Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaynak Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Kaynak Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaynak Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı Haber

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, 1944’ten bu yana iş yapışının merkezindeki israfsız şirket kültürünü, bilim temelli hedefler ve saha uygulamalarıyla geleceğe taşıyor. 2025’te, değer zinciri boyunca somut sonuçlar elde eden ve karbon salımını önemli ölçüde azaltan şirket, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, onarıcı tarım, sürdürülebilir ham madde tedariki ve lojistik uygulamalarıyla hedeflerine ilerliyor. İklim kriziyle mücadelede tarımsal üretimin gücü Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı- COP31’e ev sahipliğinin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak sorumlulukların ve somut uygulamaların önemini vurguladığını belirterek şunları söyledi: “COP31 ile dünyanın iklim odağı Türkiye’ye çevrilirken, bu topraklardan doğan global bir şirket olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Küresel iklim kriziyle mücadelede çözümün anahtarı, vaatleri aşarak yerel değerleri korumak ve ülkemizin tarımsal üretim gücünü geleceğe taşımaktır. İsrafsız şirket kültürümüzü 2050 Net Sıfır vizyonumuzla birleştiriyor; çiftçilerimiz ve iş ortaklarımızla değer zincirimizde dönüşümü destekliyoruz. Uzun vadeli hedeflerimizi paylaşırken, bu hedefleri mümkün kılacak adımları bugünden atmaya önem veriyoruz.” Karbon emisyonu ve kaynak kullanımı azaltılıyor Ülker, 2025’te Türkiye’deki son ürün ve ham madde fabrikalarında I-REC sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanarak elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı ve 97 bin 193 ton karbon emisyonunu önledi. Enerji ve su verimliliği projeleriyle yaklaşık 634 evin yıllık toplam enerji kullanımına eşdeğer 12 bin 11 megavatsaat enerji ve 53,5 milyon yarım litrelik şişe suya eşdeğer 26 bin 759 metreküp su tasarrufu sağladı. İsrafsız şirket kültürüyle ambalajlarda plastik kullanımı 96 ton, kâğıt kullanımı 25,2 ton azaltan Ülker tüketicilerine sunduğu ürünlerde ambalaj kaynaklı çevresel etkileri azaltmak amacıyla geri dönüştürülebilirliği artıran malzeme dönüşümleri gerçekleştiriyor. Ambalajlarda tek tip ham madde kullanımını yaygınlaştırarak plastik kullanımını azaltırken geri dönüşüm süreçlerine uyumu da güçlendiriyor. Ülker, bu çalışmaların sonucunda plastik ambalajların tamamında kompozit yapılardan çıktı. Onarıcı tarımla verimlilik artıyor Ülker’in buğday üretiminde yürüttüğü Onarıcı Tarım Projesi 2025’te 101 çiftçiyle 6 bin 860 dekarlık alanda devam ettirildi. Toprak analizleri, uydu görüntüleri ve sensör verilerini çiftçilerin bilgi ve deneyimiyle birleştiren projede, örtü ve çit bitkisi, azaltılmış işleme, gübre ve sulama optimizasyonu gibi onarıcı tarım pratikleriyle önceki sezona göre kuru tarım alanlarında verim yüzde 22 arttı, gübre kaynaklı karbon emisyonları yüzde 10 azaldı. Sulanan alanlarda ise verim yüzde 21 artarken sulama kaynaklı enerji emisyonları yüzde 32 düştü. Proje kapsamında Kırıkkale’de yürütülen Yağmurdan Hasada sosyal sorumluk projesiyle dört okulda yağmur suyu hasadı sistemleri, damla sulama sistemi ve bostanlar kuruldu. Öğrencileri üretime dahil eden çalışmayla, su verimliliği, sürdürülebilir tarım ve çevre bilincinin uygulamalı olarak geliştirilmesi hedefleniyor. Fındık ve kakaoda sürdürülebilir üretim Ülker, 2023 yılında başlattığı Fındıktan Fazlası Projesiyle 2025’te 100’ü kadın 200 çiftçiye toprak analizi, gübreleme, budama ve zararlılarla mücadele konularında eğitim ve saha desteği sağladı. Biyolojik mücadele için 9 bin samuray arısını doğaya saldı. Proje, 2026’da 175’i kadın 350 çiftçiye ve 4 bin 356 dekara ulaştı. Şirketin bu rakamı daha yukarılara taşıyacak yol haritaları bulunuyor. Ülker üreticileriyle birlikte modern ve verimli tarımı yaygınlaştırarak toprağın bereketini korumaya, Türkiye’nin fındık üretimindeki liderliğini sürdürmesine destek olmak için çalışmalarına devam ediyor. Ülker’in 2020’de bu yana devam ettirdiği Kakaodan Fazlası projesi, Fildişi Sahili’ndeki grup iştiraki Fildisi Cocoa Industry, Earthworm Foundation ve Topkapı’daki kakao işleme tesisi aracılığıyla, çiftçilerle ve kooperatiflerle doğrudan bir bağ kurarak hayata geçiriliyor. Proje kapsamında tarımsal ormancılık pilot projesi 2025’te iki kooperatife genişletildi. DAKUA kooperatifinde 196 çiftçiye ait 387 hektar haritalandı, altı farklı bölgeye 16 bin 266 orman ve meyve ağacı dikildi. Kakao ağaçlarının farklı ağaç türleriyle birlikte yetiştirilmesini destekleyen proje, toprağı korunmayı, biyoçeşitliliği geliştirmeyi ve çiftçi ailelerinin yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Ürünlerde dengeli beslenme hedefleri Ülker, mevcut ve yeni ürünlerini tüketici beklentileri ve yükselen bütünsel iyilik ve dengeli yaşam trendi doğrultusunda geliştiriyor. pladis’in global beslenme modeli kapsamında ürünlerinde şeker, tuz ve doymuş yağı azaltmayı, lif ve proteini artırmayı, tüm ürün kategorilerinde 2030 yılına kadar 50 ton tuz, 1.000 ton yağ ve 3.000 ton şeker azaltmayı hedefliyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerle kaynak verimliliği Ülker, yapay zekayı ve dijital teknolojileri çevresel, sosyal, yönetişim (ÇSY) hedeflerine ulaşmada etkin bir araç olarak konumlandırıyor; çevresel verimlilik, risk yönetimi, raporlama süreçleri ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında bunlardan yararlanıyor. Kaynak verimliliğini artırmak, çevresel etkileri azaltmak, riskleri daha etkin yönetmek ve karar alma süreçlerini güçlendirmek amacıyla üretimden lojistiğe, tarımdan kalite yönetimine kadar birçok alanda dijital çözümlerden yararlanıyor. Yıl içinde uygulamaya alınan yapay zekâ çözümleriyle Türkiye’deki fabrikalarda yıllık 200 milyon TL’nin üzerinde tasarruf sağlandı. Üretimde makine verileri anlık izlenerek olası arızalar önceden tespit ediliyor, enerji tüketimi daha etkin yönetiliyor ve kalite kontrolü geliştiriliyor. Yapay zekâ destekli rota optimizasyonuyla lojistik kaynaklı karbon salımını 2014’ten bu yana yüzde 70’e varan oranda azaltan Ülker, 2025’te 100 milyon TL tasarruf sağladı ve lojistik maliyetlerini bir önceki yıla göre yüzde 4 düşürdü. Tarım alanında ise uydu görüntüleri, sensörler ve dijital analiz araçları kullanılarak toprağın ihtiyaçları, bitki gelişimi ve sulama zamanlaması daha hassas biçimde takip ediliyor. Böylece su, gübre ve diğer tarımsal girdilerin daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, sürdürülebilir üretim uygulamaları da destekleniyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda takdir Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları bağımsız değerlendirmelerde takdir görüyor. LSEG’in (London Stock Exchange Group) değerlendirmesinde dünya genelindeki 427 gıda şirketi arasında en yüksek puanı alarak üst üste üçüncü kez kategori lideri oldu. S&P Global’in The Sustainability Yearbook listesinde yer almayı sürdürerek gıda ürünleri kategorisindeki 26 şirket arasında tek Türk şirketi olma başarısını gösterdi. Ülker 2015’ten bu yana yer aldığı Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nin yanı sıra, 2025’te BIST Sürdürülebilirlik 25 endeksine de girdi. Ülker 2030 ara hedeflerine ilerliyor Ülker, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) ile uyumlu taahhütleri doğrultusunda 2030’a kadar, 2023’e kıyasla Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 30, tarım ve arazi kullanımıyla ilişkili FLAG emisyonlarını ise yüzde 30,3 azaltmayı hedefliyor. Sözleşmeli buğday üreticileriyle onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekara taşımak da 2030 hedefleri arasında yer alıyor. Şirket ayrıca fabrika ve depolarında elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı, birim üretim başına su kullanımını 2014’e göre yüzde 45 azaltmayı ve üretim kaynaklı net ham madde kayıplarını yüzde 0,5’in altına indirmeyi hedefliyor. Kakao ve bitkisel yağ hariç yerli tarımsal ham madde kullanımını yüzde 90’a çıkarma hedefiyle yerel üretimi ve tedarik zincirinin dayanıklılığını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEB’e “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası” Ödülü Haber

TEB’e “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası” Ödülü

Danışman banka anlayışıyla KOBİ Bankacılığı alanındaki faaliyetlerini sürdüren TEB’in başarıları uluslararası alanda takdir görmeye devam ediyor. TEB, bankacılık ve finans dünyasının saygın yayınlarından Global Banking & Finance Review tarafından verilen “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası 2026” ödülüne layık görüldü. Jüri değerlendirmesinde, bankanın KOBİ’leri finansal olarak desteklerken ticari faaliyetlerini büyütmeye katkıda bulunduğu vurgulandı. TEB’in KOBİ’lere yönelik danışmanlık ve eğitim destekleriyle yarattığı farka da dikkat çekildi. KOBİ’lerin ihtiyaçlarına uçtan uca danışmanlık çözümü TEB, KOBİ Bankacılığı faaliyetleri kapsamında işletmelerin değişen ihtiyaçlarına yalnızca finansal ürünler ile değil, kapsamlı danışmanlık ile yanıt veriyor. Bankanın KOBİ Danışmanları firmalara organizasyon, üretim ve pazarlama konularında rehberlik ederken, KOSGEB destek kredilerine erişimlerinde köprü görevi üstleniyor. Ticari ve işletme müşterileri için tasarlanan dijital bankacılık uygulaması CEPTETEB İŞTE platformuyla işletmelerin bankacılık işlemleri dijitalleştiriliyor, ihracatçılara teminat, uygun maliyetli finansman ve çevresel standartlara uyum konularında tam destek sağlanıyor. “KOBİ’ler için güçlü ve kalıcı bir yapı kurmanın yolu onları geleceğin ekonomisine hazırlamaktan geçiyor” Kazanılan ödülü değerlendiren Ticari ve KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Kağan Yaşa şunları söyledi: “KOBİ’lerin ticari faaliyetlerini büyütmeleri için tüm finansal ihtiyaçlarına uçtan uca çözümler sunuyoruz. KOBİ’ler için güçlü ve kalıcı bir yapı kurmanın yolu finansman sağlamanın ötesinde, onları geleceğin ekonomisine hazırlamaktan geçiyor. Değişen küresel rekabet koşulları sebebiyle KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşümü, Türkiye’nin üretim kapasitesini, istihdamını ve sürdürülebilir büyümesini doğrudan etkiliyor. TEB olarak dijitalleşmeyi yeşil dönüşümün temel ölçme ve izleme altyapısı olarak görüyor ve işletmelerin 'İkiz Dönüşüm' süreçlerini güçlü uluslararası iş birlikleriyle finanse ediyoruz. Sahada karşılaşılan enerji maliyetlerinin yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon raporlaması gibi önemli ihtiyaçlara ise 'Danışman Banka' yaklaşımımızla doğrudan yanıt veriyoruz. Attığımız bu adımlarla KOBİ'leri geleceğin sürdürülebilir ekonomisinin itici gücü olmaya hazırlıyoruz. KOBİ'lerin kendi ölçek ve dinamiklerine özel geliştirdiğimiz hizmet modelimizin ve sunduğumuz bütüncül çalışmaların uluslararası arenada ödüllerle taçlandırılması bizleri daha da motive ediyor. İşletmelerimizin rekabet gücünü artırmak için her adımda yanlarında olmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı’ndan 35. Yıla Özel Sürdürülebilirlik Mesajı Haber

ÇEVKO Vakfı’ndan 35. Yıla Özel Sürdürülebilirlik Mesajı

Ülkemizin önde gelen sanayi kuruluşlarının Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) yaklaşımını benimseyerek başlattıkları gönüllü girişimle, 1 Kasım 1991 tarihinde hayata geçirdikleri ÇEVKO Vakfı, 35. yılını kutluyor. ÇEVKO Vakfı’nın 35 yıllık yolculuğunda yalnızca geri dönüşüm sistemlerinin gelişimine değil, kaynakların korunmasına, çevre bilincinin yaygınlaşmasına ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluk anlayışının güçlenmesine de katkı sağladığı vurgulanan mesajda, şu ifadeler yer alıyor: “35 yıldır ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması, geri dönüştürülmesi ve ekonomiye yeniden kazandırılması için çalışıyoruz. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) yaklaşımını temel alan bu gönüllü girişimimiz, yıllar içinde sanayi, kamu, yerel yönetimler, akademi ve sivil toplum arasında iş birliği geliştiren öncü bir sivil toplum kuruluşuna dönüştü. Sürdürülebilir Bir Geri Dönüşüm Sisteminin Gelişimine Katkı ÇEVKO Vakfı olarak kuruluşumuzdan itibaren ambalaj atıklarının etkin yönetimini temel çalışma alanımız olarak benimsedik ve GÜS yaklaşımının Türkiye’de gelişmesinde önemli rol üstlendik. 2005–2020 yılları arasında Türkiye’nin ambalaj atıkları alanındaki ilk yetkili geri kazanım kuruluşu olarak sanayinin geri kazanım yükümlülüklerinin yerine getirilmesine katkıda bulunduk. Bu dönemde yerel yönetimler ve lisanslı firmalarla geliştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde 7 milyon 608 bin 700 ton ambalaj atığının kaynağında ayrı toplanmasını sağladık. Bu birikimimizle, ambalaj atıklarının yönetiminde sorumluluk paylaşımına dayalı, çevresel ve ekonomik faydayı birlikte gözeten bir sistemin gelişmesine katkı sunduk. Bugün de ulusal ve uluslararası gelişmeleri izleyerek, yasal düzenlemelerin uygulanmasını destekleyerek ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilgiyle Güçlenen Çevre Bilinci Geri dönüşüm sistemlerinin başarısının, altyapı ve uygulamaların yanı sıra toplumun katılımına bağlı olduğunun bilinciyle eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını 35 yıllık faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. İlköğretim öğrencilerinden üniversite öğrencilerine, yetişkinlerden kurum çalışanlarına kadar farklı hedef gruplarına yönelik eğitimler, yayınlar, dijital içerikler ve farkındalık çalışmalarıyla geri dönüşüm kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz. Dünyada ve ülkemizde değişen koşullar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve iklim değişikliği gibi başlıklarla genişleterek bilgi ve deneyimimizi farklı kesimlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Yeşil Nokta İle Sanayinin Sorumluluğunu ve Çevresel Katkıyı Desteklemek Uluslararası Yeşil Nokta işaretinin 2003 yılından beri Türkiye’deki temsilcisi olarak, ambalajlı ürün piyasaya süren ekonomik işletmelerin geri dönüşüm sistemine sağladıkları mali katkıyı ifade eden bu işaretin ülkemizde kullanımını, ekonomik işletmelerle yaptığımız alt lisans sözleşmeleri aracılığıyla yaygınlaştırıyoruz. Yeşil Nokta’nın dijital dönüşümü ile, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin ambalajları üzerinden, bulundukları ülkenin geri kazanım örgütü, ambalaj atığı ayırma ilkeleri ve geri dönüşüm kumbaralarını içeren atık biriktirme altyapısı hakkındaki bilgilere ulaşımının artık mümkün olacağını duyuruyoruz. Yeşil Nokta kapsamındaki çalışmalarımızı, sanayinin sorumluluklarını desteklemenin yanı sıra çevre ve sürdürülebilirlik alanlarında bilgi paylaşımını ve toplumsal farkındalığı güçlendirecek şekilde sürdürüyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz eğitimlerle sürdürülebilirlik, raporlama, su verimliliği ve sürdürülebilir tedarik zinciri gibi konularda güncel bilgi ve deneyim paylaşımı sağlıyoruz. Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri ile çevresel fayda sağlayan örnek uygulamaları görünür kılıyor, Yeşil Nokta Basın Ödülleri ile çevre ve geri dönüşüm bilincinin gelişmesine katkıda bulunan medya kuruluşlarını ve habercileri destekliyoruz. Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri aracılığıyla üniversite öğrencilerini ambalaj tasarımı, atık yönetimi ve çevre alanlarında yenilikçi projeler geliştirmeye teşvik ediyoruz. Döngüsel Ekonomi ve İklim Hedefleri Doğrultusunda Yeni Adımlar Son yıllarda çalışma alanımızı, ambalaj atıklarının geri kazanımının ötesine taşıyarak döngüsel ekonomi, sürdürülebilir üretim ve tüketim, kaynak verimliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele başlıklarını da kapsayacak biçimde genişlettik. ÇEVKO Vakfı olarak, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularında bilgi paylaşımını güçlendirmek ve farklı paydaşları ortak bir diyalog platformunda buluşturmak amacıyla altı yıldır ÇEVKO Vakfı Söyleşileri düzenliyoruz. Söyleşilerde kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum ve gençliğin temsilcilerini bir araya getiriyor; güncel gelişmelerin değerlendirilmesine ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine öncülük ediyoruz. Döngüsel ekonomiyi doğal kaynakların korunması, ikincil hammaddelerin üretime yeniden kazandırılması ve kaynakların ekonomik değerinin mümkün olduğunca uzun süre korunması açısından ele alıyor, sürdürülebilirlik alanındaki gelişmelerin farklı paydaşlar tarafından izlenmesine katkıda bulunuyoruz. Bu yaklaşımımızı sahadaki uygulamalarla da güçlendiriyoruz. 35 Yıllık Birikimle Geleceğe 35 yıllık deneyimimiz, ulusal ve uluslararası paydaş ağımız ve iş birliğine dayalı çalışma anlayışımızla Türkiye’nin döngüsel ekonomi dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de üreticilerden tüketicilere, kamudan yerel yönetimlere ve akademiye uzanan iş birliklerimizi güçlendirmeyi; çevresel sorumluluğu yaygınlaştıran, kaynakları koruyan ve sürdürülebilir bir geleceği destekleyen uygulamaların gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. 35 yıldır bu yolculuğa katkı veren üyelerimize, paydaşlarımıza ve birlikte değer ürettiklerimize sonsuz teşekkürler. Geçmişten aldığımız güç ve ortak geleceğimize duyduğumuz sorumlulukla, daha sürdürülebilir bir yaşamı ülkemizde birlikte gerçekleştirelim.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar NP’nin Biyobozunur Ürünleri COP31’de Kullanılacak Haber

Sunar NP’nin Biyobozunur Ürünleri COP31’de Kullanılacak

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı COP31; iklim değişikliğiyle mücadele, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim başlıklarını küresel gündemin merkezine taşırken, iklim eyleminde somut ve uygulanabilir adımların öne çıktığı kritik bir buluşma noktası olacaktır. Türkiye’nin ‘Geleceğin COP’u’ vizyonuyla şekillenen konferansın, taahhütlerin ötesine geçerek sahada doğrulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir uygulamalara ivme kazandırması hedeflenmektedir. Bu yaklaşımın sahadaki somut örneklerinden birini ise konferansa Ayni Hizmet Sağlayıcısı olarak destek veren Sunar NP ortaya koyacak. Biyobozunur malzemelerin gerçek kullanım alanlarındaki potansiyelini görünür kılacak olan Sunar NP, aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal kaynaklarını ileri teknolojiyle buluşturan üretim kapasitesine de dikkat çekecek. “Tarımsal kaynaklarımızı ileri teknolojiyle katma değerli üretime dönüştürüyoruz” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesinin, ülkenin üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesini uluslararası ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, şunları söyledi: “Türkiye’nin böylesine önemli bir iklim konferansına ev sahipliği yapmasını, üretim ve teknoloji geliştirme kapasitemizi uluslararası ölçekte göstermek açısından değerli buluyoruz. Sunar NP olarak Türkiye’de biyoplastik üretimini ilk gerçekleştiren şirketiz. Ham madde entegrasyonuna dayanan üretim yapımız ve Ar-Ge yetkinliğimizle mısır nişastasını, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik yüksek katma değerli biyoplastik ham maddelerine dönüştürüyoruz. COP31’de biyobozunur ürünlerimizin doğrudan kullanılacak olması, geliştirdiğimiz teknolojinin somut bir uygulama alanında karşılık bulması açısından önemli. Tarımsal kaynaklarımızı sanayi ve teknolojiyle buluşturarak yerli üretim kapasitemizi güçlendirmeyi ve Türkiye’nin biyoplastik alanındaki uluslararası rekabet gücüne katkı sunmayı hedefliyoruz.” Nişasta bazlı biyoplastikler doğada tamamen çözünebiliyor Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, mısır nişastasını işleyerek termoplastik nişasta ve nişasta bazlı biyoplastik ham maddeler üretiyor. Ham madde entegrasyonuna dayanan üretim modeliyle şirket, biyoplastik üretiminin temel girdilerinden itibaren üretim sürecinde yer alıyor. Sunar NP’nin ürettiği ham maddeler; alışveriş ve kargo poşetlerinden atık torbalarına, gıda ambalajlarından tek kullanımlık çatal ve kaşıklara, pipetlerden tarımsal örtü filmlerine ve 3D yazıcı filamentlerine kadar farklı ürünlerin üretiminde kullanılabiliyor. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen nişasta bazlı biyoplastikler, geleneksel petrol bazlı plastiklere alternatif malzemelerin geliştirilmesine olanak sağlıyor. Sunar NP’nin biyobozunur ürünleri, ilgili sertifikasyon ve test koşullarının sağlandığı durumlarda 180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor ve çözünme sürecinin ardından doğada mikroplastik oluşumuna yol açmıyor. EN 13432 standardına uygun ürünlerde, standardın belirlediği biyobozunma, parçalanma ve diğer ilgili kriterler esas alınıyor. Bu özellikler, biyobozunur malzemelerin uygun uygulama alanlarında değerlendirilmesi ve malzeme tercihinde ürünün kullanım koşulları ile çevresel özelliklerinin birlikte ele alınması açısından önem taşıyor. Altı yıllık Ar-Ge çalışması üretime dönüştü Sunar NP’nin biyoplastik alanındaki çalışmaları, 2014 yılında başlayan Ar-Ge sürecine dayanıyor. Şirket bünyesinde yürütülen TÜBİTAK destekli termoplastik nişasta ve kompaund geliştirme projesi kapsamında sürdürülen çalışmalar, 2020 yılında biyoplastik üretim hattının devreye alınmasıyla endüstriyel üretim aşamasına taşındı. Böylece şirketin mısır nişastası bazlı biyoplastik alanındaki Ar-Ge birikimi, üretim altyapısıyla buluşarak farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik ham madde geliştirme çalışmalarının temelini oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle  Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü Haber

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü

Kaleseramik, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından düzenlenen COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde, “Finansman, Teknoloji ve Dönüşümü Hızlandıran Çözümler” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. COP31 öncesinde iş dünyasının sürdürülebilir dönüşüme yönelik uygulamalarını görünür kılmak amacıyla düzenlenen programa, 12 sektörden 102 kurum toplam 189 başvuruyla katıldı. Finale kalan 57 uygulamanın jüriye yüz yüze sunulduğu değerlendirme sürecinde; ölçülebilir etki, uygulanabilirlik, ölçeklenebilirlik ve kurumsal sahiplenme gibi kriterler dikkate alındı. Kaleseramik’in ortakları arasında bulunduğu INNOVATILE projesi kapsamında geliştirilen yarı yaş granülasyon teknolojisi, seramik karo üretiminin enerji ve kaynak yoğunluğunu azaltmaya yönelik yaklaşımıyla kategori birinciliği elde etti. Daha Az Enerji, Su ve Hammadde Kullanımı Hedefleniyor Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen INNOVATILE, porselen karo üretiminde yenilikçi yarı yaş granülasyon teknolojisinin geliştirilmesine, ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamasına odaklanıyor. Yaklaşık 2,8 milyon euro toplam bütçeye sahip projenin yaklaşık 2,49 milyon eurosu Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Alternatif bir hammadde hazırlama yöntemi olan yarı yaş granülasyon teknolojisiyle, üretimde enerji ihtiyacının ve sera gazı emisyonlarının %30–35, su ve hammadde tüketiminin ise %10–20 azaltılması hedefleniyor. Proje ayrıca yerel hammaddelerin, geri dönüştürülmüş ikincil hammaddelerin, endüstriyel atıkların ve yan ürünlerin üretimde kullanımını artırmayı amaçlıyor. Bu yaklaşımla kaynak verimliliğinin geliştirilmesi, döngüsel üretimin desteklenmesi ve ithal kritik hammaddelere bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Geliştirilecek teknolojinin doğrulama ve pilot uygulama çalışmalarıyla değerlendirilmesi, çevresel performansının ise geleneksel üretim yöntemleriyle karşılaştırılması planlanıyor. Akdeniz Ölçeğinde Teknoloji ve Deneyim Paylaşımı İspanya, Türkiye, İtalya, Kıbrıs, Tunus ve Mısır’dan kuruluşları bir araya getiren INNOVATILE, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin Akdeniz havzasında geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını destekliyor. Kaleseramik, proje kapsamındaki uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına da katılım sağlıyor. Şirket, 14 Mayıs 2026’da Kahire’de düzenlenen “Karo Üretiminde Döngüsel Ekonomi” çalıştayının ardından, Tunus’un Hammamet kentinde gerçekleştirilen sürdürülebilir seramik üretimi çalıştayında da yer aldı. Gafsa Üniversitesi’ne bağlı Gafsa Ulusal Mühendislik Okulu (ENIGA) ev sahipliğinde düzenlenen Tunus çalıştayında Kaleseramik’i, Ar-Ge Merkezi ve Teknoloji Geliştirme Direktörü Kağan Kayacı ile Ar-Ge Merkezi Projeler ve Fikri Haklar Müdürü Mehmet Uğur Taşkıran temsil etti. Araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve kamu kurumlarını buluşturan etkinlikte, sürdürülebilir karo üretimine yönelik hammadde seçenekleri ve sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyen yaklaşımlar ele alındı. Proje kapsamında oluşturulan HypocarbonTileTech ağı ise karo üreticileri, araştırmacılar, teknoloji sağlayıcıları ve politika yapıcılar arasında karbonsuzlaşma, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve kaynak verimliliği alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. INNOVATILE uygulamasına verilen birincilik ödülü, Kaleseramik’in seramik üretiminde enerji ve kaynak verimliliğini geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının görünürlüğünü güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Döngüsel Ekonomi, Çimento Sektörünün Net Sıfır Dönüşümünü Hızlandıracak Haber

Döngüsel Ekonomi, Çimento Sektörünün Net Sıfır Dönüşümünü Hızlandıracak

Çimento sektörünün net sıfır dönüşümünde döngüsel ekonomi uygulamalarının önemli bir rol üstlendiğini belirten TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, alternatif yakıt kullanımının fosil yakıt ihtiyacını ve ithal kaynaklara bağımlılığı azaltırken, alternatif hammadde kullanımının doğal kaynakların korunmasına katkı sağladığını vurguladı. Bozay, bu uygulamaların daha geniş ölçekte yaygınlaştırılması için altyapı, lojistik, politika ve finansman koşullarının birlikte geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Uygun atıkların enerji içeriğinden ve mineral bileşenlerinden yararlanılmasının hem atık yönetimi hem de kaynak verimliliği açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Bozay, 2025 yılında kullanılan 2,3 milyon ton alternatif yakıtın yaklaşık 1,21 milyon ton petrokok tasarrufuna karşılık geldiğini kaydetti. Bozay, “Bu rakamlar sektörümüzün döngüsel ekonomi alanında kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyuyor. Bununla birlikte, uygulamaların yaygınlaştırılması için önemli bir potansiyelimiz bulunuyor. Hedefimiz yalnızca atık miktarını artırmak değil, uygun atıkların güvenli, verimli ve sürdürülebilir biçimde üretim süreçlerine kazandırılmasını sağlamak olmalı” dedi. Düşük karbonlu üretim için bütüncül yaklaşım Döngüsel ekonomi uygulamalarının emisyon azaltımına katkısının alternatif yakıt ve hammadde kullanımıyla sınırlı olmadığını belirten Bozay, klinker ikamesi, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarının da birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Yeşil Çimento Tebliği’nin düşük karbonlu çimento kullanımını destekleyen önemli bir düzenleme olduğunu ifade eden Bozay, tebliğ kapsamında önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 16,5 milyon ton klinker tasarrufu ve 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı sağlanmasının öngörüldüğünün altını çizdi. Sektörün çevresel dönüşüm yatırımlarına da değinen Bozay, 2025 yılında toplam çevresel yatırımların 6 milyar TL’ye, yenilenebilir enerji yatırımlarının ise 4,1 milyar TL’ye ulaştığını ve her iki yatırım kaleminde de bir önceki yıla göre yaklaşık üç kat artış gerçekleştiğini belirtti. Alternatif yakıt ve ham madde kullanımının yaygınlaştırılmasının önündeki temel engeller arasında atıkların uygun şekilde ayrıştırılması, gerekli altyapının kurulması ve lojistik süreçlerin etkin yönetilmesinin bulunduğuna dikkat çeken Bozay, belediyeler, atık yönetimi kuruluşları ve sanayi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dönüşümün hızlanması için uzun vadeli ve erişilebilir finansman olanaklarının geliştirilmesinin de önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’de döngüsel ekonominin net sıfır hedeflerine katkısını artırmak için önceliğin atıkların kaynağında ayrıştırılmasından sanayide yeniden kullanılmasına kadar uzanan bütünleşik bir geri kazanım sistemi kurulması olduğunu belirten Bozay, kamu, sanayi ve finans sektörünün eş güdüm içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Bozay, “Döngüsel ekonomi tek başına net sıfır hedefinin çözümü değil, ancak bu hedefe ulaşmak için temel araçlardan biri. Atıkları kaynağa dönüştüren, doğal kaynak tüketimini ve klinker kullanımını azaltan, enerji verimliliğini artıran ve kalan emisyonları yeni teknolojilerle yöneten bütünleşik bir model kurabilirsek hem çimento sektörünün dönüşümünü hızlandırabilir hem de ülkemizin 2053 net sıfır hedeflerine önemli katkı sağlayabiliriz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı Kapılarını Açtı

Avrasya Ambalaj İstanbul 2026 üreticiler, tedarikçiler, yatırımcılar ve satın alma profesyonelleri için ticari temas ve yeni iş bağlantıları açısından önemli bir buluşma zemini oluşturuyor. Ambalaj ticaretinin Avrasya Bölgesindeki önemli platformlarından Avrasya Ambalaj İstanbul, 13–16 Ekim 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteği, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonu ve Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Fuar; Ambalaj Makinecileri Derneği (AMD), Etiket Sanayicileri Derneği (ESD), Esnek Ambalaj Sanayicileri Derneği (FASD), Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD), Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) ve Sert Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin (SEPA) de desteğini alıyor ve 120 bin metrekare kapalı alanda, 14 salonda yerli ve yabancı firma ve firma temsilcisini ağırlıyor. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın açılışına; RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı Ender Yılmaz, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ile birçok sektörel sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. 130’ün Üzerinde Ülkeden Katılım Var RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, açılışta yaptığı konuşmada Avrasya Ambalaj İstanbul'un, Avrupa’nın ikinci büyük, Avrasya Bölgesi’nin ise her yıl düzenlenen en büyük ve en etkili ambalaj endüstrisi fuarı olduğuna işaret ederek, fuarın 35 ülkeden 1100’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğinin katılımıyla açıldığını kaydetti. Yıl boyunca yurt içi ve yurt dışı pazarlarda kapsamlı dijital ve geleneksel tanıtım çalışmaları yürüttüklerini ve fuarın uluslararası bilinirliğini ve erişim alanını sürekli genişlettiklerini kaydeden Öner, "Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, Türkiye ambalaj endüstrisinin küresel pazarlara açılmasında önemli bir ticaret platformu olma özelliğini taşıyor. Bu yıl 135 ülkeden ziyaretçiyi ağırlamayı hedefleyerek fuarımızın uluslararası erişimini daha da güçlendirmeyi ve küresel ambalaj sektörünün önde gelen buluşma noktalarından biri olarak konumunu pekiştirmeyi amaçlıyoruz. 40 ülkede yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde; gıda, içecek, kozmetik, e-ticaret, lojistik ve catering alanları başta olmak üzere yaklaşık 200 kişiden oluşan uluslararası VIP alım heyetimizi, katılımcı firmalarımızla karşılıklı görüştürerek yeni iş bağlantıları kurulmasına aracı olacağız. Bu ikili iş görüşmelerinin ülkemizin ihracat hacmine katkı sağlamasını temenni ediyoruz" dedi. İstanbul Dört Gün Boyunca Dünyanın Ambalaj Başkenti Olacak Fuarın açılışında konuşan Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye ambalaj sanayisinin dünyada kazandığı güveni pekiştirmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir sektör bırakmak için birlikte çalıştıklarını belirterek, "Otuz yılı aşkın süre önce, yaklaşık bin metrekarelik bir alanda, 50 katılımcıyla başlayan bu mütevazı buluşma, bugün dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturuyor. Bu tablo, Türkiye ambalaj sanayisinin üretim gücünü ve dünyada kazandığı itibarı gösteriyor. İstanbul, bu yıl da dört gün boyunca dünyanın ambalaj başkenti olacak" dedi. Zeki Sarıbekir, sektörün 2026’nın ilk yarısında gerçekleştirdiği ihracatın geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 9 artarak 3,8 milyar doların üzerine çıktığını belirtti. Aynı dönemde dış ticaret fazlasının da yaklaşık yüzde 13 artışla 1,6 milyar dolara yaklaştığını vurgulayan Sarıbekir, sektörün böylece son yedi yılın ilk altı aylık dönemleri içinde en yüksek dış ticaret fazlasına ulaştığını ifade etti. Sektörün 2030 yılı için 50 milyar dolarlık büyüklük ve 10 milyar dolarlık ihracat hedefi bulunduğuna dikkat çeken Zeki Sarıbekir, bu hedeflere ulaşmada üretim kapasitesinin yanı sıra katma değerli ürünlerin payının artırılmasının belirleyici olacağını söyledi. Zeki Sarıbekir, "Katma değerli ürünlerin ihracatımızdaki payını artırmak, sektörümüzün kalıcı rekabet gücü için bir zorunluluk. Bunu başarabilecek tecrübemiz, mühendislik birikimimiz ve üretim altyapımız var. Küresel pazarlarda yoğunlaşan rekabette, tasarım, teknoloji ve sürdürülebilir üretimle daha güçlü bir konuma gelebiliriz. Dünyanın değişen ihtiyaçlarına kendi teknolojimiz ve tasarımımızla cevap vererek güçleneceğiz. Önümüzdeki büyüme alanı burada. Türkiye ambalaj sanayisinin bu adımı atacağına yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran, ambalaj sektörünün ürünlerin markalaşma sürecinde kritik bir rol üstlendiğini belirterek, Türkiye’nin değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Dalgakıran, “Türkiye artık düşük iş gücü maliyetleriyle rekabet edebileceği bir noktada değil. Bu nedenle yeni rekabet unsurlarımızı doğru belirlememiz gerekiyor. Ambalaj sektörü, yalnızca teknolojisiyle değil, tasarım gücüyle de Türkiye’nin yeni rekabet avantajlarından biri olabilir. Ürünlerin markalaşmasında ambalajın çok büyük önemi var. Ancak bunun için yalnızca kendi toplumumuzun değil, ihracat yaptığımız ülkelerin de sosyolojik yapısını doğru analiz etmeliyiz. Dünyada değişmeyen tek gerçek değişimin kendisi. Türkiye olarak bu değişimi yaratan ülkeler arasında olamasak bile, yaşanan dönüşümü hızla anlayıp buna uyum sağlayabilecek beceriyi göstermemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, kimya ve plastik ambalaj sektörlerinin ihracat performansına dikkat çekerek, sektörün Türkiye ekonomisine sağladığı katkıyı vurguladı. Aracı, “Bugün, ambalaj sektörümüzün Türkiye’deki en prestijli ve en büyük buluşma noktası olan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın 31’incisinin açılışında bulunuyoruz. 2026 yılı Ocak-Eylül döneminde kimya sektörü ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 7 artarak 25,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yıl sonu hedefimiz ise 35 milyar dolar. Bu büyük başarıda, en dinamik sektörlerimizden biri olan plastik sektörünün de önemli bir payı bulunuyor. 2026 yılının ilk dokuz ayında plastik ambalaj ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,6 artarak 3,2 milyar dolara yükseldi. Bu başarının tesadüf olmadığını ve arkasında güçlü sektör yapılanmasının bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Fuarın tüm katılımcı firmalarımıza bereketli kazançlar getirmesini temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı Ender Yılmaz, ambalaj sektörünün farklı üretim alanlarını destekleyen stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı dönüşümün önemine dikkat çekti. Yılmaz, “Ambalaj, günlük hayatımızın görünmeyen ama vazgeçilmez bir parçası konumunda. Üretilen her ürünün korunması, taşınması, saklanması ve tüketiciye sağlıklı biçimde ulaştırılması ambalaj sayesinde mümkün. Bu yönüyle ambalaj sektörü, yalnızca bir üretim alanı değil; gıdadan sağlığa, makineden lojistiğe ve perakendeye kadar geniş bir ekosistemi besleyen stratejik güç. Ambalaj sanayisinde 3 binin üzerinde şirket, 100 bini aşkın kişiye istihdam sağlıyor. Sektörün oluşturduğu ekonomik ekosistemin yıllık büyüklüğünün ise 30 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ancak dünyada rekabet koşulları hızla değişiyor. Artık yalnızca üretmek yetmiyor; daha iyi tasarlamak, daha verimli üretmek, kaynakları daha akıllı kullanmak ve çevreye daha duyarlı çözümler geliştirmek gerekiyor. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sanayimizin geleceği için bir zorunluluk.” ifadelerini kullandı. Fuarın açılışında konuşan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, ambalaj sektörünün Türkiye’nin sanayi ve ihracatındaki önemli rolüne dikkat çekerek, sektörün gelişiminin diğer üretim alanlarını da doğrudan desteklediğini vurguladı. Bahçıvan, “Ambalaj, hayatımızın her aşamasında yer alan ve sanayimizin gelişimine önemli katkılar sağlayan bir sektör. Ambalajınızı geliştirdikçe ürününüzün kalitesini artırmaya, ürününüzü geliştirdikçe de ambalaja yönelik yatırımlarınızı büyütmeye yöneliyorsunuz. Dolayısıyla birbirini besleyen ve sanayimizin gelişimini hızlandıran bir yapıdan söz ediyoruz. Türkiye’nin üretiminde, sanayisinde ve ihracatında ambalaj sektörümüzün çok büyük payı var. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı ürünlerimizi, projelerimizi ve yenilikçi çözümlerimizi mevcut ve potansiyel alıcılarla buluşturarak son derece kıymetli bir görev üstleniyor. Dünyada ve ülkemizde yaşanan tüm zorluklara rağmen sanayicilerimizin bu fuara enerjisini, heyecanını ve geleceğe yönelik umudunu ortaya koyarak katılması, sektörümüzün kararlılığını ve üretim gücünü gösteriyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca konuşmasında Tüyap Fuarcılık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal’a da özel olarak teşekkür eden Bahçıvan, Ünal’ın yıllar önce ortaya koyduğu vizyonla Türkiye’de fuarcılık sektörünün gelişimine, sanayinin güçlenmesine ve uluslararası ticaretin büyümesine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Ambalaj Sektörünün Dünya Pazarındaki Payını Artırmalıyız Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu fuarın açılışında yaptığı konuşmada, Türk ambalaj sektörünün ihracat potansiyeline dikkat çekerek, küresel pazardaki payının artırılması ve sürdürülebilir üretim yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Tecdelioğlu, “Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın 31 yıldır başarıyla sürdürülmesi, sektörümüzün üretim ve ihracat gücünün önemli bir göstergesi. Türk ambalaj sektörü, geçtiğimiz yıl 7,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu yıl ise 8 milyar dolar seviyesinin aşılması hedefleniyor. Ancak yaklaşık 380 milyar dolarlık dünya ambalaj pazarından aldığımız pay hâlâ yüzde 2 seviyesinde. Bu oranı mutlaka yukarı taşımamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yaparak, üretim kapasitemizi artırarak ve yeni pazarlarda güçlü ticari ilişkiler kurarak Türk ambalaj ürünlerinin dünyadaki varlığını genişletmeliyiz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik, yeni nesil ambalaj teknolojileri ve karbon ayak izinin azaltılması sektörümüzün öncelikli gündemleri arasında yer alıyor. Firmalarımızın atık yönetimi ve enerji dönüşümü alanındaki yatırımlarını hızlandırması, küresel rekabet gücümüzü korumamız açısından büyük önem taşıyor. Fuarın yeni iş birliklerine, daha güçlü ihracat rakamlarına ve sektörümüzün büyümesine katkı sağlamasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Ambalaj Değer Zinciri Tek Çatı Altında Avrasya Ambalaj İstanbul’da ambalaj ürünlerinden ambalaj makinelerine, gıda ve içecek işleme makinelerinden baskı ve konverting teknolojilerine, içecek ve sıvı gıda üretim teknolojilerinden entegre üretim ve lojistik sistemlerine kadar uzanan yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler tek çatı altında ziyaretçilerle buluşuyor. Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan fuar, üreticiler, tedarikçiler, yatırımcılar ve satın alma profesyonelleri için ticari temas ve yeni iş bağlantıları açısından önemli bir buluşma zemini oluşturuyor. Uluslararası Alım Heyetleri B2B Görüşmeler İçin İstanbul’da Avrasya Ambalaj İstanbul kapsamında yürütülen Uluslararası Alım Heyeti Programı, farklı pazarlardan satın alma ve tedarik ihtiyaçları bulunan profesyonelleri katılımcı firmalarla bir araya getiriyor. Orta Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan gelen alıcılarla gerçekleştirilen B2B görüşmelerde ambalaj makineleri, gıda işleme teknolojileri ve ilgili çözümlere yönelik ticari fırsatların geliştirilmesi hedefleniyor. Program, özellikle belirli ürün ve teknoloji gruplarına yönelik satın alma ihtiyacı bulunan profesyonellerin doğru tedarikçilerle doğrudan temas kurmasına imkân sağlıyor. Yeni Nesil Çözümler ve Sürdürülebilirlik Gündemde Ambalaj sektöründe üretim verimliliği, kaynakların daha etkin kullanılması ve sürdürülebilir üretim modellerine yönelik ihtiyaçlar teknolojik dönüşümü hızlandırıyor. Avrasya Ambalaj İstanbul da bu dönüşümün farklı başlıklarını bir araya getiriyor. Fuarda otomasyon, malzeme optimizasyonu, kaynak verimliliği, geri dönüştürülebilir malzemeler ve döngüsel ekonomi hedeflerini destekleyen uygulamaların yanı sıra ambalaj tasarımı ve üretim teknolojilerindeki yeni çözümler ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Bu kapsamıyla fuar, sektör profesyonellerine yalnızca yeni ürün ve tedarikçileri keşfetmek değil, aynı zamanda üretim süreçlerini geliştirebilecek ve rekabet gücünü destekleyebilecek teknolojileri değerlendirme fırsatı da sunuyor. Food-Tech Eurasia ve Printpack & Converting Özel Bölümleri ile Anahtar Teslimi Çözümler Ambalaj endüstrisinin tüm ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı çözümleri buluşturan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, sektör profesyonellerine üretimden son ürüne uzanan geniş bir ürün ve teknoloji yelpazesini keşfetme fırsatı sunuyor. Food-Tech Eurasia Özel Bölümü gıda ve içecek üreticileri ile, işleme ve hazırlık süreçlerinden üretim hatlarına, dolum teknolojilerinden ambalajlama çözümlerine kadar üretimin farklı aşamalarına yönelik teknolojileri aynı çatı altında incelemek isteyen, profesyoneller için tamamlayıcı bir teknoloji alanı olarak ön plana çıkıyor. Printpack & Converting Özel Bölümü’nde ise ambalaj baskı, etiket, oluklu mukavva, kağıt-karton ambalaj üretimi ve konverting teknolojilerine yönelik en yeni çözümler bir arada sunuluyor ve baskıdan laminasyona, kesimden kaplamaya kadar üretim süreçlerini geliştirmek isteyen sektör profesyonellerinin incelemesine sunuluyor. Genç Tasarımcılar Ödüllendirilecek Türkiye’de ambalaj tasarımı alanındaki genç yeteneklerin keşfedilmesine öncülük eden Ambalaj Ay Yıldızları Öğrenci Yarışması, 2004 yılından bu yana Ambalaj Sanayicileri Derneği tarafından, Avrasya Ambalaj İstanbul kapsamında ve Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle kesintisiz olarak düzenleniyor. Yarışmanın 22. dönem kazananları, fuarın açılış günü akşamında gerçekleştirilecek resepsiyonda açıklanacak. Fuar Sektör Ekosistemine Ev Sahipliği Yapıyor 30 yılı aşkın geçmişiyle Avrasya Ambalaj İstanbul, 2026 yılında da ambalaj endüstrisinin farklı segmentlerini uluslararası ticaret odağında bir araya getiriyor. 13–16 Ekim tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyaret edilebilecek fuar; ambalaj üreticilerinden makine ve teknoloji tedarikçilerine, gıda işleme teknolojilerinden baskı ve konverting çözümlerine kadar geniş bir sektör ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı Haber

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı

Global moda markası DeFacto, sürdürülebilir tedarik zinciri alanındaki çalışmalarını Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi’ne taşıdı. DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirve kapsamında gerçekleştirdiği “Uyumdan İş Birliğine: Sürdürülebilir Tedariki Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasında şirketin tedarik zincirinde ortak dönüşümü merkeze alan yaklaşımını anlattı. “Tedarik zincirinde gerçek dönüşüm iş birliğiyle mümkün” DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirvenin farklı sektörlerden şirketlerin deneyimlerini ve çözüm yaklaşımlarını paylaşması açısından önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi, sürdürülebilirlik alanında karşı karşıya olduğumuz ortak sorunları ve bu sorunlara geliştirilen farklı yaklaşımları küresel ölçekte değerlendirmek açısından çok değerli bir buluşma. Bugün tedarik zincirlerinde gerçek bir dönüşüm yaratmak için şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçmesi ve iş ortaklarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. DeFacto’da karbon ayak izimizin yaklaşık yüzde 95’i Kapsam 3 emisyonlarından geliyor. Bu nedenle sürdürülebilir tedariki, tedarikçilerimize hedefler koyduğumuz ve bu hedeflere uyum beklediğimiz tek yönlü bir süreç olarak görmüyoruz. Enerji, su ve karbon verimliliği alanlarında dönüşüm fırsatlarını birlikte değerlendiriyor, teknik kapasitenin gelişimini destekliyor ve finansmanı da dönüşümün önemli bir parçası olarak ele alıyoruz.” DeFacto’da Tedarik Ziciri, Sürdürülebilirliğin Merkezinde DeFacto, sürdürülebilir tedarik yaklaşımını 2023 yılında Tedarik ile Sürdürülebilirlik ve KSS fonksiyonlarını aynı yönetim yapısı altında bir araya getirerek daha bütüncül bir yapıya taşıdı. Şirketin Tedarik Zincirinde Sürdürülebilir Dönüşüm Programı kapsamında sosyal uygunluk, insan hakları, çevresel performans, iklim odaklı tedarikçi dönüşümü, sürdürülebilir ham madde kullanımı, izlenebilirlik, veri yönetimi ve kapasite geliştirme çalışmaları tek bir yönetim modeli altında yürütülüyor. Program, 503 aktif tedarikçi ve 3.776 üretim tesisini kapsayan geniş bir tedarik ekosisteminde uygulanıyor. DeFacto’nun 29’u Türkiye’de, 21’i yurt dışında olmak üzere 50 ülkeye yayılan tedarik ağı içinde belirlediği 50 stratejik tedarikçi, dönüşüm çalışmalarının öncelikli odağını oluşturuyor. Tedarikçilerin performansı operasyonel kriterlerin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri üzerinden de değerlendirilirken; eğitim, geri bildirim ve iyileştirme çalışmalarıyla gelişimleri destekleniyor. Bu modelle DeFacto, sürdürülebilirliği tedarik zincirinin dışında yürütülen ayrı bir uyum alanı olmaktan çıkararak satın alma ve tedarikçi yönetimi kararlarının doğrudan bir parçası haline getiriyor. Böylece şirket, tedarikçileri yalnızca belirlenen standartlara uyum sağlayan paydaşlar olarak değil, dönüşümün birlikte gerçekleştirildiği stratejik iş ortakları olarak konumlandırıyor. DeFacto, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den Katılan İlk Şirket Oldu! DeFacto, sürdürülebilir tedarik alanındaki deneyimini uluslararası iş birliklerine de taşıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den katılan ilk şirket olan DeFacto, koalisyon kapsamında izlenebilirlik, tedarikçi gelişimi, sorumlu ham madde kullanımı, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, insan hakları ve çalışma koşulları gibi alanlardaki deneyimini farklı ülke ve sektörlerden kuruluşlarla paylaşıyor. Şirketin bilim temelli emisyon azaltım hedefleri Bilim Temelli Hedefler Girişimi tarafından doğrulanırken, DeFacto 2025 yılında CDP Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi’nde A Liderlik Seviyesi elde etti. Önümüzdeki dönemde ise tedarik zincirindeki karbon azaltım çalışmalarının hızlandırılması, tedarikçilerin iklim dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir ham madde kullanımının yaygınlaştırılması ve dijital izlenebilirlik uygulamalarının geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor Haber

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor

Gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, OVP kapsamında “Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması” başlığı altında yer alan konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mete İmer, şunları dile getirdi: “OVP kapsamında yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, iklim mevzuatı, ETS, yeşil finansman, enerji verimliliği, ulaşımda emisyon azaltımı ve yerel iklim planları gibi başlıklara yer verilmesi memnuniyet vericidir. Bu eylem başlıkları, Vakfımızın 2022’den bu yana savunduğu 10 maddelik öneri paketiyle büyük ölçüde örtüşmektedir.” Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “2053 karbon nötr hedefine ulaşabilmek için, ulusal katkı beyanımızın bu hedefle uyumlu olacak şekilde mutlak azaltım hedefi olarak belirlenmesi yönünde çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca enerji üretiminde kömür kullanımının kademeli olarak azaltılmasına ilişkin bir planın hazırlanması ve uygulanması, ülkemizin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirecektir. Toplumda iklim krizine karşı farkındalığın artırılması ve alışkanlıkların değişimini destekleyecek ulusal kampanyaların başlatılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Kasım 2029’da Antalya’da gerçekleşecek BM 31. Taraflar Konferansı’nın bu açıdan önemli bir fırsat sunduğuna inanıyoruz.” Atık Yönetiminde Uygulama Mekanizmaları Önem Taşıyor OVP’de sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, atıkların önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve endüstriyel kullanımının artırılması yönündeki hedeflere dikkat çeken İmer, bu hedeflerin sahada sonuç verebilmesi için güçlü uygulama mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Mete İmer, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Atık yönetimi tesislerinin sürdürülebilirliği ve etkin işletimi için kaynağında ayrı toplamanın yaygınlaştırılması, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesi ve sistemin sürdürülebilir finansmanının sağlanması önemlidir. Bu kapsamda Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu mekanizmasının iyi bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz. GÜS mekanizması; kaynağında ayrı toplama sistemlerinin geliştirilmesine, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesine, kaliteli geri dönüşümün desteklenmesine ve geri dönüştürülmüş malzemenin ekonomiye yeniden kazandırılmasına önemli katkı sağlayacaktır.” Geri Dönüşüm Ekonomik Değer Zincirinin Parçası Olarak Ele Alınmalı Döngüsel ekonominin gelişmesi için geri dönüşüm oranlarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Mete İmer, geri dönüşüm altyapısı, kaliteli geri dönüşüm ve geri dönüştürülmüş malzemenin üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İmer, “Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçişinde geri dönüşümün atık yönetiminin son aşaması olarak değil, ekonomik değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Saha uygulamalarında uçtan uca dijital atık izleme sistemlerinin kullanılması da bu açıdan önemlidir. Kamu ve yerel yönetim sorumluluklarının üretici sorumluluğu ile tamamlandığı; kapsayıcı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapının oluşturulması mümkündür” dedi. ÇEVKO Vakfı, OVP’de ortaya konulan yeşil dönüşüm hedeflerinin; iklim mevzuatı, yeşil finansman, yerel iklim planları, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve tüketim yapısına geçişi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.