Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kişiye Özel

Kapsül Haber Ajansı - Kişiye Özel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kişiye Özel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TheLifeCo’ya Çifte Ödül Haber

TheLifeCo’ya Çifte Ödül

Türkiye’den doğarak dünyadaki başarılı merkezleriyle adından söz ettiren küresel wellness markası TheLifeCo, global alandaki konumunu ödüllerle taçlandırmaya devam ediyor. TheLifeCo, World Spa Awards 2026’da iki farklı merkeziyle iki önemli ödüle layık görüldü. Küresel ölçekte iyi yaşam ve bütünsel sağlık sektörünün en prestijli kurumlarından biri olan World Spa Awards, TheLifeCo’nun hem metodolojisinin doğduğu Bodrum hem de Karayipler’deki en yeni merkezi St. Lucia tesislerini yılın en iyileri arasında seçti. Gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda TheLifeCo St. Lucia “Saint Lucia's Best Wellness Retreat 2026” (Saint Lucia'nın En İyi Sağlıklı Yaşam ve Yenilenme Merkezi 2026) ödülünü kazanırken, TheLifeCo Bodrum ise “Türkiye's Best Wellness Retreat 2026” (Türkiye'nin En İyi Sağlıklı Yaşam ve Yenilenme Merkezi 2026) ödülünün sahibi oldu. Hem global medyanın hem ödüllerin odak noktasında Geçtiğimiz günlerde İngiltere’nin en köklü ve saygın yayınlarından The Times’ta Karayipler’de hayata geçirdiği yeni wellness deneyimi ve longevity yaklaşımıyla geniş yer bulan TheLifeCo St. Lucia, hizmete girmesinin ardından aldığı bu ödülle küresel ölçekteki başarısını pekiştirdi. World Spa Awards tarafından verilen bu çifte ödül, TheLifeCo’nun yıllar içinde geliştirdiği kişiye özel, sonuç odaklı ve bütünsel sağlık yaklaşımının uluslararası alanda gördüğü yüksek takdirin bir göstergesi oldu. Bodrum’dan Karayipler’e ulaşan bütünsel sağlık yolculuğu TheLifeCo Wellbeing; Bodrum, Akra Antalya, Swissotel Uludağ, Phuket, Sharm El Sheikh ve St. Lucia’da yer alan merkezlerinde, klinik temelli altyapısı, doktor ve uzman sağlık personeli gözetiminde sunduğu güvenli programları, yenilikçi terapileri ve bütünsel aktiviteleriyle hizmet vermeyi sürdürüyor. TheLifeCo Bodrum, bütünsel sağlık anlayışıyla hazırlanan detoks programları, etkili terapileri, SPA, yoga ve zihinsel dinlenme aktiviteleriyle misafirlerine şehrin stresinden uzakta, bedenlerinin yenilenme gücünü ve enerji seviyesini artıracakları kaliteli bir yaşamın kapılarını açıyor. TheLifeCo St. Lucia ise turkuaz koylar ve yemyeşil volkanik tepeler arasındaki konumunda detoks, beslenme, zihinsel destek, longevity ve stres yönetimi odaklı programlarıyla Karayipler’de kalıcı bir dönüşüm ve derin bir yenilenme deneyimi sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye’de Yaklaşık 15 Milyon Kişi Ortodontik Tedaviye İhtiyaç Duyuyor  Haber

 Türkiye’de Yaklaşık 15 Milyon Kişi Ortodontik Tedaviye İhtiyaç Duyuyor 

Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik ise şeffaf plak tedavisinin estetik bir tercih olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizerek, hastaların bu tedaviye erişebilmesi için konunun geri ödeme kapsamına alınması yönünde ilgili kurumlarla görüşmelerini sürdürdüklerini belirtti. Şeffaf plak tedavileri, dijital ortodonti alanında bilimsel bilgi paylaşımı ve bu alanda mesleki gelişimi destekleyen Aligner Derneği, Swissôtel Çeşme’de düzenlediği kongrede yurt dışından ve Türkiye’den alanında önde gelen ortodontistlerin yanı sıra uzman isimleri ve genç ortodontistleri bir araya getirdi. Şeffaf plak ve tel tedavisi arasındaki farklar, ortodontik tedavide başarı kriterleri, sosyal medyada şeffaf plak bilgilerinin güvenilirliği ve kişiye özel teşhisin önemi, kongrede öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Kongrede, şeffaf plakların dijital planlamayla kişiye özel olarak tasarlanan, takıp çıkarılabilen ortodontik tedavi seçeneği olduğu da vurgulandı. Hastalarda estetik görünüm, günlük yaşama uyum ve kullanım kolaylığı açısından avantajlar sunabilen bu yöntemde tedavi kararının; ortodontik sorunun türü, hastanın ihtiyacı ve uzman hekim değerlendirmesi doğrultusunda verilmesi gerektiği belirtildi. Çocuklarda ortadontik sorunlarda erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekilerek, bu şekilde ilerleyen dönemde oluşabilecek fiziksel ve psikolojik sorunların önüne geçilebileceğinin altı çizildi. Ebeveynlerin yüzde 33’ü ortodontik tedavi konusunda bilgi sahibi değil Aligner Derneği tarafından gerçekleştirilen Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması, toplumdaki ortodontik tedavi ihtiyacı yüksek olmasına karşın bilgi ve düzenli kontrol alışkanlığının sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu tahmin edilirken, düzenli diş hekimi kontrolü oranı yüzde 36 seviyesinde kalıyor. Ebeveynlerin yüzde 33’ü ise çocuklarda ortodontik tedavi konusunda hiçbir bilgiye sahip olmadığını belirtiyor. Dijital tarama, kişiye özel üretim ve yapay zeka destekli planlama hasta konforunu artırıyor Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik, kongrede yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Şeffaf plaklar, ortodontide son yılların en önemli yeniliklerinden biri. Dijital tarama, yapay zekâ destekli tedavi planlaması ve kişiye özel üretim gibi teknolojiler sayesinde ortodontik tedavi çok daha dijital, öngörülebilir ve hasta odaklı bir yapıya kavuşuyor. İstenildiği zaman takıp çıkarılabilen yapısı, estetik avantajları ve günlük yaşamı kolaylaştıran özellikleri de hastaların tedavi sürecindeki konforuna önemli katkı sağlıyor. Dünyada bu alandaki teknolojiler hızla gelişirken, şeffaf plak kullanımı da giderek genişliyor” dedi. “Çocuklarda şeffaf plak tedavisinin geri ödeme kapsamına alınmasını önemsiyoruz” Çocuklarda ortodontik sorunların yalnızca estetik bir konu olarak değil, ağız ve diş sağlığını doğrudan ilgilendiren bir sağlık problemi olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Çelik, açıklamasında şunları söyledi: “Özellikle çocuklarda ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesi ve uygun tedaviye erişimin sağlanması büyük önem taşıyor. Şeffaf plaklar da uygun vakalarda çocukların ortodontik tedavisinde önemli bir seçenek sunuyor. Bu nedenle çocukların ihtiyaç duydukları tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla şeffaf plak tedavisinin geri ödeme kapsamına alınmasını önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin Türkiye’deki uygulamalara daha hızlı yansıması, hekimlerin bilgi ve deneyiminin güçlenmesi, hastaların doğru tedavi seçeneklerine erişiminin artması için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” Katılımcıların yüzde 56’sı şeffaf plağı bildiğini söylese de yalnızca yarısı doğru tanımlıyor Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması, şeffaf plak tedavilerine yönelik farkındalığın artmasına karşın tedaviye ilişkin doğru bilgi düzeyinin hâlâ sınırlı olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılanların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini ifade ederken, yalnızca yarısı tedaviyi doğru şekilde tanımlayabiliyor. Bu sonuçlar, şeffaf plak tedavilerinin bilinirliğinin artmasına rağmen doğru ve kapsamlı bilgiye erişim konusunda hâlâ gelişim alanı bulunduğuna işaret ediyor. Araştırmaların yüzde 88’i ortodontik bozuklukların zorbalıkla ilişkili olduğunu gösteriyor Kongrede ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesinin önemine de dikkat çekildi. Ortodontik bozuklukların çocukların sosyal ve duygusal yaşamına yansıdığını vurgulayan Dr. Aktan Zeki Çelik, özellikle ilerleyen dönemde fiziksel ve psikolojik sorunlara zemin oluşturabilecek bazı durumların erken tanı ve tedavi ile çözülebileceğini belirtti. Ortodontik sorunların yalnızca dişlerin görünümü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Çelik, “Çocukluk ve ergenlik döneminde diş ve çene yapısındaki bozukluklar; çocuğun özgüvenini, akran ilişkilerini ve sosyal yaşamını etkileyebiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu sorunların bazı çocuklarda gülmekten ya da konuşmaktan kaçınmaya, görünümünden rahatsızlık duymaya, kaygıya ve sosyal ortamlardan uzaklaşmaya kadar uzanan sonuçlarla ilişkili olabildiğini gösteriyor. Nitekim 25 çalışmayı kapsayan bir derlemede, araştırmaların yüzde 88’inde maloklüzyon veya yapısal diş anomalileri ile zorbalığa maruz kalma arasında ilişki bildirilmesi de konunun yalnızca estetik olmadığını ortaya koyuyor. Bu nedenle çocuklarda ortodontik sorunlara işaret edebilecek belirtilerin erken dönemde fark edilmesi önemli. Ağzı açık uyumak, konuşurken zorlanmak ya da gülerken ağzını kapatmak gibi belirtiler de aileler tarafından önemsenmeli ve gerektiğinde bir ortodontiste başvurulmalı. Erken değerlendirme, olası ortodontik sorunların zamanında tespit edilmesine ve uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesine yardımcı oluyor. Bu doğrultuda çocukların 7 yaş civarında ilk ortodontik kontrollerinin yapılmasını önemsiyoruz.” Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması Sonuçlarında Öne Çıkan Veriler Ortodontik tedaviye ihtiyacı olduğu hekimler tarafından belirtilen kişilerin yalnızca yaklaşık yarısı tedaviye başlıyor. Ortodontik tedaviye başlayanların yüzde 61’i fonksiyonel, yüzde 39’u ise estetik nedenlerle tedaviye başladığını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 50’si ortodontik tedaviyi düşündüğünü ya da değerlendirdiğini ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini söylerken, tedaviyi doğru şekilde tanımlayabilenlerin oranı yüzde 50 seviyesinde kalıyor. Şeffaf plak tedavisi görenlerin yüzde 37’si daha önce diş teli tedavisi gördüğünü belirtiyor. Şeffaf plak tercihinde günlük hayat ve zaman verimliliği yüzde 37, estetik nedenler ile sosyal/profesyonel etki ise yüzde 28 oranında belirtiliyor. Ortodontik tedavi gören hastaların yaklaşık üçte birini yetişkinler oluşturuyor ve yetişkin hastaların yüzde 85’i tedavi sonucundan memnun olduğunu bildiriyor. Çocuklarda dişlerin görünümüne ilişkin estetik kaygıda “çok endişeli” ve “endişeli” yanıtlarının toplamı yüzde 72’ye ulaşıyor. Çocuk ve ergenlerde ortodontik tedavi sonrasını inceleyen bir çalışmada, tedavi öncesinde görünümü nedeniyle akranları tarafından alay konusu olan çocukların oranı yüzde 76 iken, tedavi sonrasında çocukların yüzde 96’sı artık alay yaşamadığını ifade ediyor. Aynı çalışmada, tedavi öncesinde gülmekten ve konuşmaktan kaçınan çocukların yüzde 90’ı tedavi sonrasında akranlarıyla güvenle konuşabildiğini, yüzde 88’i ise okul performansı ve ders dışı etkinliklere katılımının iyileştiğini bildiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Corendon Amsterdam’daki ilk Travel Boutique’ini Açtı Haber

Corendon Amsterdam’daki ilk Travel Boutique’ini Açtı

Yurt dışı yatırımlarına tüm hızıyla devam eden Corendon, Amsterdam-Zuid’deki Cornelis Schuytstraat’ta ilk Corendon Travel Boutique’inin açılışını gerçekleştirdi. Seyahatseverlerle daha yakın temas kurmayı hedefleyen Corendon, yeni konseptiyle ziyaretçilerine, farklı tatil seçeneklerini keşfederken kişiye özel seyahat danışmanlığı hizmeti vermeyi planlıyor. Dijital kanalların sunduğu hızlı ve kolay rezervasyon deneyimini yüz yüze seyahat danışmanlığıyla tamamlayan Corendon Travel Boutique, seyahatseverlerin ihtiyaçlarını ve beklentilerini daha yakından anlayabilecekleri yeni bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Corendon CEO’su Günay Uslu, yeni konseptle ilgili şunları söyledi: “Online olarak tatil rezervasyonu yapmak hızlı ve kolay. Ancak seyahat aynı zamanda merakla, hayal gücüyle ve güzel bir sohbetle başlıyor. Travel Boutique ile bu iki dünyayı bir araya getiriyoruz. Bu konsept, sunduğumuz seçeneklerin çeşitliliğini daha iyi anlatmamıza ve seyahatseverlerin beklentilerini doğrudan kendilerinden dinlememize imkân sağlıyor. Bu hem misafirlerimiz hem de bizim için son derece değerli. Yeni bir adımımızı bu kadar çok kişiyle birlikte kutlamak da açılışı bizim için daha özel hale getirdi.” Seyahatseverlere kişiselleştirilmiş tatil deneyimi Corendon Travel Boutique’in yönetimini yayıncı ve sunucu Yeşim Candan üstleniyor. Daha önce Corendon bünyesinde de görev alan Candan için Travel Boutique, uzun yıllardır içinde bulunduğu seyahat sektörüne farklı bir rolle dönüş anlamına geliyor. Yeşim Candan, “Bazen en güzel seyahat, insanın kendi başına aramayı hiç düşünmeyeceği bir seyahat olabiliyor. Burada amacım insanlara yalnızca rezervasyon konusunda yardımcı olmak değil, kendileri için gerçekten doğru tatili bulmalarına destek olmak. Onları dikkatle dinleyerek, doğru soruları sorarak ve beklentilerini anlayarak kendilerine uygun alternatifler sunmak istiyoruz. Bunu böylesine özel bir lokasyonda yapabilecek olmak benim için ayrıca heyecan verici” dedi. Tatil ilhamı ve seyahat danışmanlığı aynı noktada Geleneksel seyahat acentesi anlayışının ötesinde tasarlanan Corendon Travel Boutique; tatil ilhamını, kişisel danışmanlığı ve Corendon misafirperverliğini bir araya getiriyor. Lüks bir otel lobisini andıran atmosferiyle dikkat çeken Travel Boutique’te seyahatseverler; popüler güneş destinasyonlarından butik otellere, lüks resortlardan villalara ve cruise tatillerine kadar Corendon’un geniş seyahat seçeneklerini keşfedebiliyor. Corendon Travel Boutique, pazartesiden cumartesiye 10.00–17.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Lens Sonrası Gece Görüşünde Bu Etkilere Dikkat Haber

Akıllı Lens Sonrası Gece Görüşünde Bu Etkilere Dikkat

Ameliyat sonrası dönemde görülebilen bu görsel etkiler, kullanılan merceğin optik yapısıyla ilişkili olabileceği gibi kişinin göz yapısı ve uyum sürecine bağlı olarak da değişiklik gösterebilir. Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, trifokal mercek uygulamalarının ardından karşılaşılabilen gece görüşü değişiklikleri hakkında bilgi verdi. Işıkların Etrafındaki Halkalar Neden Oluşuyor? Trifokal göz içi mercekler, ışığı uzak, orta ve yakın mesafelerde görmeyi destekleyecek farklı odaklara yönlendiren optik bir tasarıma sahiptir. Bu yapı nedeniyle özellikle karanlık ortamda parlak bir ışık kaynağına bakıldığında halo olarak adlandırılan ışık halkaları, kamaşma veya ışık saçılması gibi görsel etkiler ortaya çıkabilir. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Trifokal mercek uygulamalarından sonra gece ışıklarının çevresinde halo dediğimiz halkaların görülmesiyle karşılaşılabili. Bazı hastalar araç farlarında veya sokak lambalarında ışık saçılması ve kamaşma da tarif edebiliyor. Bu yakınmalar özellikle ameliyat sonrası erken dönemde daha belirgin hissedilebilir.” dedi. Gece Araç Kullanırken Daha Fazla Hissedilebilir Gündüz yeterince fark edilmeyen ışık etkileri, çevrenin karanlık olduğu ve parlak ışık kaynaklarıyla karşılaşıldığı gece koşullarında daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle ameliyatın ardından kişinin görsel uyumu tamamlanana kadar gece araç kullanımında dikkatli olunması önem taşıyor. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Özellikle ilk günler ve haftalarda gece araç kullanırken karşıdan gelen farlar kişinin alışık olduğundan farklı algılanabilir. Görme yeterince netleşmeden ve kişi kendisini gece sürüşü konusunda rahat hissetmeden araç kullanılması uygun olmayabilir. Ameliyat sonrası kontrollerde hastanın görme düzeyi ve iyileşme süreci bireysel olarak değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı. Beynin Yeni Görüntüye Uyum Sağlaması Zaman Alabilir Ameliyat sonrası süreç yalnızca göz dokularının iyileşmesinden ibaret değildir. Beynin yeni optik sisteme uyum sağlaması da görsel deneyimin önemli bir parçasıdır. “Nöroadaptasyon” olarak adlandırılan bu süreçte beyin, göz içi merceğin oluşturduğu farklı görsel uyaranlara zaman içinde adapte olabilir. Bu nedenle halo ve kamaşma gibi yakınmalar bazı kişilerde haftalar veya aylar içinde giderek daha az fark edilir hale gelebilir. Ancak uyum süresi ve yakınmaların düzeyi herkes için aynı değildir. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Nöroadaptasyon kişiden kişiye değişen bir süreçtir. Beyin zaman içerisinde yeni merceğin oluşturduğu görüntüye uyum sağlamaya başlar. İlk dönemde oldukça belirgin tarif edilen ışık halkaları ve saçılmalar ilerleyen aylarda daha az rahatsız edici hale gelebilir. Ancak her hastada aynı sürede ve aynı düzeyde bir değişim beklemek doğru değildir.” diye konuştu. Her Gece Görüşü Şikâyeti Yalnızca Mercekten Kaynaklanmayabilir Ameliyat sonrasında devam eden ışık saçılması veya görme kalitesindeki değişikliklerin değerlendirilmesinde yalnızca göz içi merceğin yapısına odaklanılmaması gerekiyor. Kornea ve göz yüzeyinin durumu, göz kuruluğu, ameliyat sonrasında kalan kırma kusurları, astigmatizma, göz içi merceğin konumu ve gözün diğer yapıları da görme kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle yakınmaların beklenenden uzun sürmesi, belirginleşmesi veya günlük yaşamı etkilemesi halinde göz muayenesiyle nedenin değerlendirilmesi önem taşıyor. Akıllı Lens Uygulamalarında Hasta Seçimi Neden Önemli? Trifokal göz içi mercekler her kişinin göz yapısı ve günlük görme gereksinimleri açısından aynı sonucu vermeyebilir. Bu nedenle uygulama kararı yalnızca kişinin farklı mesafelerdeki görme beklentisine göre değil; kornea, retina, makula, optik sinir, göz yüzeyi, göz bebeği özellikleri ve mevcut kırma kusurları gibi birçok faktör değerlendirilerek verilmelidir. Kişinin yaşam tarzı ve mesleki ihtiyaçları da bu değerlendirmeye dahil edilmelidir. Özellikle gece araç kullanmak zorunda olan veya düşük ışık koşullarında yüksek görsel performans gerektiren mesleklerde çalışan kişilerin beklentilerini ameliyat öncesinde hekimleriyle paylaşmaları önemlidir. Doç. Dr. Uğur Ünsal, ameliyat öncesi değerlendirmenin önemine dikkat çekerek şu bilgileri verdi: “Akıllı lens uygulamalarında yalnızca hangi merceğin kullanılacağına değil, o merceğin kişinin göz yapısı ve günlük yaşamındaki görsel ihtiyaçları için uygun olup olmadığına da bakıyoruz. Kornea yapısından retina ve makulanın durumuna kadar gözün farklı bölümlerini değerlendirmek gerekiyor. Hastanın gece araç kullanma sıklığı ve görme beklentileri de karar sürecinin bir parçası olmalı.” Ameliyat Öncesi Bilgilendirme Sürecin Önemli Bir Parçası Trifokal merceklerle ilgili bilimsel çalışmalar, uzak, orta ve yakın mesafedeki görsel performansın yanı sıra halo ve kamaşma gibi görsel etkilerin de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle ameliyat öncesinde hastanın yalnızca beklenen görme kazanımları konusunda değil, ameliyat sonrasında karşılaşabileceği görsel değişiklikler hakkında da bilgilendirilmesi önem taşıyor. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Ameliyat öncesinde ayrıntılı göz muayenesi yapmak kadar hastanın beklentilerini anlamak ve ameliyat sonrası karşılaşabileceği görsel etkileri anlatmak da önemlidir. Halo veya ışık saçılması bazı kişilerde uyum süreci içerisinde azalabilirken bazı kişilerde daha uzun süre hissedilebilir. Bu nedenle mercek seçimi kişiye özel değerlendirilmelidir. Amacımız, gözün yapısal özellikleri ile kişinin günlük yaşamındaki görme ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun yaklaşımı belirlemektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bacaklardaki Şişlik ve Kalınlık Lipödemin İşareti Olabilir Haber

Bacaklardaki Şişlik ve Kalınlık Lipödemin İşareti Olabilir

Özellikle kadınlarda daha sık görülen, kalça, bacak ve nadiren kollarda ortaya çıkan simetrik yağ birikimlerinin lipödem olarak tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Lipödemde tedavinin önemli parçalarından biri beslenme. Ancak herkese uygun tek bir beslenme modeli yok. Kişinin yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve şikâyetlerini değerlendirerek kişiye özel bir plan oluşturmak gerekiyor” dedi. Düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenmenin bazı kişilerde fayda sağlayabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu yaklaşımların yaklaşık yüzde 80 oranında fayda sağladığı görülse de her birey için aynı beslenme modelinin uygun olduğunu söylemek doğru değil. Lipödem oluşumunda hormonal değişimlerin de rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle özellikle ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde görülme sıklığı artıyor. Bu tanıyı alan bir kişide belirli bölgelerde doku hassasiyeti ve morarmalar görülebiliyor. Beslenme planındaki doğru düzenlemeler; kilo yönetiminin yanı sıra kişinin şişkinlik, ödem ve genel yaşam kalitesi gibi şikâyetlerinin yönetilmesine de katkı sağlayabilir. Burada en önemli nokta, beslenme yaklaşımının kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi” açıklamasında bulundu. Katı kısıtlamalar yerine sürdürülebilir beslenme düzeni oluşturulmalı Kişiye özel planlama yapılırken glutensiz veya laktozsuz beslenme gibi eliminasyon yaklaşımlarının da yalnızca ihtiyaç duyulan kişilerde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eren, “Bazı kişilerde düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme, bazı kişilerde ise enerji alımının düzenlenmesine yönelik farklı yaklaşımlar fayda sağlayabilir. Ancak burada amaç tek bir diyet modelini uygulamak değil, kişinin sürdürebileceği, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmaktır” dedi. Beslenme planında sebze, kaliteli protein kaynakları, sağlıklı yağlar ve yeterli lif alımının önemine dikkat çeken Eren, “Baklagiller, sebzeler, kuruyemişler, tohumlar ve çeşitli baharatlar gibi besinlerin tüketim miktarı kişinin toleransına ve ihtiyaçlarına göre düzenlenebilir. Özellikle kısa süreli ve katı kısıtlamalar yerine, kişinin uzun vadede sürdürebileceği dengeli bir beslenme modeli oluşturmak daha değerli” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Cerrahisinde Yeni Dönem Haber

Göz Cerrahisinde Yeni Dönem

Robot destekli katarakt cerrahisi, yeni nesil lazer sistemleri ve trifokal (akıllı) göz içi lensler sayesinde hastalar daha hassas, güvenli ve konforlu tedavi seçeneklerine ulaşırken, genç göz cerrahlarının bu teknolojiler konusunda uluslararası standartlarda eğitilmesi de büyük önem kazanıyor. Türkiye de bu dönüşümde uluslararası arenada daha güçlü bir rol üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Banu Coşar'ın Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahlar Derneği (ESCRS) Program Komitesi'ne seçilmesi ve Acıbadem Üniversitesi'nin ESCRS'nin genç oftalmologlara yönelik uluslararası eğitim merkezlerinden biri olması, Türkiye'nin göz cerrahisindeki bilimsel ve eğitim gücünün uluslararası düzeyde tescillendiğini ortaya koyuyor… Göz cerrahisindeki teknolojik dönüşümün hasta beklentilerini de değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde tedavilerin yalnızca hastalığı ortadan kaldırmaya değil, hastaların günlük yaşam konforunu artırmaya odaklandığını söylüyor: “Bugün göz cerrahisinde ulaştığımız noktada hedefimiz yalnızca hastanın görmesini sağlamak değil; onun gözlüksüz, kaliteli ve aktif bir yaşam sürdürebilmesine de katkı sunmak. Teknolojideki gelişmeler sayesinde tedaviler daha güvenli, daha hassas ve kişiye özel planlanabiliyor”… Özellikle refraktif cerrahide kullanılan FemtoLASIK ve SILK teknolojilerinin miyopi, hipermetropi ve astigmat tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Banu Coşar, bu yöntemlerin kornea dokusuna daha kontrollü müdahale edilmesine olanak sağladığını ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini ifade ediyor. Robotla Daha Hassas Cerrahi, Daha Hızlı İyileşme Katarakt tedavisinde de teknolojinin cerrahi süreçleri yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, femtosaniye lazer destekli robotik katarakt cerrahisinin (FLACS), klasik cerrahide cerrahın el ile gerçekleştirdiği bazı kritik aşamaların bilgisayar destekli lazer teknolojisiyle çok daha hassas şekilde planlanmasına ve uygulanmasına olanak tanıdığını belirtiyor. Korneadaki kesilerin oluşturulması, göz merceğinin açılması ve kataraktın parçalanması gibi işlemlerin mikron düzeyinde hassasiyetle gerçekleştirilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu sayede cerrahinin öngörülebilirliğinin arttığını söylüyor. Prof. Dr. Banu Coşar, “Robot destekli sistemler cerrahi planlamada öngörülebilirliği artırırken, özellikle hassas uygulamalarda önemli avantajlar sağlıyor. Bu gelişmeler hem cerrahın işini kolaylaştırıyor hem de hasta güvenliğini destekleyen önemli teknolojik katkılar sunuyor” diyor. Teknolojideki ilerlemelerin hastaların ameliyat deneyimini de önemli ölçüde değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, günümüzde katarakt cerrahisinin dikişsiz ve damla anestezisiyle gerçekleştirilebildiğini, işlemin çoğu zaman 15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün evlerine dönebildiğini ifade ediyor. Cerrahi tekniklerin gelişmesi sayesinde görmenin daha kısa sürede toparlandığını söyleyen Prof. Dr. Banu Coşar, “Geçmişte hastaların günlük yaşamlarına dönmesi günler alabiliyordu. Bugün ise uygun hastalarda ertesi gün normal yaşama büyük ölçüde dönmek mümkün olabiliyor. Bu hem hasta konforunu artırıyor hem de yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Katarakt cerrahisinin artık yalnızca bulanıklaşan doğal merceğin değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Banu Coşar, bu ameliyatların aynı zamanda refraktif cerrahinin de önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, “Artık sadece kataraktı tedavi etmiyoruz; hastanın göz numarasını ve yaşam beklentilerini de değerlendirerek kişiye özel bir görme planı oluşturabiliyoruz” diyor. Akıllı Lenslerle Kişiye Özel Görme Kalitesi Yeni nesil trifokal (akıllı) göz içi lenslerin hem uzak hem orta hem de yakın mesafede kaliteli görüş sağlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Banu Coşar, bu lenslerin her hasta için standart bir uygulama olmadığını, en başarılı sonuçların ayrıntılı değerlendirme sonrasında doğru hasta ve doğru lens eşleştirmesiyle elde edildiğini söylüyor: “Bugün elimizde yaşam tarzına göre farklı özellikler sunan çok sayıda ileri teknoloji göz içi lens seçeneği bulunuyor. Bilgisayar başında yoğun çalışan, aktif araç kullanan ya da sık kitap okuyan hastaların beklentileri birbirinden farklı olabiliyor. Ameliyat öncesinde gözün biyometrik ölçümlerini, kornea yapısını, retina sağlığını ve hastanın günlük yaşam alışkanlıklarını ayrıntılı biçimde değerlendirerek kişiye en uygun lensi planlıyoruz” diyen Prof. Dr. Banu Coşar, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının hasta memnuniyetini önemli ölçüde artırdığını belirtiyor. Prof. Dr. Banu Coşar, “Gelişmiş göz içi lens teknolojileri doğru hasta değerlendirmesiyle uygulandığında hastaların yaşam konforunu önemli ölçüde artırabiliyor. Günümüzde katarakt cerrahisi, yalnızca görmeyi geri kazandıran değil, kişinin yaşam kalitesini yeniden şekillendiren bir tedavi alanı haline geldi” ifadelerini kullanıyor. Gelecekte göz cerrahisinin daha da kişiselleşeceğini belirten Prof. Dr. Banu Coşar, yapay zeka destekli cerrahi planlama sistemleri, daha gelişmiş görüntüleme teknolojileri ve yeni nesil biyouyumlu lenslerin tedavi başarısını daha da yukarı taşıyacağını ifade ederek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Önümüzdeki yıllarda her hastanın göz yapısına ve görme ihtiyaçlarına göre çok daha hassas planlanmış tedavilerden söz edeceğiz. Teknoloji ilerledikçe hedefimiz yalnızca görmeyi geri kazandırmak değil; her hastaya yaşam biçimine en uygun görme kalitesini sunabilmek olacak”… Türkiye, Genç Göz Cerrahlarının Uluslararası Eğitim Üssü Oluyor ESCRS tarafından yetkilendirilen eğitim merkezlerinden biri haline gelen Acıbadem Üniversitesi'nde genç oftalmologlar; refraktif cerrahi, FemtoLASIK, SILK, robotik katarakt cerrahisi (FLACS) ve premium göz içi lens uygulamaları konusunda uygulamalı eğitim alma fırsatı bulacak. Prof. Dr. Banu Coşar, “Bilimsel gelişmeler ancak güçlü eğitimle sürdürülebilir. Genç meslektaşlarımızın en güncel teknolojilere hakim olarak yetişmesi, hem ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak hem de Türkiye’nin, oftalmoloji alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirecektir” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor Haber

 Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor

Özel Bankacılık anlayışının yalnızca finansal ürün ve hizmetlerden ibaret olmadığı yaklaşımını benimseyen Fibabanka, ekonomi buluşmalarından kültür ve sanat organizasyonlarına uzanan geniş bir yelpazede müşterilerine değer katmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda, Swissôtel Büyük Efes İzmir'de düzenlenen özel gecede Erol Evgin, sevilen eserlerinden oluşan repertuvarıyla konuklara keyifli bir yaz akşamı yaşattı. Fibabanka Genel Müdürü Ömer Mert, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Fibabanka olarak teknoloji yatırımlarımızla müşterilerimizin finansal hayatını kolaylaştırırken, Özel Bankacılık müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi yalnızca finansal hizmetlerle sınırlı görmüyoruz. Müşterilerimizin yaşamlarına değer katan, ilham veren ve kalıcı iz bırakan deneyimler tasarlamayı önemsiyoruz. Kültür ve sanat etkinliklerinden ekonomi sohbetlerine, sağlıklı yaşam buluşmalarından özel davetlere kadar geniş bir yelpazede müşterilerimizle bir araya geliyoruz. Erol Evgin konseri de bu yaklaşımımızın bir parçası…" Fibabanka'nın Özel Bankacılık yaklaşımının merkezinde, müşterilere mevduat büyüklüğünden bağımsız olarak gerçek anlamda kişiye özel hizmet sunmak yer alıyor. Banka, müşterilerinin risk profili, likidite ihtiyacı ve yatırım hedeflerini analiz ederek kişiselleştirilmiş finansal yol haritaları oluştururken, yapay zekâ destekli teknolojilerle yatırım ve bankacılık deneyimini daha erişilebilir hale getiriyor. Mert, özel bankacılıkta müşterilerinin yanında bir çözüm ortağı olarak konumlandıklarını vurgulayarak şöyle dedi: "Günümüzde yatırımcılar çok fazla bilgi ve ürün alternatifiyle karşı karşıya kalıyor. Biz kendimizi müşterilerimizin varlıklarını birlikte yöneten bir yol arkadaşı olarak görüyoruz. Yapay zekâ destekli modellemelerimizle müşterilerimize risk profillerine uygun öneriler sunarken, dijital kanallarımız üzerinden hızlı ve kesintisiz bankacılık deneyimi sağlıyoruz. Bunun yanında müşterilerimizin hayatlarına dokunan, yeni bakış açıları kazandıran etkinliklerle de ilişkilerimizi güçlendiriyoruz." Fibabanka, yıl boyunca düzenlediği ekonomi sohbetleri, "İyi Yaşam Buluşmaları" ve kültür-sanat etkinlikleriyle Özel Bankacılık müşterilerine yalnızca yatırım ürünleri değil, fikir, deneyim ve etkileşim odaklı bir değer önerisi sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fibabanka: Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor Haber

Fibabanka: Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor

Özel Bankacılık anlayışının yalnızca finansal ürün ve hizmetlerden ibaret olmadığı yaklaşımını benimseyen Fibabanka, ekonomi buluşmalarından kültür ve sanat organizasyonlarına uzanan geniş bir yelpazede müşterilerine değer katmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda, Swissôtel Büyük Efes İzmir'de düzenlenen özel gecede Erol Evgin, sevilen eserlerinden oluşan repertuvarıyla konuklara keyifli bir yaz akşamı yaşattı. Fibabanka Genel Müdürü Ömer Mert, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Fibabanka olarak teknoloji yatırımlarımızla müşterilerimizin finansal hayatını kolaylaştırırken, Özel Bankacılık müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi yalnızca finansal hizmetlerle sınırlı görmüyoruz. Müşterilerimizin yaşamlarına değer katan, ilham veren ve kalıcı iz bırakan deneyimler tasarlamayı önemsiyoruz. Kültür ve sanat etkinliklerinden ekonomi sohbetlerine, sağlıklı yaşam buluşmalarından özel davetlere kadar geniş bir yelpazede müşterilerimizle bir araya geliyoruz. Erol Evgin konseri de bu yaklaşımımızın bir parçası…" Fibabanka'nın Özel Bankacılık yaklaşımının merkezinde, müşterilere mevduat büyüklüğünden bağımsız olarak gerçek anlamda kişiye özel hizmet sunmak yer alıyor. Banka, müşterilerinin risk profili, likidite ihtiyacı ve yatırım hedeflerini analiz ederek kişiselleştirilmiş finansal yol haritaları oluştururken, yapay zekâ destekli teknolojilerle yatırım ve bankacılık deneyimini daha erişilebilir hale getiriyor. Mert, özel bankacılıkta müşterilerinin yanında bir çözüm ortağı olarak konumlandıklarını vurgulayarak şöyle dedi: "Günümüzde yatırımcılar çok fazla bilgi ve ürün alternatifiyle karşı karşıya kalıyor. Biz kendimizi müşterilerimizin varlıklarını birlikte yöneten bir yol arkadaşı olarak görüyoruz. Yapay zekâ destekli modellemelerimizle müşterilerimize risk profillerine uygun öneriler sunarken, dijital kanallarımız üzerinden hızlı ve kesintisiz bankacılık deneyimi sağlıyoruz. Bunun yanında müşterilerimizin hayatlarına dokunan, yeni bakış açıları kazandıran etkinliklerle de ilişkilerimizi güçlendiriyoruz." Fibabanka, yıl boyunca düzenlediği ekonomi sohbetleri, "İyi Yaşam Buluşmaları" ve kültür-sanat etkinlikleriyle Özel Bankacılık müşterilerine yalnızca yatırım ürünleri değil, fikir, deneyim ve etkileşim odaklı bir değer önerisi sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.