimarları, mühendisleri ve yatırımcıları bir araya getiren organizasyonda Sistem Alüminyum, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerini tanıttı. Fuarda özellikle alüminyum dövme ve ekstrüzyon alanındaki üretim kabiliyetlerini öne çıkaran Sistem Alüminyum’un Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli, hassas toleranslı ve kritik uygulamalara uygun alüminyum çözümleri ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve sektör buluşmalarıyla SAHA EXPO, Sistem Alüminyum açısından verimli ve başarılı bir organizasyon oldu. “Savunma sanayisine değer katmaya devam edeceğiz” Fuara, Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban da katılım sağladı. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, şirketin savunma sanayiine yönelik stratejik üretim gücü, yüksek mühendislik kabiliyeti ve katma değerli çözümleri sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Sistem Alüminyum’un savunma ve havacılık sanayiindeki etkin konumu ile sürdürülebilir büyüme vizyonu, fuar boyunca gerçekleştirilen görüşmelerde bir kez daha öne çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın SAHA EXPO’ya katılımı ise Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi doğrultusunda savunma sanayisinde ulaştığı güçlü konumu ve küresel rekabet vizyonunu ortaya koydu. Fuar katılımına ilişkin değerlendirmede bulunan Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban, “SAHA EXPO, savunma ve havacılık sanayimizin ulaştığı teknolojik seviyeyi ve yerli üretim gücünü ortaya koyan çok değerli bir platform. Sistem Alüminyum olarak özellikle dövme ve ekstrüzyon alanındaki yüksek mühendislik kabiliyetlerimizi sektör profesyonelleriyle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduk. Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli ve hassas toleranslı alüminyum çözümlerinde, entegre üretim yapımız ve sürdürülebilir yatırım vizyonumuzla ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı. “Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” “Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” vizyonuyla hareket eden Sistem Alüminyum; yüksek teknoloji yatırımları, mühendislik gücü ve stratejik sektörlerdeki güçlü varlığıyla Türkiye sanayisinin yükselen değerleri arasında yer alıyor. 30 yılı aşkın üretim tecrübesine sahip Sistem Alüminyum; ekstrüzyon, dövme alüminyum, kompozit panel ve mimari sistemler alanlarında üretim gerçekleştiriyor. Özellikle dövme alüminyum, yüksek mekanik dayanım gerektiren savunma, havacılık, otomotiv, enerji ve denizcilik gibi stratejik sektörlerde kullanılan özel bir üretim alanı olarak öne çıkıyor. Tam entegre üretim yapısı sayesinde; dökümden ekstrüzyona, yüzey işlemden mekanik işleme ve dövme teknolojilerine kadar tüm süreçleri tek çatı altında yönetebilen Sistem Alüminyum, bugün yıllık 103 bin ton alüminyum profil, 9 milyon m² kompozit panel ve yaklaşık 7 bin ton dövme alüminyum üretim kapasitesiyle Türkiye sanayisinin güçlü üreticileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO) ile Hollanda Büyükelçiliği iş birliğinde hayata geçirilen “Blueberry / Yaban Mersini Yetiştiriciliği” odaklı proje, Türkiye’de tarım alanında son dönemin en dikkat çekici uluslararası iş birliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Proje; eğitim, teknoloji transferi, yatırım, ihracat, sözleşmeli üretim ve yüksek katma değerli tarım modeliyle Kütahya’yı yeni nesil tarımın merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Kütahya’da düzenlenen “Yaban Mersini (Blueberry) Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşması”, projenin kamuoyuna açık en kapsamlı adımı oldu. Programa; Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis, Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Yardımcısı Uğur Işın, Hollandalı sektör temsilcileri, yatırımcılar, üreticiler ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda blueberry üretiminin yalnızca alternatif bir tarım ürünü değil; yüksek gelir sağlayan, ihracat potansiyeli taşıyan ve modern teknolojiyle desteklenen stratejik bir üretim modeli olduğu vurgulandı. Yapılan değerlendirmelerde Kütahya’nın, klasik tarım anlayışından yüksek katma değerli üretime geçişte önemli bir merkez olabileceği ifade edildi. Projede öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise Hollanda’nın ileri tarım teknolojilerinin Kütahya’ya adapte edilmesi oldu. Hollandalı uzmanlar tarafından üreticilere; modern blueberry yetiştiriciliği, doğru çeşit seçimi, yüksek verim teknikleri, sulama yönetimi, iklim ve toprak optimizasyonu, kontrollü tarım uygulamaları, hasat sonrası depolama, paketleme süreçleri ve ihracata uygun kalite standartları konusunda kapsamlı eğitimler verildi. Yetkililer, projenin temel hedeflerinden birinin Hollanda’nın üretim modeli ile Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyelini bir araya getirmek olduğunu belirtti. Dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı konumundaki Hollanda’nın başarısının arkasında teknoloji, planlama, lojistik, soğuk zincir ve örgütlü üretim sistemi bulunduğuna dikkat çekildi. KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, sürecin uzun süredir planlandığını belirterek Yeni Zelanda’daki başarılı örneklerin de incelendiğini ifade etti. Gültekin, “Hollandalı yetkililer projeye ve Kütahya’nın potansiyeline oldukça olumlu yaklaştı. Bu iş birliği yalnızca üretim değil, aynı zamanda bilgi ve teknoloji paylaşımı açısından da büyük önem taşıyor” dedi. KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral ise projenin yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma modeli olduğuna dikkat çekti. Güral, “Yıllardır Kütahya’nın üretim gücüne, toprağına ve insan kaynağına inanıyoruz. Blueberry yatırımıyla birlikte yalnızca yeni bir tarım ürününü değil; teknolojiyle desteklenen, ihracat odaklı ve yüksek katma değer üreten yeni bir tarım vizyonunu Kütahya’ya kazandırmayı hedefliyoruz. Hollanda ile kurulan bu iş birliği sayesinde üreticilerimizin dünya standartlarında üretim yapabilmesi ve uluslararası pazarlara erişebilmesi için önemli bir adım atıyoruz. Biz bu projeyi sadece ekonomik değil; kırsal kalkınma, istihdam ve sürdürülebilir üretim açısından da stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kütahya Valisi Musa Işın ise kentte yaklaşık 306 bin hektarlık tarım arazisi bulunduğunu belirterek, bölgenin iklim yapısının blueberry üretimi için uygun olduğunu söyledi. Yüksek katma değerli ürünlerin kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Işın, yatırım ve üretim süreçlerinde gerekli desteğin sağlanacağını ifade etti. Toplantıda yalnızca eğitim süreçleri değil, doğrudan ticari iş birlikleri de gündeme geldi. Hollandalı firmalar ile üreticiler arasında gerçekleştirilen B2B görüşmelerde; fide ve teknik ekipman tedariki, üretim altyapısı, lojistik zinciri, paketleme sistemleri ve Avrupa’ya ihracat modelleri üzerine kapsamlı temaslar gerçekleştirildi. Programın dikkat çeken başlıklarından biri de sözleşmeli üretim modeli oldu. Hollandalı firmaların üreticiye fide, teknik danışmanlık, üretim planlaması ve satın alma garantisi sunduğu sistemin Türkiye’de de uygulanabileceği belirtilirken, bu modelin üretici açısından önemli bir güven ortamı oluşturacağı ifade edildi. Uzmanlar, blueberry üretiminin saksılı sistemlerle yapılabilmesinin önemli avantajlar sunduğunu belirtti. Bu yöntem sayesinde küçük ve parçalı arazilerde dahi verimli üretim yapılabileceği, ayrıca hastalık durumunda bitkinin kolayca değiştirilebilmesinin üretici açısından önemli kolaylık sağladığı vurgulandı. Kadın kooperatiflerinin projeye dahil edilmesi konusu da toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kadınların üretim süreçlerinde daha aktif rol alması ve kırsal ekonomiye daha güçlü şekilde katılması için çalışmalar yapılacağı belirtildi. Toplantıda Türkiye’nin blueberry üretimindeki avantajlarına da dikkat çekildi. Erkenci ve geç çeşitler sayesinde üretim sezonunun uzun bir döneme yayılabildiği, Türkiye’nin iklim avantajıyla dünya pazarında güçlü bir konuma ulaşabileceği belirtildi. Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Türkiye’nin dünya blueberry pazarında ilk 10 üretici ülke arasına girebileceği ifade edildi. KÜTBO yetkilileri, Kütahya’daki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 1’lik kısmının blueberry üretimine ayrılması durumunda dahi yüz milyonlarca euroluk ekonomik hacim oluşabileceğine dikkat çekti. Modern sera yatırımları, kontrollü üretim alanları, demo bahçeler ve uygulamalı eğitim merkezleriyle Kütahya’nın Türkiye’nin önemli blueberry üretim merkezlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Toplantının sonunda taraflar, Türkiye ile Hollanda arasındaki tarımsal iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceği konusunda görüş birliğine vardı. Türkiye’nin üretim gücü ile Hollanda’nın teknoloji, know-how ve küresel pazarlama ağının birleşmesiyle güçlü bir tarım modeli oluşturulabileceği vurgulandı. Projeyle birlikte; gençlerin tarımda tutulması, modern üretim modellerinin yaygınlaştırılması, kooperatifleşmenin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli ürünlere yönelim konusunda ortak çalışmaların devam edeceği ifade edildi. Kütahya’nın önümüzdeki dönemde yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa pazarında da adı anılan önemli bir blueberry üretim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.