Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kritik Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Kritik Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kritik Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom ve ASELSAN’dan Yerli Teknoloji İçin Stratejik Güç Birliği Haber

Türk Telekom ve ASELSAN’dan Yerli Teknoloji İçin Stratejik Güç Birliği

Teknoloji ve dijitalleşme çağına öncülük eden Türk Telekom, Türkiye’nin küresel teknoloji arenasında rekabet gücünü artıracak yerli ve milli çözümler üretmek için tarihi bir adım attı. Türk Telekom, yerli akıllı telefonlar, kullanıcı cihazları ile yerli haberleşme ekipmanlarının donanım ve yazılımlarını geliştirmek üzere ekosistemin en güçlü oyuncularından ASELSAN ile güçlerini birleştiriyor. Kurulan iş birliği, haberleşme teknolojilerinde yerli ve milli üretimin payını en üst seviyeye taşımayı amaçlıyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Aselsan CEO’su Ahmet Akyol, ATO Başkanı Gürsel Baran ve Türk Dünyası İş Konseyi Başkanı Aydın Erkoç’un katılımlarıyla kamu ve özel sektörün güçlü temsilcilerini bir araya getiren toplantıda, yerli ve milli haberleşme cihazı projesinin hayata geçirilmesi için ilk adımlar atıldı ve yol haritası belirlendi. “Türkiye'nin geleceğini tasarlayan bir teknoloji şirketiyiz” Yeni dönemde teknolojiyi sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir vizyonla hareket ettiklerini vurgulayan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, iş birliği hakkında şunları kaydetti: “Dijital dönüşümde liderliği üstleniyor, yenilikçi yerli ve milli ürünler, projeler geliştirmeyi milli sorumluluk olarak ana odak noktamızda tutuyoruz. Ülkemizin küresel teknoloji alanındaki rekabet gücünü artıracak, yerli ve milli haberleşme cihazı üretimi de bu anlamda kırmızı çizgimizdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın dijitalleşme ve yerlileşme vizyonu doğrultusunda çok kıymetli bir iş birliğine imza attık. Bu güçlü birliktelik sayesinde yerli ve milli cihaz projemizin yol haritası belirlendi ve hayata geçmesi için ilk somut adımları atıldı. Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltacak ve teknolojiye dayalı geleceğini şekillendirecek çalışmalarımız aralıksız devam edecek.” Türk Telekom’un yerli ürünlerinin dünyanın çeşitli ülkelerinde kullandığına dikkat çeken Şahin; “Türk Telekom olarak yalnızca bir telekomünikasyon şirketi değil, Türkiye'nin geleceğini tasarlayan bir teknoloji şirketiyiz. İştiraklerimiz Argela ve Netsia’nın ileri teknolojiler alanındaki 70’i aşkın uluslararası patenti, bu konudaki inovasyon gücümüzün en büyük kanıtıdır. Dünyanın dev teknoloji şirketleriyle yaptığımız stratejik anlaşmalar bölgesel gücümüzü pekiştiriyor. Uluslararası ortaklarımızdan Net Insight ile birlikte geliştirdiğimiz senkronizasyon ürünümüzü ticarileştirmeyi başardık. Yine mühendislerimizin özverili çalışmalarıyla ortaya çıkan Open Ran çözümlerimiz, RIC ve SEBA ürünlerimiz hem kendi bünyemizde hem de dünyanın dört bir yanında aktif olarak kullanılıyor. Sektörümüzün en büyük yatırımcılarından biri olarak altyapı hamlelerimiz ve Ar-Ge çalışmalarımız, ülkemizin dijital geleceğini yerli ve imkanlarla inşa etme vizyonumuzda büyük önem taşıyor” dedi. “Yaşananlar güvenli iletişimin ve dijital vatan güvenliğinin önemini ortaya koyuyor” Ülkemizin savunma sanayiinde yakaladığı ileri teknoloji ivmesinin sivil alanlarda da kullanılmasının önemine dikkat çeken ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, “ASELSAN’ın ilk faaliyet alanı haberleşme. Kuruluş felsefemizde askeri haberleşme cihazlarını yerli olarak üretmek var. Bugüne kadar 1 milyondan fazla haberleşme sistemini üreterek sahaya sunduk. Emniyet ve Jandarma Teşkilatımız için hayata geçirdiğimiz JEMUS ve KETUM projeleriyle Türkiye’nin tamamında kritik iletişim altyapıları kurduk. Son dönemde dünyada yaşanan çatışmalar, haberleşme altyapısı ve cihazlarının sadece bir teknoloji unsuru değil, güvenlik açısından da sahadaki en kritik yeteneklerden biri olduğunu gösterdi. ASELSAN, haberleşme teknolojilerinde sahip olduğu saha tecrübesi, üretim kapasitesi ve kritik altyapı kurma yetkinliği ile bu ekosistemin doğal ve güçlü bir parçasıdır. Başta haberleşme olmak üzere bu gibi millileştirme projelerinin ASELSAN olarak her zaman destekçisiyiz. Yarım asrı aşan tarihimiz ve haberleşme sistemleri alanındaki köklü birikim ve kapasitemizle devletimiz ve milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KJ Power Generator SAHA Expo 2026'da Yeni Nesil Saha Enerji Teknolojilerini Tanıttı Haber

KJ Power Generator SAHA Expo 2026'da Yeni Nesil Saha Enerji Teknolojilerini Tanıttı

Türk mühendisler tarafından geliştirilen ürün portföyü; askeri operasyonlar, mobil üs bölgeleri, saha haberleşmesi, lojistik destek faaliyetleri ve kritik altyapı uygulamaları için kesintisiz, taşınabilir ve verimli enerji çözümleri sunmaktadır. Şirketin SAHA Expo'da sergilediği kompakt askeri jeneratör sistemleri, hafif mobil jeneratörler, şaft jeneratör teknolojileri, DC jeneratör çözümleri ve plugin ışık kuleleri; mobilite, çevresel dayanıklılık ve akıllı enerji yönetimi alanlarında öne çıktı. Şirket, ürün portföyünün yanı sıra UL (Underwriters Laboratories) sertifikasyonu, devam eden yeni nesil fabrika yatırımı ve NATO ve BM tedarikçi kayıt sürecindeki gelişmelerle uluslararası savunma ekosistemindeki konumunun derinleştiğini duyurdu. Ekstrem koşullara dayanıklı kompakt askeri jeneratör KJ Power Generator'ın savunma sanayine yönelik öne çıkan çözümlerinden KJB110 Askeri Tip 110 kVA Kompakt Jeneratör, kritik operasyonlarda kesintisiz enerji ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildi. Sistem, −35°C ile +55°C arasındaki ekstrem iklim koşullarında çalışacak şekilde tasarlandı. Helikopterle aktif durumda taşınabilen LVAD sertifikasyon süreçlerini tamamlamis, kompakt tasarımlı KJB110, operasyon bölgesine doğrudan indirilebilme özelliği ile birliklere hızlı enerji desteği sağlıyor. Yere bırakıldıktan sonra dış desteğe ihtiyaç duymadan 8 saate kadar kesintisiz çalışabilen sistem, ani konuşlanma, geçici üs kurulumu ve operasyonel sürdürülebilirlik ihtiyaçları açısından stratejik bir alternatif sunuyor. Dört personelle taşınabilen hafif mobil jeneratör KJY13 Hafif Mobil Jeneratör, sahadaki ani elektrik ihtiyaçlarına hızlı müdahale amacıyla geliştirildi. Alüminyum kabin yapısı ve optimize edilmiş motor bileşenleri sayesinde 130 kilogramın altına indirilen sistem, dört personel tarafından elle taşınabilecek şekilde tasarlandı. Çöl ve yoğun tozlu ortamlar için geliştirilen özel radyatör modifikasyonu, farklı coğrafi koşullarda güvenilir performans sağlıyor. Bağımsız motoru olmayan şaft jeneratör sistemi KJ Power Generator'ın yenilikçi teknolojileri arasında yer alan Şaft Jeneratör Sistemi, üzerinde bağımsız bir motor bulunmadan elektrik üretebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Tank, kamyon veya benzeri araçların mekanik hareketinden yararlanan sistem, aracın şaftına entegre edilerek enerji üretimi sağlıyor. Yakıt verimliliği, bakım kolaylığı ve operasyonel sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sunan teknoloji; araç üstü savunma sistemleri ve mobil operasyonlar için bağımsız bir enerji alternatifi oluşturuyor. Akıllı modüler enerji yönetimi: DC jeneratörler Telekomünikasyon, kritik altyapı ve stratejik saha uygulamaları için geliştirilen DC Jeneratör Serisi, 100 kilogramın altındaki kompakt yapısıyla 7 kW ve 11 kW güç seçenekleri sunuyor. Elektronik yük yönetimi sayesinde yalnızca ihtiyaç duyulan enerjiyi üreten sistem, yakıt tüketimini optimize ediyor. Yazılım tabanlı senkronizasyon altyapısı, birden fazla cihazın ek bir senkronizasyon panosuna ihtiyaç duymadan paralel çalışabilmesine olanak tanıyor. Motorsuz ve sessiz aydınlatma: plugin ışık kulesi Motor veya akü gerektirmeyen tamamen elektrik destekli yapısıyla Plugin Işık Kulesi, sessiz çalışma, hafiflik ve kolay taşınabilirlik özellikleriyle saha operasyonlarına esneklik kazandırıyor. 4x300W LED projektörleri ile geniş alan aydınlatması sunan sistem, 400W projektör opsiyonu ile yüksek aydınlatma ihtiyaçlarına da yanıt veriyor. Birden fazla kule tek bir enerji kaynağı üzerinden paralel bağlanabiliyor; kamera anons sistemi, rüzgâr şiddet ölçer, pan-tilt motor ve hibrit batarya desteği opsiyonel olarak sunuluyor. Askeri hibrit jeneratör Askeri operasyonlardan şantiye, etkinlik, maden ve afet bölgelerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip KJ Power Askeri Hibrit Jeneratör, batarya ve dizel hibridi sayesinde tek dolumla uzun çalışma süresi sunuyor. 13 kVA standby ve 11,8 kVA prime güç kapasitesi, 3000 rpm çalışma hızı, 231 V gerilim değeri ve endüstriyel su soğutmalı yapısıyla sistem; mobil üs bölgeleri, haberleşme altyapıları ve kritik saha uygulamaları için yüksek verimlilik sağlıyor. Yönetim açıklaması KJ Power Generator Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kürkçü, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Otuz yılı aşkın süredir Türkiye'de enerji teknolojileri üreten bir şirket olarak, savunma sanayisine yönelik kabiliyetimizi yerli mühendislik ile inşa ettik. SAHA Expo'da gördüğümüz ilgi, ürünlerimizin yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil, müttefik ordularımızın da operasyonel ihtiyaçlarına cevap verebildiğini gösteriyor. Bu yön, KJ Power'ın önümüzdeki dönemde stratejik önceliği olmaya devam edecek." Yerli mühendislik, uluslararası sahaya hazır portföy KJ Power Generator, savunma sanayii başta olmak üzere kritik altyapı, telekomünikasyon ve mobil saha uygulamalarında rekabetçi, dayanıklı ve verimli enerji teknolojileri geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, SAHA Expo 2026'da tanıttığı yeni ürün ailesinin ulusal ve uluslararası savunma projelerinde aktif rol üstlenmesini hedeflediğini açıkladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları Haber

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları

Günümüzde savaşlar yalnızca sahada değil, dijital sistemler üzerinden de yürütülüyor. Elektrik şebekeleri, su dağıtım sistemleri, enerji santralleri, ulaşım ağları ve telekomünikasyon altyapıları artık siber saldırıların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. YEO Teknoloji iştiraki olan ve kritik altyapı güvenliği alanında çözümler sunan CBERNET’in Genel Müdürü Gökay Türksönmez, kritik altyapıların korunmasının artık yalnızca bir BT güvenliği meselesi olmadığını vurguluyor. Türksönmez, elektrik üretimi, su dağıtımı ve endüstriyel üretim süreçleri bugün büyük ölçüde endüstriyel kontrol sistemleri (ICS), SCADA ve OT ağları üzerinden yönetildiğini belirterek, “Bu sistemler operasyonel süreçleri doğrudan kontrol ettiği için gerçekleştirilecek bir siber saldırı yalnızca veri kaybına değil, fiziksel süreçlerin kesintiye uğramasına da yol açabiliyor” diyor. Türksönmez’e göre kritik altyapılara yönelik saldırılar artık teorik bir risk olmaktan çıktı. Dünya genelinde enerji şebekelerini, petrol ve gaz tesislerini veya su arıtma sistemlerini hedef alan çok sayıda saldırı yaşanıyor. Bu saldırılar elektrik kesintileri, üretim duruşları veya fiziksel ekipman hasarı gibi sonuçlar doğurabiliyor. Enerji ve endüstriyel sistemler en kritik hedefler Kritik altyapıların büyük bölümü operasyonel teknoloji (OT) ortamlarında çalışıyor. Bu sistemler genellikle uzun yıllar boyunca kesintisiz çalışacak şekilde tasarlandığı için klasik BT güvenliği yaklaşımları çoğu zaman yeterli olmuyor. Türksönmez bu noktaya dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bir elektrik santraline, su arıtma tesisine veya enerji iletim altyapısına yönelik siber saldırı yalnızca veri ihlali anlamına gelmez. Bu tür saldırılar operasyonların durmasına, üretimin kesilmesine ve hatta fiziksel hasara yol açabilir. Bu nedenle kritik altyapı güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” Siber güvenlikten siber dayanıklılığa Artan tehdit ortamı, kritik altyapılarda yalnızca saldırıları önlemeye odaklanan klasik güvenlik yaklaşımının yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre kurumların artık siber dayanıklılık (cyber resilience) yaklaşımını benimsemesi gerekiyor. Bu yaklaşım; saldırıları önlemeyierken tespit etmeyioperasyonların kesintiye uğramasını engellemeyisaldırı sonrasında hızlı toparlanmayı birlikte ele alıyor. Kritik altyapıların güvenliğinde IEC 62443, NIST SP 800-82 ve ISO 27001 gibi uluslararası standartlar da giderek daha fazla önem kazanıyor. CBERNET kritik altyapıların güvenliğini güçlendiriyor CBERNET, kritik altyapıların siber güvenliği alanında enerji, üretim, petrol ve gaz ile su ve atık su yönetimi gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Şirket; endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği, risk analizi, güvenlik mimarisi tasarımı, test hizmetleri ve eğitim çalışmalarıyla kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Türksönmez, “YEO Teknoloji ekosistemi içinde CBERNET olarak kritik altyapı güvenliğini yalnızca bir teknoloji meselesi olarak değil, iş sürekliliği ve ulusal güvenlik perspektifiyle ele alıyoruz. Enerji santrallerinden endüstriyel üretim tesislerine kadar birçok kritik sistemin siber güvenliğini sağlamak için Türkiye’de ve farklı ülkelerde projeler yürütüyoruz. Dijitalleşen altyapıların güvenliğini en baştan tasarlamak artık projelerin ayrılmaz bir parçası haline geldi” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sandworm, Polonya’nın Elektrik Şebekesini Hedef Aldı Haber

Sandworm, Polonya’nın Elektrik Şebekesini Hedef Aldı

Sandworm, özellikle Ukrayna'nın kritik altyapısına yönelik yıkıcı siber saldırılar konusunda uzun bir geçmişe sahip. Aralık ayının son haftasında Polonya'nın elektrik şebekesine yapılan saldırıda, ESET'in analiz ettiği ve DynoWiper olarak adlandırdığı veri silme kötü amaçlı yazılımı kullanıldı. ESET güvenlik çözümleri, DynoWiper'ı Win32/KillFiles.NMO olarak algılıyor. ESET araştırmacıları, kötü amaçlı yazılım ve ilgili TTP'leri analiz ettikten sonra saldırının Rusya yanlısı Sandworm APT'ye ait olduğunu düşündüklerini bunun nedeninin ise analiz edilen önceki birçok Sandworm wiper faaliyetiyle büyük ölçüde örtüşmesi olduğunu belirtti. Hedeflenen etkiyle ilgili ayrıntılar hâlâ araştırılmaya devam ederken ESET araştırmacıları, koordineli saldırının Sandworm'un Ukrayna elektrik şebekesine düzenlediği ve kötü amaçlı yazılımların neden olduğu ilk elektrik kesintisine yol açan saldırının 10’uncu yıl dönümünde gerçekleştiğini vurguladılar. 2015 yılının Aralık ayında Sandworm, BlackEnergy kötü amaçlı yazılımını kullanarak birkaç elektrik trafo merkezindeki kritik sistemlere erişim sağlamış ve yaklaşık 230 bin kişi birkaç saat boyunca elektriksiz kalmıştı. On yıl sonra Sandworm, özellikle Ukrayna'da çeşitli kritik altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşları hedef almaya devam ediyor. ESET araştırmacıları, Nisan-Eylül 2025 dönemini kapsayan en son APT Faaliyet Raporu'nda, Sandworm'un Ukrayna'daki hedeflerine düzenli olarak wiper saldırıları düzenlediğini tespit ettiklerini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TERA Holding ve Barikat, Çözüm Ortaklarıyla Siber Güvenlik Sektörünün 2026 Vizyonu için Bir Araya Geldi Haber

TERA Holding ve Barikat, Çözüm Ortaklarıyla Siber Güvenlik Sektörünün 2026 Vizyonu için Bir Araya Geldi

Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk Haber

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk

Siber güvenlik sektörünün öncelikli ihtiyaçlarının ve ortak vizyonunun netleştirildiği, bu vizyonu hayata geçirecek somut adımlar üzerinde birlikte karar alındığı toplantıda; yetkin insan kaynağı, yerli ürün geliştirme, siber güvenlik pazarının büyütülmesi, kârlılık ve sektörde sürdürülebilir değer yaratımı ile uluslararası açılım başlıkları ele alındı. Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu. Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı.

Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya Haber

Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya

Risk, reasürans ve sermaye, insan kaynakları ve yatırımlar ile yönetim danışmanlığı alanlarında küresel lider olan Marsh (NYSE: MRSH) ile önde gelen küresel çok branşlı sigorta şirketi ve dayanıklılık hizmetleri sağlayıcısı Zurich Insurance Group'un (Zurich) üst düzey yöneticilerinin, bugün yayınlanan Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Küresel Riskler Raporu'nun bulgularına ilişkin yorumlarına göre küresel iş dünyası liderleri, derinleşen jeopolitik bölünmelerin yanı sıra artan teknolojik ve toplumsal zorlukların önümüzdeki 12 ay boyunca iş dünyasını şekillendirmeye devam edeceği bir dönemde artan risklerle karşı karşıya. Marsh ve Zurich, Dünya Ekonomik Forumu'nun stratejik ortakları ve Küresel Riskler Danışma Kurulu üyeleridir. Katılımcılar tarafından 2026'da en önemli beş acil risk olarak jeoekonomik çatışma, devlet temelli silahlı çatışmalar, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma ve yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon belirlendi. İki yıllık görünümde yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ikinci, toplumsal kutuplaşma üçüncü sıraya yükseldi. Marsh Risk'in Özellikli Ürünler Lideri Andrew George rapor ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Toplumsal parçalanma ve eşitsizlikten, sağlık ve refahın azalmasına kadar, hepimizin karşı karşıya olduğu toplumsal risklerin merkezinde derinleşen bölünmeler yer alıyor. Bu küresel risklerin artan önemine rağmen, büyük hükümetler ortak zorluklarımızın üstesinden gelmek için tasarlanmış birçok kabul gören sistemden uzaklaşıyor. Sonuç olarak, bölünmüş toplumlar sosyal istikrarsızlık ve artan çatışma eşiğine daha da yaklaşıyor.” Raporun uzun vadeli bulguları, jeoekonomik çatışma hariç 33 riskin tamamının önümüzdeki 10 yıl içinde iş liderleri tarafından şiddetinin artacağı öngörüsünü vurgulayarak yeni bir küresel rekabet çağının ortaya çıkışının altını çiziyor. Rapora göre, katılımcıların yüzde 57'si önümüzdeki on yılda çalkantılı veya fırtınalı bir görünüm öngörüyor. 10 yıllık görünüm, çevresel ve teknolojik riskler tarafından güçlü bir şekilde domine ediliyor. Zurich'in Yaşam, Sağlık ve Banka Dağıtım Kanalları CEO'su Alison Martin raporla ilgili şunları söyledi: “Büyük ekonomilerdeki iş dünyası liderleri emeklilik ve kamu sağlığı konusunda derin endişe duyuyor. Bu açıklar hem iş gücünün refahını hem de sosyal istikrarı tehdit ediyor. Ancak sağlıkta yaşanan gerileme, kamu altyapısı ve sosyal koruma eksikliği gibi toplumsal riskler ile bu risklerin etkileri dünyamızı yeniden şekillendirmeye başlamış olmasına rağmen, 10 yıllık risk görünümünde neredeyse hiç yer almaması dikkat çekici. Acil bir şekilde ve iş birliği içinde hareket etmezsek, geleceğimizi tanımlayabilecek tehditleri görmezden gelme riskiyle karşı karşıyayız.” Rapora göre, iş gücü piyasalarını, toplumsal yapıları, altyapıyı ve jeopolitiği büyük ölçüde etkileyecek olan yapay zeka (YZ) ve kuantum bilişimdeki ilerlemeler küresel ekonomik uçurumların genişlemesine de katkıda bulunabilir. Deniz altı kablolarının kesilmesinden uyduların bozulmasına kadar çeşitli tehditlere maruz kalan kritik altyapıların modernizasyonu için de önemli yatırımlar gerekebilir. Zurich’in Grup Risk Yöneticisi Peter Giger şunları ekledi: “Aşırı hava koşulları, siber saldırılar ve jeopolitik çatışmalar artan tehditler oluşturmasına rağmen, kritik altyapı kesintileri önümüzdeki on yıl için küresel riskler arasında sadece 23. sırada yer aldı. Bu tehlikeli bir ihmal. Rekor sıcaklıklar nedeniyle zorlanan elektrik şebekelerinden yükselen deniz seviyeleri nedeniyle risk altında olan kıyı kentlerine kadar, hazırlıksız ve yetersiz fonlanmış sistemlere güveniyoruz. Altyapı çöktüğünde, her şey risk altında olur. Bu tehditlerin ne kadar birbirine bağlı olduğunu anlamalı ve bir sonraki kriz gelmeden önce dayanıklılığı güçlendirmek için şimdi yatırım yapmalıyız.” Yapay zeka ve kuantum bilişimindeki gelişmeler işgücü piyasalarını ve jeopolitiği hızla yeniden şekillendiriyor; bu durum, bireylerin yaşamlarında devrim yaratacak, sağlığımızı ve refahımızı artıracak ve ulusların geleceğini şekillendirecek derin etkiler doğuracak. Otomasyon ve kuantum atılımları hızlanırken, hükümetler ve şirketler, rol fazlalığı, ekonomik yoğunlaşma ve kritik altyapıda ile dijital güven alanında sistemik aksamalar potansiyelinin yarattığı zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışmalıdır. Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi CEO’su Tarık Serpil rapor ile ilgili şunları aktardı: “Küresel Riskler Raporu 2026, dünyada risklerin artık tekil değil, birbirini besleyen bir yapı içinde ilerlediğini gösteriyor. Jeopolitik belirsizliklerden ekonomik dalgalanmalara, teknolojik dönüşümden çevresel tehditlere kadar pek çok başlık aynı anda karar alma süreçlerini etkiliyor. Bu yeni dönemde asıl fark yaratan, belirsizliği öngörüyle yönetebilen ve kısa vadeli baskılarla uzun vadeli hedefler arasında denge kurabilen kurumlar olacak. Rapor, risklerin arttığı bir dünyada dayanıklılık, esneklik ve iş birliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.” Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Kısa vadede jeoekonomik ve jeopolitik karışıklıklar, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ile toplumsal kutuplaşma gibi riskler öne çıkarken; uzun vadede olağanüstü hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü ile doğal kaynak kıtlığı giderek daha belirleyici hale geliyor. Bu tablo, sorumluluk alarak birlikte harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamıza sahip çıkmalıyız” dedi.

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği Haber

Redington Türkiye ve Cyble'dan Stratejik İş Birliği

Redington Türkiye, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber güvenlik alanında global ölçekte öne çıkan Cyble ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda, Redington Türkiye, Cyble'ın gelişmiş siber tehdit istihbaratı çözümlerini Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki kurumlarla buluşturacak. Yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ile proaktif güvenlik Cyble, AI-native mimarisiyle kurumların dijital varlıklarını proaktif şek ilde korumalarını sağlayan yeni nesil tehdit istihbaratı çözümleri sunuyor. Dark web ve deep web izleme, yapay zeka destekli marka takibi, saldırı yüzeyi yönetimi (Attack Surface Management), tehdit aktörü analizi ve gerçek zamanlı risk tespiti gibi yetkinlikler, kurumların yalnızca tehditlere yanıt vermesini değil, tehditler oluşmadan önce aksiyon almasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye ve Cyble iş birliği, özellikle finans, telekomünikasyon, kamu, perakende ve kritik altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren kurumların, siber riskleri daha bütüncül ve öngörülebilir bir yaklaşımla yönetmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Cyble, tehdit istihbaratını yalnızca veri sağlayan bir yapıdan çıkararak, operasyonel olarak kullanılabilir içgörülere dönüştüren bütünleşik bir platform sunuyor. Agentic AI yaklaşımıyla desteklenen çözümler; bulut, uç nokta ve dijital varlıklar genelinde sürekli görünürlük s ağlarken, kurumların güvenlik ekiplerinin karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, Cyble'ı geleneksel tehdit istihbaratı çözümlerinden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bora İncir: "Proaktif siber savunma yaklaşımını güçlendiriyoruz" Redington Türkiye, güçlü partner ekosistemi ve bölgesel uzmanlığı sayesinde Cyble çözümlerinin pazarda daha hızlı konumlanmasını hedefliyor. Bu kapsamda iş ortaklarına yönelik enablement programları, teknik eğitimler ve sektörel etkinliklerle Cyble çözümlerinin yaygınlaştırılması planlanıyor. İş birliği modeli, Redington'un katma değerli dağıtım yaklaşımıyla uyumlu şekilde, kurumların operasyonel ihtiyaçlarına göre esnek çözümler sunulmasını mümkün kılıyor. Redington Türkiye & Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Bora İncir, iş birliğiyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Siber güvenlik a rtık yalnızca tehditlere karşı savunma yapmak değil, riskleri önceden öngörebilmek anlamına geliyor. Cyble ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, Redington Türkiye olarak müşterilerimize yapay zekâ destekli, proaktif ve operasyonel değeri yüksek tehdit istihbaratı çözümleri sunacağız. Güçlü partner ekosistemimizle birlikte, bölgedeki kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyoruz." Cyble CEO ve Kurucu Ortağı Beenu Arora: "Türkiye, Orta Asya ve Kafkaslar siber tehditlerin hem hacim hem de karmaşıklık açısından hızla arttığı stratejik pazarları temsil ediyor. Redington Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı çözümlerimizi bölgedeki kurumlara daha etkin şekilde ulaştırmayı hedefliyoruz. Redington'ın güçlü iş ortağı ekosistemi ve derin yerel pazar uzmanlığı, Cyble'ın proaktif siber savunma yaklaşımının yayg ınlaşmasında kritik bir rol oynuyor." Redington Türkiye Hakkında 1993 yılında kurulan Redington Grup, bugün 37'den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 450'nin üzerinde global markanın dağıtımını üstlenen lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. Grup, yıllık 11,8 milyar doları aşan gelir hacmiyle; siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, analitik ve 5G gibi alanlarda uçtan uca dijital çözümler sunmaktadır.Türkiye operasyonlarını 1995 yılında LinkPlus adıyla başlatan şirket, 2015'te Redington Grup bünyesine katılmış, 2021 itibarıyla Redington Türkiye adını almıştır. Bugün Redington Türkiye; global tecrübesi, güçlü iş ortakları ağı ve temsil ettiği 50'nin üzerinde markalarla, bölgesel dijital dönüşümün öncülerinden biri konumundadır.Cyble Hakkında Cyble, yapay zekâ destekli tehdit istihbaratı ve siber ris k analizi alanında faaliyet gösteren global bir teknoloji şirketidir. Dark web, deep web ve açık kaynaklardan elde ettiği verileri AI-native platformu üzerinden analiz eden Cyble; kurumlara gerçek zamanlı tehdit görünürlüğü, saldırı yüzeyi yönetimi ve risk önceliklendirme imkânı sunar. Dünya genelinde birçok kurum tarafından tercih edilen Cyble, siber güvenlikte proaktif savunma yaklaşımının öncülerinden biri olarak konumlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.