Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kişisel Gelişim

Kapsül Haber Ajansı - Kişisel Gelişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kişisel Gelişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV) 27 Yaşında Haber

Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV) 27 Yaşında

Fırsat eşitliğini odağına alan çalışmalarıyla bireylerin gelişimini destekleyen vakıf, her geçen yıl etki alanını genişletiyor. Ulusal ve uluslararası programlarıyla TİKAV, toplumsal faydayı sürdürülebilir bir modele dönüştürerek geleceğe yatırım yapıyor. Akfen Holding’in kurucusu olduğu ve sosyal sorumluluk projeleriyle toplumun farklı kesimlerine destek olmayı amaçlayan Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), kuruluşunun 27. yılında geride bıraktığı kapsamlı projeler ve yarattığı toplumsal etkisini sürdürülebilir projeleriyle gerçekleştirmeye devam ediyor. 1999 yılından bu yana “insana yatırım” yaklaşımıyla hareket eden TİKAV; eğitim, kişisel gelişim, toplumsal farkındalık ve fırsat eşitliği odağında geliştirdiği projelerle Türkiye’nin farklı bölgelerinde sürdürülebilir sosyal fayda yaratmayı sürdürüyor. GENÇLERİN HAYATINA DOKUNAN BİR MODEL: BİREYSEL GELİŞİM PROGRAMI (BGP) TİKAV’ın en köklü projelerinden biri olan Bireysel Gelişim Programı (BGP), özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde eğitim gören üniversite öğrencilerine fırsat eşitliği sunmayı hedefliyor. Program kapsamında gençler; kişisel gelişimden yabancı dile, gönüllülükten kültür-sanata uzanan çok boyutlu bir gelişim sürecinden geçerek iş ve sosyal hayata hazırlanıyor. Üniversite hayatlarının ilk yılından itibaren programa dahil olan bursiyerler; dört yıl boyunca eğitimler, seminerler, gönüllülük faaliyetleri, kültür-sanat programları ve mentorluk süreçleriyle desteklenerek yalnızca akademik değil, sosyal ve profesyonel anlamda da donanımlı bireyler olarak yetişiyor. Programın en önemli bileşenlerinden biri olan gönüllülük yaklaşımı, bursiyerlerin topluma katkı sağlayan bireyler olarak yetişmesini destekliyor. Bu kapsamda TİKAV bursiyerleri ve Akfen Gönüllüleri, her yıl İstanbul Maratonu’nda bir araya gelerek sosyal fayda odaklı projelere destek veriyor. Akfen Gönüllüleri, TİKAV’ın Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan ve eğitim ile kişisel gelişim olanaklarına erişimde zorluk yaşayan 64 bursiyere destek sağlamak amacıyla hayata geçirdiği “Geleceğin Liderleri” kampanyası için maratonda koşarak bağış topladı. Bu kapsamda elde edilen kaynaklarla bursiyerlere çeşitli eğitim programları için fon sağlanırken, teknolojik destek sunuluyor; gençlerin yurt içi ve yurt dışındaki kültür-sanat faaliyetlerine katılımları destekleniyor ve maddi burs imkânı sunuluyor. Bu yönüyle Bireysel Gelişim Programı, yalnızca bireylerin gelişimini destekleyen bir eğitim modeli olmanın ötesine geçerek; dayanışma kültürünü büyüten ve sürdürülebilir toplumsal fayda yaratan bir etki alanı oluşturuyor. Bugüne kadar toplam 411 gencin katıldığı Bireysel Gelişim Programı, gençlerin eğitim, kişisel gelişim ve sosyal hayata katılım süreçlerinde uzun soluklu bir destek modeli olarak büyümeye devam ediyor. TOPLUMUN FARKLI KESİMLERİNE ULAŞAN ULUSAL PROJELER TİKAV, yıllar içinde hayata geçirdiği ulusal projelerle toplumun farklı kesimlerine dokunan geniş bir etki alanı oluşturdu. Kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmalar, aile içi iletişimi güçlendirmeye yönelik programlar, engelli bireylerin ailelerine yönelik farkındalık projeleri ve eğitim ortamlarını iyileştirmeye yönelik okul yenileme çalışmaları bu kapsamda öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Gerçekleştirilen projelerle farklı yaş gruplarından ve sosyal kesimlerden binlerce kişiye doğrudan ulaşılırken, bu çalışmaların etkisi aileler ve yerel topluluklar aracılığıyla daha geniş bir alana yayılıyor. TİKAV’ın bugüne kadar hayata geçirdiği ulusal projeler aracılığıyla toplamda 12 binden fazla kadın ve ailelerine doğrudan ulaşıldı. AKFEN YENİLENEBİLİR ENERJİ İŞ BİRLİĞİYLE KIRSALDA GÜÇLÜ ETKİ Akfen Yenilenebilir Enerji’nin finansörlüğünde ve TİKAV koordinasyonunda hayata geçirilen ulusal projeler, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar ve aileler üzerinde uzun soluklu ve ölçülebilir bir etki yaratıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde, farklı yıllarda hayata geçirilen bu projelerle, toplumsal farkındalık ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik önemli adımlar atıldı. 2025 yılında yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi kapsamında 28 farklı lokasyonda gerçekleştirilen çalışmalarla afet bilinci oluşturulması hedeflenirken yaklaşık 3.000 kişiye ulaşıldı. Bir önceki yıl hayata geçirilen “Dijitaldeki Ayak İzimiz” projesi ile 27 farklı bölgede kadınlara dijital güvenlik ve bilinçli internet kullanımı konusunda eğitimler verilerek yaklaşık 2.500 kişiye erişim sağlandı. Enerji ve su tasarrufu bilinci oluşturmayı amaçlayan “Tasarruf Evimizde, Gelecek Elimizde” projesi kapsamında yine Türkiye genelinde 27 lokasyonda yürütülen çalışmalarla 2.500 kişiye ulaşılırken; “Hijyen Sağlıktır” projesi ile 26 farklı bölgede yaklaşık 1.900 kişiye hijyen ve sağlıklı yaşam konularında eğitim verildi. Kadın sağlığı ve temel sağlık farkındalığını artırmayı hedefleyen “Önce Sağlık” projesi kapsamında 17 farklı lokasyonda 1.500 kişiye ulaşılırken; erken çocukluk gelişimine odaklanan “Evde Okullu Olduk” projesi ile 0–6 yaş arası çocuk sahibi annelere yönelik çalışmalarla 800 katılımcıya destek sağlandı. Bu projeler aracılığıyla yalnızca bireylerin değil, ailelerin ve dolaylı olarak toplumun genelinde bilinç düzeyinin artırılması hedeflenirken; sürdürülebilir sosyal fayda yaklaşımı her geçen yıl daha geniş kitlelere ulaşıyor. EĞİTİM VE DAYANIŞMA ODAKLI BURS PROGRAMLARI TİKAV, burs programları aracılığıyla gençlerin eğitim yolculuklarını desteklemeye devam ediyor. Farklı iş birlikleriyle hayata geçirilen burs programları sayesinde, ekonomik zorluklara rağmen eğitimine devam eden gençlere uzun vadeli destek sağlanıyor. Özellikle deprem sonrası hayata geçirilen “El Ele Birlikteyiz” burs programı kapsamında depremzede 3.000 üniversite öğrencisine eğitim hayatları boyunca destek sağlanırken, farklı burs programlarıyla da yüzlerce öğrencinin gelişimine katkıda bulunuluyor. ULUSLARARASI ÖLÇEKTE BİR GELİŞİM MODELİ: ULUSLARARASI GENÇLİK ÖDÜLÜ PROGRAMI TİKAV’ın Türkiye temsilciliğini yürüttüğü Uluslararası Gençlik Ödülü Programı, gençlerin bireysel ve sosyal gelişimini destekleyen, dünya çapında kabul görmüş en kapsamlı gençlik gelişim modellerinden biri olarak öne çıkıyor. 1956 yılında Birleşik Krallık’ta başlatılan ve bugün 130’dan fazla ülkede 13 milyondan fazla gence ulaşan program, Türkiye’de TİKAV koordinasyonunda uygulanıyor. Program kapsamında bugüne kadar Türkiye’de 21 bini aşkın gence doğrudan ulaşılırken, 10 binin üzerinde mezun verildi. Gençlerin Gönüllü Hizmet, Beceri Geliştirme, Fiziksel Gelişim ve Macera ve Keşif Yolculuğu gibi alanlarda kendilerini geliştirmelerine imkân tanıyan program; yalnızca bir sertifika sürecinden öte, gençleri hayata hazırlayan bütüncül bir gelişim deneyimi sunuyor. Türkiye genelinde 163 aktif Ödül Merkezi, yaklaşık bin gönüllü Ödül Lideri ve Supervisor ve binlerce aktif katılımcı ile sürdürülen Ödül Programı, her yıl daha fazla gence ulaşarak büyümeye devam ediyor. Son dönemde gerçekleştirilen ulusal ödül törenlerinde ise yüzlerce genç bu yolculuğu başarıyla tamamlayarak ödüllerine kavuştu. 26. Ulusal Gümüş Ödül Töreni ile 7. Bağımsız Katılımcılar Bronz ve Gümüş Ödül Törenleri kapsamında 250’den fazla genç Ödül alırken, 19. Altın Ödül Töreni’nde ise 59 genç Altın Ödül’e layık görüldü. HÜLYA KIRÇUVAL: “FIRSAT EŞİTLİĞİYLE ŞEKİLLENEN 27 YILLIK YOLCULUK” TİKAV Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kırçuval, vakfın 27 yıllık yolculuğuna ilişkin şunları söyledi: “27 yıl boyunca hayata geçirdiğimiz her projede odağımıza insanı ve fırsat eşitliğini aldık. Çünkü biliyoruz ki bir bireyin hayatına dokunmak, aslında bir toplumun geleceğine dokunmaktır. Bu anlayışla, eğitimden sağlığa, gençlerden kadınlara uzanan geniş bir alanda geliştirdiğimiz projelerle toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı ve kalıcı bir etki yaratmayı hedefledik.” TİKAV olarak yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren değil, aynı zamanda geleceği şekillendiren sürdürülebilir çözümler üretmeye odaklandıklarına değinen Kırçuval, “Bireylerin potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri ve topluma katkı sağlayabilecekleri bir zemin oluşturmak, bizim için en önemli önceliklerden biri. Bugün geldiğimiz noktada, farklı bölgelerde, farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirdiğimiz çalışmalarla binlerce insanın hayatına doğrudan ya da dolaylı olarak dokunmanın gururunu yaşıyoruz. Özellikle gençlerin eğitimine, kadınların güçlenmesine ve toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlayan projelerimizin yarattığı etkiyi görmek, bu yolculuğun en değerli çıktılarından biri.” ifadelerine yer verdi. Kırçuval, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla; gençlerin, kadınların ve fırsat eşitliğine ihtiyaç duyan bireylerin yanında olmaya, onların potansiyellerini ortaya çıkaracak fırsatları sunmaya ve toplumsal faydayı büyütmeye devam edeceklerini belirterek sürdürülebilir bir geleceğin ancak güçlü bireyler ve bilinçli toplumlarla mümkün olduğuna inandıklarını söyledi. 27 YILDIR DEĞİŞMEYEN HEDEF: TOPLUMSAL FAYDA TİKAV, 27 yıldır eğitim, sağlık ve sosyal gelişim alanlarında hayata geçirdiği projelerle toplumun farklı kesimlerine ulaşarak sürdürülebilir sosyal fayda üretmeye devam ediyor. Toplumsal ve evrensel değerlere saygılı, çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk bilinci yüksek bireylerin yetişmesine katkı sağlamayı temel hedef olarak benimseyen vakıf, önümüzdeki dönemde de bu vizyon doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Gençlik Akademisi  5 Yılda Yaklaşık 360 Bin Gence Ulaştı Haber

Akbank Gençlik Akademisi 5 Yılda Yaklaşık 360 Bin Gence Ulaştı

Akbank gençlerin geleceğine yatırım yapmaya devam ediyor. Türkiye’deki üniversitelerin tamamında yapay zekadan girişimciliğe çok sayıda farklı konu ve kapsamdaki programlarıyla gençlerle buluşan Akbank Gençlik Akademisi etki alanını genişletiyor. Akademi, 2021 yılından bu yana yaklaşık 360 bin gence ulaşırken; 400’e yakın etkinlik gerçekleştirdi ve yaklaşık 5.000 saatlik içerik üretti. Katılımcıların %60’ını kadınlar oluşturdu. Banka gelecek dönemde ‘Export Talent’ gibi iş dünyasına yeni yetenekler kazandıran programlar sunmaya hazırlanırken; 11-15 Mayıs tarihlerinde düzenleyeceği Akbank Gençlik Haftası ile hem gençlere interaktif etkinlikler sunacak hem de Akbank Gençlik Akademisi’nin 5. yaşını kutlayacak. Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, konuya ilişkin değerlendirmesinde; “Günümüzde gençlere yatırım yapmak ve onların yanında yer almak; ülkelerin rekabet gücü, kurumların geleceği ve toplumların dayanıklılığı için stratejik bir sorumluluk. Akbank olarak biz de gençleri dönüşümü hızlandıran en önemli paydaşlarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu doğrultuda Akbank Gençlik Akademisi ile gençlerin eğitim, meslek ve kişisel gelişim ihtiyaçlarına yanıt veren güçlü bir ekosistem inşa ettik. Mezunlarımızın şimdiden iş dünyasında ve toplumumuzda yarattığı etkiyle gurur duyuyoruz. Ölçeği, sürekliliği ve kapsayıcılığı yüksek, kalıcı bir gelişim platformu olarak Akbank Gençlik Akademisi ülkemize hizmet etmeye devam edecek” dedi. Akbank gençlerin eğitim, kariyer ve kişisel gelişim ihtiyaçlarına yanıt veriyor Akbank Gençlik Akademisi; Yetkinliklere Giriş 101, Yetkinlik Gelişim ve Tamamlayıcı Programlar olmak üzere üç ana yapı altında çalışmalar yürütüyor. Gençler bu platformda üretken yapay zekâ, siber güvenlik, sürdürülebilir finansman, bankacılık, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi alanlarda hem teorik bilgiye hem de uygulamalı deneyime erişiyor. 2025’te Yetkinliklere Giriş programlarıyla yaklaşık 8 bin, Yetkinlik Gelişim programlarıyla ise 3 binden fazla genç desteklendi; programların başarıyla tamamlama oranı %89’a ulaştı. Ayrıca 5 yıllık süreçte 135 binden fazla genç yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanında yetkinlik geliştirdi. İhracata yeni yetenekler kazandıracak Akbank Gençlik Akademisi, gençlerin iş dünyasında ihtiyaç duyulan alanlarda gelişimini destekleyen çalışmalarıyla öne çıkıyor. Bu kapsamda tasarlanan ve bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek Export Talent Programı, hibrit ve 8 haftalık bir programla gençlere; dış ticaret hukuku, akreditif süreçleri, e-ihracat, dijital pazarlama, lojistik ve küresel marka yönetimi gibi alanlarda eğitim sunacak. İlki Sakarya’da düzenlenecek programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, Akbank Dönüşüm Akademisi ağı içinde yer alan işletmelerde istihdam fırsatlarına erişebilecek. Akbank her alanda gençlerin yanında Akbank, Akbank Gençlik Akademisi’nin yanı sıra gönüllülükten finansal sağlığa, girişimcilikten kültür-sanata kadar her alanda gençlere özel çözümler ve hizmetler geliştiriyor. Akbank’ın Şehrin İyi Hali projesiyle bugüne kadar 22 bini aşkın üniversiteli genç; afet dayanıklılığından hayvan haklarına farklı alanlarda çalışmalarda gönüllü olarak yer aldı. Aynı zamanda Akbank, Dönüşümde Gelecek Var projesiyle genel müdürlük binasının renovasyon sürecinde kullanımını tamamlanan ofis mobilyalarını ileri dönüşümle okul mobilyalarına dönüştürdü. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında bugüne kadar 18 bin yeni okul mobilyası üretildi; Hatay’da bini aşkın okulun eğitim ortamı iyileştirildi ve 200 bin öğrenciye fayda sağlandı. Projede İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kurulan ileri dönüşüm atölyesinde görev alan meslek liseli gençler de hem sürdürülebilir üretim konusunda uygulamalı deneyim kazandı hem de bu sosyal fayda hareketinin parçası oldu. Akbank, gençlere yönelik yaklaşımını finansal yaşamın farklı alanlarına da taşıyor. Üniversiteli Akbanklı ve Genç Akbanklı programları ile gençlerin hayatına finansal sağlık, günlük yaşam, kariyer-gelişim, sosyal fayda ve deneyim alanlarında değer katıyor. Özel bankacılıkta ise Türkiye’de bir ilk olan Next Generation programı ile aile varlığını yönetecek yeni nesilleri varlık yönetimi, girişimcilik ve kültür-sanat başlıklarında destekliyor. Girişimcilik alanında Endeavor Türkiye iş birliğiyle yürütülen CaseCampus ile bugüne kadar 600’ü aşkın genç girişimcilik yolculuğuna ilk adımını atarken, Akbank Sanat çatısı altında genç sanatçıların üretimlerine, ifade alanlarına ve yaratıcı gelişimlerine alan açılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!  Haber

Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor! 

Kıskançlık duygusunun yoğunluğu arttığında ve sürekli hale geldiğinde ilişkileri zedeleyebildiğini ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumlar kıskançlığı artıran önemli faktörlerdir.” dedi. Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Aydın, sosyal medyanın da bu duyguyu tetiklediğine dikkat çekti. Aydın ayrıca, doğru yönetildiğinde kıskançlığın, kişisel gelişim için bir motivasyon kaynağına dönüşebileceğini kaydetti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi. Kıskançlık doğuştan gelen, normal bir duygu! Kıskançlığın psikolojide kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşanır. Burada önemli bir ayrım vardır: kıskançlık daha çok bir ilişkiyi kaybetme tehdidiyle ilgiliyken, haset başkasının sahip olduklarına odaklanır.” dedi. Bilimsel çalışmaların, kıskançlık duygusunun evrimsel olarak ilişkileri korumaya ve sosyal bağları sürdürmeye hizmet ettiğini gösterdiğini dile getiren Aydın, “Bu nedenle kıskançlık her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygudur; ancak sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesi, bu duygunun yoğunluğu ve ifade ediliş biçimiyle ilgilidir.” şeklinde konuştu. Güvensizlik, özsaygı düşüklüğü ve sosyal medya kıskançlığı artırıyor! Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülse de bazı süreçlerde daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanıyla daha sık ortaya çıkar.” dedi. Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumların kıskançlığı artıran önemli faktörler olduğunu aktaran Aydın, “Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldi; çünkü insanlar başkalarının hayatlarının genellikle en iyi ve filtrelenmiş anlarını görerek kendi gerçek yaşamlarıyla kıyaslama yapma eğilimine girer.” diye konuştu. İnsanlar kendilerinden daha iyi durumda olanlarla kıyaslama yapar ve eksiklere odaklanır! İnsan zihninin kendini değerlendirebilmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi: “Bu durum psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır ve Leon Festinger tarafından açıklanmıştır. İnsanlar özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkındır ve bu da çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirir. Evrimsel açıdan bu mekanizma gelişim için işlevsel olsa da günümüzde özellikle sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmalar, kişide yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabilmektedir.” Çocukluk deneyimleri, bireyin ilerleyen yaşamda kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkiliyor! Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle bağlanma kuramı kapsamında ortaya konan çalışmalar, erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.” dedi. Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algılarken, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ilerleyen yaşamda terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabileceklerini aktaran Aydın, ayrıca çocuklukta sık sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olduğunun görüldüğünü söyledi. Kıskançlık çoğu zaman, dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıkar! Kıskançlık çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Aydın, “Örneğin başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında sayılabilir. Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkiler de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleridir. Kişi çoğu zaman bu davranışların altında yatan duygunun kıskançlık olduğunu fark etmez ve bunu daha çok ‘haklı eleştiri’ ya da ‘gerçekçi değerlendirme’ olarak yorumlayabilir.” açıklamasını yaptı. Gerçeklikle bağın zayıflamasına yol açan kıskançlık psikolojik destek gerektirir! Kıskançlığın, süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında artık işlevsel olmaktan çıktığına değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan, hatta gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlarda bu duygu psikolojik destek gerektiren bir hal alır.” dedi. Aydın, ortada somut bir kanıt yokken sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir duygu olmaktan çıkıp bir sorun haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir! Kıskançlığın, doğru şekilde ele alındığında ilhama dönüşebilecek bir duygu olduğuna vurgu yapan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir. Bu dönüşüm için öncelikle duyguyu fark etmek ve adlandırmak, ardından karşılaştırmayı yeniden çerçevelemek gerekir; ‘Neden onda var?’ yerine ‘O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak bu noktada kritik bir adımdır. Kendi değerlerini netleştirmek, ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmak da bu süreci destekler. Bu yaklaşım sayesinde kıskançlık, kişiyi tüketen bir duygudan çıkıp gelişim ve motivasyon sağlayan bir iç kaynağa dönüşebilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı, Runtalya Maratonu’nda Yerini Alıyor Haber

Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı, Runtalya Maratonu’nda Yerini Alıyor

Akfen Holding’in kurucusu olduğu ve sosyal sorumluluk projeleriyle toplumun farklı kesimlerine destek olmayı amaçlayan TİKAV, “Geleceğin Liderleri” mottosu ile gönüllü koşucuları Runtalya Maratonu'nda yer alarak anlamlı dayanışmanın bir parçası olmaya davet ediyor. TİKAV, 5 Nisan’da Antalya’da gerçekleştirilecek Runtalya Maratonu’nda “Her Adım Geleceğin Liderlerine” diyerek başlattığı bağış kampanyası kapsamında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan 64 bursiyerin öğretim hayatı boyunca kendine güvenen, donanımlı, hoşgörülü, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, sürekli öğrenmeye ve gelişime açık, yeteneklerinin farkında olan ve onları kullanabilen bireyler olarak, gençlerin hayata atılmalarına katkıda bulunmaya devam edecek. 1999 yılından bu yana hayata geçirdiği Bireysel Gelişim Programı (BGP) ile sosyal ve ekonomik zorluklarla mücadele eden, Türkiye’nin doğusu ile batısındaki farklılıkları ortadan kaldırarak gençlere kişisel ve kültürel gelişim olanakları sunan TİKAV, bu yılki Runtalya Maratonu aracılığıyla daha fazla gencin eğitim ve öğrenim hayatını destekliyor. Runtalya Maratonu kapsamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan eğitim ve kişisel gelişim olanaklarına ulaşmakta zorluk çeken 64 bursiyere çeşitli eğitim programlarında fon sağlamak, teknolojik destek sunmak, yurt içi ve dışındaki kültür ve sanat faaliyetlerinde yer almalarını sağlamak ve maddi burs amaçlanıyor. Kampanya, gençlerin akademik ve kişisel gelişimlerini güçlendirmeyi ve onları geleceğin liderleri olarak yetiştirmeyi hedefliyor. TİKAV’ın sosyal etki odaklı çalışmalarına destek olmak amacıyla gerçekleştirilen bağış kampanyası, 20 Nisan’a kadar edecek. TİKAV ADINA BAĞIŞ TOPLAMAK İSTEYEN KURUM VE GÖNÜLLÜLER NASIL BİR YOL İZLEMELİ TİKAV’ın Bireysel Gelişim Programı için bağış toplamak isteyen kurumlar ve gönüllüler, “Adım Adım” platformuna üye olarak “İyilik Peşinde Koş” portalında bir profil oluşturabilirler. Profil oluşturduktan sonra Runtalya Maratonu’nu seçip TİKAV’ın “Geleceğin Liderleri” kampanyasını seçerek TİKAV koşucusu olabilirler. Bağış kampanyaları 20 Nisan’a kadar kadar devam edecek. Katılımcılar, maraton sırasında ve sonrasında adımlarını gençlerin bireysel gelişimine katkı sağlamak için atacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hipnoterapi Davranışları Yeniden Kodluyor! Haber

Hipnoterapi Davranışları Yeniden Kodluyor!

Hipnoterapide amacın, kişinin bilinçaltındaki yanlış kodlamaları düzelterek tedavi sağlamak olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Örneğin obezite vakalarında hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamaz.” dedi. Seans sayısının genellikle en az 10 olup, seans aralıklarının tedavinin kalıcılığını etkilediğini ifade eden Öztekin, ‘bir seansta kilo verme’ gibi yöntemlerin bilimsel bir karşılığı olmadığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi. Hipnoterapide hipnoz tekniğinden yararlanılarak tedavi amaçlanır! Hipnoterapinin, hipnoz tekniğinden yararlanılarak uygulanan bir psikoterapi yöntemi olduğunu aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Tıp dünyasında hipnoterapi bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilir.” dedi. Hipnoz ile hipnoterapinin aynı şey olmadığına değinen Öztekin, “Hipnoz; bir kişi ya da grubu söz, bakış ve telkin gibi yollarla geçici bir süre etki altına alma durumudur. Bu süreçte kişinin dikkati belirli noktalara yoğunlaştırılır ve bilinçaltı daha aktif hale gelir. Hipnoterapide ise hipnoz tekniğinden yararlanılsa da temel amaç tedavidir. Daha çok psikiyatrik ve ruhsal hastalıklarda, ayrıca kişisel gelişim alanlarında uygulanır.” şeklinde konuştu. Herkes, farkında olmadan yaşamı boyunca hipnoz hali yaşar! Her insanda doğuştan hipnotik etki altına girme özelliği olduğuna işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoza girmeyeceğini düşünen kişiler dahil herkes, yaşamı boyunca farkında olmadan birçok kez hipnoz hali yaşar.” dedi. Bir film seyrederken, bir konuşmayı dinlerken ya da akvaryumda balıkları izlerken hipnotik bir odaklanma hali oluşabileceğini dile getiren Öztekin, “Uzun yolculuklarda görülen ‘yol hipnozu’ bu duruma örnek olarak verilebilir. Oyuncağıyla oyuna dalmış bir çocuğun dış dünyaya tepkisiz kalması ya da kişinin yaptığı işe yoğunlaşarak çevresini fark etmemesi de benzer bir odaklanma halidir.” ifadelerini kullandı. Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisi kalıcı oluyor! Hipnoterapinin kaç seans süreceğinin, çözülmek istenen soruna, kişinin yaşadığı çevreye, hipnoterapistin kullandığı telkin ve terapi yaklaşımına, terapistle kurulan güven ilişkisine ve kişinin kişilik özelliklerine bağlı olduğunu kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “En az 10 seans uygulanır. Özellikle ilk seanslar arasındaki sürenin çok uzun tutulmaması önerilir.” dedi. Haftada 2-3 seansla başlanmasının ve ilerleyen süreçte seans aralıklarının açılmasının, tedavinin daha etkili ve kalıcı olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Öztekin, şunları söyledi: “Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisinin kalıcı olduğu belirtiliyor. Örneğin kilo verme sürecinde ‘rejim’ ve ‘diyet’ gibi kavramlar bilinçaltı için olumsuz çağrışımlar oluşturabilir. Kişi sevdiği yiyecekleri bırakmak zorunda kaldığını düşünür ve bu durum çoğu zaman diyet sonrasında daha fazla kilo alımıyla sonuçlanabilir. Oysa kontrolsüz yemenin nedenleri bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk ve kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yeme davranışına yol açabilmektedir.” Amaç, kişiye özel telkinlerle etkili bir tedavi süreci yürütmek! Yeme bozukluğu tanısı ya da şikâyeti ile başvuran danışanlarla ilk seansta ayrıntılı bir psikolojik değerlendirme yapıldığını aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bireyin temel kişilik özellikleri, ailesi, yaşam tarzı, ilişkileri, geçmişte yaşadığı travmalar, mevcut korku ve kaygıları ile takıntıları ele alınır. Yeme bozukluğunda her bireyde farklı davranışlar ve tetikleyiciler görülebileceği için, yeme davranışına ilişkin ayrıntılı sorular yöneltilir.” dedi. Obezite vakalarında; yeme davranışı bozukluğunun ne zaman başladığı, hangi yaşta ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerde kontrol kaybının arttığı, günün hangi saatlerinde yoğunlaştığı ve bu davranışa eşlik eden sigara, alkol, kahve ya da çay gibi alışkanlıkların olup olmadığının değerlendirildiğine dikkat çeken Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Amaç, bireye özgü yeme davranışlarını belirleyerek kişiye özel telkinler hazırlamak ve etkili bir tedavi süreci yürütmektir. Hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamak yerine hipnotik etki altında verilen telkinlerle beyindeki yanlış kodlamaların düzeltilmesi ve sağlıksız dürtülerin ortadan kaldırılması üzerinden sağlanır. Aşırı ve kontrolsüz yeme davranışı ortadan kaldırıldığında bireyin normal yeme alışkanlığı kazanması ve sağlıklı, düzenli şekilde kilo vermesi hedeflenir. Yeme bozukluğu psikolojik bir sorun olarak ele alındığından, sorunun psikolojik yöntemlerle çözülmesi verilen kiloların kalıcı olmasına katkı sağlar. Son olarak, ‘bir seansta kilo verme’ gibi sloganlarla sunulan yöntemlerin gerçekçi olmadığı ve bilimsel bir karşılığının bulunmadığı unutulmamalı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hipnoterapi Davranışları Yeniden Kodluyor! Haber

Hipnoterapi Davranışları Yeniden Kodluyor!

Hipnoterapide amacın, kişinin bilinçaltındaki yanlış kodlamaları düzelterek tedavi sağlamak olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Örneğin obezite vakalarında hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamaz.” dedi. Seans sayısının genellikle en az 10 olup, seans aralıklarının tedavinin kalıcılığını etkilediğini ifade eden Öztekin, ‘bir seansta kilo verme’ gibi yöntemlerin bilimsel bir karşılığı olmadığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi. Hipnoterapide hipnoz tekniğinden yararlanılarak tedavi amaçlanır! Hipnoterapinin, hipnoz tekniğinden yararlanılarak uygulanan bir psikoterapi yöntemi olduğunu aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Tıp dünyasında hipnoterapi bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilir.” dedi. Hipnoz ile hipnoterapinin aynı şey olmadığına değinen Öztekin, “Hipnoz; bir kişi ya da grubu söz, bakış ve telkin gibi yollarla geçici bir süre etki altına alma durumudur. Bu süreçte kişinin dikkati belirli noktalara yoğunlaştırılır ve bilinçaltı daha aktif hale gelir. Hipnoterapide ise hipnoz tekniğinden yararlanılsa da temel amaç tedavidir. Daha çok psikiyatrik ve ruhsal hastalıklarda, ayrıca kişisel gelişim alanlarında uygulanır.” şeklinde konuştu. Herkes, farkında olmadan yaşamı boyunca hipnoz hali yaşar! Her insanda doğuştan hipnotik etki altına girme özelliği olduğuna işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoza girmeyeceğini düşünen kişiler dahil herkes, yaşamı boyunca farkında olmadan birçok kez hipnoz hali yaşar.” dedi. Bir film seyrederken, bir konuşmayı dinlerken ya da akvaryumda balıkları izlerken hipnotik bir odaklanma hali oluşabileceğini dile getiren Öztekin, “Uzun yolculuklarda görülen ‘yol hipnozu’ bu duruma örnek olarak verilebilir. Oyuncağıyla oyuna dalmış bir çocuğun dış dünyaya tepkisiz kalması ya da kişinin yaptığı işe yoğunlaşarak çevresini fark etmemesi de benzer bir odaklanma halidir.” ifadelerini kullandı. Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisi kalıcı oluyor! Hipnoterapinin kaç seans süreceğinin, çözülmek istenen soruna, kişinin yaşadığı çevreye, hipnoterapistin kullandığı telkin ve terapi yaklaşımına, terapistle kurulan güven ilişkisine ve kişinin kişilik özelliklerine bağlı olduğunu kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “En az 10 seans uygulanır. Özellikle ilk seanslar arasındaki sürenin çok uzun tutulmaması önerilir.” dedi. Haftada 2-3 seansla başlanmasının ve ilerleyen süreçte seans aralıklarının açılmasının, tedavinin daha etkili ve kalıcı olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Öztekin, şunları söyledi: “Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisinin kalıcı olduğu belirtiliyor. Örneğin kilo verme sürecinde ‘rejim’ ve ‘diyet’ gibi kavramlar bilinçaltı için olumsuz çağrışımlar oluşturabilir. Kişi sevdiği yiyecekleri bırakmak zorunda kaldığını düşünür ve bu durum çoğu zaman diyet sonrasında daha fazla kilo alımıyla sonuçlanabilir. Oysa kontrolsüz yemenin nedenleri bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk ve kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yeme davranışına yol açabilmektedir.” Amaç, kişiye özel telkinlerle etkili bir tedavi süreci yürütmek! Yeme bozukluğu tanısı ya da şikâyeti ile başvuran danışanlarla ilk seansta ayrıntılı bir psikolojik değerlendirme yapıldığını aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bireyin temel kişilik özellikleri, ailesi, yaşam tarzı, ilişkileri, geçmişte yaşadığı travmalar, mevcut korku ve kaygıları ile takıntıları ele alınır. Yeme bozukluğunda her bireyde farklı davranışlar ve tetikleyiciler görülebileceği için, yeme davranışına ilişkin ayrıntılı sorular yöneltilir.” dedi. Obezite vakalarında; yeme davranışı bozukluğunun ne zaman başladığı, hangi yaşta ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerde kontrol kaybının arttığı, günün hangi saatlerinde yoğunlaştığı ve bu davranışa eşlik eden sigara, alkol, kahve ya da çay gibi alışkanlıkların olup olmadığının değerlendirildiğine dikkat çeken Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Amaç, bireye özgü yeme davranışlarını belirleyerek kişiye özel telkinler hazırlamak ve etkili bir tedavi süreci yürütmektir. Hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamak yerine hipnotik etki altında verilen telkinlerle beyindeki yanlış kodlamaların düzeltilmesi ve sağlıksız dürtülerin ortadan kaldırılması üzerinden sağlanır. Aşırı ve kontrolsüz yeme davranışı ortadan kaldırıldığında bireyin normal yeme alışkanlığı kazanması ve sağlıklı, düzenli şekilde kilo vermesi hedeflenir. Yeme bozukluğu psikolojik bir sorun olarak ele alındığından, sorunun psikolojik yöntemlerle çözülmesi verilen kiloların kalıcı olmasına katkı sağlar. Son olarak, ‘bir seansta kilo verme’ gibi sloganlarla sunulan yöntemlerin gerçekçi olmadığı ve bilimsel bir karşılığının bulunmadığı unutulmamalı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gençlik Ödülü Programı Türkiye’de 21’i Aşkın Öğrenciye Ulaştı Haber

Uluslararası Gençlik Ödülü Programı Türkiye’de 21’i Aşkın Öğrenciye Ulaştı

Bugüne kadar dünya genelinde 130’u aşkın ülkede 13 milyondan fazla, Türkiye’de ise 21 bini aşkın gence ulaşan program, gençlerin bireysel gelişimlerini destekleyerek sosyal becerilerini güçlendirmeyi, öz disiplin kazandırmayı ve liderlik yetkinliklerini artırmayı hedefliyor. Akfen Holding’in sponsorluğunda ve Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV) temsilinde Türkiye’de uygulanan program kapsamında, 19. Altın Kategori Ulusal Ödül Töreni 16 Şubat Pazartesi günü Terminal Kadıköy’deki ParibuArt’da düzenlendi. Törende, programı başarıyla tamamlayan 59 genç sertifikalarını alırken; TİKAV’ın bugüne kadar hayata geçirdiği projelerle 45 binin üzerinde bireye ulaşarak sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda yarattığı bir kez daha vurgulandı. Türkiye genelinde 181 aktif Ödül Merkezi, yaklaşık bin gönüllü Ödül Lideri, Supervisor ve 5 bin 755 aktif katılımcıyla uygulanan Uluslararası Gençlik Ödülü-Türkiye, her yıl daha fazla gence ulaşarak büyümeye devam ediyor. Bugüne kadar dünya genelinde 130’u aşkın ülkede 13 milyondan fazla, Türkiye’de ise 21 bini aşkın gence ulaşan program; gençlerin bireysel gelişimlerini destekleyerek sosyal becerilerini güçlendirmeyi, öz disiplin kazandırmayı ve liderlik yetkinliklerini artırmayı hedefliyor. Program kapsamında son bir yıl içinde, üç farklı kategoride olmak üzere 764’ü Bronz, 264’ü Gümüş ve 59’ü Altın olmak üzere toplam 1.087 katılımcı Ödül sertifikası ve rozetini almaya hak kazandı. Akfen Holding’in sponsorluğunda ve Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV) temsilinde Türkiye’de uygulanan program kapsamında, Ödül Programı 19. Altın Kategori Ulusal Ödül Töreni, 16 Şubat Pazartesi günü Terminal Kadıköy’deki ParibuArt’da düzenlendi. Törende, programı başarıyla tamamlayan gençler sertifikalarını alırken; TİKAV’ın bugüne kadar hayata geçirdiği projelerle 45 binin üzerinde bireye ulaşarak sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda yarattığı bir kez daha vurgulandı. Törene, Uluslararası Gençlik Ödülü – Türkiye Ödül Programı Ulusal Komite Başkanı Pelin Akın Özalp, TİKAV Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kırçuval ve davetliler katıldı. Katılımcılar Farklı Bölgelerden Buluştu Bu yıl Altın Ödül almaya hak kazanan katılımcılar; Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen başarılı gençleri kapsarken Bilkent Uluslararası Laboratuvar Lisesi (Ankara), Özel İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Zülfü Mevlüt Çelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (İzmir), Anabilim Eğitim Kurumları, British International Schools, İstek Kemal Atatürk Okulları, MEV Koleji Özel Büyükçekmece Okulları, TED Rönesans Anadolu Lisesi (İstanbul) gibi köklü eğitim kurumlarını temsil eden öğrencilerden oluştu. Tören boyunca gençlerin hedeflerine ulaşma süreçleri ve kişisel gelişim yolculukları büyük takdir topladı. Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası Gençlik Ödülü – Türkiye Ödül Programı Ulusal Komite Başkanı Pelin Akın Özalp, törende Uluslararası Gençlik Ödül Programı’nın gençleri hayata hazırlayan güçlü bir model sunduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “TİKAV’ın 2013 yılından bu yana Uluslararası Gençlik Ödül Programı’nın Türkiye’deki yetkili ulusal otoritesi olarak yürüttüğü çalışmalar sayesinde, verilen her ödül uluslararası standartlarla aynı kalite ve güven çerçevesinde ilerliyor. Bu yapı, gençlere yalnızca bir sertifika değil; gerçek hayatta karşılığı olan bir gelişim deneyimi sunuyor.” Pelin Akın Özalp, programın bu kadar güçlü olmasının nedeninin, gençleri sadece “başarıya” değil, hayata hazırlaması olduğunu vurgulayarak öğrencileri şu sözlerle tebrik etti: “Sevgili gençler, bugün Altın Ödül’e uzanan yolculuğunuzu taçlandırıyorsunuz. Bu ödül; bir sınav sonucu, bir tesadüf ya da bir “şans” değil. Bu ödül; plan, istikrar, sorumluluk ve emek demek. Başarılarınızla yalnız kendinizi değil; ailenizi, okulunuzu ve ülkemizin geleceğe dair umudunu da güçlendiriyorsunuz.” TİKAV Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kırçuval ise Uluslararası Gençlik Ödül Programı, gençleri başarıya değil hayata hazırlayan nadir gelişim modellerinden biri olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Gençler burada potansiyellerini teoride değil, pratikte görüyor; topluma katkı sunmayı, disiplinle ilerlemeyi ve sorumluluk almayı öğreniyor. Bugün Altın Ödül alan her gencimiz, yalnız kendi yolculuğunu değil, ülkemizin geleceğine dair umudu da güçlendiriyor.” Hülya Kırçuval, programın Türkiye’de sürdürülebilir şekilde büyümesinde, TİKAV’ın kurumsal emeği ve yıllara yayılan birikiminin çok kıymetli olduğunu söyleyerek TİKAV’ın 1999 yılından bu yana eğitim ve toplumsal gelişim alanında sürdürülebilir çalışmalar yürüterek özellikle fırsat eşitliğine ihtiyaç duyan gençlere ulaşmayı temel bir öncelik olarak gördüğüne de vurgu yaptı. Dünya Çapında The Duke of Edinburgh’s International Award The Duke of Edinburgh’s International Award, 1956 yılında Birleşik Krallık’ta Prens Philip, Edinburgh Dükü tarafından başlatılan ve bugün 130’dan fazla ülke ve bölgede uygulanan uluslararası bir gençlik gelişim programı olarak biliniyor. Program; Gönüllü Hizmet, Beceri Geliştirme, Fiziksel Gelişim ve Macera & Keşif Yolculuğu gibi alanları kapsayan çok yönlü bir kişisel gelişim modeli sunarken, her yıl bir milyondan fazla genç bu programa katılıyor. Katılımcılar özgüven, iletişim ve problem çözme gibi yaşam becerilerini geliştirirken; toplumsal fayda odaklı faaliyetlerle çevrelerine de katkı sağlıyor. Program, gençlerin kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve yaşamlarında anlamlı bir fark yaratmalarına imkân tanıyan küresel bir platform olarak kabul ediliyor. TİKAV 45 Bin Kişiye Ulaştı 1999 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), eğitim ve toplumsal gelişim odaklı projeleriyle geniş bir etki alanı yaratıyor. Vakfın amiral projelerinden Bireysel Gelişim Programı kapsamında bugüne kadar 382 üniversite öğrencisi bursiyer olarak desteklendi; öğrenciler dört yıl boyunca kişisel gelişim, yabancı dil, kültür-sanat, gönüllülük ve kariyer programlarına dahil edildi. Uluslararası Gençlik Ödülü – Türkiye Programı aracılığıyla ise dünyada 13 milyondan fazla, Türkiye’de 21 bini aşkın gence ulaşılırken; program her yıl ortalama 2 bin 500’den fazla yeni katılımcıyla büyümeye devam ediyor. Ulusal projeler kapsamında Türkiye’nin kırsal bölgelerinde yürütülen çalışmalarla tüm kadınlar, anne ve çocuklar, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleriyle desteklenirken; okul onarım projeleriyle 7 devlet okulunun fiziki koşulları iyileştirildi. Ayrıca El Ele Birlikteyiz Burs Programı kapsamında, deprem bölgesinden 3 bin üniversite öğrencisine uzun vadeli burs desteği sağlandı. TİKAV, bugüne kadar yürüttüğü projelerle doğrudan 45 binin üzerinde bireye ulaşarak, sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda üretmeyi başardı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PepsiCo Vakfı ve Ahbap İş Birliğiyle Hatay’da Gençlik Merkezi Açıldı Haber

PepsiCo Vakfı ve Ahbap İş Birliğiyle Hatay’da Gençlik Merkezi Açıldı

Bu kapsamda PepsiCo, Hatay’da Ahbap Derneği iş birliğiyle Gençlik Merkezi açtı. Hatay Defne Gençlik Merkezi, depremden etkilenen gençlerin eğitim, kişisel gelişim ve psiko-sosyal ihtiyaçlarına destek olarak, onları geleceğe hazırlamayı amaçlıyor. Merkez, gençlere güvenli bir sosyal alan sunarken, aynı zamanda sanattan dijital becerilere kadar çeşitli alanlarda kendilerini geliştirme fırsatı sunacak. PepsiCo Vakfı, 6 Şubat depremlerinden ağır etkilenen Hatay’a olan desteklerine depremin üçüncü yıl dönümünde bir yenisini daha ekledi. PepsiCo Vakfı bu kapsamda Ahbap Derneği iş birliğiyle Hatay’ın Defne ilçesinde Gençlik Merkezi açtı. Merkez, deprem bölgesindeki gençlerin eğitim, kişisel gelişim ve sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlandı. Ayrıca gençlerin karar alma süreçlerine katılımını teşvik eden, iyi olma halini artırmaya yönelik çalışmalar da Hatay Defne Gençlik Merkezi’nde yürütülecek. Merkezde; Müzik Atölyesi, El Sanatları Atölyesi, Bilgisayar Atölyesi, Akademik Atölye ve kütüphane yer alıyor. Tesis, gençlere hem öğrenebilecekleri hem de kendilerini geliştirebilecekleri güvenli bir ortam yaratmayı amaçlıyor. Bu proje aynı zamanda, PepsiCo’nun sürdürülebilir bir gelecek için attığı adımların ve toplumsal yatırım taahhüdünün Türkiye’deki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: “6 Şubat depremlerinin ardından bölge halkının yanında olmaya kararlılıkla devam ediyoruz” Bölge halkının yaralarını sarmak için var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini ifade eden PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay; “6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, kaybettiğimiz tüm canları saygı ve rahmetle anıyor, geride kalan ailelere ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yaşananların izlerinin kolay silinmeyeceğinin ve bölgenin uzun soluklu bir iyileşme sürecine ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Bu süreçte hepimizin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. PepsiCo Türkiye olarak, depremin hemen ardından bölge halkının yanında olmak için harekete geçtik. Öncelikle, kısa vadede acil ihtiyaçların karşılanmasına destek verdik. Ancak bununla yetinmedik. Bölgenin uzun vadede yeniden kalkınması ve ayağa kalkması için sürdürülebilir projeler geliştirmeyi öncelik haline getirdik. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz önemli projelerden biri de PepsiCo Vakfı desteği ve Anadolu Meraları iş birliğiyle Hatay Samandağ’da başlattığımız ‘Ortak Hareket, Yeniden Bereket’ Projesi oldu. Bu projeyle, bölgedeki çiftçilere yalnızca maddi destek sağlamakla kalmadık; aynı zamanda onları bilgiyle, rehberlikle ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla da güçlendirdik. Proje kapsamında çiftçilere; hibe desteği sağladık, eğitimler ve mentorluk programları sunduk, bölgenin iklimine ve ihtiyaçlarına uygun, dirençli bir gıda ağı modeli üzerinde çalıştık. Samandağ Tarımsal Kalkınma Kooperatifi aracılığıyla, çiftçilerimize hem kendi arazilerinde hem de proje kapsamında kurduğumuz Topluluk Merkezli Üretim Alanı’ndaki seralarda ve açık alanlarda üretim yapmaları için imkânlar sağladık. Bugün bu proje sayesinde çiftçilerimiz; coğrafi işaretli bir ürün olan Samandağ biberi başta olmak üzere, marul, domates, salatalık, mantar ve fide üretimi yaparak bölge ekonomisine katkı sunuyor, kendi geçim kaynaklarını yeniden inşa ediyor” açıklamasında bulundu. “Gençlerin spor, sanat ve eğitim aracılığıyla hayata yeniden tutunmalarına katkı sağlamayı önemsiyoruz” Depremin ardından sadece altyapı ve ekonomik kalkınma değil, özellikle gençlerimizin psikolojik, sosyal ve kültürel olarak yeniden güçlenmesi için de çeşitli projeler geliştirmeye özen gösterdiklerini dile getiren Günay, “Gençlerin spor, sanat ve eğitim aracılığıyla hayata yeniden tutunmalarına katkı sağlamayı çok önemsiyoruz. Bu kapsamda, “Pepsi Yıldız Futbolcu Seminerleri” projemizi iki yıl önce “Pepsi Geleceğin Yıldız Futbolcularına Destek Projesi” adıyla deprem bölgesinde yeniden kurguladık ve ülkemizin genç futbolcularına amacına uygun şekilde fayda sağlamasını sürdürdük. Projemizi, bölgede futbola gönül vermiş gençlerimize biraz olsun moral verebilmek, umutların yeniden filizlenmesine katkı sağlamak amacıyla başlattık. PepsiCo Türkiye olarak futbolun iyileştirici gücüne inanıyor, bu alanla ilgilenen yetenekli gençlerimizin gelişimine pozitif katkılar sunmayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda, depremden etkilenen bölgede yer alan tüm U19 Elit A ve B Ligi takımlarına yani Hatayspor, Gaziantep FK, Adana Demirspor, Yeni Malatyaspor ve Adanaspor A.Ş. kulüplerine destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. “Gençlerin sosyal ve kültürel gelişimi için kapsayıcı bir mekân” Günay, “Şimdi de Ahbap Derneği iş birliği ile Hatay’da bir Gençlik Merkezi hayata geçirdik. Defne’de hayata geçirdiğimiz bu merkez, 427 metrekare kapalı alanı, yaklaşık 500 metrekarelik bahçesi ve geniş atölye imkânlarıyla gençlerimizin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerini destekleyecek şekilde tasarlandı. 12-29 yaş aralığındaki gençler; müzik, el sanatları, bilgisayar, akademik destek ve kütüphane gibi imkânlardan yararlanabilecek, aynı zamanda sosyal kulüpler, gönüllülük timleri, spor ve kültürel faaliyetlerle kendilerini geliştirme fırsatı bulacaklar. Hatay’ın yeniden ayağa kalkışında gençlerimizin enerjisinin belirleyici olacağına inanıyor, bu merkezin onlara ilham verecek bir buluşma noktası olmasını diliyoruz” dedi. Ahbap Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Levent ise, “Depremden bu yana PepsiCo Vakfı ile sıklıkla iletişim halindeydik. Bugün Hatay’ın gençlerine armağan ettiğimiz Defne Gençlik Merkezi, gençlerin bir araya gelip üretebileceği, öğrenebileceği ve kendini geliştirebileceği bir alan olarak tasarlandı. Gençlerin zaman geçirebileceği, ders çalışabileceği, farklı kurslarla yeni beceriler kazanabileceği bu merkezin, Hatay’da gençler için güçlü bir buluşma noktası olacağına inanıyoruz. Hatay’ın ilk gençlik merkezini birlikte hayata geçirdiğimiz PepsiCo Vakfı’na teşekkür ediyoruz” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri Büyükşehir'den 2025'te 47 Yeni Kurs Haber

Kayseri Büyükşehir'den 2025'te 47 Yeni Kurs

Büyükşehir Belediyesi bünyesinde mesleki eğitim, kurs ve kültür sanat faaliyetlerini başarıyla sürdüren Kayseri Mesleki Eğitim ve Kültür A.Ş. (KAYMEK), 2025 yılında hayata geçirdiği yeni kurs programlarıyla eğitimde öncü rolünü güçlendirdi. Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda, vatandaşlara doğrudan hizmet sunan KAYMEK; Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Kurumları Yönetmeliği çerçevesinde, Halk Eğitim Merkezleri ile koordineli şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. Eğitimden istihdama, kişisel gelişimden kültür sanata kadar geniş bir alanda hizmet veren KAYMEK, kursiyerlere Türkiye genelinde geçerli MEB onaylı kurs bitirme belgesi sunuyor. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın eğitime ve hayat boyu öğrenmeye verdiği önem doğrultusunda hazırlanan 2025 yılı yeni kursları, teknoloji, yabancı dil, el sanatları, tarım, gastronomi, kişisel gelişim ve çocuklara yönelik özel eğitim alanlarını kapsıyor. Akademik, Teknoloji ve Dijital Eğitim Kursları Bu kapsamda KAYMEK, akademik ve teknolojik alanlarda önemli eğitimleri ilk kez kursiyerlerle buluşturdu. Akademik kariyer hedefleyenler için AGS (Akademi Giriş Sınavı) kursu açılırken, teknoloji alanında Arduino ile Robotik Kodlama, AUTOCAD ile Modelleme, Excel ile Makro ve VBA Programlama, PYTHON Programlama ve PYTHON Geliştirme Eğitimi kurslarıyla yazılım ve teknik becerilerin geliştirilmesi hedeflendi. Dijital üretim alanında ise Canva ile Dijital Tasarım Eğitimi (Başlangıç Düzeyi), Sosyal Medya İçerik Üretimi ve Yapay Zekâ Araçları kursları programa alındı. Çocuklara Yönelik Eğitim Programları Çocukların erken yaşta nitelikli eğitimle buluşturulması amacıyla da özel içerikler hazırlandı. Bu doğrultuda Çocuklar İçin Anlayarak Kitap Okuma Koçluğu, Çocuklar İçin Etkinliklerle Öğreniyorum, Çocuklar İçin PYTHON Programlamaya Giriş, Çocuklar İçin SCRATCH Kodlama, Çocuklar İçin Yapay Zekâ Araçları ve Çocuklar İçin Yaratıcı Drama kursları açılırken, Zekâ Oyunları Öğreticiliği eğitimiyle çocukların bilişsel gelişimine katkı sağlanması amaçlandı. Yabancı Dil ve Kişisel Gelişim Kursları Yabancı dil ve iletişim alanında da önemli adımlar atan KAYMEK, Arapça C1 Seviyesi, Çince A1 Seviyesi ve Farsça A1 Seviyesi kurslarıyla farklı dillerde yetkinlik kazandırmayı hedefledi. Ayrıca Güncel İşaret Dili, İşaret Dili Gramer Eğitimi ve İşaret Dili Video Çeviri kurslarıyla işaret dili alanında donanımlı bireyler yetiştirilmesi amaçlandı. Bu eğitimlere ek olarak İnsan Kaynakları Elemanı Geliştirme ve Uyum Eğitimi ile Yaratıcı Drama kursları da kişisel ve mesleki gelişimi destekleyen programlar arasında yer aldı. İşaret Dili Temalı Özel Eğitimler KAYMEK, işaret dili alanında tematik ve özgün eğitimleriyle de dikkat çekti. Bu kapsamda İşaret Dili Dini Kavramlar ile Sohbetler, İşaret Dili ile Ayetler, Hadisler ve Sünnetler, İşaret Dili ile Dört Büyük Melek ve Görevleri ile İşaret Dili ile Peygamberlerin Hayatları ve Mucizeleri kursları açılarak erişilebilir eğitim anlayışı güçlendirildi. Mesleki, El Sanatları ve Tasarım Kursları Mesleki eğitim ve el sanatları alanında açılan kurslarla da üretim ve istihdama katkı sağlanması hedeflendi. Kadın Kuaförü, Basit Saç Şekillendirme Teknikleri, Makyaj Uygulayıcısı ve Kozmetik Ürünleri Tanıtma ve Uygulama kurslarıyla kişisel bakım sektörüne nitelikli eleman yetiştirilmesi amaçlanırken; Bitkisel Örücülük, Butik Çanta ve Aksesuar Yapımı, Deri Üzerine Dekoratif Tasarımlar, Deri Üzerine Edirnekâri, Mum Oymacılığı, Şifre Danteli Yapma, Soğuk Porselen Hamuru ile Fincan Süsleme ile Servis Peçetesi ve Dekoratif Sunum Ürünleri kurslarıyla geleneksel ve modern el sanatları desteklendi. Gastronomi ve Tarımsal Eğitim Kursları Gastronomi ve tarımsal üretim alanlarında da yeni eğitimler programa alındı. Evrensel Lezzetler, Geleneksel Hamur Ürünleri Yapımı, Kurabiye ve Pasta Yapımı ile Spesiyal Tatlılar kursları mutfak sanatlarına ilgi duyan vatandaşlara yönelik hazırlanırken; Çilek Yetiştiriciliği, Gül Yetiştiriciliği ve Mantar Yetiştiriciliği kurslarıyla tarımsal üretimde bilgi ve verimliliğin artırılması hedeflendi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın eğitime ve hayat boyu öğrenmeye verdiği önem doğrultusunda çalışmalarını sürdüren KAYMEK A.Ş., 2025 yılında açtığı 47 yeni kursla Kayserililerin kişisel, mesleki ve sosyal gelişimine katkı sunmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.