Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Koç Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Koç Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koç Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek

Araştırma, yapay zeka çağında geleceğin liderlerini ayıracak en kritik unsurun insan muhakemesi, eleştirel düşünme ve etik karar alma becerileri olduğunu ortaya koyuyor. Yapay zekanın iş dünyasında hızla yaygınlaştığı bir dönemde yayımlanan “Artırılmış Liderlik: Yeni Nesil Zeka Çağında Liderlik” başlıklı rapor, üretken yapay zeka araçlarının verimlilik ve yaratıcılığı artırma potansiyeline sahip olduğunu kabul ederken, bu araçlara aşırı bağımlılığın işverenlerin en çok değer verdiği yetkinlikleri zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Rapora göre yapay zeka, bir “otopilot” değil; teknolojinin insan içgörüsünü güçlendiren bir “yardımcı pilot” olarak konumlandırılması gerektiği aktarılıyor. Rapor, Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in kurumsal ve akademik partnerleri konumundaki çok uluslu şirketler ile önde gelen uluslararası üniversitelerin üst düzey temsilcilerinin katkılarıyla hazırlandı. Çalışma, yapay zekanın hakim olduğu bir dünyada liderlik anlayışının nasıl dönüşmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uzmanlar, artık “Yapay zeka işimi elimden alacak mı?” sorusu yerine, “Yapay zeka işimi daha iyi yapmama nasıl katkı sağlar?” sorusunun sorulması gerektiğini vurguluyor. Geleceğin liderleri için en büyük risk: Aşırı bağımlılık uyarısı Raporda, yapay zekanın bir ekip arkadaşı ya da meslektaş olmadığı ve insan muhakemesinin yerini alamayacağı vurgulanıyor. Geleceğin liderleri için asıl riskin, teknolojik rehavet ve yapay zekaya aşırı bağımlılık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, düşünme ve karar alma süreçlerini tamamen yapay zekaya devretmek, uzun vadede bireysel yetkinliklerin aşınmasına yol açabilir. Liderler, eğitimciler ve genç profesyoneller için yol haritası: “Önce düşün, sonra prompt ( yönerge) yaz” CEMS raporu, iş dünyası ve eğitim ekosistemi için net bir yol haritası sunuyor. Buna göre liderlerin, yapay zeka araçlarını yalnızca kullanmakla kalmayıp bu teknolojilerin nasıl çalıştığını ve hangi sınırlara sahip olduğunu da anlaması gerekiyor. Karar alma süreçlerinde insan muhakemesini merkeze almak, yapay zekadan alınan çıktıları eleştirel bir süzgeçten geçirmek ve düşünceyi önce yapılandırmak, etkili liderliğin temel unsurları arasında yer alıyor. Eğitimciler açısından rapor, öğrencilerin önce kendi fikirlerini geliştirmelerini; üretken yapay zekayı ise bu fikirleri sorgulamak ve derinleştirmek için kullanmalarını öneriyor. Kariyerinin başındaki profesyoneller için ise yapay zekanın sunduğu yanıtları sorgulamak, farklı bakış açılarını karşılaştırmak ve soruları yeniden çerçevelemek önem taşıyor. CEMS’in bu çerçevede öne çıkardığı yaklaşım net: Yapay zeka çağında fark yaratmanın anahtarı, önce düşünmek, sonra prompt yazmak. “İşletme eğitimiyle yapay zeka ve teknoloji bilincini şekillendiriyoruz” Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS MIM Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy araştırmanın bulgularını yorumladı: “Bu rapor, yapay zekanın iş dünyasındaki yansımalarını rakamlarla ortaya koyarken, bazı temel soruların bugün her zamankinden daha önemli olduğunu hatırlatıyor: Bu dönüşümde insanı nereye koyuyoruz? Sanayi devriminden başlayarak her teknolojik kırılma üretimi dönüştürdü; ancak aynı zamanda ‘anlamlı iş’ sunabilme ve ‘insan onuru’nu koruma hedeflerinden uzaklaşıldığında, insan gücünün araçsallaşması ve işin insansızlaşması risklerinin ne kadar büyük sorunlara yol açabileceğini de gösterdi. Yapay zekayı ne kendiliğinden tüm sorunları çözecek sihirli bir değnek, ne de başlı başına bir tehdit olarak görmeliyiz. Eğer yapay zekayı rutin işleri devralan, insanların ise yaratıcılık, iş birliği, empati ve stratejik düşünmeye daha çok zaman ayırabildiği bir düzeni kurmak için kullanırsak, işin insani tarafını da güçlendiren stratejik bir kaldıraç haline getirebiliriz. Bunu başarabilmek için gerekli kurumsal değerleri, vizyonu ve kararlılığı ortaya koyarak bu dönüşümü yönetmek ise iş dünyasının liderlerine düşüyor. Koç Üniversitesi olarak öğrencilerimizi, yapay zekayı yalnızca kullanan değil, tarihsel, örgütsel ve etik boyutlarını sorgulayarak sorumlu biçimde yöneten genç liderler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bu yaklaşımı, CEMS ağındaki Akdeniz okullarını dönüşümlü olarak buluşturan ve İstanbul’da ev sahipliğini yaptığımız Marenostrum 2025’te hayata geçirdik. Öğrencilerimiz Beko, Henkel ve Kearney gibi kurumsal ortaklarımızla gerçek iş vakaları üzerinde çalışarak hem yapay zeka becerilerini geliştirdiler hem de bu teknolojiyi ekip çalışması, liderlik ve karar alma süreçlerine nasıl sorumlu ve insan odaklı biçimde entegre edebileceklerini deneyimleme fırsatı buldular.” CEMS İcra Direktörü Nicole de Fontaines, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: Yapay zeka sorumlu biçimde kullanıldığında insan potansiyelini ve yaratıcılığı güçlendirebilir. Ancak aşırı bağımlılık, kopukluk ve amaç duygusunun zayıflaması gibi riskler barındırıyor. Bu nedenle CEMS olarak mezun profilimizi, dijital yetkinliğin yanı sıra etik muhakeme ve öz liderliği merkeze alacak şekilde yeniden tanımladık. Amacımız, mezunlarımızın teknolojiyi eleştirel bir bakışla kullanarak insan odaklı ve sorumlu liderler olarak öne çıkmasını sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek

Yapay zekanın iş dünyasında hızla yaygınlaştığı bir dönemde yayımlanan “Artırılmış Liderlik: Yeni Nesil Zeka Çağında Liderlik” başlıklı rapor, üretken yapay zeka araçlarının verimlilik ve yaratıcılığı artırma potansiyeline sahip olduğunu kabul ederken, bu araçlara aşırı bağımlılığın işverenlerin en çok değer verdiği yetkinlikleri zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Rapora göre yapay zeka, bir “otopilot” değil; teknolojinin insan içgörüsünü güçlendiren bir “yardımcı pilot” olarak konumlandırılması gerektiği aktarılıyor. Rapor, Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in kurumsal ve akademik partnerleri konumundaki çok uluslu şirketler ile önde gelen uluslararası üniversitelerin üst düzey temsilcilerinin katkılarıyla hazırlandı. Çalışma, yapay zekanın hakim olduğu bir dünyada liderlik anlayışının nasıl dönüşmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uzmanlar, artık “Yapay zeka işimi elimden alacak mı?” sorusu yerine, “Yapay zeka işimi daha iyi yapmama nasıl katkı sağlar?” sorusunun sorulması gerektiğini vurguluyor. Geleceğin liderleri için en büyük risk: Aşırı bağımlılık uyarısı Raporda, yapay zekanın bir ekip arkadaşı ya da meslektaş olmadığı ve insan muhakemesinin yerini alamayacağı vurgulanıyor. Geleceğin liderleri için asıl riskin, teknolojik rehavet ve yapay zekaya aşırı bağımlılık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, düşünme ve karar alma süreçlerini tamamen yapay zekaya devretmek, uzun vadede bireysel yetkinliklerin aşınmasına yol açabilir. Liderler, eğitimciler ve genç profesyoneller için yol haritası: “Önce düşün, sonra prompt (yönerge) yaz” CEMS raporu, iş dünyası ve eğitim ekosistemi için net bir yol haritası sunuyor. Buna göre liderlerin, yapay zeka araçlarını yalnızca kullanmakla kalmayıp bu teknolojilerin nasıl çalıştığını ve hangi sınırlara sahip olduğunu da anlaması gerekiyor. Karar alma süreçlerinde insan muhakemesini merkeze almak, yapay zekadan alınan çıktıları eleştirel bir süzgeçten geçirmek ve düşünceyi önce yapılandırmak, etkili liderliğin temel unsurları arasında yer alıyor. Eğitimciler açısından rapor, öğrencilerin önce kendi fikirlerini geliştirmelerini; üretken yapay zekayı ise bu fikirleri sorgulamak ve derinleştirmek için kullanmalarını öneriyor. Kariyerinin başındaki profesyoneller için ise yapay zekanın sunduğu yanıtları sorgulamak, farklı bakış açılarını karşılaştırmak ve soruları yeniden çerçevelemek önem taşıyor. CEMS’in bu çerçevede öne çıkardığı yaklaşım net: Yapay zeka çağında fark yaratmanın anahtarı, önce düşünmek, sonra prompt yazmak. “İşletme eğitiminin rolü yeniden tanımlanıyor” Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS Uluslararası Yönetim Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy, araştırmanın bulgularını yorumladı: “Yapay zeka iş dünyasını hızla dönüştürürken, liderlik becerilerini de yeniden tanımlıyor. Bu dönemde en kritik ihtiyaç, teknolojiyi sorgulayan, yönlendiren ve etik bir çerçevede kullanan bir bakış açısı geliştirmek. CEMS raporu, yapay zekanın insan muhakemesinin yerini alamayacağını; doğru kullanıldığında eleştirel düşünme ve karar alma becerilerini güçlendirebileceğini ortaya koyuyor. Koç Üniversitesi olarak amacımız, öğrencilerimizi yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu eleştirel ve sorumlu biçimde değerlendirebilen liderler olarak yetiştirmek” dedi. CEMS İcra Direktörü Nicole de Fontaines, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: Yapay zeka sorumlu biçimde kullanıldığında insan potansiyelini ve yaratıcılığı güçlendirebilir. Ancak aşırı bağımlılık, kopukluk ve amaç duygusunun zayıflaması gibi riskler barındırıyor. Bu nedenle CEMS olarak mezun profilimizi, dijital yetkinliğin yanı sıra etik muhakeme ve öz liderliği merkeze alacak şekilde yeniden tanımladık. Amacımız, mezunlarımızın teknolojiyi eleştirel bir bakışla kullanarak insan odaklı ve sorumlu liderler olarak öne çıkmasını sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GSK Türkiye Liderlik Ekibinde Yeni Atamalar Haber

GSK Türkiye Liderlik Ekibinde Yeni Atamalar

Bu kapsamda “Uzmanlık İlaçları & HIV İş Birimi Direktörü” olarak İrem Tek atanırken, “Onkoloji İş Birimi Direktörlüğü” rolünü Dağhan Güçlü üstlenecek. GSK Türkiye, yeni ürün lansmanları ve genişleyen portföyü ile Uzmanlık İlaçları alanındaki odağını kararlılıkla sürdürüyor. Bu doğrultuda şirket, uzmanlık alanlarına odaklanan, yeni organizasyon yapısı kapsamında Onkoloji İş Birimi’ni ayrı bir direktörlük olarak yapılandırdı ve “Uzmanlık İlaçları & HIV İş Birimi” adıyla yeni bir direktörlük hayata geçirdi. 1 Ocak itibarıyla, “Uzmanlık İlaçları & HIV İş Birimi Direktörü” olarak görev yapmaya başlayan İrem Tek, aynı zamanda GSK Türkiye Liderlik Ekibi’nin de bir parçası olacak. İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 2012 yılında mezun olan İrem Tek, ilaç sektöründeki kariyerine “İş Zekâsı Proje Müdürü” olarak başladı. Kariyeri boyunca kardiyoloji, üroloji, sigarayı bırakma, solunum ve HIV alanlarında yerel, bölgesel ve global rollerde güçlü deneyimler elde eden İrem Tek, GSK kariyerine “Solunum Pazarlama Müdürü” olarak 2019 yılında başladı ve ardından GSK Singapur ofisine atanarak, “Global Pazarlama Müdürü” rolü ile başarılı projelere imza attı. İrem Tek, yeni rolüne atanmadan önce Türkiye’de “HIV Departman Lideri” olarak görev yapmaktaydı. Halihazırda “Uzmanlık İlaçları Direktörü” olarak görev yapan, Dağhan Güçlü, onkoloji alanındaki stratejik odağın ve uzmanlığın daha da ileriye taşınacağı bu yeni yapı kapsamında, “Onkoloji İş Birimi Direktörü” olarak Liderlik Ekibi’ndeki görevini sürdürecek. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Dağhan Güçlü, Executive MBA Programı’nı Koç Üniversitesi’nde tamamladı. 20 yılı aşkın kariyeri boyunca ilaç sektöründe çeşitli liderlik rollerinde görev alarak güçlü bir deneyime sahip olan Dağhan Güçlü, 2022 yılından bu yana GSK Türkiye Liderlik Ekibi’nde yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Liderler İçin Küresel Sıçrama Noktası: IWF Leadership Fellows Programı Türkiye’de Haber

Kadın Liderler İçin Küresel Sıçrama Noktası: IWF Leadership Fellows Programı Türkiye’de

IWF Global Leadership Fellows Programı, kadın liderlerin profesyonel ağlara erişimde yaşadığı kısıtlar, liderlik gelişimindeki eşitsizlikler ve mentorluk eksiklikleri gibi sorunlara çözüm üretmek amacıyla, 1991 tarihli ABD Glass Ceiling Raporu sonrasında başlatıldı. Program, pek çok kadın liderin kariyerinde cam tavanları kırmalarının ve üst düzey liderlik rollerini üstlenmelerinin önünü açarak küresel ölçekte prestij kazandı. 50 yılı aşkın süredir dünya genelinde kadın liderliğinin gelişimine hizmet eden International Women’s Forum tarafından sunulan bu program, Türkiye’de özel bir versiyonla hayata geçiyor. IWF Türkiye tarafından yerel dinamiklere özgü bütüncül bir liderlik modeliyle tasarlanan IWF Türkiye Leadership Fellows Programı, Türkiye’den daha fazla kadın lideri en üst düzey liderlik rollerine hazırlamayı, gelişimlerini hızlandırmayı ve uluslararası ağlara erişimlerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Böylece IWF Türkiye; akademisyenler, bilim insanları, mucitler, girişimciler, yönetim kurulu başkanları, CEO’lar, devlet başkanları, astronotlar, olimpiyat sporcuları, sanatçılar, yazarlar, film yapımcıları, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve hukuk, teknoloji, finans, sanayi, iletişim alanlarında güçlü üyeler bulunan IWF ağına Türkiye’den daha fazla kadın liderin katılmasına hizmet edecek. “Kadın liderliği toplumsal dönüşümün anahtarıdır” Programın lansmanı kapsamında gerçekleştirilen resepsiyonda konuşan IWF Türkiye Başkanı ve IWF Global Yapay Zekâ ve Data Grubu Eş Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün, kadın liderliğinin ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olduğunun altını çizdi: “IWF Türkiye Leadership Fellows Programı ile ülkemizden kadın liderlerin küresel yolculuğunu hızlandıracak stratejik bir vizyonu hayata geçiriyoruz. Liderliğin cinsiyete bağlı olmadığı bir geleceği birlikte inşa ediyoruz. IWF Türkiye; küresel bir ağın parçası olarak, yerelden aldığı gücü dünya sahnesine taşıyan bağlar kurmaya ve Türkiye’den daha fazla kadın liderin küresel karar mekanizmalarında yer almasına öncülük etmeyi sürdürecek.” Resepsiyona video-mesaj ile katılım gösteren ve IWF Türkiye Leadership Fellows Programı’na duyduğu güveni vurgulayan IWF Global Yönetim Kurulu Başkanı Kimberly Cooper Jaqua ise “Veriler ve deneyimlerimiz, kadınların en üst liderlik kademelerine ulaşmasının önünde hâlâ kalıcı engeller olduğunu açıkça gösteriyor. IWF Global Leadership Fellows Programı, eğitim, mentorluk ve güçlü kadın ağlarını bir araya getirerek kadın liderliğinin önündeki yapısal engelleri aşmaya yönelik, küresel ölçekte etki yaratma potansiyeline sahip stratejik bir girişimdir. 35 ülkede, 77 forumda 8.400’ü aşkın kadın lideri bir araya getiren IWF küresel ağı adına; bu vizyoner programı ülkelerinde hayata geçiren IWF Türkiye’yi, Yönetim Kurulu’nu ve ekibini, kadın liderliğini güçlendirmeye yönelik kararlı duruşları için tebrik ediyorum. Bir sonraki neslin yükselişine alan açan bu güçlü yatırım ve sergilenen liderlik sayesinde, kadınlar yükseldikçe dünyanın daha adil ve daha güçlü bir yer olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Dünyadan ve Türkiye’den ilham veren mezunlar Otuz yılı aşkın süredir dünyanın farklı coğrafyalarında kadın liderlerin kariyer yolculuklarında dönüştürücü bir rol üstlenen IWF Global Leadership Fellows Programı, kapsamı, akademik derinliği ve küresel etki alanıyla alanında benzersiz bir liderlik gelişim programı olarak öne çıkıyor. Program, kariyerlerinde en üst liderlik rollerine iki-üç yıl mesafede bulunan kadın liderlerin gelişim yolculuklarını hızlandırıyor. Aynı zamanda kurumlar için güçlü bir yetenek ve ardıl planlama aracı olarak öne çıkıyor. Programın mezunları arasında Chanel CEO’su Leena Nair, NASA Johnson Space Center Direktörü Vanessa Wyche gibi küresel liderler ile Accenture EMEA Lead Dilnişin Bayel, milli sporcu Şahika Ercümen ve Ashoka Global Community and Resources Co-Director Zeynep Meydanoğlu Ertan gibi Türkiye’den ilham veren isimler yer alıyor. 2026 yılında ise IWF Türkiye tarafından aday gösterilen; Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Uluslararası Program Koordinatörü ve Hücresel Moleküler Biyoloji Program Koordinatörü Ceyda Açılan Ayhan, IWF Leadership Fellows Programı’na tam burslu olarak kabul edilerek Türkiye adına önemli bir başarıya imza attı. İki fazlı liderlik modeli Türkiye’den başarı hikâyelerini çoğaltmak üzere bu yıl ilki gerçekleştirilecek IWF Türkiye Leadership Fellows Programı, yerel mentörlük ve küresel liderlik gelişimi olmak üzere iki fazdan oluşan bütüncül bir yapı sunuyor. 1. Faz: Mentörlük Programı Yüksek potansiyele sahip kadın liderler, IWF Türkiye’nin deneyimli kadın üyeleriyle yapılandırılmış bir mentörlük sürecine katılıyor. Mentor ve mentiler, eşleşme öncesinde Program Komitesi’nin uzman ekipleri tarafından yürütülen yönlendirici bir hazırlık sürecine dâhil olacak. 2. Faz: Küresel Liderlik İlk süreci başarıyla tamamlayan ve global kriterleri karşılayan liderler, INSEAD ve University of Cambridge gibi dünyanın en saygın kurumları iş birliğinde yürütülen IWF Global Leadership Fellows Programı’nda Türkiye’nin resmî adayı olarak değerlendiriliyor. Global programa katılım, adayın niteliklerine bağlı olarak burslu ya da bireysel kurumsal sponsorluk yoluyla mümkün oluyor. IWF Türkiye Leadership Fellows Programı için başvurular, 16–31 Ocak 2026 tarihleri arasında, IWF Türkiye’nin sosyal medya kanalları üzerinden kabul edilecek. Program; iş dünyası, akademi, kültür-sanat, sivil toplum, kamu ve sosyal girişimcilik alanlarında somut etki yaratmış, kadınların güçlenmesine katkı sağlayan veya bu hedefi taşıyan, ileri düzey İngilizce yeterliliğine sahip kadın liderlere açık olacak. Doğrudan başvuru yapılabildiği gibi paylaşılan aday önerileri de değerlendirmeye alınacak. IWF Türkiye, programa yönelik güçlü bir mentor havuzu oluşturuyor. IWF Türkiye’nin seçkin ağından her bir üyenin en az bir katılımcıya rehberlik etmesi hedefleniyor. Böylece program katılımcılarının etkili şekilde geleceğe hazırlanmasına destek olacak. Çalışmalar 15 Şubat-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında üç ay sürecek ve en az altı mentorluk görüşmesi gerçekleştirilecek. Küresel liderlik yolculuğunun Türkiye’den elçileri aynı sahnede buluştu Düzenlenen resepsiyonda, IWF Global Leadership Fellows Programı’nda Türkiye’yi temsil eden kadın liderler, özel bir panelde bir araya geldi. Panelde; Dilnişin Bayel, Zeynep Meydanoğlu Ertan ve Ceyda Açılan Ayhan, kendi liderlik yolculuklarını ve kadınların küresel liderlikte temsilinin yollarını paylaşırken Şahika Ercümen de canlı yayınla panele katıldı. Söyleşi, kadın liderliğinin bireysel başarının ötesinde, kolektif bir etki ve sorumluluk alanı olduğuna dair güçlü bir perspektif sundu. Bu anlamlı buluşma özel bir ödül töreniyle taçlandırıldı. Panelde görüşlerini paylaşan kadın liderlere ödüller; IWF Türkiye Kurucu Başkanı Funda Sivrikaya, geçmiş dönem IWF Türkiye Başkanı Gülden Türktan ve IWF Türkiye Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün tarafından takdim edildi. Sunulan ödüller ise IWF Türkiye üyesi, uluslararası tanınmış mimar ve tasarımcı Şebnem Buhara imzasını taşıdı. Bu özel törenle birlikte, liderliğin deneyimle derinleşen, paylaşıldıkça güçlenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir etki alanı olduğu vurgulandı. İmza Tasarım ile Anlamlı Destek IWF Türkiye’nin kadın liderliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarına destek sağlamak amacıyla özel bir iş birliği hayata geçirildi. Lansman töreninde duyurulan bu girişim kapsamında, ödüllü Türk tasarımcı Arzu Kaprol’ün tasarım yaklaşımıyla Ramsey’nin üretim tecrübesini bir araya getiren özel ipek eşarp serisi IWF Türkiye için üretildi. Sınırlı sayıda üretilen eşarplar IWF Türkiye bağışçılarına teşekkür niteliğinde hediye ediliyor. Türkiye, IWF Global’de etkin rol oynuyor IWF Türkiye’nin küresel platformlardaki temsili de dikkat çekiyor. IWF Türkiye Kurucu Başkanı Prof. Dr. Funda Sivrikaya’nın IWF Global Yönetim Kurulu ve Global Eğitim Komitesi’nde yer alması, Türkiye’nin bu alandaki görünürlüğünü güçlendiriyor. Ayrıca, IWF Türkiye Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün’ün IWF Global Yapay Zekâ ve Data Grubu Eş Başkanı olarak görev alması, Türkiye’nin liderlik ve teknoloji perspektifini global gündeme taşıyor. Güçlü paydaşlar, ortak vizyon IWF Türkiye Leadership Fellows Programı; Pluxee, Hepsiburada, Gantek, Ramsey, Homemade by Macrocenter ve Troy sponsorluğu ile CNBC-e, LINKAGE, SRP Legal ve UNITE Edelman stratejik ortaklığıyla hayata geçiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği'nden ‘Gönülden Ödüller’ Haber

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği'nden ‘Gönülden Ödüller’

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) tarafından, özel sektördeki gönüllülük çalışmalarını destekleyerek yaygınlaşmasını sağlamak ve toplumda fark yaratan iyi örnekleri ödüllendirmek amacıyla 2007 yılından bu yana verilen alanının tek ve en prestijli ödülleri, ‘Gönülden Ödüller’ sahiplerini buldu. QNB Türkiye ev sahipliğinde Kristal Kule’de gerçekleşen 18. Gönülden Ödüller töreninde “En Başarılı Üniversite Gönüllülük Projesi” ödülü, Gazi Üniversitesi Endüstri Topluluğu, Koç Üniversitesi ve YÖN101 Eğitim Programı arasında paylaşıldı. Enerjisa Enerji, En Etkili STK & Özel Sektör İş Birliği Kategorisinde ve En Başarılı Gönüllülük Projesi Çevre Kategorisinde ödülleriyle buluştu. En Başarılı Gönüllülük Projesi Kuşaklar Kategorisi kazananı Vestel, En Başarılı Gönüllülük Projesi Can Dostlar Kategorisi kazananı ise Yapı Kredi Leasing oldu. Koç Holding En Yaratıcı Gönüllü Duyurusu Ödülünü ve Katma Değeri En İyi Anlatan Video Ödülünü aldı. En Başarılı Gönüllülük Projesi Özen Gösterdiklerimiz Kategorisinde ise Kadına Sağlık Projesi’ne Jüri Özel Ödülü verildi. Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan ÖSGD Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Akıncılar, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Kurumsal gönüllülük, artık yalnızca bir tercih değil hem çalışanlar hem kurumlar hem de toplum için temel bir ihtiyaç haline geldi. Birleşmiş Milletler’ in 2026’yı “Sürdürülebilir Kalkınma Gönüllüleri Uluslararası Yılı” ilan etmesi, gönüllülüğün toplumsal kalkınmadaki dönüştürücü gücünü açıkça ortaya koydu. Dünya hızla değişiyor. Teknoloji ilerliyor, inovasyon hayatlarımızı kolaylaştırıyor. Ancak bu hızlı dönüşüm ve seri tüketim tüm ekosistem için yeni fiziksel ve duygusal yoksunlukları da beraberinde getiriyor veya var olanları derinleştiriyor. İhtiyaç duyduğumuz toplumsal onarımı yalnızca merkezi yönetimden beklemek artık gerçekçi değil. Tam da bu noktada, kurumların ve çalışanlarının kendi güçlerini fark etmeleri, bir araya gelmeleri ve yapılandırılmış gönüllülük projeleriyle harekete geçmeleri her zamankinden daha kritik. Çünkü anlam arayışının, mutluluğun ve verimliliğin de anahtarı olan gönüllülük, dahil olan tüm tarafları iyileştiriyor. Bu nedenle 18. Gönülden Ödüller Töreni’ni, “Profesyonel İyiler”in buluşması olarak tanımladık ve kurumsal gönüllülükle fark yaratan ekipleri coşkuyla kutladık. En kıymetlisi de bu yıl ilk kez, gönüllülük çalışmalarında etkin görev alan üniversite öğrencilerimizi sahnemizde ağırlamanın mutluluğunu yaşadık, umudumuzu ve motivasyonumuzu tazeledik.” QNB Türkiye ev sahipliğinde, Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nin bu sene 18.sini gerçekleştirdiği Gönülden Ödüller törenin sunuculuğunu Gökçen Müftüoğlu Çapa üstlendi. Dr. Sertaç Doğanay ve Emre Başkan’ın duo oturumunun ardından, Heltia CEO’su Alperen Adikti, veri temelli analizlerle kurumsal gönüllülüğün iş verimliliği üzerindeki etkisini ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her Yıl 2 Bin Çocuk TİP 1 Diyabetle Tanışıyor Haber

Her Yıl 2 Bin Çocuk TİP 1 Diyabetle Tanışıyor

Toplantıda, çalışma hayatında önyargılarla mücadele etmek zorunda kalan diyabetli bireyler için de alınabilecek pratik önlemlere değinildi. Diyabetin en hızlı arttığı ülkeler arasında olan Türkiye’de, hem çocukluk çağı hem de erişkin diyabetine ilişkin en güncel gelişmeler, Koç Üniversitesi Hastanesi’nde “14 Kasım Dünya Diyabet Günü”nde düzenlenen toplantıda, alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Çocukluk çağı ve erişkin diyabetine ilişkin önemli bilgilerin paylaşıldığı toplantının açılışını Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Uzm. Prof. Dr. Gül Yeşiltepe Mutlu yaptı. Toplantıda, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Şükrü Hatun “Diyabetli Çocukların Durumu 2025 Raporu”nu ilk kez açıkladı. Koç Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hast. Uzm. Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, “Erişkin Diyabetlilerin Hakları ve İşyerinde Diyabetle Yaşam” konusunda önemli bilgiler paylaştı. Diyabetli çocukların aileleri de “Anne ve Babaların Dilinden Diyabetli Çocukların Dünyası ve İhtiyaçları” konusunda kendi deneyimlerini aktardı. Türkiye’de 30 bin diyabetli çocuğumuzun acil destek ihtiyacı var Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Şükrü Hatun, Diyabetli Çocuklar Vakfı (DİYAÇEV) tarafından hazırlanan “Diyabetli Çocukların Durumu 2025 Raporu”na dikkat çekti. Prof. Dr. Hatun: “Türkiye’de 30 bin diyabetli çocuğumuz var ve her yıl yaklaşık 2 bin çocuğumuz Tip 1 diyabet tanısı alıyor. Tip 1 diyabet, çocukluk çağında ani başlayan, sebebi bilinmeyen ve yaşam boyu insülin tedavisi gerektiren bir durumdur. Zamanında tanı ve doğru bakım sağlandığında diyabetli çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebilirler, ancak tanı gecikmeleri, eğitim eksiklikleri ve tedaviye erişimdeki eşitsizlikler ciddi sıkıntılara neden olabiliyor. Ayrıca, sosyal hayatta etiketlenmemek de büyük önem taşıyor. Bu nedenle ‘şeker hastası’ yerine ‘Tip-1 diyabetli’ ifadesi tercih edilmeli,” dedi. Prof. Dr. Şükrü Hatun, raporda dikkat çeken detaylarla ilgili şu bilgileri verdi: “Çocuk diyabet bakımında son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilse de, HbA1c düzeyleri hala hedeflerin üzerinde. Avustralya ve İsveç gibi ülkelerdeki merkezler ülke çapında hayata geçirdikleri programlarla 10 yıl içinde HbA1c seviyelerinde ortalama yüzde 6,7-6,8 aralığında kayda değer bir düşüş sağlamayı başardılar. Türkiye için de bu mümkün, diyabetli çocuklara yaşam boyu süren bütüncül bir yaklaşım sunabilirsek bunu başarabiliriz.” Diyabetin sadece glukoz kontrolü olmadığının ve diyabetli çocuklar için yaşam boyu süren bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunun altını çizen Prof. Dr. Şükrü Hatun, bu konudaki önerilerini de şöyle sıraladı: “Bu rapordaki veriler dikkate alınarak 5 yıllık bir ‘Çocukluk Çağı Diyabet Bakımının Geliştirilmesi Programı’nın yapılması çok önemli. Bu programda Doğu ve Güneydoğu Anadolu gibi dezavantajlı bölgelere ağırlık verilmesi kritik önem taşıyor. Özellikle çocukluk çağı diyabetlerinde diyetisyen son derece önemli oluyor. Her 500 Tip 1 diyabetliye bir diyetisyen sağlanmasını öneriyoruz. Yine, psikolojik destek de çok önemli. Çocuk diyabet ekiplerinin tümüne psikolog sağlanması kritik önem taşıyor. Diyabet teknolojilerinin tümünün ihtiyacı olan çocuklara ücretsiz olarak verilmesi çok önemli. Son yıllarda bütün dünyada ve ülkemizde kullanımı artan sensörler her 5 dakikada bir (günde 288 kez) ve acısız bir şekilde ölçüm yapabiliyor. Sensörler sayesinde glukoz seyrini video çeker gibi izlemek, yükseklik ve düşüklükleri önceden tahmin etmek, alarmlar sayesinde uyarılmak ve akıllı telefonlar üzerinden ailelerin çocuklarının glukozunu uzaktan izlemesi mümkün. Bu nedenle, başta sensörler olmak üzere, otomatik insülin pompaları ve sarf malzemelerinin de tüm çocukların adil erişiminin olması son derece kritik önem taşıyor. Ülke çapında kısa süreli, etkin eğitim programı olan diyabet kamplarının yaygınlaştırılması da yine önem taşıyor.” Türkiye erişkin diyabetinde Avrupa’da ilk sırada Türkiye’de diyabetin diğer ülkelere kıyasla hızla arttığına dikkat çeken Koç Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hast. Uzm. Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli de, “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 9,6 milyon erişkin diyabetle yaşıyor, bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da diyabetli erişkin sayısının en yüksek olduğu ülke konumuna getiriyor. Diyabetli nüfusumuzun artışıyla birlikte, özelikle iş bulma ve işyerinde güvenli çalışma aşamalarında diyabetli bireyler aleyhine önyargıların olduğunu duyuyoruz. Bu yıl IDF de Dünya Diyabet Günü temasını ‘Diyabet ve İşyeri’ olarak belirledi. Bu önyargıları kırmak ve negatif anlamda ayırımcılığı önlemek çok önemli,” dedi. Diyabetin doğru yönetildiğinde çalışma hayatını engelleyen bir sağlık durumu olmadığının altını çizen Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, işverenlerin ve çalışma arkadaşlarının da diyabet konusunda farkındalık sahibi olmasının diyabetlilerin iş yaşamını kolaylaştıracağının önemini dile getirdi. Prof. Dr. Deyneli, diyabet dostu şirketlerin aslında sağlık dostu olduklarının da altını çizdi. Toplumsal farkındalığın artması çok önemli Toplantıda diyabetli çocukların aileleri ve diyabetli çocuklar da söz alarak deneyimlerini paylaştı. Aileler, diyabetin doğru bilgi, düzenli takip ve bilinçli bir yaşam tarzıyla etkili bir şekilde yönetilebileceğini vurguladı. Aileler, benzer deneyimleri paylaşmanın hem çocuklara hem de ebeveynlere moral verdiğini, bu süreçte dayanışma ve karşılıklı desteğin büyük önem taşıdığını dile getirdi. Ayrıca, toplumsal farkındalığın artmasının hem tedavi sürecini kolaylaştıracağını hem de çocukların yaşam kalitesine olumlu katkı sağlayacağını ifade ettiler.

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu  Haber

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu 

Kuantum dünyasının önde gelen araştırmacılarını, dünya çapında çok değerli akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getiren zirve, kuantum bilimi ve teknolojilerinin geleceğine dair uluslararası bir buluşma noktası oldu. Açılış konuşmasında Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti: “Koç Üniversitesi olarak kuantum bilimini yalnızca bir araştırma alanı değil, ‘fiziğin dili ile mümkün olanın sınırları’ arasında bir köprü olarak görüyoruz. Uluslararası Kuantum Yılı’nda düzenlenen bu zirve, üniversitemizin bilginin sınırlarını zorlayan, disiplinlerarası ve küresel ölçekte etkili araştırmalar konusunda kararlılığını yansıtıyor. Amacımız, Türkiye’yi kuantum biliminde bölgesel bir lider, Koç Üniversitesi’ni ise bu alanda ulusal bir merkez haline getirmek” dedi. UNESCO’nun 2025’i “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” ilan etmesi kapsamında düzenlenen Kuantum Teknolojileri ve İnovasyonun Geleceği Zirvesi, 6 Kasım 2025 tarihinde Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlendi. Etkinlik bilim, teknoloji ve inovasyonun geleceğini şekillendiren uluslararası bir platform olarak büyük ilgi gördü. Zirve, kuantum dünyasının önde gelen araştırmacıları, dünya çapında çok değerli akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla kuantum bilimi ve teknolojilerinin toplumsal ve ekonomik dönüşümdeki rolünü çok yönlü biçimde ele aldı. Katılımcılar, kuantum hesaplama, iletişim, sensör teknolojileri, veri güvenliği ve yapay zekâ gibi alanlardaki son gelişmeleri tartıştı. Prof. Dr. Metin Sitti: “Kuantum teknolojileri düşünme biçimimizi dönüştürüyor” Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, açılış konuşmasında kuantum alanının geleceğe yön veren stratejik bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilim insanlığın en birleştirici dili; farklı disiplinleri, kurumları ve kültürleri ortak bir merak etrafında buluşturuyor. Kuantum bilimi de bu birliğin en güçlü örneklerinden biri; mühendisliği, fiziği ve teknolojiyi aynı potada eritiyor. Bu zirve, hayal gücüyle doğruluğun, keşifle iş birliğinin kesiştiği bir dönemin kapılarını aralıyor” dedi. Kuantum Yılı’nın küresel ayağı Türkiye’de UNESCO’nun küresel ölçekte yürüttüğü “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” girişimi, bilimsel farkındalığı artırmayı ve kuantum teknolojilerinin disiplinlerarası etkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Koç Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, girişimin Türkiye ayağı olarak bilimsel iletişim, uluslararası iş birliği ve inovasyon kültürü açısından önemli bir adım oluşturdu. Zirve kapsamında yapılan oturumlarda, kuantum teknolojilerinin sadece bilimsel değil, ekonomik ve stratejik boyutları da ele alındı. Katılımcılar, enerji verimliliğinden ilaç geliştirmeye, veri güvenliğinden yapay zekâya kadar birçok alanda kuantum tabanlı çözümlerin geleceğe etkisini değerlendirdi. Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Müstecaplıoğlu, Koç Üniversitesi’nin kuantum araştırmalarındaki vizyonunu anlattığı konuşmasında, üniversitenin temel bilimlerden mühendisliğe uzanan disiplinlerarası birikiminin Türkiye’nin kuantum teknolojileri ekosistemine yön verecek bir merkez oluşturduğunu vurguladı. “Kuantum biliminde yalnızca teknoloji üretmiyor, aynı zamanda bu teknolojilerin insanlığa fayda sağlayacak etik ve toplumsal yönlerini de tartışıyoruz” dedi. Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü Direktör Emeritus’u ve Ottawa Üniversitesi Fizik Bölümü fahri profesörü Gerd Leuchs, kuantum optiğinin geleceğini ele aldığı sunumunda, ışığın doğası ve kuantum gürültüsünün sınırlarını zorlayan yeni ölçüm tekniklerinden söz etti. Kuantum metrolojisi ve fotonik alanındaki gelişmelerin, haberleşmeden tıbba kadar pek çok uygulamayı dönüştüreceğini belirtti. Universidad Complutense de Madrid’te ve Almanya’daki Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Luis L. Sánchez-Soto, kuantum metrolojisi ve sensör teknolojileri üzerine yaptığı konuşmada, kuantum ilkelerinin doğadaki en küçük değişimleri bile ölçebilme kapasitesine dikkat çekerken; Palermo Üniversitesi ve Queen’s University Belfast’ta görev yapan Prof. Dr. Mauro Paternostro, kuantum bilgi ve hesaplama sistemlerinin sınırlarını anlattığı konuşmasında, kuantum termodinamiği ve bilgi işleme alanlarındaki son gelişmelerin, klasik bilgisayarların ötesine geçen yeni bir çağ başlattığını vurguladı. 2024 Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası sahibi ve Cambridge Üniversitesi Cavendish Laboratuvarı Başkanı olan Prof. Dr. Mete Atatüre ise konuşmasında kuantum optiği ve katı hal kuantum sistemlerinde yaşanan son gelişmelerin, kuantum teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinde nasıl kritik bir rol oynadığını anlattı ve spin-foton etkileşimleri ve atomik ölçekteki 2D malzemelerin kuantum cihaz tasarımına sunduğu olanaklara değindi. Bilimsel etik ve özgünlük özel oturumda ele alındı Zirvenin öne çıkan bölümlerinden biri, Koç Üniversitesi’nin öncülüğünde düzenlenen “Bilimsel Yayıncılıkta Özgünlük ve Etik” başlıklı özel oturum oldu. Akademik üretimde özgünlüğün, güvenilirliğin ve etik değerlere bağlılığın öneminin vurgulandığı oturum, genç araştırmacılardan deneyimli akademisyenlere kadar geniş bir katılımcı kitlesine hitap etti. Panelde, bilimsel bilginin paylaşımı, yapay zekânın akademik yazım süreçlerindeki rolü ve yayıncılığın geleceğine dair kapsamlı bir tartışma yürütüldü. Bilimsel iş birlikleri ve yeni araştırma alanları için güçlü bir zemin Zirve, yalnızca bilimsel bilgi paylaşımının değil aynı zamanda akademi, sanayi ve kamu arasında etkileşim ve iş birliğini güçlendiren bir platform sundu. Katılımcılar, yeni araştırma alanları ve ortak projeler üzerine görüş alışverişinde bulunarak, Türkiye’nin kuantum teknolojileri alanındaki konumunu güçlendirecek adımlar için önemli temaslarda bulundu. İki gün süren yoğun programın ardından zirve, katılımcılara geleceğin bilimi ve teknolojisine dair ilham verici bir perspektif sundu. Koç Üniversitesi, bilimsel mükemmeliyet ve yenilikçi araştırma vizyonu doğrultusunda, gelecekte de bu alandaki ulusal ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sürdürecek.

11. Haliç Dostluk Kupası Koç Üniversitesi’nin Haber

11. Haliç Dostluk Kupası Koç Üniversitesi’nin

Rahmi M. Koç Müzesi önünde başlayan ve Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü önünde son bulan 11. Haliç Dostluk Kupası Yarışı’nda Koç Üniversitesi kürek takımı birinci oldu. Yarışın ardından Cibali Kampüsü’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Funda Yağcı Acar, bu yıl 11’incisi düzenlenen Haliç Dostluk Kupası’nın gelenekselleştiğine dikkat çekerek, “Bugünü, sadece bir yarış günü değil, aynı zamanda birbirimize olan bağlılığımızı ve dayanışmamızı kutladığımız bir gün olarak gördüğümü belirtmek isterim” dedi. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz ise kazanan ekibi tebrik ederek, “Her biriniz bu yarışın kazananısınız. Sizlerin bu kıymetli çabalarınız sayesinde Haliç Dostluk Kupası’nın herkesin imrendiği bir geleneğe dönüştüğüne tanık olmaktan büyük gurur duyuyorum” diye konuştu. Koç Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi kürek takımları, “Haliç Dostluk Kupası” için bir kez daha yarıştı. Bu yıl 11. kez genç sporcuları sporun ve dostluğun etrafında buluşturan Haliç Dostluk Kupası’nda, Koç Üniversitesi kürek takımı birinciliği göğüsleyen takım oldu. 2.100 metrelik parkurda gerçekleşen yarış, 10 Mayıs Cumartesi günü saat 10.00’da Rahmi M. Koç Müzesi önünde başladı ve Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü önünde sona erdi. Genç sporcular dakikada ortalama 36 kürek çekerek zorlu parkuru tamamladı. Bu yılın kazananı, 7 dakika 50 saniyelik derecesiyle Koç Üniversitesi kürek takımı oldu. Koç Üniversitesi kürek takımında bu yıl antrenör Yalçın Fidancı yönetiminde, dümenci Beyza Ateş ve kürekçiler Burak Erten, Yusuf Kaya, Çağan Dayıoğlu, Muhammed Kaan Hançer, Ozan Demir, Çağlar Dayıoğlu, Salihcan Kahraman ve Arda Berat Çekeceker yarıştı. Yarışın ardından Cibali Kampüsü’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Funda Yağcı Acar, bu yıl 11’incisi düzenlenen Haliç Dostluk Kupası’nın gelenekselleştiğine dikkat çekerek yarışmayla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Gelenekleri severim; özellikle de 11 yıldır sportmenlik ruhu ile disiplin gibi çok önemli değerleri ön plana alan bir spor faaliyetinin parçası olmak çok daha anlamlı ve güzel. Bu artık sadece iki üniversite arasında gerçekleştirilen bir yarış değil; aynı zamanda iki büyük geleneğin ve rekabetin muhteşem gösterisi. Bu nedenle bugünü, sadece bir yarış günü değil, aynı zamanda birbirimize olan bağlılığımızı ve dayanışmamızı kutladığımız bir gün olarak gördüğümü belirtmek isterim. Sizlerin sporla edindiği sabır, sebat, disiplin, emek ve ulaştığınız sonuçlar tum hayatına sirayet edecek. Her iki takımın yarışmacılarına, katılımcılarımıza ve destekçilerimize teşekkür ediyorum.” Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz ise kazanan ekibi tebrik ederken bir yandan da genç sporcuların tüm bu süreçteki azimli çalışmalarının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz, “11. Haliç Dostluk Kupası ile hepimizi bu özel günde bir kez daha bir araya getiren Koç Üniversitesi’nin ve Kadir Has Üniversitesi’nin sevgili gençlerine yürekten teşekkür ederim. Her iki takımın sporcuları, her zamanki sportmen ruhlarıyla; disiplin ve uyum içinde çalışmanın çok güzel birer örneğini oluşturdu. Her biriniz bu yarışın kazananısınız. Sizlerin bu kıymetli çabalarınız sayesinde Haliç Dostluk Kupası’nın herkesin imrendiği bir geleneğe dönüştüğüne tanık olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bir kez daha tüm içtenliğimle hepinizi kutluyorum.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.