Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaynaklı

Kapsül Haber Ajansı - Kaynaklı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaynaklı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı Haber

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı

Dijital altyapısı ve akıllı teknolojileriyle toplumu geleceğe bağlarken çevresel ayakizini de azaltmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, 1 Nisan 2024 – 31 Mart 2025 mali yılına ait Çevre, Sosyal ve Yönetişim performansının ele alındığı “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları baz yıl olan 2020’ye göre %94,77 oranında azalırken, Kapsam 3 emisyonlarının toplamı 436.415 ton karbondioksit eşdeğeri olarak ölçüldü. Nisan 2021’den bu yana IREC sertifikalı %100 yenilenebilir enerji kullanan Vodafone, kendi tesislerinde ürettiği 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitesini %14,28 artırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarından 702,53 GWh elektrik sağlayarak Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı. Şebeke kaynaklı e-atıklarının %100’ünü yeniden kullanım veya geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandıran Vodafone, müşterilerine sunduğu IoT çözümleriyle bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %77’lik artışla müşterilerinin 933.371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek oldu. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, sürdürülebilirliği iş stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Türkiye’de faaliyete başladığımız ilk günden bu yana dijital teknolojilerin gücünü kullanarak dünya ve içinde yaşadığımız toplum için daha iyi bir gelecek inşa etmek amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, etkimizi paydaşlarımızla şeffaflıkla paylaşıyoruz. Ekosistemimize karşı taşıdığımız sorumluluğun farkında olarak, 2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlaması alanında elde ettiğimiz deneyimle raporlarımızı hazırlıyor; faaliyetlerimizin çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarını değerlendirerek, performansımızı şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda uluslararası standartlarda raporluyoruz. Son raporumuzda da paydaşlarımıza çevre, sosyal ve yönetişim alanlarındaki faaliyetlerimizin bir özetini sunuyoruz. Yarattığımız etkiyi Vodafone Grubu’nun Amaç Odaklı Yaklaşımı rehberliğindeki değer alanları çerçevesinde ele alıyoruz. Sürdürülebilir bir geleceğin yanında durmaya devam edeceğiz. Enerji yönetim sistemleriyle tasarruf Vodafone, operasyonel süreçlerindeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyor. Teknoloji merkezlerinin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanan şirket, bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde %10 iyileşme sağlarken, iklimlendirme altyapısında %30’a varan enerji tasarrufu elde etti. Diğer yandan, 4 veri merkezinde hayata geçirdiği Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledi ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer bir çevresel katkı sağladı. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4.700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladı. Şebeke kaynaklı e-atıkların %100’ü ekonomiye geri kazandırıldı Vodafone, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda, geri dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir ürünlerin geliştirilmesine önem veriyor. Şirket, raporlama döneminde, şebeke kaynaklı 2.137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4.508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladı. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın ise tümünün geri dönüşümü sağlandı. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiren Vodafone, 18.839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdi. Türkiye’de lansmanı 2023 yılında yapılan ve tüm dünyada toplam bir milyon telefon toplanmasının hedeflendiği Gezegen İçin Bir Milyon Telefon projesi kapsamında bugüne kadar 500 bini aşkın telefon toplandı. Kadın çalışanları desteklemeye devam etti Vodafone, bünyesindeki Vodafone Vakfı ile toplumsal gelişim ve sürdürülebilir değişimi destekleyen projeler yürütüyor. Raporlama döneminde, Vakıf projelerinden “Yapay Zekâ Yıldızları” ile 55 bini aşkın çocuk ve gence, “Dijital Benim İşim” projesiyle ise 7 bini aşkın kadına ulaşıldı. Bu projelerde 289 Vodafone çalışanı gönüllü olarak görev aldı. Kırmızı Işık uygulaması 382.000’den fazla kez indirilirken, aylık 1.000 aktif kullanıcısıyla önemli bir etki yarattı. Vodafone, kadın yönetici oranını 2030’a kadar %40’a çıkarma hedefi kapsamında, 2024-25 mali yılında %44 kadın yönetici oranına ulaştı. Tüm çalışanların %43’ünü kadınlar oluştururken, işe yeni alınan çalışanlar arasında kadın çalışan oranı %47 olarak gerçekleşti. Şirketin genç istihdam programı Discover Genç Yetenek Programı’na 10 bini aşkın başvuru yapılırken, 21 farklı üniversiteden 52 genç yetenek Vodafone ailesine katıldı. Ekonomiye katkısını sürdürdü Vodafone, raporlama döneminde, altyapıyı güçlendirmeye, yenilikçi çözümler geliştirmeye ve dijitalleşmenin hızlanmasına katkı sağlamaya da devam etti. 2024-25 mali yılı içinde 19,1 milyar TL yatırım gerçekleştiren Vodafone’un servis gelirleri %83,4 büyüme oranı ile 101,8 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin dönem sonu itibariyle mobil abone sayısı 25,2 milyona ulaştı. Doğrudan 3.021 kişiye istihdam sağlayan Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanındaki operasyonlarıyla yerel ekonomilerin canlanmasına destek veriyor. Raporlanan Kapsam 3 emsiyonlarının içeriği genişletildi Vodafone, sürdürülebilirlik raporlarını her yıl bir yenilik içerecek şekilde hazırlıyor. Son raporda, Kapsam 3 emisyon verileri Vodafone Grubu’nun açıkladığı yeni metodoloji çerçevesinde, 15 alt kategoriden 11 alt kategoriyi kapsayacak şekilde 2020’den günümüze yeniden hesaplandı. Son mali yılda da Grubun iç ve dış denetiminden başarıyla geçen Vodafone Türkiye, ÇSY Komitesi’ni ve çalışma gruplarını yeniden yapılandırdı. Vodafone, ilk kez geçen yıl yayınladığı TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) uyum tablosuna ÇSY Raporu’nda bu yıl da yer verdi. Bu tablo, şirketin Türkiye pazarındaki faaliyetlerinin şeffaflığını artırarak, yerel düzenlemelere uyum sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Vodafone, ÇSY Raporu’nun web tabanlı bir versiyonunu da hazırlayarak interaktif veri ve içeriklerle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefledi. Küresel raporlama standartlarıyla uyumlu Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative - GRI) tarafından yayımlanan GRI Standartları’na uyumlu hazırlanan “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”, şirketin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact - UNGC) İlerleme Bildirimi olma özelliği taşırken, Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles - WEPs) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) katkısını da içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toksinler Saatler İçinde Solunum Kaslarını Felç Edebilir Haber

Toksinler Saatler İçinde Solunum Kaslarını Felç Edebilir

İstinye Üniversitesi’nden Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, bu kadar hızlı seyreden vakaların çoğunlukla toksin kaynaklı olduğuna dikkat çekerek midyenin güçlü bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Erdoğan, toksinlerin pişirmeyle yok olmadığını ve kabuklu deniz ürünlerinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Çocuklar ve anne hayatını kaybetti. Babanın ise tedavisi devam ediyor. Ailenin midye ve kumpir tükettiği belirtilirken kesin ölüm nedenleri için laboratuvar sonuçları bekleniyor. İstinye Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, laboratuvar sonuçlarını görmeden kesin bir yargıya varılamayacağını belirterek olası bir zehirlenmenin midyeden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Erdoğan’a göre, hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri genellikle toksin kaynaklı oluyor. Bu nedenle de bu olayda gıda zehirlenmesi varsa bunun midyeden kaynaklı olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. “Toksinler ısıya karşı dayanıklıdır” Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, olayla ilgili şunları söylüyor: “Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Bu tür olaylarda kesin neden ancak laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkar. Bir hekim olarak sonuçlar çıkmadan ‘kesin budur’ dememiz mümkün değil. Ancak tablonun çok hızlı gelişmiş olması, bazı ihtimalleri diğerlerinden daha ön plana çıkarıyor. Genel olarak gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü hafif seyreder; bulantı, kusma gibi belirtilerle kendiliğinden düzelir. Fakat hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri de vardır. Bunlar genellikle toksin kaynaklıdır. Yani gıdanın içinde daha önceden oluşmuş bir zehirden söz ediyoruz, bu nedenle pişirmek veya kaynatmak çoğu zaman koruyucu olmaz. Toksinler ısıya dayanıklıdır.” “Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir” Kabuklu deniz ürünlerinde biriken toksinlerin dakikalarla, saatler içinde solunum kaslarını felç edebileceğinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Botulinum toksini (botoks zehirlenmesi) en bilinen örneklerden biridir; özellikle ev yapımı konservelerde görülür. Daha çok görme bozukluğu, çift görme, yutma güçlüğü gibi belirtilerle başlar ve solunum kaslarını etkileyebilir. Ancak bu toksinin belirtilerinin başlaması genellikle birkaç saat ile üç gün arasında değiştiği için, çok ani seyreden tablolarda ilk sırada düşündüğümüz etken değildir. Buna karşılık özellikle kabuklu deniz ürünlerinde, yani midye gibi filtrasyon yoluyla beslenen canlılarda biriken ciddi nörotoksinler vardır. Bu toksinler dakikalarla saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir ve bu durum ani hayati kayıplara yol açabilir. En önemli özellikleri, ne kadar pişirilirse pişirilsin yok olmamalarıdır. Dolayısıyla ‘piştiği için güvenlidir’ düşüncesi doğru değildir.” “Salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz” Geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir vatandaşın kumpir yedikten sonra hayatını kaybetmesi Salmonella bakterisini gündeme getirmişti. Doç. Dr. Erdoğan bu bakterinin bu kadar hızlı ölüme götürmediğini belirterek şu açıklamayı yapıyor: “Enfeksiyon kaynaklı bir gıda zehirlenmesi, örneğin salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz. Salmonellada belirtiler daha yavaş gelişir; kanlı ishal ve ateş gibi bulgular olur. Bu nedenle enfeksiyon ihtimali bu olayda öncelikli görünmüyor.” “Toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir” Toksinlerin herkeste farklı şekilde etki edebileceğini belirten Erdoğan, “Ailenin farklı bireylerinin farklı hızlarda etkilenmesi de açıklanabilir bir durum. Çünkü her midye aynı miktarda toksin içermez. Ayrıca toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir; çocukların ve annenin daha hızlı etkilenmesi bu nedenle olağandır. Tabii çok düşük bir ihtimal de olsa yiyeceğe karışmış kimyasal bir madde—örneğin bir temizlik ürünü—de benzer şekilde hızlı etki yaratabilir. Fakat toksin ihtimali daha güçlü bir olasılık olarak duruyor” diyor. “Zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var” Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Eğer toksin solunum kaslarını felç ettiyse, hastanın solunumu durabilir. Böyle bir durumda tek tedavi, solunum cihazıyla hastayı yaşatıp toksinin etkisi geçene kadar destek sağlamak. Yani zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var.” “Bulantı ve kusma başlarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı” “Vatandaşlar açısından bakarsak, böyle bir tehlikeyi gıdanın tadından, kokusundan veya görünüşünden anlamak mümkün değil. Bu yüzden özellikle kabuklu deniz ürünlerinin mutlaka denetimli ve güvenilir kaynaklardan alınması gerekir. Sokakta satılan ürünler her zaman daha risklidir. Kumpir gibi mayonez, sosis, sucuk gibi kolay bozulan malzemeler içeren ve uzun süre açıkta bekleyebilen yiyeceklerde de risk artar. Aynı gıdayı yiyen birden fazla kişide kısa sürede bulantı ve kusma başlarsa, özellikle çocuklarda zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Son olarak tekrar söylemek lazım: Kesin neden laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. Ancak mevcut bilgiler ışığında bu kadar hızlı gelişen bir tabloda nörotoksinler daha olası görünüyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.