Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaynak Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Kaynak Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaynak Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EİB’de Üst Düzey Atama  Haber

EİB’de Üst Düzey Atama 

Yusuf Gabay, EİB bünyesinde Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık’tan sonra Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörlüğü görevini yürütecek ikinci isim olacak. Gabay, sürdürülebilirlik çalışmalarını daha ileri taşımak için çalışacaklarını söyledi. EİB sürdürülebilirlikte öncü kurumlar arasında yer alıyor Sürdürülebilirliğin küresel ticaretin geleceğini belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini ifade eden Yusuf Gabay, Ege İhracatçı Birlikleri'nin bu alanda uzun yıllardır öncü çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Gabay, "Dünya ticaretinin kuralları değişiyor. Artık rekabet karbon ayak izi, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, izlenebilirlik ve sosyal sorumluluk kriterleriyle de şekilleniyor. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ihracatçılarımız için yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu dönüşüm sürecinde üyelerimizin yanında yer alıyor, sürdürülebilirliği ihracatımızın geleceğini şekillendiren stratejik bir alan olarak görüyoruz." dedi. Global Compact'a üye olan ilk ihracatçı birliği EİB'nin sürdürülebilirlik alanında Türkiye'de birçok ilke imza attığını belirten Başkan Gabay, "Ege İhracatçı Birlikleri, dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne (UN Global Compact) üye olan ilk ihracatçı birliği olmuştur. 2021 yılında sorumluluk bildirim raporumuzu sunarak bu küresel inisiyatifin bir parçası olduk. Düzenli olarak yayımladığımız İlerleme ve Sorumluluk Bildirim Raporlarımızla sürdürülebilirlik alanındaki performansımızı şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşıyoruz." diye konuştu. 8 bin ihracatçı firmanın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyor EİB bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu'nun 12 ihracatçı birliğinin temsilcilerinden oluştuğunu ifade eden Gabay, sürdürülebilir ihracat, dijital dönüşüm, temiz teknolojiler, iklim değişikliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi alanlarında kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. "Bugün 8 bini aşkın ihracatçı firmamızın yeşil dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyoruz." diyen Yusuf Gabay, şöyle devam etti: "Firmalarımıza karbon ayak izi hesaplama ve yönetimi, sürdürülebilir ihracat stratejileri, döngüsel ekonomi uygulamaları, AB Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi konularda eğitimler ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Aynı zamanda yeşil finansman kaynaklarına erişim, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası mevzuatlara uyum süreçlerinde de üyelerimize destek oluyoruz. Amacımız ihracatçılarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü korurken yeni ticaret düzenine en hızlı şekilde uyum sağlamalarını desteklemek." 2025 yılında 66 eğitimle 2 bin 500 katılımcıya ulaşıldı Sürdürülebilirliğin bilgi ve farkındalıkla güçleneceğini belirten Gabay, EİB'nin son yıllarda eğitim faaliyetlerine önemli kaynak ayırdığını söyleyerek, "2025 yılı boyunca sürdürülebilirlik temalı 66 eğitim, webinar, panel ve çalıştay düzenledik. Yaklaşık 2 bin 500 katılımcıya ulaştık. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), tekstilde sürdürülebilir çözümler, karbonsuzlaşma uygulamaları, AB mevzuatları, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim konularında sektörlerimize yönelik çok sayıda program gerçekleştirdik. Bunun yanında kadınlar, gençler, üreticiler ve ihracatçılarımıza yönelik farkındalık projeleriyle sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutunu da destekledik." diye konuştu. Devlet desteklerinde en kapsamlı hizmeti EİB sunuyor Başkan Gabay, “Devlet destekleri konusunda EİB olarak ihracatçı firmalarımıza en kapsamlı rehberlik hizmeti sunan kurumların başında geliyoruz. Yurt dışı fuarlar, Turquality, UR-GE, marka, tasarım, e-ihracat, pazara giriş belgeleri ve Responsible destekleri başta olmak üzere birçok alanda firmalara danışmanlık sağlıyoruz. Bu çalışmalar sayesinde firmalarımızın küresel pazarlarda daha güçlü markalar haline gelmesini destekliyoruz." dedi. Sürdürülebilirlik ödülleri Sektörlerin sürdürülebilir dönüşümünü destekleyen projelere büyük önem verdiklerini dile getiren Gabay, sürdürülebilirlik kriterlerinin EİB'nin UR-GE projelerinde temel öncelikler arasında yer aldığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Tarım sektörlerinde sürdürülebilir üretim ve izlenebilirlik uygulamaları, sanayi sektörlerinde enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim teknolojileri, madencilik sektöründe çevre dostu üretim ve kaynak verimliliği gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Geçen sene ABD, İspanya, Avusturya ve Çin’in de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin aday olduğu yarışmada, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz, İspanya’da düzenlenen 42. Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nden (INC) anlamlı bir ödülle döndü. Birliğimizin gıda güvenliği çalışmaları çerçevesinde geliştirdiği “Aflatoksinli Kuru İncirlerin Sürdürülebilir Yönetimi Projesi”, Palma de Mallorca’daki kongrede, “Sürdürülebilirlik Ödülü”ne değer görüldü. Türkiye’nin projeyle ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım, INC tarafından “küresel ölçekte model” olarak değerlendirildi. Aynı zamanda geçtiğimiz günlerde tekstil sektöründe gerçekleştirilen Yaşam Döngüsü Analizi Danışmanlığı faaliyetimizin Ticaret Bakanlığımız tarafından 'İyi Uygulama Örneği' ödülüne layık görülmesi sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın başarısını ortaya koymuştur." EİB'nin yalnızca üyelerine değil, kendi kurumsal yapısında da sürdürülebilirlik uygulamalarını hayata geçirdiğini belirten Yusuf Gabay, "ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve Sıfır Atık Belgesi kapsamında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijitalleşme ve kağıtsız ofis uygulamalarıyla kaynak kullanımını azaltıyor, sera gazı emisyonlarımızı uluslararası standartlara uygun şekilde ölçüyor ve çevresel performansımızı düzenli olarak raporluyoruz. Kurum olarak örnek olmayı önemsiyoruz.” dedi. Yeni dönemde odak noktası: Karbon yönetimi ve yapay zeka Yeni dönemde ihracatçıların yeşil dönüşüm sürecine daha güçlü destek vermeyi hedeflediklerini söyleyen Gabay, "Önümüzdeki dönemde firmalarımızın karbon yönetimi ve iklim riskleri konusunda kapasitelerini artırmaya, SKDM ve sürdürülebilirlik raporlaması süreçlerine uyumlarını hızlandırmaya, döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve enerji verimliliği projelerini desteklemeye odaklanacağız. Bunun yanında uluslararası fonlardan daha fazla yararlanılması, Avrupa Birliği projelerinde etkinliğin artırılması ve yapay zeka ile dijital teknolojilerin sürdürülebilirlik çalışmalarına entegrasyonu da önceliklerimiz arasında yer alacak. Hedefimiz, sektörlerimizin sürdürülebilirlik yol haritalarını güçlendirerek Türk ihracatının küresel rekabetçiliğine katkı sunmak." diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'nın En İyi Baumit Cepheleri Ödülle Taçlandırıldı Haber

Avrupa'nın En İyi Baumit Cepheleri Ödülle Taçlandırıldı

Baumit ürünlerinin yer aldığı cephelerin 6 farklı kategoride değerlendirildiği yarışmada ödül kazanan projeler, 13 farklı ülkeden katılım sağlayan mimarların yer aldığı jüri heyeti tarafından belirlendi. Baumit Life Challenge Büyük Ödülü'nü Almanya'dan Kellogg's Hotel'in kazandığı yarışmanın jüri üyeleri arasında Türkiye'yi temsilen KG Mimarlık Kurucusu Kurtul Erkmen yer aldı. Türkiye bu yıl yarışmaya 17 projeyle katılım gösterirken, Avrupa'nın farklı ülkelerinden finale kalan projeler cephe tasarımları ve uygulama başarılarıyla öne çıktı. Farklı kategorilerde projelerin kıyasıya yarıştığı Avrupa'nın en prestijli cephe yarışmalarından Baumit Life Challenge, 2014 yılından bu yana Avrupa'nın önde gelen mimarlık ofislerini aynı platformda buluşturuyor. Dış cephe tasarımında estetik, fonksiyon, sürdürülebilirlik ve uygulama kalitesini bir araya getiren yarışmada bu yıl katılım sağlayan 350'nin üzerinde proje arasından seçilen 36 finalist değerlendirildi. Bu yıl Türkiye'den NSMH imzalı Arapköy Ayvalık Evi projesi Müstakil Ev kategorisinde finale kaldı. Uzman jüri heyeti tarafından gerçekleştirilen değerlendirme sonucunda belirlenen finalist projeler arasından her kategorinin en başarılı yapısı ödüle layık görüldü. Avrupa'nın en iyi Baumit cephesi Kellogg's Hotel seçildi Baumit Life Challenge Büyük Ödülü'nü Almanya'dan Kellogg's Hotel kazandı. Eskiden devasa bir tahıl silosu olan yapı, Bremen'in Überseeinsel bölgesinin yeni kalbini oluşturan çarpıcı bir mimari simgeye dönüştürüldü. Bu dönüşüm, binanın endüstriyel mirasını koruyarak yapıyı modern bir otel ve canlı bir buluşma noktası olarak yeniden işlevlendirdi ve bölgenin dönüşümüne önemli katkı sundu. Müstakil Ev kategorisinde Polonya'dan Murawa 2, Çok Katlı Konut kategorisinde ise yine Polonya'dan Bernadynska 4 tasarımları ödüle layık görüldü. Konut Dışı Yapı kategorisinde Slovenya'dan Vinarstvo S tasarımının birincilik elde ettiği yarışmada, Dış Cephe Isı Yalıtımı Renovasyonu kategorisinde Slovenya'dan Ring House, Tarihi Yapı Restorasyonu kategorisinde Romanya'dan Casino of Constanta ve Dokusu ile Fark Yaratan Yapı kategorisinde İtalya'dan Fabello Funeral Home projeleri ödülle taçlandırıldı. Baumit Life Challenge 2026 ödülleri, 21 Mayıs tarihinde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Vigadó Konser salonunda 500'ün üzerinde davetlinin katılımıyla düzenlenen görkemli gala gecesinde sahiplerini buldu. Avrupa'nın dört bir yanından mimarları, tasarımcıları ve sektör profesyonellerini bir araya getiren organizasyon, farklı mimari yaklaşımların ve yaratıcı cephe uygulamalarının uluslararası ölçekte görünürlük kazanmasına katkı sundu. Bu yıl yarışmada Türkiye'den 17 proje yer alırken, Türk mimarlık dünyası jüri düzeyinde de temsil edildi. KG Mimarlık Kurucusu Kurtul Erkmen'in yer aldığı uluslararası jüri heyeti, farklı ülkelerden katılım sağlayan projeleri tasarım, özgünlük, uygulama başarısının yanı sıra sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve toplumsal etki açısından değerlendirdi. Mimarlığın ortak dili, uluslararası platformda güçlendi Baumit Life Challenge'ın Avrupa mimarlık ekosisteminde önemli bir buluşma noktası haline geldiğini belirten Baumit Türkiye Pazarlama, Projeler ve İş Geliştirme Müdürü Selin Tümer Ataoğlu, "Baumit Life Challenge, Avrupa genelinde mimarlık ve yapı kültürünü besleyen güçlü bir paylaşım platformu. Farklı ülkelerden mimarların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşması, yenilikçi tasarım yaklaşımlarını görünür kılması ve birbirlerinden ilham alması açısından çok değerli bir organizasyon. Bu yıl da birbirinden etkileyici projelerin yarıştığı Life Challenge'da Türkiye'nin 17 projeyle temsil edilmesinden büyük mutluluk duyuyoruz" dedi. Ödül alan projeler geleceğin cephelerine ışık tutuyor Bu yıl ödül alan projelerin yalnızca kullanıcı odaklı tasarım anlayışlarıyla öne çıkmadıklarına dikkat çeken Selin Tümer Ataoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Ödül alan projelere baktığımızda, estetik açıdan güçlü, çevreyle ilişki kuran ve sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyen tasarımlar gördük. Baumit olarak biz de mimarların tasarımlarını hayata geçirebilecekleri yenilikçi cephe çözümleri sunarken, Life Challenge gibi platformlarla nitelikli mimari üretimi desteklemeye devam ediyoruz. Geleneksel hale gelen yarışmamızla Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen başarılı projeleri bir araya getirerek geleceğin yapılarına dair önemli ipuçları sunmayı sürdüreceğiz. Baumit Life Challenge 2028'e doğru ilerlerken yarışmaya katılım sağlayacak Baumit cephelerini büyük bir heyecanla bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

TFI TAB Gıda Yatırımları İkinci Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin lider hızlı servis restoran operatörlerinden TFI TAB Gıda Yatırımları, ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda, 2024-2025 döneminde çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY/ESG) alanlarında gerçekleştirilen çalışmalar ile grup şirketlerinin sürdürülebilirlik performansı ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı paylaşıldı. TFI'ın sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hazırlanan rapor; Gıda, Gezegen ve İnsan odak alanları kapsamında belirlenen öncelikleri, hedefleri ve performans sonuçlarını ortaya koyarken, grup şirketlerinin sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarına ve dönüşüm yolculuğunda attığı adımlara da yer veriyor. GRI (Global Reporting Initiative) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; iklim değişikliğiyle mücadeleden döngüsel ekonomi uygulamalarına, sürdürülebilir tarımdan gıda güvenliğine, dijital dönüşümden kadının güçlenmesine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları ve elde edilen sonuçları ortaya koyuyor. TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerimizi yönetmekle sınırlı bir sorumluluk alanı olarak değil, uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Üretimden tedarike, lojistikten restoran operasyonlarına kadar uzanan dikey entegre iş modelimiz sayesinde sürdürülebilirlik yaklaşımımızı değer zincirimizin tamamına yayabiliyor, attığımız her adımın etkisini bütünsel bir bakış açısıyla yönetebiliyoruz. Güvenilir gıda üretimi, izlenebilir ve sorumlu tedarik zinciri, kaynak verimliliği, çalışanlarımızın gelişimi, kapsayıcı çalışma kültürü ve teknoloji destekli operasyonel mükemmeliyet anlayışı sürdürülebilir büyüme stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Bu rapor, yalnızca performans göstergelerimizi ortaya koyan bir çalışma değil; aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumluluklarımızı, önceliklerimizi ve dönüşüm yolculuğumuzu yansıtan önemli bir yol haritası niteliği taşıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden yenilenebilir enerji yatırımlarına, dijital dönüşüm uygulamalarından kadının güçlenmesine, sürdürülebilir tarımdan çalışan deneyimine kadar birçok alanda somut ilerlemeler kaydetmiş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de paydaşlarımız için ekonomik, çevresel ve sosyal değer yaratmaya; faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz." Değer zinciri boyunca güven, kalite ve müşteri odaklı yaklaşım güçlendirildi Üretimden lojistiğe, restorandan tüketiciye uzanan entegre değer zinciri boyunca gıda güvenliği, kalite, izlenebilirlik ve şeffaflığı odağına alan TFI, güvenilir gıda tedarikini destekleyen uygulamalarını uluslararası standartlarla güçlendirirken, sürdürülebilir tedarik anlayışıyla tüketici güvenini artırmayı sürdürdü. • Tedarik zincirinin %94-98’i yerel tedarikçilerden oluştu. • Kahve tedariğinin %100’ü Rainforest Alliance sertifikalı kaynaklardan sağlandı. • RSPO sertifikalı palm yağı kullanımı %33 artarak %38,3’e yükseldi. • Atakey Patates ve AtaSancak, Farm Sustainability Assessment (FSA) değerlendirmesinde "Gold" seviyesini korudu. • TFI Grubu, amfori’ye üye olan Türkiye’deki ilk yerli gıda şirketi oldu. • Ekur Et, Atakey Patates, AtaSancak, Ekmek Unlu Gıda, Fasdat Sebze ve Fasdat Gıda, BRCGS Grade A ve üzeri puanlar alarak gıda güvenliği ve kalite standartlarındaki güçlü performanslarını sürdürdü. • NSF International tarafından gerçekleştirilen denetimlerde Fasdat Sebze %98,2, Ekur Et %99,3, Atakey Patates %99,2, Ekmek Unlu Gıda %100 ve Fasdat Gıda %100 puan aldı. • Aynı dönemde müşteri memnuniyet oranı Ekur Et'te %96'ya, TAB Gıda'da %97'ye, Ekmek Unlu Gıda ve AtaSancak'ta %98'e ulaşırken, Atakey Patates müşteri memnuniyetinde %100 seviyesine ulaştı. İklim ve çevre alanında somut dönüşüm adımları TFI ve grup şirketleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği çalışmalarla çevresel etkilerini azaltmayı sürdürüyor. 2024-2025 döneminde emisyon yönetiminden yenilenebilir enerji yatırımlarına, atık yönetiminden kaynak verimliliğine kadar birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildi. • Atakey Patates’in Science Based Targets initiative (SBTi) hedefleri onaylandı; Paris Anlaşması ile uyumlu bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlendi. • TAB Gıda’da restoran başına elektrik tüketimi 2023 yılına göre %11 azaldı. • TAB Gıda, elektrik tüketiminin %42’sini YEK-G kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak 29.047 tCO₂e emisyonu dengeledi. • Atakey Patates, elektrik tüketiminin %100’ünü YEK-G ile yenilenebilir kaynaklardan sağladı. • Fasdat Gıda’da devreye alınan güneş enerjisi sistemleriyle 1,19 MW kurulu güce ulaşılırken, tesislerin elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’u yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. • Fasdat Sebze’de gerçekleştirilen 495 kW güneş enerjisi yatırımı ile tesis elektrik ihtiyacının yaklaşık %20’si yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. • TAB Gıda’da Sıfır Atık Belgeli restoran sayısı bir önceki yıla göre %26 artarak 187’ye yükseldi. • Atakey Patates’te oluşan atıkların %93,8’i geri dönüşüme kazandırıldı. Çalışan gelişimi ve kapsayıcı iş kültürüne yatırım yapmaya devam etti TFI ve grup şirketleri, sürdürülebilir büyümenin temelinde insan kaynağının yer aldığı anlayışıyla çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve çalışan deneyimine yönelik uygulamalarını sürdürdü. Bu kapsamda 2024-2025 döneminde de eğitimden liderlik gelişimine, kadın istihdamından çalışan bağlılığı uygulamalarına kadar birçok alanda yürütülen çalışmalarla daha kapsayıcı ve gelişim odaklı bir çalışma ortamı oluşturuldu. • Toplam 20.115 çalışana yaklaşık 3,4 milyon saat eğitim verildi; çalışan başına ortalama eğitim süresi 167 saate ulaştı. • TFI Great Place to Work skoru bir önceki yıla göre %11,6 artış gösterdi. • TFI genelinde kadın çalışan oranı %63’e, kadın yönetici oranı ise %60’a ulaştı. • Fasdat Gıda’da kadın çalışan oranı %18’den %28’e yükseltildi. İnovasyon ve dijital dönüşüm operasyonel verimliliği güçlendirdi 2024-2025 döneminde TFI ve grup şirketleri, dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla operasyonel verimliliği artırmaya ve müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılarak iş süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, operasyonel risklerin azaltılması ve tüketici beklentilerine daha hızlı yanıt verilmesi hedeflendi. Bu kapsamda: • Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) çalışmaları kapsamında, 2025 yılında TFI ve grup şirketlerinde UiPath altyapısıyla 15 iş süreci otomasyona alınarak operasyonel verimlilik artırıldı, manuel iş yükü ve operasyonel riskler azaltıldı. • Daha sürdürülebilir ürün alternatiflerini tüketicilerle buluşturma hedefi doğrultusunda Burger King®'in et içermeyen Plant Based Whopper ürünü mağazalarda ve dijital kanallarda yaygınlaştırıldı. • E-ticaret ve dijital satış kanallarında müşteri deneyimine yönelik gerçekleştirilen iyileştirmeler sayesinde 2025 yılında restoran başına sipariş iptal oranı %25,8 azaltıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı Haber

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı

Küresel veriler, iklim eyleminde zaman kaybetmeden ilerlenmesi gereken bir dönemde olduğumuzu ortaya koyuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) State of the Global Climate 2025 raporuna göre 2015–2025 arasındaki dönem kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu. 2025 yılında küresel sıcaklık sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,43°C üzerinde seyretti. Artan sıcaklıklar; su stresi, gıda güvenliği, altyapı baskısı, enerji talebi ve tedarik zinciri kesintileri gibi başlıkları şirketler için daha görünür hale getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Global Energy Review 2026 raporuna göre küresel enerji kaynaklı CO₂ emisyonları 2025’te yüzde 0,4 arttı. UNEP’in Emissions Gap Report 2025 raporu, mevcut politikalarla dünyanın bu yüzyıl sonuna kadar yaklaşık 2,8°C’lik bir ısınma patikasında ilerlediğini ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için küresel emisyonların 2035’e kadar 2019 seviyelerine göre yüzde 55 azaltılması gerekiyor. Mevcut gidişat ile bilimsel hedefler arasındaki bu fark, iklim eyleminde daha hızlı ve kararlı adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşümde iş dünyasına da önemli bir rol düşüyor. Küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümü iş dünyasının faaliyetleri ve değer zincirlerinden kaynaklanırken, şirketler aynı zamanda düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapma, inovasyonu hızlandırma ve tedarik zincirlerini dönüştürme kapasitesi ile dönüşümü hızlandırma gücüne sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte şirketlerin enerji kullanımı, üretim süreçleri, satın alma kararları, tedarik zinciri yönetimi, yatırım planları ve kaynak verimliliği gibi alanlarda atacağı adımlar küresel iklim hedeflerine ulaşılmasında önemli bir rol oynayacak. COP31 Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi, iklim kanunu çalışmaları, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, sürdürülebilirlik raporlaması standartları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel düzenleyici gelişmeler, şirketlerin düşük karbonlu ekonomiye geçişini artık ertelenemez bir rekabet meselesi haline getiriyor. COP31, bu dönüşümün hızlandırılması ve Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. COP31’in “Uygulama COP’u” olarak konumlandırılması; verilen hedeflerin nasıl hayata geçirileceğinin tartışıldığı ve somut ilerleme için tüm paydaşların birlikte çalışacağı bir süreci tanımlıyor. COP31'in ana gündem maddeleri olan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji geçişi ve iklim uyumu; önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanları ortaya koyuyor. Bu alanlarda şirketlerimiz taahhütlerini güçlendirerek, ilerlemeyi şeffaf raporlayarak, inovasyonla dönüşümü ölçeklendirerek ve tüm değer zincirine yayarak küresel rekabet güçlerini artırabilir. İş birliği, dönüşümün hızını ve etkisini artıracak İklim krizi, hiçbir kurumun tek başına çözebileceği bir sorun değil. COP31’e giden süreçte kamu, özel sektör, finans kuruluşları, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler ekosistemi arasında kurulacak güçlü iş birlikleri, Türkiye’nin iklim eylemine katkısını artırmak açısından kritik önem taşıyor. Hedefleri uygulamaya geçirme zamanı Bilim temelli hedefler, şirketlerin iklim taahhütlerini ölçülebilir ve izlenebilir azaltım patikalarına dönüştürmesi açısından önemli bir araç sunuyor. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), şirketlerin sera gazı emisyon azaltım hedeflerini iklim bilimiyle uyumlu şekilde belirlemelerine ve doğrulatmalarına imkan sağlıyor. SBTi verilerine göre dünya genelinde 11 binden fazla şirketin hedefleri doğrulanmış durumda. Türkiye’de de 100’e yakın şirketin SBTi sürecine dahil olması ve bu sayının giderek artması, iş dünyasında bilim temelli iklim hedeflerine yönelik ilginin güçlendiğini gösteriyor. UN Global Compact Türkiye, şirketleri bilim temelli iklim hedeflerini belirleme, uygulamaya taşıma, ilerlemeyi izleme ve paydaşlarla iş birliğini güçlendirme süreçlerinde desteklemeye devam ediyor. Hızlandırma programları, eğitimler, kaynaklar, küresel ve yerel deneyim paylaşımı ağları ile iş dünyasının iklim eylemine katkısını artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO’dan Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Mesajı Haber

TÜRKÇİMENTO’dan Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Mesajı

TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay: “Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü, çevresel sorumluluğun ötesinde, sürdürülebilir büyüme ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve insan odaklı gelişimi birlikte ele alarak geleceği inşa ediyoruz. Alternatif yakıt ve ham madde kullanımının yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarıyla çevresel etkilerimizi azaltırken aynı zamanda üretim gücümüzü daha verimli ve rekabetçi hale getiriyoruz. Türk çimento sektörü, döngüsel ekonomi uygulamalarıyla üretim süreçlerinde doğal kaynak kullanımını azaltırken farklı sektörlerden çıkan atıkları ekonomiye kazandırıyor. 2025 yılı verilerine göre alternatif yakıt kullanımı 2,3 milyon tona ulaşırken, sektör ısıl enerji ihtiyacının yaklaşık %13,2’sini alternatif yakıtlardan karşılıyor. Aynı dönemde kullanılan 7,7 milyon ton alternatif ham madde sayesinde doğal kaynakların korunmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinde kaynak verimliliği artırılıyor. Çimento sektörü, enerji yoğun üretim yapısına rağmen yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırarak karbon ayak izini azaltmaya devam ediyor. Güneş enerjisi santralleri, rüzgar enerjisi yatırımları ve atık ısı geri kazanım tesisleri sayesinde sektörün elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u yenilenebilir ve geri kazanılmış enerji kaynaklarından sağlanıyor. Yalnızca atık ısı geri kazanım teknolojisi kapsamında, 17 fabrikada faaliyet gösteren 27 hatta kurulu 164,5 MW gücümüz sayesinde, 658 bin hanenin ve yaklaşık 2,6 milyon kişinin günlük elektrik enerjisi tüketimine eşdeğer enerji üretiyoruz. Elde edilen bu enerjiyle, ilgili fabrikalarımızın elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’unu karşılıyoruz. Enerji verimliliği uygulamaları ve alternatif enerji kaynakları, sektörün hem çevresel performansını hem de uluslararası rekabet gücünü destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Yeşil Dönüşüm ve Rekabet Gücü Birlikte İlerliyor Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülük aşamasına geçmesiyle birlikte, düşük karbonlu üretim çevresel bir tercih olmanın ötesine geçerek küresel ticaretin vazgeçilmez gerekliliklerinden biri haline geliyor. Türk çimento sektörü, düşük karbonlu üretim teknolojileri, alternatif yakıt kullanımı, enerji verimliliği projeleri ve dijital izleme sistemleriyle bu dönüşüme hazırlıklarını sürdürüyor. 2053 Net Sıfır Hedefi İçin Kararlı Adımlar Türk çimento sektörü, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbonlu Yol Haritası doğrultusunda 2053 net sıfır emisyon hedefine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yol haritası kapsamında, sektörün karbonsuzlaşma hedeflerine ulaşabilmesi için karbon yakalama, kullanma ve depolama teknolojileri (CCUS), alternatif enerji kaynakları, enerji verimliliği uygulamaları ve yenilikçi üretim teknolojileri alanlarında 2053 yılına kadar yaklaşık 30 milyar ABD doları tutarında yatırım yapılması öngörülüyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün sürdürülebilirlik ile rekabet gücü birbirinden ayrılmaz hale geldi. Avrupa Yeşil Mutabakatı, SKDM ve yeni karbon düzenlemeleri, sanayide dönüşümü hızlandırıyor. Türk çimento sektörü olarak bu süreci bir risk değil, ülkemizin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini daha ileri taşıyacak stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda sektörümüz, düşük karbonlu üretim teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyor. Karbon yakalama teknolojilerinden yenilenebilir enerji yatırımlarına, enerji verimliliğinden dijital dönüşüme kadar geniş bir alanda yürüttüğümüz çalışmalarla hem çevresel sorumluluklarımızı yerine getiriyor hem de Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz.” TÜRKÇİMENTO, çevre dostu üretim, dijital dönüşüm, kaynak verimliliği ve insan odaklı gelişim alanlarındaki çalışmalarını sürdürerek Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye, Sürdürülebilirlik Performansını 2025 Raporuyla Ortaya Koydu Haber

Siemens Türkiye, Sürdürülebilirlik Performansını 2025 Raporuyla Ortaya Koydu

Rapora göre Siemens Türkiye, 2019 yılına kıyasla operasyonel karbon emisyonlarını yüzde 70 azaltırken, tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanımına geçti. Şirket ayrıca 4 ülkede 22 müşteriye sunduğu enerji verimliliği hizmetleriyle yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladı. Siemens Türkiye Sürdürülebilirlik Etkisi 2025 Raporu, şirketin dekarbonizasyon, enerji verimliliği, kaynak verimliliği, fırsat eşitliği, çalışan gelişimi ve etik yönetişim alanlarında kaydettiği ilerlemeleri somut verilerle ortaya koyuyor. Operasyonel emisyonlarda yüzde 70 azalma Siemens Türkiye, Sürdürülebilirlik Etkisi 2025 Raporu’na göre 2025 yılında kendi operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini 4.500 ton CO₂ eşdeğeri seviyesine düşürerek 2019 yılına kıyasla yüzde 70 oranında azaltım sağladı. Şirket, 2030 yılına kadar Net Sıfır emisyon hedefine ulaşmak amacıyla çalışmalarını sürdürürken, operasyonlarının çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarını da kararlılıkla hayata geçiriyor. Tüm lokasyonlarında yüzde 100 yeşil elektrik kullanan Siemens Türkiye, enerji tüketimini azaltmaya yönelik uygulamalarını sistematik biçimde sürdürerek enerji hedeflerini sürdürülebilir gelecek vizyonuyla uyumlu hale getiriyor. 2022-2025 döneminde enerji verimliliği uygulamaları sayesinde toplam enerji tüketiminde yüzde 13 oranında azalma sağlanırken, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi kapsamında yürütülen çalışmalar da enerji performansının iyileştirilmesine katkı sundu. 22 müşteriye enerji verimliliği hizmeti Siemens Türkiye, enerji verimliliği alanındaki uzmanlığını müşterilerine sunduğu çözümlerle de desteklemeyi sürdürdü. Bu kapsamda 4 ülkede faaliyet gösteren 22 müşteriye enerji verimliliği hizmeti sunan şirket, toplam 448 enerji tasarruf önleminin uygulanmasına destek verdi. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda müşteriler için 21,72 milyon euro seviyesinde tasarruf potansiyeli ortaya konulurken, Siemens Türkiye bu projeler aracılığıyla 17,6 milyon euro iş hacmi yarattı. Şirket ayrıca müşterilerine sunduğu çözümler sayesinde yaklaşık 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkıda bulunarak sürdürülebilir büyümenin desteklenmesinde aktif rol oynadı. Kaynak verimliliğinde güçlü performans Kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla yürütülen çalışmalar da 2025 yılında önemli sonuçlar verdi. Siemens Türkiye, çöp depolama alanına gönderilen atık miktarını 81 tondan 13 tona düşürerek yüzde 84 oranında azaltım sağladı. Böylece atık yönetimi ve döngüsel ekonomi uygulamalarında önemli bir ilerleme kaydedildi. Atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri kazanım uygulamalarının yaygınlaştırılması sayesinde şirketin geri dönüşüm performansı da yükselişini sürdürdü. 2022 yılında 514 ton olan geri dönüştürülebilen atık miktarı 2025 yılında 715 tona ulaştı. Düşük çevresel etkiye sahip EcoTech ürünleri ve kaynak verimliliğini odağına alan uygulamalar da Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaya devam etti. Çalışan gelişimi ve kapsayıcı kurum kültürü önceliğini koruyor Siemens Türkiye, sürdürülebilir başarının temelinde insan kaynağının yer aldığı anlayışıyla çalışan gelişimine yatırım yapmayı sürdürdü. 2025 yılında çalışan başına ortalama dijital öğrenme süresi 40 saate ulaşarak şirketin küresel hedeflerinin üzerine çıktı. Dijital yetkinliklerin geliştirilmesine yönelik eğitim programları ve sürekli öğrenme kültürü, çalışanların mesleki gelişimlerini desteklemeye devam etti. Şirket çalışanlarının yaklaşık yüzde 50’si Hisse Paylaşım Planı’ndan yararlanırken, çalışanların şirket başarısına ortak olmasını teşvik eden uygulamalar güçlendirildi. Ayrıca 10 yıldır kesintisiz devam eden Çalışan Destek Programı kapsamında çalışanlara ve ailelerine psikolojik danışmanlık, sosyal destek ve farklı refah uygulamaları sunulmaya devam edildi. Etik ve sorumlu iş anlayışı değer zincirine yayılıyor Etik yönetişim yaklaşımını güçlendirmeye devam eden Siemens Türkiye, iş süreçlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumlu yönetim ilkelerini odağına alıyor. Düzenli olarak güncellenen İş Ahlakı Rehberi ve Türkiye’de uygulanan “etik topluluğu” yaklaşımı sayesinde kurum genelinde yüksek düzeyde etik farkındalık kültürü destekleniyor. Şirket ayrıca ESG kriterlerine dayalı değerlendirme ve denetim süreçleriyle etik ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendirirken, tedarik zinciri boyunca sürdürülebilirlik yaklaşımının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tedarikçi Davranış Kuralları’na bağlılık esasına dayalı yaklaşımıyla sürdürülebilir iş modellerinin gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor. Hüseyin Gelis: “Sürdürülebilir gelecek için kararlı adımlar atıyoruz” Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, yayımlanan rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir dönüşüm çağında ilerlerken, dünyamızı gelecek nesillere aktarabilmek adına harekete geçme aciliyeti her zamankinden daha belirgin hale geliyor. Siemens Türkiye olarak sürdürülebilirliği stratejimizin, karar alma süreçlerimizin ve günlük faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye’de 170 yıldır ilerlemeyi şekillendirme kararlılığımızı, bugün sürdürülebilir bir gelecek inşa etme sorumluluğuyla bir adım daha ileri taşıyoruz. Siemens Türkiye Sürdürülebilirlik Etkisi 2025 Raporu, bu alanda attığımız adımların yarattığı etkiyi somut verilerle ortaya koyuyor.” Thomas Kolbinger: “Uzun vadeli değer yaratmayı odağımıza alıyoruz” Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger ise sürdürülebilirlik yaklaşımının tüm iş süreçlerine entegre edildiğini belirterek şunları söyledi: “Siemens Türkiye olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, uzun vadeli değer yaratmanın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Küresel sürdürülebilirlik çerçevemiz; dekarbonizasyon, etik, yönetişim, kaynak verimliliği, fırsat eşitliği ve istihdam edilebilirlik alanlarında veri odaklı yaklaşımımıza yön veriyor. İş Ahlakı İlkelerimizi düzenli olarak güncelliyor; ESG kriterlerine dayalı değerlendirme ve denetim süreçleriyle etik ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendiriyoruz. Tedarikçi Davranış Kuralları’na bağlılık esasına dayalı yaklaşımımızla sürdürülebilir iş modellerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji’nin Kazakistan Yatırımı Tam Kapasite Üretime Geçti Haber

Aksa Enerji’nin Kazakistan Yatırımı Tam Kapasite Üretime Geçti

7 ülkede 12 santral operasyonu ve 3.000 MW’ın üzerindeki kurulu gücüyle global enerji sektörünün önemli oyuncuları arasında yer alan Aksa Enerji, Kazakistan’daki Kızılorda Kombine Isı ve Enerji Santrali’ni tam kapasiteyle devreye aldı. 264 MW kurulu güce sahip doğal gaz kaynaklı santralin ticari faaliyete başlaması, şirketin global büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Aksa Enerji, bu stratejik projeyi Kazakistan Enerji Bakanlığı’na bağlı RFC (Financial Settlement Center of Renewable Energy LLP) ile imzaladığı 15 yıllık kapasite anlaşması kapsamında hayata geçirdi. Bu uzun vadeli sözleşme yapısı, şirketin öngörülebilir ve sürdürülebilir gelir hedeflerini desteklerken, Aksa Enerji’nin uluslararası pazarlardaki güçlü iş modelini ve yatırım vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. Hem Elektrik Hem Isı Üretimi: Yüksek Kaynak Verimliliği Yüksek verimlilikte kojenerasyon (CHP) teknolojisiyle faaliyet gösterecek olan Kızılorda Santrali, aynı anda hem elektrik hem de ısı üretimi sağlayarak kaynak verimliliğini maksimuma çıkaracak. Bölgenin enerji arz güvenliğine kritik bir katkı sunacak olan santralin, aynı zamanda bölgesel ekonomik hareketlilik ve yerel istihdam açısından da ciddi bir katma değer yaratması hedefleniyor. Naci Ağbal: “Bulunduğumuz Coğrafyalarda Uzun Vadeli Değer Üretiyor, Sosyal ve Ekonomik Büyümeyi Destekliyoruz.” Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, projenin devreye alınmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “264 MW kurulu güce sahip Kızılorda Santralimizi tam kapasiteyle ticari işletmeye alarak global büyüme stratejimiz açısından önemli bir eşiği daha geride bıraktık. Son yıllarda hayata geçirdiğimiz yatırımların üretime ve operasyonel çıktılara dönüşmesini stratejik açıdan çok kıymetli görüyoruz. Kızılorda projesi de uzun vadeli iş birliklerine dayanan, sürdürülebilir ve öngörülebilir değer yaratma yaklaşımımızın güçlü bir göstergesidir. Böylece Kazakistan’ın enerji arz güvenliğine katkı sunarken; uzmanlığımızı, yerel istihdam gücümüzü ve sosyal yatırımlarımızı da bölgenin hizmetine sunuyoruz. Bulunduğumuz coğrafyalarda sürdürülebilir şekilde değer üretmeye ve büyümeyi desteklemeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.