Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaynak Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Kaynak Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaynak Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı

Türkiye’nin 3D baskı teknolojileri ve eklemeli imalat alanındaki en kapsamlı ihtisas buluşması EXPO3D İstanbul, 17 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. 19 Eylül’e kadar devam edecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, sanayicileri, mühendisleri, akademisyenleri, girişimcileri ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturuyor. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda düzenlenen EXPO3D İstanbul’da endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden 3D tarama sistemlerine, prototiplemeden seri üretim uygulamalarına kadar sektörün farklı alanlarındaki yeni teknolojiler sergileniyor. Fuarın üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ YENİ NESİL TEKNOLOJİLERLE BULUŞTURUYORUZ” Fuarın açılışında konuşan TAM Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sucaklı, EXPO3D İstanbul’un Türkiye’nin ileri üretim teknolojilerindeki potansiyelini dünyaya göstermeyi amaçladığını belirterek şunları söyledi: “Üretimde yeni bir dönemin içindeyiz. Artık bilgisayarda hazırlanan bir tasarım, büyük kalıplara ve haftalar süren hazırlık süreçlerine ihtiyaç duyulmadan birkaç saat içerisinde somut bir ürüne dönüşebiliyor. EXPO3D İstanbul ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısını, mühendislik birikimini ve girişimcilik kabiliyetini yeni nesil üretim teknolojileriyle buluşturuyoruz. 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla markanın yer aldığı fuarımızın, yeni iş birliklerine ve yatırımlara zemin hazırlamasını hedefliyoruz. Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olmasını istiyoruz.” “YERLİ HAM MADDE VE MALZEME GELİŞTİRMEK STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR” PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz ise 3D baskı teknolojilerinin plastik sektörüne yeni üretim ve ürün geliştirme alanları kazandırdığına dikkat çekti. Karadeniz, “Eklemeli imalatın gelişmesinde makine ve yazılım kadar kullanılan ham maddeler de belirleyici bir role sahip. Polimer teknolojileri; otomotivden savunmaya, medikal uygulamalardan tüketici ürünlerine kadar çok geniş bir kullanım alanı sunuyor. Türkiye’nin güçlü plastik sanayisini 3D baskı teknolojileriyle buluşturması, yüksek katma değerli üretim açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Yerli ham madde ve ileri malzeme geliştirme kabiliyetimizi güçlendirerek bu alandaki dışa bağımlılığı azaltabilir, küresel pazardan daha fazla pay alabiliriz” dedi. Eklemeli imalatın malzemenin yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelerde kullanılmasına imkân verdiğini ifade eden Karadeniz, teknolojinin kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri açısından da önemli olduğunu vurguladı. “AKADEMİK BİLGİNİN SANAYİDE KARŞILIK BULMASI GEREKİYOR” Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Binnur Sağbaş da 3D baskı ve eklemeli imalat teknolojilerinin disiplinler arası bir çalışma alanı olduğuna dikkat çekti. Sağbaş, “Eklemeli imalat; makine mühendisliğinden malzeme bilimine, yazılımdan tasarıma ve biyomedikal uygulamalara kadar çok sayıda alanı bir araya getiriyor. Üniversitelerde üretilen akademik bilginin sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşması, geliştirilen projelerin ticarileşmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. EXPO3D İstanbul gibi buluşmalar, öğrencilerimizin ve genç mühendislerimizin teknolojinin ulaştığı noktayı yakından görmesine imkân sağlarken üniversite-sanayi iş birliklerinin gelişmesine de katkıda bulunuyor” diye konuştu. 3D YAZICILARLA ÜRETİLEN GERÇEK BOYUTLU TASARIMLAR İLGİ ODAĞI OLDU EXPO3D İstanbul’da endüstriyel uygulamaların yanı sıra 3D yazıcıların ulaştığı boyutları gösteren dikkat çekici çalışmalar da ziyaretçilerle buluştu. 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yüksekliğindeki dinozor, birebir gerçek boyutlu yarış motosikleti, Anıtkabir ve Aslanlı Yol modeli, 2 metre yüksekliğindeki Thor ve Spider-Man figürleri fuarın öne çıkan eserleri arasında yer aldı. Fuarda ayrıca 1 metre boyundaki metal uçak motoru, 1,5 metrelik insansız hava aracı ve roket parçaları, medikal protezler, otomobiller için mekanik parçalar ile 3D baskıyla hazırlanan gömlek, etek, çanta ve şapka gibi tasarımlar sergileniyor. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki Ayasofya Camii modeli ise fuar alanında çalışan 3D yazıcıyla iki gün içerisinde üretilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Filo, Garanti BBVA Kirala’ya Dönüşüyor Haber

Garanti BBVA Filo, Garanti BBVA Kirala’ya Dönüşüyor

. Araç dışındaki ilk yeni kategorisi olan cep telefonu kiralama hizmetini, bireysel Garanti BBVA müşterilerine 12 veya 24 aylık seçeneklerle yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden sunuyor. Garanti BBVA Kirala, finansman, risk, operasyon ve servis yönetimindeki deneyimini farklı ürün kategorilerine taşıyan yeni nesil bir erişim ve yaşam döngüsü ekosistemi olarak konumlanıyor. Garanti BBVA Kirala, araç kiralamada geliştirdiği finansman, risk yönetimi, operasyon, servis, bakım, iade ve ikinci el değer yönetimi yetkinliklerini yeni ürün ve hizmet alanlarına taşımayı hedefliyor. Araç kiralama yeni yapının ana faaliyetlerinden biri olmayı sürdürürken, akıllı telefon kiralama ve filodan çıkan araçların doğrudan ikinci el müşterileriyle buluşturulması dönüşümün ilk adımları arasında yer alıyor. “Değişen müşteri ihtiyaçlarına yeni modellerle karşılık veriyoruz” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Garanti BBVA Kirala’nın değişen müşteri beklentileri doğrultusunda şekillenen yeni bir iş modeli olduğunu belirterek “Teknolojinin gelişme hızı, müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve ürünleri kullanma biçimlerini de dönüştürüyor. Bugün bireyler ve işletmeler ihtiyaç duydukları ürünlere kolay, esnek ve güvenilir biçimde ulaşabilecekleri yeni modeller arıyor. Garanti BBVA olarak müşterilerimizin sesini bir rehber olarak görüyor, hizmetlerimizi onların gözünden yeniden tasarlamaya odaklanıyoruz. Radikal Müşteri Perspektifi adını verdiğimiz bu yaklaşım, Garanti BBVA Kirala’nın dönüşümünün de temelini oluşturuyor. Bu yeni modelin önemli bir boyutu da kaynakların daha verimli kullanılması. BBVA ile birlikte COP31’in Küresel Bankacılık Partneri olarak yer aldığımız bu dönemde, sürdürülebilirliği yalnızca finansman perspektifiyle değil; iş modellerinin dönüşümü, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomiyi destekleyen yeni çözümler açısından da ele alıyoruz. Kiralama, yeniden kullanım ve ürünlerin ikinci yaşamının yönetilmesi gibi modellerin döngüsel ekonomiye katkısını önemsiyoruz. Garanti BBVA Kirala ile müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına yeni çözümler sunarken, ürünlerin yaşam döngüsünü daha verimli yöneten ve sürdürülebilir değer yaratan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” Yeni kategorilerde ilk adım: yeni nesil akıllı telefon kiralama Garanti BBVA Kirala’nın araç dışındaki ilk yeni kategorisi, akıllı telefon kiralama hizmeti. Şirket, cep telefonu kiralama hizmetini belirli koşullar doğrultusunda bireysel Garanti BBVA müşterilerine 12 veya 24 aylık kiralama seçenekleriyle sunuyor. Hizmet yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden sunuluyor. Müşteriler uygulamada sunulan yeni nesil akıllı telefonları görüntüleyerek başvuru ve kiralama işlemlerini Garanti BBVA Mobil’den tamamlayabiliyor. Kiralama süresi sonunda cihaz iade ediliyor; kiralanan cihaz için satın alma seçeneği bulunmuyor. Dileyen müşteriler, dönem sonunda güncel koşullar ve stoklar doğrultusunda yeni bir akıllı telefon için yeniden başvurarak en yeni teknolojiyle devam edebiliyor. Cihazlar, poliçe koşulları kapsamında kiralama süresi boyunca sigorta teminatı altında olurken, hizmet modeli iade süreçlerini de kapsıyor. Akıllı telefonla başlayan teknoloji kiralama hizmetinin ilerleyen dönemde yeni ürün kategorileriyle genişletilmesi hedefleniyor. İkinci el araçlar doğrudan müşterilerle buluşuyor Garanti BBVA Kirala’nın yeni yapısındaki bir diğer adım ikinci el araç satışı. Şirket, kiralama süresi tamamlanan filo araçlarını doğrudan bireysel ve kurumsal müşterilerle buluşturuyor. Böylece kiralama süreci sonunda araçların ikinci yaşamı da şirketin yönettiği değer zincirinin bir parçası haline geliyor. Araç portföyü; bakım geçmişi, gerçekleştirilen kontroller ve ekspertiz raporlarıyla birlikte müşterilere sunuluyor. Garanti BBVA Mobil’de yer alan Araç Değerleme hizmetiyle kullanıcılar ayrıca CarData tarafından sağlanan piyasa verileri üzerinden kendi araçlarının güncel değerini görüntüleyebiliyor. “20 yıllık uzmanlığımız yeni hizmet modelimizin temelini oluşturuyor” Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, şirketin yeni dönemdeki iş modelini şöyle anlattı: “Garanti BBVA Filo’da yaklaşık 20 yıldır yüksek değerli varlıkların finansmanını, riskini ve operasyonunu yönetiyor; seçimden teslimata, bakım ve servisten iade ve ikinci el değer yönetimine kadar bütün süreçleri uçtan uca yürütüyoruz. Garanti BBVA Kirala ile bu operasyonel birikimi yeni ürün kategorilerine taşıyoruz. Bugün bunun üç somut karşılığı var: araç kiralama deneyimimizi dijitalleştiriyoruz, kiralama süresi tamamlanan araçlarımızı doğrudan ikinci el müşterileriyle buluşturuyoruz ve akıllı telefon kiralama hizmetini de yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden müşterilerimize sunuyoruz. Bizim için yeni dönemin odağı, farklı ürün kategorilerinde güvenilir ve kolay bir kiralama deneyimi sunarken ürünün kullanım sürecini ve sonraki yaşamını da yönetebilmek. Garanti BBVA Kirala’yı bu yetkinlik üzerine büyütmeyi hedefliyoruz.” Ürünün ikinci yaşamı da yeni hizmet modelinin parçası Garanti BBVA Kirala’nın yeni hizmet modeli, ürünlerin kullanım ömrünün daha verimli yönetilmesini de kapsıyor. Kiralama süresi tamamlanan ürünlerin geri alınması, kontrol edilmesi ve uygun koşullarda yeniden kullanıma kazandırılması; yeniden kullanıma uygun olmayan ürünlerin ise sorumlu geri dönüşüm süreçlerine yönlendirilmesi planlanıyor. Böylece kiralama modelinin, ürünlerin ekonomik ömrünün uzatılmasına ve kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan döngüsel bir yapıyla desteklenmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Xiaomi Türkiye Eski Cihazlar İçin E-Atık Programı’nı Başlattı Haber

Xiaomi Türkiye Eski Cihazlar İçin E-Atık Programı’nı Başlattı

Xiaomi, kullanılmayan elektronik cihazları geri dönüşüme kazandırmak için E-Atık Programı’nı hayata geçirdi. Programa katılan kullanıcılar, Xiaomi Türkiye Online Platformu’nda geçerli indirim kuponları kazanma fırsatı yakalıyor. Xiaomi Türkiye, elektronik atıkların geri dönüşüme kazandırılmasına destek olmak ve kaynakların sürdürülebilir kullanımına katkıda bulunmak amacıyla Xiaomi E-Atık Programı’nı hayata geçirdi. Tüm marka ve modellerde elektrikli ve elektronik cihazları kapsayan program sayesinde kullanılmayan, çalışmayan veya kullanım ömrünü tamamlamış cihazlar, geri dönüşüm sürecine dahil ediliyor. 31 Aralık 2026 tarihine kadar geçerli olacak E-Atık Programı, bu alanda yenilikçi bir platform olan Mol-e ile gerçekleştiriliyor. Programa katılmak isteyen kullanıcıların “xiaomi.mol-e.co” adresi üzerinden kayıt yaptırarak elektronik atıklarının fotoğraflarını yüklemeleri gerekiyor. Kayıt işleminin ardından cihazlar, Mol-e tarafından yönlendirilen yetkilendirilmiş kuruluşlarca adreslerden teslim alınıyor. Eski Cihazını Teslim Edene Xiaomi'den İndirim Kuponu Xiaomi E-Atık Programı'na katılan müşteriler, programa dahil ettikleri her bir cihaz için E-Atık Puanı üzerinden Xiaomi Türkiye’nin resmi internet sitesinde kullanabilecekleri indirim kuponları kazanıyor. Kupon değerleri şu şekilde belirlendi: 15 E-Atık Puanı: 100 TL indirim kuponu 30 E-Atık Puanı: 250 TL indirim kuponu 55 E-Atık Puanı: 500 TL indirim kuponu Kazanılan kuponlar yalnızca Xiaomi Türkiye’nin resmi internet sitesi üzerinden gerçekleştirilecek alışverişlerde kullanılabiliyor. Kuponların oluşturulduktan sonra 30 gün içerisinde kullanılması gerekiyor. Sınırlı sayıdaki kuponlar için birleştirme işlemi yapılamıyor. “Hedefimiz, Kullanılmayan Cihazlara Yeniden Değer Kazandırmak” Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Leo Dou, hedeflerinin yalnızca elektronik atıkların geri dönüşümünü desteklemek olmadığını, kullanılmayan cihazların yeniden değer kazanabileceğine dair farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Leo, “E-Atık Programımızı, tüketicilerimizin ellerindeki eski cihazları kolay ve ücretsiz bir şekilde geri dönüşüme kazandırabilmeleri için hayata geçirdik. Her bir cihazın doğru şekilde değerlendirilmesi, kaynakların korunmasına ve daha sürdürülebilir bir teknoloji ekosisteminin oluşmasına katkı sağlıyor. Xiaomi Türkiye olarak bu dönüşümün bir parçası olmaktan ve tüketicilerimizi de bu sürece dahil etmekten mutluluk duyuyoruz.” dedi. Xiaomi Türkiye, her yıl gerçekleştirdiği e-atık toplama ve geri dönüşüm faaliyetleri sayesinde e-atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasını desteklerken, doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunuyor. Yeşil Enerji Tedariki 40 Milyon kWh’yi Aştı Uluslararası alanda da Xiaomi, azaltma, yeniden kullanım ve geri dönüşümden oluşan ‘3R prensipleri’ doğrultusunda kaynak verimliliği ve çevresel etki yönetimini benimsiyor. 2025’te 40 milyon kWh'den fazla yeşil elektrik tedarik eden Xiaomi’nin bu adımı, bir önceki yıla göre 10 katın üzerinde artışa tekabül ediyor. Geri Dönüşüm ve Karbon Emisyonunu Azaltmada Önemli Adımlar Şirketin hava taşımacılığından deniz ve demir yolu taşımacılığına geçiş stratejisiyle 2025'te yaklaşık 2 bin 471 ton karbon emisyonu azaltıldı. Ayrıca, yıl içinde 2 milyondan fazla kullanılmış akıllı telefon takas programları aracılığıyla geri dönüştürüldü. Geçen yıl 14 yeni pazarda daha hayata geçirilen program, dünya genelinde 24 ülke ve bölgeye ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi

Akfen Yenilenebilir Enerji, sürdürülebilirlik yaklaşımını iklim değişikliğine karşı dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturma hedefi doğrultusunda sürdürürken, 2025 yılına ilişkin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile paydaşlarının bilgisine sundu. Şirketin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın TSRS S1 ve TSRS S2 hükümleri doğrultusunda hazırlanan ilk raporu; sürdürülebilirlikle ve iklimle ilişkili risk ve fırsatları yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler çerçevesinde ele alıyor. Raporda, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkısının yanı sıra operasyonel dayanıklılık, kaynak verimliliği, yeni teknolojiler, çalışanlar, toplumsal etki ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmaları da yer alıyor. KURULU GÜÇ 887 MW SEVİYESİNE ULAŞTI Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi RÜZGÂR VE HİBRİT ÜRETİMDE YÜZDE 14,7 BÜYÜME 2025 yılında hidroelektrik üretimi hidrolojik koşulların etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21,5 azalırken, güneş santrallerinin üretimi ise bir önceki yıla yakın bir seviyede kaldı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin çeşitlendirilmiş üretim portföyü toplam üretimin artmasını destekledi. Şirketin rüzgâr ve hibrit üretim portföyünden elde ettiği elektrik üretimi 2025 yılında 1.099,6 GWh’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 14,7 arttı. Rüzgâr ve hibrit GES yatırımlarının toplam kurulu güç içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı. Bu gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine dayanan portföy yapısının değişken iklim ve üretim koşullarına karşı sağladığı operasyonel dayanıklılığı ortaya koydu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINDA TSRS DÖNEMİ 2025 yılı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin sürdürülebilirlik raporlaması açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şirket, ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları doğrultusunda hazırladığı raporunda sürdürülebilirlik ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları daha bütüncül bir çerçevede değerlendirdi. TSRS kapsamında ilk uygulama döneminde açıklanması zorunlu olmamasına rağmen şirket, 2025 yılı Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak hesaplayarak raporladı. Raporda yer alan seçili çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri için ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimi gerçekleştirildi. YEREL PAYDAŞLARA YÖNELİK SOSYAL ETKİ ÇALIŞMALARI Raporun sosyal etki başlıkları arasında Akfen Yenilenebilir Enerji finansörlüğünde, TİKAV koordinasyonunda yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi de yer aldı. Proje kapsamında 2025 yılında Türkiye’nin 28 farklı lokasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla yaklaşık 3 bin kişiye afetlere hazırlık ve afet yönetimi konularında ulaşıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji ayrıca santrallerinin bulunduğu bölgelerde altyapı, sosyal ihtiyaçlar ve güvenlik gibi alanlarda yerel paydaşlara destek sağlamaya devam etti. BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜ Çevresel çalışmalar kapsamında biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik izleme faaliyetlerine 2025 yılında da devam edildi. RES ve EDT projeleri kapsamında flora-fauna ve yarasa izleme çalışmaları gerçekleştirilirken ekolojik raporlamalar istatistiki veriler elde edebilme adına devam ettirildi. Ayrıca santral çalışanlarının santral çevresinde karşılaştıkları canlı veya ölü hayvanlara ilişkin gözlemlerini dijital ortamda bildirebilmelerine yönelik uygulama da biyoçeşitlilik izleme çalışmalarının bir parçası olarak kullanıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji, önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeyi, rüzgâr ve güneş kaynaklı büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, elektrik depolama ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarını ilerletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Sürdürülebilirliği iş modelinin ve kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde konumlandıran Akfen Yenilenebilir Enerji, Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkı sağlamayı ve tüm paydaşları için uzun vadeli, dayanıklı ve sürdürülebilir değer yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji, 20 Yıllık Teknoloji Birikimini Sürdürülebilir Bir Geleceğe Taşıyor Haber

MİA Teknoloji, 20 Yıllık Teknoloji Birikimini Sürdürülebilir Bir Geleceğe Taşıyor

TSRS 1 ve TSRS 2 doğrultusunda yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler ekseninde hazırlanan. R rapor; iklimle bağlantılı risk ve fırsatları şirketin finansal ve stratejik karar süreçleriyle ilişkilendirirken, MİA Teknoloji’nin teknoloji ve mühendislik yetkinliğini düşük karbonlu, dirençli ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla buluşturuyor. Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden MİA Teknoloji, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaları, hedefleri ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı kapsamında hazırlanan 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyu ve yatırımcılarla paylaştı. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yürürlüğe konulan TSRS 1 ve TSRS 2 çerçevesinde hazırlanan rapor; şirketin iklimle bağlantılı risk ve fırsatlarını, yönetişim mekanizmalarını, sera gazı emisyonlarına ilişkin raporlama yaklaşımını ve gelecek dönem önceliklerini bütüncül bir yapı içinde sunuyor. Şirketin 31 Aralık 2025 tarihinde sona eren döneme ilişkin sürdürülebilirlik bilgileri ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Gerçekleştirilen güvence çalışmasında, söz konusu sürdürülebilirlik bilgilerinin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na göre hazırlanmadığı kanaatine varılmasına neden olacak önemli bir hususun denetçinin dikkatini çekmediği sonucuna ulaşıldı. Sürdürülebilirlik, kurumsal karar süreçlerinin bir parçası olarak ele alınıyor Rapor kapsamında düzenleyici gelişmeler ve müşteri beklentileri, enerji ve yakıt fiyatlarındaki oynaklık, tedarik zinciri çevresel uyumu, aşırı hava olayları, sıcaklık ve su stresi ile teknolojik dönüşüm gibi başlıklar iklimle bağlantılı risk alanları arasında değerlendiriliyor. Dijital iklim çözümleri, enerji ve kaynak verimliliği, yapay zekâ destekli analitik, elektrikli mikro mobilite ve akıllı şehir çözümleri MİA Teknoloji açısından uzun vadeli fırsat alanları olarak ele alınıyor. Rapora göre, sahip olduğu teknoloji ve mühendislik yetkinliklerini müşterilerinin düşük karbonlu dönüşümünü destekleyebilecek ürün ve hizmet modelleri geliştirmek amacıyla kullanmayı hedefliyor. Raporda, 2027 yılında planlanan yeşil binaya geçiş de sürdürülebilirlik hedefleri açısından önemli bir adım olarak öne çıkarken, yeni yerleşkenin enerji ve su verimliliği, fiziksel iklim risklerine dayanıklılık, iş sürekliliği ve çevresel veri kalitesinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Teknoloji gücünü sürdürülebilir gelecek için kullanıyor MİA Teknoloji Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Kalite Yöneticisi Pınar Çakır, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bir teknoloji şirketinin uzun vadeli değeri yalnız geliştirdiği ürünle değil; o değeri üretirken kaynakları nasıl kullandığı, risklerini nasıl yönettiği ve paydaşlarına ne kadar şeffaf olduğu ile ölçülüyor. TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporumuz, sürdürülebilirliği kurumsal yönetişim ve risk yönetimi anlayışımızın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğimizi ortaya koyuyor. 20 yıllık mühendislik birikimimizi, geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren teknolojilerle buluştururken daha dirençli, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu raporu bir son nokta olarak değil, sürdürülebilirlik performansımızı daha ölçülebilir, şeffaf ve sürekli gelişen bir anlayışla yönetmeye başladığımız yeni bir dönemin göstergesi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknoloji gücümüzü sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sağlayacak çözümlere dönüştürmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak Haber

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız.” dedi. Bakan Kacır, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Trabzon Çalıştayı’nın sonuç konferansına katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre Merkezi’nden gerçekleştirilen konferansa Bakan Kacır’ın yanı sıra, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, akademisyenler ve davetliler katıldı Bakan Kacır, programda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine ve Ar-Ge politikalarına entegre etmeyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: SANAYİ DEVRİMİ: Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık ailesi olarak bilimden tıbba, ulaşımdan iletişime pek çok alanda muazzam başarı hikâyelerine imza attık. Tıpta kaydedilen ilerlemeler, dünya genelinde ortalama insan ömrünü 35 yıldan 73 yıla taşıdı. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler mesafeleri muazzam ölçüde kısalttı. Peşi sıra gelen sanayi devrimleri üretim kapasitesini katbekat artırdı; daha önce yalnızca belirli kesimlerin erişebildiği pek çok ürün ve hizmeti geniş toplum kesimleri için ulaşılabilir hâle getirdi. Buhar gücünden elektriğe, seri üretimden dijitalleşmeye uzanan bu büyük dönüşüm, insanlığın refahını yükseltti, dünya ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir ivme kazandırdı. YERKÜRE ALARM VERİYOR: Ancak bu ilerleme yolculuğuna tabiatın kaynaklarını sınırsız, kendini yenileme gücünü sonsuz kabul eden bir üretim ve tüketim anlayışı da maalesef eşlik etti. Uzun yıllar boyunca, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek kalkınmanın ölçüsü sayıldı. Doğal kaynaklar, korunması gereken ortak bir emanet olmaktan ziyade; insanlığın hizmetine sunulmuş sınırsız bir hammadde deposu olarak görüldü. Sanayi devriminden bu yana yaklaşık 1,5 derece ısınan yerküre, bugün alarm veriyor. Doğal dengenin bozulması neticesinde; dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve susuzlukla mücadele ederken, bazı bölgeleri şiddeti ve sıklığı giderek artan sellerin, fırtınaların ve orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. “YENİ BİR KALKINMA PARADİGMASI İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”: Giderek artan atık yükü ise karşı karşıya olduğumuz bu ağır tabloyu daha da derinleştiren bir başka küresel meydan okuma olarak karşımızda duruyor. Çevreyi ve tabiatın taşıma kapasitesini gözetmeyen üretim ve tüketim anlayışının neticesinde artık, yerkürenin en bakir coğrafyalarından Antarktika’da dahi mikroplastiklere rastlıyoruz. Üretimi kaynak verimliliğiyle, büyümeyi çevresel sorumlulukla buluşturan yeni bir kalkınma paradigmasını hep birlikte inşa etmek zorundayız. Sınırsız kaynak yanılgısına dayanan tüketim anlayışını terk etmek artık bir tercih değil; dünyamıza, vatanımıza, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur. YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” çağrısı, bizler için yalnızca uluslararası sistemin adaletsizliğine karşı yükseltilmiş güçlü bir itiraz değildir. Bu çağrı, aynı zamanda tabiatın nimetlerinden faydalanırken külfeti yoksullara, kırılgan kesimlere ve gelecek nesillere yükleyen anlayışa karşı ortaya konulmuş esaslı bir medeniyet teklifidir. İnsanlık ailesini; adalet ve merhameti merkeze alan, temiz havayı, sağlıklı suyu, güvenli gıdayı ve yaşanabilir bir çevreyi herkesin temel hakkı kabul eden yeni bir dünya inşa etme iradesidir. Ürünü daha tasarım aşamasında uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir kılan, israfı oluşmadan önleyen, kullanım ömrünü tamamlayan her malzemeyi yeniden üretime kazandıran bir yaklaşımla insanlığın kalkınma yolculuğuna yeni bir istikamet çizebiliriz. Esasen bu yaklaşım, bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Biz; nimeti emanet bilen, ölçüyü gözeten, kanaati yücelten, bereketi israfın değil paylaşmanın ve tasarrufun neticesi kabul eden köklü bir irfanın mensuplarıyız. SIFIR ATIK HAREKETİ: Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, işte bu medeniyet birikiminin günümüzün çevre meselelerine verilmiş en güçlü cevaplarından biri. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık anlayışını; başta imalat sanayimiz olmak üzere üretim süreçlerimizin her alanına dahil ediyor, bütüncül ve çok boyutlu mekanizmalarımızı kararlılıkla devreye alıyoruz. YEŞİL DÖNÜŞÜM PROGRAMI: Bakanlığımızın yeşil dönüşümde sanayimize rehberlik eden paydaş olarak konumlandığı Yeşil Dönüşüm Programı’nı hayata geçirdik. Programla; imalat sanayimizdeki firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40’ı kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Tabi, sanayimizin sıfır atık, sürdürülebilirlik ve verimlilik eksenindeki dönüşümü; büyük ölçekli ve nitelikli yatırımları zorunlu kılıyor. Bu nedenle, Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını ortak bir zeminde buluşturmayı stratejik bir adım olarak görüyoruz. ÇEVRECİ FİNANSMAN DESTEKLERİ: “Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu”yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli bir adım attık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’nde, yeşil dönüşüm projeleri için OSB’lerimize 250 milyon avroluk finansman sağladık. Dünya Bankası iş birliğinde yürüttüğümüz 450 milyon dolar bütçeye sahip bir diğer program olan “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile sanayimizin yeşil dönüşümde teknoloji ve kapasite geliştirme sürecini hızlandıracak adımlar atıyoruz. 161 PROJEYE 914 MİLYON LİRA: Teknoloji geliştirmeden istihdama, girişimcilikten sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına uzanan geniş bir yelpazede doğru adımları attığımız takdirde sıfır atık yolculuğumuzu refahın ülke sathında daha dengeli yayılması için bir vesile haline getirebiliriz. Bu anlayış doğrultusunda, kalkınma ajanslarımız eliyle sıfır atık hedefimize güç katan 161 projeye 914 milyon lira destek sağladık. Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli (SoGreen) Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini uygulamaya aldık. YEREL KALKINMA HAMLESİ PROGRAMI: Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Programının 2025 yılı çağrısında, 22 ilde 33 başlıkta sıfır atık ve döngüsel ekonomi anlayışını esas alan yatırımları destekleyeceğimizi ilan ettik. Başvurular arasında başarılı bulunan 33 projeyle atık geri kazanımından biyobazlı üretime, tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesinden sürdürülebilir enerji ve ileri malzeme üretimine geniş bir yelpazede 12,7 milyar liralık yatırımın önünü açtık. 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısında da atıkları çevresel bir yük olmaktan çıkarıp üretime, istihdama ve katma değere dönüştüren 14,6 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 56 proje için başvuru aldık. Bu programda desteklediğimiz projelerin her birine 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi sağlıyoruz. “YERELDEN ULUSALA İSRAF, ATIK VE KAYNAK YÖNETİMİ”: Arzumuz; ülkemizin dört bir yanında atığı kaynağında azaltan, mevcut kaynakları yeniden değere dönüştüren ve yerel potansiyeli üretimle buluşturan bir kalkınma modelini hep birlikte tesis edebilmek. Sıfır Atık Vakfının “Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi” anlayışıyla başlattığı çalıştaylar, bu modelin fikrî zeminini güçlendiren; şehirlerimizin bilgi, tecrübe ve ihtiyaçlarını milli hedeflerimizle buluşturan çok kıymetli bir istişare mekanizması. SIFIR ATIK FORUMU: Şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Sıfır Atık Hareketi, bugün artık insanlığın ortak davası hâline gelmiş küresel bir çevre seferberliğidir. Bakınız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2022’de kabul edilen kararla 30 Mart, “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi. Bu tarihî karar, ülkemizde filizlenen bir hareketin bütün insanlığın ortak vicdanında karşılık bulduğunun açık tescilidir. Geçtiğimiz haziran ayında yine vakfımızın öncülüğünde İstanbul’da gerçekleşen Sıfır Atık Forumu’nda 183 ülkeden beş bini aşkın katılımcıyı ağırladık. Bu buluşmayla, çevresel sorumlulukla ekonomik kalkınmayı; toplumsal adaletle gelecek nesillerin hakkını aynı ufukta buluşturduk. Sıfır Atık Hareketi’nin farklı ülkeleri, kurumları ve toplum kesimlerini müşterek bir gelecek ideali etrafında kenetleyen küresel gücünü, bir kez daha ortaya koyduk. Forumda kabul edilen ortak deklarasyon ve sonuç bildirgesi, bu müşterek iradenin yalnızca sözde kalmadığını; somut hedeflere, ortak sorumluluklara ve güçlü bir gelecek tasavvuruna dönüştüğünü gösterdi. “SIFIR ATIK VİZYONUNU DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”: Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. TEKNOFEST’lerde, bilim merkezlerimizde ve TÜBİTAK programlarımızda sıfır atık anlayışının genç kuşaklar tarafından benimsenmesini; sıfır atık esaslı teknolojilerin geliştirilmesini ve yenilikçi çözümlerin girişimlere dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz. Bilime, üretime, teknolojiye, insan kaynağına yapılan yatırımların önünü açarak Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde tüm dünyada kök salan bu hareketi hep birlikte daha ileri seviyelere taşımak için gayret edeceğiz. TRABZON’A İL SIFIR ATIK HEDEF BELGESİ: İnanıyorum ki ilan edilecek Trabzon İl Sıfır Atık Hedef Belgesi de bu yürüyüşe yerelden yükselen çok güçlü bir katkı sunacak. Bizler, organize sanayi bölgelerimizin yeşil dönüşümünden kalkınma ajanslarımızın desteklerine, bölge kalkınma idarelerimizin yatırım ve projelerinden yerel kalkınma politikalarımıza geniş bir alanda bu ortak akıldan en ileri seviyede istifade edeceğiz. Böylece Trabzon’a dair belirlenen hedeflerin yatırımlara, destek mekanizmalarına ve sahada karşılığı olan somut projelere dönüşmesini sağlayacağız. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dardanel'den Yunanistan'da Güneş Enerjisi Yatırımı Haber

Dardanel'den Yunanistan'da Güneş Enerjisi Yatırımı

Dardanel, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği ve sorumlu üretim alanlarındaki yatırımlarını faaliyet gösterdiği tüm coğrafyalarda hayata geçiriyor. Bu doğrultuda Kallimanis, Yunanistan’ın Aigio kentindeki üretim tesislerinde ileri teknoloji iki yeni güneş enerjisi sisteminin kurulumunu tamamladı. Güçlü üretim altyapısını sürdürülebilir enerji yatırımlarıyla geliştiren Kallimanis, toplam 1,5 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi sistemlerini tesislerin yaklaşık 9.000 metrekarelik çatı alanına yerleştirdi. Projeyle birlikte üç üretim tesisi ile 5.000’den fazla palet kapasitesine sahip beş soğuk hava deposunun yıllık operasyonel enerji ihtiyacının tamamı güneş enerjisinden sağlanacak. Yılda 1,98 Milyon kWh’nin Üzerinde Yenilenebilir Enerji Kallimanis’in Aigio’daki güneş enerjisi sistemlerinin yılda 1,98 milyon kWh’nin üzerinde elektrik üretmesi bekleniyor. Yatırım sayesinde geleneksel elektrik tüketimine kıyasla yılda yaklaşık 410 ton karbon dioksit emisyonunun önüne geçilmesi öngörülüyor. Üretim süreçlerinde yenilenebilir enerji kullanımını artıran proje, Kallimanis’in daha verimli, sorumlu ve sürdürülebilir bir üretim modeline geçişini de hızlandırıyor. Sürdürülebilirlik Dardanel’in Büyüme Stratejisinin Önemli Bir Parçası Dardanel’in sorumlu üretim, kaynak verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımını odağına alan bu yatırım, şirketin kalite, teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Kallimanis’in Aigio’daki güneş enerjisi yatırımının ardından Dardanel, Türkiye’deki yenilenebilir enerji yatırımlarını da sürdürüyor. Çorum’un İskilip ilçesinde devam eden 10,22 MWp kurulu güce sahip olacak GES projesinin tamamlanmasıyla Dardanel Önentaş Tesisi’nin yıllık elektrik ihtiyacının tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması hedefleniyor. Çorum GES yatırımı, Kallimanis’in Aigio’daki güneş enerjisi projesiyle birlikte Dardanel’in üretim yaptığı farklı coğrafyalarda yenilenebilir enerji kullanımını artırma, enerji arz güvenliğini destekleme ve çevresel etkisini azaltma hedefinin önemli adımlarından birini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.