Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırmızı Et

Kapsül Haber Ajansı - Kırmızı Et haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırmızı Et haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları Haber

Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları

Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, “Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek” dedi. “Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı” Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100–150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, “Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor” diye konuştu. “Et mutlaka dinlendirilerek tüketilmeli” Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, “Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur” dedi. “Pişirme yöntemine dikkat” Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, “Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli” ifadelerini kullandı. “Etin yanında mutlaka salata tüketin” Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, “Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor” dedi. “Tatlı tüketiminde “tadımlık” önerisi” Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, “Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır” diye konuştu. “Su tüketimi ve yürüyüş önerisi” Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5–3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. “Önemli olan dengeyi koruyabilmek” Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, “Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Et Tüketimi Günde 150-200 Gramı Aşmamalı Haber

Bayramda Et Tüketimi Günde 150-200 Gramı Aşmamalı

Kırmızı et; protein, demir, çinko, selenyum ile B1, B6, B12 ve D vitamini açısından zengin, vücut için değerli bir besin kaynağı. Ancak tüm bu faydalarına rağmen tüketimde ölçünün önemli olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Kolesterol ve doymuş yağ içeriği göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir sağlık problemi olmayan bireylerin günlük kırmızı et tüketimi 150-200 gramı geçmemeli” dedi. Bu noktada etin hazırlanma ve tüketim biçiminin de en az miktarı kadar belirleyici olduğuna dikkat çeken Örnek, “Yeni kesilen etlerin dinlendirilmeden tüketilmesi, özellikle kahvaltıda tüketilmesi sindirim açısından uygun değil. Ayrıca etin sebzelerle birlikte tüketilmesi demir, çinko ve magnezyum emilimini destekler. Dengeli bir öğün için tabağın yarısı sebze veya salata, diğer yarısı et ve tahıl grubundan oluşturulabilir” ifadelerini kullandı. Dinlendirilmeyen et hazımsızlığa sebep olabilir Etin, kesimin hemen ardından pişirilip tüketilmesinin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini vurgulayan Örnek, “Bu şekilde tüketilen et; hazımsızlık, şişkinlik, ishal ya da kabızlık gibi sorunlara yol açabilir. Etin daha yumuşak, lezzetli ve sindirimi kolay hale gelmesi için güneş ışığı almayan serin bir ortamda (7-15°C) 3-4 saat dinlendirilmesi gerekir. Ardından 4°C’de buzdolabında yaklaşık 24 saat muhafaza edilerek ideal kıvama ulaşması sağlanır. Ek olarak pişirme aşamasında kuyruk yağı gibi ilave yağlar kullanmaktan kaçınılmalı” uyarısında bulundu. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, Kurban Bayramı için sağlıklı iki tarif paylaştı: Kavurma tarifi: Kuşbaşı doğradığınız etleri tencereye aldığınızda başlangıçta tuz ve baharat eklememenizi öneririm. Önce ilave yağ eklemeden, kendi yağında birkaç dakika kavurup ardından kısık ateşte kendi suyuyla yavaş yavaş pişmeye bırakın. Pişmeye yakın az miktarda tuz ekleyip servis öncesinde kekik ilave edebilirsiniz. Tatlı tarifi: Sağlıklı bir tatlı alternatifi olarak, önceden dilimleyip dondurduğunuz olgun muzları rondodan geçirebilirsiniz. Kremsi bir kıvam aldığında doğal bir dondurma elde etmiş olursunuz. Dilerseniz kakao veya fıstık ezmesi ekleyerek lezzetini artırabilirsiniz. Servis ederken üzerine meyve ve ceviz parçaları ilave edebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaş Değil, Damar Yaşı Belirleyici Haber

Yaş Değil, Damar Yaşı Belirleyici

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Az Ye Çok Yaşa” oturumunda konuşan Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, uzun yaşamın temel belirleyicisinin damarsal sağlık olduğunu söyledi. Uzun yaşamın ancak sağlıklı damar yapısıyla mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler, tüm kan ve lenf damarlarının iç yüzeyini kaplayan endotel tabakasının artık bir organ olarak kabul edildiğini ifade etti. Yaklaşık 1,5 kilogram ağırlığında ve açıldığında 800 metrekarelik yüzeye ulaşan endotel, bu özellikleriyle vücuttaki en büyük organlardan biri olarak tanımlanıyor. Vücuttaki tüm organların damar sağlığından etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güler, kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organların bu etkileri çok daha hızlı gösterdiğini ifade etti. En küçük tıkanıklık bile risk Diyabet, sigara ve hipertansiyonun damar yapısına doğrudan zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Güler, damar sağlığının korunmasının kritik olduğunu söyledi. Organların sağlıklı şekilde çalışabilmesi için kan akımının düzenli ve kesintisiz olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Güler, damarlarda oluşabilecek en küçük tıkanıklıkların dahi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Hipertansiyon, diyabet, sigara, obezite ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri olduğunu belirten Güler, bu faktörlerin çoğu zaman birlikte görüldüğünü ve organ hasarı riskini artırdığını söyledi. “Yaşlanma kontrol edilebilir” Yaşlanmayı etkileyen faktörlerin büyük ölçüde kontrol edilebilir olduğunu ifade eden Güler, diyabetin tedavi edilebildiğini, lipitlerin düşürülebildiğini, sigaranın bırakılabildiğini ve hipertansiyonun kontrol altına alınabildiğini belirtti. “Bir insanın yaşı kronolojik değil, damarsal yaşıyla ölçülür” diyen Prof. Dr. Güler, uzun yaşamın ancak endotelin korunmasıyla mümkün olduğunu söyledi. Kalp hastalıkları ilk sırada İnflamasyonun damar sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Güler, serbest radikal artışı ve fiziksel hareketsizliğin bu süreci hızlandırdığını belirtti. Obezitenin küresel ölçekte en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğini söyleyen Güler, Lancet’te yayımlanan hastalık yükü araştırmasına göre obezitenin 1990’da 16’ncı sıradayken 2017’de ilk sıraya yükseldiğini ifade etti. Türkiye’de her gün 345 kişinin ilk enfarktüs nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Güler, bu ölümlerin büyük bölümünün önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de ölüm nedenleri arasında ilk sırada kalp hastalıkları yer alıyor. Risk katlanarak artıyor Diyabet, hipertansiyon ve yüksek LDL kolesterolün birlikte görülmesinin riski 20 kat artırdığını belirten Prof. Dr. Güler, buna obezitenin eklenmesiyle riskin 60 katına çıktığını söyledi. “Obezite bu tablonun merkezinde yer alıyor” diyen Prof. Dr. Güler, kilo kontrolünün diğer risk faktörlerini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Türkiye’de tablo kritik Türkiye’de hipertansiyon kontrolünde başarısızlık oranının yüzde 46 olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler, bu oranla Avrupa’nın gerisinde kalındığını ifade etti. 2035 yılında dünya genelinde 650 milyon kişinin diyabetli olmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Güler, Türkiye’de ise her 100 kişiden 65’inin hedeflenen kan şekeri seviyelerine ulaşamadığını söyledi. Prediyabet erken uyarı sinyali Prediyabetin erken müdahale için kritik bir aşama olduğunu belirten Prof. Dr. Güler, kan şekeri 100’ün üzerine çıktığında mutlaka önlem alınması gerektiğini ifade etti. Prediyabet, diyabet ve obezite arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Prof. Dr. Güler, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan bireylerde ek risk faktörlerinin bulunmasının metabolik sendrom anlamına geldiğini söyledi. 3 milyar kişi risk altında Araştırmalara göre 2030 yılında dünya genelinde erişkinlerin yüzde 50’sinin yüksek vücut kitle indeksine sahip olacağını belirten Prof. Dr. Güler, bunun yaklaşık 3 milyar kişiye karşılık geldiğini ifade etti. Türkiye’nin fazla kilolu ve obez birey oranında en yüksek prevalansa sahip ülkeler arasında yer aldığını da sözlerine ekledi. Yüzde 13’lük kilo kaybının Tip 2 diyabet riskini yüzde 40, uyku apne sendromunu yüzde 27, hipertansiyonu yüzde 25 ve dislipidemiyi yüzde 22 oranında düşürdüğünü belirtti. Beslenme belirleyici rol oynuyor Akdeniz ve Meksika tipi beslenmenin sağlıklı olduğunu, batı tarzı beslenmenin ise riskleri artırdığını belirten Prof. Dr. Güler, pişirme yöntemlerinin dahi sağlık üzerinde etkili olduğunu söyledi. Turpgiller ailesinden sebzelerin metabolik sendrom hastalarında CRP seviyelerini düşürdüğünü, çilek ve dağ meyvelerinin inflamasyon göstergelerini azalttığını belirten Güler, tam tahıllar ve baklagillerin de benzer şekilde olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Sağlıklı yağ kaynaklarının önemine de değinen Güler, tohum ve kuruyemişlerin inflamasyonu azalttığını, zeytinyağının IL-6 ve CRP seviyelerini düşürdüğünü, kırmızı et tüketiminin ise bu değerleri artırabildiğini söyledi. Prof. Dr. Güler, gıda takviyelerinin sağlıklı yaşlanma sürecinin destekleyicileri olduğunu söyleyerek, “Berberin gibi takviyeler kan şekerini dengelemeye, insülin direncini kırmaya, kolesterolü düzenlemeye destek sunan seçenekler arasında yer alır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyada Yılda 2 Milyon Ülkemizde 22 Bin Kişi Kolon Kanseri Oluyor Haber

Dünyada Yılda 2 Milyon Ülkemizde 22 Bin Kişi Kolon Kanseri Oluyor

Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor. Ülkemizde özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski %30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı %90'ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi. 50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluşur ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başlar. Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir. Bu belirtileri görmezden gelmeyin Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmayabilir ve kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler aşağıdaki gibidir; Dışkıda kan görülmesiBağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme)Karın ağrısı veya kramplarAçıklanamayan kilo kaybıYorgunluk ve halsizlik Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır. Kolon kanserinden korunmak için bunlara dikkat edin; Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Aşağıdaki maddeleri uygulayarak riskinizi önemli oranda azaltabilirsiniz: Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür. Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir. İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın. Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk yaratabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küçükbaş Hayvancılık Organik Destek Kapsamına Alınmalı Haber

Küçükbaş Hayvancılık Organik Destek Kapsamına Alınmalı

Çelik, küçükbaş hayvancılığın stratejik bir sektör olduğuna dikkat çekerek, organik destekleme kapsamına alınması çağrısında bulundu. Hayvan refahının sürdürülebilir üretimin temel anahtarı olduğunu vurgulayan Çelik, et ve süt verimliliği ile kalitesinin artırılmasının ancak sağlıklı beslenme, hijyenik barınma koşulları ve stresten uzak doğal yetiştirme ortamlarıyla mümkün olacağını ifade etti. Çelik, "Verim ve kaliteyi artırmanın yolu, hayvan refahını merkeze alan üretim modelinden geçmektedir" dedi. Küçükbaş hayvancılıkta özellikle düşük yavru kayıpları ile erken kuzu ve oğlak ölümlerinin sektörde ciddi kayıplara yol açtığını belirten Çelik, bu sorunun çözümü için saha temelli projelerin, üretici eğitim programlarının ve teknik destek mekanizmalarının hızla devreye alınması gerektiğini söyledi. Artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunmasının artık stratejik bir zorunluluk haline geldiğini dile getiren Çelik, toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim ihtiyacının her geçen gün arttığını kaydetti. Kırmızı et tüketiminde daha sağlıklı bir yönelimin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Çelik, koyun ve keçi etinin doğal beslenme koşulları sayesinde yüksek protein değeri ve sağlıklı yapısıyla öne çıktığını ifade etti. Çelik, birçok ürüne organik tarım desteği verildiğini ancak doğada serbest şekilde beslenen, laboratuvar üretimine dayanmayan ve tamamen doğal şartlarda yetişen küçükbaş hayvanların organik destekleme kapsamı dışında bırakılmasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. Çelik Küçükbaş hayvancılığın ağır ve caydırıcı şartlara tabi tutulmadan doğrudan organik destekleme kapsamına alınması gerektiğini belirtti. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulunan Çelik, küçükbaş hayvancılığın doğrudan organik destek kapsamına alınmasını, koyun ve keçi etinin besin değeri ve sağlık açısından üstün yönlerinin kamu spotlarıyla topluma anlatılmasını, küçükbaş et tüketimini artırmaya yönelik ulusal bilinçlendirme kampanyalarının başlatılmasını ve üreticiyi koruyacak sürdürülebilir teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesini talep etti. Küçükbaş hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını ifade eden Çelik, sektörün kırsal kalkınmanın, gıda güvenliğinin ve sağlıklı nesillerin teminatı olduğunu söyledi. Çelik, "Bugün küçükbaş hayvancılık, ithalata dayalı kırmızı et politikalarına karşı yerli ve milli üretimin en güçlü sigortasıdır. Doğru destek modeliyle Türkiye bu alanda sadece kendi ihtiyacını karşılayan değil, ihracat potansiyelini artıran bir ülke konumuna yükselebilir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya; Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Aliye Aras, Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan yardımcısı Prof. Dr. Ali Akyıldız, Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Tarım ve Sosyal Projelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Baş, Denetleme Kurulu Üyesi Süleyman Tanrıverdi ve Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Halit Kanca katıldı. Çelik, açıklamasını "Üreticimizin emeğini koruyan, halkımızın sağlıklı gıdaya erişimini önceleyen ve ülkemizin küçükbaş hayvancılık potansiyelini en üst seviyeye taşıyacak her adımda birlik içinde hareket etmek zorundayız. Diyerek, sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

45 Yaş Üzerine Kolonoskopi Uyarısı! Haber

45 Yaş Üzerine Kolonoskopi Uyarısı!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kolon kanserinde erken tanının önemi, kolonoskopinin hayati rolü ve yaşam tarzı faktörleriyle korunmanın mümkün olduğu hakkında açıklamalarda bulundu. Kolon kanseri tedavisi mümkün olan ancak düzenli takip gerektiren bir hastalık! Kolon kanserinin günümüzde en çok karşılaşılan üçüncü kanser çeşidi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yaygın olarak görülmesi nedeniyle takip edilmesi gerekir.” dedi. Kolon kanserinin tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “45 yaşın üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekir. Ancak ailesinde özellikle birinci derece akrabalarında kolon kanseri olan kişiler, akrabalarının kolon kanserine yakalandığı yaşın on yıl gerisinden başlayarak düzenli olarak kolonoskopi yaptırmaları önerilir.” şeklinde konuştu. Kolon kanserleri genellikle belirti vermeden ilerliyor! Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Kolonoskopi yapılarak düzenli takip edilen kişilerde hastalığı erken yakalamak mümkündür.” dedi. Kolon kanserinin genellikle belirti vermediğini hatırlatan Prof. Dr. Atamer, “Kanserler polip olarak başlar. Bu nedenle kolonoskopi yapıldığında polip aşamasındayken yakalanırsa polibi çıkartmak suretiyle hastalığı önlemek mümkün. Çünkü kolon kanserleri genellikle sinsi seyreder. Sol kolon tarafını tutan kanserler kanamayla erken belirti verdiğinde doktora gelinir. Ancak sağ tarafı tutan kolon kanserleri geç belirti verir.” açıklamasını yaptı. Kolonoskopi, kolon kanserinin ortaya çıkarılmasında altın standart! Kolon kanserinin sadece genetik faktörlere bağlı olarak oluşmadığının altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Beslenme alışkanlıkları, özellikle sigara ve alkol tüketimi de riski artırır.” dedi. Kırmızı et tüketimi, şarküteri ürünleri, yağlı gıda tüketimi, aşırı kilo ve hareketsizliğin kolon kanserinin gelişmesinde rol oynadığını aktaran Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı: “Özellikle yanmış et ürünleri kolon kanserleri oluşma riskini artırır. Bu nedenle yanmış gıdalardan uzak durmakta fayda var. Kolon kanserinden korunmak için özellikle düzenli egzersiz, kilo kontrolü, sigara ve alkolden uzak durmak ve yanmış gıdalardan kaçınmak önemlidir. Ayrıca Akdeniz diyeti dediğimiz bol lifli gıdalar ile sebze tüketilmesinde fayda vardır. Bu nedenle hiçbir şikâyeti olmasa dahi 45 yaşını geçen her bireyin kolonoskopi yaptırmasında fayda vardır ve hâlâ günümüzde kolonoskopi kolon kanserinin ortaya çıkarılmasında altın standart olarak rol oynar. Kolonoskopiyi erteleyen ya da yaptırmaktan çekinen bireylere özellikle belirtmek gerekir ki kolonoskopi genellikle anestezi altında, tam uyutarak yapıldığı için hasta hiçbir şey hissetmez.”

Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatının Yüzde 47’si Ege Bölgesi’nden Haber

Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatının Yüzde 47’si Ege Bölgesi’nden

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 2024 yılı ekim ayında 156 milyon dolar olan ihracatını 2025 yılı ekim ayında yüzde 15 geliştirme başarısı gösterdi. Ekim ayında, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün Türkiye genelinde ihracatı yüzde 4’lük artışla 366 milyon dolardan 382 milyon dolara ilerledi. 2024 yılı ekim ayında Türkiye’nin su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatından yüzde 42 pay alan Egeli ihracatçılar, bu oranı 2025 yılı ekim ayında yüzde 47’ye yükselttiler. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, 2025 yılı ekim ayında ve ocak – ekim döneminde Türkiye ortalamasının üzerinde ihracat artışına imza attıklarını vurguladı. Ege Bölgesi’nin ihracatından su ürünleri sektörü yüzde 80 pay aldı Ekim ayında yaptıkları ihracatın alt sektörler bazında kırılımı hakkında da bilgi veren Girit, “Su ürünleri sektörümüz 143 milyon dolarlık ihracatla gururumuz olmayı sürdürdü. Birliğimizin toplam ihracatının yüzde 80’ini tek başına su ürünleri sektörü yaptı. Kanatlı sektörümüz 14,5 milyon doları yumurta, 13,2 milyon doları kanatlı eti olmak üzere 27,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Süt ve süt ürünleri sektörümüz 4 milyon dolarlık ihracat yaparken, bal ihracatımız 1,4 milyon dolar oldu. Kırmızı et, sakatatlar ve canlı hayvan ihracatımızdan 3 milyon dolar döviz geliri elde ettik” şeklinde konuştu. 2026 yılında yasaklar olmazsa aylık bazda 200 milyon dolar ihracata ulaşabiliriz 2026 yılında Türkiye’de dezenflasyon politikalarının sonuç vermesini ve enflasyon rakamlarıyla döviz kurları arasındaki makasın kapanmasını beklediklerini paylaşan Girit şöyle devam etti: “Türkiye dünya genelinde pahalı ülke imajını kırabilirsek, iştigal sahamızdaki ürünlerde fon ve ihracat yasakları gelmezse 2026 yılında aylık 200 milyon dolar ihracat performansına ulaşabiliriz.” İhracat yapılan ülke sayısı 90 oldu Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, ekim ayında 90 ülkeye su ürünleri ve hayvansal mamuller ihraç ederken ilk sırada 30 milyon dolarla Rusya yer aldı. 2024 yılı ekim ayında Rusya’ya 23,6 milyon dolar olan ihracatımız yüzde 27 artış gösterdi. İtalya’ya su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatımız yüzde 44’lük artışla 16 milyon dolardan 23 milyon dolara ilerledi ve İtalya zirve ortağı oldu. Zirvenin üçüncü basamağında 21,8 milyon dolarlık ihracatla Yunanistan yer aldı. Bu ülkeleri 18,4 milyon dolarla İngiltere ve 18,2 milyon dolarla Hollanda izledi.

DANET 4. Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi’nde Sürdürülebilir Gıdaya Işık Tutuyor Haber

DANET 4. Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi’nde Sürdürülebilir Gıdaya Işık Tutuyor

Türkiye’nin en köklü kırmızı et markalarından DANET, 1 Ekim 2025, Çarşamba Günü Crowne Plaza İstanbul Florya’da düzenlenecek 4. Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi kapsamında gerçekleştireceği panel ve workshop ile sektöre yön vermeye hazırlanıyor. “Gelenekten Geleceğe Güvenli Lezzet” temasıyla düzenlenecek DANET Workshop, saat 13:15–13:45 arasında, “Kırmızı Etin Dünü, Bugünü, Yarını” başlıklı panel ile başlayacak. Oturumun moderatörlüğünü Türkiye’de İş Dünyası Dergisi Yazı İşleri Müdürü Hüsne Pamuk üstlenirken; DANET Kalite Güvence Yöneticisi Veteriner Hekim Furkan Uluçay, akademisyen Dr. Muhsin Öztürk ve gastronomi uzmanı Birol Serttaş konuşmacı olarak yer alacak. Workshop kapsamında, “Mehmet Butcher” olarak tanınan ünlü şef Mehmet Fatih Kalaycıoğlu, DANET ürünleriyle özel tarifler hazırlayacak. DANET; bu yıl zirvenin ana teması olan “İhracatın Kahramanları”na uygun biçimde, geleneksel lezzetleri global kaliteyle buluşturan vizyonunu, glütensiz ürün stratejisi, Avrupa Birliği coğrafi işaretli ürünleri ve Yeşil Zeka Projesi ile pekiştiriyor. DANET’in Üç Ana Odağı Zirvede Öne Çıkacak Coğrafi İşaretli Ürünler, Afyon Sucuğu ve Pastırması hem Türkiye'de hem Avrupa Birliği nezdinde coğrafi işaret almış ilk et ürünleri arasında yer alıyor. En az yüzde 15 manda eti içeren reçetesiyle gelenekten gelen kaliteyi koruyan bu ürünler hem kültürel miras hem sürdürülebilir kalkınma açısından örnek teşkil ediyor. Glütensiz Ürün Stratejisi ile öne çıkan DANET, Türkiye'de glütensiz formülasyonla geliştirilmiş Coğrafi İşaretli Tescilli Afyon Sucuğu başta olmak üzere, kavurma ve füme kaburga gibi ürünleriyle çölyak hastalarına güvenli ve lezzetli alternatifler sunuyor. Bu ürünler, “Feed the Future” platformunda ödüllendirilmiş durumda. Yeşil Zeka Projesi, ambalaj atıklarının yapay zekâ destekli sistemle takip edildiği bu yenilikçi projede, tüketiciler DANET ürün ambalajlarını geri dönüştürerek “karbon puanı” kazanıyor, kazandıkları puanlarla indirim hakkı elde ediyor. Wastelog iş birliği ile hayata geçen proje, sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları için örnek bir model sunuyor. Üç Kez Ödüllendirilen Marka, Zirvede Yeni Ödül İddiasını Sürdürüyor DANET, Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen “Feed the Future” Ödülleri’nde 2023 ve 2024 yıllarında toplam 3 birincilik ödülü kazandı. 2025 yılında da aynı platformda yeni projeleriyle yer almayı hedefleyen marka, sadece üretimde değil sürdürülebilirlik, teknoloji ve toplumsal katkı alanlarında da öncülük iddiasını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.