Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Klinker

Kapsül Haber Ajansı - Klinker haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Klinker haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çimko, Halep’te Yeni Entegre Çimento Fabrikası Yatırımını Hayata Geçirmeye Hazırlanıyor Haber

Çimko, Halep’te Yeni Entegre Çimento Fabrikası Yatırımını Hayata Geçirmeye Hazırlanıyor

1 Ekim’de Halep’te düzenlenen imza töreninde SANKO Holding ve Çimko Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ile Suriye Çimento ve Yapı Malzemeleri Üretim ve Pazarlama Şirketi OMRAN’ın Genel Müdürü Mahmud Fadile arasında imzalanan protokol, bölgedeki ticari ilişkilerin üretim ortaklığına taşınması açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Yap-İşlet-Devret modeliyle hayata geçirilecek; yıllık 1,5 milyon ton klinker ve 2 milyon ton çimento üretim kapasitesiyle bölgenin yeniden imar sürecine önemli katkıda bulunacak. Tesisin yaklaşık 200 kişiye istihdam sağlaması hedefleniyor. SANKO Holding’in çimento ve hazır beton sektöründe faaliyet gösteren şirketi Çimko, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirecek bir yatırıma imza atıyor. Çimko tarafından, Suriye’de Halep’in kuzeyindeki sanayi bölgesinde, hammadde ocakları ve ana ulaşım koridorlarına yakınlığıyla kritik öneme sahip Al-Muslimiyah mevkiinde kurulacak Entegre Çimento Fabrikası sayesinde bölgenin kaliteli, güvenilir ve sürdürülebilir çimento ihtiyacının doğrudan yerinde üretim avantajıyla karşılanması hedefleniyor. Toplam yatırım büyüklüğü yaklaşık 200 milyon dolar olarak öngörülen, iki temel aşamadan oluşan proje; yıllık 1,5 milyon ton klinker ve 2 milyon ton çimento üretimi ile tam entegre üretim üssüne dönüşecek. Sanko Holding ve Çimko Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ile Suriye Çimento ve Yapı Malzemeleri Üretim ve Pazarlama Şirketi OMRAN’ın Genel Müdürü Mahmud Fadile arasında, düzenlenen imza töreni ile mutabakata varıldı. 1 Ekim 2026 tarihinde Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal eş-Şaar, Suriye Büyükelçisi Dr. Nuh Yılmaz, Suriye Yatırım Otoritesi Halep Başkanı Mim. Mohammad Hazim Lutfi ve Halep Valisi Azzam El-Garib’in de katıldığı imza töreni ile resmiyet kazanan protokol, Suriye'nin yeniden imar sürecinde Türk sanayisinin üretim gücünü sahaya taşıyan bir kilometre taşı niteliği taşıyor. İmza töreninde, yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan SANKO Holding ve Çimko Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, SANKO Topluluğu’nun 120 yılı aşan sanayi tecrübesiyle sorumlu büyüme ve bölgesel kalkınma vizyonunu sınırların ötesine taşımaktan gurur duyduklarını belirterek, "SANKO Holding olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde yalnızca üretim tesisleri kurmakla kalmıyor, bulunduğumuz coğrafyaların ekonomik ve sosyal kalkınmasına kalıcı değer katmayı amaçlıyoruz. Çimko ile Halep’te hayata geçireceğimiz Entegre Çimento Fabrikası, yeni dönemde Suriye’deki ilk Türk menşeli entegre çimento fabrikası yatırımı olması bakımından önemli bir adım. Yaklaşık 200 milyon dolarlık bu yatırım sayesinde; Suriye coğrafyasının altyapı ve imar ihtiyaçlarına en üst düzeyde yanıt vermeyi hedefliyoruz. Modern sanayi altyapısıyla hayata geçirilecek bu tesis, bölgesel iş birliğinin ve Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine yönelik uzun vadeli ortaklığın önemli bir adımı olacaktır. Tesiste 200 kişiye doğrudan istihdam sağlamayı hedefliyoruz. İstihdamla yerel insan kaynağını geliştirirken, bölgenin geleceğe güvenle taşınmasında çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz.” açıklamasında bulundu. Törende konuşan Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Muhammed Nidal eş-Şaar, Türkiye, Sanko Holding ve Çimko’ya Halep’te hayata geçirilecek fabrika yatırımı dolayısıyla teşekkür etti. Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik iş birliğinin sanayinin yeniden canlandırılmasında önemli bir rol üstleneceğini belirten eş-Şaar, teknoloji transferinin önemine dikkat çekti. Eş-Şaar, “Suriye’ye yönelik yatırımlar kapsamında kardeş ülkelerle gerçekleştirdiğimiz anlaşmalar ile şirketler ülkemize teknoloji ve bilgi birikimi getirecek. Geçmiş dönemde bu imkânlardan mahrum kaldık. Halep, Suriye’nin en önemli sanayi merkezlerinden biri ve 10 bin yıla dayanan köklü bir geçmişe sahip. Geliştirdiğimiz yatırım fırsatlarıyla Halep’in ve Suriye’nin sanayi altyapısını yeniden canlandırmayı hedefliyoruz” dedi. Halep’te düzenlenen imza töreninde; Halep Başkonsolosu Muammer Hakan Cengiz, Halep Ticari Ataşeleri Sefa Akyol ve Tekin Çitoğlu, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Abdulkadir Sökücü, MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç, Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Ticaret Odası Meclis Başkanı Mehmet Hilmi Teymur, Güneydoğu Anadolu ihracatçılar Birliği Başkanı Mete Akcan, Türk Çimento Birliği CEO’su Volkan Bozay, Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası Genel Sekreteri Serdar Şardan ve Çimko’nun yurtdışı bayileri de yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor Haber

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor

Bu kapsamda 28 Nisan’da Ankara’da düzenlenen Düşük Karbon Yolunda Yeni Nesil Çimentolar Zirvesi’nde sektör paydaşları, sürdürülebilir üretim, emisyon azaltımı ve geleceğin yapı malzemelerini ele aldı. Zirvenin açılışında konuşan Türkçimento CEO’su Volkan Bozay, sektörün üçüz dönüşümde önemli bir aşama kaydettiğini vurguladı. Sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna dikkat çeken Bozay, “Bugün burada yalnızca bir sektörü değil, aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizi ve yaşam biçimimizi konuşuyoruz. Çimento sektörü, ekonomik kalkınmanın temel taşı olmasının ötesinde, sürdürülebilir bir dünyanın inşasında da kritik bir rol üstleniyor” dedi. Küresel ölçekte iklim değişikliğine uyumun artık bir zorunluluk haline geldiğini belirten Bozay, çimento sektörünün dönüşümün merkezinde yer aldığına işaret ederek, “Karbon yoğun bir sektör olarak dönüşümün merkezinde yer alıyor, aynı zamanda çözümün bir parçası olduğumuza inanıyoruz. Bu dönüşümün artık yalnızca Yeşil Dönüşüm olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle biz sektör olarak Üçüz Dönüşüm stratejisini temel alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Son yıllarda sektörün ana odak noktalarından birinin düşük karbonlu üretim ve emisyon azaltımı olduğunu vurgulayan Volkan Bozay, bu kapsamda öne çıkan aksiyonların klinker kullanım oranının azaltılması, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, alternatif yakıt kullanımı ve atık ısı geri kazanımı olduğunu belirtti. Tüm bu uygulamaların entegre ve sistemsel olarak ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Bozay, Türkiye için en hızlı ve maliyet etkin çözümün klinker oranının düşürülmesi olduğuna da dikkat çekti. Klinker üretiminin enerji yoğun yapısı nedeniyle emisyonlarda önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Bozay, Ar-Ge çalışmaları sayesinde daha düşük klinker içeriğiyle geleneksel çimentolarla eşdeğer performans sunan ürünlerin geliştirildiğini ve bu ürünlerin “yeşil çimento” olarak tanımlandığını söyledi. TÜRKÇİMENTO öncülüğünde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar sonucunda “Yeşil Çimento Kullanımının Yaygınlaştırılması Tebliği”nin 16 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Bozay, kamu ihalelerinde klinker/çimento oranının 2025-2029 döneminde 0,80, 2030 sonrasında ise 0,75 ile sınırlandırıldığını belirtti. Bozay, “Tebliğin yürürlüğe girmesinden bu yana sektörümüzün yeşil çimento üretimine hızlı bir şekilde uyum sağladığını görüyoruz. Bugün ülkemizin tüm bölgelerinde, geleneksel çimentolarla eş değer performansta düşük emisyonlu ürünlere erişim mümkün” dedi. Söz konusu düzenleme ile önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 16,5 milyon ton klinker tasarrufu ve 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı sağlanmasının öngörüldüğünü ifade eden Bozay, yeşil çimentonun özel sektörde de yaygınlaşması için bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Dönüşüm sürecinin hızlanması için beton standartlarının güncellenmesi ve alternatif hammaddelere erişimin kolaylaştırılması gerektiğine de dikkat çeken Bozay, sektörün düşük karbonlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor

Avrupa Komisyonu tarafından 17 Ekim 2025’te yayımlanan torba yasa değişiklikleri ve Aralık 2025’te yürürlüğe giren uygulama tüzükleri, özellikle üçüncü ülkelere uygulanacak varsayılan emisyon değerleri nedeniyle Türk çimento ihracatı üzerinde ciddi mali baskılar yaratıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmesinde, “Türkiye çimento sektörü, 2015 yılından bu yana AB ile uyumlu bir izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) sistemi kapsamında faaliyet gösteriyor. Tüm tesislerimizde düşük emisyonlu kuru sistem fırınlar kullanılıyor ve fiili emisyon performansımız varsayılan değerlerin oldukça altında seyrediyor. Türkiye için özel bir varsayılan değer tanımlanmadığı için “diğer ülkeler” başlığı altındaki en yüksek emisyon katsayılarının uygulanması, sektörümüzü haksız biçimde dezavantajlı duruma düşürüyor. 2025 yılının ilk 11 ayında, sektörün yaklaşık yüzde 94’ünü temsil eden TÜRKÇİMENTO üyeleri 75 milyon ton klinker üretimi gerçekleştirdi. Türkiye ayrıca, AB’nin klinker ve çimento ithalatının ana tedarikçisi konumundadır.” dedi. Bozay, mevcut varsayılan değerlerin gerçek üretim koşullarını yansıtmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’de SKDM geçiş döneminde AB’ye ihracat yapan üyelerimizin beyan ettiği fiili veriler, gri çimento klinkeri için emisyonların 0,88 tCO₂/ton seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor. Buna karşın AB mevzuatında Türkiye için kullanılan varsayılan değer 1,551 tCO₂/ton. Bu fark, gerçek emisyon performansını yansıtmayan ilave maliyetler doğuruyor ve SKDM’nin adil ve doğru uygulanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.” AB Vatandaşlarını da Etkileyecek Fiili değerlerin doğrulanması süreçlerinde aksama yaşanması halinde, fiili değerler ile varsayılan değerler arasındaki farkın ciddi bir mali yüke dönüşeceğini vurgulayan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, şunları söyledi: “Bu fark, güncel AB ETS fiyatlarıyla hesaplandığında karbon maliyetini bir ton klinker için yaklaşık 20 Avrodan 80 Avroya çıkarıyor. Ortaya çıkan tutar, AB’ye ihraç edilen ürünlerin ortalama birim fiyatını dahi aşarak ihracatın ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ediyor. SKDM bu haliyle uygulanırsa, oluşacak ek maliyetin önemli bir kısmı nihai ürün fiyatlarına yansıyacak ve sonuçta AB’deki tüketicileri de etkileyecektir. Bu nedenle, doğrulayıcı kapasitesinin zamanında devreye alınması ve varsayılan değerlerin gerçekçi şekilde güncellenmesi kritik önem taşıyor. Bu durum, Gümrük Birliği’nin temel prensipleriyle de tam uyumlu olmayan bir sonuç doğurabilir.” Öte yandan Bozay, uygulamada netleştirilmesi gereken bazı teknik konulara da dikkat çekti: “Çimento sektörümüz yenilenebilir elektrik kullanımını artırmaya odaklanıyor. Ancak düşük-orta ölçekli bir çimento fabrikasının öz tüketimini tamamen yenilenebilir enerjiden karşılayabilmesi için yaklaşık 50–70 MW büyüklüğünde bir güneş santrali kapasitesine ihtiyaç duyuluyor. Bu büyüklükte bir yatırımın fabrika sahası içinde veya hemen yakınında yapılması ve doğrudan bağlanması çoğu zaman teknik olarak mümkün olmuyor. Bu nedenle üreticiler yenilenebilir enerji yatırımlarını farklı lokasyonlarda gerçekleştirmek durumunda kalıyor. SKDM kapsamında, bu yatırımların ve beyan edilen fiili üretim verilerinin dolaylı emisyon hesaplamalarında tanınmasını sağlayacak net kurallara ihtiyaç var. Ayrıca nihai ürünün çimento olması durumunda gömülü emisyon metodolojisi, elektrik emisyon katsayıları ve bedelsiz tahsisat ayarlamaları gibi alanlarda mevzuatta belirsizlikler bulunuyor.” Bozay, SKDM’nin çevresel hedefleri korunurken adil rekabet koşullarının sağlanabilmesi için çözüm önerilerini ise şöyle dile getirdi: “Sektörümüzün önceliği, SKDM kapsamında emisyon raporlarının titizlikle hazırlanması ve doğrulanmasıdır. Ancak özellikle ilk yıllarda doğrulama süreçlerinde gecikmeler yaşanması ve doğrulayıcı kapasitesinin yetersiz kalması ihtimali bulunmaktadır. Saha ziyaretleri ve ilk doğrulama işlemleri beklenenden uzun sürebilir. Bu durumda, fiili emisyon performansını yansıtmayan varsayılan değerlerin uygulanması, düşük karbon yoğunluğuna sahip üreticileri orantısız biçimde negatif yönde etkileyebilir. Türkiye’nin 2015 yılından bu yana AB’ye benzer bir İzleme, Raporlama ve Doğrulama (İRD) sistemine sahip olması, gerçek veriler üzerinden değerlendirme yapılabilmesi açısından hem ihracatçılar hem de ithalatçılar için önemli bir güvence sunmaktadır. SKDM’nin fiili bir ticaret engeline dönüşmemesi için, ‘Diğer Ülkeler’ başlığı altındaki genel varsayılan değerler yerine, AB ile uyumlu İRD sistemi verilerine dayalı ulusal değerlerin kullanılmasına imkân tanınması önem taşımaktadır. Doğrulama altyapısı tam işler hale gelene kadar fiili emisyon verilerinin esas alınması ve orantısız mali yüklerin önlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, düşük karbonlu üretim ile en yüksek karbonu üreteni ayırt edemeyen bir sistem olarak SKDM’nin düşük karbonlu üretimi destekleme amacı sadece tarife dışı teknik engel olmaktan öteye geçemeyecektir. Bu itibarla, uygulamada netleşmeyen SKDM kapsamında akredite kuruluşların nihai listesi gibi akreditasyona dair süreçlerde AB’nin iç mevzuatındaki ikincil düzenlemelerin ve teknik konuların da en kısa sürede açıklığa kavuşturulması büyük önem arz etmektedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.