Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kortizon

Kapsül Haber Ajansı - Kortizon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kortizon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lösemi Tedavisinde Göz Sağlığı Takibi Hayati Önem Taşıyor Haber

Lösemi Tedavisinde Göz Sağlığı Takibi Hayati Önem Taşıyor

Her yıl 2 – 8 Kasım tarihleri arasında idrak edilen Lösemili Çocuklar Haftası, çocukluk çağı kanserleri arasında en sık görülen lösemiye karşı toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyor. Çocukların bu zorlu mücadelede başarıya ulaşmasında erken tanı ve bütüncül tedavi yaklaşımı hayati önem taşırken, göz sağlığı takibi de bu sürecin en kritik unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Lösemi Gözü Nasıl Etkiler? Löseminin doğrudan göz dokularını etkileyebileceğine veya kullanılan ağır tedavilerin yan etkisi olarak göz problemlerine yol açabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Bülent Doğu, hastalık sürecinde gözde meydana gelebilecek olası belirtileri şu şekilde sıraladı: Retina Kanamaları ve Damar Değişiklikleri: Lösemiye bağlı kanda gelişen alyuvar ve trombosit düşüklükleri, retina tabakasında kanamalara veya damar yapılarında tıkanıklıklara neden olabilir. Göz İçi Enfeksiyon Riski: Tedavi sürecinde bağışıklık sisteminin baskılanması sebebiyle, çocukların gözü fırsatçı enfeksiyonlara karşı oldukça hassas hale gelir. Kortizon ve Tedavi Kaynaklı Yan Etkiler: Tedavi protokollerinde yer alan ilaçların veya kemoterapinin uzun süreli kullanımı; göz tansiyonu (glokom) yükselmesi, katarakt oluşumu ve kuru göz gibi rahatsızlıkları tetikleyebilir. Lösemik Tutulum (İnfiltrasyon): Nadir de olsa lösemi hücreleri göz sinirine, retinaya veya göz çevresi dokularına yerleşerek ciddi görme kayıplarına yol açabilir. Rutin Göz Muayeneleri İhmal Edilmemeli Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Op. Dr. Doğu, lösemi tanısı alan çocukların tedavi öncesinde, sırasında ve sonrasında düzenli göz muayenesinden geçmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Lösemili çocuklarımızın şifa bulması için yürütülen bu mücadelede göz sağlığını korumak, onların gelecekteki yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Gözde meydana gelebilecek küçük bir kanama ya da görme sinirindeki bir etkilenme, bazen hastalığın seyri hakkında da önemli ipuçları verebilir. Bu nedenle, minik hastalarımızın çocuk hematolojisi ve çocuk göz hastalıkları uzmanları tarafından multidisipliner bir anlayışla takip edilmesi şarttır. Ailelerin, çocuklarında fark ettikleri çapaklanma, kızarıklık, ışığa hassasiyet veya görme netliğinde azalma gibi şikâyetlerde zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurması büyük önem taşır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zatürrenin Erken Belirtilerine Dikkat!  Haber

Zatürrenin Erken Belirtilerine Dikkat! 

Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor. Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor! Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken, bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor. Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor. Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir. İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor. Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin. Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın, kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin. Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.