Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaynak Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Kaynak Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaynak Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında Haber

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında

Gartner’ın 2 Eylül’de yayımladığı rapor, küresel bulut hizmet sağlayıcılarını yeni bulut tabanlı uygulamalar, mevcut uygulamaların konteyner altyapısına taşınması, yapay zekâ eğitim ve çıkarım iş yükleri, uç bilişim ve hibrit uygulamalar gibi temel kullanım senaryoları üzerinden değerlendiriyor. Huawei Cloud; genel bulut, dağıtık bulut, hibrit bulut ve uç bilişim senaryolarını kapsayan konteyner çözümleriyle internet, finans, üretim ve ulaşım gibi farklı sektörlerin dijital dönüşümünü destekliyor. Huawei Cloud, yapay zekâ uygulamalarının daha hızlı geliştirilmesi ve büyütülmesi için ‘Agentic Infra’ yaklaşımını öne çıkarıyor. Şirketin sektörde ilk kez ortaya koyduğu bu yaklaşım, yapay zekâ sistemlerinin ihtiyaç duyduğu işlem gücü, kaynak yönetimi ve çalışma ortamlarını tek bir altyapıda buluşturmayı amaçlıyor. Huawei Cloud’un CCE çözümü de 100 binin üzerinde GPU/NPU kaynağını ortak bir kaynak havuzunda yöneterek büyük yapay zekâ modellerinin daha verimli çalışmasını destekliyor. Bu altyapının bir diğer bileşeni olan CCE VolcanoNext, farklı iş yüklerini daha verimli şekilde dağıtarak kaynak kullanımını yüzde 30’un üzerinde artırabiliyor. AgentSphere ise yapay zekâ ajanlarının güvenli ve hızlı şekilde çalışmasını sağlıyor; çok kısa sürede devreye girerek büyük ölçekli uygulamaların aynı anda çalıştırılmasına imkân tanıyor. Huawei Cloud, açık kaynak teknolojilerindeki çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, Volcano, KubeEdge ve Karmada gibi projelerle küresel cloud-native ekosistemine katkı sunarken, yapay zekâ uygulamalarının daha kolay ölçeklenebileceği açık, verimli ve güvenilir altyapılar geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Yeşil Bir Gelecek İçin Kampta Buluştu Haber

Gençler Yeşil Bir Gelecek İçin Kampta Buluştu

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Belediyespor Kulübü, Nilüfer Kent Konseyi, Bir Bulut Olsam Derneği ve Alternatif Yaşam Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen “Nilüfer Sürdürülebilir Gelecek Yaz Kampları” kapsamında düzenlenen “Gençlik ve Spor Kampı” tamamlandı. 28-30 Ağustos tarihleri arasında Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen kampa katılan 39 genç, “Yeşil Beceriler” temasıyla düzenlenen organizasyonda dolu dolu üç gün geçirdi. Organizasyonda, spor ve sürdürülebilirlik bilinci iki temel alan olarak ele alındı. Katılımcılar sabah saatlerinde doğa yürüyüşü, oryantiring ve takım sporlarıyla fiziksel aktivitelerde bulunurken; öğleden sonraları sürdürülebilirlik, iş birliği ve kaynak yönetimi üzerine kurulu simülasyon oyunlarında yer aldı. Gençlerin ortak karar alma, birbirini dinleme ve kaynakları adil paylaşma becerilerini geliştirmeyi hedefleyen oyunların ardından yapılan değerlendirme oturumlarında, sahadaki deneyimlerin günlük yaşamdaki karşılıkları konuşuldu. “GELECEĞE DUYARLI GENÇLER YETİŞİYOR” Kampa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or da katılarak gençlerle bir araya geldi. Sürdürülebilirlik kültürünün genç yaşta kazanılmasının önemine dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, “Nilüfer Sürdürülebilir Gelecek Yaz Kampları ile gençlerimizin sporun birleştirici gücüyle buluşmasını ve çevre bilinci kazanmasını hedefliyoruz. “Yeşil Beceriler” temasıyla düzenlediğimiz bu kampta gençlerimiz, doğanın içinde birlikte üretmeyi ve kaynakları ortak akılla yönetmeyi sahada deneyimledi. Belediyemizden sivil toplum kuruluşlarımıza kadar beş paydaşın aynı amaç etrafında bir araya gelmesi de bu çalışmanın kıymetini artırıyor. İnanıyorum ki burada kazanılan beceriler, gençlerimizin hayat boyu sürdüreceği birer rehber olacak” ifadelerini kullandı. Kamp, katılımcılara sertifikalarının verilmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass, Elektrikli Araç Filosu ile Emisyonları Yüzde 50 Azaltacak Haber

Yorglass, Elektrikli Araç Filosu ile Emisyonları Yüzde 50 Azaltacak

Tüm lokasyonlarını kapsayan dönüşüm kapsamında Yorglass, fabrikalarında kurduğu şarj altyapısıyla düşük karbonlu mobiliteyi iş yeri kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirirken, sürdürülebilirliği günlük iş yapış biçimlerinin merkezine koyduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Karbon nötr yolculuğunun önemli bir parçası Yorglass'ın araç filosunda gerçekleştirdiği dönüşüm, şirketin SBTi tarafından onaylanan emisyon azaltım hedefleriyle de uyumlu ilerliyor. Yorglass, 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 25 azaltmayı hedefliyor. Elektrikli araç dönüşümü; fosil yakıt kullanımının azaltılması, operasyonel süreçlerde daha temiz enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve düşük karbonlu mobilite kültürü geliştirilmesi açısından şirketin yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, "Önümüzdeki dönemde şirketleri farklılaştıracak en önemli başlıklardan biri kaynak yönetimi olacak. Karbon azaltımı artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda rekabetçilik, verimlilik ve dayanıklılık meselesi. Yorglass olarak hedefimiz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakacak iş modelleri geliştirmektir" dedi. "Geleceğin şirketleri yalnızca ne ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendirilecek" Yorgancılar, "Bugün dünyada rekabet yalnızca ürün kalitesiyle veya üretim kapasitesiyle şekillenmiyor. Şirketlerin kaynaklarını nasıl yönettiği, karbon ayak izini nasıl azalttığı ve geleceğe nasıl hazırlandığı da en az bunlar kadar önem taşıyor. Biz Yorglass'ta sürdürülebilirliği ayrı bir proje olarak değil, işimizin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Araç filomuzun yaklaşık yüzde 90'ını elektrikli araçlara dönüştürmemiz de bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Çünkü geleceğin şirketleri yalnızca ne ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendirilecek" diye konuştu. Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Çalışanlar da Direksiyonda Yorglass, bu dönüşümle yalnızca çevresel performansını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanları için yeşil ve geleceğe odaklı bir çalışma kültürü sunma taahhüdünü de destekliyor. Şirket araçlarının elektrikliye geçişi, sürdürülebilirlik bilincini bir şirket politikası olmanın ötesine geçirerek çalışanların günlük yaşam pratiğine dahil ediyor. Yorglass çalışanları, attıkları her adımda şirketin düşük karbonlu yeşil dönüşüm vizyonunun doğrudan birer parçası ve elçisi haline geliyor. "Karbon azaltımı artık çevre meselesi olmanın ötesinde bir rekabet meselesi" Yorgancılar, "2025 yılında 25 bin tondan fazla atık camı geri dönüşüme kazandırdık. Bugün ise sürdürülebilirlik yaklaşımımızı mobilite alanına taşıyoruz. Elektrikli araç dönüşümümüz, fosil yakıt kullanımını azaltma ve temiz enerji kullanımını yaygınlaştırma hedeflerimizin önemli bir parçası. Karbon nötr geleceğe giden yol yalnızca teknoloji yatırımlarından değil, doğru alışkanlıklar ve güçlü bir kurum kültüründen geçiyor. Bugün attığımız her sürdürülebilirlik adımını yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, gelecekteki rekabet gücümüze yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Yorglass Hakkında:  Temelleri 1974’te atılan Yorglass, endüstriyel cam işleme, düz cam ticareti ve çamaşır makinesi kapak camı üretimi alanlarındaki tecrübesiyle sektöre öncülük ediyor. Global ve güvenilir tedarikçi olma nedeni doğrultusunda ürettiği zengin ürün çeşitlerini hem iç pazara hem de 6 kıtaya ulaştıran Yorglass, 150'den fazla farklı cam türü ve dünyanın her yerinden 70'in üzerinde tedarikçisi ile geniş bir alana hizmet veriyor. Bugün itibarıyla üretim ve ticari çalışmalarını; Yorglass Ticaret, Yorglass Satina, Yorglass Ticari Soğutucu ve Yorglass Beyaz Eşya iş üniteleri altında Türkiye’nin beş farklı şehrinde kurulu yedi tesisinde gerçekleştiren şirket, ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Sektördeki 50. yılını kutlayan Yorglass, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde 30 milyon euro yatırımla hizmete sunduğu Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmesi ile üretmek ve sürdürülebilir bir değer yaratmak için çalışmalarını sürdürüyor.   Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı Haber

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı

AKUT bu hedef doğrultusunda, 15–16 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli’nde, 6 ekipten 57 gönüllünün katılımıyla 17 Ağustos Anma Tatbikatı adını verdiği 4. Seviye (Uluslararası) Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı gerçekleştirdi. İstanbul, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin sahadaki karşılığı test edildi. 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının, gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini sürekli geliştirdi. AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17 Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli tarihlerden biri. AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik. Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi. AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk. Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde konuştu. “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın ertelenemeyeceğidir” Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu olarak gerçekleştirmek istiyoruz. Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye konuştu. 36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif, teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı. Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek, “Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu, Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten geçiyor.” Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye, gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde, bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden değerlendiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Yayıncılar İçin İçerik Kaynakları Haber

Dijital Yayıncılar İçin İçerik Kaynakları

Bir dijital yayının en görünür krizi çoğu zaman haber eksikliği değildir. Asıl sorun, yayın akışının kritik bir saatte yavaşlaması; editörün güvenilir, kullanılabilir ve yayın çizgisine uygun içeriğe ulaşamamasıdır. Dijital yayıncılar için içerik kaynakları bu nedenle yalnızca haber tedarik kanalı değil, editoryal sürekliliği, telif güvenliğini ve marka itibarını doğrudan etkileyen stratejik bir altyapıdır. Okurun sayfada kalması için hız gerekir; kurumların ve karar vericilerin güveni içinse doğrulanmış bilgi, net bağlam ve uzmanlık gerekir. Bu iki ihtiyacı aynı anda karşılayamayan yayınlar, yüksek trafikli gündem anlarında bile kalıcı bir değer üretemez. Doğru kaynak mimarisi, içeriğin miktarını artırmaktan çok yayınlanabilir niteliğini yükseltir. Dijital Yayıncılar İçin İçerik Kaynakları Neden Stratejiktir? Dijital medyada içerik üretimi, yalnızca muhabirin yazdığı haberlerden oluşmaz. Ajans akışları, kurum açıklamaları, saha gözlemleri, uzman görüşleri, veri setleri, röportajlar, fotoğraf ve video varlıkları birlikte çalışır. Ancak kaynak sayısının artması, otomatik olarak editoryal kalite anlamına gelmez. Birbirini tekrar eden, bağlamı zayıf veya kullanım hakkı belirsiz içerikler, yayın ekibinin zamanını tüketir. Özellikle ekonomi, enerji, savunma sanayii, lojistik, tarım, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda haberi ilk vermek tek başına yeterli değildir. Okur, gelişmenin hangi şirketleri, tedarik zincirlerini, düzenlemeleri ve yatırım kararlarını etkilediğini de görmek ister. Bu nedenle kaynak seçimi, yayıncının hangi okuyucu ihtiyacını karşılamak istediğiyle başlamalıdır. Genel gündem odaklı bir yayın için geniş kapsama alanı öncelik olabilir. Buna karşılık B2B odaklı bir mecra, daha dar ama derin bir kaynak portföyüyle daha güçlü bir konum elde edebilir. Buradaki temel denge şudur: Hız, doğrulamanın; içerik hacmi de uzmanlığın yerine geçmemelidir. Kaynak Portföyü Tek Kanala Dayanmamalı Tek bir ajans akışı ya da yalnızca kurumsal basın bültenleriyle kurulan yayın düzeni, ilk bakışta verimli görünebilir. Fakat bu model, gündemin tekdüzeleşmesine ve yayın kimliğinin zayıflamasına yol açar. Sağlıklı bir içerik portföyü, farklı kaynak türlerinin belirli editoryal roller üstlenmesiyle oluşur. Haber ajansları ve sendikasyon akışları Ajanslar, özellikle son dakika gelişmeleri, piyasa hareketleri, kamu kararları ve sektörel duyurular için yayın ritmini korur. Burada belirleyici olan yalnızca haberin hızı değildir. İçeriğin kullanım koşulları, yeniden yayımlama izni, başlık ve metin üzerinde düzenleme esnekliği, görsel varlıkların hakları ve kaynak gösterme kuralları önceden açık olmalıdır. Telifsiz ve ücretsiz kullanılabilen, profesyonel biçimde paketlenmiş içerikler; sınırlı editoryal kadroyla çalışan dijital gazeteler için önemli bir kapasite yaratır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı içerik sağlayıcılarının değeri de bu noktada ortaya çıkar: Yayıncı, sadece boşluğu dolduran metne değil; ekonomi, sanayi ve geleceğin sektörlerine ilişkin yeniden kullanılabilir haber akışına erişir. Kurumsal açıklamalar ve birincil kaynaklar Borsaya açık şirket açıklamaları, bakanlık duyuruları, düzenleyici kurum kararları, sektör birliklerinin raporları ve şirketlerin yatırım bildirimleri, haberin birincil veri katmanını oluşturur. Bu kaynaklar güçlüdür çünkü iddiayı doğrudan kaynağından takip etmeyi sağlar. Buna rağmen her açıklama doğrudan haber değildir. Editörün görevi, açıklamayı kopyalamak değil, gelişmenin kamuoyu ve sektör açısından anlamını kurmaktır. Örneğin bir üretim tesisi yatırımı haberi; kapasite, istihdam, ihracat hedefi, finansman modeli ve bölgesel etkiler çerçevesinde ele alındığında daha değerli hale gelir. Bu yaklaşım, kurumsal iletişim metnini haberciliğe dönüştürür. Uzman görüşleri ve yönetici röportajları Sektörel habercilikte en yüksek katma değer çoğu zaman yorumlanmış bilgiden gelir. Bir düzenleme değişikliğinin enerji maliyetlerine, yapay zeka yatırımlarına veya lojistik operasyonlarına etkisini açıklayacak uzmanlar, habere yön verir. Ancak uzman görüşü, haberi süsleyen bir alıntı olarak kullanılmamalıdır. Uzmanın yetkinliği, olası çıkar ilişkileri ve değerlendirmesinin veriyle uyumu kontrol edilmelidir. Yönetici röportajlarında da tanıtım dili ile kamuyu ilgilendiren bilgi arasındaki sınır korunmalıdır. İyi röportaj, şirketin söylemini tekrar etmez; hedefleri, riskleri, takvimi ve ölçülebilir sonuçları sorar. Veri, rapor ve açık bilgi kaynakları Enflasyon, dış ticaret, enerji üretimi, yatırım hacmi, patent sayısı veya istihdam verileri; habere ölçülebilir bir omurga kazandırır. Fakat veri kullanımı, tabloyu habere eklemekten ibaret değildir. Veri setinin dönemi, yöntemi, kapsamı ve önceki dönemlerle karşılaştırılabilirliği incelenmelidir. Aylık bir artış, mevsimsel etkiden kaynaklanabilir. Yüksek bir yüzde değişimi, düşük bir bazın sonucu olabilir. Bu nedenle veri haberciliğinde iddialı başlıklardan önce doğru yorum gerekir. Okur, rakamı değil, o rakamın iş dünyası ve sektörler açısından ne söylediğini arar. Telif ve Doğrulama Yayın Akışının Ayrılmaz Parçasıdır İçerik bulmak ile içeriği yayınlama hakkına sahip olmak aynı şey değildir. Dijital yayıncıların sık karşılaştığı risklerden biri, sosyal medya üzerinden dolaşıma giren görsel, video veya metinleri kaynak belirtmenin yeterli olduğunu varsayarak kullanmaktır. Oysa telif hakkı, içerik üzerinde değişiklik yapma, ticari kullanım, arşivleme ve farklı platformlarda yeniden yayımlama gibi başlıkları kapsar. Bu nedenle her kaynak için kısa ama işleyen bir kullanım protokolü gerekir. İçeriğin sahibi kimdir, hangi mecralarda kullanılabilir, düzenleme yapılabilir mi, görsel hakları metinden ayrı mı değerlendirilir, kaynak gösterme zorunluluğu var mıdır? Bu soruların yanıtı, içerik editöre ulaşmadan önce tanımlanmalıdır. Doğrulama tarafında da iki aşamalı bir yaklaşım etkili olur. İlk aşamada haberin temel unsurları - kim, ne, ne zaman, nerede - kontrol edilir. İkinci aşamada ise iddianın bağlamı sorgulanır: Açıklama hangi veriye dayanıyor, karşı görüş var mı, gelişme daha önce duyurulmuş muydu, rakamlar tutarlı mı? Özellikle şirket birleşmeleri, savunma projeleri, yatırım kararları ve kamu politikaları gibi başlıklarda bu ikinci katman belirleyicidir. Editoryal Takvim Kaynakları Verimli Hale Getirir İyi kaynaklar, plansız kullanıldığında yine dağınık bir yayın akışı üretir. Editoryal takvim; gündelik haberi, dönemsel veri açıklamalarını, sektör etkinliklerini, özel dosyaları ve röportaj fırsatlarını aynı çerçevede toplar. Böylece ekip yalnızca gelen akışa tepki veren bir yapıda kalmaz. Takvimde üç zaman katmanı bulunmalıdır: Gün içindeki acil gelişmeler, haftalık sektör gündemi ve aylık ya da çeyreklik derinlikli dosyalar. Örneğin bir enerji düzenlemesi ilk gün haber olarak verilebilir; aynı hafta ilgili şirketlerin görüşleriyle genişletilebilir; ay sonunda ise maliyet ve yatırım etkilerini inceleyen bir analizle kalıcı içeriğe dönüştürülebilir. Bu modelin avantajı, tek bir gelişmeden farklı formatlarda değer üretmesidir. Haber metni, soru-cevap röportajı, veri özeti, görüş yazısı ve fotoğraf galerisi birbirini tamamlayabilir. Ancak her formatın aynı bilgiyi tekrar etmemesine dikkat edilmelidir. Tekrar trafik getirebilir, fakat okuyucunun güvenini ve geri dönüş oranını düşürür. Kaynak Performansı Nasıl Ölçülmeli? Bir içerik kaynağını yalnızca tıklanma sayısıyla değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Yüksek trafik getiren ancak düşük okuma süresi yaratan, düzeltme ihtiyacı doğuran veya marka çizgisiyle uyuşmayan içerikler uzun vadede maliyetlidir. Performans değerlendirmesi; yayınlanabilirlik oranı, doğrulama için harcanan süre, güncellik, özgünlük, okuma derinliği ve dönüşüm etkisi üzerinden yapılmalıdır. B2B yayıncılıkta ayrıca içeriğin karar verici kitleye ulaşıp ulaşmadığı önem taşır. Bir lojistik analizinin sektör profesyonelleri tarafından paylaşılması, bir savunma sanayii röportajının kurumsal gündem oluşturması veya bir sürdürülebilirlik haberinin toplantı notlarına girmesi, yüzeysel trafikten daha anlamlı bir etki göstergesi olabilir. Kaynak yönetimi, teknik bir tedarik işi değil; yayıncının güven vaat ettiği alanı koruma işidir. Editoryal ekip, her yeni kaynağa şu soruyla yaklaşmalıdır: Bu bilgi, okuyucunun daha doğru karar vermesine ya da gelişmeyi daha iyi anlamasına gerçekten yardımcı olacak mı? Yanıt netse, içerik yalnızca sayfayı değil, yayın markasının geleceğini de besler.

NG Kütahya Seramik’e Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Verimlilik Ödülü Haber

NG Kütahya Seramik’e Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Verimlilik Ödülü

Porselen seramik sektörünün global oyuncuları arasında yer alan NG Kütahya Seramik, yüksek teknoloji yatırımları, güçlü Ar-Ge altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı ile yeni bir ödüle daha layık görüldü. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni, sanayi kuruluşlarının verimlilik, kaynak yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı projelerini bir araya getirdi. Törenin açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır; dijital dönüşüm çağında veriyi bilgiye, bilgiyi ise verimli süreçlere ve yüksek katma değere dönüştüren kurumların küresel rekabette öne çıktığını vurguladı. NG Kütahya Seramik, Seramikte İki Katmanlı Üretim ile İş Süreçlerinde ve Maliyette Verimlilik Artışı başlıklı çalışmasıyla Büyük Ölçekli İşletmeler – Ar-Ge kategorisinde 3.lük ödülünün sahibi oldu. NG Kütahya Seramik Teknik Genel Müdürü Musa Yılmaz ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın elinden aldı. Sağladığı çevresel etki, yenilikçi yaklaşım ve yaygınlaştırılabilirlik kriterleri doğrultusunda değerlendirilerek ödüllendirilen proje; hammadde ile enerji kullanımını optimize etmeyi, üretim süreçlerinde sadeleşmeyi, üretim maliyetlerini düşürmeyi ve yüksek kalite standartlarını korurken operasyonel verimliliği artırmayı hedefliyor. NG Kütahya Seramik, Ar-Ge yetkinliği ve ileri teknoloji yatırımlarıyla geliştirdiği projeleri yalnızca üretim süreçlerini iyileştirmek için değil, sektörde sürdürülebilir dönüşümü desteklemek amacıyla da hayata geçiriyor. Verimlilik odaklı yaklaşımla geliştirilen yenilikçi uygulamalar; kaynakların daha etkin kullanılmasına, rekabet gücünün artırılmasına ve yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Yılmaz: “Elde ettiğimiz bu derece, yenilikçi bakış açımızın ve Ar-Ge çalışmalarımızın değerli bir çıktısı” NG Kütahya Seramik Teknik Genel Müdürü Musa Yılmaz, “Verimlilik Proje Ödülleri'nde elde ettiğimiz bu derece, üretimde yenilikçi bakış açımızın ve Ar-Ge çalışmalarımızın değerli bir çıktısıdır. Geliştirdiğimiz proje ile üretim süreçlerini daha yalın ve verimli hale getirerek üretim performansını artıran ve maliyetleri azaltan önemli iyileştirmeler gerçekleştirdik. Verimliliği, sürdürülebilirliği, inovasyonu ve teknolojiyi tüm yatırımlarımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Bundan sonraki süreçte de yüksek katma değer üreten projeler geliştirerek hem sektörümüzün gelişimine hem de ülkemizin sanayi vizyonuna katkı sunmayı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Ar-Ge, üretim ve yatırım stratejilerini verimlilik ile sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiren NG Kütahya Seramik, geliştirdiği yenilikçi teknolojiler ve süreç iyileştirme projeleriyle hem Türk seramik sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de ülke ekonomisine değer katmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Didim Belediyesi Yatırım Şampiyonu Haber

Didim Belediyesi Yatırım Şampiyonu

Aydın Valisi Sn. Dr. Osman Varol başkanlığında gerçekleştirilen İl Koordinasyon Kurulu 2026 Yılı 3. Dönem Toplantısı'nda, il genelinde yürütülen kamu ve yerel yönetim yatırımları değerlendirildi. Toplantıda açıklanan verilere göre Didim Belediyesi, proje büyüklüğü bakımından Aydın genelinde birinci sırada yer alarak yatırım alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu. PLANLI YATIRIM ANLAYIŞI BAŞARIYI GETİRDİ Toplantıda paylaşılan verilere göre Aydın genelinde yerel yönetimler tarafından yürütülen 53 proje değerlendirilirken, Didim Belediyesi doğru kaynak yönetimi, planlı yatırım anlayışı ve halkın ihtiyaçlarını önceleyen belediyecilik yaklaşımıyla Aydın genelinde ilk sırada yer aldı. Hayata geçirilen projelerle kentin ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üreten Didim Belediyesi, yaşam kalitesini artıran yatırımları kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. BAŞKAN HATİCE GENÇAY: “İŞİMİZİ CİDDİYE ALIYORUZ” Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, elde edilen başarının planlı ve halk odaklı belediyecilik anlayışının bir sonucu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Aydın Valiliğimizin açıkladığı verilerde, proje büyüklüğü bakımından Aydın’ın en çok yatırım yapan ilçe belediyesi olmasını sadece bir istatistik olarak görmüyoruz, bu sonuç; halkına saygılı, özenli ve planlı belediyecilik anlayışımızın doğal sonucudur. Didim halkının kaynaklarını yine Didim için kullanıyoruz. Bütçe disiplinini, doğru kaynak yönetimini ve tasarrufu belediyeciliğimizin temel ilkeleri olarak görüyoruz. Çünkü doğru planlanan bir bütçe, yatırım kapasitesini de büyütür. Son dönemde öz kaynaklarımızı güçlendirirken makine ve araç filomuzu da önemli ölçüde büyüttük. Böylece hem hizmet üretme gücümüzü hem de yatırım potansiyelimizi artırdık. Aydın Valiliğimizin verileri de gösteriyor ki kısa sürede ulaştığımız bu yatırım büyüklüğü; planlı çalışmanın, mali disiplinin ve halkımızın emanet ettiği kaynakları doğru ve yerinde kullandığınız zaman mutlaka başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Didim halkının bütçesini yine Didim için, kalıcı eserler ve nitelikli hizmetler üretmek amacıyla kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Aynı anlayışla kaynaklarımızı verimli kullanmaya, yatırım üretmeye ve Didim’in geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halkbank Çocuk Tiyatrosu  34 Bin Çocuğa Ulaştı Haber

Halkbank Çocuk Tiyatrosu 34 Bin Çocuğa Ulaştı

İlk turnesinde 24 ilde yaklaşık 19 bin çocuğa ulaşan oyun, ikinci turnesi kapsamında ise 19 şehirde 50 gösterim yaparak 15 bin çocuğu tiyatroyla buluşturdu. Halkbank’ın toplumsal fayda odaklı çalışmaları kapsamında faaliyet gösteren Halkbank Çocuk Tiyatrosu’nun “Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!” oyunu, kış ve bahar sezonu boyunca yaptığı iki turne boyunca yaklaşık 34 bin çocuğa ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Başrolünde ünlü oyuncu Azra Akın’ın yer aldığı ve yönetmenliğini Hakkı Ergök’ün yaptığı oyun, erken yaşta kaynak yönetimi, tüketim ve çevre bilinci oluşturma hedefiyle yola çıktı. İlk turnesinin ardından Türkiye’nin farklı bölgelerini dolaşmaya devam eden oyun, 6-7 Haziran tarihlerinde Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapsamında gerçekleştirilen özel gösterimlerle ikinci turnesini de başarıyla tamamladı. Oyunda öğretmen karakterine hayat veren Azra Akın, turneler kapsamında Türkiye’nin birçok şehrinde çocuklarla buluştuklarını söyledi. Bu sayede okullarda bilinçli tüketim ve çevre bilinci konularına verilen önemi yakından görme fırsatı bulduklarını dile getiren Akın, “Biz de eğlenceli ve müzikli oyunumuzla bu konuların pekiştirilmesine katkı sağladık. Hem bu oyunları izlemiş çocuklar adına hem de ekibim adına Halkbank'a çok teşekkür ediyorum. Bu yolculukta bizimle birlikte olması bizim için çok anlamlıydı.” diye konuştu. 6-12 yaş grubundaki çocuklara hitap eden “Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!” oyunu, Halkbank’ın sosyal sorumluluk yaklaşımı doğrultusunda kurgulandı. “Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür” temasıyla sergilenen 35 dakikalık interaktif oyunla kaynakları verimli kullanmanın önemi çocuklara günlük hayattan örneklerle aktarıldı. Gösterimlerin sonunda çocuklara armağan edilen kumbaralarla ise sahnede verilen mesajların kalıcı birer tasarruf alışkanlığına dönüşmesi hedeflendi. Halkbank, toplumsal fayda sağlayan sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında, çocukların gelişimini ve sanatsal etkinliklerle buluşmasını destekleyen projeleri hayata geçirmeye önümüzdeki dönemde de devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei'den Şirketlere Uçtan Uca Yapay Zekâ Altyapısı    Haber

Huawei'den Şirketlere Uçtan Uca Yapay Zekâ Altyapısı   

Huawei Başkan Yardımcısı ve Huawei Veri Depolama Ürün Hattı Başkanı Yuan Yuan, 21 Mayıs'ta Paris'te düzenlenen forumda ‘Data Awakening, Infra Evolving’ başlıklı bir açılış konuşması gerçekleştirdi. Yuan, yapay zekâ ajanlarının şirketlerin yeni dijital çalışanlarına dönüştüğünü ve bunun da işlem yükünü görülmemiş bir hıza çıkardığını söyledi. Huawei yeni dönemin ihtiyaçlarına yanıt vermek için altı temel alanda destek veren kapsamlı bir altyapı çözümü geliştirdi: verinin depolanması, bilgi ve hafıza yönetimi, model kurulumu, ajan geliştirme, kaynak yönetimi ve güvenlik. Bu yeni yaklaşım; depolamadan güvenliğe kadar tüm halkaları tek bir bütün hâlinde sunarak kurumların yapay zekâ uygulamalarını daha hızlı, daha doğru ve daha ekonomik biçimde devreye almasını sağlıyor. "Yapay zekânın bir sonraki bölümü veridir" Yuan Yuan, yapay zekânın bugün şirketlerin çalışma biçimini kökten değiştirdiğini, ajanların ise yeni dönemin en önemli üretkenlik aracı hâline geldiğini vurguladı. Kurumların bu dönüşümü kaçırmamak için mevcut bilişim altyapılarını hızla yapay zekâya uygun hâle getirmeleri gerektiğine dikkat çeken Yuan, geleneksel sistemlerin artan veri yükünü kaldıramayacağının altını çizdi. Yuan Yuan konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Yapay zekâ, bilişim sektörü için yeni fırsatların kapısını aralıyor. Yapay zekânın bir sonraki bölümü veridir. Veri depolamada teknolojik yeniliğe bağlı kalan Huawei, sektördeki yapay zekâ benimseme deneyimini biriktirecek ve müşterilerin akıllı çağa yolculuğunu hızlandırmak için tüm sektörle yakın iş birliği içinde çalışacaktır." Bir pizza kutusu büyüklüğünde 11 petabayt veri, yüzde 90 daha hızlı yanıt Huawei'nin tanıttığı OceanStor Pacific depolama çözümü, oldukça küçük bir alana çok büyük miktarda veri sığdırarak şirketlerin depolama maliyetlerini önemli oranda düşürüyor. Şirketin DME Omni-Dataverse adlı veri yönetim platformu ise farklı kaynaklardaki ve farklı lokasyonlardaki verileri tek nokradan izlenebilir ve yönetilebilir hâle getiriyor. Ek olarak, milyarlarca veri parçası arasından aranan bilgiye saniyeler içinde ulaşılabilmesini sağlıyor. Yapay zekâ uygulamalarının en sık yaşadığı sorunlardan biri, kullanıcıya ilk yanıtı vermesinin uzun sürmesi. Huawei'nin geliştirdiği yeni hafıza teknolojisi Context Memory Storage (CMS), bu süreyi yüzde 90 oranında kısaltarak yapay zekânın çok daha akıcı çalışmasını sağlıyor. Şirketin sunduğu yapay zekâ veri platformu ise sorulara verilen yanıtların doğruluğunu yüzde 30 artırırken, kullandığı bilgi bankasıyla yüzde 95'in üzerinde doğru bilgi getirme oranı yakalıyor. Sistem ayrıca kendi kendine öğrenip gelişen bir hafızaya sahip. Tek donanımla kodsuz ajan geliştirme Huawei'nin ModelEngine çözümü, şirketlerin yeni yapay zekâ modellerini hiç kod yazmadan sistemlerine entegre etmelerini ve tek tıkla devreye almalarını sağlıyor. Çözümün akıllı kaynak yönetimi sayesinde, tek bir donanım birimi, aynı anda 10 farklı işi bir arada yapabiliyor; bu da şirketlerin çok daha fazla verim almasına olanak tanıyor. Şirketlerin kendi yapay zekâ ajanlarını oluşturması da artık çok daha kolay. Yapay zekâ sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte veri güvenliği de yeni risklerle karşı karşıya. Yapay zekâ araçlarının kötüye kullanılması, yanlış veri besleyerek sistemleri zehirlemesi, verileri değiştirmesi ya da fidye yazılımı saldırıları gibi tehditler artıyor. Huawei, şirketlerin bu risklere karşı uçtan uca bir koruma sistemi kurması gerektiğini vurguluyor ve sunduğu çözümle yapay zekâ verisini her açıdan güvence altına alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.