Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kızarıklık

Kapsül Haber Ajansı - Kızarıklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızarıklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yazın Mantar Riskini Artıran 6 Hata ve Korunma Yolları Haber

Yazın Mantar Riskini Artıran 6 Hata ve Korunma Yolları

Sıcak hava, yoğun terleme ve yüksek nem, yaz aylarında cilt mantarlarının daha sık görülmesine neden olabiliyor. Islak mayoyla beklemekten ortak alanlarda çıplak ayakla yürümeye kadar günlük hayatta önemsenmeyen bazı alışkanlıklar, mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor. Yaz mevsiminde artan sıcaklık ve nem, cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Özellikle terin uzun süre cilt üzerinde kalması, mantarların çoğalabileceği sıcak ve nemli bir ortam oluşturuyor. Bu nedenle ayak tabanı, parmak araları, kasıklar, koltuk altları ve diğer cilt kıvrımları yaz aylarında daha fazla risk altında bulunuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, mantar enfeksiyonlarının kaşıntı, kızarıklık, pullanma, yanma, ciltte çatlama ve kötü koku gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Kolay bulaşabilen enfeksiyonun tedavisinin geciktirilmesi durumunda vücudun başka bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Bayraktar, günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin riski önemli ölçüde azaltabileceğini ifade ediyor. İşte yaz aylarında mantara zemin hazırlayan altı yaygın hata… 1. Islak mayo veya bikiniyle uzun süre beklemek Denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ve bikiniyle uzun süre kalmak, cildin devamlı nemli kalmasına yol açıyor. Sıcak havayla birleşen bu nemli ortam, mantar mikroorganizmalarının çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. “Hava sıcak, üzerimde kurur” düşüncesiyle ıslak kıyafetleri değiştirmemek özellikle kasık bölgesi ve cilt kıvrımlarında enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle yüzme sonrasında mümkün olan en kısa sürede duş alınması, cildin kurulanması ve kuru mayo ya da kıyafet giyilmesi önem taşıyor. 2. Havuz ve ortak duş alanlarında çıplak ayakla yürümek Havuz kenarları, spor salonlarının duş bölümleri, soyunma odaları ve ortak kullanılan ıslak zeminler, mantarın bulaşması açısından riskli alanlar arasında bulunuyor. Özellikle ayak mantarı, enfeksiyon bulunan yüzeylerle temas sonucu kolayca bulaşabiliyor. Bu alanlarda çıplak ayakla yürümek yerine kişiye özel terlik kullanılması, bulaşma ihtimalinin azaltılmasına yardımcı oluyor. 3. Ayakları uzun süre kapalı ayakkabıda tutmak Yaz sıcaklarında uzun süre kapalı ve hava almayan ayakkabılar giymek, ayaklardaki terleme ve nem miktarını artırıyor. Ayakların yeterince hava alamaması, özellikle parmak aralarında mantarın yerleşmesine elverişli bir ortam oluşturabiliyor. Ayak mantarı; kaşıntı, kızarıklık, soyulma, çatlama ve kötü kokuyla kendisini gösterebiliyor. Ayakkabı seçiminde nefes alabilen malzemelerin tercih edilmesi, çorapların düzenli değiştirilmesi ve ayakların mümkün olduğunca kuru tutulması riski azaltabiliyor. 4. Başkasına ait havlu ve terlikleri kullanmak Mantar enfeksiyonları yalnızca ortak zeminlerden değil, kişisel eşyalar üzerinden de bulaşabiliyor. Başkasının havlusunu, terliğini veya bakım ürünlerini kullanmak, özellikle tatil döneminde enfeksiyonun kişiden kişiye taşınmasını kolaylaştırabiliyor. Plajda, havuzda, otelde veya evde havlu ve terlik gibi doğrudan ciltle temas eden eşyaların kişiye özel olması gerekiyor. Kullanılan havluların yeterince kurutulması ve düzenli aralıklarla yıkanması da hijyen açısından önem taşıyor. 5. Duştan sonra cildi nemli bırakmak Duş almak tek başına mantardan korunmak için yeterli olmayabiliyor. Duş sonrasında vücudun tam olarak kurulanmaması, özellikle parmak araları, kasıklar, koltuk altları ve cilt kıvrımlarında nemin uzun süre kalmasına yol açabiliyor. Bu bölgelerin tahrişe neden olmayacak şekilde, temiz ve yumuşak bir havluyla kurulanması gerekiyor. Sert hareketlerle ovalamak yerine hafif dokunuşlarla kurulamak, cilt bariyerinin zarar görmesini önlemeye yardımcı oluyor. 6. Dar ve sentetik kıyafetleri tercih etmek Vücudu sıkan ve hava dolaşımını engelleyen sentetik kıyafetler, terin cilt üzerinden buharlaşmasını zorlaştırabiliyor. Uzun süre nemli kalan cilt yüzeyi ise mantar enfeksiyonlarının gelişmesine uygun koşullar hazırlıyor. Dr. Belma Bayraktar, sıcak havalarda pamuklu, rahat ve hava alabilen giysilerin tercih edilmesini öneriyor. Terleyen kıyafetlerin uzun süre üzerinizde kalmaması ve mümkün olan en kısa sürede değiştirilmesi de korunmada etkili oluyor. Mantar belirtilerini göz ardı etmeyin Ciltte geçmeyen kaşıntı, kızarıklık, soyulma, yanma, çatlama veya kötü koku görülmesi durumunda belirtilerin kendiliğinden geçmesini beklemek enfeksiyonun ilerlemesine yol açabiliyor. Ayrıca mantar sanılan bazı cilt sorunları farklı hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiği için rastgele ilaç kullanmamak önem taşıyor. Özellikle şikâyetlerin yayılması, sık tekrarlaması veya uzun süre devam etmesi halinde bir dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alerjiler Kalp Sağlığını Etkileyebilir Haber

Alerjiler Kalp Sağlığını Etkileyebilir

Öyle ki bağışıklık sisteminin verdiği tepkilerle kalp sağlığının kesiştiği durumlara da rastlanabiliyor. Kounis Sendromu’nun, bağışıklığın aşırı koruyucu tepkisinin kalbi zorlamasıyla ortaya çıktığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Alerjik bünyeye sahip olanlarda ya da bilinen kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde ani gelişen reaksiyonlarla birlikte görülen göğüs ağrısı önem taşıyor. Erken tanı ve doğru müdahale ile kalıcı hasar riski en aza indirilebiliyor. Kalp ve bağışıklık sistemi birlikte çalıştığı için birinde yaşanan sorun diğerini de etkiliyor” dedi. Reçetesiz satılan bir ilaç, arı sokması ya da akşam yemeğinde tüketilen deniz ürünleri… Vücudun bu tür etkenlere verdiği alerjik yanıtın bazı durumlarda kalbi de etkileyebildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kounis Sendromu, alerjik veya aşırı duyarlılık reaksiyonları sırasında ortaya çıkan akut koroner sendrom olarak tanımlanır. Halk arasında alerjik kalp krizi ya da alerjik anjina olarak da bilinen bu tabloda, bağışıklık hücrelerinin aktive olmasıyla salınan bazı maddeler, kalp damarlarında spazma yol açabilir” dedi. Fındık, fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler tehlikeyi artırıyor Kounis Sendromu teşhisini zorlaştıran en önemli etkenin, alerji belirtileri ile kalp krizi semptomlarının iç içe geçmesi olduğunu vurgulayan Koylan, “Hastalarda göğüs ağrısı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı ile birlikte vücutta yaygın kaşıntı, kızarıklık veya kurdeşen görülebilir. Buna tansiyon düşüklüğü, bayılma hissi ya da bilinç kaybı da eşlik edebilir. Sendromu tetikleyen en yaygın unsurlar; antibiyotikler başta olmak üzere bazı ilaçlar, ağrı kesiciler ve kontrast maddeler, arı ve eşek arısı sokmalarıdır. Kabuklu deniz ürünleri, fındık ve fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler ile lateks alerjisi ya da bazı kimyasal maruziyetler de tetikleyici olabilir” dedi. Bazı vakalarda adrenalin hayat kurtarıyor Teşhis aşamasında EKG, troponin testleri ve bazı durumlarda ekokardiyografinin kullanıldığını açıklayan Koylan, “Tanıda en kritik nokta hastanın öyküsünde alerjen maruziyetinin olup olmadığının belirlenmesidir. Tedavi sürecinde ise hem alerjik reaksiyonun baskılanması hem de kalp damarlarının rahatlatılması gerekir. Şiddetli vakalarda adrenalin hayat kurtarıcı olabilirken, Tip I Kounis vakalarında damar spazmını artırabileceği için dikkatli kullanılmalı. Bu süreçte hipertansiyon ve damar sağlığına yönelik yaklaşımlar hastanın uzun dönem takibinde önemli rol oynar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nöralterapi ile Ağrılara Müdahale Edilebiliyor! Haber

Nöralterapi ile Ağrılara Müdahale Edilebiliyor!

Amacın anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemek olduğuna vurgu yapan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Nöralterapinin etkisi sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu sağlayan bir tedavi yöntemidir.” dedi. Ağrılar, ameliyat izleri, travmalar ve enfeksiyonlar gibi bozucu alanların nöralterapi ile hedef alınabildiğini aktaran Dr. Kakı, bazı durumlarda ise uygulanamadığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, nöralterapinin ne olduğu, nasıl etki ettiği ve hangi durumlarda kullanıldığı hakkında bilgi verdi. Nöralterapi ile sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimi düzenlenebiliyor! Nöralterapinin, vücuttaki sinir sistemi bozukluklarını düzenlemek amacıyla lokal anesteziklerin çok düşük dozlarda belirli noktalara enjeksiyonu ile yapılan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olduğunu dile getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Burada ki amaç anestezi oluşturmak değil, sinir hücrelerinde bozulan elektriksel uyarı iletimini düzenlemektir.” dedi. Nöralterapide kullanılan lokal anesteziklerin düşük dozlarda, iyon kanalları ve membran stabilitesi üzerinde düzenleyici etki sağladığını aktaran Dr. Kakı, “Böylelikle antiinflamatuar, vazodilatör ve nöromodülatör etkileri ortaya çıkar. Bu etki sayesinde Nöralterapi otonom sinir sistemini düzenler, vücuttaki bozulmuş elektriksel alanları (bozucu alanlar) dengelemeye yardımcı olur, kan dolaşımını ve doku beslenmesini destekler, ağrı ve fonksiyon bozukluklarının azalmasına katkı sağlar. Kısaca nöralterapinin etkisi sadece lokal değil, sistemik etkisi sayesinde vücut regülasyonunu sağlayan bir tedavi yöntemidir.” şeklinde konuştu. Nöralterapi, bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefliyor! Nöral terapideki bozucu alan tanımına açıklık getiren Dr. Asiye Gülsüm Kakı, şunları söyledi: “Vücutta daha önce geçirilmiş; ameliyat izleri, travmalar, enfeksiyonlar, diş ve çene problemleri gibi durumlar, sinir sistemi üzerinde sürekli uyarı oluşturarak başka bölgelerde şikâyetlere yol açabilir. Nöralterapi, bu bozucu alanların etkisini azaltmayı hedefler. Bozucu alanların oluşturduğu bozulmuş elektriksel iletimi düzenleyerek otonom sinir siteminin regülasyonunu sağlar.” Nöralterapi birçok hastalıkta tercih edilebiliyor! Nöralterapinin hangi durumlarda destekleyici tedavi olarak tercih edilebileceğine değinen Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Baş, boyun ve bel ağrıları, migren ve gerilim tipi baş ağrıları, kas ve eklem ağrıları, fibromiyalji, sinir sıkışmaları, spor yaralanmaları, ameliyat veya travma sonrası ağrılar, sindirim sistemi fonksiyon bozuklukları, adet düzensizlikleri ve bazı jinekolojik şikâyetler, stres ve otonom sinir sistemi dengesizlikleri nöralterapinin kullanılabildiği hastalıklar arasında yer alır.” ifadelerini kullandı. Nöralterapi nasıl uygulanır? Nöralterapi uygulamasında öncelikle hastadan şikayetlerin başlangıcı, tetikleyen sebepler, geçirilmiş enfeksiyonlar ve operasyonlar, beslenme şekli gibi detaylı öykü alındığını kaydeden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Ardından detaylı fizik muayene yapılır.” dedi. Enjeksiyon için tetik noktalar, sinir çıkışları, skarlar (yara dokuları) gibi noktaların belirlendiğini aktaran Dr. Kakı, “Belirlenen noktalara enjeksiyon yapılır. Uygulama genellikle ince uçlu iğnelerle yapılsa da bazı bozucu alan yada organ patolojilerinde, ganglion enjeksiyonlarında (sinir düğümlerine yapılan enjeksiyonlar) derin enjeksiyonlar tercih edilebilir.” açıklamasını yaptı. Nöralterapi bazı durumlarda uygulanamaz! Seans sayısının kişiye ve şikâyete göre değiştiğini vurgulayan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Enjeksiyon sonrası hastalarda değişik refleks yanıtlar (nöralterapide buna fenomen denir) görülebilir. Bu fenomenler enjeksiyon bölgesi ve sıklığını planlamada yol göstericidir.” dedi. Nöralterapinin kimlere uygulanamayacağı hakkında da bilgi veren Dr. Kakı, sözlerini şöyle tamamladı: “Lokal anestezik alerjisi olanlar, ciddi kalp ritim bozukluğu olanlar, bazı özel durumlarda hamileler ve kanama bozukluğu olanlarda uygulanmaz. Nöralterapi sonrası, enjeksiyon yerinde kızarıklık, kısa süreli baş dönmesi, geçici ağrı artışı olabilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.