Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kişiselleştirme

Kapsül Haber Ajansı - Kişiselleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kişiselleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni BMW iX3 50 xDrive Türkiye’de Ön Talebe Açıldı Haber

Yeni BMW iX3 50 xDrive Türkiye’de Ön Talebe Açıldı

Ön talep süreci 16 Şubat’ta açılan ve M Sport tasarım paketiyle sunulan Yeni BMW iX3 50 xDrive’ın Türkiye satış fiyatı 6.469.600 TL’den başlıyor. Yüksek verimlilik, uzun menzil, ileri seviye dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağını bir araya getiren Yeni BMW iX3 50 xDrive için ön talepler, BMW’nin dijital platformu BMW’ni Bul üzerinden alınıyor. Müşteriler, ön talep sürecinde tercih ettikleri renk, jant ve döşeme seçeneklerini belirleyebiliyor ve otomobili satın almak istedikleri Borusan Otomotiv BMW Yetkili Satıcısı’nı seçebiliyor. Borusan Otomotiv'in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği BMW’nin yeni nesil ürün stratejisinin temelini oluşturan Neue Klasse, yalnızca bir araç platformu değil; yazılım, donanım ve kullanıcı deneyimini baştan sona yeniden tanımlayan bütüncül bir teknoloji ekosistemi olarak öne çıkıyor. Ön talep süreci başlayan Yeni BMW iX3 50 xDrive modeline ait ilk teslimatların Mayıs ayında gerçekleştirilmesi planlanıyor. Altıncı nesil BMW eDrive teknolojisiyle donatılan Yeni BMW iX3 50 xDrive, 160 kW (218 beygir) güç ve 610 Nm tork üreten elektrikli motoruyla güçlü ve akıcı bir sürüş deneyimi sunuyor. Türkiye’ye özgü motor seçeneği olan 160 kW motor gücü ile sunulan Yeni BMW iX3 50 xDrive, aynı zamanda dört tekerlekten çekiş sağlayan üstün xDrive sürüş mimarisini de beraberinde sunuyor. Böylelikle ilk defa 160 kW motor seçeneği ve xDrive sürüş mimarisi bir modelde birlikte sunuluyor. 108,7 kWh kapasiteli bataryasıyla 805 kilometreye kadar (WLTP) menzil sağlayan model, 22 kW AC ve 400 kW DC şarj kapasitesiyle şarj süreçlerinde de yüksek verimlilik vadediyor. 400 kW ultra hızlı şarj altyapısı sayesinde yalnızca 10 dakikalık şarjla 372 kilometreye kadar menzil kazandırabilen Yeni BMW iX3, uzun yol kullanımında da elektrikli sürüşü son derece pratik hale getiriyor. Çift yönlü şarj (V2L) özelliği ise aracı mobil bir güç kaynağına dönüştürerek harici cihazlara enerji sağlıyor. Neue Klasse’nin Geçmişten Geleceğe Uzanan Yol Haritası BMW tarihinde “Neue Klasse” kavramı, yalnızca yeni bir model ailesini değil, markanın kaderini değiştiren bir vizyonu temsil ediyor. Almanca’da “Yeni Sınıf” anlamına gelen Neue Klasse, ilk kez 1960’lı yılların başında BMW’nin finansal olarak zor bir dönemden geçtiği süreçte ortaya çıktı. O yıllarda BMW, bir yanda düşük hacimli lüks otomobiller, diğer yanda mikro araçlarla sıkışmış bir ürün gamına sahipti. Bu çıkmazı aşan hamle, BMW 1500 ile başlayan ve kısa sürede 1600, 1800, 2000 ve efsanevi 2002 gibi modellerle genişleyen Neue Klasse ailesi oldu. Bu otomobiller; sportif sürüş karakteri, günlük kullanıma uygun yapısı ve premium duruşuyla BMW’nin kimliğini yeniden tanımladı ve bugünkü 3 Serisi geleneğinin temelini attı. Aradan geçen onlarca yılın ardından BMW, otomotiv endüstrisinin bu kez elektrifikasyon, yazılım ve dijitalleşme ekseninde benzer ölçekte bir dönüşüm yaşadığı bir dönemde, Neue Klasse’yi yeniden sahneye taşıyor. Bu yeni dönemde Neue Klasse, belirli bir gövde tipinden ziyade; sıfırdan geliştirilmiş elektrikli araç mimarisi, yeni nesil batarya ve elektronik sistemler ile tamamen yeniden kurgulanmış bir kullanıcı deneyimini ifade ediyor. Bu vizyonun ilk seri üretim temsilcisi ise Yeni BMW iX3. Yeni BMW iX3, mevcut modellerin elektrikli bir türevi değil; içten yanmalı geçmişten bağımsız olarak geliştirilen, Neue Klasse platformu üzerine inşa edilmiş ilk model olarak konumlanıyor. Tıpkı 1960’larda olduğu gibi, BMW iX3 de markanın yeni bir döneme geçişini simgeleyen anahtar rol üstlenerek BMW’nin gelecekteki tüm elektrikli modellerinin hangi temel değerler üzerine inşa edileceğini net biçimde ortaya koyuyor. Dijitalleşmede Yeni Standart: BMW Panoramic iDrive BMW Panoramic iDrive, dijital işlevler ile fiziksel kontroller arasındaki kusursuz uyumuyla, BMW’nin ikonik “eller direksiyonda, gözler yolda” felsefesini daha da ileriye taşıyor. Kabinde çeşitli fiziksel düğmeler korunurken, çok sayıda fonksiyon dokunmatik ekran, sesli komutlar ve çok işlevli direksiyon üzerinden optimize edilerek maksimum verimlilik sunuyor. BMW Panoramic iDrive, dört temel bileşenin eşsiz birleşimiyle öne çıkan bir görüntüleme ve kontrol deneyimi sunuyor. A sütunundan A sütununa uzanan BMW Panoramic Vision, temel sürüş bilgilerini sürücünün görüş alanına yansıtarak kişiselleştirilebilir içeriklerle tamamlanıyor. Üstte yer alan BMW 3D Head-Up Display, entegre navigasyon ve otonom sürüş verilerini mekânsal derinlik ile sunarken, serbest kesim tasarımlı Merkezi Ekran matris arka aydınlatma teknolojisiyle direksiyonun yanına ergonomik bir şekilde konumlandırılıyor. Sürücü tarafında dikey yerleşimli widget’lar, QuickSelect teknolojisiyle sık kullanılan işlevlere anında erişim sağlıyor. Yeni çok işlevli direksiyon ise kabartmalı yüzeyi, dokunsal geri bildirim sunan düğme panelleri ve zarif aydınlatma detaylarıyla sürücü ile otomobil arasında sezgisel bir bağ kuruyor. BMW Panoramic iDrive’ın çekirdeğinde, yenilikçi BMW İşletim Sistemi X bulunuyor. Bu sistem, BMW ID ile geniş kişiselleştirme seçenekleri, akıllı sürücü destek sistemleri, çok yönlü dijital işlevler, My BMW App üzerinden kapsamlı bağlantı özellikleri ve BMW Remote Software Update ile sürekli güncellenen güçlü bir dijital altyapı sunuyor. Sade, Teknolojik ve Zamansız Tasarım Yeni BMW iX3 tasarım tarafında Neue Klasse felsefesine uygun olarak sade, teknolojik ve zamansız bir duruş sergiliyor. Elektrikli mimarinin sağladığı özgürlük sayesinde temiz yüzeyler, akıcı geçişler ve dengeli oranlar ön plana çıkarken; aydınlatmalı, gövdeyle bütünleşik böbrek ızgara ve ince, yatay adaptif LED farlar BMW kimliğini modern bir yorumla yansıtıyor. Yan profilde gövdeyle entegre kapı kolları aerodinamik verimliliği desteklerken, arka bölümde L formlu farlar ve gövde rengi difüzör tasarımı sportif ama rafine bir karakter yaratıyor. İç mekânda ise serbest-kesim tasarımlı merkezi ekran, Shy-Tech kontrollere sahip yeni direksiyon mimarisi, sade kokpit düzeni ve yüksek kaliteli malzeme kullanımı; Neue Klasse’nin minimalizm ve sürücü odaklılık anlayışını günlük hayata taşıyor. iX3 ile Sürüşün Yeni Tanımı: Sezgisel Sürüş Deneyimi, Yapay Zekâ ve Heart of Joy Yeni BMW iX3, Neue Klasse vizyonunun sürüş deneyimine yansıyan en güçlü ifadesini; Heart of Joy kontrol mimarisi ve yapay zekâ destekli sezgisel sürüş yaklaşımıyla ortaya koyuyor. BMW, elektrikli çağda “Freude am Fahren” kavramını korumanın yolunun artık yalnızca mekanik mükemmeliyetten değil, yazılım zekâsı ve sistemlerin uyumundan geçtiğini açıkça kabul ediyor. Bu anlayışın merkezinde yer alan Heart of Joy, direksiyon, hızlanma, frenleme, rejenerasyon ve şasi dengesini tek bir merkezi mimari altında birleştirerek aracın sürüş karakterini gerçek zamanlı olarak yönetiyor. Böylece iX3, sürücünün komutlarına yalnızca hızlı değil, aynı zamanda öngörülebilir ve doğal tepkiler veren bir yapı kazanıyor. Elektrikli motorun sunduğu anlık tork, bu bütünleşik yapı sayesinde ne agresif ne de yapay bir his yaratıyor; aksine BMW’ye özgü akıcı ve dengeli sürüş karakteri korunuyor. Bu teknik altyapıyı tamamlayan yapay zekâ katmanı ise iX3’ü yalnızca “akıllı” değil, sezgisel bir otomobil hâline getiriyor. Yeni nesil BMW Intelligent Personal Assistant, sürücünün alışkanlıklarını, sürüş stilini ve günlük kullanım senaryolarını zamanla öğrenerek araç–sürücü ilişkisini kişiselleştiriyor. Yapay zekâ, sürücünün niyetini gaz, direksiyon ve fren kullanımından algılayarak sürüş karakterini arka planda uyarlıyor; sakin bir kullanımda konforu, dinamik bir kullanımda çevikliği öne çıkarıyor. Aynı yaklaşım bilgi sunumunda da geçerli: Dijital kokpit, sürücünün o an gerçekten ihtiyaç duyduğu bilgileri ön plana çıkarırken, dikkat dağıtan unsurları geri planda tutuyor. Enerji yönetimi ve rejeneratif frenleme de bu sezgisel yaklaşımın parçası olarak çalışıyor; sürücü fark etmeden daha verimli, daha tutarlı ve daha doğal bir sürüş deneyimi elde ediyor. Sonuç olarak Yeni BMW iX3, sürücünün aracı yönetmek zorunda kaldığı bir deneyimden ziyade, araçla doğal bir uyum içinde hareket ettiği “simbiyotik” bir sürüş anlayışı sunuyor. Heart of Joy’un yüksek hızlı merkezi kontrolü ile yapay zekânın öğrenen ve uyum sağlayan yapısı birleştiğinde, ortaya çıkan deneyim; BMW’nin geçmişte mekanik mükemmellik üzerinden tanımladığı sürüş keyfinin, elektrikli ve dijital çağdaki karşılığı oluyor. Neue Klasse felsefesiyle iX3, BMW’nin sürüş keyfini geleceğe nasıl taşıdığını somut ve hissedilebilir bir şekilde ortaya koyuyor. Standart Donanımlar ve Renk-Döşeme Seçenekleri Yeni BMW iX3, yalnızca ileri teknoloji ve sürüş dinamiğiyle değil, zengin standart donanım seviyesi ve bütüncül tasarım yaklaşımıyla da BMW’nin yeni dönem anlayışını net biçimde ortaya koyuyor. BMW, bu modelde premium deneyimi opsiyonlara bırakmak yerine, günlük kullanımda fark yaratan pek çok özelliği standart olarak sunmayı tercih ediyor. A sütunundan A sütununa uzanan yüksek kontrastlı LCD projeksiyonuyla sürüş bilgilerini ön cam tabanında net ve sezgisel şekilde sunarak her koşulda kolay okunabilir ve kişiselleştirilebilir bir görüntüleme deneyimi sağlayan devrim niteliğindeki BMW Panoramic Vision, sürüşle ilgili tüm kritik bilgileri sürücünün görüş hattına sezgisel biçimde taşıyarak dikkat dağıtmadan bilgiye erişim sağlayan BMW 3D Head-Up Display, ışık animasyonlarıyla aracı daha ilk anda güçlü bir kimlik unsuru hâline getiren BMW Iconic Glow aydınlatmalı böbrek ızgarası, kamera ve radar destekli sistemleriyle öndeki otomobille olan hız ve takip mesafesini otomatik olarak ayarlayarak güvenli bir sürüş sunan Sürüş Asistanı Plus, otomobil çevresinin 3 boyutlu görüntüsünü doğrudan kontrol ekranına ileterek kolayca manevra yapmaya yardımcı olan ve gerektiğinde My BMW uygulaması üzerinden park etme imkanı sağlayan Park Asistanı Professional, dengeli ve güçlü bir ses sistemi sunan HiFi by Harman Kardon ses sistemi, 3 bölgeli otomatik klima, ısı yalıtımlı panoramik cam tavan, yedi farklı masaj programı içeren çok fonksiyonlu ön koltuklar gibi donanımlar standart olarak sunularak Yeni BMW iX3’ün premium karakterini hissettiriyor. Ayrıca 22 kW AC şarj desteği, Vehicle-To-Load (V2L) çift yönlü şarj altyapısı ve Connected+ Unlimited donanımları da standart olarak sunularak elektrikli mobiliteyi hem pratik hem de entegre bir deneyime dönüştürüyor. Renk, döşeme ve jant seçenekleri de bu bütüncül yaklaşımı tamamlayan unsurlar arasında yer alıyor. Metalik Gri / Polarized Grey, Metalik Mavi / Ocean Wave ve Metalik Yeşil / Eucalyptus Green gibi modern metalik tonlardan Metalik Gri / Frozen Space Silver gibi sofistike renklere kadar uzanan 9 farklı renk seçeneği; iX3’ün karakterini kişiselleştirmeye imkân tanıyor. İç mekânda ise Contemporary Veganza, BMW M iç tasarım döşemeleri ile BMW Individual Merino deri seçenekleri; farklı renk kombinasyonlarıyla sunuluyor. 20” jantların standart olarak sunulduğu modelde müşteriler 22” jant boyutuna kadar jant tercih edebiliyor. Böylece Yeni BMW iX3, Neue Klasse vizyonunu yalnızca teknolojiyle değil; tasarım, konfor ve kişiselleştirme alanlarında da somut ve hissedilir bir deneyime dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TIF 2026 İkinci Gününde de Turizmin Farklı Alanlarına Mercek Tuttu Haber

TIF 2026 İkinci Gününde de Turizmin Farklı Alanlarına Mercek Tuttu

Havacılıktan kruvaziyere, yumuşak güçten wellness’e, sürdürülebilirlikten Türk dizilerine kadar geniş bir yelpazede gelişim fırsatları ve büyüme hedeflerinin paylaşıldığı forumda; dijitalleşme, mavi ekonomi ve lüks segmentteki dönüşüme dikkat çekildi. Dünya turizminin önde gelen isimleri; Türkiye'nin küresel ölçekteki ilk dört oyuncu arasındaki yerini sağlamlaştırmak ve geliştirmek için sezonun 12 aya yayılması ve dijitalleşmenin operasyonel süreçlere entegre edilmesi gerekliliğini ortaya koydu. Forumda markalaşma, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yumuşak güç ve insan odaklı dönüşüm, turizmdeki stratejik başlıklar olarak öne çıktı. Oturumlarda öne çıkan bazı başlıklar: Kruvaziyer turizmde Galataport ve İstanbul Havalimanı ile kamu, özel sektör ve STK güç birliğinde pandemi sonrası kaydedilen hızlı toparlanmayla Türkiye fark yarattı. Orient Express, 67 vagonluk restore edilmiş trenle 2027 sonu itibarıyla Paris ve İstanbul’u birbirine bağlayacak.Türk havacılığı, THY, Pegasus ve SunExpress ile tarih yazdı; 800 ticari uçaklık filomuz 10 yıl içinde ikiye katlanabilir. Dünya hava yolcu sayısı 2053’te 22 milyara çıkacağı öngörülüyor. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) stratejik ortaklığında, Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda düzenlenen Turizm Yatırım Forumu (Tourism Investment Forum) – TIF 2026’nın ikinci günü de, dünya turizminin önde gelen isimlerinin katılımıyla yoğun ve verimli oturumlara sahne oldu. “TÜRK TURİZMİNİN ASIL MUCİZESİ İNSANINDA YATIYOR” Gazeteci Özlem Doğaner’in moderatörü olduğu “Özet ve Temel Çıkarımlar: Çerçevenin Oluşturulması” başlıklı forumun ikinci gün açılış panelinde konuşan Oya Narin, TIF’in her yıl artan uluslararası ilgiyle büyüdüğüne dikkat çekti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Türkiye’nin turizmde artık dünyanın ilk dört vazgeçilmez destinasyonundan biri olduğu yönündeki değerlendirmelerine değinen Oya Narin, TTYD olarak, turizm yatırımcıları olarak bu güçlü pozisyonu korumaya ve daha da geliştirmeye yönelik kararlılıklarını dile getirdi. TTYD Başkanı Narin, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Başkanı Gloria Guevara Manzo’nun Türkiye’ye yönelik “Bütün dünya sizi takip ediyor” sözlerinin de Türk turizmi açısından son derece kıymetli ve motive edici olduğunu belirtti. Türk turizminde yatak kapasitesi içinde yüzde 10 gibi düşük bir düzeyde olan markalaşmayı artırmak zorunluluğuna da dikkat çeken Oya Narin, açıklamasına şöyle devam etti: “Ülkemizin turizmde her şeyi var: İklimimiz, doğamız, tarihimiz, mitolojimiz, kültürümüz, gastronomimiz, denizimiz ve güneşimiz. En önemlisi ise heyecanımız ve pırıl pırıl insanlarımız. ‘Tanrı misafiri’ kavramına sahip bir kültürden geliyoruz. Misafiri kutsal kabul eden bir anlayışımız var. Türk turizminin asıl mucizesi de burada yatıyor: İnsanında” dedi. “2027 SONUNDA İKİNCİ ORİENT EXPRESS TRENİ, PARİS İLE İSTANBUL’U BİRBİRİNE BAĞLAYACAK” Orient Express CEO’su Gilda Perez Alvarado tarihi trenin 140 yıl önce başlayan hikayesini, yeni dönem çalışmalarını ve lüks otelcilikteki trendleri anlattı. Alvarado, Agatha Christie’den Hollywood’a kadar kültürel bir ikon haline gelen Orient Express’te 67 vagonluk restore edilmiş ikinci bir treninin 2027 sonu itibarıyla sefere başlayarak, Paris ve İstanbul’u birbirine bağlayacağını açıkladı. Alvarado, 2024 yılında 150 milyar dolara yaklaşan lüks otel pazarının 2032’de 370 milyar dolara çıkmasının beklenildiğini de belirtti. “TÜRKİYE, KRUVAZİYER’DE KAMU, ÖZEL SEKTÖR VE STK İŞ BİRLİĞİ İLE FARK YARATTI” Oturumdan önce “Mavi Ekonomi” başlıklı ana tema konuşmasını yapan Carnival Corporation’un eski Kıdemli Başkan Yardımcısı Giora Israel, “Kruvaziyer Turizminin Bir Sonraki Dalgası” başlıklı oturumun moderatörlüğünü de üstlendi. Oturumda Viking Ürün Geliştirme Başkan Yardımcısı Joost Ouendag, Ritz Carlton Yacht Collection Liman ve Varış Noktası Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Spyros Almpertis, Tura Turizm Holding Başkan & CEO’su Leyla Öner ile Galataport İstanbul Liman Direktörü Tolga Tuncay konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda kruvaziyer turizmi için Türkiye’nin misafirperverliği ve tarihi ile oluşturduğu mükemmel destinasyonlar, kruvaziyerdeki yüksek eğitim ve gelir/harcama seviyesine sahip turist profili, VIP müşteriler için ultra lüks kruvaziyer deneyimi gibi çarpıcı başlıklar ele alındı. Leyla Öner, Türkiye’nin pandemi sonrası 2021’de başlayan kruvaziyer turizmindeki toparlanma sürecinde, Galataport ve İstanbul Havalimanı’nın büyük etki yarattığını belirtti. Öner, hızlı bir şekilde kamu, özel sektör ve tüm STK'ların güçlerini birleştirerek; hem destinasyon tanıtımının etkili şekilde yapılması hem de taşımacılık, tesis ve rehber gibi diğer tamamlayıcı hizmetlerde kaydettikleri gelişmelerle Türkiye’nin fark yarattığını söyledi. “HAVACILIĞIN YENİ YÜZYILI: 2053’TE 22 MİLYAR YOLCU” Turizm ve havacılık sektörünün önemli isimleri, "Hava Taşımacılığı: Sırada Ne Var?" panelinde bir araya gelerek sektörün yol haritasını çizdi. Pegasus Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane’nin moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, Southwind Airlines CEO’su Şükrü Can, TAV Airports COO’su Mete Erna ve TAV Güvenlik CEO’su Turgay Şahan konuşmacı olarak yer aldılar. Oturumda; ülkemize gelen her 10 turistin havayolu ile geldiği, Türk havacılığının THY, Pegasus ve SunExpress ile tarih yazdığı, 800 ticari uçaklık filonun 10 yıl içinde ikiye katlanması beklendiği, dünya hava yolcu sayısının 2043’te 17 milyar, 2053’te ise 22 milyara çıkacağı öngörüsü gibi önemli konulara değinildi. “TURİZMDE YENİ ROTA "ÇEVİKLİK VE DÖNÜŞÜM" Armin Zerunyan moderatörlüğünde gerçekleşen “Otel Yatırımları: Trendler, Markalar ve Stratejik Büyüme” panelinde ise AZ Consultancy Kurucusu Armin Zerunyan, IHG Hotels & Resorts Geliştirme Başkanı Kristin Thorsteinsdottir, Accor Premium Orta Ölçekli & Ekonomi MEA & Türkiye CDO Maya Ziadeh, Hyatt Hotels Güney Avrupa Otel Geliştirme Direktörü Carlos Paredes Fernandez, Hilton Worldwide Türkiye Kıdemli Geliştirme Direktörü Funda Eratici ve Petra Hospitality Kurucu Ortak & Direktör Tasos Kotzanastassis, Türkiye pazarının geleceğini konuştu. Oturumdaki açıklamalar Uluslararası markaların Türkiye’ye, zengin turizm potansiyeli paralelinde ilgi duyduğu ve bu ilginin artarak devam edeceği tablosunu ortaya koydu. “KONAKLAMA VE TURİZM FİNANSMANINDA STRATEJİK ADIMLAR” TKYB Başkan Yardımcısı Seçil Yıldız moderatörlüğünde düzenlenen “Konaklama Sektöründe İşletme ve Yatırım Finansmanı” oturumunda konuşmacılar; ICBC Proje Finansmanı Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Can Yakar, Ziraat Bank Proje Finansmanı Başkanı Berrin Mahmutoğlu, Ziraat Bank Proje Finansmanı Başkanı Berrin Mahmutoğlu, Ziraat Bank Proje Finansmanı Başkanı Berrin Mahmutoğlu, World Bank Group – Finans Sektörü Görev Ekibi Lideri Etkin Özen ve EBRD Kıdemli Gayrimenkul Bankacı Yöneticisi Seher Güngör tarafından, turizm işletme ve finans yönetiminin sektör için taşıdığı stratejik değer masaya yatırıldı. “LÜKSÜN YENİ ROTASI: KİŞİYE ÖZEL VE ANLAMLI YOLCULUKLAR” Forbes Travel Guide CEO’su ve Küresel Elçisi Filip Boyen’in moderatörlüğünde gerçekleşen, “Lüksten Yaşam Tarzına: Yeni Misafir Beklentileri” konulu panelde, Servotel Kurucu Ortağı Ayla Heyfegil, The Peninsula İstanbul Genel Müdürü Jonathan Crook, Minor Hotels Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Amir Golbarg ile Technogym Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Vittorio Zagaia turizmde lüksü konuştu. Oturumda; konukseverliğin bir numaralı kalite unsuru olduğu, lüksün fiziksel niteliklerden çok ‘benim için tasarlanmış’ hissi veren hizmet, ortam ve deneyime dayandığı, Türkiye’nin geleneksel misafirperverliği, gastronomi, kültür, marinalar başta olmak üzere lüks turizm açısından taşıdığı avantajlar ele alındı. “SEYAHAT ARTIK KEŞİF DEĞİL, BÜTÜNSEL İYİ OLUŞ YOLCULUĞU” NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral Gür’ün moderatörlüğünü üstlendiği “Wellness Çağında Turizm Yatırımları” başlıklı panelde Forbes Travel Guide CEO’su & Küresel Elçi Filip Boyen, Sunset Hospitality Group İş Geliştirme Direktörü Carmen Bardaji, Healing Hotels of the World Kurucu & CEO’su Anne Biging ve Johnson Health Tech EMEA Bölgesi Otelcilik Satışları Direktörü Gary Young, turizm sektörünün yükselen trendi wellness ve longevity kavramlarını ve bu alanların sektöre katkılarını ele aldı. Bu terndin otel tasarımlarından çalışan eğitimine kadar her alanı etkilediği, bilim destekli ölçülebilir programların ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin öne çıktığı gibi önemli başlıklar, oturumda detayları ile konuşuldu. “MARİNALAR, TEKNELERİN OTOPARKI OLMAKTAN ÇOK YAŞAM ALANI HÂLİNE DÖNDÜ” Naviga Publishing and Communications Corp. Kurucu Ortağı Tuba Noyan moderatörlüğündeki “Marinaların Sosyal Yaşam Alanlarına Dönüşümü” adlı panelde ise Setur Marina Genel Müdürü Emre Doruk, marina kültüründeki dönüşümü ve bunun sosyal–ekonomik etkilerini konuştu. Panelde; marinaların yalnızca teknelerin park ettiği yerler olmaktan çıkıp, herkes için alternatif birer yaşam alanına dönüştüğü ve Türkiye’nin marinalar konusunda gelişebileceği çok önemli bir coğrafyaya sahip olduğu belirtildi. “HİKAYELERİMİZ PETROLDEN DAHA DEĞERLİ” Contemporary İstanbul Vakfı Başkanı Ali Güreli moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Yumuşak Güç: Sanat ve Kültür Yoluyla Değer Yaratmak” panelinde ise FarkLabs Kurucusu Ahu Büyükküşoğlu Serter, Ay Yapım CEO’su Kerem Çatay ve Zeyrek Çinili Hamam Kurucu Direktörü Koza Güreli Yazgan; sanat, dizi sektörü ve kültürel mirasın birleşerek turizm içinde nasıl devasa bir "yumuşak güç" oluşturduğu çarpıcı örneklerle anlatıldı. “SEKTÖRDE PARA VE YATIRIM VAR AMA DOĞRU İNSAN YOK” “Konaklama Sektöründe Yeteneğin Geleceği” panelinde konuşan Les Roches CEO’su Carlos Diez, sektörün içinde bulunduğu ve adeta ‘mükemmel fırtına’ya dönüşen yetenek krizine vurgu yaptı. Diez; “Turizmde para var, tesis var, ancak bunları işletecek kalifiye insan yok. Turizm eğitim alanların eskiden 90’ı otelciliği seçerken, bu oran şimdi yüzde 30’a düştü. Öyle bir noktadayız ki bazı şirketler, sadece doğru insan bulamadıkları için büyüme planlarını durdurmak zorunda kalıyor” açıklamasında bulundu. “MICE SEKTÖRÜ GELİR VE ÜLKE TANITIMI AÇISINDAN STRATEJİK ÖNEME SAHİP” Dreamproject CEO & Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman moderatörlüğündeki “Etkinlik Turizminin Geleceği: Kongre Mekanları ve Spor Deneyimleri” panelinde Lütfi Kırdar Congress and Exhibition Center Genel Müdürü Deniz Dikkaya, ICVB Genel Müdürü Cemil Hakan Kılıç ve TÜRSAB Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Türkiye’nin büyüyen etkinlik turizmi pazarında sahip olduğu potansiyeli masaya yatırdılar. Projelerin mimari aşamalar öncesinde profesyonel kongre organizatörleriyle başlaması, kongre ziyaretçilerinin ortalama turistlere oranla yaklaşık 4 kat fazla harcama yapması, daha yeni ve donanımlı otelleri ile Türkiye’nin MICE sektöründe avantajlı olması ve ülkemizde düzenlenecek kongre sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar, panelde ele alınan konular içinde öne çıktı. “OTEL TASARIMINDA HİKÂYE VE DENEYİM ODAKLI YAKLAŞIM” GAD Architecture/ Foundation Kurucusu Gökhan Avcıoğlu moderatörlüğünde düzenlenen “Otel Tasarımında Trendler: Destinasyon, Ruh, Deneyim ve İşlev” başlıklı oturumda, Bilgili Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Geliştirme ve İnşaat Yönetimi Grubu Başkanı Levent Abay, Space Architects & Designers Kurucusu Kaan Çetinkaya ile Autoban Kurucu Ortağı Seyhan Özdemir, yapı tasarımının inceliklerini ve turizm deneyimine katkısını ele aldı. Panelde 20 otel, 25 bin oda kapasitesi ve 75 bin metrekarelik bir kongre merkezine sahip, kongre, spor ve longevity üzerinden turizmi 12 aya yayacak bir Konaklı projesinin dahi bölgeye 1,2 milyar dolarlık katma değer sağlayacağının vurgulandığı panelde, projelerin çok titiz çalışma ve 365 derecelik bir hassasiyetle tasarlanması gerektiği belirtildi. “TURİZMDE DENEYİM, KİŞİSELLEŞTİRME VE SÜRDÜRÜLEBİLİR DESTİNASYONLAR” “Pazarlamada Etkililik: Fikirleri Etkiye Dönüştürmek” panelinde TBWA Worldwide Strateji Direktörü Toygun Yılmazer moderatörü, Creative Supply Kurucu & Kreatif Direktörü- Youri Sawerschel ve Tatilbudur Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Çubuk da konuşmacı olarak yer aldılar. Panelde; bazı popüler destinasyonlara yoğun talep oluşurken, bazı destinasyonların ise kalabalık nedeni ile tercih edilmemesi, sofistike gezginlerin kimlikleriyle uyumlu destinasyonlar araması, iş ve tatilin birleştirilmesi, fiyat karşılaştırmalarının belirleyici olması, deneyim, kişiselleştirme ile sürdürülebilirliğin öne çıkması gibi tüketici davranışlarındaki tüm değişimler ve dijital platformların rolü masaya yatırıldı. “TÜRK DİZİLERİ: 170 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLEN ÜCRETSİZ TANITIM GÜCÜ” Av. Dr. Aydın Orhan’ın moderatörlüğündeki “Türk Dizileri Aracılığıyla Destinasyon Markalaşması” oturumunda Gold Film’in kurucusu Faruk Turgut ile Süreç Film’in sahibi Ali Gündoğdu konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, 2008 yılında başlayan küresel yolculuğun bugün 1 milyar izleyiciye ulaştığı, 2024-2025 sezonunda tahminen 800 milyon dolarlık bir satış gerçekleştiği, dizi ihracı konusunda Amerika ve İngiltere’den sonra en fazla satış yapan ülke olarak elde edilen tanıtım, kültürel kazanım ve turizme katkısı masaya yatırıldı. “KONAKLAMA YATIRIMLARINDA SERMAYE, KÂRLILIK VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM” “Konaklama Sektöründe Sermaye Akışları ve İşlemlere Bakış” oturumunda ise Access Hospitality Kurucu & Başkanı Haluk Özdoğan (moderatörü), Ernst & Young Ortağı Gün Gökkaya ve Deloitte Ortağı Osman Arslan sahneye çıktı. Oturumda, Türkiye’deki otel yatırımlarındaki sermaye akışları, yatırımcı ilgisi ve dijital dönüşüm trendlerini ele aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW X5 ve BMW X7 Türkiye Yollarına Geri Döndü Haber

BMW X5 ve BMW X7 Türkiye Yollarına Geri Döndü

BMW tutkunlarının uzun süredir beklediği BMW X5 ve BMW X7 modelleri yeniden Türkiye pazarında sunulmaya başlandı. Asfalt ve arazi sürüşünün lüks ikonları, ileri dijital teknolojileri, yüksek konfor donanımları ve 48V mild hybrid destekli verimli dizel motorlarıyla Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda tutkunlarıyla buluşuyor. BMW’nin akıllı dört tekerlekten çekiş sistemi xDrive ile yüksek performanslı dizel motor teknolojisini bir araya getiren modeller, sürüş konforu, yol tutuşu ve verimlilik dengesini aynı potada buluşturuyor. 3 litre hacminde mild hybrid-dizel motor güç ünitelerine sahip BMW X5 xDrive40d ve BMW X7 xDrive40d geniş gövde rengi, döşeme ve iç kaplama seçenekleriyle kullanıcılara özgü kişiselleştirme imkanı sunuyor. BMW’nin güncel tasarım dili ve gelişmiş donanım özellikleriyle dikkat çeken BMW X5 M Sport; BMW X7 ise M Excellence tasarım paketleriyle Türkiye’de satışa sunuluyor. Premium SAV Dünyasında İki Farklı Deneyim BMW, premium SAV dünyasındaki iddiasını BMW X5 ve BMW X7 ile iki farklı karakter üzerinden ortaya koyuyor. BMW X5, markanın SAV anlayışını daha dinamik, çevik ve çok yönlü bir yaklaşımla temsil ederken; BMW X7 aynı premium SAV ailesinin amiral gemisi olarak geniş hacmi, üç sıra koltuk düzeni ve üst düzey konfor donanımlarıyla öne çıkıyor. Tasarım: Atletik Dinamizm ve Heybetli Duruş BMW X5, Adaptif LED farlar, Iconic Glow aydınlatmalı BMW Böbrek Izgaraları ve 22 inç boyutuna varan jant seçenekleriyle sportif ve modern bir SAV duruşu sergiliyor. İnceltilmiş üç boyutlu arka aydınlatmalar ve off-road sürüşlere uygun yerden yüksek yapısı, modelin şehir içi kullanımdan uzun yolculuklara uzanan çok yönlü karakterini vurguluyor. BMW X7 ise ikonik çift BMW far tasarımı, Iconic Glow aydınlatmalı böbrek ızgaraları ve 23 inç boyutuna varan jant seçenekleriyle premium SAV ailesinin en heybetli üyesi olarak konumlanıyor. Ön koltuklardan başlayarak ikinci ve üçüncü sıra koltuklara kadar uzanan Sky Lounge Panoramik Cam Tavan, tavana entegre 15 binden fazla LED ışık elemanıyla birlikte iç mekânda ferahlık hissini artırırken, üst düzey bir ambiyans sunuyor. İç Mekan: Ortak Dijital Altyapı, Farklı Konfor Seviyeleri Her iki modelde de BMW İşletim Sistemi 8.5 ile çalışan BMW Kavisli Ekran yer alıyor. BMW Live Cockpit Professional; tamamen dijital 12,3 inç gösterge ekranı, 14,9 inç yüksek çözünürlüklü kontrol ekranı ve Head-Up Display ile sürücüye göre özelleştirilebilen bir dijital deneyim sunuyor. BMW X5’in iç mekanı, sürücü odaklı ve sportif bir atmosfer sunuyor. Fiziksel butonların azaltıldığı modern kokpit tasarımı, BMW Kişisel Sesli Asistan ile desteklenirken; CraftedClarity cam yüzeyli vites seçici, iDrive kumandası ve start/stop butonu premium algıyı güçlendiriyor. LED aydınlatmalı ambiyans detayları, Ortam İklimlendirme Paketi ve dört bölgeli otomatik klima, uzun yolculuklarda konforu artırıyor. BMW X7’de ise iç mekan deneyimi daha ileri bir noktaya taşınıyor. İnce tasarıma sahip havalandırma kanalları, X7 vurgulu aydınlatmalı iç kaplamalar, CraftedClarity cam yüzeyli kontrol paneli ve Individual walknappa deri ön panel, kabinde lüks algıyı derinleştiriyor. Elektrikli, havalandırmalı ve masaj fonksiyonlu ön koltuklar sekiz farklı masaj programı sunarken; ön ve arka koltuk ısıtma, Konfor-Isı Paketi, ısı ayarlı bardak tutucular ve arka cam perdeleri yolculuk konforunu üst seviyeye taşıyor. Sürüş, Konfor ve Dinamikler BMW X5 ve BMW X7, 48V mild hybrid destekli dizel motorlarıyla 352 bg güç ve 720 Nm tork üretiyor. BMW X5, yüksek performansı çevik ve dinamik bir sürüş karakteriyle yola aktarırken; şehir içi kullanımda manevra kabiliyeti, uzun yolculuklarda ise dengeli bir konfor sunuyor. BMW X7 ise bu sürüş konforu ve performansa ek olarak 7 kişilik oturma düzeni ve lüks tasarım detaylarıyla öne çıkıyor. Her iki modelde de sunulan Adaptif Çift Akslı Havalı Süspansiyon, 80 mm’ye varan ayar aralığıyla yol koşullarına uyum sağlarken; BMW X7’de yer alan Executive Drive Pro sistemi, elektromekanik aktif gövde stabilizasyon sistemi sayesinde gövde salınımını minimum seviyeye indiriyor. Integral Aktif Direksiyon, her iki modelde de düşük hızlarda manevra kabiliyetini artırırken yüksek hızlarda sürüş stabilitesini güçlendiriyor. Güvenlik ve Sürüş Destek Sistemleri BMW X5 ve BMW X7, Sürüş Asistanı Professional ile 210 km/sa hıza kadar aktif direksiyon müdahalesi sunarak yarı otonom sürüşe olanak sağlıyor. Park Asistanı Professional, otomobil çevresinin üç boyutlu görüntüsünü kontrol ekranına yansıtırken; gerektiğinde My BMW uygulaması üzerinden sürücüsüz bir şekilde park etme imkanı sağlayarak özellikle dar alanlardaki park yerlerine giriş çıkış işlemlerini kolay hale getiriyor. Donanım, Ses ve Kişiselleştirme BMW X5, Harman Kardon Surround Ses Sistemi ile 464 watt gücünde yüksek kaliteli bir ses deneyimi sunarken; BMW X7, 1.475 watt gücündeki Bowers & Wilkins Diamond Surround Ses Sistemi ile üstün bir akustik deneyim yaşatıyor. M Sport iç ve dış tasarım detayları; jant seçenekleri, M Aerodinamik Paketler, M Sport fren diskleri ve Alcantara tavan döşemeleriyle iki modelin karakterine göre farklı ölçekte yorumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek Haber

Yemeksepeti’nden Türkiye Ekonomisine Dev Destek

Türkiye’nin En Sevilen* ve En Teknolojik** Online Yemek Sipariş Markası Yemeksepeti, 2025 yılında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dair verileri açıkladı. “Keyfin Yerine Gelsin” mottosuyla kullanıcılarının hayatına dokunan şirket, sadece sipariş teslimatı yapmadığını, yarattığı ekonomik büyüklükle de Türkiye’nin itici güçlerinden biri olduğunu kanıtladı. Bulgular, güçlü ekonomik etkiye işaret ediyor Yemeksepeti’nin çatı şirketi Delivery Hero verileri ile güvenilir dış kaynakların birlikte kullanıldığı ve Temmuz 2024 – Haziran 2025 dönemini kapsayan, Centre for Economics and Business tarafından gerçekleştirilen sosyo-ekonomik etki analizine göre şirketin Türkiye ekonomisindeki rolü iki ana başlık altında teyit edildi: GSYH’ye güçlü katkı: Operasyonları, restoran ve iş ortağı ağı, kurye ekosistemi ve tedarik zinciri üzerinden; ayrıca bu gelirlerin ekonomide tekrar harcanmasıyla oluşan dolaylı etki dâhil olmak üzere Yemeksepeti toplamda 3,06 milyar Euro’luk ekonomik değer yarattı. Bu rakam, Türkiye GSYH’sinin %0,21’ine karşılık geliyor.121 bin kişilik istihdam etkisi: Yemeksepeti’nin kendi çalışanları, kurye iş ortakları ve platformda faaliyet gösteren işletmelerin yanı sıra tedarik zinciri ve dolaylı ekonomik faaliyetler dâhil edildiğinde, şirket 121.267 tam zamanlı eşdeğer (FTE) istihdamı destekledi. Bu sayı, Türkiye toplam istihdamının %0,35’ine denk geliyor. Kullanıcı faydası 14,2 milyar TL ile ikiye katlandı Yemeksepeti, makroekonomik katkısının ötesinde, kullanıcı bütçelerine sağladığı doğrudan finansal destekle de 2025 yılında rekor kırdı. Kampanyalar, kuponlar ve sadakat programları aracılığıyla sağlanan toplam kullanıcı faydası, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki katına çıkarak 14,2 milyar TL’ye ulaştı. Bu desteğin önemli bir kısmı, YeClub sadakat programı sayesinde hayata geçti. Program kapsamında 6 milyar TL’nin üzerinde puan dağıtıldı. Günlük siparişleri daha avantajlı hale getiren bu katkı, Yemeksepeti’nin kullanıcı bütçesini destekleyen ve günlük hayata değer katan güvenilir bir yol arkadaşı rolünü pekiştirdi. “Etkimiz siparişin çok ötesinde” Rapor sonuçlarını ve 2025 yılını değerlendiren Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, ortaya çıkan tablonun bir gurur vesilesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “2025, hem Yemeksepeti hem de içinde bulunduğumuz hızlı ticaret ekosistemi için dönüşümün hızlandığı bir yıl oldu. Bu yılı salt büyüme rakamlarıyla tanımlamak eksik kalır. Çünkü asıl büyüme, yarattığımız toplumsal ve ekonomik değerde gerçekleşti. GSYH’ye 3 milyar Euro’yu aşan katkımızın yanı sıra; çalışanlarımız, kurye iş ortaklarımız, market tarafında toplayıcı ve depocularımız dâhil 121 bin kişilik güçlü bir istihdam etkisi yaratmamız bunun en somut göstergesi. Kullanıcılarımıza sunduğumuz ekonomik desteği neredeyse iki katına çıkararak 14,2 milyar TL’ye ulaştırırken, tüm paydaşların kazandığı sürdürülebilir bir model inşa ettik. Bu, işimizi büyütürken ülke ekonomisini de büyüttüğümüzün net bir kanıtı.” Teknoloji ve yapay zekâ yılı 2025’i “altyapı ve yapay zekâ yılı” olarak tanımlayan Çalapöver, şirketin gelecek vizyonuna dair de değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın artık kişiselleştirme, talep tahmini ve lojistik optimizasyonunun merkezinde yer aldığını vurgulayan Çalapöver, şöyle devam etti: “Delivery Hero’nun küresel teknoloji gücünü yerel içgörülerle birleştirerek daha akıllı ve daha hızlı bir deneyim sunduk. Yemeksepeti için 2026, daha fazlasını yapmak değil, doğru işleri daha iyi yapacağımız bir yıl olacak.”

Garanti BBVA’ya World Finance Awards’tan Dijital Bankacılıkta İki Ödül Birden Haber

Garanti BBVA’ya World Finance Awards’tan Dijital Bankacılıkta İki Ödül Birden

Ödüller, bankanın radikal müşteri perspektifiyle şekillenen dijital bankacılık yaklaşımı ve yüksek müşteri memnuniyetini temsil ediyor. Uluslararası finans yayın grubu World Finance tarafından düzenlenen Digital Banking Awards 2025 kapsamında iki önemli ödüle birden layık görülen Garanti BBVA, dijital bankacılık alanındaki güçlü performansı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla öne çıktı. “Radikal müşteri perspektifimizi dijital deneyimin merkezine koyuyoruz” Aldıkları ödülleri değerlendiren Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, “World Finance tarafından bu iki önemli ödüle layık görülmemizi, dijital bankacılığı yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran bütüncül bir deneyim olarak ele alışımızın bir sonucu olarak görüyoruz. Radikal müşteri perspektifi anlayışımız ile müşterilerimizi dinleyen, ihtiyaçlarını öngören ve onlara gerçek zamanlı, güvenilir çözümler sunan dijital platformlar geliştiriyor ve sunuyoruz. Müşteri memnuniyeti odağımızla bu ödüle layık bulunduğumuz için gururluyuz.” dedi. Teknolojiyi anlamlı ve müşteriye değer yaratan çözümlere dönüştürmek World Finance Digital Banking Awards, bankaların ve finansal teknoloji kuruluşlarının dijitalleşme, inovasyon, müşteri deneyimi, güvenlik ve finansal kapsayıcılık alanlarındaki yetkinliklerini değerlendirerek, küresel ölçekte fark yaratan kurumları ödüllendiriyor. 2025 yılında dijital bankacılık yapay zekâ destekli kişiselleştirme, açık bankacılık, gömülü finans ve siber güvenlik gibi alanlarda yaşanan dönüşümle birlikte müşteri güvenini ve deneyimini daha da derinleştiren bir yapıya evrildi. Garanti BBVA da bu dönüşümde, teknolojiyi anlamlı ve müşteriye değer yaratan çözümlere dönüştürme becerisiyle öne çıktı. Garanti BBVA’nın dijital bankacılık yaklaşımı; müşterilerin günlük finansal ihtiyaçlarını sezgisel, hızlı ve güvenli platformlar üzerinden karşılamayı hedefleyen uçtan uca bir deneyim sunuyor. Mobil bankacılık uygulamaları başta olmak üzere tüm dijital temas noktalarında geliştirilen çözümler, müşteri memnuniyetini artırırken bankacılığı herkes için daha erişilebilir ve sade hale getiriyor.

Samsung, AI TV Serisine Google Fotoğraflar'ı Getiriyor Haber

Samsung, AI TV Serisine Google Fotoğraflar'ı Getiriyor

Samsung Electronics, Google Fotoğraflar'ı Samsung TV'lere getirmek için çalıştıklarını duyurdu. Bu adımla kullanıcılar, seyahatlerinden hobilerine ve sevdikleriyle geçirdikleri günlük anılara kadar en önemli anları akıcı bir şekilde, daha büyük ve sürükleyici bir ekranda deneyimleme imkanına kavuşacak. Yeni deneyimle, ailelere en sevdikleri anıları birlikte yeniden keşfetmeleri için keyifli ve anlamlı bir yöntem sunulması amaçlanıyor. Çalışmayla ilgili olarak Samsung Electronics Görsel Ekran İş Birimi Müşteri Deneyimi Ekibi Başkan Yardımcısı Kevin Lee, “Samsung TV'ler her zaman insanları bir araya getirdi ve Google Fotoğraflar'ı büyük ekrana taşımak bu deneyimi daha da özel bir hale getirecek. Fotoğrafların ardındaki hikayelerin keyfini çıkarmaları için kullanıcılara, oturma odalarının konforunda sezgisel ve ilgi çekici bir yol sunuyoruz” dedi. Kişisel fotoğrafların keyfini çıkarmanın daha anlamlı yolu Google Fotoğraflar, özel anıları yeniden yaşamayı ve paylaşmayı kolaylaştırıyor. Planlanan entegrasyon sayesinde kullanıcıların telefonlarında çektiği fotoğrafların Samsung TV'lere akıcı bir şekilde aktarılmasıyla daha büyük ve sinematik bir formatta görüntülenmesi hedefleniyor. Üzerinde çalışılan entegrasyonla kullanıcılar, televizyonlarında kişilere, yerlere ve değerli anlara göre düzenlenip özenle seçilmiş anıları keşfedecek. Google Fotoğraflar, Samsung'un Vision AI Companion (VAC) çözümüyle birlikte çalışarak fotoğraf odaklı deneyimlerin kapsamını genişletecek, anıların gün içinde nasıl öne çıkarılacağı konusunda çeşitli öneriler sunacak. Samsung, Google Fotoğraflar'ın TV deneyimine derinlemesine entegre olması için çalışıyor. Örneğin, Daily+ ve Daily Board aracılığıyla fotoğraflar, doğal bir şekilde görünecek ve değerli anılar gün içerisinde bağlamsal ve uygun anlarda kullanıcılara sunulacak. Bu özelliğin kolayca ayarlanabilmesi hedefleniyor. Kullanıcılar Google Hesaplarıyla oturum açtıklarında, fotoğraf anıları anında büyük ekranda görüntülenebilecek. Anıları yeniden yaşamak ve keşfetmek için 3 yol: Memories, Yaratıcılık ve Temalı Slaytlar Memories (2026 yılının başında özel olarak sunulması planlanıyor): İnsanlara, yerlere ve anlamlı anlara dayanan hikayeleri ilk kez televizyonda gösterecek olan program, altı ay boyunca ilk kez ve özel olarak Samsung TV'lerde kullanılabilecek.Yapay zekâ ile yaratıcılık (2026'nın ilerleyen dönemlerinde sunulması planlanıyor): Google DeepMind'ın görüntü oluşturma ve düzenleme modeli Nano Banana üzerine inşa edilen, eğlenceli ve keyifli içerikler oluşturan temalı şablonlar sunacak. Kullanıcılar ayrıca Remix özelliğini kullanarak bir görüntünün sanatsal stilini dönüştürebilecek veya “Photo to Video” ile hareketsiz anları kısa videolar halinde canlandırabilecek.Kişiselleştirilmiş Sonuçlar (2026'nın ilerleyen dönemlerinde sunulması planlanıyor): Kullanıcılar, anılarının konusuna veya içeriğine göre (örneğin okyanus, yürüyüş, Paris vb.) birbiriyle ilgili fotoğrafları slayt gösterisi olarak görüntüleyebilecek. Anılar Samsung TV'de akıcı bir şekilde yaşanacak Samsung ve Google Fotoğraflar, sinema kalitesinde galeri deneyimini evlerin kalbine taşımak istiyor. Böylece Samsung TV kullanıcıları, en önemli anları çarpıcı ayrıntılarla gözden geçirebilecek ve yeniden yaşayabilecek. Kişisel fotoğraf kütüphanelerini dönüştüren bu entegrasyon, kullanıcıları, yolculuklarını keşfetmeye, yeni hikayeler yaratmaya, detaylı ve kolayca değerli anıları yad etmeye davet edecek. Google Fotoğraflarla insanların fotoğraf ve videolarını saklayabildiğini, düzenleme yapabildiğini ve anılarını canlandırabildiğini söyleyen Google Fotoğraflar ve Google One İş Birimlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Shimrit Ben-Yair, “Google Fotoğraflar'ı Samsung TV'lere sunacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu sayede kullanıcılar en sevdikleri fotoğrafları daha büyük ekranda keyifle görebilecek ve anılarını yeni yöntemlerle yeniden yaşayabilecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı Haber

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı

Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, 2025’i sadakat, zamansız tasarım ve eşsiz deneyimlerle tanımlanan bir başarı yılı olarak açıklıyor 2025, Rolls-Royce Bespoke dünyasında yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı, sanattan zanaatkarlığa, malzeme kullanımından sipariş deneyimine kadar önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Bu yıl aynı zamanda, markanın Dubai, Seul, Şanghay ve New York’taki Private Office’leri ile Goodwood’daki orijinal Private Office’in tam anlamıyla faaliyete geçtiği ilk yıl oldu. Bu özel yaratıcı ve sosyal alanlar, müşterilerle kurulan iş ahenkini hiç olmadığı kadar derinleştirerek, Private Office siparişlerinin yıllık bazda iki kattan fazla artmasına katkı sağladı. Bu kişisel vizyonların birçoğu, 2025 yılı boyunca tamamen yeni tekniklerin, malzemelerin ve yaklaşımların hayata geçirilmesine öncülük etti. Nakış, marküteri ve baskı gibi birçok farklı disiplinler heykelsi bir formda yeniden tasarlanarak hem kavramsal hem de fiziksel anlamda yeni boyutlara taşındı. Bunlar arasında, 3D nakışlar için kendini taşıyan iplik yapıları, özel olarak geliştirilen 3D mürekkep katmanlama teknikleri ve karmaşık 3D marküteri uygulamaları yer aldı. 24 ayar altın işleme, cilalı beton ve Rolls-Royce iç mekânları için geliştirilen patentli koku konsepti gibi yeni malzemeler, markanın yaratıcı repertuvarını daha da zenginleştirdi. Tamamen el boyaması yıldız tavan (Starlight Headliner) gibi yenilikler, geleneksel zanaatkârlığın Rolls-Royce dünyasında nasıl sürekli olarak geliştiğini gözler önüne serdi. Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya genelindeki müşteriler için üretilen ve teslim edilen 5.664 araçla kendini gösterdi. Bespoke geleceği için inşa etmek Müşteriler, küresel Private Office ağı desteğiyle Bespoke’un her zamankinden daha iddialı tasarımlarını keşfettikçe, Rolls-Royce da daha güçlü bir gelecek inşa ediyor. Bu yıl, Goodwood’daki Rolls-Royce Evi’nde yürütülen tesis genişletme çalışmaları hızlı bir şekilde ilerledi. Şubat 2025’te yer üstü inşaatına başlanan proje, Kasım ayında hava koşullarına dayanıklı hale geldi. 300 milyon sterlinin üzerindeki bu yatırım, Bespoke ve Coachbuild (kişiye özel üretim ve ultra kısıtlı model) departmanları için modern ve genişletilmiş tesisler sağlayarak, daha kapsamlı ve sofistike özel üretim taleplerinin karşılanmasına imkân tanıyacak. 2026 itibarıyla ilk teknolojilerin yeni binada devreye alınması hedeflenirken, projenin on yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Özgün yaratıcı temalar 2025 yılında üretilen araçlar, birbirinden farklı ve özgün yaratıcı temaları gözler önüne seriyor. Bazı çalışmalar, kişisel hikâyeler, aile yolculukları ve kuşaklar arası bağlardan ilham alarak miras ve sevgi temaları etrafında şekilleniyor. Diğerleri ise doğadan ilham alıyor ya da sanatı, mimariyi ve kültürel sembolleri çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Bir araya geldiklerinde, yılın en etkileyici yaratıcı yönelimlerini temsil ediyor ve bir Rolls-Royce yaratmanın anlamının giderek nasıl genişlediğini ortaya koyuyor. Aşağıda Rolls-Royce’un, son 12 ay boyunca Bespoke alanında öne çıkan belirleyici temaları ve yenilikleri bulunuyor. Aile, anılar ve miras Çocukluk mektuplarından kuşaklar arası armağanlara, göksel göndermelerden aşk hikâyelerine uzanan birçok 2025 Bespoke siparişi, kişisel miras ve özel dönüm noktalarını yansıtıyor. Spectre Soulmate Bu son derece kişisel Bespoke siparişi, bir çiftin birlikte paylaştığı olağanüstü yolculuğu onurlandırmak üzere hayata geçirildi. Aynı hastanede dünyaya gelen çift, yıllar sonra yollarını birleştirdi; birlikte çocuklarını büyütürken, anlamlı bir başarı hikâyesi yazdılar. Bespoke detaylar arasında, hikâyelerinin başladığı gün Kuala Lumpur semalarında görülen takımyıldızlarını yansıtan bir Starlight Headliner yer alıyor; aynı tarih, havalandırma ızgaralarına da zarif bir şekilde işlendi. Bu araç, aynı zamanda 45 yıldır taşınan bir hayalin gerçeğe dönüşmesini simgeliyor: Müşteri, 10 yaşındayken markanın dönem CEO’su ile mektuplaşmış ve bir gün Rolls-Royce sahibi olmayı umut ettiğini dile getirmişti. Spectre Bailey Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun yıllardır Rolls-Royce müşterisi olan bir aile tarafından sipariş edilen Spectre Bailey, ailenin çok sevilen köpeğine adanmış, tek ve eşsiz bir çalışma niteliği taşıyor. Dış tasarımda, Labrador–Golden Retriever kırmasının yumuşak tonlarından ilham alan, kendine özgü iki renkli bir kaplama bulunuyor. Gövde, el işçiliğiyle boyanmış pati izi coachline motifiyle zarif bir şekilde tamamlanıyor. İç mekânda, Bailey’nin son derece gerçekçi ve ince işçilikle hazırlanmış marküteri portresi, arka koltuklar arasındaki Waterfall bölümünde yer alıyor. İç mekân renk paleti ise Bailey’nin yumuşak kürk tonlarını yansıtarak, bu denli seçkin bir karaktere kusursuz bir uyum sunuyor. Cullinan Cosmos Uzay ve galaksilere duydukları ortak hayranlıkla bilinen bir aile tarafından sipariş edilen Cullinan Cosmos, yıldızların ihtişamını yansıtan Bespoke detaylardan oluşan bir takımyıldızla bu büyüleyici temayı kutluyor. Bu aracın merkezinde, Rolls-Royce tarihinde bir ilk olan; şirket bünyesindeki bir sanatçı tarafından 20 kat boya kullanılarak 160 saatin üzerinde sürede tamamen el işçiliğiyle hazırlanan yıldız tavan (Starlight Headliner) yer alıyor. Ghost Extended Foundation Önde gelen bir inşaat şirketinin sahibi tarafından sipariş edilen bu Ghost Extended, şirketin çalışanlarına sunulmak üzere tasarlandı. Bu araç ekibin kişisel dönüm noktalarını kutlayan zarif bir takdir jesti olarak öne çıkıyor. Öne çıkan detaylardan biri, döner kontrol cihazı; şirketin en önemli mimari projelerinden biri için kullanılan malzemeden üretildi ve cilalanmış betondan özenle tasarlandı. Doğa, mekân ve unsurlar Müşteriler, dayanıklılık, yenilenme ve dinginlik kavramlarını yansıtmak üzere ilhamlarını doğadan almaya devam ederken, bu Bespoke çalışmalar geleneksel el işçiliğini yenilikçi malzeme arayışları ve uygulamalarıyla buluşturdu. Phantom Extended Cherry Blossom Japonya’nın Hanami geleneğinden ilham alan Phantom Cherry Blossom, bahar mevsimindeki Sakura çiçeklerinin geçici güzelliğine bir saygı duruşu niteliğinde tasarlandı. Japon bir müşteri tarafından sipariş edilen Phantom Extended, iç mekânında 250 binin üzerinde dikiş detayı ve şelale gibi uzanan kiraz dallarıyla ince işçilikle işlenmiş yıldız tavanı (Starlight Headliner) ile öne çıkıyor. Black Badge Cullinan Daisy Hayatı boyunca doğa yürüyüşüne tutkuyla bağlı bir müşteri tarafından sipariş edilen Black Badge Cullinan Daisy, Yüksek Tatra Dağları’ndaki favori bir parkurda görülen kır çiçeklerinden ilham alıyor. Coachline üzerinde yer alan el boyaması Papatya motifiyle bu çalışma, doğadan ilham alan azim ve dayanıklılık temalarını yansıtıyor. Sanat, kültür ve modern koleksiyon objeleri Vintage video oyunlarından geçmiş dönem couture tasarımlarına ve antik duvar resimlerine uzanan geniş bir ilham yelpazesinde müşteriler; sanatsal akımları, tarihsel malzemeleri, kültürel sembolleri ve yükselen koleksiyon alanlarını Bespoke dünyasına taşıdı. Black Badge Ghost Gamer Vintage video oyunlarının ikonik 8-bit dünyasından ilhamla tasarlanan Black Badge Ghost Gamer, sürükleyici Bespoke detayları ve joystick çağını anımsatan ince “Easter egg” (gizli özellik) dokunuşlarıyla öne çıkıyor. Asya-Pasifik’ten bir teknoloji girişimcisi tarafından sipariş edilen araç, tek tek el boyaması ‘piksellerden’ oluşan “Cheeky Alien” coachline motifiyle tamamlandı Phantom Dentelle Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilen Phantom Dentelle, couture dantel sanatına adanmış tek ve eşsiz bir tasarım olarak öne çıkıyor. Nadir bulunan bir ‘Leavers loom’ kumaşından ilham alan tasarım, zarif ve üç boyutlu dantel dokularını nakış aracılığıyla aracın Gallery bölümüne ve arka Waterfall alanına aktarıyor. Phantom Year of the Dragon Ay takvimine göre Ejderha Yılı’nı kutlamak üzere Çinli bir müşteri tarafından sipariş edilen bu tek ve eşsiz Phantom Extended, Çin’in efsanevi figürlerinden birine çağdaş bir saygı duruşu niteliği taşıyor. İki ejderha ve kutsal bir inci efsanesinden ilham alan tasarım, iyilik, uyum ve aydınlanmayı simgeliyor; bu temalar aracın iç mekânının tamamına yansıtılıyor. Çin duvar resmi sanatına saygı duruşu Private Office Shanghai aracılığıyla sipariş edilen bu tasarım, İpek Yolu üzerinde yer alan kadim bir merkez olan Dunhuang’daki duvar resimlerinden ilham alan, birbirinden benzersiz üç araçtan oluşuyor. İmparatorluk ipeğinden ve Spirit of Ecstasy’den ilham alan Silken Spirit motifi, üç siparişi birbirine bağlayarak dış coachline’larda, nakışlarda, ahşap kakmalarda ve aydınlatmalı detaylarda kendini gösteriyor. 100 yıllık bir mirasın zirve noktası olan, unutulmaz bir koleksiyon 2025 yılı boyunca sunulan Bespoke yenilikleri, Rolls-Royce’un temel yaklaşımını ortaya koyuyor: Önce vizyon belirleniyor ardından teknoloji ve malzeme dünyası bu vizyona hizmet edecek şekilde şekillendiriliyor. Bu yaklaşımın somut bir temsili olan Phantom Centenary Private Collection, üç yıla yayılan bir geliştirme süreci ve 40 bin saati aşan titiz çalışmanın ürünü olarak hayata geçirildi. Phantom adının 100. yılını onurlandırmak amacıyla hayata geçirilen bu özel koleksiyon, yalnızca 25 adetle sınırlandırıldı ve Rolls-Royce tarihinin teknolojik açıdan en gelişmiş, yaratıcı vizyonu en yüksek Private Collection aracı olarak konumlanıyor. Araç, Bespoke iki tonlu bir dış boya uygulamasıyla tamamlandı. Hollywood’un siyah-beyaz dönemine özgü zarafet ve ihtişamdan ilham alan tasarımda, alt gövde Arctic White, üst gövde Black tonlarında şekillenirken, otomobilin benzersiz ışıltısı özel olarak geliştirilen Super Champagne Crystal kaplama ile vurgulanıyor. Zamansız karakteri ise masif altından Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekânda bu Private Collection, Phantom’un olağanüstü hikâyesini bir dizi seçkin Bespoke özellik aracılığıyla anlatıyor. Bunlar arasında, bir couture atölyesiyle birlikte geliştirilen, yüksek çözünürlüklü baskılı kumaşla döşenmiş ve Phantom’un efsanesini şekillendiren insanları, mekânları ve anları betimlemek üzere 160.000 dikişle işlenmiş arka koltuklar; Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000’in üzerinde dikişle yansıtan bir yıldız tavan (Starlight Headliner); ve 3D marküteri, 3D mürekkep katmanlama ve 24 ayar altın işleme içeren, Rolls-Royce için şimdiye kadar üretilmiş en karmaşık ahşap işçiliği yer alıyor. Bespoke anlatımını genişletmek 2025 yılında Bespoke dünyasındaki genişleme, yalnızca araçlarla sınırlı kalmadı. Müşteriler markadan kendi zevklerini ve tercihlerini özel alanlarında da yansıtmalarını talep etti. Bu talebe karşılık Rolls-Royce, Bespoke ayrıcalığını müşterilerinin evlerine ve profesyonel yaşam alanlarına taşıyan, giderek genişleyen özel yaşam tarzı ürünleri koleksiyonunu sundu. Markanın müşterilerinin dünyalarına, zevklerine ve tercihine dair sahip olduğu benzersiz içgörüler, Rolls-Royce’un Bespoke dilini müşterilerinin özel yaşam alanlarına taşımayı mümkün kılıyor. Rolls-Royce müşterilerinin belirli bir kesimi arasında satranca duyulan ilgiden yola çıkılarak 2025 yılında tanıtılan Rolls-Royce Satranç Seti, dünyanın en köklü strateji oyunlarından birini ev yaşamına yönelik, heykelsi ve el işçiliğiyle üretilmiş seçkin bir obje olarak yeniden ele alıyor. Her set; sahne etkisi yaratan bir açılma mekanizması, deri kaplı çekmeceler, mıknatıslı seramik kaplamalı alüminyum satranç taşları ve el işçiliğiyle tamamlanmış kaplamalar ile cilalı alüminyumdan üretilen bir oyun tablasıyla öne çıkıyor. Müşteriler, Rolls-Royce araçlarının Bespoke dünyasından ilham alan kaplama ve deri renk seçenekleriyle satranç setini kendi zevklerine göre kişiselleştirebiliyor. En çok ilgi gören ürünler arasında, 2025’te cesur Black Badge tasarımıyla sahneye çıkan etkileyici Rolls-Royce Cameo masaüstü heykelciği de yer aldı. Rolls-Royce Motor Cars’ın bölgede ve Türkiye’deki sürdürülebilir başarısı Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya çapındaki müşteriler için üretilen 5.664 araçla açıkça ortaya konuyor. İngiltere, Avrupa ve Orta Asya satış bölgesi, müşterilere teslim edilen araçların toplam sayısı açısından tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu güçlü performans, Rolls-Royce’un iş felsefesinin bireyselleştirme ve kişiselleştirme üzerine kurulu olduğu; asla ve asla hacim odaklı bir işletme olmayacağı yönündeki temel ve sürekli vurgulanan konumuyla birlikte değerlendirilmeli. Bir lüks marka olarak Rolls-Royce’un hedefi, yalnızca ‘dünyanın en iyi aracını’ üretmek değil; müşterilerini ve karakterlerini en iyi şekilde yansıtan, beklentilerin ötesine geçen araçları yaratmak. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki tek yetkili bayi olarak 2025 yılında da sürdürülebilir başarısını ortaya koydu Bespoke siparişleri, markaya yönelik sürekli talebi yansıttı. Rolls-Royce’un ilk tamamen elektrikli modeli Spectre, ikinci yılında da markanın öne çıkan modeli olmayı sürdürürken; Spectre’in alter egosu Black Badge Spectre, 2025’in sonunda ilk kez Türkiye’de tanıtıldı. Yıl boyunca müşterilere teslim edilen Rolls-Royce araçları ile markanın güçlü konumu, sürekliliği ve prestiji desteklendi. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul Genel Müdürü Hilal Aysal konuyla ilgili şunları söyledi; “Son on yılda işimizin geldiği noktayı görmek benim için büyük gurur ve mutluluk kaynağı. Elde ettiğimiz bu özel başarı, ekibimizin tutkusu, özverisi ve müşterilerimizin her geçen gün artan beklentilerini aşma konusundaki kararlılığımızın doğal bir sonucu.” Aysal sözlerine şöyle devam etti: “Rolls-Royce’un her zaman seçkin ve nadir kalacağına olan bağlılığımız her zamanki gibi devam ediyor. Müşterilerimizin bizden bu eşsiz yaklaşım, hayata geçirdiğimiz benzersiz Bespoke projelerle de güçleniyor.” Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki uzun vadeli vizyonunu bir kez daha göstererek, 2026’nın ilk yarısında İstanbul Beykoz’da yeni yetkili servis merkezini hizmete açmaya hazırlanıyor. Rolls-Royce araçlarına ve satış sonrası hizmetlerine olan yoğun talep, markanın sunduğu eşsiz teknik memnuniyet, yaratıcı özgünlük ve titiz detaycılığı ortaya koyuyor. Bu eşsiz yaklaşım ile müşterilere özel deneyimler sunuluyor. 2025 yılında Rolls-Royce Bespoke’un yaratıcı ve teknik zirvelere ulaştığını ve geleneksel sınırların ötesine geçtiğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “2025, tematik çeşitlilik, dünya çapında iş birlikleri ve sanatsal yeniliklerle öne çıkan bir yıl olarak kayda geçti. Bu temaların şaşırtıcı boyutta yaratıcı biçimde hayata geçirilmesi, Home of Rolls-Royce’daki olağanüstü yetenekler, Bespoke Collective ve genişleyen Private Office yaratıcı alanlarımız aracılığıyla mümkün oluyor. Müşterilerimizin giderek daha iddialı Bespoke siparişlere gösterdiği ilgi ve katılım, mükemmelliğe olan ortak tutkumuzla gerçeğe dönüşüyor. Her bir araç, sahibinin vizyonunu eşsiz bir şekilde yansıtırken; birlikte, Rolls-Royce’u bugün tanımlayan yenilikçilik, ustalık ve kültürel birikimi gözler önüne seriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müşteri Deneyimi Yönetimi 2026'da Kişiselleştirilmiş Etkileşimle Şekillenecek Haber

Müşteri Deneyimi Yönetimi 2026'da Kişiselleştirilmiş Etkileşimle Şekillenecek

Bir yanda müşteri deneyimi (CX) skorlarında kayda değer bir ilerleme sağlayamayan markalar, diğer yanda sorunların büyük bölümünü insan müdahalesi olmadan çözebilen yeni nesil yapay zekâ teknolojileri bulunuyor. Bu keskin dönüşümün ortasında şirketler; kişiselleştirme, şeffaflık, veri güveni, insan dokunuşu ve çok kanallı iletişimde temel bir yeniden yapılanma yapmak zorunda. PCX CEO'su Mustafa Murat Gül, 2026'da rekabet avantajı yaratacak müşteri deneyimi anlayışının sadece hız, teknoloji ve otomasyonla değil, aynı zamanda empati, bağlam bilgisi ve etik iletişim üzerine inşa edileceğini vurguluyor. Geride bırakmaya hazırlandığımız 2025 yılı, müşteri deneyimi açısından zorlu bir yıl olarak kayda geçti. Forrester'ın 2025 Global Customer Experience Inde x verileri, markaların büyük bölümünün müşteri deneyimi performansında kayda değer bir ilerleme sağlayamadığını ortaya koyuyor. 469 marka üzerinde yapılan analizde, markaların yüzde 21'i müşteri deneyimi puanlarında gerilerken, sadece yüzde 6'sı ilerleme kaydetti. Yüzde 73'ünde ise müşteri memnuniyetinde herhangi bir değişim gözlenmedi. Bu tablo, şirketlerin söylemleri ile müşterilerin yaşadığı gerçek deneyim arasındaki boşluğun büyüklüğünü çarpıcı bir şekilde ortaya koyarken, PCX CEO'su Mustafa Murat Gül, müşteri deneyimi stratejilerinde beklenen köklü değişimlere dikkat çekiyor. Müşteri deneyiminde sorunların yüzde 80'ini yapay zekâ çözecek 2026'ya girerken şirketlerin müşteri deneyimi stratejilerini teknoloji, organizasyon ve iletişim boyutunda yeniden yapılandırması gerektiğine dikkat çeken Mustafa Murat Gül, "Yeni dönemde en belirgin eğil imlerden biri, yapay zekâ çözümlerinin yükselişi olacak. 2029'a kadar müşteri hizmetlerinde karşılaşılan yaygın sorunların yüzde 80'i, insan müdahalesi olmadan yapay zekâ asistanları tarafından çözülebilecek. Bu, sistemlerin artık yalnızca öneri veya bilgi sunmakla kalmayıp; işlem yapabilen, karar alabilen ve süreçleri yürütebilen etkin aktörler haline geldiği anlamına geliyor. Üstelik bu dönüşüm, öngörücü, proaktif ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunan yeni bir model yaratıyor" dedi. Yapay zekâ ile gelen otomasyonun tek başına yeterli olamayacağına da vurgu yapan Gül, "Araştırmalar, 2028'e kadar teknoloji tedarikçilerinin müşteri destek ve servis etkileşimlerinin yüzde 68'inin yapay zekâ tarafından yönetilebileceğini öngörüyor. Buna karşılık, insan temasının empati, esneklik ve karmaşık durum yönetimi gibi kritik yetkinlikleri tamamen bırakmayacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle insan v e otomasyon dengesinin, müşteri deneyimi stratejisinin merkezinde yer alması gerekiyor" diye ekledi. Müşteriye Uygun Kişiselleştirilmiş Teklifler Daha Fazla Değer Kazanacak Yeni dönemde kişiselleştirme anlayışında köklü bir değişim yaşandığına işaret eden Gül, "Artık herkese özel ama genel teklifler değil, müşterinin bağlamına ve ihtiyaçlarına uygun, ince düşünülmüş kişiselleştirilmiş teklifler değer kazanıyor" diyor. Güven ve şeffaflığın da artık müşteri deneyimi stratejisinin merkezinde yer aldığını vurgulayan Gül, şunları söyledi: "Yapay zekâ ve otomasyonun yükseldiği bir ortamda müşteriler, şirketlerin veri toplama, kullanma ve kişiselleştirme süreçlerini açıkça anlamak istiyor. Çoğu müşteri, yapay zekâ ile yapılan etkileşimlerde kiminle iletişim kurduğunu bilmek istiyor. Bu nedenle şirketler, teknolojik yatırımlarını etik, şeffaf ve müşteri onayına dayalı iletişim stratejileriyle desteklemek zorunda." Omnichannel stratejileri de artık yalnızca kanalları birleştirmekle sınırlı değil; tutarlı, anlamlı ve bağlamsal deneyimler sunmak öncelik haline geliyor. Tüm bu gelişmeler ışığında 2026, müşteri deneyiminde hız, anlam ve güvenin dengelendiği bir yıl olacak. Biz de PCX olarak, çağrı merkezi yönetiminden çok kanallı iletişim stratejilerine, dijital müşteri hizmetlerinden veri analitiğine kadar geniş bir yelpazede sunduğumuz hizmetlerle iş ortaklarımızın geleceğe hazırlıklı olmasını sağlıyoruz. Bu süreçlerde empatiyi operasyonel standart haline getirerek, markaların müşterileriyle daha güçlü ve kalıcı bir duygusal bağ kurmasına olanak tanıyoruz."

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.