Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kirlilik

Kapsül Haber Ajansı - Kirlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kirlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir'de “Sağlıklı Körfez” için Bilimsel Seferberlik Haber

İzmir'de “Sağlıklı Körfez” için Bilimsel Seferberlik

Zararlı alg patlamalarından kirliliğe kadar pek çok kritik başlık iki güne yayılan oturumlarda uluslararası uzmanlarla ele alınacak. Hedef, İzmir Körfezi için kalıcı ve bilim temelli çözümler üretmek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle düzenlenen ve 28 Mart’a kadar sürecek “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlıklı uluslararası konferans, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda başladı. “Zararlı Alg Patlamaları: Küresel Deneyimler ve İzmir Körfezi için Yenilikçi Çözüm Önerileri” temasıyla gerçekleştirilen konferansın açılışına; İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler ile akademisyenler ve bürokratlar katıldı. Yıldır’dan doğayla ilişkide özeleştiri ve sürdürülebilirlik vurgusu İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, körfezde kirliliğin 1950’lerden bu yana giderek arttığını, 1980’lerde ise “ölü deniz” olarak anılacak seviyelere ulaştığını belirterek, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin bencil bir temele dayandığını söyledi. Doğanın sunduğu imkânlardan sınırsızca yararlanılırken yükümlülüklerden kaçınıldığını ifade eden Yıldır, modern insanın da bu anlayışla hareket ettiğini vurguladı. Bugün gelinen noktada bu yaklaşımın sonuçlarıyla karşı karşıya kalındığını dile getiren Yıldır, “Bulduğumuz çözümler ya da ihmal ettiğimiz ayrıntılar zamanla daha büyük sorunlara dönüşebiliyor. Daha fazla üretmek ve kazanmak isterken zararın en derin noktasına indik. Bu nedenle sürdürülebilirlik anlayışıyla hareket etmeli, her şeyi bütüncül bir yaklaşımla ele alarak hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmemeliyiz” dedi. Altyapı hamlesiyle Körfez’de dönüşüm İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, göreve geldiklerinde körfezde ağır bir tabloyla karşılaştıklarını ve bu doğrultuda altyapı yatırımlarını önceliklendirerek hızla harekete geçtiklerini belirtti. Alg patlamaları ve son yıllarda artan sıcaklıkların etkisiyle durumun daha da ağırlaştığını ifade eden Erdoğan, İzmir Körfezi’ne ulaşan 34 dere ve 55 yan kolun tamamında temizlik çalışmalarının sürdüğünü, yaklaşık 110 bin ton malzeme çıkarıldığını söyledi. Erdoğan, Meles Deresi’nde kapsamlı bir çalışma başlatacaklarını da aktardı. Atık su arıtma tesislerinin güçlendirilmesi kapsamında 3 büyük tesisin hizmete alındığını ve kentin arıtma kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını belirten Erdoğan, metropolün yüzde 96’sına hizmet veren Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde yapılan revizyon çalışmaları ve tesisin dördüncü fazının açılması sayesinde çevre izin belgesinin 7 yıl sonra geçen hafta itibariyle yeniden alındığını vurgulayarak, “Tesisin doğru şekilde çalıştığını, anlık bir şekilde kontrol edildiğini bakanlık tarafından tescil eden bir belge. Yüzde 50'ye kadar da enerji teşviki almasını sağlayan bir belge. 7 yıl sonra geriye almış olduk. Bunun bir tartışmayı ortadan kaldırdığını düşünüyorum” dedi. Kent genelinde yağmur suyu ayrıştırma hatlarının hızla artırıldığını, tüm zamanlarda yapılanların yüzde 25’i kadar çalışmanın bugün itibariyle bitirildiğini aktaran Erdoğan, aynı zamanda körfezde yürütülen tarama çalışmalarıyla 1 milyon 200 bin ton çamurun çıkarıldığını belirtti. Erdoğan, Bostanlı ve Mavişehir hattında yapılan çalışmalarla 50-60 santimetreye kadar düşen derinliğin 3-4 metreye çıkarıldığını ve biriken kirliliğin önemli ölçüde temizlendiğini ifade etti. Büyükşehir çalışıyor İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İzmir Körfezi’nin sınırlı su sirkülasyonu nedeniyle hassas bir ekolojik dengeye sahip olduğunu belirterek, artan kentleşme ve sanayileşmenin kirlilik sorununu derinleştirdiğini söyledi. Gediz Nehri ve diğer 33 derenin sürekli besin tuzu ve sediment taşıdığını, bunun da makroalg ve deniz marullarının yoğunlaşmasına ve yaz aylarında mikro alg patlamalarına yol açtığını vurguladı. Güler, bu nedenle körfezin temizlenmesi için havza planının hazırlanmasının ve bilimsel veriye dayalı bütüncül önlemlerin gerekli olduğunu ifade etti. Körfez’i 28 optik ve termal kamera ile izlemek ve kirletenleri tespit etmek için ciddi bir çalışma yürüttüklerini aktaran Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son iki yılda körfezin korunması ve iyileştirilmesi için atık su arıtma altyapısı, dere temizlikleri, dip tarama ve su sirkülasyonunu artırıcı projeler yürüttüğünü belirtti. Modifiye kil uygulaması gibi acil eylem planlarıyla körfezin kendi kendini yenileme kapasitesinin güçlendirildiğini söyleyen Güler, İzmir Körfezi’nin yalnızca bir su kütlesi olmadığını; tarih, kimlik ve gelecek açısından kentin önemli bir unsuru olduğunu, korunmasının sadece çevre değil, kent yaşamı, ekonomi ve kültürel miras açısından da kritik olduğunu vurguladı. “Merkezi idare de görev üstlenmeli” Bilimi, yerel yönetimleri ve ulusal ile uluslararası deneyimi bir araya getirerek İzmir Körfezi’nin geleceği için ortak çözümler geliştirmek amacıyla düzenledikleri çalıştaylara dikkat çeken Güler, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sağlıklı bir körfez uzun vadeli bir süreçtir ve yalnızca yerel yönetimlerin sorumluluğunda değerlendirilemez. Merkezi yönetimin sorumluluğu büyüktür. Türkiye’de tüm körfezler benzer sorunlarla karşı karşıyadır ve bunun sorumlusu merkezi yönetimin uyguladığı politikalardır. İzmir Körfezi, devletin tasarrufu ve yönetimi altında olan hazineye ait bir kamu arazisidir. Yeni düzenlemeler ancak bakanlıklardan alınan izin doğrultusunda yapılabilir. Ancak ‘benim sorunum değil’ demeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, sorunu kendi sınırlarını aşan boyutlarıyla ele alarak çözüm için çalışmalarını sürdürmekte ve bu sürece aktif olarak katılmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gediz Nehri Mercek Altında Haber

Gediz Nehri Mercek Altında

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına alındı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Aylık rapor hazırlanıyor Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu öncülüğünde, İZSU tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Gediz Nehri’nin İzmir’e giriş noktası Emiralem Boğazı’ndan başlayarak İzmir Körfezi’ne ulaştığı noktaya kadar belirlenen 7 farklı noktadan düzenli olarak numuneler alınıyor ve elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek. Kirliliğin acısını en çok çeken il İzmir Gediz’in kirliliğinin sadece İzmir’in sorunu olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Havzanın sonunda yer alması nedeniyle İzmir, en çok etkilenen ilimiz. Nehir, geçmişte can verdiği tarım arazilerini artık tehdit etmekle kalmıyor, körfez gibi büyük bir canlı rezervuarı da olumsuz etkiliyor. Gediz’in yaklaşık 400 kilometrelik uzunluğu ve yan dereleriyle taşınan kirlilik, İzmir’de hem tarımı hem de körfezi ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle iyileştirme çalışmalarında hızlı adımlar atılması gerekiyor” şeklinde konuştu. Kirlilik sadece körfezi değil tarımı da etkiliyor Araştırma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’nin hem nehir hem de körfez ekosistemi için kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Körfezde yaşanan alg patlamaları, balık ölümleri ve koku sorunlarının temel nedeninin kirlilik olduğunu vurgulayan Kurucu, bu durumun tarımsal sulamayı da olumsuz etkilediğini ifade etti. Çalışmada, kirliliğin kaynağından ziyade nehrin mevcut durumuna odaklandıklarını belirten Kurucu, kirleticilerin türü, yoğunluğu ve dağılımını tespit etmeyi amaçladıklarını söyledi. Gediz’in yıllık kirlilik raporu hazırlanıyor Kurucu, Gediz Nehri’nin İzmir’e girdiği noktadan İzmir Körfezi’ne kadar belirlenen örnekleme noktalarında İZSU ile yürüttükleri çalışmalarda aylık kirlilik raporları hazırladıklarını söyledi. Kasım ayından itibaren yapılan ölçümlerle her ay rapor çıkarılacağını belirten Kurucu, yıllık rapor sayesinde mevsimsel değişimler ve kirliliğin yoğunlaştığı noktalar tespit edilerek karar vericilere yol gösterileceğini vurguladı. Gediz’in yanı sıra Ağıl Deresi de izleniyor Gediz’in eski yatağı olan ve iç körfeze ulaşan Ağıl Deresi’nde de izlemelere başlandığını aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Ağıl Deresi, Gediz Nehri’nden Süleymanlı Regülatörü’nde mansaplanarak sulama kanalı olarak devam ediyor. Sulamadan dönen sular, Menemen’deki arıtma tesislerinden geçtikten sonra İzmir Körfezi’ne ulaşıyor. Dereye Maltepe Deresi de katılıyor. İZSU, aylık izlemeleri 2 noktadan 10 noktaya çıkardı ve sonuçları bütünleşik olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu. “Gediz Nehri her geçtiği ilde kirleniyor” Prof. Kurucu, Gediz Nehri’nin Kütahya Murat Dağı’ndan doğup Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir Körfezi’ne ulaştığında kirlenmiş olduğunu belirtti. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin de yürüttüğü çalışmayla, nehrin Manisa sınırları içindeki bölümünde yapılan ölçümler suyun girişten itibaren kirlendiğini gösterdi. Kurucu, “Gediz’in kaynağı temiz, ancak yol üzerindeki illeri geçtikçe kirlilik yükü artıyor. Bu proje, aylık izlemelerle nehrin durumunu bütüncül olarak ortaya koyacak. Bu çalışmalar bu güne kadar parça parça yapılmış. Kurumlar ya ayrı dönemlerde çalışma yapmış ya da bir kere örneklemişler. Biz bunu aylık olarak düzenli izleyeceğiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bu projeye çok önem veriyor. Su, tarımsal kullanım ve gıda güvenliği açısından çok önemli; bu nedenle İzmir ve Manisa genelinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. Durum ciddi; üç aylık veriler uyarıyor Kasım ayından itibaren yapılan aylık analizlerin sonuçlarını açıklayan Prof. Kurucu, “Durum ciddi. Üç aylık veriler, özellikle aralık ve ocak aylarında tonlarca azot ve fosforun İzmir Körfezi’ne aktığını gösteriyor. Bu besin elementleri ötrofikasyona yol açıyor, alg patlamaları oluşuyor ve sucul yaşam tehlikeye giriyor; balık ölümleri yaşanıyor. Ayrıca alüminyum, brom, kadmiyum, demir, çinko gibi ağır metaller de sanayi kaynaklı olarak nehre karışıyor. Tarımsal gübreler ve hayvancılığın yan derelere veya doğrudan nehre bıraktığı sıvılar da kirliliğe katkı sağlıyor. Tüm bunlar hem nehir hem de körfez ekosistemi için ciddi bir yük oluşturuyor; herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi. Tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor Prof. Kurucu, Gediz Nehri kirliliğinin sadece körfezi değil, tarımsal sulamayı ve gıda güvenliğini de tehdit ettiğini belirtti. Kurucu, “Durumu tespit ediyoruz: kirliliğin kaynağı sanayi ve tarım. Tarımı ve gübre yönetimini daha iyi yapmamız gerekiyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız bu konunun üzerine kararlılıkla gidiyor ve gıda güvenliğine de çok önem veriyor. Gediz’in suyu tarımsal üretimde kullanılıyor ve uzun vadede toprağın çoraklaşmasına yol açabilir. Bu nedenle önlem almak zorundayız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Milyar Dolarlık Ekolojik Tehdit! Haber

Milyar Dolarlık Ekolojik Tehdit!

Deniz çayırları, tropikal yağmur ormanlarından 35 kat hızlı karbon emme yetenekleriyle iklim değişikliğiyle mücadelenin gizli kahramanları olarak konumlanırken, artan bilinçlendirme çabalarına rağmen hâlâ savunmasız. Araştırmalar, deniz çayırları örtüsünün küresel ölçekte her yıl yüzde 2-7 oranında azaldığını gözler önüne sererken, kayıpların 42 milyar dolara varabilecek bir ekonomik maliyet yaratabileceği tahmin ediliyor. 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü Son araştırmalar, Akdeniz’de deniz çayırı ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin yaklaşık 11,6 milyar dolar olduğunu ortaya koyuyor. İtalya en yüksek, Slovenya en düşük değere sahipken, Türkiye’de bulunan deniz çayırı ekosistemlerinin yıllık ekonomik değeri 276,6 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Bu ekonomik değerin hesaplanmasında sadece çayırlar değil, aynı ortamda ve ekosistemde yaşayan balıklar ve diğer canlıların ekonomik değeri gibi ekosistem servisleri de dikkate alınıyor. 2020 Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre dünyada her 30 dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı alanının yok olduğu tahmin ediliyor. BM, deniz çayırı ekosistemlerinin karasal ekosistemlerden daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip olduğu gerçeğine dayanarak, denizlerin bu gizli kahramanlarına ilişkin farkındalığı artırmak üzere 2022 yılında 1 Mart’ı Dünya Deniz Çayırları Günü olarak ilan etti. Sözen: “Gelecek nesillere karşı sorumluluk” İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, Dünya Deniz Çayırları Günü’nün insan yaşamının sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen deniz çayırlarının değerine dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Denizler, iklim kriziyle mücadeleden biyolojik çeşitliliğin korunmasına, gıda güvenliğinden günlük ekonomik faaliyetlere kadar dünyamızda yaşamın devamlılığını sağlayan her alanda katkı sunan çok kıymetli bir kaynak. Bu nedenle üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak, Türkiye’de denizlerimizi korumayı çevresel bir sorumluluk olmanın ötesinde gelecek nesillere karşı bir görev olarak görmek gerekiyor. Deniz ekosisteminin korunmasına yönelik bilimsel çalışmaları desteklemek, toplumsal farkındalığı artırmak, finansal destek sağlamak için yürüttüğümüz çalışmalar arasında en önemlilerden biri de ‘Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları’ projemiz. Tropik yağmur ormanlarının 35 katına kadar karbondioksit emen bu ‘denizlerin akciğerleri’ iklim değişikliği, kirlilik gibi nedenlerle ciddi oranda azalıyor. Yeniden ekim yapıldığında ise çayırlar yılda sadece 1 cm büyüyebiliyor. Kaybedilen alanları yenilemek neredeyse imkansız fakat mevcutları korumak mümkün. Bu sebeple TÜDAV iş birliğiyle mevcut deniz çayırlarının haritalandırılması, korunması ve üzerlerindeki atıkların temizlenmesine uzanan kapsamlı bir yaklaşımla yürütülen proje, denizlerimizin dolayısıyla dünyamızın geleceğini güvence altına alma yönünde önemli çabalardan biri. Böyle değerli ve kritik bir habitatın korunmasının öneminin farkında olan, bu yolda emek harcayan herkesin Dünya Deniz Çayırları Günü kutlu olsun." Öztürk: “Ülkemizde deniz çayırları yılda 6 milyar litre oksijen sağlıyor” TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk de deniz çayırlarının deniz ekosisteminin korunmasında hayati bir role sahip olduğuna dikkat çekerek, “Deniz çayırlarını korumak, ekosistemin dengesini ve insanlığın yarınını güvence altına almaktır. Bugün ülkemiz kıyılarındaki Posidonia oceanica deniz çayırları bir metrekarede günde 16 litreye kadar oksijen üretiyor. Bu tür 100 metrekarelik alanda ortalama 8 ton karbondioksit emiyor. Yapılan son araştırmalar, deniz çayırlarının Akdeniz genelinde yılda 3,6 milyon tonun üzerinde, Türkiye kıyılarında ise yaklaşık 90 bin ton karbon bağlama kapasitesi gösteriyor. Bu da 70 binin üzerinde otomobilin bir yıl boyunca yaydığı karbondioksite karşılık geliyor. Aynı zamanda deniz canlılarının yüzde 25’ini barındıran deniz çayırları Akdeniz kıyılarında son 50 yılda yüzde 35 oranında çekildi. Dolayısıyla bu hassas ekosistemleri korumak zorundayız. TÜDAV 2013 yılında başladığı deniz çayırlarının korunma stratejisiyle bu konudaki öncü rolünü Türkiye İş Bankası iş birliğiyle devam ettiriyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor Haber

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor

Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan ve 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal döngülerdeki değişimleri uzun soluklu olarak izlemeyi sürdürüyor. Can suyu girdaplar ilk kez uzun süreli ölçümlendi 2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca inceleme yapan Deniz Kâşifi, 2 bin 100 kilometreden fazla yol kat ederek 900 dalış gerçekleştirdi. Böylece Deniz Kâşifi ile Akdeniz için can suyu olan deniz girdapları ilk kez bu kadar uzun süreli ölçümlendi. Doğu Akdeniz’in beklenenden çok daha dinamik bir girdap yapısına sahip olduğunu gösteren Deniz Kâşifi’nin topladığı verilere göre, Akdeniz’deki çok sayıda girdap, taşıdıkları ısı ve maddeler sayesinde denizlerin sıcaklığını ve iklimini düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu girdapların körfez ve koylara taşıdığı serin ve temiz sular, özellikle Mersin ve Antalya Körfezi gibi kapalı bölgeler için hayati bir ‘havalandırma’ işlevi görüyor ve kirlilik baskısı altındaki alanlar için adeta can suyu sağlıyor. Marmara Denizi’nde bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisi toplandı Deniz Kâşifi, 2025 yılında Marmara Denizi’nde de 30 gün boyunca suda kalarak 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış gerçekleştirdi ve bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj ölçümünü gerçekleştirdi. Müsilajın bir ay boyunca sürekli üretildiği, geniş bir alana yayıldığı ve Marmara Denizi’nin yapısal özelliği neticesinde müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı. Özellikle Tekirdağ–Orta Çukur bölgesinde oluşan girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edilirken, bu yapının müsilajı daha hızlı hareket eden yüzey sularına taşıyarak Marmara Denizi’nden daha çabuk uzaklaşmasını sağladığı gözlemlendi. Bu döngü Deniz Kâşifi sayesinde uzun süreli olarak ilk kez tespit edildi. “Çalışmalar Deniz Kâşifi ile uzun dönemli akademik izleme sürecine girdi” Deniz Kaşifi’nin 2025 yılında yaptığı ölçümleri değerlendiren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: “2023 yılından bu yana Türk denizlerinde Deniz Kâşifi tarafından toplanan verilerle deniz araştırmalarında pek çok ilke imza atıldı. Deniz Kâşifi ile elde edilen veriler Marmara ve Akdeniz’deki girdap yapıları ve su sıcaklıklarının zaman içindeki değişimini ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine ve kirlilik baskısına nasıl tepki verdiğini gösteriyor. Ayrıca Deniz Kâşifi sayesinde Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile denizin derinliklerinde varlığını sürdürdüğünü, yaygın olduğunu ve Marmara’nın fiziksel koşullarının sürekli müsilaj üretimine elverişli olduğunu gördük. Bu tablo, sorunun geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.” “Denizler yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri“ İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen de, her geçen gün daha da derinleşen iklim değişikliği bağlantılı problemlerin çözümü için tek tek vatandaşların ya da kurumların sorumluluk üstlenmelerinin yetersiz kaldığını belirterek, ilgili tüm tarafların el birliğiyle çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sözen, iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosisteminin büyüyen rolüne işaret ederek, “Genellikle akademik ve bilimsel ortamlarda konuşulan, tartışılan denizlerimizdeki durumun aslında genel kanaatin aksine pek iyi olmadığını 2021 yılında karşılaştığımız müsilaj gerçeğiyle çok net bir biçimde anladık. Deniz ekosistemi sadece çevre veya iklim değişikliğiyle ilgili bir konu değil gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler gibi yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri. Bu yüzden biz de üç tarafı denizlerle çevrili, aynı zamanda bir iç denize sahip ülkemizde daha fazla sorumluluk üstleniyor, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir 2026’da Su Sorunu Yaşamayacak Haber

İzmir 2026’da Su Sorunu Yaşamayacak

Kentte etkili olan kuvvetli yağışlardan dolayı İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri tüm birimleriyle sahada çalışmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da Menderes’te bulunan İZSU Görece Arıtma Tesisi ile Tahtalı Barajı’nı ziyaret ederek kentin içme suyu altyapısına ilişkin yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Baraj doluluk oranları ve arıtma süreçleri hakkında yetkililerden bilgi alan Başkan Tugay, yaşanan bulanıklığın yoğun ve kısa süreli yağışlardan kaynaklandığını, durumun geçici olduğunu vurguladı. “Yoğun yağışlarla suyu arıtmak zaman alıyor” Başkan Tugay, “Bizim için çok önemli olan Tahtalı Barajı’nda suyun çekildiği kulenin olduğu noktadayız. Biraz önce de arıtma tesisini ziyaret ettik. Su istediğimiz seviyede değil. Yağmurlar oluyor ama barajın dolması daha uzun süre yağmur yağmasını gerektiriyor. Yoğun yağışlarla birlikte gelen toprak kirlilik yarattı ve arıtma tesisinin sıkıntı yaşamasına neden oldu. Arkadaşlarımız yaptıkları ölçümlerle suyu takip ediyorlar, belli bir seviyeden sonra arıtma tesisi eski kapasitesine kavuşacak. Geçici olarak su kesintisi yapılması gerekti. Onun nedeni bu aslında. Suda arıtmanın hızını aşan bir kirlilik vardı” dedi. Ramazan ayında su kesilmeyecek Tahtalı Barajı arkasındaki ormanlarda çıkan yangınların da barajı etkilediğini, suyun kirlendiğini beliren Başkan Tugay, “Daha önce ağaçların toprakta suyu tutması, olağan dokunun bozulmasıyla daha fazla erozyonun oluşması, suyun daha fazla kirlenmesine neden oldu. Böyle birbirine bağlı konular yaşanıyor. Ama bu yağışlar devam ederse inşallah bu sene su sorunu yaşamayacağız diye düşünüyoruz. Başından itibaren hep tedbirli olalım diye planlar yaptık ve ona göre hareket ettik ama beklediğimiz yağışlar olursa önümüzdeki günlerde su kesintisi yapılmayacak. Ramazan ayında zaten suyu kesmeyelim diye bir karar vermiştik” dedi. Başkan Tugay daha sonra Yeniköy Mahallesi’ni ziyaret etti. Kahvehanede vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Tugay ihtiyaç, talep ve şikayetleri dinledi. Yağış sevindirici, bulanıklık geçici İzmir’de son günlerde artan yoğun yağışla birlikte yüzde 0,14 seviyelerinden yüzde 5,51 seviyesine çıkan Tahtalı Barajı’nda su çamurlaştı. Metrekareye 80 kilogramın üzerinde düşen yoğun yağışlar, uzun süredir kuru olan dere yataklarında biriken toprak ve çamuru baraja taşıdı. Barajda geçmiş dönemde su seviyesinin çok düşmesi nedeniyle tabanın toprak zemin halinde kalması da suyun bulanıklığını artırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.