Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kobi̇

Kapsül Haber Ajansı - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOSGEB’in 20 Milyon TL’lik Desteği için Son Başvuru Tarihi 30 Haziran Haber

KOSGEB’in 20 Milyon TL’lik Desteği için Son Başvuru Tarihi 30 Haziran

Sistem Global’den yapılan açıklamaya göre, KOSGEB tarafından KOBİ’lerin üretim kapasitesini artırmak, dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak ve kurumsal gelişim süreçlerini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Kapasite Geliştirme Destek Programı’nın 2026 yılı 2. başvuru dönemi açıldı. Sistem Global, 30 Haziran 2026 tarihine kadar başvuru kabul eden programa başvurmayı planlayan işletmelere, başvuru stratejisinin oluşturulmasından proje dosyasının hazırlanmasına, uygunluk değerlendirmesinden süreç yönetimine kadar her aşamada uçtan uca danışmanlık hizmeti sunuyor. 20 Milyon TL’ye Kadar Kredi Desteği Program kapsamında işletmeler 20 milyon TL’ye kadar kredi kullanabiliyor; savunma, havacılık ve uzay sektörlerinde faaliyet gösteren nitelikli işletmeler ise bu limitin 30 milyon TL’ye yükseldiği ayrıcalıklı destekten yararlanabiliyor. Programın en dikkat çekici unsurlarından birini ise finans kuruluşlarından kullanılacak krediler için sunulan 20 puanlık geri ödemesiz faiz desteği oluşturuyor. 24 aya kadar proje süresi ve 36 aya kadar kredi vadesiyle işletmeler yatırımlarını uzun soluklu bir planlama çerçevesinde hayata geçirebilir. Program, oldukça geniş bir yelpazede gider kalemini kapsıyor. Makine ve teçhizat yatırımları, kurumsal yazılım ve dijitalleşme harcamaları, personel giderleri, eğitim ve danışmanlık hizmetleri, test ve analiz çalışmaları, belgelendirme süreçleri, tasarım ile pazarlama faaliyetleri, sınai mülkiyet haklarına ilişkin harcamalar ve imalatçılar için ham madde giderleri desteklenen başlıca kalemler arasında yer alıyor. Bu kapsamıyla program; üretimden teknolojiye, insan kaynağından kurumsal gelişime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren her ölçekteki KOBİ için anlamlı bir finansman fırsatı sunuyor. Sistem Global’den Uçtan Uca Danışmanlık Hizmetleri Bu kapsamlı destekten maksimum düzeyde yararlanabilmek için doğru bir başvuru stratejisi ve güçlü bir proje dosyası kritik önem taşıyor. Sistem Global, KOSGEB destekleri konusundaki derin uzmanlığı ve deneyimli ekibiyle işletmelere başvuru stratejisinin oluşturulmasından proje dosyasının hazırlanmasına, uygunluk değerlendirmesinden süreç yönetimine kadar her aşamada uçtan uca danışmanlık hizmeti sunuyor. Programdan yararlanmak isteyen işletmeler, Sistem Global danışmanlarıyla iletişime geçerek uygunluk durumlarını değerlendirebilir ve süreci en verimli şekilde yönetebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Girişimi Promake 212 Liderliğinde 4 Milyon Dolar Yatırım Aldı Haber

Yapay Zekâ Girişimi Promake 212 Liderliğinde 4 Milyon Dolar Yatırım Aldı

Şubat ayında ürününü küresel kullanıma açan yapay zekâ girişimi Promake, yaklaşık dört ay içinde yeni yatırım turunu tamamlayarak, toplam 4 milyon dolar yatırım aldı. Türkiye’nin öncü girişim sermayesi fonu 212’nin liderlik ettiği yatırım turuna Ak Portföy GSYF, Arya VC, Gelecek Etki Fonu, JIMCO Jameel ailesinin global yatırım kolu ve Maxis Ventures katıldı. Promake aldığı yatırımla; ürününü farklı pazarlara taşımayı, yapay zekâ altyapısını güçlendirmeyi, ekibini büyütmeyi ve küçük işletmeler için iş kurma ile yönetim süreçlerini uçtan uca kapsayan yeni ürün katmanları geliştirmeyi planlıyor. Promake, yapay zekâyı küçük işletmeler için yeni bir teknoloji olmaktan çıkarıp günlük iş akışlarının doğal bir parçası haline getiriyor. İşletmelerin dijitalleşme ihtiyacına odaklanan platform, web sitesi, alan adı, e-posta, e-ticaret altyapısı, ödeme sistemleri ve dijital reklamların tek sohbet ekranı üzerinden, sade bir akış içinde kurulmasını ve yönetilmesini sağlıyor. Kullanıcılar, klasik yazılımlardaki teknik detayları ve yönetim panellerini öğrenmek zorunda kalmıyor; ürün ekleme, kampanya oluşturma, sayfa güncelleme ve ödeme alma gibi işlemleri sistemle konuşarak yapabiliyor. Promake böylece bir yazılım değil, işletmenin yanında çalışan “dijital ekip arkadaşı” olarak konumlanıyor. Dünya genelindeki 500 milyondan fazla KOBİ için ürününü geliştiren Promake, uzun vadede, küçük işletmelerin büyük şirketlere benzer dijital kapasiteye erişmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı iş yönetimi platformu olmayı hedefliyor. Hedef 500 milyondan fazla KOBİ’nin büyük şirketlerle yarışan dijital kapasiteye erişmesi Promake Kurucu Ortağı ve CEO’su Emre Tekin, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Tamamladığımız yeni yatırım turuyla birlikte, küçük işletmelerin iş kurma ve yönetme süreçlerini yapay zekâyla uçtan uca yeniden tanımlayan vizyonumuzu küresel ölçekte daha hızlı hayata geçiriyoruz. Amacımız yalnızca ürünü farklı pazarlara açmak değil; işletmelerin dijitalleşme biçimini temelden değiştirmek. Bu doğrultuda yapay zekâ omurgasını derinleştiriyor, ürünümüze iş kurma sonrası süreçleri de kapsayan yeni katmanlar ekliyoruz. Ekip ve altyapı yatırımlarımızı güçlendirerek ölçeklenebilir bir küresel büyüme dönemine giriyoruz. Uzun vadeli hedefimiz; 500 milyondan fazla KOBİ’nin tek bir sohbet ekranı üzerinden büyük şirketlerle aynı seviyede operasyon yürütebildiği yeni nesil bir küresel platform inşa etmek.” Yapay zekâyla işletme yönetiminde yeni dönem başlatıyor 212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şunları söyledi: “Promake’e yaptığımız yatırımla, yapay zekâ üzerine inşa edilmiş ve küresel ölçekte güçlü büyüme potansiyeli taşıyan bir girişimi portföyümüze kattık. Yatırımımızın temelinde, dünya genelindeki milyonlarca işletme için dijitalleşmeyi teknik bir proje olmaktan çıkarıp, doğal dil komutlarıyla yönetilebilen bütüncül bir operasyon modeline dönüştürmeleri yer alıyor. Promake, işletmeleri yalnızca dijital ortama taşıyan değil; yapay zekâyla operasyonlarını yöneten, büyüten ve sürekli geliştiren bir platform sunuyor. Bu yaklaşımın, tek bir kişinin dahi küresel ölçekte rekabet edebilen işletmeler kurabildiği yeni bir dönemin kapısını araladığına inanıyoruz. Emre, Eren, Evren ve Dinçer’in bu vizyonu hayata geçirebilecek güçlü bir ekip olduğunu düşünüyor, bu yolculuklarında yanlarında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta’dan KOBİ’lerin Hikâyelerine Dokunan Yeni Film Serisi Haber

Anadolu Sigorta’dan KOBİ’lerin Hikâyelerine Dokunan Yeni Film Serisi

Berberden çiçekçiye, restorandan otele ve fabrikaya uzanan beş farklı hikâyeden oluşan seri, KOBİ sahiplerinin işletmeleriyle kurdukları duygusal bağı ekranlara taşıyor. Türkiye’nin ilk ulusal sigorta şirketi olarak 100 yılı aşkın süredir bireylerin ve işletmelerin yanında yer alan Anadolu Sigorta, KOBİ’lere yönelik ürün ve hizmetlerini yeni reklam kampanyasıyla anlatıyor. İşletmelerin sadece ekonomik bir değer değil; aynı zamanda emeklerin, hayallerin, ailelerin ve yıllar içinde kurulan ilişkilerin birikimi olduğu gerçeğinden yola çıkan film serisi, sigortacılığa farklı bir perspektiften yaklaşıyor. Yayınlanan beş filmde, farklı sektörlerden KOBİ sahiplerinin hikâyelerine yer veriliyor. Bir berber için yıllardır biriktirdiği dostlukların, bir butik otel işletmecisi için kurduğu hayallerin, bir restoran sahibi için ailesinin geleceğinin karşılığı olan iş yeri; aslında pek çok KOBİ için umutların, hedeflerin ve yılların emeğinin somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Filmlerde işletme sahipleri, kendileri için asıl sigortanın ne olduğunu anlatırken, tüm bu değerlerin Anadolu Sigorta güvencesi altında olduğu mesajı veriliyor. Türkiye ekonomisinin temel taşı olan KOBİ’lerin sürdürülebilir büyümesinin güçlü bir güvence yapısıyla mümkün olduğuna inanan Anadolu Sigorta, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına özel olarak geliştirdiği ürün ve hizmetlerle işletmelerin yanında yer alıyor. Şirket, İş yeri Paket Sigortası, KOBİ Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, sorumluluk sigortaları ve kasko sigortalarıyla işletmelerin karşılaşabileceği risklere karşı kapsamlı koruma sağlıyor. Anadolu Sigorta, yalnızca sigorta teminatlarıyla değil, dijital hizmetleri ve iş birlikleriyle de KOBİ’lerin gelişimine katkı sunuyor. Şirket, son dönemde hayata geçirdiği çeşitli girişimcilik ve teknoloji iş birlikleriyle KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerini desteklerken; yapay zekâ, güvenlik teknolojileri ve iş geliştirme alanlarında sunduğu avantajlarla işletmelerin rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Sigortacılıkta yenilikçi yaklaşımıyla sektörün dönüşümüne öncülük eden Anadolu Sigorta, yeni film serisiyle KOBİ’lerin hayatlarına anlam katan değerleri görünür kılarken işletmelerin ardındaki insan hikâyelerini merkeze alarak sigortanın gerçek anlamını izleyicilerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tami ve Kivi e-Dönüşüm’den Güçlü İş Birliği Haber

Tami ve Kivi e-Dönüşüm’den Güçlü İş Birliği

Tami, ERP sistemleri alanında öne çıkan Kivi e-Dönüşüm ile iş birliğini hayata geçirdi. Tamamlanan entegrasyon sayesinde Kivi ERP kullanan işletmeler, tüm finansal süreçlerini tek platform üzerinden yönetirken Tami’nin sanal POS altyapısıyla kolay, hızlı ve güvenli şekilde ödeme alabilecek. İş birliği kapsamında işletmeler, Kivi ERP sistemi üzerinden e-fatura oluşturduklarında aynı anda ödeme linki yaratabilecek. Oluşturulan bu linkte Tami Sanal POS altyapısı çalışacak ve firmalar tahsilatlarını tek adımda gerçekleştirebilecek. Bu yapı, işletmelere pürüzsüz bir müşteri deneyimi sunarken tahsilat süreçlerini önemli ölçüde hızlandıracak. Tami Sanal POS’un çoklu banka altyapısı sayesinde işletmeler, tek entegrasyonla tüm bankalardan ödeme alabilirken anlaşmalı bankaların kredi kartlarına ait taksit seçenekleri ve kampanyalarından da faydalanabilecek. Tami Genel Müdürü Melda Çetin iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tami’yi kurarken çıkış noktamız, işletmelerin ödeme süreçlerini daha kolay, hızlı ve güvenli hale getirmekti. ‘Tam istediğin gibi’ yaklaşımımızla, her ölçekte işletmenin finansal süreçlerini sadeleştiren esnek çözümler sunuyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, sunduğumuz altyapıyla işletmelerin tahsilat süreçlerini tek bir platformdan yönetebilmesini sağlıyoruz. Kivi e-Dönüşüm ile hayata geçirdiğimiz bu entegrasyon sayesinde e-fatura ve tahsilat süreçlerini tek bir akışta birleştiriyoruz. Bu yapının, işletmelere hız ve operasyonel verimlilik kazandıracağına inanıyoruz. Ekosistem iş birlikleri, Tami’nin büyüme stratejisinin önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Kivi e-Dönüşüm ile gerçekleştirdiğimiz bu entegrasyon da işletmelere ticaretin farklı aşamalarını kapsayan bütünsel çözümler sunma vizyonumuzu güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde de işletmelerin hayatını kolaylaştıran, onların ihtiyaçlarına doğrudan yanıt veren yenilikçi çözümler geliştirmeye ve güçlü iş birlikleriyle ekosistemimizi büyütmeye devam edeceğiz.” Kivi e-Dönüşüm Kurucusu Malik Hakyemez ise, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İşletmeler için en büyük verimsizliklerden biri, finansal süreçlerin parçalı halde ilerlemesi. Faturanın ayrı, tahsilatın ayrı, operasyonun ayrı yönetildiği bu yapı hem zaman kaybına hem de nakit akışında gecikmelere yol açıyor. Kivi SuperApp ile bu dağınık yapıyı ortadan kaldırarak; ödeme alma, ön muhasebe, POS yönetimi, e-ticaret ve stok takibi gibi tüm kritik süreçleri tek platformda birleştirdik. Amacımız, işletmelerin birden fazla sistemle uğraşmadan tüm operasyonlarını sade ama güçlü bir yapı üzerinden yönetebilmesi. Tami ile gerçekleştirdiğimiz entegrasyon ise bu vizyonun önemli bir parçası. Artık kullanıcılarımız, e-fatura oluşturdukları anda tahsilat sürecini de başlatabiliyor ve işlemi tek akışta tamamlayabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle KOBİ’ler için hız ve tahsilat disiplini açısından ciddi bir fark yaratıyor. Bugün 10 binden fazla işletmenin aktif olarak kullandığı Kivi SuperApp’i, iş ortaklıklarıyla daha da güçlendirerek işletmelerin tüm finansal süreçlerini tek noktadan yönetebileceği bir platform haline getirmeye devam edeceğiz.” Kivi e-Dönüşüm’ün sunduğu kapsamlı yapı ile işletmeler; e-fatura, e-arşiv ve diğer e-belge süreçlerini yönetirken, banka hesaplarını takip edebiliyor, gider yönetimini gerçekleştirebiliyor ve tahsilatlarını doğrudan sistem üzerinden yapabiliyor. Platform; stok yönetiminden sipariş ve sevkiyata, finansal raporlamadan banka entegrasyonlarına kadar uçtan uca bir finans yönetim deneyimi sunuyor. Tami’nin Garanti BBVA teknolojisi ve güvencesiyle sunduğu altyapı, işletmelere yüksek güvenlik standartlarında hizmet sunarken tamamen dijital başvuru süreci, hızlı kurulum ve kolay entegrasyon avantajı sağlıyor. Bu iş birliğiyle birlikte Tami, fintek ekosistemindeki büyümesini sürdürürken çözüm ortaklarını da genişletiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı Haber

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirve; devlet temsilcilerini, merkez bankası başkanlarını, ekonomi yöneticilerini, yatırımcıları, akademisyenleri, finans kuruluşlarını, girişimcileri ve iş dünyasının önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturdu. Dört gün boyunca düzenlenen paneller, stratejik çalıştaylar, yuvarlak masa toplantıları, akademik oturumlar ve üst düzey görüşmelerde; İslami ekonominin geleceği, küresel sermaye hareketleri, dijital dönüşüm, yapay zekâ, katılım finansı, sürdürülebilir kalkınma, reel ekonomi, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve boyunca ortaya çıkan ortak mesaj ise netti: Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu eşitsizlikler, artan borç yükü, finansal kırılganlıklar ve kalkınma sorunları karşısında; etik değerlere dayanan, üretimi önceleyen, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik modele her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunuyor. DÖRT GÜN BOYUNCA ÜST DÜZEY KATILIM 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca ele aldığı konularla değil, ağırladığı üst düzey isimlerle de uluslararası ölçekte dikkat çekti. Zirvenin üçüncü günü ise Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılış törenine sahne oldu. Resmi açılış törenine AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ile çok sayıda uluslararası davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında mevcut küresel ekonomik sistemin daha adil, üretim odaklı ve ahlaki temellere dayanan yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” mesajıyla İslam ekonomisinin sunduğu ilkelerin küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekti. Açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ise İslam ekonomisinin yalnızca finansal bir model değil; sosyal adalet, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı büyüme hedeflerine katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu vurguladı. Kamel, İstanbul’un tarih boyunca ticaret, finans ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, Türkiye’nin İslami ekonomi ve katılım finans alanındaki stratejik rolünün her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Törende konuşan Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ise ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal göstergelerle değil; ahlaki değerler, adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bin Humaid, İslam ekonomisinin insan odaklı yaklaşımına dikkat çekerek sürdürülebilir refahın ancak etik değerlerle desteklenen ekonomik modeller aracılığıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Tören kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Varlık Fonu tarafından özel bir hediye takdim edildi. Ayrıca Abdullah Saleh Kamel tarafından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel bir hediye sunuldu. İSTANBUL, KÜRESEL İSLAMİ EKONOMİNİN BULUŞMA NOKTASI OLDU Zirvenin resmi açılışında Abdullah Saleh Kamel ve Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid gibi İslam dünyasının önde gelen kanaat önderlerinin yer alması, organizasyonun uluslararası düzeydeki etkisini ve küresel İslami ekonomi ekosistemindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Ekonomi, finans, akademi ve dini düşünce dünyasını aynı platformda buluşturan zirve, disiplinler arası bir küresel diyalog zemini oluşturdu. Zirve, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen politika yapıcıları, finans liderlerini, yatırımcıları ve düşünce kuruluşlarını İstanbul’da bir araya getirerek Türkiye’nin küresel İslami ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen program boyunca İslami finansın geleceğine yön verecek yeni fikirler, politika önerileri ve iş birlikleri masaya yatırılırken, katılımcılar İstanbul’un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olarak yükselen rolüne dikkat çekti. ZİRVENİN ANA GÜNDEMİ: SERMAYENİN YENİDEN TANIMLANMASI Zirvenin merkezinde yer alan “sermaye” kavramı, yalnızca finansal kaynaklar çerçevesinde değil; insan kaynağı, bilgi, teknoloji, girişimcilik, sosyal etki ve sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ele alındı. Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sermayenin; • Reel ekonomiye yönlendirilmesi, • Üretim kapasitesinin artırılması, • KOBİ’lerin desteklenmesi, • Altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi, • Sosyal refahın yaygınlaştırılması, • Genç girişimcilerin desteklenmesi, • Eğitim ve bilgi üretiminin teşvik edilmesi, • Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, sermayenin yalnızca büyüme üretmek için değil, toplumsal fayda oluşturmak ve kalkınmayı daha kapsayıcı hale getirmek için de yapılandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. İSLAMİ FİNANS İÇİN YENİ BÜYÜME DÖNEMİ Zirvede öne çıkan en güçlü mesajlardan biri, İslami finansın küresel ölçekte hâlen önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığı yönündeydi. Katılımcılar, İslami finansın yalnızca Müslüman toplumlar için değil; etik yatırım, sürdürülebilirlik ve kapsayıcı kalkınma arayışındaki tüm ekonomiler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Merkez bankası başkanları, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri ve sektör liderleri tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde; finansal istikrar, likidite yönetimi, sermaye hareketliliği, sınır ötesi iş birlikleri ve ekonomik dayanıklılık konuları öne çıktı. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKÂ ZİRVENİN BELİRLEYİCİ BAŞLIKLARI ARASINDA YER ALDI Zirvenin ilk gününden son gününe kadar dijital sermaye, fintech çözümleri, dijital varlıklar, tokenizasyon, yapay zekâ destekli finansal hizmetler ve veri ekonomisi en yoğun tartışılan başlıklar arasında yer aldı. Uzmanlar, yapay zekânın yatırım süreçlerinden risk yönetimine, şeriat uyumluluğunun denetlenmesinden finansal kapsayıcılığın artırılmasına kadar geniş bir alanda dönüştürücü etkiler yaratacağını vurguladı. Son gün gerçekleştirilen oturumlarda ise yapay zekâ çağında sermayenin dönüşümü, dijital para uygulamaları, dijital finans altyapıları, İslami fintech çözümleri ve şeriata uygun dijital finans ekosisteminin geleceği kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda İslami finansın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak stratejik bir fırsat olduğu konusunda görüş birliğine vardı. KOBİ’LER, GİRİŞİMCİLİK VE REEL EKONOMİ VURGUSU Zirvenin son gününde gerçekleştirilen oturumlarda, sermayenin üretime yönlendirilmesi ve reel ekonominin güçlendirilmesi konusu öne çıktı. KOBİ’lerin finansmana erişimi, girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, sürdürülebilir iş modelleri, altyapı yatırımları ve genç iş liderlerinin desteklenmesi ekonomik kalkınmanın temel unsurları arasında gösterildi. Katılımcılar, İslami finans araçlarının özellikle gelişmekte olan ekonomilerde üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kaldıraç görevi üstlenebileceğini ifade etti. ETİK DEĞERLER VE SOSYAL ADALET ORTAK PAYDA OLDU Zirvenin en dikkat çekici yönlerinden biri, ekonomik büyümenin ahlaki ilkelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğine yönelik güçlü vurgu oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Abdullah Saleh Kamel ve uluslararası konuşmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde; adalet, emanet, sorumluluk, hakkaniyetli paylaşım ve toplumsal fayda kavramlarının İslam ekonomisinin temel yapı taşları olduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilir refahın ancak etik ilkelerle desteklenen ekonomik sistemler aracılığıyla mümkün olabileceği konusunda ortak görüş ortaya koydu. YENİ İŞ BİRLİKLERİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR Zirve kapsamında uluslararası kurumlar arasında çeşitli iş birliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalanırken, akademik kurumlar, finans kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar arasında yeni ortaklıkların temelleri atıldı. İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI), İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi, Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu başta olmak üzere birçok kurum arasında gerçekleştirilen anlaşmalar, zirvenin somut çıktıları arasında yer aldı. Ayrıca AlBaraka Stratejik Raporu’nun lansmanı gerçekleştirilerek İslami ekonominin geleceğine ilişkin kapsamlı bir referans çerçevesi sektörün kullanımına sunuldu. DOLMABAHÇE SARAYI'NDA KÜRESEL BULUŞMA Zirvenin üçüncü günü akşamında Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen özel gala yemeği, küresel iş dünyası temsilcilerini, kamu otoritelerini, yatırımcıları ve uluslararası davetlileri bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen gala programı, zirve boyunca kurulan uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine ve farklı ülkelerden katılımcılar arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Gala gecesi, küresel İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini tarihi Dolmabahçe Sarayı’nda buluşturarak zirvenin uluslararası niteliğini ve prestijini bir kez daha ortaya koydu. GELECEĞE YÖN VEREN BİR PLATFORM Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar sonunda ortaya çıkan ortak değerlendirme, İslami ekonominin artık yalnızca alternatif bir finans modeli değil; sürdürülebilir kalkınma, finansal kapsayıcılık, etik yatırım ve küresel ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla önem kazanan bütüncül bir yaklaşım sunduğu yönünde oldu. İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca mevcut ekonomik sorunlara çözüm arayan bir tartışma platformu olmakla kalmadı; aynı zamanda geleceğin ekonomi ve finans mimarisine ilişkin somut fikirlerin, iş birliklerinin ve stratejik vizyonun şekillendiği küresel bir buluşma noktası olarak öne çıktı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi yaptığı kapanış konuşmasında zirvenin dört günlük genel bir özetine yer verirken, başarılı bir programa imza atıldığını, her yıl farklı bir konuya odaklandıklarını bu yıl sermaye ile ilgili konuya yer verdiklerini önümüzdeki yıl ise islami yatırım ve bankacılık üzerine odaklanacaklarını açıkladı. İslami bankacılığın faizsiz olmasının yanı sıra herhangi bir katkı da sağlamaması gerektiğini vurguladı. Bunu nasıl yapacağımız ile ilgili konulara önümüzdeki sene bakacağız dedi. Khalawi ayrıca; zirvede gerçekleştirilen panellerin yanı sıra kapalı oturum olarak düzenlenen yuvarlak masa toplantılarında spesifik konuların ele alındığını ve bu görüşmelerin çıktılarının yakın gelecekte yayınlanacağını belirtti. Ayrıca her yıl bu yuvarlak masa görüşmelerinde farklı bölgelere odaklandıklarını söyleyen Khalawi, bu yıl Rusya ve Orta Asya bölgeleri ile ilgili çalıştıklarını da söyledi. Genel olarak partnerlerimiz ve sponsorlarımızın da desteğiyle başarılı bir zirveyi geride bıraktık diyen Khalawi gelecek sene için herkesi tekrardan zirveye davet ederek, teşekkürlerini sundu. GÜÇLÜ PAYDAŞLARIN DESTEĞİYLE GERÇEKLEŞTİ 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, kamu kurumları, finans kuruluşları, akademik yapılar ve uluslararası organizasyonların oluşturduğu güçlü bir iş birliği ağıyla hayata geçirildi. Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi’nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat, Ayhan Hukuk ve Halal 360 sponsorlarının üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı. Kamu, özel sektör, akademi ve uluslararası kuruluşları ortak bir vizyon etrafında buluşturan bu güçlü paydaş yapısı sayesinde 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca fikirlerin tartışıldığı bir platform olmanın ötesine geçerek yeni iş birliklerinin kurulduğu, ortak projelerin şekillendiği ve İslami ekonominin geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye’den 400 Milyon ABD Doları Tutarında Sürdürülebilirlik Temalı Sendikasyon Kredisi Haber

QNB Türkiye’den 400 Milyon ABD Doları Tutarında Sürdürülebilirlik Temalı Sendikasyon Kredisi

QNB Türkiye, geçtiğimiz yıl uluslararası piyasalardan sağladığı 200 milyon ABD doları tutarındaki sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine 900 milyon ABD doları tutarında talep alarak, krediyi 1, 2 ve 3 yıl vadede ve 400 milyon ABD doları tutarında yeniledi. Sağlanan kaynak, QNB Grubu’nun “Sürdürülebilir Finansman ve Ürün Çerçevesi” kapsamında KOBİ kredi portföyünün finansmanında kullanılacak. Fonlama kapsamında farklı kredi dilimlerindeki maliyetler; 1 yıl vadeli ABD doları dilimi için SOFR + %1,25, 2 yıl vadeli ABD doları dilimi için SOFR + %1,75, 3 yıl vadeli ABD doları dilimi için SOFR + %2,00 ile 1 yıl vadeli Euro dilimi için Euribor + %1,10, 2 yıl vadeli Euro dilimi için Euribor + %1,60 ve 3 yıl vadeli Euro dilimi için Euribor + %1,80 seviyesinde gerçekleşti. 21 ülkeden 46 bankanın katılım sağladığı ve yoğun ilgi gören QNB Türkiye sendikasyonunda 18 yeni bankanın katılımı da uluslararası yatırımcı ilgisinin güçlü seyrini ortaya koydu. Sendikasyon işleminin koordinatörlüğünü Commercial Bank of Dubai PSC, Emirates NBD Capital Limited ve Mizuho Bank Ltd. üstlenirken, sürdürülebilirlik koordinatörlüğünü ise Mizuho Bank Ltd. ve Standard Chartered Bank üstlendi. QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, işlemle ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Küresel piyasalarda yatırımcıların ve kreditörlerin giderek daha seçici davrandığı bu dönemde sendikasyon kredimize gösterilen yoğun talep bizim için son derece değerli. İşleme Amerika, Avrupa, Asya ve Ortadoğu başta olmak üzere farklı bölgelerden bankaların katılım göstermesi QNB Türkiye’nin uluslararası finans çevreleriyle kurduğu güçlü ve sürdürülebilir ilişkinin önemli bir göstergesi oldu. Bu işlemle birlikte bilanço yapımızı güçlendirmenin yanı sıra reel ekonominin ihtiyaç duyduğu finansmana kesintisiz erişimi desteklemeyi de hedefliyoruz. Özellikle KOBİ’lerin yatırım, üretim ve dış ticaret faaliyetlerine katkı sağlayacak sürdürülebilir finansman çözümlerini önümüzdeki dönemde de önceliklendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomotiv Yan Sanayisinde Türkiye-Polonya Hattı Güçleniyor Haber

Otomotiv Yan Sanayisinde Türkiye-Polonya Hattı Güçleniyor

Otomotiv sektörü, artan üretim maliyetleri ve elektrikli araç dönüşümünün etkisiyle yeniden şekilleniyor. Bu süreçte Avrupalı üreticilerin tedarik zincirini çeşitlendirme arayışı, Türkiye’nin otomotiv yedek parça ihracatını artırıyor. TÜİK verilerine göre yılın ilk 4 ayında Türkiye’nin “Motorlu taşıtların aksam ve parçaları ile şase ve karoserleri” ihracatı, 2 milyar 933 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. AB’nin otomotiv endüstrisinde üretim üssü haline gelen Polonya’ya ihracat da 148,8 milyon dolarla rekor kırarak, Türkiye’nin bu pazardaki gücünü ortaya koydu. İki ülke arasında artan ticaret hacmi, lojistik sektörü açısından da olumlu karşılanıyor. Lojistik sektöründe bir asra yaklaşan tecrübesiyle Avrupa’nın en büyük şirketlerinden biri olan Raben Group, hem Polonya’daki güçlü altyapısı hem de Avrupa’daki yaygın ağı sayesinde, Türkiye’nin otomotiv aksam ve parça ihracatçılarına da hızlı ve güvenilir çözümler sağlıyor. Türkiye’den Polonya’ya, Polonya’dan tüm Avrupa’ya Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, son dönemde Avrupa’da yaşanan sorunlardan etkilense de Polonya otomotiv sektörünün Türkiye'deki ihracatçılar için fırsatlar barındırdığını belirtti. Polonya’da otomotivin ülke ekonomisi için en önemli sektörlerin başında geldiğini anlatan Çoban, “Çok sayıda otomotiv markasının Polonya’da üretim tesisi açması, Türkiye'deki ihracatçılar için bu pazarı cazip hale getirdi. Bursa, Kocaeli ve İstanbul gibi otomotiv üretim merkezlerinden Polonya’ya uzanan bir otomotiv lojistik hattı kurduk. Polonya’dan da Almanya başta olmak üzere diğer AB ülkelerine operasyonlar gerçekleştiriyor, bu alandaki uzmanlığımızla ihracatçımıza güçlü bir destek sağlıyoruz.” bilgilerini paylaştı. Shuttle seferleriyle tam zamanında teslimat Çoban, otomotiv sektöründe üretim hatlarının kesintisiz çalışması için tam zamanında teslimatın büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, şunları da kaydetti: “İstanbul ve Bursa’daki ofis ve depolarımızla büyük ölçekli üreticilerin yanı sıra ihracatçı KOBİ’lere de hizmet veriyoruz. Avrupa genelinde kurduğumuz düzenli shuttle hatlarıyla çalışan parsiyel taşımacılık ağımız sayesinde, müşterilerimize sabit çıkış günleri ve öngörülebilir transit süreleri sunuyoruz. Bu yapı, özellikle siparişe dayalı üretim yapan şirketlerin operasyonel planlamasında önemli avantaj sağlıyor.” Raben Group, yapay zekâ ve robotik otomasyona dayalı teknolojik altyapısı, 170 deposu, günlük 11 bin taşıma operasyonu ve 13 bin profesyonel çalışanıyla hizmet veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.