Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırsal Kalkınma

Kapsül Haber Ajansı - Kırsal Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırsal Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akfen Yenilenebilir Enerji'den Dünya Arı Günü Kapsamında Aşkale’de Üreticilere Yüzde 70 Hibeli Arılı Kovan Desteği Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji'den Dünya Arı Günü Kapsamında Aşkale’de Üreticilere Yüzde 70 Hibeli Arılı Kovan Desteği

Dünya Arı Günü kapsamında Erzurum’un Aşkale ilçesinde hayata geçirilen “Arıcılığı Güçlendirme, Koloni Yenileme ve Kış Şartları Kaybını Telafi Projesi” kapsamında üreticilere yüzde 70 hibeli arılı kovan desteği sağlanırken, bölgedeki arıcılık faaliyetlerinin güçlendirilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve kırsal ekonomiye katkı sunulması hedefleniyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sınırlı tutmayan Akfen Yenilenebilir Enerji, faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal kalkınmayı ve yerel üretimi destekleyen projelerine devam ediyor. Akfen Yenilenebilir Enerji, Dünya Arı Günü kapsamında Erzurum’un Aşkale ilçesinde hayata geçirilen “Arıcılığı Güçlendirme, Koloni Yenileme ve Kış Şartları Kaybını Telafi Projesi” kapsamında üreticilere yüzde 70 hibeli arılı kovan desteği sağladı. Aşkale Kaymakamlığı koordinesinde, Aşkale İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Akfen Yenilenebilir Enerji desteğiyle yürütülen proje ile ilçede arıcılığın geliştirilmesi, üreticilerin desteklenmesi ve kırsal kalkınmaya katkı sağlanması hedefleniyor. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sunan arıcılık faaliyetlerinin güçlendirilmesiyle sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Bu kapsamda düzenlenen programa Aşkale Kaymakamı Emre Oğuztürk, Belediye Başkanı Şenol Polat, İl Tarım Müdürü Alpaslan Kenger, Fatih Kalkan, Akfen Yenilenebilir Enerji Kamu İlişkileri ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Müdürü Burak Solmaz, iş insanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Özellikle Gelinkaya GES EDT projesi kapsamındaki paydaş köylerden Ocaklı ve Topalçavuş köy sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği projede, Arı Kayıt Sistemi’ne (AKS) kayıtlı aktif arıcıların yanı sıra, aldıkları eğitimlerle arıcılığa ilk kez adım atmaya hazırlanan girişimciler de destek kapsamına dâhil edildi. Gerçekleştirilen çekiliş sonucunda arılı kovan desteği almaya hak kazanan üreticilere kovan teslimleri gerçekleştirildi. Akfen Yenilenebilir Enerji Kamu İlişkileri ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Müdürü Burak Solmaz, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımının yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sınırlı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Akfen Yenilenebilir Enerji olarak faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde yalnızca enerji üretmeyi değil, bulunduğumuz coğrafyalarda sosyal ve ekonomik kalkınmaya katkı sunmayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda yerel üretimi destekleyen, doğal yaşamı ve biyolojik çeşitliliği koruyan projeleri önemsiyoruz. Arıcılık gibi doğayla doğrudan ilişkili üretim alanlarının güçlenmesini hem kırsal kalkınma hem de ekosistemin devamlılığı açısından çok değerli buluyoruz. Aşkale’de hayata geçirilen bu projeyle birlikte arıcı sayısının ve kovan popülasyonunun artırılmasını, bal üretiminde verimliliğin yükseltilmesini ve bölge ekonomisine katkı sağlanmasını hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Salihlili Üreticilere 34 Bin Sebze Fidesi Haber

Salihlili Üreticilere 34 Bin Sebze Fidesi

İl genelinde üreticilere yönelik desteklerini hız kesmeden sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma projelerine bir yenisini daha ekledi. Kadınların aile bütçesine katkı sağlaması ve yerel tohumların gelecek nesillere aktarılması amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında, Salihli’de fide dağıtımı gerçekleştirildi. Daha önce il genelinde 300 bin fideyi toprakla buluşturan Büyükşehir Belediyesi, Salihli’deki programda 12 bin domates, 12 bin biber ve 10 bin patlıcan olmak üzere toplam 34 bin adet sebze fidesini üreticilere ulaştırdı. Gökeyüp Mahallesi’nde düzenlenen fide dağıtım programına Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı. “Kırsal Kalkınma Projelerimizi Yaygınlaştırıyoruz” Programda konuşan Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Yılmaz Usta, üreticilere her zaman destek olmayı sürdüreceklerini belirterek şunları söyledi: “Kırsal kalkınmayı destekleyen projelerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Üretimin güçlenmesi, yerel tohumlarımızın korunması ve özellikle kadınlarımızın ev ekonomisine katkı sağlaması amacıyla başlattığımız bu projeyi il geneline yaygınlaştırıyoruz. Daha önce 300 bin fideyi üreticilerimizle buluşturmuştuk. Bugün de Gökeyüp Mahallesi’nden başlayarak kırsalda yaşayan vatandaşlarımıza 34 bin fide daha teslim etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.” Toprak Yapısına Uygun, Verimli Yerel Çeşitler Dağıtımı gerçekleştirilen fidelerin bölgenin iklim ve toprak yapısına uygun yerel çeşitlerden seçildiğini ifade eden Usta, “Hem üreticilerimizin ürünlerinin daha verimli olması hem de yerel tarımsal değerlerimizin gelecek nesillere aktarılmasını hedefliyoruz. Kırsaldaki üretim devamlılığı bizim için büyük önem taşıyor. Özellikle kadın emeğinin üretime katılması, aile bütçesine katkı sağlanması ve vatandaşlarımızın kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek üretimi yapabilmesi adına bu projeleri çok değerli buluyoruz” diye konuştu. “Başkanlarımız Gerekeni Yaptılar” Gökeyüp Mahalle Muhtarı Ramazan Özdemir yapılan destekten duydukları memnuniyeti dile getirerek, vatandaşların fide talebinin karşılıksız kalmadığını söyledi. Özdemir, “Manisa Büyükşehir Belediyesi köyümüzde sebze fidesi dağıtımı gerçekleştirdi. Vatandaşlarımız talepte bulunmuştu başkanlarımız da gerekeni yaptı. Çok teşekkür ederim başkanlarımızdan Allah razı olsun” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu ve Daire Başkanı Yılmaz Usta, üreticilere fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor Haber

Kütahya Blueberry Üretiminde Uluslararası Tarım Üssü Olmaya Hazırlanıyor

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO) ile Hollanda Büyükelçiliği iş birliğinde hayata geçirilen “Blueberry / Yaban Mersini Yetiştiriciliği” odaklı proje, Türkiye’de tarım alanında son dönemin en dikkat çekici uluslararası iş birliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Proje; eğitim, teknoloji transferi, yatırım, ihracat, sözleşmeli üretim ve yüksek katma değerli tarım modeliyle Kütahya’yı yeni nesil tarımın merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Kütahya’da düzenlenen “Yaban Mersini (Blueberry) Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşması”, projenin kamuoyuna açık en kapsamlı adımı oldu. Programa; Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis, Hollanda Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Yardımcısı Uğur Işın, Hollandalı sektör temsilcileri, yatırımcılar, üreticiler ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda blueberry üretiminin yalnızca alternatif bir tarım ürünü değil; yüksek gelir sağlayan, ihracat potansiyeli taşıyan ve modern teknolojiyle desteklenen stratejik bir üretim modeli olduğu vurgulandı. Yapılan değerlendirmelerde Kütahya’nın, klasik tarım anlayışından yüksek katma değerli üretime geçişte önemli bir merkez olabileceği ifade edildi. Projede öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise Hollanda’nın ileri tarım teknolojilerinin Kütahya’ya adapte edilmesi oldu. Hollandalı uzmanlar tarafından üreticilere; modern blueberry yetiştiriciliği, doğru çeşit seçimi, yüksek verim teknikleri, sulama yönetimi, iklim ve toprak optimizasyonu, kontrollü tarım uygulamaları, hasat sonrası depolama, paketleme süreçleri ve ihracata uygun kalite standartları konusunda kapsamlı eğitimler verildi. Yetkililer, projenin temel hedeflerinden birinin Hollanda’nın üretim modeli ile Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyelini bir araya getirmek olduğunu belirtti. Dünyanın en büyük ikinci tarım ihracatçısı konumundaki Hollanda’nın başarısının arkasında teknoloji, planlama, lojistik, soğuk zincir ve örgütlü üretim sistemi bulunduğuna dikkat çekildi. KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, sürecin uzun süredir planlandığını belirterek Yeni Zelanda’daki başarılı örneklerin de incelendiğini ifade etti. Gültekin, “Hollandalı yetkililer projeye ve Kütahya’nın potansiyeline oldukça olumlu yaklaştı. Bu iş birliği yalnızca üretim değil, aynı zamanda bilgi ve teknoloji paylaşımı açısından da büyük önem taşıyor” dedi. KÜTBO Onursal Başkanı Nafi Güral ise projenin yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma modeli olduğuna dikkat çekti. Güral, “Yıllardır Kütahya’nın üretim gücüne, toprağına ve insan kaynağına inanıyoruz. Blueberry yatırımıyla birlikte yalnızca yeni bir tarım ürününü değil; teknolojiyle desteklenen, ihracat odaklı ve yüksek katma değer üreten yeni bir tarım vizyonunu Kütahya’ya kazandırmayı hedefliyoruz. Hollanda ile kurulan bu iş birliği sayesinde üreticilerimizin dünya standartlarında üretim yapabilmesi ve uluslararası pazarlara erişebilmesi için önemli bir adım atıyoruz. Biz bu projeyi sadece ekonomik değil; kırsal kalkınma, istihdam ve sürdürülebilir üretim açısından da stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kütahya Valisi Musa Işın ise kentte yaklaşık 306 bin hektarlık tarım arazisi bulunduğunu belirterek, bölgenin iklim yapısının blueberry üretimi için uygun olduğunu söyledi. Yüksek katma değerli ürünlerin kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Işın, yatırım ve üretim süreçlerinde gerekli desteğin sağlanacağını ifade etti. Toplantıda yalnızca eğitim süreçleri değil, doğrudan ticari iş birlikleri de gündeme geldi. Hollandalı firmalar ile üreticiler arasında gerçekleştirilen B2B görüşmelerde; fide ve teknik ekipman tedariki, üretim altyapısı, lojistik zinciri, paketleme sistemleri ve Avrupa’ya ihracat modelleri üzerine kapsamlı temaslar gerçekleştirildi. Programın dikkat çeken başlıklarından biri de sözleşmeli üretim modeli oldu. Hollandalı firmaların üreticiye fide, teknik danışmanlık, üretim planlaması ve satın alma garantisi sunduğu sistemin Türkiye’de de uygulanabileceği belirtilirken, bu modelin üretici açısından önemli bir güven ortamı oluşturacağı ifade edildi. Uzmanlar, blueberry üretiminin saksılı sistemlerle yapılabilmesinin önemli avantajlar sunduğunu belirtti. Bu yöntem sayesinde küçük ve parçalı arazilerde dahi verimli üretim yapılabileceği, ayrıca hastalık durumunda bitkinin kolayca değiştirilebilmesinin üretici açısından önemli kolaylık sağladığı vurgulandı. Kadın kooperatiflerinin projeye dahil edilmesi konusu da toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kadınların üretim süreçlerinde daha aktif rol alması ve kırsal ekonomiye daha güçlü şekilde katılması için çalışmalar yapılacağı belirtildi. Toplantıda Türkiye’nin blueberry üretimindeki avantajlarına da dikkat çekildi. Erkenci ve geç çeşitler sayesinde üretim sezonunun uzun bir döneme yayılabildiği, Türkiye’nin iklim avantajıyla dünya pazarında güçlü bir konuma ulaşabileceği belirtildi. Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Türkiye’nin dünya blueberry pazarında ilk 10 üretici ülke arasına girebileceği ifade edildi. KÜTBO yetkilileri, Kütahya’daki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 1’lik kısmının blueberry üretimine ayrılması durumunda dahi yüz milyonlarca euroluk ekonomik hacim oluşabileceğine dikkat çekti. Modern sera yatırımları, kontrollü üretim alanları, demo bahçeler ve uygulamalı eğitim merkezleriyle Kütahya’nın Türkiye’nin önemli blueberry üretim merkezlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Toplantının sonunda taraflar, Türkiye ile Hollanda arasındaki tarımsal iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceği konusunda görüş birliğine vardı. Türkiye’nin üretim gücü ile Hollanda’nın teknoloji, know-how ve küresel pazarlama ağının birleşmesiyle güçlü bir tarım modeli oluşturulabileceği vurgulandı. Projeyle birlikte; gençlerin tarımda tutulması, modern üretim modellerinin yaygınlaştırılması, kooperatifleşmenin güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli ürünlere yönelim konusunda ortak çalışmaların devam edeceği ifade edildi. Kütahya’nın önümüzdeki dönemde yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa pazarında da adı anılan önemli bir blueberry üretim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

Türkiye'de bakılabilecek en verimli tavuk türleri: En Karlı 7 Irk ve Uzman Rehberi Haber

Türkiye'de bakılabilecek en verimli tavuk türleri: En Karlı 7 Irk ve Uzman Rehberi

Türkiye'de bakılabilecek en verimli tavuk türleri, son yıllarda hem küçük üreticiler hem de ticari çiftlik sahipleri tarafından yoğun şekilde araştırılıyor. Artan yumurta fiyatları, organik üretime olan ilgi ve kırsal kalkınma fırsatları, doğru tavuk ırkı seçimini daha önemli hale getiriyor. Türkiye’de Tavuk Yetiştiriciliği Neden Önemli? Tavuk yetiştiriciliği, düşük başlangıç maliyeti ve düzenli gelir potansiyeli sayesinde Türkiye’de en çok tercih edilen hayvancılık alanlarından biridir. Özellikle yumurta üretimi, yıl boyunca devam eden talep nedeniyle üreticilere sürdürülebilir kazanç sağlar. Kırsal bölgelerde tavuk yetiştiriciliği, aile ekonomisine katkı sunarken aynı zamanda yerel üretimi destekler. Doğru ırk seçimi yapıldığında yem maliyeti düşer, verim artar ve hastalık riski azalır. Verimli Tavuk Türü Ne Anlama Gelir? Verimli tavuk türü; yüksek yumurta üretimi, iyi et randımanı, düşük yem tüketimi ve iklim koşullarına dayanıklılık gibi özellikleri bir arada sunan tavuk ırkıdır. Yumurta Verimi İyi bir yumurtacı tavuk yılda ortalama 250 ila 320 arasında yumurta verebilir. Bu rakam bakım, beslenme ve kümes koşullarına göre değişebilir. Dayanıklılık Türkiye’nin farklı iklim bölgelerine uyum sağlayabilen tavuklar, üreticiler için daha avantajlıdır. Özellikle hastalıklara dirençli ırklar uzun vadede maliyeti azaltır. Türkiye'de Bakılabilecek En Verimli Tavuk Türleri 1. Lohman Brown Lohman Brown, Türkiye’de en çok tercih edilen yumurtacı tavuk türlerinden biridir. Yıllık yumurta verimi 300 adedin üzerine çıkabilir. Düşük yem tüketimi ve yüksek verimi sayesinde ticari üreticiler için oldukça avantajlıdır. 2. Ataks Tavuk Ataks tavuk, Türkiye şartlarına uyum sağlayabilen yerli ve dayanıklı bir ırktır. Ortalama yıllık yumurta verimi 250 adet civarındadır. Serbest gezen tavuk yetiştiriciliği için uygun seçeneklerden biridir. 3. Sussex Tavuk Sussex tavuk hem et hem yumurta verimi açısından tercih edilen çift amaçlı bir ırktır. Sakin yapısı, dayanıklılığı ve soğuk havalara uyumu ile dikkat çeker. 4. Plymouth Rock Plymouth Rock, uysal karakteri ve dengeli verimiyle bilinir. Hem yumurta hem de et üretimi için uygun olan bu tür, özellikle küçük çiftliklerde tercih edilir. 5. Leghorn Leghorn, en yüksek yumurta verimine sahip tavuk türleri arasında yer alır. Yıllık 300’den fazla yumurta verebilir. Beyaz yumurta üretimiyle öne çıkar. 6. Australorp Australorp tavukları sakin yapılı, dayanıklı ve verimli hayvanlardır. Uygun bakım koşullarında yüksek yumurta performansı gösterebilir. 7. Brahma Brahma tavukları iri yapılıdır ve daha çok et verimi için tercih edilir. Gösterişli görünümleri ve soğuğa dayanıklı yapılarıyla bilinir. Tavuk Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? İklim uyumu: Bölgenizin sıcaklık ve nem koşullarına uygun ırk seçilmelidir. Yem tüketimi: Düşük yemle yüksek verim sağlayan türler daha karlıdır. Hastalık direnci: Dayanıklı tavuklar veteriner ve ilaç maliyetlerini azaltır. Üretim amacı: Yumurta, et veya çift amaçlı üretime göre ırk seçilmelidir. Yumurta Verimini Artırmak İçin İpuçları Yumurta verimini artırmak için dengeli beslenme, temiz su, doğru ışıklandırma ve sağlıklı kümes koşulları büyük önem taşır. Tavukların günlük protein, mineral ve vitamin ihtiyacı düzenli şekilde karşılanmalıdır. Kümeslerin kuru, temiz ve havadar olması gerekir. Ayrıca tavukların stresten uzak bir ortamda yaşaması yumurta verimini olumlu etkiler. Tavuk Yetiştiriciliğinde Karlılık Tavuk yetiştiriciliğinde karlılık; yem maliyeti, yumurta satış fiyatı, bakım giderleri ve ırk seçimine bağlıdır. Lohman Brown, Leghorn ve Ataks gibi verimli türler doğru bakım yapıldığında üreticilere düzenli gelir sağlayabilir. Organik Tavuk Yetiştiriciliği Öne Çıkıyor Son yıllarda organik yumurta ve serbest gezen tavuk ürünlerine olan talep artmıştır. Bu nedenle doğal ortamda yetiştirilen tavukların yumurtaları daha yüksek fiyatla satılabilir. Detaylı tarımsal bilgiler için Tarım ve Orman Bakanlığı kaynakları takip edilebilir. Sıkça Sorulan Sorular En çok yumurta veren tavuk hangisidir? Leghorn ve Lohman Brown, en yüksek yumurta verimine sahip tavuk türleri arasında yer alır. Türkiye’de en dayanıklı tavuk türü hangisidir? Ataks tavuk, Türkiye iklimine uyumu ve dayanıklılığı sayesinde öne çıkan yerli türlerden biridir. Bir tavuk yılda kaç yumurta verir? Irka ve bakım şartlarına göre bir tavuk yılda ortalama 250 ila 320 yumurta verebilir. Tavuk yetiştiriciliği karlı mı? Doğru ırk seçimi, iyi besleme ve düzenli bakım yapıldığında tavuk yetiştiriciliği karlı olabilir. Organik tavuk yetiştiriciliği zor mu? Organik yetiştiricilik daha fazla özen ister; ancak ürünlerin satış değeri daha yüksek olabilir. Kümes nasıl olmalı? Kümes temiz, kuru, havadar ve yırtıcı hayvanlara karşı güvenli olmalıdır. Sonuç Türkiye'de bakılabilecek en verimli tavuk türleri arasında Lohman Brown, Ataks, Leghorn, Sussex, Plymouth Rock, Australorp ve Brahma öne çıkıyor. Üreticiler, yetiştiricilik amacına ve bulunduğu bölgenin iklimine göre doğru ırkı seçerek daha yüksek verim ve daha sürdürülebilir kazanç elde edebilir.

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor? Haber

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor?

Türkiye'de kırsalda üretim çoğu zaman kadın emeğiyle ayakta kalıyor, ancak karar masasında aynı ağırlık her zaman görülmüyor. Tam da bu nedenle tarım sektöründe kadın girişimciler yalnızca yeni işletmeler kuran bir profil değil, aynı zamanda üretim modeli, tedarik zinciri ve kırsal kalkınma yaklaşımını yeniden şekillendiren bir ekonomik aktör olarak öne çıkıyor. Konu sosyal etki başlığının ötesine geçmiş durumda. Bugün mesele, verimlilikten markalaşmaya, ihracattan gıda güvenliğine kadar uzanan net bir iş gündemi. Kadın girişimciliğinin tarımdaki yükselişi birkaç temel dinamikten besleniyor. Tüketici tarafında izlenebilir, yerel, sürdürülebilir ve katma değerli ürüne talep artıyor. Üretici tarafında ise küçük ölçekli işletmelerin tek başına fiyat rekabetiyle ayakta kalması zorlaşıyor. Bu sıkışmada farklılaşanlar öne çıkıyor. Kadın girişimciler de özellikle niş ürünler, doğrudan satış, kooperatifleşme, iyi tarım uygulamaları ve dijital pazarlama alanlarında dikkat çekici bir alan açıyor. Tarım sektöründe kadın girişimciler neden stratejik bir başlık? Bu sorunun yanıtı yalnızca temsilde eşitlik değil. Tarım, Türkiye için gıda arzı, istihdam, ihracat ve bölgesel kalkınma açısından stratejik bir sektör. Kadınların üretimde görünür olduğu ancak mülkiyet, finansman ve yönetim tarafında daha sınırlı yer aldığı bir yapıda, girişimcilik kapasitesinin tam kullanılamaması doğrudan ekonomik kayıp anlamına geliyor. Kadın girişimciler sahada çoğu zaman farklı bir iş modeli kuruyor. Sadece ham ürün satmak yerine işlenmiş ürün, coğrafi işaret potansiyeli, yerel marka, e-ticaret ve deneyim odaklı tarım turizmi gibi alanlara yöneliyorlar. Bu yaklaşım, tarımsal gelirin birim başına artmasını sağlayabiliyor. Özellikle zeytinyağı, tıbbi aromatik bitkiler, süt ürünleri, kurutulmuş gıda, fide üretimi, organik pazarlar ve yerel tohum girişimleri bu dönüşümün görüldüğü alanlar arasında. Burada kritik nokta şu: Tarımda kadın girişimciliği sadece sosyal sorumluluk projesi gibi ele alındığında etkisi sınırlı kalıyor. Oysa kurumsal alıcılar, perakende zincirleri, finans kuruluşları ve kamu politikaları bu başlığı bir verimlilik ve tedarik güvenliği meselesi olarak okuduğunda tablo değişiyor. Sahadaki dönüşüm: Üreticiden marka sahibine Klasik tarım yapısında kadın emeği çoğu zaman görünmeyen iş gücü olarak tanımlanır. Hasattan paketlemeye kadar pek çok aşamada aktif rol alınır, ancak işletmenin hukuki sahibi ya da ticari karar vericisi çoğu zaman başka biridir. Son yıllarda bu denklem kademeli olarak değişiyor. Yeni kuşak kadın girişimciler iki farklı kanaldan geliyor. Birinci grup, kırsalda üretimin içinden gelen ve mevcut aile işletmesini profesyonelleştiren girişimciler. İkinci grup ise şehirde eğitim ve kariyer geçmişi olan, sonrasında tarım teknolojisi, iyi tarım, dikey üretim, agro-gıda markası ya da kırsal yatırım alanına yönelen kurucular. İki profilin ortak noktası, tarımı yalnızca ekim-dikim faaliyeti olarak değil, veri, marka, lojistik ve müşteri deneyimiyle birlikte ele almaları. Bu yaklaşımın sahadaki yansıması oldukça somut. Ürünün paketlenmesi, depolanması, hikayeleştirilmesi, sosyal medya üzerinden pazarlanması ve doğrudan tüketiciye satılması artık girişimin toplam değerini belirliyor. Kadın girişimciler bu zincirde özellikle müşteri odaklılık ve ürün farklılaştırma alanlarında güçlü sonuçlar üretebiliyor. Ancak her örneği romantize etmek doğru olmaz. Başarı hikayeleri kadar, ölçeklenemeyen ve finansman duvarına çarpan çok sayıda girişim de bulunuyor. Hangi alanlarda daha hızlı büyüme görülüyor? Katma değerli gıda üretimi öne çıkıyor. Reçel, sirke, peynir, erişte, kurutulmuş meyve-sebze gibi geleneksel ürünlerin modern ambalaj, standart kalite ve düzenli dağıtım ile birleştiği modeller daha hızlı ticarileşiyor. Bunun yanında seracılık, fidecilik, mantar üretimi, arıcılık ve aromatik bitki yetiştiriciliği de düşükten orta ölçeğe geçişte daha erişilebilir alanlar sunuyor. Teknoloji tabanlı girişimler de dikkat çekiyor. Akıllı sulama, sensör destekli izleme, tarımsal veri analizi, dijital pazar yerleri ve üretici ağlarını bir araya getiren platformlar, tarım sektöründe geleneksel profilin dışına çıkan kadın kurucular için yeni fırsatlar yaratıyor. Bu segment henüz sınırlı ama büyüme potansiyeli yüksek. En kritik eşik: Finansmana erişim Tarımda girişimcilik konuşulurken en fazla atlanan başlık sermaye yapısı oluyor. Araziye erişim, ekipman yatırımı, sulama altyapısı, soğuk zincir, sertifikasyon ve işletme sermayesi bir araya geldiğinde maliyet tablosu hızla büyüyor. Kadın girişimciler için bu tablo daha da zorlaşabiliyor; çünkü teminat yapısı, mülkiyet ilişkileri ve kredi geçmişi gibi faktörler çoğu zaman eşit başlamıyor. Hibe ve teşvik programları önemli, fakat tek başına yeterli değil. Sorun yalnızca kaynağa ulaşmak değil, kaynağın zamanlaması ve kullanım esnekliği. Tarım sezonu beklemiyor. Geç gelen destek, kaçırılmış üretim döngüsü anlamına gelebiliyor. Ayrıca birçok girişimci için küçük tutarlı ama hızlı finansman, büyük ama bürokratik destekten daha işlevsel olabiliyor. Bu nedenle bankalar, kalkınma ajansları, kooperatifler ve alım garantisi sunan özel sektör yapıları arasındaki koordinasyon belirleyici hale geliyor. Riskin tek bir kurum üzerinde kalmadığı hibrit modeller, kadın girişimcilerin işini kolaylaştırabilir. Burada performans ölçütünün yalnızca kredi adedi değil, işletmenin üçüncü yıl sonunda ayakta kalma oranı olması daha gerçekçi bir yaklaşım olur. Kooperatifler ve ortak hareket kapasitesi Tarım sektöründe kadın girişimciler için kooperatifleşme hâlâ en güçlü araçlardan biri. Özellikle küçük ölçekli üretimde tek başına pazara çıkmak, standart kaliteyi korumak ve düzenli alıcı bulmak zor. Kooperatif modeli bu zorluğu azaltabiliyor. Fakat kooperatif denince yalnızca geleneksel dayanışma yapısını anlamak eksik olur. Bugünün başarılı örnekleri, profesyonel yönetim, ortak marka, dijital satış ve kalite kontrol mekanizması kurabilen yapılar. Kooperatiflerin en büyük avantajı ölçek yaratması. En büyük riski ise yönetişim zafiyeti. Şeffaf olmayan karar süreçleri, gelir paylaşımında güven sorunu ve profesyonel kadro eksikliği, iyi niyetli yapıları kısa sürede zayıflatabiliyor. Bu yüzden kadın kooperatiflerinin sürdürülebilirliği, sadece kuruluş sayısıyla değil, ticari performansıyla ölçülmeli. Teknoloji kullanımı fark yaratıyor Tarım artık sahada başlayan ve ekranda yönetilen bir sektör haline geliyor. Hava durumu verisi, sulama planlaması, hastalık takibi, stok yönetimi ve sipariş akışı dijital araçlarla daha etkin yönetilebiliyor. Kadın girişimcilerin bu araçlara erişimi arttıkça rekabet gücü de yükseliyor. Ancak burada da bir eşitsizlik katmanı var. Cihaz, bağlantı, eğitim ve teknik destek eksikliği teknoloji yatırımlarını sınırlayabiliyor. Dijitalleşme sadece uygulama indirmekten ibaret değil. Veriyi yorumlamak, maliyeti hesaplamak ve üretim kararına dönüştürmek gerekiyor. Tarım danışmanlığı hizmetleri ile saha eğitiminin birlikte sunulması bu nedenle kritik. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayınların görünürlük sağladığı örnekler de burada önem kazanıyor. Çünkü iyi uygulamaların yayılması, sadece ilham üretmiyor; yatırımcı, alıcı ve kurumlar için de referans oluşturuyor. Politika seti nasıl olmalı? Bu alanda etkili sonuç almak için tek bir müdahale yeterli değil. Mülkiyet hakkından eğitime, pazara erişimden sigortaya kadar birbirini tamamlayan bir çerçeve gerekiyor. Özellikle arazi kullanım hakkı, kadınların işletme sahibi olarak kayıt altına alınması ve üretici kimliğinin resmi sistemlerde görünür hale gelmesi temel öncelikler arasında. Bunun yanında eğitim programlarının teorik değil, iş geliştirme odaklı tasarlanması gerekiyor. Bir girişimci için üretim tek başına başarı ölçütü değil. Satış kanalı, fiyatlama, mevzuat, ambalaj standardı ve nakit akışı yönetimi en az üretim kadar belirleyici. Kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve özel sektör bu noktada daha bütünlüklü bir ekosistem kurabilir. Tarım sektöründe kadın girişimciler için hangi yaklaşım daha gerçekçi? En gerçekçi yaklaşım, herkesi aynı modele zorlamamak. Her bölgenin ürünü, iklimi, lojistiği ve pazar erişimi farklı. Bazı girişimler yerel pazarda güçlü olurken bazıları e-ihracat için uygun olabilir. Bazıları kooperatif yapısıyla büyürken bazıları butik marka olarak kalmayı tercih edebilir. Başarıyı sadece ölçekle tanımlamak bu nedenle yanıltıcıdır. Asıl ihtiyaç, girişimcinin hangi aşamada olduğunu doğru tespit etmek. Fikir aşamasındaki üreticiye verilen destek ile pazara girmiş ama kapasite artıramayan işletmenin ihtiyacı aynı değil. Politika ve finansman araçları bu ayrımı yapabildiği ölçüde etkili olur. Tarımda kadın girişimciliği artık iyi niyetli bir yan başlık değil, Türkiye'nin üretim kapasitesini ve gıda ekonomisini doğrudan ilgilendiren bir ana gündem. Karar vericiler için mesele temsil oranı kadar, tedarik zincirinin dayanıklılığı ve kırsal alanın ekonomik canlılığı. Sahadaki kadın girişimciler destek mekanizmalarına eriştikçe yalnızca kendi işletmelerini büyütmüyor; yerel istihdamı, ürün çeşitliliğini ve bölgesel değeri de büyütüyor. Bundan sonrası için asıl soru, bu potansiyelin farkında olup olmadığımız değil; onu ne kadar hızlı ve akıllı biçimde ölçekleyebildiğimiz.

Gaziantep Büyükşehir’nden 1000 Tonu Aşan Yem Desteği Haber

Gaziantep Büyükşehir’nden 1000 Tonu Aşan Yem Desteği

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden etkilenen Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde hayvansal üretimin yeniden güçlendirilmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından yem dağıtım töreni düzenlendi. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi Nurdağı Şubesi bahçesinde yapılan tören kapsamında, iki ilçede faaliyet gösteren toplam bin 806 üreticiye 1 milyon 26 bin 500 kilogram yem desteği verildi. Hayvancılık sektörünün güçlendirilmesi, üreticilerin desteklenmesi ve sürdürülebilir tarımsal üretimin devamlılığının sağlanması amacıyla destek programlarını kararlılıkla sürdüren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmaya yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. HAYVANLARIN SAĞLIKLI GELİŞİMİ HEDEFLENİYOR Sağlanan destekle hayvanların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, hastalıklara karşı dirençlerinin artırılması, doğum sonrası kuru madde tüketiminin desteklenmesi, sağmal hayvanlarda süt veriminin artırılması ve verim süresinin uzatılması hedefleniyor. Aynı zamanda yavru hayvanların sağlıklı gelişimine katkı sağlanması amaçlanıyor. Uygulanan destek modelinde yem desteği, yüzde 50 hibe ve yüzde 50 üretici katkı payı esasına göre gerçekleştirilecek. Hibe tutarları, üreticilerin Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan “Çiftçi Kartları”na tanımlanacak. ŞAHİN: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLARAK BÜTÜN CANLARI BİR EMANET OLARAK GÖRÜYORUZ Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, törende yaptığı konuşmada kurum olarak tarıma desteğin sürdüğünü aktararak şunları söyledi: “İslahiye ve Nurdağı 25 yıldan beri dağ gibi arkamızda durdu. Ben 6 Şubat akşamını hatırlıyorum. Hayatımın en zor gecesinden bir tanesiydi. O gece yaşananları hep birlikte yaşadık. O gün gördüklerimi hiç unutmuyorum. Biz deprem değil gerçekten küçük kıyameti yaşadık. Ama el ele, omuz omuza verdik, bir olduk, diri olduk. Biz büyük milletiz. Büyükşehir Belediyesi olarak biz bütün canları bir emanet olarak görüyoruz. Bakın çok zor bir döneme şahitlik ediyoruz. Toprak meselesi, çiftçi meselesi İHA ve SİHA kadar önemli. Kendi kendimize yetmemiz lazım. O yüzden her bir çiftçimizin bir karış toprağını boşa bırakacak durumda değiliz. En önemli şey çiftçinin finansa ulaşması. Finansa ulaşmanız için çok önemli destekler verildi.” BU TOPRAKLARIN ÇOCUKLARI, İŞÇİSİ, ÇİFTÇİSİ, ESNAFI, SANAYİCİSİ ÇOK ÇALIŞMAK ZORUNDA Başkan Fatma Şahin konuşmasının devamında 2014 yılından itibaren hayvansal üretim için ihtiyaçlar doğrultusunda destek verildiğini aktararak sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz kendi şehrimizden sorumluyuz. iki buçuk milyonsak iki buçuk milyonun gıda ihtiyacını karşılayacak şekilde kendi kendimize yetmemiz lazım. Eğer kırsal rahat değilse, çiftçi mutlu değilse bu şehre yansıyor. Bu bir döngüsel sistem. O döngüsel sistemin, o çarkın en önemli anahtarı da sizsiniz. Bu toprakların çocukları, işçisi, çiftçisi, esnafı, sanayicisi çok çalışmak zorunda. Bizim elimizde ne varsa onu vermeye çalışıyoruz. Bu yıl biz Nurdağı ve İslahiye’nin depremden sonra oluşan bütün sorunlarından arınmış, daha dirençli, daha huzurlu, daha mutlu bir Nurdağı ve İslahiye’yi kavuşturmak dileğindeyiz.” Programda ayrıca İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu desteğin önemine dikkat çekerek Başkan Fatma Şahin’in konu hakkında duyarlılığı için teşekkür etti. Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, İl Tarım ve Orman Müdürlü İbrahim Sağlam, Nurdağı Ziraat Odası Başkanı Kemal Belpınar ve Gaziantep Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman da dağıtım töreninde destekler hakkında görüşlerini aktardı. Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin ise 2014 yılından bugüne kadar hayvancılık için veriler destekleri anlattı. Çiftçi Ramazan Kaçıkçı tüm üreticiler adına konuşma yaparak Başkan Fatma Şahin ve ekibine teşekkür etti. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 2014–2025 yılları arasında toplam 19 bin 510 üreticiye 10 milyon 226 bin 150 kilogram yem desteği sağlayarak tarımsal üretime ve hayvancılığa güçlü bir katkı sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep Büyükşehir ile Meralarda Hayvanlar Temiz Suya Kavuşuyor Haber

Gaziantep Büyükşehir ile Meralarda Hayvanlar Temiz Suya Kavuşuyor

Tarım ve hayvancılığa verdiği destekleri kararlılıkla sürdüren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, üreticiyi merkeze alan projelerini bir bir hayata geçiriyor. Meralarda üreticilerin suya erişimini kolaylaştırmak, hayvan sağlığı ve refahını artırmak amacıyla hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. Uygulama kapsamında, yaz aylarında hayvanların sulama ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, kurulacak gölgelik alanlarla sıcaklık stresine bağlı et ve süt verimi kayıplarının azaltılması hedefleniyor. Sağlanan destekle birlikte hem hayvan refahının artırılması hem de üreticilerin verimliliği ve gelir düzeyinin yükseltilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Nurdağı ilçesi İncirli Mahallesi’nde üreticilerle bir araya gelinerek, 150 metrekare büyüklüğünde metal gölgelik ile uzunluğu 240 santimetre, üst genişliği 46 santimetre, taban genişliği 32 santimetre ve derinliği 27 santimetre olan, galvanizli sacdan imal edilmiş seyyar sıvatlar dağıtıldı. Proje ile toplamda 210 adet seyyar metal sıvatın üreticilere ulaştırılması planlanıyor. ŞAHİN: HEP BİRLİKTE BUNU BAŞARACAĞIZ Dağıtım töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, deprem sonrası ağır hasar gören Nurdağı’na yapılan destekleri anlatarak şunları söyledi: “Bu hayvanların canı bize emanet. Bakın suya kavuştu. Bizim bu hayvancılık üzerindeki kaybı çok hızlı telafi etmemiz lazım. Tam tersi arttırmamız lazım. Azaltamayız. Siz benim hocamsınız. Ben lojistikçiyim, uygulamacıyım. Hızlı bir şekilde kendimizi toparlayalım ve hızlı bir şekilde çözelim. Bilimsel yaklaş, aklını kullan. Çok hızlı bir şekilde bizim bu ovayı, yeşil ovayı ekonomiye, aile ekonomisine çevirmemiz gerekiyor. Başını yastığa koyduğu zaman hiçbir tereddüt olmamalı. Aile ekonomisi güçlenmeli. Hep birlikte bunu başaracağız. Durmak yok, çalışmaya devam, durmak yok, yola devam diyorum.” ERCİYAS: DEPREM AFETİ SONRASI HER SEKTÖRDE İLÇEMİZ KALKINIYOR Nurdağı Kaymakamı Nurullah Cemil Erciyas ise konuşmasında asrın felaketi olarak nitelendirilen şiddetli depremler sonrası asrın birlikteliği sınavını en iyi Gaziantep’in verdiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Sayın valimizin, Sayın başkanımızın önderliğinde Gaziantep Modeli ile herkes Gaziantepli hemşerilerimizin menfaati için canla başla çalışıyor. Biz de bu ekibin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Deprem afeti sonrası her sektörde ilçemiz kalkınıyor. Eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, bütün sektörlerde hem altyapıda hem üst yapıda çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Bizler de burada karınca misali bütün bu çalışmalara katkı sunmaya devam edeceğiz.” Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin ilçede tarımla ilgili yaptığı çalışmalara değindi. Programda ayrıca İl Tarım ve Orman Müdürlü İbrahim Sağlam, AK Parti Nurdağı İlçe Başkanı Mustafa Yiğit, Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, Nurdağı Ziraat Odası Başkanı Kemal Belpınar, Gaziantep Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman ve Nurdağı İncirli Mahallesi Muhtarı Ömer Dev projenin önemine dikkat çekerek teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin ise 2014 yılından bugüne kadar kurumun verdiği destekleri anlattı.

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı Haber

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Şadi Başkan Mahallende Söz Sende” buluşmalarını sürdürüyor. Başkan Şadi Özdemir’in son durağı, tarımsal potansiyeli ve sanayi bölgelerine yakınlığı ile bilinen Hasanağa Mahallesi oldu. Program öncesinde Başkan Şadi Özdemir, Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu ve Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun ile de görüştü. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ve çok sayıda mahalle sakininin katılımıyla gerçekleşen buluşmada Hasanağa’nın altyapı, ulaşım ve imar sorunları masaya yatırıldı. Başkan Şadi Özdemir, mahalle sakinlerine tarım alanlarının korunması ve kırsal kalkınma vurgusu yaptı. “TOPRAKLARINIZI SATMAYIN, GELECEĞİ YOK ETMEYİN” Hasanağa’nın Bursa’nın en kıymetli ve hızlı gelişen bölgelerinden biri olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, bölgedeki tarım arazileri üzerindeki imar ve satış baskısına dikkat çekti. Arazilerin elden çıkarılmasının gelecek kuşakları zor durumda bırakacağını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Ekonomik koşulların zorluğunu biliyoruz. Topraklarınızı satarsanız, 3-4 kuşak sonra çocuklarınız başkalarına hizmet eder hale gelir. Bu topraklar sizi ve bizleri yüzyıllardır besliyor. Hasanağa enginarı gibi tescilli, marka bir ürününüz var. Dünyada gıda krizinin konuşulduğu bir dönemde bu topraklara sahip çıkmak zorundayız” dedi. “SİZ ÜRETİN, PAZARLAMASINI BİZE BIRAKIN” Üreticinin kazanması ve tarımın sürdürülebilir olması için en doğru modelin kooperatifleşme olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi olarak bu sürece tam destek vereceklerini açıkladı. Çiftçiye “Birlikte hareket edin” çağrısında bulunan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Kooperatifleşin diyoruz. Siz ürettiğinizi kooperatife verin, biz satışını üstlenelim. Ne üretirseniz alalım; İstanbul ve Eskişehir gibi büyükşehir belediyeleriyle kurduğumuz ağ üzerinden pazarlayalım. Üretici, ‘Malım elimde kalır mı?’ endişesi taşımasın.” “GENÇLERİ KÖYE GERİ DÖNDÜRMELİYİZ” Konuşmasında tersine göç konusuna da değinen Başkan Şadi Özdemir, gençlerin tarımdan uzaklaşarak kent merkezlerinde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldığını hatırlattı. Tarımın yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini belirten Başkan Özdemir, “Gençlerimiz şehirde asgari ücretle, sigortalı bir iş umuduyla çalışıyor. Ancak buradaki potansiyel doğru değerlendirilirse, toprağından elde edeceği gelir çok daha yüksek olabilir. Sigorta ve gelecek kaygısını kooperatif çatısı altında çözebiliriz. Gençlere, kendi topraklarında kazanabilecekleri bir model sunarsak onları köye, üretime geri döndürebiliriz” diye konuştu. HASANAĞA’YA YENİ YATIRIM MÜJDESİ Toplantıda Nilüfer Belediyesi’nin Hasanağa Mahallesi’nde sürdürdüğü yatırımlar hakkında bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, önümüzdeki dönemde kapalı pazar alanı, meydan düzenlemesi, düğün salonu ve sosyal tesis alanını da hayata geçirmek istediklerini söyledi. Başkan Şadi Özdemir buluşmada, mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinleyerek, çözüm önerileri hakkında fikir alışverişinde bulundu. Advertorial

Başkan Şadi Özdemir’den 2026 Vizyonu Haber

Başkan Şadi Özdemir’den 2026 Vizyonu

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkanlık Makamı’nda yardımcılarıyla 2025 yılının son toplantısında bir araya geldi. Başkan Şadi Özdemir, toplantıda yeni yıla dair stratejik hedeflerini paylaştı. Nilüfer’in Türkiye genelindeki sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 8’inci sıradan 5’inci sıraya yükseldiği hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, önümüzdeki yıl için hedeflerinin ilk 3’e girmek olduğunu belirtti. Yönetim anlayışının temelini “Ortak Akıl” prensibinin oluşturduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kent konseyleri, akademik odalar ve mahalle komiteleriyle iş birliği içinde oldukların vurguladı. Kurumun yönetilebilirliğini artırdıklarını da söyleyen Başkan Şadi Özdemir, 2026 yılının Nilüfer için 2025’ten çok daha iyi olacağını kaydetti. Geçtiğimiz yıl sosyal projelere hız verdiklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, çok sayıda yatırımın hizmete girdiğini dile getirdi. Eğitim ve kreşlerle ile ilgili yatırımlarını sürdürdüklerini söyleyen Başkan Şadi Özdemir, “İhsaniye ve Minareliçavuş’taki açılışların ardından kreş ve gündüz bakımevleri sayımız 4’e yükseldi. Toplamda da 428 çocuğumuz burada eğitim alıyor. Çalı Mahallesi için de yeni bir kreş protokolü yaptık. Ayrıca yakında bir kız yurdunun da temelini de atacağız” diye konuştu. Yeşil alanlara önem verdiklerinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, sosyalleşme ve vatandaşlar için nefes alma alanı olarak gördükleri, park ve yeşil alanı çoğaltacaklarını kaydetti. 2025 yılında şehre 7 yeni park kazandırdıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, böylece toplam park sayısını 426’ya yükselttiklerini söyledi. Özellikle kırsal mahallelerdeki yaşlıların torunlarıyla vakit geçirebilmesi ve gençlerin iletişimlerini kesintisiz sürdürebilmeleri için 40 ayrı noktada internet altyapısının tamamlandığını belirten Başkan Şadi Özdemir, bu çalışmaların 2026 yılında da devam edeceğini vurguladı. KIRSAL KALKINMA VE TURİZM HAMLESİ Tarım arazilerini korumak ve gençleri tarıma yönlendirmek adına kooperatifleşmeye önem verdiklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, bu konuda rol model olmak için Kadriye Mahallesi’nde ahududu üretimi yaptıklarını anımsattı. Turizmde Gölyazı, Akçalar ve Ayvaköy hattını kapsayan bir turizm platformu üzerinde çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, bölgede pansiyonculuğu, doğa yürüyüşlerini ve mağara turizmini geliştirerek ziyaretçilerin bölgede daha uzun süre kalmasını sağlamayı planladıklarını açıkladı. DEZAVANTAJLI GRUPLAR VE SPOR BAŞARILARI Nilüfer’in dezavantajlı gruplara yönelik desteklerinde “Türkiye’de tek” olan uygulamalara sahip olduğunun altını çizen Başkan Şadi Özdemir, 2 bin 500 haneye destek verdiklerini söyledi. Koçluk programı sayesinde özel gereksinimli bireyler için istihdam imkanı sağladıklarını da belirten Başkan Şadi Özdemir, istihdam edilmeleriyle bireye, anneye ve aile bütçesi katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadıklarını aktardı. Spor alanında ise hentbol takımının Bursa'ya getirdiği Süper Kupa ve kadın voleybol takımının başarılarıyla Nilüfer’in adını Avrupa’da da duyurduklarını söyleyen Başkan Şadi Özdemir, ortaya koydukları Spor Manifestosu ile bir vizyon çizdiklerini hatırlattı. 2026 HEDEFİ Yeni yılda da çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer Belediyesi, 2025 yılını sosyal projelerle dolu geçirirken, 2026 yılına daha katılımcı, dijitalleşmiş ve tarımsal kalkınmasını tamamlamış bir kent olma hedefiyle giriyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.