Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kobalt

Kapsül Haber Ajansı - Kobalt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobalt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor Haber

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor

Raporda, yapay zekadan ziyade gelişmekte olan ülkelerdeki sanayileşme ve soğutma ihtiyacının bu artışı tetikleyebileceği belirtilirken; fosil yakıtların en iyimser senaryoda dahi küresel enerji arzının yarısından fazlasını oluşturmaya devam edeceği öngörülüyor. İSTANBUL 18 Mayıs 2026 – Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company, enerji ve hammadde piyasalarının geleceğine ışık tutan geleneksel raporunun en güncel versiyonu olan “Küresel Enerji ve Malzeme Görünümü 2026” raporunu yayımladı. Rapor, jeopolitik gerilimler, iklim hedefleri ve ekonomik gerçekler arasında sıkışan küresel enerji sisteminin 2040 yılına kadar izleyebileceği üç ana senaryoyu mercek altına alıyor. Bain & Company’nin tescilli ekonomik modelleme yeteneği Intersect℠ kullanılarak hazırlanan çalışma, enerji talebinin GSYİH ve nüfus artışına paralel olarak artmaya devam edeceğini, ancak bu talebin karşılanma şeklinin bölgelere ve politikalara göre keskin farklılıklar göstereceğini ortaya koyuyor. Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor: Elektrik Talebinde Patlama: Tüm senaryolar gözönüne alındığında küresel elektrik talebinin 2040 yılına kadar %40 ile %70 arasında artma ihtimali düşünülüyor. Popüler inanışın aksine, bu artışın en büyük kaynağı sadece yapay zeka veya veri merkezleri değil; gelişmekte olan ülkelerdeki soğutma (klima) ihtiyacı ve sanayi sektöründeki büyüme olacak. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de elektrik tüketimi 2025 yılında bir önceki yıla göre %2,1 artış gösterdi. Türkiye’de sanayileşme, kentleşme ve elektrifikasyon eğilimlerinin devam etmesiyle birlikte elektrik talebindeki artışın önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor. Bu büyüme; özellikle iletim ve dağıtım altyapısı yatırımları ile enerji ekipmanları tedarik zincirlerinde yeni kapasite ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. Fosil Yakıtların Direnci: Yenilenebilir enerjinin yükselişine rağmen, fosil yakıtlar küresel enerji arzında önemli bir pay tutmaya devam ediyor. En iyimser düşük karbon senaryosunda bile fosil yakıtların payı 2040’ta ancak %52’ye geriliyor; mevcut dinamiklerin sürdüğü senaryoda ise bu oran %72 seviyesinde kalıyor. Türkiye açısından bakıldığında ise enerji arz güvenliğinde kaynak çeşitliliği kritik rol oynamayı sürdürüyor. Doğal gaz tedarikinde farklı kaynak ve güzergâhların kullanılması maliyet avantajı ve sistem esnekliği sağlarken, yerli hidrokarbon arama ve üretim faaliyetleri de enerji bağımsızlığı hedefi açısından stratejik önem taşıyor. Küresel Isınma Riski: Rapor, dünya genelindeki koordinasyon seviyesine bağlı olarak 2100 yılına kadar ısınmanın farklı senaryolar üzerinden 2,1°C ile 2,9°C arasında gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bu durum, şirketlerin yalnızca karbon azaltımına değil, aynı zamanda iklim değişikliğine karşı “dayanıklılık” (resilience) stratejilerine de ciddi sermaye ayırması gerektiğini gösteriyor. Kritik Madenler ve Arz Güvenliği: Temiz enerji teknolojileri için vazgeçilmez olan lityum, bakır ve kobalt gibi kritik minerallerin coğrafi yoğunluğu, tedarik zincirlerini ulusal güvenlik ve ticaret politikalarının odak noktası haline getiriyor. 2030'dan sonra batarya talebinin hızlanmasıyla bu alanda ciddi arz açıkları oluşabilir. Elektrifikasyonun hız kazanmasıyla birlikte kritik madenlere yönelik küresel rekabet artarken, Türkiye açısından da bu alandaki araştırma, işleme ve tedarik kapasitesinin geliştirilmesi stratejik önem taşıyor. Özellikle enerji dönüşümünün gerektirdiği alt değer zincirlerinde dışa bağımlılığın azaltılması, uzun vadeli enerji güvenliği ve sanayi rekabetçiliği açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Çin’in Liderliği: Çin, dünyanın en büyük sera gazı salımcısı olmaya devam etse de aynı zamanda küresel enerji dönüşümünün en güçlü motoru konumunda. 2040 yılına kadar küresel güneş ve rüzgar enerjisi üretiminin %30’undan fazlasının tek başına Çin tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor. “Kararlılıkla Hareket Etme Zamanı” Bain & Company yetkilileri, yöneticilerin belirsizlik karşısında felç olmaması gerektiğini belirterek, her senaryoda geçerli olan “pişmanlık yaratmayacak hamlelere” (no-regrets moves) odaklanılmasını tavsiye ediyor. Rapora göre; yerel pazarları derinlemesine anlamak, adaptasyon kabiliyetini artırmak ve operasyonel dayanıklılığı inşa etmek, geleceğin enerji ekonomisinde kazananları belirleyecek. Global düzeyde tüm bunlara ilave olarak rüzgâr ve güneş enerjisi üretiminin değişkenliğinin arttığı bir ortamda, nükleer enerji, arz güvenliğini ve elektrik sisteminin istikrarını sağlayan temel unsurları arasında yer alıyor. Onur Candar: “Yöneticilerin operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerekiyor” Bain & Company Türkiye Yönteici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde, fosil yakıtların dirençli yapısı ve kritik madenlerin arz güvenliği gibi değişkenler karşısında Türkiye’de de yöneticilerin 'pişmanlık yaratmayacak hamlelere' ve operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerektiğini belirtti. Candar değerlendirmesine şöyle devam etti: “Türkiye enerji dönüşümünde artık yeni bir faza geçmiş durumda. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlı büyümesi önemli bir başarı göstergesi olsa da, bundan sonraki dönemde şebeke esnekliği, depolama teknolojileri, iletim ve dağıtım altyapısı gibi alanlara yapılacak yatırımlar belirleyici olacak. Elektrik talebindeki büyüme yalnızca üretim kapasitesi ihtiyacını değil, aynı zamanda enerji ekipmanları ve kritik madenler dahil olmak üzere tüm değer zincirinde yeni yatırım gereksinimlerini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kaynak çeşitliliğini koruması, yerli kaynak geliştirme faaliyetlerini sürdürmesi ve enerji dönüşümünün kritik halkalarında dışa bağımlılığı azaltması büyük önem taşıyor. Bugün şirketler için en büyük risk, belirsizliğin getirdiği karar alma güçlüğüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır, Mazıdağı Tesisi’nde 220 Milyon Dolarlık Yatırıma Hazırlanıyor Haber

Eti Bakır, Mazıdağı Tesisi’nde 220 Milyon Dolarlık Yatırıma Hazırlanıyor

Katma değerli sanayinin öncü şirketi Eti Bakır, 1,2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirdiği Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en büyük özel sektör yatırımı olan Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri’nde yatırımlarına devam ediyor. Eş zamanlı olarak gerçekleştirmeyi planladığı iki önemli yatırımı ülke ekonomisine kazandırmaya hazırlanan Eti Bakır, Türkiye’de ilk kez kobalt uç ürünleri üretecek. Şirket aynı zamanda pelet demir üretimi de gerçekleştirecek. Eti Bakır Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri İşletme Müdürü Bekir Kan, kobalt tuzlarının üretileceği tesisin yapımına yıl sonunda başlamayı hedeflediklerini belirterek, “Mazıdağı tesisimizde, Türkiye’de olmayan ve teknolojide çok yoğun olarak kullanılan kobaltı, bakır süreçlerimizin artık ürünü olan piritten geri kazanıyoruz. Yıllık 2.500 ton kobalt üretimimizle dünya üretiminin yüzde 2’sine yakınını karşılıyoruz. Yeni tesisimizle Türkiye’de üretimi olmayan, kobalt asetat, kobalt klorit, kobalt nitrat gibi kobaltın uç ürünlerini de üretmeye başlayacağız. Yaklaşık 20 milyon dolarlık yatırımla, 2 yılda faaliyete geçireceğimiz tesiste, yılda 2.000 ton metale karşılık gelecek şekilde kobalt tuzları üretilecek. Seramik, batarya, savunma sanayi ve otomobil lastiği üretimi gibi sektörlerde kullanılan kobalt tuzlarının tamamına yakınını ihraç edeceğiz. Yine bölgeden 60 kişilik ek istihdam sağlayacağız” diye konuştu. 200 BİN TON PİK DEMİR ÜRETECEK Tesiste geri kazanılan metallerden birisinin de demir olduğunu dile getiren Kan, bunun için de bir tesis yatırımı planladıklarını belirtti. 200 milyon dolarlık yatırımla kurulacak tesiste pelet demir üreteceklerini anlatan Kan, şunları söyledi: “Piritten geri kazandığımız yıllık 350.000 tonluk demir konsantresini bir adım daha işleyerek yüzde 95 saflıkta pelet demir haline getireceğiz. İnşaat demiri, sac gibi demir üreticilerinin hammaddesi olan pelet demir için kuracağımız tesis, 150 bin metrekarelik alanda yer alacak. 3 yılda tamamlanacağını öngördüğümüz tesis, tamamen iç piyasaya verilecek. Her iki yatırımımızla birlikte halihazırda 1.690 olan istihdamımız da 1.900’e çıkacak.” ‘STRATEJİK BİR BOŞLUĞU DOLDURUYORUZ’ Eti Bakır’ın Türkiye’de üretilmeyen ya da arz açığı bulunan ürünlerin üretimiyle ülke ekonomisine katkılarına devam ettiğini ifade eden Kan, şöyle devam etti: “Mazıdağı tesisimizi yalnızca bir üretim merkezi olarak değil, döngüsel ekonominin güçlü bir örneği olarak da konumlandırmaya devam ediyoruz. Üretimim stratejimizin kalbinde ürünleri mümkün olduğunca uç ürünlere çevirerek katma değerin ülkemizde kalması için çalışmak var. Ülkemizin cari açığının kapanmasına katkıda bulunmak, ülkemiz sanayisinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin yerli olarak üretilmesini sağlamak en büyük önceliğimiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır Ar-Ge Merkezi, 4 Kategoride ‘Uluslararası Laboratuvar Ligi’nin Birincisi Oldu  Haber

Eti Bakır Ar-Ge Merkezi, 4 Kategoride ‘Uluslararası Laboratuvar Ligi’nin Birincisi Oldu 

Çoklu elementlerden oluşan bir numunenin içinde yer alan minerallerin bulunmasını konu alan yarışmaya dünya çapında 226 laboratuvar katılırken, Eti Bakır Ar-Ge Merkezi 4 elementte sapmasız sonuca ulaşarak birinci oldu. Katma değerli sanayinin öncü şirketlerinden Eti Bakır’ın Ar-Ge Merkezi, yürüttüğü analiz çalışmalarının doğruluğunu ve uluslararası standartlarla uyumunu teyit eden önemli bir başarıya imza attı. Küresel madencilik sektörünün önde gelen akredite kuruluşlarından olan Avustralyalı Geostats tarafından gerçekleştirilen laboratuvarlar arası ‘Round Robin’e katılan Eti Bakır Ar-Ge Merkezi, altın, bakır, gümüş ve kurşunda tam sonuca ulaşarak 226 laboratuvar arasında birinci oldu. Eti Bakır Ar-Ge Merkezi Direktörü İbrahim Göktaş, bu sonucun kendileri için uluslararası arenada önemli bir referans sağlayacağını anlatarak, şu bilgileri verdi: “Yarışmada, içinde farklı elementlerin olduğu numuneler sunuluyor. Her laboratuvar kendi konusunda bu element paketlerinden birini seçiyor. Biz içinde altın, gümüş, kobalt, demir, kükürt, bakır, kurşun, nikel ve arsenik olan bir numune seçtik. Bu numuneler daha önce kendileri tarafından incelenmiş ve içindeki oranları belgelenmiş numuneler. Başarı kazanmış olabilmek için en fazla +3, -3 standart sapmayla bu oranlara ulaşmak gerekiyor. Tek bir numune veriliyor, yani herhangi bir hata yapıldığında geri dönüşü mümkün değil. Aynı numuneyi inceleyen laboratuvarlar olduğu gibi farklı bir element gruplarını inceleyen laboratuvarlar da bulunuyor. Ancak herhangi bir element aynıysa onunla da yarışıyorsunuz. ‘Round Robin’ adı da buradan geliyor. Biz 4 elementte standart sapmasız tam sonuca ulaşarak birinci olduk. Diğer elementleri de dahil ettiğimizde ortalama standart sapmamız +1, -1 olarak gerçekleşti.” AB PROJELERİNDE YER ALACAK Yarışmadan alınan başarılı sonucun, uluslararası standartlara uygun bir Ar-Ge Merkezi olduklarının kanıtı olduğunu ifade eden Göktaş, “Bu yarışmalara önümüzdeki dönemde de katılmaya devam edeceğiz. Üniversite-sanayi iş birlikleri alanında yeni projelerimiz olacak. AB destekli geri dönüşüm projelerine ve Ufuk Avrupa (Horizon Europe) programlarına başvurularda bulunacağız. TÜBİTAK’ın 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Çağrısı’na hazırlanıyoruz. Round Robin başarısı ile analiz altyapımız ve uzman kadromuzun uluslararası standartlarda doğruluk ve güvenilirlik sunma yaklaşımını bir kez daha teyit etmiş olduk. Gelecek dönemde yürüteceğimiz ve içinde yer alacağımız projelerle de Eti Bakır Ar-Ge Merkezi’nin yetkinliğini göstereceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.