Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Koordinasyon

Kapsül Haber Ajansı - Koordinasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koordinasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi Haber

ABB Yarım Asırlık İki Devasa Senkron Motoru Yeniledi

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, Türkiye’nin önde gelen petrokimya şirketlerinden birine ait 7 MW ve 2,65 MW gücündeki iki senkron motorun kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarını başarıyla tamamladı. 1978 yılında imal edilen motorların stator, rotor ve ikaz sistemleri dahil olmak üzere tüm sargıları ve ilgili komponentleri tamamen yenilendi. ABB’nin İzmir’deki tesisinde gerçekleştirilen proje, klasik bir onarım sürecinin ötesine geçerek kapsamlı bir modernizasyon projesi olarak yürütüldü. Toplam 16 haftada tamamlanan projede, servis merkezinde görev yapan ekipler koordineli şekilde çalıştı. Süreç boyunca sürekli olarak sekiz kişilik uzman ekip projede görev alırken, belirli dönemlerde servis merkezindeki tüm ekip projeye destek verdi. ABB Türkiye Hareket Servis Operasyonları ve İzmir Şube Müdürü Tamer Kuzgunkaya, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “50 yıla yakın süredir işletmede olan bu motorların, orijinal tasarım ve mühendislik kriterlerine birebir uygun veya daha üstün malzemeler kullanılarak yenilenmesi yüksek teknik uzmanlık ve disiplinli koordinasyon gerektiriyor. Satış ve satın alma süreçlerinden İzmir tesisimizdeki demontaj, ekspertiz ve onarım çalışmalarına; sahadaki demontaj ve montaj operasyonlarına kadar tüm ekiplerimiz tam uyum içinde çalıştı. Bu projeyi başarıyla tamamlamamız, teknik yetkinliğimizin ve organizasyonel gücümüzün somut bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Bu motorlar senkron motor karakteristiğine sahip olmaları ve 214 rpm ile 333 rpm gibi oldukça düşük devirlerde çalışmaları nedeniyle son derece yüksek tork gereksinimine sahip bulunuyor. Bu gereksinim, rotor–stator geometrilerinin boyutlandırılmasından fiziksel hacimlerine kadar birçok mühendislik parametresini doğrudan etkiliyor. Ağırlıkları 75 ve 43 ton olan bu motorların tüm sargı ve komponentlerin tamamen yenilenmiş olması projeyi standart bir bakım çalışmasının ötesine taşıyor. Kapsamlı bir modernizasyonu içeren bu proje, büyük ölçekli senkron motorlarda kapsamlı sargı yenileme ve modernizasyon alanında ABB’nin mühendislik kapasitesini ve servis organizasyonunun koordinasyon gücünü ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Öz Bakım Politikalarında Yeni Perspektif Haber

Türkiye’de Öz Bakım Politikalarında Yeni Perspektif

Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BİLGİ ve Şişli RAM İşbirliğiyle Öğretmenlere Aşçılık Atölyesi Deneyimi Haber

BİLGİ ve Şişli RAM İşbirliğiyle Öğretmenlere Aşçılık Atölyesi Deneyimi

Rehber öğretmenlerin mesleki iletişimini güçlendirmek ve onlara profesyonel mutfak deneyimi yaşatmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, öğretmenler uygulamalı kurabiye yapımı atölyesinde bir araya geldi İstanbul Bilgi Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Aşçılık Önlisans Programı, Şişli Rehberlik ve Araştırma Merkezi (Şişli RAM) işbirliğiyle Şişli’de görev yapan lise rehber öğretmenlerine yönelik mutfak atölyesi düzenledi. Mesleki iletişimi güçlendirmeyi ve keyifli bir öğrenme ortamı yaratmayı hedefleyen etkinlikte, rehber öğretmenler uygulamalı kurabiye yapımı atölyesinde buluştu. Öğretmenlerin ekipler oluşturarak deneyim paylaşımında bulunduğu etkinlik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü’nde gerçekleşti. BİLGİ Aşçılık Önlisans Programı akademisyenlerinin mentörlüğü ve öğrencilerinin desteğiyle gerçekleşen atölyede kurabiye yapımının püf noktaları ve profesyonel aşçılık teknikleri paylaşıldı. BİLGİ Aşçılık Önlisans Programı Öğretim Görevlisi Eser Atay, “Atölyeye katılan öğretmenlerimize mutfak ortamının dışarıdan görünenden çok daha farklı; disiplin, koordinasyon ve özen gerektiren bir çalışma alanı olduğunu göstermek istedik. Bu disiplinli yapıyı görünür kılarken aynı zamanda öğretmenlerimizin keyifli bir deneyim yaşamalarını, günlük koşturmacadan kısa da olsa uzaklaşmalarını amaçladık. Birlikte üretmenin ve paylaşmanın verdiği motivasyonla hoş bir zaman geçirdik, bu deneyimin mesleki iletişimlerine de olumlu katkı sağlamasını umuyoruz” dedi. Şişli Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Recep Ali Usta ise, “Yapılan bu sosyal etkinliğin rehber öğretmenlere üniversitelerin sosyal yaşama etkisi konusunda oldukça olumlu duygular yüklediğini düşünüyoruz. Katılımcıları öncelikli olarak ilçemizdeki liselerde görev yapan öğretmenlerden seçtik; bu sayede üniversite tercihinde bulunacak öğrencilerin üniversiteler hakkında birinci elden bilgi edinebilmelerinin de önü açıldı. Rehber öğretmenlerin üniversite ile doğrudan ve organik bir bağ kurabilmesi, özellikle tercih dönemlerinde öğrencilerin eğitim hayatının devamlılığı açısından belirleyici unsurlardan biri. Etkinlik boyunca bizlere gösterilen nezaket ve ev sahipliği için başta Eser Atay hocamız ve ekibi olmak üzere İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne teşekkür ederiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGA İstanbul Havalimanı’na,  Küresel Havacılık Otoritesi Cirium’dan “Platin Ödül” Haber

İGA İstanbul Havalimanı’na, Küresel Havacılık Otoritesi Cirium’dan “Platin Ödül”

Dünyanın en önemli küresel aktarma merkezlerinden İGA İstanbul Havalimanı, uluslararası havacılık standartlarını belirleyen Cirium’un hazırladığı “2025 Zamanında Performans İncelemesi” (On-Time Performance Review) başlıklı rapor kapsamında büyük bir başarıya imza attı. Operasyonel disiplini ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle öne çıkan İGA, küresel havacılık sektörünün en itibarlı ödüllerinden olan “Havalimanı Platin Ödülü”nü kazandı. İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen ve Cirium CEO’su Jeremy Bowen’ın katılımıyla düzenlenen ödül töreninde, İGA’nın 2025 yılında ulaştığı tarihi rekorlar ve operasyonel verimlilik artışı paylaşıldı. “Bu ödül, görünmeyen emeğin uluslararası tescilidir” İGA İstanbul Havalimanı’nın yüksek trafik hacmine rağmen gösterdiği istikrarlı operasyonel disiplinin altının çizildiği Cirium raporunda, Havalimanı’nın yoğun aktarma trafiği ve büyük ölçekli operasyonları yönetmedeki başarısı vurgulandı. Ödül töreninde konuşan İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, bu başarının arkasındaki kusursuz koordinasyona dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu ödül; yalnızca istatistiklerin değil, karmaşık operasyonları yönetebilme kabiliyetimizin ve kriz anlarında yolcu deneyimini koruyabilmemizin bir göstergesidir. 2025 yılında 84,3 milyon yolcu ağırlayıp 547 bin uçuşu başarıyla yönettik, günlük ortalama 1.707 uçuşla tarihimizin rekorlarını kırdık. Yolcularımız için suyun yüzeyinde her şey sakin ve akıcı görünürken, suyun altında 7/24 çalışan binlerce uzmanımız ve ileri teknolojik altyapımızla kusursuz bir koordinasyon sergiliyoruz. 117 yıllık tecrübesiyle sektörün en güvenilir odağı olan Cirium’dan bu ödülü almak, görünmeyen bu emeğin uluslararası tescilidir.” “İGA’nın Havacılık Verileri, Yükselişini Tesciller Nitelikte” Cirium CEO’su Jeremy Bowen, İGA İstanbul Havalimanı’nın sergilediği performans artışının dünya ölçeğinde bir başarı olduğunu vurguladı. Bowen, şu değerlendirmelerde bulundu: “İGA İstanbul Havalimanı’nın 2025 Platin Ödülü, istikrarlı ve ölçülebilir bir gelişimi yansıtmaktadır. 2023 yılında %68,62 olan ‘Zamanında Kalkış’ oranını 2024'te %76,28’e, 2025’te ise %80,72’ye ulaştıran İGA İstanbul Havalimanı, aynı süreçte küresel büyük havalimanları sıralamasında 51. sıradan 19. sıraya yükselmiştir. Bu kazanımlar her havalimanı için değerli olsa da Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’yu birbirine bağlayan, dünyada çok az havalimanının her gün yönetebildiği trafik ve bağlantı düzeyinde faaliyet gösteren bir merkez (hub) olan İGA İstanbul Havalimanı için çok daha anlamlıdır. Çünkü böylesine bir ortamda performansı artırmak; havayolları, yer hizmetleri ekipleri ve hava trafik kontrolü arasında operasyonel bir disiplin ve koordinasyon gerektirir. Veriler, İGA İstanbul Havalimanı’nın temel başarı çıtasını yükselttiğini ve bu seviyeyi koruduğunu gösteriyor. Platin Ödülü’nün tescillediği şey, işte bu istikrardır.” Havacılık serüvenine 1909 yılında Flight Magazine ile adım atan Cirium, 117 yıllık derin tecrübesiyle sektörün en köklü bilgi otoritelerinden biri. Tarihi boyunca FlightStats, Diio, Innovata ve Ascend gibi kendi alanında lider birçok markayı ve stratejik ortağı bünyesine katarak devasa bir ekosisteme dönüşen şirket; günümüzde havacılık verisi ve analitiği dendiğinde dünyadaki en kapsamlı portföyü temsil ediyor. Asırlık mirasını modern dijital çözümlerle birleştiren Cirium, küresel havacılık standartlarını belirleyen, tarafsız ve güvenilir bir kurumdur. 2026 Hedefi: Türkiye Nüfusunu Aşan Yolcu Sayısı Operasyonel başarısını sürdürülebilirlik vizyonuyla taçlandıran İGA İstanbul Havalimanı, 2025 yılında tüm elektrik tüketimini güneş enerjisinden karşılayan dünyanın ilk havalimanı olma unvanını da kazandı. 2026 yılı için hedeflerini büyüten İGA, 90 milyonun üzerinde yolcu ağırlamayı ve taşıdığı yolcu sayısıyla Türkiye nüfusunu aşmayı hedefliyor. İGA İstanbul Havalimanı’nın 2025 Operasyonel Karnesi Yolcu Sayısı: 84,3 Milyon Toplam Uçuş: 547 Bin Günlük Rekor: 1.707 uçuş ve 283 bin yolcu Bağlantı Gücü: 330’dan fazla destinasyon ve 116 tarifeli yolcu havayolu Sürdürülebilirlik: 212 milyon avroluk GES yatırımı ile yılda 340 milyon kWh temiz enerji üretimi Küresel Başarı: ACI Europe verilerine göre küresel bağlantı merkezi sıralamasında dünya liderliği Görsel 2: Soldan Sağa Fotoğraf Altı: Jeremy Bowen - Cirium CEO'su, Selahattin Bilgen - İGA İstanbul Havalimanı CEO'su Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜKSA Tanıtım Toplantısında Halk Sağlığı Gündemi Masaya Yatırıldı Haber

TÜKSA Tanıtım Toplantısında Halk Sağlığı Gündemi Masaya Yatırıldı

Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Ürünleri, Toyotetsu Projesiyle 1600 Ton Karbon Emisyonunun Önüne Geçti Haber

Form Endüstri Ürünleri, Toyotetsu Projesiyle 1600 Ton Karbon Emisyonunun Önüne Geçti

Form Endüstri Ürünleri, sanayide enerji verimliliği ve karbon azaltımı için yürüttüğü projelere bir yenisini daha ekledi. Şirket, otomotiv sektörünün önde gelen üreticilerinden Toyotetsu ile gerçekleştirdiği sürdürülebilirlik odaklı proje ile fabrikanın yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan üretim alanlarını tamamen ısı pompalarıyla iklimlendirdi. Proje kapsamında 6 adet Clivet havadan suya ısı pompası, 5 adet Lennox havadan havaya ısı pompası, 96 adet Form yüksek statik basınçlı fancoil ve 9 adet Form klima santrali kullanıldı. Böylece doğal gaz tüketimi sıfırlanırken, yıllık yaklaşık 7.500 MWh doğal gaz tasarrufu sağlandı ve 1600 ton karbon emisyonun önüne geçildi. Sıfır doğal gaz, maksimum verimlilik Form’un bugüne kadar gerçekleştirdiği projeler içinde en büyük kapasiteli projelerden biri olan Toyotetsu projesi, enerji dönüşümünde otomotiv sektörünün öne çıkan örnekleri arasında yer aldı. Sahada yapılan sürekli ölçümler sonucunda, soğutma prosesinde 4 MW kurulu güç ile 4.26 sistem verimliliği, ısıtma prosesinde ise 4.8 MW kurulu güç ile 4.41 sistem verimliliği elde edildi. Enerji tüketimini minimize eden uygulama hem işletme giderlerini optimize etti hem de üretim alanlarında sürdürülebilir iklimlendirme için yüksek performanslı bir çözüm sağlamış oldu. “Bu iş birliği Form’un stratejik çözüm ortağı kimliğini yeniden tanımlıyor” Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Form Endüstri Ürünleri Endüstriyel Proje Geliştirme Müdürü Erdem Şahin, şunları söyledi: “Toyotetsu projemiz, departmanımızın bugüne kadar gerçekleştirdiği projeler içinde en büyüklerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bu proje, yalnızca sahip olduğu teknik kapasiteyle değil, aynı zamanda iş birliği sürecinin niteliğiyle de bizim için özel bir yere sahip. Toyotetsu gibi global ölçekte güçlü bir üreticiyle çalışmak, bizim mühendislik bakış açımızı ve saha hakimiyetimizi ortaya koymak açısından önemliydi. Sahada yürüttüğümüz planlama, uygulama ve ölçüm süreçleri boyunca yüksek koordinasyon ve güven temelli bir iş ilişkisi kurduk. Özellikle sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda böylesine somut çıktılar sağlayan projelerin, sanayide de dönüşümü hızlandıracağına inanıyorum. Firmamız açısından son derece prestijli olan bu proje, Form’un çözüm ortağı olarak sadece teknolojik değil, stratejik açıdan da bir değer sunduğunun en somut göstergelerinden biri oldu.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.