Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kayıt Dışı

Kapsül Haber Ajansı - Kayıt Dışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayıt Dışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dikkat! Maliye Peşinizde Olabilir... Sosyal Medyadan Satış Yapanları Bekleyen Büyük Tehlike Haber

Dikkat! Maliye Peşinizde Olabilir... Sosyal Medyadan Satış Yapanları Bekleyen Büyük Tehlike

Instagram, Facebook, TikTok ve benzeri sosyal medyaplatformları üzerinden yapılan satışlar son yıllarda adeta patlama yaşadı.Binlerce kişi evinden, telefonundan ya da küçük bir sosyal medya hesabındanürün satarak ek gelir elde etmeye başladı. Ancak uzmanlar, bu büyümenin beraberinde ciddi bir riski degetirdiği konusunda uyarıyor. Özellikle son dönemde yasa dışı bahis ve dolandırıcılıkoperasyonlarının ardından bankacılık sistemi üzerindeki denetimlerin önemliölçüde sıkılaştığı belirtiliyor. Finansal hareketlerin çok daha detaylı analizedildiği bu süreçte, aynı banka hesabına çok sayıda farklı kişiden düzenli paratransferi yapılması çeşitli kontrol mekanizmalarına takılabiliyor. Finans sektöründe görev yapan uzmanlara göre bankalar,olağan dışı para hareketlerini şüpheli işlem kapsamında değerlendirebiliyor vegerekli gördükleri durumlarda ilgili kurumlara bildirimde bulunabiliyor.Yapılan incelemelerde bu para girişlerinin ticari faaliyetlerdenkaynaklandığının anlaşılması halinde ise vergi yükümlülükleri gündemegelebiliyor. Sosyal Medya Satıcılarını BekleyenVergi Riski Vergi uzmanları, özellikle kayıt dışı ticaret yapankişilerin ciddi yaptırımlarla karşılaşabileceğine dikkat çekiyor. Şirket kurmadan, vergi mükellefi olmadan ve herhangi birresmi kayıt oluşturmadan sürekli satış yapılması durumunda, geriye dönük vergiincelemel eriyle karşılaşılabileceği ifade ediliyor. Bu süreçte ödenmeyenvergilerin yanı sıra gecikme faizleri ve çeşitli idari cezaların da söz konusuolabileceği belirtiliyor. Son yıllarda sosyal medya üzerinden satış yapan çok sayıdakişinin bu nedenle incelemeye alındığı ve kayıt dışı ticarete yönelikdenetimlerin giderek arttığı değerlendiriliyor. "Sadece Ürün SatmakYetmiyor" Dijital ticaret üzerine çalışmalar yapan girişimci EmreGöver ise sosyal medya üzerinden satış yapmak isteyenlerin yalnızca ürünbulmaya odaklanmaması gerektiğini söylüyor. Göver'e göre dijital ticaretin görünmeyen tarafında; * vergi mevzuatı, * fatura düzeni, * şirket yükümlülükleri, * resmi kayıt süreçleri gibi birçok hukuki sorumluluk bulunuyor. "Bugün insanlar sosyal medyada satış yapmaya başlıyorancak işin vergi ve yasal boyutunu çoğu zaman bilmiyor. Bir süre sonra bankahareketleri incelenebiliyor ve hiç beklemedikleri sorunlarlakarşılaşabiliyorlar. Dijital ticarette sürdürülebilir başarı için yalnızcasatış değil, yasal altyapının da doğru kurulması gerekiyor." ifadelerinikullanan Göver, kayıt dışı ticaret yerine güvenli ve yasal modellerin tercihedilmesi gerektiğini vurguluyor. B&T Platformu Bu Soruna ÇözümÜretmeyi Hedefliyor Emre Göver tarafından geliştirilen B&T Platformu'nunortaya çıkış nedenlerinden birinin de tam olarak bu sorun olduğu belirtiliyor. Platform, dijital ticaret yapmak isteyen ancak şirketkuruluşu, stok yönetimi, depo maliyetleri ve vergi süreçleri gibi konulardabilgi sahibi olmayan kişilere daha güvenli bir yapı sunmayı amaçlıyor. B&T modeli; gençler, üniversite öğrencileri, evkadınları ve ek gelir elde etmek isteyen bireylerin, klasik e-ticaretin yüksekgiriş maliyetleri ve karmaşık operasyonlarıyla karşılaşmadan dijital ekonomiyekatılabilmesini hedefleyen alternatif bir sistem olarak geliştirildi.< o:p> Platformun temel yaklaşımı; bireylerin ürün tedariki, stokyatırımı ve lojistik süreçleriyle uğraşmadan dijital ticaret ekosisteminde yeralabilmelerini sağlamak üzerine kuruluyor. Uzmanlardan Uyarı Uzmanlar ise sosyal medya üzerinden ticaret yapmak isteyenherkese aynı tavsiyede bulunuyor: "Satış yapmaya başlamadan önce mutlaka vergi mevzuatınıaraştırın. Ticari faaliyetlerinizi yasal zeminde yürütün. Sosyal medyahesabınız küçük olsa bile banka kayıtları ve para transferleri resmiincelemelere konu olabilir." Dijital ticaret her geçen gün büyürken, uzmanlara göre artıken önemli yatırım yalnızca ürün satabilmek değil; bunu güvenli, kayıtlı vehukuka uygun şekilde sürdürebilmek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Mezarlıklarda Türkiye’ye Örnek Olacak Model Haber

İzmir’de Mezarlıklarda Türkiye’ye Örnek Olacak Model

Belediye koordinasyonunda meslek odaları ve vakıfların denetimiyle yürütülecek sistemle lahit ve mezar üst yapıları belirlenen standartlarda yapılacak, kaçak yapılaşmanın önüne geçilirken şeffaf ve uygun maliyetli hizmet sunulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı, mezarlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatıyor. Mezarlıklarda düzeni sağlamak, vatandaşın güvenilir ve uygun maliyetli hizmete erişimini kolaylaştırmak, haksız kazanç ile kaçak uygulamaların önüne geçmek amacıyla üç önemli iş birliği protokolü hayata geçiriliyor. Büyükşehir Belediye Meclisi'nde oy birliğiyle kabul edilen protokoller kapsamında Örnekköy Yeni Mezarlığı ile Kayadibi Kent Mezarlığı’nda İzmir Mezarlıklarını Güzelleştirme ve Sosyal Hizmet Vakfı, Buca Zafer Mezarlığı’nda İzmir Mermerciler Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Gaziemir Sarnıç Mezarlığı’nda ise İzmir İnşaat Sanatkarları Esnaf Odası ile iş birliği yapılacak. Yeni sistemde vatandaşlar, mezarlıkta yaptıracakları lahit ve üst yapı imalatları için farklı kişi ya da firmalarla görüşmek zorunda kalmayacak. Tüm süreç yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerinden yürütülecek. Belediye, kişileri ilgili oda ve vakıflara yönlendirecek, üretim ve uygulama süreçlerini de denetleyecek. Uygulamayla mezarlıklarda kaçak ve mevzuata aykırı yapılaşmanın önüne geçilmesi, estetik bütünlüğün korunması ve ortak bir görünüm oluşturulması hedefleniyor. Aynı zamanda vatandaşların acılı günlerinde yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalmasının önüne geçilerek şeffaf, kaliteli ve uygun fiyatlı hizmet sunulması amaçlanıyor. Esnafın da yurttaşın da hakları korunacak Proje, kayıt dışı çalışanların önüne geçerek kurallara uygun faaliyet gösteren esnafın haklarını koruyacak. Belediye koordinasyonunda yürütülecek sistem, hem hizmet kalitesini artıracak hem de mezarlıklarda sürdürülebilir bir düzen oluşturacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, uygulamanın belediye bütçesine ek yük getirmeyeceğini ve bu süreçten herhangi bir gelir elde etmeyeceğini belirterek, modelin tamamen kamu yararı, hizmet kalitesi ve vatandaş memnuniyetini esas alınarak hayata geçirileceğini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Günlük 3 Bin Haneyi Besleyecek Enerji Kadar Kaçak Elektrik Tüketildiği Anlaşıldı  Haber

Günlük 3 Bin Haneyi Besleyecek Enerji Kadar Kaçak Elektrik Tüketildiği Anlaşıldı 

Dicle Elektrik, tarımsal sulama sezonunun başlamasıyla birlikte enerji arz güvenliğini korumak, kaçak tüketimin şebekeye verdiği zararı önlemek ve bölgedeki abonelere daha kaliteli hizmet sunmak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında riskli alanlarda dron destekli kontrollerini artırdı. Günlük 3 bin haneye yetecek kapasitede! Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Yağızlar, Fareli, Kızlarsarayı ve Sağırtaş mahallelerinde gerçekleştirilen dronlu yeni kontrollerde, toplam güçleri 4 bin 440 kVA olan 29 adet kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Yapılan incelemelerde trafoların en küçüğünün 50 kVA, en büyüğünün ise 250 kVA gücünde olduğu kaydedildi. Bu trafoların günlük 3 bin hanenin enerji ihtiyacına eş değer kapasiteye sahip olduğu da belirlendi. Söz konusu trafoların, pamuk tarlaları ile ikinci ürün ekimi yapılacak tarım arazilerinin, kaçak elektrik kullanılarak çalıştırılan derin kuyulardan çekilen yeraltı suyuyla sulanmasında kullanıldığı tespit edildi. 29 kaçak trafoya ilişkin gerekli yasal süreç başlatılırken, trafolara el konulması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunuldu. Dronlar anız yakanları da görüntüledi Dicle Elektrik’in kaçak trafo tespitinde kullandığı dronlar, denetimler sırasında Şanlıurfa Valiliği’nin anız yakma yasağına rağmen hasadı tamamlanan buğday tarlalarında anız yakan kişileri de görüntüledi. Kayıtlarda, büyük yangınlara yol açma riski nedeniyle yasak olmasına rağmen bazı kişilerin anız ateşi yaktığı kayıtlara yansıdı. Elde edilen görüntüler, gerekli işlemlerin yapılabilmesi için Dicle Elektrik tarafından jandarma birimlerine teslim edildi. Anız yaktığı tespit edilen kişiler hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında işlem yapılacağı öğrenildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa'da 62 Kaçak Trafoyla Tarla Suladılar! Haber

Şanlıurfa'da 62 Kaçak Trafoyla Tarla Suladılar!

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yapay zeka destekli dronlarla yapılan kontrollerde, toplam 7.820 kVA gücünde 62 kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Günlük 5 bin 500 hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki trafolara el konulması için savcılığa başvuruldu. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde hizmet veren Dicle Elektrik, kaçak elektrik kullanımıyla mücadelesini teknolojik altyapı ve saha denetimleriyle sürdürüyor. Bu kapsamda enerji arz güvenliğini korumak ve kaçak tüketimin şebekeye etkisini önlemek amacıyla Viranşehir’de yapay zeka destekli dronlarla yapılan denetimlerde, tarımsal sulamada kullanılan toplam 7.820 kVA gücünde 62 kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Bu trafoların günlük 5 bin 500 hanenin enerji ihtiyacına eş değer kapasiteye sahip olduğu da belirlendi. Yapay zeka tabanlı analizlerin ardından havalandırılan dronlarla gerçekleştirilen saha taramalarında belirlenen kaçak trafoların en küçüğünün 100, en büyüğünün ise 250 kVA gücünde olduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde bu trafoların genel olarak 50 ila 400 dönüm büyüklüğündeki buğday ve pamuk tarlalarının kaçak elektrikle sulanmasında kullanıldığı saptandı. Binlerce hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bu kapasitenin kaçak sulamada kullanılması hem enerji arzı hem de şebeke güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. “Can ve mal güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor” Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak elektrik tüketiminde kullanılan kayıt dışı trafoların enerji şebekesi üzerinde ağır bir yük oluşturduğuna dikkat çekti. Yetkililer, “Kayıt dışı kaçak elektrik kullanımı enerji kalitesini olumsuz yönde etkileyerek diğer abonelerin kesintisiz enerji almasını engelliyor. Ayrıca topraklama ve koruma rölesi bulunmayan bu sistemler, yangın ve ölümcül kazalara yol açma riski taşıdığından can ve mal güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu. Kaçak trafolar için savcılığa başvuruldu Dronlardan elde edilen video görüntüleri ve diğer belgelerle hazırlanan dosyanın, Dicle Elektrik avukatları tarafından savcılığa sunulduğu bildirildi. Kayıt dışı trafolara el konulması için hukuki sürecin başlatıldığı belirtilirken, şirketin kaçak tüketimi önlemeye yönelik denetimlerini tarımsal sulama sezonu boyunca teknolojik imkanlarla sürdüreceği kaydedildi. Dicle Elektrik yetkilileri ayrıca mevcut teknolojik imkanlarla kaçak elektrik kullanımının gizlenmesinin artık mümkün olmadığını vurguladı. Bölgede kaçakla mücadelede yapay zeka tabanlı analiz sistemleri, dron ve uydu destekli denetimler ile uzaktan sayaç yönetimi uygulamalarının etkin biçimde kullanıldığını belirten yetkililer, yürütülen dijital dönüşüm projeleri sayesinde kayıp-kaçak oranının yüzde 76’dan yüzde 35’e kadar düşürüldüğünü ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart" Haber

"Türkiye Süt Üretiminde Güçlü Ama Tüketimde Bilinç Şart"

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye'nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9'unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: "S üt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip." ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı'nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, "Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar" dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, "Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve 'çiftçinin emeği ak süte kara çalmak' akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız" dedi. "Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor" Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, "Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı" diye konuştu. Çallı, "Gelişmiş ülkelerde örneğine ra stlanmayan sokak sütü satışlarının, 'doğal', 'organik' yada 'köy sütü' algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir" dedi. "Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli" Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: "Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tü ketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor." "Türkiye'nin güçlü süt sanayisi korunmalı" Türkiye süt sektörünün bugün 100'ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB'ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. "Türkiye'nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta öneml i başarılar elde ediyor" diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü'nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Turizminde Kayıt Dışılık 1,6 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Sağlık Turizminde Kayıt Dışılık 1,6 Milyar Dolara Ulaştı

Hastalara nerede hangi ameliyatın yapıldığı, ne kadar para harcandığı tam ölçülemiyor ki bu da "kayıt dışı" bir ekonomi anlamına geliyor. Öyle ki yıllık 4 milyar dolar getirisi olan sağlık turizminde kayıt dışı gelir 1,6 milyar dolara ulaşmış durumda. Sağlık turizmindeki kayıt dışılığın sektörün sürdürülebilirliği ve ülke ekonomisi açısından ciddi sorunlara yol açtığını belirten Hop Health Kurucusu ve CEO'su Dr. Eren Ünal, sorunun mali işlemlerin şeffaf hale getirilerek çözülebileceğinin altını çizdi. Dünyada sağlık turizmi 100 milyar dolara ulaştı. Türkiye'ye geçen yıl yaklaşık 3 milyon kişi sağlık hizmeti almak için gelirken; bu hastaların bıraktığı gelir ise yaklaşık 4 milyar dolara ulaştı. Bununla beraber sağlık turizmi alanında kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 40'a ulaşmış durumda. Bu ise yıllık yaklaşık 4 milyar dolar getirisi olan sağlık turizminde 1,6 milyar dolar kayıt dışı gelirin olduğu anlamına geliyor.Bu ekonomik kaybın yanı sıra sektördeki kayıt dışılığın yol açtığı pek çok sorun bulunuyor ki bunlar arasında hastaların sağlığını tehlikeye atma ve ülke imajının, itibarının zedelenmesi ilk sıralarda yer alıyor. Güvensiz ortamda gerçekleşen ameliyatlar, hastalar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hastalar, yeterli tıbbi donanıma sahip olmayan tesislerde tedavi edildikten sonra enfeksiyon nedeniyle geri dönüşü olmayan şekil bozukluklarına ve işlev kaybına uğrayabiliyor; bu prosedürler ölümle bile sonuçlanabiliyor. Yasal güvencenin olmaması da hastaların haklarını savunamaz hale getiriyor. Hasta güvenliği, sektörün itibarı ve haksız rekabet gibi sorunlar doğuruyor Dünyanın her yerinden doktorlar ile hastaları bir araya getirmek için geliştirilen yeni nesil sağlık platformu Hop Health Kurucusu ve CEO'su Dr. Eren Ünal, sağlık turizmindeki kayıt dışılığın sektörün sürdürülebilirliği ve ülke ekonomisi açısından ciddi sorunlara yol açtığının altını çizdi. Kayıt dışı sağlık hizmetlerinin güvenlik ve kalite standartlarına uygun olmayan ortamlarda sunulmasının, Türkiye'nin sağlık turizmi alanındaki uluslararası itibarını zedelediğini belirten Dr. Ünal şunları söyledi: "Sağlık turizminde güven kaybı yaşanması ise uzun vadede hastaların Türkiye'yi tercih etme oranlarını düşürebilir. Ayrıca, kayıt dışı çalışanların ve kuruluşların, yasal yükümlülüklerini yerine getiren sağlık merkezlerine karşı adil olmayan bir rekabet ortamı yarattığını düşünüyoruz. Bu durum, sektörde hizmet kalitesinin düşmesine ve etik dışı uygulamaların yaygınlaşmasına yol açar. Özetle kayıt dışılık; ekonomik kayıpların yanı sıra hasta güvenliği, sektörün itibarı ve haksız rekabet gibi hayati alanlarda önemli sorunlar doğurmaya devam ediyor." Mali işlemler şeffaf hale geliyor Bu noktada HOP Health olarak sektördeki kayıt dışılığı azaltmak ve daha şeffaf bir yapı oluşturmak için yenilikçi çözümler geliştirdiklerini vurgulayan Dr. Ünal, HOP Health'in hasta kayıtları, tedavi süreçleri ve ödeme işlemleri gibi kritik verileri güvenli bir şekilde saklayan ve takip eden GDPR'ye (Genel Veri Koruma Yönetmeliği) uyumlu bir altyapıya sahip olduğunu kaydetti. HOP Health olarak sundukları dijital ödeme sistemlerinin, kayıt dışı ödeme yöntemlerinin önüne geçerek gelirlerin resmi olarak kayıt altına alınmasını sağladığını ifade eden Dr. Ünal, "Bu sistem hem vergi takibini kolaylaştırıyor hem de sağlık merkezleri ile hastalar arasındaki mali işlemleri şeffaf hale getiriyor. Dijital takip çözümleri sayesinde tüm süreçler izlenebilir, denetlenebiliyor ve raporlanabilir hale geliyor" dedi. HOP Health olarak sağlık turizminde güvenilirlik ve kaliteyi ön planda tuttuklarını ve bu doğrultuda yalnızca Sağlık Turizmi Yetki Belgesi'ne sahip doktorlar, sağlık kurumları ve kuruluşlarla iş birliği yaptıklarını söyleyen Dr. Ünal, "Bu yaklaşımımız, hastalarımızın uluslararası standartlarda hizmet almasını sağlarken, aynı zamanda yasal düzenlemelere tam uyum göstererek Türkiye'nin sağlık turizmindeki güvenilirliğine katkı sunuyor. Hastaların tedavi süreçlerini şeffaf ve güvenilir bir platform üzerinden yönetirken, aynı zamanda Türk sağlık hizmetlerinin ve Türk doktorlarının küresel itibarını güçlendiren bir marka olmayı amaçlıyoruz. Türkiye'nin sağlık turizmi alanındaki başarısını en iyi şekilde yansıtarak, ülkemizi global arenada öncü bir sağlık destinasyonu haline getirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.