Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kriz Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Kriz Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kriz Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ANTGİAD Genişletilmiş Üye Toplantısı’nda Turizm Zirvesi Haber

ANTGİAD Genişletilmiş Üye Toplantısı’nda Turizm Zirvesi

Akra Otel’de gerçekleştirilen toplantı bünyesinde düzenlenen “Turizmin Geleceği: Antalya 2026” başlıklı panel; protokol mensupları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve sektörün önde gelen isimlerini aynı çatı altında buluşturdu. Toplantı, hem içerik derinliği hem de katılımcı profiliyle Antalya iş dünyasının en dikkat çekici buluşmalarından biri oldu. ANTGİAD’IN AKTİF YAPISI BİR KEZ DAHA ORTAYA KONDU Gecenin açılışında söz alan ANTGİAD Genel Sekreteri Av. Neslihan Yalçın, derneğin son bir ay içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetleri katılımcılarla paylaştı. Sosyal sorumluluk projelerinden iş dünyasına yönelik temaslara kadar geniş bir yelpazeye yayılan çalışmalar, ANTGİAD’ın üretken ve dinamik yapısını bir kez daha ortaya koydu. “BARIŞ VE GÜVEN, TURİZMİN TEMELİDİR” Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, konuşmasında küresel gelişmelerin turizm sektörü üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturduğu risklere değinen Yavaş, bu sürecin doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin güçlü konumunu koruyabileceğini ifade etti. “İnsanlık tarih boyunca zorlu dönemlerden geçti. Ancak her defasında barış aklı, çatışmanın önüne geçmeyi başardı. Biz de bugün, kaygılarımızı dile getirirken umudumuzu korumak zorundayız. Çünkü turizm; barışla büyür, güvenle gelişir.” Yavaş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine de atıfta bulunarak, bu yaklaşımın yalnızca bir dış politika vizyonu değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal istikrarın temel taşı olduğunu vurguladı. Yavaş ; “Barış varsa turizm vardır. Güven varsa hareket vardır. Huzur varsa gelecek vardır.” ENERJİ VE KÜRESEL EKONOMİ VURGUSU Konuşmasında enerji başlığının stratejik önemine de değinen Yavaş, olası bir küresel enerji krizinin turizm başta olmak üzere tüm sektörleri etkileyebileceğini ifade etti. Ancak bu sürecin aynı zamanda yeni stratejiler geliştirmek için bir fırsat sunduğunu belirten Yavaş, sektörün dayanıklılığını artıracak adımların önemine dikkat çekti. ZİRVE NİTELİĞİNDE BİR BULUŞMA ANTGİAD başkanı Ercan YAVAŞ, bu açılış konuşmasının ardından moderatör sıfatıyla paneli başlattı. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı ve Limak Holding Turizm Grubu Başkanı Kaan Kavaloğlu, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı ve Limak Otelleri Turizm Grubu Başkan Vekili Hakan Saatçioğlu, Fraport TAV Antalya Havalimanı Genel Müdürü Deniz Varol, turizm sektörünün deneyimli yöneticilerinden Umman Çetinbaş ve MTS Globe Operasyon Direktörü Rahman Kale’nin yer aldığı panel; temsil gücü yüksek yapısıyla sektörün tüm dinamiklerini aynı zeminde buluşturdu. Panele katılan isimlerin taşıdığı kurumsal sorumluluk ve sektörel temsil gücü, organizasyonu klasik bir panelin ötesine taşıyarak adeta bir turizm zirvesine dönüştürdü. Türkiye turizminin en üst düzey çatı kuruluşlarını, yatırımcılarını, operasyon yöneticilerini ve karar verici aktörlerini temsil eden bu güçlü kadro; bilgi birikimi, saha tecrübesi ve stratejik bakış açılarıyla Antalya turizminin geleceğine yön verecek nitelikte değerlendirmelerde bulundu. Panelin moderatörlüğünü üstlenen ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş ise yönelttiği çok katmanlı, analitik ve ufuk açıcı sorularla tartışmayı derinleştirerek; paneli yalnızca bir değerlendirme oturumu olmaktan çıkarıp, sektörün geleceğine ışık tutan stratejik bir düşünce platformuna dönüştürdü. Jeopolitik risklerden yapay zekaya , rekabet stratejilerinden kriz yönetimine uzanan geniş bir çerçevede yöneltilen sorular, katılımcıların perspektifini genişletirken, panelin etki gücünü belirgin şekilde artırdı. Turizm ekosisteminin farklı halkalarını temsil eden bu üst düzey katılım, paneli yalnızca bir fikir alışverişi platformu değil; aynı zamanda sektörün geleceğine dair ortak aklın şekillendiği önemli bir karar zemini haline getirdi. SEKTÖRÜN DUAYENLERİ GELECEĞİ KONUŞTU Ercan Yavaş’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, turizm sektörü ve turizmdeki değişim dinamikleri çok yönlü bir bakış açısıyla da ele alındı. YAPAY ZEKA : Yapay zekanın insanın yerini alan değil, insanı güçlendiren bir “stratejik asistan” olacağı vurgulanırken; özellikle insan kaynakları süreçlerinde sağladığı verimlilikle sektörün operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artıracağı ifade edildi. GÜÇLÜ YÖNLER : Antalya turizminin en güçlü yönleri arasında tesis kalitesi ve yüksek hizmet standardı öne çıkarken, her şey dahil sistemine kazandırılan yenilikçi yaklaşım ve zengin içerik yapısının bu modeli hala güçlü bir rekabet avantajına dönüştürdüğü belirtildi. KRİZ YÖNETİMİ : Kriz yönetimi başlığında ise Türkiye turizminin geçmiş deneyimlerinden beslenen dirençli yapısına dikkat çekilerek, bölgesel risklere rağmen sektörün doğru stratejilerle yoluna devam edeceği ve gelir üretme kapasitesini koruyacağı ifade edildi. Krizlerden öğrenen bir turizm yapısı olduğu için, çevremizdeki savaş atmosferinin yaratacağı krizin de hızla aşılacağı dile getirildi. İNSAN KAYNAKLARI : İnsan kaynağı tarafında ise özellikle Z kuşağının doğru anlaşılması ve sektöre entegre edilmesinin, turizme yeni bir dinamizm ve yenilikçi bakış açısı kazandıracağına vurgu yapıldı. PANELİSTLER ONURLANDIRILDI Yoğun katılımla gerçekleşen toplantı, panelistlere takdim edilen ONUR PLAKETLERİ ile sona erdi. ANTGİAD’ın bu buluşması, Antalya turizminin geleceğine ışık tutan önemli bir platform olarak değerlendirilirken; sektör için stratejik bir vizyon ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör Haber

İsveç’te dikkat çeken rapor: Kriz ve savaş dönemlerinde en kritik güç özel sektör

İsveç’te yayımlanan yeni bir değerlendirme, ülkenin krizlere karşı direncinde en önemli unsurun şirketler ve özellikle ulaşım sektörü olduğunu ortaya koydu. İsveç Sivil Savunma Kurumu (MCF) tarafından hazırlanan “Şirketler için Hazırlık” başlıklı rehber, ülkenin savunma ve kriz yönetimi stratejisinde özel sektörün kritik rolüne dikkat çekti. Tågföretagen ve Transportföretagen tarafından düzenlenen webinarda ele alınan rapora göre, şirketlerin faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesi, İsveç’in genel direncinin temelini oluşturuyor. Demiryolu Taşımacılığı Kritik Öneme Sahip Raporda özellikle demiryolu taşımacılığının, İsveç’in toplam savunma sistemi içinde hayati bir rol oynadığı vurgulandı. Hem sivil hem de askeri taşımacılıkta kullanılabilen bu sistemin, kriz anlarında ülke içi hareketliliğin devamlılığını sağladığı ifade edildi. Uzmanlara göre demiryolu operatörleri, kriz durumlarında: planlama kesintileri yönetme lojistik organizasyon konularında yüksek kabiliyete sahip. Bu nedenle bu kapasitenin daha etkin kullanılması gerektiği belirtiliyor. Şirketlerin Güçlü Olması Ulusal Güvenliği Etkiliyor MCF’nin raporunda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri ise şu oldu: “Şirketlerin direnci, ülkenin direncidir.” Bu yaklaşım, özellikle savaş ve kriz dönemlerinde ekonomik ve lojistik faaliyetlerin devamlılığının ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre: Güçlü şirketler krizlerde ayakta kalabiliyor Ayakta kalan şirketler ise savaş dönemlerinde daha fazla tercih ediliyor Devlet ve Özel Sektör Arasında Net İş Birliği Şart Raporda, demiryolu operatörlerinin kriz hazırlık süreçlerinde aktif rol alması gerektiği belirtilirken, bu süreçte mali yüklerin şirketlere tek başına bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, sürdürülebilir bir sistem için: Devlet ile şirketler arasında net sözleşmeler yapılması Sorumlulukların açık şekilde belirlenmesi Maliyetlerin karşılanması gerektiğini ifade etti. Güçlü Demiryolu Altyapısı Olmazsa Olmaz İsveç’in krizlere karşı dayanıklılığını artırmak için demiryolu altyapısının güçlendirilmesi gerektiği de raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Bu kapsamda: Bakım eksikliklerinin giderilmesi Kapasitenin artırılması Alternatif hatların oluşturulması öncelikli ihtiyaçlar olarak sıralandı. Ayrıca yapılacak yatırımların hem sivil hem askeri kullanım için uygun olması gerektiği, yani “çift kullanımlı (dual use)” altyapıların geliştirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. “Ulaşım Her Koşulda Devam Etmeli” Raporda dikkat çeken bir diğer mesaj ise ulaşım sektörünün rolüne ilişkin oldu. Kriz ya da barış fark etmeksizin sektörün temel görevinin değişmediği belirtilerek şu ifade öne çıktı: “Ulaşım sektörü, her koşulda insanları ve yükleri hareket ettirmekle yükümlüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü Haber

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü

Gerilimin yoğun şekilde hissedildiği son 3 haftada 9,4 milyar dolarlık gayrimenkul satışı yapılırken, Türk yatırımcılar da Dubai’de alımlarını sürdürdü. Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, Dubai’nin güçlü altyapısı, hızlı kriz yönetimi ve uluslararası yatırımcı güveni sayesinde bölgesel risklere rağmen dayanıklılığını koruduğunu belirtti. Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, İran’ın misillemeleriyle bölgesel ölçekte daha da derinleşen gerilim, yatırım piyasalarında yakından takip edilirken, Dubai gayrimenkul sektöründe satışların durmadığı görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri Arazi ve Emlak Dairesi verileri ile sektörün haftalık piyasa özetlerine göre 28 Şubat-22 Mart 2026 dönemini kapsayan üç haftalık süreçte Dubai gayrimenkul piyasasında toplam işlem hacmi 34,5 milyar dirhemi aştı. ABD dolarına sabit kurla bağlı olan BAE dirheminde 1 doların 3,6725 dirheme eşit olması dikkate alındığında bu tutar yaklaşık 9,4 milyar dolara karşılık geliyor. Aynı dönemde 2-8 Mart haftasında 8,29 milyar dirhem (yaklaşık 2,26 milyar dolar), 9-15 Mart haftasında 15,66 milyar dirhem (yaklaşık 4,26 milyar dolar) ve 16-22 Mart haftasında 10,54 milyar dirhem (yaklaşık 2,87 milyar dolar) seviyesinde işlem hacmi oluştu. Söz konusu üç haftalık görünüm, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilime rağmen Dubai emlak piyasasında yatırım iştahının tamamen ortadan kalkmadığını, aksine piyasanın güçlü işlem kapasitesini koruduğunu ortaya koydu. Gerilimin en yoğun hissedildiği günlerden biri olan 2 Mart tarihinde, Dubai’ye füze düştüğü yönündeki haberlerin gündeme gelmesine rağmen yaklaşık 670 milyon dolarlık gayrimenkul satışı gerçekleşti. Sektör temsilcileri, bu verilerin Dubai emlak piyasasının kriz dönemlerinde dahi yatırımcı talebini koruyabildiğini gösterdiğine işaret ediyor. Türk yatırımcı ilgisi devam etti Bölgedeki gelişmelere rağmen Türk yatırımcıların Dubai’ye ilgisinde belirgin bir zayıflama yaşanmadı. Sektörden edinilen bilgilere göre Türk vatandaşları söz konusu bir haftalık dönemde iki ayrı projeden, biri villa olmak üzere yaklaşık 10,5 milyon dolarlık gayrimenkul satın aldı. Bu alımların 7’sini lüks segmentte yer alan stüdyo daireler oluşturdu. Türk yatırımcıların son yıllarda Dubai gayrimenkul piyasasındaki ağırlığının giderek arttığını belirten Betül Işık, 2025 yılında Türk vatandaşlarının Dubai’den konut satın alan yabancılar arasında ikinci sıraya yükselmesinin de bu eğilimi açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. “Panik satışları ya da iptal dalgası görmüyoruz” Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, jeopolitik gelişmelerin yatırımcı psikolojisi üzerinde kısa vadeli etkiler oluşturabileceğini ancak bunun piyasada sert bir kırılmaya dönüşmediğini belirterek, “Bölgede yaşanan gelişmeler doğal olarak yatırımcıların karar süreçlerinde daha temkinli hareket etmesine neden oluyor. Ancak sahada gördüğümüz tablo, panik satışları ya da yaygın iptal talepleri yönünde değil. Türk yatırımcılar başta olmak üzere birçok alıcı, süreci yakından izliyor fakat yatırımlarını tamamen askıya almıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut projelerde inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü, satış süreçlerinde belirgin bir duraksama yaşanmadığını ve yatırımcıların daha çok seçici davranarak hareket ettiğini vurgulayan Işık, Dubai piyasasının kriz anlarında refleks gösterme kapasitesinin yüksek olduğunu söyledi. “Dubai yatırımcı güvenini koruyan bir merkez” Betül Işık, Dubai’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte güçlü bir yatırım merkezi haline geldiğine dikkati çekerek şunları kaydetti: “Dubai, kriz dönemlerinde dahi işleyen sistemi, güçlü altyapısı ve yatırımcı dostu yapısıyla öne çıkıyor. Günlük hayatın büyük ölçüde normal akışını koruması, projelerin planlandığı şekilde ilerlemesi ve resmi kurumların hızlı aksiyon alabilmesi yatırımcı açısından güven veriyor. Bu nedenle kısa vadeli jeopolitik dalgalanmalar, alım iştahını tamamen ortadan kaldırmıyor.” Dubai’nin uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini korumaya devam ettiğini belirten Işık, vergi avantajları, döviz bazlı kira geliri, yüksek talep ve güçlü likiditenin bu dayanıklılığı destekleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi. “Birçok yatırımcı için Dubai artık yalnızca bölgesel bir pazar değil, küresel ölçekte güvenli ve erişilebilir bir yatırım merkezi. Bu nedenle belirsizlik dönemlerinde dahi talep tamamen kaybolmuyor. Hatta bazı yatırımcılar bu tür süreçleri, doğru proje ve doğru fiyatla pozisyon almak adına fırsat olarak değerlendirebiliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Liderler Krizlere Karşı Daha Dayanıklı Haber

Kadın Liderler Krizlere Karşı Daha Dayanıklı

Araştırmalara göre kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor; şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. Fakat iş dünyasında kadınların yükselişi her ne kadar bir kazanım olarak görülse de veriler, özellikle üst yönetim yolundaki engellerin tedarik zinciri ve satın alma gibi kritik departmanlarda stratejik bir zafiyete dönüştüğünü gösteriyor. Yani küresel ölçekte kadınların liderlikteki payı artış gösterse de ivme yavaşlıyor. McKinsey “Women in the Workplace 2025” verilerine göre; kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe terfi etme oranlarındaki eşitsizlik (Broken Rung), yönetim kademelerindeki yetenek havuzunu kilitliyor. TÜSAYDER tarihinde bir ilk olan eş başkanlık sisteminin mimarlarından TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz Grant Thornton International tarafından bu yıl 22. kez gerçekleştirilen İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre, küresel ölçekte kadınların üst yönetimdeki oranının 1,1 puan gerileyerek %32,9 olduğunu, mevcut eğilimin, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabileceğine işaret ettiğini söylüyor. Yılmaz, araştırmaya göre, üst yönetimdeki kadın oranı sıralamasında Türkiye, %41,8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6. sırada yer aldığını belirtti. Araştırmaya göre Türkiye, %32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan; %34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6,9 puan üzerinde konumlanıyor. “Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği” Satın alma gibi müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş yönetimi kaslarının ön planda olduğu "çok disiplinli" alanlarda kadın liderlerin, şirketlerin kriz anındaki rekabet gücünü doğrudan artırdığını ifade eden Yılmaz uluslararası araştırmaların, kadın liderlerin kriz anlarındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini gösterdiğini söylüyor. Harvard Business Review (HBR) tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların “inisiyatif alma”, “öğrenme çevikliği” ve “başkalarını motive etme” gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13’ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz kadınların kriz anlarında daha dayanıklı olduklarını belirterek İzlanda Modeli’ni hatırlatıyor: “Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. 'Kırık Basamak' dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Oysaki krizin en yoğun olduğu dönemde, İzlanda'daki tüm büyük bankalar batarken, hayatta kalan ve kâr etmeye devam eden tek finans kuruluşu kadınlar tarafından kurulan ve yönetilen Audur Capital olmuştu. Kurucular Halla Tómasdóttir ve Kristin Petursdóttir, krizi "erkek egemen risk alma iştahı ve sürü psikolojisi"nin bir sonucu olarak tanımlayıp "Duygusal sermaye", "risk farkındalığı" ve "uzun vadeli kâr" gibi kavramları merkeze koydular. Bu yaklaşım, Harvard Business Review ve TED gibi platformlarda vaka analizi olarak işlendi ve küresel ekonomide hala en başarılı “krizden çıkış” vaka analizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Satın alma tarafına baktığımızda da kadın temsilinin artması, şirketlerin kriz dönemlerinde daha yüksek 'yetenek bağlılığı' ve 'inovasyon' kapasitesine ulaşmasını sağlıyor. Bu bir sosyal hedef değil, 2026’nın sert piyasa koşullarında bir hayatta kalma stratejisidir.” “Kadın Liderliği Bir Tercih Değil, Stratejik Bir Zorunluluktur” Dr. Sevgi Yılmaz, satın almanın yeni döneminde kadınların rolünü şu sözlerle vurguluyor: “Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz.” STZ26, 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Satınalmanın dönüşümü ve kadın liderlerin kriz yönetme formüllerinin konuşulacağı, zirvenin ikinci oturumu olan “Ezber Bozan Yeni Çağın Kadın Liderleri” panelinde; Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde, iş dünyasının önemli isimleri Emine Erdem (SEDEFED YK Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER YK Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB) ve Damla Alişan (Alişan Lojistik CEO) bir araya gelecek. Oturumda, lojistikten üretime, perakendeden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede kadın refleksinin tedarik zincirini nasıl daha “dayanıklı” kıldığı somut örneklerle tartışılacak. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan "Satınalmanın Yeni Çağı" temalı bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Ücretsiz kayıtlar https://tusayder.org adresinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir" Haber

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir"

16 yıllık İK birikimini güvenlik sektörüne taşıyan Arven Özel Güvenlik'in Kurucusu Melike Çalışır'ın, disiplinler arası liderlik hikayesi ile sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba, ben Melike Çalışır 1986 Tarsus doğumluyum. Kariyerime 2004 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri eğitimiyle başladım ve tam 16 yıl boyunca İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Bu süreçte binlerce çalışanın motivasyonunu, gelişimini ve başarısını yönettim. Ancak bir noktada fark ettim ki, en değerli kaynağımız olan insanı koruma misyonunu, doğrudan iş modelinin kalbine taşımalıyım. İşte bu vizyonla, son 4 yıldır Arven Özel Güvenlik' in kurucusu olarak, insan kaynakları prensiplerini güvenlik sektörünün liderliğine entegre ediyorum. Amacım: “Sadece tesisleri değil, oradaki insanı güvence altına almaktır." Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Arven Özel Güvenlik'in kurucusu olmadan önce, stratejik İK deneyimimi Kafkas Kestane Şekeri ve Güneş İnsan Kaynakları gibi köklü markalarda olgunlaştırdım. Bu süreçte öğrendiğim en büyük ders, en iyi operasyonel başarının bile temelinde yüksek nitelikli ve motive edilmiş insan kaynağı olduğu gerçeğiydi. Kafkas'ın yüz yıllık mirasından gelen kalite hassasiyeti ve Güneş İK'dan gelen stratejik personel planlama yetkinliği sayesinde, güvenlik sektöründeki geleneksel İK sorunlarını (düşük motivasyon, yüksek sirkülasyon) çözmeye odaklandım. Bugün Arven'de uyguladığımız insan odaklı güvenlik modeli, işte bu köklü ve çapraz disiplinli İK geçmişimin bir ürünüdür ve bizi sektörde farklılaştıran temel güçtür. "Kendi şirketimi kurmak ise en büyük dönüm noktamdı. Bugün geriye dönüp baktığımda, bu adımın kariyerimdeki en doğru karar olduğunu açıkça söyleyebilirim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, sadece finansal hedeflere ulaşmak değil, sektör standartlarını yukarı çeken kalıcı bir değişim yaratmak ve bu değişimi etik insan sermayesiyle gerçekleştirmektir. Beni diğerlerinden farklı kılan ve başarımı garantileyen temel strateji, İK disiplinini, girişimcilik çevikliği ve operasyonel hassasiyetle birleştirmemdir. Yani Rakiplerim operasyonel riskleri teknik veya fiziki boyutta yönetirken, ben önce personel riskini yönetirim. Güneş İnsan Kaynakları'nda öğrendiğim gibi, doğru işe doğru insanı koymak ve onu yüksek motive tutmak, en pahalı alarm sisteminden daha etkilidir. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerimde karşılaştığım en büyük zorluk, kurumsal dünyanın stratejik İK uzmanlığından, özel güvenlik sektöründe sıfırdan bir girişimci olmaya geçiş yapmaktı. Çünkü Güvenlik sektörüne adım attığımda gördüm ki, sektördeki yaygın bakış açısı, güvenlik personelinin düşük ücretli, yüksek sirkülasyonlu ve genellikle son çare olarak görülen bir iş gücü olmasıydı. Güneş İK'da öğrendiğim yetenek yönetimi prensiplerini uyguladım. İşe alım süreçlerimizi, sadece fiziki yeterliliğe değil, iletişim, problem çözme ve kriz yönetimi becerilerine odaklanacak şekilde yeniden yapılandırdım. İK uzmanlığımı kurucu vizyonuyla birleştirerek ve insan kalitesine tavizsiz yatırım yaparak aştım. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kendinizi tanıyıp ne istediğinizi biliyor olmanız ilk önerim olabilirim. Çünkü İnsanın olduğu her yerde önce iletişim sonra sabır devreye giriyor bunu bilerek yaşamınızı şekillendirmeniz diyebilirim. İkinci önerimse; "Her şeyi biliyorum" fikrinden vazgeçin. Değişen ve gelişen hayata karşı direnmeyin. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik anlayışımı, Dönüştürücü ve Hizmetkar Liderlik modellerinin birleşimi olarak tanımlayabilirim. Dönüştürücü Liderlikten amacım, sadece görevleri dağıtmak değil, vizyon yaratmak ve bu vizyonu takip edenleri ilham vererek yetkilendirmektir. Sürekli öğrenme ve gelişim kültürünü teşvik ederim. Hizmetkar Liderlikten amacımsa ekibimin (altyapımın) başarılı olması için gereken tüm kaynakları, bilgiyi ve engelleri ortadan kaldırmaktır. Ben, ekibimin başarısının bir kolaylaştırıcısıyım. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Bölgesinde ve ulusal çapta, teknoloji, proaktif risk yönetimi ve insan kaynağının kusursuz entegrasyonuyla tanınan, sektörde güvenilirliğin mutlak standardı olmakla birlikte değişen ve karmaşıklaşan tehdit profillerine karşı sadece fiziksel koruma sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda stratejik risk danışmanlığı sunarak onların iş sürekliliğini, huzurunu ve itibarını garanti altına almak. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Küresel ekonomik belirsizlikler ve yoğun rekabet, güvenlik sektöründe maliyet hassasiyetini ve aynı zamanda risk yönetimi ihtiyacını artırmaktadır. Arven olarak, bu ortamda kendimizi maliyet etkin, teknoloji odaklı ve proaktif risk ortağı olarak konumlandırıyoruz. Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için; Arven olarak hem maliyet baskılarına yanıt veriyor hem de güvenlikte teknoloji ve insan kalitesini birleştirerek üstün bir değer teklifi sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Arven Özel Güvenlik olarak, sürdürülebilirliği sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli iş sürekliliğinin ve itibar yönetiminin temel bir direği olarak görüyoruz. İş dünyasının sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusundaki sorumluluğunu sadece bir zorunluluk değil, varoluşsal bir gereklilik olarak görüyoruz. İş dünyası, kaynakları tüketen değil, yenileyen ve toplumu güçlendiren bir kuvvet olarak hareket etmelidir. Arven olarak biz de güvenlik hizmetlerimizi bu bakış açısıyla tasarlamaya devam edeceğiz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve Yapay Zekâ (YZ), özel güvenlik sektörünü reaktif (olay sonrası müdahale) bir modelden, proaktif (olay öncesi önleme) bir modele dönüştürüyor. Arven için bu, sadece yeni kameralar almak değil, hizmetin ve personelimizin niteliğini yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Bu köklü değişime adapte olmak için üç aşamalı stratejik bir yol haritası izliyoruz: Yetenek ve Zihniyet Dönüşümü, Teknolojik Pilot Uygulamalar ve Ölçeklendirme, Sürekli Araştırma ve İş Birliği. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bugünkü dinamik ve belirsizliklerle dolu iş dünyasında kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmek isteyen gençlere vereceğim en kritik tavsiyeler, geleneksel yetkinliklerin ötesine geçen, adaptasyon ve kalıcı öğrenmeye odaklanan üç ana prensipte tavsiye verebilirim. 1-"T Şekilli" Olun, Tek Bir Alanla Yetinmeyin Artık sadece bir alanda uzmanlaşmak yetmiyor; uzmanlığınızı çevrenizdeki diğer disiplinlerle bağlayabilmeniz gerekiyor. 2- "Öğrenmeyi Öğrenin" ve Hızla "Unutun" Bilgi ve teknoloji hızla eskidiği için, bir şeyi ne kadar bildiğiniz değil, ne kadar hızlı yeni bir şey öğrenebildiğiniz önemlidir. 3-"Değer Yaratmaya ve İletişime Odaklanın" Teknik yetkinlikler sizi işe sokar, ancak iletişim ve değer yaratma yeteneği sizi zirveye taşır.

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir" Haber

"Doğru İşe Doğru İnsanı Koymak, En Pahalı Alarm Sisteminden Daha Etkilidir"

16 yıllık İK birikimini güvenlik sektörüne taşıyan Arven Özel Güvenlik'in Kurucusu Melike Çalışır'ın, disiplinler arası liderlik hikayesi ile sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba, ben Melike Çalışır 1986 Tarsus doğumluyum. Kariyerime 2004 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri eğitimiyle başladım ve tam 16 yıl boyunca İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Bu süreçte binlerce çalışanın motivasyonunu, gelişimini ve başarısını yönettim. Ancak bir noktada fark ettim ki, en değerli kaynağımız olan insanı koruma misyonunu, doğrudan iş modelinin kalbine taşımalıyım. İşte bu vizyonla, son 4 yıldır Arven Özel Güvenlik' in kurucusu olarak, insan kaynakları prensiplerini güvenlik sektörünün liderliğine entegre ediyorum. Amacım: “Sadece tesisleri değil, oradaki insanı güvence altına almaktır." Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Arven Özel Güvenlik'in kurucusu olmadan önce, stratejik İK deneyimimi Kafkas Kestane Şekeri ve Güneş İnsan Kaynakları gibi köklü markalarda olgunlaştırdım. Bu süreçte öğrendiğim en büyük ders, en iyi operasyonel başarının bile temelinde yüksek nitelikli ve motive edilmiş insan kaynağı olduğu gerçeğiydi. Kafkas'ın yüz yıllık mirasından gelen kalite hassasiyeti ve Güneş İK'dan gelen stratejik personel planlama yetkinliği sayesinde, güvenlik sektöründeki geleneksel İK sorunlarını (düşük motivasyon, yüksek sirkülasyon) çözmeye odaklandım. Bugün Arven'de uyguladığımız insan odaklı güvenlik modeli, işte bu köklü ve çapraz disiplinli İK geçmişimin bir ürünüdür ve bizi sektörde farklılaştıran temel güçtür. "Kendi şirketimi kurmak ise en büyük dönüm noktamdı. Bugün geriye dönüp baktığımda, bu adımın kariyerimdeki en doğru karar olduğunu açıkça söyleyebilirim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, sadece finansal hedeflere ulaşmak değil, sektör standartlarını yukarı çeken kalıcı bir değişim yaratmak ve bu değişimi etik insan sermayesiyle gerçekleştirmektir. Beni diğerlerinden farklı kılan ve başarımı garantileyen temel strateji, İK disiplinini, girişimcilik çevikliği ve operasyonel hassasiyetle birleştirmemdir. Yani Rakiplerim operasyonel riskleri teknik veya fiziki boyutta yönetirken, ben önce personel riskini yönetirim. Güneş İnsan Kaynakları'nda öğrendiğim gibi, doğru işe doğru insanı koymak ve onu yüksek motive tutmak, en pahalı alarm sisteminden daha etkilidir. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerimde karşılaştığım en büyük zorluk, kurumsal dünyanın stratejik İK uzmanlığından, özel güvenlik sektöründe sıfırdan bir girişimci olmaya geçiş yapmaktı. Çünkü Güvenlik sektörüne adım attığımda gördüm ki, sektördeki yaygın bakış açısı, güvenlik personelinin düşük ücretli, yüksek sirkülasyonlu ve genellikle son çare olarak görülen bir iş gücü olmasıydı. Güneş İK'da öğrendiğim yetenek yönetimi prensiplerini uyguladım. İşe alım süreçlerimizi, sadece fiziki yeterliliğe değil, iletişim, problem çözme ve kriz yönetimi becerilerine odaklanacak şekilde yeniden yapılandırdım. İK uzmanlığımı kurucu vizyonuyla birleştirerek ve insan kalitesine tavizsiz yatırım yaparak aştım. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kendinizi tanıyıp ne istediğinizi biliyor olmanız ilk önerim olabilirim. Çünkü İnsanın olduğu her yerde önce iletişim sonra sabır devreye giriyor bunu bilerek yaşamınızı şekillendirmeniz diyebilirim. İkinci önerimse; "Her şeyi biliyorum" fikrinden vazgeçin. Değişen ve gelişen hayata karşı direnmeyin. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik anlayışımı, Dönüştürücü ve Hizmetkar Liderlik modellerinin birleşimi olarak tanımlayabilirim. Dönüştürücü Liderlikten amacım, sadece görevleri dağıtmak değil, vizyon yaratmak ve bu vizyonu takip edenleri ilham vererek yetkilendirmektir. Sürekli öğrenme ve gelişim kültürünü teşvik ederim. Hizmetkar Liderlikten amacımsa ekibimin (altyapımın) başarılı olması için gereken tüm kaynakları, bilgiyi ve engelleri ortadan kaldırmaktır. Ben, ekibimin başarısının bir kolaylaştırıcısıyım. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Bölgesinde ve ulusal çapta, teknoloji, proaktif risk yönetimi ve insan kaynağının kusursuz entegrasyonuyla tanınan, sektörde güvenilirliğin mutlak standardı olmakla birlikte değişen ve karmaşıklaşan tehdit profillerine karşı sadece fiziksel koruma sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda stratejik risk danışmanlığı sunarak onların iş sürekliliğini, huzurunu ve itibarını garanti altına almak. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Küresel ekonomik belirsizlikler ve yoğun rekabet, güvenlik sektöründe maliyet hassasiyetini ve aynı zamanda risk yönetimi ihtiyacını artırmaktadır. Arven olarak, bu ortamda kendimizi maliyet etkin, teknoloji odaklı ve proaktif risk ortağı olarak konumlandırıyoruz. Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için; Arven olarak hem maliyet baskılarına yanıt veriyor hem de güvenlikte teknoloji ve insan kalitesini birleştirerek üstün bir değer teklifi sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Arven Özel Güvenlik olarak, sürdürülebilirliği sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli iş sürekliliğinin ve itibar yönetiminin temel bir direği olarak görüyoruz. İş dünyasının sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusundaki sorumluluğunu sadece bir zorunluluk değil, varoluşsal bir gereklilik olarak görüyoruz. İş dünyası, kaynakları tüketen değil, yenileyen ve toplumu güçlendiren bir kuvvet olarak hareket etmelidir. Arven olarak biz de güvenlik hizmetlerimizi bu bakış açısıyla tasarlamaya devam edeceğiz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve Yapay Zekâ (YZ), özel güvenlik sektörünü reaktif (olay sonrası müdahale) bir modelden, proaktif (olay öncesi önleme) bir modele dönüştürüyor. Arven için bu, sadece yeni kameralar almak değil, hizmetin ve personelimizin niteliğini yeniden tanımlamak anlamına geliyor. Bu köklü değişime adapte olmak için üç aşamalı stratejik bir yol haritası izliyoruz: Yetenek ve Zihniyet Dönüşümü, Teknolojik Pilot Uygulamalar ve Ölçeklendirme, Sürekli Araştırma ve İş Birliği. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bugünkü dinamik ve belirsizliklerle dolu iş dünyasında kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmek isteyen gençlere vereceğim en kritik tavsiyeler, geleneksel yetkinliklerin ötesine geçen, adaptasyon ve kalıcı öğrenmeye odaklanan üç ana prensipte tavsiye verebilirim. 1-"T Şekilli" Olun, Tek Bir Alanla Yetinmeyin Artık sadece bir alanda uzmanlaşmak yetmiyor; uzmanlığınızı çevrenizdeki diğer disiplinlerle bağlayabilmeniz gerekiyor. 2- "Öğrenmeyi Öğrenin" ve Hızla "Unutun" Bilgi ve teknoloji hızla eskidiği için, bir şeyi ne kadar bildiğiniz değil, ne kadar hızlı yeni bir şey öğrenebildiğiniz önemlidir. 3-"Değer Yaratmaya ve İletişime Odaklanın" Teknik yetkinlikler sizi işe sokar, ancak iletişim ve değer yaratma yeteneği sizi zirveye taşır.

BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın 3. Dönemi Başlıyor Haber

BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın 3. Dönemi Başlıyor

Başvuru süreci 19 Aralık 2025 tarihine kadar devam eden program kapsamında, 50 kadın KOBİ, ihracattan dijitalleşmeye pek çok farklı alanda deneyimli mentorlarla ücretsiz olarak bire bir çalışma fırsatı elde edecek. Akbank ve TurkishWIN iş birliğiyle düzenlenen BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın üçüncü dönemi için başvuru süreci 19 Aralık 2025 tarihine kadar devam ediyor. Program, girişimci kadınları alanında deneyimli mentorlarla bir araya getirerek sürdürülebilir bir gelişim yolculuğu sunmayı hedefliyor. Başvurular arasından seçilecek 50 kadın KOBİ, bu ağa katılarak çalışmalarına güç katacak. BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı; yıllık cirosu en az 1 milyon TL olan girişimci kadınları, ihracat, yatırım, büyüme, insan kaynağı, liderlik, pazarlama, kriz yönetimi, networking, dijitalleşme gibi alanlarda ücretsiz ve 6 ay sürecek bire bir mentorluk desteğiyle buluşturuyor. Program kapsamında Akbank ve TurkishWIN’in güçlü liderliği ve Arya Kadın Yatırım Platformu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Ege İhracatçı Birlikleri, Endeavor Türkiye, EY (Ernst & Young), Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD), İstinye Garage Incubation Hub, İzmir İş Kadınları Derneği, JCI İstanbul, Kadir Has Üniversitesi, Silivri Teknokent, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Wings, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Ankara TEKMER, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, Treeo VC, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Van Teknokent, Women in Games Türkiye, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği, Viveka ve 10.000 Kadın Girişimciler Derneği mentorları ile kadın KOBİ’lerin işlerini geleceğe taşımalarına destek sunulurken; yatırım, yeni pazarlar, insan kaynakları gibi konularda tüm girişimcilere açık etkinlikler de düzenlenecek. Hedeflerinin kadın KOBİ’lere bütüncül bir destek ağı sunmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş; “Türkiye’de kadın girişimcilik oranı %18 bandına ulaşmış durumda. Ancak potansiyelin hâlâ çok altında. Kadın KOBİ’lerimizin büyüme iştahı, dijitalleşmeye açıklıkları ve markalaşma kabiliyetleri reel sektörde ciddi bir değer yaratıyor; buna karşın finansmana erişim, mentorluk, görünürlük ve kurumsallaşma gibi kritik alanlarda desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Akbank olarak biz, bütüncül bir yaklaşımla kadın KOBİ’lerin tüm ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirmeye, büyüme yolculuklarında yanlarında yer almaya odaklanıyoruz. Bu kapsamda bir yandan kadın KOBİ’lere özel finansman çözümleri sunarken bir yandan da ihtiyaç duydukları eğitim, mentorluk desteğine ve iş ağına erişimlerini kolaylaştırıyoruz. 2021 Aralık ayında uluslararası finans kuruluşlarıyla hayata geçirdiğimiz Kadın KOBİ Paketini müşterilerimizin hizmetine sunmuştuk. Paketin lansman tarihi itibarıyla Kadın KOBİ’lere yönelik sağladığımız finansman tutarı 7,5 katına, hizmet verdiğimiz kadın KOBİ sayısı ise 2 katına ulaştı. Ayrıca uluslararası fon kuruluşları aracılığıyla sağladığımız toplam 240 milyon USD tutarındaki fon ile de kadın KOBİ’lerimizi destekledik. BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı ise bu çabanın önemli bir tamamlayıcısı niteliğinde. Üçüncü yılında da bu programla girişimci kadınları, büyüme, yatırım, ihracat, liderlik gibi alanlarda onlara rehberlik edecek mentorlarla buluşturuyoruz. Biz bu mentorluk sürecini Türkiye ekonomisinin uzun vadeli rekabet gücüne yapılan stratejik bir katkı olarak değerlendiriyor, bu etkiyi artırmak üzere TurkishWIN gibi bu alanda önde gelen kurumlarla el ele ilerlemeye devam ediyoruz” dedi. TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak ise “TurkishWIN olarak 2010 yılından bu yana kadınların iş hayatındaki hedeflerine ulaşmalarını desteklemek için mentorluk, networking ve sosyal öğrenme programları tasarlıyor ve hayata geçiriyoruz. Amacımız, kadınların iş dünyasında daha görünür, daha etkin ve daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak. İngiltere merkezli Sage grubu tarafından yayınlanan rapora göre, girişimcilerin %93’ünün mentorluk desteğinin başarılarını artırdığına inandığını; mentorluk alan işletmelerin ise %70’inin beş yıl ve daha uzun süre ayakta kaldığını ortaya koyuyor. Bu oran, mentorluk almayan işletmelere kıyasla neredeyse iki kat daha yüksek. Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen finansal araçlar ile finansal olmayan desteklerin, eğitim, danışmanlık, hibeler ve güçlü mentorluk ekosisteminin hem sosyal hem de ekonomik açıdan stratejik bir yatırım olduğuna inanıyoruz. Akbank’ın bu alandaki bütünsel yaklaşımını son derece kıymetli buluyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye’nin 148 ülke arasında 135 sırada yer alması, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve kadınların ekonomik hayata katılımında gerçek bir sıçrama yaratmak için sivil toplum–özel sektör iş birliklerine olan ihtiyacın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Akbank iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı da bu güç birliklerinin en etkili örneklerinden biri. Üçüncü yılında programımız, girişimcilik ekosisteminin liderlerinden 20 sivil toplum kuruluşu ve 50 gönüllü iş lideri mentoru bir araya getirerek kadın KOBİ’lerin büyüme yolculuğuna somut katkı sağlıyor. Birlikte güçlüyüz.” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.