Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kentsel Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Kentsel Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentsel Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1,5 Milyar Dolarlık Hedefi Aşan Maden İhracatçıları Özbekistan’a Çıkarma Yapıyor Haber

1,5 Milyar Dolarlık Hedefi Aşan Maden İhracatçıları Özbekistan’a Çıkarma Yapıyor

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Ege Maden İhracatçıları Birliği organizasyonunda düzenlenen “Özbekistan Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyeti”, 7-10 Eylül 2026 tarihlerinde Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gerçekleştirilecek. Alimoğlu: “2026-2030 stratejik planımızın ilk adımını Özbekistan’da atıyoruz” Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu, Özbekistan’ın büyük ölçekli projeleri ve hız kazanan altyapı yatırımlarıyla Türk doğal taş sektörü açısından stratejik bir pazar hâline geldiğini söyledi. Alimoğlu, “Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak hazırladığımız 2026-2030 stratejik planımızın ilk ve en önemli adımını Özbekistan’da atıyoruz. Orta Asya’nın parlayan yıldızı Özbekistan, vizyoner projeleri ve güçlü altyapı hamleleriyle Türk doğal taş sektörü için büyük fırsatlar barındırıyor. Yeni dönem stratejimizin başlangıcını bu yüksek potansiyelli pazarda yaparak ihracatçılarımız için kalıcı ve uzun vadeli iş birliklerinin temelini atmayı hedefliyoruz.” dedi. Maden ihracatında 1,5 milyar dolarlık hedef beş ay önceden aşıldı Son bir yıllık ihracatını yüzde 11 artışla 1 milyar 519 milyon dolara taşıyan Ege Maden İhracatçıları Birliği, 2026 yılı sonu için belirlediği 1,5 milyar dolarlık hedefi beş ay önceden aştı. Ağustos ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla ihracatını yüzde 38 artırarak 148 milyon dolarlık bir performans sergileyen EMİB, Özbekistan Sektörel Ticaret Heyeti ile Orta Asya pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Yeni Taşkent projesi doğal taş sektörüne büyük fırsatlar sunuyor Son yıllarda hayata geçirilen ekonomik reformlar, altyapı yatırımları ve kentsel dönüşüm projeleriyle Orta Asya’nın önemli çekim merkezlerinden biri hâline gelen Özbekistan, Türk doğal taş üreticileri için yüksek potansiyelli bir hedef pazar konumunda bulunuyor. Özellikle başkentin çehresini değiştirmesi beklenen ve 20 bin hektarlık alanda hayata geçirilen mega ölçekli “Yangi Tashkent” (Yeni Taşkent) kentsel gelişim projesi; kamu binaları, iş merkezleri, oteller, kültür kompleksleri ve nitelikli konut projeleriyle büyük bir yapı malzemesi talebi oluşturması ve Özbekistan genelinde devam eden imar/altyapı yatırımları; mermer, traverten, granit ve işlenmiş dekoratif taş ürünleri açısından önemli bir pazar potansiyeli sunuyor. Türk doğal taşının estetik kalitesi, zengin ürün çeşitliliği, mimari projelere uyumu ve Türkiye’nin Özbekistan’a yönelik lojistik avantajı, Türk firmalarına bölgedeki projelerde önemli fırsatlar sunuyor. 15 Türk firması Özbek alıcılarla buluşacak Sektörel ticaret heyeti kapsamında Ege Maden İhracatçıları Birliği üyesi 15 doğal taş firması; Özbekistanlı karar vericiler, iş insanları, mimarlar ve ana yüklenici inşaat firmalarıyla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirecek. Türk ihracatçıları, başta Yangi Tashkent olmak üzere ülkede devam eden stratejik projelerin tedarik zincirinde yer almayı ve Orta Asya pazarında uzun vadeli ticari ortaklıklar kurmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi Haber

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi

“2027-2029 OVP hedeflerinin; yüksek sigorta penetrasyonu, çeşitlendirilmiş ürün yapısı ve riskleri gerçekleşmeden önce yönetmeye odaklanan daha güçlü bir sigorta ekosistemi açısından önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor” diyen Ender Güzeler, OVP’ye ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti: “OVP, sektöre bazı ödevler çıkartırken beraberinde bazı fırsat alanlarını da göstermekle birlikte “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde rolü ve önemini vurguluyor. Bu vurgu sektörün 2030 Vizyonu ile de örtüştüğü şeklinde okuyoruz. Sektöre verilen ödevler Tüm afet tehlikelerini kapsayan zorunlu afet sigortası mekanizmasının geliştirilip yaygınlaştırılması, beyan/ödeme takibinin etkinleştirilmesi ve dolaysıyla afet ve bakım sigortası gibi yeni/genişleyen ürünlere aktüeryal kapasite ve reasürans kapasitesi ayırmak.Uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının kurulması. Yaşlanan nüfus/bakım ekonomisi politikasının ürün ve aktüerya tasarımı sektöre bırakılıyor.Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın etkinliğinin artırılması ve Eximbank ihracat kredi sigortalarının güçlendirilmesine yönelik, alacak sigortası ve ihracat kredi sigortası tarafında kamu programlarıyla (Eximbank, KGF) entegre dağıtım kurmak.BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) /OKS (Otomatik Katılım Sistemi)'nin fon çeşitliliği ve cazibesinin artırılmasına paralel olarak, Yatırım fonlu ve birikimli hayat sigortalarının yaygınlaştırılması için hayat sigortası ürünlerini BES/OKS reformuyla uyumlu, yatırım fonlu/birikimli yapıya göre yeniden tasarlamak. Fırsatlar alanları Afet sigortasının zorunlu kapsamının genişlemesi, tarihsel olarak düşük penetrasyonlu bir branşta hacim artışı potansiyeli sunuyor. Afet sigortasının yaygınlaşması, erken yatırım yapan (fiyatlama, risk modelleme) şirketler için rekabet avantajı.Bakım ekonomisi ve uzun dönemli bakım sigortası, tamamen yeni bir ürün kategorisi ve prim havuzu ile ilk giren şirketler için marka konumlandırma ve pazar payı fırsatı getiriyor.Yurt içi tasarruf artırma hedefi, hayat sigortacılığına doğrudan siyasi destek sağlıyor; BES / OKS büyümesiyle birlikte hayat sigortasında çapraz satış ve yeni müşteri kazanımı için ürün satışı imkânı.Alacak sigortası ve ihracat kredi sigortasının kamu destekli genişlemesi, KOBİ ve ihracatçı tabanının genişlemesiyle ticari hat büyümesi. Ortaya çıkabilecek yeni ürün türleri Değer bazlı geri ödeme mantığına uyumlu ağ bazlı ve ko-ödemeli TSS paketleriBakım ekonomisi çerçevesinde yaşlı/engelli bakımını kapsayan hibrit sağlık-bakım sigortasıUzaktan sağlık hizmetleri altyapısına entegre tele-sağlık destekli sigorta paketleriAfet sigortasında parametrik/geniş kapsamlı yeni nesil ürünlerTamamen yeni olan “Uzun dönemli bakım sigorta”Hayat + Sağlık + Bakım bileşenlerini birleştiren ürünler. (BES /OKS ile çapraz satış imkânı) Bu ürün ve konsantrasyonların pazarı büyütme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Sigorta Sektörünün “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde plandaki rolü: Ekonomik katkı ve kapsayıcılık zemini Sektör paydaşları açısından program, özel sigortacılığı hem büyüme (tasarruf, ticari sigorta) hem toplumsal kapsayıcılık (afet, bakım) eksenlerinde genişletecek bir zemin sunuyor. Ürün portföyünün bu iki ekseni birlikte karşılayacak şekilde (bireysel tasarruf odaklı + toplumsal risk odaklı) tasarlanması, hem kârlılık hem sektörün ekonomideki görünürlüğü açısından öne çıkan fırsat alanı. OVP'de "dayanıklılık" kavramı hem makroekonomik (dış şoklara karşı) hem toplumsal-fiziksel (afet, demografik dönüşüm) hem de sektörel (tedarik zinciri, imalat sanayii) düzeyde defalarca vurgulanıyor. Özel sigortacılığın bu çerçeveye katkısını dört ayrı kanaldan okumak mümkün. Mali/finansal istikrar kanalı Program, dış şoklara dayanıklılığın temelini "yurt içi tasarrufların artırılması" ve "TL cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi"ne bağlıyor. Hayat sigortası (birikimli/yatırım fonlu ürünler) ve BES / OKS burada doğrudan araç konumunda: uzun vadeli, TL bazlı, sabit getirili tasarrufu sisteme çekerek hem cari açığı fonlayarak döviz talebini azaltıyor hem de finansal sistemin şoklara karşı tampon kapasitesini büyütüyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda kurumsal yatırımcı olarak sermaye piyasalarının derinleşmesine (Yatırımcı Risk Merkezi, pay piyasası reformları) katkı sunuyor. Bu da finansal istikrarın kurumsal ayağını güçlendiriyor. Fiziksel/toplumsal dayanıklılık kanalı “Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması" başlığı altında şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığı ve kentsel dönüşüm doğrudan yer alıyor; bunun mali karşılığı ise kamu maliyesi bölümündeki zorunlu afet sigortası mekanizması. Burada özel sigortacılığın rolü açık: afet riskini kamu bütçesinden özel sigorta/reasürans havuzuna kaydırarak, büyük bir depremde devletin mali dayanıklılığını koruyan bir şok emici işlevi görüyor. Bu, belgenin "çoklu şoklara karşı direnç" hedefiyle doğrudan örtüşen, sigortanın en somut katkı alanı. Dış ticaret ve tedarik zinciri dayanıklılığı kanalı Program, "tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve çeşitliliği" ile "dış şoklara karşı dayanıklılık"ı sanayi ve dış ticaret bölümlerinde tekrar tekrar vurguluyor. Alacak sigortası ve Eximbank ihracat kredi sigortaları burada ihracatçı/KOBİ'nin tahsilat riskini (yurt dışı alıcı iflası, kur şoku, jeopolitik kesinti) sigortalı hale getirerek firma düzeyinde dayanıklılığı artırıyor. Böylelikle toplamda sanayi sektörünün "dış şoklara karşı dayanıklılığının artırılması" hedefine mikro düzeyden katkı demek. Demografik dayanıklılık kanalı Nüfus artış hızının düşmesi ve bakım ekonomisi vurgusu, uzun dönemli bakım sigortasının altyapısını gerekli kılıyor. Bu, belgenin "demografik dönüşüme karşı dayanıklılık" hedefinin sosyal güvenlik sisteminin tek başına karşılayamayacağı bir yükü özel sigortacılığa devretmesi anlamına geliyor. Sistemin mali sürdürülebilirliğini korurken bakım ihtiyacının karşılanmasını sağlayan tamamlayıcı bir mekanizma olarak ortaya konuyor. Özetle OVP, özel sigortacılığı ekonomik dayanıklılığın "arka planda çalışan" ama kritik bir bileşeni olarak konumlandırıyor: tasarrufu besleyerek finansal istikrara, afet riskini paylaşarak mali dayanıklılığa, ticari riski teminat altına alarak dış ticaret dayanıklılığına ve bakım yükünü karşılayarak demografik dayanıklılığa katkı sunuyor. Belgede sektöre bu rol açıkça "sigortanın milli güvenlik/dayanıklılık unsuru" diye adlandırılmıyor, ama dört ayrı politika hattının kesişimi bu sonucu ortaya çıkardığını belgenin doğrudan ifadesi olmamakla birlikte bu şekilde sentezliyorum. Bu bir kamu politikası belgesi olduğu için buradaki değerlendirmeler sektörel çıkarım niteliğindedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentsel Dönüşüm Sürecinde Doğru Değerleme, Uzlaşının Anahtarı Oluyor Haber

Kentsel Dönüşüm Sürecinde Doğru Değerleme, Uzlaşının Anahtarı Oluyor

ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, kentsel dönüşümde yalnızca yapının yenilenmesine değil, mevcut taşınmazların ve yeni projede oluşacak değerlerin doğru, şeffaf ve veriye dayalı şekilde belirlenmesine odaklanılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de kentsel dönüşüm, özellikle büyükşehirlerde yapı stokunun yenilenmesi açısından öncelikli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre İstanbul’da yaklaşık 1,5 milyon bağımsız bölümün risk taşıdığı, bunlardan yaklaşık 600 bininin ise acil dönüşüm gerektirdiği belirtiliyor. Bu tablo, dönüşüm ihtiyacının ölçeğini ortaya koyarken sürecin yalnızca teknik ve yapısal değil, aynı zamanda ekonomik boyutunu da öne çıkarıyor. TÜİK’in Ağustos 2026’da açıkladığı son veriler de çok daireli yapıların yeni yapılaşma içerisindeki ağırlığını ortaya koyuyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde yapı ruhsatı verilen yapılarda, iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binaların payı yüzde 71,1 olarak gerçekleşti. Çok sayıda bağımsız bölümün ve dolayısıyla farklı hak sahiplerinin bir arada bulunduğu bu yapılaşma modeli, özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde taşınmazların birbirinden farklı fiziksel, hukuki ve ekonomik özelliklerinin doğru biçimde değerlendirilmesini daha da önemli hale getiriyor. Aynı binadaki her bağımsız bölüm aynı değeri taşımıyor Kentsel dönüşüm süreçlerinde uzlaşmanın en kritik aşamalarından birini, mevcut taşınmazların değerlerinin belirlenmesi ve yeni projede ortaya çıkacak değerin hak sahipleri arasında adil şekilde dağıtılması oluşturuyor. Aynı binada yer alsalar dahi bağımsız bölümlerin katı, cephesi, büyüklüğü, kullanım niteliği, konumu ve diğer fiziksel özellikleri değer açısından farklılık yaratabiliyor. Bu nedenle dönüşüm öncesindeki mevcut durumun doğru analiz edilmesi ve yeni projedeki değer dağılımının objektif kriterler üzerinden gerçekleştirilmesi önem taşıyor. Değerleme sürecinin yalnızca nihai bir rakam üretmekten ibaret olmadığını belirten ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, “Kentsel dönüşümde en önemli konulardan biri hak sahiplerinin sürece güven duyması. Bu güvenin oluşması için de ortaya çıkan değerin hangi kriterlere göre belirlendiğinin açık ve anlaşılabilir olması gerekiyor. Aynı yapı içerisindeki bağımsız bölümlerin özellikleri birbirinden farklı olduğu için her bir bağımsız bölüme tek bir bakış açısıyla yaklaşmak doğru sonuç vermeyebilir. Mevcut taşınmazların değerinin doğru tespit edilmesi ve yeni projede oluşacak değerin objektif kriterlerle dağıtılması, tarafların ortak bir zeminde buluşmasını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla doğru değerleme, kentsel dönüşümde yalnızca teknik bir gereklilik değil, uzlaşının da temel unsurlarından biri.” dedi. Şeffaf veri, değerleme sürecinde güveni güçlendiriyor Kentsel dönüşüm projelerinde değerleme yapılırken taşınmazın fiziksel özelliklerinden hukuki durumuna, konumundan emsal verilerine kadar farklı veri setlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle çok sayıda bağımsız bölümün bulunduğu projelerde bu verilerin doğru, güncel ve sistematik biçimde yönetilmesi, bu değerlendirmelerin tutarlılığı açısından önem kazanıyor. Bu noktada dijital teknolojiler de değerleme uzmanlarının çalışma süreçlerini destekleyen araçlardan biri haline geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme de operasyonel süreçlerinde yapay zekâ destekli süreç yönetim teknolojisi SADES’ten yararlanıyor. Creative Solution tarafından geliştirilen SADES; belge yönetimi, veri doğrulama, analiz ve iş akışı gibi değerleme sürecinin farklı aşamalarının dijital ortamda daha sistematik biçimde yönetilmesini sağlıyor. Böylece uzmanların operasyonel iş yükünün azalması, bilgiye daha kolay erişebilmesi ve zamanlarını analiz ve değerlendirme çalışmalarına daha fazla ayırabilmesi hedefleniyor. ARGE’nin SADES kullanımında teknoloji, değerleme uzmanının kararının yerine geçen bir yapıdan ziyade uzmanlığı destekleyen bir araç olarak konumlanıyor. Sahadan ve belgelerden gelen verilerin sistematik biçimde işlenmesi, kontrol edilmesi ve izlenebilir bir yapı içerisinde yönetilmesi, özellikle veri hacminin yüksek olduğu değerleme çalışmalarında daha standart ve güvenilir bir çalışma modelinin oluşturulmasına katkı sağlıyor. Kentsel dönüşümün önümüzdeki dönemde de gayrimenkul sektörünün temel gündemlerinden biri olacağını belirten Onursal, “Dönüşümün hızlanması kadar sağlıklı ilerlemesi de önemli. Hak sahiplerinin karşılarındaki değerin nasıl oluştuğunu anlayabildiği, verilerin doğru yönetildiği ve uzmanlığın teknolojiyle desteklendiği bir yapı, anlaşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Biz de ARGE olarak SADES’i operasyonlarımızda kullanarak verinin daha sistematik yönetildiği, uzmanlarımızın analiz ve değerlendirmeye daha fazla odaklanabildiği bir çalışma yapısını destekliyoruz. Çünkü kentsel dönüşümde kalıcı uzlaşının temelinde yalnızca bir rakam üzerinde anlaşmak değil, o rakamın nasıl oluştuğuna güvenmek yatıyor.” ifadelerini kullandı. Creative Solution tarafından geliştirilen Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi (SADES), değerleme çalışmalarının farklı aşamalarını desteklemek amacıyla Değer, Vira, 360 ve Radar olmak üzere dört modülden oluşuyor. SADES Değer, yapay zekâ destekli değer tahminleme ve bölgesel veri analizleriyle değerleme uzmanlarına veri temelli referans çıktılar sunarken; SADES Vira, tapu, ruhsat ve imar gibi belgelerdeki bilgileri analiz ederek gerekli kontrol alanlarının daha hızlı ve sistematik biçimde belirlenmesine katkı sağlıyor. SADES 360, değerleme uzmanlarının akıllı telefonları aracılığıyla sahadaki taşınmazı dijital ortama aktararak 3 boyutlu dijital kat planı oluşturmasına ve saha verilerini standart bir yapıda kayıt altına almasına olanak tanıyor. SADES Radar ise raporları kontrol ederek eksik, tutarsız veya riskli alanların tespit edilmesine destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Avrupa Yakası’nda Kentsel Dönüşüm Hareketi 210 Bin Aboneyi Aştı Haber

İstanbul Avrupa Yakası’nda Kentsel Dönüşüm Hareketi 210 Bin Aboneyi Aştı

Avrupa Yakası’nda 2021’den Haziran 2026 sonuna kadar kentsel dönüşüm nedeniyle abonelik sonlandırma talebinde bulunanların sayısı ise 210 binin üzerine çıktı. CK Enerji Boğaziçi Elektrik, İstanbul Avrupa Yakası’nda kent yaşamının değişim ve dönüşümünü farklı göstergeler üzerinden ortaya koyan “Gayrimenkulün Enerjisi Raporu”nun 2026 yılı ilk yarı sonuçlarını açıkladı. Avrupa Yakası’ndaki elektrik abonelerine ilişkin verilerin değerlendirilmesiyle hazırlanan rapor; kentsel dönüşümden taşınma hareketlerine, konut yoğunluğundan demografik yapıya ve elektrik tüketimine kadar kentin değişimine ilişkin önemli göstergeler sundu. Rapora göre, 2026’nın ilk yarısında en dikkat çekici hareket kentsel dönüşümde yaşandı. Kentsel dönüşüm nedeniyle abonelik sonlandırma talepleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 112 artarak 18 bin 110’dan 38 bin 420’ye yükseldi. Avrupa Yakası'nda 2021’den bu yana kentsel dönüşüm nedeniyle abonelik sonlandırma talebinde bulunanların toplamı ise 210 bin 651’e ulaştı. “İSTANBUL'UN DEĞİŞİMİNİ OKUMAK İÇİN ÖNEMLİ BİR VERİ SETİ” Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’nun İstanbul’un değişimini ve dönüşümünü anlamak açısından önemli bir veri kaynağı olduğunu belirten CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, “Teknolojik altyapımız sayesinde abonelerimizin hareketlerini anlık takip edebiliyor, İstanbul Avrupa Yakası’nda kent yaşamının nasıl değiştiğini farklı başlıklardaki veriler üzerinden izleyebiliyoruz. Pek çok sektör tarafından ilgiyle takip edilen raporumuz, İstanbul’un hangi bölgelerinde nüfus ve konut hareketliliğinin yoğunlaştığını, kentsel dönüşümün hangi ilçelerde hız kazandığını ve kentteki yaşam biçiminin nasıl değiştiğini anlamamıza önemli bir katkı sağlıyor. 2026 yılının ilk yarısına yönelik verileri içeren yeni raporumuz, özellikle kentsel dönüşümün hızlandığını göstermesi açısından çok değerli bilgiler içeriyor. Bu verilerin karar vericilerden yerel yönetimlere, yatırımcılardan gayrimenkul sektörüne kadar uzanan geniş bir kesim için güvenilir bir referans oluşturduğuna inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. ESENLER’DE YÜZDE 300’ÜN ÜZERİNDE ARTIŞ CK Enerji Boğaziçi Elektrik'in Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’na göre, 2026’nın ilk yarısında kentsel dönüşüm nedeniyle sonlandırılan 38 bin 420 aboneliğin 32 bin 820’sini mesken, 5 bin 600’ünü diğer abonelik grupları oluşturdu. Kentsel dönüşüm kaynaklı en fazla abonelik sonlandırma talebi 7 bin 823 ile nisan ayında geldi. İlçe bazında bakıldığında Bahçelievler 5 bin 149 taleple ilk sırada yer aldı. Bahçelievler’i 4 bin 398 taleple Küçükçekmece ve 4 bin 367 taleple Avcılar izledi. Kentsel dönüşüm kaynaklı abonelik sonlandırmadaki oransal artışta ise Esenler ve Güngören dikkat çekti. Esenler’de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 300'ün üzerinde artış kaydedildi. Bu arada 2026'nın ilk 6 ayında gerçekleşen 38 bin 420 taleple birlikte 2021 yılından bu yana kentsel dönüşüm nedeniyle sonlandırılan abonelik sayısı 210 bin 651'e ulaştı. AVRUPA YAKASI’NDA İLK 6 AYDA 239 BİN 963 TAŞINMA Rapora göre Türkiye genelinde kilometrekare başına ortalama 55 konut abonesi düşerken, İstanbul Avrupa Yakası'nda bu sayı 1.133'e ulaştı. İlçeler bazında kilometrekare başına en fazla konut abonesi 15 bin 115 ile Gaziosmanpaşa'da yer aldı. Onu 14 bin 843 ile Şişli, 12 bin 750 ile Kağıthane izledi. Çatalca kilometrekare başına 34 konut abonesiyle en düşük yoğunluğa sahip ilçe oldu. İstanbul Avrupa Yakası’ndaki toplam taşınma hareketinde ise yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre gerileme yaşandı. 2026’nın ilk 6 ayında 239 bin 963 taşınma hareketi gerçekleşirken, bunların yüzde 71’i ikinci el, yüzde 29’u yeni gayrimenkullerde gözlendi. İlk yarıda toplam taşınma hareketleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 azaldı, günlük yeni gayrimenkule geçiş sayısı da 400’den 380’e geriledi. 2021'den bu yana İstanbul Avrupa Yakası'nda toplam 2 milyon 776 bin 979 geçiş hareketi yaşanırken bunların 844 bin 902’si yeni, 1 milyon 922 bini ikinci el gayrimenkullere yönelik oldu. İlçeler bazında taşınma hareketinde Esenyurt 32 bin 550 ile ilk sırada yer aldı. Onu Küçükçekmece, Bağcılar ve Kağıthane izledi. En az taşınma 1.652 ile Çatalca’da görüldü. MESKENLERDE ELEKTRİK TÜKETİMİ YÜZDE 1,25 ARTTI Raporda Avrupa Yakası’ndaki meskenlerin elektrik tüketimine ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre meskenlerdeki elektrik tüketimi 2026’nın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,25 arttı. İlçe bazında tüketim artışında Arnavutköy, Çatalca ve Başakşehir öne çıkarken, Güngören, Bahçelievler ve Zeytinburnu’nda gerileme yaşandı. Türkiye’de nüfusuyla birçok ili geride bırakan Esenyurt, toplam tüketimde de liderliğini korudu. Yılın ilk 6 ayında Avrupa Yakası’ndaki toplam tüketimin yüzde 9,78’i Esenyurt’ta gerçekleşti. Çatalca'nın toplam tüketimdeki payı ise yüzde 1’in altında kaldı. Güngören ve Beyoğlu da mesken tüketimindeki payları bakımından sonlarda yer aldı. Konut başına aylık ortalama elektrik tüketiminde Sarıyer 271 kilovatsaat birinci olurken, onu 262 kilovatsaatle Beşiktaş, 258 kilovatsaatle Başakşehir ve 257 kilovatsaatle Büyükçekmece izledi. ELEKTRİK ABONELERİNİN ORTALAMA YAŞI 1 YAŞ BÜYÜDÜ, 52 OLDU Haziran 2026 itibarıyla 4 milyon 583 bin aboneye hizmet veren CK Enerji Boğaziçi Elektrik’te abonelerin yüzde 70’ini erkekler, yüzde 30’unu kadınlar oluşturdu. Kadın abonelerin en yüksek orana ulaştığı ilçeler yüzde 45 ile Beşiktaş, yüzde 42 ile Bakırköy ve yüzde 38 ile Şişli olarak sıralandı. Raporda İstanbul Avrupa Yakası’ndaki abonelerin yaş dağılımına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. 2026’nın ilk yarısında en büyük yaş grubunu 1 milyon 221 bin 317 kişiyle 35-49 yaş grubu oluştururken, onu 1 milyon 192 bin 948 kişiyle 50-64 yaş grubu izledi. Avrupa Yakası’nda 35 yaş altı toplam abone sayısı ise 553 bin 315'e ulaştı. İlçe bazında 64 yaş üzeri abonelerin en yüksek oranda bulunduğu ilçe yüzde 32,30 ile Bakırköy oldu. Bakırköy’ü yüzde 31,37 ile Beşiktaş izledi. 35 yaş altı abonelerin oranında ise yüzde 20,52 ile Esenyurt ilk sırada yer aldı. Esenyurt’u yüzde 19,19 ile Kağıthane ve yüzde 18,01 ile Başakşehir takip etti. Avrupa Yakası'nda 2026'nın başında 51 olan ortalama abone yaşı, yılın ilk yarısında 1 yaş artışla 52’ye çıktı. İlçeler arasında en düşük ortalama yaş Esenyurt’ta, en yüksek ortalama yaş ise Bakırköy’de kaydedildi. YABANCI ABONE SAYISI YÜZDE 13,8 AZALDI CK Enerji Boğaziçi Elektrik’in yabancı abone sayısındaki gerileme de yılın ilk yarısında sürdü. 2025 yılının ilk yarısında 171 bin 679 olan yabancı abone sayısı, 2026’nın aynı döneminde 147 bin 936’ya düşerek yüzde 13,8 azaldı. Şirketin 166 farklı ülkeden abonesi bulunurken, yabancı aboneler arasında en yüksek payı Suriyeli aboneler aldı. İlçe bazında yabancı abone sayısındaki en fazla sayısal azalış Esenyurt’ta gerçekleşti. Esenyurt’ta Haziran 2025’te 34 bin 902 olan yabancı abone sayısı Haziran 2026 itibarıyla 29 bin 925'e geriledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RAMS Türkiye'den Konutta Yeni Finansman Hamlesi Haber

RAMS Türkiye'den Konutta Yeni Finansman Hamlesi

Aralık 2027'de teslim edilmesi planlanan projeye ilişkin kampanyayı yeni marka yüzleri Hazal Kaya ve Ali Atay ile birlikte duyuran RAMS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Devran Bülbül, “İnsanlara yalnızca bir konut değil, güvenle ve huzurla yaşayabilecekleri bir hayat sunmayı hedefliyoruz. Hazal Kaya ve Ali Atay ile başlattığımız bu uzun soluklu iş birliği de aynı yaşam anlayışını ve 'İyi ki Buradayız' mesajını daha geniş kitlelerle buluşturacak” dedi. İstanbul'un en büyük ölçekli kentsel dönüşüm projelerinden biri olan RAMS Park House Maslak, konut sahibi olmak isteyenler için yeni bir finansman kampanyası başlattı. RAMS Türkiye, projede 60 aya varan vade ile ev sahibi olma imkânı sunarken, markanın yeni iletişim dönemini de duyurdu. Bu kapsamda ünlü oyuncular Hazal Kaya ve Ali Atay, iki yıllık iş birliğiyle RAMS Türkiye'nin yeni marka yüzleri oldu. Düzenlenen basın toplantısında konuşan RAMS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Devran Bülbül, mevcut ekonomik koşullarda konuta erişimin önündeki en büyük engelin finansman olduğuna dikkat çekerek, insanların güvenli ve nitelikli konuta ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam ettiklerini söyledi. Bülbül, “Bugün insanların konut alırken en fazla zorlandığı konu finansman. Biz de bu noktada sorumluluk alarak müşterilerimize uzun vadeli ödeme kolaylığı sunuyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni kampanyayla RAMS Park House Maslak'ta 60 aya varan vade imkânı sağlıyoruz. İnsanların güvenle yaşayabilecekleri evlere ulaşmasını kolaylaştırmak istiyoruz. Proje daha tamamlanmadan yaklaşık yüzde 20 değer artışı sağladı. Şehrin ihtiyaçlarına cevap veren, insanların 'İyi ki Buradayız' diyeceği yaşam alanları kazandırıyoruz” dedi. “İyi ki Buradayız” ile yeni iletişim dönemi RAMS Türkiye, Hazal Kaya ve Ali Atay ile hayata geçirdiği iki yıllık iş birliğiyle yeni marka iletişim dönemini de başlattı. “İyi ki Buradayız” söylemiyle hazırlanan ve televizyon ekranlarında izleyiciyle buluşan kampanya; güven, aile, komşuluk ve aidiyet duygularını merkeze alıyor. Hazal Kaya ve Ali Atay’ın rol aldığı reklam filmi, RAMS’ın yaşam alanlarına bakışını ve sunduğu yaşam deneyimini, insanların kendilerini ait ve güvende hissedecekleri bir yaşam kültürüyle birlikte anlatıyor. Devran Bülbül, Hazal Kaya ve Ali Atay ile yapılan iş birliğine ilişkin de şu değerlendirmede bulundu: “Biz sadece tanınmış isimlerle çalışmak istemedik. Güveni, samimiyeti, aileyi ve doğallığı hayatlarında da temsil eden yol arkadaşları arıyorduk. Hazal Kaya ve Ali Atay'ın bu değerlerle doğal bir uyum yakaladığını düşünüyoruz. Bu birlikteliği, ortak değerler etrafında şekillenen uzun soluklu bir marka iş birliği olarak görüyoruz.” Hazal Kaya: “Kendimizi içinde görebildiğimiz bir hikâyenin parçası olduk” RAMS Türkiye ile yollarının ortak değerler sayesinde kesiştiğini belirten Hazal Kaya ise şunları söyledi: “Bir iş birliğinde benim için en önemli konu güven. RAMS ile tanıştığımızda sadece bir reklam filmi çekmeyeceğimizi hissettik. Kendimizi içinde görebildiğimiz, aileyi, güveni ve aidiyet duygusunu anlatan gerçek bir hikâyenin parçası olduk. İstanbul'a geldiğimizde yaşayacağımız evimizin de RAMS Park House Maslak'ta olması, bu hikâyeyi bizim için çok daha gerçek ve samimi kılıyor. Bu samimiyetin izleyiciye de geçeceğine inanıyorum.” Ali Atay da projede yer alma nedenlerini şu sözlerle anlattı: “Bizim için önemli olan anlatılan hikâyeye inanabilmekti. RAMS'ın ortaya koyduğu yaşam anlayışı bize çok yakın geldi. Bu nedenle süreç bizim açımızdan oldukça doğal gelişti. İnsanların kendilerini evlerinde hissedebilecekleri bir yaşam fikrini anlatıyor olmak bizim için çok kıymetli.” All In One yaşam konseptiyle öne çıkıyor 409 bin metrekarelik inşaat alanında geliştirilen RAMS Park House Maslak, 10 blok ve yaklaşık 3 bin bağımsız bölümden oluşan yapısıyla Türkiye'nin en kapsamlı dönüşüm projeleri arasında yer alıyor. Proje, yaklaşık 10 bin 900 metrekarelik çarşı alanı, açık ve kapalı yüzme havuzları, gökyüzü havuzu, gökyüzü terası, spor alanları, Yoga & Zen stüdyosu, ortak çalışma alanları, kreş, klinik, çocuk oyun alanları, bisiklet parkurları ve sosyal yaşam alanlarıyla All In One konseptini hayata geçiriyor. Geniş daire tipleriyle dikkat çeken RAMS Park House Maslak; 1+1’den 4+1’e uzanan, teraslı, balkonlu ve bahçeli konut alternatifleriyle farklı yaşam beklentilerine yanıt veriyor. Aralık 2027 teslim tarihli proje; Maslak'ın merkezindeki konumu ve güçlü ulaşım bağlantıları, modern mühendislik yaklaşımı ve kapsamlı sosyal donatılarıyla İstanbul'da yaşam, yatırım ve kentsel dönüşümün yeni referans noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye yatırımlarına devam ediyor 38 yılı aşkın deneyime sahip RAMS; bugün 4 ülkede, 9 şehirde, 100'ün üzerinde proje ve 6 milyon metrekarenin üzerinde tamamlanan inşaat alanıyla faaliyet gösteriyor. Türkiye'yi en önemli büyüme merkezlerinden biri olarak konumlandıran şirket, İstanbul başta olmak üzere yeni konut ve karma yaşam projeleriyle yatırımlarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TUCSA Başkanı Selami Gürel: “Deprem Riski Yüksek Olan Ülkemizde Çelik Tercih Değil, Zorunluluktur” Haber

TUCSA Başkanı Selami Gürel: “Deprem Riski Yüksek Olan Ülkemizde Çelik Tercih Değil, Zorunluluktur”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin acılarını hala ülke olarak taşıyorken, 6 Şubat 2023 depremleri de mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi ve dirençli kentlerin oluşturulması konusunda daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), deprem gerçeğinin yalnızca belirli tarihlerde hatırlanan bir konu olmaktan çıkarılması ve güvenli yapılaşmanın sürekli bir kamu politikası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. TUCSA Başkanı Selami Gürel, yaptığı açıklamada, “Depremi engelleyemeyiz ancak depremin yapılarda ve şehirlerde yaratacağı yıkımı azaltabiliriz. Güvenli şehirleri depremden sonra değil, deprem olmadan önce inşa etmeliyiz. Bunun yolu, bugünden güvenli ve dirençli yapılar inşa etmekten ve mevcut yapı stokunu hızla dönüştürmekten geçiyor. Aynı şeyi yapmaya devam edip, farklı bir sonuç beklemek mümkün değil. Çelik yapıların avantajı çok net. Dünyanın 7., Avrupa’nın 2. büyük çelik yapı üreticisi olan bir ülke olarak, çelik yapılar ile sağlam, hafif, hızlı, güvenli ve sürdürülebilir yapılaşmaya geçmemiz mümkün. Bunu hayata geçirecek üretime ve yetkinliğe sahip bir ülkeyiz” dedi. “Yapısal çelik, bir tercih değil, mühenislik gerçeğidir” Yapısal çeliğin endüstriyel üretim ve hızlı uygulama avantajlarıyla güvenli yapılaşma ve kentsel dönüşüm sürecinde daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürel; “Çelik, geleneksel yöntemlere göre çok daha hafif bir malzemedir. Bina ne kadar hafifse deprem sırasında üzerine binen yük o kadar azalır. Bu bir tercih ya da tartışma konusu değil, mühendislik gerçeğidir” dedi. Selami Gürel, Türkiye’nin kentsel dönüşüm ihtiyacının boyutuna da dikkat çekti: “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bu hafta açıkladığı verilere göre, 2012'den bu yana 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı, bunun 2 milyon 378 bini tamamlanmış durumda. Bu büyük bir güç ancak önümüzde hâlâ büyük bir ihtiyaç var. Bu üretim kapasitesine, mühendislik bilgisine ve sanayi altyapısına sahip bir ülke olarak, kentsel dönüşümde çelik kullanımının artması için hepimiz üstümüze düşeni yapmalıyız” dedi. Özellikle okul, hastane ve yurt gibi toplumun en kritik anlarında güvenli şekilde sığındığı yapılarda çelik kullanımının artık göz ardı edilemeyecek bir öncelik olduğunu belirten Gürel, çok katlı konut binaları başta olmak üzere bu yapılarda çelik karkaslı modüler yapı sistemlerinin yaygınlaşması ve çeliğin standart bir yapı malzemesi haline gelmesi gerektiğini söyledi. “Çelik yapı, doğru mühendislikle güvenliğin parçasıdır” TUCSA Başkanı Selami Gürel açıklamasına şu şekilde devam etti. “Geleceğe ilişkin somut sorumluluklar almak zorundayız. İhtiyacımız olan, bu gerçeğe uygun şehirler ve yapılar inşa etmek. Kentsel dönüşümü hızlandırırken güvenlikten, sürdürülebilirlikten ve mühendislik kalitesinden taviz vermemeliyiz. Doğru tasarlanan ve doğru uygulanan çelik yapılar, bu dönüşümde güvenliğin önemli unsurlarından biri olacaktır. Çelik tercih değil, zorunluluktur. Yaşadığmız depremlerde kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyoruz. Onlara borcumuz, aynı kaybı bir daha yaşamamak için bugün harekete geçmektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm 1 Milyona Ulaştı Haber

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm 1 Milyona Ulaştı

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurulduğu 2012 yılından bu yana Türkiye genelinde deprem ve diğer afetlere karşı riskli binaların dönüşüm süreçlerini yürütüyor. Bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. 83 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor. TÜRKİYE’DEKİ 2 KENTSEL DÖNÜŞÜMDEN BİRİ İSTANBUL’DA Başkanlık iki kentsel dönüşüm projesinden birini deprem tehdidiyle karşı karşıya olan İstanbul’da hayata geçiyor. İstanbul’da 2012 yılından bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor. BAKAN KURUM: ŞEHRİMİZİ AFETLERE HAZIRLAMAK İÇİN DÖNÜŞÜME SÜRATLE DEVAM EDECEĞİZ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, örnek kentsel dönüşüm projelerinden biri olan Beykoz ilçesindeki Tokatköy Mahallesi dönüşüme ilişkin görüntüler paylaşarak İstanbul’da 1 milyondan fazla bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını açıkladı. Ev sahibi Kazım Sönmez’in “Devletten daha güvenceli kim olabilir?” sözlerini alıntılayan Bakan Kurum, paylaşımında, “İstanbul’umuzda dönüştürdüğümüz konut sayısı tam 1.000.000’a ulaştı. Şehrimizi afetlere hazırlamak için dönüşüme süratle devam edeceğiz. İşte Beykoz, Tokatköy” İfadelerini kullandı. EV SAHİBİ DİNÇ: KAYALARA KADAR KAZIKLAR ÇAKILDI Emlak Konut GYO iş birliği ile Tokatköy’de 2 etaplık proje kapsamında 776'sı konut, 47'si iş yeri toplam 823 bağımsız bölüm inşa ediliyor. İlk etabı tamamlanan proje kapsamında 227 konut ve 35 iş yeri inşa edilerek hak sahiplerine teslim edildi. Tokatköy’de yeni evine taşınan Ali Dinç mahallenin eski halini anlatarak, “66 doğumluyum. 6 aylıkken gelmişim buraya. Yıkılmadan önceki binamızın sokağına bir itfaiye giremezdi. Yani araç geçse, bir belediye otobüsü, ağır tonajlı bir araç geçse sarsıntı hissederdim. Tamamıyla deprem korkusundan dolayı çok istedim başvurmayı” diye konuştu. Dinç, evinin şu anki halini anlatırken ise “Eski görüntüden hiçbir eser kalmadı burada. Kayalara kadar kazıklar çakıldı, fore kazıklar. Bundan dolayı çok rahatım huzurluyum. Bana göre lüks bir daire burası, böyle bir daireye geçme şansımız çok zordu” ifadelerini kullandı. “HERKES GİDER DEVLET KALIR” Çalışmalardan memnuniyetini dile getiren Kazım Sönmez de “Kimi çok katlı, kimi tek katlı, depreme uygunsuz, her türlü sıkıntılı evler vardı burada. Şimdi ise gözümle gördüm sağlam binalar yapıldı. Özellikle saydım, bir binanın temeline 75 kazık çakıldı. Hakikaten, sağlam olduğuna inanıyorum” diye konuştu. Sönmez kentsel dönüşümünde devlete güvenin önemini vurgulayıp vatandaşlara çağrı yaptı: Herkes, devletine güvensin devlet adamı yarı yolda bırakmıyor, bırakmaz da. Bugüne kadar TOKİ'de de gördük, Emlak Konut'ta da gördük. Devlet muhakkak insanların sağlığını, evini güvence altına alıyor. Herkes gider devlet kalır. Ben devlete güvenip evlerini vermelerini tavsiye ederim. Eğer güvenmeyen varsa gelsin görsün burayı. Büyük bir değer var burada. “BEKLENTİMİZİN ÇOK ÜZERİNDE BİR KALİTE İLE KARŞILAŞTIK” vatandaşlardan Ömer Kuru ise “Hakikaten beklentimizin çok üzerinde bir kalite ile karşılaştık. Allah devletimize zeval vermesin. Hepsinden alnının akıyla çıktı. Her noktası kullanılabilir şekilde, ne gerekiyorsa yapılmış. Lüzumsuz hiçbir alan yok. Her noktası güzel tasarlanmış, düşünülmüş çok güzel bir mimari” dedi. İSTANBUL’UN DÖNÜŞÜMÜNDE YARISI BİZDEN ETKİSİ İstanbul’da kentsel dönüşümü artıran en önemli kampanya olan Yarısı Bizden kapsamında bugüne kadar 384 bin 553 bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. Yarısı Bizden Kampanyası’nın bina bazlı dönüşümü kapsamında vatandaşlara riskli yapılarını yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin TL destek veriliyor. Kampanyadan faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. Aynı koşullarda hak sahibinin bir dükkanı/iş yeri için 437 bin 500 TL hibe ve 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sağlanıyor. Alan bazlı site benzeri büyük dönüşümlerde ise TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin TL’lik hibe desteği ve 125 bin TL’lik taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli Haber

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli

17 Ağustos 1999 meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen bıraktığı acının yüreklerimize kazındığını hatırlatan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ülkemizde bıraktığı izler hafızamızdaki yerini korumaktadır. Sonraki yıllarda meydana gelen depremler de bizlere, yapı güvenliğinin ve afetlere hazırlığın ertelenemeyecek kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Özellikle 6 Şubat 2023’te Güney Doğu’da meydana gelen depremlerin ardından ortaya çıkan tablo, şehirlerimizin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı ve uzun vadeli bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğuna dikkat çeken Başkan Eren, “Deprem riskini ortadan kaldırmak mümkün değil; ancak, doğru şehir planlaması, mühendislik esaslarına uygun yapı üretimi ve etkin denetim ile can kayıplarını en aza indirmek mümkün. Bu nedenle deprem hazırlığını yalnızca afet sonrasında yürütülen çalışmalarla sınırlamamalı, risk azaltma politikalarını şehirlerimizin gelişim sürecinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeliyiz.” dedi. “Yapı stokunun yenilenmesi için dönüşümün önündeki engeller kaldırılmalı” Afet riskinin azaltılmasında mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi ve yüksek risk taşıyan yapıların yenilenmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan TMB Başkanı M. Erdal Eren, kentsel dönüşüm uygulamalarının daha hızlı ve etkin biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Başkan Eren, “Bugün atacağımız her adım, yarın karşılaşabileceğimiz bir afetin sonuçlarını doğrudan etkileyecektir. Riskli yapıların tespitinden güçlendirme ve yenileme çalışmalarına kadar bütün sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Bunun için kentsel dönüşümün ekonomik ve hukuki açıdan uygulanabilirliğini artıracak mekanizmaların güçlendirilmesi, vatandaşlarımızın dönüşüm süreçlerine katılımını kolaylaştıracak modellerin geliştirilmesi ve finansmana erişimin önündeki engellerin azaltılması büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. Yeni yapı üretiminde kalite ve denetimin vazgeçilmez olduğunun altını çizen Başkan Eren, “Güvenli yapılaşma, yalnızca doğru malzeme kullanımıyla değil; doğru planlama, nitelikli mühendislik hizmetleri, yetkin uygulama ve etkin denetimin bir bütün olarak işletilmesiyle mümkün olabilir. Yapı üretim zincirinin tüm aşamalarında kalite standartlarının eksiksiz uygulanması ve mevzuatın tavizsiz biçimde hayata geçirilmesi elzemdir. Bunun yanında sektörümüzde nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de yapı güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından temel unsurlardan biridir.” dedi. “Depreme dayanıklı şehirler inşa etmek, yalnızca bugünün risklerini azaltmak değil, geleceğin şehirlerini doğru temeller üzerinde kurmak anlamına gelmektedir.” diyen Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehirlerimizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, gelecekte karşılaşabileceğimiz afetleri de dikkate alarak tasarlamalıyız. Kamu, özel sektör, akademi ve meslek kuruluşlarının ortak akılla hareket ettiği; bilimin ve teknolojinin yol gösterici olduğu bir anlayışa ihtiyacımız var. Türkiye Müteahhitler Birliği olarak afetlere dirençli, sürdürülebilir ve güvenli şehirler inşa etme hedefi doğrultusunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. 17 Ağustos’un yıl dönümünde yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, aynı acıların yeniden yaşanmaması için depreme hazırlık konusunda kararlılıkla çalışmamız gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yalova'nın Deprem Riski Haritalanıyor Haber

Yalova'nın Deprem Riski Haritalanıyor

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin acısını en ağır yaşayan kentlerden biri olan Yalova’da, olası depremlere karşı daha dirençli bir kent oluşturmak amacıyla başlatılan çalışmalar devam ediyor. Yalova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü tarafından yürütülen Yapı Envanter Tespit Çalışması kapsamında, kent merkezinde bulunan yaklaşık 20 bin binanın yapı özelliklerinin belirlenmesine yönelik saha taramaları gerçekleştiriliyor. Çalışmalar kapsamında bugüne kadar 4 bin bina taranırken, özellikle deniz ile Şehit Ömer Faydalı Bulvarı arasında kalan bölgedeki yapıların taraması tamamlandı. YALOVA’NIN YAPI ENVANTERİ ÇIKARILIYOR Yaklaşık 40 kişilik ekip tarafından sürdürülen çalışmalarda binalar sahada tek tek inceleniyor. Yalova Belediyesi’nin yanı sıra TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Yalova Üniversitesi ve ilgili kurumların katkılarıyla oluşturulan ekipler, belirli periyotlarla saha çalışmalarına devam ediyor. Tabletler aracılığıyla gerçekleştirilen taramalarda binalara ilişkin çeşitli veriler dijital ortamda kayıt altına alınırken, elde edilen veriler üzerinden 3 boyutlu modelleme ve analiz çalışmaları gerçekleştiriliyor. Çalışmalar sonucunda taranan yapıların ve bölgelerin dijital olarak haritalandırılması sağlanırken, elde edilen veriler Yalova’nın deprem riskinin ve öncelikli kentsel dönüşüm çalışmalarının daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesine katkı sunuyor. YAPAY ZEKA İLE RİSK ÖNGÖRÜLERİ OLUŞTURULUYOR Çalışmanın bir diğer önemli ayağını ise teknolojik analizler oluşturuyor. Taranan bölgelerden elde edilen veriler değerlendirilerek, kentin henüz saha taraması yapılmamış bölgeleri için yapay zekâ destekli risk öngörüleri oluşturuluyor. Böylece saha çalışmalarının planlanması ve öncelikli bölgelerin belirlenmesine yönelik daha kapsamlı bir veri altyapısı oluşturulması hedefleniyor. Yalova Belediyesi, elde edilen verilerle kentin adeta “yapı risk röntgenini” çekmeyi ve yapı stokunun mevcut durumunu bütüncül biçimde ortaya koymayı amaçlıyor. HEDEF: KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ÖNCELİKLİ VE DOĞRU ALANLARI BELİRLEMEK Çalışmanın temel hedeflerinden birinin, kentsel dönüşüm açısından öncelikli alanların bilimsel ve teknik veriler ışığında belirlenmesi olduğu belirtildi. Bu çalışma ile elde edilen verilerin; kentsel dönüşüm çalışmalarının planlanması, afet risklerinin azaltılması ve Yalova’nın daha dirençli bir kent haline getirilmesi açısından önemli bir altyapı oluşturması bekleniyor. YALOVA’DA 40 TOPLANMA ALANI BULUNUYOR Öte yandan Yalova’da afet sonrasında vatandaşların güvenli şekilde toplanabilmeleri amacıyla belirlenmiş 40 adet toplanma alanı bulunuyor. Yalova Belediyesi, yapı envanterinin oluşturulması, risklerin belirlenmesi ve afet sonrası hazırlık çalışmalarının geliştirilmesiyle birlikte afet öncesi hazırlık kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.