Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kontrol

Kapsül Haber Ajansı - Kontrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kontrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bulut İş Yükü Güvenliğinde Güvenlik Açıklarına Dikkat Edin Haber

Bulut İş Yükü Güvenliğinde Güvenlik Açıklarına Dikkat Edin

Makine ve yazılımların yaygınlaşması, genellikle heterojen ve tutarsız kurallarla dolu ortamlar yaratıyor. Bu da sonuçta bunların savunulmasını zorlaştırıyor. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, bulut iş yükü güvenliğinde güvenlik açıklarına dikkat çekti. Bulut servis sağlayıcıları yeni sanal makinelerin oluşturulmasını kolaylaştırıyor ancak devreden çıkarılması çoğu zaman aynı hızla yapılmıyor. Çoklu bulut ortamlarında bu durum, güvenlik operasyonlarının dışında kalan iş yüklerinin artmasına neden oluyor. Genel bulut hizmeti sağlayıcıları (CSP) temel koruma sağlasa da işletim sistemi güncellemeleri, izleme ve erişim politikalarının güncellenmesi müşteriye ait sorumluluklar arasında yer alıyor. Bu nedenle sanal makinelerin fark edilmeden “kontrolden çıkma” riski artıyor. Bulut görünürlüğü ise birçok kuruluş için kalıcı bir sorun. Kuruluşların yalnızca yüzde 23’ü tüm iş yüklerine kapsamlı şekilde hâkim olduklarını belirtiyor. VM filolarının kontrolsüz büyümesi bu sorunu daha da derinleştiriyor. Yanlış yapılandırılmış depolama alanları ve açık API’ler ihlallerde öne çıkarken sanal makine kötüye kullanımı genellikle fark edilmesi zor bir şekilde gerçekleşiyor. Bir makine öğrenimi mühendisi için hazırlanan ve geniş okuma, yazma erişimi verilen bir VM, proje sona erdikten sonra çoğu kez olduğu gibi kendi hâline bırakılabiliyor. Bu ise saldırganlar için önemli bir fırsat alanı oluşturuyor. Google'ın H2 2025 Bulut Tehdit Ufukları Raporu'na göre, kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi ve yanlış yapılandırma, 2025'in ilk yarısında tehdit aktörlerinin bulut ortamlarına giriş noktalarında başlıca etkenler olmaya devam etti. Yayımlanan raporun H1 2026 sayısına göre, geçen yılın ikinci yarısında ilginç bir gelişme yaşandı; her iki ilk erişim vektörü de yazılım tabanlı istismarlar tarafından geride bırakıldı. IBM'in 2025 Veri İhlali Maliyet Raporu'na göre, birden fazla ortamı içeren bir veri ihlalinin ortalama maliyeti 5,05 milyon ABD doları iken "sadece" genel bulutu içeren bir veri ihlalinin ortalama maliyeti 4,68 milyon ABD doları ile çok geride kalmıyor. Çok az sayıda kuruluş, bulutu çeşitli şekillerde çekici kılan esnekliği ve maliyet verimliliğinden vazgeçmeyi göze alabilir. Daha gerçekçi bir hedef, karmaşıklığı anlaşılır ve yönetilebilir hâle getirmektir ve bu da görünürlükle başlar. Endişe verici bir şekilde, Cloud Security Alliance tarafından yapılan bir ankette, kuruluşların yalnızca %23'ünün bulut ortamlarına tam görünürlük sağladığı ortaya çıkmıştır. Bulut iş yükü güvenliğinde görünürlük ve kontrol Göremediğiniz şeyi güvence altına alamazsınız. Ancak "ham" görünürlük tek başına yeterli değildir. Tam bir resim oluşturmaya yardımcı olan bağlam ve korelasyon olmadan elde edeceğiniz şey, biraz daha iyi aydınlatılmış bir kaostan öteye geçmez. Ortamlar genelinde birleşik bir politika uygulamanın ve ardından kuralları, birden çok buluttaki sanal makineler ve kimlik katmanları dâhil olmak üzere çeşitli sistemlerde uygulamanın bir yoluna ihtiyacınız vardır. Muhtemelen bu tür bir birleşme, ortamı daha küçük hâle getirmez ancak saldırı yüzeyini azaltırken ortamı yönetilebilir hâle getirir. Her kimlik doğrulama denemesi, işlem başlatma, ağ bağlantısı ve dosya değişikliği bir yerde iz bıraktığında, telemetri verilerinin hacmi çok büyük olabilir. Bu nedenle, dikkatli bir şekilde uygulandığında otomasyon da aynı derecede önemlidir. Otomasyon, saldırganların sığınmayı sevdiği boşlukları kapatmaya yardımcı olur ve ağlar büyüdükçe doğal olarak ortaya çıkan "entropiye" karşı koyar. Ayrıca rutin görevler ve farklı kaynaklardan gelen telemetri verilerinin korelasyonu, yorulmayan ve dikkati dağılmayan bir sistem tarafından yönetilir. Böylelikle, insan operatörler, insan yargısı gerektiren olay müdahalesi kısımlarına odaklanabilir. Elbette asıl sorun bulutun kendisi değildir. Ölçeklenebilir ve değişime açık olarak tasarlanmış sistemlerde, özellikle de iş hacmi büyüdükçe bir dereceye kadar karmaşıklık kaçınılmazdır. Bulut iş yüklerinin güvenliğini sağlamak, dijital altyapınız büyüdükçe görünürlük ve kontrolünüzün de buna paralel olarak artmasını sağlamaya bağlıdır. Böylelikle, olaylardan gerçekten acı dersler çıkarmak zorunda kalmazsınız. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm Haber

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm

Kedi ve köpeklerin günlük su tüketimi, genel sağlık durumlarının en kritik belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak özellikle kediler, durgun suya karşı ilgisiz davranıyor ve yeterince su içmiyor. Bu durum uzun vadede böbrek hastalıkları ve idrar yolu problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Teknoloji odaklı evcil hayvan ürünleri geliştiren PETKIT, bu yaygın soruna çözüm olarak geliştirdiği kablosuz ve UVC destekli akıllı su pınarı Eversweet Max 2 ile hayvanların su içme davranışlarını desteklemeyi hedefliyor. Akıllı sensörlerle su tüketimini teşvik ediyor PETKIT Eversweet Max 2, evcil hayvanın varlığını algılayan kızılötesi sensör sistemi sayesinde su akışını yalnızca ihtiyaç anında başlatıyor. Cihaz, hayvan yaklaştıktan kısa süre sonra devreye giriyor ve uzaklaştığında otomatik olarak durarak suyun sürekli taze kalmasını sağlıyor. Bu dinamik akış sistemi, özellikle akarsudan su içmeye daha yatkın olan kediler için doğal bir içme deneyimi sunarken, düzenli su tüketimini de teşvik ediyor. Aynı zamanda sensör destekli sistemin, hayvanların suyla etkileşimini artırarak içme alışkanlıklarını iyileştiriyor. Uygulama üzerinden takip ve kontrol imkânı Cihaz, PETKIT mobil uygulamasıyla entegre çalışarak evcil hayvanların su içme sıklığı ve süresinin takip edilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar günlük, haftalık ve aylık tüketim verilerini izleyebiliyor; su seviyesi veya filtre değişimi gibi kritik durumlar için hatırlatmalar alabiliyor. Bluetooth bağlantısı üzerinden çalışan sistem, aynı zamanda farklı çalışma modları ve su akış sürelerinin kişiselleştirilmesine imkân veriyor. Hijyen, konfor ve pratik kullanım bir arada PETKIT Eversweet Max 2, suyun kalitesini artırmaya odaklanan çok katmanlı filtrasyon sistemiyle de dikkat çekiyor. Tüy ve toz gibi partikülleri tutan filtre yapısı ve koku ile kloru azaltan aktif karbon desteği sayesinde daha temiz ve içilebilir su sunulurken, UV destekli kablosuz pompa da hijyen seviyesini destekliyor. 304 paslanmaz çelik su tepsisi ise hem dayanıklılık sağlıyor hem temizliği kolaylaştırıyor. Kablosuz kullanım imkânı ve tam şarjla 83 güne kadar uzayan pil ömrü, cihazı evin farklı noktalarında rahatça konumlandırmaya olanak tanırken, kablo karmaşasını da ortadan kaldırıyor. Yaklaşık 26 dB seviyesindeki sessiz çalışma performansıyla ev ortamında gürültü yaratmayan ve evcil hayvanları rahatsız etmeyen ürün, 3 litrelik kapasitesi ve kolayca sökülüp yıkanabilen parçalarıyla kullanım kolaylığı sağlıyor. BPA içermeyen yapısı ise güvenli kullanım beklentilerini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor Haber

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor

Günümüzde siber saldırıların büyük bölümü, doğrudan kurum ağlarını hedef almak yerine tedarikçiler, hizmet sağlayıcılar veya güvenilir erişime sahip iş ortakları üzerinden gerçekleşiyor. Bu yöntem, saldırganların haftalar boyunca fark edilmeden ağ içinde hareket etmesine ve kritik sistemlere erişmesine olanak tanıyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, çalışan cihazlarının ofis dışındaki ağlardan sisteme bağlanmasıyla saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Almanya’da son yıllarda yüzlerce orta ölçekli işletmenin fidye yazılımı saldırıları nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalması, bu tehdidin somut boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, siber güvenliğin yalnızca ağın çevresini korumaya odaklanan yaklaşımlarla ele alınmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Özellikle tedarik zinciri risklerinin ve uzaktan erişimin yaygınlaştığı bir ortamda, güvenin konuma ya da ağa değil kimliğe ve bağlama dayanması kritik önem taşıyor. Bu nedenle kurumların, saldırıların tamamen engellenemeyebileceğini kabul eden ve olası ihlallerin etkisini sınırlamayı hedefleyen güvenlik modellerine yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, her kullanıcıyı, her cihazı ve her erişimi sürekli olarak doğrulayarak, saldırganların ağ içinde serbestçe hareket etmesini engelleyen bir çerçeve sunuyor. WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, Zero Trust yaklaşımının siber tehditler karşısında kurumlara daha yüksek görünürlük, daha güçlü kontrol ve operasyonel süreklilik kazandırdığını belirterek, işletmelere sağladığı faydaları paylaşıyor. 1. Ağ segmentasyonu ile tehditlerin yayılması sınırlandırılıyor. Zero Trust mimarisi, ağları küçük ve izole bölümlere ayırarak saldırganların bir sisteme sızması durumunda yatay olarak ilerlemesini engelliyor. Bu sayede olası bir ihlal, tüm altyapıyı etkilemeden sınırlı bir alan içinde kontrol altına alınabiliyor ve kritik sistemlerin güvenliği korunuyor. 2. Her noktada uç nokta koruması sağlanıyor. Ofis içi, uzaktan veya hibrit çalışma fark etmeksizin tüm cihazların sürekli olarak doğrulanması ve izlenmesi, saldırı yüzeyini önemli ölçüde daraltıyor. Uç nokta güvenliği, sadece kurumsal ağ içindeki cihazları değil, sisteme bağlanan tüm kullanıcı uçlarını kapsayarak güvenliği ağın dışına taşıyor. 3. Kişisel ve bağlamsal erişim kontrolleri uygulanıyor. Zero Trust yaklaşımı, kullanıcılara yalnızca ihtiyaç duydukları kaynaklara, ihtiyaç duydukları süre boyunca erişim verilmesini esas alıyor. Kullanıcı kimliği, cihaz durumu, konum ve davranış gibi faktörler birlikte değerlendirilerek yetkilendirme yapılıyor; bu da yetkisiz erişim risklerini ciddi ölçüde azaltıyor. 4. 7/24 izleme ile tehditler erken aşamada tespit ediliyor. Sürekli izleme ve anomali tespiti sayesinde şüpheli hareketler gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Bu görünürlük, saldırıların henüz operasyonları aksatmadan önce fark edilmesini ve hızlı müdahale edilmesini mümkün kılarak kriz yönetiminin operasyonel bir kesintiye dönüşmeden yürütülmesine ve iş sürekliliğinin korunmasına katkı sağlıyor. ‘’Zero Trust, Operasyonların Kesintisiz Devam Etmesine Katkı Sunan Bir Güvenlik Çerçevesi Oluşturuyor’’ Günümüz tehdit ortamlarında siber güvenliği sadece saldırıları tamamen engellemeye odaklanan bir yapı olarak ele almanın yeterli olmadığını ifade eden WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez ‘’Kurumların, ihlallerin gerçekleşebileceği gerçeğini kabul eden ve bu ihlallerin iş sürekliliğine etkisini en aza indirmeyi hedefleyen yaklaşımlara yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, kimlik, cihaz ve erişimleri sürekli doğrulayarak kurumlara daha yüksek görünürlük ve daha güçlü kontrol sağlarken, saldırıların ağ içinde yayılmasını sınırlandıran ve operasyonların kesintisiz devam etmesine katkı sunan bir güvenlik çerçevesi oluşturuyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak Haber

Sessiz ve Sinsi Tehlike: Diyabetik Ayak

"Diyabet Sadece Şeker Yüksekliği Değildir” Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını belirten Op. Dr. Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri etkilediğini söyledi. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini belirtti. Candan, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını söyledi. “Diyabetik Ayak Nasıl Oluşuyor?” Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Candan, bunlardan birinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu ifade etti. Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ya da basıncı algılayamadığını belirten Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu söyledi. İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğunu vurgulayan Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu nedenle yaraların geç iyileştiğini ve enfeksiyon riskinin arttığını dile getirdi. “Basit Kontroller Hayat Kurtarıyor” Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın çok önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, hastaların her gün ayaklarını kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı hissedilmesinin ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini ifade etti. “Günlük Ayak Bakımı İhmal Edilmemeli” Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati önem taşıdığını belirten Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini söyledi. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun ayak kremlerinin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi, nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı. Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabının giymeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. Candan ayrıca en ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti. “Teknoloji Diyabetik Ayakta Umut Oluyor” Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli bir rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini belirtti. Dr. Candan, ısı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu ifade etti. “Diyabetik Ayak Kader Değil” Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, “Bu tablo kader değil. Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir” açıklamalarında bulundu.

Büyükşehir DESKİ’den İçme Suyu Altyapısına 60 Milyonluk Büyük Yatırım Haber

Büyükşehir DESKİ’den İçme Suyu Altyapısına 60 Milyonluk Büyük Yatırım

Denizli’de kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle hayata geçirdiği çalışmalarıyla örnek olan Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü, Başkarcı Mahallesi’nde içme suyu deposu inşasına başladı. 7 bin 200 metreküp kapasiteli yeni içme suyu deposu, Denizli’nin en yüksek hacimli ikinci içme suyu deposu olacak ve bölgedeki içme suyu altyapısını güçlendirerek, suyun verimli kullanımını sağlayacak. Proje kapsamında hayata geçirilecek depo, Başkarcı, Hallaçlar, Çakmak, 1200 Evler ve Saruhanlı mahallelerine hizmet verecek. SCADA sistemine uyumlu olacak Kuraklıkla mücadele kapsamında su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesini hedefleyen proje, Büyükşehir DESKİ’nin geniş bir alanda konumlanan tesislerinin bilgisayar ortamında izlenmesi, kontrol edilmesi, denetlenmesi ve verilerin saklanarak raporlanması işlemlerini gerçekleştiren SCADA sistemine tam uyumlu olacak. Uzaktan kontrol edilebilir teknolojik otomasyon altyapısına sahip sistem sayesinde, suyun depolanmasından dağıtımına kadar tüm süreçler anlık olarak izlenecek ve yönetilecek. Denizli Büyükşehir Belediyesi DESKİ Genel Müdürlüğü, bu yatırımla birlikte yüksek kapasiteli ve modern bir depo ile su kayıplarını en aza indirmeyi, suyun verimli kullanımını artırmayı ve vatandaşlara daha güvenli içme suyu sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcılar Artık Tüm Yatırım Alternatiflerine Tek Bir Yerden Ulaşılabilen Platformlar Talep Ediyor  Haber

Yatırımcılar Artık Tüm Yatırım Alternatiflerine Tek Bir Yerden Ulaşılabilen Platformlar Talep Ediyor 

Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte, yatırımcılar artık dağınık platformlarda vakit kaybetmek yerine, tüm yatırım alternatiflerinin tek noktadan erişilebilir olmasını istiyor. Slayz Kurucusu John Nevzat Erdem, finansal dünyadaki dönüşümün yatırımcıları hız, kolaylık ve erişim arayışına yönelttiğini vurguladı. Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, yatırımcıların finansal hizmetlere erişim biçimi de köklü bir dönüşüm geçiriyor. Artık kullanıcılar, hisse senedi, yatırım fonları veya global piyasalara ulaşmak için ayrı ayrı platformlar kullanmak istemiyor. Bunun yerine tüm finansal ihtiyaçlarını tek bir çatı altında karşılayabilecekleri, pratik, güvenli ve kullanıcı dostu çözümler talep ediyorlar. Slayz Kurucusu John Nevzat Erdem, yatırımcılar için artık en önemli kriterin kolaylık olduğunu belirterek, yatırım alışkanlıklarında yaşanan hızlı dönüşümü değerlendirdi. “Finansal dünyadaki dönüşüm, yatırımcıların yalnızca kazanç değil, aynı zamanda hız, kolaylık ve erişim arayışına girmesine neden oldu. Artık yatırımcılar, farklı hesapları yönetmek için saatler harcamak yerine, her varlığını tek bir ekranda görebilmeyi öncelikli hale getiriyor. Daha önce hisse senedi, fon ve global piyasalar için ayrı ayrı platformlar kullanmak zorunda kalan kullanıcılar, şimdi tüm finansal süreçlerini tek bir noktadan yönetmek istiyor. Bu, yalnızca pratik bir tercih değil; aynı zamanda güven, kontrol ve bilinçli karar alma ihtiyacının da bir yansıması. Teknolojinin sunduğu olanaklarla, yatırımcılar portföylerini gerçek zamanlı takip edebiliyor, riskleri hızlıca analiz edebiliyor ve yatırım kararlarını daha stratejik bir şekilde alabiliyor. Önümüzdeki dönemde başarılı platformları ayıran unsur, sundukları ürün çeşitliliği kadar, kullanıcıya sağladıkları hız, kapsayıcılık ve kişiselleştirilmiş deneyim olacak. Yatırımcılar finansal işlemlerini hız ve güvenlikle yönetmek istiyor Türk yatırımcısı mobil çözümlere çok hızlı adapte oluyor. Mobil bankacılıktaki büyüme ve bankaların şube sayılarını azaltması bu eğilimi gözler önüne seriyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre, son beş yılda dijital bankacılık kullanım oranı yüzde 50’nin üzerinde arttı. Aynı zamanda bankaların şube sayıları da önemli ölçüde azaldı. Buna göre, son bir yılda 137 şube kapandı. Bu veriler, yatırımcıların dijital çözümleri tercih ettiğini ve finansal işlemlerini hız ve güvenlikle yönetmek istediğini gösteriyor. Bu dönüşüm doğrultusunda bizim de Slayz olarak amacımız, yatırımcıların tüm yatırım alternatiflerine tek noktadan ulaşabilmesini sağlamak. Yatırımcıların dağınık hesaplar arasında kaybolmasını istemiyoruz. Onlara, finansal yolculuklarının her aşamasını tek bir uygulama üzerinden yönetme imkânı sunuyoruz. Bu yaklaşım, yalnızca kolaylık değil; aynı zamanda daha bilinçli karar alma, daha sağlıklı portföy yönetimi ve daha güvenli bir yatırım deneyimi demek. Bizim isteğimiz, yatırımcıları geleceğin finansal alışkanlıklarına bugünden hazırlamak ve bu dönüşümde lider rol üstlenmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.