Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kritik Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Kritik Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kritik Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk Haber

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk

Siber güvenlik sektörünün öncelikli ihtiyaçlarının ve ortak vizyonunun netleştirildiği, bu vizyonu hayata geçirecek somut adımlar üzerinde birlikte karar alındığı toplantıda; yetkin insan kaynağı, yerli ürün geliştirme, siber güvenlik pazarının büyütülmesi, kârlılık ve sektörde sürdürülebilir değer yaratımı ile uluslararası açılım başlıkları ele alındı. Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu. Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı.

Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya Haber

Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya

Risk, reasürans ve sermaye, insan kaynakları ve yatırımlar ile yönetim danışmanlığı alanlarında küresel lider olan Marsh (NYSE: MRSH) ile önde gelen küresel çok branşlı sigorta şirketi ve dayanıklılık hizmetleri sağlayıcısı Zurich Insurance Group'un (Zurich) üst düzey yöneticilerinin, bugün yayınlanan Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Küresel Riskler Raporu'nun bulgularına ilişkin yorumlarına göre küresel iş dünyası liderleri, derinleşen jeopolitik bölünmelerin yanı sıra artan teknolojik ve toplumsal zorlukların önümüzdeki 12 ay boyunca iş dünyasını şekillendirmeye devam edeceği bir dönemde artan risklerle karşı karşıya. Marsh ve Zurich, Dünya Ekonomik Forumu'nun stratejik ortakları ve Küresel Riskler Danışma Kurulu üyeleridir. Katılımcılar tarafından 2026'da en önemli beş acil risk olarak jeoekonomik çatışma, devlet temelli silahlı çatışmalar, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma ve yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon belirlendi. İki yıllık görünümde yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ikinci, toplumsal kutuplaşma üçüncü sıraya yükseldi. Marsh Risk'in Özellikli Ürünler Lideri Andrew George rapor ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Toplumsal parçalanma ve eşitsizlikten, sağlık ve refahın azalmasına kadar, hepimizin karşı karşıya olduğu toplumsal risklerin merkezinde derinleşen bölünmeler yer alıyor. Bu küresel risklerin artan önemine rağmen, büyük hükümetler ortak zorluklarımızın üstesinden gelmek için tasarlanmış birçok kabul gören sistemden uzaklaşıyor. Sonuç olarak, bölünmüş toplumlar sosyal istikrarsızlık ve artan çatışma eşiğine daha da yaklaşıyor.” Raporun uzun vadeli bulguları, jeoekonomik çatışma hariç 33 riskin tamamının önümüzdeki 10 yıl içinde iş liderleri tarafından şiddetinin artacağı öngörüsünü vurgulayarak yeni bir küresel rekabet çağının ortaya çıkışının altını çiziyor. Rapora göre, katılımcıların yüzde 57'si önümüzdeki on yılda çalkantılı veya fırtınalı bir görünüm öngörüyor. 10 yıllık görünüm, çevresel ve teknolojik riskler tarafından güçlü bir şekilde domine ediliyor. Zurich'in Yaşam, Sağlık ve Banka Dağıtım Kanalları CEO'su Alison Martin raporla ilgili şunları söyledi: “Büyük ekonomilerdeki iş dünyası liderleri emeklilik ve kamu sağlığı konusunda derin endişe duyuyor. Bu açıklar hem iş gücünün refahını hem de sosyal istikrarı tehdit ediyor. Ancak sağlıkta yaşanan gerileme, kamu altyapısı ve sosyal koruma eksikliği gibi toplumsal riskler ile bu risklerin etkileri dünyamızı yeniden şekillendirmeye başlamış olmasına rağmen, 10 yıllık risk görünümünde neredeyse hiç yer almaması dikkat çekici. Acil bir şekilde ve iş birliği içinde hareket etmezsek, geleceğimizi tanımlayabilecek tehditleri görmezden gelme riskiyle karşı karşıyayız.” Rapora göre, iş gücü piyasalarını, toplumsal yapıları, altyapıyı ve jeopolitiği büyük ölçüde etkileyecek olan yapay zeka (YZ) ve kuantum bilişimdeki ilerlemeler küresel ekonomik uçurumların genişlemesine de katkıda bulunabilir. Deniz altı kablolarının kesilmesinden uyduların bozulmasına kadar çeşitli tehditlere maruz kalan kritik altyapıların modernizasyonu için de önemli yatırımlar gerekebilir. Zurich’in Grup Risk Yöneticisi Peter Giger şunları ekledi: “Aşırı hava koşulları, siber saldırılar ve jeopolitik çatışmalar artan tehditler oluşturmasına rağmen, kritik altyapı kesintileri önümüzdeki on yıl için küresel riskler arasında sadece 23. sırada yer aldı. Bu tehlikeli bir ihmal. Rekor sıcaklıklar nedeniyle zorlanan elektrik şebekelerinden yükselen deniz seviyeleri nedeniyle risk altında olan kıyı kentlerine kadar, hazırlıksız ve yetersiz fonlanmış sistemlere güveniyoruz. Altyapı çöktüğünde, her şey risk altında olur. Bu tehditlerin ne kadar birbirine bağlı olduğunu anlamalı ve bir sonraki kriz gelmeden önce dayanıklılığı güçlendirmek için şimdi yatırım yapmalıyız.” Yapay zeka ve kuantum bilişimindeki gelişmeler işgücü piyasalarını ve jeopolitiği hızla yeniden şekillendiriyor; bu durum, bireylerin yaşamlarında devrim yaratacak, sağlığımızı ve refahımızı artıracak ve ulusların geleceğini şekillendirecek derin etkiler doğuracak. Otomasyon ve kuantum atılımları hızlanırken, hükümetler ve şirketler, rol fazlalığı, ekonomik yoğunlaşma ve kritik altyapıda ile dijital güven alanında sistemik aksamalar potansiyelinin yarattığı zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışmalıdır. Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi CEO’su Tarık Serpil rapor ile ilgili şunları aktardı: “Küresel Riskler Raporu 2026, dünyada risklerin artık tekil değil, birbirini besleyen bir yapı içinde ilerlediğini gösteriyor. Jeopolitik belirsizliklerden ekonomik dalgalanmalara, teknolojik dönüşümden çevresel tehditlere kadar pek çok başlık aynı anda karar alma süreçlerini etkiliyor. Bu yeni dönemde asıl fark yaratan, belirsizliği öngörüyle yönetebilen ve kısa vadeli baskılarla uzun vadeli hedefler arasında denge kurabilen kurumlar olacak. Rapor, risklerin arttığı bir dünyada dayanıklılık, esneklik ve iş birliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.” Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Kısa vadede jeoekonomik ve jeopolitik karışıklıklar, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ile toplumsal kutuplaşma gibi riskler öne çıkarken; uzun vadede olağanüstü hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü ile doğal kaynak kıtlığı giderek daha belirleyici hale geliyor. Bu tablo, sorumluluk alarak birlikte harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamıza sahip çıkmalıyız” dedi.

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği Haber

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği

Redington Türkiye, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber güvenlik alanında global ölçekte öne çıkan Cyble ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda, Redington Türkiye, Cyble'ın gelişmiş siber tehdit istihbaratı çözümlerini Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki kurumlarla buluşturacak. Yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ile proaktif güvenlik Cyble, AI-native mimarisiyle kurumların dijital varlıklarını proaktif şek ilde korumalarını sağlayan yeni nesil tehdit istihbaratı çözümleri sunuyor. Dark web ve deep web izleme, yapay zeka destekli marka takibi, saldırı yüzeyi yönetimi (Attack Surface Management), tehdit aktörü analizi ve gerçek zamanlı risk tespiti gibi yetkinlikler, kurumların yalnızca tehditlere yanıt vermesini değil, tehditler oluşmadan önce aksiyon almasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye ve Cyble iş birliği, özellikle finans, telekomünikasyon, kamu, perakende ve kritik altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren kurumların, siber riskleri daha bütüncül ve öngörülebilir bir yaklaşımla yönetmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Cyble, tehdit istihbaratını yalnızca veri sağlayan bir yapıdan çıkararak, operasyonel olarak kullanılabilir içgörülere dönüştüren bütünleşik bir platform sunuyor. Agentic AI yaklaşımıyla desteklenen çözümler; bulut, uç nokta ve dijital varlıklar genelinde sürekli görünürlük s ağlarken, kurumların güvenlik ekiplerinin karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, Cyble'ı geleneksel tehdit istihbaratı çözümlerinden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bora İncir: "Proaktif siber savunma yaklaşımını güçlendiriyoruz" Redington Türkiye, güçlü partner ekosistemi ve bölgesel uzmanlığı sayesinde Cyble çözümlerinin pazarda daha hızlı konumlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda iş ortaklarına yönelik enablement programları, teknik eğitimler ve sektörel etkinliklerle Cyble çözümlerinin yaygınlaştırılması planlanıyor. İş birliği modeli, Redington'un katma değerli dağıtım yaklaşımıyla uyumlu şekilde, kurumların operasyonel ihtiyaçlarına göre esnek çözümler sunulmasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye & Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Bora İncir, iş birliğiyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Siber güvenlik a rtık yalnızca tehditlere karşı savunma yapmak değil, riskleri önceden öngörebilmek anlamına geliyor. Cyble ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, Redington Türkiye olarak müşterilerimize yapay zekâ destekli, proaktif ve operasyonel değeri yüksek tehdit istihbaratı çözümleri sunacağız. Güçlü partner ekosistemimizle birlikte, bölgedeki kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyoruz." Cyble CEO ve Kurucu Ortağı Beenu Arora: "Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar siber tehditlerin hem hacim hem de karmaşıklık açısından hızla arttığı stratejik pazarları temsil ediyor. Redington Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı çözümlerimizi bölgedeki kurumlara daha etkin şekilde ulaştırmayı hedefliyoruz. Redington'ın güçlü iş ortağı ekosistemi ve derin yerel pazar uzmanlığı, Cyble'ın proaktif siber savunma yaklaşımının yayg ınlaşmasında kritik bir rol oynuyor." Redington Türkiye Hakkında 1993 yılında kurulan Redington Grup, bugün 37'den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 450'nin üzerinde global markanın dağıtımını üstlenen lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. Grup, yıllık 11,8 milyar doları aşan gelir hacmiyle; siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, analitik ve 5G gibi alanlarda uçtan uca dijital çözümler sunmaktadır.Türkiye operasyonlarını 1995 yılında LinkPlus adıyla başlatan şirket, 2015'te Redington Grup bünyesine katılmış, 2021 itibarıyla Redington Türkiye adını almıştır. Bugün Redington Türkiye; global tecrübesi, güçlü iş ortakları ağı ve temsil ettiği 50'nin üzerinde markalarla, bölgesel dijital dönüşümün öncülerinden biri konumundadır.Cyble Hakkında Cyble, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber ris k analizi alanında faaliyet gösteren global bir teknoloji şirketidir. Dark web, deep web ve açık kaynaklardan elde ettiği verileri AI-native platformu üzerinden analiz eden Cyble; kurumlara gerçek zamanlı tehdit görünürlüğü, saldırı yüzeyi yönetimi ve risk önceliklendirme imkânı sunar. Dünya genelinde birçok kurum tarafından tercih edilen Cyble, siber güvenlikte proaktif savunma yaklaşımının öncülerinden biri olarak konumlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği   Siber Güvenlikten Geçiyor  Haber

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği  Siber Güvenlikten Geçiyor 

Siber güvenlik şirketi ESET, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler için siber güvenliğin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Yenilenebilir enerji sektörü hızlı ilerliyor. Dünya çapında, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler), güneş enerjisi girişimlerinden topluluk rüzgâr enerjisi geliştiricilerine ve dijital şebeke yenilikçilerine kadar temiz enerjiye geçişi destekleyen yeniliklere öncülük ediyor. Ölçeklendirme yarışında, bu firmaların çoğu kendilerini ve icatlarını tehlikeli bir şekilde riske atıyor. Bir proje geliştiricisine veya hizmet sağlayıcısına yönelik tek bir siber saldırı, finansmanı durdurabilir, kurulumları geciktirebilir ve tüm ekosistemdeki güveni sarsabilir. Enerji sektöründeki siber güvenlik endişeleri büyük kamu hizmetleri etrafında dönüyor ve öncelikle operasyonel teknoloji (OT) risklerine odaklanıyor. Bu anlaşılabilir bir durum çünkü şebeke düzeyinde bir ihlal kaosa neden olur. Bunun en belirgin örneği 2015 yılında Ukrayna'da elektrik şebekesini bozmak için tasarlanmış bilinen bir kötü amaçlı yazılım saldırısıydı. Bu olay, kullanılan kötü amaçlı yazılımın adı olan Industroyer olarak anılır ve endüstriyel kontrol sistemlerini enfekte etmek için özel olarak yazılmış kötü amaçlı yazılımların bir örneğidir. Ancak dikkatler kontrol odaları ve trafo merkezlerine odaklanırken sektörün gerçek zayıf noktası potansiyel olarak gözden kaçırılmaktadır: Sektöre hayati hizmetler sunan KOBİ'lerin BT sistemleri. Bu şirketler tamamen e-posta sunucularına, bulut platformlarına ve müşteri veri tabanlarına bağımlıdır. Bu nedenle saldırganlar, bu şirketleri saldırı için en kolay yol olarak görebilirler. Yenilenebilir enerji alanında yenilik yapan KOBİ'ler benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. Çoğu, ürün ve hizmetlerin yeterince güvenli olmasını sağlayacak şirket içi siber güvenlik uzmanlığına sahip değildir ve işletmenin dayandığı daha düzenli BT hizmetlerinin güvenliğini sağlamaya da odaklanmamaktadır. Önce siber güvenlik Güçlü bir siber güvenlik duruşuna sahip olma ihtiyacını göz ardı etmenin sonucu yıkıcı olabilir; çalışanları kimlik bilgilerini vermeye ikna eden kimlik avı dolandırıcılığı, sessizce yayılan kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, projeleri durma noktasına getiren fidye yazılımı saldırıları ve hatta siber saldırganların şirketin müşterilerine sunduğu ürün ve hizmetlerin tedarik zincirini enfekte etme olasılığı. Yatırımcılar, ortaklar ve düzenleyiciler yakından izlerken basit yapılandırma hataları veya kazara veri sızıntıları bile büyük sonuçlara yol açabilir. Müşteriler, finansörler ve düzenleyiciler, temiz enerji şirketlerinin sadece sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda mükemmel bir siber güvenlik duruşu sergilemelerini de giderek daha fazla bekliyor. Burada bir paradoks ortaya çıkıyor; yenilenebilir enerji sektöründeki KOBİ'ler inovasyona odaklanırken çoğu modern siber güvenlik araçlarını benimsemekte tereddüt ediyor. Bazıları maliyetlerden korkarken diğerleri operasyonların karmaşıklaşmasından endişe duyuyor. Ancak harekete geçmemenin riski çok daha büyük. Siber güvenlik, sadece büyük ve zengin kamu hizmetleri kuruluşlarının tekelinde olan bir alan olarak görülmemelidir. Günümüzün araçları, küçük şirketler için erişilebilir, ölçeklenebilir ve pratik olacak şekilde tasarlanmıştır. Şirketlerin içlerinde siber güvenlik konusunda uzman kaynakları bulunmadığı durumlarda, dış kaynaklı çözümler sunan çok sayıda şirket bulunmaktadır. Siber güvenlik için alınacak önlemler Siber güvenlik şirketi ESET, mütevazı adımların bile dayanıklılığı önemli ölçüde artırıp riski azaltabileceğini gördü. İşletmenizin bir sonraki ibret hikâyesi hâline gelmesini önlemek için öncelikle önleme odaklı bir zihniyet benimsemek çok önemlidir. ● En kritik güvenlik açıklarının hızla kapatılması için sağlam yama yönetimi uygulamak, ● Kimlik ve erişim politikalarını sıfır güven yaklaşımıyla güncellemek - ihlal olduğunu varsaymak, en az ayrıcalık politikalarını uygulamak, ● Çok faktörlü kimlik doğrulamayı uygulamak, ● Sunucular, dizüstü bilgisayarlar, bulut hizmetleri ve diğer cihazlar dâhil olmak üzere tüm cihazlara güvenilir güvenlik yazılımı yüklemek, ● En iyi uygulamalara göre hassas dosyaları yedeklemek ve geri yüklemenin denenmiş ve test edilmiş olmasını sağlamak, ● Paydaşlarla birlikte bir olay müdahale planı oluşturmak ve test etmek, ● Ağları ve uç noktaları, güvenlik ihlallerinin erken uyarı işaretleri için sürekli izlemek, ● Personele güncel siber güvenlik farkındalık eğitimi vermek ve kimlik avı simülasyonları gerçekleştirmek; çalışanlar hem şirketin en güçlü varlığı hem de en zayıf halkasıdır. İç uzmanlığa sahip olmayan firmalar için Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleri, uzman güvenlik analistleri tarafından 24 saat izleme ve hızlı müdahale sağlayarak olaylar meydana geldiğinde daha da büyümeden hızlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesini sağlar. Güçlü siber güvenlik savunmaları, inovasyon ve büyümeden uzaklaştırmaz; aksine bunları mümkün kılar. KOBİ'lerin yatırımcıların güvenini kazanmasını, AB'nin NIS2 Direktifi gibi çerçeveler altında sıkılaşan düzenleyici gereklilikleri karşılamasını ve start-up'ları bu kadar değerli kılan çevikliği korumalarını sağlar. Şebeke daha akıllı ve daha bağlantılı hâle geldikçe BT ve kritik altyapı arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Her KOBİ, daha büyük sistemde çok önemli bir rol oynar ve her boşluk önemli. Temiz enerji, teknolojiye, şebekeye ve geçişi destekleyen şirketlere duyulan güvene bağlıdır. BT veya OT'de siber güvenlik ikinci planda kalırsa bu güven kaybolacaktır. KOBİ'lerin zayıf halka olması için hiçbir mazeret yoktur. Doğru korumalarla, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin dayanıklı omurgası olabilirler.

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar Haber

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar

Tahminler, APAC, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, BDT ve LATAM bölgelerinde, fidye yazılımı girişimlerinin tespit ve önlenme oranı, her bölgede toplam üretim kuruluşu sayısı, gerçek saldırılarda ortalama kesinti süresi, kuruluş başına ortalama çalışan sayısı ve ortalama saatlik ücret esas alınarak yapıldı. Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu. Bu rakam, yalnızca üretim hattının durması nedeniyle iş gücünün boşta kalmasının doğrudan maliyetini yansıtıyor; operasyonel ve finansal etkiler ise çok daha yüksek olabiliyor. Kaspersky Security Network verilerine göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde üretim sektöründe fidye yazılımı tespitlerinde bölgesel sıralama şu şekilde gerçekleşti: Orta Doğu (%7) ve Latin Amerika (%6,5) ilk sırada yer alırken; APAC (%6,3), Afrika (%5,8), BDT (%5,2) ve Avrupa (%3,8) bu sıralamayı izledi. Bu saldırıların tamamı Kaspersky çözümleri tarafından engellendi. Aşağıdaki potansiyel zarar tahmini, bu saldırılar başarılı olsaydı oluşabilecek finansal etkiyi gösteriyor. Fidye yazılımı üretim tesislerini hedef aldığında, üretim hatları durur ve bu durum, hem iş gücünün boşta kalması nedeniyle anlık gelir kaybına hem de üretimdeki azalma nedeniyle uzun vadeli eksikliklere yol açıyor. Ortalama saldırı süresi 13 gün (Kaspersky Olay Müdahale Raporu temel alınmıştır). 2025’in ilk üç çeyreğinde fidye yazılımı nedeniyle boşta kalan iş gücünün maliyeti bölgeler bazında şu şekilde hesaplanmıştır: Avrupa: 4,4 milyar dolarLATAM: 711 milyon dolarOrta Doğu: 685 milyon dolarBDT: 507 milyon dolarAfrika: 446 milyon dolar Tedarik zinciri aksaklıkları, itibar kaybı ve kurtarma masrafları gibi ek faktörler göz önüne alındığında, gerçek işletme kayıpları çok daha yüksek olabiliyor. VDC Research, Endüstriyel Otomasyon ve Sensörler Araştırma Direktörü Jared Weiner: “Araştırmamız, fidye yazılımının dünya genelindeki üretim sektöründe yaratabileceği finansal etkiyi tahmini olarak ortaya koyuyor. Üretim ortamlarının giderek karmaşıklaşması, uzmanlık açıklarının genişlemesi ve sürekli değişen iş gücü dinamikleri, çoğu kuruluşun siber güvenliği etkin bir şekilde yönetmesini zorlaştırıyor. Ancak bu konuda başarısız olmak, hem finansal kayıplara hem de itibar zedelenmesine yol açabilir. Etkin bir BT, OT ve IIoT koruması için güvenilir siber güvenlik sağlayıcılarıyla iş birliği yapmak kritik önem taşıyor,” yorumunda bulundu Kaspersky GReAT, Rusya ve BDT Araştırma Merkezi Başkanı Dmitry Galov konuya ilişkin şunları söyledi:“Hiçbir bölge fidye yazılımından muaf değil; ister Orta Doğu, LATAM, APAC, BDT, Afrika ya da Avrupa olsun, tüm üretim merkezleri sürekli hedef alınıyor. Daha önce tehdit aktörleri tarafından göz ardı edilebilecek orta ölçekli üreticiler de artık hedefte çünkü güvenlik bütçeleri daha küçük ve tedarik zinciri aksaklıklarının etkisi çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha büyük olabiliyor. Üretim sektörü ve diğer tüm kuruluşlar, güvenilir ve kanıtlanmış savunma sistemlerine ve sürekli kullanıcı eğitimi programlarına ihtiyaç duyuyor.” Farklı bölgelerde fidye yazılımı ile ilgili daha fazla bilgi, Kaspersky’nin 2025 Fidye Yazılımı Durum Raporu’nda yer alıyor Kaspersky, kuruluşların fidye yazılımına karşı korunmaları için şu en iyi uygulamaları takip etmelerini öneriyor: Tüm uç noktalarda fidye yazılımı korumasını etkinleştirin. Ücretsiz Kaspersky Anti-Ransomware Tool for Business ,bilgisayar ve sunucuları fidye yazılımı ve diğer kötü amaçlı yazılımlardan korur, istismar girişimlerini engeller ve mevcut güvenlik çözümleriyle uyumludur.Endüstriyel ve kritik sektörlerin kapsamlı korunması için Kaspersky, OT sınıfı teknolojiler, uzman bilgi ve tecrübeyi birleştiren özel bir ekosistem sunar. Bu ekosistemin merkezinde, kritik altyapı koruması için tasarlanmış) is Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS) platformu bulunur. KICS, güçlü ağ trafiği analizi ve uç nokta koruma, tespit ve müdahale yeteneklerini sağlar. Geleneksel BT güvenlik önlemleri ile endüstriyel güvenlik teknolojilerini birleştirerek şirketinizi her türlü tehdide karşı donanımlı hâle getirir.Endüstriyel olmayan sektörlerdeki şirketler, gelişmiş tehdit tespiti, araştırma ve hızlı müdahale yetenekleri sağlayan anti-APT ve EDR çözümlerini kullanabilir. Kuruluşlar ayrıca SOC ekiplerine en güncel tehdit istihbaratına erişim sağlayabilir ve profesyonel eğitimlerle ekiplerini düzenli olarak geliştirebilir. Tüm bunlar Kaspersky Next Expert çatısı altında sunulmaktadır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.