Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Koç Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Koç Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koç Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koç Üniversitesi’nden Avrupa Araştırma Konseyi Destekli İki Yeni Proje Haber

Koç Üniversitesi’nden Avrupa Araştırma Konseyi Destekli İki Yeni Proje

Bu yıl ERC Kavram Kanıtlama (Proof of Concept) çağrısına yapılan 554 başvuru arasından yalnızca 182 proje desteklenmeye hak kazandı. Yaklaşık yüzde 33’lük başarı oranına sahip bu rekabetçi çağrıda, Türkiye’den destek alan yalnızca iki proje bulunuyor ve her iki proje de Koç Üniversitesi öğretim üyelerine ait. 2012 yılından bu yana Türkiye’ye kazandırılan 63 ERC desteğinin 36’sı Koç Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yürütülüyor. ERC Kavram Kanıtlama desteği, temel bilim alanında elde edilen güçlü araştırma çıktılarının prototip geliştirme, güvenlik ve etkinlik testleri, patentleme, erken kullanıcı doğrulamaları ve ticarileşme gibi aşamalara taşınmasını amaçlayan son derece seçici bir fon. Yalnızca mevcut veya geçmişte ERC araştırma desteği almış araştırmacıların başvurabildiği bu program, çığır açıcı araştırmalar ile gerçek dünya uygulamaları arasındaki boşluğu kapatmayı hedefliyor. Üniversitenin bu başarısı, yalnızca uluslararası düzeyde bilimsel bilgi üretmekle kalmayıp, bu bilgiyi yenilikçi teknolojilere ve toplumsal etkiye dönüştürme kapasitesini de ortaya koyuyor. Türkiye'nin ERC Yolculuğunda Güçlü Bir Merkez: Koç Üniversitesi Doç. Dr. Didem Unat ve Doç. Dr. Levent Beker’in ERC Kavram Kanıtlama desteği başarıları, Koç Üniversitesi’nin Avrupa araştırma ekosistemindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 2012 yılından bu yana Türkiye’ye kazandırılan 63 ERC desteğinin 36’sı Koç Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yürütülüyor. Bu desteklerin 22’si ana ERC projelerinden, 14’ü ise ticarileştirme odaklı ek destekler olan Kavram Kanıtlama projelerinden oluşuyor. Bugüne kadar Koç Üniversitesi bünyesinde ERC desteği alan projelerin 25’i mühendislik, 8’i sosyal bilimler ve 3’ü moleküler biyoloji ve genetik alanlarında yürütülen araştırmaları kapsıyor. Koç Üniversitesi, ERC Kavram Kanıtlama programında Türkiye'den destek alan iki projeye birden ev sahipliği yaparken, Doç. Dr. Didem Unat da ERC Kavram Kanıtlama desteğini almaya hak kazanan Türkiye'den ilk kadın araştırmacı olarak önemli bir ilke imza attı. Yapay Zekâ Altyapılarının Kritik Darboğazına Çözüm: UNIPATH Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Didem Unat tarafından yürütülen UNIPATH (Universal Communication Data-Path Monitoring and Visualization for Sustainable AI and HPC) projesi, büyük yapay zekâ modellerinin eğitildiği dev veri merkezlerinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olan işlemciler arası veri iletişimi darboğazlarını çözmeyi hedefliyor. UNIPATH, farklı donanım üreticileriyle uyumlu çalışabilen ve uygulamanın en üst yazılım katmanından donanımın en alt seviyesine kadar uçtan uca görünürlük sağlayan ilk araç olmayı hedefliyor. Yapay zekâ veri merkezlerinde iletişim verimliliğinde sağlanacak yüzde 5 ila 10’luk bir artışın bile milyonlarca avroluk enerji tasarrufu yaratması ve yapay zekâ modellerinin daha hızlı eğitilmesini mümkün kılması bekleniyor. Ayrıca geliştirilecek yapay zekâ destekli asistanın, mühendislerin sistem hatalarını ve performans sorunlarını daha hızlı tespit etmelerine yardımcı olması amaçlanıyor. Doç. Dr. Didem Unat, projenin önemini şu sözlerle açıklıyor: "Bugün yapay zekâ sistemlerinin ölçeği ve enerji tüketimi benzeri görülmemiş bir hızla artıyor. UNIPATH ile amacımız, bu sistemlerin görünmeyen ancak kritik öneme sahip iletişim altyapılarını daha şeffaf, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale getirmek. Yapay zekâdaki küçük bir verimlilik artışı bile küresel ölçekte önemli bir enerji ve maliyet tasarrufu anlamına gelebilir." Kalp Krizinin İlk Sinyalini Yakalamayı Hedefleyen Giyilebilir Teknoloji: FIRST-SIGN ERC Kavram Kanıtlama desteği alan diğer proje ise Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Beker tarafından yürütülen FIRST-SIGN oldu. Proje, kalp hastalıklarının erken tanısı ve takibi için, kan almadan ve uzman sağlık personeli gerektirmeden kullanılabilecek giyilebilir bir biyosensör teknolojisi geliştirmeyi amaçlıyor. Göğüs ağrısıyla sağlık kurumlarına başvuran hastalarda, kalp krizini doğrulamak ya da dışlamak için gereken kardiyak ölçümler çoğu zaman vaktinde yapılamıyor. Üstelik hastaların taburcu olduktan sonra evde kullanabilecekleri güvenilir bir takip aracı da bulunmuyor. FIRST-SIGN, bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Proje kapsamında geliştirilecek giyilebilir cihaz, ağrısız bir şekilde cilde uygulanarak kan almadan ve ağrı hissi oluşturmadan kritik kardiyak bilgilerin akıllı telefon üzerinden okunmasını sağlayacak. Bu teknoloji sayesinde kalp hasarının daha erken saptanması, hastaların daha hızlı değerlendirilmesi ve taburculuk sonrasında sessiz ilerleyen kötüleşmelerin erken dönemde tespit edilmesi hedefleniyor. Proje, Koç Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. İskender Yilgör ve Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Dilek Ural ve Prof. Dr. Ender Ödemiş’in de uzmanlığıyla disiplinlerarası bir işbirliği içinde yürütülecek. Doç. Dr. Levent Beker projenin hedefini şöyle özetliyor: "Kalp hastalıklarında erken müdahale hayat kurtarıyor. FIRST-SIGN ile hedefimiz, kritik kardiyolojik parametrelerin yalnızca hastane ortamında değil, ambulanslarda ve hastaların evlerinde de kolayca takip edilebilmesini sağlamak. Bu teknoloji, kalp hastalıklarının tanı ve takibinde daha erişilebilir, hızlı ve hasta dostu bir yaklaşımın önünü açabilir." Temel Araştırmadan Gerçek Dünya Uygulamalarına Uzanan İki Yenilikçi Teknoloji UNIPATH ve FIRST-SIGN projeleri, biri sürdürülebilir yapay zekâ altyapılarını, diğeri ise kalp hastalıklarının erken tanı ve takibini hedefleyen çözümleriyle, temel araştırmanın gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinin güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Her iki proje de, Avrupa Araştırma Konseyi’nin Kavram Kanıtlama programının temel amacı doğrultusunda, laboratuvarda geliştirilen bilimsel bilgi ile toplumsal ihtiyaçlar arasında köprü kurmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanofi’de Avrasya'da Önemli Atama Haber

Sanofi’de Avrasya'da Önemli Atama

Sanofi Ürün Portföyünün yeni Terapötik Alanlara Genişlemesine liderlik etti Sanofi’de kariyeri boyunca farklı alanlarda önemli sorumluluklar üstlenen Yiğit Berik, özellikle yeni ürün lansmanları alanında şirketin büyümesine katkı sağlayan çalışmalara liderlik etti. Sağlık otoriteleri ve bilimsel paydaşlarla güçlü ve sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasına öncülük eden Berik; portföy stratejilerinin hayata geçirilmesi, yeni terapötik alanlardaki büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi ve Sanofi’nin erken evre ürün portföyünün Türkiye’ye kazandırılmasına önemli katkılar sundu. Avrasya Nadir Hastalıklar İş Biriminin Geleceğine Odaklanacak Yeni görevinde Yiğit Berik, Sanofi’nin Avrasya Nadir Hastalıklar İş Birimi’nin büyümesine liderlik edecek. Bu kapsamda iş biriminin dönüşümü, mevcut portföyün sürdürülebilir büyümesi ve yeni ürün lansmanları ile portföyün genişletilmesine odaklanacak. İzmir Özel Türk Koleji Fen Lisesi’nden mezun olan Berik, lisans eğitimini Koç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde 2010 yılında tamamladı. Ardından aynı üniversitede işletme yüksek lisansını (MBA) 2015 yılında bitirdi. Berik, 2019 yılında Sanofi’ye Ortaklıklar ve Yerel İş Birlikleri Müdürü olarak katıldı. Kariyeri boyunca farklı görevlerde artan sorumluluklar üstlenen Berik, son olarak Sanofi Türkiye Lansman İş Birimi Lideri olarak görev yaptı. Bu görevinde, Lansman İş Birimi’nin kurulmasına öncülük ederken, Sanofi’nin erken evre yenilikçi ürünlerinin lansman stratejilerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesine liderlik etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi  32’inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

Koç Üniversitesi 32’inci Dönem Mezunlarını Verdi

Lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrencinin mezun olduğu bu yıl okul birincileri Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak, Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ve İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık oldu. Törenin bu yılki konuk konuşmacısı, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende konuşan Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu gençlere, “Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum” diyerek seslendi. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti de, “Cesaretiniz güçlü olsun. Ve yarattığınız etki, sizden çok daha uzun yaşasın. Çünkü hayatın sonunda sahip olduğunuz unvanlar değil, dokunduğunuz hayatlar ve yarattığınız katkılar kalacak geriye. Hepiniz üniversitemizin önemli bir parçası oldunuz ve sonsuza dek öyle kalacaksınız. Sizlerden beklentilerimiz çok fazla ve her zaman yanınızda olacağız.” diye konuştu. Törende, kurumlar, politik ekonomi ve ekonomik kalkınma alanlarında gerçekleştirdiği öncü çalışmalarıyla, toplumların refah, özgürlük ve kalkınma düzeylerini belirleyen temel dinamiklere ilişkin anlayışa kalıcı ve dönüştürücü katkılarda bulunmuş çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Koç Üniversitesi’nde lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrenci 27 Haziran Cumartesi günü Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlenen mezuniyet töreninde diplomalarını aldı. Tören, Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Onursal Başkanı Rahmi M. Koç, Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Mütevelli Heyet ve Danışma Kurulu Üyeleri, akademisyenler, 2026 mezunları ve ailelerinin katılımıyla gerçekleşti. Koç Üniversitesi’nin 32. mezuniyet töreninde konuk konuşmacı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende, çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Cem Kozlu: Hayat boyu bir öğrenci gibi araştırarak ve sorgulayarak başarıya ulaşabileceğinizi unutmayın Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, konuşmasına Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini büyük bir özveri ve zengin bir vizyon ile yürüten, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Nur Yalman’ın üniversiteye yaptığı eşsiz katkılar için şükranlarını sunarak başladı. Cem Kozlu gençlere şöyle seslendi, “Değerli mezun adaylarımız 15-20 yıldır öğrencisiniz. Başarılı olmasaydınız, bugün beraber olamazdık. Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Prof. Dr. Metin Sitti: “Milyonların Hayatına Dokunan Bir Vizyon” Törende açılış konuşmasını yapan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, başta Üniversitenin kurucusu merhum Vehbi Koç olmak üzere Koç Üniversitesi’nin elde ettiği büyük başarılarda önemli katkıları bulunan Koç Ailesi’ne, Vehbi Koç Vakfı’na, Koç Üniversitesi Danışma Kurulu ve Mütevelli Heyetine, üniversitenin önceki yöneticilerine, akademik ve idari çalışanlara, öğrenci ve mezunlara teşekkür etti. Prof. Dr. Metin Sitti: “Bugün sizlerin başarısını kutlarken, bu başarının arkasındaki büyük vizyonu da hatırlatmak istiyorum. Bu yıl, Koç Topluluğu’nun kuruluşunun 100. Yılını kutluyoruz. Bir asır önce, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkesinin geleceğine inanan genç bir girişimci olarak yola çıkan Vehbi Koç’un ortaya koyduğu vizyon, bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan bir etkiye dönüşmüş durumda. Ancak Vehbi Koç’un mirası yalnızca iş dünyasında yarattığı başarılarla ölçülemez. O, eğitimin, bilimin, sanatın, kültürün ve toplumsal gelişimin güçlü bir ülkenin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanıyordu. Vehbi Koç, yalnızca ekonomik değer yaratan bir girişimci değil; eğitime, bilime, sanata ve toplumsal gelişime yatırım yaparak kalıcı kurumlar inşa eden bir vizyonerdi. Bugün Koç Üniversitesi de bu vizyonun en güçlü örneklerinden biridir. Ancak bugün, mezuniyet sevincimizi yaşarken, yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli bir ismimizi de anmak istiyorum. Uzun yıllar Mütevelli Heyet Üyemiz ve 2019–2025 yılları arasında Mütevelli Heyet Başkanımız olarak görev yapan Prof. Dr. Nur Yalman, yalnızca dünya çapında saygın bir akademisyen değil, aynı zamanda Üniversitemizin gelişimine yön vermiş vizyoner bir liderdi. Öğrencilerimizin yalnızca başarılı değil, aynı zamanda topluma değer katan ve olumlu değişim yaratabilen bireyler olacağına büyük güven duyardı. Bugün kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Metin Sitti: Bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır Koç Üniversitesi’nin genç bir üniversite olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Metin Sitti sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün mezun ettiğimiz sizler gibi, üniversitemiz de genç bir kurum; ancak yaşından çok daha büyük hayallere ve hedeflere sahip. Sizlerin doğduğu yıllarda henüz kuruluşunun ilk dönemlerini yaşayan üniversitemiz, bugün Türkiye'nin ve dünyanın saygın araştırma üniversiteleri arasında yer alıyor. Bu yıl da araştırmada, sağlıkta, girişimcilikte, sürdürülebilirlikte ve disiplinlerarası çalışmalarda önemli başarılara imza attık. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, yalnızca bugün nerede olduğumuz değil; gelecekte nasıl bir üniversite olmak istediğimizdir. Çünkü üniversitelerin dünyadaki rolü de değişiyor. Üniversiteler önce eğitim, sonra araştırma kurumlarına dönüştü. Bugün ise yeni bir aşamadayız. Artık yalnızca bilgi üretmek değil, o bilgiyi toplumsal, ekonomik ve insani değere dönüştürmek gerekiyor. Bugün dünyanın en başarılı üniversiteleri yalnızca ne kadar bilgi ürettikleriyle değil, yarattıkları etkiyle de ölçülüyor. Biz de Koç Üniversitesi olarak tam bunu hedefliyoruz. Yapay zekâdan robotiğe, sağlık teknolojilerinden sürdürülebilirliğe, kuantum teknolojilerinden sosyal bilimlere kadar her alanda yalnızca bilgi üretmeyi değil, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz. Çünkü bilgi değerlidir. Ama bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır. Hayatın yeni döneminde genç mezunların önünde farklı yollar olacağına dikkat çekerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Metin Sitti, “Şu anki mezuniyet enerjiniz öyle güçlü ve hepiniz yan yana iken bu güç o kadar daha büyüyor ki, bu enerjinizi başka enerjilere dönüştürüp dünyayı pozitif yönde dönüştürün lütfen. Daha güzel ve barış, refah ve huzur dolu günler için. Unutmayın, enerji tükenmez, peki ne olur? Dönüştürülür. Enerjiniz potansiyel enerji gibi statik bir enerjiye dönüşmesin. Kinetik enerjiye ve eyleme dönüşsün. Unutmayın, güzel yeni şeyleri (mesela bir eseri, kariyeri veya itibarı) kurmak çok emek, zaman, enerji, kaynak ve mücadele gerektirirken bunları yıkmak da o kadar kolay ve hızlı ki! Kimsenin kurduklarınızı yıkmasına izin vermeyin. Hayalleriniz büyük olsun. Kalbiniz iyi olsun.” Prof. Dr. Daron Acemoğlu: “İnsan zekâsı ile yapay zekâ birbirini tamamlayan güç olmalı” Törende mezunlara seslenen Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu ise yapay zekânın insanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojilerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Prof. Dr. Acemoğlu, son yıllarda bu alanda yaşanan hızlı gelişmelerin üretkenlik, bilimsel keşifler ve ekonomik büyüme açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak teknolojik ilerlemenin toplumsal refahı ve ekonomik kazanımları kendiliğinden tüm kesimlere yaymadığını vurgulayan Acemoğlu, yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknolojik kapasitesiyle değil, nasıl tasarlandığı, hangi amaçlarla kullanıldığı ve hangi kurumlar ile politikalar tarafından yönlendirildiğiyle de şekilleneceğini söyledi. İnsan zekâsı ile yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan güçler olarak görülmesi gerektiğini belirten Acemoğlu, çalışanların becerilerini geliştiren, yaratıcılığı destekleyen ve yeni fırsatlar yaratan insan odaklı yapay zekâ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Yapay zekâ çağında karşı karşıya olduğumuz temel sorunun teknolojinin ne yapabileceği değil, bu teknolojinin kimlerin yararına ve nasıl kullanılacağı olduğunu ifade eden Acemoğlu, mezunları teknoloji ile toplumsal sorumluluğu birlikte düşünmeye ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeye katkı sunmaya çağırdı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ile toplumsal refah üzerindeki etkilerini açıklayan araştırmaları nedeniyle 2024 yılında Alfred Nobel Anısına verilen İsveç Merkez Bankası Ekonomi Bilimleri Ödülü'ne layık görüldü. Araştırmalarında, uzun dönemli ekonomik ve toplumsal refahın temelinde kapsayıcı siyasi ve ekonomik kurumların yer aldığını, buna karşılık siyasal, ekonomik veya teknolojik gücün dar bir çevrede yoğunlaşmasının, sürdürülebilir kalkınmayı, ortak refahı ve demokratik yönetişimi tehdit eden başlıca unsurlardan biri olduğunu ortaya koydu. Törende duygu ve düşüncelerini dile getiren okul birincilerinden Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, “Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi çaresiz, güçsüz ve yalnız hissedeceğiz. Kontrol edemediğimiz koşullar bizi yoracak, hatta pes etmeye zorlayacak. Fakat gerçek güç, hiç düşmemek değil; her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkmayı seçebilmektir. Çünkü bizi yolumuzdan saptıran, karşımıza çıkan engeller değil; onlara teslim olmamızdır. En büyük başarı bazen yalnızca vazgeçmemeyi seçmektir. Koç Üniversitesi’nden geleceği şekillendirecek donanım ve cesaretle ayrılıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda, bugün buradan birer kıvılcım olarak çıkıyoruz; yarının alevleri olarak ülkemize ve dünyaya yön vermeye söz veriyoruz” dedi. Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak ise “Her zaman meraklı olmanın ve olaylara farklı perspektiflerden bakabilmenin çok kıymetli olduğuna inandım. Koç Üniversitesi, merakımı doğru sorularla yönlendirmeyi öğreterek beni geleceğe hazırladı. Özellikle, ekonomiye ek olarak psikoloji eğitimi almak, hayata ve olayların altında yatan nedenlere daha derin bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Hepimizi bugüne ve bu ana getiren ortak nokta, yolumuza devam etmeyi seçmiş olmamızdır. Ben inanıyorum ki, bu yolculukta azim, disiplin ve kararlılık ne kadar değerliyse; nezaket, yardımseverlik ve empati de bir o kadar değerlidir. Çünkü başarı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, başkalarının hayatlarında bırakılan olumlu etkiyle de ölçülür” diye konuştu. Bugün aslında beş yıllık bir hikâyenin sonundan çok yeni bir hikâyenin başlangıcında olduklarına dikkat çeken Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ise sözlerine şöyle devam etti: “Birkaç dakika sonra bu kampüsten ayrılacağız; dünyanın farklı yerlerine, farklı mesleklere ve farklı hayatlara dağılacağız. Bu yüzden geride bıraktığımız yıllardan değil, önümüzdeki dünyadan bahsetmek istiyorum. Önümüzdeki dünya bizden uyum sağlamamızı, sıraya girmemizi, ‘herkes böyle yapıyor’ dememizi ve sorumluluğu bir üst makama devretmemizi isteyecek. Bugün sizden yalnızca tek bir şey istiyorum: Ne yaparsanız yapın, düşünmeyi bırakmayın. Bir mühendis, bir doktor, bir bilim insanı, bir girişimci ya da yalnızca bir yurttaş olarak, yaptığınız işin sonuçlarını sorgulamayı bırakmayın. Çünkü dünyayı ileriye taşıyacak şey büyük kahramanlıklar değil; sıradan insanların zihinlerini sisteme teslim etmemesidir” İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık törendeki konuşmasında “Koç Üniversitesi’nin en kıymetli kaynağının değerli öğrencileri olduğu aşikârdır. Geleceğin liderleri şüphesiz okulumuzun sıralarından yükselecektir. Geleceğin liderlerine, okulumuzda geçirdiğim 5 yılda aldığım en önemli dersten bahsetmek isterim. Bu ders, sınıflarımızda anlatılmış olanlardan farklı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından tam bir asır önce dile getirilmiştir. Ve benim birinci olma yolculuğumda kendi kendime tekrarladığım tek bir cümleden oluşur: “Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Zor zamanlarda yaşadığımız kaygılar bizleri umutsuzluğa sürüklemesin, asla heyecanımızı ve kararlılığımızı kaybetmeyelim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi Geliştirecek Haber

ASELSAN Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi Geliştirecek

ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek dört yıllık proje kapsamında, kuantum bilgisayarların en kritik bileşenlerinden biri olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi yerli ve milli olarak geliştirilecek. Kuantum bilgisayarların hesaplama gücündeki oyun değiştirici etkisi sayesinde savunma sanayii, siber güvenlik ve kriptoloji, ilaç, kimya, finans ve malzeme bilimi gibi birçok sektörde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. Bugün dünyada teknoloji şirketleri, araştırma merkezleri ve kamu destekli programların odağında yer alan kuantum teknolojileri, geleceğin stratejik rekabet alanlarından biri olarak görülüyor. Kuantum bilgisayarların kalbi yerli olarak geliştirilecek Yapılacak çalışmalarla birlikte; Türkiye’nin kuantum donanım alanında teknolojik bağımsızlığının sağlanması,Kritik kuantum bileşenlerinde dışa bağımlılığın azaltılması,Yoğun madde fiziği, mikrodalga mühendisliği, elektronik, kuantum bilgi teorisi gibi alanlarda yetkinlik artışı ve araştırma-geliştirme çalışmalarına altyapı kazandırılması,Savunma, iletişim ve bilgi güvenliği alanlarında kuantum teknolojileri altyapısının oluşturulması,Kuantum teknolojileri için ihtiyaç duyulacak insan kaynağının yetiştirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile çalışılacak. QPU tasarımlarının uzun süredir yapıldığı projede, ASELSAN’da birimlerin seri üretimi için gerekli altyapı yatırımları da tamamlanıyor. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2021 yılından beri çalıştığımız, geleceğin dünyasını şekillendirecek kuantum teknolojilerinde stratejik bir adım daha attık. ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi’nde ilk imzalar atıldı. Proje kapsamında geliştireceğimiz süper iletken işlemci birimlerinin üretimlerini, yatırımlarına tüm hızıyla devam ettiğimiz Türkiye’nin ilk süper iletken üretim evinde gerçekleştireceğiz. Eşzamanlı olarak, kuantum çip üretim evini ASELSAN’da hayata geçirecek yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Süperiletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi ile kuantum bilgisayarların kalbi sayılan kuantum işlemci birimini yerli ve milli olarak tasarlayıp üretecek, geleceğin teknolojilerinde dışa bağımlılığımızı azaltacak ve ülkemize öncü bir Ar-Ge altyapısı kazandıracağız. Değerli paydaşlarımız Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile birlikte yüksek teknolojide ülkemizi zirveye taşımaya kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı Haber

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı

Koç Üniversitesi – ESAS Holding Alternatif Yatırımlar Merkezi (KUES) tarafından hazırlanan “Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu”, 18 Haziran’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. ESAS Plaza Hubitat’ta gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin mevcut görünümü, yatırım eğilimleri, sektörel dağılımı ve gelişim alanlarına ilişkin rapor bulguları değerlendirildi. Etkinliğe T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu katılırken; ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru ile Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey toplantının açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler. KUES Akademik Direktörü Doç. Dr. Uğur Çelikyurt ise yaptığı sunumda rapor ile ilgili öne çıkan verileri ve bulguları paylaştı. Çağatay Özdoğru: “Türkiye kendi dinamiklerine sahip bir ekosistem haline geldi” Toplantıda konuşan ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru, raporun Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son yıllardaki gelişimini ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “ESAS olarak, sürdürülebilir büyümenin ve geleceği inşa etmenin yolunun alternatif yatırımlardan ve teknoloji odaklı girişim sermayesi ekosistemini desteklemekten geçtiğine inanıyoruz. Koç Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz KUES bünyesinde hazırlanan bu rapor, ekosistemimizin kat ettiği mesafeyi ve ulaştığı olgunluk düzeyini ortaya koyuyor. Türkiye artık tesadüfi ya da münferit başarı hikâyeleriyle anılan bir yapı olmaktan çıkarak, kendi dinamiklerine, güçlü bir bilgi birikimine ve yatırım kültürüne sahip bir ekosistem haline geldi. 2020-2022 yıllarında ulaşılan yüksek yatırım seviyelerinin ardından 2025 yılında daha dengeli bir görünüm oluşsa da bugün ulaşılan ölçek geçmiş dönemlerin önemli ölçüde üzerinde bulunuyor. İşlemlerin büyük bölümünü oluşturan erken aşama girişimler, ekosistemin en güçlü yönlerinden biri olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde girişimlerin büyüme ve ölçeklenme aşamalarında ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının güçlendirilmesi, ekosistemin gelişimi açısından önem taşıyor. Yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve yerli yatırımcıların uluslararası pazarlardaki faaliyetleri de Türkiye’nin küresel girişimcilik ağları içindeki konumunu destekliyor. Son 15 yılda uygulanan kamu politikaları, teşvikler ve üniversite-sanayi iş birlikleri de bu gelişimde önemli rol oynadı. ESAS olarak alternatif yatırımlara odaklanmayı, ekosistemin gelişimine katkı sunmayı ve Türkiye’nin teknoloji odaklı küresel rekabet gücünü destekleyecek adımlar atmayı sürdüreceğiz. Prof. Dr. Hakan Ürey: “KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir” Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey ise girişimcilik ekosistemlerinin yalnızca sermaye ile değil; bilgi, araştırma, insan kaynağı ve güçlü iş birlikleriyle geliştiğine dikkat çekti. Ürey, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma yapan kurumlar değil, aynı zamanda girişimcileri, yatırımcıları ve fikirleri bir araya getiren ağların merkezinde yer alan stratejik aktörler olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıllık dönüşümünü ortaya koyarken, üniversitelerin girişimcilik ve inovasyon ekosistemindeki kritik rolünü de görünür kılıyor. Koç Üniversitesi ile ESAS iş birliğiyle kurulan KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir. Merkezin daha ilk yılında ortaya koyduğu bu kapsamlı çalışma, yalnızca bugünü anlamamıza yardımcı olmuyor; aynı zamanda Türkiye’nin girişimcilik, teknoloji ve yatırım politikalarına yön verecek önemli bir referans kaynak oluşturuyor.” 11 Binden fazla yatırım işlemi analiz edildi PitchBook ve Startups.watch veri tabanlarından yararlanılarak hazırlanan rapor, 2006-2025 döneminde gerçekleşen 11 binden fazla yatırım işlemini, 5.800’den fazla girişimi ve 4.500’den fazla yatırımcıyı kapsıyor. Çalışma, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıldaki gelişimini ve temel eğilimlerini veri odaklı bir yaklaşımla inceliyor. Rapora göre Türkiye girişim sermayesi ekosistemi son yıllarda istikrarlı bir büyüme gösterdi. Özellikle 2018 sonrasında yatırım işlem sayılarında belirgin artış yaşanırken, 2020-2022 dönemi yatırım tutarlarında tarihi seviyelere ulaşıldı. 2025 yılında daha dengeli bir görünüm öne çıksa da ekosistemin ulaştığı toplam hacim ve işlem ölçeği geçmiş dönemlerin üzerinde seyretmeye devam etti. Erken aşama girişimler ekosistemin temel gücünü oluşturuyor Rapora göre girişim sermayesi işlemlerinin yaklaşık %80’i tohum aşamasında gerçekleşirken, toplam yatırım hacminin yaklaşık %66’sı geç aşama yatırımlardan kaynaklanıyor. Bu tablo, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin en güçlü yönünün yeni girişimler üretme kapasitesi olduğunu, en önemli zorluğunun ise bu girişimlerin büyüme ve ölçeklenme süreçlerini finanse etmek olduğunu ortaya koyuyor. Sektörel dağılım incelendiğinde yazılım sektörü hem yatırım işlem sayısında hem de yatırım tutarında ilk sırada yer alıyor. Yazılımı perakende ve finans dışı hizmetler takip ederken, teknoloji yoğun sektörlerin yatırım çekme performansı dikkat çekiyor. Uluslararası bağlantılar güçleniyor Rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin uluslararası yatırım ağlarıyla daha güçlü ilişkiler kurduğunu ortaya koyuyor. Gerçekleşen işlemlerin yüzde 75’i yerli yatırımcılar ile yerli girişimler arasında gerçekleşirken, yurt dışı bağlantılı yatırımlar daha yüksek işlem hacimleriyle öne çıkıyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye merkezli girişimlere ilgisinin arttığı, yerli yatırımcıların da yurt dışındaki girişimlerde daha aktif rol almaya başladığı görülüyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımların ölçeklenme aşamasındaki şirketlerde yoğunlaştığı belirtiliyor. Coğrafi dağılım açısından İstanbul ekosistemin merkezi konumunu korurken, Ankara ikinci önemli merkez olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca bazı şehirlerin ekonomik büyüklüklerinin üzerinde bir girişimcilik performansı sergilediğine dikkat çekiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi Haber

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi

Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, Bizans Anadolu’sunun sınırlarını, komşuluk ilişkilerini ve kültürel dönüşüm süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri İstanbul’da bir araya getiren sempozyumda, Bizans mirasına ilişkin güncel araştırmalar ve yeni bakış açıları tartışıldı. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından düzenlenen Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul’da gerçekleştirildi. “Mekânın Müzakeresi: Bizans Anadolu’sunda Sınırlar, Komşular ve Etkileşimler” temasıyla düzenlenen sempozyum, Bizans çalışmaları alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarını bir araya getirdi. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) Vekil Direktörü ve Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, açılış konuşmasında sempozyumun Bizans Anadolu'sunu sınırlar, komşuluk ilişkileri ve kültürel etkileşimler perspektifinden yeniden değerlendirmek için önemli bir platform sunduğunu vurguladı. Uytterhoeven, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumun, Anadolu'nun çok katmanlı geçmişine ilişkin yeni bakış açılarını teşvik ettiğini belirtti. Sempozyumun açılış sunuşunu ise New York Metropolitan Müzesi Bizans Sanatı Küratörü Emerita Dr. Helen C. Evans yaptı. “Exploring Approaches to Byzantine Anatolia”, “Bizans Anadolu’suna Yaklaşımları Keşfetmek” başlıklı konuşmasında Evans, Bizans Anadolu'sunun yalnızca siyasi sınırlar üzerinden değil; ticaret, göç, kültürel etkileşimler ve farklı topluluklar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, Geç Antik ve Bizans Anadolu’sunun değişen sınırları, Bizans ile İslam ve Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültürel alışveriş süreçleri, kentler, mimari miras, kutsal mekânlar ve farklı topluluklar arasındaki etkileşimler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’den akademisyenler; tarih, arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi ve kültürel miras alanlarındaki güncel araştırmalarını paylaştı. Sempozyumda; Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Luca Zavagno, Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alexander Beihammer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Koray Durak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Keçiş ve Prof. Dr. Turhan Kaçar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Yoncacı Arslan, Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Natalia Poulou, Avusturya Bilimler Akademisi’nden (ve bu yılın ANAMED kıdemli bursiyerlerinden) Dr. Rustam Shukurov, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Keser-Kayaalp, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alessandra Ricci dahil olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı sunum gerçekleştirdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını Courtauld Sanat Enstitüsü’nden Prof. Dr. Anthony Eastmond yaptı. Kapanış oturumunda, Bizans Anadolu’suna yönelik araştırmaların geleceği, disiplinlerarası yaklaşımların önemi ve farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yönelik yeni araştırma alanları ele alındı. Koç Üniversitesi ve Stavros Niarchos Vakfı’nın destekleriyle 2015 yılında kurulan GABAM, Türkiye’de Geç Antik ve Bizans sanatı tarihi, arkeolojisi ve kültürel miras alanlarında kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. Merkez, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmaları destekleyerek uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine, akademik etkinliklerin düzenlenmesine ve Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasının daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kültürel mirasın korunması ve Bizans araştırmalarının gelişmesine önemli katkılar sunan Sevgi Gönül’ün vizyonunu yaşatan Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, yedinci kez düzenlenerek uluslararası akademik çevreleri İstanbul’da buluşturarak Geç Antik ve Bizans araştırmalarına yeni perspektifler kazandırdı. Sempozyum programı ve bildiri özetlerine https://sgsymposium.ku.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, 12. Haliç Dostluk Kupası’nda Güçlü Performansıyla   Öne Çıktı Haber

Koç Üniversitesi, 12. Haliç Dostluk Kupası’nda Güçlü Performansıyla Öne Çıktı

Yarışın ardından ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, “Bu yıl 12.sini düzenlediğimiz Haliç Dostluk Kupası yine son derece sportmen bir mücadeleye sahne oldu. İki üniversitemizin böyle bir geleneği olması gerçekten çok değerli. Bunu yaşattığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu yıl yarışın Anneler Günü’ne denk gelmiş olmasından da ayrı bir mutluluk duyuyoruz. Bu vesileyle tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, onların emeklerini minnetle anıyorum” dedi. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar ise kazanan ekibi tebrik ederek,“ Spor bizi birleştirdi, birleştirmeye devam edecek. Haliç'teki dostluğumuz çok kıymetli hepimiz için. Göstermiş olduğunuz emeğinizin karşılığında bugün burada var oldunuz, bu yarışa çıktınız. Bu her şeyden çok daha önemli bizim için. Ayrıca tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlarım” dedi. Koç Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi kürek takımları, “Haliç Dostluk Kupası” kapsamında bu yıl da Haliç’te yarıştı. 10 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilen organizasyonda Koç Üniversitesi kürek takımı birincilik elde etti. Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü önünden başlayarak Rahmi M. Koç Müzesi önünde sona eren Haliç parkurundaki 2.100 metrelik yarış, izleyicilere çekişmeli anlar yaşattı. Genç sporcular, dakikada ortalama 36 kürek çekerek yüksek tempolu bir mücadele sergiledi. Koç Üniversitesi kürek takımı, 6 dakika 53 saniyelik derecesiyle yarışı birincilikle tamamladı. Koç Üniversitesi kürek takımı, antrenör Yalçın Fidancı yönetiminde; dümenci Beyza Ateş ve sporcular Arda Berat Çekeceker, Salihcan Kahraman, Çağlar Dayıoğlu, Berkay Öztürk, Emirhan Çakır, Çağan Dayıoğlu, Ozan Demir ve Burak Erten’den oluşan kadrosuyla güçlü bir performans sergiledi. Yarışın ardından Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti şunları söyledi: “Öncelikle her iki takıma da tebrikler. İki üniversitemizin böyle bir geleneği olması gerçekten çok değerli. Bunu yaşattığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Sporun içinde dostluk, rekabet, disiplin ve bolca adrenalin olan versiyonlarını her zaman ayrı bir keyifle izliyorum. Kürek de bunların en zarif olanlarından biri ve müthiş bir uyum işi. Aynı anda hareket etmek, aynı ritmi yakalamak, birbirine güvenmek… Bunlar sadece sporda değil, hayatta da en zor ve en değerli şeyler” dedi. Diğer taraftan, bu yıl yarışın Anneler Günü’ne denk gelmiş olmasından ayrı bir mutluluk duyduklarını kaydeden Prof. Dr. Metin Sitti: “Hepimizin hayatında ilk ritmi, ilk disiplini, ilk dayanıklılığı öğreten insanlar annelerimiz… Belki de bugün burada izlediğimiz o uyumun, o azmin ve o kararlılığın temelinde onların emeği var. Bu vesileyle tüm annelerimizin Anneler Günü’nü şimdiden kutluyor, onların emeklerini minnetle anıyorum.” dedi. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar ise “Spor bizi birleştirdi, birleştirmeye devam edecek. Haliç'teki dostluğumuz çok kıymetli hepimiz için. Göstermiş olduğunuz emeğinizin karşılığında bugün burada var oldunuz, bu yarışa çıktınız. Bu her şeyden çok daha önemli bizim için. Çok teşekkür ederiz bize bugünü yaşattığınız için. Ev sahipliği için başta rektörümüz olmak üzere bütün Koç Üniversitesi mensuplarına çok teşekkür ederim. Bu vesileyle Anneler Günü’nü de kutlarım. Herkese güzel bir gün dilerim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.