Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Koç Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Koç Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koç Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği'nden ‘Gönülden Ödüller’ Haber

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği'nden ‘Gönülden Ödüller’

Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) tarafından, özel sektördeki gönüllülük çalışmalarını destekleyerek yaygınlaşmasını sağlamak ve toplumda fark yaratan iyi örnekleri ödüllendirmek amacıyla 2007 yılından bu yana verilen alanının tek ve en prestijli ödülleri, ‘Gönülden Ödüller’ sahiplerini buldu. QNB Türkiye ev sahipliğinde Kristal Kule’de gerçekleşen 18. Gönülden Ödüller töreninde “En Başarılı Üniversite Gönüllülük Projesi” ödülü, Gazi Üniversitesi Endüstri Topluluğu, Koç Üniversitesi ve YÖN101 Eğitim Programı arasında paylaşıldı. Enerjisa Enerji, En Etkili STK & Özel Sektör İş Birliği Kategorisinde ve En Başarılı Gönüllülük Projesi Çevre Kategorisinde ödülleriyle buluştu. En Başarılı Gönüllülük Projesi Kuşaklar Kategorisi kazananı Vestel, En Başarılı Gönüllülük Projesi Can Dostlar Kategorisi kazananı ise Yapı Kredi Leasing oldu. Koç Holding En Yaratıcı Gönüllü Duyurusu Ödülünü ve Katma Değeri En İyi Anlatan Video Ödülünü aldı. En Başarılı Gönüllülük Projesi Özen Gösterdiklerimiz Kategorisinde ise Kadına Sağlık Projesi’ne Jüri Özel Ödülü verildi. Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan ÖSGD Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Akıncılar, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Kurumsal gönüllülük, artık yalnızca bir tercih değil hem çalışanlar hem kurumlar hem de toplum için temel bir ihtiyaç haline geldi. Birleşmiş Milletler’ in 2026’yı “Sürdürülebilir Kalkınma Gönüllüleri Uluslararası Yılı” ilan etmesi, gönüllülüğün toplumsal kalkınmadaki dönüştürücü gücünü açıkça ortaya koydu. Dünya hızla değişiyor. Teknoloji ilerliyor, inovasyon hayatlarımızı kolaylaştırıyor. Ancak bu hızlı dönüşüm ve seri tüketim tüm ekosistem için yeni fiziksel ve duygusal yoksunlukları da beraberinde getiriyor veya var olanları derinleştiriyor. İhtiyaç duyduğumuz toplumsal onarımı yalnızca merkezi yönetimden beklemek artık gerçekçi değil. Tam da bu noktada, kurumların ve çalışanlarının kendi güçlerini fark etmeleri, bir araya gelmeleri ve yapılandırılmış gönüllülük projeleriyle harekete geçmeleri her zamankinden daha kritik. Çünkü anlam arayışının, mutluluğun ve verimliliğin de anahtarı olan gönüllülük, dahil olan tüm tarafları iyileştiriyor. Bu nedenle 18. Gönülden Ödüller Töreni’ni, “Profesyonel İyiler”in buluşması olarak tanımladık ve kurumsal gönüllülükle fark yaratan ekipleri coşkuyla kutladık. En kıymetlisi de bu yıl ilk kez, gönüllülük çalışmalarında etkin görev alan üniversite öğrencilerimizi sahnemizde ağırlamanın mutluluğunu yaşadık, umudumuzu ve motivasyonumuzu tazeledik.” QNB Türkiye ev sahipliğinde, Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nin bu sene 18.sini gerçekleştirdiği Gönülden Ödüller törenin sunuculuğunu Gökçen Müftüoğlu Çapa üstlendi. Dr. Sertaç Doğanay ve Emre Başkan’ın duo oturumunun ardından, Heltia CEO’su Alperen Adikti, veri temelli analizlerle kurumsal gönüllülüğün iş verimliliği üzerindeki etkisini ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her Yıl 2 Bin Çocuk TİP 1 Diyabetle Tanışıyor Haber

Her Yıl 2 Bin Çocuk TİP 1 Diyabetle Tanışıyor

Toplantıda, çalışma hayatında önyargılarla mücadele etmek zorunda kalan diyabetli bireyler için de alınabilecek pratik önlemlere değinildi. Diyabetin en hızlı arttığı ülkeler arasında olan Türkiye’de, hem çocukluk çağı hem de erişkin diyabetine ilişkin en güncel gelişmeler, Koç Üniversitesi Hastanesi’nde “14 Kasım Dünya Diyabet Günü”nde düzenlenen toplantıda, alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Çocukluk çağı ve erişkin diyabetine ilişkin önemli bilgilerin paylaşıldığı toplantının açılışını Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Uzm. Prof. Dr. Gül Yeşiltepe Mutlu yaptı. Toplantıda, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Şükrü Hatun “Diyabetli Çocukların Durumu 2025 Raporu”nu ilk kez açıkladı. Koç Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hast. Uzm. Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, “Erişkin Diyabetlilerin Hakları ve İşyerinde Diyabetle Yaşam” konusunda önemli bilgiler paylaştı. Diyabetli çocukların aileleri de “Anne ve Babaların Dilinden Diyabetli Çocukların Dünyası ve İhtiyaçları” konusunda kendi deneyimlerini aktardı. Türkiye’de 30 bin diyabetli çocuğumuzun acil destek ihtiyacı var Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Şükrü Hatun, Diyabetli Çocuklar Vakfı (DİYAÇEV) tarafından hazırlanan “Diyabetli Çocukların Durumu 2025 Raporu”na dikkat çekti. Prof. Dr. Hatun: “Türkiye’de 30 bin diyabetli çocuğumuz var ve her yıl yaklaşık 2 bin çocuğumuz Tip 1 diyabet tanısı alıyor. Tip 1 diyabet, çocukluk çağında ani başlayan, sebebi bilinmeyen ve yaşam boyu insülin tedavisi gerektiren bir durumdur. Zamanında tanı ve doğru bakım sağlandığında diyabetli çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebilirler, ancak tanı gecikmeleri, eğitim eksiklikleri ve tedaviye erişimdeki eşitsizlikler ciddi sıkıntılara neden olabiliyor. Ayrıca, sosyal hayatta etiketlenmemek de büyük önem taşıyor. Bu nedenle ‘şeker hastası’ yerine ‘Tip-1 diyabetli’ ifadesi tercih edilmeli,” dedi. Prof. Dr. Şükrü Hatun, raporda dikkat çeken detaylarla ilgili şu bilgileri verdi: “Çocuk diyabet bakımında son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilse de, HbA1c düzeyleri hala hedeflerin üzerinde. Avustralya ve İsveç gibi ülkelerdeki merkezler ülke çapında hayata geçirdikleri programlarla 10 yıl içinde HbA1c seviyelerinde ortalama yüzde 6,7-6,8 aralığında kayda değer bir düşüş sağlamayı başardılar. Türkiye için de bu mümkün, diyabetli çocuklara yaşam boyu süren bütüncül bir yaklaşım sunabilirsek bunu başarabiliriz.” Diyabetin sadece glukoz kontrolü olmadığının ve diyabetli çocuklar için yaşam boyu süren bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunun altını çizen Prof. Dr. Şükrü Hatun, bu konudaki önerilerini de şöyle sıraladı: “Bu rapordaki veriler dikkate alınarak 5 yıllık bir ‘Çocukluk Çağı Diyabet Bakımının Geliştirilmesi Programı’nın yapılması çok önemli. Bu programda Doğu ve Güneydoğu Anadolu gibi dezavantajlı bölgelere ağırlık verilmesi kritik önem taşıyor. Özellikle çocukluk çağı diyabetlerinde diyetisyen son derece önemli oluyor. Her 500 Tip 1 diyabetliye bir diyetisyen sağlanmasını öneriyoruz. Yine, psikolojik destek de çok önemli. Çocuk diyabet ekiplerinin tümüne psikolog sağlanması kritik önem taşıyor. Diyabet teknolojilerinin tümünün ihtiyacı olan çocuklara ücretsiz olarak verilmesi çok önemli. Son yıllarda bütün dünyada ve ülkemizde kullanımı artan sensörler her 5 dakikada bir (günde 288 kez) ve acısız bir şekilde ölçüm yapabiliyor. Sensörler sayesinde glukoz seyrini video çeker gibi izlemek, yükseklik ve düşüklükleri önceden tahmin etmek, alarmlar sayesinde uyarılmak ve akıllı telefonlar üzerinden ailelerin çocuklarının glukozunu uzaktan izlemesi mümkün. Bu nedenle, başta sensörler olmak üzere, otomatik insülin pompaları ve sarf malzemelerinin de tüm çocukların adil erişiminin olması son derece kritik önem taşıyor. Ülke çapında kısa süreli, etkin eğitim programı olan diyabet kamplarının yaygınlaştırılması da yine önem taşıyor.” Türkiye erişkin diyabetinde Avrupa’da ilk sırada Türkiye’de diyabetin diğer ülkelere kıyasla hızla arttığına dikkat çeken Koç Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hast. Uzm. Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli de, “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 9,6 milyon erişkin diyabetle yaşıyor, bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da diyabetli erişkin sayısının en yüksek olduğu ülke konumuna getiriyor. Diyabetli nüfusumuzun artışıyla birlikte, özelikle iş bulma ve işyerinde güvenli çalışma aşamalarında diyabetli bireyler aleyhine önyargıların olduğunu duyuyoruz. Bu yıl IDF de Dünya Diyabet Günü temasını ‘Diyabet ve İşyeri’ olarak belirledi. Bu önyargıları kırmak ve negatif anlamda ayırımcılığı önlemek çok önemli,” dedi. Diyabetin doğru yönetildiğinde çalışma hayatını engelleyen bir sağlık durumu olmadığının altını çizen Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli, işverenlerin ve çalışma arkadaşlarının da diyabet konusunda farkındalık sahibi olmasının diyabetlilerin iş yaşamını kolaylaştıracağının önemini dile getirdi. Prof. Dr. Deyneli, diyabet dostu şirketlerin aslında sağlık dostu olduklarının da altını çizdi. Toplumsal farkındalığın artması çok önemli Toplantıda diyabetli çocukların aileleri ve diyabetli çocuklar da söz alarak deneyimlerini paylaştı. Aileler, diyabetin doğru bilgi, düzenli takip ve bilinçli bir yaşam tarzıyla etkili bir şekilde yönetilebileceğini vurguladı. Aileler, benzer deneyimleri paylaşmanın hem çocuklara hem de ebeveynlere moral verdiğini, bu süreçte dayanışma ve karşılıklı desteğin büyük önem taşıdığını dile getirdi. Ayrıca, toplumsal farkındalığın artmasının hem tedavi sürecini kolaylaştıracağını hem de çocukların yaşam kalitesine olumlu katkı sağlayacağını ifade ettiler.

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu  Haber

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu 

Kuantum dünyasının önde gelen araştırmacılarını, dünya çapında çok değerli akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getiren zirve, kuantum bilimi ve teknolojilerinin geleceğine dair uluslararası bir buluşma noktası oldu. Açılış konuşmasında Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti: “Koç Üniversitesi olarak kuantum bilimini yalnızca bir araştırma alanı değil, ‘fiziğin dili ile mümkün olanın sınırları’ arasında bir köprü olarak görüyoruz. Uluslararası Kuantum Yılı’nda düzenlenen bu zirve, üniversitemizin bilginin sınırlarını zorlayan, disiplinlerarası ve küresel ölçekte etkili araştırmalar konusunda kararlılığını yansıtıyor. Amacımız, Türkiye’yi kuantum biliminde bölgesel bir lider, Koç Üniversitesi’ni ise bu alanda ulusal bir merkez haline getirmek” dedi. UNESCO’nun 2025’i “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” ilan etmesi kapsamında düzenlenen Kuantum Teknolojileri ve İnovasyonun Geleceği Zirvesi, 6 Kasım 2025 tarihinde Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlendi. Etkinlik bilim, teknoloji ve inovasyonun geleceğini şekillendiren uluslararası bir platform olarak büyük ilgi gördü. Zirve, kuantum dünyasının önde gelen araştırmacıları, dünya çapında çok değerli akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla kuantum bilimi ve teknolojilerinin toplumsal ve ekonomik dönüşümdeki rolünü çok yönlü biçimde ele aldı. Katılımcılar, kuantum hesaplama, iletişim, sensör teknolojileri, veri güvenliği ve yapay zekâ gibi alanlardaki son gelişmeleri tartıştı. Prof. Dr. Metin Sitti: “Kuantum teknolojileri düşünme biçimimizi dönüştürüyor” Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, açılış konuşmasında kuantum alanının geleceğe yön veren stratejik bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilim insanlığın en birleştirici dili; farklı disiplinleri, kurumları ve kültürleri ortak bir merak etrafında buluşturuyor. Kuantum bilimi de bu birliğin en güçlü örneklerinden biri; mühendisliği, fiziği ve teknolojiyi aynı potada eritiyor. Bu zirve, hayal gücüyle doğruluğun, keşifle iş birliğinin kesiştiği bir dönemin kapılarını aralıyor” dedi. Kuantum Yılı’nın küresel ayağı Türkiye’de UNESCO’nun küresel ölçekte yürüttüğü “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” girişimi, bilimsel farkındalığı artırmayı ve kuantum teknolojilerinin disiplinlerarası etkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Koç Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, girişimin Türkiye ayağı olarak bilimsel iletişim, uluslararası iş birliği ve inovasyon kültürü açısından önemli bir adım oluşturdu. Zirve kapsamında yapılan oturumlarda, kuantum teknolojilerinin sadece bilimsel değil, ekonomik ve stratejik boyutları da ele alındı. Katılımcılar, enerji verimliliğinden ilaç geliştirmeye, veri güvenliğinden yapay zekâya kadar birçok alanda kuantum tabanlı çözümlerin geleceğe etkisini değerlendirdi. Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Müstecaplıoğlu, Koç Üniversitesi’nin kuantum araştırmalarındaki vizyonunu anlattığı konuşmasında, üniversitenin temel bilimlerden mühendisliğe uzanan disiplinlerarası birikiminin Türkiye’nin kuantum teknolojileri ekosistemine yön verecek bir merkez oluşturduğunu vurguladı. “Kuantum biliminde yalnızca teknoloji üretmiyor, aynı zamanda bu teknolojilerin insanlığa fayda sağlayacak etik ve toplumsal yönlerini de tartışıyoruz” dedi. Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü Direktör Emeritus’u ve Ottawa Üniversitesi Fizik Bölümü fahri profesörü Gerd Leuchs, kuantum optiğinin geleceğini ele aldığı sunumunda, ışığın doğası ve kuantum gürültüsünün sınırlarını zorlayan yeni ölçüm tekniklerinden söz etti. Kuantum metrolojisi ve fotonik alanındaki gelişmelerin, haberleşmeden tıbba kadar pek çok uygulamayı dönüştüreceğini belirtti. Universidad Complutense de Madrid’te ve Almanya’daki Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Luis L. Sánchez-Soto, kuantum metrolojisi ve sensör teknolojileri üzerine yaptığı konuşmada, kuantum ilkelerinin doğadaki en küçük değişimleri bile ölçebilme kapasitesine dikkat çekerken; Palermo Üniversitesi ve Queen’s University Belfast’ta görev yapan Prof. Dr. Mauro Paternostro, kuantum bilgi ve hesaplama sistemlerinin sınırlarını anlattığı konuşmasında, kuantum termodinamiği ve bilgi işleme alanlarındaki son gelişmelerin, klasik bilgisayarların ötesine geçen yeni bir çağ başlattığını vurguladı. 2024 Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası sahibi ve Cambridge Üniversitesi Cavendish Laboratuvarı Başkanı olan Prof. Dr. Mete Atatüre ise konuşmasında kuantum optiği ve katı hal kuantum sistemlerinde yaşanan son gelişmelerin, kuantum teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinde nasıl kritik bir rol oynadığını anlattı ve spin-foton etkileşimleri ve atomik ölçekteki 2D malzemelerin kuantum cihaz tasarımına sunduğu olanaklara değindi. Bilimsel etik ve özgünlük özel oturumda ele alındı Zirvenin öne çıkan bölümlerinden biri, Koç Üniversitesi’nin öncülüğünde düzenlenen “Bilimsel Yayıncılıkta Özgünlük ve Etik” başlıklı özel oturum oldu. Akademik üretimde özgünlüğün, güvenilirliğin ve etik değerlere bağlılığın öneminin vurgulandığı oturum, genç araştırmacılardan deneyimli akademisyenlere kadar geniş bir katılımcı kitlesine hitap etti. Panelde, bilimsel bilginin paylaşımı, yapay zekânın akademik yazım süreçlerindeki rolü ve yayıncılığın geleceğine dair kapsamlı bir tartışma yürütüldü. Bilimsel iş birlikleri ve yeni araştırma alanları için güçlü bir zemin Zirve, yalnızca bilimsel bilgi paylaşımının değil aynı zamanda akademi, sanayi ve kamu arasında etkileşim ve iş birliğini güçlendiren bir platform sundu. Katılımcılar, yeni araştırma alanları ve ortak projeler üzerine görüş alışverişinde bulunarak, Türkiye’nin kuantum teknolojileri alanındaki konumunu güçlendirecek adımlar için önemli temaslarda bulundu. İki gün süren yoğun programın ardından zirve, katılımcılara geleceğin bilimi ve teknolojisine dair ilham verici bir perspektif sundu. Koç Üniversitesi, bilimsel mükemmeliyet ve yenilikçi araştırma vizyonu doğrultusunda, gelecekte de bu alandaki ulusal ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sürdürecek.

11. Haliç Dostluk Kupası Koç Üniversitesi’nin Haber

11. Haliç Dostluk Kupası Koç Üniversitesi’nin

Rahmi M. Koç Müzesi önünde başlayan ve Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü önünde son bulan 11. Haliç Dostluk Kupası Yarışı’nda Koç Üniversitesi kürek takımı birinci oldu. Yarışın ardından Cibali Kampüsü’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Funda Yağcı Acar, bu yıl 11’incisi düzenlenen Haliç Dostluk Kupası’nın gelenekselleştiğine dikkat çekerek, “Bugünü, sadece bir yarış günü değil, aynı zamanda birbirimize olan bağlılığımızı ve dayanışmamızı kutladığımız bir gün olarak gördüğümü belirtmek isterim” dedi. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz ise kazanan ekibi tebrik ederek, “Her biriniz bu yarışın kazananısınız. Sizlerin bu kıymetli çabalarınız sayesinde Haliç Dostluk Kupası’nın herkesin imrendiği bir geleneğe dönüştüğüne tanık olmaktan büyük gurur duyuyorum” diye konuştu. Koç Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi kürek takımları, “Haliç Dostluk Kupası” için bir kez daha yarıştı. Bu yıl 11. kez genç sporcuları sporun ve dostluğun etrafında buluşturan Haliç Dostluk Kupası’nda, Koç Üniversitesi kürek takımı birinciliği göğüsleyen takım oldu. 2.100 metrelik parkurda gerçekleşen yarış, 10 Mayıs Cumartesi günü saat 10.00’da Rahmi M. Koç Müzesi önünde başladı ve Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü önünde sona erdi. Genç sporcular dakikada ortalama 36 kürek çekerek zorlu parkuru tamamladı. Bu yılın kazananı, 7 dakika 50 saniyelik derecesiyle Koç Üniversitesi kürek takımı oldu. Koç Üniversitesi kürek takımında bu yıl antrenör Yalçın Fidancı yönetiminde, dümenci Beyza Ateş ve kürekçiler Burak Erten, Yusuf Kaya, Çağan Dayıoğlu, Muhammed Kaan Hançer, Ozan Demir, Çağlar Dayıoğlu, Salihcan Kahraman ve Arda Berat Çekeceker yarıştı. Yarışın ardından Cibali Kampüsü’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Funda Yağcı Acar, bu yıl 11’incisi düzenlenen Haliç Dostluk Kupası’nın gelenekselleştiğine dikkat çekerek yarışmayla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Gelenekleri severim; özellikle de 11 yıldır sportmenlik ruhu ile disiplin gibi çok önemli değerleri ön plana alan bir spor faaliyetinin parçası olmak çok daha anlamlı ve güzel. Bu artık sadece iki üniversite arasında gerçekleştirilen bir yarış değil; aynı zamanda iki büyük geleneğin ve rekabetin muhteşem gösterisi. Bu nedenle bugünü, sadece bir yarış günü değil, aynı zamanda birbirimize olan bağlılığımızı ve dayanışmamızı kutladığımız bir gün olarak gördüğümü belirtmek isterim. Sizlerin sporla edindiği sabır, sebat, disiplin, emek ve ulaştığınız sonuçlar tum hayatına sirayet edecek. Her iki takımın yarışmacılarına, katılımcılarımıza ve destekçilerimize teşekkür ediyorum.” Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz ise kazanan ekibi tebrik ederken bir yandan da genç sporcuların tüm bu süreçteki azimli çalışmalarının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz, “11. Haliç Dostluk Kupası ile hepimizi bu özel günde bir kez daha bir araya getiren Koç Üniversitesi’nin ve Kadir Has Üniversitesi’nin sevgili gençlerine yürekten teşekkür ederim. Her iki takımın sporcuları, her zamanki sportmen ruhlarıyla; disiplin ve uyum içinde çalışmanın çok güzel birer örneğini oluşturdu. Her biriniz bu yarışın kazananısınız. Sizlerin bu kıymetli çabalarınız sayesinde Haliç Dostluk Kupası’nın herkesin imrendiği bir geleneğe dönüştüğüne tanık olmaktan büyük gurur duyuyorum. Bir kez daha tüm içtenliğimle hepinizi kutluyorum.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.