Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaynak Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Kaynak Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaynak Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dardanel'den Yunanistan'da Güneş Enerjisi Yatırımı Haber

Dardanel'den Yunanistan'da Güneş Enerjisi Yatırımı

Dardanel, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği ve sorumlu üretim alanlarındaki yatırımlarını faaliyet gösterdiği tüm coğrafyalarda hayata geçiriyor. Bu doğrultuda Kallimanis, Yunanistan’ın Aigio kentindeki üretim tesislerinde ileri teknoloji iki yeni güneş enerjisi sisteminin kurulumunu tamamladı. Güçlü üretim altyapısını sürdürülebilir enerji yatırımlarıyla geliştiren Kallimanis, toplam 1,5 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi sistemlerini tesislerin yaklaşık 9.000 metrekarelik çatı alanına yerleştirdi. Projeyle birlikte üç üretim tesisi ile 5.000’den fazla palet kapasitesine sahip beş soğuk hava deposunun yıllık operasyonel enerji ihtiyacının tamamı güneş enerjisinden sağlanacak. Yılda 1,98 Milyon kWh’nin Üzerinde Yenilenebilir Enerji Kallimanis’in Aigio’daki güneş enerjisi sistemlerinin yılda 1,98 milyon kWh’nin üzerinde elektrik üretmesi bekleniyor. Yatırım sayesinde geleneksel elektrik tüketimine kıyasla yılda yaklaşık 410 ton karbon dioksit emisyonunun önüne geçilmesi öngörülüyor. Üretim süreçlerinde yenilenebilir enerji kullanımını artıran proje, Kallimanis’in daha verimli, sorumlu ve sürdürülebilir bir üretim modeline geçişini de hızlandırıyor. Sürdürülebilirlik Dardanel’in Büyüme Stratejisinin Önemli Bir Parçası Dardanel’in sorumlu üretim, kaynak verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımını odağına alan bu yatırım, şirketin kalite, teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Kallimanis’in Aigio’daki güneş enerjisi yatırımının ardından Dardanel, Türkiye’deki yenilenebilir enerji yatırımlarını da sürdürüyor. Çorum’un İskilip ilçesinde devam eden 10,22 MWp kurulu güce sahip olacak GES projesinin tamamlanmasıyla Dardanel Önentaş Tesisi’nin yıllık elektrik ihtiyacının tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması hedefleniyor. Çorum GES yatırımı, Kallimanis’in Aigio’daki güneş enerjisi projesiyle birlikte Dardanel’in üretim yaptığı farklı coğrafyalarda yenilenebilir enerji kullanımını artırma, enerji arz güvenliğini destekleme ve çevresel etkisini azaltma hedefinin önemli adımlarından birini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor Haber

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor

Üzerinizdeki tişörtün ne kadar su tüketilerek üretildiğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde tekstil sektöründe sürdürülebilirlik yalnızca tasarımla değil, üretim süreçlerinde kullanılan su ve doğal kaynakların ne kadar verimli yönetildiğiyle de ölçülüyor. İklim değişikliği, kuraklık ve azalan su kaynakları, tekstil sektörünü üretim süreçlerini yeniden değerlendirmeye yönlendiriyor. Bu nedenle moda dünyasında artık yalnızca "ne giyelim?" değil, "nasıl üretildi?" sorusu önem kazanıyor. Kontrollü veya sertifikalı ağaç kaynaklarından[2] elde edilen TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları;kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri ve izlenebilirlik teknolojileriyle modanın geleceğine daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor. Su Ayak İzini Azaltan Elyaf Teknolojileri Doğal ağaç kaynaklarından elde edilen TENCEL™ Modal ve Lyocell ile LENZING™ ECOVERO™ viskon elyafları, kaynak verimliliğini merkeze alan üretim anlayışıyla geliştiriliyor. Bu elyaflar, jenerik (markasız) alternatiflerine kıyasla en az %50 daha düşük karbon emisyonu ve su tüketimiyle1 üretiliyor. Böylece tekstil ürünlerinin daha tasarım aşamasından itibaren çevresel etkilerinin azaltılmasına katkı sağlanıyor. Kapalı Döngü Üretimle Kaynak Verimliliği Su tasarrufu yalnızca kullanılan ham maddelerle sınırlı kalmıyor. Üretim teknolojileri de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. TENCEL™, Lyocell elyafları özelinde kaynak verimliliği sağlayan kapalı döngü üretim süreciyle üretiliyor. Üretim sırasında kullanılan çözücülerin yüzde 99.8’i geri kazanılarak yeniden sisteme kazandırılıyor. Böylece doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinin çevresel etkisi de azaltılıyor. Sürdürülebilirlik Bilinçli Seçimlerle Başlıyor Tekstil sektörünün geleceğini yalnızca yeni koleksiyonlar değil, bu koleksiyonlarda sürdürülebilirlik izlerini arayan bilinçli tüketiciler şekillendiriyor. Bir ürünün hangi ham maddeden üretildiği, üretim sırasında ne kadar kaynak kullanıldığı, çevresel etkisi satın alma kararlarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha düşük su tüketimi, daha düşük karbon emisyonu ve kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri[3], modanın sürdürülebilir dönüşümünün temelini oluşturuyor. TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları da hem doğal ham maddelerden elde edilmesi, hem sorumlu kaynak kullanımı hem de izlenebilirlik teknolojisi gibi geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle bu dönüşüme katkı sağlayarak, suyun değerini bilen yeni nesil tekstil anlayışına öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış Haber

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış

Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA, TSRS ile Uyumlu 2. Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

AgeSA, TSRS ile Uyumlu 2. Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uyumlu 2025 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. AgeSA’nın sürdürülebilirlik alanındaki stratejik kararlılığını ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki şeffaf, sorumlu ve bilim temelli yaklaşımını ortaya koyan rapor, şirketin düşük karbonlu dönüşümden sürdürülebilir finans çözümlerine, kaynak verimliliğinden dijitalleşmeye kadar uzanan geniş bir alandaki performansını ölçülebilir sonuçlarla paylaşıyor. Sera Gazı Emisyonlar Yüzde 27, Enerji Yoğunluğu Yüzde 29 Azaldı 2050 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda operasyonlarını ve iş süreçlerini dönüştürmeye devam eden AgeSA, enerji tüketimini azaltmaya, operasyonel verimliliği artırmaya ve iklimle bağlantılı riskleri iş süreçlerine entegre şekilde yönetmeye odaklanıyor. Şirket bu kapsamda 2025 yılında toplam sera gazı emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 27 azalttı. Şirketin enerji yoğunluğu ise yüzde 29 düşüşle 0,17 MWh/milyon TL seviyesine geriledi. Sürdürülebilir Fonlarla Temiz Enerji, Tarım ve Gıdaya Destek AgeSA, enerji ile tarım ve gıda temalı fonları aracılığıyla katılımcılarına finansal getiri potansiyeli sunarken; temiz enerji dönüşümü, sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve kaynak verimliliği gibi sürdürülebilir kalkınma açısından kritik alanlara yatırım yapılmasını destekledi. Böylece şirket, katılımcılarının birikimlerini uzun vadeli değer yaratma potansiyeli taşıyan temalarla buluşturmaya devam etti. SKA Bağlantılı Gelirler Toplam Gelirlerin Yüzde 51’ini Oluşturdu AgeSA, sürdürülebilirliği ürün ve hizmet portföyünün de temel unsurlarından biri olarak ele alıyor. Şirketin 2025 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bağlantılı ürün ve hizmetlerden elde ettiği gelir 15,4 milyar TL’ye ulaştı. Bu tutar, AgeSA’nın toplam gelirlerinin yüzde 51’ini oluşturdu. SKA bağlantılı ürün ve hizmet sayısını 26’ya çıkaran AgeSA, finansal güvence ve birikim çözümlerini sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle geliştirmeye devam etti. Dijital Dönüşüm Kaynak Verimliliğini Artırdı AgeSA, sürdürülebilirlik yaklaşımını operasyonel süreçlerinin merkezine alırken, dijitalleşmeyi çevresel etkiyi azaltan stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyor. Şirket, iş süreçlerinde dijital uygulamaların yaygınlaştırılması sayesinde 2025 yılında kâğıt kullanımından kaynaklanabilecek 590 ton karbondioksit eşdeğeri salımın önüne geçti. AgeSA, döngüsel ekonomi perspektifiyle kaynak tüketimini azaltmaya ve atık yönetimi performansını iyileştirmeye de devam etti. Bu kapsamda 2025 yılında toplam plastik tüketimini yüzde 39 azaltan şirketin geri dönüştürülen atık oranı yüzde 33’e ulaştı. Ayrıca şirket, 2050 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2019 baz yılına göre yüzde 75 azaltmayı hedefliyor. Şirket, araç filosunun yüzde 50’sini elektrikli araçlarla değiştirmeyi planlarken; ofislerde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji sertifikaları, hibrit çalışma modeli ve dijitalleşme uygulamalarıyla operasyonlarından kaynaklanan çevresel etkiyi azaltmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstilde Şeffaf Gelecek: Lenzing İzlenebilirlik Teknolojileri Haber

Tekstilde Şeffaf Gelecek: Lenzing İzlenebilirlik Teknolojileri

Tekstil sektöründe sürdürülebilirlik anlayışı geliştikçe tüketicilerin beklentileri de değişiyor. Artık bir ürünün yalnızca nasıl göründüğü değil; hangi ham maddeden üretildiği, nereden geldiği ve hangi süreçlerden geçtiği de satın alma kararlarında belirleyici rol oynuyor. Tekstil sektörünün çok sayıda paydaşı kapsayan karmaşık tedarik zinciri yapısı, markaların ve perakendecilerin kullandıkları ham maddelerin gerçekten orijinal olup olmadığını doğrulamalarını zorlaştırabiliyor. Bu dönüşüm, moda ve tekstil markalarını daha şeffaf tedarik zincirleri oluşturmaya yönlendirirken, kullanılan ham maddelerin doğrulanabilir olması da her zamankinden daha fazla önem kazanıyor İzlenebilirlik, tekstil sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri haline geliyor. Lenzing, geliştirdiği izlenebilirlik teknolojileriyle bu dönüşüme katkı sağlayarak, tekstil sektöründe güven ve şeffaflığı destekleyen çözümler sunuyor. TENCEL™ Lyocell ve Modal elyaflarının tamamı özel bir tanımlama teknolojisiyle üretiliyor. Bu teknoloji sayesinde elyaflar, üretim süreçlerinin tüm aşamalarında ve nihai tekstil ürününe dönüştürüldükten sonra dahi fiziksel olarak izlenebiliyor. Böylece markalar ve perakendeciler, kullandıkları TENCEL™ elyaflarının orijinalliğinden emin olurken, hem kendi markalarını hem de tüketicilerini sahte ürünlere karşı daha etkin şekilde koruyabiliyor. Elyaftan Nihai Ürüne Uzanan Şeffaflık İzlenebilirlik, bir tekstil ürününün yolculuğunu ham maddeden nihai ürüne kadar takip edebilmeyi ifade ediyor. Böylece üreticiler kullandıkları elyafın kaynağını doğrulayabilirken, markalar da tüketicilere ürünlerinin arkasındaki üretim hikâyesini daha şeffaf şekilde aktarabiliyor. TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları, özel izlenebilirlik teknolojileri sayesinde orijinalliği doğrulanabilen elyaflar arasında yer alıyor. Bu teknoloji, markaların kullandıkları elyafın gerçekten Lenzing tarafından üretildiğini doğrulamasına yardımcı olurken, tedarik zinciri boyunca güvenilirliği de destekliyor. Bilinçli Tüketimin Vazgeçilmez Unsuru Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel etkiyle sınırlı değil; güvenilir bilgiye erişim de bu yaklaşımın önemli bir parçası haline geliyor. Tüketiciler satın aldıkları ürünlerin içeriği konusunda daha fazla şeffaflık bekliyor ve üretim süreçleri hakkında doğru bilgiye ulaşmak istiyor. İzlenebilirlik teknolojileri, bu beklentilere yanıt vererek markaların sürdürülebilirlik beyanlarını daha güvenilir şekilde desteklemelerine katkı sağlıyor. Böylece tüketiciler de tercih ettikleri ürünler hakkında daha bilinçli karar verebiliyor. Şeffaflık Sürdürülebilirliği Güçlendiriyor Lenzing'in sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca yenilenebilir ham maddeler kullanmakla sınırlı kalmıyor. Kontrollü veya sertifikalı ağaç kaynaklarından[3]2 elde edilen TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları; kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri[4]3, biyolojik olarak parçalanabilir yapıları[5]4 ve izlenebilirlik teknolojileriyle tekstil sektöründe daha sorumlu bir değer zincirinin oluşmasına katkı sağlıyor. Bu sayede moda markalarının giderek artan şeffaflık beklentilerine uyum sağlamasını desteklerken, tüketicilerin de güvenle tercih yapabilmesine olanak tanıyor. Lenzing, geliştirdiği izlenebilirlik teknolojileriyle yalnızca sürdürülebilir elyaf çözümleri sunmakla kalmıyor; aynı zamanda tekstil sektöründe daha şeffaf, doğrulanabilir ve güvenilir bir geleceğin oluşmasına da katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eren Holding'in 850 Milyon Dolarlık Dev Yatırımı Hizmete Açıldı Haber

Eren Holding'in 850 Milyon Dolarlık Dev Yatırımı Hizmete Açıldı

Yıllık 650 bin ton üretim kapasitesine sahip tesis, Modern Karton'un toplam üretim kapasitesini 2 milyon tona çıkararak şirketin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ve Türkiye'nin üretim gücüne katkı sağlayacak. "Türkiye'nin Eren'i" vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Eren Holding A.Ş.; enerji, kâğıt, ambalaj, tekstil, perakende ve çimento başta olmak üzere faaliyet gösterdiği sektörlerde gerçekleştirdiği yatırımlarla ülke ekonomisine katma değer üretmeye, istihdamı desteklemeye ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaya devam ediyor. Eren Holding'in sürdürülebilir sanayi vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği, Modern Karton’un 6. büyük yatırımı olan Kâğıt Üretim Tesisi'nin (PM6) açılış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Mehmet Fatih Kacır, Zonguldak Valisi Sn. Osman Hacıbektaşoğlu, Sn. Milletvekillerimiz Muammer Avcı ve Saffet Bozkurt, Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Emir Eren, Modern Karton Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Hamdullah Eren, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, yerel yöneticiler ve iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. Modern Karton’un üretim gücünü artıran yeni üretim tesisi, 850 milyon dolar yatırım bedeliyle hayata geçirildi. Yıllık 650 bin ton üretim kapasitesine sahip tesisin devreye alınmasıyla Modern Karton’un toplam üretim kapasitesinin yıllık 2 milyon tona ulaşması hedefleniyor. Bu kapasite artışıyla şirketin hem Türkiye’de hem de global pazarlarda rekabet gücünü daha da artırması öngörülüyor. Tamamı %100 geri dönüştürülmüş atık kâğıt kullanılarak üretim gerçekleştiren tesis; ileri üretim teknolojisi, yüksek verimliliği ve çevre dostu üretim modeliyle öne çıkıyor. Yeni üretim tesisi, Modern Karton’un sürdürülebilir üretim vizyonunu güçlendirirken, Türkiye kâğıt ve ambalaj sanayisinin dönüşümüne de katkı sunuyor. Tesisin, üretim kapasitesinin yanı sıra kaynak verimliliği, kalite standartları ve çevreye duyarlı üretim altyapısıyla sektörde önemli bir referans noktası olması hedefleniyor. Açılışta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: "Türkiye Yüzyılı’nda “daha güçlü ve daha müreffeh Türkiye” hedefini, sanayimizin tüm sektörlerinde yüksek katma değerli ve rekabetçi üretim anlayışını yaygınlaştırarak gerçek kılmaya kararlıyız. Gıdadan ilaca, perakendeden e-ticarete kadar geniş bir üretim ekosistemine girdi sağlayan kâğıt ve karton sektörümüz; katma değerli üretimi, geniş ürün çeşitliliği, ihracat kabiliyeti ve geri dönüşüm odaklı yapısıyla Türkiye’nin üretim, yeşil dönüşüm ve kalkınma hedeflerine kıymetli katkılar sunan sektörlerimizden biridir. Büyüyen ekonomimiz, sanayimizin artan üretim hacmi, perakende ve e-ticaret kanallarındaki hızlı gelişim, sektörümüz için iç pazarda önemli fırsat alanları sunuyor. Sanayimizin farklı kollarının ihracatta elde ettiği yeni başarılar da ambalaj, sevkiyat ve lojistik süreçlerinde kullanılan nitelikli kâğıt ve karton ürünlerine olan talebi artırarak karton sektörümüz için büyüme zemini sunuyor. Modern Karton’un bugün açılışını gerçekleştireceğimiz yeni üretim tesisi de sanayimizi katma değerli, sürdürülebilir, çevreci ve rekabetçi bir üretim yapısına kavuşturma kararlılığımızın özel sektörümüz tarafında bulduğu güçlü karşılığın en somut örneklerinden biridir. 850 milyon dolarlık bu proje; yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzda atılmış önemli bir imzadır. Atık kâğıdı yeniden ekonomik kıymete dönüştüren, kaynakları daha verimli kullanan ve çevreye duyarlı üretim anlayışını pekiştiren yapısıyla sektörümüzün dönüşümünde önemli bir referans noktasıdır. Yıllık 650 bin ton üretim kapasitesine sahip ve tam kapasiteyle devreye girdiğinde 300 kişilik istihdam oluşturacak bu tesisin şehrimize, sektörümüze ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” dedi. Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emir Eren: "Yeni üretim tesisimiz ile Modern Karton’un üretim kapasitesini yıllık 2 milyon ton seviyesine taşırken, Türkiye kâğıt ve ambalaj sanayisinin rekabet gücüne de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Yatırımımızla birlikte bugün Zonguldak genelindeki toplam istihdamımız 1.700 kişiye ulaştı. Bu yatırımın ihracat gücümüze de önemli katkı sunacağına inanıyoruz. İhracat gelirimizi iki katın üzerine taşımayı, ihracat yaptığımız ülke sayısını ise 25’ten 37’ye yükseltmeyi hedefliyoruz. Eren Holding olarak ülkemizin üretim gücüne, insan kaynağına ve sanayi potansiyeline güveniyoruz. Yatırımlarımızla; istihdam sağlayarak, ihracatla ülkemize değer kazandırarak, gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.