Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kobi̇

Kapsül Haber Ajansı - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

QNB Türkiye’den Kadınların Ekonomik Güçlenmesine Yeni Kaynak Haber

QNB Türkiye’den Kadınların Ekonomik Güçlenmesine Yeni Kaynak

Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel dönüşümle sınırlı görmeyen QNB Türkiye, kapsayıcı ekonomik büyümeyi ve fırsat eşitliğini sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurları arasında konumlandırıyor. Bu kapsamda kadınların iş hayatına ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü katılımını destekleyen çalışmalarını, finansmana erişimi artıracak çözümlerle tamamlamayı önceliklendiriyor. Kadın girişimcilerin finansmana erişimine destek Standard Chartered tarafından sağlanan kaynak, QNB Grup Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi kapsamında belirlenen kriterlere uygun olarak kadın liderliğindeki KOBİ’lere yönelik kredilerin finansmanı ve refinansmanında kullanılacak. Kaynağın hangi kredilere yönlendirildiği düzenli olarak raporlanacak ve bağımsız doğrulama süreçlerine tabi tutulacak. “Kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmalarımızı finansman çözümlerimizle daha da ileri taşıyoruz” QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadınların ekonomik hayata katılımının, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonominin önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kadınların iş hayatında güçlenmesine yönelik yaklaşımımızı tek bir proje veya sosyal sorumluluk alanıyla sınırlı görmüyor, girişimcilikten istihdama, eğitimden finansmana erişime uzanan bütüncül bir perspektifle ele alıyoruz. Standard Chartered ile gerçekleştirdiğimiz 25 milyon ABD doları tutarındaki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Repo işlemiyle uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynağı kadın liderliğindeki KOBİ’lerin finansmanına yönlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de uluslararası finans kuruluşlarıyla iş birliklerimizi güçlendirmeye, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan yenilikçi finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.’’ Standard Chartered Fransa CEO’su ve Avrupa Kurumsal Bankacılık Başkanı Caroline Eber-Ittel, işleme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Geleneksel finansman yapılarını müşterilerimiz ve hizmet sundukları toplumlar için daha fazla değer yaratacak şekilde nasıl geliştirebileceğimizi sürekli değerlendiriyoruz. Bu işlem, sermaye piyasaları çözümlerinin müşterilerimizin fonlama ve likidite ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda kadınların ekonomik güçlenmesini desteklemek amacıyla nasıl kullanılabileceğini ortaya koyuyor. QNB Türkiye ile Bankamız adına bir ilke imza atan ve Türkiye’de kadın liderliğindeki işletmeler için fırsatların genişlemesine katkıda bulunan bu işlemde iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz.” QNB Türkiye’den toplumsal cinsiyet eşitliğine çok yönlü destek Kurum içi cinsiyet eşitliğini yönetişimin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan QNB Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin imzacısı ve Yüzde 30 Kulübü’nün üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor. QNB Türkiye çalışanlarının yaklaşık yüzde 59’unu kadınlar oluştururken tüm yönetici düzeylerinde kadın çalışan oranı yüzde 47, Yönetim Kurulu’nda ise yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Eşit işe eşit ücret yaklaşımı doğrultusunda kadın-erkek ücret açığını azaltmayı hedefleyen QNB Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Rehberi ve Eylem Planı ile eşitliği kurum içi süreçlerine taşıyor. İkincil ebeveyn iznini 20 güne çıkaran Banka, aynı zamanda İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı projesine de katkı sağlıyor. Kurum içinde benimsediği bu yaklaşımı sosyal etki programlarıyla da genişleten QNB Türkiye, İhracatçı Kadınlar Derneği (İKADE) iş birliğiyle hayata geçirdiği Kadınlar İçin İhracat Akademisi programı aracılığıyla kadın girişimcilerin uluslararası ticaretteki bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerini destekliyor. İKADE ve YenidenBiz iş birliğiyle yürütülen Bekar Annelerin Güçlenmesine Destek Programı ile de kadınların ekonomik hayata katılımına katkı sağlıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Repo işlemi ise QNB Türkiye’nin kurum içi politikalar ve sosyal etki programlarıyla sürdürdüğü bu yaklaşımı, kadın liderliğindeki işletmelerin finansmana erişimini destekleyen bir çözümle güçlendiren yeni bir adım oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te Haber

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te

KOBİ ve işletmelerin büyüme ve işlerinin sürdürülebilirliği için yaptıkları yatırımların ve verdikleri emeklerin korunmasında beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor. Ekonomimizin belkemiği olan KOBİ’leri gerek finansal gerek dijital çözümleriyle desteklemeye devam eden İş Bankası, bu anlayışla iştiraklerinden Anadolu Sigorta iş birliğiyle geliştirdiği İş’te KOBİ Sigortası’nı İşCep’ten hizmete sundu. İş’te KOBİ Sigortası, yangın, yıldırım, sel, su baskını, deprem gibi doğal afetlere karşı tek bir poliçede koruma sağlıyor. Ayrıca, işletmelerin faaliyetlerini sürdüremeyecekleri durumlarda iş durması ve kira kaybı gibi teminatlar işletmelerin finansal güvencesine destek oluyor. Hırsızlık, makine kırılması, elektronik cihaz hasarları gibi risklere karşı da koruma sağlanırken, iş yerinde meydana gelebilecek sorumluluklar da teminat altına alınıyor. Üstelik, Anadolu Acil Sağlık Hizmetleri ile iş yerinde çalışanların ve ziyaretçilerin acil sağlık ihtiyaçları karşılanırken, Anadolu Hizmet İşyeri Yardımı ile beklenmedik durumlarda işletmelere yardım ve danışmanlık hizmeti sunuluyor. Bu kapsamlı teminatlar, KOBİ'lerin doğal afetler ve diğer risklerle karşı karşıya kaldıklarında güvence altında olmasını ve işlerine devam edebilmesini kolaylaştırıyor. Müşterilerin İşCep uygulamasındaki "Sigortalar & Bireysel Emeklilik" menüsünden kolayca inceleyebildiği İş'te KOBİ Sigortası, standart risklerin yanı sıra farklı sektörlerin operasyonel dinamiklerine uygun özel riskleri de kapsıyor. KOBİ’ler, işlerinin büyüklüğü ve poliçenin kapsamına göre sigorta teminatlarından yararlanabiliyor. Banka müşterileri, mülk sahibi veya kiracı olmalarına göre kendileri için en uygun seçeneği belirleyerek poliçelerini uçtan uca dijital ortamda satın alabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether ve Fasanara Capital’den 400 Milyon Dolarlık Özel Kredi Fonu Haber

Tether ve Fasanara Capital’den 400 Milyon Dolarlık Özel Kredi Fonu

Dijital varlık sektörünün en büyük şirketi Tether ile teknoloji destekli özel kredi alanında uzmanlaşmış önde gelen varlık yönetim şirketi Fasanara Capital, Tether-Fasanara Lending Fund adıyla da anılan StableFund’ın kuruluşunu duyurdu. Ortak sponsorlu ve sürekli yatırım yapısına sahip özel kredi fonu, iki sponsorun toplam 400 milyon dolarlık ortak yatırımıyla destekleniyor ve üçüncü taraf kurumsal yatırımcılardan 3 milyar dolara kadar sermaye çekmeyi hedefliyor. Fonun kuruluşu, özel kredi piyasasının küresel ölçekte yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşması ve 2029 yılına kadar 5 trilyon dolara yükselmesinin beklenmesiyle birlikte gerçekleşti. KOBİ’lerin finansmana erişimini destekleyecek StableFund, kurumsal sermayeyi küresel ölçekte yaklaşık 5,7 trilyon dolarlık finansman açığıyla karşı karşıya olan küçük ve orta ölçekli işletmelere yönlendirmek üzere tasarlandı. Fasanara Capital, yatırım yöneticisi olarak görev yapacak ve küresel fintech kredi ağı aracılığıyla sermayeyi kısa vadeli, varlık teminatlı kredi stratejilerine yönlendirecek. Tether ise ortak sponsor olarak, USDT bağlantılı finansman fırsatlarını tespit eden ve stablecoin tabanlı takas altyapısını sağlayan kaynak oluşturucu ve danışman rolünü üstlenecek. Bu altyapı; geleneksel sistemlere kıyasla sermayenin sınır ötesi hareketini daha verimli hale getiren para giriş-çıkış bağlantılarını ve hazine altyapısı entegrasyonunu da kapsıyor. Fon yapısı, 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren fintech platformlarındaki KOBİ ve tüketici kredisi süreçlerine USDT’yi entegre ederek, geleneksel finansman kanallarının tarihsel olarak yeterince hizmet sunamadığı borçlulara ulaşmayı hedefliyor. Stablecoin altyapısı özel kredi piyasalarına taşınıyor Girişim, Tether’in sınır ötesi takas ve dijital likidite alanlarında önemli bir rol oynayan küresel stablecoin altyapısı üzerine inşa ediliyor. Bu altyapı, hız, sermaye verimliliği ve küresel erişimin giderek daha kritik hale geldiği özel kredi piyasalarına taşınıyor. Fasanara Capital’in reel ekonomiye yönelik yerleşik kredi platformu, kredi değerlendirme uzmanlığı ve özel teknolojisiyle birleşen fon; küresel fintech kaynak oluşturma kanalları üzerinden kısa vadeli ve varlık teminatlı kredilere odaklanan, stablecoin destekli bir özel kredi stratejisini hayata geçirmeyi amaçlıyor. “Sermayenin ihtiyaç duyan işletmelere ulaşmasını sağlıyoruz” Tether CEO’su Paolo Ardoino, “USDT; sınırlar arasında, günün her saatinde ve herhangi bir engelle karşılaşmadan her yerde kullanılabilen bir para olarak tasarlandı. Tether, bu fon aracılığıyla en güçlü olduğu alanda rol üstleniyor: USDT bağlantılı finansman fırsatlarını tespit ediyor ve sınır ötesi kredilendirmeyi sorunsuz hale getiren stablecoin altyapısını sağlıyor. Fasanara ile birlikte Tether’ın kaynak oluşturma ağını, sermayenin en fazla ihtiyaç duyan işletmelere ve topluluklara ulaşmasını sağlayan doğrudan bir kanala dönüştürüyoruz.” dedi. Fasanara Capital CEO’su Francesco Filia ise, “Kurumsal sermayeyi, geleneksel finans sisteminin sistematik olarak yeterince destekleyemediği borçlulara yönlendirmek için gerekli özel teknolojiyi, kaynak oluşturma ilişkilerini ve kredi değerlendirme disiplinini oluşturmak üzere yıllar boyunca çalıştık. Tether bu yapıya dünyanın en büyük stablecoin ağı, önemli sermaye kapasitesine sahip kripto yerel yatırımcı tabanı ve kredinin erişimini geleneksel finansman yapılarının sağlayabileceğinin ötesine taşıyan USDT altyapısıyla benzersiz bir katkı sunuyor. Birlikte, sermayenin reel ekonomi kredilendirme piyasalarına aktarılma biçimini geliştiriyor ve sınır ötesi kredi akışlarını daha verimli hale getiriyoruz.” ifadelerini kullandı. Fasanara–Tether Lending Fund, stablecoin altyapısının küresel finansal sistemin işleyişinde önemli bir bileşen olduğuna yönelik kurumsal farkındalığın arttığını ortaya koyuyor. Bu önem, özellikle geleneksel takas sistemlerinin daha yavaş veya daha parçalı işlediği alanlarda öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı Haber

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka e-ticarette Artık Bir Araç Değil, Akıllı Bir İş Ortağı Haber

Yapay Zeka e-ticarette Artık Bir Araç Değil, Akıllı Bir İş Ortağı

Erdem İnan, "Yerli üretici ve KOBİ'lerimizin küresel pazarlara açılmasındaki rolüyle yapay zekayı büyük bir stratejik güç ve kaldıraç olarak görüyoruz" dedi. Zirvede bir sunum yapan Trendyol CTO’su Cenk Çivici ise, yapay zeka teknolojilerini iş süreçlerinde uçtan uca kullanarak müşterilerini, iş ortaklarını ve kendi ekiplerini geleceğe taşıdıklarını vurguladı. Dünyanın önde gelen teknoloji etkinliklerinden GITEX, Türkiye'de ilk kez Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin ev sahipliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığıyla düzenlendi. İstanbul Fuar Merkezi'nde küresel teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve sektör profesyonellerini bir araya getiren GITEX Ai Türkiye 2026’da, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar ele alındı. Zirvedeki ‘Küresel Ticaretin Yeni Yol Haritası: Yapay Zeka Ekosistemleri, Ölçek ve Yerel Uyum’ (The New Playbook of Global Commerce: AI Ecosystems, Scale and Local Relevance) başlıklı panele katılan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Trendyol'un yapay zeka yatırımlarını, global büyüme stratejisini ve e-ihracat vizyonunu paylaştı. Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici ise, GITEX Ai Türkiye 2026'da platformdaki yapay zeka uygulamalarının bugününü ve geleceğini ortaya koyan bir sunum yaptı. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan: KOBİ’leri küresel pazarlara taşıyan yapay zeka e-ihracatın lokomotifi Günümüzde e-ticaretin yalnızca bir satış kanalı değil 'akıllı bir iş ortağı'na dönüştüğünü belirten Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, yapay zeka algoritmalarının yerli üretici ve KOBİ'lerin küresel pazarlara açılmasında oynadığı rolü aktardı: "36 ülkeye uzanan Trendyol ekosisteminin temelinde teknoloji ve yapay zeka yer alıyor. Bugün 120 bini aşkın yerli üretici ve KOBİ'miz Trendyol üzerinden e-ihracat gerçekleştiriyor, her gün 200 binden fazla 'Made in Türkiye' etiketli ürünü yurt dışındaki kullanıcılara ulaştırıyoruz. Lojistikten müşteri taleplerine e-ihracatın her aşamasında rol alan yapay zeka algoritmalarımız, kültürel ve coğrafi farkları anlık analiz ederek doğru ürünü, doğru pazardaki doğru müşteriyle buluşturuyor. Yapay zekayı küresel pazarlarda büyük bir stratejik güç ve kaldıraç olarak görüyoruz. Dönüşüm hızının giderek ivmelendiği günümüzde, teknoloji altyapımızla KOBİ'lerimizi küreselleştirmek ve üretim kapasitelerini artırmak temel odak noktamız. Orta ve Doğu Avrupa, Körfez bölgesi ve Azerbaycan’ı kapsayan e-ihracat ekosistemimizle, ülkemizi dijital ekonomide üst lige taşımayı hedefliyoruz.” Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici: Yapay zeka uçtan uca ekosistemin her noktasında GITEX Ai Türkiye 2026'da bir sunum yapan Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici ise, platformun yapay zeka teknolojilerini iş süreçlerinde uçtan uca kullanarak iş ortaklarını, kullanıcılarını ve kendi ekiplerini geleceğe taşıdığını söyledi: "Yerli yapay zeka büyük dil modelimiz Trendyol LLM ile iş ortaklarımız 10'dan fazla dilde ürün açıklaması oluşturabiliyor ve anlık çeviri sayesinde müşterilerle iletişim kurabiliyor. Bunun yanı sıra yapay zeka agent'ımız 'Ortak', iş ortaklarımıza dijital asistan olarak hizmet vererek, operasyonel süreçlerini kolaylaştırıyor. Müşteri tarafında ise Shopping Assistant uygulamamız müşterimizin bütçesine ve tarzına göre en uygun sepeti önerebiliyor. Bu dönüşüm satıcı ve müşteri deneyimiyle sınırlı kalmıyor: Ekiplerimizin verimliliğini artırmak için geliştirdiğimiz agent platformlarımız sayesinde, şu an yazılan kodların yüzde 20'si tamamen otonom yazılıyor. Otonom sistemlerimiz her gün 500 milyondan fazla karar ve tahmin üretiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ING’den Yeni İş Kuranlara Güçlü Başlangıç Desteği Haber

ING’den Yeni İş Kuranlara Güçlü Başlangıç Desteği

En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, yeni kurulan işletmelere özel geliştirdiği Yeni İşim Hesabı ile yeni iş kuranlara ilk andan itibaren kapsamlı bir destek sunuyor. Yeni İşim Hesabı; girişimcilere yeni iş kurmanın ilk aşamasında ihtiyaç duyulan finansal ve operasyonel unsurları bir araya getiren bütüncül bir çözüm sunuyor. Paket kapsamında sunulan dijital ve masrafsız bankacılık hizmetleri ile işletmelerin ilk yılındaki finansal yüklerin hafifletilmesi ve büyüme yolculuklarının desteklenmesi hedefleniyor. Yeni iş kuranlar, şubeye gitmeye gerek kalmadan uzaktan müşteri olma sürecini tamamlayarak bankacılık işlemlerini dijitalden kolayca yönetebiliyor. Masrafsız para transferi ve yüksek günlük faiz Yeni İşim Hesabı ile işletmeler, 7/24 ücretsiz EFT, havale ve FAST işlemleri sayesinde günlük bankacılık ihtiyaçlarını masrafsız şekilde yönetebiliyor. Ayrıca yabancı para transferlerini (SWIFT) de dijital kanallar üzerinden ücretsiz olarak gerçekleştirebiliyor. Bu kapsamda işletmeler, ING Mobil ve İnternet Bankacılığı aracılığıyla gönderdikleri yabancı para transferlerinde ING ve muhabir bankaya herhangi bir masraf ödemiyor. Bunun yanı sıra, işletmelerin ING Türkiye hesaplarına gelen SWIFT transferlerinden de para birimi fark etmeksizin ING tarafından herhangi bir işlem ücreti alınmıyor. İlk kez Yeni İşim Hesabı açan işletmeler, şirketlerinin ilk yılı boyunca İşim İçin Turuncu Hesap kapsamında sunulan güncel yüksek Hoş Geldin Faizi avantajından yararlanabiliyor. Günlük yüksek faiz kazandıran bu yapı sayesinde işletmeler birikimlerini vade beklemeden değerlendirebilirken, ihtiyaç duydukları anda hesaplarına para yatırıp çekerek nakit akışlarını esnek biçimde yönetebiliyor. İş kuranlara operasyonel destek ING Türkiye, Yeni İşim Hesabı ile girişimcilere yalnızca bankacılık hizmetleri değil, işlerini büyütmelerine katkı sağlayacak ek avantajlar da sunuyor. Yeni yazarkasa POS’unda ING’yi tercih eden işletmeler, belirlenen ciro koşullarını sağlamaları halinde 8.000 TL’ye varan nakit ödül fırsatından yararlanabiliyor. Bunun yanı sıra LUCA Mali Müşavir Paketi ile e-Belge entegrasyonunda 1.500 kontör avantajı ve ticari kredi ile başvurulabilen aidatsız şirket kredi kartı gibi desteklerle işletmelerin operasyonel maliyetleri azaltılıyor. Hüsniye Ulu: Yeni iş kuranlara entegre bir başlangıç paketi sunuyoruz. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ING Türkiye Tüzel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Hüsniye Ulu şunları söyledi “Yeni bir iş kurma sürecinde maliyetlerin doğru yönetilmesi ve nakit akışının sağlıklı planlanması büyük önem taşıyor. Biz de bu ihtiyaçtan yola çıkarak ING Türkiye olarak girişimcilerin ilk adımlarından itibaren yanlarında olmayı ve onlara işlerini kolaylaştıran bütüncül çözümler sunmayı önemsiyoruz. Yeni İşim Hesabı ile KOBİ’lere yalnızca bir banka hesabı değil; ilk yıllarını daha az maliyetle ve daha güçlü bir finansal zeminde geçirebilecekleri entegre bir başlangıç paketi sunuyoruz. Girişimcilerin finansal süreçlerini kolaylaştırırken büyüme yolculuklarını desteklemeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'ler Siber Suçluların Radarında Haber

KOBİ'ler Siber Suçluların Radarında

KOBİ sektöründeki BT ve BT güvenliği uzmanlarıyla gerçekleştirilen ankete göre; küresel çaptaki katılımcıların %58'i, Orta Doğu ve Afrika (META) bölgesindekilerin ise %82'si geçtiğimiz yıl en az bir siber olay yaşadığını ifade ediyor. Türkiye'de ise bu oran %58 olarak kaydedildi. Mısır'da %99, Suudi Arabistan'da %93 ve Güney Afrika'da %78 olarak ölçülen oran, Türkiye'de her ne kadar diğer META ülkelerine kıyasla daha düşük olsa da KOBİ'lerin siber olaylarla karşılaşma riskinin önemli ölçüde devam ettiğini gösteriyor. Katılımcıların en fazla zarar veren tehditler arasında gösterdiği başlıca saldırı türleri; kimlik avı saldırıları, yazılım ve web uygulamalarındaki güvenlik açıklarının istismarı, kitlesel kötü amaçlı yazılım saldırıları, fidye yazılımları, harici uzaktan erişim ve yapay zekâ güvenlik açıklarını hedef alan saldırılar oldu. En ciddi sonuçlardan biri olarak öne çıkan maddi kayıp, dünya genelindeki katılımcıların %22'si, META bölgesindeki katılımcıların ise %26'sı tarafından belirtildi. Türkiye kırılımında en ciddi siber olayın sonucu olarak maddi kayıp bildirenlerin oranı %26 oldu. Bu oran Suudi Arabistan'da %35, Güney Afrika'da %16 ve Mısır'da %15 olarak kaydedildi. Katılımcılar, saldırganların doğrudan maddi etkinin ötesinde, veri hırsızlığına yoğun şekilde odaklandığını belirtti. En sık hedef alınan bilgiler arasında müşterilere ait veriler (%35), finansal kimlik bilgileri ve hukuki belgeler gibi hassas kurum içi bilgiler (%38), çalışanların kimlik bilgileri (%25) ve kuruluşun iş stratejisi (%23) yer aldı. Bu tablo, saldırganların paraya dönüştürülebilen veya daha sonraki saldırılarda kullanılabilecek değerli verileri ele geçirmeye yönelik stratejik bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Türkiye'deki katılımcıların yanıtlarında müşterilere ait kişisel verilerin çalınması (%35) ve çalışanlara ait kişisel verilerin çalınması (%35) en sık karşılaşılan saldırgan motivasyonları arasında ilk sırada yer aldı. Bunları %30 ile para sızdırılması izledi. Bu tablo, saldırganların paraya dönüştürülebilen veya daha sonraki saldırılarda kullanılabilecek değerli verileri ele geçirmeye yönelik stratejik bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Veriler, siber suçluların öncelikli olarak teknik ekipleri hedef aldığını ortaya koyuyor. En ciddi saldırıların %61'i BT departmanlarına, %46'sı ise BT güvenliği birimlerine yöneliyor. Türkiye verileri de benzer bir tabloya işaret ediyor: En fazla hedef alınan departmanlar %61 ile BT, %39 ile BT Güvenliği ve %22 ile Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) oldu. Muhasebe ve finans departmanları ise %24 ile en fazla hedef alınan üçüncü alan olarak öne çıkıyor. En ciddi siber olaylarda ortalama üç departmanın aynı anda etkilendiği görülüyor. Dikkat çekici bir diğer bulgu ise KOBİ'lerin müşteri hizmetleri kanalları üzerinden saldırıya uğrama oranının %21 ile orta ölçekli şirketlerdeki %15 ve büyük işletmelerdeki %17'lik orandan daha yüksek olması. Son dönemde yaşanan ihlaller, şirketleri süreçler, insan kaynağı ve teknoloji genelinde ek siber güvenlik önlemleri almaya yöneltti. Küresel ölçekte öncelikli adımların başında %24 ile BT güvenliği izleme çözümlerinin devreye alınması gelirken, bunu %23 ile üçüncü taraflara yönelik uyumluluk gerekliliklerinin güçlendirilmesi ve kimlik bilgisi yönetimi uygulamalarının iyileştirilmesi izliyor. Türkiye'de öne çıkan önlemler arasında ise tüm çalışanlar için zorunlu BT güvenliği eğitimlerinin başlatılması veya güncellenmesi (%39) ve çok faktörlü kimlik doğrulamanın devreye alınması (%39) ilk sırada yer alıyor. Bunları %35 ile parola politikasının başlatılması veya güncellenmesi izliyor. Küresel ölçekte kuruluşların %22'si ise tüm çalışan cihazlarında güvenlik yazılımlarını devreye almaya ve BT ekiplerinin uzmanlığını geliştirmeye yönelik özel eğitimlere yatırım yapmaya odaklanıyor. Kaspersky Birleşik Platform Ürün Grubu Başkanı İlya Markelov bulgulara ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Siber olaylar, küçük ve orta ölçekli şirketlerde büyük holdinglere kıyasla çoğu zaman çok daha yıkıcı izler bırakıyor; hatta kısıtlı kaynaklara sahip bu işletmeler için doğrudan bir varoluş tehdidine dönüşebiliyor. KOBİ'lerin farklılaşan yoğun tehditler, operasyonel sınırlandırmalar ve ticari büyüme hedefleri karşısında acil olarak ölçeklenebilir ve ihtiyaçlarına özel geliştirilmiş çözümlere ihtiyacı var. Bu segmentteki amiral gemimiz Kaspersky Next Optimum, büyüyen işletmelerin esnek ve uzman seviyesindeki bir güvenliğe kolayca erişebilmesi için tasarlandı. Kullanıcılar, yeni özelleştirilebilir ek Güvenlik Modülleri sayesinde ana ürünün yeteneklerini genişleterek ortaya çıkan yeni risk ve ihtiyaçlara karşı savunma hatlarını güçlendirebiliyor.” Siber olayların neden olabileceği kayıpların riskini en aza indirmek için Kaspersky, küçük ve orta ölçekli işletmelere aşağıdaki adımları değerlendirmelerini öneriyor: Gelişmiş saldırılara karşı bütçeye, işletmenin büyüklüğüne ve sektörel gereksinimlere uygun özel çözümler: Kaspersky Small Office Security Premium gibi kullanımı kolay yapısıyla uç noktalarda kötü amaçlı yazılımlar ve fidye yazılımları dahil gelişmiş tehditlere karşı koruma sağlarken çalışanlara yönelik güvenlik farkındalığı eğitimlerine erişim sunuyor. Bu özellikleriyle mikro işletmeler için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Farklı tehditlere karşı daha gelişmiş güvenlik yeteneklerine ihtiyaç duyan küçük ve orta ölçekli işletmeler ise Kaspersky Next Optimum çözümünü değerlendirebilir. Çözüm, gelişen saldırıları önlemeye, tehditleri erken aşamada tespit etmeye, olayları araştırmaya ve daha ciddi iş sonuçlarına yol açmadan önce müdahale etmeye yardımcı olan temel koruma özellikleri sunuyor. Günlük yedekleme: Yedekleme rutinlerini operasyonların bir parçası haline getirerek kritik bilgileri acil durumlara ve fidye yazılımı saldırılarına karşı güvence altına alın. Dahili süreçler oluşturun: Kurumsal kaynaklara ve bulut hizmetlerine erişim için sıkı erişim kontrolleri uygulayın; çalışanların işten ayrılması durumunda erişim yetkilerinin BT ekibi tarafından zamanında kaldırılmasını sağlayın. İnsan kaynaklı riskleri yönetin: Teknik kontrolleri güvenli internet kullanımı ve parola güvenliği konusunda sürekli eğitimlerle destekleyin ve yeni yazılımların yüklenmesi için BT onayını zorunlu hale getirin. Çalışanların sürdürülebilir siber güvenlik alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmak için etkileşimli çevrim içi eğitimler ve simüle edilmiş kimlik avı kampanyaları sunan Kaspersky Automated Security Awareness Platform çözümünden yararlanın. Kaspersky ile GITEX AI Türkiye 2026'da buluşun 9-10 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek GITEX AI Türkiye 2026 kapsamında şirket, KOBİ'lerin karşı karşıya olduğu temel siber güvenlik sorunlarına ilişkin içgörülerini paylaşacak ve kuruluşların güvenliklerini güçlendirmelerine yardımcı olabilecek yaklaşım ve teknolojileri aktaracak. Kaspersky, Türkiye pazarındaki önde gelen iş ortağı Redington Türkiye ile birlikte H2-B50 numaralı stantta GITEX AI Türkiye 2026'da yer alacak. Etkinlik boyunca Kaspersky uzmanları, müşteriler ve iş ortaklarıyla bilgi güvenliğindeki temel zorluklar, yeni ortaya çıkan siber güvenlik trendleri ve modern güvenlik teknolojileri hakkında görüş alışverişinde bulunacak. Ziyaretçiler, mevcut güvenlik önceliklerini Kaspersky uzmanlarıyla değerlendirme ve Kaspersky'nin siber güvenlik çözümleri hakkında daha fazla bilgi edinebilcek. *Küresel araştırma; Brezilya, Meksika, Kolombiya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Rusya, Hindistan, Endonezya, Malezya, Çin, Tayland, Vietnam, Mısır, Güney Afrika, Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere 18 ülkeden 1800 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Toplam örneklem içerisinde KOBİ segmenti 616 temsilci ile yer almıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.