Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kömür

Kapsül Haber Ajansı - Kömür haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kömür haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu Haber

Global Energy Monitor Raporu Kömür Enerjisindeki Çelişkiyi Ortaya Koydu

Dünyadaki kömür santrallerinin durumuna ilişkin en kapsamlı rapor olan ve bu yıl 11. kez yayımlanan “Yükseliş ve Çöküş 2026” raporuna göre, 2025 yılında küresel kömür kurulu gücü yüzde 3,5 arttı, ancak kömürden sağlanan elektrik üretimi yüzde 0,6 azaldı. Bu ayrışma, en belirgin şekilde kömürlü termik santrali inşaatlarının yüzde 95’inin gerçekleştiği Çin ve Hindistan'da görüldü. Buralarda rekor kıran rüzgar ve güneş enerjisi kapasite artışları, santral kurulumlarının son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına rağmen kömürü devre dışı bırakarak yeni talebin neredeyse tamamını karşıladı. Rapora göre kömür kullanımında kalıcı bir dönüşüm başladı. En kirli fosil yakıt olan kömürden uzaklaşma eğiliminin, Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gelişmelerin yol açtığı kısa vadeli enerji piyasası dalgalanmalarından çok daha kalıcı olduğu vurgulanıyor. Latin Amerika 2025'te yeni kömür santrali inşa etmeme kararı alan bölge statüsüne ulaştı ve Güney Kore kömürü tamamen terk etme taahhüdünde bulundu. Global Energy Monitor’un Küresel Kömür Santrali Takip Sistemi Proje Yöneticisi Christine Shearer, şöyle konuştu: “2025 yılında dünya daha fazla kömür santrali inşa etti, ancak kömür kullanımını azalttı. Gelişmeler de tek bir bölgede yoğunlaştı; kömürlü termik santrali inşaatlarının %95’i şu anda Çin ve Hindistan’da gerçekleşiyor ve bu ülkeler bile kömürü yerinden edecek kadar hızlı bir şekilde güneş ve rüzgâr enerjisi tesisleri inşa ediyor. 2026’ya doğru ilerlerken karşımıza çıkan temel zorluk, alternatiflerin bulunmaması değil, enerji sistemleri kömürden giderek uzaklaşırken bile kömürü gerekli gören politikaların devam etmesidir.” Türkiye kömürü “zirvede” bırakmalı COP31’e ev sahipliği ve başkanlık yapacak Türkiye’de, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömürlü termik santrali projesinden geriye yalnızca Afşin ve Elbistan A kömürlü termik santraline eklenmek istenen iki ünite projesi kaldı. Bu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına yönelik açılan davada, bilirkişi heyeti, projenin kamu yararı taşımadığı sonucuna vardı. Şubat 2026’da sunulan ikinci bilirkişi raporu da projenin “uygun olmadığı” yönündeki değerlendirmeyi teyit etti. Sivil toplum örgütleri, COP31 Başkanı Türkiye’nin kömürü “zirvede” bırakarak değişimi evinde başlatmasını talep ediyor. Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay şöyle konuştu: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı ve başkanlığını üstleneceği bir yılda hâlâ yeni kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi son derece kaygı verici. Sadece iklim eylemi değil enerji güvenliği açısından da güçlü bir liderliğin gerektiği bu dönemde Türkiye, kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair net planlar ortaya koyarak, doğayla uyumlu, toplumun parçası olarak yarar sağlayabileceği tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına dair bir enerji sistemine dayalı enerji dönüşümünü planlamalı. Kamu kaynaklarıyla gerileyen bir sektörü ayakta tutmaya çalışmak bu dönüşümü sadece geciktiriyor ve kıymetli kamu kaynaklarının halkı desteklemek yerine şirketleri ayakta tutmaya çalışarak israf olmasına neden oluyor. Anlamlı bir COP başkanlığı için Türkiye’nin atacağı en net adım, kömürü zirvede bırakmak olacaktır.” Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Cansu İlhan şöyle konuştu: “İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP) ilk kez başkanlık yapacak olması sebebiyle, uluslararası iklim gündeminde gözlerin Türkiye üzerinde olduğu bir yıldayız. Türkiye, kalan son termik santral projesi olan Afşin-Elbistan A’nın ek ünitelerini iptal ederek COP31 başkanlığına güçlü bir başlangıç yapabilir. Yeni kömür santrali projesi kalmaması önemli bir adım olsa da, ülkenin asıl ihtiyacı, devlet teşvikleriyle ayakta kalabilen ve yüksek arıza oranıyla çalışan termik santral filosu için kademeli bir kapatma programı. Adil geçiş ilkeleri çerçevesinde oluşturulacak bir kömürden çıkış programı, iklim hedefleri ve enerji güvenliği açısından öneminin yanında, kömür bölgelerinde istihdam ve kalkınmayı destekleyerek bölge halklarının refah düzeyini artırabilir ve ülke ekonomisini destekleyebilir.” 2025’in başlıca gelişmeleri şöyle: 2025’te dünya çapında kömürlü termik santrallerden elektrik üretimi gerilemesine rağmen toplam kömürlü termik santrali kurulu gücü artışını sürdürdü. Küresel kurulu güç %3,5 oranında artarken, kömürden üretilen elektrik %0,6 azaldı; bu durum, kurulu güç ile fiilî üretim arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koydu.Kömürden elektrik üretimindeki en belirgin düşüşler, yüksek düzeyde yeni kapasite devreye alınmasına rağmen Çin ve Hindistan’da gerçekleşti. Çin’de kömür kurulu gücü %6 artarken üretim %1,2 azaldı. Hindistan’da ise kurulu güç %3,8 artmasına rağmen üretim %2,9 geriledi. Her iki ülkede de rüzgâr ve güneş enerjisi, artan talebin büyük bölümünü karşılayarak kapasite artışı ile üretim düşüşü arasındaki farkın büyümesine katkı sağladı.Çin’de 2025 yılında yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projeleri toplam 161,7 GW ile tarihsel bir zirveye ulaştı. Ülkede proje aşamasında bulunan kömür kurulu gücü 500 GW’ın üzerinde.Hindistan’da 2025 yılında 27,9 GW yeni ve yeniden gündeme alınan kömürlü termik santrali projesi mevcut. Ülkede inşaat öncesi planlama aşamasında 107,3 GW, inşaat halinde ise 23,5 GW kurulu güç bulunuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde kaydedilen rekor artışlar sonucunda toplam kurulu gücün yarısından fazlası fosil yakıt dışı kaynaklara kaymış olmakla birlikte, Hindistan hükümeti önümüzdeki yedi yıl içinde 100 GW ilave kömür kapasitesi hedefi belirledi.Küresel ölçekte 2025 yılında kapatılması planlanan kömürlü termik santral ünitelerinin yaklaşık %70’i planlandığı şekilde kapatılmadı. Bu oran, Avrupa Birliği’nde %69, ABD’de ise %59 seviyesinde. AB’de resmi kömürden çıkış taahhütleri sürmekle birlikte, gecikmeler büyük ölçüde 2022–2023 enerji krizi sırasında alınan erteleme kararlarının devamı niteliğinde. ABD’de ise santral kapatmalarının ertelenmesi, federal düzeyde alınan kararlarla eski kömürlü termik santrallerinin işletmede tutulmasına yönelik doğrudan müdahalelerle ilişkili.Çin ve Hindistan dışındaki kömürlü termik santrali inşaatları, 2025 yılında küresel inşaat kapasitesinin sadece %5'ine gerileyerek rekor seviyede düştü.Endonezya’da kömürlü termik santrali filosu 2025 yılında %7 oranında büyüdü; bu artışın yaklaşık dörtte biri nikel ve alüminyum işleme faaliyetlerine hizmet eden özel kömürlü termik santrallerinden kaynaklanıyor. Ülke ayrıca, toplam 11 GW düzeyindeki önerilen kurulu güç ile Çin ve Hindistan’ın ardından küresel ölçekte üçüncü sırada yer alıyor.Türkiye’de, ülkenin yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği ve başkanlığı hazırlıkları sürerken, 2015 yılında 70’in üzerinde olan kömür santrali projesinden geriye yalnızca bir aktif proje kaldı.Hindistan dışındaki Güney Asya ülkelerinde kömür arzı büyük ölçüde ithalata bağımlı kalmaya devam ediyor. Pakistan, fosil yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha istikrarlı bir alternatif sunan dağıtık güneş enerjisini hızla yaygınlaştırırken; Bangladeş, fosil yakıt tedariki ve teknik altyapıya ilişkin sorunlarla karşı karşıya kaldı ve henüz kayda değer bir yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturamadı.Endonezya dışındaki Güneydoğu Asya’da devreye alınan yeni kömür kurulu gücü üst üste üçüncü yıl düşüş gösterdi. Bununla birlikte, 2026 yılında beklenen gaz arz kesintileri bazı ülkeleri mevcut kömür kapasitesine daha fazla bağımlı hale getirme riski taşıyor.Afrika kıtasında ise kömür projeleri ağırlıklı olarak Zimbabve ve Zambiya’da yoğunlaşmakta olup, bu iki ülke bölgedeki yeni kömür projelerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Global Energy Monitor’un yanı sıra, raporun ortak yazarları arasında The Africa Just Transition Network (AJTN), ARAYARA International Institute, Bangladesh Working Group on Ecology and Development (BWGED), CEE Bankwatch Network, Beyond Fossil Fuels, Centre for Research on Energy and Clean Air (CREA), Chile Sustentable, Climate Action Network (CAN) Europe, Coastal Livelihood and Environmental Action Network (CLEAN), Dhoritri Rokhhay Amra (DHORA), E3G, The Institute of Lawyers for the Protection of the Environment (INSAPROMA), Kiko Network, POLEN Transiciones Justas, Policy Research Institute for Equitable Development (PRIED), Razom We Stand, Reclaim Finance, Solutions for Our Climate (SFOC), Trend Asia, and Waterkeepers Bangladesh (WKB) yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve rüzgar, yerli kömür enerjisini kalıcı olarak geçti! Haber

Güneş ve rüzgar, yerli kömür enerjisini kalıcı olarak geçti!

Küresel enerji düşünce kuruluşu Ember'ın bu yıl dördüncüsünü yayınladığı, elektrik üretim ve tüketim verilerinin analiz edildiği ‘Türkiye Elektrik Görünümü’ raporu, Türkiye'de rüzgar ve güneş enerjisinin artık yerli kömürden daha fazla elektrik ürettiğini ortaya koyuyor. Rüzgar ve güneş enerjisi 2024 yılında 62 TWh enerji üreterek üst üste ikinci kez yerli kömürün (47 TWh) önüne geçti. Hatta yerli kömürün tarihi zirvesi olan 2019'daki 53 TWh’lik elektrik üretimini bile geçti ki bu, söz konusu durumun kalıcı olabileceğine işaret ediyor. Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, “Rüzgar ve güneşin yerli kömürden elektrik üretimini geride bırakmış olması Türkiye için önemli bir dönüm noktası ve rüzgar ve güneş enerjisinin artık ülkenin enerji güvenliğinin önemli bir parçası olduğunu gösteriyor” dedi. Türkiye’de 2023 ve 2024’te güneş kurulu gücünde dikkat çeken artış, güneşin elektrik üretimindeki payına da yansıdı. Rüzgardaki artış yavaşlarken kurak dönemlere rağmen hidroelektrik üretimi yükseldi.  Güneş enerjisinde rekor büyüme Türkiye'de güneş enerjisi 2024 yılında da hızla artmaya devam ederek bir önceki yıla göre yüzde 39 (+7,3 TWh) gibi rekor bir oranda büyüdü. Sadece 2024 yılındaki bu ilave güneş enerjisi, Türkiye'nin 2018 yılındaki toplam güneş enerjisi seviyesine (7,8 TWh) neredeyse eşit.  2023’teki güçlü büyümenin ardından, 2024 yılı güneş enerjisi kapasitesi için bir başka dönüm noktası oldu. Güneş enerjisi kapasitesi 2022'de 10,9 GW iken 2024 sonunda 19,8 GW'a ulaşarak neredeyse iki katına çıktı. Güneş enerjisinin güçlü performansı, rüzgar ve güneş enerjisi birlikte geçen yıl Türkiye'nin elektriğinin yüzde 18'ini üretti. Fosil yakıtların elektrik üretimindeki payı yüzde 55’e düştü Kömürden elektrik üretimindeki artışa (+4 TWh) rağmen kömürün Türkiye'de elektrik üretimindeki payı 2024 yılında yüzde 36,9'dan yüzde 35,6'ya düştü. Doğal gazdan elektrik üretimi ise 3 TWh (- yüzde 4) düştü. Böylece fosil yakıtların elektrik üretimindeki payı 1993'ten bu yana en düşük seviye olan yüzde 55'e indi. Ayrıca Türkiye'de elektrik üretiminde kullanılan kömür ve doğal gaz büyük ölçüde ithal ediliyor. 2024’te kömür yakıtlı elektrik üretiminin yüzde 61'i ithalata dayalı kömür santrallerinde gerçekleşti. Doğal gaz için de çok az yerli üretim söz konusu; geçen yıl Türkiye'de tüm sektörlerde tüketilen doğal gazın yüzde 96'sı ithal edildi. Fosil yakıt ithalatını ikame etmek için hedeflere ulaşılması COP29 sırasında açıklanan Türkiye'nin yeni 2035 kurulu güç hedefleri, ülkenin mevcut rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini dört katına çıkarmayı amaçlıyor. Bu hedeflere ulaşılması halinde, 2035 yılına kadar fosil kaynaklı elektrik üretiminin payı yüzde 20'nin altına düşebilir, rüzgar ve güneş enerjisinin payı ise yüzde 49'a yükselebilir.  Ancak bu hedeflere ulaşmak için rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik talebindeki yükselişi aşması gerekiyor. Son beş yılda talep 42 TWh artarken, rüzgar ve güneş enerjisindeki artış 31 TWh'te kaldı. Talepteki arta kalan artış ise ithal kömür ve doğal gazla karşılandı. Ufuk Alparslan sözlerini şöyle sürdürdü: “2035 yılı için öngörülen iddialı hedefler çerçevesinde, rüzgar ve güneş enerjisi Türkiye'nin elektriğinin yarısını karşılayabilecek düzeye gelebilir. Ancak hem artan elektrik talebini karşılamak hem de fosil yakıt ithalatının yerini almak için rüzgar ve güneş enerjisinin daha hızlı büyümesi gerekiyor. Bundan sonraki hedef, yerli yenilenebilir enerji kaynaklarının önünü açacak adımlar atmak olmalı.” Hidroelektrikten üretilen elektrik arttı Hidroelektrik, 2024 yılında toplam elektrik üretiminin yüzde 22’sini karşılayarak Türkiye’nin enerji güvenliğine güçlü bir katkı sağlasa da yıllık üretimindeki dalgalanmalar nedeniyle rüzgar ve güneş enerjisi gibi tamamlayıcı özelliğe sahip kaynaklarla desteklenmesi gerekiyor.  Bununla birlikte hidroelektrik santrallerinin 2024 yılında 2023’e kıyasla 11 TWh (+ yüzde 17) daha fazla elektrik ürettiği saptanırken ilkbaharda yaşanan kuraklık üretimi olumsuz yönde etkiledi. Akarsu tipi hidroelektrik üretimi kuraklık koşullarında azalırken barajlı hidroelektrik üretimi suyu depolayabilmesi sayesinde yükseliş kaydetti.  Rüzgardan elektrik üretiminde Türkiye bazı G7 ülkelerinin önünde Türkiye'de rüzgar enerjisi, 2022 yılına kadar istikrarlı yükselişini sürdürdü. O zamandan bu yana rüzgarın büyümesindeki yavaşlamaya rağmen, rüzgarın elektrik üretimindeki payı yüzde 11 olan Türkiye hala İtalya (yüzde 8,5) ve Fransa (yüzde 7,7) gibi G7 ülkelerinin önünde yer alıyor. Güneş enerjisindeki rekor büyümeye rağmen Türkiye, güneş enerjisi potansiyeli daha düşük olan Polonya'nın gerisinde kaldı, 2024 yılında Romanya tarafından da geçildi. Türkiye ile benzer güneş potansiyeline sahip İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi güney Avrupa ülkelerinde güneşin elektrik üretimindeki payı yüzde 14 ile yüzde 22 arasında değişiyor.  Çözüm önerileri ‘Türkiye Elektrik Görünümü’ çalışmasında, rüzgar ve güneş kurulumlarının artırılması ve yeni 2035 yılı hedeflerine ulaşılması için çözüm önerileri de getirildi: Kısıtlı bağlantı kapasitesi artırılmalı: Türkiye, hedeflediği gibi 2035’e dek güneşte 76,9 GW’lık kurulu güce ulaşabilir; bunun için her yıl 5,2 GW’lık güneş kapasitesi devreye alınmalı. Öte yandan bir rüzgar ya da güneş santralinin kurulabilmesi için o bölgedeki trafo merkezinde kullanılabilir kapasitenin olması, yeni bağlantı kapasitelerinin tahsis edilebilmesi için de yeni şebeke yatırımları gerekiyor. Bu nedenle yeni açıklanan hedeflerde ilk kez yer alan yüksek voltajlı doğru akım (HVDC) iletim hattı, 90 bin km yeni şebeke bağlantısı ve 942 yeni trafo merkezi hedeflerinin gerçekleştirilmesi de önem taşıyor. Hibrit santrallere kolaylık sağlanmalı: Kısıtlı bağlantı kapasitesine çözüm alternatiflerinden biri de hibrit santraller. Mevcut hidroelektrik ve rüzgar santrallerine ait bağlantı kapasitelerinin güneş gibi ikincil bir üretim kaynağı ile daha verimli bir şekilde kullanıldığı hibrit santrallerde, farklı üretim kaynaklarının birbirini tamamlayıcı özelliklerinden de faydalanılabilir.  İhalelerde iyileştirmeler: 2025 itibarıyla her yıl düzenleneceği duyurulan 2 GW’lık ihaleler, 2035 hedeflerine ulaşılması için önemli. İhalelerdeki yerli oranı şartı, uzun izin süreçleri ve bağlantı kapasitesi elde etme zorluğu nedeniyle rekabetin arttığı ihaleler sonucunda ortaya çıkan düşük fiyatlar, gelecekte ihale ile elde edilen projelerin de hayata geçirilmesine engel olabilir.  Bağlantı kapasitesinde yer açılmalı: Mevcut proje stokunun bir an önce hayata geçirilmesini sağlayacak politikalar izlenmeli. Proje stokunda devreye girme ihtimali olmayan projeler varsa, bunlar iptal edilerek yeni bağlantı kapasitesi açılabilir.  Yeni ihale çeşitleri eklenmeli Güneş için yüzer güneş santrali ihalesi, rüzgar için ise denizüstü rüzgar santrali ihaleleri düzenlenebilir. Komşu ülkelerle şebeke bağlantılarını güçlendirme. Rüzgar ve güneşten elektrik üretiminin artmasıyla birlikte komşu ülkelerle şebeke bağlantısını geliştirmek daha da önem kazanacak. Özellikle Nahçıvan ile Azerbaycan anakarası arasında bağlantının kurulmasıyla gelecekte inşa edilebilecek Nahçıvan-Türkiye enterkonneksiyonu, Türkiye’nin henüz planlama aşamasında olan Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri arasındaki enterkonneksiyon projelerinin de parçası olmasını sağlayacak. Türkiye ve Azerbaycan, yenilenebilir enerji potansiyellerini hayata geçirmeleri durumunda, doğu ve batı arasında köprü görevi görerek birer temiz enerji merkezi olabilir ve böylelikle elektrik ihracatıyla ek gelir yaratabilirler.   Rakamlarla 2024’te Türkiye’de Elektrik Üretimi: %39: Önceki yıla kıyasla güneşten elektrik üretimindeki artış  %18: Rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki payı %35,6: Kömürden elektrik üretiminin payı %61: Kömürden elektrik üretiminde ithal kömürün payı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.