Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kira Talebi

Kapsül Haber Ajansı - Kira Talebi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kira Talebi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konut Satışları Yüzde 14,7 Geriledi Haber

Konut Satışları Yüzde 14,7 Geriledi

İkinci el konut satışlarında ise yüzde 19,4’lük düşüş yaşandı. Konut piyasasında satışların yavaşlaması, yatırım amacıyla gayrimenkul satın alanlar için yalnızca fiyat artışını değil, konutun ne kadar sürede kiralanabileceğini ve ihtiyaç halinde yeniden ne kadar kolay satılabileceğini de gündeme taşıdı. Bu kapsamda Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, konut yatırımında kira talebi, lokasyon ve yeniden satış potansiyelinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti… Türkiye’de konut piyasasına ilişkin son veriler, gayrimenkul yatırımında doğru tercih yapmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. TÜİK verilerine göre, Ağustos 2026’da satılan 127 bin 410 konutun 44 bin 378’ini ilk el, 83 bin 32’sini ise ikinci el konutlar oluşturdu. Toplam satışların yüzde 65,2’sinin ikinci el konutlardan gerçekleşmesine karşın, bu kategoride geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,4 oranında düşüş kaydedildi. Ocak-Ağustos döneminde ise toplam konut satışları yüzde 6,8 azalarak 950 bin 529 oldu. Satış hacmindeki bu değişim, yatırımcı açısından konutun gelecekteki değerinin yanı sıra piyasada yeniden alıcı bulabilme potansiyelini de önemli bir değerlendirme başlığı haline getiriyor. “KONUTUN DEĞER KAZANMASI KADAR ALICI BULABİLMESİ DE ÖNEMLİ” Konut yatırımında yalnızca satın alma fiyatına ve beklenen değer artışına odaklanılmasının yeterli olmadığını belirten Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, yatırımın uzun vadeli performansının farklı unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Doğan, “Gayrimenkul yatırımında yıllardır en çok konuşulan konu, alınan konutun birkaç yıl içerisinde ne kadar değerleneceği oldu. Ancak bugün yatırımcıların kendilerine sorması gereken başka sorular da var. Bu konutu kiraya vermek istediğimde ne kadar talep görecek? Satmak istediğimde ne kadar sürede alıcı bulabilecek? Çünkü bir gayrimenkulün kâğıt üzerinde değer kazanması, o değerden istenilen zamanda satış yapılabileceği anlamına gelmiyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımlarda konutun yeniden satış potansiyeli en az fiyat artışı kadar önem taşıyor” dedi. “YÜKSEK KİRA BEKLENTİSİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL” Konut yatırımında kira gelirinin de doğru analiz edilmesi gerektiğine dikkat çeken Doğan, yüksek kira beklentisinin her zaman avantajlı bir yatırım anlamına gelmediğini belirtti. Doğan, “Bir konutun yüksek bedelle kiraya verilebileceğinin düşünülmesi, o konutun sürekli kiracı bulacağı anlamına gelmiyor. Önemli olan bulunduğu bölgede gerçek bir kiracı talebinin olması. Ulaşım imkânları, üniversitelere, iş merkezlerine ve sosyal yaşam alanlarına yakınlık, kiralanabilirliği doğrudan etkileyebiliyor. Örneğin yılda 12 ay kira geliri hedeflenen bir konutun uzun süre boş kalması, beklenen yıllık getiriyi önemli ölçüde düşürebilir. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca ilanlardaki kira bedellerine değil, bölgedeki kiralama hareketliliğine ve konutun hedeflediği kiracı profiline de bakması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “HER BÖLGEDE DEĞERLENEN KONUT AYNI HIZDA SATILMAZ” Gayrimenkulün yeniden satış sürecinde lokasyon kadar konutun özelliklerinin de belirleyici olduğunu ifade eden Doğan, yatırımcıların satın alma aşamasında gelecekteki alıcı kitlesini de düşünmesi gerektiğini söyledi. Doğan, “Aynı şehirde, hatta birbirine yakın iki bölgede bulunan konutların satış süreleri birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Bölgedeki arz miktarı, ulaşım olanakları, binanın yaşı, aidat giderleri ve dairenin kullanım özellikleri alıcıların kararlarını etkiliyor. Çok yüksek bütçeli veya sınırlı bir alıcı kitlesine hitap eden konutlarda satış süreci uzayabilir. Buna karşılık geniş bir alıcı ve kiracı kitlesine hitap eden, günlük yaşamı kolaylaştıran özelliklere sahip konutlar daha avantajlı bir konumda olabilir. Yatırım yaparken yalnızca bugünkü fırsatı değil, birkaç yıl sonra o konutu kimin satın almak isteyeceğini de düşünmek gerekiyor” diye konuştu. “DOĞRU YATIRIM, SATIN ALIRKEN SATIŞI DA HESAPLAMAKTIR” Konut yatırımında satın alma bedeli, kira getirisi ve satış potansiyelinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Doğan, yatırımcıların karar vermeden önce bölgesel piyasa koşullarını araştırmasının önemine değindi. Doğan, “Gayrimenkul uzun vadeli bir yatırım aracı olsa da hayatın koşulları değişebiliyor. Yatırımcı bir süre sonra farklı bir ihtiyacı nedeniyle konutunu satmak isteyebilir. Böyle bir durumda önemli olan yalnızca mülkün değerlenmiş olması değil, makul bir sürede ve piyasa koşullarına uygun bedelle satılabilmesidir. Yaşarkent Gayrimenkul olarak yatırımcıların karar süreçlerinde yalnızca bugünkü fiyatları değil, bölgenin kira talebini, gelişim potansiyelini ve yeniden satış koşullarını birlikte değerlendirmelerini önemsiyoruz. Çünkü doğru konut yatırımı, satın alırken gelecekteki kiralama ve satış ihtimallerini de hesaba katabilmektir” değerlendirmesinde bulundu. Yaşarkent Gayrimenkul’ün kurumsal iletişim, basın ilişkileri ve medya görünürlüğü çalışmaları North PR Media tarafından yürütülüyor. Gayrimenkul sektöründeki gelişmelerin ve yatırım odaklı değerlendirmelerin kamuoyuna aktarılması amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında North PR Media, markanın ulusal ve sektörel basındaki görünürlüğünü güçlendirmeye odaklanıyor. North PR Media tarafından yürütülen stratejik iletişim süreçleriyle Yaşarkent Gayrimenkul’ün sektörel birikiminin ve uzman görüşlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı Haber

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı

Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor. İkinci oturum izni yatırımın ötesine geçiyor Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil; aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.” Yunanistan Türk yatırımcıların radarında Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğuna dikkat çeken Yağız Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil, aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.” Yatırım kararları sahada şekilleniyor Yiğit, yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayarak, yatırım kararlarının artık masa başında değil sahada şekillendiğine dikkat çekti. Yiğit; ‘‘Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı Haber

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı

Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’a olan talepte görülüyor. Ülkede 27 bini aşkın Golden Visa yatırımcısı bulunurken, başvuruların %17,6’sını Türk yatırımcılar oluşturuyor. Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor. İkinci oturum izni yatırımın ötesine geçiyor Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil; aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.” Yunanistan Türk yatırımcıların radarında Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğuna dikkat çeken Yağız Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil, aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.” Yatırım kararları sahada şekilleniyor Yiğit, yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayarak, yatırım kararlarının artık masa başında değil sahada şekillendiğine dikkat çekti. Yiğit; ‘‘Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kıbrıs Gayrimenkulünde %7–10 Döviz Bazlı Getiri Yatırımcıyı Cezbediyor Haber

Kıbrıs Gayrimenkulünde %7–10 Döviz Bazlı Getiri Yatırımcıyı Cezbediyor

Gayrimenkul sektörü, 2025 yılında Türkiye’de ve yakın coğrafyada yüksek enflasyon, artan maliyetler ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen dayanıklılığını koruyan sektörlerden biri oldu. Bu görünüm içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) gayrimenkul piyasası, sunduğu döviz bazlı gelir modeliyle ayrışıyor. Özellikle İngiliz Sterlini üzerinden %7–10 aralığında seyreden yıllık kira getirileri, Kıbrıs’ı yatırımcılar için güçlü ve istikrarlı bir alternatif haline getiriyor. Son dönemde konut fiyatlarında görülen %30–40 seviyesindeki artış, bölgenin yalnızca yazlık bir destinasyon değil, uzun vadeli yatırım odağı olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Devam eden inşaat yatırımları, artan proje sayısı ve yapılan yasal düzenlemeler piyasayı daha öngörülebilir kılarken; güçlü kira talebi ve yabancı yatırımcı ilgisinin 2026’da da sürmesi bekleniyor. SOA Holding ise Kıbrıs’ta geliştirdiği projelerle, yatırımcılara kısa vadeli kazançtan çok döviz bazlı gelir ve kalıcı değer artışını birlikte sunan sürdürülebilir fırsatlar yaratmayı hedefliyor… Kıbrıs’ta gelişen inşaat sektörü, yeni projeler ve yasal düzenlemelerle birlikte yatırımcıya daha güvenli ve öngörülebilir bir zemin sunuyor. Döviz getirisi, güçlü kira talebi ve artan yabancı ilgisi, 2026’da da Kıbrıs gayrimenkul piyasasının büyüme potansiyelini koruyacağını gösteriyor. SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, 2025 gayrimenkul piyasası ve 2026 beklentilerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “2025 yılı, gayrimenkul sektöründe tüm zorluklara rağmen yatırımcının ilgisini koruduğu bir yıl oldu. Özellikle Kıbrıs, döviz bazlı getirisi ve sürdürülebilir kira potansiyeliyle öne çıktı. Artık Kıbrıs sadece alternatif bir pazar değil, stratejik bir yatırım merkezi konumunda. 2026’da daha dengeli, seçici ve kaliteli projelerin öne çıktığı bir piyasa yapısı bekliyoruz. SOA Holding olarak yatırımcılara güvenli, şeffaf ve uzun vadeli değer sunan projeler geliştirmeye devam ediyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.