Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katma Değer

Kapsül Haber Ajansı - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğal Taş İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu Haber

Doğal Taş İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

Doğal Taş Gala Gecesi’nde; katma değerli doğal taş ihracatının artması için bu yıl VI. kez düzenlenen AMORF Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması’nda kazananlar ödüllerine kavuşurken, Ege Maden İhracatçıları Birliği, 2025 yılında doğal taş ihracatına en çok katkı sağlayan üyelerini 7 kategoride 36 ödülle onurlandırdı. Ege Maden İhracatçıları Birliği Duayen Ödülü Haz Marble Kurucusu Abdurrezzak Abit Yeşilkaya’ya verildi. AMORF Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması’nda birinciliği DIALITH isimli projesiyle Efe Kurtoğlu kazanırken, ikinci PATİKA isimli tasarımıyla Ekim Güney Öztürk oldu. Çağlar Lampir RAW adını verdiği projeyle üçüncülüğe adını yazdırdı. Jüri özel ödülü kazanan isimlerse; Duolith projesiyle Büşra Gürdağ, Yusuf Çakar ve Günce Eşingen Kınayoğlu, TURKStone isimli projesiyle Hüseyin Öztürk ve Trace isimli tasarımıyla Raşide Cengiz oldu. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 747 milyon dolarlık doğal taş ihracatına en büyük katkıyı sağlayan beş firma ise; “AYTAN MERMER MADENCİLİK İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ., ŞUAYP DEMİREL, METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş., CEM-MER DOĞALTAŞ İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ve TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.” şeklinde sıralandı. Antik Simirna’nın ticaret hayatına can veren Agora’da düzenlenen Doğal Taş Gala Gecesi’nde konuşan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Agora’da yüzyıllar boyunca ticaret konuşulduğunu meydanda doğal taşın tasarımını ve ihracatını konuşmak üzere bir araya geldiklerini dile getirdi. Agora’da binlerce yıldır ayakta duran sütunların, doğru işlenmiş doğal taşın bir yapı malzemesi olmaktan çıkıp medeniyetleri gelecek kuşaklara taşıdığının göstergesi olduğuna vurgu yapan Alimoğlu, “AMORF ile ulaşmak istediğimiz hedef de aslında tam olarak bu. Bu yıl altıncısı düzenlediğimiz yarışmamıza tam 223 proje başvurusu aldık. Jürimizin kıymetli değerlendirmeleri sonucunda dereceye giren 3 projeyi belirledik. Ayrıca 3 projeye de jürimiz teşvik ödülü takdim etmeyi uygun buldu. Yarışmaya emek veren tüm tasarımcıları ve ödül kazanan arkadaşlarımızı şimdiden yürekten kutluyorum. Bugün ayrıca 7 farklı kategoride ihracat şampiyonlarımızı da ödüllendireceğiz. İhracatçılarımız, Türkiye’nin üretim gücünün, emeğinin ve alın terinin dünyadaki temsilcileridir. Bu başarıların her biri ülkemiz için gurur vesilesidir” şeklinde konuştu. Önemli sınavlarla karşı karşıyayız Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 2026 yılının 8 aylık döneminde ihracatlarını yüzde 19 artırarak 1 milyar 72 milyon dolara ulaştıkları, son 1 yıllık ihracatta 1,5 milyar doları aştıkları bilgisini veren Alimoğlu şöyle devam etti: “Başarılarımız artsa da sektörümüzün önümüzdeki dönemde önemli sınavlarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Döviz kuruyla enflasyon arasındaki makasın açılması, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artış ve döviz kurundaki durağanlık rekabet gücümüzü zorlayan başlıca etkenler olmaya devam ediyor. Bu zorluklara rağmen pes etmiyoruz. Sorunlarımızı doğru analiz ederek geleceğe sağlam bir yol haritasıyla hazırlanıyoruz. Bu amaçla sektör temsilcilerimizle bir araya geldiğimiz Stratejik Planlama Toplantımızda 2026-2030 dönemi önceliklerimizi ve hedef pazarlarımızı birlikte belirledik. Ağustos ayında Afyon’da gerçekleştirdiğimiz Açık Mikrofon etkinliğimizde de sektör temsilcilerimizle ve Ankara’dan ilgili bürokratlarımızla bir araya gelerek sorunlarımızı, beklentilerimizi ve çözüm önerilerimizi hep beraber konuşma fırsatı bulduk. Sektörümüzün sesini daha güçlü duyurabilmek için sahadan gelen görüşleri son derece önemsiyoruz. Bu buluşmaların, ortak akılla hareket etmemize ve önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalarımıza yön vermesine büyük katkı sağladığına inanıyoruz.” Doğal taş ihracatçıları üç ay üst üste ticaret heyeti düzenliyor Doğal taş sektörünün ihtiyaçlarını ve pazar dinamiklerini titizlikle analiz ederek doğru pazarlara yönlendirdiklerinin altını çizen Alimoğlu, “Bu doğrultuda, üyelerimizi, Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle, Eylül ayında Özbekistan’a, Ekim ayında Fas’a, Kasım ayında da İspanya’ya götürüyoruz. Bizler her zaman olduğu gibi ülkemiz için üretmeye, katma değer yaratmaya, ihracatımızı artırmaya ve Türk madencilik sektörünün sesini dünyanın dört bir yanında duyurmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, AMORF ile temel hedeflerinin; Anadolu’nun binlerce yıllık doğal taş kültürünü çağdaş tasarımla buluşturmak, tasarımcılarımızın yaratıcı bakış açısını sektörümüzün güçlü üretim altyapısıyla bir araya getirmek ve doğal taş ihracatımızda katma değeri artıracak yeni ürünlerin önünü açmak olduğunun altını çizdi. Doğal taşın yalnızca bir yapı veya kaplama malzemesi değil; dokusu, yüzeyi, kütlesi, dayanıklılığı ve zamansızlığıyla insan yaşamına değer katan güçlü bir tasarım malzemesi olduğuna temas eden Öztürk, “Bu yıl yarışmamıza katılan tasarımcılarımız doğal taşı farklı kullanım alanları, yeni üretim teknikleri, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimi ekseninde yeniden yorumladılar. Yarışmamıza fikirleriyle değer katan tüm tasarımcılarımızı gönülden kutluyorum. Dereceye giren tasarımcılarımızı ayrıca tebrik ediyor, ortaya koydukları çalışmaların üretime ve uluslararası pazarlara taşınmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. Doğal taş ihracatında 7 ayrı kategoride dağıtılan 35 ödüle de değinen Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Bu ödüller yalnızca ihracat rakamlarında elde edilen başarının değil; üretimin, istihdamın, uluslararası pazarlarda gösterilen kararlılığın ve Türk doğal taşının dünya çapındaki güçlü konumuna yapılan katkının da bir göstergesi. Zorlu küresel rekabet koşullarına rağmen ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştıran, yeni pazarlara açılan, tasarıma, teknolojiye ve sürdürülebilir üretime yatırım yapan tüm firmalarımızı yürekten kutluyorum.” Eriten; “Dünya doğal taş ihracatının yüzde 12,7’sini yapıyoruz” Türk doğal taş sektörünün 2025 yılında 2,1 milyar dolarlık ihracatla Çin ve İtalya'dan sonra en fazla doğal taş ihracatı eden ihracatı gerçekleştiren 3. ülke konumunda bulunduğunu dillendiren Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Alper Eriten dünya doğal taş ihracatının yüzde 12,7'sinin ülkemiz tarafından gerçekleştirilmekte olduğunun altını çizdi. “Türk doğal taşının kalitesi ve estetik gücüyle dünya pazarlarında önemli bir yer edinmiş olması bizler için gurur vericidir” tespitinde bulunan Eriten, “Şunu gururla belirtmek isterim ki yine sektörümüz yerli makine teçhizat kullanımı ile ithal girdisi en az olan sektörlerimiz arasında gelmektedir. Ancak bizler bu başarılarla yetinmeyip tasarımıyla öne çıkan ve markalaşmış ürünlerle küresel pazarlarda daha sağlam ve etkili bir sektör yapısı oluşturmayı hedefliyoruz. Ticaret Bakan lığı olarak bu düsturla ihracata hazırlık aşamasından küresel firmalara tedarikçi olmaya, tanıtımdan fuar katılımlarına, yurt dışı dağıtım kanalları oluşturmaktan küresel marka olmaya kadar ihracatın her aşamasına, ihracatçımızın her adımına destek veriyor ve sektördeki tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya gayret gösteriyoruz. Türk doğal taşını global pazarlarda daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Doğal taş sektörüne yönelik olarak 23 adet UR-GE projemiz bulunuyor. Yurt dışı fuarlar kapsamında sektörümüze yönelik olarak 2026 yılında ilk 8 ayda 8 fuar destek kapsamına alındı. Türk malı ve hizmeti imajını daha da güçlendirmek amacıyla titizlikle tasarlanan TURQUALITY tanıtım projelerimizden ikisi de doğal taş sektörüne ait. Biri İMİB koordinatörlüğünde yürütülen Land of Stones, diğeri de DENİB organizasyonunda yürütülen TURQUALITY Projesi” diyerek sözlerini noktaladı. Amorf Proje Tasarım Yarışması Ödül Töreni – Doğal Taş Gala Gecesi Ödül Grupları TOPLAM DOĞAL TAŞ 1. AYTAN MERMER MADENCİLİK İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. ŞUAYP DEMİREL 3. METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. 4. CEM-MER DOĞALTAŞ İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. İŞLENMİŞ DOĞAL TAŞ 1. METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. 2. CEM-MER DOĞALTAŞ İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 3. TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 4. D-STİL MERMER DIŞ TİCARET İÇ MİMARLIK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. CEMAR TRAVERTİNE MERMER GRANİT SAN. VE TİC. A.Ş. BLOK DOĞAL TAŞ 1. AYTAN MERMER MADENCİLİK İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. ŞUAYP DEMİREL 3. BAZALTO MADENCİLİK TARIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 4. SEZGİN MERMER SAN. VE TİC. A.Ş. 5. MAKOMAR MERMER VE MADEN İNŞ. SAN VE TİC. LTD. ŞTİ GRANİT 1. AKTAŞ GRANİT ZAHİRE MADENCİLİK NAKLİYE PETROL İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. İZ GRANİT MADENCİLİK LOJİSTİK İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 3. BEGRADO MADENCİLİK GRANİT A.Ş. 3. KOZAK ENERJİ VE MADENCİLİK A.Ş. 4. BERGAMA STONE MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. 5. OLYMPOS NATURSTEİN DOĞAL TAŞ MADENCİLİK İÇ VE DIŞ TİC. SAN. LTD. ŞTİ. KATMA DEĞERLİ İHRACAT (2025 yılı ihracat birim fiyatı sıralı, en az 1 milyon ihracat yapan) 1. STONETECH MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 2. AYGÜNLER DOĞAL TAŞ AKARYAKIT TURİZM OTOMOTİV İNŞ. NAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 3. OZ HAMAM İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. 4. MEGAMER PROJE MERMER MADEN DEKORASYON İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. MARMOSİUM MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KATKI SAĞLAYAN YENİ ÜYELER (2025 yılında üye olan doğaltaş ihracatçıları ihracat sıralı ilk 5) 1. STONETECH MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 2. MARVAN ATAYA MERMER SAN. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. 3. HAZ MARBLE MÜHENDİSLİK İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. 4. MTS DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 5. MARBLEST MADENCİLİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. YENİ PAZARLAR (2025 yılında TR Doğaltaş ihracatının %100’den fazla arttığı ülkelere EMİB’den ihracat yapan üyelerimiz, her bir ülke için en yüksek ihracatı yapan firma ve her firmanın o ülkeye ihracatı 100.000 USD’den fazla) GİNE - METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. NİJERYA - EGESAN MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. TURKS VE CAICOS ADASI- TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD ŞTİ ST. LUCIA - SEZGİN MERMER SAN. VE TİC. A.Ş. HOLLANDA ANTİLLERİ - TRENDINTERNATIONAL DOĞALTAŞ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orzax’ın Üretim Gücü Nuvita İlaç, Ar-Ge 500’de Yükselişini Sürdürdü Haber

Orzax’ın Üretim Gücü Nuvita İlaç, Ar-Ge 500’de Yükselişini Sürdürdü

Ekonomi ve iş dünyası portalı Turkishtime’ın geleneksel olarak gerçekleştirdiği Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması’nın 2025 yılı sonuçları açıklandı. Türkiye ihracat sıralamasındaki ilk 500 firma, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na kayıtlı Ar-Ge merkezine sahip şirketler ve Ar-Ge verilerini Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) aracılığıyla paylaşan firmalardan elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan araştırmada, Orzax’ın üretim gücü Nuvita İlaç, Ar-Ge alanındaki performansıyla sıralamadaki yükselişini sürdürdü. Geçen yıl Türkiye’nin en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketleri arasında 248’inci sırada bulunan Nuvita İlaç, bu yıl 17 basamak ilerleyerek 231’inci sıraya yerleşti. 2025 yılında Ar-Ge yatırımlarını yüzde 53,8 artırarak 84,8 milyon TL’ye ulaştıran şirket, Ar-Ge yatırımlarındaki istikrarlı performansıyla Türkiye’nin ilk 250 şirketi arasındaki yerini korudu. Ar-Ge proje sayısında 24 basamaklık yükseliş Nuvita İlaç, Ar-Ge yatırımlarının yanı sıra yürüttüğü proje sayısıyla da önemli bir ilerleme kaydetti. Ar-Ge proje sayısını 38’den 49’a çıkararak yüzde 28,9 artıran şirket, geçen yıl en fazla Ar-Ge projesi yürüten ilk 100 şirket arasında 65’inci sırada yer alırken, bu yıl 24 basamak birden yükselerek 41’inci sıraya çıktı. Bu sonuçla Nuvita İlaç, Türkiye’de en fazla Ar-Ge projesi yürüten ilk 50 şirket arasına girmeyi başardı. Kalite anlayışı ve uluslararası standartlara uygun üretim yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Nuvita İlaç, Ar-Ge çalışmalarını değişen ihtiyaçlara yenilikçi çözümler geliştirme, bilimsel bilgiyi katma değere dönüştürme ve üretim yetkinliklerini ileriye taşıma hedefleri doğrultusunda sürdürüyor. “Ar-Ge’deki yükselişimizi sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz” Nuvita İlaç Ar-Ge Müdürü Akif Emre Kavak, Ar-Ge 500 Araştırması sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Ar-Ge’yi sürdürülebilir büyümemizin ve üretimde katma değer yaratma hedefimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bilimsel birikimi üretim yetkinliğimizle buluşturarak geliştirdiğimiz projelerle hem sektörümüzün gelişimine hem de ülkemizin Ar-Ge ekosistemine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz yenilikçi çalışmalarla yeni ürün ve üretim çözümleri geliştirirken, stratejik hammaddeler alanındaki yetkinliğimizi de sürekli ileriye taşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de bilime ve inovasyona yatırım yapmayı sürdürerek insan sağlığına değer katan, yenilikçi ve yüksek katma değerli çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek Haber

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026 tarihinde duyurulan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) hakkında görüşlerini paylaştı. OVP kapsamında makroekonomik istikrarın pekiştirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının tesisi ve mali disiplinin korunmasının yanı sıra; verimliliğin artırılması, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi, dijital ve yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ile ekonomik direncin artırılmasının temel politikalar arasında yer almasını kıymetli bulduklarını belirten Vatansever, teknoloji stratejilerinin büyüme ve küresel rekabet gücüyle her geçen gün daha entegre hale geldiğini vurguladı. “Büyümenin niteliğini teknoloji yoğunluğu belirleyecek” OVP projeksiyonlarına göre Türkiye ekonomisinin 2027 yılında yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 oranında büyümesi; program dönemi sonunda toplam millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başı gelirin 25 bin dolara ve mal ile hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Söz konusu dönemde yaklaşık 2,1 milyon yeni istihdam yaratılması ve işsizlik oranının 2029 itibarıyla yüzde 7,6’ya çekilmesi planlanırken; enflasyonun 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 ve 2029’da yüzde 9 seviyelerine indirilmesi hedefleniyor. Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısında gerçekleştirilecek dönüşümün kritik olduğuna değinerek şu değerlendirmeleri yaptı: “Ekonomik büyüklükte 2,2 trilyon dolar eşiğini aşmak büyük önem taşıyor. Bununla beraber, bu ekonominin ne kadarının yazılım, bilgi, teknoloji, mühendislik ve yüksek katma değerli işlerden meydana geldiği, uzun vadeli rekabet gücümüzü tayin edecektir. Türkiye’nin büyüme kalitesi, teknoloji yoğunluğumuzu ne ölçüde artırabildiğimizle ortaya çıkacaktır.” “Üretimdeki bilgi ve teknoloji payını yükseltmeliyiz” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda, büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi amacıyla sanayi üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun artırılması, hizmet sektöründe ise bilgi ve teknoloji odaklı yüksek katma değerli faaliyetlerin ön plana çıkarılmasına yönelik vizyonunu değerlendiren Vatansever, üretim yapısındaki teknolojik içeriğin artırılmasının önemine işaret etti. Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ek kredi desteği sağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji odaklı yatırımlar için tahsis edilen 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğini açıklamasını da yerinde bulan Vatansever şunları ekledi: “Türkiye’nin gayesi sadece niceliksel olarak daha fazla üretmek olmamalıdır. Ürettiğimiz mal ve hizmetlerin içerisine daha fazla tasarım, yazılım, mühendislik, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet entegre edebilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin ötesinde, barındırdığı bilgi ve teknoloji ihracat değerimizi belirleyen temel unsurdur.” Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda; yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleri aracılığıyla enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımını değerlendiren Vatansever, bu adımın yapay zekânın reel ekonomiyle olan bağını somutlaştırdığını ifade etti. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekânın yarattığı ekonomik değer, sadece yapay zekâ şirketlerinin piyasa büyüklüğü ile ölçülmez. Eğer bir fabrika enerji tüketimini düşürüyor, üretim planlamasını optimize ediyor, makine parkurunu daha verimli işletiyor veya hata payını azaltıyorsa, doğrudan ekonomik değer üretmiş olur. Yapay zekâyı reel sektöre ne kadar yayabilirsek, toplam verimlilik artışını o denli güçlü hissederiz.” “Dijital dönüşüm artık bir verimlilik politikasıdır” OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine dair politikaları yorumlayan Vatansever, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji firmaları için değil, tüm ekonomi için bir verimlilik kaldıracı haline geldiğini belirtti. “Bir işletmenin mevcut kaynaklarla daha fazla üretim yapması, hammadde ve enerjiyi daha etkin kullanması, süreçlerini hızlandırıp hataları minimize etmesi doğrudan ekonomik verimlilik demektir. Bu sebeple dijital dönüşümü artık sadece bir bilişim yatırımı değil, temel bir verimlilik politikası olarak görmeliyiz” dedi. KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak Teknolojik dönüşümün sadece büyük ölçekli işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Vatansever, Türkiye’nin güçlü KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından kritik olduğunu ifade etti. “Büyük ölçekli firmaların ileri teknoloji yatırımları değerlidir; ancak binlerce KOBİ’nin stok yönetiminden üretime, finanstan satışa kadar tüm süreçlerini dijital araçlarla optimize etmesi, ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi, yaygınlaştığı noktada ortaya çıkar” şeklinde değerlendirmede bulundu. “Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı müstakil bir politika alanı olarak tanımlaması ve stratejik alanlarda dışa bağımlılığı azaltarak ekonominin şoklara karşı direncini artırma yönündeki yaklaşımını değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık için stratejik bir önem kazandığını söyledi. Yılmaz’ın özellikle savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi kritik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik oranlarının artırılmasına dair açıklamalarına değinen Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik güvenlik günümüzde sadece enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değildir. Yarı iletkenlerden yapay zekâya, siber güvenlikten haberleşme altyapılarına kadar kritik teknolojilere erişim sağlayabilmek ve bu alanlarda yerli mühendislik kapasitesi geliştirmek, ekonomik dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olmuştur.” “Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketlerinin merkez operasyonlarına yönelik yatırım stratejilerini vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle beraber yatırım kavramının evrildiğini belirtti. Vatansever şöyle konuştu: “Günümüzde bir ülkeye yatırım gelmesi sadece fabrika binası kurulması demek değildir. Küresel bir teknoloji şirketinin yazılım ekibini, Ar-Ge merkezini, veri altyapısını veya bölgesel yönetimini Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli bir doğrudan yatırımdır. Bu tür yatırımlar beraberinde güncel bilgi, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getirir.” 450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracat payının artırılmasına yönelik yaklaşım, Türkiye’nin rekabet gücü açısından kritik rol oynuyor. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “450 milyar dolarlık ihracat hedefi içerisinde dijital hizmetlerin ve yüksek teknoloji ürünlerinin payını yükseltmek, uzun vadeli rekabet gücümüz için hayatidir. Siber güvenlik, yapay zekâ çözümleri, veri hizmetleri, oyun, finansal teknolojiler ve yazılım, Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin temel taşları olabilir.” Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına dair çalışmaların süreceğini belirtmesini değerlendiren Vatansever, finansal teknolojiler ve ödeme sistemlerinin dijital ekonominin temel taşı olduğunu söyledi. “Ödeme sistemlerinin yenilikçi, güvenli ve esnek olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan tetikler. Dijital Türk Lirası çalışmalarını, bu kapsamlı finansal teknoloji dönüşümünün en önemli halkalarından biri olarak görmekteyiz” dedi. “Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir” Vatansever değerlendirmelerini şu sözlerle noktaladı: “2027–2029 Orta Vadeli Program’ın; mali disiplin, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanına teknolojik dönüşüm, verimlilik, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını eklemesini çok değerli buluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonuyla hazırlanan bu yaklaşımın, Türkiye’nin sadece ekonomik hacmini değil, aynı zamanda ekonomimizin niteliğini ve küresel rekabet gücünü artıracak bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz. Teknolojik kapasitemizi verimlilik artışına, ihracata ve üretime dönüştürebildiğimiz ölçüde; daha dayanıklı, daha rekabetçi ve yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapı inşa edebiliriz.”

Gültepe: Türkiye'yi E-ihracatta Marka Ülke Yapacağız Haber

Gültepe: Türkiye'yi E-ihracatta Marka Ülke Yapacağız

Ticaret Bakanlığının liderliğinde, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) koordinasyonunda ve Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX 2026), 3-5 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştiriliyor. Bu yıl ikinci kez düzenlenen zirvenin açılışına Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol, ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu ile iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. “Beyond Borders” temasıyla gerçekleştirilen IGEXX 2026, 60 ülkeden 4 bin alıcının yanı sıra küresel e-ticaret ekosisteminin önemli aktörlerini İstanbul'da buluşturuyor. “Üretim gücümüzü erişim gücüyle buluşturmalıyız” Zirvenin açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, küresel ticarette e-ihracatın stratejik öneminin giderek arttığını söyledi. Dijitalleşmenin firmaların dünya pazarlarına erişimini hızlandırdığına dikkat çeken Gültepe, “Eskiden bir firmanın dünyaya açılması uzun yıllar alıyordu. Bugün ise doğru platformlarda dünyanın her noktasına ürün satabilmek mümkün. Dolayısıyla üretim gücümüzü erişim gücüyle buluşturmalıyız. Ben ülkemizin üretim gücüne güveniyorum. Bu gücü daha fazla pazara, daha fazla tüketiciye ulaştırmamız ve daha fazla katma değer elde etmemiz gerekiyor. E-ihracat burada çok önemli bir fırsat sunuyor.” dedi. Önümüzdeki dönemde e-ihracatın hızlı büyümesini sürdüreceğini vurgulayan Gültepe, Türkiye olarak bu dönüşümün öncüsü olmayı hedeflediklerini belirtti. Gültepe, “Bir ürün bir firmayı, bir firma bir sektörü, bir sektör bir ülkeyi marka yapabilir. Bugün e-ihracat, üreticilerimize bu yolculuğu çok daha hızlı ve çok daha geniş bir coğrafyada gerçekleştirme imkânı veriyor. Bu nedenle 60 ülkeden 4 bin alıcıyı ağırlayan IGEXX'i, dünyaya açılacak firmalarımızın buluşma noktası olarak görüyorum.” diye konuştu. “E-ihracatın payını yüzde 10'a çıkarmaya kararlıyız” Türkiye'nin dijital ticaret kapasitesinin hızla büyüdüğüne işaret eden Gültepe, 2025 yılında e-ticaret hacminin yüzde 52,2 artışla 4,5 trilyon lirayı aştığını, e-ihracattan elde edilen döviz gelirinin ise 5 milyar doların üzerine çıktığını söyledi. Türkiye'nin mevcut kapasitesiyle çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Gültepe, “Orta vadede e-ihracatın toplam ihracatımızdaki payını yüzde 10'a çıkarmaya kararlıyız. İşte bu hedef doğrultusunda küresel e-ticaret ekosistemini İstanbul'da bir araya getiriyoruz. 3 trilyon dolarlık hacmi temsil eden 40 küresel pazaryeri bugün İstanbul'da.” ifadelerini kullandı. “Türkiye'ye yalnızca pazar olarak değil, ortak olarak bakın” Küresel pazaryerlerine ve platform temsilcilerine de seslenen Gültepe, Türkiye'nin güçlü üretim ve ihracat altyapısına dikkat çekti. Türkiye'nin 280 milyar dolarlık ihracatıyla önemli bir üretim üssü olduğunu vurgulayan Gültepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “160 bini aşkın firmamız ve 27 sektörümüzle 200'ü aşkın ülke ve bölgeye tedarik ve hizmet sağlıyoruz. Üretimimiz hazır, ihracatçımız hazır, Türkiye hazır. Türkiye'ye yalnızca pazar olarak değil, ortak olarak bakın. Bizim gücümüz üretim, sizin gücünüz erişim. Güçlerimizi birleştirdiğimizde hepimiz kazanırız. Sizleri daha fazla Türk üreticisini küresel ağlarınıza katmaya davet ediyorum.” “Türkiye'yi e-ihracatta marka ülke yapacağız” İhracatçılara da IGEXX'in sunduğu fırsatlardan yararlanma çağrısında bulunan Gültepe, “Beyond Borders”, yani “Sınırların Ötesinde” temasının Türkiye'nin e-ihracat vizyonunu güçlü biçimde yansıttığını belirtti. Gültepe, “Erişimde sınırları aşacağız. Markalaşmada sınırları aşacağız. Ölçekte sınırları aşacağız. El birliğiyle Türkiye'yi e-ihracatta marka ülke yapacağız.” dedi. Zirvenin gerçekleştirilmesindeki liderliği dolayısıyla Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Ticaret Bakanlığına teşekkür eden Gültepe, ETİD ve ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu'na da katkılarından dolayı teşekkürlerini iletti. E-ihracat başarı ödülleri sahiplerini buldu IGEXX 2026 kapsamında düzenlenen E-İhracat Başarı Ödülleri'nde, e-ihracat alanında gösterdikleri başarılarla öne çıkan firmalar ödüllendirildi. Ödüller, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ve ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu tarafından takdim edildi. Programda Almir Organizasyon, Asır Group, Erve Tekstil, Evle Global, Gulsha, Has-Mob, Heep Mücevherat, Kayra Export, Lazika, Neda Trade, Pamuka, the Champ Global, Unit Uluslararası, Benasse, Dekor Sanat ve OMAC firmaları E-İhracat Başarı Ödülü'ne layık görüldü. Zirve kapsamında ayrıca IGEXX 2026'nın Diamond Partnerleri Amazon Türkiye, Hepsiburada, Horoz Lojistik ve n11 ile Stratejik Partneri Trendyol'a katkılarından dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TCK by Kıraç ve Nordic Deployment’dan  11 Pazarı Kapsayan Stratejik İş Birliği Haber

TCK by Kıraç ve Nordic Deployment’dan 11 Pazarı Kapsayan Stratejik İş Birliği

Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerini kapsayan toplam 11 pazara yönelik geliştirilen iş birliğinin; ilk aşamada satış ve pazarlama faaliyetleriyle başlaması, ilerleyen dönemde ise üretim, montaj ve entegrasyon kabiliyetleriyle genişletilmesi planlanıyor. İş birliği kapsamında TCK by Kıraç, Nordic Deployment’ın teknolojik çözümleri ile kendi üretim ve bölgesel pazar kabiliyetlerini bir araya getirerek Türkiye’yi söz konusu coğrafyalara hizmet verebilecek güçlü bir bölgesel merkez haline getirmeyi hedefliyor. Teknoloji sahada uygulamalı olarak gösterildi TCK by Kıraç’ın Bozüyük tesisinde gerçekleştirilen saha çalışmasına Nordic Deployment CEO’su Kalle Skogstrand ve Nordic Deployment Partneri Navid Godman da katıldı. Nordic Deployment tarafından geliştirilen şişirilebilir modüler yapılar, geçici köprü sistemleri ve büyük ölçekli hangarlar sahada kurularak farklı operasyon senaryoları üzerinden uygulamalı olarak gösterildi. Nordic Deployment’ın teknolojisi kapsamında bazı modüler sistemler yaklaşık 10 dakika içerisinde kurulabiliyor ve ihtiyaç sona erdiğinde sökülerek farklı bir noktada yeniden kullanılabiliyor. Geçici köprü çözümleri; sel, afet veya mevcut ulaşım altyapısının zarar gördüğü durumlarda ulaşımın kısa sürede yeniden sağlanmasına yönelik alternatif oluşturuyor. Nordic Deployment’ın çözüm portföyünde 3-4 tonluk araçların geçişine uygun geçici köprü sistemleri de bulunuyor. Yaklaşık iki saatte kurulabilen büyük ölçekli hangarlar; askeri araç ve hava araçlarının korunmasının yanı sıra Sahra hastanesi, geçici depolama alanı, şantiye altyapısı ve farklı operasyon ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor. Serkan Malçok: “Teknolojiyi Türkiye’de üretilebilir ve bölgeye ihraç edilebilir bir sanayi kabiliyetine dönüştürmek istiyoruz” TCK by Kıraç A.Ş. Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serkan Malçok, Nordic Deployment ile geliştirilen iş birliğinin şirketin katma değerli üretim ve uluslararası büyüme yaklaşımıyla örtüştüğünü belirtti. “Biz TCK by Kıraç olarak her alana girmek yerine, mevcut sanayi kabiliyetimizi daha yüksek katma değer yaratabileceğimiz alanlara taşımayı tercih ediyoruz. Nordic Deployment’ın geliştirdiği teknolojilerin özellikle savunma, afet ve kriz yönetimi alanlarında önemli kullanım potansiyeli olduğunu görüyoruz. İlk aşamada bu sistemlerin Türkiye ve sorumluluğumuzdaki bölge pazarlarında doğru kullanıcılarla buluşmasına odaklanıyoruz. Devamında hedefimiz, uygun ürün ve süreçlerde üretim, montaj ve entegrasyon kabiliyetini Türkiye’ye taşımak. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısını, TCK by Kıraç’ın üretim tecrübesini ve Nordic Deployment’ın teknolojisini bir araya getirerek buradan yalnızca Türkiye’ye değil, toplam 11 pazara ulaşabilecek sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bizim için asıl değer, yalnızca bir ürünün satışını gerçekleştirmek değil; teknolojiyi üretim kabiliyetiyle birleştirerek ülkemizde katma değer oluşturmak ve Türkiye’den bölgesel pazarlara açılabilmektir.” Başköy yatırımında üretim, montaj ve entegrasyon perspektifi İş birliğinin ilerleyen aşamalarında TCK by Kıraç’ın Bursa Başköy’deki yeni yatırımının da önemli bir rol üstlenmesi planlanıyor. Taraflar arasındaki iş birliğinin gelişimine ve pazarlardaki talebe bağlı olarak Nordic Deployment ürünlerinin belirli üretim aşamalarının yanı sıra montaj ve entegrasyon süreçlerinin Başköy’de gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Bu yapı ile TCK by Kıraç’ın mevcut metal işleme ve üretim kabiliyetlerinin, savunma ve acil müdahale teknolojileri gibi daha yüksek katma değerli alanlara taşınması amaçlanıyor. Ali Osman Küçük: “Sistemi sahada göstermek kullanım alanlarının anlaşılması açısından önemli” TCK by Kıraç A.Ş. Genel Müdürü Ali Osman Küçük, Nordic Deployment ile SAHA EXPO’da başlayan temasların sahadaki uygulamayla yeni bir aşamaya taşındığını belirtti. “Bu sistemlerin en önemli özelliklerinden biri hızlı kurulabilmeleri ve ihtiyaç sona erdiğinde başka bir noktaya taşınabilmeleri. Amacımız ilgili kurum ve kullanıcıların teknolojiyi yalnızca doküman üzerinden değil, sahada görerek değerlendirmelerini ve kullanım alanlarını doğrudan deneyimlemelerini sağlamak. Ürünlerin sahada görülmesiyle kullanım potansiyelinin daha iyi anlaşılacağına inanıyoruz.” Nordic Deployment: “Türkiye daha geniş bir coğrafyaya ulaşmak için stratejik bir konumda” Nordic Deployment CEO’su Kalle Skogstrand ise Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunun iş birliği kararlarında önemli rol oynadığını belirtti. Skogstrand, TCK by Kıraç’ın Türkiye ve Avrupa’daki bilinirliği, bölgesel pazar ağı ve uluslararası büyüme hedeflerinin şirketi iş birliği açısından öne çıkardığını ifade etti. Nordic Deployment, TCK by Kıraç’ın bölgedeki ağı üzerinden çözümlerini Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerine ulaştırmayı hedefliyor. Taraflar arasındaki iş birliğinin ilk aşamada satış ve pazarlama faaliyetleriyle geliştirilmesi; ilerleyen dönemde ise pazar koşulları ve talep doğrultusunda üretim, montaj ve entegrasyon alanlarında genişletilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım, Sanayi, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı Tekirdağ’da Kapılarını Açtı Haber

Tarım, Sanayi, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı Tekirdağ’da Kapılarını Açtı

Program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Protokol konuşmalarının ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve diğer protokol üyelerinin katılımıyla kurdele kesilerek fuarın açılışı gerçekleştirildi. CANDAN BAŞKAN: “BÖYLESİ FUARLAR, TEKNOLOJİYLE ÜRETİCİYİ BULUŞTURMALARI AÇISINDAN ÇOK KIYMETLİ” Açılış programında konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Tekirdağ’ın tarım, sanayi, turizm, üniversite ve limanlarıyla ülkeye katma değer sağlayan güçlü bir üretim kenti olduğunu belirterek üretimin sürdürülebilirliği açısından teknoloji ve tarımsal desteklerin önemine dikkat çekti. İklim değişikliği ve üretim koşullarının giderek zorlaştığına değinen Candan Başkan, fuarın üreticiler açısından yeni fırsatlar sunacağını ifade ederek şunları söyledi: “Ülkemizin bütün şehirleri birbirinden güzel ama Tekirdağımız bize en güzel geliyor. Bir tarafı tarım, bir tarafı sanayi, bir tarafı turizm, bir tarafı üniversite, bir tarafı limanlarıyla gerçekten çok güçlü ve ülkesine katma değer yaratan, her koşulda üretmeye devam eden bir şehir. Bizim gücümüz üretimimiz. Sanayimiz çok güçlü, tarımımız da bir o kadar güçlü. Üreticilerimiz üretmeye devam etmek istiyor ama üretim giderek zorlaşıyor. Dünya değişiyor, iklim değişiyor, teknoloji çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla böylesi fuarlar, teknolojiyle üreticiyi buluşturması, farkındalığı artırması, bilgilendirmesi ve yeni fırsatlar sunması açısından çok kıymetli. Bunun yanında tarımsal destekleri, hayvancılığı desteklemeyi çok kıymetli buluyoruz. Göreve geldiğimiz günden beri bizler de elimizden geldiğince bu destekleri artırarak üretim noktasında hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz.” “SUYU VE DENİZLERİMİZİ KORUMAK BİZLER İÇİN ÇOK ÖNEMLİ” Konuşmasının devamında geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığa ve su kaynaklarının korunmasının üretim açısından önemine değinen Başkan Yüceer, tarımın ve üretimin güçlendirilmesinin altyapı yatırımlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını şu şekilde noktaladı: “Geçtiğimiz sene çok büyük bir kuraklık yaşadık. Bu sene çok şükür daha iyi yağış aldık. Su bizim için çok kıymetli. İklim değişikliğin yanında özellikle altyapı yatırımları, suya yatırım, suyu ve denizlerimizi korumak bizler için çok önemli. Çünkü bunların olmadığı yerde üretimi, tarımı güçlendirmek mümkün değil. Hepsi bir bütün. Bu bütün içerisinde bizler de gerek şehrimize gerek ülkemize katkı sunmak için var gücümüzle çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Şehrimize daha çok destek, daha çok ilgi ve alaka bekliyoruz. Bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, fuarın üreticilerimize ve esnafımıza hayırlı, bol kazançlı olmasını diliyorum.” 1-5 Eylül tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak fuarda tarım, sanayi, hayvancılık ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren sektör temsilcileri ürün ve hizmetlerini tanıtacak. Açılışa Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Edirne Valisi Yunus Sezer, Tekirdağ milletvekilleri Mestan Özcan, Gökhan Diktaş, Çiğdem Koncagül, İlhami Özcan Aygun, Nurten Yontar ve Cem Avşar, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Süleymanpaşa Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, il protokolü, tarım sektörü temsilcileri, basın mensupları ve vatandaşlar katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Paris’te Gücünü Gösterecek Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Paris’te Gücünü Gösterecek

Dünya moda endüstrisinin önemli merkezlerinden Paris’te yılda iki kez düzenlenen Premiere Vision Paris; hazır giyimden kumaşa, iplikten deriye, aksesuardan tasarıma kadar moda endüstrisinin tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturuyor. EHKİB, 19 Türk hazır giyim ihracatçısıyla fuarda yer alarak sektörün üretim kabiliyetini, tasarım gücünü, esnek üretim altyapısını ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümünü uluslararası alıcılara tanıtacak. Bağcı: “Fransa dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Avrupa Birliği’nin Türkiye hazır giyim sektörünün en önemli ihracat pazarı olduğunu, Fransa’nın ise sektör açısından stratejik ülkelerin başında geldiğini söyledi. Türkiye’nin Fransa’ya hazır giyim ihracatının 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 468 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini paylaşan Bağcı, şöyle devam etti: “Fransa, Türkiye genelinde en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdiğimiz 6’ncı büyük pazar konumunda. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz açısından ise Fransa 8’inci büyük ihracat pazarımız. Fransa 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı gerçekleştirdi. ABD ve Almanya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı konumunda bulunuyor. Türkiye ise Çin, Bangladeş ve İtalya’nın ardından Fransa’nın dördüncü büyük giyim tedarikçisi. Bu tablo, Fransa pazarının sektörümüz açısından taşıdığı potansiyeli açık şekilde ortaya koyuyor.” “Türkiye fuarın en güçlü katılımcı ülkeleri arasında” Premiere Vision Paris’in Türk moda endüstrisinin Avrupa’daki konumunu güçlendirmesi açısından kritik bir platform olduğunun altını çizen Bağcı, Türkiye’nin fuardaki güçlü varlığının uzun yıllara dayandığını dile getirdi. Bağcı, “Türkiye; yaklaşık 200 kumaş, hazır giyim, deri ve aksesuar üreticisiyle Premiere Vision Paris’e en fazla katılımcı gönderen ülkelerin başında geliyor. Bu güçlü katılım, Türk moda endüstrisinin küresel tedarik zincirindeki öneminin de göstergesi. Türkiye olarak Avrupa’ya coğrafi yakınlığımız, hızlı ve esnek üretim kabiliyetimiz, güçlü tekstil ve hazır giyim altyapımız, tasarım yetkinliğimiz ve sürdürülebilir üretime yönelik yatırımlarımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz.” diye konuştu. “Fiyat rekabetinden katma değer rekabetine geçmek zorundayız” Türk hazır giyim sektörünün son yıllarda küresel pazarlarda yoğun bir rekabet ortamıyla karşı karşıya olduğuna işaret eden Bağcı, artan üretim maliyetleri nedeniyle Türkiye’nin özellikle fiyat odaklı siparişlerde Asyalı ve Kuzey Afrikalı rakipleriyle rekabet etmekte zorlandığını vurguladı. Bağcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Hazır giyim sektörümüzün küresel rekabette yeniden ivme kazanması için fiyat rekabetinden ziyade tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, hızlı teslimat ve yüksek katma değerli üretime odaklanması gerekiyor. Avrupa’nın yakın coğrafyadan tedarik eğilimi Türkiye açısından önemli bir fırsat. Bu avantajı kalıcı hale getirmek için müşterilerimizle doğrudan temasımızı artırmamız ve uluslararası fuarlarda güçlü şekilde yer almamız gerekiyor. Premiere Vision Paris’i bu açıdan yalnızca bir fuar değil, sektörümüzün Avrupa’daki mevcut müşterileriyle ilişkilerini geliştirdiği ve yeni iş bağlantıları kurduğu stratejik bir platform olarak görüyoruz.” Seyfeli: “Fransa pazarındaki payımızı korumak ve büyütmek istiyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Komitesi Başkanı Seray Seyfeli ise Türk hazır giyim sektörünün son dönemde artan üretim maliyetleri nedeniyle geçmiş yıllardaki maliyet avantajını önemli ölçüde kaybettiğine dikkat çekti. Türkiye’nin Fransa pazarındaki güçlü konumunu korumasının sektör açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Seyfeli, “Fransa pazarında hemen arkamızda Hindistan, Vietnam ve Tunus gibi güçlü ihracatçı ülkeler bulunuyor. Bu ülkelere karşı mevcut konumumuzu korumak ve pazar payımızı artırmak için müşterilerimizle yakın temas halinde olmamız gerekiyor. Premiere Vision Paris gibi sektörün küresel ölçekte referans kabul edilen fuarlarına düzenli katılım sağlamamız bu nedenle çok önemli.” dedi. “Müşteriye yakın olmak her zamankinden daha önemli” Avrupalı markaların tedarik kararlarında fiyatın yanı sıra hız, esneklik, kalite, düşük adetli üretim kabiliyeti, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik kriterlerinin giderek daha belirleyici hale geldiğine işaret eden Seyfeli, Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğunu kaydetti. Seyfeli, “Avrupa pazarına yakınlığımız sektörümüzün en önemli avantajlarından biri. Ancak yalnızca coğrafi yakınlık yeterli değil. Alıcıların değişen beklentilerini yakından takip etmek, sürdürülebilir üretim altyapımızı geliştirmek, tasarım ve koleksiyon gücümüzü artırmak ve müşterilerimizle sürekli iletişim halinde olmak zorundayız. PV Paris bu anlamda sektörümüz için son derece değerli. EHKİB olarak fuara 19 firmamızla katılıyoruz. Firmalarımızın yeni müşterilere ulaşmasını sağlarken mevcut müşterileriyle ticari ilişkilerini güçlendirmelerini hedefliyoruz.” diye konuştu. 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üretici Paris’te buluşacak Küresel moda endüstrisinin önemli buluşma noktalarından Premiere Vision Paris Fuarı, dünyanın dört bir yanından tekstil ve moda profesyonellerini bir araya getirecek. Fuar kapsamında iplik, kumaş, deri, hazır giyim, aksesuar ve tasarım başta olmak üzere moda endüstrisinin farklı alanlarında faaliyet gösteren 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üreticinin koleksiyonlarını uluslararası alıcıların beğenisine sunması bekleniyor. Premiere Vision Paris’in Şubat 2026 edisyonunu yaklaşık 20 bin sektör profesyoneli ziyaret etmişti. Eylül buluşmasında da dünyanın önde gelen moda markalarının satın alma ekipleri, tasarımcılar, üreticiler, tedarikçiler ve sektör profesyonellerinin Paris’te bir araya gelmesi bekleniyor. EHKİB’den uluslararası pazarlarda kesintisiz tanıtım Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Türk hazır giyim sektörünün uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmak, ihracatçıların yeni müşterilere ulaşmasını sağlamak ve mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na uzun yıllardır düzenli olarak milli katılım organizasyonu gerçekleştiriyor. EHKİB, 1-3 Eylül 2026 tarihlerindeki organizasyonla Premiere Vision Manufacturing Paris’e 21’inci kez milli katılım gerçekleştirerek Ege Bölgesi’nin tasarım, üretim, kalite ve sürdürülebilirlik kabiliyetini dünyanın önde gelen moda profesyonelleriyle buluşturacak. Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na EHKİB milli katılımıyla katılan firmalar: AKÇAKAYA GROUP TEKSTİL BETA KONF. TEKSTİL BETOBE TEKSTİL BÜŞRA TRİKO TEKSTİL COLLETTİ TOROSAN DEMİRIŞIK TEKS. KONF. DND TEKSTİL FORMAL TRİKO TEKSTİL GÜLSEN TEKS. İYA TEKSTİL KREATEKS TEKSTİL MEBA DIŞ TİCARET TEKSTİL MERGÜ TEKSTİL KONF. MODALT TEKSTİL KONF. ÖZTEK HAZIR GİYİM RAL TEKSTİL RASA TEKSTİL SELEKSİYON TEKSTİL TEORI TOPTAN İMALAT İHR. TEKSTİL Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Interfresh Eurasia Fuarı İçin Geri Sayım Başladı Haber

Interfresh Eurasia Fuarı İçin Geri Sayım Başladı

Yaş meyve sebze sektörünün Türkiye’deki tek uluslararası fuarı olan Interfresh Eurasia Fuarı; Avrupa, Rusya, İngiltere ve Balkanlar başta olmak üzere 100’den fazla ülkeden uluslararası alım heyetlerini, ihracatçıları, üreticileri ve sektör profesyonelleri İzmir’de bir araya gelecek. Interfresh Eurasia Fuarı’na sayılı günler kala Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak ve Fuarın Organizatörü Ant Expo Fuarcılık Genel Koordinatörü Murat Özer, Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenledi. 2026 yılında ihracatımız çıkışa geçti 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde yaş meyve sebze ihracatımızın çıkışa geçtiği bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “Yaş meyve sebze ihracatımız yüzde 46’lık artışla 1 milyar 812 milyon dolardan 2 milyar 650 milyon dolara yükseldi. Son 1 yıllık ihracatımız 4 milyar 541 milyon dolar oldu. Meyve sebze mamulleri ihracatımızda 2,5 milyar doları aştı. İki sektörümüzün yıllık ihracatı 7 milyar doları aştı. Bizim için gurur verici olan bir diğer nokta ise bu ihracatın yaklaşık yüzde 20’sinin Ege Bölgesi’nden gerçekleştirilmiş olmasıdır” dedi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında, iklim krizinin tüm olumsuz etkilerine rağmen 128 ülkeye 1 milyar 231 milyon dolarlık yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatı gerçekleştirdiklerini paylaşan Balık şöyle konuştu; “Bu başarı; üreticimizin, ihracatçımızın, paketlemecimizin, lojistik sektörümüzün ve tüm değer zincirimizin ortak başarısıdır. Önümüzdeki dönemde hedefimiz çok açık: Daha fazla üretmenin yanında, daha kaliteli, daha sürdürülebilir ve daha katma değerli üretmek; ürettiğimiz ürünleri daha fazla pazara ulaştırmak. Tam da bu noktada fuarların ve uluslararası ticari buluşmaların önemi ortaya çıkıyor. 8–10 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek Interfresh Eurasia Fuarı'nı bu nedenle son derece önemsiyoruz. Interfresh; üreticiyi, ihracatçıyı, ithalatçıyı, perakendeciyi, zincir marketleri, paketleme ve ambalaj sektörünü, lojistik firmalarını ve tarım teknolojileri sektörünü aynı çatı altında buluşturan önemli bir ticaret platformu. Biz bu fuara yalnızca ürünlerimizin sergilendiği bir organizasyon olarak bakmıyoruz. Interfresh’i, Türk yaş meyve sebze sektörünün dünyaya açılan vitrinlerinden biri olarak görüyoruz. Özellikle uluslararası alıcıların İzmir’e gelmesi, ihracatçılarımızla doğrudan temas kurması, yeni ticari bağlantıların oluşturulması ve Türk ürünlerinin yeni pazarlara girmesi açısından fuarın çok önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz. Fuarın İzmir’de düzenlenmesini de ayrıca çok değerli buluyoruz. Çünkü İzmir; güçlü tarımsal üretim altyapısı, limanı, lojistik imkânları, ihracatçı firmaları, üniversiteleri, araştırma kuruluşları ve yüzlerce yıllık ticaret kültürüyle böyle bir uluslararası organizasyon için son derece doğru bir adres. Biz Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak Interfresh’in İzmir’de büyümesini, uluslararası niteliğinin her yıl daha da güçlenmesini ve dünyanın önde gelen yaş meyve sebze fuarlarından biri haline gelmesini arzu ediyoruz. Türkiye’nin üretim gücü var. Ege’nin ürün çeşitliliği ve ihracat tecrübesi var. İhracatçımızın dünyayla rekabet edecek bilgi birikimi ve dinamizmi var. Bizlere düşen görev, bütün bu gücü doğru organizasyonlarla, doğru alıcılarla ve doğru pazarlarla buluşturmak. Interfresh Eurasia’nın bu hedefimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.” Uçak: “Interfresh’i İzmir’e getirdik; şimdi Interfresh’i dünyaya tanıtmak istiyoruz” Interfresh Fuarı’nın Antalya’dan İzmir’e taşınması sürecinde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak büyük bir çaba gösterdiklerini, İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin sahip olduğu üretim gücü, ihracatçı yapısı, liman ve lojistik olanakları ve güçlü tarım kültürüyle bu fuar için doğru adres olduğuna inandıklarını vurgulayan Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, bugün gelinen noktada yeni hedeflerinin Interfresh’i dünyaya tanıtmak olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin, taze meyve sebzede olduğu kadar işlenmiş ürünlerde de çok güçlü bir ülke olduğunu dillendiren Uçak; “Salça ve soslardan turşulara, kurutulmuş sebzelerden dondurulmuş ürünlere, meyve sularından konserve ürünlere kadar çok geniş bir ürün grubunda dünya pazarlarına ihracat gerçekleştiriyoruz. Ege Bölgesi ise bu sektörün Türkiye’deki en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri. Bu nedenle Interfresh’in sadece yaş meyve sebze ihracatçılarımız için değil, meyve sebze mamulleri ihracatı yapan firmalarımız için de önemli bir ticaret platformu olmasını istiyoruz. Son yıllarda fuar organizasyonunun bu alanda yaptığı çalışmaları ve mamul ürün ihracatçılarımıza daha fazla yer açılmasını değerli buluyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu tarafın daha da güçlenmesini arzu ediyoruz” şeklinde konuştu. Yurt dışından gelen alıcıların aynı fuarda hem Türkiye’nin taze ürünlerini hem de katma değerli, işlenmiş ürünlerini görebilmesinin önemli bir avantaj olduğunu paylaşan Uçak sözlerini şöyle tamamladı: “Böylece Türk meyve sebze sektörünün yalnızca üretim kapasitesini değil, sanayi, işleme ve katma değer yaratma gücünü de dünyaya gösterebiliriz. Bizim hedefimiz net: İzmir’i, yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörlerinde uluslararası alıcılarla ihracatçılarımızın buluştuğu önemli merkezlerden biri haline getirmek istiyoruz. Interfresh Eurasia’nın da bu hedefe hizmet eden, her yıl uluslararası niteliğini daha da artıran ve dünya çapında bilinen bir fuar haline gelmesi için üzerimize düşen katkıyı vermeye devam edeceğiz.” Murat Özer: “Uluslararası fuarlarda aktif rol aldık” Ant Expo Genel Koordinatörü Murat Özer, özellikle uluslararası alım heyetlerinin fuara kazandırılmasının sektörel ticaret açısından büyük önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: Uluslararası Alım Heyeti Programı Genişliyor Interfresh Eurasia Fuarı kapsamında yürütülen uluslararası iş geliştirme faaliyetleri doğrultusunda Avrupa, İngiltere, Rusya ve Balkan ülkelerinde çok sayıda sektör temsilcisi ile görüşmeler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda perakende sektörünün satın alma yöneticileri, ithalatçı firmalar, ihracatçılar ve sektör profesyonellerinden oluşan, 100’den fazla ülkeden uluslararası alım heyetlerinin Interfresh Eurasia Fuarı’nı ziyaret etmesi hedefleniyor. Avrupa ve Orta Avrupa pazarlarında faaliyet gösteren perakende zincirlerinin satın alma departmanları, ithalatçı firmalar ve tedarikçi ağlarıyla görüşmeler sürerken; Balkan ülkeleri, İngiltere ve Rusya pazarlarında da yeni iş birlikleri için temaslar devam ediyor. Bunun yanı sıra Hindistan, Orta Doğu ve Asya pazarlarında yürütülen çalışmalar, bölgesel iş ortakları ve acenteler aracılığıyla sürdürülüyor. Bu bölgelerden gelecek VIP alıcı delegasyonlarının ise önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor. Interfresh Eurasia’ya Kurumsal Destek Artarak Devam Ediyor 2018 yılından bu yana düzenlenen ve kısa sürede uluslararası yaş meyve sebze sektöründe önemli bir marka hâline gelen Interfresh Eurasia Fuarı, kamu kurumları ve sektör kuruluşlarının destekleriyle büyümesini sürdürüyor. İzmir Ticaret Odasının (İZTO) finansal desteği devam ediyor. Interfresh Eurasia’ya Yeni Güç: Interfood Eurasia Uluslararası alıcıların talepleri doğrultusunda sektörün kapsamı genişletilerek Interfood Eurasia Fuarı da hayata geçiriliyor. Meyve, sebze sektörünün yanı sıra; * Kurutulmuş ürünler * Dondurulmuş ürünler * Freeze-dry ürünler * Konserve ve turşu ürünleri * Meyve suları * Sebze ve meyve bazlı soslar * Reçeller * Gıda işleme ve paketleme teknolojileri gibi sektörün tamamlayıcı alanlarını kapsayan Interfood Eurasia, Interfresh Eurasia ile aynı çatı altında ve eş zamanlı olarak düzenlenecek. KKTC’nin Partner Ülke, Denizli’nin Partner Şehir Olduğu Küresel Sektör Buluşması İzmir’de Gerçekleşecek “Meyve, sebze ve gıda sektörünün kalbi 8–10 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de atacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.