Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katma Değerli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Katma Değerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MÜSİAD’ın 113. GİK Toplantısı Mersin Ev Sahipliğinde Düzenlendi Haber

MÜSİAD’ın 113. GİK Toplantısı Mersin Ev Sahipliğinde Düzenlendi

Programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Mersin Valisi Atilla Toros, Eski Hazine ve Maliye Bakanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Dr. Nureddin Nebati, AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer, AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, diğer sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda iş insanı katıldı. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 113. Genel İdare Kurulu Toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla Mersin’de gerçekleştirildi. Türkiye genelindeki MÜSİAD şube başkanları ve teşkilat mensuplarının katıldığı programda, iş dünyasının gündemindeki önemli başlıklar ele alınırken, üretim ve istihdamın güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Programın ilk oturumu, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in açılış ve selamlama konuşmasıyla başladı. Oturum kapsamında EXİMBANK sunumu gerçekleştirilirken, toplantıda çalışma hayatına yönelik güncel düzenlemeler, istihdam politikaları ve iş dünyasının beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Farklı sektörlerin mevcut durumunun ele alındığı oturumlarda, üretim kapasitesinin artırılması ve ekonomik gelişmelere ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. MÜSİAD’ın gelecek döneme yönelik faaliyet planlarının, teşkilat yapısına ilişkin çalışmalarının ve hayata geçirilmesi planlanan projelerinin de gündeme geldiği toplantıda, Türkiye’nin farklı illerinden katılan temsilciler kendi bölgelerindeki ekonomik gelişmeleri ve iş dünyasının öncelikli taleplerini paylaştı. Bölgesel tecrübelerin aktarıldığı görüşmelerde, ortak sorunlara yönelik çözüm önerileri üzerinde duruldu. Genel İdare Kurulu toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar’ın da katıldığı gala yemeğiyle devam etti. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, MÜSİAD’ın çalışmaları ve faaliyetlerini konu alan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. “Dünya artık krizler ve çatışmalar dünyası” Dünyanın artık krizler ve çatışmalar dünyası olduğunu ve iş dünyasının buna uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar, “Çok farklı bir dünyada yaşamaya başladık. Dünya artık krizler dünyası, dünya artık çatışmalar dünyası. Şöyle son beş altı yıla bakın, sadece geçtiğimiz beş altı yıla bakın. İşte pandemiyle başlayan süreç, 2022 yılında hemen bölgemizde, Avrupa’nın ortasında Rusya-Ukrayna arasında çıkan savaş hâlâ neredeyse beşinci yılına geliyor ve henüz bitmiş değil. Tabii bu arada şunları saymıyorum. İşte lojistikte yaşanan, tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar, lojistikte yaşanan problemler, dünyada ortaya çıkan büyük ticaret savaşları, tarife savaşları ve en son Şubat 2026’da, yani bu yıl 28 Şubat’ta Amerika-İran Savaşı’yla başlayan krizler dünyası, şoklar dünyası. Şimdi öyle gözüküyor ki, inşallah böyle olmaz ama yeni normal, dünyanın yeni normali, yeni standardı maalesef bu sürekli hâle gelen çatışmalar dünyası. Dolayısıyla biz Türkiye olarak, iş dünyası olarak bu yeni dünyaya hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ve özellikle bu son işte Hürmüz kriziyle, Babülmendep’le karşımıza çıkan bu iş, modern zamanların en büyük enerji krizi. Yani bu kriz enerji anlamında söylüyorum. 1973 petrol ambargosundan daha büyük bir krizdir. 1979 petrol krizinden daha büyük bir krizdir. Dolayısıyla böyle bir enerji kriziyle de dünya karşı karşıya. Eminim işte yurt dışına gidiyorsunuz. Bazı Genel İdare Kurulu toplantılarımızı yurt dışında yapıyoruz. Oraya ihracat yapan kardeşlerimiz var. Enerji konusunda özellikle son dönemde yaşanan elbette herkesi finansal açıdan çok etkiledi. Yani artan petrol fiyatları, dizel fiyatları, artan doğal gaz fiyatları etkiledi. Elektrik fiyatları etkiledi. Ama onun ötesinde arz güvenliğiyle ilgili birçok sıkıntılar oldu. Dolayısıyla böyle bir krizi de beraberinde yaşıyoruz. Böyle bir dünyadayız” dedi. “Dünya ekonomisi yapay zekâ çağına giriyor” Dünya ekonomisinin yapay zeka çağına girdiğini belirten Bakan Bayraktar, “Bence dünya ekonomisi, yani modern sanayi devrimine geçişten sonra, internet devriminden sonra en büyük dönüşümü gerçekleştirdiği zamanı yaşıyoruz. Bu, bildiğimiz bütün alanlarda ezberlerin değişeceği, yani iş yapış tarzımızın tümüyle değişeceği yeni bir çağ. Bu çağın adı yapay zekâ çağı. Çok yoğun bir şekilde geliyor. Üretim değişecek, istihdam değişecek. Ticaret değişecek, bazı meslekler kaybolacak. Dolayısıyla böyle bir çağa doğru girdiğimizi ve buna hazır olmamız gerektiğini de bilmemiz gerekiyor. Bir başka husus, bugün hepimizin hissettiği bir taraftan da aynı zamanda Türkiye ekonomisi de farklı bir aşamaya gelmiş durumda. 2002 yılında Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yola çıkarken Türkiye ekonomisi işte bir bankacılık krizinden çıkmış, 235-236 milyar dolarlık bir ekonomiyken bugün 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomiye geldik. 2027’de yaklaşık 2 trilyon dolar ve kişi başı millî gelirin 20 bin doları aşacağı bir Türkiye’ye gidiyoruz. Bu iyi haber ama bir taraftan da işte bugün hepimizin yaşadığı maliyetlerin arttığı, artık Türkiye’nin daha katma değerli üretime ihtiyaç duyduğu, dolayısıyla sanayimizin kökten değişmesini gerektiren bir hâle doğru gidiyoruz. Artık biz ucuz bir ülke, ucuz iş gücüne sahip bir ülke değiliz. Dolayısıyla bu mücadeleyi zaten sizler hepiniz yapıyorsunuz” ifadelerini kullandı. “Türkiye’nin cari açık problemini çözmemiz lazım” Türkiye ekonomisindeki en büyük sorunun cari açık olduğunu ifade eden Albayrak, “Herkes Türkiye ekonomisiyle alakalı, ben sorsam nedir tek kelimeyle veya birçok konu söylenebilir ama bir kelimeyle problem nedir derseniz, sorsam herkes bir şey söyler ama bence kahir ekseriyette şunu söyleyebiliriz: Türkiye ekonomisi maalesef cari açık problemi olan bir ekonomi. Yani iyi yıllarımız oldu ama Türkiye ekonomisi genel anlamda cari açık üreten bir ekonomi. Şimdi ve inanıyorum ki, yani bir tane işi çözsek birçok alanın değişeceği alan burası. Şimdi cari açık meselesini bizim çözmemiz lazım. Dövizin ülkemiz için bir problem olmaktan çıkması lazım. Bunun için iki şey yapmamız lazım. Bunlardan bir tanesi biraz önce ifade ettiğim gibi işte MÜSİAD ailesinin, siz Türkiye’nin üreten müteşebbis gücünün, Anadolu irfanı ve gücünün katma değerli sanayi ve katma değerli üretime geçmemiz lazım. Bunun yanına şimdi görevi size vermedik, merak etmeyin, bize düşen de bir şey var. Türkiye’nin çok büyük bir enerji ithalat kalemi var. Türkiye bugün kullandığı enerjinin yaklaşık yüzde 68’ini maalesef ithal ediyor. Ve biz her yıl onlarca milyar doları, 2022 yılında sizin görevde olduğunuz dönemde 96,5 milyar dolar enerji ithalatına Türkiye para ödedi. Son beş altı yıla bakın, yaklaşık 60 milyar dolar, 65 milyar dolar. Maalesef 2026 yılı yine yüksek bir yıl olacak. Çünkü işte bu malum petrol ve doğal gaz fiyatları dünyada artmış durumda. Biz bu kadar parayı her yıl ödeyerek maalesef bu cari açık problemini çözemiyoruz. Dolayısıyla siz katma değerli üretim yapacaksınız. Biz de Türkiye’yi enerjideki dışa bağımlılıktan kurtaracağız. İşte dün açıkladığımız 2040 vizyon belgesinin özünde Türkiye’yi enerjide bağımsız kılma hedefi var. Bizim projeksiyonumuz, yani bunu öyle hamasetle efendim söylemedik. Bunun altını çok dolu bir şekilde, çok ciddi bir planla, bir metotla doldurarak şunu söylüyoruz: Türkiye 2040 yılına geldiği zaman ihtiyacı olan doğal gaz ve petrolü tamamıyla karşılayabilecek yurt içi ve yurt dışı üretimiyle ve dolayısıyla enerjide dışa bağımlılığını bitirmiş, bağımsız bir ülke olacak” şeklinde konuştu. “2030’da enerji ithalatından kaynaklı cari açık olmayacak” Türkiye’nin 2030 yılında enerji ithalatından kaynaklı cari açığı olmayacağını söyleyen Bakan Bayraktar, “Türkiye’nin ortalama cari açığı 33 milyar dolar. Biz eğer şu anda yüzde 68’de olan enerji ithalatımızı yüzde 48’e düşürürsek bu cari açık rakamı sıfıra iniyor. Yani ve inşallah 2030’da bunu yapabilecek projeksiyonu görüyoruz. Yani 2030’da Türkiye’de enerji ithalatından kaynaklı bir cari açık inşallah olmayacak. Dolayısıyla bu güzel bir haber. Ama bizim gitmemiz gereken yer tamamen enerjide bağımsız olduğumuz bir nokta olacak. Çünkü bunun sadece arz güvenliğiyle ilgili kısmı yok. Aynı zamanda şu anda değişen, dönüşen jeopolitik gerilimlerde ve jeopolitik yaşanan kırılmalarda stratejik anlamda Türkiye’ye çok kuvvetli bir güç getirecek. “Enerji verimliliği en önemli önceliğimiz” Enerji verimliliğinin en önemli öncelikleri olduğunu aktaran Bayraktar, “Sanayide enerjiyi verimli kullanacağız. Binalarda öyle efendim, elektrik üretiminde, tarımda, bütün alanlarda, ulaştırmada Türkiye’nin enerjisini verimli kullanması lazım. 2024-2030 döneminde Türkiye Enerji Verimliliği Programı’nda, ulusal programımızda bizim yaklaşık 20 milyar dolarlık kamu ve özel sektör yatırımı var. Bununla beraber birincil enerjiyi yüzde 15 aşağıya çekmeyi hedeflemişiz. Şimdi 2030 sonrası için çok daha büyük bir yatırım hedefliyoruz. On sene önceye baktığınızda elektrikleşme ve enerji verimliliğine yılda 1 milyar dolar yatırım yapılırken bu zamanda, bugün 3,5 milyar dolar yatırım yapıyoruz. Bunu 15 milyar dolara çıkarmamız lazım. İkinci husus, Türkiye’nin en büyük potansiyeli olan alanlardan bir tanesi Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki potansiyeli. Yani rüzgârımız, güneşimiz, jeotermalimiz, biyokütlemiz, hidrolik santrallerimizle beraber Türkiye yenilenebilir kapasitesini inşallah Cumhurbaşkanımız bunu COP’ta bütün dünyaya ilan edecek. Bugün rüzgârda ve güneşte 45 bin megavata gelmiş Türkiye, inşallah 2040 yılında 175 bin megavatlık rüzgâr ve güneş kurulu gücüne ulaşacak. Deniz üstü rüzgâr yapacağız. 6 bin megavatlık ülkemizin bu anlamda bir potansiyeli var. İnşallah bunu hayata geçireceğiz. Dolayısıyla yenilenebilir enerji, işte sanayicilerimizin kurduğu tesisler... Başkanımız ifade ettiler. Dediler ki, ya sanayicilerimizden şöyle bir şikâyet var. Kendi ihtiyaçları için kurup işte daha fazlasını sisteme verdikleri konuda özellikle yapılan saatlik mahsuplaşma düzenlemesi bu yapılan yatırımların fizibilitelerini bozdu. Öyle mi? Öyle bir talep var. Dolayısıyla bunları da dikkate almak suretiyle biz inşallah istiyoruz ki daha yoğun bir yenilenebilir yatırımı, yeni bir yatırım hamlesine inşallah Türkiye’yi sokacağız. Çünkü 175 bin megavata gitmek için bizim çok önemli bir yatırım hamlesini gerçekleştirmemiz lazım.” diye konuştu. “Mersin, Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden birine ev sahipliği yapabilir” Mersin’in Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden birine ev sahipliği yapabileceğini vurgulayan Albayrak, şunları söyledi: “Yapay zekâ çağından bahsettim. Türkiye’nin veri merkezi, çok yoğun bir elektrik ihtiyacının olacağı bir veri merkezi talebi var. Ve Mersin için çok önemli şeyler duyduk. Mersin’in hem sanayisi hem tarımı, işte turizmi çok önemli bir şehir burası. Ama sadece nükleerle değil, belki Türkiye’nin en büyük veri merkezi yine Mersin’de olacak. Çünkü Akkuyu Nükleer Santrali’nin yanına bir veri merkeziyle burada aynı zamanda Türkiye’nin önemli bir veri merkezi hâline burayı inşallah getirmeyi hedefliyoruz. Veri merkezlerinin elektrik ihtiyacı var. Kıyı şehirlerimiz, Mersin de bunlardan bir tanesi. Türkiye’nin suyla alakalı problemlerine çözüm olabilecek hususlardan bir tanesi. Mutlaka biz de deniz suyunu arıtarak, ki hedeflerimizden bir tanesi de o, 5 teravatsaatlik bir enerji, 5 milyar kilovatsaat enerji su arıtmayla ilgili ihtiyaç var. İstiyoruz ki yılda 1 milyar metreküp, yani belediyelerimizin kullandığı suyun en az yüzde 10’unu deniz suyunu arıtarak sağlayalım ki Türkiye’nin suyla alakalı ileride oluşabilecek küresel ısınma, iklim değişikliği, adına ne derseniz deyin, bu su problemiyle karşı karşıya kalmayalım ve buna bir çözüm üretebilelim. Dolayısıyla Türkiye’nin enerji talebi, elektrik talebi artmaya devam edecek. Ve biz politikalarımızla, teşvik politikalarıyla, sanayi politikalarıyla bunu daha da güçlü hâle getirmemiz lazım.” Bakan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Santral ile Türkiye’nin 70 yıllık hayalinin gerçeğe dönüştüğünü ifade ederek, “Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımından bahsediyorum değerli arkadaşlar. Yabancı yatırımın olduğu 30 milyar doların üzerinde, aynı sahada aynı anda dört reaktörün olduğu dünyada başka bir yer yok. Bizi çok uzun yıllar bunu yaptırmamak için çok uğraştılar. İnşallah Akkuyu, devamında Sinop, devamında Trakya sahalarıyla veya birlikte 2040 programında 10 bin megavatlık bir nükleer güce Türkiye sahip olmak durumunda. Ve o gün geldiğimizde ihtiyacımızın en az yüzde 11-12’sini biz nükleerden karşılamak” diye konuştu. “Mersin’in talepleri ülke kalkınmasına da katkı sağlayacak nitelikte” Eski Hazine ve Maliye Bakanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Dr. Nureddin Nebati, geçmişte altı yıl boyunca farklı illerde düzenlenen Genel İdare Kurulu toplantılarına katılarak Türkiye’nin üretim kapasitesi, sektörleri ve beklentileri hakkında gözlem edinme fırsatı bulduğunu belirtti. Mersin’i tarım, sanayi, enerji ve lojistik alanlarında güçlü; toplumsal ve demografik açıdan Türkiye’nin çeşitliliğini yansıtan, göçle oluşan kültürel etkileşim sayesinde yüksek enerjiye sahip bir şehir olarak tanımlayan Nebati, şehrin taleplerinin yalnızca yerel kalkınmaya değil, ülke kalkınmasına da katkı sağlayacak ölçekte olduğunu vurguladı. Mersin’in 12 milyar doları aşan ihracatına, Çukurova Uluslararası Havalimanı yatırımının tamamlanmasına ve hızlı tren projesindeki ilerlemeye değinen Nebati, hızlı tren hattının 2027 yılında hizmete açılacağını ifade etti. Karayolu ve otoyol yatırımlarının sürdüğünü belirten Nebati, liman ve lojistik alanındaki sorunların da aşılacağını söyledi. “Mersin, Türkiye’nin enerji ve lojistik geleceğinde stratejik konumda” Küresel siyasi gerilimlere ve ekonomik belirsizliklere rağmen Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde üretim, yatırım ve ihracat alanlarında ilerlediğini vurgulayan Mersin Valisi Atilla Toros, “Dünya, siyasi gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin derinleştiği, küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemden geçiyor. İşte böylesine zorlu bir dönemde Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde yoluna emin adımlarla ilerliyor. Üretimini artırıyor, yatırımlarını sürdürüyor. Cumhuriyet tarihimizin ihracat rekorları kırılıyor. Devletimizin kararlı politikaları ve güçlü iradesiyle ülkemizin kalkınma hedefleri birer birer gerçeğe dönüşüyor. Bu büyük hedeflere ulaşma yolunda yatırım yapan, üreten ve istihdam sağlayan siz kıymetli iş insanlarımızın da önemli katkıları var. Sizler ürettikçe Türkiye büyüyor. Sizler yatırım yaptıkça Türkiye güçleniyor. Ülkemizin kalkınmasına sunduğunuz katkılar için her birinize gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. “Üretenin ve istihdam sağlayanın yanında durmaya kararlıyız” Mersin’in köklü geçmişi, üretken bugünü ve iddialı geleceğiyle önemli bir şehir olduğuna dikkat çeken Vali Toros, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın ilk 100 konteyner limanı arasında yer alan Mersin, limanıyla, kara, deniz, hava ve demir yolu bağlantılarıyla Anadolu’yu Akdeniz’e, ülkemizi dünyaya bağlayan, ticaretin kıtalar arasında yol bulduğu stratejik bir merkezdir. Mersin, yedi organize sanayi bölgesiyle, üretim tesisleriyle, nitelikli iş gücü ve girişimci insanıyla ham maddeyi ürüne, emeği değere, yatırımı istihdama dönüştüren bir şehirdir. Mersin’in bir başka zenginliği de bereketli topraklarıdır. 10 üründe Türkiye birincisidir, 20 üründe ise ilk üç sıradadır. Mersin, bütün bu ekonomik zenginliğini eşsiz doğal ve kültürel mirasıyla da tamamlamaktadır. İşte Mersin’in zenginliği bu çok yönlü yapısındadır. Mersin’imiz, ülkemizin enerji geleceğinde de stratejik bir rol oynuyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Mersin’imiz de bu büyük enerji hamlesinin merkezinde yer almaktan gurur duymaktadır. Arzumuz ve isteğimiz, MÜSİAD’ın bu büyük birikiminin Mersin’imizde yeni yatırımlara, daha fazla üretime ve istihdama dönüşmesidir. Biz Valilik olarak iş dünyamızla yakın iş birliği içerisinde çalışmaya, yatırımcılarımıza her aşamada destek olmaya, üretenin ve istihdam sağlayanın yanında durmaya kararlıyız.” “Üyelere 15 milyar liralık finansman paketi sunuldu” MÜSİAD’ın Türkiye’de 78 noktada, yurt dışında ise 84 ülkede ve 100 noktada temsil edildiğini, yaklaşık 15 bin üyesi ve 60 binin üzerinde şirket temsiliyeti bulunduğunu ifade eden MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, toplantının ana temasının küresel koşullar nedeniyle “ekonomi ve finans” olduğunu vurguladı. Üyelerin finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik yaklaşık bir yıldır çalışma yürütüldüğünü aktaran Özdemir, Ziraat Katılım ile KGF kapsamında, katılım finansmanı esaslı yaklaşık 15 milyar TL’lik finansman paketinin üyelerin kullanımına sunulduğunu, ikinci paketin ise yıl sonuna kadar, en geç yılbaşında açıklanmasının hedeflendiğini duyurdu. Ayrıca Eximbank ile faiz hassasiyeti bulunan üyeler için katılım finansmanı alanında bir protokol imzalandığını bildiren Özdemir, “Resmî işlemlerin ay sonuna kadar tamamlanmasını ve protokolün kamuoyuna duyurulmasını bekliyoruz. Bu çalışma sayesinde ihracatçı üyelere mevcut piyasa koşullarının oldukça altında maliyetli ihracat destek kredisi sağlanmasını amaçlıyoruz” diye konuştu. “Mersin, ekonomide üst lige çıkacak” MÜSİAD’ın Türkiye’nin maddi ve manevi kalkınmasının en etkili kurumlarından biri hâline geldiğini vurgulayan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer ise şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı yardımcılarımızın, birçok bakanımızın ve bugün siz değerli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın Mersin özelinde yoğunlaşan ziyaretlerini rutin ziyaretler olarak görmüyoruz. Ekonomik planlamalarda bir dönüşüm, bir plan ve kararlılık var. Mersin’e verilen kilit bir rol olduğunu görüyoruz. Türkiye'nin sanayi coğrafyası stratejik olarak yeniden kurgulanıyor. Tüm bu yatırımları yeni sanayi koridorları ve mega endüstri bölgeleri projesiyle birlikte düşünen devlet aklını görüyor ve destekliyoruz. Burada tek beklentimiz, bu projelerle bir üretim ve ihracat merkezi hâline gelecek olan Anadolu’nun en az 5-6 kat artacak ihracat yükünü dünya ile buluşturacak yeni bir lojistik limana ve modern bir lojistik merkeze sahip olmaktır. Bu, sadece Mersin’in değil, Türkiye’nin dış ticaret ve lojistik üs olma iddiasının gereğidir. En azından şu an için Taşucu Limanı’nın daha aktif hâle getirilmesi, kapasitesinin artırılması ve Serbest Bölge İskelesi'nin kentin deniz taşımacılığı gücüne entegre edilmesi de çok yararlı olacaktır.” “MÜSİAD, birlikte üretmenin ve büyümenin kurumsal tezahürüdür” Genel İdare Kurulu toplantısının Mersin’de gerçekleştirilmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirten MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, “Öncelikle 113. Genel İdare Kurulu Toplantımızın Mersin’de gerçekleştirilmesine vesile olan Genel Merkezimize, Genel Başkanımıza ve kıymetli yönetimimize teşekkür ediyorum. MÜSİAD bizim için yalnızca iş insanlarının bir araya geldiği bir sivil toplum kuruluşu değildir. MÜSİAD, kardeşliğin, güvenin, dayanışmanın, ortak aklın ve birlikte üretme iradesinin kurumsal bir tezahürüdür. Bizler inanıyoruz ki ticaretin bereketi yalnızca kazanmakta değil, kazandığını paylaşmakta; başarının kıymeti yalnızca büyümekte değil, birlikte büyümektedir. Birbirimizin elinden tutmayı, birbirimizin yolunu açmayı ve aynı hedefe omuz omuza yürümeyi önemsiyoruz. MÜSİAD’ın ‘bir ve beraberiz’ anlayışı da tam olarak bu ruhu ifade etmektedir. Çünkü biz biliyoruz ki bir araya geldiğimizde yalnızca sayımız artmaz, gücümüz, imkânlarımız ve yapabileceklerimiz de büyür” ifadelerini kullandı. Genel İdare Kurulunun farklı şehirlerdeki teşkilatların bir araya geldiği, tecrübelerin paylaşıldığı, meselelerin istişare edildiği ve geleceğe yönelik ortak hedeflerin şekillendirildiği önemli bir buluşma olduğuna dikkat çeken Kayan, “Bu buluşmanın Mersin’de gerçekleşmesi ise bizim için ayrı bir anlam taşımaktadır. Çünkü Mersin, yalnızca bir liman şehri değil; üretimin, ticaretin, tarımın, sanayinin ve lojistiğin kesiştiği, Türkiye’nin dünyaya açılan önemli kapılarından biridir. Uluslararası limanı, serbest bölgesi, organize sanayi bölgeleri, güçlü tarımsal üretimi, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Mersin, ülkemizin ekonomik kalkınmasında önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Özellikle küresel ticaret yollarının, enerji koridorlarının ve lojistik hatların yeniden şekillendiği günümüzde Mersin’in sahip olduğu potansiyel çok daha önemli hâle gelmektedir” şeklinde konuştu. “Çukurova havzası için ortak kalkınma vizyonu” Mersin’in potansiyelini yalnızca kendi sınırları içerisinde değerlendirmediklerini ifade eden Kayan, şunları söyledi: “Mersin’in geleceğini Çukurova Havzası’nın geleceğinden ayrı düşünmüyoruz. Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay başta olmak üzere Çukurova Havzası’nın sahip olduğu üretim, sanayi, tarım, liman ve lojistik imkânlarının ortak bir kalkınma vizyonuyla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Birbirimizle yarışmak yerine birlikte yarışmayı, ortak hedefler doğrultusunda güç birliği yapmayı esas alıyoruz. Çünkü Çukurova Havzası’nın kalkınması, şehirlerimizin birbirleriyle yarışmasından değil, ortak hedefler etrafında güçlerini birleştirmesinden, üretimde, ticarette ve yatırımda birbirlerini tamamlamasından geçmektedir. Birlikte üreterek ve birbirimize güç katarak bölgemizi çok daha ileriye taşıyabileceğimize inanıyoruz. Bu noktada Mersin’de gördüğümüz birliktelik tablosunu da özellikle ifade etmek istiyorum. Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Bu organizasyon yalnızca MÜSİAD Mersin’in değil, Mersin’in ortak organizasyonudur. Şehrimizin farklı kurumlarının aynı hedef etrafında buluşması, birlikte hareket etmesi ve Mersin’e gelen misafirlerimizi ortak bir heyecanla karşılaması, bizim için programın kendisi kadar değerlidir.” MÜSİAD’ın 113. Genel İdare Kurulu Toplantısı, katılımcıların birlikte çektirdiği aile fotoğrafıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1] Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2] Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3] Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı

Türkiye’nin 3D baskı teknolojileri ve eklemeli imalat alanındaki en kapsamlı ihtisas buluşması EXPO3D İstanbul, 17 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. 19 Eylül’e kadar devam edecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, sanayicileri, mühendisleri, akademisyenleri, girişimcileri ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturuyor. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda düzenlenen EXPO3D İstanbul’da endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden 3D tarama sistemlerine, prototiplemeden seri üretim uygulamalarına kadar sektörün farklı alanlarındaki yeni teknolojiler sergileniyor. Fuarın üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ YENİ NESİL TEKNOLOJİLERLE BULUŞTURUYORUZ” Fuarın açılışında konuşan TAM Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sucaklı, EXPO3D İstanbul’un Türkiye’nin ileri üretim teknolojilerindeki potansiyelini dünyaya göstermeyi amaçladığını belirterek şunları söyledi: “Üretimde yeni bir dönemin içindeyiz. Artık bilgisayarda hazırlanan bir tasarım, büyük kalıplara ve haftalar süren hazırlık süreçlerine ihtiyaç duyulmadan birkaç saat içerisinde somut bir ürüne dönüşebiliyor. EXPO3D İstanbul ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısını, mühendislik birikimini ve girişimcilik kabiliyetini yeni nesil üretim teknolojileriyle buluşturuyoruz. 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla markanın yer aldığı fuarımızın, yeni iş birliklerine ve yatırımlara zemin hazırlamasını hedefliyoruz. Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olmasını istiyoruz.” “YERLİ HAM MADDE VE MALZEME GELİŞTİRMEK STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR” PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz ise 3D baskı teknolojilerinin plastik sektörüne yeni üretim ve ürün geliştirme alanları kazandırdığına dikkat çekti. Karadeniz, “Eklemeli imalatın gelişmesinde makine ve yazılım kadar kullanılan ham maddeler de belirleyici bir role sahip. Polimer teknolojileri; otomotivden savunmaya, medikal uygulamalardan tüketici ürünlerine kadar çok geniş bir kullanım alanı sunuyor. Türkiye’nin güçlü plastik sanayisini 3D baskı teknolojileriyle buluşturması, yüksek katma değerli üretim açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Yerli ham madde ve ileri malzeme geliştirme kabiliyetimizi güçlendirerek bu alandaki dışa bağımlılığı azaltabilir, küresel pazardan daha fazla pay alabiliriz” dedi. Eklemeli imalatın malzemenin yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelerde kullanılmasına imkân verdiğini ifade eden Karadeniz, teknolojinin kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri açısından da önemli olduğunu vurguladı. “AKADEMİK BİLGİNİN SANAYİDE KARŞILIK BULMASI GEREKİYOR” Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Binnur Sağbaş da 3D baskı ve eklemeli imalat teknolojilerinin disiplinler arası bir çalışma alanı olduğuna dikkat çekti. Sağbaş, “Eklemeli imalat; makine mühendisliğinden malzeme bilimine, yazılımdan tasarıma ve biyomedikal uygulamalara kadar çok sayıda alanı bir araya getiriyor. Üniversitelerde üretilen akademik bilginin sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşması, geliştirilen projelerin ticarileşmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. EXPO3D İstanbul gibi buluşmalar, öğrencilerimizin ve genç mühendislerimizin teknolojinin ulaştığı noktayı yakından görmesine imkân sağlarken üniversite-sanayi iş birliklerinin gelişmesine de katkıda bulunuyor” diye konuştu. 3D YAZICILARLA ÜRETİLEN GERÇEK BOYUTLU TASARIMLAR İLGİ ODAĞI OLDU EXPO3D İstanbul’da endüstriyel uygulamaların yanı sıra 3D yazıcıların ulaştığı boyutları gösteren dikkat çekici çalışmalar da ziyaretçilerle buluştu. 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yüksekliğindeki dinozor, birebir gerçek boyutlu yarış motosikleti, Anıtkabir ve Aslanlı Yol modeli, 2 metre yüksekliğindeki Thor ve Spider-Man figürleri fuarın öne çıkan eserleri arasında yer aldı. Fuarda ayrıca 1 metre boyundaki metal uçak motoru, 1,5 metrelik insansız hava aracı ve roket parçaları, medikal protezler, otomobiller için mekanik parçalar ile 3D baskıyla hazırlanan gömlek, etek, çanta ve şapka gibi tasarımlar sergileniyor. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki Ayasofya Camii modeli ise fuar alanında çalışan 3D yazıcıyla iki gün içerisinde üretilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı Haber

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı

. Şirket, etkinlikte küresel ticaretteki yeni dengelerden SKDM ve yeşil dönüşüme, katma değerli üretimden müşteri deneyimini dijitalleştiren Stargate portalına kadar birçok kritik başlıkta vizyonunu paylaştı. Sektörün mevcut durumunu ve büyüme fırsatlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alan Yıldız Demir Çelik, güçlü kurumsal kabiliyeti ve sürdürülebilir üretim modeliyle Türkiye çelik sanayisinin geleceğinde oynadığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koydu. Türk yassı çelik sektörünün yenilikçi ve katma değerli üretim gücü Yıldız Demir Çelik, 8 Eylül tarihinde düzenlenen SteelOrbis Kocaeli Piyasa Sohbetleri etkinliğinde Platin Sponsor olarak yer aldı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren organizasyonda küresel ticarette değişen dengeler, pazar koşulları, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve dijitalleşme başta olmak üzere sektörü geleceğe taşıyacak temel başlıklar kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. SteelOrbis Genel Müdürü Murat Eryılmaz ile Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz’ın açılış konuşmalarını gerçekleştirdiği organizasyonda Yıldız Demir Çelik üç ayrı panelde yer alan yöneticileri ve etkinlik standında öne çıkardığı Stargate Müşteri Portalı ile etkinlikte güçlü bir temsille yer aldı. “Çelik Sektöründe Dengeler Yeniden Şekilleniyor” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, çelik sektörünün yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, üretim anlayışını köklü biçimde dönüştüren yeni bir süreçten geçtiğini vurguladı. Sektörde başarıyı belirleyen dinamiklerin giderek çeşitlendiğine dikkat çeken Selçuk Yılmaz, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Çelik sektöründe bugün yalnızca piyasa koşulları değil, oyunun kuralları da değişiyor. Küresel kapasite fazlası fiyatlar üzerinde baskı yaratırken; ticaret politikaları, karbon düzenlemeleri, enerji ve lojistik maliyetleri pazara erişimin ve üretimin toplam maliyetini yukarı taşıyor. Dolayısıyla sektörde güçlü bir konum elde etmek artık yalnızca üretim ya da satış performansıyla açıklanabilecek bir konu değil. Hangi pazara, hangi ürünle, hangi maliyet yapısıyla girdiğiniz; verinizi ne kadar doğru yönettiğiniz, süreçlerinizi ne ölçüde izlenebilir kıldığınız ve müşterinize ne kadar güvenilir bir deneyim sunduğunuz giderek daha belirleyici hale geliyor. Yıldız Demir Çelik olarak bu dönüşümü bütüncül bir yönetim konusu olarak ele alıyoruz. Odağımız; değişen koşulları doğru ve zamanında okuyabilmek, operasyonel verimliliğimizi sürekli geliştirmek, müşterilerimize şeffaf ve güvenilir bir yapı sunmak ve bugünün koşullarına cevap verirken yarının gücünü bugünden inşa etmek.” Dedi. Üç Farklı Panelde Sektörün Bugünü ve Yarını Konuşuldu Yıldız Demir Çelik, etkinlik boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sektörün bugününe ve geleceğine yön veren farklı uzmanlık alanlarıyla temsil edildi. “Türkiye’de Yassı Çelik Sektörü – Mevcut Durum, Zorluklar ve Büyüme Fırsatları” başlıklı ilk oturumda Yıldız Demir Çelik Satış Direktörü Vedat Acar ile RAM Genel Müdürü ve TURKTRADE Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Urun konuşmacı olarak yer aldı. İç pazar görünümü, rekabet koşulları ve ithalat baskısı karşısında katma değerli üretimin belirleyici rolüne dikkat çeken Vedat Acar, sürdürülebilir satış yaklaşımının yalnızca daha fazla tonaj satmak değil, müşterinin operasyonel ritmini ve üretim sürekliliğini korumak anlamına geldiğini belirtti. Acar ayrıca müşteriyle kurulan güçlü teknik ortaklığın rekabette sağladığı avantajı paylaştı. “Küresel Ticarette Değişen Dengeler – Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ikinci oturumda Yıldız Demir Çelik İhracat Müdürü Hakan Bozoğlu ile Trade Resources Company Yönetici Ortağı Bülent Hacıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Bozoğlu, AB ve ABD pazarlarında artan korumacı ticaret bariyerleri karşısında Türk çelik sektörünün geliştirmesi gereken dinamik stratejileri aktardı. Pazar çeşitlendirmesi, çevik lojistik planlaması ve uluslararası standartlara uyumun Türk üreticilerini yeni ticaret dengelerinde öne çıkaracağını vurguladı. “İklim Değişikliği ve Jeopolitik Koşullarla Değişen Ticaret Politikalarının Yassı Çeliğe Etkisi” başlıklı üçüncü oturumda ise Yıldız Demir Çelik SEÇ ve Sürdürülebilirlik Müdürü Figen Tabak Balbal ile CARES (Certification Authority for Reinforcing Steels) Baş Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Sorumlusu (CTSO) ve Yönetim Kurulu Üyesi Ladin Çamcı görüşlerini paylaştı. Figen Tabak Balbal; SKDM süreci, emisyon verisi takibi ve yeşil dönüşümün finansal boyutlarını ele alırken, sürdürülebilirlik ve risk yönetiminin sahadaki operasyonel refleksle birleştiğinde gerçek değer yarattığını belirtti. Etkinliğin “Türkiye ve Dünya Ekonomisi” başlıklı son oturumunda ise Yatırım Finansman Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı ve Finansal Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Hakan Kara katılımcılarla buluştu. Oturum kapsamında jeopolitik gelişmelerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkilerinin yanı sıra küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisinin görünümü değerlendirildi. Müşteri Deneyimini Kolaylaştıran Dijital Çözüm: Stargate Müşteri Portalı Etkinlik alanındaki Yıldız Demir Çelik standında ise sektörde müşteri deneyimi fonksiyonunu organizasyonel yapısına kazandıran ilk şirket olan Yıldız Demir Çelik’in online müşteri portalı Stargate, eklenen yeni fonksiyonlarıyla oluşturulan deneyim alanında katılımcılara sunuldu. Çelik sektöründe müşteri beklentilerinin kaliteli ürün tedarikinin ötesine geçerek tüm sürecin şeffaf, izlenebilir ve öngörülebilir yönetilmesine evrildiği günümüzde, müşteri güveninin süreçlerin görünürlüğüyle inşa edildiği gerçeği standın ana odağını oluşturdu. Bu yaklaşımın en somut çıktısı olarak standda öne çıkan Stargate Müşteri Portalı, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Yenilenen yüzü ve genişleyen fonksiyonlarıyla tanıtılan platform, müşterilerin temsilci desteği beklemeden sipariş, sevkiyat, anlık fabrika stokları, irsaliye takibi, test sertifikalarına erişim ve kredi kartıyla ödeme gibi operasyonel ve finansal süreçleri tek bir dijital kanal üzerinden yönetmelerine imkân tanıyor. Müşteri temas noktalarını tek ekranda toplayarak karar alma süreçlerini hızlandıran ve operasyonel kolaylık sunan Stargate, Yıldız Demir Çelik’in dijital dönüşüm ve kesintisiz müşteri deneyimi vizyonunun güçlü bir simgesi olarak etkinlikte dikkat çekti. Yıldız Demir Çelik güçlü üretim kabiliyeti, çevresel dönüşüm odaklı yatırımları ve müşteri deneyimini dönüştüren yenilikçi çözümleriyle, Türkiye ve küresel yassı çelik pazarındaki öncü adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’e Kadar 169 Milyar Dolara Ulaşacak Haber

Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’e Kadar 169 Milyar Dolara Ulaşacak

Dijital üretimde yaşanan hızlı dönüşüm, küresel sanayinin üretim, stok ve tedarik zinciri modellerini yeniden tanımlıyor. Kişiselleştirilmiş üretime yönelik artan talep, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik hedefleri, eklemeli imalat teknolojilerini şirketler açısından stratejik bir yatırım alanına dönüştürüyor. Havacılıktan otomotive, sağlık teknolojilerinden savunma sanayii ve mimarlığa kadar geniş bir alanda 3D üretim çözümlerinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve yüksek katma değerli üretim sektörlerinden gelen artan taleple birlikte eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden üretim hizmetlerine kadar genişleyen ekosistem; yerli üretim kabiliyetini artırırken dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal teknolojilerde karmaşık, hafif ve yüksek performanslı parçaların üretimine duyulan ihtiyaç, 3D üretim çözümlerine yönelik yatırımları hızlandırıyor. Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuarda 100’ün üzerinde katılımcı firma, 120’den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşması hedefleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sağlaması amaçlanan organizasyon, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı ile akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle bir araya getirecek. ÜRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ YAŞANIYOR Expo3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, “Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknoloji odaklı kalkınma vizyonu, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında hayata geçirilen stratejiler ve sanayide dijital dönüşümü destekleyen politikalar, eklemeli imalat teknolojilerinin Türkiye’de daha hızlı yaygınlaşmasının önünü açıyor. Genç ve nitelikli mühendis nüfusu, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye, bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip. Özellikle savunma sanayii, havacılık, medikal ve otomotiv gibi yüksek katma değerli sektörlerden gelen artan talepler, Türkiye’de eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojileri ekosisteminin önümüzdeki dönemde güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacağına işaret ediyor” dedi. Ünverdi, eklemeli imalat teknolojilerinin üretim anlayışını kökten değiştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim teknolojisi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren yeni bir üretim paradigmasıdır. Küresel pazarın yıllık yüzde 20’nin üzerinde büyümesi ve 2025 yılındaki 30,5 milyar dolarlık seviyesinden 2033’te yaklaşık 169 milyar dolara ulaşmasının beklenmesi, bu dönüşümün kalıcı ve stratejik bir nitelik taşıdığını açıkça gösteriyor. EXPO3D İstanbul olarak amacımız yalnızca bir fuar düzenlemek değil; yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, yeni yatırımların ve nitelikli iş birliklerinin önünü açan, ülkemizin sanayi dönüşümüne somut katkı sağlayan sürdürülebilir bir platform oluşturmaktır. Eklemeli imalat alanındaki yerli üretim kabiliyetini, katma değerli ihracatı ve küresel rekabet gücünü artırarak Türkiye’nin teknoloji üreten ve bölgesine yön veren konumunu güçlendirmeyi; ülkemizin ekonomik ve teknolojik geleceğine kalıcı değer katmayı hedefliyoruz” dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Ünverdi: “Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika arasında kurduğu üretim, ticaret ve lojistik bağlantılar sayesinde eklemeli imalat alanında bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip. Gelişmiş sanayi altyapımız, mühendislik kabiliyetimiz ve yüksek katma değerli sektörlerdeki üretim deneyimimiz, ülkemizi yalnızca teknoloji kullanan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir merkez hâline getiriyor. Önümüzdeki 5–10 yıllık dönemde eklemeli imalatın nihai parça üretimi, bakım ve onarım, hafifletilmiş komponent geliştirme, kişiselleştirilmiş üretim ve dijital tedarik zincirlerindeki etkisi çok daha belirgin hâle gelecek. Bu dönüşüm, yeni sanayi düzeninin ve küresel rekabetin en kritik başlıklarından biri olacak” değerlendirmesinde bulundu. Eklemeli imalat teknolojileri, dijital tasarımların doğrudan üretime aktarılmasını sağlayarak sanayiye hız, esneklik ve tasarım özgürlüğü kazandırıyor. Karmaşık ve hafif parçaların üretilebilmesi, kalıp ihtiyacının azaltılması, düşük adetli üretim ile kişiselleştirilmiş çözümlere olanak tanıması, teknolojinin geleneksel imalat yöntemlerini tamamlayan stratejik bir üretim modeli olarak hızla yaygınlaşmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Ekonomi ve İmalat Sanayine Yönelik Kritik Analiz Haber

PLASFED’den Ekonomi ve İmalat Sanayine Yönelik Kritik Analiz

Plastik sanayisinin çatı kuruluşu PLASFED Başkanı şunları söyledi: Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi, ekonominin direnç göstermeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak büyüme rakamlarının detaylarına baktığımızda, sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralmış olması dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir gelişmedir. Sanayi yalnızca bir sektör değil, ekonominin amiral gemisidir. Üretimin, ihracatın, istihdamın ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan sanayi; ekonomideki tüm çarkların dönmesini sağlayan temel güçtür. Bu nedenle sanayide yaşanan her yavaşlama, orta ve uzun vadede büyüme performansını da doğrudan etkiler. Bugün sanayiciler yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları, artan enerji giderleri ve küresel talepteki yavaşlama gibi önemli zorluklarla mücadele ediyor. Buna rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için sanayiyi destekleyen politikaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor. PMI endeksi 49,8’e yükseldi Öte yandan bugün açıklanan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verileri de sanayi açısından umut veren bir tablo ortaya koydu. Nisan ayında 45,7 seviyesinde bulunan PMI endeksi mayıs ayında 49,8'e yükselerek Mart 2024'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Endeksin halen 50 eşik değerinin hemen altında bulunması imalat sanayinde daralmanın tamamen sona ermediğini gösterse de faaliyet koşullarındaki bozulmanın belirgin şekilde yavaşladığına ve üretim tarafında toparlanma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Ayrıca ihracat siparişlerinin yaklaşık 21 ay sonra ilk kez artış göstermesi de sanayinin önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini destekleyen önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Sanayi güçlendikçe üretim artacak Özellikle yatırım ve işletme sermayesine erişimin kolaylaştırılması, üreticiye uygun maliyetli finansman imkanları sunulması, enerji maliyetlerinin azaltılması ve ihracatçının rekabet gücünü artıracak adımların atılması büyük önem taşıyor. Sanayi güçlendikçe üretim artacak, üretim arttıkça ihracat ve istihdam da büyüyecektir. Açıklanan verilerde bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyümesi, teknoloji yatırımlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak güçlü ekonomiler, hizmet ve teknoloji sektörlerini güçlü bir üretim altyapısıyla destekleyen ülkelerdir. Türkiye de teknoloji ile sanayiyi birlikte büyüten bir kalkınma modeline odaklanmalıdır. PLASFED olarak inanıyoruz ki Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet hedeflerine ulaşmasının yolu sanayinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Çünkü sanayi güçlü olduğunda ekonomi büyür, ekonomi büyüdüğünde ise Türkiye güçlenir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Test Gücü Hamlesi Haber

Türkiye’den Test Gücü Hamlesi

Girişim Elektrik Grubu, altı akredite test laboratuvarını devreye alarak bu alanda Avrupa’daki sayılı entegre yapılardan biri haline geldi. Grup bünyesindeki beş laboratuvar, TÜRKAK tarafından verilen AB-0517-T akreditasyonu kapsamında entegre şekilde faaliyet gösterirken, altıncı laboratuvar grup iştiraki Euromek Elektrik tarafından bağımsız akreditasyonla işletiliyor. Bu yapı; yüksek gerilim ekipmanlarından dağıtım trafolarına kadar geniş bir ürün yelpazesinde test, doğrulama ve sertifikasyon süreçlerinin tek merkezden yürütülmesini sağlıyor. Aynı zamanda IEC ve IEEE standartlarına uyumlu altyapı sayesinde Avrupa ve ABD pazarlarına yönelik üretim süreçleri tek merkezden desteklenebiliyor. Mobil test araçlarıyla sahada da hizmet veren sistem, enerji santrallerinden trafo merkezlerine kadar geniş bir alanda devreye alma süreçlerini hızlandırıyor. “Rekabet test altyapısıyla belirleniyor” Girişim Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Behiç Harmanlı, enerji sektöründe rekabet dinamiklerinin değiştiğine dikkat çekti: “Artık sadece üretmek yeterli değil. Ürettiğiniz ekipmanı uluslararası standartlarda test edebiliyor, bunu hızlı şekilde sahaya yansıtabiliyorsanız rekabetçi oluyorsunuz. Test ve doğrulama altyapısı, enerji sektöründe belirleyici bir unsur haline geldi.” Harmanlı, bu yapının AR-GE süreçlerine de doğrudan katkı sağladığını belirterek şunları söyledi: “Tasarım, test ve doğrulama süreçlerini aynı çatı altında toplamak, ürün geliştirme süresini ciddi şekilde kısaltıyor. Bu sayede dışa bağımlılığı azaltan ve kendi teknolojisini geliştiren bir yapı ortaya çıkıyor.” Türkiye için stratejik avantaj Enerji ekipmanlarında küresel talebin arttığı bir dönemde, test ve doğrulama kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Harmanlı’ya göre Türkiye bu alanda önemli bir potansiyele sahip: “Türkiye, üretim gücünü güçlü bir test altyapısıyla desteklediğinde bölgesel bir merkez haline gelebilir. Bu yatırımın sadece şirketimiz için değil, sektörün geneli için de önemli bir kazanım olduğunu düşünüyoruz.” Girişim Elektrik Grubu’nun devreye aldığı bu altyapı, Türkiye’nin enerji teknolojilerinde daha yüksek katma değerli üretim yapabilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.