Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katma Değerli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Katma Değerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Girişimciler İçin Küresel Yolculuk Başladı Haber

Kadın Girişimciler İçin Küresel Yolculuk Başladı

“İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı. İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi. Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi. Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu. Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.” Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak Haber

Kadın Girişimciler İhracatta Daha Güçlü Adım Atacak

“İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla düzenlenen programda; küresel ekonomideki dönüşüm, girişimciliğin geleceği ve ilk ihracat hikâyeleri ele alındı. İlham Buluşmaları kapsamında ise TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli ve Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk ilk ihracat deneyimlerini aktararak katılımcılara yol gösterdi. Prof. Dr. Yaşar Uysal’ın moderasyonunda gerçekleşen oturumda; “Değişen Dünya Ekonomisi ve Geleceğin Girişimcisi” başlığıyla önemli değerlendirmeler paylaşıldı. Sektörümüz üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Burada “İhracatta Kadın Gücü” başlığı altında bir araya gelmemiz, aslında yalnızca bir farkındalık oluşturma çabası değil; aynı zamanda ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmasında kadın girişimcilerimizin üstleneceği kritik rolün de güçlü bir göstergesidir. Başkanı olduğum sektör, yani hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü; üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve ihracat performansı ile ülke ekonomisinin temel taşlarından biri konumundadır. Bugün 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren sektörümüz, küresel pazarlarda güçlü bir yer edinmiş durumdadır.” dedi. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biri Başkan Öztürk, “Artık yalnızca üretmek ve ihraç etmek yeterli değil. Değişen dünya ekonomisinde; katma değerli üretim, markalaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. İşte tam da bu noktada, kadın girişimcilerimizin sürece daha fazla dahil olması büyük önem taşıyor. Kadınların iş dünyasına kattığı bakış açısı, disiplin ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, ihracatımızın niteliğini artıracak en önemli unsurlardan biridir. Bugün konuşacağımız ihracat yolculuğu; yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, aynı zamanda daha güçlü markalar yaratmak, küresel rekabette kalıcı olmak ve ülkemizi daha yüksek katma değerli üretimle öne çıkarmak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Bizi daha ileriye taşıyacak olan kadın girişimcilerimizin daha aktif rol alması Ege Bölgesi olarak güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduklarını belirten Öztürk, “Bu gücü daha ileriye taşıyacak olan ise kadın girişimcilerimizin bu yapının içinde daha aktif rol almasıdır. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, kadın girişimcilerimizin ihracata yönlendirilmesi, uluslararası pazarlara erişimlerinin artırılması ve rekabet güçlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Programımızın yeni bakış açıları kazandıracağına, ilham verici hikâyelerle hepimize yol göstereceğine ve güçlü iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına TOBB İzmir KGK İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ayhan Seyfeli, “Geçtiğimiz yıl ilk kez başlattığımız bu program, kadın girişimcilerden gördüğümüz yoğun ilgi ve ortaya çıkan güçlü sonuçlar doğrultusunda bu yıl ikinci kez uygulanıyor. Bu durum, kadın girişimcilerimizin ihracata yönelik gelişim talebinin ne kadar güçlü olduğunu ve bu alandaki çalışmaların ne kadar doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz açılış dersi, yalnızca bir eğitim programının başlangıcı değil; aynı zamanda kadın girişimcilerimizin yerel pazardan küresel pazara uzanan yolculuğunda atılan stratejik bir adımdır. “İhracat Yolculuğuna Başlarken: Küresel Perspektif ve İlham” başlığıyla başlayan bu süreç, önümüzdeki haftalarda ihracat süreç yönetiminden devlet desteklerine, markalaşmadan e-ihracata, liderlikten yapay zekâ destekli pazar araştırmasına kadar birçok kritik başlığı kapsayan bütüncül bir gelişim programı olarak ilerleyecektir.” dedi. Temel hedefimiz kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atması Seyfeli, “Günümüzde kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi, markalarını güçlendirebilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için ihracat artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu programın temel hedefi de tam olarak bu noktada; kadın girişimcilerimizin ihracata daha bilinçli, daha güçlü ve daha özgüvenli adım atmasını sağlamaktır. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda yalnızca bilgi kazanan değil; aynı zamanda ihracata yönelen, yeni pazarlara açılan ve başarı hikâyeleriyle örnek olacak kadın girişimciler kazanmış olacağız.” diye konuştu. Kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, küresel ticaretin hızla dönüştüğü bir dönemden geçtiğini, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve veri odaklı karar alma süreçlerinin artık ihracatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni düzende başarılı olmak, yalnızca üretmekle değil; doğru stratejiyle, doğru araçlarla ve doğru bilgiyle hareket etmekle mümkün. Biz de Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu ihtiyacı çok net görüyoruz. Bu nedenle, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulumuz ile birlikte, kadın girişimcilerimizin ihracata erişimini kolaylaştıracak, onları sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirecek bu programı hayata geçirdik. Bu programı klasik bir eğitim sürecinden farklı olarak kurguladık. Katılımcılarımız yalnızca bilgi edinmeyecek; aynı zamanda kendi firmaları için somut çıktılar üretecekler.” Her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. İşbırakmaz, “Program süresince; ihracata hazırlık seviyelerini objektif olarak değerlendirecek, rekabet ve marka stratejilerini geliştirecek, satış ve B2B kapasitelerini güçlendirecek, e-ihracat ve dijital pazarlama süreçlerini öğrenecek ve yapay zekâ destekli pazar araştırması araçlarını etkin şekilde kullanmayı deneyimleyecekler. En önemlisi ise, program sonunda her bir katılımcımız kendi ihracat yol haritasını oluşturmuş olacak. Yaklaşık 10 haftaya yayılan bu süreçte; eğitimlerin yanı sıra ilham buluşmaları, B2B eşleştirme günü ve final zirvesi ile katılımcılarımıza yalnızca bilgi değil, aynı zamanda güçlü bir iş ağı da sunuyoruz. Kadın girişimcilerimizin ihracattaki varlığı güçlendikçe, ülkemizin ihracat kapasitesi de aynı ölçüde güçlenecektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam En Büyük Düz Cam Tesisi Yatırımını Tamamladı Haber

Şişecam En Büyük Düz Cam Tesisi Yatırımını Tamamladı

Camın tüm temel alanlarında faaliyet gösteren tek global şirket Şişecam, Tarsus’ta 315 milyon Euro yatırımla hayata geçirdiği yeşil saha düz cam tesisi ve TR9 hattı yatırımını tamamladı. İçinde barındırdığı TR9 fırını ve hattı ile yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesine sahip tesis, Şişecam’ın bugüne dek kurduğu en büyük, dünyanın ise en yüksek kapasiteli düz cam tesislerinden biri olacak. Yeni tesisle Şişecam’ın düz cam üretim kapasitesi 5 milyon tonun üzerine çıkacak. Dünyanın en büyük tesislerinden biri TR9 hattı yatırımına ilişkin açıklama yapan Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, Tarsus’un stratejik konumunun projeye önemli avantaj sağladığını belirtti. Yücel şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik odaklı katma değerli üretim stratejimizle uyumlu bu yatırımımızla, dünyanın en büyük düz cam üretim tesislerinden birini hayata geçirdik. Yeni hattın devreye alınmasıyla Şişecam’ın düz cam üretim gücü artarken, şirketimizin global pazardaki rekabet pozisyonunu da önemli ölçüde güçlenecek. İç piyasaya renksiz düz cam ürünleri sağlayacak olan tesisimiz yine Tarsus’ta devreye alacağımız kaplama hattını ham cam olarak besleyecek. Bu katma değerli ürünler mimari camlar ürün gruplarına girdi olacak. Bunun sonucunda kapasite kullanımı ve marj dayanıklılığı artarken, tedarik ve lojistik iyileştirmeleriyle çalışma sermayesi verimliliği de güçlenecek.” Entegre hammadde tesisleri devreye giriyor Yatırım kapsamında TR9 ile aynı tesis içindeki Kum Hazırlama Tesisi de üretime hazır hale getirildi. Cam üretiminde kullanılan kum, bu tesiste işlenerek fırına aktarılacak. Ayrıca Mersin OSB’deki Kalker-Dolomit Hazırlama Tesisinin kapasite artışı da tamamlandı. Bu kapasite artışı ile TR9’un ihtiyaç duyduğu hammaddeler de bu tesisten sağlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marble İzmir 2026 için Hazırlıklar Sürüyor Haber

Marble İzmir 2026 için Hazırlıklar Sürüyor

14 – 17 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 31. Marble İzmir Fuarı’nın Danışma Kurulu Toplantısı, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ev sahipliğinde, Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu, TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek, oda ve birlik başkanları ile yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlendi. Hazırlık süreci, teşvikler ve sektörün beklentilerinin ele alındığı toplantıda konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Marble İzmir’in 31 yıldır doğal taş sektörüne sağladığı katkıların yanı sıra İzmir’in ekonomik hareketliliği, ticaret hacmi ve uluslararası görünürlüğü açısından da önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Fuarın, üretimden ihracata uzanan geniş bir yapıyı bir araya getirdiğini vurgulayan Cumalıoğlu, Marble İzmir’in sektörün gelişimine katkı sunan, kentin marka değerini güçlendiren ve 100’ü aşkın ülkeden katılımcı ve ziyaretçisi ile uluslararası iş birliklerine zemin hazırlayan önemli bir buluşma noktası olduğunu belirtti. “Prestijli Fuar” statüsü ile katılımcılara teşvik Tuğçe Cumalıoğlu, Marble İzmir’in, Ticaret Bakanlığı tarafından “Prestijli Fuar” statüsüne alınmasının katılımcılar açısından önemli bir kazanım olduğuna dikkat çekerek, 1 Ocak 2026 itibarıyla güncellenen teşvikler kapsamında katılımcı firmalar için yararlanabilecekleri fuar üst destek limitinin 1 milyon 292 bin 800 TL olduğunu belirtti. Stant yapımı ve fuar katılımına ilişkin harcamaların bu destekler kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Cumalıoğlu, İzmir Ticaret Odası tarafından sağlanan desteklerle birlikte katılımcılar için güçlü bir teşvik yapısının oluşturulduğunu dile getirerek, “İzmir Ticaret Odası’nın fuara özel desteği var. Buna göre, oda üyeleri için 1–80 metrekare arası katılımlarda yüzde 50, 80–200 metrekare arası katılımlarda ise yüzde 60 oranında, metrekare başına KDV hariç 3 bin TL’ye kadar destek sağlanıyor. Bu destekler Ticaret Bakanlığı teşvikleriyle birlikte kullanılabiliyor. Bu teşviklerin katılımcılarımız için büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Yurt dışı tanıtım çalışmaları tam gaz Cumalıoğlu, yurt dışı tanıtım çalışmaları ve ziyaretçi hedefleri kapsamında ABD, İngiltere, Körfez ülkeleri ve Benelüks pazarlarından proje ve mimarlık odaklı alıcılar ile Çin, Hindistan, İtalya ve Mısır’dan blok alımı yapan profesyonellerin öncelikli hedef gruplar arasında yer aldığını, bu doğrultuda uluslararası tanıtım ve davet çalışmalarının sürdürüldüğünü söyledi. İtalya doğal taş ve taş işleme makineleri sektörünün önemli temsilcilerinden İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu ile yapılan anlaşmaya da değinen Cumalıoğlu, bu iş birliğinin Marble İzmir’in uluslararası alandaki konumunu daha da güçlendireceğini belirtti. Heykel Çalıştayı ile mermer kentle buluşuyor Tuğçe Cumalıoğlu, bu yıl bir Heykel Çalıştayı düzenleyeceklerini de belirterek, “İzmir bir mermer kenti. Marble İzmir’i, fuar alanıyla sınırlı görmüyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın önerisi ile 15 Mart – 8 Nisan 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de düzenlenecek heykel çalıştayıyla mermerin kent yaşamında daha görünür hale getirilmesini hedefliyoruz. Çalıştayda üretilecek eserler, Marble İzmir süresince sergilendikten sonra İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda yer alacak” diyerek mermerin ticari kimliğinin yanı sıra kültürel ve sanatsal yönünün de kentle buluşturulmasının amaçlandığını dile getirdi. “İzmir’i daha iyi tanımaları için çalışıyoruz” Katılımcı ve ziyaretçilerin İzmir’de daha fazla zaman geçirip kenti tanımasını istediklerini ve bunun için de çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Cumalıoğlu, “Fuar ziyaretçilerinin İzmir’i daha yakından tanıyabilmesi için şehir içi yürüyüş rotaları, mermer cepheli yapıları kapsayan envanter çalışmaları, antik kentlere yönelik alternatif tur seçenekleri üzerinde çalışıyoruz. Online ziyaretçi kaydı yapan tüm ziyaretçilere, fuar süresince ve sonrasında şehirde yapılabilecek etkinliklere ilişkin bilgilendirici içerikleri de e-posta yoluyla daha gelmeden iletiyoruz” dedi. “Fuarı daha da büyütmek hepimizin sorumluluğu” TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek, Marble İzmir’in sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte ele alınması gereken bir organizasyon olduğunu belirterek, fuarın başarısı için otelcilerden lokantacılara, taksicilerden ticaret odalarına kadar kentin tüm dinamiklerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Herkesin fuara sahip çıkmasının önemine dikkat çeken Şimşek, fuarın 31 yıllık geçmişi ve öncesindeki Sevgi Yolu dönemiyle birlikte 36 yıla yayılan büyük bir emeğin ürünü olduğunu vurgulayarak, “Benim bugün üç yaşında bir torunum var, belki 30 yıl sonra gelip bu fuarda çalışacak. Bu nedenle Marble İzmir’i yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da fuarı olarak görmeli ve hep birlikte büyütmeliyiz. Bu fuar bir kişinin değil, hepimizin ortak değeri ve dünyada ilk üçte yer alan bir Türkiye markası. Bu birikimi koruyarak daha da büyütmek hepimizin sorumluluğu” dedi. 77 milyon dolardan 2 milyar dolara Yürüttükleri çalışmalar hakkında da bilgi veren Şimşek, fuarın ilk yılında 77 milyon dolar olan doğal taş sektörünün ihracatının 2022 yılında 2 milyar doların üzerine çıktığını belirterek, fuarın sektörü, sektörün de fuarı büyüttüğünü söyledi. Dünya genelinde yaklaşık 20 milyar dolarlık bir ticari hacim içinde Türkiye’nin yüzde 10’luk paya sahip olduğunu aktaran Şimşek, “Bu başarıda makine sektörünün önemli bir rolü var. Doğal taşta ürün geliştikçe makine kullanımı artıyor. Bu da ihracat rakamlarına doğrudan yansıyor. Bu fuarda da bir holü dolduran makine üreticilerimize teşekkür ediyoruz” diye konuştu. “Üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazırız” Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu ise Marble İzmir’in sektör açısından stratejik bir organizasyon olduğunu belirterek, fuarın daha da güçlenmesi için üzerlerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduklarını ifade etti. Birlik olarak Marble İzmir’i, ihracatı büyüten önemli bir platform olarak gördüklerini dile getiren Alimoğlu, “Bu doğrultuda alım heyetleri başta olmak üzere uluslararası ticareti artırmaya yönelik çalışmaları fuar süreciyle birlikte planlıyoruz. Hedef pazarlardan nitelikli alıcıların İzmir’e getirilmesi, katılımcı firmaların yeni ticari bağlantılar kurabilmesi ve sektörün ihracat potansiyelinin artırılması için fuara tam destek vermeye devam edeceğiz” dedi. Güç birliği mesajı Toplantının sonunda söz alan sektör temsilcileri de fuarın daha da güçlendirilmesi adına görüş ve önerilerini paylaştı. Katılımcılar, fuarın üretimden ihracata uzanan yapısının sektör için büyük bir değer oluşturduğunu vurgulayarak, danışma kurulu toplantılarının ortak aklın geliştirilmesi açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Sektör temsilcileri ayrıca, Marble İzmir kapsamında düzenlenen, farklı ülkelerden gençlerin katıldığı Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nın tasarım, katma değerli üretim ve genç tasarımcıların sektöre kazandırılması açısından önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Sektör temsilcileri, fuara birlikte katkı sunmaya ve iş birliği içinde çalışmaya hazır olduklarını da dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar Enflasyonla Doğru Orantılı Kur İstiyor Haber

Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar Enflasyonla Doğru Orantılı Kur İstiyor

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2018–2025 değerlendirmesi; ihracat fiyatlarındaki değişimi, enflasyon-kur baskısı, artan maliyetleri ve küresel rekabetin boyutlarını ortaya koydu. Başkan Zandar, ayakkabı sektörünün son yıllardaki seyrine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “2018 yılında 64 milyon dolar olan ayakkabı ihracatı, 2020’ye kadar 112 milyon dolarla iki katına çıktı. 2024–2025 döneminde ise 91 milyon dolara geriledi. 2018’de 336 olan ihracatçı sayımız, 2022’de 456’ya yükseldi. Birliğimize yaklaşık 100 yeni ihracatçı kazandırdık. Bu artışta özellikle İtalya’da düzenlenen Expo Riva Schuh Fuarı milli katılım organizasyonumuzun çok önemli katkısı oldu. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen fuar dört gün sürdü ve katılımcı firmalar organizasyondan son derece memnun ayrıldı.” Deri sektörünün beklentisi enflasyonla doğru orantılı kur Erkan Zandar, “Kilogram ihracat fiyatı mamulde yükselmiş olsa da hammaddede düştü. Döviz kurunun enflasyondaki artışın gerisinde kalması nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat tutturmakta zorlanıyoruz. Çünkü Türkiye’de üretim maliyetlerinin ana kalemini enflasyona bağlı işçilik giderleri ve genel üretim maliyetleri oluşturuyor. 2018’de ayakkabıda ortalama kg ihraç fiyatımız 27,5 dolar seviyesindeydi. 2021–2022 döneminde bu rakam 20 dolara kadar geriledi. Bu süreçte kur artışı, iç maliyetlerdeki yükselişi kısmen dengeleyebiliyordu. Ancak sonraki dönemde kur ile enflasyon arasındaki bağ tamamen koptu. 2023’te önce 26 doları, ardından 24 doları gördük ancak ihracat geriye gitti. Ortalama 21 dolar seviyesindeyken yüksek hacimli satış yapabiliyorduk. Çünkü bu seviyede kur, maliyet artışlarını karşılayabiliyor; üreticiye rekabet gücü sağlayabiliyordu. Bugün 4 dolarlık fark bile sektörün tüm dengesini anlatıyor. İhracatçının en temel beklentisi; enflasyonla doğru orantılı, öngörülebilir bir kur politikasıdır. Bugün fiyat açısından pahalı bir ülke konumundayız.” dedi. Saraciye ve deri konfeksiyonda katma değer avantajı Saraciyenin halen sektörün en yüksek katma değerli alanlarından biri olduğunu belirten Zandar, “Kilogram fiyatı 21 dolardan 18 dolara geriledi, buna rağmen ihracatta ciddi bir düşüş yaşanmadı. Ancak Türkiye’de kapasitesi yüksek firma sayısının sınırlı. Saraciyede 250 bin dolar üzeri ihracat yapan firma sayımız sadece 7. Güçlü ve ölçekli firma sayısını artırmamız gerekiyor. Deri konfeksiyon sektöründe ise üretim zorlukları var. Katma değerli bir alan ancak nitelikli eleman bulmak zor, üretim maliyetleri yüksek ve ihracat fiyatını tutturmak her geçen gün daha güç hale geliyor.” diye konuştu. Ham deri ve kürk ihracatında kilogram fiyatlarının 8 dolardan 5 dolara kadar gerilediğini belirten Erkan Zandar, bunun temel nedeninin dünya genelinde deri fiyatlarındaki düşüş olduğunu ifade etti. Sektörde konsolidasyon süreci geliyor Başkan Zandar, önümüzdeki 5 yıllık perspektife ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Sektörümüzde ciddi bir konsolidasyon süreci yaşanacak. Sadece güçlü markalar ayakta kalacak. Tüketiciye ulaşabilen, fiyatı erişilebilir, üretim gücü olan markalar yoluna devam edecek; diğerleri ya dönüşecek ya da piyasadan çekilecek. Tüketici davranışları köklü biçimde değişiyor. Hibrit alışveriş modellerinin yaygınlaşıyor, yapay zekâ ve otomasyon yatırımları sektörün geleceğini belirliyor. Çin başta olmak üzere dünya otomasyon yatırımlarını hızla artırdı. Biz uzun yıllar ucuz iş gücüne güvendik. Bu oyunun dışında kaldık. Ayakta kalmak için teknoloji ve otomasyon yatırımlarını mutlaka yapmak zorundayız.” dedi. Türkiye’nin şansı butik ve katma değerli üretim Zandar, Türkiye’nin Mısır gibi düşük maliyetli ülkelere kıyasla farklı bir kulvarda rekabet edebileceğini vurgulayarak: “Bizim şansımız; butik üretim, saraciye, deri konfeksiyon ve ayakkabıda tasarım gücümüzdür. Ancak firmalarımızın fiziki altyapıları ve sertifikasyon süreçleri halen yetersiz. Bu alanlarda yoğun çalışmamız gerekiyor.” diye konuştu. Uzak Doğu rekabet gücümüzü zayıflatıyor Başkan Zandar, “Hammadde maliyetlerimiz özellikle Uzak Doğu’dan gelen girdiler karşısında rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Özellikle Çin’den temin edilen hammaddelerde ciddi bir fiyat rekabeti söz konusu. Bu durum üretim maliyetlerimizi artırırken, lojistik giderlerindeki yüksek seyir de ihracatçımızın yükünü ağırlaştırıyor. Bugün geldiğimiz noktada fiyat rekabetinde geride kalıyoruz. Bu nedenle yalnızca üretmek değil, aynı zamanda etkili bir PR ve tanıtım stratejisi yürütmek zorundayız. Türk deri ve moda ürünlerinin uluslararası pazarlarda doğru anlatılması büyük önem taşıyor.” dedi. Hammaddeye erişim sektörün en can yakıcı sorunu Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, “Hepinizin sahada birebir yaşadığı, bizlerin de Yönetim Kurulu olarak her platformda dile getirdiği en can yakıcı sorundan başlamak istiyorum: Hammadde ve ara maddeye erişim. Biz ihracatçılar olarak Avrupa pazarında yıllarca "kaliteli üretim ve uygun fiyat" dengesiyle var olduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu avantajımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Neden mi? Çünkü Türkiye’de üretimi dahi olmayan ara maddelere uygulanan yüksek ithalat vergileri ve gümrük koruyucu önlemler belimizi büküyor. Soruyorum sizlere; Türkiye’de üretilmeyen bir malzemenin ithalatına vergi koyarak kimi koruyoruz? Bu durum yerli üreticiyi korumuyor aksine ihracatçıyı rekabet edemez hale getiriyor.” dedi. Hem maliyette pahalıyız hem ürün kalitemiz dezavantajlı Gündoğdu, Avrupa’daki rakibin aynı ara maddeyi gümrüksüz, sadece vergisini ödeyip alırken; Türkiye’nin gümrük duvarlarına takıldığını söyledi. “Bu durum bizi hem maliyette pahalı kılıyor hem de kaliteli hammaddeye ulaşamadığımız için ürün kalitemizde dezavantaj yaratıyor. Bizim, "Bu ürün Türkiye'de yoksa, ihracatçı bunu dünya fiyatlarından alabilmeli" tezini Bakanlık nezdinde sonuna kadar savunacağız. Çözüm odaklıyız, takipçisiyiz. Sadece sorunları değil, çözümleri de masaya yatırıyoruz.” Finansmana erişimde taleplerimiz var Bakanlık ile kurdukları temaslarda ihracatçıların finansmana erişimdeki zorluklarıyla ilgili iki temel talepleri olduğunu açıklayan Halil Gündoğdu şu sözlerle devam etti: “Birincisi fuar katılımlarında firmalarımıza prefinansman (ön finansman) sağlanması, ikincisi hak edilen devlet teşviklerinin ödeme sürelerinin 1 ay gibi makul bir süreye indirilmesi. İhracatçı parasını yıllarca beklememeli, hemen üretime ve yeni pazarlara döndürmeli. Milli katılım organizasyonlarımızda, İtalya Expo Riva Schuh fuarında yakaladığımız o yüksek memnuniyeti ve başarıyı biliyorsunuz. Avrupa bizim kalemiz, buradaki faaliyetlerimizi artırarak sürdüreceğiz.” Hedef ABD pazarından yüzde 1 pay almak Gündoğdu, “ABD pazarında artık düşünce aşamasından aksiyon aşamasına geçmek zorundayız. Rakamlar ortada; ABD'nin deri ithalatından Türkiye'nin aldığı pay sadece %0,26. Daha da vahimi, Ege Bölgesi olarak bizim aldığımız pay %0,029. Yani binde bir bile değil! Hedefimiz yüzde 1 pay almak. Bu tabloyu değiştirmek boynumuzun borcudur. Ayrıca, deri konfeksiyon ürünlerimizin kıymetini bilen Kuzey Avrupa ülkeleri de önümüzdeki dönemde agresif pazarlama yapacağımız yeni rotalarımız olacak.” diye konuştu. İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı Halil Gündoğdu, “Bugün sektörümüze baktığımızda; Deri Mamulleri özelinde bir OSB yer almamakta. Türkiye’nin en büyük 3. ili olan İzmir’imizde ise bu eksiklik artık daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörümüzün kümelenememiş olması, dağınık yapıda kalması ne yazık ki sektörümüzü olumsuz etkilemektedir. Emek yoğun bir sektörüz; yan sanayinin gelişmesi, nitelikli ara eleman devamlılığının sağlanması ve istihdamın artırılması ancak sektörün bir arada, omuz omuza hareket etmesiyle mümkündür.” dedi. Bölgeden gerçekleşen deri ve deri mamulleri ihracatının yarısının, 300 aktif firmanın içerisinden sadece 40 firmanın sırtladığını açıklayan Gündoğdu, “Bu sürdürülebilir değildir. Sektörümüzün kümelenmesi ve güçlenmesi, ihracatın tabana yayılmasını sağlayacak, geriye kalan firmalarımızı da oyunun içine daha güçlü bir şekilde dahil edecektir. Bu noktada hedefimiz nettir: İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması. Önümüzdeki yeni dönemde başkan adaylığımı da açıklamak istiyorum.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Global Teknoloji Yatırımlarına Ara Vermeden Devam Ediyor Haber

Sistem Global Teknoloji Yatırımlarına Ara Vermeden Devam Ediyor

KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global, danışmanlık tabanlı, servis entegre teknoloji çözümleri sunan dinamik bir platforma dönüşme vizyonunu hızlandıracak yeni bir adım attı. KOBİ’lerin en kritik ihtiyacı olan finansmana erişim alanına önemli katkılar sağlayacak bu hamle kapsamında Sistem Global, finansal sağlık analizi ve fintech çözümleri sunan, Türkiye’nin mali veri analitiği alanındaki öncü teknoloji şirketi Agra Fintech’e stratejik yatırım gerçekleştirdi. Sistem Global’in KOBİ segmentindeki güçlü deneyimi, danışmanlık alanındaki uzmanlığı ve geniş müşteri tabanı, Agra’nın finansal teknolojiler alanındaki yetkinliği ile birleşerek, yalnızca finansal sağlık raporları üretmekle kalmayacak, aynı zamanda bu çıktıları doğru danışmanlıklarla destekleyecek güçlü bir sinerji yaratacak. Ayrıca, Sistem Global ekosistemindeki diğer yatırım ve dijital ürünlerle entegrasyon, çapraz satış fırsatları bu yatırımı daha da kritik kılıyor. Bu çerçevede Sistem Global yatırımlarından, mali müşavirlerin kopilotu bakış açısı ile geliştirilmiş Kalfa ile Agra arasında yaratılacak sinerji bu yatırımın ölçeklenebilirliğini artıracak. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sistem Global Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karslıoğlu, “Türkiye’de katma değerli üretim açısından en kritik aktörler olan ve ekonomimizin de bel kemiğini oluşturan KOBİ’ler için finansmana erişim, sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Bu alanda Agra’nın geliştirdiği çözümler, KOBİ’lerin finansal sağlıklarını daha iyi yönetmelerini ve finansman kaynaklarına daha kolay ulaşmalarını mümkün kılacak. Finansal analizden danışmanlığa uzanan bu iş birliği, Sistem Global’in danışmanlık tabanlı servis entegre teknoloji hizmetleri sunan bir platforma dönüşüm vizyonunun önemli bir adımı. Ayrıca, Kalfa platformunda yer alan mali müşavirlerin, Agra’nın çözümlerini kullanarak mükelleflerine yeni fırsatlar sunabilecek olmaları, ekosistemimizde güçlü bir sinerji yaratacak. Bu yatırımın, KOBİ’lerin ve danışmanların değer üretme kapasitesini artırarak ekosistemimizde çarpan etkisi yaratacağına inanıyoruz” dedi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Agra Fintech Kurucu Ortağı Taner Toraman ise, “Agra olarak hedefimiz, KOBİ’lerin finansal yolculuklarında güvenilir bir pusula olmak. Bankacılık sektöründe edindiğimiz derin bilgi birikimini ve finansal analiz deneyimini, geliştirdiğimiz finansal sağlık uygulamaları aracılığıyla KOBİ’lere aktararak, işletmelerin finansal durumlarını doğru şekilde analiz etmelerine ve finansmana daha kolay erişmelerine olanak sağlıyoruz. Sistem Global’in sektördeki derin bilgi birikimi ve müşteri ağıyla birleşen fintech çözümlerimizin, Türkiye’de KOBİ’lerin büyüme potansiyelini açığa çıkaracak güçlü bir etki yaratacağına inanıyoruz” dedi. Agra Fintech Kurucu Ortağı Muharrem Uğurelli ise, “Agra Fintech olarak, Ar-Ge merkezimizde geliştirdiğimiz yapay zeka tabanlı finansal analiz altyapımızla, yüksek hacimli mali verileri saniyeler içinde işleyerek, finansal kurumlar ve KOBİ’ler için ölçeklenebilir, güvenilir ve regülasyonlara uyumlu çözümler üretiyoruz. Sistem Global yatırımıyla birlikte, bu teknolojik altyapıyı daha geniş bir danışmanlık ekosistemiyle buluşturacak ve KOBİ’lerin finansal sağlığını hem analiz eden hem de çözüm üreten bir yapıya dönüştüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın Net Satışları Yılın İlk 9 Ayında 162 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti  Haber

Şişecam’ın Net Satışları Yılın İlk 9 Ayında 162 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti 

Şişecam’ın bu dönemde toplam satışları içerisindeki uluslararası satışlarının payı yüzde 60 seviyesinde gerçekleşirken; toplam yatırımları 22,9 milyar TL, ihracatı ise 706 milyon dolar oldu. Şişecam 2025 yılının ilk dokuz aylık dönemine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şişecam’ın bu dönemdeki konsolide net satışları 162 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 60 seviyesinde oldu. İlk dokuz ayda Şişecam'ın toplam yatırımları 22,9 milyar TL, ihracatı ise 706 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 4,2 milyon ton cam üreten şirket, 3,2 milyon ton soda külü ve 2,9 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. 2025 yılının üçüncü çeyreğinin küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin iş dünyası üzerindeki etkilerini sürdürdüğü bir dönem olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin ilk 9 aylık performansını şöyle değerlendirdi: “Şişecam, süregelen bu zorlu ve değişken ekonomik ortama rağmen; faaliyet kârlılığının artırılarak sürdürülmesi, pazarlardaki konumun muhafaza edilmesi ve sürdürülebilir, katma değerli üretim ile tüm paydaşları için değer yaratma odağında çalışmalarına devam ediyor. Yılın başında daha verimli çalışma anlayışı ile başlattığımız ve başarı ile sürdürdüğümüz “Verimlilik Yönetimi Programı” bu çeyrekte de sonuçlarımıza katkı sunmaya devam etti. 2025 yılının kalanında da aynı hassasiyeti koruyarak faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Nakit akış kapasitemizi koruma ve mali bünyemizi güçlendirme hedefi doğrultusunda; tasarruf ve sadeleşme adımlarını atarken, gelir yaratan yüksek katma değerli alanlara ve bu kapsamdaki varlıklarımıza odaklanmayı sürdürüyoruz. Olumlu neticelerini öngördüğümüz şekilde almaya devam ettiğimiz bu yaklaşımı izleyen dönemlerde de titizlikle uygulayacağız.” Tarsus yatırımı devreye alındı Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın büyük yatırımlarının tamamlanması ve gelir yaratır hale gelmesi açısından önemli bir dönemeci ifade ettiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: “Yeni yatırımlarımızın çok büyük ölçüde tamamlanacağı bu yıl içerisinde, önceliklendirdiğimiz katma değerli projelerimizden Tarsus’taki enerji camları fırını ve işleme hatlarımızı 19 Eylül 2025 tarihinde devreye aldık. Toplam 200 milyon Euro yatırım bedeliyle hayata geçirdiğimiz bu projeyle birlikte Şişecam’ın Türkiye’de kurulu buzlu cam üretim kapasitesi yıllık brüt 396 bin tona; enerji camı işleme kapasitesi ise yıllık 47 milyon m²’ye ulaştı. Faaliyete geçtiği günden bu yana iç piyasadan yoğun talep gören bu yatırımımız ile Türkiye’nin enerji alanında kendi kaynaklarını en verimli şekilde kullanabilmesini ve yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlamayı hedeflerken, enerji camı ithalatını da önemli ölçüde azaltacağımızı öngörüyoruz. Tarsus üretim kompleksimizin bir parçası olan, günlük 1.200 ton kapasiteli Tarsus düz cam fırını yatırımımızı da öngörülen takvim çerçevesinde tamamlayarak, bölgedeki diğer tesislerimizle birlikte lojistik hatlara yakınlığı ve stratejik konumu ile önemli ihracat potansiyeli barındıran bir kapasiteyi ülkemize kazandıracağız." Can Yücel, yatırım projelerinin meyvelerini vermeye başladığı bu dönemin, Şişecam için yatırımları paralelinde oluşan finansal borçluluğunu gelişen piyasa koşulları dahilinde gözden geçirme imkânı sağladığını belirterek şöyle devam etti: “Yatırımlarımızın geri dönüşleri ile uyumlu ve daha uygun koşulları hedefleyerek finansman yükümüzün yönetimine hız kazandırdık. Bu dönüşümün önemli adımlarından biri olarak, Türkiye’deki yatırımlarımızın ve işletme sermayesi ihtiyacımızın finansmanı amacıyla, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile toplam azami 550 milyon Euro tutarında bir kredi anlaşması imzaladığımızı paylaşmak isteriz. Ülkemizin dünya çapındaki markası Şişecam; inovasyonla desteklenen, her zaman kaliteyi ve müşteri güvenini önceliklendiren çalışma anlayışı ile faaliyetlerini yılın kalanında da titizlikle sürdürecek. Camın tüm alanlarında faal küresel bir oyuncu olarak, 2026 yılında devam etmesi muhtemel jeopolitik riskleri en iyi şekilde yöneterek tüm paydaşlarımız için azami değer yaratmayı önceliklendireceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.